T.C.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
ADALET ALANI
CEZA VE CEZA MUHAKEMESİ HUKUKU
380H00030
Bu modül, mesleki ve teknik eğitim okul/kurumlarında uygulanan Çerçeve Öğretim Programlarında yer alan yeterlikleri kazandırmaya yönelik olarak öğrencilere rehberlik etmek amacıyla hazırlanmış bireysel öğrenme materyalidir.
Millî Eğitim Bakanlığınca ücretsiz olarak verilmiştir.
PARA İLE SATILMAZ.
AÇIKLAMALAR ...iii
GİRİŞ ... 1
ÖĞRENME FAALİYETİ–1 ... 3
1. CEZA HUKUKU ... 3
1.1. Ceza Hukuku Hakkında Genel Bilgiler... 3
1.2. Kavram ve Tanımlar ... 6
1.2.1. Suç Kavramı ve Tanımı ... 6
1.2.2. Ceza Kavramı ve Tanımı ... 6
1.3. Cezai Ehliyet ... 6
1.3.1. Yaş Küçüklüğü (31. Madde)... 7
1.3.2. Akıl Hastalığı (32. Madde) ... 7
1.3.3. Sağır ve Dilsizlik (33. Madde)... 7
1.3.4. Geçici Nedenler, Alkol veya Uyuşturucu Madde Etkisinde Olma (34. Madde) ... 7
1.4. Cezanın Amacı... 7
1.5.Temel ilkeler ... 8
1.5.1. Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi ... 8
1.5.2. Ceza Hukukunda Kıyas Yasağı ... 8
1.5.3. Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi ... 8
1.5.4. Kanunun Bağlayıcılığı İlkesi ... 8
1.6. Ceza Sorumluluğunun Esasları ... 8
1.7. Ceza Sorumluluğunu Kaldıran ve Azaltan Nedenler ... 9
1.8. Suça Teşebbüs... 10
1.9. Suça İştirak... 10
1.10. Yaptırımlar ... 11
1.10.1. Hapis Cezası ... 11
1.10.2. Adli Para Cezası ... 11
1.11. Güvenlik Tedbirleri... 12
1.12. Suç ve Cezalarda Zamanaşımı ... 13
UYGULAMA FAALİYETİ ... 14
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ... 15
ÖĞRENME FAALİYETİ–2 ... 17
2. CEZA MUHAKEMESİ HUKUKU ... 17
2.1. Ceza Muhakemesi Hukuku Hakkında Genel Bilgiler ... 17
2.2. Ceza Muhakemesi Hukukunun Tanımı... 18
2.3. Ceza Muhakemesi Hukukunun Amacı... 18
2.4. Ceza Muhakemesinin İşleyişi ... 18
2.5. Ceza Muhakemesinin Konusu ... 18
2.5.1. Uyuşmazlığın Kişi Unsuru ... 18
2.5.2. Uyuşmazlığın Fiil Unsuru... 19
2.6. Ceza Muhakemesi Hukukunun Temel İlkeleri ... 19
İÇİNDEKİLER
2.8. Yargılama Süjeleri ... 21
2.8.1. Hâkim ... 21
2.8.2. Cumhuriyet Savcısı... 21
2.8.3. Sanık ... 21
2.8.4. Müdafi ve Sanığın Temsilcileri ... 22
2.8.5. Müdahil... 22
2.9. Mahkeme Kararları ve Yargılama Tedbirleri... 22
2.9.1. Mahkeme Kararları... 23
2.9.2. Yargılama Tedbirleri ... 26
2.9.3. Arama ... 37
2.10. Kanun Yolları... 45
2.10.1. Olağan Kanun Yolları... 45
2.10.2. Olağanüstü Kanun Yolları ... 53
UYGULAMA FAALİYETİ ... 56
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME ... 57
MODÜL DEĞERLENDİRME ... 59
CEVAP ANAHTARLARI ... 61
KAYNAKÇA ... 63
AÇIKLAMALAR
KOD 380H00030
ALAN Adalet
DAL/MESLEK Alan Ortak
MODÜLÜN ADI Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku MODÜLÜN TANIMI
Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku ile ilgili kavramların açıklandığı ve buna ait uygulamaların yer aldığı öğrenme materyalidir.
SÜRE 40/24
ÖN KOŞUL Temel Hukuk dersini almış olmak
YETERLİK Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku kavramlarını açıklamak
MODÜLÜN AMACI
Genel Amaç
Uygun ortam ve gerekli araç gereç sağlandığında; ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku ile ilgili kavramları
açıklayabileceksiniz.
Amaçlar
1. Ceza Hukuku ile ilgili temel kavramları açıklayabileceksiniz.
2. Ceza Muhakemesi Hukuku ile ilgili temel kavramları açıklayabileceksiniz.
EĞİTİM ÖĞRETİM ORTAMLARI VE DONANIMLARI
Ortam: Modülün işleneceği ortamda, konuyla ilgili ders kitapları, yardımcı kaynaklar, bilgisayar ve İnternet ağ bağlantısının olması, modülde beklenen yeterliliklerin kazanılması açısından önemlidir.
Donanım: Kırtasiye malzemesi, bilgisayar ve İnternet ağ bağlantısı
ÖLÇME VE
DEĞERLENDİRME
Her öğrenme faaliyeti sonunda modülde verilen ölçme araçları ile ulaştığınız bilgi düzeyinizi kendi kendinize
değerlendirebileceksiniz.
Modül sonunda ise kazandığınız bilgi ve becerileri belirlemek
AÇIKLAMALAR
GİRİŞ
Sevgili Öğrenci,
Hukuk kurallarını insanlar oluşturduklarına göre bu yolla kurulan sistemin de insanı ve onun haklarını ön plana alan ilkeleri içermesi gerekir. Bunu yapmayan bir hukuk sisteminin çağdaş, demokratik ve insan haklarına saygılı olduğundan söz edilemez.
Uluslararası sözleşmeler ve demokratik anayasal kurallar, yasa koyucunun bu alandaki takdir hakkının sınırlarıdır.
Devlet, kuralların ihlal edilip edilmediğini araştırırken bireysel özgürlüklerin zarara uğratılması ihtimalini en aza indirmekle yükümlüdür. Devlet bu görevini yerine getirirken bunu, yasalar özellikle Ceza ve Ceza Muhakemesi Yasaları ile sağlamaya çalışır. Ceza Muhakemesi Yasası, insan haklarının teminat altına alınması açısından en temel yasaların başında gelir. Düzenlediği bütün hususlar, kişi özgürlüğü ve güvenliğini yakından ilgilendiren kanunlardır. Bu hususların iyi bilinmesi, adli yardımcı hizmetler yapan personelin de işlerini kolaylaştıracak, devletin bu işlerini gerçekleştirmesine de büyük bir katkı sağlayacaktır.
Sizlerin mesleki hayatınızda iş ve işlemlerinizi Ceza Hukuku ve Ceza Muhakemesi Hukuku’nun temel kavramlarını bilerek yürütmeniz, işlerinizin daha sağlıklı olması ve temel hürriyetlerin daha teminatlı olarak sağlanması anlamına gelir. Ayrıca bu modülle kazanacağınız bilgi ve beceriler, çalıştığınız kurumlarda aranılan nitelikte elemanlar olmanızı sağlayacak ve bu konuda kariyer yapma imkânına sahip olacaksınız.
GİRİŞ
ÖĞRENME FAALİYETİ–1
Ceza Hukuku ile ilgili temel kavramları açıklayabileceksiniz.
Ceza Hukukunun kaynaklarını araştırarak bilgi notu hazırlayınız.
Ceza Hukukunun temel kavramlarıyla ilgili beyin fırtınası yapınız.
Ceza mahkemesi hâkimi ile görüşüp bu konu ile ilgili olayları araştırınız.
1. CEZA HUKUKU
1.1. Ceza Hukuku Hakkında Genel Bilgiler
Suç teşkil eden fiil ile buna uygulanacak yaptırımı belirleyen hukuk kurallarının tümüne “Ceza Hukuku” denir. Ceza Hukuku dalını diğer hukuk dallarından ayırt etmeye yarayacak başta gelen özellik, bu hukuk dalında kurallara aykırılığın yaptırımlarının hürriyete ve mallara ilişkin mahrumiyetleri gerektiren ve ceza adı verilen yaptırımlardan oluşmasıdır. Ceza Hukuku, Kamu Hukuku’nun bir dalıdır. Ceza Hukuku birtakım normlar koyar ve bunlara tüm bireylerin uymasını ceza tehdidi altında emreder.
Çağdaş anlamda Ceza Hukuku, sadece cezalandırıcı değil, aynı zamanda suçu önleyici tedbirleri de kapsayan bağımsız ve özerk bir hukuk dalı olup insan haklarını koruyan sosyal bir savunma aracıdır.
Ceza Hukuku alanındaki temel kanun, 26 Eylül 2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’dur.
Türk Ceza Kanunu’nun amacı, kişi hak ve özgürlüklerini korumak, kamu düzen ve güvenliğini korumak, hukuk devletini korumak, kamu sağlığını ve çevreyi korumak, toplum barışını korumak ve suç işlenmesini önlemektir.
Ceza Hukuku genel hükümler ve özel hükümler olmak üzere iki bölüme ayrılır.
Genel hükümlerde, suçlar ve cezalar için geçerli temel ilkeler; suç, suçun unsurları, ceza, cezanın türleri, suçlu ve mağdur incelenir.
ÖĞRENME FAALİYETİ–1
AMAÇ
ARAŞTIRMA
Özel hükümler, genel hükümlerde yer alan ilkelerin uygulama alanıdır. Bu bölümde hangi eylemlerin suç sayılacağı belirlenerek cezaları gösterilir. Böylece suç olan ve olmayan davranışlar birbirinden ayrılacağı gibi suçların da birbirinden ayrılması imkânı doğar.
Ceza Hukuku’nun konusu suçlar, cezalar ve yargılama kurallarıdır. Ceza Hukuku’nun özel hükümler kısmında ise Türk Ceza Kanunu’nun sistematiği izlenerek bu kanunda düzenlenen suç türleri, uluslararası suçlar, kişilere karşı işlenen suçlar, topluma karşı işlenen suçlar, millete ve devlete karşı işlenen suçlar genel başlıkları altında toplanan çeşitli özel suç tipleri incelenir.
Ceza Hukuku’nun temel kaynakları, Anayasa, Kanunlar (Temel Ceza Kanunu Özel Ceza Kanunları, Tamamlayıcı Ceza Kanunları), Uluslararası Sözleşmeler ve yardımcı kaynakları (gelenek kuralları, ahlAk kuralları, mahkeme içtihatları, doktrin) olarak sıralanabilir.
Fotoğraf:1.1: Cumhuriyet dönemi mahkeme salonu
Ceza Hukukunun Temel Kaynakları
Anayasa
Suç ve ceza, bireylerin hak ve hürriyetlerini sınırlayan kavramlar olduğu için Ceza Hukuku’nun temel ilkeleri Anayasada yer alır. Ceza Hukuku’nun genel çerçevesini Anayasa çizer. Kanun koyucu, ancak bu çerçeve kapsamında ve Anayasada gösterilen biçimde suç ve ceza koyabilir.
Kanun
Ceza Hukuku’nun başlıca kaynağı, kanundur. Kanunsuz suç ve ceza olmayacağı Anayasada yer alan ilke olduğundan, Ceza Hukuku’nun kanunlara dayanması gerekir.
Ceza Kanunları üç kısımda incelenebilir:
o Temel Ceza Kanunu Türk Ceza Hukuku’nda, ceza kurallarını düzenleyen ana kanun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’dur. Genel ve esas kanun olup ceza hükümlerinin uygulanmasında ilk başvurulması gereken metni teşkil eder. Türk Ceza Kanunu’nun amacı; kişi hak ve hürriyetlerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir.
o Tamamlayıcı Ceza Kanunları Türk Ceza Kanunu ile aynı anda yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, Ceza Kanunu’nu tamamlayan kanunlardır.
o Özel Ceza Kanunları Özel ceza kanunları çeşitli alanlarda, suç ve ceza koyarlar. Bazı özel ceza kanunları ise, sadece suçu tanımlayarak cezasını gösteremez, ceza için Türk Ceza Kanunu’na göndermede bulunur. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, 6831 sayılı Orman Kanunu özel ceza kanunlarına örnek olarak gösterilebilir.
Uluslararası Sözleşmeler
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar, kanun hükmündedir.
Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz (Ek cümle: 7.5.2004–5170/7. madde). Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır (AY 90/5. madde).
Ceza Hukukunun Yardımcı Kaynakları
Gelenek Kuralları
Sürekli tekrarlanan ve toplumda, uyulmasının zorunlu olduğu inancı yerleşmiş bulunan kurallara, gelenek kuralları denir. Söz gelimi hakaret suçlarında söylenen söz veya bulunulan davranışın küçük düşürücü olup olmadığı gelenek kurallarına göre tayin edilir.
Ahlak Kuralları
Ahlak kuralları, insanın, iyi hareket etmiş olmak, bizzat kendisinin ve diğer kişilerin insanlığına saygı göstermek için uymak zorunluluğunu hissettiği davranış kurallarıdır. Ahlak kuralları, Ceza Hukuku kuralları gibi toplumda düzeni sağlayan kurallardır. Suçların çoğu, aynı zamanda ahlaka aykırı eylemlerdir.
Ancak hukuk kuralları, ahlakın yasakladığı tüm eylemleri yasaklamaz. Suç sayılan eylemler ile ahlak kurallarının yasakladığı eylemler tümüyle örtüşmediği için toplumda kınanmayan, ahlaka aykırı görülmeyen bazı eylemlerin suç sayılması söz konusu olur.
Mahkeme İçtihatları
İçtihat, mahkemelerce verilen kararlardan doğan objektif hukuktur. Suç yaratan kanunun hükmü genel, soyut ve ortaktır. Uygulamada ortaya çıkan olaylar karşısında hâkimler bu soyut hükümleri uygulayarak kanuna anlam verirler. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları, benzer hukuki konularda Yargıtay genel kurullarını, Yargıtay dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar (Yargıtay K. 45/5. madde).
Doktrin
Doktrin, hukuki konularda bilimsel araştırma yapan hukuk bilimi mensuplarının ileri sürdükleri görüşlerden oluşur.
1.2. Kavram ve Tanımlar
1.2.1. Suç Kavramı ve Tanımı
Suç bir haksızlıktır. Her suç bir haksızlık oluşturur. Ancak her haksızlık suç değildir.
Her suçta mutlaka sosyal bir zarar vardır. Sosyal zarar fiilin suç olarak görülmesinin amaç ve sebebidir.
1.2.2. Ceza Kavramı ve Tanımı
Ceza, toplumca değer verilen yararların önemli derecede ihlaline karşı devletin öngördüğü yaptırımdır. Toplum düzenini bozan kişiye karşı, işlediği fiil sebebiyle toplumun kınama duygusunu belirten bir yaptırımın uygulanması zorunludur. Toplumun kınama duygusunu açıklayan, failin kusuru ile orantılı olarak verilen, kişi üzerinde acı ve ıstırap veren, bozulmuş toplum düzenini eski hâle getirmeyi amaçlayan yaptırım, cezadır.
Bir toplumda, toplumun koymuş olduğu kurallara uygun hareket etmemek suretiyle, topluluk düzenini bozan kimseler bulunabilir. Fakat bilindiği üzere hukuk kurallarının ayırıcı özelliklerinden birisi, bunların devlet gücü ile desteklenmiş olmalarıdır. Hukuk kurallarına aykırı hareket edenlerin bu eylemleri ile toplum düzeni bazen o kadar şiddetli bir şekilde bozulur ki düzen bozucu harekette bulunanların ceza yaptırımına çarptırılmaları gerekir.
1.3. Cezai Ehliyet
1.3.1. Yaş Küçüklüğü (31. Madde)
Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında da cezalar, indirim yapılarak uygulanır.
1.3.2. Akıl Hastalığı (32. Madde)
Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
1.3.3. Sağır ve Dilsizlik (33. Madde)
Bu Kanun’un (TCK), fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocuklara ilişkin hükümleri, on beş yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında uygulanır.
Oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri, on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında onbeş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri onsekiz yapını doldurmuş olup da yirmi bir yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında da uygulanır.
1.3.4. Geçici Nedenler, Alkol veya Uyuşturucu Madde Etkisinde Olma (34.
Madde)
Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında yukarıda belirtilen madde hükmü uygulanmaz.
1.4. Cezanın Amacı
Cezanın amaçları, kefaret teşkil edici olması, genel önleme, özel önleme, ıslah edici olmalıdır.
Cezada bulunması gereken özellikler; cezalar ahlaki olmalı, insan onuru ile bağdaşmalı, suçlu bakımından etkin olmalı, suçun ağırlığı ile orantılı ve kişisel olmalı, ibret verici ve suçluyu ıslah edici olmalı, çeşitli olmalı, aynı suçu işleyen herkese aynı ceza verilmelidir.
Cezalandıran bir hukuk, aynı zamanda suç işlenmesine engel olduğu için koruyucu özellik taşır. Ceza Hukuku’nun koruyuculuk fonksiyonu ceza ve güvenlik önlemleri ile yerine getirilir.
1.5.Temel ilkeler
1.5.1. Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi
Kanunun açık olarak suç saymadığı fiil için kimseye ceza verilmez. Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz (TCK 2. madde). Anayasanın 38’inci maddesinde de yer alan bir ilke, suç ve cezanın ancak kanunla konulabileceğini ifade etmektedir. Yine, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 7’nci maddesine göre, hiç kimse işlendiği zaman millî veya milletlerarası hukuka göre bir suç teşkil etmeyen bir fiil veya ihmalden dolayı mahkûm edilemez.
1.5.2. Ceza Hukukunda Kıyas Yasağı
Kıyasın yasak olması (TCK 2/3. madde) göre suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
1.5.3. Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi
Ceza kanunu uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, millî veya sosyal köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.
1.5.4. Kanunun Bağlayıcılığı İlkesi
Ceza kanunlarını bilmemek mazaret değildir. Kanunların bilinmemesi cezai sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
1.6. Ceza Sorumluluğunun Esasları
Şahsilik
Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.
Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak suç dolasıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.
Kast
Kast, suçun tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleşmesidir.
Taksir
1.7. Ceza Sorumluluğunu Kaldıran ve Azaltan Nedenler
Meşru Savunma ve Zorunluluk Hâli
Gerek kendisine gerekse başkasına ait hakka yönelik gerçekleşen ve gerçekleşecek haksız fiil için o andaki hâl ve koşullara göre karşı koymak suretiyle işlenen suçlardan faile ceza verilmez. Gerek kendisine gerek başkasına ait yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve belirli bir tehlikelerden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Kanunun Hükmü ve Amirin Emri
Kanun hükmünü veya amirin emriyle görevini yerine getiren kişi, sorumlu olmaz.
Konusu suç olan hiçbir emir yerine getirilemez. (Md.24)
Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası
Kişinin üzerinde tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.
Sınırın Aşılması
Ceza sorumluluğunu kadıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsataksirle suç için kanunda yazılı cezanın altı da birinden üçte birine kadarı indirilerek uygulanır Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez. (Md.27)
Haksız Tahrik
Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddettli eylemin etkisi altında suç işleyen kimseye ceza indirimi vardır. (Md.29)
Hata
İşlenen fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz. Bu hata sebebiyle taksirli sorumluluk hali saklıdır. (Md.30)
Yaş küçüklüğü
Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirdlerine başvurulur. Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş olupta 18 yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği halde 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası uygulanır. Müebbet hapis cezasına gerektirdiği taktirde 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası uygulanır. Diğer cezaların üçte biri indirilir. Bu halde her fiil için verilecek hapis cezası 12 yıldan fazla olamaz.(Md 31)
Akıl hastalığı
Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış kişiye ceza verilmez. (Md 32)
Sağır ve Dilsizlik
Yaş küçüklüğü nedeniyle uygulanan bütün hükümler sağır ve dilsizler için de geçerlidir. Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış olan çocuklara ilişkin hükümleri 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler hakkında uygulanır. 12 yaşını doldurmuş olupta 15 yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri 15 yaşını doldurmuş olupta 18 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında uygulanır. 15 yaşını doldurmuş olupta 18 yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri, 18 yaşını doldurmuş olup ta 21 yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında da uygulanır. (Md 33)
Geçici Nedenler ya da İrade Dışı Hareket
Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamayan ve bu nedenle algılama yeteneği azalmış kişiye ceza verilmez. Kendi iradesi ile alınan alkol ve uyuşturucu sonucu irade dışı hareketlerde bulunulursa kişi cezalandırılır. (Md 34)
1.8. Suça Teşebbüs
Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
1.9. Suça İştirak
Faillik
Suçun kanunu tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu tutulur.
Azmettirme
Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
Yardım Etme
Suçun işlenmesine yardım eden kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla
1.10. Yaptırımlar
Sosyal hayatı mümkün kılmak, toplumsal hayatı disipline etmek ve insanların düzen içinde, kargaşa olmadan rahat bir hayat sürmelerini temin etmek için devlet tarafından kanunla yaptırım altına alınmış suçları işlemeleri hâlinde cezaya hükmedilmesidir.
Aslında otorite ile hürriyet, birbirlerine ters düşen kavramlar değildir. Hukuk devleti ilkesi esaslarına uygun bir şekilde teşekkül etmiş demokratik bir otorite olmadan hürriyetlerin topyekûn olarak kullanılması mümkün olmaz.
Toplumdaki her fert kendi hürriyetlerinin ve hür alanının sınırlarını kendisi tayin edecek olursa güçlü olanlar dışında kimse hürriyetlerini idrak edemez.
Devlet tarafından öngörülen yaptırımlar; ceza ve güvenlik tedbirleri olarak iki kısma ayrılır.
1.10.1. Hapis Cezası
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası: Hükümlünün hayatı boyunca devam eden ve sıkı güvenlik rejimine göre çektirilen cezadır.
Müebbet hapis cezası: Hükümlünün hayatı boyunca devam eden cezadır.
Süreli hapis cezası: Bir aydan az, yirmi yıldan fazla olmayan cezadır.
Bir yıl veya daha az süreli hapis cezası: Kısa süreli hapis cezasıdır.
Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre para cezası, suçtan doğan zararın giderilmesi, en az iki yıl süreyle meslek veya sanat edindirilmesi, belli etkinlikleri veya işi yapmaktan meni, hak ve yetkileri kötüye kullandığından ehliyet ve ruhsatın meni, gönüllü olmak suretiyle kamuya yararlı bir işte çalıştırılması gibi yaptırımlar uygulanabilir.
1.10.2. Adli Para Cezası
Adli para cezası, beş günden az ve yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan miktarın devlet hazinesine ödenmesidir. Bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, en az yirmi ve en fazla yüz Türk lirasıdır.
Gün para cezası sistemi adli para cezasının ertelenmesi söz konusu olmaz. Ama burada ödenecek miktar kişinin ödeme gücüne göre tespit edilir. Bir gün için elde ettiği gelir, tayin edilecek adli para cezasına esas alınır. Sosyal konumu, ekonomik gücü göz önüne alınarak takdir edilir. Bu miktarın tayini konusunda hâkime büyük bir takdir yetkisi verilmiştir. Bir kişinin bir gün karşılığı ödeyeceği para miktarının belirlenmesinde suçun tipi esas alınmaz, sadece sanığın ekonomik durumu esas alınır. Gün para cezası siteminin temel amacı, para cezasının kişinin ödeme gücüne göre belirlenmesi yoluyla, suç işleyen zengin ile fakir arasındaki eşitsizliği gidermektir.
Söz konusu yaptırım adli para cezası olarak ifade edilerek idari nitelikteki para cezasından farklı olduğuna işaret edilmek istenmiştir.
1.11. Güvenlik Tedbirleri
Belli Hakları Kullanmaktan Yoksun Bırakılma
Ömür boyu hak mahrumiyeti yoktur. Kişi işlediği suçtan dolayı hapis cezasını çekerken aynı zamanda toplumla da barışmaktadır. Ceza, kişiyi toplum açısından güvenilir kişi konumuna yeniden getirmek amacını güder. Cezanın çekilmesi barışmadır, güvenin yeniden kazanılmasıdır. Bu sebeple, suçu işlemek dolayısıyla cezaya bağlı hak yoksunlukları o cezanın çekilmesine kadar devam eder. Kısa süreli hapis cezası ertelenenler ile on sekiz yaşını doldurmamış olanlara, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirleri uygulanmaz. Kasıtlı suç işleyen kişi;
Kamu görevinin üstlenilmesinden,
Seçme, seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan,
Velayet hakkından,
Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi partiye yönetici veya denetçi olmaktan,
Kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi meslek ve sanatı icra etmekten yoksun bırakılır.
Tekerrür ve Müsadere
Tekerrür, işlenen bir suçun tekrarlanmasıdır. Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde tekerrür hükümleri uygulanır.
Müsadere, bir şeyin mülkiyetinin devlete geçmesini sağlayan bir yaptırımdır.
Müsaderenin hukuki niteliği bir güvenlik tedbiri olmasıdır. Müsadereye hükmedilmesi için bir suçun işlenmesi zorunlu olup bu suçtan dolayı bir kimsenin cezaya mahkûm edilmesi gerekmez. Müsadere asli veya feri de olsa ceza değil, güvenlik tedbiridir.
1.12. Suç ve Cezalarda Zamanaşımı
Aşağıdaki durumlarda dava ve cezanın düşmesi söz konusu olur.
Sanığın veya Hükümlünün Ölümü
Sanığın ölümü hâlinde kamu davası düşer. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında dava devam eder, hasıl olan neticeye göre bir karar verilecektir.
Hükümlünün ölümü, henüz infaz edilmemiş hapis ve adli para cezasını ortadan kaldırır. Ancak adli para cezası kısmen veya tamamen infaz edilmiş ise artık devletten geri istenemez. Buna karşılık hükümlünün sağlığında verilmiş olup kesinleşen müsadere ve yargılama giderleri hükümlünün mirasçılarından istenebilir.
Af
Genel af, cezanın tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılması sonucunu doğurur.
Özel af ise ya cezayı azaltır ya da cezadan kaynaklanan sonuçların bazılarını azaltır veya kaldırır. Genel af söz konusu olduğunda fail, hiç suç işlememiş hâle gelecektir. Eğer dava devam ederken genel af çıkar ise dava düşürülecektir.
Özel affın cezaya etkisi af düzenlemesine göre değişir. Özel af cezayı indirebilir, infaz sürelerini kısaltabilir, askıya alabilir, cezayı para cezasına dönüştürebilir. Bu durumlar söz konusu olduğunda af düzenlemesine göre hareket edilecektir.
Zaman Aşımı
Dava ve ceza zaman aşımı olarak ikiye ayrılır. Kanunda belirtilen sürelerde kamu davası açılmaz veya açılır da sonuçlandırılamazsa dava zaman aşımı nedeniyle düşer.
Zaman aşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üst soy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitabının dördüncü kısmında yazılı hükme göre ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava ve zaman aşımı uygulanmaz.
Dava ve ceza zaman aşımı re'sen uygulanır ve bundan, şüpheli sanık ve hükümlü vazgeçemezler. Zaman aşımı, netice itibarıyla, devletin yargılama hakkının sona ermesi gibi bir sonuç doğurması sebebiyle, soruşturma, kovuşturma, istinaf ve temyiz aşamalarının tümünde re’sen nazara alınır. Verilen bir karar kesinleşip hüküm hâlini alıncaya kadar, dava zaman aşımı cereyan eder. Karar kesinleşip hüküm hâlini aldıktan sonra işlemeye başlayan zaman aşımı ise ceza zaman aşımıdır.
UYGULAMA FAALİYETİ
Aşağıdaki işlemleri tamamladığınızda Ceza Hukuku’na ait bilgileri öğrenerek açıklayabileceksiniz.
İşlem Basamakları Öneriler
Suç ve ceza kavramlarını açıklayınız.
Suç ve ceza kavramlarının amacını açıklayınız.
Temel ilkelerini açıklayınız.
Ceza sorumluluğunun esaslarını açıklayınız.
Ceza sorumluluğunu kaldıran ve azaltan nedenleri açıklayınız.
Suça teşebbüs ve suça iştirakı açıklayınız.
Yaptırımları ve güvenlik tedbirlerini açıklayınız.
Suç ve cezada zaman aşımını açıklayınız.
Tekerrür ve müsadere kavramlarını açıklayınız.
5237 sayılı Ceza Kanunu’nu inceleyiniz.
Adliyeye giderek ceza konularıyla ilgili araştırma yapınız.
İnternette ilgili sitelere girerek araştırma yapınız.
Konuyla ilgili kaynak kitaplardan faydalanınız.
Adalet Bakanlığı’nın yayınlarından faydalanınız.
UYGULAMA FAALİYETİ
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
Bu faaliyet sonunda kazandığınız bilgileri ölçmek için aşağıdaki çoktan seçmeli soruların doğru cevaplarını işaretleyiniz.
1. Aşağıdakilerden hangisi Türk Ceza Kanunu’nun amaçlarından değildir?
A) Kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini korumaktır.
B) Toplum barışını korumak ve suç işlenmesini önlemektir.
C) Hukuk devletini korumak, kamu sağlığını ve çevreyi korumaktır.
D) Devletin yapısı ve işleyişini sağlamaktır.
2. Aşağıdakilerden hangisi cezai ehliyeti azaltan veya tamamen kaldıran nedenler arasında değildir?
A) İhtiyari sarhoşluk B) Akıl hastalığı C) Sağır ve dilsizlik D) Yaş küçüklüğü
3. Aşağıdakilerden hangisi cezanın amaçlarından değildir?
A) Teşvik edici olmalıdır
B) Genel önleme, özel önleme sağlamalıdır.
C) Islah edici olmalıdır.
D) Kefaret teşkil edici olmalıdır.
4. Aşağıdakilerden hangisi “Kanunsuz suç ve ceza olmaz.” ilkesinin doğal sonuçlarından biri değildir?
A) Tabii hâkim ilkesi B) Kıyasın yasak olması
C) Suç ve cezanın kanunla konulması
D) Aleyhteki ceza kanunlarının geçmişe etkili olması 5. Suça iştirak hâlleri aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kaçakçılık B) Sahtecilik C) Azmettirme D) El koyma
6. Yaptırımların amacı aşağıdakilerden hangisi değildir?
A) Sosyal hayatı mümkün kılmak, toplumsal hayatı disipline etmektir.
B) İnsanlara iş olanakları yaratmaktır.
C) Devlet tarafından kanunla yaptırım altına alınmış suçları işlemeleri hâlinde cezaya hükmedilmesidir.
D) İnsanların düzen içinde, kargaşa olmadan rahat bir hayat sürmelerini temin etmektir.
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
7. Aşağıdakilerden hangisi hapis cezası türlerinden değildir?
A) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası B) Müebbet hapis cezası
C) Süreli hapis cezası D) Alıkoyma cezası
8. Güvenlik tedbirleri aşağıdakilerden hangi durumu içermez?
A) Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma B) Kamu görevini üstlenmek
C) Müsadere D) Tekerrür
9. Aşağıdakilerden hangisi dava ve cezanın düşmesinin nedenlerinden değildir?
A) Af
B) Zaman aşımı
C) Sanığın veya hükümlünün ölümü
D) Sanığın veya hükümlünün ömür boyu yatalak hâle gelecek hastalık geçirmesi 10. Dava zaman aşımı hangi hâllerde gerçekleşir?
A) Kanunda belirtilen sürelerde kamu davası açılmaz veya açılır da sonuçlandırılamazsa
B) Dava zaman aşımından şüpheli, sanık ve hükümlü vazgeçerlerse C) Karar kesinleşip hüküm hâlini alırsa
D) TCK’de yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlar yurt dışında işlenirse
DEĞERLENDİRME
Cevaplarınızı cevap anahtarıyla karşılaştırınız ve doğru cevap sayınızı belirleyerek kendinizi değerlendiriniz. Yanlış cevapladığınız konularla ilgili öğrenme faaliyetlerini tekrarlayınız.
Cevaplarınızın tamamı doğru ise bir sonraki öğrenme faaliyetine geçiniz.
ÖĞRENME FAALİYETİ–2
Ceza Muhakemesi Hukuku ile ilgili temel kavramları açıklayabileceksiniz.
Ceza Muhakemesi Hukuku kaynaklarını araştırarak bilgi notu hazırlayınız.
Ceza işleyişini, konusunu ve şartlarını araştırınız.
Ceza Muhakemesi Hukuku’nun temel ilkeleri, ispata ve muhakemenin biçimine ait ilkeleri ile ilgili ceza mahkemelerinden örnek olaylar araştırıp sınıfta sunumunu yapınız.
2. CEZA MUHAKEMESİ HUKUKU
2.1. Ceza Muhakemesi Hukuku Hakkında Genel Bilgiler
Ceza Muhakemesi Hukuku, ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenleyen Kamu Hukuku dalıdır.
Ceza muhakemesi ile ilgili kurallar l Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer almıştır. Burada da yine insan hak ve özgürlüklerinin güvenceye alınması için etkili bir yargılama usulü amaçlanmıştır.
Ceza Muhakemesi Hukuku’nun temel kaynağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’dur. Bu kanun dışında ceza muhakemesi normu ihtiva eden çok sayıda kanun vardır.
Örneğin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu, 5682 sayılı Pasaport Kanunu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 5187 sayılı Basın Kanunu bunlardan bazılarıdır.
Ceza Muhakemesi Kanunu, muhakeme süjelerinin hak, yetki ve yükümlülüklerinin neler olduğunu; insan hakları ihlallerine yol açmadan; amacı delilden sanığa giderek maddi gerçeği bulmak olan ceza muhakemesinin nasıl işleyeceğini gösteren bir temel kanundur.
Ceza Muhakemesi Hukuku, hem kamu düzeni ve güvenliği, kamu otoritesi, hem de temel hak ve hürriyetler açısından büyük bir önem taşır. Bu sebeple ceza muhakemesi kuralları sadece kanun ve yönetmeliklerde değil, Anayasalarda ve uluslararası sözleşmelerde de yer almıştır (örneğin, Anayasanın 9, 19, 20… 30'a kadar olan maddeleri, 36, 37,38.
maddesi, 129/son maddesi, 138, 160. maddeleri ve ceza muhakemesi kuralları içeren
ÖĞRENME FAALİYETİ–2
AMAÇ
ARAŞTIRMA
uluslararası kaynaklardan Avrupa İade Sözleşmesi, Ceza İşlerinde Adli Yardımlaşma Konusunda Avrupa Sözleşmesi, Ceza Kovuşturmalarının Aktarılması Konusunda Avrupa Sözleşmesi vs.)
2.2. Ceza Muhakemesi Hukukunun Tanımı
Bir suçun işlenip işlenmediği; işlenmişse bunun kim tarafından işlenmiş olduğu ve müeyyidesinin ne olacağı meselesine çözüm getirmek amacıyla, kural olarak CMK’a göre gerçekleştirilen iddia, savunma ve yargılama niteliğindeki bir dizi faaliyete ceza muhakemesi, bununla ilgilenen hukuk dalına da Ceza Muhakemesi Hukuku denir.
2.3. Ceza Muhakemesi Hukukunun Amacı
Ceza muhakemesinin amacı maddi gerçeğin araştırılıp bulunmasıdır. Ancak bu yapılırken insanlık onuru, hukukun ve ceza muhakemesi hukukunun temel ilkeleri daima göz önünde bulundurulacaktır. Maddi gerçek, her ne pahasına olursa olsun, insan hakları ihlallerine yol açmadan araştırılıp bulunmalı, adalet gerçekleştirilmeli ve hukuki barış sağlanmalıdır.
2.4. Ceza Muhakemesinin İşleyişi
Ceza davasında, kural olarak mahkemeyi Cumhuriyet savcıları harekete geçirir. Ceza, devlet adına verildiğine göre dava da devlet adına açılmalıdır. Bu görev Cumhuriyet savcısına verilmiştir.
Ceza mahkemeleri, hukuk mahkemelerinde olduğu gibi iki derecelidir. İlk derece ceza mahkemeleri, sulh ceza, asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri olmak üzere üç tanedir.
Bunların üstünde ise yüksek mahkeme olarak Yargıtay bulunur.
2.5. Ceza Muhakemesinin Konusu
Ceza muhakemesinin konusu bir ceza uyuşmazlığının çözümüdür. Uyuşmazlığın, soruşturma ve kovuşturma ile kişi ve fiil unsurları vardır. Soruşturma, kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen aşamayı;
kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen aşamayı ifade eder.
2.5.1. Uyuşmazlığın Kişi Unsuru
Kişi unsuru denince akla, şüpheli sanık gelir. Şüpheli, soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişi; sanık, kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir.
2.5.2. Uyuşmazlığın Fiil Unsuru
Ceza muhakemesi faaliyeti, şüpheli, sanık adı verilen kişinin bir fiilinin suç oluşturduğu şüphesi üzerine yapılan ortak faaliyettir. Uyuşmazlığın fiil unsuru, suç teşkil eden olaydır.
2.6. Ceza Muhakemesi Hukukunun Temel İlkeleri
2.6.1. Hukuk Devleti İlkesi
Yasama, yürütme ve yargıdan ibaret bulunan egemenlik, kayıtsız, şartsız millete aittir (AY 6-9. madde). Millet, egemenlik denilen bu muazzam gücü yetkili organlar olan, yasama gücünü, Türkiye Büyük Millet Meclisi; yürütme gücünü, Cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu ve idare; yargı gücünü de bağımsız mahkemeler eliyle kullanır (AY 6/2–9. madde). Hukuk devleti ilkesine göre bu organlar güçlerini, Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, insan haysiyetini korumak, temel hak ve hürriyetleri gerçekleştirmek, adaleti ve hukuk güvenliğini sağlamak amacıyla kullanabilirler ve bu onların meşruluğunun temelini oluşturur.
2.6.2. İnsancıllık İlkesi
Suçlular hakkında uygulanacak işlemlerin insancıl olması gerekir. Bu ilke, hem yargılamanın yapılması ve hem de verilecek cezanın türü ile yerine getirilmesi aşaması için geçerlidir.
Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak Ceza Hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir.
2.6.3. Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz İlkesi
Kanunun açık olarak suç saymadığı fiil için kimseye ceza verilmez. Kanunda yazılı cezalardan başka bir ceza ile de kimse cezalandırılamaz (TCK 2. madde). Anayasanın 38’inci maddesinde de yer alan bir ilke, suç ve cezanın ancak kanunla konulabileceğini ifade etmektedir. Yine, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 7’nci maddesine göre hiç kimse işlendiği zaman millî veya milletlerarası hukuka göre suç teşkil etmeyen bir fiil veya ihmalden dolayı mahkûm edilemez. Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin kabulü;
Suç ve cezanın kanunla konulması,
Kıyasın yasak olması (TCK 2/3. madde),
Aleyhteki ceza kanunlarının geçmişe etkili olmaması,
Suç ve cezanın belirli olması, hâllerini gerektirir.
2.6.4. Kusursuz Suç ve Ceza Olmaz İlkesi
Kusur, suç teşkil eden bir fiilin isnat kabiliyeti bulunan kimse tarafından bilerek ve istenerek işlenmesidir. İsnat kabiliyeti ise bir kimsenin yapmış olduğu eylemlerden dolayı sorumlu olabilmesidir. Meydana gelen neticeden failin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu hareket etmiş olması gerekir.
2.7. Yargılamanın Biçimine İlişkin İlkeler
Sözlülük İlkesi
Duruşmada sözlü olarak ne söylenmişse ancak onun karara temel kabul edilmesini ifade eden ilkeye de “sözlülük” ilkesi denmektedir. Bu ilke, kural olarak son soruşturma safhasında söz konusu olur. Her şey özellikle sanığın sorgusu, delillerin dinlenmesi, son iddia ve savunmalar hep sözlü yapılacaktır. Duruşmada konuşulmamış hususların karar verme sırasında göz önünde tutulması mümkün değildir. Konuşulmamış olmak burada var olmamak, meydana gelmemekle eş anlamlıdır. Bu ilke ile vasıtasızlık ilkesi arasında sıkı bir ilişki vardır.
Yazılılık ilkesi ise muhakemede yazılı olarak ne söylemişse ancak onun hükme temel kabul edilmesini ifade eder. Ceza muhakemesinin soruşturma evresine, kural olarak yazılılık ilkesi hâkimdir.
Alenilik İlkesi
Yargılamanın her evresi kamuya açık değildir. Bu ilkenin önemi duruşmanın öneminden kaynaklanır. Anayasamıza göre mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Kural bu olmakla birlikte, yasada düzenlenen bazı durumlarda duruşmalar gizli yapılabilmektedir.
Bunlar genel ahlak ve kamu güvenliğinin korunması ve sanığın yaşının küçüklüğüdür.
Yargılamanın Çabukluğu İlkesi
Ceza yargılamasının en kısa sürede bitirilmesi amaçlanırken şu iki husus nazara alınmıştır: Yargılamanın çabukluğu, bir suç işlendiğinde toplumdaki düzeni bozduğu ileri sürülen bir fiil söz konusu olup olmadığının araştırıldığı bir faaliyettir. Bu nedenle suç varsa bunun en kısa sürede tespiti ve sanığın cezalandırılması, toplumdaki düzenin sağlanması için şarttır.
Ceza yargılaması bir açıdan suçlu olmayanların da karıştığı bir hukuk dalıdır. Bu nedenle, maddi gerçek en kısa sürede aydınlığa çıkarılmalıdır ki bu kişilerin sanık statüsüne girmekle bozulan sosyal itibarlarının iadesi mümkün olabilsin. Öte yandan ceza yargılaması suçla uğraştığından, medeni yargılamanın aksine, ceza yargılamasında delillerin önceden
2.8. Yargılama Süjeleri
Duruşma, ceza yargılaması faaliyeti belirli kişi ve organların katılımıyla yürütülen bir ortak çalışmadır. Yargılama süjeleri, yargılamada rol alan, bağımsız haklar kullanan ve yargılama sırasında yükümler yüklenen hâkim, savcı, sanık, müdafi ve müdahilden meydana gelir.
Fotoğraf 2.1: Duruşma salonundan bir görüntü
2.8.1. Hâkim
Hâkim, ceza yargılamasında önüne gelen uyuşmazlığı çözen kişidir, yaptığı görev yargı adını alır. Hâkimlerin ataması hiçbir makamın tasvip ve onayına tabi olmadan doğrudan Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından yapılır. Hâkim, Türk milleti adına yargı görevini yapan ve ülkede adalet dağıtan kişidir.
2.8.2. Cumhuriyet Savcısı
Savcı, hâkimin önüne uyuşmazlığı getiren, bunun için gerekli araştırma ve hazırlığı yapan, ceza yargılaması içinde iddia faaliyetini yürüten süje olarak adalete hizmet eden kişidir. Suçla mücadele konusunda, toplumda suç işlenmesi ile bozulan düzenin yeniden kurulmasında ve suçluların cezalandırılmasında savcının büyük payı vardır. Bugün için her asliye mahkemesi yanında bir savcılık örgütü kurulmuştur. Ayrı bir savcılık örgütü yoktur.
Her savcılık kuruluşunun başında bir başsavcı ve yeteri kadar savcı bulunur.
Savcılık ve mahkemeler adaletin gerçekleşmesine hizmet eden kuruluşlar olarak birbirinden bağımsız ve eşit seviyededir. Bunun sonucu mahkemeler savcılıklara emir veremez, savcıların da mahkemelere emir verme yetkisi yoktur.
2.8.3. Sanık
Sanık, kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişidir. Ortada bir fiil, bu fiilden dolayı bir kişi, onun suçlu olduğu şüphesi ceza yargılaması mekanizmasını harekete geçirmektedir. Sanık olan kişinin bazı yetkileri vardır ancak bazı yükümlülüklere de katlanması gerekir.
Sanık, gerçek kişi olabilir. Devletin koyduğu kurallara karşı gelen, bu isteğini açığa vurabilen, isnat yeteneği ile kusurluluğu haiz olan varlık suç faili olabilir ve belirtilen yetenekler sadece gerçek kişilerde olabilir. Sanık, belli olmalıdır. Bir fiilden dolayı hangi kişinin sanık olacağı belirlendiğinde belli olma şartı gerçekleşmiştir.
2.8.4. Müdafi ve Sanığın Temsilcileri
Müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan kişidir.
Avukatlar müdafi olarak görev yaparlar. Avukat olmak için hukuk öğrenimini tamamlamış, avukatlık stajını tamamlayarak staj bitim belgesi almış, avukatlık imtihanını başarmış, levhasına yazılmak istenen baro bölgesinde ikametgâhı bulunma ve kanuna göre avukatlığa engeli bulunmama şartlarını taşımak gerekir.
2.8.5. Müdahil
Müdahil, suçtan zarar gören kişi olarak savcı ile beraber iddia makamında bulunur.
Müdahilden söz edildiğinde savcı tarafından açılmış bir kamu davası ve suçtan zarar gören tarafından açılmış ceza davasının birlikte yürümesi söz konusudur.
Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler (237/1. madde). Buna müdahale yoluyla dava veya kamu davasına katılma denilir.
2.9. Mahkeme Kararları ve Yargılama Tedbirleri
Ceza muhakemesi işlemlerinin kandırma, yanıltma veya zorlama gibi irade serbestîsini engelleyen veya savunmayı kısıtlayan yollara sapılmaksızın, hukuk devleti ilkesine uygun olarak önceden kanunla öngörülmüş bulunan esaslar çerçevesinde yapılmasıdır. Bir hukuk devletinde bu esasların, asgari olarak nelerden ibaret bulunduğu Anayasamızın 36’ncı maddesi ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6’ncı maddesinde belirtilmiştir.
Adil yargılanma hakkına saygılı olmak ve bunun gerektirdiği usul hükümlerine Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer verilmiştir. Kişinin, kanunun belirlediği, açıkça tanımladığı usullere göre itham edilebilmesi; güvencelere saygı göstererek yakalanabilmesi, gözaltında tutulabilmesi, tutuklanabilmesi; şüpheli veya sanığın aleyhindeki ithamları önceden bilmesi, savunmanın gerektirdiği bütün olanakların davanın tüm evre ve aşamalarında tanınması, sanık veya müdafinin savunmasını hazırlamak için zorunlu vasıtalara ve zamana sahip kılınması, müdafinin sanık ile temas etmek ve dosyaya ulaşmak imkânının her evrede kabul edilmesi de 5271 sayılı CMK’ta öngörülmüştür.
Ayrıca, sanık olmadan duruşma yapılıp hüküm verilememesi, susma hakkı
Suçsuzluk karinesi, susma hakkı, davanın bağımsız ve tarafsız, kanunla kurulmuş mahkemelerde alenen görülmesi ve makul bir süre içinde bitirilmesi; yakalama, adli kontrol, tutuklama gibi önleyici tedbirlerin ancak çok sıkı şartlar altında ve itiraz hakları kabul edilerek uygulanabilmesi, tutuklamaya seçenek olarak adli kontrolün kabulü, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin hükümsüz sayılması hakları 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenmiştir.
2.9.1. Mahkeme Kararları
33. maddede, duruşmada karar vermeden önce Cumhuriyet Savcısı, duruşmada hazır bulunan müdafi, vekil ve diğer ilgililerin dinlenmesinden sonra, duruşma dışında karar vermeden önce ise Cumhuriyet Savcısının yazılı veya sözlü görüşü alındıktan sonra karar verilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Kararların gerekçesinin yazılmasında 230. maddede belirtilen gerekçede belirtilen unsurlara göre kararın yazılması gerektiği belirtilmiştir.
Yine Anayasa değişikliğine uygun olarak kararlarda, bu karara karşı başvurulacak yasa yolunun ne olduğunun, başvuru merciinin ve süresinin gösterilmesi gerektiği 34/2.
maddede de belirtilmiştir.
35. madde kararların tebliği konusunda ilginç bir hüküm getirmiştir. Bu maddenin ikinci fıkrasına göre koruma tedbirine ilişkin olanlar hariç olmak üzere aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hukuken geçerli mazerete dayanarak hazır bulunmayan ilgilisine tebliğ olunur.
Bu kural, ara kararı niteliğindeki işlemlerin ilgiliye tebliğ edilmesine gerek olmadığı şeklinde anlaşılmalıdır. Hükümlerin taraflara tebliğ esası korunmaktadır. Zira hâkim veya mahkeme kararı dendiğinde itirazı kabil mahkeme kararları söylenmektedir.
Gerek CMK gerek TCK ve gerekse de CGTİK hüküm ve karar ayrımını yapmıştır.
CMK’un 223/1. maddesinde “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir.
Beraat, ceza tayinine yer olmadığı, mahkûmiyet, davanın reddi ve düşmesi kararı hükümdür.” denilerek nelerin hüküm olduğu ortaya konulmuştur. Burada sayılanlar dışındaki tüm hâkim ve mahkeme kararları karardır ve CMK 35. maddede belirtilen kararlar bunlardır.
2.9.1.1. Son Karar (Hüküm)
Mahkemenin duruşma sonunda verdiği ve uyuşmazlığı çözen, birinci derece yargılamayı sona erdiren karardır. Mahkemenin duruşma sonunda işten elini çektiği karar karşılığı olarak “son karar” demek yerinde olur. Bu terim hem mahkemenin bir karar verdiğini hem de bunun “son” olduğunu açıklar. Son kararlardan bazıları uyuşmazlığı çözmüş olmaz (örneğin düşme ve ret kararları gibi). Buna karşılık bazı son kararlar ile uyuşmazlık çözülür (örneğin beraat ve mahkûmiyet kararları gibi).
Beraat Kararı
Sanık kendisine yüklenilen suçu işlememişse, işlediği sabit olmamışsa, sanığın işlediği eylem yasada suç olarak öngörülmemişse ya da suç olmaktan çıkarılmışsa beraat kararı verilir.
Cezanın Verilmesine Yer Olmadığı
Sanığa yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hâli ya da geçici nedenlerin bulunması, yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı bir emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hâli ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi, meşru savunmada sınırın heyecan korku ve telaş nedeniyle aşılması, kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi hâllerinde, kusurun bulunmaması dolayısıyla sanığa ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
Fotoğraf 2.2: Mahkeme salonundan bir görüntü
Mahkûmiyet Kararı
Sanığın eylemi yaptığı sabit olduğunda, bu eylem yasada suç olarak yer almışsa sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilecektir. Bunun anlamı sanığın cezalandırılmasıdır.
Suçluluğu ispatlanmış olan kişiye ceza yaptırımı uygulanacaktır.
Güvenlik Tedbirine Hükmedilmesi
Suçluluğu sabit olan sanığa mahkûmiyet kararı verildiğinde kısa süreli hapis cezası yerine, suçlunun kişiliğine sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre bazı seçenek yaptırımlara hükmedilebilir. Uygulamada asıl mahkûmiyet, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddesine göre çevrilen tedbirdir.
Davanın Reddi Kararı
Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava
Davanın Düşmesi
Yasada öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâllerinde, davanın düşmesine karar verilir.
Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
Mankemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması,
Suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iadesine, suçtan önceki hâle getirilen veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gibi şartların bulunması durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.
Görevsizlik ve Yetkisizlik Kararı
Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re’sen karar verebilir. İddanamenin kabulünden sonra davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya işin dışında kaldığı anlaşılırsa mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.
2.9.1.2. Ara Karar
Kovuşturma aşamasında başka bir delil toplanmasına ilişkin hükümden önce verilen kararların hepsi ara karar niteliğindedir.
36/1. maddede, mahkemelerin doğrudan kendisinin savcılığa aracı kılmaksızın yazışma yapabileceği kabul edilmiş, bu şekilde uygulamadaki tereddütler giderilmek istenmiştir. Mahkeme, kurumlar ile doğrudan yazışma yapacak, yazışmalarında CMK 332’
deki ihtarı yazacaktır. Eğer söz konusu yazıda infazı gereken bir karar (uygulamadaki deyimle ara kararı) var ise bu kararın yerine getirilmesini savcılıktan isteyecektir. Örneğin;
kuyumculuktan anlayan bir kişinin tespiti ile duruşmada hazır edilmesi istendiğinde, bu durumda yerine getirilmesi gereken bir karar söz konusu olduğundan savcılığa yazılır. Ancak mahkeme kuyumcular odasına yazı yazarak bir bilirkişi isminin bildirilmesini istediğinde bu yazıyı kendisi doğrudan kuyumcular odasına yazacak ve gönderecektir. Fakat kuyumcular odasından bir bilirkişinin isminin tespiti ile onun duruşmada hazır edilmesi istenir ise burada duruşmada hazır etme infazı gereken bir karar olduğundan savcılık aracılığı ile yapılacaktır.
Zira mahkemenin infaz işi yapabilme imkânı yoktur. Savcılık bunu kolluk marifetiyle yerine getirecektir.
2.9.2. Yargılama Tedbirleri 2.9.2.1. Tutuklama (Md.100–108)
Bir kişinin tutuklanabilmesi için gerekli şartlar şunlardır;
Hakkında isnat edilen suçu işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunmalıdır.
Bir tutuklama nedeni bulunmalıdır.
Tutuklama nedenleri şunlardır;
Sanığın kaçması, kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların olması,
Tanık, mağdur ve başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunması hususlarında kuvvetli şüphe olmasıdır.
İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama kararının açıkça ölçüsüz olmaması gereklidir.
Bu üç şart birlikte gerçekleşmelidir..
Sadece adli para cezasını gerektiren ya da sanığa itham olunan fiilin kanunda öngörülen hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Bu suçlar için adli kontrol kararı verilebilir. Yani CMK ile yeni bir tutuklama yasağı getirilmiştir. Üst sınırı iki yıldan az olan suçlarda tutuklama kararı verilemeyecektir.
101. madde tutuklama kararının verilme usulünü hükme bağlamıştır. Tutuklama kararında adli kontrol uygulamasının etkisiz kalmasının gerekçesinin belirtilmesi zorunludur.
Tutuklamaya ilişkin kararlarda fiili ve hukuki nedenler gösterilmelidir. Verilen kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir ve kararın bir örneği sanığa verilir. Kararın açıklandığı ve bir örneğinin sanığa verildiği kararda belirtilmelidir. “Tutuklamaya ilişkin tüm kararlara itiraz yolu açıktır. ”
Şüpheli tutuklanma istemi ile sulh ceza hâkimliğine gönderildiğinde ya da kovuşturma aşamasında tutuklama talep edildiğinde şüpheli veya sanığın avukatı yok ise kendi seçeceği ya da baro tarafından atanan bir avukatın yardımından yararlanır. Yani bir kişi hakkında tutuklama gibi ağır bir konuma tedbiri talep edildiğinde onun mutlaka bir avukat yardımından yararlanması kabul edilmiştir. Böylece yeni bir zorunlu müdafi hâli oluşturulmuştur.
Tutuklama konusundaki bir diğer önemli yenilik tutuklulukta geçecek süredir. 102.
maddeye göre, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen suçlarda tutuklulukta kalma süresi altı aydır. Bu süre zorunluluk hâllerinde dört ay daha uzatılabilir. 5252 sayılı Yürürlük Kanunu’na göre, yukarı sınırı 10 yıldan fazla olan suçlar ağır ceza mahkemesinin görevine girdiğinden, yukarı sınırı 10 yılı aşmayan suçlarda tutuklulukta geçecek süre en fazla 10 ay olacaktır.
Eğer suç ağır ceza mahkemesinin görev alanında ise yani üst sınırı 10 yıldan fazla cezayı gerektiren bir suç söz konusu ise tutuklu kalınacak süre iki yıldır. Bu süre zorunluluk hâllerinde en çok bir yıl daha uzatılabilir. Maddenin yazılış biçimine göre “Uzatma süresi üç yılı geçemez.” dendiği için uzatılan süre üç yıl olacaktır. İki yıl da baştan olduğu için ağır ceza mahkemesinin görev alınana giren suçlarda (üst sınırı 10 yıldan fazla olan suçlarda) tutuklulukta geçirilecek süre en fazla beş yıldır. CMK 250/1-C’de yer alan suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturma aşamasında tutuklama süresi iki kat uygulanacağından (252/2.
madde) DGM’ler yerine kurulan özel yetkili ağır ceza mahkemelerinde tutuklulukta geçecek süre azami 10 yıldır.
Cumhuriyet Savcısı, şüpheli veya sanık ve müdafii mahkemeden tutuklama kararının kaldırılarak adli kontrol kararı alınmasını talep edebilir (103/1. madde).
Salıverme istemi yapıldığında; kararı verecek olan merci C. Savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiini dinledikten sonra karar verebilir. Buna göre, böyle bir talep geldiğinde evrak üzerinden inceleme yapmayıp belirtilen kişilerin dinlenmesi gereklidir (105. madde).
Kişi salıverilmeden önce; kararı veren mahkemeye veya bulunduğu tutukevinin müdürüne adresini ve varsa telefon numarasını bildirmekle yükümlüdür. Ayrıca kişiye bildirdiği bu adresi değiştirdiği takdirde bu değişikliği bizzat gelip beyanda bulunması ya da iadeli taahhütlü mektupla bildirmesi gerektiği, aksi takdirde bildirdiği adrese yapılacak tebligatların geçerli olacağının ihtar edilmesi gereklidir (106/2. madde).
108. maddeye göre kişinin tutukluluk durumunun en geç 30 günlük sürelerde incelenmesi gereklidir.
Adli Kontrol (Md. 109–115)
ADLİ KONTROL tümü ile yeni bir kurumdur. Bu kurumda kişinin tutuklanması yerine onu kontrol altında tutmaya ve böylece tutuklama tedbirinin ağır sonuçlarından kaçınılmaya çalışılmıştır.
Adli kontrol kararı verebilmek için her şeyden önce tutuklama sebeplerinin bulunması gereklidir. Yani bir kişi hakkında tutuklamayı gerektirecek sebepler (kuvvetli şüphe, kaçma varsayımı, delil karartma varsayımı) yok ise adli kontrol kararı da verilemez.
Adli kontrol kararı, üst sınırı üç yıl veya daha az cezayı gerektiren suç nedeniyle yapılan soruşturmada (yani eski hazırlık aşamasında) verilebilecek bir karardır. Kanunda tutuklama yasağının öngörüldüğü hâllerde adli kontrol uygulaması yapılabilir. Bu nedenle para cezasını gerektiren suçlarda veya cezası 2 yıldan daha az hapis cezası olan suçlarda da adli kontrol kararı diğer şartlar var ise verilebilir.
Adli kontrol, suçlunun yasada belirtilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasıdır. Ancak soruşturma aşamasında verilen bir kararın kovuşturma aşamasında da devam etmesi mümkündür. Kanunda bir açıklık bulunmamakla birlikte mahkeme tarafından sanık hakkında hüküm kurulur iken hüküm anına kadar devam eden adli kontrol tedbiri var ise bu tedbire son verildiğinin açıkça hükümde yer alması işin niteliği icabıdır. Ancak mahkeme böyle bir karar vermemiş olsa bile dava hükümle sonuçlandığından artık adli kontrol tedbiri kendiliğinden hükümsüz kalmış sayılmalıdır. Hükmün kesinleşmesi aşamasında adli kontrol tedbirlerinin devamında kurumun niteliği gereği bir yarar yoktur.
Nakdi kefaletle kişini bırakılması durumunda yasadan kaynaklanan ayrık durumlar saklı kalacaktır.
Bu yükümlülükler 109/3’te dokuz bent hâlinde sayılmıştır. Bu tedbirler şunlardır:
Yurt dışına çıkamamak
Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak
Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde mesleki uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak
Her türlü taşıtı veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde adli emanete, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek
Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dâhil, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olmak ve bunları kabul etmek
Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet Savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak
Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere ayni veya kişisel güvenceye bağlamak
Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adli kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair
Bu tedbirlerin bir tanesine karar verilebileceği gibi durum gerektirdiğinde birden fazlasına da karar verilebilir. Örneğin uyuşturucu kullanmak suçundan gelen bir şüpheli için;
hem (d) bendinde yer alan araç kullanmama ve hem de (e) bendinde yer alan bir tedavi kurumuna yatma tedbiri birlikte verilebilir.
Adli kontrol ile verilen tedbirler kişinin özgürlüğünü tam olarak kısıtlamadığından bu şekilde geçirilecek süreler cezasından mahsup edilemez. Ancak (e) bendinde yer alan tedavi kurumuna yatmada kişi kurumda kaldığı için kaldığı süre cezasından mahsup edilecektir.
Adli kontrol kararı C. Savcısını istemi üzerine sulh ceza hâkimince verilecektir. Yine hâkim, zaman içinde koyduğu tedbirleri kaldırabilir, değiştirebilir, yeni tedbirler ekleyebilir, bazı tedbirlere uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. Örneğin her gün karakola imza atmakla yükümlü kılınan şüphelinin başka şehirdeki babasının ölümü durumunda mahkeme, şüpheliyi belirli bir süre için imza atmak yükümlülüğünden muaf tutabilir. Bu konudaki karar hâkim veya mahkeme tarafından şüphelinin veya sanığın istemi üzerine C. Savcısının görüşü alındıktan sonra beş gün içinde verilir.
Adli kontrole ilişkin tüm kararlara karşı itiraz yolu açıktır.
Yeni düzenlemede güvence bedelinden; önce katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi veya eski hâle getirme için gereken bedeller, şüpheli veya sanığın nafaka borcu var ise bu borçları karşılanır. Daha sonra kalan paradan kamusal giderler karşılanır. Bundan sonra kalan miktardan hükmedilen para cezaları tahsil edilir.
Güvence bedelinin geri verilmesi konusu 115. maddede düzenlenmiştir. 114. maddede yeni bir kurum olan önceden ödetme düzenlenmiştir.
Buna göre; hâkim veya C. Savcısı şüpheli veya sanığın rızasıyla güvencenin mağdurun haklarını karşılayan veya nafaka borcuna ilişkin bulunan kısımlarının istedikleri takdirde mağdura veya nafaka alacaklısına verilmesini emredebilir. Eğer soruşturma ve kovuşturmanın konusu olan olaylarla ilgili olarak mağdur veya nafaka alacaklısının lehine bir yargı kararı verilmiş ise şüpheli veya sanığın rızası olmasa da bu ödemenin yapılması emredilebilir. Böylece mağdurların haklarını kolayca almaları ve ayrıca bunun için dava yoluna gitmeleri önlenmek istenmiştir. Eğer alınan miktar mağdurun haklarını karşılamıyorsa mağdurun fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak bu bedeli almasında yarar olacaktır.
Tutuklamadan Kefaletle Vazgeçilmesi
Hakim sanık hakkında verilen suça yönelik tutuklama kararı yerine kefaletle karar verebilir. Kefalet miktarı suçun niteliği ve kişinin ekonomik durumuna göre değişir.
Kefaletin Devlete Gelir Yazılması ve Acele İtiraz Sanıktan alınan kefalet ücreti gelir olarak kaydedilir.
2.9.2.2. Yakalama ve Gözaltı (90-99. Madde)
90/1 maddesine göre; kişiye suç işlerken rastlanması, suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması hâllerinde herkes yakalama yapabilir. Kolluk görevlileri bu hâllerin yanı sıra 90/2 maddesine göre, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcıya veya amirlerine başvurma olanağı bulunmadığı takdirde yakalama yetkisine sahiptir.
Kolluk yakalama anında kişiye kanuni haklarını bildirmekle yükümlüdür. Gözaltı konusundaki en radikal değişiklik gözaltına alma konusunda C. Savcısının karar vermesi gerektiğidir. Nitekim 90/5 maddesi uyarınca yakalanan kişi soruşturma evrakı ile birlikte hemen C. Savcılığına gönderilir. 91/1 maddesi uyarınca, evrakı ile birlikte hemen C.
Savcılığına gönderilen kişi C. Savcılığınca serbest bırakılmaz ise soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir.
Gözaltı süresi bu durumda da yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Bu kurallara göre; şüpheli yakalandığında, yakalamaya ilişkin ve o ana kadar elde edilen bulgulara ilişkin düzenlenen soruşturma evrakı ile birlikte hemen C. Savcılığına sevk edilecek, savcılık ya sanığı serbest bırakacak ya da soruşturmanın derinleştirilmesi için gözaltına alınmasına karar vererek evrakı ile birlikte sanığı kolluğa geri gönderecektir.
Kişi gözaltına alınmış ise ilk yakalama anından itibaren 24 saati geçmeyecek şekilde gözaltında tutulacak daha sonra yeniden savcılığa getirilecektir. Bu şekilde geri gelen şüpheliyi savcı ya serbest bırakacak ya da tutuklanması istemi ile sulh hâkimliğine sevk edecektir. Bu düzenleme savcılığın işi başında konuya hâkim olma, soruşturmayı yönlendirme ve çocuk suçlulara ilişkin savcılık tarafından yapılacak işlemlere olanak tanıma açısından yararlı olmuştur. Ancak bu düzenlemenin hayata geçebilmesi için savcılık ve kolluğun çalışma kurallarını yeniden gözden geçirmesi ve bu yasaya uyarlaması gereklidir.
92. madde uyarınca savcılar adli görevlerinin gereği olarak gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri denetlemekle yükümlüdür.
93. maddeye göre yakalanan veya gözaltına alınan kişilere ancak kaçacaklarına ya da kendileri veya başkaları için tehlike arz ettiği takdirde kelepçe takılabilir. Bu konudaki değerlendirme ve takdir o anda şüphelinin yanında bulunan kolluk görevlilerine aittir. Kolluk görevlisi kelepçe takmanın bu şartlara göre gerekli olduğu kanaatine varır ise kelepçe takacaktır. Ancak kelepçe takmayı bir kötü muamele olarak yapması yani bu tedbiri amacına aykırı kullanması yerinde olmayacaktır.