• Sonuç bulunamadı

ABC mal ve değer sınıflandırma yöntemi endst. açık depo sahası endst. açık döngü sistemi endst. açık saha yönetimi endst. açık yenileşim endst.

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ABC mal ve değer sınıflandırma yöntemi endst. açık depo sahası endst. açık döngü sistemi endst. açık saha yönetimi endst. açık yenileşim endst."

Copied!
152
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ABC mal ve değer sınıflandırma yöntemi (Alm. ABC Ordnungsverfahren des Lagerbestandes, n; Fr. méthode ABC, f; méthode de classification d'inventaire ABC, f; technique sélective de gestion des stocks, f; İng. ABC inventory classification method; selective inventory control; split inventory system) endst. Bir işletmenin para, mal ve varlıklarının yıllık toplam cirosuna katkısı en yüksekten en düşüğe doğru sıralandığında, Pareto kuralı

kullanılarak A sınıfındaki ürünlerin çeşit olarak küçük, toplam değer olarak yüksek, B sınıfındaki ürünlerin çeşit ve toplam değer olarak orta düzeyde, C sınıfındaki ürünlerin ise çeşit olarak en fazla, toplam değer olarak en düşük düzeyde olmak üzere üç kategoriye ayrılması.

açık depo sahası (Alm. Hof, m; Fr. parc de l'entreposage, m; İng. yard) endst. Depo binalarının dışında, ürünlerin depolanması, yüklenmesi ve boşaltılması, demiryolu araçlarının manevrası, gelen ve giden kamyonların park etmesi, konteynerlerin depolanması gibi her türlü ürün sevk faaliyeti ve hareketi için kullanılan açık alan.

açık döngü sistemi (Alm. System mit offenem Regelkreis, n; Fr. système en boucle ouverte, m; İng. open-loop system) endst. Kontrol edilebilme amacıyla herhangi bir işaret geribesleme ya da geribildirimi olmayan sistem.

açık saha yönetimi (Alm. Hofsteuerung, f; Hofmanagement, n; Fr. gestion de l'entreposage, f; gestion du parc de l'entreposage, f; İng. field management; yard management) endst. 1. Bir depo veya antreponun açık alanında, taşıtların, taşıma kaplarının (palet vb.) ve kapalı depo alanına taşınması zor oldukları ya da açık hava

koşullarından etkilenmeyecekleri için bazı malzemelerin uygun şekilde depolanması ve hareketlerinin izlenmesi.

2. Depolama alanına gelen taşıtların yükünü, ne zaman gelip ne zaman boşaltma yaptıklarını, tesise giriş ve çıkış saatlerini ve tesis içindeki yönlendirmeleri izleme ve düzenleme işlemi.

açık yenileşim (Alm. offene Innovation; Fr. innovation distribuée; innovation ouverte; İng. open

innovation) endst. Bilgi ve düşüncelerin bilinçli olarak firma içinden dışarıya ve firma dışından içeriye akışını sağlayarak firma içi yenileşimi artırmak ve bu yenileşimin dışarıda da kullanımı için pazarı genişletmeye dayalı yenilikçilik yaklaşımı.

açık zarfla teklif (Alm. informeller Ausschreibungswettbewerb, m; Fr. appels d'offres informel, m; İng. informal bid) endst. Bir teklife çağrıya açık zarfla ya da faks, e-posta, telefon gibi bir iletişim kanalıyla bildirilen ihale önerisi; eşanlam: resmi olmayan teklif.

aday çözüm (Alm. Lösungskandidat, m; Fr. solution candidate, f; İng. candidate solution) endst. Matematiksel programlama problemlerinde, verilen tüm kısıtları sağlayan ve amacı kolay ve hızlı elde edilebilen bir çözüm oluşturarak optimizasyon problemini hızlandırmak olan çözümlerden biri.

aerobik çalışma (Alm. aerobe Arbeit; Fr. travail aérobie, m; İng. aerobic work) endst. Yeterli oksijen solunumuyla yapılan kassal çalışma ya da egzersiz.

aerobik özüştürüm (Alm. aerobischer Metabolismus; Fr. métabolisme aaérobie, m; İng. aerobic

metabolism) endst. İnsan vücudunda oksijenin varlığında yiyeceklerin karbondioksit ve suya dönüşmesi ile birlikte bolca adenozin trifosfat adlı enerji moleküllerinin üretilmesi; eşanlam: oksijenli metabolizma.

ağ (Alm. Netzwerk, n; Fr. réseau, m; İng. network) 1. blşm. Bilgisayarların birbirleriyle iletişim kurabildikleri yapı. 2. endst. Birbirleri ile belirli bir amaç veya konu çerçevesinde ilişkili birey veya gruplardan oluşan yapı. 3. müh. 1. Enerji dağıtım ağı örneğinde olduğu gibi birçok nokta ve bunlar arasındaki bağlantılarla

gösterilebilen bir sisteme ilişkin yapı. 2. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda yöre, ülke ya da dünya çapında her yere yaygınlaştırılmış bağlantı yolları sistemi. 3. (Alm. Netz, n; Fr. filet, m; İng. net) Kale ağı, balık ağı örneklerinde olduğu gibi iplik, sicim, tel vb. ince malzemeden kafes biçiminde yapılmış örgü.

ağ diyagramı (Alm. Graphzeichnen, n; Netzwerkdiagramm, n; Fr. tracé de graphes, m; İng. drawing of a graph;

network diagram) endst. Bilgiyi görselleştirmek amacıyla geometrik çizge kuramından da yararlanılarak

geliştirilen, düğüm noktaları ve bunlar arasındaki bağlantıları gösteren ayrıtlardan oluşmuş ağ yapısındaki çizim.

ağ modeli (Alm. Netzmodell, n; Fr. modèle de réseau, m; İng. network model) endst. Düğüm noktaları ve bunlar arasındaki bağlantıları gösteren ayrıt ya da kenarlardan oluşan, çizge veya ağ şeklinde ifade edilebilen eniyileme modeli.

(2)

ağaç diyagramı (Alm. Baumdiagramm, n; Fr. dendrogramme, m; İng. tree diagram) endst. Hiyerarşik seçeneklerin düğümlerde yer aldığı, dalların seçeneklerin açılımını gösterdiği ve tüm olabilir sonuçların yapraklarda bulunduğu, bir problem ve çözümlerinin tam kapsayıcı bir şemaya dökmek için kullanılan ağaç yapısında çizge.

ağaçsı (Alm. gewurzelter Baum; Arboreszenz, f; Wurzelbaum, m; Fr. arbre enraciné; arborescence, f; İng.

arborescence; out-tree) endst. Bir kök düğümü olan yönlü ağaç, diğer bir deyişle kök düğümünden başka herhangi bir düğüme tek bir yolağın olduğu çizge.

ağız genişliği (Alm. Mündbreite, f; Fr. largeur lèvres, f; İng. mouth breadth) endst. Ağızlık örneğinde olduğu gibi tasarımda ve antropometrik çalışmalarda kullanılan, ağız kapalı şekildeyken ölçülen dudaklar arasındaki en geniş mesafe.

akış 1. (Alm. Ablauf, m; Fr. flux, m; İng. flow) endst. Endüstriyel üretim amacıyla özkaynakların birbirini izleme süreci. 2. (Alm. Strömung, f; Fr. flux, m; écoulement, m; İng. flow) müh. Akıcı özelliği olan bir maddenin kütlesinin ya da enerji gibi bir niteliğinin konum değiştirme olayı.

akış ağı 1. (Alm. Transportnetz, n; Verkehrsnetz, n; Fr. réseau de flot, m; İng. flow network; transportation network) endst. Biri kaynak diğeri yutak olmak üzere iki özel düğümü belirtilmiş ve her bir yönlü ayrıtı üzerinden gönderilebilecek en fazla akışın miktarı, yani yönlü ayrıtın kapasitesinin belirtilmiş olduğu çizge. 2. (Alm.

Abflussnetz, n; Fr. réseau de lignes de courant, m; réseau d'écoulement, m; İng. flow net) inş. Bir yeraltı su akış alanında, sızan su miktar ve davranışını belirlemek üzere kullanılan, akış yönlerinin eşpotansiyel eğrileri ve akış çizgileri ile belirtildiği grafiksel gösterim.

akış denge denklemi (Alm. Bilanzgleichung, f; Fr. équilibre de flux, m; İng. balance equation; flow balance equation) endst. En düşük maliyetli ağ akış problemlerinde bir düğüm noktasındaki giriş ve çıkış değerleri arasındaki farkın o düğüm noktasındaki net miktara eşit olmasını gerektiren kısıtın ifadesi.

akış kontrol diyagramı (Alm. Ablaufsteuerungsdiagramm, n; Fr. diagramme de contrôle de cheminement, m;

İng. flow control diagram) endst. Bir sürecin, programın ya da ticari işin, ardışık iş adımları, başka dallara sapma koşulları, çok şıklı seçme işlemleri gibi ögeleri kullanarak kontrol akışını betimleyen diyagram.

akış tipi atölye çizelgelemesi (Alm. Fertigungssteuerung, f; Fr. ordonnancement d’un atelier monogamme, m;

İng. flow shop scheduling) endst. Belli bir performans ölçütünü eniyileyecek biçimde, tek bir üretim rotasına sahip birden çok işin imalat aşamalarında hangi sıra ve zamanda gerçekleneceğinin belirlenmesi.

akış tipi işlik (Alm. Fließfertigung, f; Fr. atelier monogamme, m; İng. flow shop) endst. İşlerin tek yönlü ardışık sıralı aktiviteler ile gerçekleştirildiği imalat atölyesi.

akreditif uygulama kuralları (Alm. ERA 600; Einheitliche Richtlinien und Gebräuche für Dokumenten- Akkreditive,, pl; Fr. RUU; Règles et Usances Uniformes, pl; İng. UCP; Uniform Customs and Practice for Documentary Credits) endst. Uluslararası ticarette, akreditiflerin hazırlanışı ve kullanımına ilişkin kurallar.

aktarma noktası (Alm. Umschlagpunkt, m; Fr. point de transbordement, m; İng. transhipment point;

transshipment point) endst. Taşımacılıkta, malzeme ve ürünlerin farklı noktalardan getirildiği ve aynı tür taşıma türü ile gönderilmek üzere başka noktalara gönderilmek üzere başka araçlara yüklendiği nokta; eşanlam: kargo aktarma noktası.

aktif 1. (Alm. aktiv; Fr. actif; İng. active) blşm. 1. Bağlı olan ya da bağlantı kabul eden bir düğüm ya da ağ aygıtına ilişkin. 2. Bilgisayarda ana bellekte kullanılmak üzere yer alan program veya dosyanın durumu. 2. (Alm.

Aktiv, n; Fr. actif, m; İng. active; asset) endst. Bir işletmenin veya ortaklığın paraya çevrilebilen mal, nakit değerler ile şimdiki ve gelecekte beklenen haklarının tümü.

aktif çizelge (Alm. aktive Fertigungssteuerung, f; aktiver Ablaufplan, m; Fr. ordonnancement actif, m; İng. active schedule) endst. Üzerindeki makinelerde belirlenmiş olan işlenme sıralarını değiştirerek en az bir işlemin daha erken tamamlanmasını sağlayıp diğer hiçbir işin tamamlanma zamanını artırmayan bir çizelge oluşturmanın olanaklı olmadığı çizelge türü.

(3)

aktif devir hızı (Alm. Kapitalumschlag, m; Fr. rotation de l'actif, f; İng. asset turnover) endst. Satışların ve aktiflerin aynı para birimi üzerinden ederlerinin oranı ile hesaplanan, her bir aktifin bir birimlik ederine karşılık oluşan satış miktarı.

aktif kısıt kümesi (Alm. aktive Nebenbedingungenmenge, f; Fr. jeu de contraintes actives, m; İng. active constraint set; working set) endst. Bir matematiksel programın çözümünde, var olan çözüm için bağlayıcı (aktif) kısıtlar kümesi.

aktif net kârlılığı (Alm. Anlagerendit, f; Nettorendite auf das Anlagevermögen, f; Fr. rendement des actifs, m;

rendement des actifs nets, m; İng. return on net assets; RONA) endst. 1. Bir şirketin net gelirinin duran varlıklarıyla işletme sermayesinin toplamına oranı olarak hesapladığı performans ölçütü; diğer bir deyişle, Net gelir/(Duran varlıklar + İşletme sermayesi) formülüyle hesaplanan oran. 2. İmalat sektöründe, gelirlerden maliyetler çıkarıldıktan sonra net varlıklara bölünerek bulunan performans ölçütü; diğer bir deyişle, (Gelirler – Maliyetler)/Net varlıklar formülüyle hesaplanan oran.

aktifleştirme oranı (Alm. Kapitalisierungsfaktor, m; Fr. coût de renonciation de l'investissement en capital, m;

taux d'actualisation, m; İng. capitalization rate; discount rate) endst. Gelecekteki para akışını bugünkü değere indirgemek için kullanılan faiz oranı.

alacaklar (Alm. Forderungen, pl; Fr. créances, pl; débiteurs, pl; İng. accounts receivables;

receivables) endst. Muhasebede, satılan mal ve ürünlerin ya da verilen hizmetlerin karşılığı olarak hesap gereğince henüz alınmamış olan mal veya para.

alan testi (Alm. Einsatzprüfung, f; Betriebsversuch, m; Fr. essai sur place, m; İng. field test) endst. Yeni geliştirilen bir ürünün ya da tekniğin, hedef pazarındaki seçilmiş bir grup kullanıcı tarafından gerçek çalışma ortamında kullanılarak test edilmesi.

algoritmik çizge kuramı (Fr. théorie des graphes algorithmique, f; İng. algorithmic graph theory) endst. Çizge kuramının, çizgeler üzerinde çeşitli optimizasyon problemlerini çözmek için algoritmalar tasarlayan dalı.

alıcı banka (Alm. anwerbende Bank, f; Fr. banque acquéreuse, f; acquéreur, m; İng. acquirer; acquiring bank) endst. Bir tüccar ya da ticari kuruluş adına kredi kartı ya da banka kartı işlemlerini üstlenen banka ya da finans kuruluşu.

alıma açık miktar (Fr. registre de contrôle des achats, m; İng. open-to-buy) endst. Bir tedarik sürecinde teslim alınacak planlanmış mal miktarından, sipariş edilecek mal miktarının çıkarılmasıyla elde edilen miktar.

almaşık palet yükleme (Fr. palette pinwheeling, f; İng. pallet pinwheeling) endst. Konteynerlerde, daha fazla palet sığdırabilmek ve yükü daha duraylı hale getirebilmek için paletlerin yönlerinin 90o farklarla, yani bir yatay, bir dikey yönde sıralanması.

almaşık yol (Alm. alternierender Pfad; Fr. chemin alterné, m; İng. alternating path) endst. Bir çizgede bir bağımsız ayrıt kümesine göre, bu kümeye ait olan ve olmayan ayrıtların ardarda birbirini izlediği yol.

alt belirtim sınırı (Alm. unterer Grenzwert; Fr. limite de spécification inférieure, f; İng. lower specification limit) endst. Bir süreç ya da ürün için tanımlanan mühendislik sınır değerlerinden en düşük olanı.

alt düzey kodlama (Alm. Dispositionsstufe, f; Stücklistenstufe, f; Fr. code de plus bas niveau, m; İng. low-level coding) endst. Malzeme gereksinim planlamasında, son ürünü oluşturan hammadde, parça, alt montaj veya yarı ürün gibi bir bileşenin, ürün ağacı veya malzeme listesi içinde yer aldığı en düşük düzeyinin belirlenmesi;

eşanlam: alt seviye kodlama.

alt kol uzunluğu (Alm. Unterarmellänge, f; Fr. longueur du bras inférieur, f; İng. lower arm length) endst. Giysi örneğinde olduğu gibi tasarımda ve antropometrik çalışmalarda kullanılan, kişi ayakta dik ve kollar yanlarda serbest pozisyonda, avuç içi içe doğru bakacak şekildeyken ölçülen bilek eklemi ve dirsek arasındaki mesafe.

alt kontrol limiti (Alm. untere Eingriffsgrenze, f; Fr. limite de contrôle inférieure, f; İng. lower control limit) endst. Kalite izleme diyagramında izlenen değişkenin alabileceği en düşük değer.

(4)

alt parti (Alm. untere Fertigungspartie, f; Fr. sous-lot, m; İng. sublot; transfer batch) endst. Bir iş partisinin parçalanması sonucunda her bölümde yer alan iş miktarı; eşanlam: iş partisi bölümü, alt kafile.

alt uzuv (Alm. unteres Ende, n; Fr. extrémité inférieure, f; membre inférieur, m; İng. inferior limb; lower extremity;

lower limb; pelvic limb) endst. Antropometrik çalışmalarda kullanılan, omurgalı canlıların vücutlarının alt kısmına;

kalça, bacaklar, dizler, ayaklar ve ayak parmaklarını kapsayan organ, kas ve eklemlere verilen genel ad; eşanlam:

alt ekstremite.

alt üst üçgen matris ayrıştırma (Alm. LU-Zerlegung; Fr. décomposition LU, f; factorisation LU, f; İng. LU decomposition; LU factorization) endst. Bir kare matrisi, çarpımları bu matrise denk olan alt ve üst üçgen matris olmak üzere iki çarpana ayrıştırma yöntemi; eşanlam: LU ayrıştırma.

alt-üst limit kısıtları (Alm. obere und untere Nebenbedingungen, pl; İng. box constraint) endst. Bir matematiksel programlama modelinde karar değişkeninin alabileceği en düşük ve en yüksek değerlerin belirtildiği kısıtlar.

alternatif en iyi çözüm (Alm. optimale Alternativlösung; Fr. meilleure solution alterne, f; İng. alternative optimal solution; multiple optimal solution) endst. Bir doğrusal programlama probleminde amaç fonksiyonunun aktif bir kısıta paralel olması sonucu karşılaşılan sonsuz sayıda eniyi çözümlerden biri.

alternatif rota (Alm. Alternativroute, f; sekundäre Route, f; Fr. chemin alternatif, m; chemin secondaire, m; İng.

alternative route; secondary route) 1. blşm. Bir teleiletişim ağında, birincil olsarak rota üzerinde karşılaşılan iletim aksamaları ya da trafik sıkışıklıkğı, tıkanıklığı gibi nedenlerden ötürü başvurulan ikinci tercihli

rota. 2. endst. Taşımacılıkta, en iyi rotanın performansına göre, süresi, maliyeti, sürüş rahatlığı ve güvenliği gibi etmenler bakımından performansı en yakın olan ikinci rota; eşanlam: seçenek rota.

altı sigma kalitesi (Alm. Sechs-Sigma Methode, f; Fr. qualité six sigma, f; İng. six sigma quality) endst. Bir üretim veya hizmet sisteminde, kusurlu ya da müşteri isteklerini karşılamayan çıktıların milyonda 3,4’ten az olduğunu bildiren, diğer bir deyişle kabul edilebilir ürün yüzdesinin 99.99966%olduğu bir kalite yönetim kavramı.

altın bölümleme yöntemi (Alm. Methode des goldenen Schnittes, f; Fr. méthode du nombre d’or, f; İng. golden section search) endst. Tek bir modu olan bir fonksiyonun en büyük (küçük) değeri için arama yapılırken arama aralığının altın oran (1:1,618) değeri kullanılarak iki alt parçaya ayrılıp gerekli karşılaştırmalar yapılarak uygun alt parçanın seçilip bölümleme işleminin en büyük (küçük) değerin bulunmasına dek sürdüğü arama yöntemi.

altın oran (Alm. goldener Schnitt; Fr. nombre d’or, m; İng. divine proportion; divine section; golden cut; golden number; golden proportion; golden ratio; golden section) endst. x2+x-1=0 denkleminin pozitif çözümü olup yaklaşık olarak 1,618 değerini alan, matematik ve sanatsal tasarımlarda sıklıkla kullanılan bir oran.

amaç fonksiyonu (Alm. Zielfunktion, f; Fr. fonction-objectif, f; İng. objective function) endst. Bir eniyileme probleminde seçenek çözümler ya da kararlar arasında en uygununun seçilmesine yönelik olarak en büyük ya da en küçük kılınması istenen fonksiyon.

amortisman (Alm. Abschreibung, f; Amortisation, f; Fr. dépréciation, f; amortissement, m; İng. amortization;

depreciation) 1. endst. Belirli bir dönem içinde ya da ekonomik ömrü süresince ekonomik varlıkların eskime payı, kullanım süresiyle orantılı yıllık değer azalışı ve bunun parasal karşılığı. 2. tar. İşletmelerde kullanılan makine, donatım, bina gibi yatırım araçlarında ortaya çıkan fiziksel, ekonomik ve hukuksal aşınmayı ya da modasının geçmesi sonucu ortaya çıkan değer azalışını karşılamak üzere, yatırılan paranın kazancından ayrılan yıllık aşınma ve eskime payı.

amortisman payı (Alm. Abschreibungsbetrag, m; Fr. déduction d’amortissement, f; İng. depreciation allowance) endst. Yıpranma ve kullanımdan dolayı bir malın değerindeki düşmeyi yansıtan indirim miktarı.

amortismana esas değer (Alm. Abschreibungsbasis, f; Fr. base d’amortissment, f; İng. depreciation

basis) endst. Bir malın yıpranma dönemi sonundaki hurda değerinin, o malın ilk satınalma fiyatından çıkarılması sonucu elde edilen değer.

ampirik analiz (Alm. empirische Analyse, f; Fr. analyse empirique, f; İng. empirical analysis) endst. Araştırma sonuçlarının kurama değil, gözlemlere ve deneylere dayandırılması; eşanlam: görgül çözümleme.

(5)

ampirik kural (Alm. empirische Regel; Faustregel, f; Fr. règle de pouce, f; règle empirique, f; İng. empirical rule;

rule of thumb) endst. Kuramsal bir temele dayanmayan, gözlem ve deneyimlerle anlaşılmış olan kural.

ana üretim çizelgeleme (Alm. Produktionsprogrammplanung, f; Fr. PDP; plan directeur de production, m; İng.

master production scheduling; MPS) endst. Yapılan talep tahminleri doğrultusunda, şirketin hangi ürünü, hangi tarihlerde ve hangi miktarda üreteceğini belirten, orta dönemli üretim çizelgesi hazırlama çalışması.

analitik ağ süreci (Alm. analytischer Netzwerkprozess; Fr. processus de réseau analytique, m; İng. analytical network process; ANP) endst. Ölçütler ve seçenekler arası iç ve dış bağımlılıklar ile geribeslemeleri

değerlendirebilen, ikili kıyaslamalar ile ölçütlerin ve seçeneklerin ağırlıklarını belirleyen, çok amaçlı karar verme problemlerinin çözümünde kullanılan bir analitik karar verme yöntemi.

anapara (endst. sermaye) 1. (Alm. Grundkapital, n; Fr. capital, m; İng. capital) endst. Bir işletmenin tecimsel işlevini sürdürebilmesi için elinde bulundurduğu nakit para ve diğer varlıkların tümü. 2. (Alm. Kapital, n; Fr. principal, m;

İng. principal) müh. Bir mali araca yatırılan ya da bir borcun faiz katılmamış ilk tutarı.

anlık arıza oranı (Alm. instantane Ausfallrate, f; instantane Betriebsstörungsrate, f; Fr. taux instantané de défaillance, m; İng. hazard rate; instantaneous failure rate) endst. Bir sistemin, bulunduğu durum ve zamana bağlı olarak birim zamanda bozulma sıklığı.

anlık bozulma (Alm. instantane Betriebsstörung, f; Fr. échec instantané, m; İng. instantaneous failure) endst. Bir sistemin bulunduğu sürecin, durumun ve zamanın gerektirdiği değerler bakımından beklenmedik bir şekilde bozulma durumu; eşanlam: anlık arıza.

anonim teslim (Alm. Blind-Shipment, n; Fr. expédition anonyme, f; livraison anonyme, f; İng. blind shipment;

blind shipping) endst. Adrese bırakılan kolilerin üzerinde satıcı/tedarikçi hakkında hiçbir bilginin bulunmadığı, bunun yerine paket dağıtıcısının adı, logosu, adresinin göründüğü teslim türü.

antropometri (Alm. Anthropometrie, f; Fr. anthropométrie, f; İng. anthropometry) endst. İnsan beden bölümlerinin uzunluk, hacim, şekil, kütle, kütle merkezi ve atalet gibi fiziksel özelliklerini ölçme bilimi.

ara aktarma limanı (Alm. Feederhafen, m; Fr. port de collecte, m; İng. feeder port) endst. Yeterince taşınacak yük olmadığı ya da uygun rıhtım tesisleri olmadığı için büyük yük gemilerinin uğramadığı, yüklerin daha küçük gemilerle merkezi ana limana taşındığı liman.

ara depolama (Alm. Zwischenlagerung, f; Fr. stockage tampon, m; İng. buffer storage) endst. Üretim akışını düzenlemek ve belirli bir hızda tutmak amacıyla iş merkezleri arasında yapılan depolama.

araç filosu yönetimi (Alm. Flottensteuerung, f; Flottenmanagement, n; Fr. gestion de flotte, m; İng. fleet management; fleet vehicle management) endst. Kamyon, panevan, çaka, treyler, otomobil gibi ticari amaçla kullanılan taşıtların bakım ve onarımı, ruhsat işleri, yakıt ikmali, sürücü temini, hız ve rota kontrolü, kiralama ve finans kaynağı bulma gibi çeşitli işlerin yönetimi.

araç rotalama problemi (Alm. Tourenplanung, f; Fr. problème de tournées de véhicules, m; İng. vehicle routing problem) endst. Talep, maliyet, süre, kapasite gibi kısıtlar altında, bir noktadan hareket eden taşıtların belirli noktalardaki müşterilere mal sevk edebilmeleri için izlemeleri gereken optimum yolları belirleme problemi.

araçüstü gümrükleme (İng. sousplan) endst. Genellikle kara ve deniz yolu ile yapılan taşımalarda kullanılan, yükün taşımayı yapan araç üzerinde gümrüklemesinin yapıldığı durum; eşanlam: supalan.

aralık çizgesi (Alm. Intervalgraph, m; Fr. graphe d’intervalle, m; İng. interval graph) endst. Bir çizgi üzerindeki aralıkların her birine denk gelen bir düğüm içeren ve iki düğümü ancak ve ancak ilgili aralıklar kesişiyorsa birbirine ayrıtla bağlı olan çizge.

aralık kestirici (Alm. Intervallschätzer, m; Fr. estimateur d’intervalle, m; İng. interval estimator) endst. Örnek veri kümesi yardımıyla bir anakitleye ait bilinmeyen istatistiksel bir parametrenin alabileceği değerleri bir aralık içinde belirleyen fonksiyon.

(6)

arama algoritması (Alm. Suchalgorithmus, m; Fr. algorithme de recherche, m; İng. search algorithm) endst. 1.

Bir matematik probleminde ya da yordamda birçok aday çözümün bulunduğu bir uzayda belirli özelliklere sahip çözümü arama algoritması. 2. Bir veritabanında istenen özellikleri taşıyan öge ya da ögeleri bulma algoritması.

ardıl (Alm. Nachfolger, m; Fr. successeur, m; İng. successor) 1. endst. Montaj hattında, başlaması ancak iş ögelerinin bitirilmesi ile olanaklı olan iş ögesi veya ögeleri. 2. müh. Bir sıralamada verilen bir ögeden sonraki öge.

ardışık örneklemeli muayene (Alm. sequentielle Stichprobenprüfung; Fr. inspection par échantillonage progressif, f; İng. sequential sampling inspection) endst. Önceden belirlenen bir örneklem sayısı olmadan her örnekleme aşamasında gelen parti ürünün benimseme, geri çevirme ya da örneklemeyi sürdürme kararının alındığı, bir ürün denetleme yöntemi; eşanlam: ardışık örneklemeli denetim.

arıza biçimi ve etkileri analizi (Alm. Ausfallarten- und Wirkungsanalyse, f; Fehlermöglichkeits- und Einfluss- Analyse, f; Fr. analyse des modes de défaillance et de leurs effets, f; İng. failure mode and effects

analysis) endst. Endüstriyel sistemlerde oluşabilecek arızaların, sistem üzerindeki etkilerinin ve sonuçlarının belirlenmesi ve olası her türlü arıza biçimine göre sınıflandırılarak analiz edilme yöntemi.

arızalanma oranı (endst. hata oranı) (Alm. Ausfallhäufigkeit, f; Ausfallrate, f; Fr. taux de défaillance, m; İng. failure rate) endst. Bir mühendislik sisteminin ya da sistemde yer alan bir bileşenin işlevini belirli bir zaman dilimi içinde yerine getirememe olasılığı; eşanlam: bozulma sıklığı.

artan bozulma oranı (Alm. steigende Ausfallsrate; Fr. taux de défaillance croissante, m; İng. IFR; increasing failure rate) endst. Mühendislik ürünlerinin ya da bileşenlerinin genelde yaşlılık döneminde, zamanla giderek artan arızalanma oranı.

artık kapasite (Alm. überschüssige Kapazität, f; Fr. capacité excédentaire, f; İng. excess capacity) endst. Bir üretim biriminin kullanılmayan kapasite miktarı; eşanlam: kapasite fazlası.

artık kısıt (Alm. redundante Nebenbedingung; Fr. contrainte redondante, f; İng. redundant

constraint) endst. Matematiksel programlama problemlerinde, başka kısıtlar tarafından açıklanabilen, dolayısıyla kaldırıldığı zaman olurlu çözüm bölgesini değiştirmeyen, fakat matematiksel çözüm için kolaylık sağlayabilen kısıt.

artıksız kısıt kümesi (Alm. irredundante Bedingungsmenge; nicht übergeschlossene Bedingungsmenge; Fr.

ensemble de contraintes non redondantes; İng. irredundant constraint set) endst. İçerisinde artık kısıt bulunmayan kısıt sistemi (topluluğu).

artımsal yenileşim (Alm. Inkrementalinnovation, f; Fr. innovation incrémentielle, f; İng. evolutionary innovation;

incremental innovation) endst. Adım adım gerçekleşen bir dizi geliştirme ve iyileştirme faaliyeti sonucu ortaya çıkan yenileşim türü; eşanlam: artımlı yenileşim.

artıran değişken (Alm. Schlupfvariable, f; Fr. variable d’écart, f; İng. slack variable) endst. Matematiksel programlama problemlerinde, 'küçük ya da eşittir' şeklindeki eşitsizlik kısıtını eşitlik kısıtına dönüştürürken değeri eklenen yapay değişken.

artıran yol (Alm. augmentierender Pfad; Fr. chemin augmentant, m; İng. augmenting path) endst. 1. Bir çizgede bir bağımsız ayrıt kümesine göre her iki uç düğümü de doymamış olan ve üzerindeki ayrıtlardan bağımsız ayrıt kümesinde olmayanlar ile bağımsız ayrıt kümesinde olanlar yer değiştirdiği takdirde var olan kümedeki ayrıt sayısını bir artıran almaşık yol. 2. Bir kapasite artığı ağda, kaynak noktasından yutak noktasına giden ve üzerinden ek bir akış gönderilmesi sonucu var olan akışın miktarını artıran yol.

arz güdümlü model (Alm. Push-Modell, n; Fr. modèle du pousser; İng. push model) endst. Bir işletmenin, üretim masraflarını en aza indirmek ya da pazar dinamiğini değiştirmek amacıyla pazara sunduğu ürün miktarının, pazarın talebine göre değil de işletmenin elde etmeyi istediği miktara göre belirlendiği tedarik modeli.

arz kısıtı (Alm. Angebotsgrenze, f; Fr. contrainte de fourniture, f; İng. supply constraint) endst. Ulaştırma probleminde bir kaynaktan müşterilere yapılabilecek dağıtımın üst sınırı.

(7)

arz-talep dengeleme (Alm. Gleichgewicht von Angebot und Nachfrage, n; Fr. équilibre entre offre et demande, m; İng. demand-supply balancing) endst. Talep ile kaynaklar arasındaki dengeyi sağlamak üzere pazarlama, fiyatlandırma, üretim, depolama, paketleme vb. faaliyetler bazında ayarlamalar yaparak maliyetleri en iyi noktaya çekme çalışması.

asal problem (Alm. primales Problem, n; Fr. problème primordial, m; İng. primal problem) endst. Kısıtlı eniyileme problemlerinde, fo(x) amaç fonkiyonu, x birincil değişken, gi(x) = 0, i = 1, ..., m, eşitlik kısıtları, hj(x) ≤ 0, j = 1, ..., n, eşitsizlik kısıtları olmak üzere, bu kısıtları Lagrange katsayıları ile amaç fonksiyonuna ekleyerek oluşturulan L(x, λ, η) = fo(x) + Σiλigi(x) + Σjηjhj(x) Lagrange fonksiyonu; eşanlam: birincil problem.

asal problemin olurluğu (Fr. faisabilité du problème primordial, f; İng. primal feasibility) endst. Kısıtlı eniyileme problemlerinde, Ax – b olarak ifade edilen doğrusal kısıtlar durumunda, x* asal problemin çözümü olmak üzere, bu çözümün varlığının gerektirdiği Ax* - b = 0 koşulu; eşanlam: birincil olurluk.

asıl kusur (Alm. größerer Fehler; Hauptfehler, m; Fr. défaut majeur, m; İng. major defect) endst. Bir endüstriyel üründe, arızaya ya da verimin düşmesine yol açabilecek nitelikte, işlevini tam yerine getirememesi ile

sonuçlanabilecek, estetik bozukluğundan ötürü satışı etkileyebilecek türde kusurlar.

askıda sipariş toplama sistemi (İng. pocket sorter; pouch sorter) endst. Depolarda sipariş toplama için

kullanılan, raylı bir sistem üzerinde askıda hareket eden kaplara eleman ya da robot kollarının birer ürün koyması, raylı askı sisteminin sonunda kapların boşaltılarak siparişlerin ayrıştırıldığı sipariş toplama sistemi.

aşama-geçit modeli (Alm. Stage-Gate-Modell, n; İng. phase-gate model; phase-gate process; stage-gate model) endst. Faaliyetlerin gerçekleştirildiği zaman dilimlerinin aşamalar ile ifade edildiği, bir önceki aşamada yapılması gereken işlerin tamamlanıp tamamlanmadığının kontrol edildiği ve bir sonraki aşamada hangi işlerin yapılması gerektiğinin görüşüldüğü karar noktalarının eşikler ile ifade edildiği, yeni ürün geliştirme sürecini betimleyen kavramsal model.

aşamalı stok (Alm. Echelon-Bestand, m; Fr. stock à l'échelon, m; İng. echelon inventory) endst. Tedarik zincirinin bir aşaması ile nihai müşterinin stoku arasındaki stok.

aşırı değişkenlik (Alm. exzessive Variabilität; Fr. variabilité excessive, f; İng. excessive variability) endst. Üretim süreçlerinin kontrolünde çoğu örneklem değerinin kontrol eşiklerinin dışına çıkmamakla birlikte bu eşiklere yakın bulunması.

aşırı talep (Alm. überhöhte Nachfrage, f; Übernachfrage, f; Fr. demande excédentaire, f; excès de demande, m;

excès en demande, m; İng. excess demand) 1. endst. Bir üretim biriminin kullanılabilir kapasitesinin

karşılayamadığı talep miktarı. 2. tar. Piyasada üretimin sabit olduğu koşullarda, bir ürüne duyulan talebin normalin üzerine çıkması durumu; eşanlam: aşırı istem.

atama problemi (Alm. Zuordnungsproblem, n; Fr. problème d’affectation, m; İng. assignment

problem) endst. Toplam maliyeti en küçük kılmak amacıyla olası tüm eşleşmeler içerisinde, sonlu bir kümenin (çalışanlar ya da makineler kümesi) elemanlarının tümünün, başka bir sonlu kümenin (görevler kümesi) elemanları ile bire bir eşleştirilmesi problemi.

atıl çalışma süresi (Fr. heures déficitaires, pl; İng. undertime) endst. İnsan özkaynakları analizinde, çalışanların normal çalışma süreleri içerisinde üretken olarak çalışmadıkları süre.

atıl stok (Alm. inaktive Inventur, f; Fr. stock dormant, m; İng. idle stock; inactive inventory; inactive stock) endst. Bir stok sisteminde, belirli bir süre boyunca hareket görmeyen ürünler.

atıl süre (Alm. Leerlaufzeit, f; Leerzeit, f; Fr. temps mort, m; temps à l’arrêt, m; İng. idle time) endst. İşlevsel bir birimin yararlanılabildiği zaman süresi içinde kullanılmayan kısmı; eşanlam: boş süre.

atıl süresiz çizelgeleme (Alm. Terminplanung ohne Leerlaufzeit, f; Fr. ordonnancement sans temps mort, m; İng.

no-idle scheduling) endst. Ardışık sıralı imalat aşamalarının her birinde bir işin bitişi ve yeni bir işin başlaması arasında atıl süre kalmasına izin verilmeyen çizelgeleme türü.

(8)

atlama taşı yöntemi (İng. stepping-stone method) endst. Ulaştırma problemlerinin çözümünde kullanılan ve olurlu bir çözümden başlayarak olanaklı en iyi çözüme değin her adımda var olan çözümü iyileştirebilmek için yeni bir noktaya taşıma yapılmasına olanak tanıyan ve olurluluğu sağlayabilmek için diğer noktalara olan sevkiyatı düzenleyerek yeni bir çözüm bulan yöntem.

atlamalı dallanma (İng. jumptracking) endst. Tamsayılı programlama problemlerinin çözümünde dal sınır algoritmasını kullanırken, amaç fonksiyonunun en iyi değerine hızlı erişilmesini sağlamak için dallandırmayı o ana kadar bulunan çözümler arasındaki en iyi noktadan sürdürme yaklaşımı.

atölye 1. (Alm. Werkstatt, f; Fr. atelier multigamme, m; İng. job shop) endst. Farklı üretim rotalarına sahip işlerin gerçekleştirildiği üretim birimi. 2. (Alm. Werkstatt, f; Fr. atelier, m; İng. workshop) müh. Gerek alet takımlarının tutulduğu gerekse mamul malların bakım ve onarımının yapıldığı yer; eşanlam: işlik.

atölye tipi çizelgeleme (Alm. Terminplanung der Werkstatt, f; Fr. ordonnancement multigamme; İng. job shop scheduling) endst. Belli bir performans ölçütünü eniyileyecek biçimde farklı üretim rotalarına sahip işlerin imalat atölyesinde yer alan makinelerde hangi sıra ve zamanda gerçekleneceğinin belirlenmesi.

avans (Alm. Vorabzahlung, f; Vorschuss, m; Fr. avance d’argent, m; paiement anticipé, m; İng. advance of money; advance payment) endst. Bir mal ya da hizmetin bedelinin bir bölümünün teslim tarihinden önce ödenmesi; eşanlam: öndelik.

avans ödeme (Fr. débours, m; İng. advance charge; advanced charge) endst. Bir sevkiyatta, yükün alıcısından tahsil edilmek üzere, bir taşımacılık şirketinin bir diğer taşımacılık şirketine veya gönderene önceden verdiği navlun veya ücret; eşanlam: ön ödeme.

Avrupa taşımacılık ağı (Alm. transeuropäisches Verkehrsnetz, n; Fr. réseau transeuropéen de transport, m; İng.

trans-European transport network) endst. Bütünleşik Avrupa ağları çerçevesinde, uzun erimli, yüksek hızda, çok modlu taşımacılık hizmetleri sağlayabilen otoyollar, demiryolları, havayolları, suyolları, iç limanlar ve trafik yönetimi geliştirmelerini öngören plan; eşanlam: trans Avrupa taşımacılık ağı.

ayak genişliği (Alm. ganze Fußbreite, f; Fr. largeur du pied, f; İng. foot breadth) endst. Ayakkabı ve fren

örneğinde olduğu gibi ürün ve ekipman tasarımında yararlanılan, ölçümü kişi vücut ağırlığı ayaklara eşit dağıtılmış şekilde ayakta dik pozisyondayken yapılan, ayağın iki kenarı arasındaki en geniş yatay mesafe.

ayak uzunluğu 1. (Alm. ganze Fußlänge, f; Fr. longueur du pied, f; İng. foot length) endst. Ayakkabı ve fren örneğinde olduğu gibi ürün ve ekipman tasarımında yararlanılan, ölçümü kişi vücut ağırlığı ayaklara eşit dağıtılmış şekilde ayakta dik pozisyondayken yapılan topuğun en arkasından en uzun parmağa kadar ölçülen ve ayağın uzun eksenine paralel olan mesafe. 2. (Alm. Stoßhöhe, f; Fr. longueur de taille, f; İng. face

length) made. Uzunayak üretim yönteminde, alın boyunca üst ve alt taban yolları arasındaki uzaklık.

ayakta diz yüksekliği (Alm. stehehende Kniehöhe, f; Fr. hauteur genou sujet debout, f; İng. standing knee height) endst. Kişi ayakta dik pozisyonunda iken ölçülen yerle diz kapağının en üstü arasındaki dikey mesafe.

ayakta kalça genişliği (Alm. stehende Hüftbreite, f; Fr. largeur maximale niveau hanches sujet debout, f; İng.

standing hip breadth) endst. Turnike ya da dönerkapı örneklerinde olduğu gibi tasarımda ve antropometrik çalışmalarda kullanılan, ölçümü kişi ayakta dik pozisyonda ve topuklar bitişik şekildeyken yapılan kalça genişliği.

ayakta omuz yüksekliği (Alm. stehende Shulterhöhe, f; Fr. hauteur d'épaule debout, f; İng. standing shoulder height) endst. Raf örneğinde olduğu gibi tasarımda ve antropometrik çalışmalarda kullanılan, kişi ayakta dik pozisyonunda iken ölçülen, yerle omuzun yan kısımdaki en üst noktası arasındaki dikey mesafe.

ayırıcı düzlem (Alm. teilende Hyperebene; Fr. plan séparateur, m; İng. separating hyperplane) endst. N-boyutlu bir vektör uzayını iki yarı-uzaya ayıran (N-1)-boyutlu düzlem.

ayırıcı özellik (Alm. Charakteristik, f; Eigenschaft, f; Fr. caractéristique, f; İng. characteristic) 1. endst. Bir ürün veya malzemenin fiziksel, kimyasal, görsel, işlevsel ve diğer tanımlayıcı nitelikleri; eşanlam:

karakteristik. 2. müh. Belirli bir topluluk içindeki bireyleri ayırt etmeye yarayan nicel (değişkenler) ya da nitel (öznitelikler) özellikler; eşanlam: ayırt edici özellik.

(9)

ayla etkisi bkz. endst. hale etkisi.

ayrılabilir eniyileme (Alm. separabele Programmierung, f; Fr. programmation séparable, f; İng. separable programming) endst. Doğrusal olmayan programlama modellerinde amaç ve kısıt fonksiyonlarının doğrusal terimlerin toplamı olarak ya da parçalı doğrusal fonksiyonlar yardımıyla ifade edilip problemin çözümünün geleneksel doğrusal programlama veya karışık tamsayılı programlama ile yakınsanması; eşanlam: ayrılabilir programlama.

ayrıştırma ilkesi (Alm. Separationsprinzip, m; Fr. principe de décomposition, m; İng. decomposition

principle) endst. Bir matematiksel programın özel yapılı bir bölümünü kalan kısımdan ayırmak amacıyla iki veya daha çok değişken ve ilgili kısıtlar kümesine ayrıştırma.

ayrıt (Alm. Kante, f; Fr. arête, f; İng. edge) 1. elk. 1. Bir katı hacmin düzlemsel iki yüzünün arakesit doğrusu. 2. Bir şeklin kıyısının bir parçası olan doğru parçası. 3. (Alm. Kante, f; Fr. bord, m; İng. edge) Sayısal bir imgede, bir taraftaki imge ögelerinin belirli bir öznitelik ya da özniteliklerinin diğer taraftakilerden yeterince farklı olduğu yay, ani gri seviye ya da doku değişikliğinin yer aldığı noktalar topluluğu.(Alm. Kante, f; Fr. arête, f; İng.

edge) 2. endst. Bir çizgede iki düğümü birleştiren bağlantı ögesi.

ayrıt altbölümü (Alm. Kantenunterteilung, f; Fr. subdivision d’une arête, f; İng. subdivision of an edge) endst. Bir çizgede, bir xy ayrıtının ortasına yeni bir z düğümü ekleyerek xyz yolu haline getirilmesi ve xz ve zy ayrıtlarının ortaya çıkması.

ayrıt büzülmesi (Alm. Kantenkontraktion, f; Fr. contraction d’arête, f; İng. edge contraction) endst. Bir çizgede, bir uv ayrıtının kaldırılarak u ve v düğümlerinin, bu düğümlerle çakışan tüm ayrıtların bağlandığı yeni

bir w düğümü ile ornatılması.

ayrıt çizgesi (Alm. Kantengraph, m; Linie-Graph, m; Fr. graphe de ligne, m; İng. edge graph; line

graph) endst. Bir G çizgesi verildiğinde, L(G) simgesi ile gösterilen, L(G)’nin düğümlerinin G’nin ayrıtlarını gösterdiği, ancak ve ancak G’deki ilgili ayrıtlar bir düğüm paylaştıklarında L(G)’nin de bu iki düğümünün arasında bir ayrıta sahip olduğu çizge.

ayrıt kapasitesi (Alm. Bogenkapazität, f; Fr. capacité d’un arc, f; İng. arc capacity) endst. Akışların ele alındığı çizge modellerinde, bir ayrıtın taşıyabileceği en büyük akış miktarı; eşanlam: kiriş kapasitesi.

ayrıt kaplamı (Alm. Kanteüberdeckung, f; Fr. couverture d’arêtes, f; İng. edge cover) endst. Bir çizgede, tüm düğümleri içindeki ayrıtlardan en azından birini uç düğümü olarak içeren ayrıtlar kümesi; eşanlam: ayrıt örtüsü.

ayrıt katlılığı (Fr. multiplicité d’arête, f; İng. edge multiplicity) endst. Bir çizgedeki bir düğüme ait olan katlı ayrıt sayısı.

ayrıt renklendirme (Alm. Kantenfärbung, f; Fr. coloration d’arêtes, f; İng. edge coloring) endst. Bir çizgenin tüm ayrıtlarına iki bitişik ayrıt aynı rengi almayacak şekilde renk verme.

ayrıt-üzerinde-faaliyet gösterimli ağ diyagramı (İng. activity-on-arc network diagram) endst. Bir projede yer alan her bir faaliyetin başlangıç ve bitiş noktalarının düğümlerle, faaliyetin kendisinin de bu düğümleri

birleştiren ayrıtla gösterildiği ağ diyagramı.

az gelişmişten başlayan yenileşim (İng. reverse innovation; trickle-up innovation) endst. Gelişmekte olan ülkelerde düşük gelirli kesimin gereksinimlerini karşılamaya yönelik ortaya çıkan ve daha sonra kullanımı gelişmiş ülkelere de yayılan yenileşim türü; eşanlam: tersine yenileşim.

azalan bakiyeler amortismanı (Alm. degressive Abschreibung; Fr. amortissement des soldes dégressifs, m; İng.

declining balance depreciation; reducing balance depreciation) endst. Sabit bir amortisman oranının varlığın defter değerine uygulanması.

azalan bozulma oranı (Alm. abnehmende Ausfallrate; Fr. taux de défaillance décroissant, m; İng. decreasing failure rate) endst. Mühendislik ürünlerinin ya da bileşenlerinin genelde alıştırma döneminden sonra, zamanla giderek azalan arızalanma oranı.

(10)

azami talep dönemi (Alm. Spitzennachfrageperiod; Fr. période d’appel de pointe, f; İng. peak demand

period) endst. Bir kamu kuruluşunun ya da topluma hizmet veren herhangi bir sistemin en fazla hizmet talebiyle karşılaştığı dönem.

bağımlı arıza (Alm. abhängiger Ausfall; Sekundärausfall, m; Fr. défaillance secondaire, f; İng. dependent failure) endst. Bir birimin, ilişkili olduğu bir başka birimin ya da birim takımının arızalanması nedeniyle verimsiz iş görmesi, yanlış iş görmesi ya da iş göremez durumda olması.

bağımlı sınırlı değişken (Alm. beschränkte abhängige Variable, f; Fr. variable dépendante limitée, f; İng. limited dependent variable) endst. Alacağı değerlerin belirli aralıklarda olması gereken bağımlı değişken; örneğin olasılık değeri [0, 1] aralığında, ekonometride ücret değeri pozitif eksende olmak zorundadır.

bağımlı talep (Alm. abhängige Nachfrage; Fr. demande dépendante, f; İng. dependent demand) endst. Ürün hiyerarşisinde alt bileşenlere olan talebin hiyerarşide üst düzeylerdeki ürünlerin talebine bağımlı olarak gerçekleşmesi, üst düzeylerdeki talebin ise alt bileşenlerin elde bulunmaması durumunda karşılanamaması;

eşanlam: bağımlı istem.

bağımlılık (Alm. Abhängigkeit, f; Fr. dépendance, f; İng. dependence) endst. 1. Bir değişkenin değerinin başka bir değişkenin değerine bağlı olma durumu. 2. Olaylar, koşullar ve görevler arasındaki ilişkilerin birinin ya da daha fazlasının başlamasına, gerçekleşmesine veya tamamlanmasına dayandırılması.

bağımsız arıza (Alm. unabhängiger Ausfall, m; Fr. défaillance indépendente, f; échec indépendent, m; İng.

independent failure) endst. Nedeni sistemdeki herhangi bir alt parça veya bileşenin bozulmasına bağlı olmadan ortaya çıkan arıza.

bağımsız ayrıt kümesi (Alm. Matching, n; Fr. appariement, m; couplage, m; İng. independent edge set;

matching) endst. Bir çizgede, ortak düğümleri olmayan ayrıtlar kümesi; eşanlam: eşleme.

bağımsız düğüm kümesi (Alm. Co-Clique, f; stabile Menge, f; unabhängige Menge, f; Fr. coclique, f; ensemble indépendant, m; stable, m; İng. independent set; stable set) endst. Bir çizgede, doğrudan hiçbir ayrıtla birbirlerine bağlanmayan, dolayısıyla bitişik olmayan düğümlerin kümesi.

bağımsız küme (Alm. stabile Menge; Fr. ensemble indépendant; ensemble stable, m; İng. independent set;

stable set) endst. Bir çizgede, hiçbir düğüm ikilisi bitişik olmayan bir düğüm altkümesi.

bağımsız seçenek (Alm. unabhängige Alternative; Fr. alternative indépendante, f; choix indépendant, m; İng.

independent alternative) endst. Karar kuramında başka bir seçeneğin seçilip seçilmemesinin diğerleri hakkındaki kararların alınmasını etkilemediği seçenek.

bağımsız talep (Alm. unabhängige Nachfrage; Fr. demande indépendante, f; İng. independent

demand) endst. Üretim planlamada üretim miktarının belirlenmesinde diğer ürünlerin talebinden etkilenmeyen malzemeye yönelik talep; eşanlam: bağımsız istem.

bağlantılı bileşen (Alm. Verbindungsteil, n; Fr. composante connexe, f; İng. connected component) 1. elk. Bir iki değerli imgede birbirleriyle temas halinde olan aynı etiketli piksellerin adası. 2. endst. Bağlantısız bir çizgede, daha büyük bağlı bir altçizgeye ait olmayan bağlı altçizge.

bağlantılı çizge (Alm. gebundener Graph; Fr. graphe connexe, m; İng. connected graph) endst. Her bir düğüm çifti arasında bir yol bulunan yönsüz çizge.

bağlantısız çizge (Alm. nicht gebundener Graph, m; Fr. graph non-connexe, m; İng. disconnected graph; non- connected graph) endst. En az bir düğüm çifti arasında yolak bulunmayan çizge.

bağlayıcı kısıt (Alm. bindende Nebenbedingung; Fr. restriction contraignante, f; İng. active constraint; binding constraint) endst. Bir matematiksel programlama probleminde, karar değişkenlerinin eniyilenmiş değerleri yerlerine konulduğunda sol ve sağ tarafları birbirine eşit olan kısıt; eşanlam: aktif kısıt.

(11)

bağlayıcı olmayan kısıt (Alm. nicht bindende Nebenbedingung; Fr. restriction non contraignante, f; İng. non- binding constraint) endst. Bir matematiksel programlama probleminde, karar değişkenlerin eniyilenmiş değerleri yerlerine konulduğunda sol ve sağ tarafları birbirine eşit olmayan kısıt; eşanlam: aktif olmayan kısıt.

bakım kolaylığı (Alm. Instandhaltbarkeit, f; Wartbarkeit, f; Fr. facilité de maintenance, f; maintenabilité, f; İng.

maintainability) 1. blşm. Bir yazılımın ya da bilgisayar sisteminin arızalanmasından ya da program hataları ortaya çıkmasından sonra tekrar çalışır duruma makul bir sürede getirilebilmesi; eşanlam: bakımı yapılabilirlik, bakım ve onarım elverişliliği. 2. endst. Bir ürün, aygıt ya da sistemin arızalarını tanılayıp onarabilme, yıpranmış parçalarını değiştirebilme, verimliliğini, güvenilirliğini ve güvenli kullanımını iyileştirebilme işlerinin kolaylıkla yapılabilmesi özelliği.

bakışımsız enformasyon (Alm. asymmetrische Information, f; Fr. information asymétrique, f; İng. asymmetric information) endst. 1. Dağıtık karar vermedeki çok üstlenicili sistemlerde, üstlenicilerin birbirinden farklı bilgilere sahip olması durumu; eşanlam: asimetrik bilgi, asimetrik enformasyon. 2. Tedarik zinciri yönetiminde oyuncuların bir nicelik hakkında farklı bilgi ve görüşlere sahip olması.

balık kılçığı diyagramı bkz. endst. neden-sonuç diyagramı.

balpeteği depolama (Alm. Wabenlager, m; İng. honeycomb storage) endst. Ürünlerin raflarda balpeteğini andırır biçimde çapraz yerleştirildiği ve çaka hareketini kolaylaştırdığı için daha dar koridor kullanımını sağlayan

depolama yöntemi.

bandıra tercihi (Fr. préférence de pavillon, f; İng. cargo preference) endst. Bir ülkenin ticari yükünün hacim ya da ağırlık olarak belirli bir yüzdesini kendi bayrağını taşıyan gemilerle taşıtma hakkı.

banka kredisi (Alm. Bankkredit, m; Bankdarlehen, n; Fr. crédit bancaire, m; emprunt bancaire, m; İng. bank credit; bank loan) endst. Bankadan, faizi ile birlikte geri ödenmek üzere, gösterilen teminatlar karşılığında ödünç alınabilecek parasal tutar.

bantlı konveyör (Alm. Bandförderer, m; Gurtförderer, m; Riementransport, m; Förderband, n; Fr. bande transporteuse; convoyeur à courroie; İng. belt conveyor; conveyor belt) endst. Sanayi malzemelerin, tarım ürünlerinin ve benzerlerinin taşınmasında kullanılan, biri dışarıdan tahrikli iki veya daha fazla tambur etrafında sürekli döndürülen, kesintisiz bant; eşanlam: bantlı götürücü.

basit faiz (Alm. einfache Zinsen, pl; Fr. intérêt simple, m; İng. simple interest) endst. Belirli bir dönem için belirli bir anapara üzerinden hesaplanan faiz.

baskın ayrıt kümesi (Fr. ensemble d’arêtes dominant, m; İng. edge dominating set) endst. Kendisi ve içindeki ayrıtların her birinin bitişik ayrıtlarının birleşimi alındığında tüm ayrıtları veren ayrıt kümesi; çizgeden

kaldırıldığında geriye bir kararlı küme bırakan ayrıt kümesi; eşanlam: başat ayrıt kümesi.

baskın düğüm kümesi (Fr. ensemble de sommets dominant, m; İng. vertex dominating set) endst. Kendisi ve içindeki düğümlerin her birinin komşularının birleşimi alındığında çizgenin tüm düğümlerini veren düğüm kümesi;

eşanlam: başat düğüm kümesi.

baskın strateji (Alm. dominante Strategie, f; Fr. stratégie dominante, f; İng. dominant strategy) endst. Oyun kuramında bir oyuncunun rakiplerinin tüm stratejilerine karşı her durumda en yüksek getiriyi kazanmasını sağlayan strateji; eşanlam: üstün strateji.

baskınlık (Alm. Dominanz, f; Fr. dominance, f; İng. dominance) 1. endst. Karar kuramında bir seçeneğin tüm ölçütler altında diğer seçenekleri değerlendirme dışı bırakacak kadar daha üstün ve daha uygun olması durumu;

eşanlam: başatlık. 2. tar. Heterozigot bireylerde bir alelin belirlediği fenotipin ortaya çıkması hali; eşanlam:

dominantlık.

başabaş noktası (Alm. Gewinnschwelle, f; Fr. seuil de rentabilité, m; İng. break even point) endst. Bir üretimin toplam giderlerinin toplam satış gelirleri ile eşit olduğu, buradan itibaren kuruluşun kâra geçtiği nokta; eşanlam:

kâra geçiş noktası.

(12)

başabaşlık diyagramı (Alm. Rentabilitätsdiagramm, n; Fr. graphique de rentabilité; İng. break-even chart; break- even graph) endst. Satış hasılatı, değişken maliyet, sabit maliyet değerlerinin düşey eksende ve satış miktarının yatay eksende gösterildiği ve kârın sıfır olduğu satış miktarını ya da fiyatını gösteren diyagram.

başarım karnesi (İng. scorecard) endst. 1. Stratejilerin uygulamaya dönüştürülmesinde hedeflerin

belirlenebilmesi ve kritik alanların performans ölçümlerinin yapılabilmesi için kullanılan göstergeler sistemi. 2.

Tedarikçilerin performans değerlendirilmesinde kullanılan performans göstergeleri tablosu.

başat tasarım (Alm. dominante Darstellung; dominantes Design; Fr. modèle dominant, m; İng. dominant design) endst. Girdiği pazarda öncülüğü kazanmış ve pazarda kendisinden sonra çıkan ürünler için örnek ve yol gösterici özelliği oluşturan ürün tasarımı; eşanlam: baskın tasarım.

başlangıç arıza dönemi (Alm. Periode der Kinderkrankheiten, f; Fr. période de mortalité infantile, m; İng. infant mortality period) endst. Ürün yaşam çevriminde, ürünün pazara sunulduğu ilk dönemlerde karşılaşılan yüksek bozulma oranının görüldüğü süre.

başlangıç düğümü (Alm. Anfangsknoten, m; Fr. nœud initial, m; İng. initial node) endst. 1. Bir çizgede analizin başlatıldığı düğüm. 2. Sadece iki çizge düğümü alındığında, ayrıtın yönünün belirtilmesi için sıra ile yazılan düğümlerden ilki.

başlangıç maliyeti (Alm. Gestehungskosten, pl; Vorlaufkosten, pl; Fr. coût initial, m; İng. initial cost) endst. Bir yatırımı sermayelendirmek için gerekli olan taşınma, kurulum, hazırlık hizmetleri gibi ilk giderlerin tümü.

batık maliyet (Alm. versunkene Kosten; Fr. coût irrécupérable, m; İng. sunk cost) endst. Önceden katlanılmış olup yeni bir kararla değişmeyecek olan, işlemin yapıldığı anda gerçekleşen ve vazgeçilmesi durumunda geri alınamayan, üretim sürecinde bir kez yapılan ve daha sonra yinelenmeyecek olan maliyet.

beceriye dayalı ücret sistemi (Alm. erfolgsabhängige Lohnung; Fr. salariat basé sur les compétences, m; İng.

ability-based wage system) endst. İşgörenin yaptığı işte gösterdiği becerileri dikkate alan ücret sistemi.

bedensel güç (Alm. Menschenkraft, f; Fr. puissance musculaire humaine, f; İng. human power) endst. Bir insan bedeninin ürettiği ve yaklaşık 75 Watt’a karşılık gelen güç birimi.

bedensel iş (Alm. körperliche Arbeit, f; Fr. travail physique, m; İng. physical work) endst. Bir mal ya da hizmetin üretimi ya da tamamlanmasına yönelik harcanan fiziksel çaba ve hareketlerin tümü.

bedensel yorgunluk (Alm. körperliche Ermüdung; Fr. fatique physique, f; İng. physical fatigue) endst. İş yükü nedeniyle bir organın, bir kasın ya da tüm organizmanın işlevsel yeteneğinin, performansının azalması.

bekleme kuyruğu (Alm. Warteschlange, f; Fr. file d'attente; ligne d’attente, f; İng. waiting line; waiting

queue) endst. 1. Endüstriyel üretimde, birim zamanda hatta girmek üzere gelen ürünlerin çıkan ürünlerden fazla olması sonucu yığılma oluşan hatlar; eşanlam: kuyruk. 2. Herhangi bir sonlu hızda işlem yapan hizmet sistemi önünde işlem görmek amacıyla hizmet sistemine gelmiş müşterilerin oluşturduğu sıra; eşanlam: bekleme hattı.

bekleme süresi (Alm. Wartezeit, f; Fr. temps d’attente, m; İng. wait time; waiting time) endst. Bir iş istasyonunda işlem görmüş malzemenin diğer bir iş istasyonu veya depoya gönderilmek için beklediği süre.

beklemesiz çizelge (Alm. Ablaufplan ohne Wartezeit, f; Fr. ordonnancement sans attente, m; İng. no-wait schedule) endst. Ardışık sıralı imalat aşamalarında bir iş üzerinde bir işlemin bitişi ve yeni bir işleme başlanması arasında beklemeye izin verilmeyen çizelge türü.

beklenen getiri (Alm. erwartete Rendite, f; erwarteter Ertrag, m; Fr. rentabilité attendue, f; rendement attendu, m;

rendement espéré, m; revenu espéré, m; İng. expected return; mean return) endst. 1. Bir yatırım aracının farklı oranlardaki getirilerinin kazanma olasılıkları ile ağırlandırılmış olarak hesaplanan ortalaması. 2. Herhangi bir yatırımın belli bir dönem sonra sağlayacağı öngörülen getiri.

beklenen kayıp (Alm. erwarteter Verlust, m; Erwartungswert einer Verlustfunktion, m; Fr. perte attendue, f; perte probable, f; perte prévue, f; İng. expected loss) 1. endst. Karar kuramında her durumun yol açacağı kaybın,

(13)

durumların oluşma olasılığıyla çarpılarak toplanması sonucu bulunan risk değeri. 2. ist. Girdileri x vektörü, çıktısı y stokastik değişkeni olan ve θ parametresine sahip bir modelin parametre kestiriminde, L(.) maliyet fonksiyonu olmak üzere E{L(θ, y, x)} ifadesinin y ve x üzerindeki ortak olasılık fonksiyonuna göre beklenen değeri.

beklenen ödül (Alm. erwartete Abfindung; Fr. récompense probable, f; İng. expected payoff) endst. Karar kuramında her durumun getirisinin, karşılık gelen gerçekleşme olasılıklarıyla çarpılarak toplanması sonucu bulunan beklenen getiri değeri.

beklenen parasal değer (Alm. erwarteter Geldwert; Fr. valeur monétaire probable, f; İng. expected monetary value) endst. Bir karar ile ilintili olan çıktıların parasal değerlerinin, gerçekleşme olasılıklarıyla ağırlandırılıp toplanması sonucu elde edilen miktar.

beklenen teslimat (Alm. erwartete Einnahmen, pl; Fr. réception prévue; İng. scheduled receipts) endst. İmalat veya satınalma emri önceden verilmiş ve teslim alınması beklenen parçanın miktarı.

beklenen yarar (Alm. erwarteter Nutzwert; Fr. utilité probable, f; İng. expected utility) endst. Karar kuramı gereği her çıktıya atfedilen yararın, karşılık gelen olasılıklarla çarpılarak toplanması sonucu elde edilen değer; eşanlam:

beklenen fayda, yararlılık.

bekleyen sipariş (Alm. Lieferrückstand, m; Fr. carnet de commandes, m; İng. backlogged demand;

backorder) endst. Müşteriden gelen ve zamanında karşılanamayıp gelecek dönemlerde karşılanmak üzere ertelenen sipariş.

bel derinliği (Alm. Taillentiefe, f; Fr. profondeur abdominale niveau taille, f; İng. waist depth) endst. Operatör ve kontrol kumandası ya da direksiyon arasındaki mesafe ölçümü örneğinde olduğu gibi tasarımda ve antropometrik çalışmalarda kullanılan, kişi ayakta, dik ve karnını serbest bırakmış pozisyondayken belin yanlardaki en derin kıvrım hizasından ölçülen sırt ve karın arasındaki yatay mesafe.

beleşe yemek yok kuralı (İng. no-free lunch theorem) endst. Eniyileme kuramında genelgeçer bir eniyileme stratejisinin olamayacağını, eğer bir eniyileme stratejisi daha iyi sonuç veriyorsa yapısının probleme özgü kılınmasından kaynaklandığını savlayan kural.

belirlenebilir neden (Alm. zurechenbare Ursache; Fr. cause assignable, f; cause attribuable, f; İng. assignable cause; determinable cause) endst. Bir hizmet ya da üretim sürecinde, kalite özelliğindeki ya da süreç düzeyindeki değişime yol açan ve genellikle sistematik bozukluklardan kaynaklandığı anlaşılabilen neden; eşanlam:

saptanabilir neden.

belirsiz talep (Alm. unsichere Nachfrage, f; Fr. demande incertaine, f; İng. uncertain demand) endst. Kesin olarak değeri bilinemeyen, ancak bir rasgele değişken ve karşılık gelen olasılık dağılımı ile ifade edilebilen istem.

belirsizlik altında karar verme (Alm. Entscheidung mit Unsicherheit, f; Fr. prise de décision sous l’incertitude, f;

İng. decision making under uncertainty) endst. Karar verme sürecinde, verilen kararların sonuçlarının çeşitli olasılık dağılımları ile gerçekleştiği kabul edilen karar verme durumu.

belirtilen noktada teslim (Alm. geliefert benannter Bestimmungsort; Fr. rendu au lieu de destination; rendu au lieu de destination convenu; İng. DAP; delivered at place) endst. Satıcının malları belirtilen, liman, gümrük noktası, havalimanı, fabrika vb. varış noktasına kadar taşıdığı, bu noktaya kadar taşıma, gümrük, operasyonel tüm giderlerin satıcıya ait olduğu, mallar gelen taşıma aracından boşaltılmadan alıcının tasarrufuna bırakmakla malın teslim edildiğini ifade eden teslim şekli; eşanlam: belirlenen yerde teslim.

besleme hızı (Alm. Förderrate, f; Vorschubgeschwindigkeit, f; Fr. vitesse d'alimentation, f; İng. feed rate; feed ratio) 1. endst. Mekanik montaj hatlarında birim zamanda montaj hattına düzenli aralıklarla yüklenen parça sayısı. 2. kim. Birim zamanda bir aygıta, bir tanka ya da bir havuza verilen akışın hacimsel veya kütlesel niceliği.

besler konveyör (Alm. Einlegerband, n; Fr. convoyeur alimentateur, m; İng. feeder conveyor) endst. Kimya, metalürji, besin sanayilerinde sıkça kullanılan, sürece gereken malzemeleri sürekli olarak uygun donatılara veya makinelere götüren bant, sarmal, havalı vb. türünde düzenek; eşanlam: besler götürücü.

(14)

beş büyük faktör modeli (endst. beş etmen modeli) (Alm. Fünf-Faktoren-Modell, n; Fr. modèle des cinq grands facteurs, m; İng. the big five factors model) endst. Kişilik özelliklerinin; açıklık, dürüstlük, dışadönüklük, uyumluluk ve duygusal denge olmak üzere beş boyutu olduğunu öne süren, kişiliğin değerlendirilmesinde kullanılan model.

beş etmen modeli bkz. endst. beş büyük faktör modeli.

beş S ilkesi (Alm. 5S-Prinzip, n; Fr. principes de 5S, pl; İng. 5S principles) endst. Sınıflandırma, düzen, temizlik, standartlaştırma ve disiplin anlamlarına gelen ve bu şekilde sıralanan, asıl dili Japonca’da "s" sesiyle başlayan (seiri, seiton, seiso, seiketsu, shitsuke) beş sözcükten oluşan bir yalın üretim sistemi aracı.

beyin fırtınası (Alm. gemeinsame Problembewältigung; Brainstormung, n; Fr. remue-méninges, f; İng.

brainstorming) endst. Bir grup insanın belirli bir konuda diğerlerinin düşüncelerini eleştirmeksizin olabildiğince çok yaratıcı düşünce üretmesi temeline dayanan; yeni ürün, hizmet, süreç düşüncesi geliştirirken sıklıkla kullanılan yaratıcı düşünce üretme/problem çözme tekniği.

bilanço (Alm. Bilanz, f; Fr. bilan, m; bilan comptable, m; İng. balance sheet; statement of financial position) endst. Bir tüzel kişiliğin (kurumun) belirli bir muhasebe dönemi sonundaki ya da belirli bir gündeki finansal durumunu özetleyen çizelge.

bileşen (blşm. komponent) 1. (Alm. Komponente, f; Bestandteil, m; Fr. composant, m; İng.

component) blşm. Başka programlarla çalıştırılmaya hazır durumda, derlenmiş ve dinamik olarak bağlanabilen program modülü.(Alm. Bauelement, n; Fr. composant, m; İng. component) 2. elk. Bir bilgisayar, elektrik ya da elektronik donanımını oluşturan en küçük herhangi bir öge. 3. endst. Son ürünün imalinde yararlanılan hammadde, parça, alt montaj veya yarı mamul.(Alm. Komponente, f; Fr. composant, m; İng.

component) 4. kim. Kimyasal karışımları oluşturan bileşikler ya da elementlerden herhangi biri. 5. müh. 1. Bir vektörün belirli bir yöndeki koordinat eksenine izdüşümünün büyüklüğü. 2. Daha büyük bir bütünün ayrık bir parçası; örneğin optik sistemi oluşturan parçalardan biri olan mercek.

bileşen çubuk diyagramı (Alm. Säulendiagramm, n; Fr. diagramme en bâtons de composants; İng. component bar chart) endst. Verilerin grafik gösteriminde kullanılan, verilerdeki her bir bileşenin bütüne olan oranıyla orantılı uzunlukta gösterildiği bir çubuk diyagramı çeşidi.

bileşik değer çarpanı (Alm. Zinswert für Zeitraum, n; Fr. valeur composée, f; valeur finale, f; İng. compound amount factor) endst. Şimdiki zamanda tek bir nakit akışının ya da düzgün ödemelerin gelecek değerinin bulunması için kullanılan ve iskonto oranı ile iskonto edilen dönem sayısını içeren çarpan.

bileşik faiz (Alm. Zinseszins, m; Fr. intérêts composés; İng. compound interest) endst. Anapara ve o ana kadar birikmiş faizlerin toplamının üzerinden uygulanan faiz.

bileşik faiz dönemi (Alm. Zinseszinsperiode, f; Fr. période de calcul de l'intérêt, f; İng. compounding period) endst. Bileşik faizin uygulanacağı zaman dilimi.

bilgisayar destekli bakım (Alm. rechnergestützte Wartung; Fr. maintenance assistée par ordinateur, f; İng.

computer aided maintenance) endst. İş emirleri, makine durumları, önleyici/kestirimci bakım planları, bakım çizelgelemesi gibi temel bakım işlemleri ile bakım ve onarım işlemleri için destekleyici bilgiler olan ambar sayımı, satınalma, muhasebe ve maliyet hesabı gibi işlemleri izleme, ölçme ve denetim işlerinin bilgisayarlar tarafından, özel yazılım ve donanımlarla yapılması.

bilgisayar destekli imalat (Alm. rechnerunterstützte Fertigung, f; Fr. fabrication assistée par ordinateur, f;

production assistée par ordinateur, f; İng. CAM; computer-aided manufacturing; computer assisted manufacturing) endst. Bilişim desteğinin ürünün tasarımından son nitelik denetimine kadar sürdüğü, programlanabilir imalat ve kontrol düzenlerinin kullanıldığı teknik.

bilgisayar destekli muayene (Alm. rechnerunterstützte Prüfung; Fr. inspection assistée par ordinateur, f; İng.

CAI; Computer Aided Inspection) endst. Kalite kontrolü için bilgisayar teknolojisinin ve yazılımlarının etkin bir şekilde kullanılarak gerçekleştirildiği muayene sistemi.

(15)

bilgisayar destekli mühendislik (Alm. rechnerunterstützte Entwicklung; Fr. ingénierie assistée par ordinateur;

İng. CAE; computer-aided engineering) endst. Matematiksel problemlerin çözümü, süreç kontrolü, sayısal denetim, karmaşık ve uzun hesaplamaların yürütümünde bilgisayardan yararlanarak yapılan mühendislik çalışması.

bilgisayar destekli tasarım (Alm. rechnergestützter Entwurf; Fr. conception assistée par ordinateur, f; İng. CAD;

computer aided design) endst. Tasarım eyleminin bilgisayarda hazır ya da uyarlanan yazılımlar aracılığıyla ve veri işleme olanaklarından yararlanarak yürütülmesi.

bilgisayar kontrollü tezgâh (Alm. CNC-Maschine, f; Fr. machine à commande numérique par calculateur, f; İng.

CNC machine; computerized numerically controlled machine) endst. Talaşlı imalatta kullanılan elektronik kontrol mekanizmaları ve bir programlama dili yardımıyla programlanabilen ve kontrol edilebilen makine türü; eşanlam:

sayısal kontrollü tezgâh.

bilişsel görev (Alm. kognitive Aufgabe, f; Fr. tâche cognitive, f; İng. cognitive task; cognitive

work) endst. Algılama, hatırlama, analiz ve karar verme gibi zihinsel işlem ve süreçler içeren görev; eşanlam:

zihinsel görev.

birbiriyle değiştirilebilir parçalar (Alm. austauschbare Teile, pl; Fr. pièces interchangeables, pl; İng.

interchangeable parts) endst. Parçaların standartlaşması sonucunda bir ürüne ait parçaların aynı türdeki başka ürünlerde de kullanılabilmesi.

birikimli toplam kontrol diyagramı (Alm. Diagramm von kumulativer Summe, n; Fr. carte de sommes cumulatives, f; İng. cumulative sum chart; CUSUM chart) endst. Birbirini izleyen örnek istatistiksel değerlerin birikimli toplamını gösteren kontrol grafiği.

birikimsel travma hastalıkları (Alm. RSI-Syndrom, n; Fr. lésions dues aux mouvements répétitifs, pl;

microtraumatismes répétés, pl; İng. cumulative trauma disorders; overexertion injuries; overuse disorders;

repetitive motion disorder; repetitive strain disorder; repetitive strain injuries) endst. Tekrarlanan biyomekanik ve fizyolojik stresler sonucu çok sayıda küçücük yaralanmaların zaman içinde yavaş yavaş birikimi ile ortaya çıkan, karpal tünel sendromu gibi kas-iskelet sistemi hastalıkları.

birim satınalma maliyeti (Alm. Einheitskosten, pl; Fr. coût d’achat unitaire, m; İng. unit purchasing

cost) endst. Satınalma ile ilgili toplam tüm maliyetlerin satın alınan ürün sayısına bölümü ile elde edilen ürün başına düşen ortalama maliyet.

birim taşıma ücreti (İng. freight cost per unit shipped) endst. Taşınan yükün standart ölçü biriminde olması durumunda toplam nakliye ücretinin taşınan toplam birim sayısına bölümü ile hesaplanan birim başına düşen ücret; eşanlam: birim nakliye ücreti.

birleşik maliyet (Alm. gekoppelte Herstellungskosten, pl; Fr. coût commun, m; İng. joint cost) endst. Ürünlerin geliştirme sürecinde, iki ya da daha farklı ürün olarak ayrışmadan önceki geliştirme sürecine ait maliyet; örneğin mısır gevreği ve şurup olarak iki farklı ürün haline getirilecek mısırın, ayrışma noktasına kadarki yetiştirme maliyeti.

birleşik örneklem (Alm. Mischprobe, f; Fr. échantillon composite, m; İng. composite

sample) 1. çevr. Örneklenecek ortamdaki değişkenliği daha iyi temsil edecek bir örnek toplamak amacıyla belirlenmiş zaman aralıklarında su, atıksu ya da havadan alınan anlık örneklerin tek bir kapta toplanması ile oluşturulan deney örneklemi; eşanlam: kompozit numune. 2. endst. Kalite kontrolde, örneklerin farklı üretim partilerinden alınmış olduğu ve parti büyüklüğüne orantılı seçildiği örneklem; eşanlam: kompozit örneklem.

birörnek paralel makineler (Alm. uniforme parallele Maschinen, pl; Fr. machines parallèles uniformes, pl; İng.

uniform paralel machines) endst. Üretim sistemlerinde, farklı işlem hızlarına sahip olabilen ama özellikleri benzer olan makineler.

birörnek paralel makinelerde çizelgeleme (Alm. Terminplanung der uniformen parallelen Maschinen, f; Fr.

ordonnancement des machines parallèles uniformes, m; İng. uniform paralel machines scheduling) endst. Belli

Referanslar

Benzer Belgeler

Kondil deplasmanı veya subkondiler kırığı olan 21 hastaya (%63,6) açık redüksiyon ve rijit intemal fiksasyon uygulanırken, kondil deplasmanı olmayan 12 hasta(%36,4) ise İMF

• “ Kamu kaynaklarıyla desteklenen araştırmalardan üretilen yayınlara açık erişim için yasal düzenlemeler yapılmalı, ulusal ve kurumsal açık erişim politikaları

İdari ihtiyaçlar, tasarruf imkânı ve siber güvenlik gereksinimleri doğrultusunda, halen her kurumda müstakil olarak işletilmekte olan veri merkezlerinin tek bir çatı

• Henüz Açık Bilim düzenlemeleri yok (TÜBİTAK Açık Bilim Komitesi, 2015-- ). • Fon sağlayıcıların Açık Erişim

tüm yayınlara ve araştırma verilerine açık erişim yasayla düzenlenmeli. • Kamu destekli araştırma yayınları ve verileri yönetimi alt yapısı kurulmalı,

Akademik Bilişim 2014, 5-7 Şubat 20134 Mersin.. Türkiye Ulusal

Ulusal Açık Erişim Çalıştayı, 21-22 Ekim 2013, İYTE, Urla, İzmir.

Açık giriş yönteminin, etkin ve güvenllir bir yöntem olarak rutin uygulama itin kullamlmasmın veya stand.ı.rt yöntem olar.ık k•p•lı giriş yönteminin kabul