• Sonuç bulunamadı

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİNDE EĞİTİMDE SİSTEM DÜŞÜNCESİ ARAÇLARININ KULLANILMASININ ESER ANALİZİNDE DERİN OKUMAYA ETKİSİ Aysun Çelikten 201182108

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİNDE EĞİTİMDE SİSTEM DÜŞÜNCESİ ARAÇLARININ KULLANILMASININ ESER ANALİZİNDE DERİN OKUMAYA ETKİSİ Aysun Çelikten 201182108"

Copied!
114
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİNDE EĞİTİMDE SİSTEM DÜŞÜNCESİ ARAÇLARININ KULLANILMASININ ESER

ANALİZİNDE DERİN OKUMAYA ETKİSİ

Aysun Çelikten 201182108

YÜKSEK LİSANS TEZİ Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezli Yüksek Lisans Programı Danışman: Prof. Dr. Hasret Nuhoğlu

İstanbul

T.C. Maltepe Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

Şubat, 2022

(2)

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİNDE EĞİTİMDE SİSTEM DÜŞÜNCESİ ARAÇLARININ KULLANILMASININ ESER

ANALİZİNDE DERİN OKUMAYA ETKİSİ

Aysun Çelikten 201182108

Orcid: 0000-0003-4066-3004

YÜKSEK LİSANS TEZİ Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Tezli Yüksek Lisans Programı Danışman: Prof. Dr. Hasret Nuhoğlu

İstanbul

T.C. Maltepe Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü

Şubat, 2022

(3)

II

JÜRİ VE ENSTİTÜ ONAYI

Bu belge, Yükseköğretim Kurulu tarafından 19.01.2021 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” ile bildirilen 6689 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında gizlenmiştir.

(4)

III

ETİK İLKE VE KURALLARA UYUM BEYANI

Bu belge, Yükseköğretim Kurulu tarafından 19.01.2021 tarihli “Lisansüstü Tezlerin Elektronik Ortamda Toplanması, Düzenlenmesi ve Erişime Açılmasına İlişkin Yönerge” ile bildirilen 6689 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında gizlenmiştir.

(5)

IV

TEŞEKKÜR

Ciddi bir emekle hazırladığım ve hazırlarken çok şey öğrendiğim yüksek lisans tezimi tamamlamanın heyecanını yaşıyorum. Bu süreçte bana destek olan herkese çok teşekkür ederim.

Öncelikle beni sistem düşüncesiyle tanıştıran, bilgisini ve deneyimlerini samimiyetle paylaşan, umutsuzluğa kapıldığımda beni ayağa kaldıran, tez yazma sürecimde özveriyle davranan ve bana bu yolda muhteşem bir yoldaş olan danışmanım, kıymetli hocam sayın Prof. Dr. Hasret Nuhoğlu’na,

Türkiye’de UB denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olan, öğrenmekten ve öğrendiklerini paylaşmaktan çok keyif aldığını her zaman belli eden, öğrencisi olabildiğim için kendimi çok şanslı hissettiğim Dr. Jale Onur’a,

Tezimi inceleyerek olumlu eleştirileriyle katkıda bulunan ve bana bu süreçte destek veren Dr. Onur Seçkin’e,

Araştırmama başlama aşamasından raporlaştırma aşamasına kadar bütün süreçte fikirleriyle tezimi zenginleştiren, aynı zamanda Stella programı kullanılarak çizilen grafiklerde bana çok destek olan, sabırla bütün sorularıma cevap veren Eğitimde Sistem Düşüncesi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Göktepe’ye,

Bu süreçte gerekli izinleri almam konusunda destek olan Tuba Ece’ye ve çalışmama katılarak yaptıkları değerlendirmelerle ufkumu genişleten değerli öğrencilere,

Çalışmamda gözlemci öğretmen olarak yer alan, bana kıymetli zamanını ayıran, sınıfının kapılarını açan ve kendimi hiç yabancı hissettirmeyen Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Ayşenur Gülsüm Karabaşoğlu’na,

Araştırmamda gözlemci öğretmen olarak yer alan arkadaşlarım ve meslektaşlarım Ayşe Göleç ve Safiye Şişman’a,

Desteğini hep hissettiğim ve tez çalışmamın İngilizceye çevrilme aşamasında yardımcı olan kıymetli arkadaşım Meltem Vural’a,

(6)

V

Bu programa başlamam için beni destekleyen, sonrasında da her aşamada yanımda olan sevgili eşim Serkan Bünyamin Çelikten’e sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Aysun Çelikten Şubat, 2022

(7)

VI

ÖZ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI DERSİNDE EĞİTİMDE SİSTEM DÜŞÜNCESİ ARAÇLARININ KULLANILMASININ ESER ANALİZİNDE DERİN

OKUMAYA ETKİSİ Aysun Çelikten Yüksek Lisans Tezi Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı

Eğitim Yönetimi ve Denetimi Yüksek Lisans Programı Uluslararası Bakalorya İleri Liderlik Araştırmaları Sertifikalı

Danışman: Prof. Dr. Hasret Nuhoğlu

Maltepe Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2022

Eğitim 21. yüzyılda herkes için daha da önemli bir konu haline gelmiştir. Tüm dünyada öğrencilere kazandırılması gereken beceriler günden güne farklılaşmakta yeni meslekler ortaya çıkmaktadır. Bu becerileri öğrencilere kazandırmak adına eğitimde yeni yöntemler kullanılmaktadır.

Bu yöntemlerden birisi de eğitimde sistem düşüncesi araçlarını kullanmaktır.

Sistem düşüncesi, bir bütünün parçalarından daha büyük olduğu düşüncesi ile tüm olaylara ve fikirlere bütüncül bakmayı gerektiren bir bakış açısıdır. Özellikle sistemleri analiz etmek için kullanılan bazı araçlar öğrencilerin öğrenme sürecini kolaylaştırmakta ve parçalar arasındaki ilişkileri görmelerini sağlamaktadır.

UBDP, öğrencileri geleceğe hazırlama konusunda en etkin programlardan birisidir. Bu programda Türk Dili ve Edebiyatı dersi kapsamında öğrenciler eser analizi yöntemini kullanmaktadır. MEB müfredatı uygulanan UBDP uygulanmayan okullarda ise Türk Dili ve Edebiyatı dersinin kapsamı biraz daha geniş olmakla birlikte dersler eser analizinden çok metin parçalarının analizi şeklinde işlenmektedir.

Bu tezde UBDP uygulanan ve uygulanmayan okullardaki öğrencilerle derslerde eğitimde sistem düşüncesi araçlarının (ESD araçları) kullanılmasının faydaları tartışılmıştır. UBDP uygulayan ve uygulamayan iki farklı okulda on beşer öğrenciden oluşan gruplarla örnek dersler işlenmiş ve öğrencilerin ESD araçlarını kullanması istenmiştir. Bu derslerden sonra öğrenciler ve öğretmenler normalde kullandıkları yöntemlerle bu yöntemi karşılaştırmıştır. Son olarak öğrencilerin yaptıkları çalışmalar ve öğretmen ve öğrenci yorumlarının analiziyle süreç tamamlanmıştır.

Sonuçta özellikle UBDP uygulayan öğrencilerin ESD araçlarını daha kısa sürede benimseyip uygulamakla birlikte hemen tüm öğrencilerin ve öğretmenlerin bu araçları başarılı bulduğu görülmüştür.

Anahtar kelimeler: Sistem düşüncesi, Uluslararası Bakalorya Diploma Programı, Derin okuma, Eğitimde sistem düşüncesi araçları, Sistem dinamiği.

(8)

VII

ABSTRACT

THE EFFECT OF USING SYSTEM THINKING TOOLS IN EDUCATION IN TURKISH LANGUAGE AND LITERATURE COURSE ON DEEP READING IN

WORK ANALYSIS Aysun Çelikten

Master Thesis

Department of Educational Sciences

Educational Management and Supervision Programme

with International Baccalaureate Advanced Certificate in Leadership Research Advisor: Prof. Dr. Hasret Nuhoğlu

Maltepe University Graduate Education Institute, 2022

Education has become an even more significant issue for everyone in the 21st century. All over the world, the skills that should be taught to students are changing day by day and new professions are emerging. In order to impart these skills to students, new methods are used in education.

One of these methods is to use systems thinking tools in education. Systems thinking is a perspective that requires a holistic view of all events and ideas, with the idea that a whole is greater than its parts. In particular, some tools used to analyze systems facilitate the learning process of students and enable them to see the relationships between the part.

IBDP is one of the most effective programs in preparing students for the future.

In this program, students use the work analysis method within the scope of the Turkish Language and Literature course. In schools where MNE curriculum is applied and IBDP is not implemented, the scope of Turkish Language and Literature course is a bit wider, but the lessons are taught in the form of analysis of whole text parts rather than analysis of works.

In this thesis, the benefits of using systems thinking tools (STE tools) in education are discussed with students in schools where IBDP is applied or not. Sample lessons were taught with groups of fifteen students in two different schools that implemented IBDP and those that did not, and students were asked to use STE tools. After these lessons, students and teachers compared this method with the ones they normally use. Finally, the process was completed with the studies of the students and the analysis of teacher and student comments.

As a result, it has been seen that almost all students and teachers find these tools successful, hovewer especially students who apply IBDP adopt and apply STE tools in a shorter time.

Key words: Systems thinking, International Baccalaureate Diploma Program, Deep reading, Systems thinking tools in education, System Dynamics.

(9)

VIII

İÇİNDEKİLER

JÜRİ VE ENSTİTÜ ONAYI ... II ETİK İLKE VE KURALLARA UYUM BEYANI ... III TEŞEKKÜR ... IV ÖZ ... VI ABSTRACT ... VII İÇİNDEKİLER ... VIII ŞEKİLLER LİSTESİ ... X TABLOLAR LİSTESİ ... XI KISALTMALAR ... XII

1. BÖLÜM: GİRİŞ ... 1

1.1. Problem ... 1

1.2. Amaç ... 10

1.3. Önem ... 10

1.4. Varsayımlar ... 11

1.5. Sınırlılıklar ... 11

2. BÖLÜM: KAVRAMSAL ÇERÇEVE ... 12

2.1. Sistem Nedir? ... 13

2.2. Sistem Düşüncesi ... 14

2.3. Sistem Düşüncesinin Öncüleri ... 16

2.4. Sistem Dinamiği ... 17

2.5. Sistem Dinamiğinin Temel Elemanları ... 19

2.5.1.Stok ve akış değişkenleri... 19

2.5.2.Geri besleme Döngüleri ... 20

2.5.3.Bilgisayar Simülasyonu ... 21

2.6. Sistem Düşünürünün Alışkanlıkları ... 22

2.7. Eğitimde sistem düşüncesi ... 27

2.8. ESD araçları ... 29

2.8.1.Buz dağı metaforu ... 29

(10)

IX

2.8.2.Zaman boyunca davranış grafiği ... 30

2.8.3.Stok akış diyagramı ... 31

2.8.4.Nedensel döngü diyagramı... 31

2.8.5.Çıkarım merdiveni ... 32

2.9. MEB müfredatında Türk Dili ve Edebiyatı dersi ... 34

2.10. UB’de Türk Dili ve Edebiyatı dersi ... 36

2.11. Eser Analizi ... 42

2.12. Derin Okuma ... 43

3. BÖLÜM: ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ ... 46

3.1. Araştırma Modeli ... 46

3.2. Araştırma Grubu ... 48

3.3. Veriler ve Toplanması ... 48

3.4. Verilerin Çözümlenmesi ve Yorumlanması ... 48

3.5. Araştırmaya Katılan Katılımcıların Profili ... 48

3.6. Bu çalışmada neden 11.sınıf öğrencileri tercih edilmiştir? ... 49

3.7. SD Yaklaşımına Göre Dersin Tasarlanması ve Uygulanması ... 49

3.8. Tanıtım Dersi ... 49

3.9. Eserin Sistem Düşüncesi Yaklaşımı ile İncelenmesi ... 53

3.10. Eserde ESD Araçlarının Uygulanması ... 60

3.10.1.Zaman Boyunca Davranış Grafiği ... 61

3.10.2.Stok Akış Diyagramı ... 62

3.10.3.Nedensel Döngü Diyagramı ... 62

3.10.4.Çıkarım Merdiveni ... 63

4. BÖLÜM: BULGULAR VE YORUMLARI ... 64

5. BÖLÜM: SONUÇLAR VE ÖNERİLER ... 86

5.1. Alt Problemlere İlişkin Sonuçlar ... 86

5.2. Öneriler ... 90

EK’LER ... 92

EK-1 Günler Aylar Yıllar Kitabının Ünite İzleği ... 92

EK-2 Değerlendirme Formu ... 96

KAYNAKÇA ... 98

(11)

X

ŞEKİLLER LİSTESİ

Şekil 1. Sistem düşünürünün alışkanlıkları ... 22

Şekil 2. Buz dağı metaforu ... 29

Şekil 3. Zaman boyunca davranış grafiği örneği ... 30

Şekil 4. Stok akış diyagramı ve küvet örneği ... 31

Şekil 5. Stok akış diyagramı ve nedensel döngü diyagramı karşılaştırma ... 32

Şekil 6. Çıkarım merdiveni örneği ... 34

Şekil 7. UB Dil ve Edebiyat Modeli ... 39

Şekil 9. UB’de keşif alanları ... 40

Şekil 10. Eylem araştırmasının döngüsel süreci (Susman, 1983) ... 47

Şekil 11. Zaman boyunca davranış grafiği ... 50

Şekil 12. Mamut Oyunu ... 51

Şekil 13. Su döngüsü oyunu ... 52

Şekil 14. Kahoot yarışmasında zorlanılan sorular ... 52

Şekil 14. 1950-2010 yılları arasında Çin nüfusu doğum ve ölüm oranları ... 55

Şekil 15. 1952-1966 arası Çin nüfusu ... 55

Şekil 16. 1952-1966 arası gayri safi yurtdışı hasıla... 56

Şekil 17. Olayın geçtiği dönemdeki durumun stok akış diyagramı ... 56

Şekil 18. Eserin zaman boyunca davranış grafiği ... 61

Şekil 19. Eserin stok akış diyagramı ... 62

Şekil 20. Eserin çıkarım merdiveni ... 63

Şekil 21. Öğrencilerin hazırladığı zaman boyunca davranış grafiği örnekleri ... 69

Şekil 22. Öğrencilerin hazırladığı stok akış diyagramı örnekleri ... 72

Şekil 23. Öğrencilerin hazırladığı nedensel döngü diyagramı örnekleri ... 76

Şekil 24. Öğrencilerin hazırladığı çıkarım merdiveni örnekleri ... 81

Şekil 25. Freytag Piramidi ... 82

(12)

XI

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo 1. UB’de Temel Düzey ve Yüksek Düzeyde eser seçim ölçütleri ... 41

Tablo 2. Öğrencilerin ESD araçlarını verimli bulma sayıları ... 64

Tablo 3. Öğrencilerin zaman boyunca davranış grafiğinde kullandığı değişkenler ... 65

Tablo 4. Öğrencilerin stok akış diyagramında kullandığı değişkenler ... 69

Tablo 5. Öğrencilerin nedensel döngü diyagramında kullandığı değişkenler ... 73

Tablo 6. Öğrencilerin çıkarım merdiveninde kullandığı değişkenler ... 77

(13)

XII

KISALTMALAR

PISA: Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (Programme for International Student Assessment)

OECD: Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (Organisation for Economic Co- operation and Development)

UBO: Uluslararası Bakalorya Organizasyonu(International Baccalaureate Organization)

UB: Uluslararası Bakalorya (International Baccalaureate)

UBDP: Uluslararası Bakalorya Diploma Programı (International Baccalaureate Diploma Programme)

MIT: Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (Massachusetts Institute of Technology)

ESD: Eğitimde Sistem Düşüncesi

K12: Anaokulundan Liseye Eğitim Kurumları (Kindergarden to 12)

SIMPLE: Simulation of Industrial Management Problems with Lots of Equations (Endüstriyel İşletmelerin Birçok Denklem ile Benzetimi)

STELLA: System Thinking Educational Learning Laboratory with Animation SOL: Society for Organizational Learning

TOK: The Theory of Knowledge

P21: 21. Yüzyıl Öğrenme Ortaklığı (Partnership for 21st Century Learning)

(14)

1

1. BÖLÜM: GİRİŞ

Bu bölümde incelenen problem tanımlanmaya çalışılacaktır. Bu bölüm, problem, alt problemler, araştırmanın amacı, önemi ve sınırlılıklar hakkındadır.

1.1. Problem

Eğitim her dönemde en önemli konulardan biri kabul edilse de özellikle 21.

yüzyıla gelindiğinde üzerinde daha fazla kafa yorulan bir konu haline gelmiştir.

Yüzyıllarca daha çok bireysel çabalarla veya usta çırak ilişkisi ile ilerleyen eğitim öğrenim süreci zamanla örgün eğitime dönüşmüştür. Bugün anlaşıldığı tarzda Batı tipi örgün eğitimin tarihçesi ise iki yüzyıl bile değildir. Üstelik bu eğitimin amacı birçok yazara göre insanları geliştirmekten çok, daha iyi bir vatandaş üretmektir (Erkut, 2022).

Dünyada birçok düşünür eğitimin geldiği noktayı daha çok eleştirmeye başlamıştır. Teknolojinin hızlandırıcı etkisiyle sadece hayatımızda gitgide daha fazla mahkûm olduğumuz aletler değil, sosyolojik olgular yani hayatın kendisi de sürekli ve daha da hızlı değişmektedir. Kısaca bilinmez bir geleceğe doğru giderken bugünün çocuklarına hatta yetişkinlerine nelerin kazandırılması gerektiği eğitim için önemli bir sorundur.

Eğitim bilgi odaklı bir yapıdan beceri odaklı yapıya çok hızlı bir şekilde dönüşmektedir. Bilgiye ulaşmanın neredeyse herkes için çok kolay ve artık çok daha ucuz olduğu bir dünyada önemli olan bilgiye sahip olmaktan çok bu bilgiyi her yönüyle gerek bugün gerekse yarınlar için çok daha faydalı hale getirecek şekilde onu işleme becerileridir. Bu beceriler de yaşanan değişimle birlikte aynı kalmamakta sürekli değişmektedir. Önceden 21.yüzyıl becerileri diyerek genel olarak kolayca ifade edilen öğrencilere kazandırılması gereken beceriler artık beşer yıllık planlarla güncellenmektedir. Eğitim de devletler için ekonomiye destek veren bir kol olmaktan çıkmış, geleceği belirleyen en önemli etkenlerden biri olmuştur (TEDMEM, 2022).

Ülkelerarası ve kültürlerarası iletişimin ve etkileşimin bu kadar arttığı ve hızlandığı bir dönemde geleceği en çok etkileyecek konulardan biri olan eğitim konusunda bir ülkeyi diğerlerinden daha farklı düşünmek pek de mantıklı olmayacaktır.

Eğitimdeki başarı ülkelerin hem bugününü hem de gelecekteki sosyoekonomik

(15)

2

durumlarını doğrudan etkilemektedir. Türkiye de dâhil olmak üzere her ülke bu değişimi ve dönüşümü anlamak ve gerekli çözümleri üretmek zorundadır.

Eğitim konusunda bazı iyi niyetli çalışmalar olsa da Türkiye dünya çapında hazırlanan raporlarda ne yazık ki en alt sıralarda yer almaktadır. Bu raporlardan en bilineni PISA raporudur. PISA her 3 yılda bir OECD tarafından hazırlanan ve amacı dünyadaki öğrencilerin düzeylerini değerlendirmek olan bir araştırmadır. İlk kez 2000 yılında yapılan bu araştırmaya Türkiye de 2003’ten beri katılmaktadır. Farklı ülkelerde örgün eğitime devam eden 15 yaş grubundaki öğrencilerin; Matematik okuryazarlığı, Fen Bilimleri okuryazarlığı ve Okuma Becerileri konu alanlarındaki düzeyleri yanında, motivasyonlarını, kendileri hakkındaki görüşlerini, öğrenme biçimlerini, okul ortamlarını ve aileleri ile ilgili verilerini toplanmaktadır. Bu araştırmaların sonuçları ulusal bir rapor hâlinde düzenlenmekte ve eğitim-öğretim programlarının geliştirilmesinde karşılaşılan eksiklerin giderilmesinde ve eğitim alanında yapılan araştırmalara kaynak olarak kullanılmaktadır (MEB, PISA Nedir?, 2022).

Gerek Okuma Becerilerinin ayrı bir başlık olarak yer alması gerekse Matematik ve Fen Bilimleri alanlarının okuryazarlık olarak ifade edilmesi okuma ve okuduğunu anlama becerisinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Son olarak 2018 yılında yapılan PISA’ya göre Türkiye, her ne kadar skorlarını artırmış da olsa istediği noktada değildir. Bu araştırma için en önemli konulardan biri olan Okuma Becerileri alanında Türkiye araştırmaya katılan 79 ülke arasında 40., 37 OECD ülkesi arasında ise 31.

olmuştur (MEB, 2022). Özetle Türkiye’nin eğitimde okuma becerileri alanında eğitim programını geliştirmesi gerekmektedir.

Bu konuda farklı yöntemler uygulansa da eser analizi metodu en etkin uygulamalardan biridir. MEB müfredatında eser analizi zorunlu olmayıp öğretmenin inisiyatifinde olan bir uygulamadır. Derslerin bir kısmı metin parçalarının analizine ayrılmış bulunmaktadır. Dünya çapında binlerce okulda kabul görüp uygulanan ve üst düzey üniversiteler tarafından bir kabul kriteri olarak kabul edilen Uluslararası Bakalorya Diploma Programı’nda (UBDP) ise Dil ve Edebiyat dersleri tamamen eser analizi üzerinden ilerlemektedir.

(16)

3

Uluslararası Bakalorya Organizasyonu (UBO) sürekli öğrenen, değişime açık ve farklılıklara saygılı bireyler yetiştirmeyi amaçlar. UBO öğrencilere kazandırmayı amaçladığı bu becerileri doğal olarak öncelikle bir organizasyon olarak kendi programlarında da uygulamalıdır. Bu sebeple sürekli gelişim için yeni araştırmalara katılmakta ve uygulanan programı sürekli olarak geliştirmektedir. Sistem düşüncesinin dünyadaki en önemli isimlerinden biri olan Peter Senge’nin de katıldığı bir çalışma ile eğitimde sistem düşüncesinin daha da ileri bir noktaya taşınması için Uluslararası Bakalorya (UB) okullarında çok önemli bir araştırma yapılmıştır. Bu çalışmada Senge ve arkadaşları sistem düşüncesi ve sistem duygusu birleştirilerek “Sevecen Sistemler”

oluşturulması gerektiği tezini ortaya atmıştır. Massachusetts Institute Technology (MIT) ve Penn State University gibi önemli üniversitelerin de içinde olduğu bu araştırmanın uygulaması UBO’nun da araştırmaya katılımıyla 2017 yılında dünyanın farklı bölgelerindeki 10 UB okulunda yapılmıştır. Araştırma sürecinde sistem düşüncesi araçları da etkin olarak kullanılmıştır. Okullarda sevecen sistemler (Caring systems) uygulandığında öğrencilerin özellikle dünyadaki sorunlara bakış açısında bir ilerleme gözlemlenmiştir (Senge P. , Okullarda Şefkatli Sistemler Çerçevesi, 2019). Bu araştırma sistem düşüncesinin eğitimde verimliliği artırabileceğini göstermiştir. Ayrıca UBO’nun da gerek kendini yenilemeye ve geliştirmeye açık olduğunu gerekse sistem düşüncesi kavramına ve uygulamada sistem düşüncesi araçlarının kullanımına açık olduğunu göstermesi açısında önemli bir araştırmadır.

Sistem, birden fazla parçanın veya sistemin daha büyük bir amaca ulaşmak adına uyumlu bir şekilde bir araya gelmesidir. Sistem düşüncesi de bu yüzden tüm olaylara bir sistem olarak bakmayı gerektirir. Sistem düşüncesi, parçaların önemini küçümsemeden her konuya bütüncül bakmak ve gerek problemlere gerekse çözümlere bütüncül yaklaşmak demektir. Peter Senge’nin dediği gibi sistem düşüncesi; kişisel hâkimiyet, zihni modeller, paylaşılan görme gücünün oluşturulması ve takım halinde öğrenme disiplinlerinin her birini güçlendirerek bize bütünün parçalarının toplamından daha fazlası olduğunu sürekli olarak hatırlatır (Senge, 1998).

Sistem düşüncesinin farklı disiplinlerde kullanımı gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. 21.yüzyılda teknolojinin de etkisiyle hayatımızın her alanında büyük değişimler yaşanmaktadır. Dinamik olan sorunlar karşısında geliştirilmesi gereken pek

(17)

4

çok beceriye ihtiyaç duyulmaktadır. Şu bir gerçektir ki dünyayı olduğu gibi değil olduğumuz gibi görürüz. Karmaşık olan dünyayı sezgilerimizle anlayamayacağımızdan doğru bir bakış açısına sahip olmamız çok önemlidir. Sistem düşüncesi, ihtiyacımız olan doğru algılar için doğru bir bakış açısı olacaktır.

Sistem düşüncesinin doğrusal değil döngüleri temel alan bir yaklaşımı vardır.

Sistem düşüncesinin verimli bir şekilde uygulanmasını sağlayan temel araçlar, zaman boyunca davranış grafiği, stok-akış diyagramı ve nedensel döngü diyagramıdır. Araçların her biri birbiriyle ilişkilidir. Birinin yapısını anlamak için diğerini kullanmak gereklidir.

Zaman boyunca değişim grafiğindeki değişimin yapısı stok-akış diyagramıyla anlaşılabilir. Her sistemin içinde yer alan nedensel döngüleri görebilmek nedensel döngü diyagramı ile mümkündür.

Sistem düşüncesi yaklaşımı yapısı gereği yaşamın tüm alanlarında kullanılabilecek geniş bir uygulama alanına sahiptir. Eğitim gibi tüm bireylerin hayatına dokunan ve bakış açısının şekillenmesine katkıda bulunan bir alanda sistem düşüncesinin yeterince kullanılmaması büyük bir eksikliktir. 21.yüzyılda bilgiye ulaşmak gibi bir sorun yoktur. Hatta bilgi her yerdedir. Önemli olan doğru zamanda doğru bilgiye ulaşmaktır.

Dokümantasyon Derneği’ne (ASTD) göre dünyadaki bilgi miktarı son on yılda iki katına çıkmıştır ve her 18 ayda iki katına çıkmaktadır. Bilginin azalan yarı ömrüyle mücadele etmek için yeni uygulama yöntemleri geliştirmek zorunda kalınmıştır. Eğitimin amacı da bu değişime ayak uydurabilecek bireyler yetiştirmek olmuştur.

Sistem düşüncesi yaklaşımının kullanılması öğrenmede çok kritik bir nokta olan eleştirel düşünme becerilerinin gelişmesine katkı sağlayacaktır. Sistem düşüncesi, sistemin parçaların odaklanmak yerine, bir adım geriye çekilerek bütün resmi görmeye teşvik eder. Sistem düşüncesi, ağaçlarla birlikte ormanı görmeye çalışmaktır (Lyneis, 1995). Aynı zamanda öğretmenler, öğrencilerin büyük resmi görmelerini sağlayarak, onların dünyadaki karmaşık sorunlara çözüm yolları bulmaları konusunda destek olabilirler. Sistem düşüncesi araçları gerek öğrencilerin gerekse öğretmenlerin çözüm üretme konusunda ellerini güçlendirebilecektir.

UB’nin uyguladığı disiplinlerarası öğrenme gibi eğitim yaklaşımları sistem düşüncesi yaklaşımına oldukça yakındır. UB 1968 yılında 16-19 yaşlar arası öğrenciler

(18)

5

için üniversite öncesi Diploma Programı ile başlamıştır. Program iki önemli özelliği ile ön plana çıkmıştır. Birincisi kültürler arası saygıyı temel alması, ikincisi uluslararası geçerliliği olan üniversite giriş yeterliliği ile ailelere coğrafi hareketlilik imkânı vermesidir. Programa 1994’te Orta yıllar Programı, 1997’de de İlk Yıllar Programı eklenmesiyle öğrenciler temelden üniversiteye geçişe kadar uluslararası bir eğitim alabilme imkânı bulmuşlardır. 2012’de Kariyer Odaklı Program’ın eklenmesi UB’ye zenginlik katmıştır. Bu dört programı bir arada tutan şey uluslararası bilinçtir.

Tüm UB programlarının amacı, ortak insanlık vasıflarının ve gezegeni koruma görevinin farkında olan uluslararası bilince sahip insanlar yetiştirmektir. Bu amacın merkezinde uluslararası bilinç yer alır (Uluslararası Bakalorya eğitimi nedir?, 2017). UB aslında öğrencilerin dünya vatandaşı olabilmelerini hedeflemektedir. Bu da uluslararası bilinçle dolayısıyla kültürlerarası farkındalık ile mümkündür. Kültürü etkileyen çok fazla faktör vardır ve benzerlikler etrafında toplananlar benzer kültüre sahip olurlar. Kültür, toplumdaki etkileşimleri ve sosyal yaşamı belirleyen her şeyi içermektedir. Bilinçli ve bilinçsiz sergilenen bütün davranışlar kültürün etkisindedir. Hofstede, kültürün aklımızın yazılım sistemi olduğunu söylemiştir (Fennes & Hapgood, 1996). Kültür manifestosuna bakıldığında semboller, kahramanlar, ritüeller ve en temelinde değerler olduğu görülmektedir (Hofstede, 1991). Kültürün çekirdeğini değerler oluşturur. Değerler sistemi çocukluk döneminde dolaylı yollardan öğrenilmektedir. Hofstede değerleri, belli durumları diğerlerine seçme eğilimi olarak ifade eder. Değerler, zıtlıklarla ölçülür ve iki zıt durumdan biri seçilir. Burada önemli olan nokta tercihlerin diğerlerinin değerlerini dışlamaması gerektiğidir. Başka kültürlere şans vermek, tanımaya çalışmak bireylerin ufuk çizgisini genişletecektir. İnsanların kendi kültürlerinde bazı sorunların çözülmesini engelleyen birtakım kurallar, sınırlar olabilir. Küresel bakış açısına sahip olmak başka türlüsünün de mümkün olduğunun fark edilmesini sağlar. Kültürel karşılaşmalardan zenginleşerek çıkmanın yolu ön yargısız olmak ve benzerliklere odaklanmaktır.

Kültürel farklılıklar her ne kadar bir zenginlik olsa da bireysel veya toplumsal alanlarda yıkıcı sonuçları olabilmektedir. Küçük tartışmalardan yıkıcı savaşlara kadar birçok olayın sebepleri arasında kültürel farklılıklar da yer alır. Bu yüzden kültürel farklılıkların farkındalığı büyük önem taşır. Kültürel farklılıkların farkındalığı UB’nin amaçlarından biridir. UB kültürlerarası anlayış ve saygı ile daha iyi ve daha huzurlu bir

(19)

6

dünya oluşturulmasına yardımcı olacak araştıran, sorgulayan, bilgili ve duyarlı genç insanlar yetiştirmeyi amaçlar. Program dünya genelinden öğrencilerin diğer insanlarında farklılıklarıyla birlikte kendi doğrularına sahip olabileceklerini anlayan, etkin, sevecen ve yaşam boyu öğrenmeye inanan bireyler olmasını teşvik eder (IBO, 2022). UB programlarında çok dillilik de önemli bir yere sahiptir. Birden fazla dilde iletişim kurabilmek kültürler arası saygı ve anlayışı getiren etkenlerden biri olarak kabul edilmektedir. Çünkü bir milletin kültürünü bilmeden dilini tam olarak öğrenebilmek mümkün değildir.

Uluslararası müfredatlar bile onu yapan ülkelerin değerlerini taşır. UB’nin farkı daha batılı değil daha uluslararası olmasıdır. UB öğrencileri bir kültürün diğerinden üstün olmadığını, insanların kendi penceresinden başkalarını ölçmemesi gerektiğini ve başkalarının da doğru olabileceğini öğrenirler.

UB’nin eğitiminin merkezinde yer alan öğrencilere kazandırmak istediği nitelikler şunlardır:

1. Araştıran-sorgulayan: Öğrenmenin gerçekleşmesi için gerekli olan en temel şey meraktır. Merak olmazsa öğrenme de olmaz. Bu nedenle UB’nin hedefi öncelikte öğrencilerde bir merak uyandırmak sonra bu yolda araştırma yapmak ve yaptığı araştırmaları kabul etmeden önce sorgulamalarını sağlamaktır.

2. Bilgili: Kavramlar geliştirirken bilginin disiplinler arasında araştırılması gerekir. Tek yönlü olmamak öğrencilere her zaman fayda sağlayacaktır. Küresel düşünüp yerel hareket etmenin önemi de vurgulanmaktadır.

3. Düşünen: Eleştirel ve yaratıcı düşünme becerilerine sahip bireyler yetiştirmek UB’nin en temel hedeflerinden biridir. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte dünyada karmaşık problemlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Öğrencilerin bu öngörülemez sorunlara çözüm üretebilmeleri için çok yönlü düşünebilmeleri ve karar alırken inisiyatif de kullanabilmeleri gerekmektedir.

4. İletişim kuran: Öğrenme yolunda takım halinde çalışma başarılının olabilmenin önemli bir parçasıdır. UB başkalarıyla rahatlıkla iletişim kurabilen ve gerektiğinde fonksiyonel iş birliği yapabilen öğrenciler yetiştirmeyi hedeflemektedir.

(20)

7

5. İlkeli: Öğrencileri sadece kendini değil tüm dünyayı düşünen, adil ve dürüst bireyler olmaları bir diğer hedeftir. Hatalar elbette olacaktır önemli olan bu hatalardan ders çıkarmak ve onların sonuçlarının sorumluluğunu almaktır.

6. Açık görüşlü: Farklı bakış açılarına şans vermek çok önemlidir. Çeşitlilikleri bir güç, kişisel gelişim imkânı olarak ele almak her zaman insanlığın faydasına olmuştur.

Unutulmamalıdır ki siyah ve beyazın arasında bir de gri renk vardır. Burada kritik olan nokta bir kültürden diğerine bazı şeyler alınırken dikkatli olunması gerektiğidir.

Her milletin hatta her ailenin ayrı bir kültürü vardır. Dolayısıyla bu konuda görecelilik söz konusudur. Güzel olduğu düşünülen bir unsur farklı bir kültüre olduğu gibi uygulandığında oldukça olumsuz sonuçlarla da karşılaşılabilmektedir. Farklı kültürlerden yenilikler almak bireyleri zenginleştirir ancak neyi kabul ettiklerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Kültürel karşılaşmalardan zenginleşerek çıkmanın yolu ön yargısız olmak ve benzerliklere odaklanmaktır.

7. Duyarlı: Öğrencilerin çevresinde olup bitenlere karşı duyarlı olmaları önemsenmektedir. Sorunlar sadece ucu kendilerine dokunduğu zaman değil en başından dikkatlerini çekmelidir. Tespit ettiklerini sorunlar konusunda da ellerinden ne geliyorsa yapma noktasında cesur olmaları beklenmektedir. Empati kuran, saygılı ve şefkatli bireyler yetiştirmek UB’nin bir diğer hedefidir.

8. Riski göze alan: UB, öğrencilerini neredeyse global bir köye dönüşmüş baş döndürücü bir hızla değişen dünyada belirsiz bir geleceğe hazırladığının bilincindedir.

Oldukça karmaşık sistemler içeren ve sürekli değişen bu dünyaya uyum sağlama becerisine sahip dayanıklı bireyler yetiştirmek için çaba gösterilmektedir.

9. Dengeli: Yaşamın entelektüel, fiziksel ve duygusal yönleri vardır. Bunlar arasında diğer insanlarla iş birliği yaparak denge kurabilmek önemlidir.

10. Dönüşümlü düşünen: Dünya hızla değişirken öğrenciler deneyimleriyle kendilerini oluştururlarken bazen bir durmaları gerektiğinin bilincinde olmalıdırlar. Olayların anlamlandırılabilmesi, etraftakilerle empati kurulabilmesi ve parçalar arasındaki ilişkilerin fark edilebilmesi için bazen durmak ve dışarıdan bakıp öyle devam etmek hayati önem taşır.

(21)

8

UB altı öğretim ve beş öğrenme yaklaşımını benimsemiştir. Tüm UB programlarında öğretim:

1. Araştırma ve sorgulamaya dayanır 2. Kavramları anlamaya odaklıdır

3. Yerel ve kültürel bağlamlarda geliştirilir 4. Verimli ekip çalışması ve iş birliğine odaklıdır 5. Kapsayıcıdır ve farklılığa değer verir

6. Değerlendirmeyi yol gösterici olarak kullanır

Öğrencinin öğrenmeyi nasıl öğreneceğine odaklanan beş yaklaşıma dayana UB programı şu becerileri içerir:

1. Düşünme becerileri; eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme ve etik düşünme gibi alanları içerir.

2. Araştırma becerileri; kıyaslama, araştırma, onaylama ve önceliklendirme gibi alanları içerir.

3. İletişim becerileri; yazılı ve sözel iletişim, etkili dinleme ve savları biçimlendirme gibi alanları içerir.

4. Sosyal beceriler; olumlu ilişkileri kurma ve sürdürme, dinleme becerileri ve ihtilaf çözümleme becerileri gibi alanları içerir.

5. Öz yönetim becerileri; hem zaman ve görev yönetimi gibi örgütleme becerilerini hem de ruhsal durum ve motivasyon yönetimi gibi duygusal becerileri içerir (Uluslararası Bakalorya eğitimi nedir?, 2017)

Sonuç olarak UB’nin felsefesi incelendiğinde tüm paydaşlarının daha iyi ve barışçıl bir dünya için çalıştıkları görülmektedir. Birçok yönden benzersiz olan programlarının yenilikçi fikirlere açık olması ayrıca çok kıymetlidir. UB’nin misyonunda yer alan “UB eğitim programı ve sertifikalarından çok daha fazlasıdır.” ifadesi sistem düşüncesinde olduğu gibi bütüncül bir yaklaşımının olduğunun göstergesidir (IB Diploma Programı Broşürü, 2017). UB programı uygulayan okullar değişime ve gelişime açık yapılarıyla bunu en iyi şekilde uygulamaya çalışmaktadırlar. Bu okullar (Stoll &

Fink, 1996) Hareketli Okullar (Moving Schools) kategorisinde yer alırlar. Yani kendine güvenen, risk alan ve devamlı gelişmeyi isteyen okullar bu programı benimseyebilirler.

(22)

9

Türkiye’de UB, 1994 yılında uygulanmaya başlanmıştır. UB programı kapsamında öğrencilere okutulan Türk Dili ve Edebiyatı dersi eser analizi metodu ile işlenmektedir. Öğrencilerin eser analizi yapabilmeleri için derin okuma yapmaları gerekmektedir. Sistem düşüncesi araçlarının kullanımı öğrencilerin derin okuma yapmalarına ve bunun sonucu olarak da eleştirel düşünme becerilerinin gelişimine katkı sağlayacaktır.

Eğitimde sistem düşüncesi konusunda hazırlanmış sınırlı sayıda tez bulunmaktadır. Bunlardan Hasret Nuhoğlu’nun “İlköğretim Fen ve Teknoloji Dersinde Sistem Dinamiği Yaklaşımının Tutuma, Başarıya ve Farklı Becerilere Etkisinin Araştırılması” konulu doktora tezinde sistem dinamiği yaklaşımının ilköğretim Fen ve Teknoloji dersinde uygulanmasının etkileri 7.sınıf öğrencileri üzerinde yapılan bir araştırmayla tartışılmıştır. Yapılan deneysel araştırmanın sonucunda sistem dinamiği yaklaşımının öğrenciler üzerinde olumlu etkileri görülmüştür (Nuhoğlu, 2008).

Ali Bal tarafından hazırlanan “Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük Dersinin Sistem Düşüncesi ve Simülasyona Dayalı Öğretimi” konulu yüksek lisans tezinde ise sistem düşüncesinin İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde nasıl uygulanacağı tartışılmıştır. Simülasyon modeli kullanılarak yapılan uygulamaların olumlu sonuçlar sağladığı tespit edilmiştir (Bal, 2005).

Özlem Taşdelen tarafından hazırlanan “Biyoloji Öğretmen Adaylarının Sistem Düşüncesi ve Biyolojik Mantık Yaklaşımlarına Yönelik Algı ve Becerilerinin Değerlendirilmesi” konulu doktora tezinde ise öğretmen adaylarının sahip olduğu sistem düşüncesi becerileri tartışılmış biyoloji öğretmenlerinin benzer bilimsel temellere sahip sistem düşüncesi yaklaşımına sahip oldukları gözlenmiştir (Taşdelen, 2016).

Derya Devrimsel 2016 yılında Yüksek Lisans Tezinde Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Türk Dili ve Edebiyatı ve Uluslararası Bakalorya Diploma Programı Dil A:

Edebiyat (Türkçe) Dersi öğretim programlarını karşılaştırmıştır. Çalışmada MEB Türk Dili ve Edebiyatı öğretim programı ve UBDP Dil A: Edebiyat (Türkçe) programları eğitim felsefeleri, amaçları, yapı ve içerikleri, hedef /kazanımları, öğrenme–öğretme süreçleri, öğretmenin rolü, ölçme ve değerlendirme yaklaşımları açısından karşılaştırılmıştır. Buna göre eğitim felsefeleri bakımından karşılaştırıldığında MEB Türk

(23)

10

Edebiyatı öğretim programının bireyin gelişimini esas alan ögeleri ve edebî eserleri inceleme ile ilgili bilgi ağırlıklı ögelerden fazladır, bu programda toplumsal ögelere yer verilmediği görülmektedir (Devrimsel, 2016).

Bu tezde sistem düşüncesi araçlarının eğitim sürecinde, özellikle de kritik bir alan olan dil eğitiminde kullanımı ele alınmıştır. ESD araçlarının Türk Dili ve Edebiyatı dersinde eser analizi çalışmalarında kullanımı ve kullanımının derin okuma yapmaya etkisi tartışılmıştır.

1.2. Amaç

Bu araştırmanın amacı sistem düşüncesi yaklaşımının Türk Dili ve Edebiyatı dersinde kullanılmasının öğrencilerin derin okuma yapmasına katkısının incelenmesidir.

Bu amaçla sistem düşüncesi araçları ile eser analizi yapılmasının öğrencilerin derin okuma yapmalarına katkısının olup olmayacağı veya ne düzeyde olacağı tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca araştırmada UB programı uygulanan ve uygulanmayan okullardaki öğrencilerin eser analizi yöntemlerinin farklılıkları ve sistem düşüncesi araçlarının getirebileceği katkılar da tartışılmıştır. Buna göre;

a. Sistem düşüncesi araçlarının Türk Dili ve Edebiyatı dersinde derin okumaya ve okuduğunu anlamaya etkisi var mıdır?

b. MEB müfredatı ile UB programları arasında eser analizi konusunda benzerlikler ve farklılıklar nelerdir?

c. Öğrencilere göre hangi sistem düşüncesi araçları eser analizi konusunda daha etkili olmuştur?

d. Sistem düşüncesi araçlarının öğretmene dersin işleyişini zenginleştirmesi konusunda katkısı nedir?

1.3. Önem

Bu araştırma ile sistem düşüncesi araçlarının başta Türk Dili ve Edebiyatı dersi olmak üzere eğitimde bir yöntem olarak kullanılmasına katkıda bulunulacaktır. Sistem araçlarının kullanılmasının eser analizi yapmaya katkısının olabileceği tartışılacaktır.

Öğrencilerin derin okuma yapabilmeleri için sistem düşüncesi araçlarının nasıl daha etkili kullanılabileceği değerlendirilerek derslerin daha verimli geçmesini sağlayacak araçlar ön plana çıkartılacaktır. Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenlerine farkındalık kazandırılarak,

(24)

11

onların da sistem düşüncesi araçlarını kullanmaları teşvik edilebilecektir. Öğrencilere farkındalık kazandırılarak kendilerini bu konuda geliştirmeleri sağlanabilecektir. Ayrıca UB programı ile MEB programı arasındaki Türk Dili ve Edebiyatı düzlemindeki uygulama farkları değerlendirilerek faydalı paylaşımlar oluşabilecektir.

1.4. Varsayımlar

Bu araştırmada aşağıdaki varsayımlardan hareket edilmiştir:

1. Öğrencilerin sistem düşüncesi araçlarını sağlıklı bir şekilde anladıkları ve uyguladıkları varsayılmıştır.

2. Öğrencilerin ve öğretmenlerin değerlendirmelerinde objektif oldukları varsayılmıştır.

3. Araştırma uygulanan öğrencilerin Türk Dili ve Edebiyatı dersinde uygulanan programı doğru kavradıkları ve uyguladıkları varsayılmıştır.

4. Araştırmada kullanılacak olan kitabın öğrencilerin kavraması ve inceleyebilmeleri açısından uygun olduğu varsayılmıştır.

1.5. Sınırlılıklar

Araştırmanın sınırlılıkları şöyledir:

1. Araştırma çalışma yapılan 11.sınıf öğrencileriyle sınırlıdır.

2. Edebi tür olarak roman ile sınırlıdır.

3. UB ve MEB müfredatları ile sınırlıdır.

(25)

12

2. BÖLÜM: KAVRAMSAL ÇERÇEVE

21. yüzyılda ilerlerken değişimin hızı gün geçtikçe artmaktadır. Bu yüzyılda ihtiyaç duyduğumuz beceriler de doğal olarak buna uygun olarak değişmiştir ve zaman geçtikçe değişmeye devam etmektedir. P21 platformunun öğretmenler, akademisyenler ve iş dünyasındaki liderlerin katkılarıyla hazırladığı tabloya göre bu beceriler şöyledir:

Öğrenme ve Yenilenme Becerileri Yaratıcılık ve Yenilenme

Eleştirel Düşünme ve Problem Çözme İletişim ve İşbirliği

Bilgi, Medya ve Teknoloji Becerileri Bilgi Okuryazarlığı

Medya Okuryazarlığı

Bilgi ve İletişim Teknolojileri (ICT) Okur-Yazarlığı Yaşam ve Meslek Becerileri

Esneklik ve Uyum

Girişimcilik ve Öz-Yönelim Sosyal ve Kültürlerarası Beceriler Üretkenlik ve Sorumluluk

Liderlik ve Sorumluluk (Minizma, 2022)

Buna göre “iletişim, adaptasyon ve inovasyon” becerileri, 21.yy bireylerinin ihtiyaç duyacağı yeteneklerin ana iskeletini oluşturur. Bu beceriler parçaları ihmal etmeden bütüncül bakabilmeyi, değişken şartlara hızlıca adapte olabilmeyi ifade eder.

(26)

13

Yeni dönemde bu beceriler kritik öneme sahiptir. Yapılara ve olaylara bu gözle bakabilmek sistem düşüncesine sahip olmayı gerektirir. Sistem düşüncesini doğru anlamak içinse öncelikle sistem kavramını anlamak önemlidir.

2.1. Sistem Nedir?

Sistemler hayatın her yerindedir. En ufak yapıdan uzayın tamamına kadar hemen her alanda sistemlerle karşılaşırız. Kısaca bir şeyi başarmak için tutarlı bir şekilde düzenlenmiş, birbirine bağlı öğeler kümesine sistem denir. Sonuçta bir sistem parçalardan oluşur. Bu parçaların etkileşimde olması ve bir amaçlarının olması da önemlidir (Meadows, 2021).

Klasik bir ifadeyle bir sistem parçalarının toplamından fazlasıdır. Sistemler değişken yapılardır. Mekanik veya organik olabilirler. Bazı durumlarda sistem kuralları belirli ve sabit bir şekilde oluşurken bazı durumlarda da süreç ilerledikçe değişen bir yapıdadır. Sonuçta sitem bütüncül bir yapıdır ve bütünü anlamadan sistemi anlamak mümkün değildir.

Nasıl ki ormanlar ağaçlardan oluşur fakat bir ağacı görmek ormanı anlamak için yeteli değildir, parçalara bakarak sistemi tamamen anlamak da mümkün olmaz. Bir sufi öğretisinin de dediği gibi “ Bir’i anladığınız için İki’yi de anlamanız gerektiğini düşünürsünüz çünkü Bir ve Bir, İki eder. Fakat unuttuğunuz şey Ve’yi de anlamanız gerektiğidir.” Bu da parçalar kadar parçalar arası etkileşimin, bağlantıların da çok önemli olduğunu anlatır. Sistem içindeki bilgi akışı sistemi bir arada tutar.

Her sistemin doğal olarak bir amacı vardır ve bu sistem davranışının en önemli belirleyicisidir. Hatta bazı sistemler alt sistemlerden oluştuğu için bazı durumlarda amaçların içinde başka amaçlar da olabilir. Alt amaçların ana amacı desteklemesi sistemin başarısını da etkiler.

Sonuçta olaylara bir sistem gözüyle bakabilmek yani sistem düşüncesine sahip olmak hem amaca ulaşmak hem de süreçleri doğru değerlendirmek ve daha ileriye taşımak adına önemlidir.

(27)

14

2.2. Sistem Düşüncesi

Sistem düşüncesi günlük hayatta farklı açılardan belki de bazen fark etmeden sıkça kullanılmaktadır. Sistem düşüncesi bazı kavramlarla çok ilgilidir.

Bunlardan ilki sinerjidir. Sinerji Fransızca bir sözcüktür. TDK’ye göre artı güç, görevdaşlık, bir işi yapmak ve sonuçlandırmak için varılan ortak istek, güç anlamlarına gelir. Sinerji yaratmak da bir sonuca katkısı olabilecek birkaç etkeni bir arada harekete geçirerek güç elde etmek demektir (TDK, 2022). Günlük yaşantıda sıklıkla kullanılan bu kelime sistem düşüncesinin tek kelimelik tanımı gibidir.

İkinci kavram ise felsefi bir görüş olan holizmdir. Eski Yunancadaki “bütün, tüm”

anlamındaki “Holos” kelimesinden gelmektedir. Holizm anlayışına göre alan fark etmeksizin her durumda, bir doğal sistemin bütünü, kendisini oluşturan parçaların her birinden ve bütün sistemi oluşturan alt sistemlerden farklı bir yapıya sahiptir (Yıldırım, 2022). Mesela insan vücudu farklı organlar veya organ sistemlerinden oluşur. Fakat bu sistemlerin biri veya birkaçı insanı tanımlamak için yetersizdir. Sistem kuramı içerisinde değerlendirilen bir yaklaşımdır.

Sistem düşüncesi ile ilgili başka bir felsefi yaklaşım da Gestalt kuramıdır. Gestalt kavramı Almancada şekil, form anlamına gelmektedir. Gestalt kuramı ilk olarak 19.yüzyılın sonlarında Christian von Ehrenfels tarafından ortaya konmuştur. Gestalt kuramına göre bütün parçaların toplamından farklı bir anlam ifade eder ve birey bütünü parçalarına ayrıştırarak değil bütünlük içinde algılar (Şener, 2022). Holizm veya Gestalt kuramı sistem düşüncesinin felsefi temelleri gibidir.

Üçüncü kavram ise uyumdur. Biyolojideki doğal seçilim, belirli bir türde dış çevreye uyum konusunda daha elverişli özelliklere sahip organizmaların bu elverişli özelliklere sahip olmayan diğer bireylere göre yaşama ve üreme şanslarının daha yüksek olması ve bunun sonucu olarak genlerini yeni kuşaklara aktarabilmeleri yoluyla işleyen evrimsel mekanizmadır (İstanbulÜniversitesi, 2022). Doğada en güçlü canlılar değil değişen ortam şartlarına uyum sağlayan canlılar hayatta kalır.

Buna göre en güçlü sistem parçalarının hepsi en iyi olan değil en uyumlu olandır.

Her sistem parçalarının zaaflarını bünyesinde barındırır. Bazen bir parçanın görevi diğer

(28)

15

parçanın zaafını ortadan kaldırmaktır. Klişe bir ifadeyle bir zincirin gücü en zayıf halkası kadardır.

Bütün bu kavramların ışığında sistem, birden fazla parçanın veya sistemin daha büyük bir amaca ulaşmak adına uyumlu bir şekilde bir araya gelmesidir. Sistem düşüncesi de bu yüzden tüm olaylara bir sistem olarak bakmayı gerektirir. Sistem düşüncesi, parçaların önemini küçümsemeden her konuya bütüncül bakmak ve gerek problemlere gerekse çözümlere bütüncül yaklaşmak demektir.

Sistem düşüncesi yaklaşımı bütün kadim bilgilerde görülmektedir. 13.yüzyılda yaşamış ve etkisi bütün dünyaya ulaşmış olan Mevlana Celaleddin Rumi’nin Mesnevi adlı eserinde bir Hintli hayatlarında hiç fil görmemiş insanların yaşadığı bir köye bir fil getirir. Fili karanlık bir ahıra koyar. Köylüler karanlık ahırda file ellerini sürerek tanımaya çalışırlar. Filin kulağını tutan onun bir oluk olduğunu söyler. Ayağını tutan direğe, sırtını tutan tahta benzetir. Sadece bir bölümüne dokunabildikleri için hepsi hatalıdır (Can, 2016). Günlük hayatta da olaylara bütün olarak bakmak yerine parça parça bakıldığı için ortaya böyle bir manzara çıkmaktadır. Oysa bütün barçalarından büyüktür. Sistem düşüncesi, sistemi oluşturan bir parçanın ayrıntılarına odaklanmak yerine, bütünü ve nedensellik ilişkiler ağını görmeye odaklanan bir bakış açısıdır.

Mesnevi’deki bir başka öyküde bir tüccar oğlunu mutluluğun sırrını öğrenmesi için bir bilgenin yanına gönderir. Bilge bir tepenin üzerinde güzel bir şatoda yaşamaktadır. Delikanlı çölde kırk günlük yolculuğun ardından bu şatoya ulaşır. Dingin bir ortamda bir ermişle karşılaşmayı beklerken kendirini bir sürü tüccarın girip çıktığı sohbetlerin edildiği yemeklerin yendiği bir salonda bulur. Bilgenin bu insanlarla konuşmasını bekler ve sırasını geldiğinde ona kendisine mutluluğun gizini açıklayıp açıklayamayacağını sorar. Bilge buna zamanı olmadığını gidip şatoda dolaşmasını iki saat sonra kendisini görmeye gelmesini söyler. Ama bir ricada bulanacağım diye ekler.

Delikanlının eline içinde iki damla yağ olan bir kaşık verir. Dolaşırken bu kaşık elinde olsun ve yağın dökülmemesine dikkat et der. Delikanlı gezerken gözünü kaşıktan ayıramaz. İki saat sonra bilge kendisine neler gördün diye sorduğunda yağı dökmemeye çalışırken hiçbir şey göremediğini itiraf eder. Bilge gidip şatodaki güzellikleri görmesini söyler. Bu sefer delikanlı şatodaki güzelliklere odaklanır ancak bilgenin yanına geri geldiğinde bu sefer kaşıktaki yağın dökülmüş olduğunu görür. Bunun üzerine bilge

(29)

16

mutluluğun gizini açıklar. Mutluluğun gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan (Can, 2016). Bu bilgenin verdiği öğüt gibi sistem düşüncesi de parçalara değil bütüne odaklanılması gerektiğini söylemektedir.

Aristotales de MÖ 400’de, Metafizik adlı eserinde “Pek çok parçası olan ve bir yığın olmayan şeyler için bütün parçalarından ayrı bir şeydir.” demiştir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Sistem düşüncesinin mantığı çok eskilere dayansa da bunun teorik olarak hayatımıza girişi o kadar da eski değildir.

2.3. Sistem Düşüncesinin Öncüleri

Sistem düşüncesinin öncüleri Jay W. Forrester, Donella H.Meadows, Dennis L.Meadows, John Sterman, Richard Bennett ve Peter Michael Senge’dir.

İlk adım Jay W. Forrester’ın Masachusets Teknoloji Enstitüsü (MIT) Sloan Yönetim Okulunda yaptığı çalışmalarla atılmıştır. 1956 yılında “Ekonomik Sistemlerin ve Endüstriyel Organizasyonların Dinamik Modelleri” başlıklı fakülte araştırma semineri bildirisi D-Bildiriler ( dinamik modelleme bildirileri) serisinin ilki olmuştur. 1961 yılında yazmış olduğu Endüstri Dinamikleri adlı kitap felsefe ve yönetim konusunda çok önemli bir kaynak eser olmuştur. 1970 yılında, Roma Kulübü’nün (Kendilerini insanlığın geleceği için ortak bilgi paylaşımı yapan dünya vatandaşları olarak tanımlayan bir düşünce kuruluşu.) bir toplantısına davet edilen Jay W. Forrester, dönüş yolculuğunda dünyanın sosyoekonomik sisteminin sistem dinamiği modelinin ilk taslağı olan World 1 Modelinin stok-akış diyagramlarının taslakları üzerinde çalışmıştır. Forrester daha sonra World 2 modelini de üretmiştir. Forrester, sistem dinamiğini K-12 sürecine yayma konusunda da çalışmalar yapmıştır.

1958 yılında Richard Bennett Simple adlı ilk Sistem Dinamikleri bilgisayar modelleme dilini geliştirmiştir. SIMPLE, Simulation of Industrial Management Problems with Lots of Equations (Endüstriyel İşletmelerin Birçok Denklem ile Benzetimi) sözcüklerinin ilk harflerinden türetilmiştir.

Donella H.Meadows, Denis L. Meadows, Jorgen Randers ve William W.Behrens III tarafından WORLD 3 benzetim modelinin sonuçları yayınlanmıştır. Yapılan çalışmalarda model öngörülerinin hala geçerli olduğu görülmüştür.

(30)

17

John Sterman 1994 yılında Öğrenen Kurumlar için Modelleme (Modeling for Learning Organizations) kitabını yazmıştır. 2000 yılında İş Dinamikleri: Karmaşık bir Dünya için Sistem Düşüncesi ve Modelleme (Business Dynamics: Systems Thinking and Modeling for a Complex World) makalesini yayımlanmıştır. Sistem dinamiği alanında yaptığı çalışmalarla dünya çapında birçok ödül kazanmıştır.

1990 yılında Peter Senge tarafından Beşinci Disiplin yayımlanmıştır. Peter Senge Beşinci Disiplin (5th Discipline), adlı kitabında öğrenen örgütlerin; “Sistem Düşüncesi”,

“Kişisel Hâkimiyet”, “Zihinsel Modeller”, “Paylaşılan Vizyon” ve “Takım Halinde Öğrenme” olmak üzere beş temel disipline sahip olmaları gerektiğini ifade etmektedir.

Senge sistem düşüncesini beşinci disiplin olarak adlandırmaktadır. Çünkü sistem düşüncesi beş öğrenme disiplininin tümünün altında yer alan kavramsal temel taşıdır.

Sistem düşüncesi olmadan uygulamaya geçildiğinde disiplinlerin birbirleriyle bütünleştirilmesi mümkün değildir.1997 yılında Harward Business Review, Beşinci Disiplin’i, son yetmiş beş yılın en etkileyici yönetim kitaplarından birisi olarak nitelendirmiştir.

Senge, organizasyonel ve ekonomik değişimin daha iyi anlaşılması için sistem düşüncesinin soyut kavramlarını somut araçlara dönüştürmüş, makaleler yazmış ve pek çok farklı ülkede konferanslar vermiştir. Organizasyonel Öğrenme Topluluğu’nun (Society for Organizational Learning- SOL) kurucusudur. 1999 yılında The Journal of Business Strategy Dr. Senge’yi son yüzyıl içinde yönetim/iş stratejisini en çok etkilemiş 24 kişiden birisi olarak tanımlamıştır.

Sistem düşüncesi, özellikle de sistem dinamiği kavramı bugün tüm dünyada yaygın olarak incelenen ve ekolojiden ekonomiye, askeri uygulamalardan sağlık ve ekonomiye birçok farklı alanlarda kullanılan bir yaklaşım olmuştur.

2.4. Sistem Dinamiği

Hayatın her alanında birçok farklı sistemle karşılaşırız. Bu sistemler durağan(statik) yapıda olduğu gibi son derece karmaşık yapıda da olabilir. Statik sistemlere kuralları belirli ve değişmeyen genelde de kapalı devre sistemler örnek olarak verilebilir.

(31)

18

Bir kuruyemiş dükkânından bir kilo çerez alıp ödemesini nakit olarak yapmak durağan bir sistem olarak kabul edilebilir. Fakat dükkânda ödemeyi kredi kartı ile yaparsanız sistemi biraz daha karmaşık hale getirmiş olursunuz. Son olarak aynı dükkândan eve çerez sipariş ettiğinizde çok daha karmaşık bir sistemle karşı karşıya kalırsınız. Kısaca sonuçta çerez yemiş olursunuz ama bambaşka karmaşıklıktaki sistemler devrede olur.

Bir sistemin karmaşıklığından kasıt bu sistemlerin şu üç özelliğe sahip olmasıdır:

1. Gecikme, 2. Geri besleme, 3. Çok sayıda stok (Senge, 1998) . Bu faktörlerin miktarı arttıkça sistemin karmaşıklığı da doğal olarak değişecektir. Kuruyemişçiden çerez alma olayını tekrar incelersek, ödeme nakit yapıldığında çerez alınır ödeme yapılır. Herhangi bir gecikme, geri besleme veya çok sayıda stok yoktur. Ürünü kredi kartıyla aldığınızda işin içerisine banka girer. Siz çerezi alırsınız fakat kuruyemişçi ödemesini gecikmeli alacak ve bu gecikmeye ve geri beslemeye sebep olabilecektir. Eve siparişte ise işin içine lojistik hizmeti girecek ve çerezin eve getirilmesi süreci oldukça karmaşık bir sistem haline getirecektir.

Sistem dinamiği karmaşık sistemlerle ilgilenir. Fransızca kökenli dinamik sözcüğü canlı, etkin, hareketli anlamlarına gelmektedir. Sistem dinamiği olarak kullanıldığında sistemin ögelerinin zamanla nasıl değiştiğini ifade etmektedir. Sistem dinamiği yaklaşımı ilk olarak 1960 yılında MIT’de görev yapan Jay Wright Forrester tarafından bir akademik disiplin olarak geliştirilmiştir. Forrester modelleme ve problem çözmeye odaklanmış, endüstriyel dinamikler terimini kentsel sistemler, sosyal sistemler ve dünya sistemi üzerinde çalışmıştır (Forrester, 1971).

Sistem dinamiği sistemdeki değişimleri ve bu değişimler arasındaki etkileşimi inceler. Buna göre sistem dinamiği bir sistemin her yönden davranışını analiz ederek sistem ve parçaları arasındaki etkileşimi en iyi noktaya getirir, sistemin verimliliğini arttırır. Forrester tarafından sistem dinamiği analizi için aşamalar şöyle tanımlanmıştır:

1. Problemi tanımlama.

2. Etkileşimde bulunan faktörleri ortadan kaldırma.

(32)

19

3. Yeni ve değişime sebep olan, bilgiye dayalı geri besleme döngülerinin sebep- sonuç ilişkisini tespit etme.

4. Mevcut bilgi akışları ile kararlara nasıl ulaşıldığını açıklayan geçerli resmi karar politikalarını formüle etme.

5. Karar politikalarının, bilgi kaynaklarının ve sistem bileşenleri arasındaki etkileşimlerin matematik modelini kurma.

6. Zaman boyunca model tarafından açıklanan sistem davranışını ortaya çıkarma (bilgisayar simülasyonları kullanılarak).

7. Sonuçları, gerçek sisteme ait olan ilgili tüm mevcut bilgi ile karşılaştırma.

8. Modeli, kabul edilir ölçüde gerçeği temsil edene kadar yeniden gözden geçirme.

9. Sistem davranışını geliştirmek üzere model üzerinde değişiklikler yaparak gerçek sistemde ne şekilde değiştiği görülebilecek organizasyonel ilişkileri ve politikaları tekrar tasarlama.

10. Gerçek sistemi, model ile yapılan deneylerin performansın gelişeceğini gösterdiği yönde değiştirme (Forrester, 1961).

2.5. Sistem Dinamiğinin Temel Elemanları

Sistem dinamiği kavramını daha yakından anlamak için sistem dinamiğinin temel elemanlarını da iyi kavramak önemlidir. Sistem dinamiğinin temel unsurlarından ilki dinamik bir sistemin artan veya azalan stoklardan ve bunu oluşturan akışlardan oluşmasıdır. İkinci unsur ise dinamik sistemlerin sistemin büyümesini sağlayan veya belirli bir dengeye kavuşmasını sağlayan döngülere sahip olmasıdır. Son unsur ise bir sistemi analiz etmek, test etmek ve bunu daha iyiye taşıyabilmek adına tekrar tekrar yapabilmek için doğru bir bilgisayar simülasyonu oluşturmaktır. Bu sayede maliyetten zamana, motivasyondan verimliliğe birçok avantaj elde edilir.

2.5.1. Stok ve akış değişkenleri

Bir sistemin işleyişini anlamak için sistemdeki stokun ne olduğunu ve neyin akış yaşadığını anlamak önemlidir. Stok, sistemdeki temel birikimlerdir. Bir sistemde ne

(33)

20

birikiyorsa stok odur. Para ve faiz örneğinde stok paradır. Bir göl için su miktarı stok olurken bazen sevgi veya saygı da stok olarak kabul edilebilir. Kısaca sistemin yaşanmışlığı içinde artıp azalabilen birikimler stok olarak ifade edilir. Stoklar her türlü unsur için kritik birikimlerdir (Sterman, 2000).

Stoktaki değişimleri ifade eden kavram ise akıştır. Stoklar yapıları gereği artıp azalabilir. Bazı unsurlar stoku artırırken bazıları da azaltır. Stok birikimleri ifade ederken bu miktardaki değişim veya değişim oranına ise akış denir. Nüfus stok olarak kabul edilirse doğum ve ölümler de akıştır. Stokun banka hesabındaki para olması durumunda gelir ve giderler akış olacaktır.

Stok ve akış süreçleri sistemin birer parçasıdır. Bir sistemde stokta değişim olmuyorsa akış yok demektir. Bu da sistemin dinamik bir sistem değil statik bir sistem olduğunu gösterir. Bu yüzden dinamik sistemlerin en önemli kavramlarından biri stok ve akış kavramlarıdır.

2.5.2. Geri Besleme Döngüleri

Sistem teorisinde sebep ve sonuç arasındaki etkileşim geri besleme olarak adlandırılmaktadır. Sistem düşüncesinde her etkinin aynı zamanda hem sebep hem de sonuç olacağı bir aksiyom olarak kabul edilir. Hiçbir şey hiçbir zaman sadece tek yönlü etkilenmez (Senge, 1998).

Pekiştirici(pozitif) ve dengeleyici(negatif) olmak üzere iki çeşit nedensel döngü vardır. Pekiştirici döngüde arttıkça artan ya da azaldıkça azalan sürekli aynı yönde bir değişim vardır. Pekiştirici döngüler büyümeyi sağlar. Örnek vermek gerekirse bir kişi bankaya para yatırdığında belirli miktarda faiz kazancı elde eder. Bu faiz onun doğal olarak o kişinin bankadaki parasının artmasına sebep olur. Bunun sonucunda da bu kişi daha çok faiz kazancı elde eder. Kısaca para arttıkça faiz, faiz arttıkça para artacaktır. Bu basit döngüden de anlaşılacağı üzere pekiştirici döngülerde aynı yönde bir değişim vardır.

Özellikle bazı konularda sürekli büyüme ve artış sistem için tehlikeli olabilir.

Vücutta kanser hücrelerinin sürekli çoğalması insan organizmasının sonunu getirdiği gibi bütün sistemlerde dengeleyici döngüler olmazsa sistemin varlığı tehlikeye girmektedir.

Dengeleyici döngülerde ise bir değişken artarken diğeri azaltmakta ya da biri azalırken

(34)

21

diğeri artmaktadır. Hayatın devamlılığı için dengeleyici döngülere ihtiyaç vardır.

Dengeleyici döngüler istikrarı sağlar. Bir ormanda aslanların ceylanları avlayarak beslendiğini düşünelim. Bu durumda eğer aslanlar ceylanları daha fazla avlamaya başlarsa ceylan sayısı hızlıca azalır. Bu da aslanların bir süre sonra aç kalmasına sebep olur ve aslan sayısı azalır. Bir süre sonra yine aslan ve ceylan sayısı doğal olarak dengeye kavuşur. Dengeleyici döngüler sistemin doğal bir sınır içinde kalmasını sağlar.

2.5.3. Bilgisayar Simülasyonu

Günümüzde birçok konuda yapılan çalışmaların testleri bilgisayar simülasyonları üzerinde yapılmaktadır. Simülasyon kullanımı karmaşık sistemlerin kavranması için tekrar deneme ve yaşayarak öğrenme imkânı vermektedir. Bu yöntem oluşabilecek telafisi zor zararları engellemekle kalmayıp maliyetleri düşürmekte ve iyileştirme süreçlerini hızlandırmaktadır. Bilgisayar teknolojilerinin özellikle de yapay zekânın gelişmesine paralel olarak simülasyonların verimi ciddi oranda yükselmiştir.

Bir sistemi daha iyi anlamak ve geliştirmek için sistem dinamiğine uygun bir simülasyon oluşturulur. Sistem tasarımcıları veya öğrenciler bu simülasyonu kullanarak sistem üzerinde çalışabilir, deney yapabilir. Bilgisayarın avantajı kullanılarak daha kısa sürede çok daha fazla deneme yapma şansı elde edilir. Bazı şeyleri günlük hayatta test etmek imkânsızdır. Bu sayede birçok konuda sınırsız deneme yapma şansı elde edilir. Bu simülasyonlar öğrencilerin motivasyonlarını artırıp onları konuya daha ilgili hale getirme imkânı da verir.

Sistem dinamiği için de yazılım programları oluşturulmuştur. Benzetim ortamlarında deneyler Dynamo, Powersim (1999), Vensim (1999), Stella(2000), ithink (2000), Extend (2000) gibi çeşitli bilgisayar yazılım programları vasıtasıyla yapılır (Davidsen, Bjurklo, & Wikström, 1993). Bu araştırmada Yan Lianke’nin Günler Aylar Yıllar (Lianke, 2020) adlı eseri ESD araçları ile incelenirken Stella programı kullanılmıştır.

(35)

22

2.6. Sistem Düşünürünün Alışkanlıkları

Sistem ile ilgili sorun çözme ve yansıtıcı düşünmeye yönelik stratejiler içeren bu alışkanlıklar Waters Center for Systems Thinking tarafından belirlenmiştir.

Şekil 1. Sistem düşünürünün alışkanlıkları

1. Büyük Resmi Anlamaya Çalışır Bazen yakından değil uzaktan daha iyi görürsün.

Sistem düşüncesi, sizi, sistemin parçalarına odaklanmak yerine, bir adım geriye çekilerek bütün resmi görmeye teşvik eder. Sistem düşüncesi, ağaçlarla birlikte ormanı da görmeye çalışmaktır (Lyneis, 1995).

Olayları indirgemeden, parçaların arasındaki bağlantıları fark etmek örüntülerin bulunmasını sağlar. Olaylara bütüncül yaklaşmak etki alanının tespit edilebilmesine de olanak sağlar. Böylece sistem düşünürü etkisinin olamayacağı konulara saplanıp kalmak yerine etkileyip değiştirebileceğe konulara odaklanabilir. Bu, başarısızlık karşısında da olumlu tutum sergileyebilmenin anahtarıdır. Sistem düşünürü başarısızlıkla karşılaştığında bunu kötü bir olay olarak değil kendini geliştirme yolunda üstünden geçeceği basamak olarak görür.

2. Sistem Elemanlarının Zaman Boyunca Değişerek Nasıl Örüntüler ve eğilimler Oluşturduğunu Gözlemler Bazı şeyler zamanla değişir.

(36)

23

Sistem düşünürü tek tek olaylara odaklanmak yerine zaman içinde oluşan eğilimleri anlayabilir. Hayatta değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Bir değişiklik ise tahmin edilemeyecek sonuçlar doğurabilir. Kelebek etkisinde ifade edildiği gibi Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması ABD’de fırtına kopmasına neden olabilir. Bu da her şeyi kontrol edemeyeceğimiz anlamına gelmektedir. Sistem düşünürü sistemin önemli ögelerinin zaman boyunca nasıl, hangi yönde ne miktarda değiştiğini fark eder.

Sistemleri kontrol edemeyiz veya hesaplayamayız. Ama onlarla dans edebiliriz.

Sistemin bize ne söylediğini dinleyebiliriz ve onun özellikleri ile bizim değerlerimizin birlikte çalışması ile sadece kendi isteğimize göre olacak olandan çok daha iyi bir şeyin nasıl ortaya çıkacağını keşfedebiliriz (Meadows, 2001).

3. Sistem Davranışının Sistemin Yapısından Kaynaklandığını Bilir Bir şeyin parçaları birbirini etkiler.

Sistemin yapısına odaklanıldığında olayların sebeplerini anlamak çok daha kolay olacaktır. Sistem düşünürü olumsuzluklar karşısında görünen sebepleri suçlamak yerine olumsuzluğun altında yatan sebepleri bulmaya çalışır. Günü kurtarmak yerine kökten bir değişiklik yapmayı tercih eder. Bu da parçalar arasındaki ilişkileri fark etmekle mümkün olacaktır.

4. Karmaşık Neden Sonuç İlişkilerinin Döngüsel Yapısını Tanımlar Bazı şeyler birbirine bağlıdır.

Dünya teknolojinin de hızla gelişmesiyle her geçen gün daha karmaşık bir hale gelmektedir. Karmaşık sistemlerdeki neden sonuç ilişkilerinin anlaşılabilmesi için sistem düşüncesine ihtiyaç vardır. Lineer bakış açısı, sistemi bütün olarak göremez ve bağlantılı parçalardan oluşan karmaşık sistemleri açıklayamaz.

Sistem düşünürünün büyük resmi görerek neden sonuç ilişkilerinin döngüsel yapısını fark edebilmesi onu problemler karşısında oldukça güçlü bir hale getirecektir. Neye, ne zaman, ne şekilde müdahale etmesi gerektiğini net bir şekilde görebilecektir.

5. Sistemlerin İçinde ve Aralarında Anlamlı Bağlantılar Kurar Pek çok şey birbiriyle ilişkilidir.

Referanslar

Benzer Belgeler

Üß kazasÝnda son karar yeri olan Adli TÝp Kuru- muÕna (ATK) gelen dosyalar, Ÿlkemizdeki yÝllÝk iß kaza- sÝna uÛrayan olgularÝn yaklaßÝk olarak %5Õidir.. Ühtisas Kurulu

Okul Karakter Eğitimi Yeterlik Ölçeği, Character Education Partnership (CEP) tarafından ortaya konulmuş olan karakter eğitimi ilkeleri ile karak- ter eğitimi kalite

Paydası 10 ve 100 Olan Kesirler MATEMATİK Şekil Şekil Kesir Sayısı Kesir Sayısı Kesrin Okunuşu Kesrin Okunuşu Kesrin Birimi Kesrin Birimi 6 1 10 Onda altı 10.. Aşağıdaki

Gap Spor Şenliğine katılan yıldız ve genç Taekwondo sporcularının beslenme alışkanlıklarını belirleyebilmek amacıyla yapılan çalışmada; Araştırmanın

 Lamina epitelyalis: Lamina epitelyalis: Çok katlı yassı Çok katlı yassı keratinleşmemiş epitel..

• Peptik ülserde kullanılıyorlardı, ama artık Peptik ülserde kullanılıyorlardı, ama artık H2 reseptör blokerleri/pompa inhibitörleri H2 reseptör

Alanyazında ebeveyn yabancılaşması (ebeveyne yabancılaşma sendromu), özellikle yüksek çatışmalı boşanma davalarında çocukların ebeveynlerinden biriyle

Bu açıdan bakıldığında çoklu disiplinler (multi-disipliner) yak- laşımının çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Bu yaklaşım sayesinde.. ilmî metodoloji daha kapsamlı