• Sonuç bulunamadı

Malign Melanomda Serum P53 Onkoprotein Düzeyleri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Malign Melanomda Serum P53 Onkoprotein Düzeyleri"

Copied!
3
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

M ALİGN MELANOMDA SERUM P53 ONKOPROTEtN DÜZEYLERİ

Uğur ÖZBEK, Zeynep ŞENGÜN, Sıdıka KURUL, Adnan AYDINER, Nurcan ERTÜRK, Erkan TOPUZ

İ . Ü, Ort-knl-ojı Enstitüsü

Ö ZE T

p53, ÖT 4 0 ile trasforme edilmiş hücrelerde bulunmuş ve tan ım lan m ış bir n ü k leer fosfop rotein d ir. p 5 3 'ü n mutasyona uğramamış ya da 'wild-type' formu, hücre bölü n m esin d e n e g a t if reg ü la tö r rolü ola n bir tümör-supressör gen olarak kabul edilir. p53 geninin yüksek oranda korunmuş dizilerinden birinde nokta m utasyonu ortaya çıktığında, aktive olmuş onkogen ürünü özellikleri gösteren bir mııtant protein eksprese edilir.

p 5 3 proteini monoklonal antikorlarla ayn i edilebilir.

M u tan t p 5 3 serum düzeyleri 3 7 prim er M M kanser hastasında, enzim immunassay yöntemi ile ölçüldü. M M hasta grubunda mutant p 5 3 ortalama değeri 0,13±0,13 ng/ml, kontrol grubunda ise 0/14±0/I5 ng/ml dir, ve 2 grup arasında istatistiksel bir anlam lılık yoktu r (p > 0 ,05).

A nah tar K elim eler : p53, iümör-supressörgen, mutasyon, M align Melanom-

GİRİŞ

p53, 1979'da keşfedilen 53 kb’lık bir nükleer fo sfo p ro te in d ir. SV 40 ile transforme hücrelerde, transforme protein olan büyük T antijenine bağlanma Özelliği gösterir. Bununla birlikte, Adenovirus E1B, Tip 16 ve 18 Papilloma virüs E6 proteinine de bağlanır.

İnsan p53 geni, 17. kromozomun kısa kolup pl.3.1 bölgesine lokalize edilmiştir

P53 geninin genomik organizasyonu, değişik canlılarda benzerlik gösterir. Gen 10 intron ile 11 exon dan oluşur. İnsan ve farelerdeki ilk intron genellikle uzundur. l.exon hiçbir canlıda kodlanmaz. 2,4,5,7 ve 8. exonlarda amino asit (aa) kodlayan 5 bölge, evolüsyonda korunmuş bölgeler olarak tanımlanmıştırGdriri). Gen exp resyon u n u n regülasyonu ise, bazı

SUM M ARY

p 5 3 is a nuclear phosphoprotein discovered and identified in ıST 4 0 transformed cells. In its nonm utated or

’iüildiype' State, p 5 3 is considered to be a tumor suppressor gene product functioning as a negative regülatör o f celi division. The poİnt mutation occur in one o f highly conserved. sequences o f the p 5 3 gene, a mutant protein is exhibiting characteristics o f an activated oncogene product.

M utant and wild4ype p 5 3 protein can be distinguished ıvith monoclonal antibodies. M utant p 5 3 serum levels w ere msasured by ELI S A assay, in 3 7 primer ATM cancer patients.

In MAL cancer patients group the mean M utant p 5 3 level was 0,13±0.13 ng/ml, in control group it iv as 0,14±0,15 ng/ml, and there mas no statistical signijicance betıueen them (p>0,05).

R ey Words : p53, tumor-suppressor gene, m utation, M alignant Alelanoma

sistemlerde transkripsiyon ya da transkripsiyon sonrası evrede olur.

p53 geni, solid tümörlerde yapısı en çok değişen gen olarak saptanmıştır. p53 genine ait iki mekanizma öne sürülmüştür. İlk yapılan çalışmalarda, p53 plazmidleri, aktive edilmiş ras ile birlikte, kültü rde erken evrede transformasyona neden olmuşlardır. Bu, p53'ün onkogenik bir özelliğe sahip olduğunu göstermiştir. p58'ün hücre proliferasyonunda kontrol rolü üstlendiği ise, inhibe hücrelere p53 mikro enjeksiyonu ile de doğrulanmıştır d-3)

Bunlara paralel yürüyen çalışmalarda, F rien d virüsü ile etkilenm iş sıçan eritrolö s emil erinde her iki kromozomda da p53 gen mutasyonları gözlenmiştir. Bu da, p53 geninin bir tümör supressor gen olduğunu

173

(2)

düşün dürmüştür^1'5).

Dalıa sonraki çalışmalarla, Vild-type’ p53'ün hücre bölüımıesinİ ve büyümesini regüle eden bir tümör süpressor gen gibi çalıştığı, bunun yanında mutaııt p53'ün ise immortalizasyon ve transformasyon özelliğine sahip olduğu anlaş imiş tıri1’4).

p53’üıı Vild-type' formu, tümör süpressor yapıda olmasına karşın, çeşitli mutasyonlar (delesyon, nokta mutasyonu gibi), bu etkiyi inaktive edecek şekilde ortaya çıkar. Mutant p53'ün aktivasyon mekanizması, normal p53'e bağlanmak ve nötralize etmek şeklinde de olabilir.

'W ild-type' p53, mutant p53'e karşı kompetisyona girebilir, ve mutant p53'ün transformasyon potansiyelini belirgin bir biçimde azaltır. Bazı çalışmalar mutant p53'ün, Vİld-type' p53- ile kompetisyona girmesinden başka, farklı fonksiyonları da olduğunu g ö s te rm iş tir i1*2). p53 eksprese edilmeyen hücre soylarına mutant p53 transfeksiyonunun tümör gelişimini arttırması bu fikri desteklerdi

Bu çalışm aların insan tü m örlerin e uygulanmasıyla 3 aşamalı p53 gen aktivasyon mekanizması ileri sürülmüş türi1);

1- Büyüme faktörü bağımlılığının kaybı, 2- p53'de mutasyon

3- Normal ali el taşıyan 17 p’ilin kaybı.

'Wild-type' p53'ün kaybı ve mutant formun ekspresyonu maîign tümörlerden kolon, meme ve beyinde, düşük oranda da karaciğer, mesane, özefagus, baş-boyun tümörleri ve sarkomlarda gösterilmiştir. Son yayınlarda, cilt kanserlerinde, hem squanıoz hücre karsinomu, hem de bazal hücre kra s in omların da p53 geninde yüksek oranda mutasyon bildirilmiştir

(3,4,6).

Dizi analizleri ile yapılan çalışmalarda, Malign Melanom'da (MM) p53 geninin dizi analizi henüz tamamlanmamıştır. Bunun yanında, MM hücre soylarında mutant p53'ün dizi analizlerinde 248. kodonda transisyoıı nokta mutasyonu (C-T) (purin ile primidin arası baz değişimi) gözlenmiştir. Derini bazal hücre ve squamoz hücre karsinomlannda da bu mutasyon sık görülür.

Genelde bu tip bir mutasyon UV ışığın etkisiyle de meydana gelebilir. Bu görüş melanositlerin transformasyonunda, UV ışığın

patojenik bir rolü olduğu fikrini destekleri2’3’4).

İnsan tümörlerinde p.53 gen ekspresyon tayini için birçok metod kullanılır. İçlerinde en kullanışlı olan serum düzeylerinin ölçülmesi yöntemidir.

Mutasyonlar, uıRNA ekspresyonuııda ve molekül ağırlığında önemli bir değişiklik meydana getirmezler. Bu yüzden antikor kullanımı, ölçülebilir düzeyde mutant p53 eksprese eden primer tümörlerde yararlanılacak en uygun yöntemdiri1).

Bununla birlikte, patolojik boyalarda kullanılan antikorlar, stoplazmadaki diğer bazı proteinlerle çapraz reaksiyon gösterdiğinde, yanıltıcı bir stoplazmik boyanma meydana getirir. Bu olay nükleer onkogenler için bir problem olmamasına rağmen, mutant p53'üıı hücredeki lokalizasyonu değerlendirilirken, yanıltıcı değişiklikler gözlenebilir.

GEREÇ VE YÖNTEM

Bu araştırma, 1993-94 yılları arasında, Î.U.

O nkoloji Enstitüsünde prospektif olarak hazırlanmıştır. Mutant p53 düzeyleri, randomize olarak toplanmış sağlıklı 10 kontrol ve 37 tedavi öncesi (TÖ ) MM hastasının serumlarında Ölçülmüştür. K ontrol grubu ve kanserli hastaların serumları, kan alındıktan sonra ayrılmış ve gerekli sayı sağlanıncaya kadar -20°

C'de saklanmıştır.

MM hasta grubunun 25'i erkek, 12[si kadın hastadan oluşm uştur. Yaş ortalam aları 49,53+13,69 dır. Mutant p53 düzeylerine enzim immunassay (BEİSA) yöntemi ile bakılmıştır (Oncogene Science, Inc. 1991, USA).

İstatistik verilerin elde edilmesinde Student-T testi kullanılmıştır.

BULGULAR

Bu çalışmamızda, kontrol ve hastaların mutant p53 düzeyiöri, yöntemde kullanılan standart değerler içinde kalmıştır. Hasta değerlerinden biri, diğerlerine nazaran oldukça yüksek düzeyde ölçüldüğü için, istatistiki anlamlılığı etkilememesi açısından çalışma dışında bırakılmıştır, istatistiki değerlendirmeler 36 MM hastası üzerinden yapılmıştır. Kontrol grubundan elde edilen ortalama mutant p53 değeri 0,14+0,15 ng/m l ve MM hasta grubundan elde edilen ortalama değer ise 0,13+0,13 ng/m l

Türk Plast Cer Derg (1994) Cilc:2; Sayı: 3

174

(3)

M ALICN MKLANOMDA SERUM P53 DÜZEYLERİ

olarak bulunmuştur. Bu değerlere göre kontrol grubu ve MM hasla grubu arasında anlamlı bir fark görülmemektedir (T=0.153, sd=13, p>0,05).

TARTIŞMA

p53 geni, insan tümörlerinde en fazla değişikliğe uğradığı gösterilmiş gendir. p53'ün tü m ö r g e liş im in d e k i talim ini ro lü , düşünüldüğünde, hızlı proliferasyon, zayıf diferansiyasyon ya da kötü prognozla ilişkisi açısmdan nıarker olabileceği umulmaktadır. Bu amaçla yapılan çalışmalarda, ’wild-type' p53'ün kaybı ve mut ant formun ekspresyonu malign tümörlerde çeşitli yöntemlerle gösterilmiştir.

Çalışmaların çoğu, sıçan ve insan hücre soylarında yapılmıştır ve sadece birkaç tümör bu m utasyonun mekanizması açısından in cel enmiş liri 1 !.

İnsan tümörlerinde p53'ün ekspresyonunuıı tayini için birçok ıııetod kül!anılır. Sıklıkla kullanılan moleküler genetik yöntemlerde, DNA-SSCP, PGR, Southern Blot gibi teknikler kullanılır.

Orita ve ark. çalışmalarında DNA-SSCP İle hasta mutasyonunu tespit etmişlerdir. Bunun yatımda, MM hücre soylarından elde edilen komplementer DNA ile yapılan çalışmalarda İse, Melanoma hücre soylarının %15'inde k oru n a n b ö lg e le r dışında m utasyon saptanmıştır!1 4-A

p53 protehıi üzerinde yapılan çalışmalarda çe şitli te k n ik le re uygun an t.i k orlar geliştirilm iştir. İm m unohistokim yasal ve biyokimyasal yöntemlerde kullanılan PAb 240 ve PAb 1801 antikorları, epitopları tanır ve kısmen mu tan t p53 tarafından eksprese edilm iştir. Buna benzer şekilde, yalnız

’wild-type' p53'ü tanıyan antikorlar da tanınıl anmış lir!1,3,'1)5f

İm m u n oh istok im y a sa l boyam alard a, boyaların p53 prot.ein konform asyonunu değiştirdiği durumlarda mutan t p53 ile Vild-type' p53 taşıyan hücre soyları tamamıyla

birbirinden ayırt edilemez. 9 melanoma hücre soyunda PAb 1801 antikoru ile yapılan çalışmada yanlız 1 hücre soyunda p53'ün aşırı ekspresyonu gösterilebilmiş tir A.

Bununla birlikte, bu antikorların MM tümörlü hasta serumları üzerinde kullanılması henüz denem e aşamasındadır. Bizim çalışmamızda 36 MM hastasından elde edilen serumlar ELTSA yöntemiyle mutant p53 proteini açısından incelenmiştir. Kullanılan kontroller, tamamen sağlıklı, hiçbir tümör taşımayan olgu lardan eld e ed ilen serum lardan toplanmıştır. Testin sonunda, TÖ MM hastalarının serum onkoprotein düzeyleri ile koım ol grubu arasında istatistiksel anlamlı bir fark bulunamamıştır.

Zeynep ŞENGUN İ. U. Onkoloji Enstitüsü, 34390 Topka.pt - /Sİ'ANBUL

K A Y N A K LA R

1. Harris A .L.; Mutant p53- The G om m on est genetic Abııormality in I luınan Gancer?, Journal ofFathol, 162,5-6 (1990)

2. Glıang F., Syrjanen S., Tervalıauta A., Syrjanen K.;

Tumourigenesis assocİated with the p53 Tum our Suppressor Gene, Br. J. caııccr 68,653(1993) 3. Montenarh M. Bioclıemical, Imuıunological, and

F u n c t i o n a l A s p e c t s o f t h e G r owt lı-S u p p r e s s o r / O n c op r o (e İ ıı p53, Critical Rewİews in Oncogenesıs, 3,223 (1992)

4. W eîssj., Sclıwechheimer K., Gavertee K.W., Heriy M., Arden C.K.; Mutation and Expressıon o f the p53 Gene in Malignant Melanoma GelfLines, Int.

J. Caııccr, 54, 693 (1993) .

5. Albino A.P., Shea C.R., Mç Nutt. N.S.; Oncogenes in ıııclanomas, The jou rn al o f Dermatol. 19,853 (1992)

6. D on eh ow er L.a., Bradley A .; The T un ıor Suppressor p53, Biochimica et Biophysica açta, ' 1155, 181 (1993)

7. Hollstein M., Sıdraıısky D., Vogelsteİn B. ITarris G.C.; p53 Mutation s in Human Ganccrs, Science, 253,49(1991)

175

Referanslar

Benzer Belgeler

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı arşivinde 1981-1996 yılları arasında çıkarılan 15 adet benign mezotelyomalı olguda mezotel hücrelerinin

Tüm aletler genelinde pulcuklu düzeltilerin baskın olduğu görülmekle birlikte kenar kazıyıcılar özelinde bakıldığında taşımalıklar üzerinde basamak pulcuklu

This research concluded that domestic, foreign knowledge capital and physical capital have significant and positive effects on labor productivity in a large sample consists of

Onun istediği, Garbın üstün- ' lüğünü temin eden ilim zihniye- ' tini ciddî olarak benimsemek, bu- j nun için fikir tarihimizin esas- j lı bir

Kel Haşan, Abdürrezzak’ın mukallidi ol­ makla beraber daha ziyade mimik, çevik olduğu için onun bu türlü sulanışlardaki çekirge gibi fırlayıp saldırırken

“ İşte tarihin her zamamnda ve dünyanın her yerinde gereğinden çok bulunanlar, dünyaya pek seyrek ge­ len (Ne mutlu bize ki yurdumuza ge­ len) Ruhi Su’ya tedavisi

Mağarası, Eynif Polyesi tabanındaki düdenler vasıtasıyla yeraltına intikal eden suları yer ahı.nehrine ulaştıran bir yer altı su yoludur. Karstlaşma sonucu gelişen yer akı

Apart from their toxic effects, chemical contaminants may also cause functional and histopathological defects in the digestion, circulation, excretion and nerve systems of the