5.HAFTA
1.KABAKULAK 2.TRAHOM
3.HERPES SİMPLEX
4.EBOLA VİRÜS ENFEKSİYONU
KABAKULAK
(Epidemik Parotitis, Mumps)
Etyoloji:
Paramyxovirüslerden RNA virüsüdür.
Parotis bezinden başka;
-overlerde, -testislerde, -pankreasta, -böbrekte ve
-menenjlerde hastalık yapabilir.
Epidemik Parotitisi,
Paramyxovirüslerden başka;
-Echovirüs,
-Choriomenenjit virüsü ve
-Parainflüenza Tip1 ve Tip3 de yapar.
Epidemiyoloji:
-Kabakulak bir çocukluk hastalığıdır.
-Fakat çocukken çıkarmayanlar her yaşta çıkarabilir,
-Vakaların ¼’ü klinik bulgu vermeden hastalığı geçirebilir,
-Cins ve ırk arasında bir ilişki yoktur.
-Kış sonu ile baharda sık olmak üzere her mevsimde ve
-Tüm dünyada görülebilir.
Bulaşma Yolları:
-Direk temas, -Damlacık ve
-Taze kontamine eşyalardır.
Bulaştırıcılık Süresi:
Parotis bezinin şişmesinden 7 gün
önce başlar, şiştikten 9 gün sonraya kadar bulaştırıcıdır.
Pratikte kabakulak tespit edildikten
sonra çocuklar 21 gün okula gönderilmez.
İnkübasyon Dönemi: 14-21 gün.
Patoloji:
Ağız ve burundan giren kabakulak
virüsü parotis (tükürük) bezinde yerleşir.
Solunum yolu epitel hücrelerine de yerleşebilir.
Buralarda üreyen virüs kana karışarak viremi yapar ve kan yolu ile diğer
glantlara ve sinir sistemine geçer.
Klinik Bulgular:
Vakaların %25-30’u hiçbir bulgu vermez.
Fakat antikor çalışması yapılırsa kişinin kabakulak geçirdiği anlaşılır.
Bu tip vakalara Abortif Kabakulak vakaları denir.
Yerleştiği Organa Göre Bulgu Verir:
1.Epidemik Parotitis:
Kabakulak virüsünün tek veya çift taraflı parotis bezine yerleşmesi ve üremesidir.
• Parotis bezi şişer, şişliğin hudutları tam belirlenemez.
• Lokal şişlik yanında, kızartı, ağrı ve ateş olur.
• Kulak memeleri yukarı ve öne doğru itilir.
• Boğaz ağrısı, yutkunurken ağrı, hafif yutma güçlüğü olabilir.
• Şişlik 8-10 gün sonra düzelir.
2.Submandibular, Submaxillar, Sublingual Bezlerde Şişme:
Yüksek ateş, baş ağrısı ve iştahsızlık gibi genel semptomların yanında parotis veya diğer tükürük bezlerinde şişme olur.
Sublingual bezlerin hastalanmasında, ağız kaidesi bilateral şişer.
Bez ağzında, kızartı, iltihap ve ödem olur.
3.Orşit (Epididimo Orşitis):
Kabakulak salgınlarında erkeklerde % 20-30 oranında tek taraflı, %2 oranında çift taraflı olabilir.
Yüksek ateş, bulantı, kusma, baş-karın ağrısı vardır. Ateş krizizle düşer.
Orşit (testis iltihabı) kabakulağın 2.
veya 3. haftasında görülür.
İki taraflı olursa steriliteye neden olur, fakat bu oran düşüktür.
4.Kabakulak Meningo-Ensefaliti:
Kabakulak vakalarının %10’unda
hastalığın başlangıcından 3-10 gün sonra ateş, bulantı, kusma, ense sertliği ve
konvülsiyon ile karakterize bir tablo oluşur.
Likör hücrelerinde artma özellikle
lenfositlerde ve likör proteininde görülür.
Ateş 3-7 gün sonra kriziz ile düşer, bu tablo aseptik menenjittir. Sekel bırakmaz.
5.Pankreatitis:
Çocuklukta geçirilen kabakulakta
görülür. Bir haftada iyileşir. Pankreasta iyileşme tamdır.
6.Nadir Görülen Diğer Bulgular:
Oofaritis: Overlerin iltihaplanması.
Tiroiditis: Tiroit bezinin iltihaplanması, şişmesi.
Mastoiditis: Mastoit bölgede şişlik.
Bartolinitis: Bartolin bezinin şişmesi.
Laboratuvar Bulguları:
Lokositos ve lenfositos olur.
Tanı:
-Genellikle klinik bulgularla konur.
-Kompleman fiksasyon testi, -hemaglütinasyon
-inhibisyon ve
-nötralizasyon testi yapılabilir.
Komplikasyonlar:
• Sağırlık (kalıcı olabilir),
• Ensefalomyelit (menenjit arazlarla seyreder)
• Sinir Komplikasyonları (facial nöritis, miyelitis)
• Miyokarditis, artritis, hepatitis,
• Siterlite (bilateral orşit, over iltihabı ve atrofisi)
• Gebelikte düşükle sonuçlanır.
Tedavi:
Semptomatiktir. Ateşli dönemde yatak istirahati.
Korunma:
• İhbarı zorunlu değildir (SB İsteğine bağlıdır).
• 21 gün tecrit edilir.
• Hastanın kullandığı eşyalar ayrılmalıdır.
• Ölü ve canlı aşısı vardır; Canlı aşı hayat boyu bağışıklık sağlar.
• Gamma globülinin pek faydası olmadığı ancak orşit insidansını azalttığı tespit edilmiştir.
• Serum hepatiti insidansını artırdığı düşünülerek tek testisli olanlar dışında kullanılmaz.
TRAHOM
Etyoloji:
Trahom, konjoktiva ve korneanın kronik bir enfeksiyonudur.
Etkeni; Chlamydia Trachomatis Epidemiyoloji:
Tüm dünyada görülür. Hijyen ve çevre şartları kötü olan yerlerde görülme hızı
daha yüksektir.
Bulaşma Yolları:
• Kaynak insandır.
• Hastalık, hasta insanın göz sekresyonu (göz yaşı) ve burun akıntısından dışarı çıkar.
• Hastanın sekresyonları ile direk
• Kullandığı eşyalar ile endirek bulaşma olur.
• Karasineklerin de etkisi vardır.
İnkübasyon Dönemi: 5-10 gündür.
Belirtiler:
• En önemli belirtisi konjoktivittir.
• Hiperemi, pupillada değişme olur (kadifemsi bir hal alır, atrofi olur)
• Kornea ülseri ve skatrisler olur.
• Üst göz kapağında ödem, kızarıklık ve ateş olur.
Kompikasyonlar:
• Gözde anatomik sekeller.
• Görme bozuklukları.
• Körlük.
Tedavi:
Sulfonomidler, tetrasiklin kullanılır.
Korunma:
• Trahom görülen yerlerde düzenli olarak göz muayeneleri yapılmalıdır.
• İhbarı zorunludur.
• Tecrit edilmelidir.
• Göz salgısı ile kirlenmiş eşyalar dezenfekte edilir.
• Filiasyon aranmalıdır.
• Halkın eğitimi.
• Hijyen şartlarının düzeltilmesi.
• Karasineklerle mücadele gerekir.
HERPES SİMPLEX (Febris Herpeticum)
Etyoloji:
Herpes Simlex virüsü, DNA virüslerindendir.
Genellikle tehlikesiz olmakla beraber bazen tehlikeli klinik şekilleri ve menengo ensefalit yapması nedeniyle önemli bir virüstür ve
üzerinde çok çalışılmıştır. Etere duyarlıdır.
Herpes Simplex virüsünün iki tipi vardır:
HSV (1) ve HSV (2). Bu iki tipin kimyasal yapılarında da farklılık olduğu tespit
edilmiştir.
Epidemiyoloji:
Tüm dünyada yaygın ve sporadik olarak görülür.
Hastane ve okullarda endemik olarak bulunur.
Virüsü olan her insanın hastalanması
gerekmez. Sağlam insanların çoğunda virüs bulunmakta olup ağız salgısında tespit
edilmiştir.
Bir çok insanın kanında da virüsü nötrleyen antikorlar bulunur.
Bulaşma Yolları:
Damlacık ile ağız ve boğaz salgısından bulaşır.
Bulaşma Süresi: Bilinmiyor.
İnkübasyon Dönemi:
Virüs çoğu kez insanlarda bulunduğu için inkübasyon dönemini tespit etmek zordur.
Organizmada latent olarak kalır.
Hazırlayıcı nedenlerle belirtiler oluşur.
Patoloji:
Deri ve mikoza üzerinde vezikül oluşur.
HSV (1):
Rinit, keratokonjoktivit, menengo
ensefalit, egzema herpeticum, travmatik herpes vb. gibi enfeksiyonlara neden olur.
HSV (2):
Daha çok kadın ve erkek ürogenital organlarına yerleşir.
Her iki tipte de; mukoza ve deride
lezyonlar yapar. Herpes, epitel hücreleri
içinde virüs üremesinde ileri gelen yüzeysel lezyonlardan ibarettir.
Epidermisin dejenere olmuş hücreleri serum toplanması ile şişer ve balonlaşma görülür.
Herpes, herhangi bir irritasyon, travma veya psikolojik nedenlerle ortaya çıkabilir.
Şiddetli bir heyecandan sonra birkaç saat içinde çıkabilir. Bu da virüsün çok çabuk
ürediğini gösterir.
Belirtiler:
Değişik organlarda çeşitli klinik şekillerle görülür.
Genel olarak ikiye ayrılır:
1. Daha önce virüsle hiç temas etmeyenlerin ilk enfeksiyonu;
Virüs vücuda ilk girdiğinde onu karşılayan antikorlar yoktur.
Hastalık şiddetli ve genel belirtilerle seyreder ve spesifik antikorlar oluşur.
2. Tekrarlayan şekiller;
Tekrarlayan enfeksiyonlarda koruyucu mekanizma genel belirtileri önler.
Yalnızca lokal lezyonlar görülür.
Laboratuvar Bulguları: Lökositoz görülür.
Tanı:
Primer Herpes; grip, malaria ve
menenjit gibi hastalıklarla genel klinik belirtileri bakımından karışabilir.
Vezikül sıvısı içindeki epitel
hücrelerinin incelenmesi ve virüs aranması ayrıca nekahat döneminde kanda antikor araştırılması ile konur.
Komplikasyonlar:
Aşırı cerahatlenme sepsise gidebilir.
Göz mukozasında oluşmuşsa göz
komplikasyonu olabilir (körlük), ağızda nekroz yapabilir.
Son yıllarda kanserin oluşmasından sorumlu olan etkenler arasında herpes simlex virüsü de sayılmaktadır.
Tedavi:
Spesifik tedavisi yoktur.
Veziküller patlayınca seconder enfeksiyon ihtimali vardır.
Antiseptik pomatlarla lezyon örtülmelidir.
Lokal röntgen tedavisi de iyi sonuç verir (iki hafta arayla iki kez 155 rad).
Korunma:
Özellikle küçük çocukları herpesli ile temas ettirmemek gerekir.
Sık tekrarlayan herpeslerde ölü virüs aşısı kullanılır.
Serum da kullanıldığı söylenmektedir.
“Moccasin” denilen yılan zehiri de organizmada rezistans (direnç)
uyandırmak için kullanılır.
Fakat bunların kesinliği yoktur
EBOLA VİRÜSA ENFEKSİYONU
(Marburg-Ebolo=Kanamalı Afrika Ateşi) Etyoloji:
Etken, sınıflandırılmamış bir RNA virüsüdür.
İlk kez 1976’da ortaya çıkmıştır.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti olarak
bilinen Zaire’de ve komşu Sudan’da birçok insanın ölümüne neden olmuştur.
Hastalığın prognozu son derece kötüdür. Mortalite %90’lara çıkmıştır.
İnkübasyon Süresi: 2-21 gündür.
Bulaşma Yolu:
Enfekte kan, vücut sekresyonları ve organları ile direk temas yolu ile bulaşır.
Nozokomiyal veya toplum kökenli bulaş olabilir.
Bulaştırıcılık Süresi:
Klinik iyileşmeden 7 hafta sonrasına kadar semen ile bulaş olabilir.
Hasta öldükten sonra bile virüs bulaştırıcılığını sürdürür.
Belirtiler:
• Prodromal Belirtiler: Enfeksiyonun ilk üç gününde grip benzeri şikayetler vardır.
• Spesifik Belirtiler: Virüs vücuda yayıldıkça kapillerler patlar, ölü hücreler cilde infiltre olur. Ve çürük şeklinde görünürler.
5. günden itibaren makülopapüler döküntüler görülür.
Aynı zamanda melena, hematemez, epistaksis ve diş eti kanamaları olur.
Tanı:
Laboratuvarda spesifik antijen ve antikorlar tespit edilir. Virüs de izole
edilebilir. Lökositoz, hipofibrinojenemi, trombositopeni tespit edilir.
Hemorajilere bağlı anemi gelişir.
Tanı, laboratuvar bulguları ve klinik bulgularla konur.
Tedavi:
Spesifik tedavi yoktur. Semptomlara göre tedavi uygulanır.
Deneysel tedavide; ebola virüs
antikorlarının bulunduğu plazma verilir.
Bu yöntem virüs miktarını azaltır.
Ancak değerlendirmeler devam etmektedir.
Tedavi süresince hasta izole edilir.
Komplikasyonlar:
• Karaciğer ve böbrek fonksiyon bozukluğu
• Gebelerde düşük ve ağır kanamalar
• Hastalığın son dönemlerinde ciltte büller oluşur ve patlar.
• Hastalığın ikinci haftasından organ
yetmezlikleri ve kanamalar sonucu ölüm meydana gelir.
Korunma:
• ABD’de, CDC’ye (Centers for Disease Control and Prevention) bildirilir.
• İzolasyon önlemlerine uyulmalıdır.
• Hasta ailesi kontrol ve takip edilmelidir.
• Dezenfeksiyona önem verilmelidir.
• Hastalıktan ölenlerin hemen gömülmesi gerekir.
• Henüz aşısı yoktur.