TÝCARETE AÝT MEVAD-I MÜTEFERRÝKA
Madde 1- Rumeliden vesair mahallerden hicret edenleri kabiliyet ve bünyelerine mülâyim ve meslek ve ihtisaslariyle muhitlerine göre münasib yerlerde iskân etmek için derhal ehil komisyonlar teºkili ve gelecek muhacirînin iºsiz ve yersiz kalmamalarý için ºimdiden emval-i metrukeye ait arazi vesairenin icarýnda kuyud-i ihtiyatiye vaz-ý ve bunun hükûmete telgrafla arzý. (müttefikan kabul)
Madde 2- Rýhtým, mavna, hammaliye ücretleri için ticaret odalarý, belediye ve liman riyasetlerince icabýnda müttehiden bir tarife tertibi ve rýhtým ºirketlerinin hükûmetle olan mukaveleleri hilâfýna olarak fahiº ücret alamamalarý ve rýhtýma çýkmayan eºya-i ticariyeden hiçbir suretle rýhtým ücreti alýnmamasý hususlarýnýn hükümetin nazar-ý dikkatine vaz’ý.
(müttefikan kabul)
Madde 3- Saatlerin muayyen bir nýsfünnehâra göre ayar edilmesi. (müttefikan kabul)
Madde 4- Gerek yeni imtiyazlarda ve gerek mevcut olanlarda vesait-i nakliye kol ücretlerinin, ziraat, ticaret ve sanayi odalarý sendikalar gibi alâkadarlarýn rey ve mütalaâsý alýnarak tanzim ve ýslahý. (müttefikan kabul)
Madde 5- Harb dolayýsiyle yanan ve yýkýlan mahallerde musakkafât vergisinin bir müddet avfý. (ticaret kabul, diðer gruplar red)
Madde 6- Harb dolayýsiyle yanan ve yýkýlan kasaba ve karyeler ashabý tarafýndan inºasý uzun senelerce mümkün olamýyacaðýndan inºaatýn ºirketlere ihalesiyle bedel-i inºanýn uzun taksitlerle sahiplerinden alýnmasý. (müttefikan kabul)
Madde 7- Eytam nizâmnâmesinin büyük ve küçük vereseler hukukunu kâfil bulunmamasý bir takým islâm ticaret müesseselerinin mahvýný mucib olduðundan, mezkûr hususun nazýr-ý dikkate alýnmasý. (müttefikan kabul)
Madde 8- Dâülkelb tedavihânelerinin her vilâyet merkezinde tesisi suretiyle teksiri.
(müttefikan kabul)
Madde 9- Ýpek ticaretini tedenniden vikaye için mütehassýslar celbi ve harir dâr’üt’talimînin düyûn-i umumîyeden irtibatýnýn fekkile Ýktisat Vekâletine rabtý. (müttefikan kabul)
TEDRÝSAT-I ÝKTÝSADÝYE
Madde 1- Ýstanbul Ticaret mekteb-i âlisinin hükûmet ve talî kýsmýnýn da ticaret odalarý ve ticarî heyetler mürahhaslarýndan müteºekkil bir komisyon tarafýndan idaresi ve bu mektebin son gayesine vüsul için tensik ve takviye ve islahý. (Ziraat ekseriyetle red, diðer üç grup müttefikan kabul)
Madde 2- Türkiye’nin mühim ticaret merkezlerinde de ticaret mektepleri açýlmasý.
(müttefikan kabul)
Madde 3- Her yerde ve bilhassa ticaret mektebi açýlamýyan mahallerde serbest ve mecburî çýrak mektebleri tesisi. (müttefikan kabul)
Madde 4- Bilûmum mekteblerde ve hususî sultanî ve idâdîlerde iktisadî tedrisata ehemmiyet verilmesi. (müttefikan kabul)
Madde 5- Ýktisadî ve Ticarî asar ve neºriyatýn himâye ve taltifi ile mevkut-i ticarî ve sýnaî istatistikler tertib ve neºri ve memleketin iktisadî coðrafyasýnýn tanzimi. (müttefikan kabul)
TEMETTÜ VERGÝSÝ
Madde 1- Temettü vergisinin ºimdiki usul-i cibayetinin tâdiliyle alelûmum küçük esnaf ve erbab-ý say ve amel ve iºgal ettiði mahal büyük olduðu halde hadd-i zatýnda az kazanan ticaret ve sanayi müntesibleri için aðýr olmayacak bir surette tanzimi ve bilhassa kanunun kazanç nisbetlerine ve yapýlan muamelâta göre vergi tarhý esasýný ihtiva eylemsi. (müttefikan kabul)
VESAÝT-Ý NAKLÝYE MESELESÝ
Madde 1- Turuk-i umumiye ve hususiyemizin inºalarýnýn ikmalini hüsn-i muhafaza ve acele tamiratýný ifâsýný kâfil kabil-i tatbik bir usulün vaz’ý. (müttefikan kabul)
Madde 2- Turuk-i hususiye için tarik bedel-i nakdisinin ilgasiyle Türkiye’de mütemekkin her ferd hakkýnda amele-i mükellefe usulünün vaz’ý ve efradýn kendi kazalarý dahilinde çalýºmasý.
Ve bununla beraber amele-i mükellefe yerine bedel-i ºahsiyenin dahi kabulü ve amele-i mükellefe mevkiine, arýzasýna göre ölçü üzerine iº taksimiyle yollarýn inºa ve tamiri.
(müttefikan kabul)
Madde 3- Memleketimizin iktisadî ana hatlarý olacak demiryollarý inºasýnýn hükûmetce bir program olarak kabulü. (müttefikan kabul)
Madde 4- ªömendöfer nakliye ücretlerinin hadd-i asgariye tenzili. (müttefikan kabul)
Madde 5- ªömendöfer kumpanyalarýnýn zayi’edüp tazmin ile mükellef olduklarý emvalin zaman-ý teslimdeki kýymetine göre bedellerinin tazmini. (müttefikan kabul)
Madde 6- ªimdiye kadar projeleri ihzar edilmiº kabil-i seyr ve sefer nehirlerin tathiriyle merakib-i sabihanýn çoðaltýlmasý. (müttefikan kabul)
Madde 7- Lastiksiz kamyonlarýn seyir ve seferden men’i. (müttefikan kabul)
Madde 8- Lüks otomobillerin kemakân gümrüðü tâbi tutulmasiyle beraber otobüs ve yük kamyonlarýnýn gümrük resminin tahfifi. (üç grup müttefikan kabul. Tüccar grubu bilûmum otomobillerin gümrük resminden muafiyetinde israr)
Madde 9- Tayyare ile posta nakliyatý icrasýna müsaade olunmasý ve hututi havaiyemizde merakib-i havaiye iºletmek hakkýnýn Türk ªirketlerine ve Türk teb’asýna tahsisi. (müttefikan kabul)
VESAÝT-Ý MUHAREBE MES’ELESÝ
Madde 1- Posta ve telgraf vesaitinin tanzimi, kaza, nahiye ve karyelere kadar posta irtibatýnýn tevsii. Lakaydisiyle taahhürata sebebiyet verenler hakkýnda ahkâm-ý kanuniyenin ºiddetle tatbiki. (müttefikan kabul)
Madde 2- Telgraf ücretlerinin hadd-i itidale tenzili, gazetelere ait telgraf kelimelerinin yirmi paraya indirilmesi ve gazete posta ücretlerinin yüzde elli tenzili. (müttefikan kabul)
Madde 3- Memleketin her tarafýna ºâmil olmak üzere ºimdiden ticaret merkezlerimizde telefon ve muhaberat ºebekeleri teºkilinin tesrii hususuna hükûmetce itina olunmasý.
(müttefikan kabul)
Madde 4- Bazý mahallerde esasen tesis edilmiº ve birçok mahallerde de tisis edilecek telgraf merkezlerinin varidatý masarifine takabül etmediði kaydiyle sed veya ihmali câiz olamýyacaðýndan bu bâbda da tedabir-i lâzime ittihazý. (müttefikan kabul)
Madde 5- Muamelât-ý ticariyede teshilat ve fevaîdi memalik-i muhtelifedeki tecaribi adidesiyle sabir olan (posta çek usulü) ile (posta tediye emirleri) ve buna mümasil müfid yeniliklerin postalarýmýzda da tatbik ve icrasý ve evvelce olduðu gibi telgraf havalesi usulünün tatbiki. (müttefikan kabul)
Madde 6- Telgraflarýn posta ile sevki zarureti hasýl olduðu takdirde sahibinin haberdar edilmesi ve ücretinin iadesi. (müttefikan kabul)
Madde 7- Telsiz telgraf istasyonlarýnýn memleketimizde dahi taksir-i adedi suretiyle muhaberatýn tesiri. (müttefikan kabul)
Madde 8- ªömendöfer, tramvay, elektrik, telefon ºirketleri gibi hidematý umumîyeden birini ifâ eden müesseselerin hükûmetle imza ve teati ettikleri mukavele ve ºartnameler ve tamami-î riayetlerinin temini. (müttefikan kabul)
SANAYÝ GRUBUNUN ÝKTÝSAT ESASLARI 1- GÜMRÜKLERDE HÝMAYE USULÜ
A- Memleketimizde ihtiyaclarýmýza kâfi bir derecede imâl olunan emtianýn hariçten ithaline aðýr gümrükler vaz’ý suretiyle mümanaat olunmasý. (müttefikan kabul)
B- Memleketimizde mevcut ve ihtiyacata kâfi olan mevadd-ý ibtidâîyenin aðýr gümrük resimleri vaz’iyle hariçten ithalinin men’i ve bilakis memleketimizde mevcut olmayýp sanayiimize lâzým olan mevadd-ý ibtidâîyenin gümrük resminden muaf olarak ithalinin temini.
(müttefikan akbul)
C- Bilûmum sanayi için lâzým gelen makine ve makine aksamýnýn gümrükten muafiyeti.
(müttefikan kabul)
D- Memlekette ne mamûl ve ne gayr-ý mamûl bulunmayan asâr ve semerat-ý san’atýn ve bize lâzým olanlarýn bilâ resim ve hafif gümrük resmiyle ithali. (ekseriyetle kabul)
2- TEªVÝK-Ý SANAYÝ KANUNU HAKKINDA
A- Teºvik-i Sanayi Kanununun yedinci maddesinin beºinci fýkrasýnda bahsolunan mevadd-ý ibtidâîye cetvelinin san’atýn hakikî ihtiyaçlarýna muvafýk ºekilde ve sanayi erbabýnýn re’yi alýnarak tesbit edilmesi. (müttefikan kabul)
B- Kanundaki vergi muafiyâtinin tevsian tatbiki. (zürra ekalliyetle, diðer gruplar ekseriyetle kabul)
C- Hükûmet mübâyaatýnda mamûlat-ý dahiliyenin fiyat farký yüzde yirmi derecesinde bile olsa, mamûlat-ý hariciyeye tercihi ve münakasalara iºtirâk edecek ecnebî mallarýnýn birinci ºartý olarak gümrüklenmiº mallardan olmasý. (müttefikan kabul)
D- Sýnaî müesseseler ve müºtemilâtýnýn tesis ve tevsii için taraf-ý devletten beº dönüme kadar arazinin meccânen terkiyle tasarruf senedi verileceðine dair olan hükm-i kanunun infaz ve tatbiki. (müttefikan kabul)
E- Teºvik-i Sanayi Kanunu müsaadeleriyle muafiyetin yalnýz Türkiye teb’asýna tahsisi ve Türk sanayi ºirketleri için de ºirket sermayesinin en az yüzde yetmiº beºi Türkler elinde bulunanlara bahºý. (ekseriyetle kabul)
F- Teºvik-i sanayi kanununun mütebaki müddeti olan beº seneden maada ayrýca yirmi beº sene daha temdidi. (müttefikan kabul)
G- Her sene meºherler açýlmasý ve mümtaz erbâb-ý sanayiin mükâfatlandýrýlmasý. (müttefikan kabul)
H- Kadýn ve erkek bilûmum ahali, memurin-i mülkiye ve askeriyenin yerli mamûlat ve mensucat kullanmasýnýn mecbûri olmasý. (müttefikan kabul)
3- YOLLAR VE VESAÝT-Ý NAKLÝYEDE HUSUSÎ TARÝFE
A- Türkiye’nin vâsi’ demiryollarýna mâlik olmasýnýn ve sanat merkezleri olan büyük ºehirler ve limanlarla dahildeki kasabalar arasýnda ºömendöfer, yoksa herhalde ºoseler yapýlmasýnýn müstacelen temini. (müttefikan kabul)
B- Mevcut ªömendöfer ve vapur idarelerinin yerli mamulât ve masnuatý nakilde hususî tarifenin tatbikini temin için hükûmetin sarf-ý mesaî etmesi ve bundan böyle inºa olunacak ºömendöferler ºartnamesine iºbu kaybýn behemehâl ithali. (müttefikan kabul)
4- SANAYÝ BANKALARI
A- Erbâb-ý sanayie kredi yapmak için behemehâl bir sanayi bankasýnýn tesisi. (zürra’
ekseriyetle, diðer gruplar müttefikan kabul)
B- Ziraat ve köy bankalarý hariç olmak üzere hükûmetin elyevm Türkiye’de mevcut imtiyazlý ve hususî bankalar nezdinde teºebbüsat-ý müessirede bulunmak suretiyle birkaç bankadan birer miktar sermaye tefrik ettirerek husule gelecek mühimce bir sermaye ile bir sanayi bankasýnýn küºadýnýn temin ile memleketteki sanayie mahsus mütedavil sermayenin tevsi ve tezyidine çalýºýlmasý. (içiler red, diðer gruplar müttefikan kabul)
5- TEDRÝSAT-I SINAÝYE
A- Sanayi mekteblerinin her muhitin ihtiyacat ve kabiliyetine göre, tesisi ve tedrisatýn Ýktisat Vekâletinin Sanayi Müdüriyet-i Umumîyesi gibi mütehassýs bir merkez de tevhidi ve tedrisatýn bilhassa amelî bir ºekle ifraðý. (müttefikan kabul)
B- Sanayi çýrak mekteblerinin açýlmasý. (müttefikan kabul) C- Usta kurslarýnýn açýlmasý. (müttefikan kabul)
D- Ýhtisas için memleketimiz Mekâtib-i sýnaiyesinden mezun olanlarýn Avrupa’ya gönderilmesi ve tahsil-i tâlisini memleketimizde ikmâl etmiº olanlardan sanat mühendisleri yetiºtirilmesi. (müttefikan kabul)
6- SANAYÝ ODALARI
A- Her liva ve kaza dahilinde bir sanayi odasý küºadý. (müttefikan kabul) B- Her sanayi odasý arasýnda ciddî rabýtalar temin eylemek. (müttefikan kabul)
C- Makarr-ý hükûmette bütün sanayi odalarýnýn merbut olduðu büyük bir merkezî Sanayi Odasý tesisi. (ekseriyetle kabul)
D- Esnaf cem’iyet ve loncalarýnýn tesisi. (iºçiler red, diðer gruplar ekseriyetle kabul)
E- Emvâl-i metrukeye kalan müessesat-ý sýnaiyyenin bilhassa sanat erbabýna verilmesi ve sanayi mühitlerinin inhilâlden vikayesi. (iºçiler red, diðer gruplar ekseriyetle kabul)
F- Ýhtirâ berâtlarýnýn yeniden tetkik ve tâdili ve alâmet-i farika kanununun islahý. (ekseriyetle kabul)
ݪÇÝ GRUBUNUN ÝKTÝSAT ESASLARI
Madde 1- Amele namiyle hitab edilmekte olan kadýn ve erkek erbab-ý sây ameleye bundan böyle iºçi denilmesi. (müttefikan kabul)
Madde 2- Sarî hastalýklar ve bilhassa verem son zamanlarda iºçiler ve umum muhtacin ve ailelerinde pek ziyade tahribat yaparak ýrkýn özünü mahvetmekte olduðundan, hasýlâtý tesis edilecek verem tecrithaneleri, sanatoryumlar, emzikhaneler ve hastahanelerin masraflarýna karºýlýk tutulmak üzere (Sýhhat vergisi) namiyle bir verginim temettü vergisine bir miktar zammý. (iºçiler, çiftçiler müttefikan kabul, sanayi ekseriyetle kabul, ticaret red)
Madde 3- Meb’us ve belediye intihâblarýnda temsil-i meslekî usulünün kabulü. (üç grup ekseriyetle kabul, ticaret red)
Madde 4- Dernekler yani sendikalar hakkýnýn tanýnmasý. Tatil-i eºgâl kanununun yeniden iºçiler, hakkýný tanýmak üzere tetkik ve tanzimi. (müttefikan kabul)
Madde 5- Ziraatten maada sanayi iºçileriyle bilûmum iºçiler için (bir saat) istirahat müddeti hariç olmak üzere çalýºma müddetinin sekiz saat olarak kabulü. (müttefikan kabul)
Madde 6- Sekiz saat çalýºan bir iºçinin gece dahi çalýºtýrýlmasýna mecburiyet hasýl olduðu takdirde yalnýz dört saat çalýºtýrýlacak ve tam gündelik alacak. Yalnýz gece çalýºtýrýlan iºçiler gündüz iºçi gibi sekiz saat çalýºýr, fakat iki kat gündelik alýr. (birinci fýkra müttefikan kabul, ikinci fýkra üç grup red, iºçiler israr)
Madde 7- Maden ocaklarýnda çalýºan iºçilerin altý saatlik mesaisinin bir gündelik itibar olunmasý. Ve maden ocaklarýnda onsekiz yaºtan dûn olanlarla kadýnlarýn çalýºtýrýlmamasý.
(müttefikan kabul)
Madde 8- Alelûmum sanat müesseselerinde ve gümrüklerde on iki yaºýný ikmâl etmeyen çocuklarýn çalýºtýrýlmamasý için leylî ve meccanî müesseseler açýlmasý ve azamî dört saat çalýºma ile hafif iºlerde çalýºtýrýlmalarýna müsaade edilmesi. (üç grup müttefikan kabul. ݺçiler on iki yaºýný bitirmemiº çocuklarýn alel’ýtlak çalýºtýrýlmamasýnda israr)
Madde 9- Sanat müesseselerinde, matbaalarda ve gümrüklerde üç ay çalýºan bir iºçiye (sabit iºçi) denilmesi. (üç grup müttefikan kabul, ticaret red)
Madde 10- Bilûmum müesseselerde sabit iºçi olarak istihdâm edilen kadýnlara doðurmazdan evvel ve sonraya ait olmak üzere sekiz hafta ve her ay üç gün izin verilmesi. Ve bu gündelikleriyle aylýklarýnýn tamam verilmesi. (müttefikan kabul)
Madde 11- Bilûmum iºçi gündeliklerinin memleket maiºetiyle mütenasib olarak hadd-i asgari miktarýnýn her üç ayda bir defa dernekler teºekkül edinceye kadar iºçi mümessilleri hazýr olduðu halde belediye meclislerince tayiniyle müessesseler tarafýndan vacib-ül-iitibâ’ olmak üzere neºir ve ilâný. (müttefikan kabul)
Madde 12- ݺçi gündelik ve aylýklarýnýn umum müesseselerde nakden ve muntazamman verilmesi. (müttefikan kabul)
Madde 13- Haftada bir gün iºçilere istiharat müddetinin verilmesi ve hafta tatilinin Cuma günü kabulü. (müttefikan kabul)
Madde 14- (Bir Mayýs) gününün Türkiye ݺçileri bayramý olarak kanunen kabulü. (sanayi ve iºçi müttefikan, çiftçi ve tüccar ekalliyetle kabul)
Madde 15- Sabit iºçilerin hafta tatilleriyle resmî günlerde ve iºçi bayramý gününde gündeliklerinin tam verilmesi. Umumî tatil günlerinde iºçileri çalýºtýrmak hasýl olduðu takdirde iki kat gündelik verilmesi. (birinci fýkra üç grup tarafýndan red, iºçiler tarafýndan israr, diðerleri müttefikan kabul)
Madde 16- Umum sanat müesseselerinde ve gümrüklerde ve matbaalarda ve ºirketlerde müstahdem iºçilerin hastalandýklarý takdirde üç aya kadar gündeliklerinin tam verilmesi. Ve üç ay hastalanan ve hastalýðý ºifa bulmayan bir illetle malûl olduðu tahakkuk eden iºçilerin iºten çýkarýldýklarý takdirde müesseselerin iktidar-ý malîyesi ile mütenasib ikramiyeler vermeleri. (birinci fýkra üç grup tarafýndan red, iºçiler israr. Diðer fýkra müttefikan kabul) Madde 17- Evlenecek iºçilere gündelikleri verilmek ºartiyle bir hafta izin verilmesi.
(müttefikan kabul)
Madde 18- Bir sene iº baºýnda bulunan iºçilere senede bir ay izin verilmesi ve gündeliklerinin tam itâsý. (üç grup red, iºçiler israr)
Madde 19- Daimî büyük sanat müesseselerinde, gümrüklerde, ºömendöfer, elektrik ve tramvay gibi ºirketlerde, maden ocaklarýnda çalýºtýrýlan iºçilerin kaza ve ihtiyarlýk dahil olduðu halde hayat sigortasýna rabýtlarý ve sigorta ücretinin müessese sahibleriyle iºçiler tarafýndan yarýyarýya verilmesi. Ve derneklerin koyacaðý tekaüdiye hakkýnýn müesseselerce tanýnmasý. (müttefikan kabul)
Madde 20- ݺ baºýnda sakatlanan umum iºçilerin sermayedârlar müesseseler tarafýndan hayatlarýnýn emniyet altýna alýnmasý. (üç grup red, iºçiler israr)
Madde 21- Ýkiyüz elli iºçi kullanan fabrikalar, ºirketler müesseseleri içinde veya yakýnda bir dispanser, maden ocaklariyle büyük kýt’ada ormanlarý iºleten ve ormanlarda fabrika yapan sermaye sahiblerinin veya ºirketlerin ve tuzlalarýn civarýnda birer hastahane ve maden ocaklarýnda iºçiler için behemehâl birer parasýz hamam yapmalarýna mecbur tutulmalarý.
(müttefikan kabul)
Madde 22- Sanayi ve mesaî müdüriyeti umumîyesinde bir mesaî Heyeti teftiºiyesinin ihdasý ve bu heyete birlikler ittihadýndan müºavir kabulü.
Madde 23- Sanat müesseseleri ve iºçi çalýºtýran diðer müesseselerin mevcut sýhhî nizamlara tevfikan daimî surette sýhhiye memurlarý tarafýndan teftiº ettirilmesi ve hastahanelerin yapýlmasý.
Madde 24- Büyük sanat müesseseleriyle, ºirketler, madenler, tuzlalar ve büyük kýt’ada orman iºletenler ve bu ormanlar civarýnda fabrika yapanlarýn müesseseleri yakýnýnda iºçileri için sýhhî evler yapmalarýna mecbur tutulmasý veya ev kirasý zammý vermeleri. (üç grup müttefikan, tüccar grubu ekalliyetle kabul)
Madde 25- ݺçi çocuklarýnýn ºehit çocuklarýndan sonra tercihan leylîsanat mekteblerine meccanen kabulü. (müttefikan kabul)
Madde 26- Memlekette açýlacak bütün iºlerin Türk erbab-i sây ve ameline tahsisi. (müttefikan kabul)
Madde 27- Memleket dahilinde ticaretin tamamen serbest bulunmasý ve inhisar ºeklinde imtiyaz verilmemesi. (müttefikan kabul)
Madde 28- Ýnhisar suretiyle memleketimizde icra-yi ticaret etmekte olan tütün rejisi inhisarýn hemen ilgasý. (ve imtiyazlý ecnebî müesseselerinin devletleºtirilmesi). (birinci fýkrasý müttefikan kabul, sonuncu fýkrasý yalnýz iºçiler tarafýndan kabul, diðer gruplar red)
Madde 29- Ham eºya ve memleketimizde mebzulen yetiºen, birinci derecede ihracat mevâddý meyanýnda bulunan tütün, pamuk, palamut, üzüm, incir ve ikinci derecedeki yün, tiftik, deri gibi mevâddýn iºlenmedikçe ihracýnýn kat’iyyen men’i. Ýhracý halinde de aðýr ihracat resmine
tâbi tutulmasý. (sanayi ve iºçi müttefikan kabul, tüccar ve çiftçi gruplarý: Buna müteallik mukarreratý nakzetmemek üzere tabýný müttefikan talep)
Madde 30- Temettü kanununun servet ve kazanç itibariyle her ferde gelir üzerine tarhýný temin eden bir kanunun tanzimi. (ve bu meyanda iºçilerin temettü vergisinden kat’iyen afvý ve onbin lirayý mütecaviz sermaye üzerine “müterakki sermaye” ve miras vergisinin ihdasý) (birinci fýkra müttefikan kabul, diðer iki fýkra üç grup tarafýndan red, iºçiler israr)
Madde 31- Hiç bir asrî zihniyete uymayan esnaf talimatnâmesinin ilgasýyle cemiyet teºkili hakkýnýn her sýnýf halka kanun mucibince bahºedilmesi. (müttefikan kabul)
Madde 32- Gediklerin, kabzýmallýðýn, sýrýk hamallýðýnýn kat’iyen ilgasý. Limanlarda, gümrüklerde kâhya vesair namlarla iºçinin hukukunu kaybettiren ve memlekette iºçiyi istibdatla kullanan kimselerin faaliyetlerine meydan verilmemesi. (müttefikan kabul)
Madde 33- Müesseseler tarafýndan her sene iºçilere verilecek ikramiyenin müsavatla tavzii.
(üç grup müttefikan kabul, tüccar ekalliyetle kabul)
Madde 34- Ziraat iºlerinde kullanýlan iºçiler yukarýdaki maddelerin ahkâmýndan müstesnâdýr.
(müttefikan kabul)
ÝFADE-Ý MAHSUSA
Her grupta teºekkül eden Ýhtisas Encümenlerince tetkik edilen ve doðruca Divan-ý Riyasete verilen diðer birçok kýymetli lâyýhalarda baºkaca ve aynen hükûmete takdim edilmiº ve Ýktisat Kongresi Heyet-i Umumîyesince kabul edilen yukarýdaki kararlar dahi Encümenimizce tasnif ve tesbit olunmuºtur.
Ýktisat Kongresi ve Mazbata Encümeni Reisi:
Manisa Sanayi Murahhasý Kâzým Karabekir
Mazbata Encümenine memur murahhas azâlar:
Ziraat grubundan : Kâni (Manisa), Lütfi Arif (Akhisar ve Kýrkaðaç), Mollazade Süleyman (Afyon Karahisar)
Ticaret grubundan : Mahmut (Gediz), Ýbrahim Hakký (Zonguldak ve Bartýn), Hamit ªevket (Ödemiº)
Sanayi grubundan : Sezaî (Ýzmir), Ahmet ªerif (Ýstanbul), Mahir Arif (Ýstanbul)
ݺçi grubundan : Aka Gündüz (Kütahya), M. ªefik (Afyon Karahisar), Haydar Rüºtü (Gümüºhane)
GAZÝ MUSTAFA KEMAL PAªA HAZRETLERÝNÝN ÝLK TÜRKÝYE ÝKTÝSAT KONGRESÝNDEKÝ ÝFTÝTAHî NUTUKLARI
Efendiler;
Azîz Türkiyemizin iktisadî teâlisi esbâbýný aramak ve bulmak gibi vatanî, hayatî ve millî bir gaye-i mukaddese için bugün burada toplanmýº olan sizlerin, muhterem halk mümessillerinin huzurunda bulunmakla çok mes’ut ve bahtiyarým.
Efendiler;
Uzun gafletlerle ve derin lakaydî ile geçen asýrlarýn bünye-i iktisadiyemizde açtýðý yaralarý tedavi etmek ve çarelerini aramak, memleketi mamûriyete, milleti refahiyet ve saadete îsal yollarýný bulmak için vukubulacak mesainizin muvaffakiyetle neticelenmesini temenni eylerim.
Arkadaºlar;
Sizler doðrudan doðruya milletimizi temsil eden halk sýnýflarýnýn içinden ve onlar tarafýndan müntahab olarak geliyorsunuz. Bu itibarla memleketimizin halini, ihtiyacýný, milletimizin elemlerini ve emellerini yakýndan ve herkesten daha iyi biliyorsunuz. Sizin söyliyeceðiniz sözler, alýnmasý lüzumunu beyân edeceðiniz tedbirler, halkýn lisanýndan söylenmiº telakki olunur ve bunun için en büyük isabetlere mâlik olur. Çünkü halkýn sesi, hakkýn sesidir.
Efendiler;
Tarih, milletimizin itilâ ve inhitâtý esbabýný ararken birçok siyasî, askerî, içtimaî sebepler bulmakla ve saymaktadýr. ªüphe yok bütün bu sebepler hadisat-ý ictimaiyede müessirdirler.
Bir milletin doðrudan doðruya hayatiyle alâkadar olan, o milletin iktisadiyatýdýr. Tarihin ve tecrübenin tespit ettiði bu hakikat bizim millî hayatýmýzda ve millî tarihimizde tamamen
mütecellidir. Hakikaten Türk tarihi tetkik olunursa itilâ, inhitât esbâbýnýn iktisadî mesâilden baºka birºey olmadýðý derhal anlaºýlýr.
Efendiler;
Tarihimizi dolduran zaferler, yahut izmihlâllerin kâfesi ahvâl-i iktisadiyemizle münasebbettar ve alâkadardýr.
Yeni Türkiyemizi lâyýk olduðu mertebe-i resanete îsâl edilmek için, behemehal iktisadýyatýmýza birinci derecede ve en çok ehemmiyet vermek mecburiyetindeyiz, zamanýmýz tamamen bin iktisat devrinden baºka birºey deðildir.
Bir milletin esbâb-ý hayatiyesini, refahiyet ve saadetini teºkil eden iktisadiyatla iºtigâl etmemesi, edememesi nazar-ý dikkati câlib bir keyfiyettir. Ýtirafa mecburuz ki, iktisadiyatýmýza lüzumu kadar ehemmiyet verememiº bulunuyoruz. Bir milletin esbâb-ý hayatiyesiyle iºtigâl etmemesi veya edememesi, o milletin yaºadýðý edvâr ile ve o edvârý tesbit eden tarih ile çok alâkadardýr. Bunun esbâbýný geçirdiðimiz edvârda, bilhassa tarihimizde arayabiliriz. ªimdiye kadar hakikî manasiyle millî bir devir yaºamadýk, binâaleyh millî bir tarihe mâlik olamadýk. Bu noktayý biraz izah edebilmiº olmak için hep beraber Osmanlý tarihini hatýrlayalým: Osmanlý tarihinde bütün gayretler, bütün mesaî milletin arzusu, âmâli ve ihtiyacat-ý hakikiyesi nokta-i nazarýndan deðil, ºunun, bunun âmâlini, ihtirasatýný tatmin nokta-i nazarýndan vukubulmuºtur. Meselâ, Fatih Ýstanbul’u zaptettikten sonra yani Selçukî Saltanatiyle ªarkî Roma Ýmparatorluðu’na tevarüs eyledikten sonra Garbî Roma Ýmparatorluðu’na da konmak istedi. Bunun için de bütün milleti bu hedefe doðru sevketti.
Meselâ; Yavuz Selim, Fatih’in açtýðý garb cephesini tesbit ile beraber Asya Ýmparatorluðu’nu birleºtirerek büyük bir Ýslâm ittihadý meydana getirmek istedi.
Kanunî Süleyman, her iki cepheyi tevsi etmek, bütün Bahr-i sefidi bir Osmanlý havzasý haline getirmek, Hindistan üzerinde nüfuz tesisi gibi ºahane bir siyaset takib etmek istedi ve tabiî bunun için de usunr-ý aslîyi, milleti kullandý.
Arkadaºlar;
Bütün bu ef’al ve harekât tetkik olunursa, görülür ki, bu kudretli ve azametli padiºahlar, siyaset-i hariciyelerini; emelleri, arzularý ve ihtiraslarýna istinâd olan siyaset-i hariciyelerine göre, tanzim mecburiyetinde kalmýºlardýr.
Halbuki teºkilât-ý dahiliyenin vüs’at ve tahammül derecesinde bir siyaset-i hariciye takip eylemek mecburiyeti vardýr. Aksi takdirde felâket ve hüsran muhakkaktýr.
Filhakika Osmanlý Hakanlarý asýl olan bu noktayý unuttular. Bütün ef’al ve harekâtlarýný hayaller ve emeller üzerine bina ettiler. “Teºkilât-ý dahiliyeyi” siyaset-i hariciyeye uydurmak mecburiyeti hasýl olunca, zaptettikleri mahallerdeki anasýrý, olduðu gibi muhafaza mecburiyetinde kaldýktan baºka onlara istisnâlar, imtiyazlar bahºettiler. Diðer taraftan unsur-i aslîyi, uzun seferlerde, fütuhat meydanlarýnda dolaºtýrttýlar ve bu suretle kendi kendini tahrib etmiº oluyordu.
Bu itibarla millet, yani unsur-i aslî kendi evinde, kendi yurdunda esbâb-ý ha-yatiyesini istihsâl için çalýºmaktan mahrum bir halde bulunuyordu.
Bu tâcidarlar, milleti böyle diyar diyar dolaºtýrmakla iktifa etmiyorlar; belki fütuhat dairesi dahiline giren halký memnun etmek, ecnebîleri memnun etmek için, unsur-i aslînin hukukundan menabi-i iktisadiyesinden bir çok ºeyleri (atiyye) olarak onlara bahºediyorlardý.
Mesalâ Fatih zamanýnda Cenevizlilere verilen imtiyazlar bu kabildendir. Nitekim bu imtiyazlarla açýlan yol bilâhare kendisinden sonra tevesü etmiº bulunuyordu. Ve bu imtiyazat, devletin en kuvvetli zamanýnda, vukubuluyordu ve bunlar, mahzâ ihsân-ý ºahane olmak üzere vukubuluyordu.
Kanunî zamanýnda Venediklilerle bir ticaret muahedesi yapýlmak istenmiºti. Padiºah bunu ºerifine mugayir buldu. Zira ona göre muahede, müsavî devletler arasýnda yapýlabilirdi.
Halbuki o zaman Venedikliler bir bende makamýnda idiler. Öyle olmakla beraber ona müsâadâtta bulunuldu. ݺte bu müsâade kelimesi bilâhare (kapitülasyon) kelimesi ile tercüme edilmiºti. Bu, arz-ý teslimiyete mecbur olanlar ve bir kal’a içinde mahsur olanlar arasýnda kullanýlan bir kelimedir.
Millet, eviyle ve esbâb-ý hayatiyesiyle iºtigalden memnû olarak diyar diyar dolaºtýrýlýyorken bu diyarlar halký birçok imtiyazlara mâlik olarak çalýºýyor, yani fâtihler unsur-i aslîyi peºine takarak kýlýçla fütuhat yaparken, zaptolunan memalik ahalisi kazandýklarý imtiyazlarla, muhtariyetlerle sapanlarýna yapýºýyorlar ve toprak üzerinde çalýºýyorlardý. Fakat efendiler alelacele fütuhat yapanlar, sapanla fütuhat yapanlara binnetice terk-i mevki etmeðe mahkûmdur. (Alkýºlar). Bu bir hakikattir ki, tarihin her devrinde aynen vakidir. Meselâ Fransýzlar Kanada’da kýlýç sallarken oraya Ýngiliz çiftçisi girmiºtir. Bir müddet kýlýçla sapan yekdiðeriyle mücadele etti. Ve nihayet sapan galebe çalarak Ýngilizler Kanada’ya sahip mücadele etti. Ve nihayet sapan galebe çalarak Ýngilizler Kanada’ya sahip oldu (Alkýºlar).
Efendiler;
Osmanlý fâtihleri, hakanlarý, müstevlileri unsur-i aslî ile beraber sapanýn önünde maðlup olup ric’ate baºladýktan sonra asýl felâketlerin büyüðü baºladý. Atiyye-i ªahane olarak ecnebîlere bahºedilmiº olan ve memleket dahilindeki gayr-ý müslimlere verilen herºeyi hukuk-i müktesebe telakki olundu. Fakat ecnebîler bununla iktifa etmediler; her gün bunu tevsi için çareler aradýlar ve buldular.
Anasýr-ý dahiliye, muhafazaya muktedir olduklarý imtiyazâta istinâden ve haricin tertibat ve müzaharetine sýðýnarak siyasî bir mevcudiyet iktisabý için çalýºmaktan geri durmadýlar.
Ecnebiler bir taraftan anasýr-ý dahiliyeyi teºvik, diðer taraftan müdahale ile devlet ve millet aleyhine yeni imtiyazlar alýyorlardý. Bu tazyikat-ý mütemadiye altýnda zaten fakir düºmüº olan anayurdu ve unsur-i aslî, devlete verebilecek parayý güç tedarik edebiliyorlardý. Fakat tâcidarlar, saraylar, bâb-ý âlîler debdebeyi idame için paraya muhtaçtýrlar. Bunun için, bunu temin çarelerine tevessül etmiºtiler. O çareler de haricî istikrazlar akdi oluyordu.
Fakat istikraz ºeraitini o kadar fena yapýyorlardý ki, bazýlarýný ödemek mümkün olmamaða baºladý. Ve nihayet birgün devletler Osmanlý Devleti’nin iflasýna karar verdiler ve düyûn-ý umûmiye belâsýný baºýmýza çöktürdüler.
Efendiler;
Milletin dûçar olduðu bu hazin hal ve bu sefaletin esbâbýný arayacak olursak, doðrudan doðruya devlet mefhumunda buluruz. Biliyorsunuz ki, Osmanlý Devleti saltanat-ý ºahsiye ve en son beº on sene zarfýnda da saltanat-ý meºruta esasýna müsteniden idare-i hükûmet ediyordu. Saltanat-ý ºahsiyede her hususta yalnýz tâcidarlarýn arzu, emel ve iradeleri hakimdir.
Millet arzu, emel, irade ve ihtiyaçlarý mevzubahis olmaktan uzaktýr. Millet, âmâl ve iradesinden tecerrüd etmiºtir. Tâcidarlar kendilerini Allah tarafýndan gönderilmiº bir ºahsiyet-i ilâhiye farzederler. Etrafýný alan menfaatperestân, padiºahýn zihniyet ve arzusunu bir lâzýme-i semaviye, bir lâzýme-i Kur’aniye gibi herkese telkin ederler. Bu telkinat karºýsýnda birgün bütün halk, bu arzu ve iradelerin – bilâ muhakeme iradat-ý semaviye olduðuna kani olur. Bundan tecerrüde rýza gösteren bir milletin akibeti felâket, musibettir.
Arkadaºlar;
Son tavsif ettiðim noktada artýk Osmanlý Devleti hakikatte ve fî’len mehrim-i istiklâl bir hale getirilmiºti. Bir devlet ki, teb’asýna koyduðu vergiyi ecnebilere koyamaz; bir devlet ki ecnebîler üzerinde hakký-ý kazasýný tatbikten mahrumdur. O devlete müstakil denilemez.
Devletin ve milletin hayatýna yapýlan müdâhalât bundan daha fazladýr. Milletin ihtiyacat-ý iktisadiyesinden olan meselâ ºömendöfer inºasý, mesalâ fabrika yapmak için devlet serbest deðildi! Böyle bir ºeye teºebbüs olunursa behemehâl müdahale olunurdu.
Hayatýný teminden âciz olan bir devlet müstakil olabilir mi? Osmanlý ülkesi ecnebilerin müstemlekesinden baºka bir ºey deðildi. Osmanlý halký, Türk milleti esir vaziyetine getirilmºti.Bu netice,arzettiðim gibi milletin kendi irade ve hakimiyetine mâlik bulunamamasýndan,ºunun bunun elinde istimâl edilmesinden neº’et etmiºti. O halde diyebiliriz ki, millî bir devir yaºamýyorduk. Millî tarihe mâlik bulunmuyorduk. Osmanlý tarihi padiºahlarýn, hakanlarýn, zümrelerin desitaný mâhiyetinde idi. Mazinin tarih diye uzattýðý kitabýn mâhiyeti bundan ibarettir.
Arkadaºlar;
Milletin hakimiyetine sahib olamamasý yüzünden dahil olduðumuz Harb-i umumîde kýymetli evlatlarýnýzdan mürekkeb kahraman ordularýmýzýn Galiçya, Romanya, Makedonya, Kafkas ªâhikalarý, Tur-i Sina çöllerinde dûçar olduðu zahmetleri hatýrlatacak kadar çok zaman geçmedi ve en nihayet bu Harb-i umuminin ºeametli neticesi de malûmdur. Bilhassa Mondros umuminin ºeametli neticesi de malûmdur. Bilhassa Mondros mütarekesiyle açýlan devrin manzarasýný biran düºünmek isteyecek olursanýz baºtan aºaðý kadar bir manzara-i inhilâlden baºka bir ºey olmadýðýný anlarsýnýz.
Devletler her türlü hukuk-i insaniyeden tecerrüt ederek memleketimizin en kýymetli ve en feyzdâr yerlerini çiðnediler.
Ýzmir, Bursa, Eskiºehir, Sakarya, Anadolu, Adana, Trakya, Ýstanbul vesaire gibi en aziz yerlerimizi çiðnediler. Fakat düºmanlarýn bu tarz-ý hareketten daha elîm bir nokta varsa, o da bu memleketin asýrlarca baºýnda bulunan insanlarýn dahi düºman saflarýna geçmiº bulunmasýdýr. (Kahrolsun sadâlarý)
Arkadaºlar;
Biliyorsunuz ki, bu dahilî düºmanlar, haricî düºmanlarýn yapmaða muktedir olamýyacaðý ºen’î ve feci ef’âl ve harekâtý irtikâbda tereddüt göstermemiºlerdir.
Haricî düºman kuvvetleri saydýðýmýz aziz vatan topraklarýnda bulunurken, padiºahýn iradeleri ve neºrettiði fetvalarýyle ve hilâfet ordularýyle bu masum millet ºurada, burada izlâl ve iðfal olunuyordu. Ve kendi mevcudiyetine karºý, farkýna varamýyarak, silâh istimâl ediyordu ve nihayet hep bildiðimiz veçhile Osmanlý devleti tamamen münkariz olmuºtu.
Fakat düºmanlarýmýz ayný zamanda Osmanlý devletiyle beraber Türk milletinin de mahvolduðunu zannetti. ݺte bundan çok aldanýyordu. Osmanlý devleti gibi çok devletler kurmuº olan Türk milleti mahvolamazdý ve mahvolamamýºtý. (ªiddetli alkýºlar) Bilâkis hayatýna vurulan bu darbelerden haricî ve dahilî düºmanlarýn acý darbelerinden birdenbire bütün tayakkuzlarýný, bütün intibahlarýný takýntý, hayatýný, ºerefini kurtarmak için kemâl-i ºerefle baºýný kaldýrdý. Ve müttehiden ve mütesaniden ortaya atýldý. (ªiddetli alkýºlar)
ݺte milletimiz o dakikadan itibaren millî bir devre girdi; bir halk devresinin mebdeini kurdu.
Millet bu mebdeden iºe baºladýðý gün, kendisine hedef olan yollarýn ne kadar kesif zulmetler içinde bulunduðunu hatýrlarýz. Bu hal milleti ye’se düºürmedi. Kemâl-i azm ile hedefine hatvelerini attý.
Efendiler;
Milletimiz halâs-ý kat’î ve hakkîye mazhar olabilmek için iki umdeye istinadýn ºart olduðunu anladý. Onlardan birincisi: Misâk-ý Millî’nin ifade ettiði ruh ve manâ.
Ýkincisi: Teºkilât-ý Esasîye Kanunumuzun tesbit ettiði gayr-ý kabil tebeddül hakayýk.
Misâk-ý Millî, milletin istiklâl-i tammýný temin eden ve bunun için iktisadiyatýnda inkiºâfýna mani olan bütün sebepleri bir daha avdet etmemek üzere laðveden bir düsturdur. Teºkilât-ý Esasîye Kanunu Osmanlý Ýmparatorluðu’nun, devletin tarihe münkalib olduðunu idrak eden, onun yerine yeni Türkiye Devleti’nin kâim olduðunu ilân eden bir kanundur.
Bu devletin hayatýnda bilâ kayd ü ºart hakimiyetin milletin uhdesinde kalacaðýný ifade eden kanundur.
Bu kanun, hâkimiyetin milletin uhdesinde kalabilmesi için halkýn bizzat kendini idaresini ºart kýlan bir kanundur.
Artýk Türkiye halký için yegâne mümessil teºriî ve icraî salâhiyeti haiz olan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükûmetidir, diyen bir kanundur. Bâb-ý âli yerine Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükümetini koyan bir kanundur.
Efendiler;
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Hükûmetinin milletten aldýðý veçhile istiklâl-i tam, hâkimiyet-i Milliye umdelerine istinâden milleti zengin, memleketi mamur etmekten ibarettir.
(Alkýºlar)
Efendiler;
Bu umde icabý bütün cihan bilmelidir ki, artýk Türkiye halký; hâkimiyetini hiçbir ºahýs ve makama veremez. Hâkimiyet demek ºeref demek, namus demek, haysiyet demektir.Bir milletten bu evsaf-ý medeniye ve insaniyesinin terkini taleb etmek onu insanlýktan çýkarmak demektir.
Efendiler;
Milletimiz bu iki esasa istinad eder. Çalýºmaða baºladýðý günden bugüne kadar geçen zaman çok deðil, üç buçuk, dört seneden ibarettir, fakat milletimizin kazandýðý muvaffakiyât ve muzafferiyât bu senelere sýðmayacak kadar çoktur, taºkýndýr, yüksektir ve kuvvetlidir.
(Sürekli alkýºlar) Hakikaten irade-i seniyyeler; Hilâfet ordularý ve tevºikat ile olan isyanlarýn kâffesi bastýrýlmýºtýr ve tüfeksiz, topsuz, parasýz bulunduðu bir zamanda yeniden dünyanýn en kudretli en azametli ordusunu teºkile kudretyâb olmuºtur. (Alkýºlar) Orada daha hal-i teºekkülde iken birinci ikinci Ýnönü Sakarya zaferlerini ihraz etmiº (Alkýºlar) ve cihaný hayretlerde býrakan en son muzafferiyeti de kemâl-i ºiddet ve süratle ihraz ederek düºman ordularýný bire kadar mahvetmiºtir. (Peki sürekli ve pek ºiddetli alkýºlar yaºa, var ol sadalarý) Ýstiklâl-i tâm için ºu düstur var: Hâkimiyet-i Millîye, hakimiyet-i iktisadiye ile tarsin edilmelidir. Bu kadar büyük gâyeler, bu kadar mukaddes, azametli hedefler kâðýt üzerindeki düsturlarla, arzu ve hýrslarla husul bulamaz.
Bunlarýn tahakkuk-i tâmmýný temin için yegâne kuvvet, en kuvvetli temel iktisadiyattýr. Siyasî ve askerî muzafferiyetler ne kadar büyük olursa olsun, iktisadî zaferle tetvîç edilemezse semere, netice pâydâr olamaz. En kuvvetli ve parlak zaferlerimize tetvîc eden semerat-ý nafiayý temin için hakimiyet-i iktisadiyemizin temin ve tarsini lâzýmdýr. Bu kadar feyizli, bu kadar kudretli olan yeni hükûmetimizin düºmansýz kalacaðýný farzetmek doðru deðildir.
Bunun için çok kundaklar koyarak münhedem etmeðe çalýºacak ve suikasde teºebbüs edecekler bulunacaktýr. Bütün bunlara karºý silâhýmýz, iktisadiyatýmýzdaki kuvvet; resanet ve muvaffakiyetimiz olacaktýr.
Efendiler;
Dahil olduðumuz halk devrinin, millî tarihini de yazabilmek için kalemler, sapanlar olacaktýr.
(Alkýºlar) Bence halk devri, iktisat devri mefhûmiyle ifade olunur. Öyle bir iktisat devri ki,
memleketimiz mamûr, milletimiz müreffeh ve zengin olsun. Bu noktada bir felsefeyi hatýrlayýnýz o da:
“El-kana’atu kenzün lâ-yüfnâ”
Bu felsefeyi yanlýº tefsir yüzünden bu millete büyük fenalýk edilmiºtir. Allah yarattýðý nimet ve güzellikleri insanlarýn istifadesi için yaratmýºtýr. Allah zekâ ve aklý insanlara bunun için verdi.
Eðer vatan kupkuru dað ve taºlardan, viran köy, kasaba ve ºehirlerden ibaret olsaydý onun zindandan farký olmazdý. Felsefenin sahibleri memleketi zindan ve cehennemden baºka bir ºey yapmamýºtý. Bu vataný evlâd ve ahfadýmýz için cennet yapýlmaya layýktýr. Bu faaliyet-i iktisadiye ile kalabilir.
Öyle bir iktisat devri ki, artýk milletimiz insanca yaºamasýný bilsin ve o asbâbý bilerek ona göre lâzým olan tedabire tevessül etsin. Arzumuz ºudur: Bu memleketin efradý ellerinde nümuneleriyle, ziraat, ticaret, sanat, sây ve sapanýn mümessili olsun. Artýk bu memleket fakir, millet hakir deðil, belki memleketimiz zenginler memleketidir. Bu yeni Türkiye’nin adýna, çalýºkanlar diyarý denir. (Alkýºlar) ݺte millet böyle bir devir içinde bulunuyor, böyle bir devri âlâ edecek ve tarihini yazacaktýr. Bu tarihte en büyük makam çalýºkanlara ait olacaktýr.
(Alkýºlar)
Efendiler;
Türkiye Ýktisat Kongresi tarihte ilk defa ihraz-ý mevki-i bülend edecek bir kongredir. Ve sizler bu memleketin ihtiyacýný ve milletin kabiliyetini ve bunun karºýsýnda dünyada mevcut olan çok kuvvetli iktisat teºkilâtýný nazar-ý dikkate alarak, alýnmasý lâzýmgelen tedbirleri kemâl-i vuzuh ile teâti ve tesbit etmelisiniz. O tedbirler tatbik olundukça memleketimizin nûrlara, feyizlere müstagrak olsun.
Arkadaºlar;
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve hükûmetiniz tabiî milletin amâli dairesinde terakki ve teceddüde tamamen taraftardýr. Bunun için mülk ve millete nâfi ittihaz edeceðiniz tedabiri memnuniyetle nazar-ý dikkate alacaktýr.
Efendiler;
Ýktisadiyat sahasýnda düºünür ve konuºurken zannolunmasý ki, ecnebî sermayesine hasýmýz;
hayýr bizim memleketimiz vâsi’dir. Çok sây ve sermayeye ihtiyacýmýz var. Kanunlarýmýza riayet ºartiyle ecnebi sermayelerine lâzýmgelen teminatý vermeðe her zaman hazýrýz. Ecnebî sermayesi bizim sây’imize inzimam etsin ve bizim ile onlar için faideli neticeler versin.
Mazide, Tanzimat devrinden sonra ecnebî sermayesi müstesnâ bir mevkie mâlikti, devlet ve hükûmet ecnebî sermayesinin jandarmalýðýndan baºka bir ºey yapmamýºtýr. Her yeni millet gibi Türkiye bunu mavafakat edemez. Burasýný esir ülkesi yaptýrmayýz. (Alkýºlar)
Arkadaºlar;
Son söz olarak demiºtim ki: Memleketimizi artýk esir ülkesi yaptýramayýz. Nazar-ý dikkatinizi celbetmiº olan konferansýn son müzakeratý bu nokta ile alâkadardýr. Lozan konferansýnýn talîke uðramasý ayný mesele ve noktadan münbaistir. Ordularýmýz en büyük bir zaferi ihraz etmiºler ve meºy-i muzafferânesini tevkif edecek hiç bir mânia mevcut deðildi. Böyle bir zamanda Ýtilâf Devletleri Hukuk-i tabiiye ve meºruamýzý müzakerat ile tasdik edeceklerini, müzakeratla halledeceklerini söylediler ve bizi konferansa davet ettiler.
Millet, Meclis ve hükûmetimiz samimî olarak sulh taraflarý bulunduðu için muzaffer ordularýmýzý durdurarak, heyet-i murahhasamýzý Lozan’a gönderdiði aylardan beri müzâkerât, münakaºat devam etti. Muhatablarýmýz hukukumuzu tasdik etmiº olmadý.
Konferanstaki muhutablarýmýz bizimle üç dört senelik deðil, üçyüz ve dörtyüz senelik hesabatý rü’yet ediyorlar ve hâlâ muhatablarýmýz Osmanlý Devleti’nin tarihe karýºtýðýný ve bugün yeni Türkiye’nin mevcudiyetini, bunu kuran milletin çok azimkâr, imânlý ve celâdetli olduðunu, istiklâli tam ve hakimiyet-i millîyesinden zerre kadar fedakârlýk yapamýyacaðýný hâlâ anlayamamýºlardýr. Bu yüzden Ýtilâf Devletleri dûçar-ý tereddüt oldu. Ýstedikleri kadar tereddüt edebilirler. Bu millet artýk kararýný vermiºtir. Bu millet için tereddüt devirleri çoktan geçmiºtir. (Pek sürekli ve ºedîd alkýºlar)
Devletlerin hey’et-i murahhasamýza verdikleri son proje bittabi ºâyân-ý kabul görülmedi. Ve diðer murahhaslar gibi bizimkiler de vaziyeti hükûmet ve icab ederse, meclise izah etmek üzere memlekete avdet ediyorlar. Tabiî istizahat olacaktýr.
Nihayet bütün cihan bilsin ki, bu millet istiklâl-i tanýmýnýn temin edildiðini görmedikçe yürümeðe baºladýðý yoldan bir an tevakkuf etmiyecektir. (Alkýºlar)
Biz kimseden fazla birºey istemiyoruz, her medenî milletin mâlik olduðu ºeylerden mahrum edilmemeliyiz. Haklarýmýz tabiî meºrudur, bize lâzýmdýr. Ne kadar haklý isek bunu müdafaa için de memleket ve milletimizin kabiliyet ve kudreti de o kadarýdýr. (Alkýºlar)
Efendiler;
Görülüyor ki, bu kadar kat’î ve yüksek bir zafer-i askerîden sonra dahi bizi sulha kavuºmaktan men’eden esbâb doðrudan doðruya esbâb-ý iktisadîyedir, mülâhazat-ý iktisadîyedir. Çünkü bu devlet, bu millet hâkimiyet-i iktisadîyesini temin ederse, o kadar kuvvetli temel üzerinde yerleºmiº ve teâli etmeðe baºlamýº olacaktýr ve artýk bunu yeniden kýmýldatmak mümkün olamýyacaktýr. ݺte düºmanlarýmýzýn, hakikî düºmanlarýmýzýn muvafakat, bir türlü riza göstermedikleri budur.
Efendiler;
Bu fi’len vaki olmuºtur. Sulh denilen ºeyin temini için ecnebîlerin bu hakikati itiraf etmemekteki tereddütlerine mantýkî mana vermek mümkün deðildir. Çok ºâyân-ý arzudur ki, pek yakýn bir zamanda onlar da bu hakikati itiraf ederler ve bütün cihan-ý medeniyetin pek büyük hâhiº ve tahassürle intizar ettiði sulhun in’ikadýna mani olmak mes’uliyetinden ictinâb ederler. ªimdiden esbâb-ý hayatiyemizi temine baºlamýº bulunuyoruz. Ve bittabi hal-i sulhun in’ikadýnda daha büyük inkiºafat oluyor. Fakat muvaffak olmak için çok çalýºmak lâzým olduðunu bilmeliyiz. Ýktisadiyat, iktisadiyat diyoruz. Fakat arkadaºlar iktisadiyat demek herºey demektir. Yaºamak için, mes’ut olmak için, mevcudiyet-i insaniye için ne lâzýmsa bunlarýn kâfesi demektir, ziraat demektir, ticaret demektir, sây demektir, herºey demektir.
Bütün bu hususatta el’an memleket ve milletimizin ne halde olduðunu sizler çok güzel bilirsiniz. Tavsif etmek istemiyeceðim. Ancak memleketimizin vüs’ati ve nüfusumuzun bu vüs’atle ne kadar gayrý mütenasib olduðunu da hatýrlayýnýz. Bu vâsi ve feyizli topraklarý iºleyebilmek, iºletebilmek için noksan olan el emeðini behemehâl fennî alât ile telâfi etmek mecburiyetindeyiz. Memleketimizi bundan baºka ºömendöferler ile ve üzerinde otomobiller çalýºýr ºöseler ile ºebeke haline getirmek mecburiyetindeyiz. Çünkü garbýn ve cihanýn vesaiti bunlar oldukça, ºömendöferler oldukça, bunlara karºý merkebler ve kaðný ile tabiî yollar üzerinde müsabakaya çalýºmanýn imkâný yoktur. Memleketimiz ziraat memleketidir. Bu itibarla, halkýmýzýn ekseriyeti çiftçidir, çobandýr. Binâenaleyh en büyük kuvveti, kudreti bu sahada gösterebiliriz ve sahada mühim müsabaka meydanlarýna atýlabiliriz.
Fakat ayný zamanda sýnaatýmýzý da tezyid vetevsi etmek mecburiyetindeyiz. Eðer sanat hususunda yine müsamahakâr olursak, o halde asâr-ý sanayide yine haricin haraç-güzarý oluruz, mahsulât ve mamulâtýn mübadelâtý ve servete inkilâbý için ticarete ihtiyacýmýz vardýr.
Ticaretimizin agyâr elinde kalmasý memleketimizin servetinden lüzumu kadar basit ve kolay olmayan ºeylerdir. Bunda muvaffak olabilmek için hakikaten memleketin ve milletin ihtiyacýna mutabýk esaslý program üzerinde bütün milletin müttehit ve hemahenk olarak çalýºmasý lâzýmdýr. Hey’et-i alîyeniz bu esasatýn en kýymetlilerini inºallah bulup ortaya koyacaksýnýz “Arkadaºlar bence yeni devletimiz, yeni hükûmetimizin bütün esaslarý, bütün programlarý iktisat programýndan çýkmalýdýr. Çünkü demin dediðim gibi herºey bunun içinde mündemiçtir. Binâenaleyh evladlarýmýzý o suretle talim ve terbiye etmeliyiz, onlara bu suretle ilim ve irfân vermeliyiz ki, âlem-i ticaret, ziraat ve sýnaatte ve bütün bunlarýn faaliyet sahalarýnda müsmîr olsunlar, müessir olsunlar, faâl olsunlar, amelî bir uzuv olsunlar.”
Binâenaleyh maarif programýmýz gerek iptidaî tahsilde, gerek orta tahsilde verilecek bütün ºeyler bu noktaî nazara göre olmalýdýr. Maarif programlarýmýz gibi ºuabat-ý devlet için tasavvur olunacak programlar dahi iktisat programýna istinad etmekten kendini kurtaramazlar.
Esaslý bir program tesbit etmek, program üzerine bütün milleti hemahenk olarak çalýºtýrmak lazýmdýr. Bizim halkýmýzýn menfaatleri yekdiðerinden ayrýlýr sunuf halinde deðil bilâkis mevcudiyetleri ve muhassala-i mesaîsi yekdiðerine lazým olan sýnýflardan ibarettir. Bu dakika sami’lerinin çiftçilerdir, sanatkârlardýr, tüccarlardýr ve ameledir. Bunlarýn hangisi yekdiðerinin muarýzý olabilir. Çiftçinin sanatkâra; sanatkârýn çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunlarýn hepsine, yekdiðerine ve ameleye muhtaç olduðunu kim inkâr edebilir.
Bugün mevcut olan fabrikalarýmýzda ve daha çok olmasýný temenni ettiðimiz fabrikalarýmýzda kendi amelemiz çalýºmalýdýr. Müreffeh ve memnun olarak çalýºmalýdýr. Ve bütün bu saydýðýmýz sýnýflar ayný zamanda zengin olmalýdýr. Ve hayatýn lezzet-i hakikîsini tadabilmelidir ki, çalýºmak için kudret ve kuvvet bulabilsin. Binâenaleh programdan bahsolunduðu zaman adeta diyebiliriz ki, bütün halk için bir sây misak-ý millîsi mahiyetinde olan program etrafýnda toplanmakta hasýl olacak olan ºekl-i siyasî ise alel’ade bir fýrka mâhiyetinde tasavvur edilmemek lâzýmgelir ve bade’s-sulh vukua gelebilecek böyle bir ºekli siyasînin ºimdiye kadar olduðu gibi milletin azim ve imâniyle ve vahdet ve tesanüdün birbirine müzahir olmasiyle muvaffak olacaðý hakkindaki kanaatim kavadir ve tamdýr.
Efendiler, Hey’et-i alîyenizin bugün adedmiº olduðu Türkiye Ýktisat Kongresi çok mühimdir.
Çok tarihîdir.
Nasýl ki, Erzurum Kongresi felâket noktasýna gelmiº olan bu milleti kurtarmak hususunda Misâk-ý Millînin ve Teºkilât-ý Esasîye Kanununun ilk temel taºlarýný tedarik hususunda âmil olmuº ve bundan dolayý tarihimizde, tarih-i millîmizde en kýymetli ve yüksek hatýrayý ihraz etmiº ise, kongreniz dahi milletin ve memleketin hayat ve halâs-ý hakikîsini temine medar olacak düsturun temel taºlarýný ve esaslarýný ihzar edip ortaya koymak suretiyle tarihte büyük namý ve çok kýymetli bir hatýrayý ihraz edecektir. (Alkýºlar) Bu kadar kýymetli ve tarihî kongrenizi küºad etmek ºerefini bana bahºettiðinizden dolayý hasetsen arz-ý teºekkürat ederim. (Alkýºlar) (Estaðfurullah sesleri) Ve böyle bir kongreyi akdeden sizlersiniz. Bundan dolayý sizi ºâyân-ý tebrik görür ve tebrik ederim. (teºekkür ederiz sesleri) Kongre küºad edilmiºtir efendim.
BAªKUMANDAN GAZÝ PAªA HAZRETLERÝNÝN NUTK-I ÝFTÝTAHÝLERÝNÝ MUTEAKÝB ÝKTÝSAT VEKÝLÝ MAHMUT ESAT BAYEFENDÝNÝN ÝRÂD ETTÝKLERÝ NUTUK
Aziz Türkiye’nin öz evladlarý hoº geldiniz, güzel Türkiye’nin ameleleri, sanatkârlarý, çiftçileri ve tacirleri hoº geldiniz, hür ve müstakil güzel yurdun yorulmaz cesur emekçileri hayatýný diºleriyle, týrnaklarýyle kazanan ve ºimdi hürriyet ve istiklâl yolunda ºehit düºen yavrularýnýn nerelerde gömülüp kaldýðýný bilmeyiz, bir kýrýk mezar taºý baºýnda fatiha okuyabilmek
imkânýný bile bulamayan çilekeº Türk hanýmlarý hoº geldiniz; (Müteaddit sürekli hoº bulduk sadâlarý) Amele hanýmlar hoº geldiniz. Gelecek sene adedinizin daha çok olmasýný dilerim.
Hanýmlar, Efendiler,
Bu kongrede memleketin ihtiyacat-ý iktisadiyesini düºünerek onlarý ait olduklarý mercilere temenni ve muhtýra halinde bildirmek hey’et-i muhteremenize ait olmakla beraber, ben de kongrenizin hatýra ve muhafazasýna vatanýmýzýn pek mühim telakki ettiðim bazý mesail-i iktisadiyesini tevdi edeceðim.
Memleketimizin bugünkü vaziyet-i iktisadiyesine iliºmezden evvel iktisat tarihimiz için küçük bit tahlil yapmayý pek faydalý buluyorum. ªu ciheti de iºaret edeyim ki, iktisat kongresi tarihimizde mühim ve büyük bir (dönüm) gününü haber veriyor:
Hayat, hareket ve hadisat-ý iktisadiyenin birer peykidir. Tarihimizi ve iktisat tarihimizi halihazýrda dahil olmak üzere geçmiº asýrlardanberi dört kýsma bölebiliriz.
1- Osmanlý Ýmparatorluðu’nun tessüsünden, Hilâfetin intikaline kadar, 2- Hilâfetin intikalinden Tanzimat’a kadar,
3- Tanzimattan Teºkilât-ý Esasîye devrine kadar, 4- Yeni Türkiye ve Teºkilât-ý Esasîye devri.
Birinci devir sadece ziraat devridir denilebilir. Ticaret, sanayi ve mesalik-i saire-i iktisadiye henüz kâfi derecede inkiºâf etmemiº ve vaziyet-i iktisadiyemiz beynelmilel bir mahiyete bürünmemiºti. Bu devir içinde sistemlerimiz ve Teºkilât-ý Esasîyemiz bir idare-i mutlaka ifade ediyordu. ªahsi Saltanat hükümfermâ idi. Devlet kýsmen (iº devleti) kýsmen de (zabýta devleti) idi. Her ºeyi, her hareket-i iktisadiye bir ºahsýn amâl ve ihtirasýný tatmine matûf idi.
Ýkinci devir bir idare-i mutlaka deðil, doðrudan doðruya bir istibdad idi. Her ºey, her teºkilât ve bütün kanunlar, sultanlarýn, Halîfelerin ve sarayýn keyfine tâbi idi. Bu devre, zulüm ve istibdad asýrlarý devri de diyebiliriz. Memleket baºtan baº bir esirler ülkesi halini almýºtý.
Bütün millet bir hakanýn esiri olmuºtu.
Korkunç bir sarayýn emellerini tatmin için Türkiye milleti Viyana önlerine, Ýran içlerine, Afrika çöllerine götürülüyordu. Vakýa hakanlar her seferden döndükçe baºlarýna bir zafer çelengi takýlýyordu. Lâkin geride Anadolu köylerinde bu zaferleri seller gibi gözyaºlarý, iniltiler takib ediliyordu. Her evde çocuklarýna (Yasin) ve fatihalar okuyan akbaºlý anneler ve babalar her tarafý doldurmuº bulunuyordu. Ýnhitat baºlamýºtý. Çünkü millet ve onun alî menfaatleri yerlerde kalmýºtý.Bu devir içinde iktisadiyatýmýz birinci devre nisbetle daha fazla inkiºaf etmiºti. Sanayimiz taazzuv etmiº, ticaretimiz beynelmilel bir vaziyet iktisab etmeðe balamýºtý. Fakat milletin bütün iktisadiyatý, hakan ve Halîfelerin bir (Ýsraf kasas’sý) olmuºtu.
Yani milletin say’inin muhassalasý, sultan ve Halîfelerin keyfi için sarf ve istihlâk olunur bir (meta’)dan baºka birºey deðildi. Milletin sây’ini, alýn terini suistimâl eden devletler istibdaddan baºka birºey ifade edemezler. Üçüncü devirde büyük adamlarýmýz yetiºti.
Ýmparatorluðu kurtarmak için iyi bir siyaset kullanýlýyordu. Cidden çok vatanperver adamlardý. Fakat bütün Tanzimat devri içindeki rolleri siyasîciheti bertaraf edilince sadece cesur bir ihtilâlcilikten ibaret kalýr. Filhakika eskilikeri yýkan Tanzimat onun yerine teºkilâtlý ve kuvvetli milletin ve asrýn ruhiyat ve ihtiyacatiyle uygun bir yenilik ikame edemediler. Ve bu defa iyi ve kötü eski teºkilâtýný kaybeden memleket haricin iktisadî istilasýna karºý müdafaasýz bir halde kaldý. Kapitülasyonlar çok korkunç bir hal iktisab etti. Eskiden memleketimizde Ecnebîlerin ticaret ve mesaî sahalarýyle adetleri mahdut ve muayyen iken ºimdi kapitülasyonlarýn himayesinde vatanýmýzýn her tarafýna yayýlarak öz vatandaºlarýmýzdan fazla bir hak ve imtiyazlarla içimizde çalýºmaya baºladýlar. Zahiren memleket bizimdi. Fakat hakikatte Türkiye iktisaden bizden ziyade ecnebîlerin memleketi, bir müstemlekesi idi.
Hülâsa memleket iktisaden nefes alamayacak bir hale geldi. Bir ah ve enîn kubbesi oldu. Bu kubbenin her neresine dokunulursa bir feryad, bir enîn duyulurdu. 93 ve 24 meºrutiyetlerini iktisat nokta-i nazarýndan tahlile lüzum görmüyorum. Çünkü bunlar da Tanzimatýn birer zeylinden baºka birºey deðildi.
Millî mesail-i iktisadiyemizi hal edemediler bunlar da memleket gittikçe tamamen iktisadî himâyeden mahrum kalýyordu. Dördüncü devir, yeni bir devir içine giriyordu. Millet, hâkimiyeti, Teºkilât-ý Esasîye devri.
Hanýmlar, Efendiler;
Bilhassa nazarý dikkatinizi celbederim. Bütün dünya ihtilâlleri ve ihtilâlcileri, ihtilâllerinin son günlerde gözlerini açýnca ellerinde yalnýz (Bir tutam kanun yapraklarý) buldular. Bunlar, hukuk-i beºer beyânnâmesi, kanun-i esasî, ilah gibi ºeylerdir.
Teºkilât-ý Esasîye devrini kuran ve açan millet temenni edelim ki, böyle bir akýbete giriftâr olmasýn. Teºkilât-ý Esasîye devrinin adý, göz yaºlarýný silen, çalýºanlarý efendi yapan, köylüyü mes’ut kýlan, yeni Türkiye’yi iktisaden bir mamûre haline getiren devir olsun.
Ben hâkimiyet-i millîyeyi, millî hakimiyet-i iktisadiye olarak anlarým. Böyle olmazsa hakimiyet-i millîye bir (Serab)olur.
Burada Teºkilât-ý Esasîye kanunumuz etrafýnda tevakkuf etmek isterim.
Hanýmlar, Efendiler;
Teºkilât-ý Esasîye Kanunu millî ve dinî hukukîyatýmýza ve asrýn en son hukuk nazariyatýna tamamen tevafuk eden bir Türk milleti hâkimiyeti düsturudur. Filhakika dinî hukukîyatýmýzda hâkimiyet ve her ºey milletindir. Halîfeler millet tarafýndan müntehâb ve milletin iºlerini görmekle mükellef büyük birer memurdan baºka birºey deðildir. Millî hukuk-i esasîyemiz de bunun eºidir. Ülkenin sahibi ve her türlü âlî iradelerin mastarý millettir.
Hakan milletin arzu ve menafi-i âliyesinin hiç bir zaman hilâfýna hareket edemez. Garbta halbuki Fransýz ihtilâl-i kebirinden evvelki zamanlarda halký ve memleketi doðrudan doðruya Kralýn bir esiri ve malikânesi telakki eden hukuk nazariyatý mevcudtu ve o zaman garbýn bütün kavanin-i esasîyesi bu nazariyattan mülhem olmuºlardý. Krallar lâ-yüs’el idi;
memleketin ve milletin idaresinden yalnýz Allah’a karºý mes’uldüler ve halkýn tâcidarlar üzerinde hiç bir kontrol hak ve selâhiyeti yoktu. Fransýz ihtilâl-i kebiri bütün bu sakîm eskilikleri yendi ve yerine millet hâkimiyetine müstenid bir idare tesis etti.
Bizim millî ve dinî hukuk nazariyatýmýzý Fransýz ihtilâl-i kebirinden evvelki garb hukuk ve nazariyatýyle kat’iyen karýºtýrmamak icab eder. Bunlar birbirinin tamamen zýddýdýr. Ancak mütevalî hadisat-ý siyasiye ve harbiye, tahavvülât-ý ictimâiye ve iktisadiye neticesinde zayýf düºen Türk milletinden bazý kýymetli an’anatýmýzýn ve ne büyük hakký, hâkimiyeti millîye hakkýný sabýk tâcidarlarýmýz ellerine geçirerek kendilerine mâletmiºler ve Türk milleti bütün bir tarih içinde uzun asýrlar firavunlarýn ehramlarýna kýrbaç darbeleri altýnda taº çeken esirlerden daha berbaht bir hayat geçirmiºtir. Bugün millet bu hakkýný yeniden istirdad etmiº bulunuyor.
Hâkimiyet gerek asrî hukukta ve gerek millî ve dinî hukukîyatýmýzda doðrudan doðruya millete ait bulunduðundan sultanlar, Halîfeler milletin iradesinden arzusundan bir karýº ileri geçmek hak ve salâhiyetini hâiz deðildirler.Bunun hilâfýna hareket eden tâcirdarlar Türk milleti nezdinde ya baºlarýný kaybederler veya âr-ý firarý irtikâb ile memleketi terk eder ve giderler. (Sürekli ve hararetli alkýºlar)
Çünkü Hanýmlar, Efendiler;
Türk milletinin her ferdi daha anasýndan doðarken hâlikin baºýna taktýðý (Sorguç) la sultan olarak doðar. (ºiddetli alkýºlar) Binâenaleyh ayrý bir sultana tâbi olmak, bir ºahs idaresine itaat etmek bu sorguçlu sultanlar için bir zilettir ve olamaz. Binâenaleyh Teºkilât-ý Esasîye kanunumuz dinî ve millî hukukîyatýmýza ve asrî nazariyat-ý hukukiyesine en çok uyan bir hâkimiyet-i millîyemiz (Abide)sidir. Bu büyük âbidenin önünde küçük ve zayýf itirazlara gelince:
Diyorlar ki Teºkilât-ý Esasîyemizin kabul ettiði sistem hiç bir meºruti devletin sistemine benzemiyor. Saniyen bu sistem mes’uliyet esasýný ihmâl ediyor.
Birinci itiraza denebilir ki, esasen hiç bir meºrutî devletin sistemi aynen diðerinin eºi deðildir ve olamaz. Çünkü her milletin meºretî ihtiyacat ve telakkileri birbirine benzeyemez. Bunlarýn yekdiðerine benzediði yalnýz bir nokta var. O da (Hâkimiyet-i Millîye) esasýdýr.
Teºkilât-ý Esasîyemiz ise bu ciheti her kavmin teºkilât-ý esasîye-i hazýrasýnda bizim memleketimizin ihtiyaç ve ihtilâllerinin manasýna göre her kavminkinden daha fazla bir surette temin etmiº bulunuyor. Hakikatte hal-i hazýr parlamentarizm ve tefrik-i kuvâ usulleri bir zümre veya diktatörlük idaresinden baºka birºey ifade etmeðe kadir deðildirler. Filhakika sabýk Amerika Reis-i cumhuru Wilson yazdýðý bir eserde tefrik-i kuvânýn kabil-i tatbik olmadýðýný ve münafiî hâkimiyet-i millîye olduðunu zikrediyor. Esasen tefrik-i kuvâ maddî bir hakikate müstenid deðildir; bir hayâldir. Asrýmýzýn en büyük hukuk ulemâsý tarafýndan pek aðýr bir surette cerh ve tenkit edilmiº ve kýymetini kaybetmiºtir.Tefrik-i kuvâ sistemi cenubî Amerika’da ve bilhassa Meksika’da ºahsî diktatörlüklere bâis olmuºtur.
Parlamentarizme gelince, bunu tefrik-i kuvâ ile kat’iyen karýºtýrmamak icab eder. Çünkü tefrik-i kuvâda mefruz ve hayalî üç kuvvet yekdiðerini kontrol etmek hakkýný hâiz olmadýðý halde parlamentarizmde teºriî ve icraî kuvvetler arasýnda sýký ve hattâ tamamen bir tedahül vardýr. Fakat bu sistemde hâkimiyet-i millîye manâ-yi tammile ifâde edememiº ve bir zümre devleti olmaktan ileri gidememiºtir.
Teºkilât-ý Esasîyemize tevcih edilen ikinci itiraza gelince, o da mes’uliyet bahsini teºkil ediyor. Diyorlar ki, tefrik-i kuvâ ve parlamentarizm sistemlerinde bir mes’uliyet vardýr. Bizde mes’uliyet esasý zayýftýr, hafiftir.
Hanýmlar, Efendiler;
Bir çok yeni ve pek âlim hukukºinaslarýn fikirlerine iºtirâkle derim ki, meºrutiyette gâye mes’uliyet deðildir. Mes’uliyete meydan vermemektir. Çünkü mes’uliyet nihayet en müstebid idarelerde de vardýr. Halk kýyâm eder ve zâlim tâcidarlarýn baºalarýný keser fakat neye yarar?
Bence bütün dünya tâcidarlarýnýn, Halifelerin ve sultanlarýn baºlarý milletin en ufak bir zararýný bile ödeyemez. Türk köylüsünün çadýrýnýn zayi olan tek bir ipini bile telâfi edemez.
(Mütemadî ve sürekli alkýºlar) Bizim Teºkilât-ý Esasîyemiz ise asrî hukukun istihdâf ettiði bu gâyeyi meclisin daimî kontrolü ile temin etmiº bulunuyor. Zannedilmesin ki, hanýmlar, efendiler, garbýn bugünkü meºrutiyet sistemleri mes’uliyeti temin edebilmiºtir.Hayýr bizimki ise mes’uliyete de meydan vermiyecek kadar kuvvetlidir ve milletler için de gâye budur.
Nitekim bir Türk darbý meseli koyunu parçalayan kurdu vurdum fakat ne çare ki, koyun elden gitti diyor.
Hanýmlar, Efendiler;
Bütün bir tarihimiz içinde vaziyet-i iktisadîyemizi böylece, kýsaca tahlil ettikten ve onun ile pek sýký alâkadar olan idare sistemlerini gözden geçirdikten sonra bugünkü iktisadiyatýmýzýn takib etmesi lâzýmgelen iktisat siyaseti hakkýnda da bir iki söz söylemekliðime müsaade buyurmanýzý rica ederim.
Yeni Türkiye iktisadiyatý mevcut iktisadi sistem ve siyasetlerinin hiç birinin ayný olamaz.Memleketimizin iktisadi mana ve ihtiyacýna,iktisat tarihimizin ruhiyatýna muvafýk
baºlý baºýna bir iktisadi siyaseti takip eylemek mecburiyetindedir.Biz iktisat meslekleri tarihinde mevcut mekteplerinden hiç birine mensup deðiliz.Ne(Býrakýnýz,geçsinler,býrakýnýz yapsýnlar) mektebine,ne de sosyalist komunist,etatist veya himaye mekteplerinden deðiliz.Bizim de yeni Türkiye’nin yeni iktisadi manasýna göre yeni bir iktisadi mektebimiz vardýr.Buna ben(Yeni Türkiye Ýktisat Mektebi)diyorum.Yukarda zikrettiðim mekteplerden hiç birine mensup olmamakla beraber memleketimizin ihtiyacýna göre bunlardan istifade etmeyi de ihmal eylemiyeceðiz.Yeni Türkiye muhtelit bir iktisat sistemi takip etmelidir.Ýktisadi teºebbüs kýsmen devlet ve kýsmen teºebbüs-i ºahsi tarafýndan deruhte edilmelidir.Mesela büyük kredi mümessesatýný, sanayi teºebbüsatýný ilahirini devlet idare edecektir. Çünkü memleketimizin iktisadî vaziyeti bunu istilzâm ediyor.
Hülâsa bazý hususatta iktisadiyatýmýz devletleºtirme usulünü takib edecek, bazý hususatta iktisadî teºebbüslerini ºahsî teºebbüslere terkedecektir.
Ýktisat siyasetimizde ve meselâ gümrüklerde mutlaka himâyeci olamayýz. Memleketimizin ihtiyacý olan ºeylere karºý bir kapýya benzeyen gümrüklerimizin iki kanadýný açar ve her ºeyin ithaline müsaade edebiliriz. Bunlar o gibi ºeylerdir ki, memleketin istihsâlini tezyid ve tanzim için ithallerine zaruret-i kat’iye vardýr. Ve memleketin iktisat menfaati bundadýr. Bazý ithalâta karºý gümrüklerimizin yalnýz bir kanadýný açarýz. Ve mütevassýt bir resim olarak memlekete girmesine müsaade ederiz. Çünkü memleketin ihtiyacý bunda mutavassýttýr. Bazý ithalâta karºý gümrük kapýlarýmýzý tamamen sededer, arkasýna bir de ordumuzu koyar ve memlekete o gibi eºyadan hiç bir ºey koymayýz. Çünkü bunun memlekete girmesi iktisadiyatýmýz için bir zarar, bir tehlike teºkil eder.
Hanýmlar, Efendiler;
Bugünkü vaziyet-i iktisadîyemizi tahlil ile diyebilirim ki, dün olduðu gibi bu gün de bizde iktisadî manâsiyle mütebilir bir sýnýf mes’elesi mevcut deðildir. Bizde tüccar da, çiftçi de, sanayi erbabý da, amele de hülâsa bütün iktisat âmillerimiz doðrudan doðruya yabancý sermayesinin esir ve hizmetkârýdýr. Bütün bu iktisat zümrelerimizin birleºmesi kendilerini teºkilâta baðlamasý lâzýmdýr. Zannedilmesin ki, bu cihete iºaret ederken yeni Türkiye Ýktisat Mektebinin ecnebî sermayesine karºý bir taassubu, bir husumeti ve bir adaveti vardýr. Hayýr, biraz evvel Gazi Paºamýzýn dedikleri gibi biz Türkiye’yi, iktisadiyatýný bir esirler ülkesi halinde ecnebî sermayesinin eline terk ve tevdi edemeyiz. Fakat memleketimizde meºru bir surette kazanmak ve yaºamak isteyen yabancý sermayesine kanun ve nizamlarýmýza tâbi’
olmak üzere Türkiyelilerin fazla bir imtiyaz, bir hiyle ardýnda koºmamak ºartiyle memleketimizde her türlü teshilâtý hattâ diðer milletlerin gösterdiði teshilâttan fazla kolaylýklarý irae etmeðe her zaman hazýrýz. Yalnýz yabancýlarýn bizi asrî ve medenî bir millet olarak tanýmalarý ve ona göre bize karºý vaz’ý hakikîlerini almalarý lâzýmdýr. (Bravo yaºa sesleri ve sürekli alkýºlar)
Biz kendimizi tarihin hiç bir safhasýnda hiçbir milletten geri görmüyoruz. Fakat ayný zamanda müellif Lorimer’in tasnifi gibi bilâ istisnâ dünyanýn hiç bir milletini kendimizden dûn telakki etmiyoruz. (Alkýºlar) Lorimer’in milletleri medenî, nimmedenî ve barbar diye ayrý ayrý üç kýsma bölmesini ve bunlara farklar, haklar tanýmasýný yeni Türkiye Hukuk Mektebi reddeder.
(Alkýºlar sürekli) Biz, bütün milletleri bilâ istisnâ hür ve müstakil görmek istiyoruz. Hürriyet ve istiklâl hakk-ý tabiîleridir.
Hanýmlar, Efendiler;
Türk Hâkimiyet-i Millîyesi, ancak Türkiye hâkimiyet-i iktisadîyesine istinadla pâydâr olabilir.
Binâenaleyh bundan sonra devletin takib edeceði siyaset-i istikâmetini çiftçinin övendiresi sanatkârýn çekici hülâsa iktisadiyatýmýzýn menafi-i alîyesi göstermeli ve çizmelidir ki, hakikî, millî bir Türk (Halk Devleti) teessüs edebilsin.
Türkiye tarihinin hiçbir safhasýnda bugüne kadar bir halk devleti idaresi ve binâenaleyh millî bir devir yaºamadý.
Hanýmlar, Efendiler;
Milletler alî menfaatlerini ihmâl eden idareleri sonunda silâhla devirirler. Bundan üç buçuk yýl evvel Türkiye’nin efendi halký böyle yaptý ve icab ederse herhangi bir kuvveti yine ve hergün silâhla durdurmaða kâdirdir. Ve bunu dahile ve harice karºý yapabiliriz ve yaptýk.
Mamafih yeni halk hükûmeti, milletin menafi-i alîyesini ihmâl etmiyecektir ve edemez ve bunlara muvaffak olacaktýr. (Alkýºlar)
Hanýmlar, Efendiler;
Yeni iktisadiyatýmýzýn inkiºâfý için bugün ittihazý lâzýmgelen âcil tedbirler meyanýnda birkaç ºey tavsiye etmek hatýrlatmak isterim.
1- Meslek teºkilâtý, 2- Kredi müessesatý, 3- Makine devri,
4- Ýktisat cidaline toplu çýkmak, 5- Kendi kentimize yetmek,
6- Ýstihsâlimizi tezyid ve tanzim ithalât ihracatýmýz arasýnda tevazün husule getirmek.
Meslek teºkilâtý meselâ çiftçi dernekleri amele, tüccar sendikalarý ilâh.
Vücude getirilmedikçe ve bunlar haklarýný müttehiden düºünerek istemedikçe gerek harice ve gerekse dahile karºý zayýf kalýrlar. Ben teºkilatý hayatýn yarýsý olmak üzere telakki ediyorum.
Kredi müessesatýna gelince,memleketimiz servet-i tabiîyesi,sabitesi ve say’ý itibarýyla çok zengindir.Tarihçede meºhurdur.Ancak bütün bunlardan lâzým olduðu veçhile istifâde edebilmek için biran evvel asrî iktisadýn en mühim âmili olan ziraî,ticarî,sýnaî kredi müessesatýmýzý biran evvel vücude getirmeliyiz.Ýktisat Vekâleti, köy bankalarýný meclise tevdi etmiº 39 bütçesine de ziraat ve sanayi bankalarýný koymuºtur.Teºebbüs-i ºahsî ile vücude getirecek kredi müessesatýna azamî kolaylýklarý göstermeðe hazýrýz.
Memleketimiz Fransa’nýn ikisi kadar olduðu ve ondan çok fazla zengin bulunduðu halde,mevcut nüfus ondan istifâdeye gayr-i kâfidir.Nüfus meselesini,bir taraftan muhaceret ve neslimizin tezyidine çalýºarak halde doðru gitmekle beraber bunun,bu maksadýn uzunca zamanlara mütevakkýf olduðunu unutmamalýdýr.
Binaenaleyh,nüfus noktasýný bugün telafi edecek yegâne çare biran evvel makine devrine girmektir.Ahîren Ýktisat Vekâleti ile Çester grubuna mensub mister (Kenedi)arasýnda bu hususun temini için mühim bir mukavelenâme tanzim edilmiºtir.
Efendiler;
Asrýmýzýn iktisat cidaline girerken münferid deðil,fakat toplu bulunmak mecburiyetindeyiz.Çünkü asr-ý hazýr iktisadiyatý bunu istilzâm ediyor.Ferdî teºebbüsler, toplu yabancý iktisat dünyasý karºýsýnda ezilmeðe akim kalmaða mahkûmdurlar. Binâenaleyh her türlü ºirketler vücude getirmeli ki ve bilhassa memleketimizin ihtiyacatýný tamamen ifade eden (Kooperatif) ºirketlerde fazla ehemmiyet verilmelidir
Gâyemiz, istihsâlimizi ihtiyacýmýza göre tezyid ederek kendi kendimize kifâyet etmeðe doðru gitmek olmalýdýr. Harice gönderebileceðimiz istihsâlâtýmýzý da ihmâl edemeyiz. Ýthalatýmýzla ihracatýmýz arasýndaki tevazün ancak bu suretle mümkündür. Aksi halde iktisadîyatýmýz iflas tehlikesinden yakasýný kurtaramaz.
Ýktisadiyatýmýz inkiºâfýný düºünürken, maarif siyasetimizin bu hususta büyük rol oynayacaðý ºüphesizdir. Bugüne kadar takib ettiðimiz maarif siyaseti memleketin maarif ihtiyacýný telâfi edememiºtir ve edemez. Çünkü bu sistem zengin ve âlim milletlere uyan sistemidir. Ýktisaden