T.C.
SAKARYA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
İSMAİL GASPIRALI’NIN ESERLERİNİN KAVRAMLAR TASNİFİ VE SÖZ VARLIĞI
DOKTORA TEZİ
Sierane KENDZHALIIEVA
Enstitü Anabilim Dalı : Türk Dili ve Edebiyatı
Tez Danışmanı: Prof. Dr. M. Mehdi ERGÜZEL
OCAK – 2020
ii
ÖNSÖZ
Dil geçmiş ve gelecek arasında köprü görevini üstlenen bir araçtır. Bir milletin duygu, düşünce ve hayat sistemini oluşmasında en büyük araç olan dil, aynı zamanda milli kültürün ve milli kimliğin temelini oluşturan en önemli unsurdur.
Söz varlığı, bir dilin milli birikimidir. Bir dilin söz varlığı, o milletin kelime hazinesi, kültürü, yaşayış biçimi hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlar. Bir milletin gelişmişliği de o milletin söz varlığına yansır. Bu nedenle şair ya da yazarların söz varlığını inceleme çalışmaları, bize o yazar ya da şair hakkında beyan edebilmemiz için kaynaklık etmektedir.
Bu çalışmada XIX yy. sonu ve XX yy. başlarında faaliyet gösteren aydınların ön saflarında gelen, Türk âlemini uyandıran büyük bir mürşit, eğitimci ve fikir adamı İsmail Gaspıralı’nın yazdığı eserleri ele alınmıştır. Dilde, işte ve fikirde birlik şiarını ortaya koyan ve dil birliğinin her şeyin başı olduğunu vurgulayan sanatçının söz varlığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma ile Türk dili ve edebiyatının edebi eser ve şahsiyetlerinden hareketle zenginliğine katkı sağlamak amaçlanmıştır.
Tezimiz giriş ve dört ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Kırım ve Kırım’ın Tarihi, Coğrafyası, Kırım Türkçesi; Gaspıralı’nın hayatı, eserleri ve edebî kişiliği hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, Gaspıralı’nın eserlerinin dizininden hareketle tematik bir tasnif gerçekleştirilmiştir. İkinci bölümde Gaspıralı’nın eserlerde kullandığı kelime grupları tespit edilip alfabetik sıralamasına göre dizilmiştir. Üçüncü bölümde Gaspıralı’nın Eserlerinde Kelimelerin Sıklık Sayısı / Frequenz tespit edilmiştir. Dördüncü bölümde ise, yazarın çalışmamıza malzeme olan eserindeki;
kelime sayısının, madde başlarının ve tekrarlanan kelimelerin de yer aldığı yazarın kişiliği, şahsiyeti hakkında fikir beyan etmeye çalışacağımız “dizin” kısmı yer almaktadır. Sonuç bölümünde ise çıkarımlar, yazarın edebi şahsiyeti ile bağdaştırılarak açıklanmıştır.
Bu çalışmanın fikrini veren, çalışmanın başlamasından bitimine dek desteğini, yardımını ve rehberliğini esirgemeyen tez danışmanım Prof. Dr. M.Mehdi ERGÜZEL hocama, maddî ve manevî desteklerini ve katkılarını esirgemeyen Dr. Öğr. Üyesi Muharrem ÖÇALAN hocama, her zaman yanımda olan, destekleyen ailemin her bir ferdine ve eniştelerime sonsuz teşekkürlerimi arz ederim.
Sıerane Kendzhalııeva
02/01/2020
i
İÇİNDEKİLER
KISALTMALAR ... iv
ŞEKİLLER LİSTESİ ... v
ÖZET ... vi
SUMMARY ... vii
GİRİŞ ... 1
BÖLÜM 1. İSMAİL GASPIRALI’NIN ESERLERİNDE SÖZ VARLIĞI ... 18
1.1. Gaspıralı’nın Eserlerinin Tematik Söz Varlığı ... 19
1.1.1. Özel İsimler ... 19
1.1.1.1. Ülke, Bölge, Dil ve Irk İsimleri ... 19
1.1.1.2. Şehir Adları ... 21
1.1.1.3. Şahıs Adları ... 22
1.2.1. İnsan, Çevresi ve Sosyal Hayatla İlgili İsimler ... 24
1.2.1.1. Yiyecek, İçecek İsimler ... 24
1.2.1.2. Kılık, Kıyafet İsimleri ... 24
1.2.1.3. Renk Adları ve İlgili Kelimeler ... 24
1.2.1.4.Tabiat Unsurlarıyla İligili İsimler ... 24
1.2.1.5. Vücutla, Bedenle İlgili İsimler ... 24
1.2.1.6. Duyu Organlarıyla İlgili İsimler ... 25
1.2.1.7. Yaşamla ve Görev Yapılan Yerlerle İlgili İsimler ... 25
1.2.1.8. Vakit ve Mevsimlerle İlgili İsimler ... 26
1.2.1.9. Ordu ve Askerlikle İlgili İsimler ... 26
1.2.1.10. Mesleklerle İlgili İsimler ... 27
1.2.1.11. Sayılarla İlgili İsimler ... 28
1.2.1.12. Hayvanlarla İlgili İsimler ... 28
1.2.1.13. Dinle ve Tasavvufla İlgili İsimler ... 30
1.2.1.14. Aile ve Akrabalıkla İlgili İsimler ... 31
1.2.1.15. Duygularla İlgili İsimler ve İnsanî Davranışlar ... 31
1.2.1.16. Hukukla İlgili İsimler ... 32
1.2.1.17. Eğitimle İlgili İsimler ... 33
ii
1.2.1.18. Ticaret ve Sanayi ile İligili İsimler ... 33
1.3. Rusça’dan Alınmış Kelimeler ... 34
1.4. Kırım Tatar Türkçesine Mahsus Kelimeler... 36
1.5. Metinlerde Geçen Deyimler ... 40
1.6. Metinlerde Geçen Fiiller ... 41
BÖLÜM 2: İSMAİL GASPIRALI’NIN ESERLERİNDE KELİME GRUPLARI ... 52
2.1. Türkçenin Kelime Grupları Üzerine ... 52
2.1.1. İsim Tamlamaları ... 53
2.1.2. Sıfat Tamlamaları ... 53
2.1.3. İsim- Fiil Grubu ... 53
2.1.4. Sıfat-Fiil Grubu ... 54
2.1.5. Zarf-Fiil Grubu ... 54
2.1.6. Tekrar Grubu ... 54
2.1.7. Edat Grubu ... 55
2.1.8. Bağlama Grubu ... 55
2.1.9. Ünlem Grubu ... 55
2.1.10. Unvan Grubu ... 55
2.1.11. Birleşik İsim Grubu ... 56
2.1.12. Sayı Grubu ... 56
2.1.13. Birleşik Fiil Grubu ... 56
2.1.14. Kısaltma Grubu ... 57
2.1.15. Aitlik Grubu ... 57
2.2. İsmail Gaspıralı’ nın Eserlerinde Kelime Grupları ... 58
2.2.1. Belir(ti)li İsim Tamlamaları ... 58
2.2.2. Belir(ti)siz İsim Tamlamaları... 116
2.2.3. Sıfat Tamlamaları ... 151
2.2.4. Tekrar Grupları ... 201
2.2.5. Birleşik Fiil Grubu ... 203
2.2.6. Sayı Grubu ... 213
2.2.7. Unvan Grubu... 214
iii
2.2.8. Birleşik İsim Grubu ... 218
2.2.9. Bağlama Grubu ... 221
2.2.10. Ünlem Grubu ... 258
2.2.11. Edat Grubu ... 258
2.2.12. Sıfat-Fiil Grubu ... 283
2.2.13. Zarf-Fiil Grubu ... 315
2.2.14. İsim-Fiil Grubu ... 374
2.2.15. Farsça Tamlamalar ... 398
2.2.16. Arapça Tamlamalar... 415
BÖLÜM 3: GASPIRALI’NIN ESERLERİNDE KELİMELERİN SIKLIK SAYISI / FREKANS ... 419
3.1. İsimlerde Sıklıkta İlk Yüz Kelime ... 419
3.2. Fiillerde Sıklıkta İlk Yüz Kelime ... 420
3.3. Sıkça Kullanılan Bağlaçlar ... 421
BÖLÜM 4: GRAMATİKAL DİZİN VE SÖZLÜK ... 422
SONUÇ ... 1003
KAYNAKÇA ... 1008
ÖZGEÇMİŞ ... 1012
iv
KISALTMALAR
Ar. : Arapça Ar. F. : Arapça Farsça Ar.T. : Arapça Türkçe bağ. : Bağlaç
bi.f. : Birleşik fiil bi.is. : Birleşik isimler c. : Cilt
ed. : Edat F. : Farsça
F.Ar. : Farsça Arapça F.T. : Farsça Türkçe f. : Fiil
Fr. : Fransızca İng. : İngilizce is. : İsim İt. : İtalyanca
K.T.T. : Kırım Tatar Türkçesi Kz. T.T. : Kazan Tatar Türkçesi nsz : nesnesiz
Ör. : Örnek
Rus. : Rusça
s. : Sayfa
sf. : Sıfat
T. : Türkçe
Yun. : Yunanca
zf. : Zarf
zm. : Zamir
v
ŞEKİLLER LİSTESİ
Şekil 1: Tematik Söz Varlığının Dağılımı ... 60
Şekil 2: Kelime Grupların Dağılımı ... 416
Şekil 3: İsim Tamlamaların Dağılımı ... 417
Şekil 4: Sıfat Tamlamaların Dağılımı ... 417
Şekil 5: Tamlamaların Genel Dağılımı ... 420
vi
Sakarya Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Tez Özeti
Yüksek Lisans Doktora Tezin Başlığı: İsmail Gaspıralı’nın Eserlerinin Kavramlar Tasnifi ve Söz Varlığı Tezin Yazarı: Sierane Kendzhalııeva Danışman: Prof. Dr. M. Mehdi Ergüzel Kabul Tarihi: 02.01. 2020 Sayfa Sayısı: vii (ön bölüm) +1012 ( tez) Anabilim Dalı: Türk Dili ve Edebiyatı
Türk Milleti çok eski devirlerden gelip çok farklı topraklarda yaşayan, zengin kültür ve medeniyete sahip olan millettir. Bu zenginlik; söz hazinesi, kültür birikimi kuvvetli, millet bilincini topluma yansıtabilen şair ve yazarlar aracılığıyla gelecek nesillere aktarılmıştır ve aktarılmaya da devam edecektir. Söz varlığı, en kısa tanımıyla kültürün aynasıdır. Bir toplumun konuştuğu dilin sözcüklerini, deyimlerini, hazır söz kalıplarını, atasözlerini kapsar. Yani söz varlığı incelemeleri bir bakıma toplumların kültürüne dair yapılan araştırmalar olarak adlandırılabilir. Şair ve yazarların söz varlığının, kültürü taşıyıcı en önemli aracılar olduğu düşüncesinden hareketle bu çalışmada, devrinin üslûbu ve diliyle ön plana çıkan, sadece Kırım’da değil bütün Türk dünyasına Türk dil birliğini sağlamaya çalışan İsmail Gaspıralı’nın dil hazinemize yaptığı katkılar incelenmiştir.
İsmail Gaspıralı’nın Eserlerinin Kavramlar Tasnifi ve Söz Varlığı adlı tezimiz giriş ve dört ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, öncelikle Kırım ve Kırım’ın Tarihi, Coğrafyası, Kırım Türkçesi; daha sonra Gaspıralı’nın hayatı, eserleri ve edebî kişiliği hakkında bilgiler verdik. Birinci bölümde Gaspıralı’nın eserlerinin dizininden hareketle tematik bir tasnif gerçekleştirdik. İkinci bölümde Gaspıralı’ya ait olan ve Yavuz Akpınar tarafından özgün şekli korunarak Türkiye Türkçesine çevrilen Roman ve Hikâyeler; Fikrî Eserler; Dil, Edebiyat ve Seyahat Yazıları ve Eğitim yazıları isimli 4 ciltlik kitabı taranarak eserlerde kullandığı kelime grupları tespit ettik ve alfabetik sıralamasına göre dizdik.
Üçüncü bölümde Gaspıralı’nın eserlerinde kelimelerin sıklık sayısı / frekansları tespit ettik.
Dördüncü bölümde ise, İsmail Gaspıralı’nın kelime kadrosunun dizinini hazırladık.
Sonunda faydalanılan kaynak eserleri göstererek bitirdik.
Anahtar Kelimeler: İsmail Gaspıralı, Kelime Grupları, Söz Varlığı, Dizin.
X
.ç
e
vii
Sakarya University
Institute of Social Sciences Abstract of Thesis
Master Degree Ph.D.
Title of Thesis: Vocabulary and classification of concepts of İsmail Gaspırallı’s works
Author of Thesis: Sierane Kendzhalııeva Supervisor: Prof. Dr. M. Mehdi Ergüzel
Accepted Date: 02.01. 2020 Number of Pages: vii (pre text) + 1012 ( main body) Department: Turkish Language and
Literature
The Turkish Nation comes from ancient times, lives in very different lands and has a rich culture and civilization. This wealth has been transferred to future generations through poets and writers who have strong vocabulary, cultural accumulation and can reflect the nation's consciousness to society and will continue to do so. Vocabulary is the mirror of culture in its shortest definition. It covers the words, idioms, prepositions, and proverbs of the language spoken by a society. In other words, vocabulary studies can be called as researches about the culture of societies. Considering that the vocabulary of poets and writers are the most important mediators of culture, this study examines the contributions of İsmail Gaspıralı, who came to the fore with the style and language of his era, not only in the Crimea but also to provide Turkish Language Unity to the whole Turkish World.
Our thesis titled Concepts Classification and Vocabulary of İsmail Gaspıralı's Works consists of introduction and four main chapters. In the introductory part, firstly Crimea and Crimean History, Geography, Crimean Turkish, later, we gave information about Gaspirali's life, works and literary his personality. In the first chapter, we made a semantic classification based on the index of Gaspirali's works. In the second chapter, belonging to Gaspıralı and maintaining the original shape by Yavuz Akpinar, Turkey Turkish translated Novels and Stories; Intellectual Works; Language, Literature and Travel Writings and Educational writings called, 4-volume books was scanned and the word groups used in the literature were determined and arranged in alphabetical order. In the third chapter, we have determined the frequency of words in Gaspirali's books. In the fourth chapter, we prepared the index of İsmail Gaspıralı's word framework. In the end, we finished by showing the source works and papers that we benefited from to conduct this study.
Keywords: Key words: İsmail Gaspıralı, Groups of Words, Sentences, Files.
X
1
GİRİŞ
Bir milletin duygu, düşünce ve hayat sisteminin oluşmasında en büyük araç olan dil, aynı zamanda milli kültürün ve milli kimliğin temelini oluşturan en önemli unsurdur. İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan, toplum içinde sürekli yaşayan, gelişmeye ve değişmeye açık, canlı bir varlık olan dil vasıtasıyla insanlar, kendi kültürlerini, diğer yargılarını öğrendikleri gibi, diğer milletlerle de bilgi ve kültür alışverişlerini gerçekleştirirler.
Bildirişim türleri içerisinde en gelişmiş olanı, en mükemmeli insan dilidir. Aynı zamanda bildirişimi en kolay şekilde gerçekleştirme özelliğini de taşır. İnsan duygularını, düşüncelerini dil sözcüklerine dönüştürerek diğer bütün yaratıklarından ayrılır.
İnsanoğlu dil yeteneğine sahip olmakla bütün kainatı da anlamlandırma, görevini yüklenmiş seçkin bir varlık konumunu elde etmiştir. Dil toplumsal bir olgudur. İnsan temelinde bir cemiyet içerisinde yaşaması yatar. Bir cemiyet içerisinde yaşama yeteneğini insana bahşeden unsur da dildir. Bir dilin zenginliğin en önemli kanıtı, o dilin anlatım gücünün yüksekliği, değişik kavramları ayrı ayrı karşılayabilmesi, tarihi boyunca geniş bir söz varlığı ortaya koyması nitelikleri taşımaktadır. Bundan dolayı söz varlığı çalışmaları, dil incelemeleri aralıksız devam etmelidir.
Dil bilgisi çalışmalarının, ses ve şekil incelemeleri yanı sıra kelime serveti, cümle ve ifade kalıpları yönünde de gelişmesi beklenmektedir. Hem tarihi hem de yakın dönem eserlerinin bu bakımından incelenmeye ihtiyacı vardır. Bir taraftan her yüzyıla ait söz varlığı ortaya konulurken, diğer taraftan şair ve yazarların özel sözlükleri ve üslup özelliklerini yansıtıcı ifade kalıplarını değerlendirilecek çalışmalar yapılması düşünülmektedir.
Her edebi şahsiyet kullandıkları sözcüklerle kendisine ait düşünce ve kavram dünyası inşa eder.
İnşa ettiği bu dünya aynı zamanda üslûbun ve anlatım zenginliğin de bir göstergesi sayılır. Bilim insanaları ve edebi şahisyetler içinde bulundukları toplumun ortak dilinden seçtikleri sözcüklere yükledikleri yeni anlamlarla bu sözcükleri kullandıkları bağlamlarla kendilerine özgü bir dil kullanımı oluştururlar. Bu sebeple söz varlıklarının incelenip ele alınması önem arz eder.
Hem toplumsal dilin hem bireysel dil kullanımının üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar son
zamanlarda toplum dil bilim alanında da önem verilen çalışmalardan sayılmaktadır. Bu
çalışmalar salt dil bilgisel araştırmalar olmaktan çıkarak söz varlığının cümle ve ifade kalıpları
içerisinde farklı anlam ve bağlamlarda kullanılmasını ele alan boyutlu ve derinlikli dil
incelemeleri sayılmaktadır.
2
Bireysel dil kullanımının iki yönünden birini teşkil eden yazılı boyutu yazılı eserlerde ortaya çıkmaktadır. Bu eserlerin üzerinde yapılan ayrıntılı araştırmalar, hem bireysel dilin hem de toplumsal dilin zenginliğini oluşturmaktadır. Zira bireysel dil kullanımının oluşturduğu söz varlığı dil kullanıcısının içinde yaşadığı toplumla, dönemle, kültürle doğrudan bağlantısı vardır.
Bu sebeple edebi kişiliklerin söz varlıkları üzerinde yapılacak her çalışma pek çok bilimsel çalışmaya veri sağlayabilecek önemdedir.
Çalışmanın Amacı
Türk dünyasının, Türk dili ve edebiyatının en önemli şahsiyetlerindenbiri, Türk alemini uyandıran büyük bir mürşit, eğitimci, ıslahatçı ve reformcusu olarak kabul edilen büyük fikir adamı İsmail Gaspıralı’nın yazdığı eserleri tarayarak kavramlar ve söz varlığı açısından ortaya koymak.
Çalışmanın Önemi
Bir dilin zenginliğin ortaya çıkması edebi eserlerin çok yönlüincelenmesiyle mümkündür. Bu sebeple büyük yazar ve şairlerin söz varlıkları örneklere dayalı olarak ortaya çıkarılmalı, şair ve yazar sözlükleri oluşturulmalıdır. Bu tarzda yapılacak çalışmalar bir yandan örnekli Büyük Türkçe Sözlük’e malzeme sağlayıp kaynak oluşturduğu gibi edebi şahsiyetlerin söz varlıkları açısından karşılaştırmalarına da imkân sağlayacaktır.
Şimdiye kadar Gaspıralı’nın eserleri üzerinde bu tarzda bir çalışma yapılmamıştır.
Çalışmamızın önemi de buradan kaynaklanmaktadır.
Çalışmanın Yöntemi
Çalışmamıza başlarken Gaspıralı’nın 4 Ciltlik kitap halinde basılmış Roman ve Hikâyeler; Fikrî Eserler; Dil, Edebiyat ve Seyahat Yazıları ve Eğitim yazıları isimli eserleri taranarak Word ortamına aktarılmış, daha sonra kelime grupları tahlil vesınıflandırmasına hakkında birçok farklı görüş incelenmesine yer verilmiştir. Bunlar arasında Leyla Karahan’ın “Türkçe’de Söz Dizimi” adlı eserinde geçen kelime gruplarının tasnif yöntemi esas alınarak gruplarının tespiti yapılmıştır. Oradan kelime grupları tespit edilmiş, morfolojik tahliller yapılarak söz dağarcığı ayrıntılı bir biçimde ele alınmıştır. Sözlük hazırlanırken Kubbe Altı Sözlüğünde kullanılan teknik örnek alınmıştır. Yazarın kelimeler dünyası anlam ve kavram açısından konu başlıklarına göre tasnif edilmiş ve değerlendirilmiştir.
Çalışmada incelenen kelime grupları: “isim tamlaması, sıfat tamlaması, bağlama grubu, edat grubu, unvan grubu, birleşik fiiller, Arapça ve Farsça tamlamalar” şeklinde alt başlıklara ayrılmıştır.
Çalışmanın ilk kısmında dil bilgisi ve kelime gruplarıyla ilgili teorik bilgiler verilmiştir.
Çalışmanın sonunda bu kelime gruplarının sayısal verileri ortaya konulmuştur. Bu yolla yazarın
söz varlığının zenginliğine dair bir fikir edinebilme imkânı sağlanmıştır.
3
Çalışmada kelime gruplarından sonra gramatikal dizin yer almaktadır. İsmail Gaspıralı’nın 4 Ciltlik eserinde yer alan kelimeler morfolojik ayrıma tabi tutulmuş ve Cibakaya adlı dizin programı kullanılmak süretiyle yazarın eserlerinin gramatikal dizini ortaya konulmuştur.
Kırım Hakkında Genel Bilgi a. Kırım’ın Önemi
Kırım Yarımadası, Karadeniz’in Kuzeyindeki en önemli noktalarından birisidir. Doğu Avrupa, Anadolu ve Akdeniz devletleri arasındaki ticari faaliyetlerin yönetildiği liman şehirlerine sahip olması nedeniyle Kırım, tarih boyunca birçok devletin istediği bir yarımada olmuştur. Gerek Çin’den gelen büyük Asya ticaret yolunun garbdeki son noktalarından biri olması, gerekse şarkî Avrupa’yı Ön Asya ve Akdeniz âlemiyle birleştiren tabi bir iskele hizmeti görmesi sebebiyle Altınordu İmparatorluğu’na dahil ülkeler içerisinde fevkalâde önemli bir yer tutmakta idi.
1Güçlü olduğu dönemlerde Bizans İmparatorluğu ve İtalya’nın Venedik ile Ceneviz gibi ticaretle uğraşan şehir devletleri bu bölgede koloniler kurmuştur. Yine Anadolu Selçuklu Devleti de I.
Alaeddin Keykubat döneminde Sudak seferi ile bölgedeki ticareti kontrol altına almayı hedeflemiştir. Altın Orda Devleti de bu devletler gibi Kırım yarımadasına önem vermiştir. En nihayetinde 1453 yılında İstanbul’u zapt eden Osmanlı Devleti de 1475 yılında Kefe’nin fethiyle Kırım’ı kendi topraklarına bağlamıştır.
2b. Kırım’ın Coğrafyası
Batı ve güneyden Karadeniz, doğu ve kuzeyden Azak deniziyle çevrili 9 km genişliğinde 20 km uzunluğundaki bir berzahla karaya bağlanan Kırım yarımadası, 26.140 km genişliğindedir. Anakara ile irtibatını sağlayan Orkapı adlı berzah, yarımadaya anakaradan gelebilecek tehlikelere karşı tabi bir engel durumundadır. Bu dar bağlantı sebebiyle yarımada bir bakıma ada özelliği gösterir. Bundan dolayı buraya halk arasında Yeşilada ismi de verilmiştir.
3Güney kıyıları 1000 m yükseklikteki dağlar tarafından korunur. Yassı tepeli kireç taşı kütleleri olan bu dağlar kıyılarda dik bir duvar görüntüsü oluşturur. Ayrıca sert rüzgârların kıyı bölgedeki ikliminin daha sıcak olmasına olanak sağlarlar. Bu iklimde Kırım’ın verimli topraklara sahip olmasını sağlar.
1 Hasan Ötekin, Kırım Hanların şeceresi İstanbul 193 s.7.
2 H. İnalcık “Yeni Vesikalara Göre Kırım Hanlığı’Nın Osmanlı Tabiiliğine Girmesi ve Ahidname Meselesi” Belleten, 8/30, 1944, s. 194-195
3 DİA, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 25, Kırım, s.449
4
Dağlar kuzeye doğru alçalarak yayla ve ovaları oluşturur ve yoğun tarım bölgesidir.
4Yarımadanın doğudan batıya en geniş yeri 320 km, küzeyden güneye ise 200 km’dir.
Sahillerin uzunluğu 1000 km kadardır ve bu sahiller körfez ve kolaylıkla doludur.
5Bu özelliği ulaşımı için uygun ve gemiler için doğal limanlara sahip bir konuma getirir.
c. Kırım’ın Kısa Tarihçesi
Kırım Hanlığı siyasî bir teşekkül olarak XIV. Yüzyılın ikinci yarısında Altın Orda Devleti’nin içine düştüğü taht kavgaları sonrasında parçalanması neticesinde ortaya çıktı. Bu karşılıklar sırasında Kırım rakip beylerin ve hanların sığındığı bir bölge durumundaydı. 1441-1783 yılları arasında Kırım, Tatar Türkleri’nin 342 yıl yaşayan Kırım Hanlığı tarafından yönetilmiştir. Kırım Hanlığı’nın kurucusu Cengiz Han’ın oğlu Cuci’nin küçük oğlu olan Tokay Timur’un soyundan gelen Hacı Giray Han’dır.1700’lere kadar altın çağını yaşayan ve 1521’den itibaren Rusya’yı vergiye bağlayan Kırım Hanlığı, daha sonra zayıflayarak 1783’te Kırım’ı işgal eden Rusya tarafından yıkılmıştır. Kırım Hanlığının bakiyesi olarak yarımadada varlığını sürdüren Kırım Türkleri (Kırım Tatarları), II. Dünya Savaşı esnasında Stalin tarafından Orta Asya’ya sürgün edilmişlerdir. 18 Mayıs 1944’te Kırım’ın bütün yerleşim yerlerindeki Müslüman Türk unsurlar; 191.014 kişi zorla vagonlara doldurulmuş ve gönderilmiştir.
Bunlardan 151.604 kişi Özbekistan’a, geri kalanlar Kazakistan ve Rusya Federasyonu’nun çeşitli yerleşim birimlerine sürgün edilmiştir. Kötü koşullar sebebiyle yol boyunca 7889 Kırım Türkünün öldüğü ve gömülmelerine fırsat verilmeden trenin geçtiği yol kenarlarına bıraktırıldıkları belirtilmektedir. Kırım Türklerinin sürgün edildikleri topraklardan tekrar Kırım’a dönme mücadelesi 1970’li yılların sonlarında Mustafa Cemiloğlu tarafından başlatılmıştır. Cezaevinde sürdürdüğü açlık grevleri ile birlikte büyük bir mücadele veren Cemiloğlu (daha sonra adını Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu olarak değiştirdi), 1986 yılı Aralık ayına kadar hapiste kalmıştır. Hapisten çıkmasıyla birlikte Kırım’a dönüş faaliyetlerine başlayan Kırımoğlu ve arkadaşları, 1987 yılında Kızıl Meydan’da Sovyetler’de pek rastlanmayacak çapta bir mitingle taleplerini dile getirdi. Gorbaçev’in “Glastnost ve Perestroika” (Açıklık ve Yeniden Yapılanma) politikalarının etkisiyle 1989’dan itibaren resmen Kırım’a dönme izni alındı ve çabalar bu yönde yoğunlaştırıldı. 2005 nüfus sayımına göre, yaklaşık 2.000.000’luk
4 M. Bronevskiy, Kırım, Kemal Ortaylı (Çev.) Ege Matbaası, Ankara, 1970, s. 7.
5 E.F. Gözaydın, Kırım Türklerin Yerleşme ve Göçmeleri, Vakit Matbaası, İstanbul, 1948, s. 10.
5
Kırım nüfusunun %12’sini Kırım Türkleri oluşturmaktaydı. 2014 yılında Kırım yeniden Rusya tarafından işgal edildi. Bu işgalin arkasından bir kısım Kırım Türkü Kırım’dan göç edip Ukrayna taraflarına gittiler. Ukrayna döneminde daha özgür hareket edebilen Kırım Türkleri’nin hareket alanları Rus yönetimi tarafından daraltılmak istenmektedir.
Bu sebeple Kırım’ı temsilen Ukrayna meclisinde milletvekili olan Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu ve diğer Kırım Türkleri, Kırım’ın Ukrayna’ya bağlı kalmasını daha yararlı görmektedirler.
Tarihî eserler bakımından zengin olan Kırım’da önemli âbideler vardır. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı tesiri altında cami, medrese, türbe, tekke, han, çeşme, köprü gibi binalar yapılmıştır. Eski Kırım’da Özbek Han Camii ve Medresesi, Sultan Baybars Camii, Bahçesaray’daki eski türbe Osmanlı öncesi eserlere örnektir. Bahçesaray’ın güneyinde Salacık mevkiinde Zincirli Medrese ve Kırım Hanlığı’nın kurucusu sayılan Hacı Giray’ın türbesi (1501) bugüne ulaşmıştır. Gözleve’deki Han Camii 959’da (1552) yapılmıştır ve Mimar Sinan’a atfedilir. Koleç Mescid, Karasu’daki Şor Camii, Kerç’te Beyazıt Camii, Mustafa Çelebi Camii Medresesi ve Hamamı, Bahçesaray’daki Han Sarayı XVI-XVII. yüzyıllara ait eserlerdir.
6ç. Kırım Türkleri
Karadeniz’in kuzeyinde tarih boyunca, jeopolitik önemi olan Kırım’ın bilinen eski sakinleri, Tavrlar, İran kökenli İskitler, Sarmatlar, Alanlar, Germen menşeli Gotlar, Miletiler, Yunanlılar, Roma, Bizans ve İtalyanlar olmuşlardır. Kırım’a ilk gelen Türk kavmi ise, esas itibariyle göçebe olan, Kırım’ı ele geçirmiş olmalarına rağmen kalıcı bir iz bırakamayan Hunlar olarak bilinir. Hunlar’ı daha sonraki tarihlerde Köktürkler, Onogurlar, Kuturgurlar, Hazar Türkleri ve Peçenekleri izlemiştir.
Kırım’ın etnik ve kültürel yapısında en derin tesiri yapan ve en güçlü mirası bırakan Türk kavmi ise, Peçenekler’i mağlup ederek stepleri ve Kırım’ı ele geçiren ve iki yüzyılı aşkın hüküm süren Kıpçaklardır. Daha sonra Altın Orda, Anadolu Türkleri (Selçuklular ve Osmanlılar) ve Kırım Hanlığı Türk Devletleri hüküm sürmüştür.
7Kırım’da ve Rusya’da 1944 yılından sonra basılmış birçok tarih kitabı ve ders kitaplarında Kırım’da
6 DİA, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 25, Kırım, s.450
7 Kırım’a yerleşen Türkleri hakkında, bkz. Valeri Vozgrin, İstoriçeskiye Sudbı Krımskih Tatar, Moskova: Mısl, 1992; Akdes Nimet Kurat, IV-XVIII Yüzyıllarda Karadenizin Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1972
6
Türk kavimlerinden önce bir Rus Knezliğinin var olduğundan bahsedilir. Ancak Sovyet Rusya kitapları hariç bu hipoteze ne batı kaynaklarında ne Kırım’a seyahat etmiş seyyahların hatıralarında rastlanmak mümkündür.
d. Kırım Türkçesi
Türkçe, Ural-Altay dil grubunun Altay kolundan gelmektedir. Başlangıcı bir ana Türkçe’ye dayanmaktadır. Daha sonraki dallanmalarla bu ilk Türkçe; Ana Türkçe, Çuvaşça ve Yakutça kollarına ayrılmıştır.
8Ana Türkçenin bilinen metinleri Köktürkçe ile başlar. Uygurca, Karahanlı Türkçesi ile devam eder. Bunu takip eden Harezm Türkçesi döneminde Türk boyları çok geniş sahalara yayılırlar ve bugünkü lehçeler ortaya çıkar. Moğol istilaları farklı etnik unsurların değişik sahalara, ülkelere yayılmasını daha da hızlandırmıştır. Kuzeydoğu Bulgar Devleti, Harezm, XI. yüzyıldan beri Kıpçak Türklerinin hakim olduğu Doğu ırmağının ötesine kadar uzanan Deşt-i Kıpçak diye adlandırılan bölgeler, Kırım, Derbent, Bakü, Kuzey Kafkasya ve bazı Rus beylikleri; Cengiz Han’ın oğullarından Cuci Han’ın kurduğu Altın Orda Devleti’nin hakimiyetine girmiştir. Kırım, Altın Orda Devleti’nin önemli bir ticaret ve kültür merkezi idi. Aynı zamanda batının doğuya, yani Bizans, Mısır ve Oğuz Türkleri’nin hâkim olduğu Anadolu gibi önemli merkezlere açılan bir ticaret kapısı durumundaydı.
9Sonuç olarak Karadeniz’in kuzeyine Kıpçak Türkleri Anadolu’ya da Oğuz Türkleri hâkim olmuşlar.
Kırım Tatarcası, Kırım yarımadasında yaşayan Türk nüfusunun ana dilidir. Kırım yarımadasından yaşamakta olan bu halk, kendilerini Tatar nüfusu olarak “Kırım Tatarları” adıyla adlandırmışlardır. Kendilerini “Kırım Tatarları” olarak adlandıran bu nüfus, önceleri bozkırdan Karadeniz kıyılarına kadar uzanan bir alanda yaşıyorlardı.
Bozkırda yaşayan Tatar nüfusu kendini “Nogay Tatarları” olarak adlandırmıştır. Bunun yanı sıra Kırım’ın güneyinde yaşayan Tatar nüfusu, bazen “Tat” etnonimini de kullanmıştır. Kırım Tatarca’sı, Türk dilinin Kıpçak grubuna (Kumuk, Kırım, Karaim, Özbek dillerinin somut lehçeleri, Orta Çağ, Kıpçak dilleri, Kuman dili) dâhildir. Adı geçen dil, ses özellikleri ve kısmen de söz varlığı bakımından Oğuz grubunun etkisinde kalmıştır. Yazı dilinin özünü, onun merkezî ağızları (orta yolak) oluşturmaktadır. Bu
8 Kaşgarlı Mahmut, Ahmet Caferoğlu, 1970: 21.
9 Caferoğlu, 1974: 150-155.
7
ağız kökence Güney Karadeniz kıyılarında yer alan Kuman (Polovets) ve ona yakın olan kabile dillerine bağlıdır. Adı geçen ağza, sonradan Kuzey ve Kuzeydoğu Karadeniz kıyılarındaki artık asimile olmuş merkezî ağızlar, aynı zamanda daha sonraki dönemde ortaya çıkan ve merkezî ağızlarının etkisinde kalan Nogay ağızları, katmanlar olarak ilâve olunmuştur. Kırım Tatarcasının en eski yazıtları şöyle sıralanabilir: İslam Geray’ın Polonya’ya Yaptığı Seferi Anlatan’ ismini taşıyan Can Muhammed’in 1648– * 1966 yılında Moskova’da yayımlanmış olan “Yazıki Narodov SSSR: Tyurkskie Yazıki”
(SSCB Halkları’nın Dilleri: Türk Dilleri) adlı büyük dizi eserin II. cildinde yer alan ve Rusça olarak yayımlanan bu yazı, 1990’lı yıllarda TKA ve Türk Dil Kurumunca yürütülen “Ortak Türkçe Projesi” çerçevesinde ele alınmış ve Mehman MUSAOĞLU tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Söz konusu eser, Kırım Tatarcasının dil bilgisini tümüyle içerdiğinden bir monografik kitap niteliği taşımaktadır. Bundan dolayı yazarın üslubu muhafaza edilmiş, paragraflar simge ile işaretlenmiş, Kırım Tatarca’sı alfabesindeki bazı harflerin Latin alfabesindeki uygun karşılıkları kullanılmıştır. 1649 yıllarında XVII. yüzyılda yazdığı eseri; XVIII. yüzyılda yazılan Seit Muhammet Riza’nın Essebu’s-Seyyar ‘Yedi Gezegen’ isimli eseri; ElMuhit-ul Burhanî ‘Kanıtlar Okyanusu’ isimli eserdir. Adı geçen yazıtlarda dönemin Osmanlı Türkçesinin etkisi de görülmektedir. Kırım Tatarlarının standart yazı dili, sonraki dönemlerde de mütecanis olmamıştır. Standart dilin bir kısmı (basın, yayın, gazetecilik, eğitim literatürü) Türk dilinin (Türkiye Türkçesinin Osmanlı Tanzimat dönemi kastedilmektedir M. Musaoğlu) belirli bir şekilde etkisi altında kalmaya devam etmiş; diğer kısmı ise bir bütünlük göstermekle beraber, o da bütünüyle dış etkilerden uzak kalamamıştır. Tatar yazı dilinin mütecanis olmayışı, Ekim inkılâbından sonra on yıl daha devam etmiştir. Ancak 30’lu yılların ortalarına doğru yazı dilinin diyalekt temelleri belirlenmiş ve Kırım Tatar yazısının Rus alfabesine geçmesi ile birlikte, Kırım Tatar yazı dilinin önemli belirtileri ortaya çıkmaya başlamıştır. Kırım Tatarcasının sistemli olarak araştırılmasına, ilk olarak, Sovyet döneminde başlanmıştır. Bu iş, önce M. V. Frunze adlı Pedagojik Üniversitesi’nin Doğu bölümünün (sonradan Tatar) Tatar Dili ve Edebiyatı dalında, özellikle 30’lu yıllarda oluşturulan A. S. Puşkin adlı dil edebiyat bilimsel araştırma enstitüsünde yapılmıştır. Bu dönemin en büyük bilimsel çalışmalarından biri, 1935–
1936 yıllarında Prof. Dr. N. K. Dmitriyev’in başkanlığında, Kırım’ın bütün
topraklarında yapılmış olan diyalektolojik gezi araştırmasıdır. Kırım Tatar yazı dili,
1928 yılına kadar, diğer Türk dillerinde olduğu gibi, Arap alfabesini, 1928 yılından 1938
8
yılına kadar Lâtin alfabesini, 1938 yılından itibaren de Rus alfabesini kullanmıştır. 1917 devriminden sonra Kırım aydınları arasında edebî dille ilgili ciddi tartışma olmuştur, 1928’de ise Orta Yolak Ağzı da denen Bahçesaray Ağzının yazı dili olmasına karar verilmiştir. 1938 yılında Kırım-Tatar Türkçesinde, daha önceden Kiril ve Latin alfabelerinin karışımından teşekkül eden alfabe yerine tamamemn Kırıl alfabesi bırakmıştır.
10e. İsmail Gaspıralı’nın Hayatı- Fikirleri- Eserleri
19. yüzyılın ikinci yarısında her türlü zorluğu göğüsleyerek Türklük için sonuna kadar mücadelesini sürdüren büyük fikir adamı, reformcu İsmail Gaspıralı olmuştur. Gazeteci, yazar, yayıncı, başarılı bir eğitimci, siyaset adamı kimliğiyle de bilinen Gaspıralı İsmail Bey, milyonlarca Türkün milli ve kültürel gelişmesinde en büyük vazifeleri o görmüştür. İsmail Bey Gaspıralı, yalnız mensup olduğu Kırım Türklerinin değil, Rusya çarlığı altında bulunan bütün Türk boylarının milli birlik şuurunu canlandırmaya çalışmıştır. Gaspıralı İsmail Bey Türklerde milliyetçilik bilincini uyandırmak için çeşitli yöntemlere başvurmuş, birçok programlar hazırlamıştır. Mücadelesinde öncelikle eğitim ve basını tercih etmiştir. Özellikle yayınlarında Türk halklarını “Dilde, fikirde, işte birlik” sloganıyla birlik ve dayanışmaya çağırmıştır.
İsmail Gaspıralı 8 Mart 1267 (20 Mart 1851)’de Kırım’da Bahçesaray yakınlarındaki Avcıköy’de doğdu. Babası, Kırım’ın sahil kesimindeki Gaspıra köyünde doğan
11ve Çarlık ordusundan emekli bir teğmen olan Mustafa Alioğlu Gasprinskiy, annesi köklü Mirza ailesinin kızı Fatma Sultan’dır. “8-9 aylık zamanından 10 yaşına gelinceye kadar kendisine Habibe namında bir kadın dadılık etmiştir.”
12Mustafa Ağa, 1855’te Sivastopol Savaşı sırasında ailesiyle birlikte Bahçesaray’a yerleşir.
13Gaspıralı on yaşına kadar bu şehirde yaşadı. Kırım Türklüğün en önemli merkezi olan ve geleneksel dinî-
10 AYDIN, Ayşe ve ADZHUMEROVA, Reshide (2014), Kırım Halk Yıllarına Belli Başlı Ses Özellikleri, TÜRÜK Uluslararası Dil, Edebiyat ve Halkbilimi Araştırmaları Dergisi 2014 Yıl:2, Sayı:4 Sayfa:197- 218 ISSN: 2147-8872.
11 Ali İhsan Kolcu, İsmail Gaspıralı Albümü ve Gaspıralı İsmail, Hamle Basın-Yayınları, İstanbul, 1999, s. 5.
12 H.S.Ayvazof, a.g.y.; Ş.-N. Hablemitoğlu, a.g.e., s.14
13 H.S.Ayvazof, a.g.y.; Ş.-N. Hablemitoğlu’nun ve C.S. Kırımer’in eserlerinde bu tarih 1854 olarak gösterilir.
9
kültürel motifleri devam ettiren Bahçesaray, İsmail Gaspıralı’nın çocukluk döneminde kayda değer izler bırakmıştır.
14İsmail Bey, ilköğretimine Bahçesaray’da Hacı İsmail Efendi adlı birinin yanında, muhtemelen Zincirli Medrese’de başladı ve bu tahsili 10 yaşına gelinceye kadar devam etti.
15İsmail Bey, 10 yaşına geldiğinde Akmescit (Simferopol)’deki askerî koleje gönderildi.
Orada iki yıl okuduktan sonra Varonej şehrindeki askerî liseye ve nihayet Moskova Askerî Lisesi’ne nakledildi. Moskova’da içinde bulunduğu muhit onda milliyetçilik duygularının doğmasına sebep oldu.
16Gaspıralı, askerî lisede okurken 1867’de Girit’te Rum ayaklanması başlar. Moskova Askerî Lisesi’nde ve Türklerin ve Müslümanların sürekli aşağılandıklarını, Girit’teki Rum isyancıların ise coşkunca alkışlandığını gören İsmail Bey, askerî lisede tanışıp çok iyi dostluk kurduğu aslen Litvanya Tatarlarından olan Mustafa Mirza Davidoviç’le birlikte, gizlice okuldan kaçıp Rusya’dan ayrılmayı; İstanbul’da gönüllü subay olarak orduya yazılıp, Girit’te asilere karşı Türk tarafında hizmet etmeyi kararlaştırdı. Böylece İsmail Bey’in Moskova’daki tahsil hayatı sona erdi.
171868’de 17 yaşında iken Bahçesaray’da Zincirli Medrese’de mecburî olarak, ayda 400 ruble maaşla Rusça öğretmenliğe tayin edildi.
18Zincirli Medrese’deki öğretmenliği sırasında, görevi olmadığı hâlde öğrencilere Türkçe öğretmesi; eski öğretim metotlarını eleştirmesi; Rusça ders saatlerini çan çalarak belirtmesi gibi sebeplerden dolayı öğrencilerin ve medrese yöneticilerinin sert tepkileriyle karşılaştı. Hatta ölümle tehdit edildiğinden medreseden ayrılmak zorunda kaldı.
19Öğrenimini tamamlamak ve askerî lisede belirli ölçüde edindiği Fransızcayı, iyice öğrenmek amacıyla 1872’de Kırım’dan ayrılarak İstanbul, Viyana, Münih ve Stuttgart
14 Kırımlı Cafer Seydahmet, Gaspıralı İsmail Bey, Yayına Haz: Ramazan Bakkal, Avrasya Bir Vakfı Yayınları, İstanbul, 1996, s. 16
15 H.S. Ayvazof, a.e.; N.Devlet, a.g.e., s.15; C.S. Kırımer, a.g.e., s.16
16 Y.Akçura, “Türklerin Büyük Muallimi ve Muahrriri İsmail Bey Gasprinski”, Türk Yurdu, 2.c., 1328, Sayı: 10, s.690-695
17 Y.Akçura, a.y., s. 690-695; C.S. Kırımer, a.g.e., s.17-19; Ş.-N.Hablemitoğlu, a.g.e., s.132
18 Z.V. Togan, Gaspıralı İsmail Bey, çev. Yavuz Akpınar, Kardaş Edebiyatlar, 1994, Sayı: 26, s. 4-7
19 C.S. Kırımer, a.g.y. ve N.Devlet, a.g.e., s. 16-17
10
üzerinden Paris’e gitti. Paris’te geçirdiği iki yıl içinde Rus yazarı İvan Turgenev’e asistanlık yapmak da dahil çeşitli işlerle hayatını kazandı.
201874’te İstanbul’a geldi. Daha önce bu şehre göç edip yerleşen ve Ceride-i Askeriye’de mütercim olarak çalışan amcası Halil Efendi’nin yanında kaldı.
21İstanbul’da bulunduğu esnada Şemseddin Sami, Mehmed Emin, Ahmed Mithat ve Necip Asım Beylerin fikirleri ile tanıştı.
22Ama, İsmail Gaspıralı üzerinde özellikle, Namık Kemal, Şinasi Efendi ve Ziya Paşa’nın önderliğindeki Genç Osmanlılar (Jön Türkler) akımı derin etkiler bıraktı.
23Gaspıralı, İstanbul’da bulunduğu bir yıllık dönemde Osmanlı hizmetine girmek için uğraştı. Yusuf Akçura’nın belirttiğine göre Türk Harp Okulu’nda Rusça öğretmenliğine atanacakken bu iş gerçekleşmemiştir.
241875 kışında Kırım’a döndüğünde dünyada olup bitenleri kavramış, neler yapması gerektiği hakkında zihninde projeler belirlemeye başlamıştı. Fransa ve Türkiye’de edindiği bilgi ve gözlemlerinin de etkisiyle Kırım Türklerinin sosyal hayatını yakından inceledi; köylerde dolaştı, halkın arasına karıştı, onların problemlerini, dinî ve iktisadî hayatını, Ruslarla ilişkilerini çok daha iyi kavradı. Edindiği bilgi ve gözlemlerini ileride yazacağı fikrî, edebî eserlerinde ustalıkla kullandı.
1875’te “Yalta İslam Mektebi”nde Rusça öğretmenliğine atanır. Bu görevi sırasında ilk evliliğini yapar. Kızı Şefika Hanım, babasının bu ilk evliliğini şöyle anlatır:
“Babam Yalta’da muallimken, oralı bir tüccar kızı olan Samur Hanım’la evlenmiş.
Zaman ve muhit icabı tahsil görmemiş, kapalı hayat tarzında büyüyen temiz ve necip bir Türk kızıymış. Babam onunla iki sene evli kalmış ve Hatice isminde bir kızları olmuş. Halalarımın anlattıklarına göre evimizin şeriatine uyamıyor, muhite ısınamıyormuş. Babamla herhâlde anlaşamadılar ki boşandılar.”
251878’de Bahçesaray Belediye başkan yardımcısı seçilen İsmail Gaspıralı ertesi yıl belediye başkanlığına getirildi ve 1884 yılına kadar bu görevde kaldı. Gaspıralı’nın gerek Kırım’da gerekse dış ülkelerde geçirdiği yıllar ona, büyük çoğunluğu kabuğuna
20 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.392
21 M.Kaplan, “Gaspıralı İsmail’in Avrupa Medeniyeti, Sosyalizm ve İslâmiyet Hakkında Eseri”, Türk Kültürü, Ankara, 1977, XV.c., Sayı: 180, s. 716-731
22 Cafer Seydahmet Kırımer, Gaspıralı İsmail Bey, (Haz. Ramazan Bakkal), Avrasya Bir Vakfı Yay., İstanbul 1996, s. 42.
23 Serge A. Zenkovsky, Rusya’da Türkçülük ve İslâm, (Çev. Ali Nejat Ongun), Günce Yayıncılık, Ankara 2000, s. 27.
24 Y.Akçura, Yeni Türk Devletinin Öncüleri, s. 66.
25 Ş.-N. Hablemitoğlu, e.g.e., s.14
11
çekilmiş bir halde yaşayan diğer Kırım Tatarları’ndan farklı tecrübeler kazandırmıştır.
Mevcut problemleri yakından gördüğü için yabancı hâkimiyeti altında yaşayan soydaş ve dindaşları uyandırmak, onların seslerini duyurmak arzusuyla yayın yoluyla faaliyete geçmek istedi. Bu amaçla 1881’de, Akmescit’te çıkan Rusça Tavrida gazetesinde
“Russkoye Musulmannstvo” (Rus Müslümanlığı) başlığıyla, sonradan risâle halinde de yayımlanan bir dizi yazı yazdı.
261882’de Kazanlı, zengin sanayici ve tanınmış bir aile olan Akçurinlerden İsfendiyar Bey’in kızı Zühre Hanımla ikinci evliliği yapar. Bir müddet Kazan’da kalan çift Kırım’a döner.
27Evlilikleri 20 yıl kadar sürer. Zühre Hanım henüz 41 yaşında iken 13 Nisan 1903’te vefat eder; Bahçesaray’da Mengli Giray Han’ın türbesi karşısında defnedilir.
28İsmail Gaspıralı, eşinin vefatında birkaç yıl sonra Zühre Hanım’ın kız kardeşi Hurşit Hanım’la evlenir.
29Bu evlilik iki yıl sonra Hurşit Hanım’ın vefatıyla sonlanır ve İsmail Gaspıralı bir daha evlenmez.
Zühre Hanım’dan Gaspıralı’nın sekiz çocuğu olmuştur: Rıfat, Şefika, Bahiye, Leyla, Danyal, Nigâr, Mansur ve Haydar. Leyla küçük yaşlarında vefat eder. İsmail Bey’in büyük oğlu Rıfat, 1914’ten sonra Tercüman gazetesi ve matbaa ile ilgilenir, 1924’te Kırım’da vefat eder. Şefika, Nigâr, Mansur ve Haydar beyler, 1917 Rus ihtilalinden sonra Türkiye’ye göç ederler.
30Gaspıralı 1883 yılından önce birçok küçük de olsa gazete ve dergi girişimde bulunmuş fakat Çarlık yöneticeleri tarafından devamlı tatbikata uğramış ve kapatılmıştır. Nihayet Gaspıralı Tercüman / Perevodçik gazetesinin ilk sayısını 10 Nisan 1883’te iki dilde Türkçe ve Rusça olarak yayınlamıştır. Gaspıralı bu gazeteyle Rusya tarihinde çok önemli etnik dönemlerden birini başlattı ve kararlı bir şekilde hem Rusya’da hem de yurt dışında kendisini toplum için hizmet etmeye, Türk toplumun ve İslâm geleneğinin modernleşmesine adadı.
3126 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.392
27 Ş.-N. Hablemitoğlu, e.g.e., s.15-18.
28 C.S. Kırımer, a.g.e., s.28
29 Türk yurdu, “İstizaha Cevap”, a.y.
30 İnci Ertem, a.y.
31 Edward J. Lazzerini, Ismail Gasprinskiy, The Oxford Encyclopedia Modern İslamic World, V. 2, Oxford University Press, New York Oxford, 1995, s. 52.
12
Gaspıralı düşündüğü maarif reformunun ilk uygulamasını 1884’te Bahçesaray’ın Kaytaz Ağa mahallesinde ilkokul seviyesinde açtığı mekteple yaptı. 1895’te bütün Rusya İmparatorluğu içindeki usûl-i cedîd mekteplerin sayısı 100’ü geçerken 1914 yılında bu sayı yaklaşık olarak 5000’i bulmuştu.
32Gaspıralı Müslüman Türk kızlarnın eğitiminde de öncülük yaptı. İlk usûl-i cedîd kız mektebini ablası Pembe Hanım, Bolatukova’ya 1893’te Bahçesaray’da açtırdı. Bu örnek diğer bölgelerde de kısa süre içinde uygulandı.
33Bu yoğun faaliyetler arasında sağlığı giderek bozulan Gaspıralı 24 Eylül 1914’te Bahçesarayda vefat etti. Cenazesi, Rusya’nın çeşitli bölgelerinden gelen 6000’i aşkın kişinin katıldığı büyük bir törenle Bahçesaray Salaçık mevkiinde Kırım Hanlığı’nın kurucusu Hacı Giray Han’ın türbesi yakınlarında toprağa verildi. Ölümü bütün Türk dünyasında büyük üzüntü doğurdu ve gerek Rusya’da gerekse Türkiye’de basın aylarca onun hizmetlerini anlatan yazılar yayımladı. Başyazarlığını Hasan Sabri Ayvazov’a vasiyet ettiği Tercüman gazetesi Gaspıralı’nın ölümünden beş yıl sonrasına kadar yayımını sürdürdü. Gaspıralı’nın mezarı uzun süre Kırım Tatarları tarafından ziyaret edildiyse de 1944’te Kırım Tatarları’nın topyekün vatanlarından sürülmelerinden sonra sayısız diğer eser ve âbide gibi o da tamamen ortadan kaldırıldı. 1990’da Kırım’a dönen Kırım Tatarları, Gapıralı’nın tahminî mezar yerini yeniden belirleyerek buraya bir anıt taşı diktiler.
34Şahsiyeti
“Asker olmayı düşünürken, kaderi şartları onu mücadeleli bir hayata sürüklemiştir.
Gaspıralı İsmail Bey taşkın ruhlu bir yapıya sahip değildi. Fikirleri ve yazılarıyla en küçük fakat en müspet işleri yapmaya çalışırdı. En son sözü en başta söyleyenlerden değildi. Söyleyeceklerini 35 yıllık mücadele hayatına ancak sığdırabilmiş ve söylemişti.
Türk milletin evvela bir uyanış dönemi geçireceğini, ancak daha sonra bütünlüğün hasıl olacağını, bu uyanışın aşama aşama gelişeceğini bilmekteydi. Yani hangi zaman dilimi içinde vazife gördüğünü bilenlerdendi. Bu vasfı dolayısıyla yazılarında da daima temkinli olmuştur.”
3532 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.393
33 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.393
34 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.394
35 Kafalı http: //www.İsmail-gaspirali.org
13
“İsmail Gaspıralı’nın düşünce dünyası ve algılayış farkı kendisini aile fertleri ile olan ilişkilerinde de göstermektedir. O, iyi bir konuşmacı, düşünür, siyasetçi olmasının yanında aynı zamanda da iyi bir aile babasıdır.”
36“İsmail Gaspıralı evinde gayet müşfik, mülayim bir eğitici, çocuklarını şımartmayan ciddi bir baba idi. Büyük küçük herkese saygılı olduğu kadar, kendisini saydırmasını da bilirdi. Yeteniği olduğunu anlayıp küçük kızına piyano dersleri aldıracak, zayıf bünyeli küçük oğluna eliyle balık yağı içerecek kadar da çocuklarıyla yakinen ilgili idi”
37Kızı Şefika Gaspıralı babasının kişisel özelliklerini şöyle belirtmektedir; “Babam; şen, konuşkan ve güleç yüzlü bir insandı. Eğlenceyi severdi. Yaz aylarında bahçede şenlikler düzenler, çalgı oyun ve dansla misafirlerini ağırlardı… Babamın insan terbiyesinde, önem verdiği yön, sabır ve alçakgönüllülük idi. Biz evlatlarına da her fırsatta bunların erdemini anlatır, aşılamaya çalışırdı… Rahmetli, biz evlatlarını hep okumaya isteklendirirdi. Okuyacağımız kitapları kendisi seçerek satın alır, özellikle klasik eserleri tercih eder ve dergilere de abone olurdu. Seçtiği eserlerin hepsi anlamlı ve milletseverlik duygusu aşılayan cinsten olurdu.”
38Fikirleri
Gaspıralı, kendi görüşlerini yaymak üzere 1881-1882 yılları arasında "Tonguç",
"Şafak", "Kamer", "Ay", "Yıldız", "Güneş", "Hakikat" ve "Latail" olmak üzere bir dizi broşür yayımlamıştır. Bu broşürlerde genel olarak dil sorunu incelenmiştir. Daha sonra bu dönemde ilk ikisi Türkçe olan ve Müslümanlara, coğrafya olaylarını, eğitim sistemlerini, basını, sağlık konularını anlatan, "Mirat-ı Cedid" (Yenilik Aynası) ve
"Salname-i Türki" yazmıştır.
39Gaspıralı’ya göre eğitim sistemi her şeyden önce ana dilinin öğretimine hizmet etmeli ve dinî bilgilerin yanı sıra dünyevî bilgileri de ihtiva etmelidir. Müfredatta Türkçe okuma yazma öğretiminin yanı sıra temel aritmetik, hat, Kur’an okuma ve İslâm’ın esaslarını öğretmeye yönelik dersler yer almakta, buna bir üst basamakta genel coğrafya ve tarih, İslâm ve ülke tarihi hakkında giriş bilgileri ve tabiat bilgisi dersleri de
36 Doğan://groups,google.com
37 Ertem http:// www.ismailgaspirali.org
38 http: //.ismailgaspirali.org; Hablemitoğlu ve Hablemitoğlu 1998:27
39 Nâdir Devlet, İsmail Bey (Gaspıralı), Ankara. 1988, s. 22.
14
eklenmekteydi. Usûl-i cedidin kabul görmesi ve yerleşmesi başlangıçta büyük engellerle karşılaştı. Diğer yandan usûl-i cedide göre yetişmiş öğretmen bulunmadığından böyle öğretmenleri yetiştirecek bir öğretmen okulu da mevcut değildi.
Gaspıralı’nın bulduğu bir çare, bu meseleyle ilgilenen öğretmen adaylarını Bahçesaray’a davet ederek onları ücretsiz olarak eğitmek ve onlardan memleketlerine döndüklerinde en az üç kişiyi öğretmen olarak yetiştirecekleri sözünü almak oldu.
Gaspıralı, halk üzerinde doğrudan tesirli olan ve reformların halka taşınmasında en büyük rolü oynayan Müslüman din adamları ile öğretmenlerin teşkilâtlanması için projeler hazırladı. Bunların gerçekleşmesi hâlinde, her türlü sosyal ve ekonomik güvenlikten mahrum bulunan söz konusu iki grup durumlarını önemli ölçüde düzeltme imkanını bulabilecekti. Gaspıralı, bütün Rusya Müslümanları arasında düşündüğü bu büyük projenin ilk adımını onun bütün teşebbüslerinde olduğu gibi bizzat kendisi tarafından Kırım’da atılmasını planlamaktaydı. Ancak dönemin şartlarından dolayı Gapıralı’nın projesi gerçekleşmedi.
Bununla birlikte Gaspıralı, yine çok önemli bir sosyal fonksiyonu icra eden ve özellikle halk arasında millî maarifin yayılmasında büyük rol oynayacak hayır cemiyetlerinin kurulmasını destekledi. 1905’ten itibaren Kırım’ın birçok şehir ve kasabasında Cem’iyyet-i Hayriyye-i İslâmiye açıldı. Bu sosyal yardım cemiyetleri, usûl-i cedîd ibtidâî mekteplerinin Kırım’da yaygınlaşmasını sağladıkları gibi Kırım’da ilk defa orta dereceli Müslüman rüşdiyeleri de açtılar.
Yaşadığı dönemin Türkçü, İslâmcı görüşlerinden ve Batı medeniyetinden etkilenen Gaspıralı’nın temel fikirleri şu şekilde özetlenmektedir:
1. Batı’nın yeni ve faydalı fikirlerini öğrenip Müslüman dünyasında yaymak, 2. Maarifi yeni usule göre ıslah eylemek,
3. Osmanlı Türkçesini, bütün Türk dünyasının anlayacağı müşterek bir edebî dil haline getirmek.
40Batı’nın yaşayış tarzında ve ilerlemesinde kadının rolü de önemlidir. Gaspıralı müslüman kadının da cemiyette ve iş hayatında aktif rol almasını ister; Tercüman'da sık
40 Ercilasun 1992 “İsmail Gaspıralı’nın Fikirleri, Türk Dünyası Üzerine İncelemeler, s.358
15
sık başarılı Türk kadınlarının faaliyetlerinden bahsederek onları över.
41İsmail Bey, kadın mevzuuna o kadar ehemmiyet verir ki 1906 yılında hususî bir kadın dergisi neşrettirir. Bu dergi, kızı Şefika Hanım'ın idaresinde çıkan Âlem-i Nisvan, yani
"Kadınlar Dünyası"dır. Gaspıralı, çocuğun terbiyesinde, birinci derecede kadının rolü olduğuna inandığı için kadının kültürlü ve bilgili olmasına önem verir.
Batı’nın ilerlemesinde maarifin birinci derecede rolü olduğuna inanan Gaspıralı kalkınmanın hangi sıra ile gerçekleşeceğini gayet iyi tesbit etmiştir. Şöyle ki, terakki maarifin terakkisine, maârifin terakkisi ulemanın ilerlemesine bağlıdır. Yani önce âlimler çoğalacak, ilerleyecek; onlar maârifi ilerletecekler ve maârif bütün memleketi kalkındıracak. Bugün de geçerli olan bu düstur, İsmail Gaspıralı'nın başlıca gayesi hâline gelmiş ve ömrünün uzun senelerini o, bu işe vakfetmiştir.
Gaspıralı, eski öğretim usûlüne karşı, usûl-i savtiye adını verdiği ve okuma yazmayı çok çabuk öğreten yeni bir metot geliştirmiş, bu metodu önce hocalara öğretmiş, usûl-i cedid mektepleri denilen yeni okullar açmış ve açtırmıştır
Eserleri
Tercüman Gazetesi: Gaspıralı’nın en önemli eserlerden söyleyebileceğimiz bu gazete aslında sadece sıradan bir gazete değil aynı zamanda makaleler, fikir yazıları ve hatta kitaplardan oluşmuş bir kaynaktı. İlk nüshası 22 Nisan 1883’te Bahçesaray’da çıktı.
Rusça “Perevodçik” anlamına gelen bu gazete ilk olarak haftada bir, daha sonra haftada iki, 1912’den sonar ise günlük olarak yayımlandı. Tercüman Kırım’da Kırım Tatarlar’ın ilk Türkçe gazetesi, bütün Rusya Müslümanları arasında da Türkçe yayımlanan üçüncü gazeteydi.
42Bulgaristan’dan Doğu Türkistan’a kadar yayınlanan Tercüman’da lüzum görüldüğünde lehçelerde ortak olan kelimelerin ve Batı Türkçesi ile Doğu Türkçesine ait kelimelerin yan yana kullanıldığı görülmektedir. Gaspıralı’nın amacı
“Boğaziçi’ndeki balıkçıdan Kâşgar’daki deveciye kadar” herkesin bu dili anlamasıdır.
Gazetenin çıktığı otuz beş yıl boyunca dil konusunda bilinçli bir tavır sergileyen Gaspıralı, Türk dünyasında ortak bir edebî dil oluşturmaya gayret etmiş ve bunda da sandığından daha büyük bir başarı elde etmiştir.
43Gaspıralı Tercüman’ı çıkarırken
41 Nâdir Devlet, İsmail Bey (Gaspıralı), Ankara. 1988, s. 33.
42 Kırımlı, “Gaspıralı İsmail Bey”, s. 392.
43 Yavuz Akpınar, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 40, Tercüman, s.493
16
İslâm dininin doğru anlaşılmasını, Türklüğün çeşitli kollarının Türk kimliği altında birleşmesini, hepsinin ortak bir kültüre ve teknolojiye sahip olmasını arzu ediyordu.
Bunun önünde en büyük engel olarak cehaleti, hurafeleri ve tembelliği görüyordu.
Gazetesiyle başlattığı uyandırma işine Usûl-i Cedîd olarak adlandırılan eğitim öğretim faaliyetleriyle, okuma yazma kurslarıyla, ilk eğitim için gerekli olan kitapları ile devam etmiştir.
44Tercüman gazetesi otuz beş yıl Rusya Müslümanlarını ve Türkleri’ni uyandırma, çağdaş dünya medeniyetine ulaştırma yolunda olağan üstü hizmetler yapmıştır.
Russkoye Musulmanstvo. Mısli, zametki I nabludeniya musulmanina. Rusya Müslümanları (Akmescid 1881). Bu eser, Gaspıralı’nın bir ömür boyunca takip edeceği ve sadık kalacağı prensipleri gösteren bir program olarak kabul edilebilir. Bu esere göre Müslüman-Türk toplumunun kuruluşunun tek yolu eğitimle Batı medeniyetine yakşalmak, onun bilimdeki seviyesine ulaşmaktır. Bu, İslam ruhunu yeniden diriltmenin tek yoludur.
45Rusya İmparatorluğu’nun müslüman tebaasının durumu, müslüman okullarının eğitim sisteminin modernleştirilmesi, Tatarcanın okullarda ders olarak okutulması, müslüman yayın ve basınına konulan kısıtlamaların kaldırılması, bu kadar çok sayıdaki müslüman barındıran Rusya’nın bir Ortodoks Hristiyan devleti olduğu kadar bir Müslüman devleti sayılmasının gerekli olacağı ileri sürülmektedir.
46Salnâme-i Türkî (Bahçesaray 1882). Bu küçük eserde tarihî, coğrafî olaylar, değişik ülkelerde eğitim sistemleri, basın ve sağlık konularında bilgiler bulunmaktadır.
47Hâce-i Sıbyân (Bahçasaray 1884). Usûl-i cedîd mektepleri için temel ders kitabı olarak hazırlanmış, Gaspıralı’nın Hindistan’da bulunduğu sırada (1912) Urduca’ya da tercüme edilmiştir.
48Avrupa Medeniyetine Bir Nazar-ı Muvâzene (İstanbul 1302 /1885). Bu eserde Gaspıralı’nın Avrupa medeniyeti hakkındaki görüşleri yanında sosyalizme karşı takındığı tavrı da görülmekte. Sonuç bölümünde, ıslahat ve terakkiye ihtiyacı olan İslâm
44 Yavuz Akpınar, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 40, Tercüman, s.493
45 Gaspıralı, Seçilmiş Eserleri 2, s. 20.
46 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.395
47 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.395
48 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.395
17
âleminin taklitçiliğe sapmadan kendine göre bir ilerleme ve medeniyet yolu araması gerektiği belirtmektedir.
49Russko-vostoçnoye Soglaşenie Mısli, zametki I pojelaniya İsmaila Gasprinskogo (Bahçesaray 1896). Bu eserde, Rusya İmparatorluğu’nun Müslüman tebaasına yönelik muamelesinin Rusya’nın Şark ile münasebetlerinde belirleyici rol oynayacağı fikri savunulmaktadır.
50Rehber-i Muallimîn (Bahçesaray 1898). Usûl-i cedîd mektepleri öğretmenleri için hazırlanmış metot kitabıdır.
51Dârü’r-râhat Müslümanları (Bahçesaray 1906) 1887 yılında Tercüman’da Abbas Molla adlı bir seyyahın imzasıyla yayımlanmaya başlanan bu ütopik hikâyede hayalî olaylarla siyaset ustaca birleştirilmiştir. Hikâyenin kahramanı Gırnatalı Molla Abbas Fransevî, Güney İspanya’da dağlar arasında kurulmuş gizli bir ideal Müslüman devletinde yaşamaktadır. Buradaki Müslümanlar asırlarca kimseye tâbi olmadan kendi ilim ve tekniklerini geliştirebilmişlerdir. Bu hikâye ile kalkınmış milletler seviyesine ulaşabilecekleri mesajı verilmek istenmektedir.
52Frengistan Mektupları. Roman kahramanı Taşkentli Molla Abbas’ın Avrupa ve özellikle Fransa ve İspanya’daki seyahati ve izlenimlerinden oluşmaktadır. Taşkent’te diniğ tehsil yapmış olmasına ragmen Molla Abbas bir tüccardır. Ve Fransa’da bir yandan tahsiline devam ederken diğer yandan da ticaretle uğraşır.
53Bu karakter Gaspıralı’ya Şark – İslâm terbiyesiyle yetişmiş bir Türk gözüyle Batı medeniyetine, Batı sosyal, siyasî hayatına bakma imkânı verir.
54Ayrıca kızı Şefika Gaspıralı yönetimde 1906 ile 1910 yılları arasında çıkarılan Alem-i Nisvan (Kadınlar Dünyası) adlı ilk kadın dergisinin yayınlanmasına da İsmail Gaspıralı öncülük etmiştir.
5549 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.395
50 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.395
51 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.395
52 Hakan Kırımlı, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, cilt 13, Gaspıralı, s.395
53 Yavuz Akpınar, “İsmail Gaspıralı’nın Fikri ve Edebi Eserleri”, Yüzyılda Gaspıralı’nın İdealleri, Dr. Cezmi Bayram- Yrd.Doç.Dr. İsmail Türkoğlu, Yrd.Doç.Dr. Filiz Baloğlu (haz.), Türk Yurdu Yayınları, İstanbul, 2001, s. 77.
54 Akpınar, “İsmail Gaspıralı’nın Fikri ve Edebi Eserleri”, s. 78.
55 Nadir Devlet, İsmail Bey Gaspıralı, Kültür ve Türizm Bakanlığı Yayınları, s. 43
18
BÖLÜM 1. İSMAİL GASPIRALI’NIN ESERLERİNDE SÖZ VARLIĞI
Söz varlığı, sadece bir dilde birtakım seslerin bir araya gelmesiyle kurulmuş simgeler, kodlar olarak değil; aynı zamanda o dili konuşan toplumun kavramlar dünyası, maddi ve manevi kültürünün yansıtıcısı, dünya görüşünün bir kesiti olarak düşünülmelidir.
56Bir dili zenginleştiren, gücünü arttıran, o dilin en eski dönemlerinden beri kullanılan, ait olduğu toplum ile değişen, gelişen kelimeleri anlamak ve bunların kullanımlarıyla ilgili doğru bilgilere ulaşmanın yolu, dilin yazılı ürünlerinin incelenmesinden geçmektedir.
Dilin imkânları ve zenginliği araştırılırken yazar ve şairlerin eserlerinde kullandıkları söz varlığı vazgeçilmez bir kaynaktır. Bir bakıma söz varlığı, yazar ve şairlerin kültürlerinin ve hayata bakış tarzlarının eserlere yansımasıdır. Bir yazar veya şairin eserlerinde dili kullanış tarzı, üslûbu onun ifade gücünü ve çağdaşlarından farkını ortaya koyar. Hayat ve insan karşısında alınan tavır, bir edibin dilinde kendine has kavramlara bürünür. Yazar ve şairler, bilinen dile kendi yorumlarını getirirken, kelimelere şahsiyetlerinin ve mizaçlarının rengini de katarlar. Yazarların içinde yaşadıkları cemiyetin, dünü, bugünü ve yarını arasında kelimelerle yaptıkları yolculuk, geçmişten geleceğe, hatıralardan gerçeklere, hasretlerden hayal ve ideallere doğrudur. Şair ve yazarların söz varlığı, dilin zenginliğinin tespitinde önemli ölçütlerden biridir. Çünkü onlar, milletin diline kendi kişiliklerini ve sanatkârlık üsluplarını da katarlar. Dil onlarda özel bir söyleyiş kazanır. Bu bakımdan şair ve yazarların dili kullanış tarzlarının ve söz dağarcıklarının metinler taranarak ortaya konulması, bazı ipuçları bulmak noktasında denenen çalışmalar arasındadır. Dil bilgisi çalışmalarının, ses ve şekil incelemelerinin yanı sıra, kelime serveti, cümle ve ifade kalıpları yönünden de geliştirilmesi gerekir.
Böyle bir çalışma, bir taraftan hem tarihî hem de yakın dönem dil, edip ve eserlerinin etraflıca incelenmesine vesile olacak, bir taraftan da ortaya çıkarılan söz varlığı bütün yönleriyle değerlendirilmiş olacaktır. Sözlükbilim mesabesinde kalan şair ve yazarların özel sözlükleri tarzındaki çalışmalar, çağdaş dil bilim çalışmalarına uygun hâle getirilmiş olacaktır.
56 AKSAN, Doğan (1997), Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dil Bilim, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, s.7
19
Çalışmanın bu bölümünde Gaspıralı’ya ait olan ve Yavuz Akpınar tarafından özgün şekli korunarak Türkiye Türkçesine çevrilen Roman ve Hikâyeler; Fikrî Eserler; Dil, Edebiyat ve Seyahat Yazıları ve Eğitim yazıları isimli 4 ciltlik kitabı taranarak tematik bir tasnif çalışması yapılmıştır. Gaspralı’nın , 265935 kelimeden oluşan söz dağarcığı incelendiğinde tekrarlar hariç 11849 madde başı elde edilmiştir. Tematik söz varlığı sınıflandırmasında Prof. Dr. M. Mehdi Ergüzel, Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Aydın’ın
57, Dr.
Öğr. Üyesi Ayşe Aydın’ın
58ve A. Yavuz Demirkır
59makalelerindeki başlıklardan yararlanılmıştır. İsmail Gaspıralı’nın eserlerinde kullandığı kelimelerin tematik dağılımı şu şekildedir:
1.1. Gaspıralı’nın Eserlerinin Tematik Söz Varlığı 1.1.1. Özel İsimler
1.1.1.1. Ülke, Bölge, Dil ve Irk İsimleri (240)
Rus 284
Avrupa 258
Türk 192
Türkçe 175
Mısır 174
Rusça 167
Fransız 161 İngiliz 157
Kırım 128
Frenk 126
Türkistan 124 Osmanlı 111
Tatar 108
Arap 94
İran 82
Parij 80
57 ERGÜZEL, M.Mehdi ve AYDIN, Ayşe (2013), Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Eserlerinin Söz Varlığı Üzerine, Bir Fikir Hareketinin Yüz yılı Türk Ocakları Uluslararası Sempozyumu, İstanbul.
58 AYDIN, Ayşe (2014), İbn-I Âdil Melhanmesi ve Metin Söz Varlığı Üzerine, TÜRÜK Dil, Edebiyat ve Halkbilimi Araştırmaları Dergisi, sayı:3, s.
59DEMİRKIR, Ahmet Yavuz (2018), “Arif Nihat Asya’nın Nesirlerinin Söz Varlığı Üzerine”, TİDSAD, Yıl:5, Sayı: 16 Mart s.456-78.
Fransa 75 Darürrahat 72 Hindistan 54
Çin 56
Endülüs 56 Kırgız 54
Nemse 54
Arapça 53 Fransızca 52 İngiltere 50 Türkiye 50 Ermeni 48 Tatarca 48 Avrupalı 45
Hint 39
Üçturfan 34
Kazanlı 29 Sibiryalı 29
Sudan 29
Anadolu 28 Kafkaz 26 Avusturya 25 Bulgar 25 Afrika 24 Amerika 24 İspanya 24 Yahudi 24 Türkmen 22
Alman 22
Rusya 22
Fars 21
Kırımlı 21