• Sonuç bulunamadı

ANKARA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ANKARA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ"

Copied!
139
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

EĞİTİMDE PSİKOLOJİK HİZMETLER ANABİLİM DALI REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK PROGRAMI

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN GELECEĞE YÖNELİK TUTUMLARININ İNCELENMESİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Uğur Koray BÜYÜKTOPCU

Ankara, Haziran, 2017

(2)
(3)

ANKARA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

EĞİTİMDE PSİKOLOJİK HİZMETLER ANABİLİM DALI REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK PROGRAMI

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN GELECEĞE YÖNELİK TUTUMLARININ İNCELENMESİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Uğur Koray BÜYÜKTOPCU

Danışman: Doç. Dr. İlhan YALÇIN

Ankara, Haziran, 2017

(4)
(5)
(6)

ÖNSÖZ

Geleceğe yönelik tutumun, bireylerin gelecek hedeflerini belirleyebilmelerini ve hedeflerine yönelik plan yapabilmelerini sağlayan önemli bir kavram olduğu belirtilmektedir. Bu konunun Türkiye’de 2000’li yıllardan sonra farkedilmeye başlanması ve bu kavrama ilişkin sınırlı sayıda çalışma bulunması dikkatleri geleceğe yönelik tutum üzerine çekmeye başlamıştır. İnsanların genel erteleme düzeylerinin ve stresle başa çıkma tarzlarının, geleceğe yönelik tutum kavramı ile ilişkili önemli unsurlar olduğunun düşünülmesi bu tez çalışmasının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu çalışma ile genel erteleme ve stresle başa çıkma tarzlarının geleceğe yönelik tutumun; planlı, kaygılı ve olumlu tutum alt boyutlarını yordama gücünün tespit edilmesi hedeflenmiştir.

Geleceğe yönelik tutum ile bağlantılı olan kavramların belirlenebilmesi amacıyla gerçekleştirilen bu araştırmanın, alanda yapılacak olan çalışmalara katkıda bulunması beklenmektedir.

Uğur Koray BÜYÜKTOPCU

(7)

ÖZET

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN GELECEĞE YÖNELİK TUTUMLARININ İNCELENMESİ

Büyüktopcu, Uğur Koray

Yüksek Lisans, Eğitimde Psikolojik Hizmetler Anabilim Dalı

Tez Danışmanı: Doç. Dr. İlhan YALÇIN

2017, xv + 122 sayfa

Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin geleceğe yönelik tutumlarının, genel erteleme eğilimi ve stresle başa çıkma stratejileri tarafından anlamlı düzeyde yordanıp yordanmadığının incelenmesidir. Geleceğe yönelik tutumun; cinsiyete, sınıf ve bölüm değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi bu araştırmanın diğer bir amacıdır. Araştırma, 2014- 2015 eğitim öğretim yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve İletişim Fakültesi’nde öğrenim görmekte olan toplam 508 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği, Genel Erteleme Eğilimi Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği’nin alt boyutları olan geleceğe yönelik planlı tutum, geleceğe yönelik kaygılı tutum ve geleceğe yönelik olumlu tutumdan elde etmiş oldukları puanların, cinsiyet açısından anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği İlişkisiz Örneklemler için t-testi kullanılarak tespit edilmiştir. Öğrencilerin, Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği’nin alt boyutları olan geleceğe yönelik planlı tutum, geleceğe yönelik kaygılı tutum ve geleceğe yönelik olumlu tutumdan elde etmiş oldukları puanların, sınıf ve bölüm değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılarak incelenmiştir. Genel Erteleme Eğilimi ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği’nden elde edilen puanların geleceğe yönelik tutumun alt boyutları olan geleceğe yönelik planlı tutum, geleceğe yönelik kaygılı tutum ve geleceğe yönelik olumlu tutumdan elde edilen puanları yordama gücü ise çoklu regresyon

(8)

analizi yapılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin geleceğe yönelik tutumun alt boyutları olan geleceğe yönelik planlı tutum, geleceğe yönelik kaygılı tutum ve geleceğe yönelik olumlu tutum düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Öğrencilerin sınıf değişkenine göre geleceğe yönelik kaygılı tutum düzeyleri anlamlı bir farklılık göstermiştir.

Araştırmaya katılan ikinci sınıf öğrencilerinin, birinci sınıf öğrencilerine göre daha fazla geleceğe yönelik kaygılı tutuma sahip oldukları bulunmuştur. Öğrencilerin öğrenim gördükleri bölüm değişkenine göre ise geleceğe yönelik olumlu tutum düzeyleri anlamlı bir farklılık göstermiştir. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde öğrenim gören öğrencilerin, Gazetecilik bölümünde öğrenim gören öğrencilere göre daha fazla geleceğe yönelik olumlu tutuma sahip oldukları bulunmuştur. Geleceğe yönelik tutumun alt boyutu olan geleceğe yönelik planlı tutumun yordanan değişken olarak ele alındığı çoklu regresyon analizi sonucunda;

genel erteleme ile stresle başa çıkmanın alt boyutları olan kendine güvenli yaklaşım, çaresiz yaklaşım, boyuneğici yaklaşımın birlikte geleceğe yönelik planlı tutumu anlamlı düzeyde yordadıkları bulunmuştur. Geleceğe yönelik tutumun alt boyutu olan geleceğe yönelik kaygılı tutumun yordanan değişken olarak ele alındığı çoklu regresyon analizi sonucunda; stresle başa çıkmanın alt boyutları olan kendine güvenli yaklaşım ve çaresiz yaklaşımın birlikte geleceğe yönelik kaygılı tutum üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Geleceğe yönelik tutumun alt boyutu olan geleceğe yönelik olumlu tutumun yordanan değişken olarak ele alındığı çoklu regresyon analizi sonucunda; genel erteleme ile stresle başa çıkmanın alt boyutu olan kendine güvenli yaklaşımın birlikte geleceğe yönelik olumlu tutumu anlamlı düzeyde yordadıkları bulunmuştur.

Anahtar Sözcükler: Geleceğe yönelik tutum, gelecek zaman yönelimi, gelecek zaman perspektifi, genel erteleme, stresle başa çıkma

(9)

ABSTRACT

INVESTIGATION OF THE UNIVERSITY STUDENTS’ ATTITUDES TOWARDS FUTURE

Büyüktopcu, Uğur Koray

Master’s Thesis, Department of Psychological Services in Education

Thesis Supervisor: Assoc. Prof. İlhan YALÇIN, Ph.D.

2017, xv + 122 pages

The main purpose of the present study is to investigate whether the university students’ attitudes towards future can be significantly predicted by their procrastination level and their strategies for coping with stress. Investigating whether the attitudes towards future differs depending on the gender, grade level and department constitute the other purpose of the present study. The study was conducted by the participation of a total number of 508 students studying in the Faculty of Political Sciences and the Faculty of Communication in Ankara University. Personal Information Form, Attitudes Towards the Future Scale, General Procrastination Inventory, and Coping Styles Inventory were used as the data collection tools. In the study, whether the scores in the categories of planned attitude towards the future, the anxious attitude towards the future and the positive attitude towards the future, which are the sub-dimensions of Attitudes Towards the Future Scale, differs significantly depending on the gender was determined by using the Independent Samples t-test. Whether the scores in the categories of planned attitude towards the future, the anxious attitude towards the future and the positive attitude towards the future differs significantly depending on grade level and department was investigated by using the One-Way Analysis of Variance (ANOVA). The predictive power of the general procrastination and coping styles on the planned attitude towards the future, the anxious attitude towards the future and the positive attitude towards the future was investigated by using multiple regression analysis. It was found out that the university students’ planned attitude towards the future, anxious

(10)

attitude towards the future, and positive attitude towards the future did not differ significantly depending on the gender. The students’ level of anxious attitude towards the future differed significantly depending on the grade level. Second grade students were found to have more anxious attitudes towards the future than the first year students. The students’ level of positive attitude towards the future differed significantly depending on the department the students study in. Students studying in the department of Political Science and Public Administration were found to have more positive attitudes towards the future than students studying in the Journalism department. By means of the multiple regression analysis where the planned attitude towards the future is addressed as the predicted variable, it was found out that the general procrastination and the self-confident approach, the helpless approach and the submissive approach, which are the sub-dimensions of coping with stress, together predicted the planned attitude towards the future at a significant level. By means of the multiple regression analysis where the anxious attitude towards the future is addressed as the predicted variable, it was found out that the self-confident approach and the helpless approach, which are the sub-dimensions of coping with stress, were together significant predictors of the anxious attitude towards the future.

By means of the multiple regression analysis where the positive attitude towards the future is addressed as the predicted variable, it was found out that the general procrastination and the self-confident approach, which is a sub-dimension of coping with stress, together predicted the positive attitude towards the future at a significant level.

Key Words: Attitude towards the future, future time orientation, future time perspective, general procrastination, coping with stress

(11)

TEŞEKKÜR

Bu tez çalışmasını hazırlarken, fikirleri ile bana yol gösterici olan, desteğini hiç bir zaman esirgemeyen tez danışmanım Doç. Dr. İlhan YALÇIN’a çok teşekkür ediyorum. Bilimsel bir çalışmanın hazırlanmasında ayrıntılı ve titiz çalışmanın önemini bana öğreten değerli hocama sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Tez jürimde bulunarak bana destekleyici öneriler veren, tecrübelerinden yararlandığım sevgili hocalarım Prof. Dr. Metin PİŞKİN’e ve Doç. Dr. Kemal ÖZTEMEL’e teşekkür ediyorum. Yüksek lisans eğitimim boyunca bilgilerinden, deneyimlerinden ve akademik bakış açılarından yararlanma olanağı bulduğum başta değerli hocalarım Prof. Dr. Binnur YEŞİLYAPRAK ve Prof. Dr. Seher SEVİM olmak üzere Ankara Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı'ndaki bütün hocalarıma teşekkür ediyorum.

Hayatım boyunca her türlü desteği benden esirgemeyen sürekli benim yanımda yer alan, tezimin hazırlanma sürecinde beni devamlı motive eden canım annem ve canım babama da sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

(12)

İÇİNDEKİLER

sayfa

ONAY...ii

BİLDİRİM...iii

ÖNSÖZ...iv

ÖZET...v

ABSTRACT...vii

TEŞEKKÜR...ix

İÇİNDEKİLER...x

ÇİZELGELER DİZİNİ...xiv

BÖLÜM 1...1

GİRİŞ………...1

1.1. Problem………...1

1.2. Problem Durumu………...4

1.3. Araştırmanın Önemi………...5

1.4. Sayıltılar………...8

1.5. Sınırlılıklar………...8

1.6. Tanımlar………...8

BÖLÜM 2...10

KURAMSAL ÇERÇEVE VE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR...10

2.1. Gelecek Zaman Yönelimi……….………...10

2.1.1. Gelecek Zaman Yönelimiyle ilgili Modeller………...16

2.1.2. Gelecek Zaman Yönelimi ve Problemli Davranışlar………..19

2.1.3. Gelecek Zaman Yönelimi ve Çevreye Yönelik Davranışlar………...19

2.1.4. Gelecek Zaman Perspektifi……….20

2.1.5. Gelecek Zaman Perspektifi ve Demografik Değişkenler………...23

(13)

2.2. Genel Erteleme………...24

2.2.1. Akademik Erteleme………...30

2.2.2. Akademik Erteleme Modelleri………....30

2.2.3. Genel Erteleme Eğilimi Kökenleri………...32

2.2.4. Erteleme Davranışının Azaltılması………..33

2.3. Stres……….………..35

2.3.1. Stresin Fizyolojik Belirtileri ve Nedeni………...36

2.3.2. Stresle Başa Çıkma Stratejileri………...37

2.3.3. Stresle Başa Çıkmada Kültür ve Toplumun Rolü………...41

2.4. İlgili Araştırmalar...43

2.4.1. Geleceğe Yönelik Tutum, Gelecek Zaman Perspektifi ve Gelecek Zaman Yönelimi ile İlgili Yurtiçinde Yapılan Araştırmalar………..43

2.4.2. Geleceğe Yönelik Tutum, Gelecek Zaman Perspektifi ve Gelecek Zaman Yönelimi ile İlgili Yurtdışında Yapılan Araştırmalar…...46

2.4.3. Gelecek Zaman Yönelimi, Gelecek Zaman Perspektifi ve Genel Erteleme Davranışının Birlikte Ele Alındığı Araştırmalar...54

2.4.4. Gelecek Zaman Yönelimi, Gelecek Zaman Perspektifi ve Stresle Başa Çıkma Tarzlarının Birlikte Ele Alındığı Araştırmalar...56

BÖLÜM 3...59

YÖNTEM…...59

3.1. Araştırmanın Modeli………...59

3.2. Çalışma Grubu………...59

3.3. Veri Toplama Araçları………...61

3.3.1. Kişisel Bilgi Formu...61

3.3.2. Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği...62

3.3.3. Genel Erteleme Eğilimi Ölçeği...63

3.3.4. Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği...63

(14)

3.4. Verilerin Toplanması...64 3.5. Verilerin Analizi...65 3.5.1. Verilerin Analize Hazırlanması ve Varsayımların İncelenmesi …..65 3.5.2. Araştırmada Kullanılan Veri Analizi Teknikleri...68 BÖLÜM 4...70 BULGULAR...70 4.1. Veri Toplama Araçlarından Elde Edilen Puanlarla İlgili Betimsel

İstatistikler...70 4.2. Geleceğe Yönelik Planlı Tutum, Kaygılı Tutum ve Olumlu Tutum Alt Ölçek Puanlarının Cinsiyete Göre İlişkisiz Örneklemler için t-Testi Bulguları...73 4.3. Geleceğe Yönelik Planlı Tutum, Kaygılı Tutum ve Olumlu Tutum Alt

Ölçek Puanlarının Sınıf ve Bölüm Değişkenlerine Göre Tek Yönlü ANOVA Bulguları...75 4.4. Geleceğe Yönelik Planlı Tutum, Kaygılı Tutum, Olumlu Tutum

Puanlarının Yordanmasına İlişkin Regresyon Analizi Bulguları...82 4.5. Regresyon Analizi için Kullanılan Değişkenler Arasındaki

İlişkiler...83 BÖLÜM 5...90 TARTIŞMA VE YORUM...90 5.1. Geleceğe Yönelik Planlı Tutum, Kaygılı Tutum ve Olumlu Tutum

Puanlarının Cinsiyete Göre t-Testi Sonuçlarının Yorumlanması………..90 5.2. Geleceğe Yönelik Planlı Tutum Puanlarının Sınıf Değişkenine Göre Tek

Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Sonucunun Yorumlanması...92 5.3. Geleceğe Yönelik Kaygılı Tutum Puanlarının Sınıf Değişkenine Göre Tek

Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Sonucunun Yorumlanması...93 5.4. Geleceğe Yönelik Olumlu Tutum Puanlarının Sınıf Değişkenine Göre Tek

Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Sonucunun Yorumlanması...94

(15)

5.5. Geleceğe Yönelik Planlı Tutum Puanlarının Öğrenim Görülen Bölüm Değişkenine Göre Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Sonucunun

Yorumlanması...95

5.6. Geleceğe Yönelik Kaygılı Tutum Puanlarının Öğrenim Görülen Bölüm Değişkenine Göre Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Sonucunun Yorumlanması….. ………96

5.7. Geleceğe Yönelik Olumlu Tutum Puanlarının Öğrenim Görülen Bölüm Değişkenine Göre Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Sonucunun Yorumlanması...97

5.8. Geleceğe Yönelik Planlı Tutum Puanlarının Yordanmasına İlişkin Bulguların Yorumlanması……….98

5.9. Geleceğe Yönelik Kaygılı Tutum Puanlarının Yordanmasına İlişkin Bulguların Yorumlanması………...101

5.10. Geleceğe Yönelik Olumlu Tutum Puanlarının Yordanmasına İlişkin Bulguların Yorumlanması………...102

BÖLÜM 6...105

SONUÇ ve ÖNERİLER...105

6.1. Sonuçlar...105

6.2. Öneriler...107

KAYNAKÇA...109

EKLER...119

(16)

ÇİZELGELER DİZİNİ

sayfa

Çizelge 1 Çalışma Grubunda Yer Alan Katılımcıların Demografik ve Kişisel Bilgilerine İlişkin Frekans ve Yüzde Dağılımları...60

Çizelge 2 Veri Toplama Araçlarından Elde Edilen Puanlara İlişkin Betimsel İstatistikler...71

Çizelge 3 Cinsiyete Göre Geleceğe Yönelik Planlı Tutum Puanlarının t-Testi Sonuçları………..73

Çizelge 4 Cinsiyete Göre Geleceğe Yönelik Kaygılı Tutum Puanlarının t- Testi Sonuçları………..74

Çizelge 5 Cinsiyete Göre Geleceğe Yönelik Olumlu Tutum Puanlarının t- Testi Sonuçları………..74

Çizelge 6 Sınıfa Göre Geleceğe Yönelik Planlı Tutum, Kaygılı Tutum ve Olumlu Tutum Puanlarına İlişkin Betimsel İstatistikler………...75

Çizelge 7 Sınıfa Göre Öğrencilerin Geleceğe Yönelik Planlı Tutum Puanlarının Tek Yönlü ANOVA Sonuçları...77

Çizelge 8 Sınıfa Göre Öğrencilerin Geleceğe Yönelik Kaygılı Tutum Puanlarının Tek Yönlü ANOVA Sonuçları………...77

Çizelge 9 Sınıfa Göre Öğrencilerin Geleceğe Yönelik Olumlu Tutum Puanlarının Tek Yönlü ANOVA Sonuçları...78

Çizelge 10 Öğrencilerin Öğrenim Gördükleri Bölümlere İlişkin Geleceğe Yönelik Planlı Tutum, Kaygılı Tutum ve Olumlu Tutum Puanlarına İlişkin Betimsel İstatistikler...79

(17)

Çizelge 11 Öğrencilerin Öğrenim Gördükleri Bölümlere İlişkin Geleceğe Yönelik Planlı Tutum Puanlarının Tek Yönlü ANOVA Sonuçları …………..81

Çizelge 12 Öğrencilerin Öğrenim Gördükleri Bölümlere İlişkin Geleceğe Yönelik Kaygılı Tutum Puanlarının Tek Yönlü ANOVA Sonuçları……...81

Çizelge 13 Öğrencilerin Öğrenim Gördükleri Bölümlere İlişkin Geleceğe Yönelik Olumlu Tutum Puanlarının Tek Yönlü ANOVA Sonuçları……...82

Çizelge 14 Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayıları………...84

Çizelge 15 Geleceğe Yönelik Planlı Tutumun Yordanan Değişken Olarak İncelendiği Çoklu Regresyon Analizi Sonuçları………..86

Çizelge16 Geleceğe Yönelik Kaygılı Tutumun Yordanan Değişken Olarak İncelendiği Çoklu Regresyon Analizi Sonuçları……….…87

Çizelge 17 Geleceğe Yönelik Olumlu Tutumun Yordanan Değişken Olarak İncelendiği Çoklu Regresyon Analizi Sonuçları……….88

(18)

1 BÖLÜM Ⅰ

GİRİŞ

Bu bölümde, araştırmanın problemi, amacı, denenceleri, önemi, sayıltıları ve sınırlılıkları ortaya konulmuş, ayrıca tanımlara yer verilmiştir.

1.1. Problem

Zaman kavramını Kant ve Heidegger insanların varoluşunun temel bir boyutu olarak kabul etmişlerdir. Psikoloji biliminde zaman kavramının 19’uncu yüzyılın sonuna kadar kapsamlı bir tanımı yapılmamıştır (Zimbardo ve Boyd, 1999). Zaman, insanoğlunun bilgiye ulaşmasını sağlayan, bireyin yaşamına yön veren bir boyuttur.

Gelecek zaman, bireylerin düşüncelerinin, duygularının ve davranışlarının önemli bir kısmını temsil etmektedir (Güler-Edwards, 2008).

“Psikolojik zaman” kavramı, zamanın psikoloji bilimindeki ismidir. Psikolojik zaman, bireyin yaşamda kazanmış olduğu deneyimlere göre farklı evrelere ayrılmaktadır. Genç yetişkinlik döneminde bireyin geleceğini planlamasını, zamanını etkili şekilde kullanmasını içermektedir. Orta yaş döneminde bireyin, gelecek nesiller ve kendi iyi oluş durumunu koruması için kendine ait olan zamanını sınırlandırabilmesini, özerklik eğiliminin artışını ve potansiyellerini çevresine aktarabilmesini ifade etmektedir. Yaşlılık döneminde ise, bireyin azalan fiziksel fonksiyonlarının ve artış gösteren sosyal ilişki kurma isteğinin farkına varabilmesini ifade etmektedir (Shmotkin ve Eyal, 2003).

Gelecek zaman yönelimi kavramı, bireyin içinde yaşadığı anda, duygu, davranış ve düşüncelerinde geleceğe yönelik kişisel hedeflerini veya beklentilerini gözönünde bulundurarak hareket etmesini ifade etmektedir (Calster, Nuttin ve Lens, 1987). Bununla birlikte, gelecek zaman yönelimi, bilinçli olarak bireyin kendi geleceğini planlayarak inşa etmesini içermektedir (Seginer, 2009). Geleceğe yönelik tutum kavramı, gelecek zaman yönelimi kavramının içinde yer alan bir parçadır.

Geleceğe yönelik tutum; bireyin gelecekteki istediği yaşama yönelik olarak, içinde bulunduğu zamanda çevresindeki kişilere karşı göstermiş olduğu olumlu ya da olumsuz tavırlardır (Calster ve diğerleri, 1987).

(19)

Bireyler her yaşta gelecek zaman yönelimine sahip olmaktadırlar. Bununla birlikte; Steinberg, Brien, Cauffman, Graham, Woolard ve Banich (2009) bireylerin yaşlarının ilerlemesiyle geleceğe yönelik daha uzun dönemli plan yaptıklarını ve bireylerin yaşlarının ilerlemesiyle geleceği daha iyi öngörebildiklerini ifade etmişlerdir. Nurmi (1989) ergenlerin geleceği planlama düzeylerinin, gelecek beklentilerine ilişkin bilgi düzeylerinin, inançlarını kontrol edebilme ve iyimserlik düzeylerinin yaşlarıyla birlikte arttığını bulmuştur.

Genç yetişkinlik döneminin başlamasıyla, bireyler sahip oldukları potansiyellerini değerlendirmeye, çevresindeki kişilerin fikirlerini sorgulamaya, kendilerine uygun partner seçmeye, karşısına çıkan seçenekleri değerlendirerek önemli kararlar vermeye çalışmaktadırlar. Genç yetişkinler, bunları yapabilmek için geleceğe yönelik plan yapmaya ihtiyaç duymaktadırlar. Bu planların uygulanması için bireylerin belirlenmiş bir zaman dilimine gereksinimleri vardır. Bu durum genç yetişkinlerin uzun dönemli gelecek zaman perspektifine sahip olmalarını gerektirmektedir (Shmotkin ve Eyal, 2003).

Üniversite yılları bireylerin belirlemiş oldukları meslekleri edinmek için gittikleri son eğitim ve öğretim kurumudur. Üniversite öğrencilerinin gelecek zaman yönelimlerinin, kendilerinden daha küçük yaşta olan ve diğer alt eğitim ve öğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilere göre, daha uzun dönemli olması beklenmektedir. Bunun yanında, üniversite öğrencilerinin gelecekte olabilecek olayların sonuçlarını daha küçük yaşlardaki öğrencilere göre, daha gerçekçi bir biçimde değerlendirmeleri beklenmektedir. Üniversite öğrenimi tamamlandıktan sonra üniversite öğrencilerinin; kişiliklerine, gelecekte belirlemiş oldukları hedeflere, hayattan beklentilerine göre yaşamlarıyla ilgili farklı seçimlerde bulunması öngörülmektedir. Bu durum da üniversite öğrencilerinin kendi geleceklerini üniversitede öğrenim görürken planlamaları gerektiğini göstermektedir. Bununla birlikte, bireyin geleceği önceden planlayabilmesi, hem kendi hem de bir başka kişinin gelecekteki yaşantısında olabilecek olumsuz durumlara karşı önceden önlem alabileceğini göstermektedir. Geleceğini önceden planlayabilen bireylerin, mesleğinde ve sosyal yaşamında başarılı olması ve topluma yararlı bir kişi olması beklenmektedir. Bu noktadan hareketle bireylerin, geleceğe yönelik tutumlarının incelenmesinde çalışma grubu olarak üniversite öğrencileri seçilmiştir.

(20)

Bireylerin, geleceğe yönelik tutumları olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilmektedir. Geleceğe yönelik tutumları olumlu olan kişiler, yaşamlarındaki amaçlarına ulaşabilmek için, çok fazla çaba göstermektedirler (İmamoğlu ve Güler- Edwards, 2007). Bireylerin, geleceğe yönelik tutumlarını etkileyen unsurlardan birisi genel erteleme eğilimidir.

Erteleme davranışı, yerine getirilmesi gereken bir görevin yerine getirilmemesi veya görevin tamamlanmaması olarak ifade edilmektedir. Erteleme eğilimi ise, herhangi bir konuyla ilgili bir karar alamama ve bu kararı geciktirmeyle ilişkili olan bir kişilik özelliği ya da davranışsal bir özellik olarak ifade edilmektedir (Balkıs, 2006).

Bireylerin, erteleme eğilimini göstermelerini sağlayan çeşitli nedenler bulunmaktadır. Bunlar; gerçek kaygının değerlendirilememesi, karar vermenin zorluğu, olumsuz durumları kontrol edememe, kendini ortaya koyamama, başarılı sonuçlardan korkma, kişinin görevi bırakma isteği, kişinin yetenekleri hakkındaki mükemmeliyetçilik algılarıdır (Solomon ve Rothblum, 1984).

Yurtdışında erteleme eğilimi ile gelecek zaman yönelimi arasında ilişkiyi inceleyen birçok araştırma yapılmıştır. Bunun sonucunda, erteleme eğilimi ile gelecek zaman yöneliminin birbirleriyle ilişkili olduğu bulunmuştur. Örneğin, Sirois (2014b) erteleme eğilimi yüksek olan kişilerin, görevlerini sürekli geciktirmelerinden ve amaçlarıyla ilgili olarak planlama yapmamalarından dolayı, geleceğe yönelik tutumlarının daha olumsuz olduğunu ifade etmiştir. Aynı çalışmada ayrıca, yüksek düzeydeki stresin erteleme ve geleceğe yönelik tutum arasındaki ilişkiyi kısmi olarak açıkladığı da ifade edilmiştir.

Günümüzde, bireylerin yapması gereken görevleri ertelemeleri sonucunda kaygı duydukları ve strese girdikleri kesin olarak ifade edilmektedir (Sirois ve Pychyl, 2013). Bireylerin, strese girmeleri yapacakları görevleri ertelemelerine, bireylerin görevlerini sürekli ertelemeleri de strese girmelerine sebep olmaktadır. Bu olay, bir kısır döngü halinde devam etmektedir. Bireylerin, görevlerini ertelemeleriyle birlikte sürekli strese girmeleri, bir takım duygusal rahatsızlıkları da ortaya çıkarmaktadır. Bu duygusal rahatsızlıklar, bireyin düşük benlik imgesine sahip olmasına neden olduğu gibi bireyin özgüveninin düşmesine de neden olmaktadır (Costa ve diğerleri, 1991; Ferrari, Johnson ve McCown, 1995).

(21)

Yukarıda belirtilen kavramlardan yola çıkılarak, bireylerin geleceğe yönelik tutumlarını etkileyen bir başka değişkenin, stresle başa çıkma tarzları olduğu ifade edilebilir. Stres, kişinin çevresiyle etkileşime girmesiyle birlikte meydana gelen olayların, kişinin olanaklarını aşırı derecede zorlaması ve kişinin iyi oluş halinin ortadan kalkması şeklinde ifade edilen bir durumdur (Lazarus ve Folkman, 1984).

Stresle başa çıkmak için kullanılan iki temel strateji bulunmaktadır. Bunlar; duygu odaklı başa çıkma stratejisi ve problem odaklı başa çıkma stratejisidir. Problem odaklı başa çıkma stratejisi, çevre ve birey arasındaki sorunların, bireyin kendi gayreti ile üstesinden gelmesini ifade etmektedir. Problem odaklı stresle başa çıkma stratejisinde, birey stres verici durumları irdeleyerek, duygularını düzenlemeye çalışmaktadır. Duygu odaklı stresle başa çıkma stratejisi, stres yaratan durumlarda bireyin kaçınma tepkisi vermesini veya temkinli davranarak stres verici unsurlardan uzaklaşmasını ifade etmektedir (Lazarus, 1993).

Geleceğe yönelik tutumları olumlu olan bireylerin, herhangi bir stres unsuru olan problemle karşılaştıklarında, problem odaklı başa çıkma stratejilerini kullandıkları belirtilmektedir (Fortunato ve Furey, 2011). Geleceğe yönelik devamlı kaygılı bir tutum içerisinde bulunan bireylerin ise, özgüvenlerinin düşük olduğu ve bu kişilerin karşılaştıkları problemleri çözmek yerine, problemlerden kaçmayı tercih ettikleri ifade edilmektedir (Zaleski, 1996).

Üniversite öğrencilerinin, geleceğe yönelik tutumları ile ilişkili birçok etmen bulunmaktadır. Bu etmenlerden ikisi yukarıda belirtildiği gibi, stresle başa çıkma tarzları ve erteleme eğilimidir. Üniversite öğrencilerinin, stresle başa çıkmada kullandıkları stratejiler ile erteleme eğilimi düzeyleri açısından geleceğe ilişkin tutumlarında farklılaşma olabileceği düşünülmektedir. Buradan hareketle, öğrencilerde geleceğe ilişkin tutumların stresle başa çıkma ve erteleme eğilimi düzeyleri açısından incelenmesi bu araştırmanın problemini oluşturmaktadır.

1.2. Problem Durumu

Araştırmanın genel amacına bağlı olarak aşağıdaki alt problemlere yanıt aranacaktır:

1- Üniversite öğrencilerinin geleceğe yönelik tutumları cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermekte midir?

(22)

2- Üniversite öğrencilerinin geleceğe yönelik tutumları sınıf düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermekte midir?

3- Üniversite öğrencilerinin geleceğe yönelik tutumları öğrenim gördükleri bölüme göre anlamlı bir farklılık göstermekte midir?

4- Üniversite öğrencilerinin stresle başa çıkma tarzları ve genel erteleme eğilimleri, geleceğe yönelik tutumun alt boyutu olan planlı tutumu anlamlı bir şekilde yordamakta mıdır?

5- Üniversite öğrencilerinin stresle başa çıkma tarzları ve genel erteleme eğilimleri, geleceğe yönelik tutumun alt boyutu olan kaygılı tutumu anlamlı bir şekilde yordamakta mıdır?

6- Üniversite öğrencilerinin stresle başa çıkma tarzları ve genel erteleme eğilimleri, geleceğe yönelik tutumun alt boyutu olan olumlu tutumu anlamlı bir şekilde yordamakta mıdır?

1.3. Araştırmanın Önemi

Zaman, her insan için değerli bir kavramdır. Her insanın, yaşamda belli bir amacı ve hayattan birtakım beklentileri bulunmaktadır. Birey, gelecek yaşamındaki beklentilerini elde edebilmek ve belirlediği amaçlara ulaşabilmek için davranışlarını, düşüncelerini ve hatta duygularını amaçları ve beklentileri doğrultusunda içinde bulunduğu zamanda düzenlemesi gerektiğinin farkındadır.

Gelecek zaman yönelimi kavramı, bireyin içinde yaşadığı anda duygu, düşünce ve davranışlarını, gelecekteki belirlemiş olduğu hedefler ve gelecekteki beklentileri doğrultusunda düzenlemesi anlamına gelmektedir. Geleceğe yönelik tutum kavramı, gelecek zaman yönelimi kavramının bir parçası ve bireylerin gelecekteki kişisel amaçları doğrultusunda, şimdiki zamanda çevrelerine karşı tutum göstermeleri olarak ifade edilmektedir. Bu noktadan hareketle, insanların gelecekteki hedefleri ve beklentileri için, geleceğe yönelik tutum ve gelecek zaman yönelimi kavramlarının önemi açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Gelecek zaman yönelimi kavramı, yurdışında birçok araştırmaya konu olmuş ve birçok değişkenle ilişkisi incelenmiştir. Ancak, Türkiye’ de gelecek zaman yönelimi ve geleceğe yönelik tutum ile ilgili yapılan çalışmalar oldukça yenidir.

(23)

Alanyazında gelecek zaman yönelimi kavramının birçok değişkenle ilişkisini inceleyen birçok çalışma yapılmıştır. Çalışmalarda gelecek zaman yönelimi arttıkça, yükümlülükleri yerine getirme (Horstmanshof ve Zimitat, 2007), akademik başarı ve özgüven (Mello, Finan ve Worell, 2013), özyeterlilik inancının (Gutierrez-Braojos, 2013) arttığı; problemli davranışların, dürtüselliğin ve riskli davranışlara yönelimin (Chen ve Vazsonyi, 2011), alkol bağımlılığının (Mckay, Percy ve Cole, 2013), uyumsuz biçimde problemle başa çıkma stratejileri ve kendine zarar vermenin (Chua, Milfont ve Jose, 2015) azaldığı bulunmuştur.

Türkiye’de gelecek zaman yönelimiyle ilgili 2000’li yıllardan sonra çalışma yapılmaya başlandığı görülmektedir. Öner (2000a; 2000b; 2001; 2002) yaptığı çalışmalarda gelecek zaman yönelimi ve romantik ilişkileri incelenmiştir. Bunun yanında Öner (2007) üniversite öğrencilerinin gelecek zaman yönelimleri ile ölümden sonraki hayata inanç düzeyleri ve gelecek zaman yönelimleri ile Tanrıya inanç düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Güler (2004) ve Güler-Edwards (2008) yaptığı çalışmalarda gelecek zaman yönelimi ve benlik tipleri arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Türkiye’de gelecek zaman yönelimiyle ilişkisi olabilecek değişkenlerin ele alındığı araştırmalar sınırlı olduğundan bu tür çalışmaların yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Alanyazın incelendiğinde, genel erteleme eğiliminin veya stresle başa çıkma tarzlarının, gelecek zaman yönelimiyle birlikte incelendiği araştırmalar yurtdışında yapılmıştır. Diaz-Morales (2007) ve Jackson, Fritch, Nagasaka ve Pope (2003) yaptıkları çalışmada, genel erteleme eğilimi ve gelecek zaman yönelimi arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Gelecek zaman yöneliminin, genel erteleme eğilimiyle arasında anlamlı düzeyde negatif ilişkisinin olduğu bulunmuştur. Araştırmalar, genel erteleme davranışının, bireyin gelecek zaman yönelimini azalttığını ve bireyin geleceğe yönelik öngörü kapasitesini düşürdüğünü göstermektedir. Bireyin, geleceğe yönelik beklentilerini gerçekleştirebilmesi için içinde bulunduğu zamanda hedeflerine yönelik hazırlık yapması gerekmektedir. Birey, hedefine yönelik hazırlık yaparken üzerine düşen sorumlulukları zamanında yerine getirmesi gerekmektedir.

Çünkü, birey yapması gereken görevi, zamanında yerine getirmezse hedefine ulaşabilmesi için, yapması gereken bir sonraki görevi yerine getiremeyeceği öngörülebilmektedir. Bu durum da bireyin, gelecek hedefine ulaşabilmesi için, erteleme davranışı göstermemesi gerektiğinin bir göstergesidir. Öğrencilerin,

(24)

erteleme davranışı göstermelerinin gelecek zaman yönelimlerini etkileyeceği beklenmektedir.

Chua, Milfont ve Jose (2015) ve Yeung ve Ho (2015) yaptıkları çalışmada, stresle başa çıkma tarzları ve gelecek zaman yönelimi arasındaki ilişkiyi incelemişlerdir. Türkiye’de yapılmış olan çalışmalar incelendiğinde stresle başa çıkma tarzlarıyla ilgili yapılmış pek çok çalışma bulunmasına rağmen, stresle başa çıkma tarzları ve geleceğe yönelik tutum arasındaki ilişkiyi inceleyen bir araştırma bulunmamaktadır. Alanyazında, karşılaştığı problemleri çözmeye çalışan bireyin, daha uzun süreli gelecek zaman yönelimine sahip olduğu belirtilmektedir. Bireyin, problem karşısında pasif başa çıkma stratejilerini kullanmasının özgüvenini azalttığı ifade edilmektedir. Özgüveni düşük olan bireyin, geleceğe yönelik daha kısa süreli planlar yaptığı ifade edilmektedir. Bu noktadan bakıldığında, stresle başa çıkma tarzlarının geleceğe yönelik tutumu etkilediği ifade edilebilmektedir. Üniversite öğrencilerinin, öğrenimleri süresince stres verici pek çok etkenle karşılaşacakları beklenmektedir. Stres yaratan durum karşısında aktif başa çıkma stratejilerini kullanabilen öğrencilerin, gelecek beklentilerini gerçekleştirmeye yönelik daha uzun dönemli ve mantıklı planlar yapmaları beklenmektedir. Bu durum gözönünde bulundurulduğunda üniversite öğrencilerinin stresle başa çıkma tarzlarının, gelecek zaman yönelimleri ile ilişkisini inceleyen araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin geleceğe yönelik tutumlarının çeşitli açılardan incelenmesini kapsamaktadır. Bu çalışmada, çeşitli demografik değişkenler, stresle başa çıkma yolları ve genel erteleme düzeyleri açısından, öğrencilerin geleceğe yönelik tutumları incelenmiştir. Üniversite eğitimi aldıktan sonra, profesyonel meslek yaşamına adım atacak olan bireylerin, geleceği nasıl algıladıkları önemlidir. Çünkü, bu bireyler meslek yaşamlarının başında oldukları için önemli bir insan gücü potansiyeli oluşturmaktadırlar. Öğrencilere geleceğe yönelik tutumları ile ilgili olarak sunulacak psiko-sosyal destek hizmetlerinde, bu yapının ne tür faktörlerle ilişkili olduğunun bilinmesi önemlidir. Stresle başa çıkma ve genel ertelemenin, bireylerin geleceği algılamaları üzerinde rolünün anlaşılması, onlara sunulacak olan hizmetlerin niteliğini artıracaktır. Buradan hareketle, gençlerin geleceği nasıl algıladıkları ve bununla bağlantılı olan diğer değişkenlerin incelenmesi önemli görülmektedir. Bu doğrultuda, üniversite psikolojik danışma merkezlerinde öğrencilere geleceklerini, planlayabilmelerine yönelik farkındalık kazandırılabilir.

(25)

Öğrencilerin, geleceklerine yönelik kaygılı tutumları azaltılabilir. Bireylere, stresle aktif başa çıkma stratejilerinin öğretilmesinin, bireylerin geleceğe yönelik beklentilerini daha net belirlemelerini sağlayacağı öngörülebilir. Sürekli erteleme davranışı gösteren bireylerin, erteleme davranışı göstermelerinin altında yatan nedenler belirlenerek, bireylerin geleceğe yönelik daha mantıklı ve uzun süreli plan yapmaları sağlanabilir.

1.4. Sayıltılar

Araştırmaya katılan öğrencilerin Kişisel Bilgi Formu, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği, Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği ve Genel Erteleme Eğilimi Ölçeği’nde yer alan sorulara içtenlikte ve gerçek durumları yansıtacak şekilde cevap verdikleri varsayılmıştır.

1.5. Sınırlılıklar

Bu araştırmanın sınırlılıkları şu şekildedir.

1. Bu araştırma, Genel Erteleme Eğilimi Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği ve Geleceğe Yönelik Tutum Ölçeği’nin ölçtüğü niteliklerle sınırlıdır.

1.6. Tanımlar

Gelecek Zaman Yönelimi: Bireyin içinde yaşadığı andaki, duygu, davranış ve düşüncelerinde geleceğe yönelik bireysel amaçlarını ve gelecekte yapmayı istediği eylemleri gözönünde bulundurmasıdır (Calster ve diğerleri, 1987).

Geleceğe Yönelik Tutum: Bireyin, kişisel amaçlarını ve gelecekte yapmayı istediği eylemleri gözönünde bulundurarak içinde bulunduğu anda çevresine karşı göstermiş olduğu olumlu veya olumsuz tavırlardır (Calster ve diğerleri, 1987).

Genel Erteleme: Bireyin deneyimlemek ve yapmak üzere olduğu herhangi bir görevde karşılaştığı rahatsızlık verici çok aşina bir problemden dolayı gereksiz yere görevini yapmayı bırakmasıdır (Solomon ve Rothblum, 1984).

(26)

Stres: Bireyin, sahip olduğu kaynakları ve sınırları zorlayan bir durumla karşılaşması veya kaynakların üzerinde olan bir durumla karşı karşıya kalması olarak ifade edilmektedir (Folkman ve Lazarus, 1984).

Stresle Başa Çıkma Tarzları: Bireyin stres verici yaşantı veya durum karşısında durumunu değiştirmek için göstermiş olduğu bilişsel, duygusal ve davranışsal gayretler olarak ifade edilmektedir (Folkman ve Lazarus, 1984).

(27)

10

KURAMSAL ÇERÇEVE VE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR

Bu bölümde ilk olarak gelecek zaman yönelimi, genel erteleme, stres ve stresle başa çıkma tarzları kuramsal olarak incelenmiştir. Daha sonra bu kavramlarla ilişkili Türkiye ve yurtdışında yapılmış olan araştırmalara yer verilmiştir.

2.1. Gelecek Zaman Yönelimi

Gelecek zaman yönelimi ve gelecek zaman perspektifi kavramları; öğrenme kuramları, bilişsel kuramlar ve psikanalitik kuram gözönünde bulundurularak farklı şekillerde tanımlanmaya çalışılmıştır. Bu durum da gelecek zaman yönelimi ve gelecek zaman perspektifi kavramlarının farklılaşmasına yol açmıştır (Trommsdorff, 1983).

Zaman kavramının farklı açılardan tanımı yapılmaktadır. Zaman perspektifi kavramının, yoğun ve sürekli genişleyen bir olgu olduğu ifade edilmektedir. Gelecek zaman perspektifi; bireyin gelecekteki hedeflerine ulaşabilmesi için, şimdiki zaman dilimi içerisinde tercih ettiği davranışsal ve bilişsel stratejiler olarak ifade edilmektedir (Nuttin ve Lens, 1985).

Gelecek zaman yönelimi kavramı, gelecek zaman perspektifi kavramının genişletilmiş şeklidir. Ancak, zaman perspektifi kavramına göre, daha belirsiz bir kavramdır (Calster ve diğerleri, 1987).

Bireyin, içinde yaşadığı anda duygu, davranış ve düşüncelerinin, geleceğe yönelik kişisel hedefleri veya beklentileri doğrultusunda olmasına gelecek zaman yönelimi adı verilmektedir (Calster ve diğerleri, 1987). Gelecek olaylara ilişkin bireylerin zihninin meşgul olması, gelecek zaman yönelimi kavramını ortaya çıkarmaktadır. Gelecek zaman yönelimi, bireyin geleceğini planlaması, bulunduğu zamandaki duygu, davranış ve düşüncelerinin gelecekteki beklentilerine uygun olması demektir (Strathman, Gleicher, Boninger ve Edwards, 1994).

(28)

Gelecek zamana yönelik tutum, gelecek zaman yönelimi kavramının bir parçasıdır. Tutum sözcüğünün anlamı, bireyin gelecek, geçmiş veya şimdiki zamandaki yaşam periyoduna yönelik bireysel olarak olumlu veya olumsuz yönde etkili tavırda bulunmasıdır. Birey, geçmiş veya şimdiki yaşamına yönelik olumsuz bir tutum sergiliyebilmektedir. Ancak, bireyin kendi geleceğine yönelik olarak olumlu tutum içerisinde bulunabilme olasılığı daha yüksektir (Calster ve diğerleri, 1987). Geçmiş, gelecek ve şimdiki zamandaki olayların veya deneyimlerin nötr, olumlu veya olumsuz sonuçları geçmiş, gelecek veya şimdiki zamana yönelik duygusal tutumları oluşturmaktadır (Calster ve diğerleri, 1987; Nuttin ve Lens, 1985).

Birey, amacını gerçekleştirmek için geleceğini planlamaya ihtiyaç duymaktadır. Bu durum da bireyin geleceğe karşı olumlu duygular hissetmesini sağlamaktadır. Bu şekilde, birey hedefiyle gelecekte ortaya çıkacak durumların birbiriyle örtüşmesini bekleyecektir (Zaleski, 1996).

Kişi geleceğe yönelik hedefleri için, şimdiki zamanda olumlu tutum sergileyebilmektedir. Ancak, zamanla kişi geleceğe yönelik hedefini değiştirebilmekte ve daha önceki tutumlarıyla çelişkiye düşebilmektedir. Bireyin, tutumunun değişmesini sağlayan nedenleri belirlemesi, bireyin geleceğini daha mantıklı bir biçimde planlamasını sağlayacaktır. Bu durumda da gelecekte ortaya çıkabilecek bazı problemler önlenmiş olacaktır. Bireyin, davranışı ve tutumu arasındaki tutarlılığı iki kategoriye ayrılmaktadır. Bunlar, tutuma erişilebilirliği artırmak ve davranışın tutarlılığını artırmaktır. Tutuma erişilebilirlik; bireyin şimdiki yaşadığı zaman dilimi içerisinde, gelecekte göstermek istediği davranışlarla uyumlu bir tutuma sahip olması olarak ifade edilmektedir. Davranışın tutarlılığı ise, bireyin gelecek zamandaki göstermek istediği davranışlarla, gelecekte göstereceği davranışların birbiriyle tutarlı olmasını ifade etmektedir (Rabinovich, Morton ve Postmes, 2010).

İnsanların, davranışlarına göre zaman yönelimleri belirlenebilmektedir. Bazı insanlar için geçmiş, hayatının büyük bir parçasını oluşturmaktadır. Bu insanlar geçmiş zaman yönelimlidir. Geçmiş zaman yönelimli insanlar için nereden geldikleri ve geçmişte ne yaptıkları son derece önemlidir. Bazı insanlar içinse, içinde bulundukları şu an son derece önemlidir. Bu tür insanlar geleceklerini pek planlamak istememektedirler, geçmiş ise yaşamlarının çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır.

(29)

Gelecek yönelimli insanlar kendi geçmişleriyle, şimdiki zamanda yaşamaktadırlar.

Ayrıca, geçmiş zamandaki deneyimleri gelecekleri için temel oluşturmaktadır.

Gelecek yönelimli insanlar için ileride ne olacak, nasıl olacak, nerede olacak gibi kavramlar son derece önemlidir (Lens, Paixao, Herrera ve Grobler, 2012).

Bireyin geçmişe yönelme, şimdiki zamana yönelme ve geleceğe yönelmesinin göstergesi olan çeşitli davranış kalıpları, bilişsel kalıplar ve duygusal süreçler bulunmaktadır. Birey, içinde bulunduğu anı düşünerek çevresinde olan olayları kontrol edebilmektedir. Birey, içinde bulunduğu zamanda gelecek hedeflerine nasıl ulaşacağını sorgulamak yerine sadece hedeflerinin ne olduğunu belirlemeye çalışmaktadır. Şimdiyi düşünmenin göstergesi olan ve bireyin sahip olması gereken birtakım düşünce ve davranış kalıpları bulunmaktadır. Bunlar; şu şekilde ifade edilmektedir (Fortunato ve Furey, 2011):

1. Bireyin çevresini ve etkinliklerini yapılandırması ve plan yapma istekliliği, 2. Bireyin kendi sosyal ve kişisel şemalarını benimsemesi ve sürdürme eğilimi, 3. Pratik karar verme,

4. Diğer insanlarla iyi ilişkiler devam ettirebilme ve kararlılık istekliliği, 5. Gelecek zaman yönelimine sahip olma eğilimidir.

Bellekteki saklanmış bilgilerle ve geçmiş deneyimlerle meşgul olmak geçmişe zihinsel anlamda yolculuk yapma yeteneği ile ilişkilendirilmektedir. Geçmişi düşünmenin göstergesi olan ve bireyin sahip olması gereken birtakım davranış ve düşünce kalıpları bulunmaktadır. Bunlar; şu şekilde ifade edilmektedir (Fortunato ve Furey, 2011):

1. Yansıtmada bulunma, düşünceye dalma ve bilgi toplama istekliliği, 2. Yavaş karar verme,

3. Negatif çevresel uyaranların varlığına duyarlılık, 4. Yaşama dikkatli ve kuşkulu bakış açısı,

5. Geçmiş zaman yönelimine sahip olma istekliliğidir.

Bireyin hedeflerini gerçekleştirebilmesi için, gelecekte olabilecek olaylara odaklanması gerekmektedir. Gelecek hedefleri için sembolleştirdiği zihinsel şemaları somutlaştırması gerekmektedir. Bireyin, kendi geleceğini düşündüğünü gösteren çeşitli davranış ve düşünce kalıpları bulunmaktadır. Bunlar; şu şekilde ifade edilmektedir (Fortunato ve Furey, 2011):

(30)

1. Öngörülü düşünme,

2. Problemlerin çözümünde yaratıcılık sahibi olma, 3. Çevredeki yeni fırsatları algılama,

4. Yeni deneyimlere ve değişime açıklık, 5. Esneklik ve uyum sağlayabilme, 6. Kolay karar verebilme,

7. Hayata umutlu ve iyimser bakış açısı ve sosyal olarak toplu yaşama, 8. Şimdiki zaman yönelimine sahip olma

Gelecek zaman yönelimi kavramı üç temel süreç ile açıklanmaktadır. Birincisi, bireyin hedeflerini; içinde bulunduğu zamanda sahip olduğu kendi geleceği hakkındaki bilgisi, güdüleri ve değerleriyle karşılaştırma aşamasıdır. İkincisi, bireyin hedeflerine karar verdikten sonra hedeflerini nasıl gerçekleştirebileceğine ilişkin plan yapmasıdır. Sonuncusu, planların ve hedeflerin gerçekleştirilmesi aşamasıdır (Nurmi, 1989).

Bireyin, gelecek zaman yönelimini etkileyen, gelecek zaman yönetimi kavramı da üç temel süreç ile tanımlanmaktadır. Bunlar; motivasyon, plan ve değerlendirmedir. Motivasyon; bireyin gelecekteki belirlemiş olduğu hedeflere yönelik olarak kendisini harekete geçirmesidir. Planlama; bireyin belirlemiş olduğu hedeflere ulaşması amacıyla belirli adımlardan oluşan, bireyin karşısına çıkan problemleri çözmesini sağlayan ve bireye özgü geliştirilmiş stratejilerdir.

Değerlendirme ise bireyin, gerçekleşmesini beklediği hedeflerden bireyin uygulamış olduğu planlar neticesinde hangi hedefin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin analiz yapmasıdır (Nurmi, 1989).

Bireyin, geçmiş yaşamındaki deneyimleri ve şimdiki zamandaki ihtiyaçları, bireyin isteklerini belirlemektedir. Bireyin, gelecekteki hedeflerini ve planlarını ise istekleri belirlemektedir. Birey hedeflerinin içeriklerini (saygı, başarı, güç kazanma) ve hedeflerinin zamana göre mekanlarını, geçmiş deneyimlerini ve şimdiki ihtiyaçlarını gözönünde bulundurarak, istekleri doğrultusunda belirlemeye çalışmaktadır (Lens ve diğerleri, 2012).

Kişi, geleceğini yapılandırmada bilişsel şemalara ihtiyaç duymaktadır. Gelecek zaman yöneliminde bilişsel şema olarak tanımlanan kavram, zamana göre yapılacak olan etkinliklerin dizilimidir. İleriyi kapsayan bu bilişsel şemalar; genişletilmiş,

(31)

farklılaşmış, kesin, birbirleriyle uyumlu ve gerçektirler. Kişinin, oluşturduğu bilişsel şemalar gelecek zamanda ortaya çıkabilecek problemlerin içsel nedenleri yerine, dışsal nedenlerine odaklanmasını sağlamaktadırlar. Bu durum bireyin ve çevresinin de gelişmesini sağlamaktadır. Bu bilişsel şemalar konu içeriği olarak kişisel beklentilere göre yapılandırılmışlardır. Ayrıca, bu bilişsel şemalar bireylerin kişisel hedeflerini açıkça belirtmektedirler. Gelecek zaman yönelimi, bireylerin davranışlarını yönlendirmektedir. Bunun yanında bireyin, kişisel geleceği sadece oluşturmuş olduğu bilişsel şemaları kapsamamaktadır. Kişinin geleceği; kişinin hedeflerini, korkularını, pişmanlıklarını ve öfkelerini içermektedir (Trommsdorff, 1983).

Bireyin içinde bulunduğu zamanda karşısına çıkan herhangi bir problem durumuyla mücadeleden kaçınması, bireyin gelecekteki hedeflerine ilişkin ileride karşılaşabileceği muhtemel sorunlardan kaçınmasına yol açmaktadır. Çünkü, birey karşılaştığı problemli durumlardan sürekli kaçındığı için ileride hedeflerine ilişkin doğabilecek herhangi bir problemi de çözmek istemeyecektir. Bundan dolayı, birey gelecekteki hedeflerinden de kaçacaktır. Bireyin hedeflerinden kaçınması, kavramsal olarak bireyin düşük düzeyde gelecek zaman yönelimine sahip olduğunu göstermektedir (Chua ve diğerleri, 2015; Elliot ve diğerleri, 2011).

Belirsizliğe yönelim, gelecek zaman yönelimini etkileyen önemli bir kavramdır. Birey, bilmediği durumlar için sürekli olarak yeni ve birbiriyle tutarsız olan bilgileri öğrenmektedir. Ayrıca, belirsizliğe karşı yüksek tolerans gösterebilmektedir. Belirsizliğe yönelmek; yeni fikirleri araştırmak ve bilinmeyen olasılıkları keşfetmek demektir. Belirsizliğe yönelmiş birey, gelecek zaman yönelimlidir. Bunun yanında, kesinliğe yönelmiş insan, bilinen fikirler üzerinde tutunmaktadır ve belirsizlikten korkmaktadır. Ancak, belirsizliğe yönelmek, bilgiyi keşfetmek, ortaya çıkarmak demekse de belirsizlik her zaman bilinememektedir.

Belirsizliğe yönelmiş insan net ve açık bilgi elde etmeye çalışsa da belirsizlik durumu kaygıya eğimli bireylerde kaygıyı ortaya çıkarabilmektedir. Bu durum da ulaşılması hedeflenen bilgilerin olumlu olmaktan ziyade olumsuz olmasına yol açabilmektedir (Sorrentino, Roney ve Hanna, 1992; Zaleski, 1996).

Sosyalleşme ile gelecek zaman yönelimi birbiriyle ilişkili kavramlardır.

Gelecek zaman yönelimli olmak, bireyin sosyalleşebilmesi için gereklidir. Bireyin, sosyal rolleri özellikle de meslek gibi rolleri, bireyin gelecek zaman yönelimini

(32)

etkilemektedir. Alanyazında çocuğun ailesinden algılamış olduğu sosyal desteğin, çocuğun gelecek zaman yönelimini olumlu bir şekilde arttırdığı ifade edilmiştir.

Çocukluğunda çevresinden daha fazla sosyal destek almış birey, ilerleyen yaşlarında daha fazla gelecek zaman yönelimli olmaktadır. Ergenin, sosyalleşme deneyiminin, ergenin gelecek zaman yönelimini olumlu şekilde etkilediği ifade edilmektedir (Trommsdorff, 1983).

Gelecek zaman yönelimi, bireyin tercih ettiği problemle başa çıkma stratejisini göstermektedir. Bireyin, uzun bir gelecek zaman yönelimine sahip olması, daha uyumlu problem çözme stratejisine sahip olmasını sağlamaktadır. Bireyin, problem durumuyla başa çıkabilmesi için problemle uyumlu başa çıkma stratejisini kullanması, bireyin daha olumlu çıktılar elde etmesini sağlamaktadır. Bireyin, yaptığı görevlerde sürekli olumlu çıktılar elde etmesi, bireyin öznel iyi oluş durumunu olumlu yönde etkilemektedir (Chua ve diğerleri, 2015).

Gelecek zaman yöneliminin, özellikle bireyselliğe önem veren batı toplumlarında yüksek sosyoekonomik düzey, yüksek akademik başarı, duygulara az yönelim ve riskli davranışları çok az göstermeyle arasında pozitif yönde doğrusal bir ilişki bulunmaktadır (Zimbardo ve Boyd, 1999). Bireyin, gelecek zaman yönelimiyle, bireyin aldığı eğitim düzeyinin, iş durumunun, kariyerinin, akademik başarısının ve farklı kültürlere mensup olmasının ilişkili olduğu ifade edilmektedir (Seginer, 2009).

Olumlu gelecek zaman yönelimine sahip olmanın, bireyi madde kullanımı, alkol bağımlılığı gibi riskli davranışlardan kaçınmaya yönelttiği ifade edilmektedir.

Olumlu gelecek zaman yönelimine sahip olmanın bireyin şiddet içerikli davranışlarını azalttığı bulunmuştur (Crespo, Jose, Kielpikowski ve Pryor, 2013;

Robins ve Bryan, 2004; Stoddard, Zimmerman ve Bauermeister, 2011).

Olumlu akademik başarı ile gelecek zaman yönelimi arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmaktadır. Bireylerin gelecekte karşılaşabilecekleri problemleri çözme performansları ile sahip oldukları bilişsel stratejiler arasında pozitif yönde doğrusal bir ilişki bulunmaktadır. Birey, uzun dönemli hedeflerine nasıl ulaşacağını, içinde bulunduğu zamanda göstermiş olduğu davranışların sonuçlarına göre, değerlendirmeye çalışmaktadır (Lasane ve Jones, 1999).

Bireyin, geleceğini düşünmesi yaratıcı olmasını sağlayabilmektedir (Chiu, 2012). Förster ve diğerleri (2004) yapmış oldukları çalışmada, bireyin uzak geleceği

(33)

düşünerek yaratıcılığını arttırabildiğini bulmuşlardır. Örneğin, bireylerin beş yıl sonrasını düşünmeleri, bir yıl sonrasını düşünmelerine göre yaratıcılıklarını daha fazla arttırmıştır (akt: Chiu, 2012).

2.1.1. Gelecek Zaman Yönelimiyle ilgili Modeller

Gelecek zaman yönelimi, gelecekte olması muhtemel olayların bireyde bilişsel temsilini konu alan “tematik yaklaşım” ve gelecek zaman yönelimi kavramını çok boyutlu olarak ele alan “üç bileşenli yaklaşım” olarak ele alınmaktadır (Seginer, 2008).

Tematik Model

Bu model, bireyin geleceğine ilişkin isteklerinin planlanmaya çalışıldığı, geleceğine ilişkin korkularının ve endişelerinin belirlenmeye çalışıldığı, olabilecek hangi sonucun sevilip sevilmeyeceğinin incelendiği model olarak açıklanmaktadır (Seginer, 2008). Bu tematik modelde tanımlanmış olan iki yaşam alanı bulunmaktadır. Bu yaşam alanları, genel ve kültüre özgü olarak ifade edilmektedir.

Genel (evrensel) yaşam alanları, iş durumu ve kariyer, evlilik ve aile olarak ifade edilmektedir. Kültüre özgü olan yaşam alanları ise; milliyet, din, bulunduğu bölge şeklinde açıklanmaktadır. Bu modele göre, temelde üç faktör bireyin gelecekteki beklentilerini etkilemektedir. Bunlar; bireyin yaşı, bireyin içinde bulunduğu kültür ve bireyin kişiliğidir (Seginer, 2008).

Üç Bileşenli Model

Bu model gelecek zaman yöneliminin temelinde yer alan ve üç temel bileşenin birbiriyle etkileşimde bulunduğu bir yapıyı anlatmaktadır. Bu üç bileşen;

motivasyonel gelecek zaman yönelimi, bilişsel gelecek zaman yönelimi ve davranışsal gelecek zaman yönelimi olarak ifade edilmektedir (Seginer, 2008).

Motivasyonel Bileşen: Bireyin, kişisel olarak gelecekteki tasarladığı durumlara ilişkin şimdiden yatırım yapmasıdır. Motivasyonel bileşen üç temel unsurdan oluşmaktadır. Bunlardan birincisi, “Beklenilen Davranışsal Çıktıların

(34)

Değerlendirilmesi”’dir. Bu kavram, beklenilen çıktıların elde edilebilirliğinin değerlendirilmesini içermektedir (Carver ve Scheier, 2001; Eccles ve Wigfield, 1995;

Seginer, 2008). Motivasyonel bileşenin, diğer iki unsuru olan “İçsel Kontrol”,

“Bireyin Kişisel Umutları”, bireyin hedeflerini ve planlarını yerine getirebilmesini açıklamaktadır. “İçsel Kontrol” bireyin hedeflerine ulaşabilmesi için ne yapıp ne yapmaması gerektiğini kontrol edebilmesidir (Seginer, 2008).

Bilişsel Bileşen: Bireyin gelecekte belirlemiş olduğu hedeflerine ilişkin olarak

“Korkularını” ve “Umutlarını” ele alan iki bileşenden oluşmaktadır (Seginer, 2008).

Davranışsal Bileşen: Bu bileşen iki yapıdan oluşmaktadır. Bunlar, “Keşfetme” ve

“Bağlılık” olarak ifade edilmektedir. Keşfetme, gelecek seçeneklere ilişkin bireyin çevresinden tavsiye almasını ve herhangi bir kişinin tecrübelerinden yararlanmasını ifade etmektedir. Bağlılık ise, bireyin seçmiş olduğu gelecek hedeflerine bağlı olması ve bu hedeflere ilişkin olarak içinde bulunduğu anda yapması gereken görevlerin yükümlülüklerini üstlenmesi ve görevlerini yerine getirmesidir (Seginer, 2008).

(35)

Umut Korku

Bağlılık Keşfetme

Değerlendirme Umut İçsel Kontrol

Motivasyonel Gelecek Zaman Yönelimi

Bilişsel

Gelecek Zaman Yönelimi

Davranışsal

Gelecek Zaman Yönelimi

Şekil 1. Üç Bileşenli Gelecek Zaman Yönelimi Modeli*

* Seginer (2008) “Future Orientation in Times of Threat and Challenge: How Resilient Adolescents Construct Their Future” isimli makaleden Türkçe’ye çevrilmiştir (ss. 274).

(36)

2.1.2. Gelecek Zaman Yönelimi ve Problemli Davranışlar

Gelecek zaman yönelimi sadece bireylerin gelecek hedeflerine ilişkin motive olabilmelerini değil, aynı zamanda birbiri içine geçmiş olan problemli davranışlar için, bireylerin çözüm üretebilmelerini sağlamaktadır (Chen ve Vazsonyi, 2011).

Madde kullanımı, alkol bağımlılığı, kumar ve bahis oynama biçimindeki problemli davranışlar, bireylerin gelecekte olabilecek durumların sonuçlarını düşünmek yerine, içinde bulundukları andan haz almaya çalışmalarına ilişkin bir durumdur. Gelecek yönelimli birey, içinde bulunduğu anda bir duruma ilişkin karar verirken, o durumun gelecekte olabilecek sonuçlarını düşünmektedir (Chen ve Vazsonyi, 2011; Routledge ve Arndt, 2005).

Gelecek zaman yönelimi kavramı, dürtüsellikle de bağlantılıdır. Hem gelecek zaman yönelimi hem de dürtüsellik, bireyin riskli davranışlara ilişkin karar almasında son derece önemli rol oynamaktadır. Bu iki kavram, birbirine zıt bir şekilde çalışmaktadır. (Chen ve Vazsonyi, 2011).

Steinberg ve diğerleri (2009) bireylerin yapmaları gereken görevleri ertelemelerinin nedeninin, dürtüsel olmalarını ve gelecek zaman yönelimli olmalarını sağlayan, beyin sistemindeki iki farklı aktiviteden kaynaklandığını ifade etmişlerdir.

Beyin sisteminde meydana gelen bu iki aktivite, manyetik rezonansdaki görüntülerle ortaya çıkarılmıştır. Bireylerin herhangi bir işteki tahammülsüzlüklerinin, beyindeki limbik sistem tarafından yürütüldüğü tespit edilmiştir. Limbik sistem, bireylerin herhangi bir işten hemen sonuç veya ödül elde etmesini, bireylerin gelecek bir zamanda sonuç veya ödül elde etmesine göre daha öncelikli olarak tercih etmektedir (akt: Chen ve Vazsonyi, 2011).

2.1.3. Gelecek Zaman Yönelimi ve Çevreye Yönelik Davranışlar

Gelecek zaman yönelimi, bireyin çevresine yönelik tutum ve davranışlarının şekillenmesinde son derece önemlidir. Özellikle, Dünyada yaşayan her insanın üzerine düşen en büyük sorumluluklardan birisi, kendisinden sonra gelen neslin gelişimini ve devamını sağlamaktır. Birleşmiş Milletlerin 1997 yılında eğitim, bilim ve kültürel organizasyonla ilgili yayımlamış olduğu deklarasyonda ana başlık

“Sorumluluk Şimdiki Nesilden Gelecek Nesillere Doğru” dur. İnsanlığın gelecek

(37)

nesiller için temel sorumluluklarının; insan genomunu korumak, biyoçeşitlilik, kültürel çeşitlilik, barış ve çevreyi korumak olduğu bildirilmiştir. Alanyazın incelendiğinde, bireyin çevresinin menfaatine yönelik göstereceği davranışları ve kişinin kendi menfaatine ilişkin göstereceği davranışları karşılaştırarak karar vermesinde gelecek zaman yöneliminin etkisinin büyük olduğu görülmüştür. Çünkü, gelecek zaman yönelimli bireyler karşılaştıkları herhangi bir problem karşısında kişisel menfaatleri doğrultusunda alacakları kararları ve çevresinin yararına ilişkin alacakları kararları karşılaştırarak, olabilecek sonuçları düşünerek doğru kararı verebileceklerdir (Carmi, 2013).

2.1.4. Gelecek Zaman Perspektifi

Gelecek zaman perspektifi takvimde geçen zamandan daha çok algılanan zamanla ilişkilidir. Gelecek için yapılan bireysel planların ne kadar uzaklıkta olduğu ve şimdiki zaman içerisinde geleceğe yönelik olarak oluşabilecek ihtiyaçların net olarak algılanmaya çalışıldığı durum gelecek zaman perspektifi kavramıyla ifade edilmektedir (Husman ve Shell, 2008).

Birey, uzak geleceğini az çok bilmek istemektedir. Gelecek zaman perspektifi, bireyin hedefine ulaşmasını sağlayan bilişsel-motivasyonel kişilik özellikleri olarak tanımlanmaktadır (Lens ve diğerleri, 2012; Nuttin ve Lens, 1985). Gelecek zaman perspektifi, bireyin uzak veya yakın gelecekteki hedeflerini, içinde bulunduğu anda planlaması olarak ifade edilmektedir (Lens ve diğerleri, 2012; Nuttin ve Lens, 1985;

Seginer, 2009; Shirai, 1996).

Gelecek zaman perspektifi geleceğin kendisine odaklanmaktadır. Yüklediği anlama bakılmaksızın, gelecek olayların sonuçları şimdiki zamanda yaşanılan olaylar ile ilişkilidir. Gelecek zaman perspektifi, bireylerin karar almalarında ve davranışları üzerinde büyük bir etkiye sahiptir (Rabinovich ve diğerleri, 2010).

Zimbardo ve Boyd (1999) gelecek zaman perspektifini, bireyin edinmiş olduğu deneyimlerin, gelecekteki hedefleri için içinde bulunulan anda kullanılması olarak ifade etmektedirler. Gelecek zaman perspektifi, bireyin gelecekteki planlarına ilişkin sahip olduğu düşünceler ile bireyin içinde bulunduğu anda gelecek planlarına yönelik sahip olduğu kaynaklar arasında denge görevi görmektedir. Gelecek zaman perspektifi, bireyin alacağı kararlarda mantıklı olmasını sağlamaktadır.

(38)

Gelecek zaman perspektifi insanların geleceklerine ilişkin ne kadar ileriye baktıklarını, geleceklerini ne kadar kapsamlı olarak incelediklerini, gelecekle ilgili belirli bir görüşlerinin olup olmadığını incelemektedir. Gelecek zaman perspektifi, bireylere gelecekteki hedeflerine ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz bilgileri edinip kapsamlı bir değerlendirme yapmalarını ve bu değerlendirme doğrultusunda hedeflerine yönelik hazırlık yapmalarını sağlamaktadır. Ancak, insanlar öznel iyi oluşları için gelecek zamandaki hedeflerinden önce şimdiki zamandaki hedeflerine öncelik vermektedirler. İnsanlar, hedeflerine ulaşıp mutluluğa kavuşmak için karşılaştıkları olumsuz bilgilerden kaçarak, olumlu bilgiye yönelmeyi tercih etmektedirler (Demeyer ve De Raedt, 2014).

Gelecek zaman perspektifinin uzaklığı, bireysel farklılıklara göre değişmektedir. Kısa gelecek zaman perspektifine sahip birey, çok uzun süreli plan yapmamaktadır. Yakın hedeflerine ulaştıktan sonra başka bir hedefe yönelmektedir.

Ancak, uzak gelecek zaman perspektifine sahip birey çok uzak gelecek için plan yapmaktadır ve gelecekte olabilecek olayları tahmin etmede zorluk çekmemektedir (Lens ve diğerleri, 2012; Nuttin ve Lens, 1985; Seginer, 2009; Shirai, 1996).

İnsan, ileriye yönelik plan yaparken, gelecekte olabilecek herhangi bir olaya ilişkin geniş olasılıklı düşünme yerine, olayın sadece belirli bir kısmını ayrıntılı bir şekilde düşünme eğilimindedir. Ancak, uzak gelecek zaman perspektifine sahip birey, yakın gelecek zaman perpektifine sahip bireye göre, daha ileri bir gelecekte olabilecek olasılıkları düşünmektedir (Husman ve Shell, 2001).

Pennington ve Roese’a (2003) göre, zaman bireye bir kaynak sunmaktadır.

Yakın yönelimli gelecek zaman perspektifinde, olayların sonuçlarını ve alternatif stratejileri düşünecek yeterli bir zaman bulunmamaktadır. Ancak, uzak yönelimli gelecek zaman perspektifinde birey arzu ettiği bir şey için gayret gösterebilmektedir.

Hedeflerinin sonuçlarını düşünmektedir. Uzak geleceği planlayan birey, hedeflerini ileriye götürmektedir. Bu durum, bireyin yaşamında elinde bulundurmuş olduğu fırsatları gözden geçirmesine ve hedefine yönelik uygun stratejileri kullanmasına yardım etmektedir. Ancak, yakın gelecek zaman perspektifine sahip bir kişinin hatalarını düzeltmesi zor olmaktadır. Bu kişi, hedefleriyle ilgili kısıtlı sonuçlar elde etmektedir. Ayrıca, bu kişi uzak geleceği planlamadığı için, ileriye odaklanma yeteneği zamanla azalmaktadır (akt: Kooij, Matthijs-Bal ve Kanfer, 2014).

(39)

Gelecek zaman perspektifine sahip olmak, bireyin önceden belirlemiş ve tasarlamış olduğu hedeflerine yüksek değer yüklemesini sağlamaktadır. Bireye, hedeflerine yönelik olarak teşvik amaçlı ödül vermek, bireyin yapacağı görevleri erteleme süresini kısaltmaktadır (Lens ve diğerleri, 2012; Rachlin, 1995).

Gelecek zaman perspektifi üç bileşenden oluşmaktadır. Bunlar; bilgi, davranışsal niyet ve ilgi’dir. Bilgi, bireyin geleceğine ilişkin beklenti ve fikirlerine vurgu yapmaktadır. Birey, kendi geleceğine ilişkin gerçekci ve değerli gördüğü hedefleri kavrayabilmesi gerekmektedir. Davranışsal niyet ise, bireyin şimdiki zamanda göstermiş olduğu davranışların bireyin gelecekteki hedeflerine yönelik olması ve gelecekteki hedeflerine yararının olması demektir. İlgi ise, bireyin gelecekteki beklenti ve hedeflerine yönelik olarak içinde bulunduğu zamanda hissettiği olumlu duygular olarak ifade edilmektedir (Peetsma, 2000).

Gelecek zaman perspektifi, davranış ve tutum arasındaki tutarlılığı iki farklı şekilde etkilemektedir. Birincisi, bireyin içinde bulunduğu anda göstermiş olduğu gelecek planlarına yönelik davranışları ile bu gelecek planlarına ilişkin içinde bulunduğu anda benimsemiş olduğu tutumların birbiriyle uyumlu olmasıdır. Bu durum, bireyin benimsemiş olduğu uzak gelecek zaman perpektifini arttırabilmektedir. Bireyin, gelecek hedeflerine ilişkin göstermiş olduğu tutumlar, gelecekte olması muhtemel çıktıların düşünülmesini sağlamaktadır. Bireyin çok uzak geleceğe ilişkin durumları düşünmesi, bu düşüncelere ilişkin uyumlu tutumları göstermesini sağlamaktadır. İkincisi, çok uzak gelecek zaman perspektifine sahip olmak, bireyde gelecek yönelimli davranışlara ilişkin tutumların sabitliliğini arttırmaktadır. Bireyin, geleceğe yönelik beklentileriyle birlikte, geleceğe yönelik düşünceleri, gelecekteki hedeflerine ilişkin tutumlarının şekillenmesini sağlamaktadır (Rabinovich ve diğerleri, 2010).

Bireyin yaşı ile birlikte, gelecek zaman perspektifi azalmaktadır. Ergen birey, orta yaş ve üzerindeki kişilere göre, daha uzun gelecek zaman perspektifine sahiptir.

(Kooij ve diğerleri, 2014).

Geleceği mantıklı bir şekilde planlayabilmek için, bir kişinin bilişsel gelişim olarak somut işlemler evresinden soyut işlemler evresine geçmiş olması gerekmektedir. Aslında gelecek öngörüsüne sahip olmak toplumun yapısıyla ilişkili bir kavramdır. Özellikle, geleneksel toplumlarda geçmiş ve şimdiki zaman, gelecek

Referanslar

Benzer Belgeler

Esere gösterilen bu ilgi, yazarda, çalışmasını gözden geçirip genişletme isteği uyandırır ve ortaya Kapı Yayınları tarafından yayımlanan Gelenekten Geleceğe:

[r]

Dijital becerilere sahip çalışan’ı aramak: CEO’ların %76’sı mevcut işgücü içinde dijital becerilerin olmamasından endişe duyarken %69’u ise yönetim ekiplerinin dijital

Birinci etap olan toprak yol çalışmalarının bitimini müteakip, ikinci etapta (temiz su, atık su, elektrik, doğal gaz, telefon…v.s.) alt yapı inşaatı

Salgın ya da sonraki dönemle ilgili kaygılara yönelik hazırlanan sorulara verilen cevaplara bakıldığında “Evde sürekli bir arada olma sonucunda aile içinde gerginlik ne

Çorum, Amasya, Harput Bursa, Suriye, Beypazarı Kars, Viyana, Kocaeli Kayseri. Gaziantep Konya Burdur

Benzerinin olmayışı aynı Cennet mekân, büyük hakan Fatih Sultan Mehmet Han gibi bir sultanın tarihte eşiz ve tek olması gibidir Uygulamanın

Fiyat bilgisi için bölge satış yöneticiniz ile iletişime geçiniz.. StarTherm Plus Gri Eps