31
KENTSEL AÇIK VE YEŞİL ALANLARIN ENGELLİ BİREYLERİN SOSYAL YAŞAMI AÇISINDAN ÖNEMİ
Tahsin YILMAZ* Duygu GÖKÇE
* Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü, ANTALYA.
E-mail: [email protected]
ÖZET
Günümüzde dünyada yaklaşık olarak 650-700 milyon, ülkemizde ise yaklaşık 8.5 milyon engelli bireyin yaşadığı bilinmektedir. Engelli birey; doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle normal yaşamın gereklerine uyamama durumunda olup; korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyacı olan kişi olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda farklı türde engele sahip bireyler kentsel ve sosyal yaşamda önemle ele alınması gereken bir gruptur.
Bu araştırmada, toplumun ayrılmaz bir parçası olan aynı ya da farklı engele sahip bireylerin sosyal hayattan dışlanmadan kentsel yaşama katılımı açısından, kentsel açık ve yeşil alanların önemi ve gerekliliği araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda engelli bireylerin sosyal gereksinimlerini karşılamada, sosyal yaşamın en temel alanlarından biri olan kentsel açık ve yeşil alanların önemi belirlenmiş, ancak bununla birlikte, yapılan anket sonuçlarına göre, engelli bireylerin söz konusu alanları rahat kullanamadıkları ve diğer bireylerle yeterince paylaşamadıkları saptanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Engellilik, kentsel açık ve yeşil alanlar, sosyal yaşam.
THE IMPORTANCE OF THE URBAN OPEN AND GREEN SPACES IN TERMS OF DİSABLED PEOPLE'S SOCİAL LİFE
ABSTRACT
it has been determined that nowadays approximately 650-700 million disabled people lives in the world and 8.5 milli on in Turkey. Disabled person is defined as people who lose hislher physical, mental or social abilities with different degrees which results in need for protection, maintenance, rehabilitation, consultancy and support services. Concordantly disabled people should be considered importantly in urban and social life.
32
in this research, the importance of the urban open and green spaces in the involvement of the disabled people with different or same disabilities and who are the inseparable part of the society without being alienated from urban life and what does it mean for disabled people is investigated. As a result of this research, the importance of the urban open and green spaces in the fulfi1ment of the needs of disabled people is determined but however, according to the results of a questionnaire, it is also determined that disabled people cannot use and share these places with other people.
Keywords: Disabled, urban open and green spaces, sociallife.
1. GİRİŞ
Birleşmiş Milletler (United Nations/BM) ve Dünya Sağlık Örgütü (World Health OrganizationlWHO) tarafından hazırlanan raporlara göre dünya nüfusunun yaklaşık
% 10'unun engelli birey olduğu ve bu oranın bazı ülkelerde % 15'lere ulaştığı gözlenmiştir. Bu veriler doğrultusunda dünyada yaklaşık olarak 650-700 milyon engelli birey olduğu tahmin edilmektedir (Eyüboğlu, 2008). Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından 2007 yılında açıklanan sonuçlara göre ise, ülkemiz nüfusunun % 12,29'u engellidir. Bu bilgiler çerçevesinde, ülkemizde yaklaşık 8,5 milyon engelli bireyin bulunduğu anlaşılmaktadır (www.engelliler.net),
Engelli insanlarımızın oranının bu kadar yüksek olduğu ülkemizde, birbirinden farklı türde engellere sahip bireylerin özellikle yaşadıkları mekanlarda, yaşadığı mekanlardan kentsel mekanlara ulaşabilmede ve kentsel mekanları rahat bir şekilde kullanabilrnede karşılaştığı pek çok sorun bulunmaktadır. Bu sorunlar, hem kentsel mekanın kullanımıyla ilgili fiziksel sorunları içermekte, hem de kent yaşamını ilgilendiren sosyal problemleri içine almaktadır. Bu problemler ise kişinin sosyalleşmesine engel olmaktadır. Birey ayrımcı uygulamalar sebebiyle çalışma hayatına dahi adım atamamaktadır. Engelli bireyler kent içi mekanlarda rahatlıkla hareket edemediği gibi kent içi ulaşım araçlarını da günlük hayatlarını sürdürebilecekleri biçimde kullanamamaktadır. Bireyler aynı zamanda kurumların ve kent içi birçok yapının engelli bireylere uygun yapılmaması nedenleriyle engelli olmanın getirdiği olumsuzlukları en üst düzeyde yaşamaktadır.
Ülkemizde engelli bireylerin yaşadığı sorunlar sadece fiziksel mekanla sınırlı kalmamakta, engelliler için hayatın her alanında önemli ve engelin türüne göre değişen, birbirinden farklı problemlere neden olmaktadır (Atıcı, 2007). Engelli bireylerin de diğer insanlar gibi bazı sosyal ihtiyaçları vardır ancak engellerinden dolayı birçok sosyal sorunla karşılaşmakta, sosyal hayata dahil olamamakta ve çevreden gelen sosyal baskılardan dolayı da yalnızlığa itilmektedirler. Sosyal sorunların çözümü için engellinin öncelikle kentsel mekanlardaki etkinliklere erişebilmesi ve oradaki sosyal ortama katılması gerekmektedir (Müftüoğlu, 2006).
33
Sosyal izolasyon bireyin kendine olan güven ve saygısını azaltırken, kişinin toplumla bütünleşmesini ve yaşama katılmasını engellemektedir. Sosyal izolasyonu üst düzeyde yaşayan fiziksel engelliliğe sahip genç birey, bağımsız kararlar geliştirememekte ve arkadaş edinememektedir. Bu tutum farklılıkları gencin
"yaşama dair umut ve beklentilerini" olumsuz etkilemektedir (Burcu, 2007).
Toplumu oluşturan insanlar eşit oranda bireysel haklara sahip olmak durumundadırlar. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nde ve Anayasamızda tüm bireylerin eşit hak ve özgürlüklere sahip oldukları açıkça belirtilmiştir. Kaynakların dağılımının eşit olarak düzenlenmesinin yanı sıra, sosyal olanaklardan faydalanmanın, kentsel yaşamın gerektirdiği tüm alanları kullanabilme hakkının eşit olarak paylaşımının sağlanması, insan hakları bakımından olduğu kadar yasal olarak da gerekmektedir. Sosyal ve ekonomik olarak bağımsız, eşit haklara sahip olamayan engellilerin doğuştan ya da sonradan oluşan bazı olumsuzluklarla meydana gelen engellerinin kişinin kaderi olmaktan kurtarılabilmesi için, dış mekanlara açılıp, sorunsuz olarak tüm kentsel mekanları bağımsız olarak kullanabilmesi gerekmektedir (Eyüboğlu, 2008).
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı (ÖZİ) tarafından yapılmış olan "Özürlülük Eğitimi: Toplum Özürlülüğü Nasıl Anlıyor Temel Araştırması" adlı araştırmada yapılı çevre ve kentsel hizmetlerin (toplu taşıma araçlarının, binaların, caddelerin, sokakların, kaldırımların, vb.) engelliler için uygun olup olmadığı sorgulanmıştır. Türkiye'de yapılı çevre düzenlemelerinde engelliler için gerekli ölçütlerin göz önünde bulundurulmaması nedeniyle, kamuya açık alanlarda, binalarda, konutlarda ve toplu taşıma hizmetlerinde engellilerin ulaşılabilirliğinin sağlanarnaması, katılımcıların büyük bir çoğunluğunun engellilerin günlük yaşamda karşılaştığı engeller nedeniyle kentsel yaşama katılamadıkları ortaya çıkmıştır.
Bu araştırma kapsamında, kentsel açık ve yeşil alanların engelli bireylerin sosyal ihtiyaçlarının karşılanması sürecindeki önemi üzerinde durulmuştur. Aynı zamanda alanın engelli bireyler tarafından rahat kullanılabilirliği sorgulanmıştır. Bu süreçte çalışmayı desteklemesi açısından engelli kullanıcıların alanda karşılaştığı problemler yerinde gözlem-incelemeler yöntemiyle ve bireylerle yapılan anket çalışması ile tespit edilmiştir. Aynı zamanda sorunların yanında bireylerin alandan beklentileri de ortaya konulmuştur.
2. MATERYAL VE YÖNTEM
Çalışma konusuyla ilgili yapılan literatür taramaları ve yerinde gözlem- incelemelerle elde edilen bilgiler temel veriler olarak kullanılmıştır. Çalışmanın ana materyalini kamusal alana erişimi güçleştirecek düzeyde bir engele sahip bireyler, engellilere ilişkin kurum ve kuruluşlar ile kentlerde günlük yaşamda kullanılan kamusal mekanlar oluşturmaktadır.
Çalışma süresince, büro ve arazi çalışmaları eşzamanlı olarak yürütülmüştür. Büro çalışmaları kapsamında literatür taramaları yapılmış, çalışma konusuyla ilgili
34
yayımlanmış kitap, tez, makale, bildiri gibi yazılı kaynaklar ve engellilere ilişkin internet siteleri araştırılmıştır. Literatür taramalarından ve arazi çalışmalarından elde edilen verilerin sınıflandırılıp sayısalortamda işlenmesi de büro çalışmaları kapsamında ele alınmıştır.
Antalya ilinde bulunan engelli bireylerle ilişkili olan belediyelerin engelli birimleri, üniversitenin engelli birimi ve engelli dernekleri gibi kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütleri ile görüşülmüştür.
Görüşmelerin yapılması sonucunda engelli bireylerin sosyal yaşamları üzerine temel bir anket formu hazırlanmıştır. Hazırlanan taslak anket formu bütün engel grupları için ortak şekilde hazırlanmıştır. Ankette başta sosyo-demografik verilerin alınabileceği sorular olmak üzere, çoğunlukla seçrneli, tutum ölçekli, birden fazla seçeneğin işaretlendiği ve deneğin kendi özgün düşüncelerini belirtebileceği açık uçlu sorulara yer verilmiştir. Hazırlanan anket formları kullanıcılara uygulanmadan önce yeterli sayıda denek üzerinde denenmiş, eksik, hatalı veya yetersiz olan sorular düzeltilerek Antalya'da yaşayan engelli bireylerin nüfusu göz önünde tutularak belirlenen denek sayısında bireye anket uygulanmıştır. Anket çalışmasını engelli bireyler ve ebeveynleriyle yapılan sözlü görüşmeler desteklemektedir.
Çalışmanın son aşamasında anket sonuçları SPSS yazılımı kullanımıyla istatistiksel analizler yapılmış grafikler oluşturulmuştur.
Elde edilen veriler doğrultusunda sorunların iyileştirilmesi yönünde öneriler geliştirilmiştir. Geliştirilen bu öneriler, daha önce yapılmış çalışmaları destekleyerek, bundan sonra yapılacak çalışmalara katkıda bulunabilecektir. Böylece herkes için erişilebilir sosyal yaşam olanakları sağlanacaktır.
3. BULGULAR
Bu bölümde engelli bireylerle ilişkili olan kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütleri ile görüşmeler ve anket çalışması sonuçları değerlendirilmiştir.
3.1. Anket çalışması Sonuçları ve Değerlendirilmesi
Aşağıda anket çalışmasının sonucunda SPSS yazılımı kullanılarak ortaya çıkan analizlerden elde edilen verilerle düzenlenmiş çizelgeler verilmiştir.
Yapılan anket çalışmasında % 24,7 oranda ortopedik engelli, % 3 oranda işitme engelli, % 24,7 oranda zihinsel engelli, % 17,5 oranda görme engelli, % 1,8 oranda dil ve konuşma engelli bireyin olduğu görülmektedir (Tablo 3.1). Bunun yanı sıra % 2,4 oranda geçici engelle sahip engelli bireyin olduğu ve % 25,9 oranda ise diğer farklı türlerde engelle sahip bireylerin olduğu görülmektedir.
35
Tablo 3.1. Engelli türü
Engelli Türü % Geçerli %
Ortopedik engelli 24,7 24,7
İşitme engelli 3,0 3,0
Zihinsel engelli 24,7 24,7
Geçici engellilik 2,4 2,4
Görme engel ii 17,5 17,5
Dil ve konuşma engelli 1,8 1,8
Diğer engellilik 25,9 25,9
Toplam 100,0 100,0
Ankete katılan bireylerin eğitim durumlarının sorgulandığı yanıtlara göre, ilköğretim mezunu olanların oranı % 36,7, lise mezunu olanların oranı % 23,5, üniversite ve yükseklisans-doktora mezunu olanların oranı % 28,9'dur (Tablo 3.2). Bunun yanısıra özel eğitim merkezlerine gitmiş olanların oranı % 6 olup % 4,8'lik oranda ise okuma yazma bilmeyenıerin olduğu görülmektedir. Bu değerler arasında en yüksek değeri ilköğretirnin oluşturması eğitim yaşamının devam edilmesinde karşılaşılan zorlukların henüz çözümlenemediğini ortaya koymaktadır.
Tablo 3.2. Eğitim durumu
Eğitim Durumu % Geçerli %
ilköğretim 36,7 36,7
Lise 23,5 23,5
Üniversite ve üzeri 28,9 28,9 Özel eğitim merkezi 6,0 6,0
Okuryazar değil 4,8 4,8
Toplam 100,0 100,0
Anket sonuçlarına göre % 86,7’lik oranda engelli bireyin ailesiyle veya akrabasıyla birlikte
yaşadığı görülmektedir (Tablo 3.3). Bu kadar yüksek orandaki bir sonuç
36
engelli bireylerin kendi başına yaşayabilmesi için gerekli imkanların olmadığının açık bir göstergesidir. Bunun yanında % 8,4'lük oranda bireyin bakım evleri veya derneklerde yaşadığı görülmektedir. Son olarak sadece
%
4,8'lik oranda katılımcının ise yalnız yaşadığı görülmektedir. Yalnız yaşayan bireylerin ya hafif engele sahip bireylerden ya da sonradan yaşlanmayla engelli bireyolup eşini kaybetmiş veya boşanmış bireylerden oluştuğu bilinmektedir.Tablo 3.3. Engelli bireyin birlikte yaşadığı kimse
Birlikte Yaşadığı Kimse % Geçerli
%
Tek başıma 4,8 4,8
Ailesiyle veya akrabasıyla 86,7 86,7 Bakım evi veya demek 8,4 8,4
Toplam 100,0 100,0
Tablo 3.4'de engelli bireylerin sahip oldukları engellerinden dolayı sosyal yaşantılarının ne şekilde ve ne derecede etkilendikleri sorgulanmıştır. Alınan sonuçlara göre katılımcıların yaklaşık % 60'lık bir bölümünün sosyal yaşantısı çeşitli nedenlerden dolayı "orta", "fazla" ya da "çok fazla" etkilenmektedir.
Anket sonuçlarına bakıldığında bireylerin % 25,3 'ünün sosyal, kültürel etkinliklere katılmada, % 21,2’sinin uygun fıziksel çevrenin olmamasından ve % 22,4'ünün kamuya açık binalara ulaşımda çok az sorun yaşadığı ortaya çıkmaktadır.
Tablo 3.4. Engelli bireylerin sosyal yaşantısını etkileyen nedenler
Çokaz Az Orta Fazla Çok fazla Sosyal Yaşantıyı Etkileme
Nedenleri % % % % %
Sosyal, kültürel etkinliklere
(sinema, tiyatro, spor v.b.) 25,3 10,1 21,2 20,2 23,2 katılmarnı
Engelime uygun fıziksel
21,2 10,1 16,2 26,3 26,3 çevrenin olmaması
Kamuya açık binalara/alanlara
(okul, hastahane, belediye, park 22,4 12,2 17,3 20,4 27,6 v.b.) ulaşımımı
37
Tablo 3.5'de, katılımcıların % 86,7’sinin yaşadığı çevrede bulunan parkıara giderken yalnızca % 13,3'ünün herhangi bir parka gitmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu sonuç park alanlarının sosyal çevredeki önemini ortaya koymaktadır.
Tablo 3.5. Engelli bireylerin parka gidip-gidememesi
Parka gidip-gidemediği % Geçerli %
Evet 86,7 86,7
Hayır 13,3 13,3
Toplam 100,0 100,0
Parklar tüm engel grupları tarafından kullanılan, önemli bir sosyalleşme alanı konumundadır ve tasarım aşamasında bu özellikleri ile de değerlendirilmeleri gerekmektedir.
Çalışmalar sırasında elde edilen önemli bir başka bulgu olarak; engelli bireyler, kendileri için özel tasarlanmış alanlar yerine kendilerini sınırlandıran, bağımsızlığını yok eden engellerin kaldırılmasını ve sağlıklı bireylerle birlikte, onlara karışarak rahatça ulaşılabilen ve herkesçe kullanılabilen çevre düzenlemelerini çok daha önemli bulmakta böyle fıziksel çevrelerde yaşamak istemektedirler.
4. TARTIŞMA VE SONUÇ
Bedensel yetenekleri ne olursa olsun, tüm insanların kentsel yaşama katılım gereksinmelerinin belirli ayrımlara dayanmaksızın ele alınması, her türlü tasarım anlayışına yansımalıdır. Engellilerin toplumun ayrı bir kesimi olmaktan çok, bütünleşmiş bir parçası olduğu kabul edilmeli ve kentsel yaşama katılım "engelli"
gereksinmelerinden çok, "insan gereksinmeleri" biçiminde ele alınmalı, tasarımın
"bütünleştirici", "çoğulcu" ve "ayrımsız" olması ilkeleri benimsenmelidir. Yani
insanların tümünü kapsayan (eşitlikçi - demokratik) bir tasarım anlayışı ile daha yaşanabilir çevreler oluşturulmalıdır.
Engellilere yönelik ayrımcı davranışların görülmesinde en büyük etken bu konudaki bilinç düzeyinin yetersizliğidir. Uygun olmayan davranışlar, engelli bireylere yardım etmek isterken onların daha fazla kendilerini yetersiz görmelerine yol açmaktadır.
Acıma duygusuyla yapılan yardımlar engelli bireylerin dış dünyadan daha fazla kopmalarına yol açabilmektedir. Bu amaçla toplum, engelliler konusunda daha fazla bilinçlendirilrnelidir. Bu konudaki bilinçlendirme bireylerin eğitim yaşamlarına
38
başladığı ilk yıllardan itibaren verilmelidir. Bunun en iyi yolu ise engelli ve engelsiz bireylerin bir arada eğitimiyle, daha fazla bir araya gelmelerinin sağlanmasıya gerçekleştirilebilir. Ancak, bu şekilde bir bütünleşme sağlanabilecektir.
Engellilere yönelik çalışmalarda öncelikle toplumun doğru bilgilendirilmesi ve engellilik konusunda bilinçlendirilmesi gereklidir. Bu hususta devlete ve yerel yönetimlere olduğu kadar sivil toplum kuruluşlarına da görev düşmektedir. Her vatandaş gibi engellilerin de kentlerini ve kendilerini ilgilendiren konularda söz ve karar sahibi olacakları mekanizmalar yaratılmalıdır.
Toplumla bütünleşme, buradan hareketle kentle ve işlevleriyle bütünleşebilme, engellilere özgürce ve bireyselolarak kullanabilecekleri fiziksel mekanlar hazırlanması ve sunulması ile başlayacaktır. Eğer engelli birey, mekanı özgürce ve tek başına kullanabiliyorsa, artık bir anlamda engelli sayılmayacaktır.
Bu bağlamda; konut alanlarının, kent içi ve kentler arası ulaşım tesis ve araçların yolların, kamusal yapıların ve alanlarının, çalışma alanlarının, eğitim, sağlık dinlence/eğlence, spor tesislerin, alışveriş merkezleri, turizm tesisleri, açık ve yeşil alanların tasarım ve planlamada en küçük ayrıntıda ele alınması gerekmektedir.
Temelde sadece fıziksel çerçevedeki engelleri kaldırmaya yönelik olarak görülen bu düzenlemeler dikkatle ve derinlemesine bakıldığında aslında engelli bireyin toplum yaşamına tam katılımını ve sosyal hayatın tüm olanaklarından diğer bireylerle eşit koşullarda yararlanmasını sağlamaya yönelik en gerekli uyarlarnalardır. Bu uyarlamalar gereğine uygun yapıldığında;
Engelli bireyin kendini toplumdan soyutlamasını engelleyerek hayata bağlanmasına yardımcı olacak ve yaşama sevinci kazandıracaktır.
Bireysel farklılığından uzaklaştıracak engeliyle birlikte hayatı olduğu gibi kabul etmesine yardımcı olacaktır
Kendi iç gerilimlerinden kaynaklanan negatif ve yıpratıcı duyguların kontrol altına alınmasını ve bireyin duygusal geriliminden kurtulmasına yardımcı olacaktır.
Bireysel sorumluluğunun artmasını sağlayarak sahip olduğu sosyal çerçeveyi geliştirecek ve iletişim becerilerinin artmasını sağlayacaktır
Daha geniş topluluklara katılmayı sağlarken, entegrasyonu sağlamada önemli bir misyon yükleyecektir.
Engelli bireylerin toplum yaşamına katılımı toplumun dikkatini çekerek olumsuz tutum ve davranışların değişmesinde önemli bir roloynayacaktır.
Bu nedenle ulaşabilirlik ve kullanılabilirlik açısından kentsel çevrenin büyük önemi vardır. Kentsel çevrenin en önemli elemanlarından olan açık ve yeşil alanlar engelli bireyler için büyük önem taşımaktadır. Engelli bireyler üzerinde olduğu kadar beraber yaşamlarını sürdürdükleri aileleri üzerinde de önemi bulunmaktadır.
39
Özellikle tüm engel grupları ve ailelerinin faydalanacağı açık ve yeşil alanları engellerine uygun donatı ve düzenlemeler açısından değerlendirilmelidir. Kentsel çevrede yapılacak düzenlemeler engellilerin topluma uyum sağlamasına büyük bir katkı sağlayacaktır.
Açık ve yeşil alanları kullanmada rekreasyon aktiviteleri önemli bir basamaktır. Bu tür fizik aktiviteleri engelli bireylerin sportif etkinliklere katılımını sağlayacaktır.
Sportif etkinliklere aktif katılım; egzersizin tedavideki tamamlayıcı rolünün yanı sıra, kişilik gelişimi ve özgüven duygusunun oluşumu yoluyla toplumsal yaşama uyum göstermesi yönünde büyük kolaylık sağlamaktadır. Fizik aktivitelerinin rehabilite ve tedavi edici etkisi nedeniyle engelli bireylerde fiziksel, mental, duygusal ve sosyal gelişim aracı olarak kullanılmaktadır.
insanların fiziksel güçlerine bakılmaksızın sosyal, kültürel, ekonomik ve kişisel kapasiteleri ile faaliyetlerinin geliştirilmesi ve korunarak devamlılığının sağlanması için ulusal bir politika olmalıdır. Fiziksel çevrenin engellerden bağımsız olarak tüm insanların gereksinimlerini karşılayacak biçimde tasarlanması gerektiği göz önünde tutulmalı, ortak fiziksel çevreler yaratılmalıdır.
5. KAYNAKLAR
[1] Eyüboğlu, Z., Kentsel Mekanların Bedensel Engelliler Tarafından Kullanılması, Yüksek Lisans Tezi, Şehir ve Bölge Planlama Anabilim Dalı, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, istanbul, 2008.
[2] Atıcı, İ., Fiziksel Engelliler ve Kentsel Mekanın Kullanımı, Kentleşme ve Çevre Sorunları Bilim Dalı, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Gazi Üniversitesi, Ankara, 2007.
[3] Müftüoğlu, U., Tekerlekli Sandalye Kullanan Bedensel Engellilerin Kentsel Mekanları Kullanım Olanaklarının Trabzon Kent Merkezi Örneği Üzerinde incelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Şehir ve Bölge Planlama Anabilim Dalı, Fen Bilimleri Enstitüsü, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Trabzon, 2006.
[4] Burcu, E., Türkiye'de Özürlü Birey Olma: Temel Sosyolojik Özellikleri ve Sorunları Üzerine Bir Araştırma. Hacettepe Üniversitesi Yayınları, Mayıs, Ankara, 2007.
[5] Bekiroğlu, S., Görme Özürlülerin Kullanımına Yönelik Park Tasarım Kriterleri, Peyzaj Mimarlığı Kongresi/Ankara, 2000.
[6] Ceylan, A., Yaşam Kalitesinin Arttırılmasında Kentsel Yeşil Alanların Önemi ve Kentsel Dönüşüm ile ilişkilendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, Peyzaj Mimarlığı Anabilim Dalı, Fen Bilimleri Enstitüsü, istanbul Teknik Üniversitesi, istanbul, Haziran 2007.
[7] Gör, A., Özürlülerin Sosyal Yaşama Uyum Süreçlerinde Sportif Etkinliklerin Rolü.
40
[8] II. Özürlüler Şurası/Yerel Yönetimler ve Özürlüler Ön Rapor Hazırlama Komisyonları Taslak Raporları ve Kararları, 30 Mayıs - 02 Haziran, Ankara.
[9] Özürlüler İçin Ülke Raporu 1995-2000, T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı Yayınlarıll8, 1997.
[10] Kaya, Ç., Ortopedik Özürlülerin Günlük Yaşam Aktivitelerindeki Bağımsızlıklarının Yaşam Kalitelerine Etkisi, Yüksek Lisans Tezi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Marmara Üniversitesi, İstanbul, 2006.
[ll] Meşhur, A., F., Engellilerin Bir İstihdam Seçeneği Olarak Tele Çalışma;
Modellenmesi ve Modelin Kent Planlama Açısından İrdelenmesi, Doktora tezi, Mimarlık Anabilim Dalı, Fen Bilimleri Enstitüsü, Selçuk Üniversitesi, Konya, 2006.
[12] Müftüoğlu, V., Kentsel Açık-Yeşil Alan Karar ve Uygulamalarının İmar Mevzuatı Kapsamında Ankara Kenti Örneğinde İrdelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Peyzaj Anabilim Dalı, Fen Bilimleri Enstitüsü, Ankara Üniversitesi, Ankara, 2008.
[l3] Özdingiş, N., İstanbul Kent Parkıarının Bedensel Özürlüler Açısından Değerlendirilmesine Yönelik Bir Araştırma, Yüksek Lisans Tezi, Çevre Tasarımı Yüksek Lisans Programı, Fen Bilimleri Enstitüsü, Bahçeşehir Üniversitesi, İstanbul, 2007.
[14] Öztürk, B., Kentsel Açık ve Yeşil Alan Sistemi Oluşturulması: Kayseri Kent Bütünü Örneği, Doktora Tezi, Peyzaj Mimarlığı Anabilim Dalı, Fen Bilimleri Enstitüsü, Ankara Üniversitesi, Ankara, 2004.
[15] Sosyal Hizmet Sempozyumu'97, 18-20 Eylül 1997, İstanbul, Toplumla Bütünleşme Sürecinde Özürlüler ve Sosyal Hizmet, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Hizmetler Yüksekokulu Yayın no:003, Ankara, 1998.
[16] T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı web sitesi (http://www.ozida.gov.tr).
[17] Tufan, İ., Arun, Ö., Türkiye Özürlüler Araştırması 2002 İkincil Analizi, Proje No: SOBAG-104K077, Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırma Grubu, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, Ankara, Ocak 2006.