1 11 5 16 10 4 15 9 14 3 8 13 2 7 1 6 12

37  Download (0)

Tam metin

(1)

Kara Kutu & Şaheser Çalışmasıdır

OABTTDE

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ ÖĞRETMENLİK ALAN BİLGİSİ TESTİ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ

1-10 1-10

İNFORMAL YAYINLARI İNFORMAL YAYINLARI

DENEME 1

Türk Dili ve Edebiyatı

TAMAMI DİJİTAL ÇÖZÜMLÜ www.karakutuyayin.com www.karakutuyayin.com 'da

12

Öncüllerde verilen dönem, Eski Ana- dolu Türkçesi dönemidir. Bu dönem içinde yazılmış olan Kuduri Tercüme- si, elimize ulaşmış bir eserdir. Kuduri Tercümesi, Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış dinî içerikli bir eserdir.

Cevap C 13

Öncüllerde verilen azıg sözcüğünün

Türkiye Türkçesindeki kullanımı azı dişidir. Sözcüğün sonunda /g/ sesi erimiştir. adhak (ayak), adhut (avuç), bögür (böbrek), kudruçak (kuruk ke- miği) gibi sözcüklerin günümüz Türk- çesindeki karşılıkları verilmiştir.

Cevap A 14

Parçada tanıtılan eser Altın Yaruk’tur.

Uygurca'ya çevrilmiş en hacimli sudur olan eserin manası “altın ışık”tır. Altun Yaruk, dini içerikli Uygur dönemi eser- leri arasındadır.

Cevap D 15

Parçada özellikleri verilen sanatçı

XIV. yüzyılın en büyük şairlerin- den olan Ahmed-i Dai’dir. Ahmed-i Dai’yi diğerlerinden ayıran önemli özellikler; çok fazla eser vermesi ve Anadolu’da ilk Tezkîretü’l- Evliyâ sahibi şair olmasıdır.

Cevap B 16

“kır-ık”, “bil-ge”, “dur-ak”, “çiz-elge”

sözcüklerinde eylemden ad ya- pan ekler vardır. Diğer seçenekte böyle bir eke rastlanmaz. “Kırmızı baş+lığ+ın altından sinsi+ce baktı.”

cümlesinde ise isimden isim yapım ekine rastlanır.

Cevap A 1

Özellikleri verilen araştırmacı St-

rahlanberg’tir. Strahlanberg, Türk dil ve lehçelerini ilk defa ayrı gruplar ha- linde değerlendiren isimdir. Konuyla ilgili ilk sınıflandırmayı yapmıştır.

Cevap A 2

Türk dilinin tarihi gelişim sıralaması;

(III)Ana Altayca-(IV)İlkTürkçe-(I)Ana Türkçe-(II)EskiTürkçe şeklindedir.

Türk dilindeki ilk evre, Türkçenin ka- ranlık çağı olarak da adlandırılan ve Türk dilleri arasında bir birlik bulunan Ana Altayca dönemidir.

Cevap D 3

Öncüllerdeki özellikler, eklemeli dil

ailelerinin özelliğidir. Farsça, yapısı bakımından çekimli diller sınıfında- dır. Farsçanın ve çekimli dillerin en önemli özelliği; sözcüklerin türeti- lirken hem ek alabilmesi hem de seslerin yerlerinin değiştirilerek yeni sözcükler elde edilebilmesidir.

Cevap C 4

Köktürklerden “Türk Kıbçak” diye

bahseden yazıt Şine-Usu, Bilinen en eski Türk yazıtı Bugut, Türkçenin bili- nen en eski yazıtı Çoyr, Oğuz adının geçtiği ilk kaynak ise Köl Tigin yazıtı- dır. Uygurlardan bahseden ilk kaynak ile ilgili bir öncül yoktur.

Cevap E 5

közi kaşı yablak bol- (gözü kaşı fena olmak) ifadesi bir deyimdir. “ti-p” söz- cüğünde zarf fiil eki vardır. “ulayu”;

“ile” anlamında bir bağlaçtır. iniyinü- güm oglanım beglerim budunum söz- cüklerinde 1. tekil kişi iyelik eki vardır.

Göçüşme olayına rastlanmaz.

Cevap E

6

Verilen öncül parçadaki "illigig, ka- ganlıgıg" sözcüklerinin sonundaki

"+(ı)g" belirtme durum ekidir.

Cevap C 7

Eski Uygur Türkçesi metinlerinde

Köktürk, Mani, Brahmi, Soğd alfabe- leri kullanılmıştır.

Cevap E 8

Verilen öncül parçada düz-dar ünlü-

nün damaksallaşması ile ünlü uyu- muna uymayan sözcükler olduğu belirtiliyor. Bu durum A seçeneğinde (tınla-tinla) örneklenmiştir.

Cevap A 9

Verilen dizelerde belirtme (medhi) durum eki, eşitlik (hakınca) eki, iye- lik (evine) eki ve zarf-fiil (aluban) eki alan sözcük vardır. ama sıfat-fiil eki alan sözcük yoktur.

Cevap C

10

Verilen öncül beyitlerden Eski Ana- dolu Türkçesiyle ilgili olarak damak n'lerinin diş sesine dönüştüğü yargı- sına ulaşamayız. (oldı, kıldılar A, kar- şusında B, dilerem C, çalabdan D)

Cevap E 11

Oğuz adının kökeni hakkında or-

taya atılan çeşitli görüşlere karşın Nemeth’in görüşü kabul gören bir görüştür. Çeşitli lehçelerdeki “öküz”

sözcüğünden türediğini ifade edenle- re karşı bu görüş kabul edilmektedir.

Cevap B

(2)

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

Deneme 1 Çözümleri

33

Öncülde verilen parçada Halit Ziya Uşaklıgil ve eserlerinden söz ediliyor.

Sefile, Nemide, Bir Ölünün Defteri, Ferdi ve Şürekâsı” onun eserlerin- dendir. “Genç Kız Kalbi ise Mehmet Rauf tarafından yazılmıştır.

Cevap A 34

Öncülde verilen parçada bir genç kızla ninesi arasında geçen diyalog anlatılmaktadır. Verilen bu parçayla ilgili olarak “Konuşma diline özgü bir anlatım öne çıkmaktadır. Millî Edebi- yat Dönemi’nin sanat anlayışının iz- lerini taşımaktadır. Nesiller arasında değişen değer yargıları ele alınmıştır.

Anlatımda realist bir tavır sergilen- miştir.” ifadeleri söylenebilir. Ancak

“İç monolog anlatım tekniğiyle kale- me alınmıştır.” ifadesi söylenemez.

Cevap B 35

Öncülde verilen parçada Örümcek

Ağı adlı eserle birlikte Necip Fazıl Kısakürek konu edilmektedir. Türk şi- irinde mistisizmin kurucusudur zaten Necip Fazıl Kısakürek.

Cevap D 36

Cumhuriyet edebiyatımızın en tanın- mış psikolojik roman yazarı Peyami Safa ve onun Matmazel Noraliya’nın Koltuğu adlı eseri öncüldeki parçada konu edilmektedir. Bu nedenle parça- da boş bırakılan yerlere sırayla “Mat- mazel Noraliya’nın Koltuğu – Peyami Safa” getirilmelidir.

Cevap D 37

Öncülde verilen parçada “Eğik Ağaç- lar, Makine, Zor, Bizim Diyar, Hilâl Görününce” adlı eserleriyle de tanı- dığımız Sevinç Çokum hakkında bil- giler veriliyor.

Cevap A 38

Öncülde verilen parçada bilinç akı- şı tekniği hakkında bilgiler veriliyor.

Buna göre bilinç, birbirinden ayrı öge- lerin meydana getirdiği düzenli bir bü- tün değil, birbiriyle kesintisiz, sürekli ilişki içindeki duygular, düşünceler ve göstergeler sistemidir. Bu durumda:

“Sonsuza uzanan göğün altındaydı.

Görkemli bir camiymiş. Geçen adam tanıdık mı? Değil galiba . . . Kuşa bak, hiç korkmuyor benden.” ifadeleri bu anlatım tekniğiyle yazılmıştır.

Cevap C 39

Öncülde verilen parçada ilk kez Ya- kup Kadri tarafından yapılan çeviriyle okurumuz tarafından tanınan Marcel Proust hakkında bilgiler veriliyor. Bu arada Ahmet Hamdi Tanpınar ve Huzur romanıyla da ilişki kuruluyor.

Parçada sözü edilen yazar Marcel Proust olup eseri de “Kayıp Zamanın İzinde”dir.

Cevap C 40

Çok insan anlayamaz eski mûsikî-

mizden

Ve ondan anlamayan bir şey anla- maz bizden

Yukarıda beytin vezni mefâ’ilün fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün’dür. Bütün cüzleri farklı bir kalıpla yazılmıştır.

Cevap C 25

İman etmelerini istediği insanların

kendisinden mucize olarak kayadan bir deve çıkarmasını istemeleri ve bu mucizeyi gerçekleştiren peygamber ise Hz. Sâlih’tir.

Cevap D 26

Divan şiirinde güneş, çeşitli maz- munlarla ifade edilmiş ve şiire en çok konu edilen mazmunlardan biri olmuştur. Bu mazmunlardan en bili- nenleri ve meşhurları ise “şems” ve

“hurşîd”dir.

Cevap B 27

Beytin doğru çevirisi “Doktor, aşk

derdiyle mutluyum, beni tedavi et- meye kalkışma. Beni iyileştirme, çünkü benim sonuma yol açacak ze- hir bu aşk hastalığının tedavisinde- dir.” şeklindedir. Beyitleri düzyazıya aktarırken devrik cümle olmamasına dikkat edilmelidir.

Cevap D 28

Rûh-bahşoldı Mesîhâ sıfat enfâs-ı

bahâr

Açdılar dîdelerin hâb-ı ademde nezhâr beyit mukaffa olması ve işlediği konu bakımından kasidenin ilk beytidir ve bahardan bahsetmesi bakımından da Nesib bölümünü oluşturur.

Cevap C 29

Altı çizili kelimelerde yapılması gere- ken aruz işlemi “medd”dir. Sözcükler- deki -ân ekleri tek heceyken, medd işleminden sonra bir uzun bir de kısa olmak üzere iki hece değerinde okunmaktadır.

Cevap D 30

Öncülde verilen parçada tasavvuf dü- şüncesinin gelişmesine bağlı olarak İslam velilerinin hayat hikâyelerinin menkıbevi tarzda yazarlar tarafın- dan yazılmasından bahsediliyor.

Fars edebiyatında Feridüddin Attâr tarafından yazılan eseri örnek ala- rak Sinan Paşa’nın yazdığı eser de Tezkiretü’l Evliyâ’dır.

Cevap B 31

Öncülde verilen Kelebek adlı şiir ter- za –rima nazım biçimiyle yazılmıştır.

Terza – rima nazım biçiminde örüşük kafiye kullanılır. Kafiye şeması da

“aba – bcb –cdc” şeklinde devam eder.

Cevap D 32

Öncülde Birinci Dönem Tanzimat

edebiyatı sanatçısı Ziya Paşa söz konusu edilmiştir. Onun divan ede- biyatı ve halk edebiyatı hakkında değişik düşünceleri vardır. Gazelle- rinde hikemî tarzdan etkiler vardır.

Öncülde boş bırakılan yerlere sırayla Ziya Paşa ve Terkib –i Bent isimleri getirilmelidir.

Cevap C 17

Adlar cümlede çeşitli görevlerde bu-

lunabilirler. Bunlardan biri de nesne olarak kullanılmasıdır. “yurdumuzu”

sözcüğü (yurt) ad soylu bir sözcük- tür. “Yurdumuzu her şeyden çok severiz.” cümlesinde ad, nesne gö- revinde kullanılmıştır.

Cevap E 18

Eski edebiyatta şiirlerin toplandığı defterler, zamanla işlevini değiş- tirmiş ve günümüzdeki anlamıyla kullanılır olmuştur. Ona bu ismi almasını sağlayan ise Ebu Temmâm’dır.

Cevap E 19

Ahmed Paşa’dan alınan bu beyitte Hz. İbrahim’in kıssasına bir telmih vardır. Hz. İbrahim Kabe’yi inşa ettiği için adı Kabe ile anılır. Beyit, kendi arasında kafiyeli olmadığı için mesne- vinin ilk beyti olamaz. Taç beyit ya da makta beytin özelliklerini de taşımaz.

Hecelerin açıklık kapalılık özellikleri dikkate alındığında da daha ilk he- ceden A seçeneğinde verilen vezinle beytin vezninin uyuşmadığı görül- mektedir.

Cevap B 20

Dede Korkut Kitabı hakkında öncül- de bilgiler veriliyor. İlk dört cümlede yapılan açıklamalar doğrudur. Ancak beşinci cümlede anlatılanlar yanlış- tır. Bu cümlede Deli Dumrul’un kar- deşini kurtarma mücadelesi değil, Azrail’den kendini koruma mücadele- si anlatılmaktadır.

Cevap E 21

“Akar senin suların Kazılık Dağı / Akar iken akmaz olsun” diye başla- yan parçanın türü kargıştır. Bu tür parçalarda beddua niteliğinde sözler vardır.

Cevap A 22

Asıl adı Abdullah olan sanatçımızdan öncülde söz ediliyor. Emir Sultan’ın hizmetinde de bulunarak aruz ve hece vezinleriyle şiirler yazan sa- natçımız Eşrefoğlu Rumî olup onun tasavvufla ilgili mensur eseri de Müzekki’n – Nüfus’tur.

Cevap E 23

Öncül parçada âşıklık geleneğinin nazım biçimlerinden olan destanlar hakkında bilgiler veriliyor. Halk ede- biyatının en uzun nazım biçimi olan destanlar konusunda değişik örnek- ler verildikten sonra “Yaş Destanı”

adı veriliyor. Bu destan Seyrani tara- fından yazılmıştır.

Cevap A 24

Öncülde halk masalları konulu bir araştırma ödevinden söz ediliyor.

Yazar çocukken ninesinden dinlediği

“Fesleğenci Kız” masalını arkadaşı- nın ninesinden dinleyerek kaydeder.

Sonra bu masalı yazıya aktarırken varyantlaşma dediğimiz masal kah- ramanlarının ve olayların benzerliği- ne rağmen masallar arasında küçük farklılıklar görmüştür.

Cevap D

(3)

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

Deneme 1 Çözümleri

53

Soruda verilen mani kesik maniye örnektir. Cinas sanatıyla oluşturulur.

İlk dizedeki hece sayısı 7’den azdır.

Düz mani: aaxa şeklinde kafiyelenir.

Ayaklı Mani: xaxa şeklinde kafiyelenir.

Karşılıklı Mani: İki kişinin karşılıklı atışması şeklinde yapılır.

Yedekli mani: Artık mani olarak ad- landırılır. Sona iki dize ekleyerek elde edilir.

Cevap C 54

Ağıtlar sadece ölüm konularını işle- mezler. İnsanların acılarını, savaş, kuraklık, yangın gibi durumları ifade etmek için de kullanılır.

Öğütleme toplumun aksayan yönle- rini değil hem dini tasavvufi edebi- yatta hem de âşık edebiyatında doğ- ru yolu göstermek, bir şeyi öğretmek amacıyla kullanılmıştır.

Cevap D 55

Âşık Müdami, 20. yüzyılda yaşamış

âşıklardandır. Dikkat edilmesi gere- ken bir konudur.

Âşık Şeref Taşlıova - 20.yy Bayburtlu Zihni - 19.yy Dadaloğlu - 19.yy Kayıkçı Kul Mustafa - 17.yy Halk aşıklarımızın yaşadığı yüzyıl- larla ilgili olarak B, C, D şıklarında belirtilen Âşık Şeref Taşlıova 20.

yüzyıl, Bayburtlu Zihni 19. yüzyıl, Dadaloğlu 19. yüzyıl ve E şıkkında belirtildiği gibi Kayıkçı Kul Mustafa 17. yüzyıl şairidir. Âşık Müdami de 20. yüzyılda yaşamıştır.

Cevap A 56

Halk bilimi araştırma yöntemleri Ka- tılımlı, Müşahit, Mülakat, Buldurma- ca, Anket yöntemleridir. Soruşturma diye araştırma yöntemi bulunma- maktadır.

Cevap E

57

Sorudaki öncülde verilen, mektup, makale, günlük, röportaj, biyografi, deneme, gezi yazısı, sohbet öğreti- ci metinler arasında yer almaktadır.

Efsane ve meddah ise sanatsal kur- maca metinler arasında olay çevre- sinde gelişen metinler arasında yer almaktadır.

Cevap D 58

Bir bildiri yayınlayarak ilk defa ede- biyatta dilin kurallarının çizildiği dö- nem Millî Edebiyat Dönemi'dir. Ömer Seyfettin’in Yeni Lisan adlı makalesi büyük yankı bulmuştur.Yeni Lisan makalesi belirtilen dönem ilkeleri arasında bulunmaz.

Cevap B 41

Beyitte “anâsır-ı erba’a” denilen

“havâ”, “hâk (toprak)”, “âb (su)” ve

“nâr (ateş)” bir arada zikredilerek bir tenâsüb meydana getirilmiştir. An- lamca birbirleriyle uygunluk gösteren sözcükler bir arada kullanıldığı için bu tür sanatlara tenâsüb denir.

Cevap E

42

Parçada özellikleri verilen divan şairi Nedim’dir. Sahaifü’l-Ahbar; Nedim’in on yılda tamamlayarak İbrahim Paşa’ya sunduğu çeviri bir eseridir.

Nedim’in eserleri az sayıda olduğu için bu eserinin bilinmesi gerekir.

Cevap A 43

Sorudadeğinilen kavram kültürdür.

İnsan tarafından, insanın dünyadaki başlangıcı ile sürekli üzerine koyarak bu güne getirdiği ve sürekli geliştir- diği bir kavramdır.İnsan tarafından meydana getirilerek başlangıçtan bu yana doğaya eklenmiş yaratmalar ve donatmaların bütününe kültür adı ve- rilir.

Cevap C

44

Kaybolmuş cennet İngiliz edebiya- tına ait, J. Milton tarafından kaleme alınmış eserdir. Diğer eserler ise do- ğal birer destandır.

Şehname: İran Kalavela: Fin İgor: Rus Gılgamış: Sümer

Cevap D

45

Şlok terimi Budist Uygurlar arasında epik şiirlere verilen addır. Methiye özelliği taşır. 8 heceli 4 dizeli kıtalar- dan meydana gelir.

Baş – Başik: Mani metinlerinde ge- çen bir kelimedir. İlahi anlamına gelir.

Yır – Ir: Türkü düzmek, söylemek an- lamına gelir.

Takmak: Bulmaca, atasözü, türkü an- lamlarında kullanılan sözcüktür.

Kavi: Bir üslup terimidir. Bu terim, nazmın bazı özelliklerini taşımasına rağmen ne nesir ne de nazımdır.

Cevap B

46

Bir teşbihte bulunması gereken ben- zetilen ve kendisine benzetilenin sadece biriyle yapılan söz sanatı is- tiaredir. Ancak bazen bir şiirin tama- mında kullanılan simgelerle temsilî istiare dediğimiz söz sanatı ortaya çı- kar. Yahya Kemal Beyatlı tarafından yazılan Sessiz Gemi şiiri de baştan sona ölümü ve cenazenin mezarlığa doğru olan yolculuğunu anlatarak bu sanata örnek teşkil eder.

Cevap D

47

Öncüle göre bir Türk dili ve edebiya- tı öğretmeni öğrencilerine iki metin vererek bu metinleri onların karşı- laştırmalarını ister. Verilen iki metin- de de 6-7. yüzyıllarda Orta Asya’da oluşmaya başlayan eserlerimiz ve ardından da Arapça, Farsçayı kabul etmekle aydınlar ve halk arasında dil ayrımı oluşması anlatılmaktadır.

Buna göre verilen öncüllerde ”benzer konuları ele alan metinlerin, anlatım- da nesnellik bakımımdan sergilediği farklılıkların saptanması; metinler- deki farklı bakış açılarının anlatıma yansımalarının ortaya konulması” bu etkinliğin amaçlarından biri olabilir.

Ama “aynı tarihsel verileri esas alan metinlerin birbirinden farklı sonuçlara ulaştığının kavratılması” bu etkinliğin amaçlarından biri olamaz.

Cevap B 48

Verilen parçada bir olay öyküleniyor.

Anlatılan olay gerçeğe uygundur parçada. Olayın zamanı, kişisi ve mekânı da bellidir. Buna göre veri- len parça öyküleyici anlatımın “olay veya olay örgüsünün kişi, zaman ve mekânla ilişkilendirilmesi, olayın ya- şanmış veya yaşanabilirliğinin müm- kün olması” özelliklerini taşır.

Cevap C 49

Öncüle göre bir Türk dili ve edebiyatı

öğretmeni öğrencilerini üç gruba ayı- rarak onlara farklı hikâyeler vermiş ve bu hikâyelerin anlam ve yapı özellik- lerini yazmalarını istemiştir. Verilen hikâyeler ve grupları şu şekildedir:

İlk gruba Reşat Nuri’den, ikinci gruba Ömer Seyfettin’den, üçüncü gruba da Sabahattin Ali’den. Grupların incele- melerini okuyan öğretmenin yazdığı çıkarımla öğretmen ”olay hikâyesinin özelliklerini buluş yolu öğrenme stra- tejisiyle öğretmek” amacındadır.

Cevap B 50

Öncüle göre bir Türk dili ve edebiyatı

öğretmeni, öğretim programlarında yer alan kazanımlara göre yazdığın- dan yola çıkarak zümre öğretmenin- den görüş alır. Yazıda Osmanlı mo- dernleşme geleneğinden farklılaşan en önemli özellik zaman ve yöntem olarak gösterilmekte ve Türk mo- dernleşmesinin dünü, bugünü, yarı- nını kapsaması dile getirilmektedir.

Buna göre öğretmenin "Soru, öğren- cilerin seviyesine ve öğretim progra- mına uygun olarak zorlaştırılmalıdır."

düşüncesini sunması beklenmez.

Cevap C 51

Kutadgu Bilig üzerine Kilisli Rıfat

Bilge’nin böyle bir çalışması bulun- mamaktadır. Mısır Nüshası İzzettin Aydemir adına istinsah edilmiştir.

Eserin tıpkıbasımı Rus Türkolog Radloff tarafından yapılmıştır. Wam- bery eserin bir kısmını Almanca neşretmiştir. Eserin Herat Nüshası Abdülkadir İnan tarafından neşredil- miştir. Reşit Rahmeti Arat eserin üç nüshasını karşılaştırdığı eseri “Edis- yon Kritik” tir.

Cevap D 52

Kerderli Mahmut, Kırk Hadis, 4 bab

kırk fasıldan oluşması soruda veril- mesi gerekenlerin hepsini karşılı- yor. Soruda tanıtılan eser Nehcü’l Feradis’tir.

Cevap D

(4)

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

Deneme 1 Çözümleri

67

Öğretmenlik alan yeterlilikleri kap- samında kişisel ve mesleki değerler içerisinde nesnel değerlendirme de- ğil öz değerlendirme mevcuttur.

Cevap D 68

Anlatma, ilke değil bir yöntemdir.

Bu tür soruda istenilene çok dikkat edilmeli; ilke ve yöntem ayrımı yapıl- malıdır. İlke ve yöntem sorularında uygulamaya konan yöntemdir. Yön- temler ilkeler ışığında uygulanmak- tadır.

Cevap A 69

Eleştirel konuşma becerilerini geliş- tirmek için uygulanacak yöntemler arasında yer almaktadır. İlke ve yön- temlerin her yerde ayırt edici olması kafa karıştırmamalı aksine anahtar olarak kullanılmalıdır.

Cevap B 70

“Forsa” Ömer Seyfettin’e ait bir

hikâyedir. Ömer Seyfettin olay hikâyecisi olduğu için bu örnek konu dışıdır. Diğer hikâyeler Memduh Şevket’e aittir.

Cevap C 71

Sunuş yoluyla öğretim, bilgilerin ön- ceden hazırlandığı ve bir bütün ola- rak öğreniciye aktarıldığı, açıklayıcı ve yorumlayıcı bir şekilde sunulduğu öğretim stratejisidir.

Cevap A 72

Drama tekniğinde canlandırma, yerine geçme gibi unsurlar yer al- maktadır. Ahmet Öğretmen Yunus isimli öğrenciden Yunus Emre gibi olmasını istemiş ve dersi bu şekilde işlemiştir.

Cevap D 73

Öz şiirde en önemli isim Necip Fa- zıl Kısakürek’tir. Sonsuzluk Ker- vanı isimli şiir kitabı Necip Fazıl Kısakürek’e aittir. Diğer eserler, “öz şiir” anlayışıyla kaleme alınmamıştır.

Cevap A 74

Öncülde verilen şiir, Ahmet Haşim’in Merdiven adlı şiirinden alınmıştır.

Öğretmen bu şiiri seçerek sembo- lizm akımına bir örnek vermiştir.

Edebiyatımızda sembolizmin en bü- yük temsilcisi ise Ahmet Haşim’dir.

Cevap C 75

Tahrib-i Harabat eleştiri, Eşkâl-i

Zaman anı, Anadolu Notları gezi yazısı, Zoraki Diplomat anı türünde eserlerdir. Bu eserler öğretici me- tinler arasındadır. Can Pazarı ise Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın roman türünde kaleme aldığı eserinin adı- dır.

Cevap E 59

Ahmet Haşim’e ait olan “O Belde”

isimli şiirden alınan örnekte dikkat edilmesi gereken husus aruzun kalıplarının bozulması ile oluşturul- muş olmasıdır. Serbest müstezat Servetifünun’la birlikte yaygınlık ka- zanmış, müstezadın bozulmasıyla oluşturulmuştur.

Cevap A 60

Ahmet Haşim, 1928’den ölümüne kadar nesre yönelmiştir. Nesirleri açık, sade ve nüktelidir. Semboliz- min etkisinde kalmış, şiirlerinde bol bol yer vermiştir. Serbest müstezad nazım biçimini tercih etmiştir. Şiirden tek bir anlam çıkmamalı her okuyan farklı anlam çıkarmalıdır. Şiirlerinde musikiyi ön plana çıkarmıştır.

Cevap E 61

“Biz Nasıl Şiir İsteriz” adlı şiir Meh-

met Emin Yurdakul’a aittir. Şiirde millî unsurların dikkat çekmesi Ana- dolu insanından bahsedilmesi Tu- rancılık düşüncesi ile kaleme alındı- ğını göstermektedir.

Cevap C 62

“Memleket Hikâyeleri” Refik Halit

Karay’a aittir. Kurtuluş Savaşı karşıtı yazılarından dolayı sürgüne gönde- rilmiş ve burada insanları ve yaşa- yışlarını görme fırsatı yakalamıştır.

Cevap D 63

Marksist düşüncenin en önemli

savunucusu olarak Nazım Hikmet karşımıza çıkmaktadır. Oluşturduğu serbest şiir ile büyük ilgi toplamış,

“Kuvayi Milliye Destanı”, “Memleke- timden İnsan Manzaraları” ile toplu- ma geniş açıdan bakabilmiş, “Şeyh Bedrettin Destanı” ile de epik şiir örneği vermiştir.

Cevap A 64

“Yadigârlarım”, Nabizade Nazım’a ait bir eserdir. Diğer seçenekler doğ- rudur.

Namık Kemal - İntibah Mehmet Rauf - Eylül

Samipaşazade Sezai - Küçük Şeyler Ahmet Mithat - Diplomalı Kız

Cevap D 65

“Duvar ve Sisler Bulvarı” Attila

İlhan’ın en önemli şiirleri arasında- dır. Nazım Hikmet’i kaynak edinmiş ve kendini sosyal realist olarak gö- ren sanatçı, tarih bilincine çok önem vermiştir.

Cevap B 66

Zaman yönetimi, öğretmenlik alan

yeterlilikleri arasından öğrenme ve öğretme süreci içerisinde yer almak- tadır. Zaman yönetimi dersin işlenişi ve işlenen konuların ders saatine göre yayılmasıdır.

Cevap E

(5)

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

Deneme 2 Çözümleri

19

A şıkkında verilenler Zâl’in, B şıkkı Nerîmân’ın, C şıkkı İsfendiyâr’ın, D şıkkı ise Dahhak’ın özellikleridir. Sa- rayı, çanı ve adaletiyle anılan karak- ter ise Nûşirevân’dır.

Cevap E 20

Öncüldeki parçada söz meclislerinde kişinin kendi şiirini okumadan ya da hikâyeye başlamadan önce değişik tarzlarda söylediği manzum ürünler dile getiriliyor ve boşluk bırakılıyor.

Verilen bu boşluğa “döşeme” sözcü- ğü getirilmelidir.

Cevap A 21

Öncül parçada âşıklık geleneği kolla- rından söz ediliyor. Öncülde özellik- le söz edilen kola “Suzanî, Revanî, Efganî” adlı sanatçılar da katılmıştır.

Parçada sözü edilen âşık kolu da

“Feryadî” koludur.

Cevap A 22

Öncülde verilen beyitte “hüsnütalil, tezat, tevriye, istifham” sanatları yok- tur. Teşbihin ana unsurlarıyla yapılan benzetme olan “teşbihibeliğ” sanatı- na (tutuşmuş ateşim) yer verilmiştir.

Cevap E 23

Verilen ilk beyit Fuzûlî tarafından yazılmıştır. Divan edebiyatında bir şairin şiirinin örnek alınmasıyla yazı- lan şiire tanzir adı verilir. İkinci beyit Nedim tarafından Fuzûlî’nin şiiri ör- nek alınarak yazıldığı için bu iki beyit arasındaki ilişki de tanzirdir.

Cevap A 24

Öncül olarak verilen dizeleri oku- duğumuzda bu dizelerden: “Şair Ubeydî’nin sözlerinin yakıcılığına, Bâkî’nin söyleyiş tarzının benzersiz- liğine, Emrî’nin ince hayaller kuran bir şair olduğuna, Hayalî’nin şiirinin estetik bir söyleyişe sahip olduğuna”

ulaşılabilir. Fakat “Ubeydî şiirlerinde söze önem verir.” ifadesine ulaşıla- maz.

Cevap C 25

İki mısra da birer mısra’-ı âzâde ör- neğidir. İlki tek mısra olarak söylen- miş; ikincisi ise şairin bir beytinden alınarak tek başına meşhur olmuş ve beytin diğer mısrası unutulmuş-

tur.

Cevap B

26

Beytin Türkiye Türkçesine doğru çe- virisi “Ey Babür, eğer o şahın senin şiirine kulak verirse sözüne parlak inci gibi değer vermiş olur.” şeklinde-

dir.

Cevap A

27

Parçanın nazım biçimi kıt’adır. Diğer türlerden en büyük farkı, bu beyitler- de görüldüğü gibi, kıt’alar; matla ve makta beytiyle başlamaz, mahlas beyti olmaz ve musarra beyitlerle başlamazlar.

Cevap A 1

Wiedemann, Ural-Altay dillerini Hint-

Avrupa dillerinden ayıran özellikler üzerinde durmuştur. Bu özellikleri on dört başlık altında toplamıştır. Bu özellikler bugün bile halen geçerliliği- ni korumaktadır.

Cevap B 2

Andaman Dilleri, Güney Asya dilleri

içinde yer almaktadır. Hint-Avrupa dil ailesinin alt başlıkları Anadolu dilleri, Baltık dilleri, Cermen dilleri Helenik diller, Hint-Aryan dilleri, İran dilleri, İtalik diller ve Kelt dilleridir.

Cevap A 3

Parça Köl Tigin yazıtından alınmış- tır. Üç ayrı fiil (kelürtüm- sımadı- ıttı) cümlesi vardır. Çin hükümdarı kaste- dilir. Yapım eki almış sözcük (bedizci) vardır. Atasözü yoktur, deyim vardır (sabımın sımadı=sözümü kırmadı).

Cevap E 4

Boguzda tügül-: Boğazda düğümlen-

mek, bas togra-: öldürmek, mengiz yüz sargar-: yüzü sararmak, adhak egleş-: uyum sağlamak anlamında kullanılan deyimlerdir. Ferahlamak anlamında kullanılan deyim ise kön- gül açıl-’tır.

Cevap E 5

Uygur adının geçtiği ilk kaynak; Bilge Kağan yazıtıdır. Ayrıca Uygur adına Karabalgasun, Şine Usu, Suci, İyme ve Şivet-Ulan yazıtlarında da rast- lanmaktadır.

Cevap C 6

“Biz onun gucağında göz açmışık o

bizim hamımızın anamızdır.” cümlesi Batı Türkçesinde yer alan bir lehçeye ait olabilir.

Cevap C 7

A, C, D, E seçeneklerinde veri- len “İrşâdü’l – Mülük ve’s Selâtin, Baytaratü’l – Vâzıh, Münyetü’l – Guzât, Gülüistan Tercümesi” adlı eserler Kıpçak Türkçesi Dönemi’ne aittir. Fakat “Mu’înü’l – Mürîd” Kıpçak Türkçesi Dönemi’ne ait değidir.

Cevap B 8

Kutadgu Bilig adlı eserden alınan

beyitte gelecek zaman eki, şart eki, yönelme durum eki, iyelik eki vardır.

Ama vasıta hâl eki yoktur.

Cevap D 9

A, B, C, D seçeneklerinde verilen

Bedâyiü’l – Luga, Abuşka Lügati, Fazlullah Han Lügati, Senglâh Ligati”

adlı sözlükler; Çağatay Türkçesine aittir.

Cevap E 10

Numaralanmış olarak verilen parça-

nın ilk dört cümlesindeki ögelerle ilgili açıklamalar doğrudur. Ancak beşinci cümledeki açıklama yanlıştır. Çünkü bu cümlede edat yoktur.

Cevap E

11

Türkoloji’de “olga bolga” sorunu ola- rak adlandırılan dönem karışık dilli eserlerin görüldüğü Eski Anadolu Türkçesi dönemidir. Parçanın içinde de “olga bolga” ibaresi yer almakta- dır.

Cevap D 12

Parçada özellikleri verilen Harezm

Dönemi eseri, 1313-1314 yılların- da İslam adında bir şair tarafından Harezm bölgesinde yazılan ve yerli dil özelliklerini ihtiva eden Mu‘inü’l- Mürid’dir. Eserin önemli bir özelliği de yerli halkın dilinin özeliklerini yan- sıtmasıdır.

Cevap A 13

Parçada tanıtılan eser, Kitab Gülis- tan bi’t-Türk’tür. Eser; Sadi’nin Gülis- tan adlı eserinin bilinen en eski tarihli Türkçe tercümesidir. Bu eser aynı zamanda Kıpçak dönemi ürünleri arasındaki tek edebi eser olma özel- liği de gösterir.

Cevap C 14

Türkîgûy lakabıyla tanınan şair

Haydar Tilbe’dir. Klasik öncesi dö- nemin en önemli şairi Lutfî’dir. Ça- ğatay edebi dilinin ilk temsilci sayılan Sekkaki’dir. Ta’aşşuk-nâme Seydî Ahmet Mirzâ ‘nın eseridir. Ok ve Yay- nıng Münazarası ise Yakînî’nindir.

Cevap E 15

Ali Şir Nevayi, her divanına bir isim vermiştir. Nevayi’nin divanları- nın hepsinin bir arada olduğu isim Hazâinü’l-me‘ânî’dir. Diğer şıklardaki isimler ise divanlarının isimleridir.

Cevap D 16

“Yurt sevgisi hiçbir şeyle ölçülemez”

cümlesinde ünlem işareti koyulabile- cek bir durum yoktur. Bir seslenme, bir hitap ya da coşkulu bir söyleyiş yoktur. A ve C seçenekleri bir şiirden alınmıştır. D ve E seçeneklerinde ise bir seslenme durumu söz konusu-

dur.

Cevap B

17

Anne şefkati belirtisiz ad tamlama- sında, tümleyen, tümlenenin niteli- ğini belirtmiştir. Diğer seçeneklerde verilen bulgur pilavı, şeker pancarı, akşam güneşi, fincan böreğinde böyle bir durum söz konusu değildir.

Bu tamlamalarda tamlayan, tamla- nanın neden yapıldığı ya da neye benzediğini belirtmiştir.

Cevap A 18

Divanların giriş bölümüne “dîbâce”,

“mukaddime” adları verilir. Bu bö- lümler şairin, şiir ve sanata bakışı hakkında günümüze önemli bilgiler aktarır. Çünkü şairler çoğunlukla düşüncelerini bu bölümlerde açıkla- mışlardır.

Cevap D

(6)

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

Deneme 2 Çözümleri

45

Parçada özellikleri verilen eser Kaş- garlı Mahmut’a ait Divan-ı Lügati’t Türk’tür. Sav, sagu örneklerine ilk defa rastlanan ve sadece Türkçe ke- limelerin incelendiği eserdir. Arapla- ra Türkçeyi öğretmek istemesi Türk- çe kelimelerin dışına çıkmamasını sağlamıştır.

Cevap A 46

Öncül olarak Ahmet Hamdi Tanpınar’a ait “Musiki” adlı şiir veril- miş. Bu şiir, “Şiirde ahengi sağlayan unsurları belirler. Şiirin nazım biçimi- ni ve nazım türünü tespit eder. Şiirin temasını belirler. Şiirde söyleyici ile hitap edilen kişi arasındaki ilişkiyi be- lirler.” kazanımlarını gerçekleştirmek için kullanılabilir.

Cevap A 47

Öncül parçada yazı makinesi ola- rak bilinen Ahmet Mithat Efendi ta- nıtılmaktadır. O, halka okum zevki aşılamak için okuduğu her tür yazı- yı okura aktaran bir yazardır.

Cevap E 48

“Ölçme ve değerlendirme sürecin-

de kullanılabilecek ölçme araç ve yöntemleri, öğretim programında açık ve sınırları belirli bir şekil- de verilmiştir.” ifadesi, 2018 Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretmeni Programı’nda benimsenen ölçme ve değerlendirme yaklaşımıyla ör- tüşür. Bize verilen A, B, C, D se- çeneklerindeki açıklamalar 2018 Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğret- meni Programı’nda benimsenen ölçme ve değerlendirme yaklaşı- mıyla örtüşür.

Cevap E 49

2018 Türk Dili ve Edebiyatı Dersi Öğretmeni Programı’nda dört te- mel dil becerisinin yanı sıra öğren- cilere kazandırılması hedeflenen yeterlilik ve beceriler belirlenmiştir.

“Bilgi okuryazarlığı, iletişim ve iş birliği, medya okuryazarlığı, eleş- tirel düşünme” bu yeterlilik ve be- ceriler arasındadır ama “akademik okuryazarlık” bunlar arasında de- ğildir.

Cevap B 50

Öncül olarak verilen metinde Naim

Efendi üzerinden Kiralık Konak romanıyla Yakup Kadri Karaosma- noğlu ele alınıyor. Dersinde veri- len bu metni kullanan Türk dili ve edebiyatı öğretmeni, öğrencilerin roman çözümlemesine dair “Yaza- rın niyeti ile metnin içerdiği anlam birbirinden farklı olabilir.” yargısının çıkarımını bekler.

Cevap A 28

Beyitteki dizeler, hece sayısı bakı-

mından birbirine eşit değildir. Hece sayılarını eşitlemek için bu beyitteki

“yedi” sözcüğü vezin gereği teşdîd edilerek “yeddi” hâline getirilmeli ve kelimenin iki açık hece olan ses de- ğeri bir kapalı bir açık hece olmalıdır.

Cevap E 29

Amelüm yok durur Allâh’a yarar

Âh yok bir işüm ol şâha yarar beytinin vezni fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilün’dür.

. . - - / . . - - / . . - . . - - / . . - - / . . -

Cevap D 30

Bir benzetmede benzetilen ve ken- disine benzetilenin biriyle meydana gelen benzetme istiare ya da eğ- retilemedir. Sadece kendisine ben- zetilenle yapılan benzetme de açık istiaredir. A, B, D, E seçeneklerindeki beyitlerde açık istiare vardır. C seçe- neğinde tenasüp yapılmıştır.

Cevap C 31

Öncül olarak verilen beyitte Hz.

İsa’nın çarmıha gerilmesi ile ilgili bir kavram olan Mesih kullanılarak tel- mih yapılıyor. Benzer kullanım B se- çeneğinde verilen beyitte vardır.

Cevap B 32

Öncülde verilen beyit Fuzûlî’ye ait

olup günümüz Türkçesindeki karşı- lığı: “Ey doktor! Zahmet etme, der- dimin tedavisinden elini çek çünkü benim çektiğim hastalık senin bildik- lerinden değildir.” şeklindedir.

Cevap E 33

Öncülde verilen beyitler Kıyâfetnâme nazım türünden alınmıştır. Bu nazım biçiminde insanların fiziksel görü- nümleri esas olarak açıklanır.

Cevap C 34

Gazel, kaside gibi şiirlerde şairlerin

adlarının ya da mahlaslarının geçtiği beyit, mahlas beyit olarak bilinir. A, B, D, E seçeneklerinde (Bâkî, Neşâtî, Hayretî) bu durum söz konusudur. C seçeneğinde telmih sanatı yapılmış- tır.

Cevap C 35

Öncülde verilen beyit Fuzûlî’ye ait

olup günümüz Türkçesindeki karşılı- ğı: “Yanağındaki beni görme arzusu yıldızımı söndürdü. Ben yıldızı sön- müş biriyim, benim yıldızım budur.”

şeklindedir.

Cevap B 36

Kişilerin ya da toplumların aksayan

yanlarını anlatan tür olan hiciv, her ülkenin edebiyatında önemlidir. A, B, C, E seçeneklerindeki beyitlerde hiciv yapılmıştır. Ama D seçeneğinde bu durum söz konusu değildir.

Cevap D

37

Öncül olarak verilen: “Komuşlar nâmını teşrih – i minnet tîg – i . . . . / Tenim sad . . . . edip bir büsha – i . . . . yazmışlar” veytinde boş bırakılan yerlere anlam ve vezin dikkate alndı- ğı zaman sırayla “gamzenle – çâk – meşrûh” kelimeleri getirilmelidir.

Cevap B 38

Arapların çölde devenin yürüyüşün- den esinlenerek meydana getirdikleri vezin olan aruz, edebiyatımızda ilk olarak Kutadgu Bilig adlı eserde kul- lanılır. Araplardan İranlılara, onlardan da edebiyatımıza geçmiştir. Öncül- de verilen beyitte aruzun “Mef’ûlü / fâ’ilâtü / me fâ îlü / fâ’ilün” kalıbı kulla- nılmıştır.

Cevap D 39

Şair beytin ilk mısrasında sevgilisi- nin dudaklarının iki özelliğinden söz etmektedir: “Ölülere can verme” ve

“hastaları iyileştirme”. Bunların ilki Hz. İsa’ya ait bir mucize, ikincisi de Lokman Hekim’in bir özelliğidir. Bu şekilde yapılan sanat da leff ü neşr- dir.

Cevap B 40

Parçada tanıtılan XVII. yy. sanatçısı

Şeyhülislam Yahya’dır. Şeyhülislam Yahya, edebiyatımızda Bakî ekolü- nün en büyük temsilcisidir. Şeyhü- lislam olmasına karşın rind söyleyişi, onun en önemli özelliğidir.

Cevap D 41

Hayatı hakkında bilgi verilen

şair Nesimî’dir. Nesimî, “yedi ulu ozan”ların içinde de anılmaktadır.

Şairin Hacı Bayram-ı Veli’ye intisap etmek istediği ama kabul edilmeyip öldürüldüğü rivayet edilmektedir.

Cevap D 42

İnsanların kendi ve muhataplarından

başka hafızaya ihtiyaç duymamaları birincil kaynaktan olmasını sağlar.

Birincil kaynak hafızadan alınan söz- lü kültürel öğeler birincil sözlü kültür ortamını oluşturur.

Cevap B 43

Siyenpi – Altay

Bozkurt – Göktürk Şu – Saka Türeyiş – Uygur

Ural Batır, Maaday Kara, Yaratılış destanları Altay Türklerine ait des- tanlardır.

Cevap A 44

Yır-ır türkü düzmek, türkü söyle- mek anlamına gelmektedir. Divan-ı Lügati’t Türk’te yer alır. Şarkının karşılığı ise Şlok’tur. Sav’ın karşılığı atasözüdür Sagu’nun karşılığı ağıt- tır. Koşuk’un karşılığı Koşma’ dır.

Cevap E

(7)

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

Deneme 2 Çözümleri

65

Öğrenme ortamlarını hazırlama ilkesi öğrenme – öğretme süreci içerisinde yer alır. Çevreyi tanıma, olanaklar- dan yararlanma, okulu kültür mer- kezi haline getirme, aile katılımı ile iş birliği sağlama, okul, aile ve toplum ilişkileri içerisinde yer alan başlıca konulardır.

Cevap C 66

Ders programı millî eğitimin temel il- keleri arasında yer almaz. Genellik ve Eşitlik, Süreklilik, Bilimsellik, Karma Eğitim, Milli Eğitim’in temel ilkeleri ara- sında yer alan değişmezlerindendir.

Cevap B 67

Şiir, olay çevresinde gelişen bir tür

değildir. Olay çevresinde gelişen diğer türlere örnek olarak, manzum hikâye, hikâye verilebilir. Destan, masal, mesnevi, halk hikâyesi, olay çevresinde gelişen türlerdendir.

Cevap A 68

“Kuyucaklı Yusuf”, Sabahattin Ali’ye ait bir romandır. Öğretici metinler arasında roman yer almamaktadır.

“Ramazan Sohbetleri” sohbet örne- ği, “Günlerin Getirdiği”, “Şiir Okuma Kılavuzu”, “Kültür ve Dil” deneme ör- nekleridir.

Cevap E 69

Bu derste sunum yöntemi yani anlat-

ma yöntemi kullanılmıştır. Derse gel- meden plan yapılması, anlatılacakla- rın kısa ve öz olması, dikkat çekme ve güdüleme Anlatma yönteminin uygulanış şekilleridir.

Cevap D 70

Seminer uzmanlık ve bilgi gerektiren

bir alanda uzman bir kişinin sunu yapmasıdır.

Açık Oturum: Toplumu yakından il- gilendiren güncel bir konunun değişik görüşteki kişiler tarafından tartışılma- sıdır.

Konferans: Bilim ve sanat konula- rında uzman kimselerin dinleyicileri bilgilendirmek için yapmış oldukları konuşmalardır.

Brifing: Bir konunun ayrıntılarını ha- zırlıklı kişiler tarafından sunulması.

Sempozyum: Belli bir alanda her oturumda 3-5 konuşmacının katıldığı grup tartışma tekniğidir.

Cevap B 71

Öncelikli olarak öğretmenin yapması

ve öğrencilerin yapana kadar dene- meleri gösterip yaptırma yöntemidir.

Örnek olayla karıştırılmamalıdır. Bu yöntemde öğretmen yapar ve sonra öğrenci dener.

Cevap C 51

Işık: Türk destanlarında yer alan mi-

tolojik unsurdur.

Sata: Farsça kaynaklarda seng-i metar olarak geçen, çeşitli Türk top- lumlarında Yada Taşı’na verilen isim- ler arasındadır.

Ying Yang: Çin mitolojisinde yer alan dünyanın varlığını sağlayan mi- tolojik kavram adıdır.

Peri: İran mitolojisinde kötülüğün sembolü pairikaya verilen addır.

Huri: Cennette olduğuna inanılan kızlara verilen addır.

Cevap E 52

Sorudaki öncülde açıklamalarına yer verilen terim türküdür. Şarkı ile ka- rıştırılmamalıdır. Şarkılar, bestelen- meye uygun 4 dizelik yazılan şiirlere verilen addır. Şarkılarda nakarat bö- lümü türküdeki kavuştak bölümü ile aynı özelliktedir. Şarkı, kafiye düzeni ile türküden ayrılır. baba, ccca, ddda şeklinde kafiyeleniyor olması türkü- den farklıdır.

Cevap D

53

Varsağı halk şiirinde aruzla değil hece ile söylenen şekiller arasında- dır. Dörtlük sayısı 3,4,5 ve 8’li hece ölçüsü ile yazılır. Semai, Selis, Di- van, Satranç halk şiirinde aruzla söy- lenen şekillerdir.

Cevap E

54

Köroğlu 16. yüzyılda yaşamış, adı Celali İsyanlarına da karışmış eşkıya âşıklardandır. Köroğlu, şiirlerini hece ölçüsü ile söylemiştir. Klasik şiirin ve tasavvufun etkileri şiirinde yer alma- maktadır. Doğa betimlemeleri, tabiat unsurları onun şiirinde önemli yer tutar. Köroğlu; eşkıya, halk ozanı, destan kahramanıdır.

Cevap D

55

19. yüzyılın en usta âşıkları arasın- dadır. Anadolu’nun birçok yerini do- laşmış ve Tokatlı Nuri, Tokatlı Gedai gibi birçok âşık yetiştirmiştir. Medre- se eğitimi görmüş tahsilli bir şairdir.

Yetiştirmiş olduğu âşıklar Anadolu’da Emrah ekolünü oluşturmuşlardır. Şi- irlerinde aşk, sevgi, ayrılık, gurbet, zamandan yakınma gibi temaları iş- lemiştir.

Cevap D 56

Âşık Veysel’e ait bir kısmı verilen bu

şiirin türü liriktir. Duygu, düşünce ve hayallerin düzenli bir şekilde sanatlı bir dil ve ahenkli şekilde aktarılması- na lirik şiir denir. Pastoral şiir olamaz.

Çünkü pastoral şiir doğayı anlatır.

Şiirde yer alan kişilerin duygularını çevre ile dile getirmeleri lirik şiire ör- nektir.

Cevap A

57

Yalnızlık temi edebiyatımıza şehirle- şen ve şehirleşmeyle beraber yalnız- laşan insanın sorunlarının ele alın- dığı dönem Ahmet Haşim’le şiirde ağırlık kazanmıştır. Tanzimat roman ve hikâyede işlenen diğer konu ve temalar Yanlış Batılılaşma, Alafran- ga ve Züppe tipler, Görücü usulü ve soruda verilen Mirasyediler, Cariye- lik, Köle Ticareti ve Esaret Hayatı oluşturmaktadır.

Cevap C 58

Sorudaki öncülde yer verilen şiirler

Tevfik Fikret’e aittir. Abdülhamit’in baskıcı tutumuna karşı çıkmış ve dü- şüncelerini her zaman dile getirmiş- tir. Servetifünun Dönemi'nde yazın hayatında bulunan hemen herkes Abdülhamit’in baskıcı tutumunu eleş- tirmiş ve aleyhinde yazılar yazmıştır.

Hatta bu durumdan sıkılan birçok şair, kendilerine ütopik bir yer oluş- turmaya çalışmışlardır.

Cevap D 59

Sorudaki öncülde sözü edilen edebî

topluluk Fecriati’dir. Servetifünun’a tepki olarak doğması ve “sanat şah- si ve muhteremdir” ilkesi en önemli özellikleri arasındadır. Fecriati’nin en önemli temsilcisi ise Ahmet Haşim’dir

Cevap B 60

“Evrak-ı Eyyam” Cenap Şahabettin’e

ait bir şiirdir. Savaş konulu değil bi- reysel konulu bir şiirdir.

Turanlı’ nın Defteri - Ahmet Ali Tevfik Cenk Duyguları – Halit Fahri 1918 – Yahya Kemal

İlham-ı Vatan – Abdülhak Hamit

Cevap E 61

“Diyojen”, Teodor Kasap tarafın-

dan çıkarılan mizah dergisidir. Millî Edebiyat Dönemi’nde çıkan dergiler arasında değildir. “Türk Yurdu, Türk Derneği, Dergâh, Yeni Mecmua” Millî Edebiyat Dönemi'ne ait başlıca dergi- lerdir.

Cevap A 62

Milli Mücadele'ye destek veren, Türk- çülüğe karşı İslamcılık düşüncesini savunan, “Seyfi Baba”, “Küfe” gibi manzum hikâyelerin sahibi Mehmet Akif Ersoy’dur. Bilinmesi ve dikkat edilmesi gereken şairlerimiz arasın- dadır.

Cevap C 63

Fazlı Hüsnü Dağlarca, Ahmet

Mithat’tan sonra en çok eser veren şahsiyetler arasındadır. Birçok tari- hi olayı destansı olarak veren Fazıl Hüsnü Dağlarca, birçok tarz ve türde eserler vermiştir.

Cevap E 64

Sorudaki öncülde sözü edilen eser

“Köşebaşı” adlı oyundur. Yirmi yıl uzak kaldığı İstanbul’a babasının ölü- mü üzerine gelen oğlu her şeyi sade- ce uzaktan izler ve geldiği gibi sessiz sedasız geri döner. Şakacı hariç diğer eserler Ahmet Kutsi’ye aittir. “Şakacı”, Sabahattin Kudret’e ait tiyatro eseri-

dir.

Cevap B

(8)

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

Deneme 2 Çözümleri

72

Panel bir lider öncülüğünde en az üç en fazla beş konuşmacıyla konunun uzmanları tarafından derinlemesine tartışılmasıdır. Uzman olarak seçilen öğrenciler konu hakkında araştırma yapıp uzmanlaşırlar. Güncel olarak seçilen konu her yönüyle ele alınır.

Cevap E 73

Soruda bahsedilen ders işleme saf-

halarından dikkat çekmedir. Öğret- menin derse elindeki materyallerle gelmesi, öğrencinin dikkatini çekme- ye, genel uyarılmışlık hallerini düzen- lemeye yarar.

Cevap B 74

Öğrenci öğrendiği bilgileri günlük

hayatında kullanabilmelidir. Bunu sağlayan ilke hayatilik yani yaşama yakınlık ilkesidir. Öğretmen; öğren- cilerinden bu konuda bir yazı isteye- rek, onların bildiği somut bilgileri kul- lanarak soyut bilgilere ulaşmalarını hedeflemiştir.

Cevap C 75

Öncül parçada bir öğretmenin

hikâye metin türünün özellikleri- nin öğrenilmesi amacıyla incele- me yöntemine uygun bir hikâye metnini sınıfa okutması ve sınıfı gelişigüzel gruplara ayırmasıyla onlara görevler vermesi anlatılıyor.

İlk grup hikâyeni ana fikrini bula- caktır. İkinci grup kahramanların özelliklerini açıklayacaktır. Üçüncü grup olay, mekân, zaman ve dil açısından hikâyeyi inceleyecektir.

Dördüncü grup da okuduklarından hareketle yeni bir hikâye yazacak- tır. Öğretmenin bu uygulamasını dikkate aldığımızda öğretmen, hikâyenin amaca uygunluğunu göz ardı etmemiştir.

Cevap E

(9)

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

Deneme 3 Çözümleri

18

Hz. Süleyman divan edebiyatında en çok anılan peygamberlerden biri- dir. Mucizeleri de parçada verilmiştir.

Peygamberler ve kıssalarını bilmek, birçok beyit ve söz sanatı soruların- da size yardımcı olacaktır.

Cevap A 19

Tek mısra olarak söylenmiş ya da bir beyitten alınarak meşhur olmuş parçalara mısra’-ı âzâde, söylenil- mesinde ve anlaşılmasında zorlama olmayan, her bakımdan kusursuz parçalara mısra’-ı berceste, anlamı başka beyitlerle tamamlanabilen be- yitlere merhun beyit denir.

Doğru cevap sırasıyla mısra’-ı âzâde, mısra’-ı berceste, merhun beyit olmalıdır.

Cevap D 20

Öncül olarak verilen beyit Nâbî tara- fından yazılmıştır. Bu beytin günü- müz Türkçesine çevrilmiş durumu:

“Talih meyhanesinde çok da gurur- lanma, biz binlerce gurur sarhoşunun ayıldıktan sonraki baş ağrısını gör- müşüzdür.” şeklindedir.

Cevap B 21

Divan edebiyatında genellikle sevgili

idealize edilerek verilir. E seçeneğin- deki beyitte de idealize edilen sevgili anlatılmaktadır: “İsa’nın dudağı he- nüz can bağışlayıcılıktan dem vur- madan senin dudağın konuşup can bağışlardı.” Bu beyit Fuzûlî tarafın- dan yazılmıştır.

Cevap E 22

Divan edebiyatında bir kelimenin

aynı anda birden fazla anlama ge- lecek şekilde kullanılmasına tevriye denir. Öncüldeki beytin ikinci dizesin- de geçen “rüzgâr” kelimesi de parça- da “zaman” anlamında kullanılmıştır.

Cevap C 23

Aruz vezniyle yazılan bir mısra ya da

beyitteki vezin parçalarından her bi- rine tefile denir. Verilen beytin ikinci tefilesi de “mefâ’îlü”dür.

Cevap B 24

Öncül olarak verilen parçada üç ayrı

divana sığacak kadar gazel yazan, Şem ü Pervâne, Ahmed ü Mahmud, Ferruh – nâme adlı mesnevilerin de sahibi olan şair Zâtî anlatılıyor. Bu parçada boş bırakılan yerlere sırayla

“Zâtî – Meşâ’irü’ş – Şuarâ – Edirne Şehrengizi” gelmelidir.

Cevap B 25

Parçanın doğru çevirisi “Bu benzer- siz paha biçilmez İstanbul şehrinin bir taşına bütün İran ülkesi fedadır.”

şeklinde olmalıdır. Bu beyit, Nedim’in ünlü beyitlerinden biridir ve bilinmesi gereklidir.

Cevap E 1

Tatarca, Kıpçak Grubu yazı dille-

rindendir. Kıpçak Grubu; Kuzey Türkçesi olarak da bilinir. Tatarca, Başkurtça, Kırgızca, Kazakça, Ka- rakalpakça, Nogayca, Karaçay-Bal- karca, Kumukça, Karaimce Kıpçak Grubu yazı dilleridir.

Cevap B 2

Ural-Altay teorisinin esas kurucusu

Castren’dir. Ana Altaycayla ilgili ses denkliğini sistemleştiren Poppe’dir.

Orta Asya Türk dilinin tasnifini yapan Eckmann’dır. Türkçe ile Sümerce arasındaki ses benzerliğini bulan Osman Nedim Tuna’dır.

Cevap E 3

"ol, bän, sizdä, aŋar" sözcükleri, tür

olarak zamirdir. Bu sözcükler B, C, D ve E seçeneklerinde kullanılmıştır.

“Buzkunça kälir ärtimiz” cümlesinde bir zamire rastlanmaz.

Cevap A 4

Metin, Köktürkçe dönemine aittir.

...kabışalım timiş (buluşalım demiş- ler) iç içe geçmiş birleşik cümledir.

ögleşip (fikirleşip) zarf-fiil eki almış bir sözcüktür. üze, -garu, -re yön gösterme anlamı katmışlardır. Vasıta eki almış sözcüğe rastlanmaz.

Cevap C 5

Eserde, İslamiyet’ten önce hatta

milattan önceki eserlere de yer ve- rilmiştir. Birçok destandan dörtlükler, İslamiyet öncesinden savlar, koşuk- lar ve sagular yer almaktadır. Bun- lardan en bilineni ise Al Er Tunga sagusudur.

Cevap E 6

Öncülde verilen “fıstık, ahşap, çeşit,

kapuska” sözcüklerinden farklı olarak

“sekiz” sözcüğündeki “z” ünsüzü, çı- kış biçimine göre diğerlerinden farklı bir ünsüzdür.

Cevap E 7

Türk dilinin tarihi hakkında yapılan

bilimsel araştırmalara göre Türk dili, ilk Türkçe döneminden sonra iki kola ayrılmıştır. Bulgar Türkçesi de bu kollardan biri olan r / l kolunda yer almaktadır.

Cevap C 8

Öncül olarak verilen sözcüklerde

Eski Türkçede “ıgaç, elig, emgek, ber” şeklindeki sözcükler Türkiye Türkçesinde “ağaç, elli, emek, ver”

şekline dönüşürken bu sözcüklerde genişleme, ikizleşme, ünsüz düşme- si ve sızıcılaşma olmuştur ama tonlu- laşma olayı olmamıştır.

Cevap A 9

Verilen parçaya göre Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde okuyan ve halk bilimi dersi alan bir öğrencinin bitirme tezi saha çalışması gerektirmektedir.

Bu kişi tatilde köyüne giderek do- ğum, evlenme, ölüm olaylarına dair geleneklerle ilgili olarak önceden ha- zırladığı soruları bilgisine güvendiği kişilere sorar. Bu parçadan hareketle bu öğrencinin çalıştığı konu ve izledi- ği yöntem “Geçiş Dönemleri – Yön- lendirilmiş Görüşme” olur.

Cevap C

10

Verilen üç dörtlük de koşma şeklinde kafiyelidir. Birinci ve üçüncü dörtlük on birli hece vezniyle söylenir. İlk dörtlükte kavga konusu olduğu için ilk dörtlük koçaklamadır. Üçüncü dörtlükte güzellik ve doğa sevgisi ele alınmış olup bu dörtlük de gü- zellemedir. İkinci dörtlük sekizli hece vezniyle ve sevgi konusunu ele aldığı için bu dörtlük semai olur.

Cevap A

11

Parçada özellikleri verilen sanatçı Şeyhoğlu’dur. Hurşîd ü Ferahşâd bir diğer önemli eserinin adıdır. Bu eser Hurîdname adıyla da bilinmektedir.

Aşk konulu mesneviler arasında yer alır.

Cevap D 12

Cümlelerde altı çizili olan sözcükler

+nI yükleme hâli ekini almışlardır. Bu ek Kıpçak Türkçesinin karakteristik özelliğidir. Kıpçak Türkçesini, diğer Türk dillerinden ayıran önemli özel- liklerden biri de bu ektir.

Cevap C 13

Parçada tanıtılan Harezm Dönemi

eseri Mi‘racname’dir. Miraç vakasını anlatan çeviri bir eserdir ve yazarı belli değildir. Diğer eserlerden en önemli farkı da yazarının henüz be- lirlenememiş olmasıdır.

Cevap B 14

İlk satırlarında 1303 tarihi yazılı olan

ve 1362 yılında Petrarca tarafın- dan Venedik Cumhuriyetine hediye edilen eserin günümüze ulaşan tek nüshası, İtalya’da Venedik Saint Marcus Kütüphanesindedir. Latince olan Codex Cumanicus’un anlamı

“Kıpçak Kitabı'dır”.

Cevap A 15

Parçada tanıtılan şair Yusuf Emîrî’dir.

Yusuf Emîrî, Klasik Öncesi Çağatay edebiyatı sanatçılarındandır. Diğer seçeneklerde verilen sanatçılar da Klasik Öncesi Çağatay edebiyatı isimleri arasında yer alır.

Cevap D 16

"İnsanın ilmi, denizin serin sula- rı, Afyon’un yolu, hayvanın postu"

tamlamalarının sözcüklerinin yerleri değişmiştir. Diğer şıktaki tamlama tam bir takısız ad tamlamasıdır(tahta sandık).

Cevap C 17

“yalnız oturur” ifadesinde “yalnız”

ilgeci, eylemi nitelediği için bu cüm- lede belirteç(zarf) görevinde kulla- nılmıştır. Eylemin ilgeci nitelediğini bulmak için, eyleme “nasıl” soru sorulduğunda ilgeç buna cevap ve- rebilmelidir.

Cevap E

(10)

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

İNFORMAL YAYINLARIİNFORMAL YAYINLARI

Deneme 3 Çözümleri

41

Mirkatü’l Edeb, Şeyyad Hamza’ya ait bir eser değildir. Ahmedî’nin, Arap- ça-Farsça olarak kaleme aldığı söz- lük türündeki eserinin adıdır.İki isim aynı dönem sanatçısı olduğu için karıştırılmamalıdır.

Cevap E 42

Yunus Emre ile ilgili bilgiler son dö- nemlere kadar azdı. Ama gün ışı- ğına çıkarılan Hacı Bektaş-ı Velî Velâyetnâmesi, Taşköprülüzade’nin Şakâyık-ı Nu’maniyye’si ve Lâmi’î’nin Nefehatu’l-Üns’ünde Yunus’la ilgili gerekli bilgiler yer almaktadır.

Cevap E 43

Varyantlaşma çeşitlenmedir. Sözlü

kültür unsurlarında bu doğal olarak gerçekleşir. Formalleşme ise halk edebiyatı ürünlerinin kendine özgü kalıplarının oluşmasına verilen ad- dır. Bu bağlamda doğru cevap B’dir

Cevap B 44

Yaratılış destanı Altay Türklerine ait

bir destandır. Uygurlara ait olan des- tan Türeyiş Destanıdır.

Bozkurt - Köktürk Şu - Saka Yaratılış - Uygur Göç - Uygur Ural Batır - Altay

Cevap C 45

Soruda özellikleri verilen kitabeler

Orhun Kitabeleridir. Dilinin en sade ve yabancı dillerden en uzak dö- nemde olmaları ve hitabet sanatının en belirgin eserler olması diğer eser- lerden ayıran özellikleridir.

Cevap B 46

Öncüldeki parçada Mavi anlayışı sa- natçısı Demir Özlü hakkında bilgiler veriliyor. Ardından da onun “Bunaltı, Soluma” adlı eserleri gündeme geli- yor. Burada geçen “Bunaltı” kavramı bizi varoluşçuluk akımına götüreceği için boş bırakılan yere “varoluşçuluk”

sözcüğü gelir.

Cevap A 47

Türk dili ve edebiyatı dersinde yazı- lan metinlerin düzeltme ve geliştir- me aşamasında “açıklık ve akıcılık, paragraflar arası tutarlılık, yazım ve noktalama, sayfa düzeni” yer alır. An- cak “hedef kitle ve tür” yer almaz.

Cevap C 48

Öncülde: “Ortaöğretim Türk Ede- biyatı Dersi Öğretim Programı’nda Türk dilinin kullanılmasında birliği sağlamak amacıyla kabul görmüş terim ve kavramlara yer verilmesi gerektiği belirtilmiştir.” deniyor. Belir- tilen bu amacı sağlamaya yönelik bir uygulama da: “Derslerde Türk Dil Ku- rumunun Yazım Kılavuzu’nun esas alınması” olur.

Cevap B 26

Şiirin mısralarına bakılacak olur-

sa biri uzun diğeri kısa iki dizeden oluşmaktadır. Bu şekilde oluşturu- lan nazım biçimine müstezâd denir.

Müstezâd, kelime anlamı olarak da çoğaltılmış anlamındadır. Bakıldığı anda anlaşılabilen bir nazım şeklidir.

Cevap C 27

Verilen beytin vezni mefâ’îlün

mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün şeklin- dedir. Şiirin doğru şekilde taktilenişi ise aşağıdaki gibi olmalıdır:

. _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _

Cevap B 28

“Gül senin o değerli yanağın ile çatış- sa bunda şaşılacak ne var. Gül asık yüzlüdür, ne edebi ne de utanması vardır.” anlamındaki beytin ilk mıs- rasında yer alan “ârız” ile “mu’ârız”

kelimeleri arasında “iştikak” sanatı vardır.

Cevap B 29

Parçada eserleriyle birlikte tanıtılan

şair Nefî'dir. Hiciv denilince ilk akla gelen isim o olmalıdır. Çünkü devrin- deki herkesi hicvetmiş ve bu alanda haklı bir üne kavuşmuştur.

Cevap B 30

A, B, C, E seçeneklerinde verilen ya- zar ve eser eşleştirmeleri doğrudur.

Ancak D seçeneğindeki “Zubdetü’l – Eş’ar” adlı eser Riyâzî tarafından değil de İsmâil Belîğ tarafından yazıl- mıştır.

Cevap D 31

Öncül olarak verilen beyti Nâili yaz- mıştır. Bu beyitle aynı üslup özelliği- ne sahip beyit de C seçeneğinde ve- rilmiş olup bu beytin şairi de Nâili’dir.

Cevap C 32

Tanzimat edebiyatının sonuna doğru

çeviriler yoluyla edebiyatımıza Batılı nazım şekilleri girmiştir. Servetifünun edebiyatındaysa şairlerimiz bu na- zım biçimlerini de kullanmışlardır. İki dörtlük, iki de üçlük olmak üzere on dört mısradan meydana gelen “Son Tesâdüf” başlıklı şiir de bunlardan biri olup sone nazım şekliyle yazılmıştır.

Cevap A 33

Abdülhak Hamid Tarhan’ın karısının ölümü üzerine yazdığı ve ölüm ger- çekliğini ele alan şiiri Makber olup be şiirin devamı da “Ölü”dür.

Cevap B 34

Öncülde verilen şiirde Servetifünun

edebiyatının en çok sese ve musikiye önem vermesi öne çıkmaktadır. Şiir- de sık geçen “en, nağmeger, mübte- sim, tâze, sâf” sözcükleri, kullanılan zengin kafiyeler de bunu göstermek- tedir.

Cevap B

35

Verilen öncülde “Eylül Yarın da Gel- meyecek” başlıklı öykünün kadın kahramanının 12 Eylül darbesi son- rası ülkeyi terk etmek zorunda kalan babasından ayrılmanın acısını yaşa- masından söz ediliyor. Bu parçada sözü edilen öykü hakkında: “Top- lumsal olguların, psikolojik izdüşüm- leriyle işlendiği modernist estetiğe örnektir. Toplumsal dönüşümleri ve zamanın ruhunu yansıtan yapıtlar- dandır. Bireyin iç dünyasının yansı- tılması için çeşitli teknikler bir arada kullanılmıştır. Bazı kavramlar hem evrensel hem de yerel karşılıklarıy- la işlenmiştir.” yargıları söylenebilir.

Fakat “Toplumcu gerçekçi bir ede- biyat anlayışının özelliklerini ortaya koymaktadır.” yargısı söylenemez.

Çünkü burada köylü, ağalık, emek konuları ve söylev üslubu söz konusu değildir.

Cevap A 36

Öncülde verilen parçanın ilk dize- sinde: “Her mültecinin içinde bir gül ağacı boylanır” deniyor. Burada ge- çen “gül ağacı” imgesiyle ilgili olarak:

“Gelenekte kazandığı anlamlar göze- tilerek kullanılmaktadır.” yargısı söy- lenemez. Çünkü bir aşk söz konusu değildir. Ancak: “Hazırlık ve çaba gerektiren bir okumaya davet etmek- tedir. Gündelik hayattaki anlamından uzaklaşmış, soyut dilsel bir gösterge- dir. Yakın ve uzak çağrışımlarıyla şi- ire derinlik katmaktadır. Metnin diğer birimleriyle kurduğu ilişkiden doğan bir etkisi vardır.” yargıları söylenebilir.

Cevap E 37

Verilen parçada İkinci Yeni sanatçısı

Ece Ayhan hakkında bilgiler veril- mektedir. Ona göre şiir imgelerin sa- natıdır ve onun kullandığı sözcüklerle bir şiir sözlüğü meydana getirilebilir.

Bu arada öncülde belirtilen onun Mor Külhani adlı şiiri de pek çok şiiri gibi bestelenmiştir.

Cevap C 38

Batı edebiyatından yaptığı tiyatro

çevirileri, aldığı felsefe eğitimi, öncü- le göre sanatçının eserlerini besler.

Halk ve divan edebiyatına dair kav- ramlara, Osmanlı Devleti’nin önde gelen kahramanlarına da oyunların- da sıkça yer veren bu sanatçımız Turan Oflazoğlu’dur.

Cevap B 39

Verilen parçanın başında büyülü ger- çekçilik anlayışından söz ediliyor. Bu arada tanıtılarak Sevgili Arsız Ölüm adlı eserinden de söz edilen sanat- çımız Latife Tekin’dir. Parçadaki ilk boşluğa Latife Tekin adı gelir. Deva- mında Servetifünun çağdaşı bağım- sız sanatçı Hüseyin Rahmi Gürpınar gündeme geliyor ve onun bir ese- rinden bahsediliyor. Bahsedilen bu eser de Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç’tır.

Cevap B 40

Kadı Burhaneddin’in İksîrü’s-Sa’âdât

fî-Esrâri’l-İbâdât ile Tercîhu’t-Tavzîh’i ise dinî konularda Arapça yazıl- mış mensur eserlerdir. Mevhub-ı Mahbûb ise Yusuf-ı Sivrihisarî’nin eseridir.

Cevap D

Şekil

Updating...

Referanslar

Benzer konular :