18.01.2016 Pazartesi İzmir Basın Gündemi
Türkiye'de 28 bin kişi organ bekliyor
Ülkemizin organ nakli konusunda çok iyi bir noktaya tırmandığını söyleyen İzmir Katip
Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim
Pirim, Türkiye organ naklinde çok iyi bir yerde olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Pirim,
Sağlık Bakanlığı Organ, Doku Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığı verilerine göre; 22 bin 360'ı böbrek, 646'sı kalp, 2 bin 254'ü karaciğer, 48'i akciğer, 3'ü ince
bağırsak, 3'ü kalp kapağı, 270'i pankreas, 2 bin 549'i kornea olmak üzere 28 bin 133 kişi organ ve doku nakli beklediğini hatırlattı.
Prof. Dr. Pirim, "Türkiye'de en fazla organ bekleyen ve her geçen yıl sayısı artan hastaların başında ise böbrek hastaları geliyor. Her yıl yaklaşık 6-7 bin böbrek hastası nakil listesine dahil olurken, 60 bin 622 böbrek hastası da 15 bin 507 cihazda diyalize giriyor" dedi.
Kadavradan nakil oranının istenilen seviyede olmadığını söyleyen Prof. Dr. İbrahim Pirim, bu istemin İspanya'da çok başarılı bir şekilde işlediğini çünkü devletin beyin ölümü gerçekleştiğinde hiç kimseye sormadan organlara el koyduğunu ifade etti. Canlıdan naklin en son düşünülmesi gereken çare olduğunu da ekleyen Prof. Dr. Pirim, organı alınan kişinin de belli bir oranda risk altına girdiğini söyledi.
Organ bağışında dini çekincelerin çok fazla ön plana çıkmadığını savunan Prof. Dr.
Pirim, "İnsanlar ikna edebildiğiniz sürece derecede organ bağışlıyor. Bu işi birileri sıhhat
kazansın diye yaptığınızı ve maddi bir çıkarla ilişkisi olmadığını iyi anlatabilirseniz, başarı
sağlarsınız. Acılı aileye yaklaşan kişinin profesyonelliği çok önemli" diye konuştu.
Virüsler Kılık Değiştiriyor
Salgın halinde devam eden ve herkesi yatağa düşüren, hatta ölüme kadar giden grip, genellikle sonbahar aylarında başlayıp, ilkbahara kadar azalarak devam ediyor. Sebebi ise; İnfluenza virüsleri...
İş yerinde, okulda, ya da evde, grip olmayan, öksürüp hapşırmayan, yok denecek kadar az... Salgın halinde devam eden ve herkesi yatağa düşüren, hatta ölüme kadar giden grip, genellikle sonbahar aylarında başlayıp, ilkbahara kadar azalarak devam ediyor. Sebebi ise; İnfluenza virüsleri... Her yıl, bir anlamda kılık değiştiren virüsler, hayatı kabusa çevirebiliyor... İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Asya Banu Babaoğlu, her yıl hastalığa karşı bağışıklık kazanmamıza rağmen, virüslerdeki ufak değişimlerin bile tekrar tekrar hastalığın pençesine düşmemize neden olduğunu söyledi. İşte bu yüzden, risk grubunun aşılanması şart...
ANTİBİYOTİK YOK, AŞI VAR!
Halk arasında grip ile soğuk algınlığının (nezle) sıklıkla karıştırıldığını söyleyen Yrd.
Doç. Dr. Babaoğlu, soğuk algınlığına, yaklaşık 200 farklı virüsün sebep olduğunu ve gribe oranla, daha hafif seyirli bir üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunu söyledi.
Soğuk algınlığında şikayetler, daha çok burun akıntısı ve burun tıkanıklığı şeklinde oluyor. Grip belirtileri ise yüksek ateş (koltuk altından ölçülen 38ᵒC ve üzeri),
öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve tıkanıklığı, baş ağrısı, vücut ağrıları, titreme, nadiren kusma ve ishal olarak özetleniyor. İkisinin kesin olarak ayırt edilmesi ise ancak mikrobiyolojik incelemelerle mümkün...
Gripte risk grubunda yer alan ve mutlaka aşı yapılması gerekenler, 65 yaş ve üzeri kişiler, hamileler, bakımevi ve huzurevinde kalanlar, kronik böbrek yetmezliği olanlar, astım, kronik akciğer hastalığı, kalp-damar sistemi hastalığı, kan hastalığı, şeker hastalığı, nörolojik hastalığı, metabolik hastalığı, kronik karaciğer hastalığı olanlar, aşırı kilolular, sağlık çalışanları, 6 ay-18 yaş arasında olup uzun süre aspirin
kullanması gerekenler ve bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar... Korunma ve
kontrol için en etkili yöntemin AŞI olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Babaoğlu, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) referans merkezlerinde her yıl virüs tiplerinin belirlendiğini, bir sonraki yılda ortaya çıkabilecek virüs tiplerinin tespit edilip, uygun aşı
kombinasyonlarının hazırlandığını ifade etti. Antibiyotik ise gribin tedavisinde kesinlikle etkisiz.
GRİP ÜÇ YOLLA BULAŞIYOR
Grip virüsü temel olarak üç yolla bulaşıyor; İnfekte kişi ile doğrudan yakın temas (tokalaşma, yakın konuşma, öpüşme vb.). Virüs bulaşmış eşyalara dokunma (kapı kolu, çatal-kaşık vb.). Konuşma, öksürme, hapşırma sonucu yayılan damlacıklar.
ÖNLEMİ ELDEN BIRAKMAYIN!
Henüz hastalığa yakalanmamış kişilerin; Risk grubunda ise aşı olması, ellerini su ve sabun ile sık sık yıkaması, kalabalık ortamlardan ve hasta kişilerle temastan
kaçınması, genel hijyen ve sağlıklı beslenme kurallarına uyması hastalığa yakalanma riskini azaltacak en önemli noktalar.
Hastalığa yakalanmış kişilerin; evde istirahat etmesi hem iyileşme süreci için, hem de hastalığın daha çok kişiye bulaşmasının önlenmesi için önemli. Hasta kişilerin
öksürürken mendil kullanması veya ağızlarını kol içi ile kapatması (ellerini
kullanmaması) gerekiyor. Nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç bulanıklığı, yüksek ateş, öksürük gibi belirtilerin ortaya çıkması /ağırlaşması durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Antibiyotiklerin gribi tedavi etmeyeceği konusunda ise tıp dünyası hemfikir.
Virüsler kılık değiştiriyor
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Asya Banu Babaoğlu, soğuk algınlığında şikayetlerin daha çok burun akıntısı ve burun tıkanıklığı şeklinde olduğunu söyledi.
Halk arasında grip ile soğuk algınlığının (nezle) sıkça karıştırıldığını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Babaoğlu, soğuk algınlığına, yaklaşık 200 farklı virüsün sebep olduğunu ve gribe oranla, daha hafif seyirli bir üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunu anlattı. Soğuk algınlığında şikayetlerin daha çok burun akıntısı ve burun tıkanıklığı şeklinde olduğunu belirten Babaoğlu, şöyle konuştu: “Grip belirtileri yüksek ateş (koltuk altından ölçülen 38?C ve üzeri), öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve tıkanıklığı, baş ağrısı, vücut ağrıları, titreme, nadiren kusma ve ishal olarak özetleniyor.
İkisinin kesin olarak ayırt edilmesi ise ancak mikrobiyolojik incelemelerle mümkün. Gripte risk grubunda yer alan ve mutlaka aşı yapılması gerekenler, 65 yaş ve üzeri kişiler, hamileler, bakımevi ve huzurevinde kalanlar, kronik böbrek yetmezliği olanlar, astım, kronik akciğer hastalığı, kalp-damar sistemi hastalığı, kan hastalığı, şeker hastalığı, nörolojik hastalığı, metabolik hastalığı, kronik karaciğer hastalığı olanlar, aşırı kilolular, sağlık çalışanları, 6 ay-18 yaş arasında olup uzun süre aspirin kullanması gerekenler ve bağışıklık sistemi
baskılanmış olanlar.”
Dikkat virüs kılık değiştiriyor!
Yrd. Doç. Dr. Asya Banu Babaoğlu, tavsiyelerde bulunuyor
İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd.
Doç. Dr. Asya Banu Babaoğlu, soğuk algınlığında şikayetlerin daha çok burun akıntısı ve burun tıkanıklığı şeklinde olduğunu söyledi.
Halk arasında grip ile soğuk algınlığının (nezle) sıkça karıştırıldığını söyleyen Yrd.
Doç. Dr. Babaoğlu, soğuk algınlığına, yaklaşık 200 farklı virüsün sebep olduğunu ve
gribe oranla, daha hafif seyirli bir üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunu anlattı.
Soğuk algınlığında şikayetlerin daha çok burun akıntısı ve burun tıkanıklığı şeklinde olduğunu belirten Babaoğlu, şöyle konuştu: "Grip belirtileri yüksek ateş (koltuk altından ölçülen 38?C ve üzeri), öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve tıkanıklığı, baş ağrısı, vücut ağrıları, titreme, nadiren kusma ve ishal olarak özetleniyor. İkisinin kesin olarak ayırt edilmesi ise ancak mikrobiyolojik incelemelerle mümkün. Gripte risk grubunda yer alan ve mutlaka aşı yapılması gerekenler, 65 yaş ve üzeri kişiler, hamileler, bakımevi ve huzurevinde kalanlar, kronik böbrek yetmezliği olanlar, astım, kronik akciğer hastalığı, kalp-damar sistemi hastalığı, kan hastalığı, şeker hastalığı, nörolojik hastalığı, metabolik hastalığı, kronik karaciğer hastalığı olanlar, aşırı kilolular, sağlık çalışanları, 6 ay-18 yaş arasında olup uzun süre aspirin kullanması gerekenler ve bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar."
Korunma ve kontrol için en etkili yöntemin aşı olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr.
Babaoğlu, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) referans merkezlerinde her yıl virüs tiplerinin belirlendiğini, bir sonraki yılda ortaya çıkabilecek virüs tiplerinin tespit edilip, uygun aşı kombinasyonlarının hazırlandığını ifade etti.
Yunanistan Sınıfta Kaldı
men Haber / İzmir Yeni Vizyon Gazetesiİzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi öncülüğünde dokuz akademisyen bir araya gelerek, AB üyesi Yunanistan’ın insan hakları açısından ne durumda olduğunu, sayısal verilerle ortaya koydu. Yunanistan’da bir yıl boyunca araştırma yapan Katip Çelebili akademisyenler, ülkede yaşanan insan hakları ihlalleri ve Müslüman azınlığın sorunlarını tespit ederken, kendi deneyim ve gözlemlerinin yanında; öğretmen, öğrenci, idareci, doktor, vaiz, din adamı ve yazarların konuyla ilgili görüşlerinden de istifade etti.
KOMŞUYA “İNSAN HAKLARI” BAKIŞI…
İKÇÜLÜ Akademisyenlerin “İnsan Hakları Açısından Yunanistan’ın Görünümü 2014 Raporu”
İzmir Ticaret Borsası’nda kamuoyu ile paylaşıldı. Sunuma; İzmir Barosu Başkanı Av. Aydın Özcan, İKÇÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Gökçe, Balkan Dilleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayşe Karapınar, Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr.
Ünal Şenel, Rektör Danışmanı Doç. Dr. Fikri Salman, akademisyenler, Balkan Dernekleri temsilcileri ve gazeteci Korcan Karar da katıldı. Sunumu gerçekleştiren İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Levent
Kayapınar, “Uluslararası kuruluşların Yunanistan ile ilgili raporları incelendiğinde, Yunanistan’daki insan hakları ihlallerinin ve ilerlemelerinin daha çok bireysel ve sosyal haklar üzerinde
yoğunlaştığı, buna karşılık Müslüman Türk azınlığına yönelik uygulamalarda Cunta döneminden kalma usullerin takip edildiği görülüyor.” tespitinde bulundu.