• Sonuç bulunamadı

Bakırköy kâtibi mesulü Gazian­ tepli Muhtar beyin muhakemesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bakırköy kâtibi mesulü Gazian­ tepli Muhtar beyin muhakemesi"

Copied!
9
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Bakırköy kâtibi m esu lü Gazian­

tepli Muhtar b eyin muhakemesi

160

— Nizamnamesinde emvaline

mutasarrıf olacağına dair ka­

yıt vardı.

— Sizin kongreye ve nizam­

nameye karşı mesul vaziyette

olduğunuzu anladım. Fakat iki

üç arkadaş bir yere gelerek bu

parayı ne vakte kadar tasarruf

edecektiniz?

— Devamı müddetince... Ev­ velce vermiştik.

— 336 senesine kadar nerede idiniz ?

— Bulada bulunuyordum.

— Burava geliyor, fırkaya giriyorsunuz. Hâlâ para sarfet- mekte devam ediyordunuz. Han gi salâhiyet ve hakla.

gi salâhiyet ve hakla. Sizin nakit olarak on bir küsur lira

aldığınız anlaşılıyor Bankada

21 bin lira var. Göstermek is­ tediğiniz defderde daha fazla para olduğu görülüyor.

— Mücevherat vardı. Satıldı.

— Bankalardan paraları kim

aldı?

— Malûmatım yok.

— Bankadan parayı tesellüm

salâhiyeti kime ait?

— Bankadan alınmıştır.

— Kim aldı, paralar kimin yanında idi? N e için sö k em i­ yorsunuz?

— Efendim, bendenizde idi. — Bunların hepsini Mustafa İbrahmi efendi mi aldı?

— Bende yalnız birkaç kol

düğmesi kalmıştı. Bunları da

900 liraya sattım.

— Bu paranın ve mücevhera­ tın mevcudu hakkmdaki mazba­ ta doğru mudur?

ta doğru mudur? Bu bir tes­ lim ve tesellüm mazbatası de ğil, yalnız tarafı nızdan veril­ miş bir mazbata Bunların mik tarım bu kadar olmadığını iddia edecek olursak ne cevap verir siniz?

— Teslim edilen miktar bu kadardır. Fazlasını iddia eden isbat eder.

— Eşyaları ne yaptınız?

—■

Hükümet el koydu.

— İtibarı Millî Bankasına tes lim edilen istikraz tahvilleri hakkında sizin bir defteriniz

yok mu idi? ,

— Vardı, fakat alamadım.

— Suriye Kâtibi mesulü İs­ mail Hakkı Beyin üzerindeki on altı bin altın parayı neden al­ mak istediniz?

— İsmail Hakkı Bey kendisi­

nin olduğunu iddia etti. Dâva

ettik. Beraet etti. Parayı kendi

namına aldı.

— Bu paranın kimler namı­ na olduğunu zannediyorsunuz?

— Kimin olduğunu bilmiyo­

rum... Yalnız fırkanın olması İh

tnnaliyle dâva edilmiştir.

— Siz ne münasebetle bunu söylüyor ve siz neden delâlet e- diyordunuz?

— Böyle söyledi ve delâleti­

mi istedi.

— Şükrü Bey neden bu para­

yı sizden istiyor? — Benden istemedi.

— İsmail Hakkı Beyden para yı alıp Şükrü Beye verdiler. Ve suikasde sarfetmek üzere delâ­ letiniz istenmiş. Söylemiyecek m isiniz?

—• Bilmiyorum, böyle bir şey istenmedi.

— Ittihad ve Terakkinin ye­ niden faaliyete geçmesi hakkın­

da teşebbüslerde bulunanlar'

var. Cavit Beyin evinde topla­ narak nizamname yapmışlar. Ondan evvel Ankara içtimaları olmuş. N e malûmatınız var?

— Bu içtimalarda bulunmuş ve bilâhare malûmat vermişler­ se razıyım.

— Halk Partisinden istifanı­ zın zahirî sebebi nedir?

— Her zaman ekalliyette kal dım, o yüzden istifa ettim.

— Bir heyeti idare kararınız var m ı?

— Yoktur.

— Bütün evrakınızı sakla­

mak istediniz, bulduk. Ittihad ve Terakkinin mühür ve imza­ ları senin üzerinde çıkmıştır.

— Paralarla birlikte aldık. — Peki, bunları niçin aldı­ nız?

— Hâtıra olarak.

— Hâtırasını muhafaza ile mükellef misiniz?

— Hayır, hattâ müzeye gön­ dereceğim.

K Â T İB İ M E S U L M U H T A R BEYİN M U H A K E M E S İ Bakırköy Kâtibi mesulü Muh­ tar Beyin muhakemesine başlan dı.

— Nerede oturuyorsunuz? — Gaziantepte.

— îaşe işlerine karıştınız m ı?

— Bazı işlerine karıştım.

— Nerede ve nasıl?

— Bakırköyde ekmek tevzia­ tı yaptım. Bakırköy idare heye­ ti âzaları fırkaya mensuptu. Bunlara bazı dağıtmalar yapıl­ dı.

— Kemal Beyi nereden tanır­ sın ?

— Antepte murahhastım. 0 - r aya A li İhsan Bey gelmişti. O - nunla tanışmıştım. îstanbula gi dince kongre vardı. Katıl, dedi­ ler, katıldım ve A li İhsan Beyin tavsiyesiyle Kem al Bey beni ia şeye memur etti.

—■ K ara Kemal ve A li İhsan Beylerle muhabereye devam et­ tin mi ?

— A li İhsan Beyin bir iki mektubunu aldım. Kendisine bir adam tavsiye etmiştim. Bunun üzerine cevap yazmadı. Bir de­ fa da oğlumu Galatasaraya kay dettirmek istiyordum. Şartları anlamak maksadiyle yazdım.

— Burada şayanı dikkat bir mektup var. Size program gön­ dereceğinden bahsediyor.

— Efendim, haberim yok..

Ben mektuba ehemmiyet ver­ medim. Bir tarafa attım.

— Burada bir yerde İttihatçı kaldığınızı tasrih ediyorsunuz?

— Halkçı olarak kaldığımı anlatmak istiyorum. Sonra Mü- dafaai Hukukta çalıştığımı söy lemek istiyorum.

— Abdülkadir’le muhabere­

niz var.

— Çocukluk arkadaşımdır. — Mektubunda intihabattan mebusluktan bahsediyor. Cevap

verdin m i?

— Cevap verdiğimi hatfri»* mıyorum.

— Yüzelliliklerden Celâl Ka4 ri Beyle muhabereye devam et­ mektesiniz.

— Hayır. Mektubundan da anlaşılır. Ben ona cevap verme­ dim. Sizinle muhabere etmek ia temiyorum, diye kısa bir mek­ tupla iktifa ettim.

— Mektupta A li Kemal da dahil olduğu halde Antep tari­ hini yazacağınızı söylüyorsu­ nuz. B u,A li Kemal kimdir?

— Antptedir efendim. O za­ man Antebin tarihi hakkında notları vardı. Bunları- toplayıp bir kitap halinde yazmayı dü­ şünüyorduk.

Bundan sonra mahkeme Muh­ tar Beyin gayri mevkuf olarak muhakemesine karar verdi.

Y E L ID B E Y İN İS T İC V A B I Velid Bey salona girdi. Mes­

leğinin gazetecilik olduğunu,

mahkûmiyeti bulunmadığını,

Meşrutiyetin ilânında İttihat ve Terakkiye intisap ettiğini, son­ ra meşgul olmadığını söyledi..

— Rauf Beyle münasebetini­ zi söyleyiniz?

—• Malta’dan başlıyarak gö­ rüşmekteyiz. Kendisi muhtelif zamanlarda İstanbul’a gelirdi. Bir defa evine gitmiştim, bir defa da mülâkat için Ahm et Emin Bey sonradan gelmişti. Topu topu beş altı defa görüş­ tüm.

— O mülakatı düşünerek mi yaptınız? Yoksa davet mi edil­ diniz?

— Vapurda giderken Ahmet Emin Beye rast geldim. Rauf Beye gittiğimi söyleyince “ De­ mek benim gibi siz de aynı şey­ leri düşünmüşsünüz...’’ dedi. Bir likte gittik.

— Bu cihet şayanı dikkattir. Ne maksatla bu mülâkatı yap­ mak istiyorsunuz?

— Rauf Bey Meclisin İkinci Reisi seçilmiş, bu münasebetle fikrini öğrenmek istedik.

— Hatırımızda kaldığına gö­ re Rauf Bey çok zaman evvel İstanbul’a gitmişti, öğrenm ek istediğimiz mülâkatı siz mi is­ tediniz, Rauf Bey mi davet et­ ti?

— Meclis İkinci Reisi olmak itibariyle meseleler hakkında

mütalâalarını, yeni hiikûmet

şekli olan Cumhuriyet idaresi hakkında noktai nazar ve tahas süslerini öğrenmek istedik. Mak şadımız bu idi. — Sonra başka ne görüştü­ nüz? — Hatırlamıyorum. (Devamı Var) YENİ NEŞRİYAT :

RECEP TURGAY’ın

Eminönü Vergi Dairesi Müdürü

Gelir Vergisi Kanuna

ve Tatbikatı

Kanunun meGıi, açık

bir dille

şerh ve izahı, tereddüd edilen

mevzuların hal şekilleri, Vergiler

Temyiz Komisyonu umumî heyet

kararlan, Devlet Şûrası Tevhidi

îçtihad ve Daire kararlan. Be­

yanname tanzimi esasları, tâdil

kanunları ve ilgili hususî kanun­

lar. îstanbulda Ankara caddesin­

de Üniversite Kitabevinde, inkı­

lâp, ikbal, Cihan, Hilmi Kitabev-

lerinde; Beyoğlunda Kitapsaray-

da; Ankara’da Berkalp Kitabevin

de satılmaktadır. <560) sahife, fi-

atı 20 lira, cildlisi 25 lira.

(2)

19 ŞUBAT 1911

Velid beyin sorgusu

161

Rauf Bey o sırada Ankarada Terakkiperver Fırka teşkilâtı yapılırken hastalanarak Istan- bula gitmişti. Gerek o vakit-

ki ziyarette gerek sonraki

ziyarette bu fırka hakkmdaki düşünceleri hakkında malûmat verir misiniz?

— Rauf beyle fırka teşekkül etmeden ve ettikten sonra bu husus etrafında aramızda hiç bir kelime geçmemiştir. H asta­ lığı dolayısiyle görüştüm.

— Rauf beyle samimiyetiniz siyasî mesai İde mi idi?

— Samimî görüşürdü. Açık

görünürdü.

— Maltada pek iyi görüşmez diniz?

— Evet> fakat Maltadan sonra başladı.

— Terakkiperver fırkaya gir­ meniz için bir teklifte bulundu mu?

— Hayır, bulunmadı. Esasen alâkadar bulunmuyordum. N eş­ riyatım böyle bir teklife mey­ dan bırakmamıştı

— Bayraktarlığım yapıyordu­ nuz. Tahlil edelim. Mektubunu­ zun ifadesinde bunlar toplanı­ yor. “ Sizin hakkınızda bir şey

yapmak istiyorlar” dediğiniz

anlaşılıyor. Memleket ve vata­ na bu derece merbut bir şahsi­ yet için doğru mu bu!

— O günkü gazetelerin neş­ riyatı.

— Benim anladığım yazaca­ ğınız şeylerde Rauf beyden veç­ he almak istiyordunuz?

— Mahkemei âliyenize bir ka­ naat için sarih bile olsa tetkik etmek vazifeniz icabıdır. Mek­

tubumda endişede bulunduğu-

ğum “ bugünlerde İstanbul bir korku geçirecektir..” diye bir haber vardı. Istaııbula gelen her salâhiyet sahibinden sual edili­ yordu. Bu yeni endişe altında A nkaradan gelmiş zevatın fikir­ lerini öğrenmek istedik.

— Bu mektubun içyüzü Rauf beyle samimî olduğunuzdur.

— Reis beyefendi emin olabi­ lirsiniz ki derin bir samimiyet ve ne bir karar teessüs etmiş değildir.

— Dün burada bulunsaydmız Hüseyin Avni, Vasıf ve Salâhat tin beylerin Şeyh Sait isyanını hazırlayan Bitlis mebusu Y u ­ suf Ziya ile görüşmüş oldukla­ rını işitirdiniz. Hamiyetli olan­ ların günün birinde devlet aley­

hinde çalıştıkları görülüyor.

Sizin bir tek lehteki makaleni­ ze mukabil Halk Fırkası aley­

hinde müteselsil neşriyatınız

vardır. ’ Yine bunları bırakıyo­ ruz. Fakat şu mektubun münde- ricatı hakkında bizi tenvir edi­ niz.

— Arzettiğim gibi İstanbul bir korku geçirecektir diye bir kaç gün evvel intişar eden ha­ vadisi müteakip muhabirlerimi­ zin gönderdiği telgraf hakkında Rauf beyin noktai nazarlarını öğrenmek istedim.

— Siz teşekkül etmekte bu­

lunan bir fırkada Fevzi paşa­ nın şu ve bu tarzda bir kalıba

sokulması cihetinden bahsedi­

yorsunuz. Bu nedir?

— Arzettiğim gibi Ankara­ dan alman bu telgraflar tâlî se­ bep olmuştur. O vakit gazete­ lerde tesadüf edilen haberlerin sebep olduğu korkudur.

— Bu korku ne idi?

— İstanbul bir korku geçire­ cek diye gazetelerden birine ak­ seden bir haberdir.

— Siz ifadelerinizde samimî değilsiniz. Fevzi paşa için “ He­ yeti Vekileye ithal edilemez. Şu halde bir Şeye iştirak ettirele- cektir” diyorsunuz. Korku me­ selesinin alâkası ne?

— Efendim gazete koleksi­

yonlarını tetkik buyurabilirsi­ niz?

— Korku meselesi hakkında mektubunuzda hiçbir kayıt yok. Başka bir endişe var.

— Ne olabilir efendim. — Cumhuriyet meselesi en­ dişenizi mucip olmuştur.

— Arzettiğim korku tesirin­

de kaldığımdandır. Başka bir

şey değil.

— Başta bulunan liderlerin bazıları da Rauf bey bize K a­ ra Kemal ile birleşmeyi katiyen

söylemiştir, diye ifadede bulun­ dular. Siz de Rahmi ile alâka­ dar olduğunu söylemezsiniz.

— Aldanmış olabilirim efen­ dim.

— M aalesef söylüyorum ki Rauf beye jurnalcilik yapmak istemişsiniz. Sonra size bir su­ al sormak mecburiyetindeyim: Size bir İstiklâl madalyası ve­ rilmiş. Siz iftiharla takmışsınız. Bunu inha eden zat da biçare diye tavsif ettiğiniz Fevzi pa­ şadır.

— Bunu okuduğum zaman

nasıl kullandığıma hayret edi­ yorum diye başka ilâve edecek sözüm yoktur.

— Bunu başka birisine söyle­ miş olsaydınız hatanızı kabul edebilirdik. Fakat siz bunu Ra­ uf beye yazıyorsunuz?

— Efendim arzettiğim gibi telgrafın tesiri altında idim. Hatam vardır. Fakat sözlerim samimîdir. Ankaradan gelen bu haberlerin tesirinden uzak kal­ mak mümkün değildi. Kontrol edilemiyen bir haber üzerinde hata muhakkak ki vardır.

Savcı — Telgrafta mektubun

mahiyeti anlaşıldıktan sonra

vaziyet anlaşılıyor.

(Devamı Var)

^ll!!inil(lllllllllllllllllllllllllllllll!!lltllllllllllllllllllll!llllllllllll!llllllilllllillllllllllll!llllllllll%

KOÇ HURCU

'2 0 M a r t 19 N i s a n )

Kendinizi çok can- ı ve enerjik hissedi vorsunuz. Bu haliniz, ;ş hayatı ve para ka­ zanma bakımından size çok yardım edebilir.

BOĞA BURCU

<20 Nisan 20 Mayıs) Hiç bir şeye aldır mamakta devam eder »eniz, İş hayatındaki rakipleriniz sizi geçe mlir. Kendinize bir- çeat düzen veriniz.

JKIZI.ER BURCU

(21 Mayıs 20 Hazi­ ran)

Elinize geçirdiği­ niz çok iyi bir fırsatı

Kaçırmak üzeresiniz. Müstesna fırsatların her zaman e!e geçmi- yeceğinl unutmayın ve o- na göre davranın.

YENGEÇ BURCU

(21 Haziran 22 Tem­ muz) Kendinizden daha

r yaşlı olan kimseler,

1

sizi istediğiniz gibi nareketten alıkoyu­ yor. Bu yüzden saa­ det imkânlarını elinizden kaçırmamaya dikkat edi­ niz.

ASLAN BURCU

(23 T e m m u z 22 A-

tastos)

tşlerlnizde bezi aksilikler çıkıp, prog ramınızı altüst edebi .ir, ama sinirlerinizi bozmayın, bu aksilk ler çabuk geçecek.

BAŞAK BURCU

(23 A g u sto * 22 Ey-I lül)

l''w Sizi çok şaşırtan, o nısbette de mem­ nun eden bir durum

la katılaşacaksınız. Hayatınız saadet ve- = nci bir seyir alacak gibi

görünüyor.

H

TERAZİ BURCU

(23 Eylül 22 Ekim) g Yakınlarınız ve = dostlarınızla münase g betlerinize biraz da- £ na İtina etmelisiniz. g Bugünlerde tehlikeli

3

işlere girişmeyin.

AKREP BURCU

(23 ekim 21 Kasım) 3 i C y

*^1

Bugünlerde kendi = —— fikir ve plânlarınız- = la hareket etmekten- ~ ne, başkalarına da a- = kıl danışarak hareket 3 lerlnlzi tayin etmeniz daha a hayırlı olacak.

YAY BURCU

(22 Sasım 21 Aralık) g Son zamanlarda == şüpheol bir ruh hail

2

içindesiniz. Her şeyin == karşısına bir İstif- g ham koymakta da = haklanma. «- g

OĞLAK BURCU

(22 Aralık 19 Ocak) 3 Bugünlerde aşk ha 3 yatından çok. İş haya zz tında talih yüzünüze — gülecek. Etrafınızı İyi g kollarsanız, para ka- = zatıma imkânları elde ede- = bilirsiniz.

KOVA BURCU

(20 Ocak 18 Şubat) 3 İçine düşeceğiniz çok müşkül bir du­ rumdan, ancak şada katinizi açıkça Isbat edebilmek sayesinde kurtulabilirsiniz.

BALIK BURCU

(19 S n b a t 20 M a rt) = Hâdiselerle dolu = oir gün geçlreceksl- ~ nlz. Alacağınız haber şr 'er sizi çok neşelendi S recek. S

(3)

Ahm et Emin beyin sorgu su *

162

Ankarada bir şey

yokken,

devlet

huzur

ve siikûn için'

de iken

bir takım

kayıtlar-

uydurarak hükümet aleyhinde

sistematik bir şekilde muhale­

fette bulunmuşlardır. Eski bir

cemiyeti muhafazaya taraftar

olan Veiid beyle Rauf bey ara­

sında şiddetli bir karabeti fik­

riye vardır. Bütün bunlar, bu

şiddetli tenkidler nazarı itibare

alınacak olursa Veiid beyin ser­

best olarak gezmemesi iâzımge-

lir. Fakat matbuat cürmü oldu­

ğundan müruru zamana uğradı­

ğından serbest

bırakılmasını

talep ederim.

— Heyeti hâkime sizin ser­

best olduğunuz hakkında karar

vermiştir gidebilirsiniz.

AHM ET EMİN BEYİN

SORGUSU

Reis Ahmet Emin beye soru­

yor:

— Rauf beyin size 28 Nisan

341 tairhli bir mektubu vardır.

Evvelâ bu mektubun bir kısmı­

nın ailevi cihetlere taallûku ci­

hetiyle

mahzur görülmediği

zannındayız.

Arzu ederseniz

okunsun.

— Hay hay!

“ İşler iğrenç gidiyor. Ev­ velce tahmini güç değildir, ls-

tanbula giderken görüştüğü­

müz zaman bunlara mâni ol­

mak için yapılacak işler var dedim. Fakat zamanı değil de­ miştim. Siz de tasdik etmişti­ niz.” diyor. Evvelâ söyleyiniz Terakkiperverlere iltihak

etti­

niz m i?

— Hayır, Bir gün Rauf beye

gitmiştim. Görüşürken Rauf

bey bir fırkai muhalefet teşkil edilmesi lüzum ve zaruretini müdafaa etmiş, ben muhalefet eylemiştim. Adnan bey de beni tasvip eylemişti.

Bilâhare bir fırkai muhalife teşkili aleyhinde olarak da iki makale n eşretm işim . Y e bu makalelerle Rauf beyin yanın­ daki münakaşalarımın takviye etmek ve Rauf beyin üzerinde müessir olmak istemiştim.

— Sonra?

— Fırka hakkında temasta

bulundum.

— Bu mektup bu makalelere tekaddüm ediyor.

— Anlatayım efendim, “ Rauf bey Avrupaya gitmiş­ ti. Bana bir mektup yazarak

benî Amerikadan davet edi­

yorlar. Naki ismindeki bir zat­ tan davetname aldım. Bu kim­

dir? Sen bilmiyorsan Şükrü

beyden öğren diyordu. Ben ta­ nımadım. Şükrü beyden öğren­ dim. Bu şahsm Rıza Tevfik’in akrabasından olduğunu söyledi.

i!I!fi!ffllii?!ll!lMnniil!!!lllininillll!l!llllltlll!II!l

Ben de yazdım.

— Siz işlerin iğrenç gittiğin­ den bahsediyorsunuz. O da “ bu ııun “ yapılacak tedbiri vardır. A m a siz mâni oldunuz’’ diyor.

— Efendim, bir fırka teşkili meselesi idi.

— Pekâlâ, muhalefete geç­

mekle bunun çaresi mi buluna­ caktı.

— Kendisi bu kanaatte idi. Fırkai muhalife yapmak tasav­ vuru var. Fakat Musul meselesi gibi haricî pürüzler olduğu bir sırada böyle bir hareketin daha doğru olamıyacağı zehabını ben denizde bıraktı.

— Bu mektuptan böyle bir mânâ çıkarmak imkânsızdır. Ne demek isteniyor.

— Rauf beyin tarzı tahrirî bir

az mübhemce. Ben böyle bir

mânâ çıkardım. Rauf bey fırka dahilinde iken bana daima mu­ halefetin, tenkidlerin doğru ola- mıyacağmı söyledi.

Rauf beyin mektubu Şark İs­

tiklâl Mahkemesinde mevzuu

bahsedilmişti. Muhakeme neti cesinde müddeiumulikçe ademi

mesuliyetimiz talep edilince

müdafaa serdine mahal kalma­ dı. Rauf beyin mektubuna dair etraflı izahat vermek fırsatını

buldum. Bu mektup yüzünden

Rauf beyin siyasî tesiratı altın­ da bulunduğum yolunda bir ze­ hap husule geldi. Rauf bey mu­ hafazakârdır. Ben ise neşriya­ tımdan anlaşılacağı veçhile hür riyetperver efkâr taşırım. Rauf beyin siyası tesirleri altında kalmama imkân ve ihtimal yok

tur. Yalnız aramızda samimî

bir arkadaşlık vardı.

Müddeiumumi Ahm et Emin

beyin serbest bırakılmasını is­ tedi. Mahkemece bu istek ka­ bul olundu.

1926 senesinin 25 Ağustos pazartesi günü, Rauf beyin eııiş tesi A ziz bey dinlenildi, bundan sonra Cavit beyin evindeki iç­

tima hakkında Cavit, Cahit,

K ör Ali İhsan beyler yüzleşti- tirildi. Bundan sonra, müddei­ umumi Necip A li bey iddiana­ mesini serdetti. Bunda ezcümle şöyle diyordu:

MÜDDEİUMUMİ

İDDİANAMESİNİ

SERDEDİYOR

“ Vaktiyle ve bilhassa Harbi Umumî esnasında iktidar mev­ kiini daima ellerinde bulundur­ maya ve her neye mal olursa olsun muhafaza etmeye karar veren İttihat ve Terakkinin ba­

zı rüesası, geçirdikleri acı ve tatlı bir takım tecrübelerden istihsal ettikleri kuvvetli bir kanaatle içtimai heyetlerde pek az insanların idealist olduğunu elle tutulabilecek bedbin ve hoş nutsuzluk karşısında çok fecî bir iflâsı memlekete giden fırka ile kurtarmak ve her gün adet­

leri Çoğalan gayri memnunlar

zümresinin temayülâtmı hiç ol­

mazsa tevkif edebilmek için

maddî menfaatlerini temin ci­ hettim teemmül ile bazı İktisadî

müesseseler vücuda getirmiş­

lerdir.

Bu müesseselerin sureti tesi­ sinin A li İhsan bey, Küçük Ta lât bey ifadelerinde iaşe ve ek­ mek meseleleriyle başladığını, Talât paşanın teşebbüs ettiği Romanyadan un celbine hacet olmayıp Anadolu şimendiferle­ rinin günde 70-75 vagon nakil kabiliyetinden ancak 40-45 va­ gon ciheti askeriye ihtiyaçları­ na yeter olduğunu ve geri ka­ lanların nakil kabiliyetinin İs­ tanbul iaşesesinî karşılayacak

gıda maddelerini Ankara ve

Konyadan getirilebileceği düşü ııülmüş, ve Kara Kemal beyin reisliğinde kurulan hususî tica­ ret heyeti vasıtasiyle tstanbula sevkedilerek yapılan ekmekten kazanılan ve gayri kabili istifa de bir para, beş para gibi ke­ sirlerden hasıl olan 233.000 li­ ra ile bu şirketlerden bir tane­ sini, yani millî mahsulât, şirke­ tini kurmuşlardır. Sanıklardan bu işlerle alâkalı şahsiyetler, teşekkül eden bu ticarî müesse­ selerin faaliyet gayesini fıkara çocuklarını sefaletten kurtar­

m ak, giydirmek, doyurmak,

Türk esnafının iktisaden yük­ selmeleri için kredi açmak, Is- tanbulda Türk iktisatçılığının hiç olmazsa memleketteki un­

surlarla rekabet edebilmesini

temin maksadiyle tesis edildiği­ ni ve ilk defa gûya bu fikir Dr.

Nâzım bey Atinada esir iken

Fransızca bilen bir Yunan nefe­ rinin söylediği acı ve intiba ve­ rici sözlerden müteessir olarak îstaııbula döndüğü zaman Türk Ieri İktisadî hayata sevketmek için faaliyet sarfettiği ve bilâ­

hare kurulan millî mahsulât,

millî mensucat, millî kantariye şirketleriyle Millî İktisat Ban- kasının bu gayeden mülhem olarak vücuda getirildiği, ken­ dilerinin müdafaaları arasında­ dır.

{Devamı Var)

^MiııııtıiHiııııııııiiiıınııııııiiiııııııınınıınıııııııııııniHiıtiHütıııiitııııııııııifiifiııııııııınfiıııııif/^

(4)

Savcı iddianameyi okuyor

— 163

T Ü R K İK T İS A D I H A Y A T I N I H A K İM K IL M A K

Meselenin mahiyeti memleket

teki ihtikâra mâni olmak ve

Türk milletini memleketin ha­ yatı iktisadiyesine hâkim kıl­

maktan ibaret olsaydı, büyük

bir hüsnü hizmet olurdu. Fakat

maalesef vak’ aların cereyanı

bunun aksini isbat etmiştir. E - velemirde memleketin iaşesi gi- bi devletin umumî hizmetinden olan en ağır ve müşkül bir vazi­ fenin kanunî bir mahiyeti haiz olmıyan hususpî ve politikacı bir idareye terk ve tevdi edil­ mesi o zaman iktidar mevki­ ini işgal eden zevatın devlet

mânâ ve mefhumu hakkında

yüksek bir fikre malik olma­ dıklarını isbat eder. Tamamiyle

hususî bir mahiyeti haiz bu

şirketler kanunî şekil altında ticaret yapan bir şirketten ziya de gayri meşru bir inhisarcılık manzarası göstermektedir. Harp hükümetinin istinat ettiği fır­ kanın tesis ettiği ve alelade mahiyeti haiz olan bu şirketle­ rin temin ettiği menfaatler mah dut ve muayyen eşhasa münha­ sır bulunmakla beraber bu şir­ ketler devletin azamî muavene­ tine mazhar olan hariçte âdeta bir devlet muamelesi gibi sefir­ leri kendi işleri için vasıta kıl­ mışlardır. O zaman Viyana se­ firi bulunan Hüseyin Hilmi

pa-şanın pek haklı olarak göster­

diği mukavemet maalesef yu­

kardan aldığı emirle kırılmış­ tır.

Sofya sefiri Fethi bey de o sırada acı şikâyette bulunmuş­ tur. Rakipsiz kalan bu şirket­ ler eğer ticarî muamelelerini ahlâkı esaslar ve prensiplere dayasalardı tarihin tenkidinden bir dereceye kadar yakalarını kurtarabilirlerdi. Halbuki iddi­ aları hilâfına, umumî menfaate hizmet etmekten ziyade hususî şahıslara menfaateler temin et­ mişler, dört buçuk kuruşa A vu s- turyadan aldıkları şekerin ok­ kasını Istanbulda üç yüz kuruşa

satmak gibi insafsızlıklarda

bulunmuşlardır.

Müddeiumumi bundan sonra, meşrutiyeti istihsal eden ihti­ lâlci zümrenin mütarekeye ka­ dar memleketi nasıl idare etti­ ğini, koca Osmanlı imparator­ luğunun mukadderatını meçhul bir Alm an amiralinin nasıl ba- ziçesi ettiklerini, ittihat ve Te rakki erkânının milleti binbir

felâkete sürükledikten sonra

nasıl kaçtıklarını, tekrar mev­ kii iktidara gelmek için hariçte mütemadi tahrikâtta bulunduk­ larını, en son defa dokuz mad­ delik programlariyle üstleri ça­ mur ve kanla boyanmış olarak tekrar siyaset sahnesine çık­ mak arzusunu gösterdiklerini beyan etmiştir.

Müddeiumumi, bu adamların takip ettikleri yolun nihayet

Reisicumhura suikaste kadar

vardığını beyan ederek sanık­ lardan her birinin cürüm vazi­ yetlerini teşrih etmiş, her biri heVV'ip-1

%p

cezanın ikinci maddesinin son fıkrası icabatından bulunmakla bunlardan Cavit, Nail, Dr. N â ­

zım, Ardahan mebusu sabıkı

Hilmi beylerin kanunu cezanın 55 inci maddesi delâletiyle 57 ncj maddesine tevfikan, diğer A li İhsan, Vehbi, Hüsnü, Ethem, Hamdi baba. Hüseyin Rauf, ve Rahmi beylerin kanunu mezkû­ run 58 nci maddesine nazaran tayini cezalarını" talep ederim.

Cahit, Kara V asıf, Azm i, A d ­ nan, Küçük Talât, Mithat Şük­ rü, Hüseyin zade A li, Eyüp Sab ri, Salâh Cimcoz, Küçük N â­ zım, Cemal Ferit, Naim Cevat,

Hasip, Erkânıharp mütekaidi

Rıza, gözlüklü Mithat. Haşan

Fehmi, Ihsan, A li Rıza, Sadet­ tin, Bekir, Mehmet A li, Hilmi, komiser Cavit, İzzet, Seyit, Sa­ lih Reis, tırnakçı Salim, A li Os­

man Kâhya, Selâhattin Hüse

yin Avni, Gaziantepli Ahm et Muhtar, Üsküdar Belediye Reis sabıkı Rıfat beylerin beraetini talep ederim.’

(Devamı var)

Zorla satıldığı

.id d ia e d ile n

D. P. biletleri!

EmnıIIah Nutku (Hiir.P.)

Meclis

Başkanlığına bir

soru

önergesi verdi

ANKARA, 20 (Telefonla) — Trab zon Hür. P. Milletvekili Emrullah Nutku, Samsun D.P. teşkilâtının çıkardığı eşya nlvangosu

(5)

biletleri-Cavit Beyin savunması

164

Müddeiumumi iddianamesini serdettikten bir gün sonra İs­ tiklâl mahkemesinde ilk olarak Cavit bey müdafaasını yapmış­ tır. Cavit bey “ Muhterem hâ­ kimler, senelerden beri devam ettiği söylenen ağır bir cürüm ile maznun olarak 63 gündür emri adaletinizle mevkuf bulun

maktayım. Müdafaamı ikiye

ayıracağım. Biri umumî, diğeri hususî müdafaamdır. Müddeiu­ mumini bey biraz düşmanca bir tarzda tasvirimi yaptı. Şahıs­ larımızın bir ehemmiyeti olmı- yabilir. Fakat vaktiyle işgal ey­ lediğimiz mevki dolayısiyle bir az itina edeceklerdi. Müddei­ umumi beyden beklerdim ki bu dâvayı meselâ potalarının önün de evsafı kimyeviye tahlil «den bir kimyager gibi ve bizim çeşmi şuhudumuza görünmiyen bir fi­ lem gibi görerek tahlil ve teşrih

eyliyen bir romancı gibi tetkik etsinler ve geçtiğimiz yollardan ne gibi his ve âmillerle müte­

harrik olduğumuzu göstersin­

ler.

Her nedense bu derece derin

tahlillere lüzum görmediler.

Müddeiumumi bey burada bu­ lunan, bulunmıyan şehit veya kayıp rical hakkında harp me­

suliyetini dermeyan ettiler.

Harp mesuliyeti içinde üç kişi varsa ikisinden biri, bir kişi varsa o biri benim. Harp mesu­

liyetinden bana isabet edebile­ cek hiçbir hissei vicdaniye yok­ tur.

Hâkim efendiler. Harp yapan lara “ Mısırı alacağız” diyenle­ re "bizim ruhumuzda biri Ada­ na diğeri Irak gibi iki Mısır vardır’’ dedim. “ Kafkasyayı is­ tilâ edeceğiz” diyenlere “ toprak almakla ne kazanacaksınız” de­ dim. Türk mefkûresinin en bü­ yük müddeilerinden biri olan

Ziya Gökalp’m hazır olduğu

mecliste harbi kolaylaştırmadı­ ğım söylendiği zaman “ bu mem leketin muhtaç olduğu toprak değil, tesanüttür” dedim. “ Bu zıyâ, karşısında bunu telâfi ede cek hangi zafer, hangi muvaf­ fakiyet vardır” dedim. Sualle­ rim cevapsız kaldı .Ü ç ay son­ ra bu harbe girmek için müşkü­ lât çıkardım. Hulâsa üç ay on­ lar benimle, ben onlarla uğraş­ tım. Antant sefirlerine gittim, “ sulh taraftarlarına dâvalarını müdafaa edecek kadar mühlet veriniz” dedim. Kendilerinden Osm anlı imparatorluğunun mu­ kadderatının bahis mevzuu ol- mıyacağına dair müşterek taah­ hütname aldım. Fransız ve In­ giliz Hariciye Nazırına olan tel­ grafı okursanız görürsünüz, ni­

hayet 24 Teşrinievvel Karade­ niz faciası oldu, fikrimin gös­ terdiği veçheyi takip ederek ar kadaşlardan ayrıldım, türlü it­ hamlara maruz kaldım. Beni öl­ dürmek istediler, hain diye gös­ terdiler. Kazanılması ihtimali olmıyan harbe girilmemesi için çok çalıştım.

Reis bey tekrar ediyorum ki

tarihin kabul ettiği bir hakikat­

tir ki ben masumum. Keşke ben

hata etseydim de vatan kurtul-

saydı. Müddeiumumi beyin itti­

hat ve Terakki ricaline ikinci

hitab-ı itabı şirketlere aitti. Biz

İttihat ve Terakkinin bir iktisat

mütehassısı ve belki de memle­

ketin zayıf bir iktisat mütehas­

sısı olduğum halde bunlar hak­

kımda bir fikir sormadılar. Ve

teşvik etmedim. Hüseyin Hilmi

paşa, Fethi beylerden evvel ga­

ye ne kadar makbul olursa ol*

sun fırka erkânına Kemal beyin

para işlerine katiyen kanştml-

mamasmı söyledim. Bütün bu

işlere harp zamanında ne yakın

ve ne uzaktan alâkadar

«İna­

dım.

Üçüncü i tire* olmak

üzere İa­

şe meselesini mevzuubahs

ede-

«eğim.

(6)

Cavıt bej ÎHalıye Nazırı iken

yaptığı is tik r a z la r ı anlattı

165

Harbin son senelerinde men-

kûp vaziyette idim. Talât

paşa kabinesine girdiğim za­

man iaşe işlerinin hususî ellerce idare edilmesinin doğru olamı- yacağmı söyledim ve iaşe ne­ zaretinin tesisine m uvaffak ol­

dum. Hiçbir vicdan tasavvur

etmem ki bunlardan dolayı beni muhatap tutsun.

Sonra müddeiumumi beyefen­

di, harp faciaları meyanında

buyurdular ki “ harpte Türk ne­ ferleri serhadlerde ölürken, va­ tan diyarında çocuklar kadınlar açıktan ölürken, bir taraftan kadın ve sefahet peşinde koşu­ yorlar.” H ayatta hiçbir zevke meftun değilim. E n âdi zaman­ larda bile hayatımın intizamı herkesçe malûmdur.

(Beyefendiler, bunlar her za­ man her fırkanın başına musal­ lat olan tufeyli haşarattır ki yaptıklarının mesuliyetini hem fırkalarına, heır millete çekti­ rirler. İşte İttihat ve Terakki­ nin harp idaresindeki mesuliyet

lerinden bana sıçrayabilecek

Şeyleri arz ve izah ettim. Müd­ deiumumi bey bütün hayatı si- yasiyemi tatsız bir cümle ile izah ederek başladılar. Borçla­ rın terbiyeli faziletkâranesini ileri sürdüler. Bütün on senelik

maliyeci hayatımda kalan bu

mu idi? Hem ben böyle söyle­ memiştim. “ Bütçe açığının terbi

yeti faziletkârânesi vardır” de­ miştim ve bu söz benim için de­ ğildi. Bunu 27 bütçesinin ba­ şına koymuştum. Bu bütçe açı­ ğını yapan ben değil, koca na­ zırlar ve mebuslardı. Garip bir tecelli. Bir istikraz meselesi çıksa arkasından Cavidin ismi zikrolunur. Halbuki bütün ha­

yatımda iki istikraz yaptım.

Hasılı 12 milyon liradır. Yüzde dört faizle yaptığım istikrazın dört milyon lirasını Abdülhami- din bıraktığı borçların temizli­ ğine hasrettim. Beş milyon li­ rasını da ordunun teçhizatına sarfedilmek üzere Mahmut Şev ket paşaya verdim. Mütebakisi­ ni de memleket vaziyeti mâliye­

sini ıslâha hasrettim. Bunun

neticesi olarak dağ taş başların

dakî memurlara günü gününe

maaş verdim. Mektebi Mülldye- den çıkıp 300 kuruş maaşla Zi­

raat Bankasına girdiğim za-

mandanberi bütün hayatım, ka­ zancım mukayyettir. Hayatta kâğıt değil, milyonlarla oyna­ yan benim gibi bir adamın diki­ li taşı yoktur. Bu şayanı iftihar bir şeydir beyefendiler.

Fakat bunları size söylemek mecburiyetindeyim. Hayatımın harbi umumîden beri nasıl geç­ tiğini arzedeceğim. Harp oldu, ikj sene menkûp kaldım. Bazı arkadaşlarım müşkülâtla karşı­ laştılar. Çağırdılar gittim, ne­ fer gibi çalıştım. Müddeiumumi beyin iddianamelerinde söyledi­ ği gibi muahedede hiçbir kayıt olmadan onların geniş muave­ netlerini sağladım. Bir gün ha­ ber aldım ki Alm an banknotla­ rının Türikede geçmesi hakkın- daki teklifler, tedavülü için bir teklif vekiller heyetinde müza­

kere ediliyor. Talât paşaya

koştum. “ N e yapıyorsunuz?”

dedim. Alman sefirine koştum.

“ Bu teklifle kartal damgalı

banknotların Anadolu içerilerin de tedavülünü istemekle halka

kamçı indirmek istiyorsunuz.”

dedim. Ve nihayet vazgeçtiler. Bu suretle bugünkü servetimizi kurtardım. Talât Paşa hüküme­ tine geldim.

Eğer hükümete gelmiş olma­ saydım beş yüz, altı yüz milyon liralık evrakı nakdiye basılmış olacaktı» Bir gün bunun tesiri altında kalmıştım. O felâket günü için ben sulh hâzinesi yap­

tım. Ne Sadrâzamın ne de

Harbiye Nazırının, ikisi hayat­

ta olan muamelât ve hazine

müdürlerinin malûmatı altında Osmanlı Bankasında onbeş mil­

yon biriktirdim, nihayet o felâ­

ket dakikası geldi. Ordular

müdafaa ettikleri serhadlerden geriye, o memleketleri düşman ayaklarına terkederek dönüyor­ lardı. î i e hükümet ve ne de fırkanın devam imkânı yoktu. Yeni bir hükümet teşekkülüne teşebbüs edildi. İzzet paşa gel­ di. O kabineye de arzetmiş ol­ duğum gibi hiçbir hırs ile de­ ğil “ sen gelmezsen kabineyi teş­ kil etmiyeceğim” demesi üze­ rine geldim. Mütareke şartlan elbette ki fenadır. Fakat dünkü şa rtla n bugünkü gözle değil,

e

günkü gözle görmek lâzımdır, Yoksa tenkid kolaydır.

Ordulardan biran evvel sulh yapılsın diye alına® telgraflar­ dan Harbiye N a zın bizi haber­ dar ediyordu. Mütareke şartla­ rını o günkü ahval ve şartlarla muhakeme etmek lâzımdır. Bü­ tün ordulardan bir an evvel mü­

tareke yapınız! diye telgraf

geldiğini, bütün Harbiye Ne­

zaretinin “ Mütareke” diye fer­ yat ettiğini Harbiye N azırı ka­

binede söylüyordu. Mütareke­

nin fenalığı, mütareke şartla­ rından ziyade mütarekede ikti­ dar mevkiine gelen zevatın düş

man emellerine mutavatıdır.

Mütareke şartlan kabinede hiç bir itiraz olmaksızın kabul edil­ di. Benden hangisine itiraz et­ tiğimi sordunuz. Hatırlamadım şimdi de hatırlamyıorum. Niha­ yet İzzet paşa kabinesi padişa­ hın münasebetsizliği, kanunu esasiye riayetsizliği ve bir gün dediğini ertesi gün reddetmesi yüzünden istifa etti. Mütareke­ de üç ay bir kenarda kaldım. Nihayet Tevfik paşa kabinesin­ den sonra Damat Ferit kabinesi geldi. 175 gün gizli kaldım.

Burada bendenize bir cürmii ahlâkî tevcih ettiniz? Niçin A - nadoluya geçmediğimi sordu­ nuz. Reis beyefendi siz şahsen memlekete ne yaparsanız yapı­ nız, hangi hizmette bulunursa­ nız bulununuz bir mislini daha yapamıyacağınız bir iş> düşma­ na kurşun atmak fazilet ve ul­

viyetini gösterdiğiniz zaman

bilâhare size katılan arkadaşla­ rınız İstanbul kaldırımlarında dolaşıyorlardı. Kimisi Damat Ferit kabinesinde âza bulunu­ yordu. Kimişi o zaman mantar gibi peyda olan fırkalara girip çıkıyorlardı. Hiçbir kimsenin o zaman firar ettiğini görmedim. Artık namusuma tevdi edilmiş bir şey olmakla beraber söyli-

(7)

Cavit beyden sonra Nail ve Dr. Nâzım

beylerde müdafaalarını yapıyorlar

166

Bir akşam, Temmuzun orta­ larına doğru idi. Tanıdığım bir zattan aldığım tezkerede deni­ yordu k i: Yarın İstanbul mürah hası olarak Sivasa gider misi­ niz? O zatı nihayet aradım, bu­ lamadım, Nakiye hanımı çağır­ dım. Dedim ki “ şöyle bir tezke­ re aldım. Gideyim m i? Gidebi­ lir miyim. Bu salâhiyeti haiz miyim” dedim. Bu işlerle meş­ gul Adnan bey ve Halide ha­

nıma gönderdim. Aldığım ce­

vapta “ bu işlerle meşgul ma- hafil sizin miirahhas olarak gitmemize muvafakat etmemek­ tedir’’ denildi. V e iki giin son­ ra da kaçtım. Kaçtığım zaman saklı olduğum ev basıldı. Bilâ­ hare Ferit paşa kabinesi beni Ermeni tehciri ile alâkalı gös­ tererek mahkûm etti. Nihayet bir gün düyunu umumiyeye ha­ berim olmaksızın, kendim istek­ li olmaksızın intihap edildim.

Dostlarıma bu işle alâkadar

olanlara Cahit beyi tavsiye et­ miştim. Bir mâni zuhur etti. Beni seçmişler. Bu intihap üze­ rine kalktım, geldim. Memleke­ te gelişim düyunu umumiyeye intihaptan dolayı değil, bana bu

imkânın verilmiş olmasından­

dır.”

| Cavit bey İttihat ve Terak­

kinin hiçbir kararına iştirak eylemediğini, sulh ve selâmet i adamı olduğunu söyliyerek de­

miştir ki: Vereceğiniz karar en | mesut zamanlarınızda bir işareti istifham ve sual şeklinde vicda­ nınızı rahatsız etmesin. Sözle­

rime inanmış iseniz pekâlâ.

İnanmamışsanız ne yapayım,

mukadderatım.”

NAİL BEYİN

MÜDAFAASI

Nail bey müdafaasını yapar­ ken şöyle dem iştir: “ Bendeniz Azerbaycanda bulundum. Fakat Bakûda değil. Siyasetle hiçbir alâkası olmıyan Genç şehrinde bulundum. Bolşeviklerin Bakû- ya girişlerinden bir hafta evvel Bakûya bazı işlerin yoluna ko­ nulması için geldim. Yalnız iki gün evvel Halil paşanın Kâzım Karabekir paşadan almış oldu­

ğu talimat üzerine mebusan

reisi Resul zade Emin ve daha sair fırka reisleriyle temasta bulundum. Esasen bu teması­ mız akabinde de bolşevikler Ba- kûyu işgal etmiş bulunuyorlar­

dı. Bundan sonra kendimizi

kurtarıp Türkiyeye atmaktan başka çare düşünmedik. Yalnız Enver paşanın bazı arkadaşla- riyle Azerbaycana geldiğinde esası tesbit edilen ve İsmine program denilen amelî bir mec­

muayı alıp Trabzona geldim.

Ve orada bastırarak Ankaraya

gelip Enver paşanın arzusu

veçhile Gazi paşa hazretlerine takdim ettim.

Müddeiumumi beyin buyur­

dukları halk şûraları programı bundan sonra Kusyada yapılmış ve kongre ise Batumda olmuş­ tur. Bendeniz 336 senesi Anka- raj'a geldim. Bu faaliyetler 337

ve 338 senelennide olduğuna

nazaran benim hiçbir alâkam

olmadığı tahakkuk eder. Ben 337 senesinde Ankarada Hilâli ahmer Cemiyeti riyasetinde, 338 senesinde Himayei Et fal heyeti merkeziyesinde bulundum. Şişli içtimalarına bir defadan ziyade gitmediğim ve dokuz maddelik programla alâkadar olmadığım sabit olmuştur. Suikast ve cemi yeti hafiye ile bir gûna alâkam yoktur. Heyeti muhteremenizin adaletine iltica ederim.”

DR. NAZIM BEYİN

MÜDAFAASI

ve gerek Rusyada bulduğum

zaman bu emrin haricine çık­ mak hatırımdan bile geçmemiş­ tir. Zaten Enver paşa Talât paşanın şahadeti üzerine M os- kovaya davet ettiği zaman bu kayıtla icabet etmiştim. Mosko- vada bir aya yakın geçen gün­ lerde oraya gelen muhtelif İs­

lâm murahhaslarının işlerini

takip ettik, İttihat ve Terakki­ nin yeniden ihyası hakkındaki kararla neticelenen dört kişilik içtima ben Batlımdan hareket ettikten sonra yapılmıştır. Bu kararların altında görülen im­

zam, Enver paşa tarafından

muvafakatim alınmadan atıl­

mıştır. Halil paşanın denize at“ tığı bildirilen bir torba m ü h ü r­ den haberim yoktur.

(Devam* vari

Dr. Nâzım bey müdafaasını

serdederken şöyle demiştir: “ Berlinde Talât paşa merhu­ mun riyasetinde İslâm ihtilâlle­ ri namı altında vatmmızın düş­ m anlan aleyhinde çalışırken bu mesaimiz Ankara hükümeti ta­ rafından tasvip edilmiş ve A n - karadan gelen bir mektupta A - nadolu işlerine karışmamak ve yalnız hariçte çalışmak ve mü­ him kararlarda Ankaranın re­ yini almak suretiyle bize müsa­ ade edilmişti. Gerek Almanya

AVIIIIiniinillllllIllIllllllllllllllllllllllimilllllllllllllMIHIIİIIllllllllllIllIllIllllllllllllllllllllItHIHl^

KOÇ BURCU

<

20

Mart 19 Nisan > Bugünlerde müm­ kün olduğu kadar az sarledin ve hiç bir şeye para yatırmayın: ulak bir dikkatsizlik büyük kayıplara sebep ola­ bilir.

TERAZİ BURCU

(23 Eylül »2 Ekim) İş ve para ile İlgili meselelerinizi tesadüfe şansa bırakmayınız. Canınızı sıkan bazı kimseler varsa, bu­ gün onlarla karşılanmaktan da kaçının.

İ

BOGA BURCU

AKREP BURCU

< 20 Nisan 20 Mayıs > Bir uyuşukluk ve cansıkmtısı İçerisin­ desiniz. Kendinizi to parlayıp yenir şeyler yapmaya, yaratmaya çalışın.

( 23 Ekim 21 Kasım) Hislerinize kapıl a rak ani kararlarla ha reket ederseniz, yolu ıa koymuş olduğu­ nuz İşlerinizi altüst edebilirsiniz.

İKİZLER

b u r c u

(21 Mayıs 20 Haziran) İçtimai durumu­ nuzda önemli değişik İlkler olması muhte mel. Heyecan verici nazı hâdiselerle karşı ¡aşabilirsiniz.

Y A Y BURCU

(22 Kasım 21 Aralık) İyice düşünüp ta­ şınmadan cesurane hareketlere girmeyin. Bugünlerde soğukkan 'ılığınızı hiç kaybet­ memeniz lâzım.

I

YENGEÇ BURCU

= (21 Haziran 22 Tem-muz) Yakınlarınızla ara­ nızda bazı küçük an- ’ aşmazlıklar çıkabilir. Sinirlilik gösterip bunları büyütmeme ye çalışın.

OĞLAK

b u r c u . ( 22 Aralık 19 Ocak ) -M ' Birisiyle herhangi k J bir konuda işbirliği İ t e # veya ortaklığa teşeb-" ı B büs etmeyi düşünü- ’ w yorsanız, her zamanki lhtlyatlılığınızı elden bırak

ASLAN BURCU

(23 Temmuz 22

Ağtıs-KOVA BURCU

(20 Ocak 18 Şubat) lUUUlHlIHMIliiUiMimm iiH m Ht tlü im iIl HU Ul lU UII IH IHm il lll lll HlI DIl lll il lli ll lHi llI ll UHI Htt il llH mH lU HUU Hi m tfl Ul ih Uül il UII IUU I

(8)

Mahkemenin

167

Anadolu dahilinde teşkilât

yapmak fikri Enver paşaya

be­

nim Batumdan hareketimden

sonra gelmiş olacaktır. Zaten Batumda bulunduğum sıralarda Enver paşanın memlekete gir­ memesi için bütün arkadaşlarla

elimizden geleni diriğ etmedik.

Cavit beyin evindeki içtimaa Ga

zi paşanın muvafakat ve müsa­ adesi olduğuna kani olarak iş­ tirak ettim. Bir veya iki içtima- da umdeler hakkında münaka­ şa cereyan etti. Müddeiumumi

beyin benim hakkımdaki en

ağır ithamları benim gizli bir teşkilâta intisabım ve bu mü­ nasebetle Kara Kemal ve arka­ daşlarının tertip ettiği suikast cürmünden haberdar bulunmak- lığımdır. Şükrü, Canbulat ve Kemal beylerle iki senedenberi

ne görüştüm, ne muhaberem

olmuştur. En mukaddes şeyle­ rim üzerine yemin ederim ki, hâdise duyulmasından evvel ta- mamiyle meçhulümdü.”

Ardahan eski mebusu Hilmi bey müdafaasında siyasî faali­ yetlerden uzak kaldığını, Kara

Kemalin yazıhanesinde Ziya

Hurşit ve bazı mebusların işti­ rakiyle yapılan toplantıda bu­

lunduğunu söyliyenler olursa

en ağır cezalara razı olduğunu, suikast ile alâkası bulunmadı­ ğını söylemiştir.

A lj Ihsan bey kendisini

mü-1EKAZ1 BURCU

'23 Eylül 22 Ektin) g Tasavvurlarınızdan bl = N T» -i. başlangıçtaki dü- g | / n \ 'incenizden bambaş- = a şpktlde İnkişaf e- g tficek Fakat telâşlan = payın.

AKREP BURCU

dafaa etmiyeceğini, hâkimlerin vicdanına iltica ettiğini beyan etmiştir.

Hüsnü bey, Kara Kemal ile siyasî faaliyette bulunmadığı­ nı, Vehbi bey, Kara Kemalin eli ve ayağı olduğu iddialarını reddettiğini söylemiştir. Diğer maznunlar da bir söyliyecekleri bulunmadığını beyan etmişler­ dir.

M A H K E M E N İN K A R A R I

istiklâl Mahkemesinin 26

Ağustos 1926 tarihinde okunan kararı aynen şöyledir:

Muhakeme safahatını tesbit eden ifadeler, iddia makamının

talepnamesi ve maznunların

müdafaaları mütalâa ve tetkik olunarak kanaat husulüne kâfi görüldü. Bu takrirat neticeleri­ ne nazaran harbi umumîyi ve harb esnasında devlet umuru­ nu hüsnü idare edemiyerek mem leketi inhizam ve izmihlâl teh­ likesine ilka suretiyle mevkii iktidarı alarak ve kendi kendi­ sini feshe mecbur kalan ve ek­ ser rüesası memleketi bizzat aç tıkları felâket uçurumunda bı­ rakarak firar eyliyen İttihat ve Terakkinin yeniden iktidar mev

kiiue getirilmesi maksadiyle

gizli ve suikaste müntehi bir fa aliyeti siyasiye şebekesinin İz­ mir muhakematında taayyün ve tezahür eden mevcudiyeti A n ­ kara’da ikmal edilen safhalar­ la sureti kafiyede teeyyüt ey­ lemiştir. Harbi umumî firarile­ rinin memlekette millî mukave­ met istidadı sezdikleri dakika­ dan itibaren Berlin’de başlıya- rak Moskova ve Batum’da taf­ silâtı zabıtnamelerde münderiç şekiller altında devam eden te­ şebbüs ve faaliyetlerinin kendi

kendisini kurtarmıya çalışan

milletin bâisi oldukları felâketi gayri kabili tamir ve telâfi bir- hale getirecek tarzda yeniden memleket mukadderatını ele al mak maksadına m atuf bulundu­ ğu sabit olmuştur.

( 23 Ekim 21 Kasım) =

/

v \Y BURCU

(22 Kasım 21 Aralık) ğ -Sazı güvenilmez dost =

ar sizi slnlrlendiri- =E ^or, fakat para bakı- = mından durumunuz = düzelecek.

Başlamak ' istediğiniz = 'ş veya erişmek İste- = -liginiz bir hedef var- = -a. bugün son hamle- g v| yapın. ş=

Dâvacısı bütün bir millet ve şahidi bütün biı- cihan olan har bj umumî felâketlerinin millî zafer şerefine ve hürmetine a* lelûmujı siyasî mücrimler me- yanmda millet tarafından a ffe ­ dilen mes’ulleri harbi umumîyi

müteakip yabancı topraklarda

ana vatan aleyhine tertip ettik leri entrikalarından dolayı dahi affa mazhar olmuş, ve kayıt­ sız şartsız vatandaşlık toplulu­ ğu içine kabul edilmişken

bun-kararı

lardan bir kısmının her türlü

hamiyet kaydından ve vicdan

kaydından âri bir hırsla açtık­ ları hiyanet mecrasına yeni ve gizli istikametelr vererek leim

maksatlarına doğru yürümek­

ten fâriğ olmadıkları muha­

kemenin cereyanı ile vazıhan anlaşılmıştır. Türk milletinin kuvvet ve mukavemet kaynak­ larının lâyezal olacağından bir gafleti mutlaka ile gafil bulu­ narak o zaman millet ve mem­ leketi düşman ayakları altına atıp kaçmaktan başka çare bu- lamıyan ittihat ve Terakki rü* esasının millî zaferin neticei ta- biiyesi kendilerinin yeniden reis- kâra gelmeleri muhakkak olacaı kanaatiyle hareket ettikleri, v* Berlin’de kararlaştırılarak Moa kova’dan teyid ve Batum’da tee rübe edilen Anadolu’ya ve Ana dolu mevkii iktidarına baskın fikirlerinin başlıca rüesasını*

zıyaiyle arızî tevakkufundan

sonra birinci ve ikincj Lozan konferansları arasında İstanbul da Maliye N a zın esbakı Cavid Beyin evinde akdolunan gizli kongrede eski maksatlarıma te minine doğru yeni kararlar it­ tihaz olunduğu zabıtlarda mttn deriç ifade ve itiraflarla tama­

men tezahür ve tebeyyün et­

miştir.

Mezkûr gizli kongreye CavM Kara Kemal, Şükrü ve lamai! Canbulat taraflarından İsimle­ ri tesbit olunan ve letaninöâa mevcut bulunmıyanlan nrahahe re ile davet edilen kendi tabir­ lerince eski İttihatçılar toplaşır dığı, ve Kara Kem al’in Gazi Pa şa Hazretlerine İzmit’te vâki müracaati mevzuu aslîye vesile ve zemin ittihaz edilerek İtti­

hat ve Terakkinin müstakbel

rolü tezekkür olunduğa Ve kon­ gre âzasından bir kısmının

har ■

mİ yet ve fazileti vataniye M e­ lerinin galebesiyle bn m a h iy e ­ te bir sıyası faaliyeti tecviz ar demeyip ayrıldıkları, bir k n a r nm davetlere hiç icabet etme­ dikleri ve merhum Ziya Giikalp Beyin de Diyarbakır’da aldığı davetnameye red cevabı verdiği gibi bilâhare İstanbul gazete­ lerine vâki beyanat!yle harakâ tı mesrudeyi aynen takbih eyle

diği ve isimleri zabıtnamede

zikredilen ve ekseriyeti teşkil eden diğer kısmin da içtim ada isbatı vücutla müzakerata Iştt- râk ettikleri tahkikatı vâkıa ve cereyanı muhakemeden ve i He

ifadelerin tekrar tetkikinden

anlaşılmıştır.

Referanslar

Benzer Belgeler

An- cak politetrafloroetilen çok ince ve dayanıksız bir malzeme olduğundan su geçirmez giysilerin yapımında tek başına kullanılmıyor, daha dayanıklı iki farklı

O Ç Holding Yönetim Kurulu Şeref Başkanı Veh­ bi Koç’a, Türkiye’de bireysel girişimlerin kamu­ laştırılması yönünde gösterdiği çalışmalar, holdingleşme

Örneğin çok sevdiğiniz bir futbol karşılaşmasını izlemek istiyorsunuz ama o saatlerde evde bulunmanız mümkün değil, bu durumda SlingBox M1 kullanarak o

Bu arada Sovyetler Birliği’nden gelen uzman Galina Sergeyevna Çurak, dünyanın en çok taklit edilen ressamlarından Ayvazovski’nin tablolarını inceliyor.. Alttaki tablo

Bunların bir çoğu Anadolu mec­ muası, Azerbaycan Yurd Bilgisi, Çığır, Dergâh, Düşünce, Folklor Postası, Halk Bügisi Mecmuası- Halk Bilgisi Haberle­ ri,

ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı'nda Ocak 2016 itibariyle kullanılmaya başlanan European Commit- tee on Antimicrobial Susceptibility Testing (EUCAST)

Ocak 2011-Nisan 2018 tarihleri arasında Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mik- robiyoloji Polikliniği’ne başvuran, klinik ve

İlber Ortaylı bir konuş­ masında, Türkiye halkının kendi ta­ rihiyle ilişkisini eleştirirken, tarihi kitlelere aktaracak tiyatro, sinema, roman, resim gibi