Bakırköy kâtibi m esu lü Gazian
tepli Muhtar b eyin muhakemesi
—
160
—— Nizamnamesinde emvaline
mutasarrıf olacağına dair ka
yıt vardı.
— Sizin kongreye ve nizam
nameye karşı mesul vaziyette
olduğunuzu anladım. Fakat iki
üç arkadaş bir yere gelerek bu
parayı ne vakte kadar tasarruf
edecektiniz?
— Devamı müddetince... Ev velce vermiştik.
— 336 senesine kadar nerede idiniz ?
— Bulada bulunuyordum.
— Burava geliyor, fırkaya giriyorsunuz. Hâlâ para sarfet- mekte devam ediyordunuz. Han gi salâhiyet ve hakla.
gi salâhiyet ve hakla. Sizin nakit olarak on bir küsur lira
aldığınız anlaşılıyor Bankada
21 bin lira var. Göstermek is tediğiniz defderde daha fazla para olduğu görülüyor.
— Mücevherat vardı. Satıldı.
— Bankalardan paraları kim
aldı?
— Malûmatım yok.
— Bankadan parayı tesellüm
salâhiyeti kime ait?
— Bankadan alınmıştır.
— Kim aldı, paralar kimin yanında idi? N e için sö k em i yorsunuz?
— Efendim, bendenizde idi. — Bunların hepsini Mustafa İbrahmi efendi mi aldı?
— Bende yalnız birkaç kol
düğmesi kalmıştı. Bunları da
900 liraya sattım.
— Bu paranın ve mücevhera tın mevcudu hakkmdaki mazba ta doğru mudur?
ta doğru mudur? Bu bir tes lim ve tesellüm mazbatası de ğil, yalnız tarafı nızdan veril miş bir mazbata Bunların mik tarım bu kadar olmadığını iddia edecek olursak ne cevap verir siniz?
— Teslim edilen miktar bu kadardır. Fazlasını iddia eden isbat eder.
— Eşyaları ne yaptınız?
—■
Hükümet el koydu.
— İtibarı Millî Bankasına tes lim edilen istikraz tahvilleri hakkında sizin bir defteriniz
yok mu idi? ,
— Vardı, fakat alamadım.
— Suriye Kâtibi mesulü İs mail Hakkı Beyin üzerindeki on altı bin altın parayı neden al mak istediniz?
— İsmail Hakkı Bey kendisi
nin olduğunu iddia etti. Dâva
ettik. Beraet etti. Parayı kendi
namına aldı.
— Bu paranın kimler namı na olduğunu zannediyorsunuz?
— Kimin olduğunu bilmiyo
rum... Yalnız fırkanın olması İh
tnnaliyle dâva edilmiştir.
— Siz ne münasebetle bunu söylüyor ve siz neden delâlet e- diyordunuz?
— Böyle söyledi ve delâleti
mi istedi.
— Şükrü Bey neden bu para
yı sizden istiyor? — Benden istemedi.
— İsmail Hakkı Beyden para yı alıp Şükrü Beye verdiler. Ve suikasde sarfetmek üzere delâ letiniz istenmiş. Söylemiyecek m isiniz?
—• Bilmiyorum, böyle bir şey istenmedi.
— Ittihad ve Terakkinin ye niden faaliyete geçmesi hakkın
da teşebbüslerde bulunanlar'
var. Cavit Beyin evinde topla narak nizamname yapmışlar. Ondan evvel Ankara içtimaları olmuş. N e malûmatınız var?
— Bu içtimalarda bulunmuş ve bilâhare malûmat vermişler se razıyım.
— Halk Partisinden istifanı zın zahirî sebebi nedir?
— Her zaman ekalliyette kal dım, o yüzden istifa ettim.
— Bir heyeti idare kararınız var m ı?
— Yoktur.
— Bütün evrakınızı sakla
mak istediniz, bulduk. Ittihad ve Terakkinin mühür ve imza ları senin üzerinde çıkmıştır.
— Paralarla birlikte aldık. — Peki, bunları niçin aldı nız?
— Hâtıra olarak.
— Hâtırasını muhafaza ile mükellef misiniz?
— Hayır, hattâ müzeye gön dereceğim.
K Â T İB İ M E S U L M U H T A R BEYİN M U H A K E M E S İ Bakırköy Kâtibi mesulü Muh tar Beyin muhakemesine başlan dı.
— Nerede oturuyorsunuz? — Gaziantepte.
— îaşe işlerine karıştınız m ı?
— Bazı işlerine karıştım.
— Nerede ve nasıl?
— Bakırköyde ekmek tevzia tı yaptım. Bakırköy idare heye ti âzaları fırkaya mensuptu. Bunlara bazı dağıtmalar yapıl dı.
— Kemal Beyi nereden tanır sın ?
— Antepte murahhastım. 0 - r aya A li İhsan Bey gelmişti. O - nunla tanışmıştım. îstanbula gi dince kongre vardı. Katıl, dedi ler, katıldım ve A li İhsan Beyin tavsiyesiyle Kem al Bey beni ia şeye memur etti.
—■ K ara Kemal ve A li İhsan Beylerle muhabereye devam et tin mi ?
— A li İhsan Beyin bir iki mektubunu aldım. Kendisine bir adam tavsiye etmiştim. Bunun üzerine cevap yazmadı. Bir de fa da oğlumu Galatasaraya kay dettirmek istiyordum. Şartları anlamak maksadiyle yazdım.
— Burada şayanı dikkat bir mektup var. Size program gön dereceğinden bahsediyor.
— Efendim, haberim yok..
Ben mektuba ehemmiyet ver medim. Bir tarafa attım.
— Burada bir yerde İttihatçı kaldığınızı tasrih ediyorsunuz?
— Halkçı olarak kaldığımı anlatmak istiyorum. Sonra Mü- dafaai Hukukta çalıştığımı söy lemek istiyorum.
— Abdülkadir’le muhabere
niz var.
— Çocukluk arkadaşımdır. — Mektubunda intihabattan mebusluktan bahsediyor. Cevap
verdin m i? •
— Cevap verdiğimi hatfri»* mıyorum.
— Yüzelliliklerden Celâl Ka4 ri Beyle muhabereye devam et mektesiniz.
— Hayır. Mektubundan da anlaşılır. Ben ona cevap verme dim. Sizinle muhabere etmek ia temiyorum, diye kısa bir mek tupla iktifa ettim.
— Mektupta A li Kemal da dahil olduğu halde Antep tari hini yazacağınızı söylüyorsu nuz. B u,A li Kemal kimdir?
— Antptedir efendim. O za man Antebin tarihi hakkında notları vardı. Bunları- toplayıp bir kitap halinde yazmayı dü şünüyorduk.
Bundan sonra mahkeme Muh tar Beyin gayri mevkuf olarak muhakemesine karar verdi.
Y E L ID B E Y İN İS T İC V A B I Velid Bey salona girdi. Mes
leğinin gazetecilik olduğunu,
mahkûmiyeti bulunmadığını,
Meşrutiyetin ilânında İttihat ve Terakkiye intisap ettiğini, son ra meşgul olmadığını söyledi..
— Rauf Beyle münasebetini zi söyleyiniz?
—• Malta’dan başlıyarak gö rüşmekteyiz. Kendisi muhtelif zamanlarda İstanbul’a gelirdi. Bir defa evine gitmiştim, bir defa da mülâkat için Ahm et Emin Bey sonradan gelmişti. Topu topu beş altı defa görüş tüm.
— O mülakatı düşünerek mi yaptınız? Yoksa davet mi edil diniz?
— Vapurda giderken Ahmet Emin Beye rast geldim. Rauf Beye gittiğimi söyleyince “ De mek benim gibi siz de aynı şey leri düşünmüşsünüz...’’ dedi. Bir likte gittik.
— Bu cihet şayanı dikkattir. Ne maksatla bu mülâkatı yap mak istiyorsunuz?
— Rauf Bey Meclisin İkinci Reisi seçilmiş, bu münasebetle fikrini öğrenmek istedik.
— Hatırımızda kaldığına gö re Rauf Bey çok zaman evvel İstanbul’a gitmişti, öğrenm ek istediğimiz mülâkatı siz mi is tediniz, Rauf Bey mi davet et ti?
— Meclis İkinci Reisi olmak itibariyle meseleler hakkında
mütalâalarını, yeni hiikûmet
şekli olan Cumhuriyet idaresi hakkında noktai nazar ve tahas süslerini öğrenmek istedik. Mak şadımız bu idi. — Sonra başka ne görüştü nüz? — Hatırlamıyorum. (Devamı Var) YENİ NEŞRİYAT :
RECEP TURGAY’ın
Eminönü Vergi Dairesi Müdürü
Gelir Vergisi Kanuna
ve Tatbikatı
Kanunun meGıi, açık
bir dille
şerh ve izahı, tereddüd edilen
mevzuların hal şekilleri, Vergiler
Temyiz Komisyonu umumî heyet
kararlan, Devlet Şûrası Tevhidi
îçtihad ve Daire kararlan. Be
yanname tanzimi esasları, tâdil
kanunları ve ilgili hususî kanun
lar. îstanbulda Ankara caddesin
de Üniversite Kitabevinde, inkı
lâp, ikbal, Cihan, Hilmi Kitabev-
lerinde; Beyoğlunda Kitapsaray-
da; Ankara’da Berkalp Kitabevin
de satılmaktadır. <560) sahife, fi-
atı 20 lira, cildlisi 25 lira.
19 ŞUBAT 1911
Velid beyin sorgusu
—
161
—Rauf Bey o sırada Ankarada Terakkiperver Fırka teşkilâtı yapılırken hastalanarak Istan- bula gitmişti. Gerek o vakit-
ki ziyarette gerek sonraki
ziyarette bu fırka hakkmdaki düşünceleri hakkında malûmat verir misiniz?
— Rauf beyle fırka teşekkül etmeden ve ettikten sonra bu husus etrafında aramızda hiç bir kelime geçmemiştir. H asta lığı dolayısiyle görüştüm.
— Rauf beyle samimiyetiniz siyasî mesai İde mi idi?
— Samimî görüşürdü. Açık
görünürdü.
— Maltada pek iyi görüşmez diniz?
— Evet> fakat Maltadan sonra başladı.
— Terakkiperver fırkaya gir meniz için bir teklifte bulundu mu?
— Hayır, bulunmadı. Esasen alâkadar bulunmuyordum. N eş riyatım böyle bir teklife mey dan bırakmamıştı
— Bayraktarlığım yapıyordu nuz. Tahlil edelim. Mektubunu zun ifadesinde bunlar toplanı yor. “ Sizin hakkınızda bir şey
yapmak istiyorlar” dediğiniz
anlaşılıyor. Memleket ve vata na bu derece merbut bir şahsi yet için doğru mu bu!
— O günkü gazetelerin neş riyatı.
— Benim anladığım yazaca ğınız şeylerde Rauf beyden veç he almak istiyordunuz?
•
— Mahkemei âliyenize bir ka naat için sarih bile olsa tetkik etmek vazifeniz icabıdır. Mek
tubumda endişede bulunduğu-
ğum “ bugünlerde İstanbul bir korku geçirecektir..” diye bir haber vardı. Istaııbula gelen her salâhiyet sahibinden sual edili yordu. Bu yeni endişe altında A nkaradan gelmiş zevatın fikir lerini öğrenmek istedik.
— Bu mektubun içyüzü Rauf beyle samimî olduğunuzdur.
— Reis beyefendi emin olabi lirsiniz ki derin bir samimiyet ve ne bir karar teessüs etmiş değildir.
— Dün burada bulunsaydmız Hüseyin Avni, Vasıf ve Salâhat tin beylerin Şeyh Sait isyanını hazırlayan Bitlis mebusu Y u suf Ziya ile görüşmüş oldukla rını işitirdiniz. Hamiyetli olan ların günün birinde devlet aley
hinde çalıştıkları görülüyor.
Sizin bir tek lehteki makaleni ze mukabil Halk Fırkası aley
hinde müteselsil neşriyatınız
vardır. ’ Yine bunları bırakıyo ruz. Fakat şu mektubun münde- ricatı hakkında bizi tenvir edi niz.
— Arzettiğim gibi İstanbul bir korku geçirecektir diye bir kaç gün evvel intişar eden ha vadisi müteakip muhabirlerimi zin gönderdiği telgraf hakkında Rauf beyin noktai nazarlarını öğrenmek istedim.
— Siz teşekkül etmekte bu
lunan bir fırkada Fevzi paşa nın şu ve bu tarzda bir kalıba
sokulması cihetinden bahsedi
yorsunuz. Bu nedir?
— Arzettiğim gibi Ankara dan alman bu telgraflar tâlî se bep olmuştur. O vakit gazete lerde tesadüf edilen haberlerin sebep olduğu korkudur.
— Bu korku ne idi?
— İstanbul bir korku geçire cek diye gazetelerden birine ak seden bir haberdir.
— Siz ifadelerinizde samimî değilsiniz. Fevzi paşa için “ He yeti Vekileye ithal edilemez. Şu halde bir Şeye iştirak ettirele- cektir” diyorsunuz. Korku me selesinin alâkası ne?
— Efendim gazete koleksi
yonlarını tetkik buyurabilirsi niz?
— Korku meselesi hakkında mektubunuzda hiçbir kayıt yok. Başka bir endişe var.
— Ne olabilir efendim. — Cumhuriyet meselesi en dişenizi mucip olmuştur.
— Arzettiğim korku tesirin
de kaldığımdandır. Başka bir
şey değil.
— Başta bulunan liderlerin bazıları da Rauf bey bize K a ra Kemal ile birleşmeyi katiyen
söylemiştir, diye ifadede bulun dular. Siz de Rahmi ile alâka dar olduğunu söylemezsiniz.
— Aldanmış olabilirim efen dim.
— M aalesef söylüyorum ki Rauf beye jurnalcilik yapmak istemişsiniz. Sonra size bir su al sormak mecburiyetindeyim: Size bir İstiklâl madalyası ve rilmiş. Siz iftiharla takmışsınız. Bunu inha eden zat da biçare diye tavsif ettiğiniz Fevzi pa şadır.
— Bunu okuduğum zaman
nasıl kullandığıma hayret edi yorum diye başka ilâve edecek sözüm yoktur.
— Bunu başka birisine söyle miş olsaydınız hatanızı kabul edebilirdik. Fakat siz bunu Ra uf beye yazıyorsunuz?
— Efendim arzettiğim gibi telgrafın tesiri altında idim. Hatam vardır. Fakat sözlerim samimîdir. Ankaradan gelen bu haberlerin tesirinden uzak kal mak mümkün değildi. Kontrol edilemiyen bir haber üzerinde hata muhakkak ki vardır.
Savcı — Telgrafta mektubun
mahiyeti anlaşıldıktan sonra
vaziyet anlaşılıyor.
(Devamı Var)
^ll!!inil(lllllllllllllllllllllllllllllll!!lltllllllllllllllllllll!llllllllllll!llllllilllllillllllllllll!llllllllll%
KOÇ HURCU
'2 0 M a r t 19 N i s a n )
Kendinizi çok can- ı ve enerjik hissedi vorsunuz. Bu haliniz, ;ş hayatı ve para ka zanma bakımından size çok yardım edebilir.
BOĞA BURCU
<20 Nisan 20 Mayıs) Hiç bir şeye aldır mamakta devam eder »eniz, İş hayatındaki rakipleriniz sizi geçe mlir. Kendinize bir- çeat düzen veriniz.
JKIZI.ER BURCU
(21 Mayıs 20 Hazi ran)
Elinize geçirdiği niz çok iyi bir fırsatı
Kaçırmak üzeresiniz. Müstesna fırsatların her zaman e!e geçmi- yeceğinl unutmayın ve o- na göre davranın.
YENGEÇ BURCU
(21 Haziran 22 Tem muz) Kendinizden dahar yaşlı olan kimseler,
1
sizi istediğiniz gibi nareketten alıkoyu yor. Bu yüzden saa det imkânlarını elinizden kaçırmamaya dikkat edi niz.ASLAN BURCU
(23 T e m m u z 22 A-tastos)
tşlerlnizde bezi aksilikler çıkıp, prog ramınızı altüst edebi .ir, ama sinirlerinizi bozmayın, bu aksilk ler çabuk geçecek.BAŞAK BURCU
(23 A g u sto * 22 Ey-I lül)l''w Sizi çok şaşırtan, o nısbette de mem nun eden bir durum
la katılaşacaksınız. Hayatınız saadet ve- = nci bir seyir alacak gibi
görünüyor.
H
TERAZİ BURCU
(23 Eylül 22 Ekim) g Yakınlarınız ve = dostlarınızla münase g betlerinize biraz da- £ na İtina etmelisiniz. g Bugünlerde tehlikeli3
işlere girişmeyin.AKREP BURCU
(23 ekim 21 Kasım) 3 i C y*^1
Bugünlerde kendi = —— fikir ve plânlarınız- = la hareket etmekten- ~ ne, başkalarına da a- = kıl danışarak hareket 3 lerlnlzi tayin etmeniz daha a hayırlı olacak.YAY BURCU
(22 Sasım 21 Aralık) g Son zamanlarda == şüpheol bir ruh hail
2
içindesiniz. Her şeyin == karşısına bir İstif- g ham koymakta da = haklanma. «- g
OĞLAK BURCU
(22 Aralık 19 Ocak) 3 Bugünlerde aşk ha 3 yatından çok. İş haya zz tında talih yüzünüze — gülecek. Etrafınızı İyi g kollarsanız, para ka- = zatıma imkânları elde ede- = bilirsiniz.KOVA BURCU
(20 Ocak 18 Şubat) 3 İçine düşeceğiniz çok müşkül bir du rumdan, ancak şada katinizi açıkça Isbat edebilmek sayesinde kurtulabilirsiniz.
BALIK BURCU
(19 S n b a t 20 M a rt) = Hâdiselerle dolu = oir gün geçlreceksl- ~ nlz. Alacağınız haber şr 'er sizi çok neşelendi S recek. SAhm et Emin beyin sorgu su *
—
162
—Ankarada bir şey
yokken,
devlet
huzur
ve siikûn için'
de iken
bir takım
kayıtlar-
uydurarak hükümet aleyhinde
sistematik bir şekilde muhale
fette bulunmuşlardır. Eski bir
cemiyeti muhafazaya taraftar
olan Veiid beyle Rauf bey ara
sında şiddetli bir karabeti fik
riye vardır. Bütün bunlar, bu
şiddetli tenkidler nazarı itibare
alınacak olursa Veiid beyin ser
best olarak gezmemesi iâzımge-
lir. Fakat matbuat cürmü oldu
ğundan müruru zamana uğradı
ğından serbest
bırakılmasını
talep ederim.
— Heyeti hâkime sizin ser
best olduğunuz hakkında karar
vermiştir gidebilirsiniz.
AHM ET EMİN BEYİN
SORGUSU
Reis Ahmet Emin beye soru
yor:
— Rauf beyin size 28 Nisan
341 tairhli bir mektubu vardır.
Evvelâ bu mektubun bir kısmı
nın ailevi cihetlere taallûku ci
hetiyle
mahzur görülmediği
zannındayız.
Arzu ederseniz
okunsun.
— Hay hay!
“ İşler iğrenç gidiyor. Ev velce tahmini güç değildir, ls-
tanbula giderken görüştüğü
müz zaman bunlara mâni ol
mak için yapılacak işler var dedim. Fakat zamanı değil de miştim. Siz de tasdik etmişti niz.” diyor. Evvelâ söyleyiniz Terakkiperverlere iltihak
etti
niz m i?
— Hayır, Bir gün Rauf beye
gitmiştim. Görüşürken Rauf
bey bir fırkai muhalefet teşkil edilmesi lüzum ve zaruretini müdafaa etmiş, ben muhalefet eylemiştim. Adnan bey de beni tasvip eylemişti.
Bilâhare bir fırkai muhalife teşkili aleyhinde olarak da iki makale n eşretm işim . Y e bu makalelerle Rauf beyin yanın daki münakaşalarımın takviye etmek ve Rauf beyin üzerinde müessir olmak istemiştim.
— Sonra?
— Fırka hakkında temasta
bulundum.
— Bu mektup bu makalelere tekaddüm ediyor.
— Anlatayım efendim, “ Rauf bey Avrupaya gitmiş ti. Bana bir mektup yazarak
benî Amerikadan davet edi
yorlar. Naki ismindeki bir zat tan davetname aldım. Bu kim
dir? Sen bilmiyorsan Şükrü
beyden öğren diyordu. Ben ta nımadım. Şükrü beyden öğren dim. Bu şahsm Rıza Tevfik’in akrabasından olduğunu söyledi.
i!I!fi!ffllii?!ll!lMnniil!!!lllininillll!l!llllltlll!II!l
Ben de yazdım.
— Siz işlerin iğrenç gittiğin den bahsediyorsunuz. O da “ bu ııun “ yapılacak tedbiri vardır. A m a siz mâni oldunuz’’ diyor.
— Efendim, bir fırka teşkili meselesi idi.
— Pekâlâ, muhalefete geç
mekle bunun çaresi mi buluna caktı.
— Kendisi bu kanaatte idi. Fırkai muhalife yapmak tasav vuru var. Fakat Musul meselesi gibi haricî pürüzler olduğu bir sırada böyle bir hareketin daha doğru olamıyacağı zehabını ben denizde bıraktı.
— Bu mektuptan böyle bir mânâ çıkarmak imkânsızdır. Ne demek isteniyor.
— Rauf beyin tarzı tahrirî bir
az mübhemce. Ben böyle bir
mânâ çıkardım. Rauf bey fırka dahilinde iken bana daima mu halefetin, tenkidlerin doğru ola- mıyacağmı söyledi.
Rauf beyin mektubu Şark İs
tiklâl Mahkemesinde mevzuu
bahsedilmişti. Muhakeme neti cesinde müddeiumulikçe ademi
mesuliyetimiz talep edilince
müdafaa serdine mahal kalma dı. Rauf beyin mektubuna dair etraflı izahat vermek fırsatını
buldum. Bu mektup yüzünden
Rauf beyin siyasî tesiratı altın da bulunduğum yolunda bir ze hap husule geldi. Rauf bey mu hafazakârdır. Ben ise neşriya tımdan anlaşılacağı veçhile hür riyetperver efkâr taşırım. Rauf beyin siyası tesirleri altında kalmama imkân ve ihtimal yok
tur. Yalnız aramızda samimî
bir arkadaşlık vardı.
Müddeiumumi Ahm et Emin
beyin serbest bırakılmasını is tedi. Mahkemece bu istek ka bul olundu.
1926 senesinin 25 Ağustos pazartesi günü, Rauf beyin eııiş tesi A ziz bey dinlenildi, bundan sonra Cavit beyin evindeki iç
tima hakkında Cavit, Cahit,
K ör Ali İhsan beyler yüzleşti- tirildi. Bundan sonra, müddei umumi Necip A li bey iddiana mesini serdetti. Bunda ezcümle şöyle diyordu:
MÜDDEİUMUMİ
İDDİANAMESİNİ
SERDEDİYOR
“ Vaktiyle ve bilhassa Harbi Umumî esnasında iktidar mev kiini daima ellerinde bulundur maya ve her neye mal olursa olsun muhafaza etmeye karar veren İttihat ve Terakkinin ba
zı rüesası, geçirdikleri acı ve tatlı bir takım tecrübelerden istihsal ettikleri kuvvetli bir kanaatle içtimai heyetlerde pek az insanların idealist olduğunu elle tutulabilecek bedbin ve hoş nutsuzluk karşısında çok fecî bir iflâsı memlekete giden fırka ile kurtarmak ve her gün adet
leri Çoğalan gayri memnunlar
zümresinin temayülâtmı hiç ol
mazsa tevkif edebilmek için
maddî menfaatlerini temin ci hettim teemmül ile bazı İktisadî
müesseseler vücuda getirmiş
lerdir.
Bu müesseselerin sureti tesi sinin A li İhsan bey, Küçük Ta lât bey ifadelerinde iaşe ve ek mek meseleleriyle başladığını, Talât paşanın teşebbüs ettiği Romanyadan un celbine hacet olmayıp Anadolu şimendiferle rinin günde 70-75 vagon nakil kabiliyetinden ancak 40-45 va gon ciheti askeriye ihtiyaçları na yeter olduğunu ve geri ka lanların nakil kabiliyetinin İs tanbul iaşesesinî karşılayacak
gıda maddelerini Ankara ve
Konyadan getirilebileceği düşü ııülmüş, ve Kara Kemal beyin reisliğinde kurulan hususî tica ret heyeti vasıtasiyle tstanbula sevkedilerek yapılan ekmekten kazanılan ve gayri kabili istifa de bir para, beş para gibi ke sirlerden hasıl olan 233.000 li ra ile bu şirketlerden bir tane sini, yani millî mahsulât, şirke tini kurmuşlardır. Sanıklardan bu işlerle alâkalı şahsiyetler, teşekkül eden bu ticarî müesse selerin faaliyet gayesini fıkara çocuklarını sefaletten kurtar
m ak, giydirmek, doyurmak,
Türk esnafının iktisaden yük selmeleri için kredi açmak, Is- tanbulda Türk iktisatçılığının hiç olmazsa memleketteki un
surlarla rekabet edebilmesini
temin maksadiyle tesis edildiği ni ve ilk defa gûya bu fikir Dr.
Nâzım bey Atinada esir iken
Fransızca bilen bir Yunan nefe rinin söylediği acı ve intiba ve rici sözlerden müteessir olarak îstaııbula döndüğü zaman Türk Ieri İktisadî hayata sevketmek için faaliyet sarfettiği ve bilâ
hare kurulan millî mahsulât,
millî mensucat, millî kantariye şirketleriyle Millî İktisat Ban- kasının bu gayeden mülhem olarak vücuda getirildiği, ken dilerinin müdafaaları arasında dır.
{Devamı Var)
^MiııııtıiHiııııııııiiiıınııııııiiiııııııınınıınıııııııııııniHiıtiHütıııiitııııııııııifiifiııııııııınfiıııııif/^
Savcı iddianameyi okuyor
— 163
—T Ü R K İK T İS A D I H A Y A T I N I H A K İM K IL M A K
Meselenin mahiyeti memleket
teki ihtikâra mâni olmak ve
Türk milletini memleketin ha yatı iktisadiyesine hâkim kıl
maktan ibaret olsaydı, büyük
bir hüsnü hizmet olurdu. Fakat
maalesef vak’ aların cereyanı
bunun aksini isbat etmiştir. E - velemirde memleketin iaşesi gi- bi devletin umumî hizmetinden olan en ağır ve müşkül bir vazi fenin kanunî bir mahiyeti haiz olmıyan hususpî ve politikacı bir idareye terk ve tevdi edil mesi o zaman iktidar mevki ini işgal eden zevatın devlet
mânâ ve mefhumu hakkında
yüksek bir fikre malik olma dıklarını isbat eder. Tamamiyle
hususî bir mahiyeti haiz bu
şirketler kanunî şekil altında ticaret yapan bir şirketten ziya de gayri meşru bir inhisarcılık manzarası göstermektedir. Harp hükümetinin istinat ettiği fır kanın tesis ettiği ve alelade mahiyeti haiz olan bu şirketle rin temin ettiği menfaatler mah dut ve muayyen eşhasa münha sır bulunmakla beraber bu şir ketler devletin azamî muavene tine mazhar olan hariçte âdeta bir devlet muamelesi gibi sefir leri kendi işleri için vasıta kıl mışlardır. O zaman Viyana se firi bulunan Hüseyin Hilmi
pa-şanın pek haklı olarak göster
diği mukavemet maalesef yu
kardan aldığı emirle kırılmış tır.
Sofya sefiri Fethi bey de o sırada acı şikâyette bulunmuş tur. Rakipsiz kalan bu şirket ler eğer ticarî muamelelerini ahlâkı esaslar ve prensiplere dayasalardı tarihin tenkidinden bir dereceye kadar yakalarını kurtarabilirlerdi. Halbuki iddi aları hilâfına, umumî menfaate hizmet etmekten ziyade hususî şahıslara menfaateler temin et mişler, dört buçuk kuruşa A vu s- turyadan aldıkları şekerin ok kasını Istanbulda üç yüz kuruşa
satmak gibi insafsızlıklarda
bulunmuşlardır.
Müddeiumumi bundan sonra, meşrutiyeti istihsal eden ihti lâlci zümrenin mütarekeye ka dar memleketi nasıl idare etti ğini, koca Osmanlı imparator luğunun mukadderatını meçhul bir Alm an amiralinin nasıl ba- ziçesi ettiklerini, ittihat ve Te rakki erkânının milleti binbir
felâkete sürükledikten sonra
nasıl kaçtıklarını, tekrar mev kii iktidara gelmek için hariçte mütemadi tahrikâtta bulunduk larını, en son defa dokuz mad delik programlariyle üstleri ça mur ve kanla boyanmış olarak tekrar siyaset sahnesine çık mak arzusunu gösterdiklerini beyan etmiştir.
Müddeiumumi, bu adamların takip ettikleri yolun nihayet
Reisicumhura suikaste kadar
vardığını beyan ederek sanık lardan her birinin cürüm vazi yetlerini teşrih etmiş, her biri heVV'ip-1
%p
cezanın ikinci maddesinin son fıkrası icabatından bulunmakla bunlardan Cavit, Nail, Dr. N â
zım, Ardahan mebusu sabıkı
Hilmi beylerin kanunu cezanın 55 inci maddesi delâletiyle 57 ncj maddesine tevfikan, diğer A li İhsan, Vehbi, Hüsnü, Ethem, Hamdi baba. Hüseyin Rauf, ve Rahmi beylerin kanunu mezkû run 58 nci maddesine nazaran tayini cezalarını" talep ederim.
Cahit, Kara V asıf, Azm i, A d nan, Küçük Talât, Mithat Şük rü, Hüseyin zade A li, Eyüp Sab ri, Salâh Cimcoz, Küçük N â zım, Cemal Ferit, Naim Cevat,
Hasip, Erkânıharp mütekaidi
Rıza, gözlüklü Mithat. Haşan
Fehmi, Ihsan, A li Rıza, Sadet tin, Bekir, Mehmet A li, Hilmi, komiser Cavit, İzzet, Seyit, Sa lih Reis, tırnakçı Salim, A li Os
man Kâhya, Selâhattin Hüse
yin Avni, Gaziantepli Ahm et Muhtar, Üsküdar Belediye Reis sabıkı Rıfat beylerin beraetini talep ederim.’
(Devamı var)
Zorla satıldığı
.id d ia e d ile n
D. P. biletleri!
EmnıIIah Nutku (Hiir.P.)
Meclis
Başkanlığına bir
soru
önergesi verdi
ANKARA, 20 (Telefonla) — Trab zon Hür. P. Milletvekili Emrullah Nutku, Samsun D.P. teşkilâtının çıkardığı eşya nlvangosu
biletleri-Cavit Beyin savunması
—
164
—Müddeiumumi iddianamesini serdettikten bir gün sonra İs tiklâl mahkemesinde ilk olarak Cavit bey müdafaasını yapmış tır. Cavit bey “ Muhterem hâ kimler, senelerden beri devam ettiği söylenen ağır bir cürüm ile maznun olarak 63 gündür emri adaletinizle mevkuf bulun
maktayım. Müdafaamı ikiye
ayıracağım. Biri umumî, diğeri hususî müdafaamdır. Müddeiu mumini bey biraz düşmanca bir tarzda tasvirimi yaptı. Şahıs larımızın bir ehemmiyeti olmı- yabilir. Fakat vaktiyle işgal ey lediğimiz mevki dolayısiyle bir az itina edeceklerdi. Müddei umumi beyden beklerdim ki bu dâvayı meselâ potalarının önün de evsafı kimyeviye tahlil «den bir kimyager gibi ve bizim çeşmi şuhudumuza görünmiyen bir fi lem gibi görerek tahlil ve teşrih
eyliyen bir romancı gibi tetkik etsinler ve geçtiğimiz yollardan ne gibi his ve âmillerle müte
harrik olduğumuzu göstersin
ler.
Her nedense bu derece derin
tahlillere lüzum görmediler.
Müddeiumumi bey burada bu lunan, bulunmıyan şehit veya kayıp rical hakkında harp me
suliyetini dermeyan ettiler.
Harp mesuliyeti içinde üç kişi varsa ikisinden biri, bir kişi varsa o biri benim. Harp mesu
liyetinden bana isabet edebile cek hiçbir hissei vicdaniye yok tur.
Hâkim efendiler. Harp yapan lara “ Mısırı alacağız” diyenle re "bizim ruhumuzda biri Ada na diğeri Irak gibi iki Mısır vardır’’ dedim. “ Kafkasyayı is tilâ edeceğiz” diyenlere “ toprak almakla ne kazanacaksınız” de dim. Türk mefkûresinin en bü yük müddeilerinden biri olan
Ziya Gökalp’m hazır olduğu
mecliste harbi kolaylaştırmadı ğım söylendiği zaman “ bu mem leketin muhtaç olduğu toprak değil, tesanüttür” dedim. “ Bu zıyâ, karşısında bunu telâfi ede cek hangi zafer, hangi muvaf fakiyet vardır” dedim. Sualle rim cevapsız kaldı .Ü ç ay son ra bu harbe girmek için müşkü lât çıkardım. Hulâsa üç ay on lar benimle, ben onlarla uğraş tım. Antant sefirlerine gittim, “ sulh taraftarlarına dâvalarını müdafaa edecek kadar mühlet veriniz” dedim. Kendilerinden Osm anlı imparatorluğunun mu kadderatının bahis mevzuu ol- mıyacağına dair müşterek taah hütname aldım. Fransız ve In giliz Hariciye Nazırına olan tel grafı okursanız görürsünüz, ni
hayet 24 Teşrinievvel Karade niz faciası oldu, fikrimin gös terdiği veçheyi takip ederek ar kadaşlardan ayrıldım, türlü it hamlara maruz kaldım. Beni öl dürmek istediler, hain diye gös terdiler. Kazanılması ihtimali olmıyan harbe girilmemesi için çok çalıştım.
Reis bey tekrar ediyorum ki
tarihin kabul ettiği bir hakikat
tir ki ben masumum. Keşke ben
hata etseydim de vatan kurtul-
saydı. Müddeiumumi beyin itti
hat ve Terakki ricaline ikinci
hitab-ı itabı şirketlere aitti. Biz
İttihat ve Terakkinin bir iktisat
mütehassısı ve belki de memle
ketin zayıf bir iktisat mütehas
sısı olduğum halde bunlar hak
kımda bir fikir sormadılar. Ve
teşvik etmedim. Hüseyin Hilmi
paşa, Fethi beylerden evvel ga
ye ne kadar makbul olursa ol*
sun fırka erkânına Kemal beyin
para işlerine katiyen kanştml-
mamasmı söyledim. Bütün bu
işlere harp zamanında ne yakın
ve ne uzaktan alâkadar
«İna
dım.
Üçüncü i tire* olmak
üzere İa
şe meselesini mevzuubahs
ede-
«eğim.
Cavıt bej ÎHalıye Nazırı iken
yaptığı is tik r a z la r ı anlattı
—
165
—Harbin son senelerinde men-
kûp vaziyette idim. Talât
paşa kabinesine girdiğim za
man iaşe işlerinin hususî ellerce idare edilmesinin doğru olamı- yacağmı söyledim ve iaşe ne zaretinin tesisine m uvaffak ol
dum. Hiçbir vicdan tasavvur
etmem ki bunlardan dolayı beni muhatap tutsun.
Sonra müddeiumumi beyefen
di, harp faciaları meyanında
buyurdular ki “ harpte Türk ne ferleri serhadlerde ölürken, va tan diyarında çocuklar kadınlar açıktan ölürken, bir taraftan kadın ve sefahet peşinde koşu yorlar.” H ayatta hiçbir zevke meftun değilim. E n âdi zaman larda bile hayatımın intizamı herkesçe malûmdur.
(Beyefendiler, bunlar her za man her fırkanın başına musal lat olan tufeyli haşarattır ki yaptıklarının mesuliyetini hem fırkalarına, heır millete çekti rirler. İşte İttihat ve Terakki nin harp idaresindeki mesuliyet
lerinden bana sıçrayabilecek
Şeyleri arz ve izah ettim. Müd deiumumi bey bütün hayatı si- yasiyemi tatsız bir cümle ile izah ederek başladılar. Borçla rın terbiyeli faziletkâranesini ileri sürdüler. Bütün on senelik
maliyeci hayatımda kalan bu
mu idi? Hem ben böyle söyle memiştim. “ Bütçe açığının terbi
yeti faziletkârânesi vardır” de miştim ve bu söz benim için de ğildi. Bunu 27 bütçesinin ba şına koymuştum. Bu bütçe açı ğını yapan ben değil, koca na zırlar ve mebuslardı. Garip bir tecelli. Bir istikraz meselesi çıksa arkasından Cavidin ismi zikrolunur. Halbuki bütün ha
yatımda iki istikraz yaptım.
Hasılı 12 milyon liradır. Yüzde dört faizle yaptığım istikrazın dört milyon lirasını Abdülhami- din bıraktığı borçların temizli ğine hasrettim. Beş milyon li rasını da ordunun teçhizatına sarfedilmek üzere Mahmut Şev ket paşaya verdim. Mütebakisi ni de memleket vaziyeti mâliye
sini ıslâha hasrettim. Bunun
neticesi olarak dağ taş başların
dakî memurlara günü gününe
maaş verdim. Mektebi Mülldye- den çıkıp 300 kuruş maaşla Zi
raat Bankasına girdiğim za-
mandanberi bütün hayatım, ka zancım mukayyettir. Hayatta kâğıt değil, milyonlarla oyna yan benim gibi bir adamın diki li taşı yoktur. Bu şayanı iftihar bir şeydir beyefendiler.
Fakat bunları size söylemek mecburiyetindeyim. Hayatımın harbi umumîden beri nasıl geç tiğini arzedeceğim. Harp oldu, ikj sene menkûp kaldım. Bazı arkadaşlarım müşkülâtla karşı laştılar. Çağırdılar gittim, ne fer gibi çalıştım. Müddeiumumi beyin iddianamelerinde söyledi ği gibi muahedede hiçbir kayıt olmadan onların geniş muave netlerini sağladım. Bir gün ha ber aldım ki Alm an banknotla rının Türikede geçmesi hakkın- daki teklifler, tedavülü için bir teklif vekiller heyetinde müza
kere ediliyor. Talât paşaya
koştum. “ N e yapıyorsunuz?”
dedim. Alman sefirine koştum.
“ Bu teklifle kartal damgalı
banknotların Anadolu içerilerin de tedavülünü istemekle halka
kamçı indirmek istiyorsunuz.”
dedim. Ve nihayet vazgeçtiler. Bu suretle bugünkü servetimizi kurtardım. Talât Paşa hüküme tine geldim.
Eğer hükümete gelmiş olma saydım beş yüz, altı yüz milyon liralık evrakı nakdiye basılmış olacaktı» Bir gün bunun tesiri altında kalmıştım. O felâket günü için ben sulh hâzinesi yap
tım. Ne Sadrâzamın ne de
Harbiye Nazırının, ikisi hayat
ta olan muamelât ve hazine
müdürlerinin malûmatı altında Osmanlı Bankasında onbeş mil
yon biriktirdim, nihayet o felâ
ket dakikası geldi. Ordular
müdafaa ettikleri serhadlerden geriye, o memleketleri düşman ayaklarına terkederek dönüyor lardı. î i e hükümet ve ne de fırkanın devam imkânı yoktu. Yeni bir hükümet teşekkülüne teşebbüs edildi. İzzet paşa gel di. O kabineye de arzetmiş ol duğum gibi hiçbir hırs ile de ğil “ sen gelmezsen kabineyi teş kil etmiyeceğim” demesi üze rine geldim. Mütareke şartlan elbette ki fenadır. Fakat dünkü şa rtla n bugünkü gözle değil,
e
günkü gözle görmek lâzımdır, Yoksa tenkid kolaydır.Ordulardan biran evvel sulh yapılsın diye alına® telgraflar dan Harbiye N a zın bizi haber dar ediyordu. Mütareke şartla rını o günkü ahval ve şartlarla muhakeme etmek lâzımdır. Bü tün ordulardan bir an evvel mü
tareke yapınız! diye telgraf
geldiğini, bütün Harbiye Ne
zaretinin “ Mütareke” diye fer yat ettiğini Harbiye N azırı ka
binede söylüyordu. Mütareke
nin fenalığı, mütareke şartla rından ziyade mütarekede ikti dar mevkiine gelen zevatın düş
man emellerine mutavatıdır.
Mütareke şartlan kabinede hiç bir itiraz olmaksızın kabul edil di. Benden hangisine itiraz et tiğimi sordunuz. Hatırlamadım şimdi de hatırlamyıorum. Niha yet İzzet paşa kabinesi padişa hın münasebetsizliği, kanunu esasiye riayetsizliği ve bir gün dediğini ertesi gün reddetmesi yüzünden istifa etti. Mütareke de üç ay bir kenarda kaldım. Nihayet Tevfik paşa kabinesin den sonra Damat Ferit kabinesi geldi. 175 gün gizli kaldım.
Burada bendenize bir cürmii ahlâkî tevcih ettiniz? Niçin A - nadoluya geçmediğimi sordu nuz. Reis beyefendi siz şahsen memlekete ne yaparsanız yapı nız, hangi hizmette bulunursa nız bulununuz bir mislini daha yapamıyacağınız bir iş> düşma na kurşun atmak fazilet ve ul
viyetini gösterdiğiniz zaman
bilâhare size katılan arkadaşla rınız İstanbul kaldırımlarında dolaşıyorlardı. Kimisi Damat Ferit kabinesinde âza bulunu yordu. Kimişi o zaman mantar gibi peyda olan fırkalara girip çıkıyorlardı. Hiçbir kimsenin o zaman firar ettiğini görmedim. Artık namusuma tevdi edilmiş bir şey olmakla beraber söyli-
Cavit beyden sonra Nail ve Dr. Nâzım
beylerde müdafaalarını yapıyorlar
—
166
—Bir akşam, Temmuzun orta larına doğru idi. Tanıdığım bir zattan aldığım tezkerede deni yordu k i: Yarın İstanbul mürah hası olarak Sivasa gider misi niz? O zatı nihayet aradım, bu lamadım, Nakiye hanımı çağır dım. Dedim ki “ şöyle bir tezke re aldım. Gideyim m i? Gidebi lir miyim. Bu salâhiyeti haiz miyim” dedim. Bu işlerle meş gul Adnan bey ve Halide ha
nıma gönderdim. Aldığım ce
vapta “ bu işlerle meşgul ma- hafil sizin miirahhas olarak gitmemize muvafakat etmemek tedir’’ denildi. V e iki giin son ra da kaçtım. Kaçtığım zaman saklı olduğum ev basıldı. Bilâ hare Ferit paşa kabinesi beni Ermeni tehciri ile alâkalı gös tererek mahkûm etti. Nihayet bir gün düyunu umumiyeye ha berim olmaksızın, kendim istek li olmaksızın intihap edildim.
Dostlarıma bu işle alâkadar
olanlara Cahit beyi tavsiye et miştim. Bir mâni zuhur etti. Beni seçmişler. Bu intihap üze rine kalktım, geldim. Memleke te gelişim düyunu umumiyeye intihaptan dolayı değil, bana bu
imkânın verilmiş olmasından
dır.”
| Cavit bey İttihat ve Terak
kinin hiçbir kararına iştirak eylemediğini, sulh ve selâmet i adamı olduğunu söyliyerek de
miştir ki: Vereceğiniz karar en | mesut zamanlarınızda bir işareti istifham ve sual şeklinde vicda nınızı rahatsız etmesin. Sözle
rime inanmış iseniz pekâlâ.
İnanmamışsanız ne yapayım,
mukadderatım.”
NAİL BEYİN
MÜDAFAASI
Nail bey müdafaasını yapar ken şöyle dem iştir: “ Bendeniz Azerbaycanda bulundum. Fakat Bakûda değil. Siyasetle hiçbir alâkası olmıyan Genç şehrinde bulundum. Bolşeviklerin Bakû- ya girişlerinden bir hafta evvel Bakûya bazı işlerin yoluna ko nulması için geldim. Yalnız iki gün evvel Halil paşanın Kâzım Karabekir paşadan almış oldu
ğu talimat üzerine mebusan
reisi Resul zade Emin ve daha sair fırka reisleriyle temasta bulundum. Esasen bu teması mız akabinde de bolşevikler Ba- kûyu işgal etmiş bulunuyorlar
dı. Bundan sonra kendimizi
kurtarıp Türkiyeye atmaktan başka çare düşünmedik. Yalnız Enver paşanın bazı arkadaşla- riyle Azerbaycana geldiğinde esası tesbit edilen ve İsmine program denilen amelî bir mec
muayı alıp Trabzona geldim.
Ve orada bastırarak Ankaraya
gelip Enver paşanın arzusu
veçhile Gazi paşa hazretlerine takdim ettim.
Müddeiumumi beyin buyur
dukları halk şûraları programı bundan sonra Kusyada yapılmış ve kongre ise Batumda olmuş tur. Bendeniz 336 senesi Anka- raj'a geldim. Bu faaliyetler 337
ve 338 senelennide olduğuna
nazaran benim hiçbir alâkam
olmadığı tahakkuk eder. Ben 337 senesinde Ankarada Hilâli ahmer Cemiyeti riyasetinde, 338 senesinde Himayei Et fal heyeti merkeziyesinde bulundum. Şişli içtimalarına bir defadan ziyade gitmediğim ve dokuz maddelik programla alâkadar olmadığım sabit olmuştur. Suikast ve cemi yeti hafiye ile bir gûna alâkam yoktur. Heyeti muhteremenizin adaletine iltica ederim.”
DR. NAZIM BEYİN
MÜDAFAASI
ve gerek Rusyada bulduğum
zaman bu emrin haricine çık mak hatırımdan bile geçmemiş tir. Zaten Enver paşa Talât paşanın şahadeti üzerine M os- kovaya davet ettiği zaman bu kayıtla icabet etmiştim. Mosko- vada bir aya yakın geçen gün lerde oraya gelen muhtelif İs
lâm murahhaslarının işlerini
takip ettik, İttihat ve Terakki nin yeniden ihyası hakkındaki kararla neticelenen dört kişilik içtima ben Batlımdan hareket ettikten sonra yapılmıştır. Bu kararların altında görülen im
zam, Enver paşa tarafından
muvafakatim alınmadan atıl
mıştır. Halil paşanın denize at“ tığı bildirilen bir torba m ü h ü r den haberim yoktur.
(Devam* vari
Dr. Nâzım bey müdafaasını
serdederken şöyle demiştir: “ Berlinde Talât paşa merhu mun riyasetinde İslâm ihtilâlle ri namı altında vatmmızın düş m anlan aleyhinde çalışırken bu mesaimiz Ankara hükümeti ta rafından tasvip edilmiş ve A n - karadan gelen bir mektupta A - nadolu işlerine karışmamak ve yalnız hariçte çalışmak ve mü him kararlarda Ankaranın re yini almak suretiyle bize müsa ade edilmişti. Gerek Almanya
AVIIIIiniinillllllIllIllllllllllllllllllllllimilllllllllllllMIHIIİIIllllllllllIllIllIllllllllllllllllllllItHIHl^
KOÇ BURCU
<
20
Mart 19 Nisan > Bugünlerde müm kün olduğu kadar az sarledin ve hiç bir şeye para yatırmayın: ulak bir dikkatsizlik büyük kayıplara sebep ola bilir.TERAZİ BURCU
(23 Eylül »2 Ekim) İş ve para ile İlgili meselelerinizi tesadüfe şansa bırakmayınız. Canınızı sıkan bazı kimseler varsa, bu gün onlarla karşılanmaktan da kaçının.
İ
BOGA BURCU
AKREP BURCU
•
< 20 Nisan 20 Mayıs > Bir uyuşukluk ve cansıkmtısı İçerisin desiniz. Kendinizi to parlayıp yenir şeyler yapmaya, yaratmaya çalışın.
( 23 Ekim 21 Kasım) Hislerinize kapıl a rak ani kararlarla ha reket ederseniz, yolu ıa koymuş olduğu nuz İşlerinizi altüst edebilirsiniz.
İKİZLER
b u r c u(21 Mayıs 20 Haziran) İçtimai durumu nuzda önemli değişik İlkler olması muhte mel. Heyecan verici nazı hâdiselerle karşı ¡aşabilirsiniz.
Y A Y BURCU
(22 Kasım 21 Aralık) İyice düşünüp ta şınmadan cesurane hareketlere girmeyin. Bugünlerde soğukkan 'ılığınızı hiç kaybet memeniz lâzım.I
YENGEÇ BURCU
= (21 Haziran 22 Tem-muz) Yakınlarınızla ara nızda bazı küçük an- ’ aşmazlıklar çıkabilir. Sinirlilik gösterip bunları büyütmeme ye çalışın.OĞLAK
b u r c u . ( 22 Aralık 19 Ocak ) -M ' Birisiyle herhangi k J bir konuda işbirliği İ t e # veya ortaklığa teşeb-" ı B büs etmeyi düşünü- ’ w yorsanız, her zamanki lhtlyatlılığınızı elden bırakASLAN BURCU
(23 Temmuz 22Ağtıs-KOVA BURCU
(20 Ocak 18 Şubat) lUUUlHlIHMIliiUiMimm iiH m Ht tlü im iIl HU Ul lU UII IH IHm il lll lll HlI DIl lll il lli ll lHi llI ll UHI Htt il llH mH lU HUU Hi m tfl Ul ih Uül il UII IUU IMahkemenin
—
167
—Anadolu dahilinde teşkilât
yapmak fikri Enver paşaya
be
nim Batumdan hareketimden
sonra gelmiş olacaktır. Zaten Batumda bulunduğum sıralarda Enver paşanın memlekete gir memesi için bütün arkadaşlarla
elimizden geleni diriğ etmedik.
Cavit beyin evindeki içtimaa Ga
zi paşanın muvafakat ve müsa adesi olduğuna kani olarak iş tirak ettim. Bir veya iki içtima- da umdeler hakkında münaka şa cereyan etti. Müddeiumumi
beyin benim hakkımdaki en
ağır ithamları benim gizli bir teşkilâta intisabım ve bu mü nasebetle Kara Kemal ve arka daşlarının tertip ettiği suikast cürmünden haberdar bulunmak- lığımdır. Şükrü, Canbulat ve Kemal beylerle iki senedenberi
ne görüştüm, ne muhaberem
olmuştur. En mukaddes şeyle rim üzerine yemin ederim ki, hâdise duyulmasından evvel ta- mamiyle meçhulümdü.”
Ardahan eski mebusu Hilmi bey müdafaasında siyasî faali yetlerden uzak kaldığını, Kara
Kemalin yazıhanesinde Ziya
Hurşit ve bazı mebusların işti rakiyle yapılan toplantıda bu
lunduğunu söyliyenler olursa
en ağır cezalara razı olduğunu, suikast ile alâkası bulunmadı ğını söylemiştir.
A lj Ihsan bey kendisini
mü-1EKAZ1 BURCU
'23 Eylül 22 Ektin) g Tasavvurlarınızdan bl = N T» -i. başlangıçtaki dü- g | / n \ 'incenizden bambaş- = ’ a şpktlde İnkişaf e- g tficek Fakat telâşlan = payın.AKREP BURCU
dafaa etmiyeceğini, hâkimlerin vicdanına iltica ettiğini beyan etmiştir.
Hüsnü bey, Kara Kemal ile siyasî faaliyette bulunmadığı nı, Vehbi bey, Kara Kemalin eli ve ayağı olduğu iddialarını reddettiğini söylemiştir. Diğer maznunlar da bir söyliyecekleri bulunmadığını beyan etmişler dir.
M A H K E M E N İN K A R A R I
istiklâl Mahkemesinin 26
Ağustos 1926 tarihinde okunan kararı aynen şöyledir:
Muhakeme safahatını tesbit eden ifadeler, iddia makamının
talepnamesi ve maznunların
müdafaaları mütalâa ve tetkik olunarak kanaat husulüne kâfi görüldü. Bu takrirat neticeleri ne nazaran harbi umumîyi ve harb esnasında devlet umuru nu hüsnü idare edemiyerek mem leketi inhizam ve izmihlâl teh likesine ilka suretiyle mevkii iktidarı alarak ve kendi kendi sini feshe mecbur kalan ve ek ser rüesası memleketi bizzat aç tıkları felâket uçurumunda bı rakarak firar eyliyen İttihat ve Terakkinin yeniden iktidar mev
kiiue getirilmesi maksadiyle
gizli ve suikaste müntehi bir fa aliyeti siyasiye şebekesinin İz mir muhakematında taayyün ve tezahür eden mevcudiyeti A n kara’da ikmal edilen safhalar la sureti kafiyede teeyyüt ey lemiştir. Harbi umumî firarile rinin memlekette millî mukave met istidadı sezdikleri dakika dan itibaren Berlin’de başlıya- rak Moskova ve Batum’da taf silâtı zabıtnamelerde münderiç şekiller altında devam eden te şebbüs ve faaliyetlerinin kendi
kendisini kurtarmıya çalışan
milletin bâisi oldukları felâketi gayri kabili tamir ve telâfi bir- hale getirecek tarzda yeniden memleket mukadderatını ele al mak maksadına m atuf bulundu ğu sabit olmuştur.
( 23 Ekim 21 Kasım) =
/
v \Y BURCU
(22 Kasım 21 Aralık) ğ -Sazı güvenilmez dost =
ar sizi slnlrlendiri- =E ^or, fakat para bakı- = mından durumunuz = düzelecek.
Başlamak ' istediğiniz = 'ş veya erişmek İste- = -liginiz bir hedef var- = -a. bugün son hamle- g v| yapın. ş=
Dâvacısı bütün bir millet ve şahidi bütün biı- cihan olan har bj umumî felâketlerinin millî zafer şerefine ve hürmetine a* lelûmujı siyasî mücrimler me- yanmda millet tarafından a ffe dilen mes’ulleri harbi umumîyi
müteakip yabancı topraklarda
ana vatan aleyhine tertip ettik leri entrikalarından dolayı dahi affa mazhar olmuş, ve kayıt sız şartsız vatandaşlık toplulu ğu içine kabul edilmişken
bun-kararı
lardan bir kısmının her türlü
hamiyet kaydından ve vicdan
kaydından âri bir hırsla açtık ları hiyanet mecrasına yeni ve gizli istikametelr vererek leim
maksatlarına doğru yürümek
ten fâriğ olmadıkları muha
kemenin cereyanı ile vazıhan anlaşılmıştır. Türk milletinin kuvvet ve mukavemet kaynak larının lâyezal olacağından bir gafleti mutlaka ile gafil bulu narak o zaman millet ve mem leketi düşman ayakları altına atıp kaçmaktan başka çare bu- lamıyan ittihat ve Terakki rü* esasının millî zaferin neticei ta- biiyesi kendilerinin yeniden reis- kâra gelmeleri muhakkak olacaı kanaatiyle hareket ettikleri, v* Berlin’de kararlaştırılarak Moa kova’dan teyid ve Batum’da tee rübe edilen Anadolu’ya ve Ana dolu mevkii iktidarına baskın fikirlerinin başlıca rüesasını*
zıyaiyle arızî tevakkufundan
sonra birinci ve ikincj Lozan konferansları arasında İstanbul da Maliye N a zın esbakı Cavid Beyin evinde akdolunan gizli kongrede eski maksatlarıma te minine doğru yeni kararlar it tihaz olunduğu zabıtlarda mttn deriç ifade ve itiraflarla tama
men tezahür ve tebeyyün et
miştir.
Mezkûr gizli kongreye CavM Kara Kemal, Şükrü ve lamai! Canbulat taraflarından İsimle ri tesbit olunan ve letaninöâa mevcut bulunmıyanlan nrahahe re ile davet edilen kendi tabir lerince eski İttihatçılar toplaşır dığı, ve Kara Kem al’in Gazi Pa şa Hazretlerine İzmit’te vâki müracaati mevzuu aslîye vesile ve zemin ittihaz edilerek İtti
hat ve Terakkinin müstakbel
rolü tezekkür olunduğa Ve kon gre âzasından bir kısmının
har ■
mİ yet ve fazileti vataniye M e lerinin galebesiyle bn m a h iy e te bir sıyası faaliyeti tecviz ar demeyip ayrıldıkları, bir k n a r nm davetlere hiç icabet etme dikleri ve merhum Ziya Giikalp Beyin de Diyarbakır’da aldığı davetnameye red cevabı verdiği gibi bilâhare İstanbul gazete lerine vâki beyanat!yle harakâ tı mesrudeyi aynen takbih eyle
diği ve isimleri zabıtnamede
zikredilen ve ekseriyeti teşkil eden diğer kısmin da içtim ada isbatı vücutla müzakerata Iştt- râk ettikleri tahkikatı vâkıa ve cereyanı muhakemeden ve i He
ifadelerin tekrar tetkikinden
anlaşılmıştır.