— Ankarada Yapılacak Cami Projesi. Oıhan Alııaı-, Saiın Ülgen — Trabzon Sergi Evi Proje Müsabakası Jüri Raporu.
Ilaı-bi Hotan ve İlhan Ağan — İspanyada Yeni Mimarî Ör- nekler. — Edirnede Eski Köprü. A. Süheyl Ünver — St.
Euphemia Martyrion'u. Rüstem Duyuran — Belçikada Hazır Evler. Halûk Togay — Okul Binaları Hakkında Notlar. Ali B e r i n i — 8 inci Devlet Resim ve Heykel Sergisi — 1900 ilâ 1947 de Büyük Britanya'da Şehircilik — Şehircilikte Tabii ve Cevvî Şartlar. G. Öelsneı- — Rize Şehri Kat'i İmar Plânı İzah Notu. Nezihe ve Pertev Taner — Haberler —
Bibliögrafi.
3 - 4
L ' A RCHIT ECT E : REVUE M E N S U E L L E D'A RC HI T E C T U R E D ' U R B A N I S M E e t d e D E C O R A T I O N
Publiee par: Abidin Mortaş et Zeki Sayar, Arclıitectes S O M M A I R E
No. 3 - 4 — 1947
— Coneours du projet de Mostlu^e 57 2 eme Prix Arelı. OrİKiıı Alııaı- et Saim İjlgen
- Rapport sur le concours du projet d'une maison d'exposition â Trabzon
1 er prix Arclı: Ilaı-bi Hotan et İlhan Ağan G.S.A.
- ArchitdCture moderne en Espagne - Vieux Pont â- Edirne
Prof. Dr. A. Süheyl Unveı-
— • Martyrium de Sainte Euphemie 74 Rustenı Duyuran, sous Direct. du musee
d'archeologie d.İstanbııl
— Maisons prefabriquees en Belgique 78 Arclı. Halûk Togay
— Viole-t-bn la loi et les ı-Ğglements des routeS et de
constuction? 83 Zeki Sayar
— Notes sur les bâtiments cl'ecoles 84 E.O.E. Tıad. İııg. Ali Berkol
—- Huitieme Exposition de peinture de l'Etat â Ankara 87
— Ui'banisme â la Gı-ande-Bretagne depuis 1900 j*us<lu'
â 1947 88 Anthony Chitty
— Conditions naturelles sanitaires dans l'Urbanisme 92 Prof. Giistav Öelsner
— Notes d'explicafion du plan d'am^nagement de la
Ville de Rize 97 Arch. Nezihe et Pertev Taner
— Bibliographie Les Eaux d'İstanbul
THE A R C H İ T E C T : MONTHLY PUBLICATION ON ARCHITECTURE, C I T Y P L A N N I N G A N D D E C O R A T I O N
Publi«hed by Abidin Mortaş and Zeki Sayâr, Arch.
C O N T E N T S No. 3 - 4 — 1947
— Composition about a mos<lue in Ankara 57 Sccond prize, Orhan Alnar and Saim Ülgen
— Report of the jury about the competition of Trabzon
exhibition house 66 First prize, Harbi Hotan aııd İlhan Ağan
— New. arehite'ctural desings in Spain 70
— Old bridge în Edirne 71 Prof. Dr. A. Süheyl Ünvcr
- St. Euphemia Martyrium
- Prefabricated houses in Belgium .
Halûk Toğay
E.O.E. Trans A. Berkol
- The 8 th state exhibition of soulpture and painting 87 - TOWD Planning in Great Britain fı-om 19Ö0 to 1947 8S
Anthony Chitty
- Hygienic conditions i ı planning Prof. Giistav Öelsner
- Notes on planning of RiZe
Nezihe and Pertev Tabcı
— Bibliography. Laters of İstanbul . . . . i 101 Zeki Sayâr
EN İYİ KAHVE, KAKAO ve SALEP
K U K U K A H V £ C I M E H M E T E F E N D I M A H D U M L A R ı İ S T A N B U L
1 9 H ^ J l - h
2 NCİ MÜKÂFAT:
Y. Mimar ORHAN ALNAR, SAİM ÜLGEN
A N K A R A D A Y A P I L A C A K C A M Î P R O J E S Î M Ü S A B A K A S I
Jüri heyeti raporu: 17/2/947
Ankarada yapılacak cami projelerini incele- mek için seçilen jüri heyetimiz tesellüm etmiş ol- duğu 14 projeyi muhtelif tarihlerdeki toplantıla- rında incelenmiştir. İlk eleme neticesinde aşağıdaki rumuzları taşıyan projeler terkedilmişlerdir.
(Kayyum, 14.000, 3109).
İkinci elemede aşağıdaki projeler keza terke- dilmişlerdir:
Şelâle, 24, 77.377)
Üçüncü elemede 11932 6055 rumuzlu projeler t er kedi 1 dikten sonra geri kalan projejler arasında yapılan incelemelerde:
4331 rumuzlu projeyi 2 nci ve 218 rumuzlu projeyi 3 üncü olarak seçtikten sonra: (30946, Duygu, Saat, 9 İkinciteşrin rumuzlu projeleri mansiyona lâyık bulduk. Bu 14 proje arasında ku- sursuz veya az kusurlu veyahut az tadilâtla tatbiki
kabil ve 1 inci adı verilerek seçilmeye lâyık bir proje göremediği için jüri heyetimiz 1. inci mükâ- tı verecek proje bulamamıştır. Bütün projelerin tenkidine ait komanter işbu zabıt varakasına ili- şiktir.
P r o j e h a k k ı n d a n o t : 1 — ÜOuygu:
Plân iyi, yan girişler daha geride olmalıydı.
Hacim kompozisyonu iyi, fakat biraz basık. Mina- reler bilhassa şerefeler niabetsiz. Son cemaat ça- tısının tesiri iyi görülmedi. Kütüphane iyi, loj- manlar iyi. Umumiyetle iyi ve inşaı bir proje.
Elemeden geçerek mansiyona lâyık görüldü.
2 — 9. II. Teşrin:
Plân saha itibariyle kifayetsiz. Köşeler ka- yıp. Bununla «beraber kendi tarzında proporsiyo- nu yerinde, minareler mütenasip. Elemelerden ge- çerek mansiyona lâyık görüldü.
t ^ i M . f f t | : H İ u u p a
2 NCİ MÜKÂFAT:
SAİM ÜLGEN, ORHAN ALNAR
3 — 218:
Vaziyet plânı uygun değil, plân sade ve iyi, fakat tek girişli. Orta hacim yüksek. Köşedeki kü- tüphane umumî kompozisyonu bozuyor. Lojman- lar iyi değil, kâfi de değil.
Bu proje elemelerden geçerek üçüncü mü- kâfata lâyık görüldü.
4 — Kayyıım:
Proje tamam değil, umumiyetle kifayetsiz bir proje. İik elemede terkedildi.
5 — Ş e l â l e :
Müsabaka evrakı tamam değil. İç prospektiv
yok. Esas giriş kısmı umumî kompozisyona yaban- cı. Orta kubbe ve münferiden minareler nisbetli.
Fakat tâlî kubbeler nisbetsiz. Köşe motifleri ağır.
İç tesir müsait görülmedi. İkinci elemede terke- dildi.
6 — Saat:
Vaziyet plânı müştemilâtın tertibi bakımın- dan iyi görülmedi. Plân iyi. Umumî heyet, orta kubbeyi ıbiraz daha kuvvetlendirmek şartiyle iyi, .bilhassa yan görünüşler olgun. Son cemaat yan-
lar mm minare ve esas bina ile ittihadı etütsüz.
Minareler mütenasip. Elemeden geçerek mansi- yona lâyık görüldü.
2 NCİ MÜKÂFAT:
Y. Mimar ORHAN ALNAR SAİM ÜLGEN G. S. A.
İç görünüş
3 ÜNCÜ MÜKÂFAT:
Y. Mimar, Prof. SIRRI BELEN M M
On görünüş
Umumî görünüş
MANSİYON:
Y. Mimar SAİM ÜLGEN ve BEDRİ KÖKTEN
7 _ _ 4 3 3 1 :
Vaziyet plânı iyi. Yerine uygun bir proje.
Plân iyi. Kapalı avlu, kompozisyonu tamamlamış.
Plânda yan kısımlar iktisadî görülmemiş olmakla
beraber faydalı olabilir. Dış tesir müsait. Yalnız avludan son cemaatin görünüşü ve fbir de cami ile minareler arasındaki irtibat kısmı etüt ister. Ves- tiyer koridoru lüzumsuz. Proje, inşaî bakımdan
G.S.A.
MANSİYON:
Y. Mimar SAİM ÜLGEN, BEDRİ KÖKTEN
Ön, yan görünüşler ve plân
ît&ft.. y b : t oje ntesK?Û'.\İÎ: ı/.ti
MANSİYON:
Y. M. MUHİTTİN GÜVEN ve MUHİTTİN BİNAN, G. 5. A.
Ön görünüş, iç vs yan görünüşler, kesit
etüt ister. İçi tesir sade ve iyi. Umumiyetle iyi bir proje. Elemeden geçerek ikinci mükâfata lâyık görüldü
İlk elemede terkedildi.
8 _ 14000:
Bu proje mimarî bakımdan olgun görülmedi.
İlk elemede terkedildi.
9 — 11932:
Vaziyet plânı uygun görülmedi. Plân iyi,
ayaklar ağır. Dış ve iç mimarîsi fazla tâlî motif- lerle mahmul, son elemede terkedildi.
10 — 6055:
Müsabaka evrakı tamam değil. Prespektivler yok. Mikyas 1:100 yerine 1:50 yapılmış. Vaziyet plânı ve plân iyi. 12 m. kubbeye göre' ayaklar ağır.
Kompozisyon yüklü ve mimarî bakımdan olgun değil. Minareler nisbetsiz. Son elemede terkedildi.
r — , • • • •
— T H
• 1 ; * i :
* U 4
* w • m : : a * P* * iKİ İ
* * •
, j . . . . m ': 1 |
* M ı 1 Pj
MANSİYON:
Y, Mimar MUHİTTİN BİNAN ve MUHİTTİN GÜVEN
Plan
ÜİİİÎju
MANSİYON: Görünüş, plân ve kesit Y Mimar SAMİ AR SEV" ve- ISTAPAN ARATAN
M
elljl, life
J:!i
İ l
'lılI lîlSİTİKr
k
t&SB B H *
rtr )
j j k * X MU U
m «a ı • 4
Elevasyon, plân MANSİYON:
Y. Mimar RAHMİ BEDİZ va VAHDEİ' DOBRA G. S. A.
11 — 30946:
Vaziyet plânı orta, cami plânı iyi, proje umu- miyetle cami tekniğine uygun. Minare kaidesi ağır, küp kısmı nisbetsiz. Minareler proporsiyon bakı- mından etüt ister. Müştemilât ihmal edilmiş nis- betsiz ve etütsüz. Elemelerden geçerek mansiyona lâyık görüldü.
ve iç görünüş
12 — 77377:
Plân iyi, umumî kompozisyonda avlu ve bi- nanın kaide kısmı kendi stilinde çok nisbetli ve gü- zel, fakat tambur ve kubbe çok nisbetsiz ve ya- bancı. Minare kaideleri etüt ister. İkinci elemede terkedildi.
(Sonu 82 nei sayfada)
1 inci mükâfat
T R A B Z O N D A S E R G İ E V İ P R O J E M Ü S A B A K A S I J Ü R İ R A P O R U
1 İNCİ MÜKÂFAT:
Y. Mimar HARBİ HOTAN ve İLHAN AĞAN G. S. A.
Trabzon şehrinde yeniden yapılacak Sergievi binası için açılan proje müsabakası süresi sona er- miş ve müsabakaya katılarak jüriye teslim edilen
(19) proje: 11/10/1946 günü Ankarada Bayındırlık Bakanlığı Yapı ve îmar İşleri Reisliği binasının alt katındaki salonda toplanan, isim ve imzalan aşağı- da yazılı heyetimiz tarafından, projelerin teslim sıra numraları üzerinden incelenmelerine başlan- mıştır,
1 — 91864 Rumuzlu proje:
Arazi meyli az gösterilmiş, bodrum ve sergi idare kısmı iyi hal edilmemiş, plân sade inşaî mi- marî ifade ve proporsiyorilar olgun, sergi girişi, hol, salon ve gazino çok iyi.
Bu proje elemelerden geçerek 1 inci seçildi.
2 — 16398 Rumuzlu proje:
Sergi girişi (ayni zamanda çıkış) dar, galeri
merdiveni u^ak, gazino, tâli ve ifadesiz, dış görü- nüş kısmen isabetli, gazino kısmı umumî tesiri boz- muş.
Bu proje ikinci elemede terkedildi.
3 — 03396 Rumuzlu proje:
Gazinoya lüzumundan fazla ehemmiyet ve eb'at verilmiş, arazi meyli tam alınmamış, mimarî konsepsiyon, hacim kompozisyonu ve görünüş nis- betleri kuvvetli.
Bu proje son elemede terkedildi.
4 — 33287 Rümuzlu proje:
Sergi kısmı iyi, idare ve gazino iyi halledil- memiş, binanın arsaya oturuşu, tabiata irtibatı, e- sas hacimlerin kademelenişi ve görünüş nispetleri kuvvetli.
Bu proje elemelerden geçerek ikinci seçildi.
5 — 16352 Rümuzlu proje;
Kat plânı
Projenin heyeti umumiyesi tıkız, servisler asgarî eb'atta, mimarî nisbetler tatminkâr değil.
Bu proje birinci elemede terkedildi.
6 — 17317 Rümuzlu proje:
Arsaya oturuş, görüş zaviyesi bakımından mahzurlu sergi salonu yanlarının cam oluşu teş- hir imkânım azaltmış, gazinonun kapalı kısmı yok, servisler kifayetsiz, mimarî zevk, kompozisyon ol- gunluğu ve proporsiyon hissi kuvvetli.
Bu proje elemelerden geçerek mansiyona lâ- yık görüldü.
7 — 45832 Rümuzlu proje:
Kademelendirme sert, lüzumsuz piyesler, mi- marî mevzua göre ağır.
Bu proje ikinci elemede terkedildi.
8 — 53777 Rümuzlu proje:
Projenin arsaya oturuşu ters, servisler mü- nasebetli değil, mimarî orta.
Bu proje ilk elemede terkedildi.
9 — 01459 Rümuzlu proje:
Arsaya oturuş kuru, gazino kullanışsız, sergi giriş holü basık, mimarî ifade kuvvetsiz.
Bu proje ikinci elemede terkedildi.
10 — 75042 Rümuzlu proje:
Sergiye giriş ters ve zayıf, gazinonun servisi yok. Hacim kompozisyonu dağınık ve nisbetsiz.
Bu proje ilk elemede terkedildi.
11 — 35094 Rümuzlu proje:
Sergi kısmı müsait, gazinonun, müstakil kul- lanışı düşünülmemiş, sergi giriş holü büyük mer- diven maksaaiyle mütenasip değil. Mimarî husu- siyetsiz, tatminkâr değil.
Umumî vaziyet plânı
On görünüş
2 NCİ MÜKÂFAT:
Y. Mühendis NİYAZİ DUMAN
Bu proje ikinci elemede terkedildi.
12 — 13; 25 Rümuzlu proje:
Plân tekniği ve mimarî zayıf.
Bu proje birinci elemede terkedildi:
13 — 10191 Rümuzlu proje :
Arazi meyli nazarı itibara alınmamış, gazino yeri ve sergi salonu müsait servisler dar ve noksan olmakla beraber plân umumiyetle iyi. Pergolanın bir kısmı lüzumsuz, meyil, tatbik edilince mimarî tesirin ayni kalacağı şüpheli.
Bu proje elemelerden geçerek üçüncü seçildi.
14 — 12855 Rümuzlu proje:
Esas giriş kısımları basık, gazino giriş dar, plânda düşünüş iyi değil. Dış mimarî ifade isabet- li değildir.
15 — 32323 Rumuzlu proje:
Sergi giriş kuru, gazino küçük, fikir iyi. Mi- marî zayıf.
Bu proje birinci elemede terkedildi.
16 — 01491 Rümuzlu proje:
Giriş avlusu lüzumsuz, gazino servisinin giriş holünü katetmesi mahzurlu, sergi meyli az alın- mış, avlunun öne almışı sergi salonunun dış tesiri- ni azaltmış.
3 ÜNCÜ MÜKÂFAT:
Y. Mimar, Muallim SEYFİ ARKAN G. S. A.
18 — 10203 Rümuzlu proje:
Arsaya oturuş iyi, giriş şehirle irtibat bakı- mından ters, gazino servisleri etüdsüz kademelen- dirilmiş, mübalâğalı. Prensipler ve sanat duyuşu kuvvetli.
Bu proje elemelerden geçerek mansiyona lâ- yık görüldü. ( Soııu 95 inci sayfada ) Bu proje son elemede terkedildi.
17 — 32211 Rümuzlu proje:
Sergi salonu küçük, lüzumsuz kapılar yüzün- den teşhir imkânı azalmış, cenup girişi lüzumsuz, mimarî tesir de mevzu ile telif edilemiyecek kadar hafif malzeme ile inşa olunmuş hissi var.
Bu proje son elemede terkedildi.
Başka Memleketlerde Mimarî
İ S P A N Y A D A Y E N İ M İM A R İ Ö R E N K L E R I
İspanyanın tipik güney bölgesini teşkil eden Andaluzya, eski an'anelerinin hazinesini itina ile muhafaza etmektedir. Andaluzya'nm mimarîsi, İspanya'daki arab hâkimiyeti zamanından kalma İspanyol dehası ile şark sanatı hususiyetlerinin orijijnal tipini muhafaza etmiştir.
İçtimaî ve kültürel sahalarda devamlı surette faaliyet gösteıen İspanya Devleti, hâlen Andaluz- ya'nm ışık liman şehri olan Almerva'da eskiden harap binalarda oturan mütevazi işçiler için mo- dern ve sıhhî ikametgâhlardan müteşekkil bir ma- halle inşa ettirmiştir.
Resimlerde, bu alâka uyandıran içtimaî eser- den bazı manzaralar görülmektedir. Kültür mües- seseleri ve asri bir şehrin bütün amme servislerde mücehhez bulunan yeni mahalle, en modern in- şaat tekniğini ve şark mimarîsinin bütün tipik zevkini muhafaza etmiştir.
Yanda: Aııdaluzyanm güneşli ve çiçekli ikliminde tipik bir ev avlusu
Altta: Geniş v e sıhhî çarşının iç görünüşü Yeni okullardan bir örnek
Köprünün yıkılan iki gözünü gösteren fotoğraf.
E D İ R N E D E E S K İ K Ö P R Ü
BİR KISMININ YİKİLMASİ DOLAYİSİYE Prof. Dr. A, Sühayl Ünver
13 Şubat 1947 tarihli Cumhuriyet gazetesi yanlış konan diğer bir köprü resmile (1) (Eidrne- nin tarihî Tunca köprüsü dün yıkıldı) başlığı al- tında on ikisinde Edirneden telefonla söylenen bir haıberi yayınladı. Bittabi Edirnemizin altı buçuk asırlık Türk bünyesinden bir taş koptu diye üzül- dük. Yıkılması bizlere bir üzüntü oldu ise, yapıla- maması veyahut modern inşaata uyularak yerine betondan bir köprü oturtulması endişesi bizi iki defa üzdü. Lâkin bu hissimiz şimdi azalmıştır.
Çünkü köprü behemehal tamir edilecektir. Ve yı- kılan kısımları da demirden yapmıyacaklardır.
Kıymetli fencilerimizin bugünün çok ileri tekniği- ne vâkıf oldukları kadar bu köprünün dilini ve mâ- nasını da sezmeğe heves göstereceklerinden emi- nim.
Köprünün çok dikkate değer bir tarihi var- dır. Bunu bize kıymetli bir meslektaşımız, rahmetli Dr. Rıfat Osman, Millî Mecmuada (No.95,1927) da yani tam yirmi sene önce Edirne nehirleri serisin-
(1) Turink Kulübün son mecmuasında da yanlış bir re- tim vardır.
de (eski köprü, yeni köprü) meyanmda bildiri- yor. Şair Niiâî, manzum olarak yazdığı istanbul mektubunda burasını yeni köprü diye anmıştır.
Çünkü bunun yerinde resmini verdiğimiz bir ah- şap köprü vardır. Ahşap köprünün ömrü az ol- duğundan artık taştan bir köprü ile değişitrilmesi- ne XVII inci asır başında karar verilmiştir. Birin- ci Sultan Ahmet, Edirneye geldiğinde ekseriya Demirtaş taraflarında gezer ve bu köprüden de ge- çerdi. Edirnenin saray içinde Fatihin yaptırdığı de- mir kapı önündeki köprüsünden Gazi Mihal köp- rüsüne kadar kârgir köprüleri az değildir. Padişa- hın Edirnede iken sık sık üzerinden geçtiği bu ah- şap köprüyü yıktırarak defterdar Edirneli Ekmek- çizade Ahmet Paşa birkaç ay önce bir kısmı yıkılan meşhur köprüyü taştan yaptırır. Tarihte meşhur o- lan ufak lâkin ağır zayiata sebep olan ihmallerimiz buraya kadar uzandığından daha yirmi sene önce üstadımızın yazdığı gibi ( . . . . elyevm mamur ise de Tunca yatağının yükselmesinden dolayı köprü- nün bazı gözleri toprak dolmuş ve bazıları da su- dan hariçte kalmıştır). Demek ecdadımızın böyle
köprüler kurmak marifeti karşısında torunlarının muhafaza etmek marifetini maalesef tevarüs et- memelerinden bu facia olmuş bulunuyor. Yani mühim bir kısmı yıkılıyor. Yirmi sene Önce Dr.
Rıfat Osman, faciayı bildirmiştir. Çünkü o hekim- di, bir hastalığın ne seyir takip edeceğini .biliyor- du, Karşısındaki köprü de onda böyle haklı bir en- dişe uyandırmıştı.
İşte asırlar ve yeni köprüler üzerinden geçtik- çe Eski köprü adını alan bu muazzam eser 11 ayak üzerine ve 10 kemer üstüne yapılmıştır. Enisül'mü- safirîn müellifi Hibrî Abdurrahman Çelebi (Mu- abbiri Muteber) cümlesinin ebcetle neticesine gö- re 1024 (1615) de yapılmıştır, demektedir. Lâkin Edirneli şair Kâmi'nin bir mermere oyulup köprü- nün ortasındaki tarih kasrına konulan tarihinde 1016 (1607) tarihi vardır.
Kâmı tarihi budur:
Ekmekçizade Ahmet paşayı 'kâ mikan Hayratını görenler etmez mi hayr ile yâd Bu devlet içre defterdar oldu on sekiz yıl Ba haşmeti vezaret ba devleti hudâdad Doldurdu Tunca nehrin simii zerle Bu cesri bi adili lillah ettî bünyad Maksudu bir duadır ancak gelip geçenden Lâyık budur ki sen de ruhunu edesin şad Kâmi dedi esası müstahkemine tarih Zihinde râhi gülşen bu cesri Ahmet abad,
1016
Yazma (Rehberi Seyyahın Becanbihi Edime) de köprü hakkındaki izahat budur: (... Ekmekçi- zade Ahmet Faşanm sekiz kemer üzerine bina ey- lediği ct-sridir kî elyevm Eski köprü diye maruf- tur. Mezkûr Ahmet Paşa köprüsünün istikametin- de Meriç ve Arda nehirleri üzerinde Sultan Mah- mudu Adlînin başlayıp Abdülrnecidin bitirdiği köprü, Yeniköprü diye meşhurdur).
Doktor Rıfat Osman. Edirne Rehnümasmda (1920, S 66) burasına. Eskiköprü admı veriyor. Bu köprüyü rahmetli mimar Kemaleddin'in nefaset
Edirnede Tunca Köprüsü
ve metaneti itibariyle âsârı nefiseden saydığını Evailde Yeniköprü adiyle meşhur idi diye bildir- mektedir.
Lâkin Millî Mecmuadaki bir seri makalelerin- den birisine (1927 N. 45) bize şu ibret verici tafsi- lâtı vererek mimar Kemaleddinİn hayranlığı se- beplerini ortaya koymaktadır: Diyor ki:
(13 sene mukaddem (yani 1914 de) bu köprü- yü genişletmek için kanatlarım kaldırarak demir putreller üzerine bir döşeme inşasiyle tramvay geçirilmesi düşünülmüş idi. Bu esnada Edirnede bulunan üstad mimar Kemaleddin Bey merhum bir ateş parçası kesilerek:
— Edirnede Sultan Selim camii kadar ve bel- ki o nisbette bir kıymettar eser var ise o da Ahmet paşa köprüsüdür. Onun taşına ilişmek cinayettir.
Eğer bu kusur yapılırsa evlât ve ayalimi alıp bu memleketten çıkar giderim, dediği esnada çok de- fa itidalini muhafaza eden merhumun elleri titri- yordu. Birkaç gün sonra bu kıymetin ne olduğu- nu sordum. (Taşların ihzarında ve yerlerine konu- luşunda öyle bir meharet vardır ki, her taş ancak sıkletini taşıyor, mücevher bir eserdir) dedi.
Mimar Mazhar A l t a n a göre (Tanin 5 Mart 1947) bu eser Sultan Ahmet camii mimarı meşhur (Mehmet ağa) ya yaptırılmıştır. Köprünün 12 gö-
Edirnede Eski Köprü
Takriben 30 yıl önce yıkılan, Edirnenin tanınmış ailelerinden birine ait konağın, silâhşor odasının tavanı kenarın- daki levhadan kopya edilen bu resim. Edirnede yeni köprünün 3 asır evvelki halini göstermektedir. Köprünün sağ tarafındaki ağaçlıklar arasında görülen bina demir taş kasrına ait olup burada hudut tafburlarmm idaresinde bir k a - rakol vardır, 70 - 80 yıl öncelerine kadar büyük sallar ve hafif nehir kayıklariyle yakacak ve yiyecek gibi mad- deler Filibe ve havalisinden, İzmir ve Akdeniz adalarının yaş ve k u r u meyvaları ile yolcu nakliyatı yapılmakta İdi.
Son zamanlara kadar Eskiköprü civarında günden güne harap olan kâgir mağazaların bulunduğu yere iskele denirdi.
Sallar ve kayıkların adalardan Edirneye getirdikleri muhtelif eşyanın alım ve satım merkezi burası idi, resimde görülen kayıkların şekli Çin nehirlerinde kullanılan (Sampan) veya (sampang) denilen nehir kayıklarına benzerdi.
Bu kayıklar Dimetoka ve Inoz'da yapılırlardı Dr. Rifat Osman'ın notu
zü vardır. Yalnız bir ayağına dayanan iki gözü çökmüştür. Mahallinde incelemesine göre yıkılma sebebi hakkında şu mütalâada bulunmaktadır :
(Köprü ayağı şevli mahmuzlarının üst kısım- larındaki talî gözlere kadar yükselen ve buralara dolan suların nihayet dona çevirmesi ve tazyik hacminin artarak yapı bünyesine yayılması gitbi fizikî tesirlerin bir araya gelmesinden ileri gel- miştir kî, hiç bir veçhile eserin monumantal kıy- metine bir eksiklik verebilecek mahiyette değil, hattâ bu kadar büyük kuvvete mukavemeti bakı- mından sağlamlık ölçüsü üstünlüğüne bir delil de olmuş ve ayrıca yıkılma esnasında yapı bünyesi- nin dağılmaması ve yekpare bir şekilde çökmüş bulunması da bu delili kuvvetlendirmiştir. Tahli- ye gözleri zamanla dolmuştur ve feyezan sarfiyatı- nın geçmesine kâfi gelmemiştir).
Şimdi ortada bir vakıa vardır. Bu köprünün iki gözü yıkılmıştır. Edirneyı Karaağaca bağlıyan şose üzerindedir. Edirne bu köprüsüz olamaz. Fa- kat ben diğer köprülerin kışları, bakımsızlık ha- sebiyle birer ikişer göçeceğinden korkuyorum.
Onlar bu köprüye de benzemez. Yapıları Ekmek- cibaşı köprüsü kadar kuvvetli olmadığı ve bakım- larına da ihtimam edilmediği halde bu güne kadar kalmışlardır. Bu köprüyü yapmağı düşünürken di- ğerlerini de gözden geçirmeli ve yataklarım olsun ayıklatmalıyız.
Köprünün Trakya Genel Müfettişliği Baş Müşaviri kıymetli arkadaşımız Hamdi Oskay'm lııtfen gönderdikleri resimde görüleceği üzere yıkı- lan iki gözünün orta ayağı durmaktadır. Yıkılmı- yan mukabil taraf örnek ve kalıp ittihaz edilerek aynen yapılmalıdır. Hem daha güzel ve da- ha iktisadî olacaktır. Bunu yarım yamalak tamir etmek de Edirneyi ve onun Türk milletinin kalbindeki yerini mühimsememek demektir. Atom devrinde yaşıyoruz. Bugün başkent ile bir serhad şehrinin mesafe ve önemi bakımından fark yoktur diyen ve Edirnenin bu cihetle ihmal edilmemesini söyliyen bir arkadaşımız gibi bizim bunu istemek hakkımızdır. Köprü mademki yapılacaktır. Aslı gibi ihya edilmeli ve Mimar Kemaleddinin bu ma- kalemin içine aldığım sözleri bir direktif mahiye- tinde telâkki edilmelidir.
(Resim 1) St. Euphemia'nın plânı
S T . E U P H E M t A M A R T Y R Î O N ' U (1)
SON SENELERDE MEYDANA ÇIKARILMIŞ OLAN BU TARİHİ ESERİN AKIBETİ NE OLACAK?
Yazan: Riistem Duyuran
İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdür Muavini
İstanbul adliye sarayı proje müsabakası şart- laşmasına istinaden, bu müsabakaya ait bazı mad- delerin aydınlatılması hususunda «Müsabaka ha- zırlama komisyonu» tarafından yapılan bir açık-
1 — Burada mâbet, kilise veya türbe (mosole) kelime- lerinden birisini kullanmayıp doğrudan doğruya (martyrion) kelimesini almamızın sebebi, Bizanslıların bu kelime ile nev'i şahsına münhasır, yani hem mosole hem de kilisa v a - zifesini gören bir mâbet tipini ifade etmiş olmalarındandır.
Din uğrunda şehit edilmiş bir aziz veya azizenin ismini taşıyan martyrion'lar, ya binaya ismini veren aziz veya azi- zenin kabri üzerine inşa edilir, yahut da inşa edildikten son- ra aziz veya azizenin bakiyyei izamı buraya nakledilirdi. St.
Euphemia martyrion'umın bu sonuncu kısma dahli olduğu- nu yukarıda göreceğiz.
lamanın üçüncü maddesinde: «St Euphemia kilise harabesi tamamiyle kaldırılacak, bu kısım da yeni yapı arsası olarak kullanılacaktır» denildiğinden, bu tarihî bina hakkında - elimizdeki kaynaklara dayanarak - okurlarımıza bilgi vermeyi ve binanın kaldırılmasının yerinde olup olmadığı hakkındaki düşüncelerimizi belirtmeyi faydalı buluyoruz.
Kazıya nasıl başlandı ve ne bulundu?
1939 senesinin Kasım ayında, Atmeydanınm kuzey-batısmdaki hapishane binası yıkıldığı esna- da, üzerlerinde fresk parçaları bulunan bazı bizans duvarları meydana çıkınca arkeoloji âleminin dikkat nazarı bu saha üzerinde toplanmıştı. Bir müddet sonra, Istanbulun Bizans devrindeki to-
/
Duvarlarda fresk bakiyeleri
poğrafyası hakkındaki çok kıymetli etüdleriyle şöhret kazanmış olan A. M. Schneider, burasının St. Euphemia'ya ait martyerion olduğunu açıkla- yan bir etiid neşretti (2). Nihayet, bu sahada ilmî kazılar yapılması hakkında Alman arkeoloji ensti- tüsünün İstanbul şubesi tarafından girişilen teşeb- büse hükümetimizin müsait cevap vermesi üze- rine kazıya başlandı. A. M. Schneider ve R. Nau- mann'ın nezaretleri altında 6 Ağustos 942 tarihin- den 5 Aralık 942 tarihine kadar devam eden bu ka- zıda, komiser olarak yüksek mimar S. Çetintaş bu- lunmuştu. Kazının devamı sırasında türkçe iki ma- kale neşredildi (3). Bilâhare hâfirler de kazıdan elde edilen neticeleri ilmî mecmualarda yayınla- dılar (4).
2 — Bak: Archaeologische Anzeige, 1941, 296 ff.
3 — Sedat Çetintaş: Atmeydanı hafriyatı: Sainte Euphe- mia mâbedinin önemi, Cumhuriyet gazetesi, 16/10/912.
A. M. Schneider: Arkeoloji tetkikleri: Atmeydamnda or- taya çıkarılan St. Euphemia kilisesi, C. gazetesi, 13/11/912.
4 — A.M. Schneider: Das Martyrion der Hl. Euphemia beim Hipodrom zu Konstantinopel, Byzantinische Zeitschrift, Band 42, S. 178 ff.
R. Naumann: Das Martyrion der Hl. Euphemia zu i s - tanbul, Forschungen und Fortschritte, 1943, S. 213
Kazı sahası, 4-5 metre yüksekliğinde moloz yığıntısı ve muahhar devir duvar kalıntıları ile kaplı olduğundan hafriyat, oldukça güç şartlar al- tında yapılmıştı. Fakat neticede, martyrion ta- mamiyle meydana çıkarıldığı gibi, civarındaki sa- hayı ilgilendiren topoğrafik bir çok soruların da cevaplan verilmiş oldu,
Martyrion'un esas plânı, beş kenarı yarım da- ire şeklinde absitler've altıncı kenarı da bir niş va- sıtasile tevsi edilmiş muntazam bir hexagone'dan ibarettir. (Res. 1). Niş ile buna mücavir olan absit- ler arasında ise yuvarlak küçük mahaller mevcut- tur. İlk giriş nişte bulunuyor ve buraya yarım da- ire şeklindeki bir portikten geçilerek giriliyordu.
Binanın doğu tarafındaki duvarları hemen ta- mamiyle yıklımış iseler de batıdakiler (5) metre yüksekliğe kadar muhafaza edilmişlerdir. Bu du- varlar, birbirine kurşunla tutturulmuş demir ke- netlerle bağlı ve iyice yontulmuş büyük kalker bloklarından mşa edilmiş olup ayrıca tuğla kuşak- larla da tarsin edilmişlerdir. Binanın üst kısmı, ya- ni kubbe ve yarım kubbeler, ise tamamen tuğladan yapılmıştı.
Umumî inşaat tekniği ve kazı esnasında bina dahilinde bulunan takriben üç yüz adet tuğladaki damgaların tetkikinden anlaşıldığına göre burası, beşinci yüzyılın başlarında ve bir defada inşa edil- mişti. Ancak beşinci yüzyılın başlarında kurulmuş olan bu bina hemen martyrion olarak kullanılma- mıştır. Filhakika kuzey-doğudaki absid'in içinde bulunan bir su kanalı - sonradan kapatılmıştır - ve hâfirlerin orta kısmın döşemesi altında yaptıkları incelemeler, binanın evvelâ bir hamam veya bir nevi nympheum olmak üzere inşa edildiğini gös- termektedir.
Bu hamam veya Nympheum'un St. Euphemia martyrion'una kalbedilişi yedinci yüzyılın başla- rında vukuibulmuş olması lâzımdır. Zira 307 se- nesinde idam edilen St. Euphemia, Kadıköyde, yanında meşhur Kadıköy ruhanî meclisinin top- lanmış olduğu bazilika bulunan yuvarlak bir bi- nada gömülü idi ve bakiyyei izâmı ancak impa- rator Heraklius I. (610-641) zamanında, Pers teh- likesi sebebiyle, Hipodrom yanındaki kiliseye nakledilmişti (5).
Binanın aldığı yeni vazife sebebiyle bazı de- ğişiklikler yapılması zarurî olmuştu. Bu kabil- den olarak dörtgen şeklindeki nişte bulunan met- hal kapatılarak, batı tarafındaki absitte, kilise mihverinde olmak üzere, yeni bir kapı açıldı. Do-
5 — Schneider; binanın daha beşinci asrın ikinci yarı- sında «bir martyrion» a çevrildiğini söylüyorsa da Nau- mann, bundan bahsetmiyor. Binanın, St. Euphemia marty- rionuna kalbedilmeden evvel bir kilise haline sokulması k a - bilse de, yukarda arzedilen sebepten ötürü St. Euphemia martyrion'u olarak kullanılması, ancak yedinci yüzyılın baş- larından itibaren mümkündür.
ğudaki absitte ise rahip sıraları ile «choeur» vü- cuda getirildi. Kazı sırasında, bu kısımda, lâhit şeklinde olup içinde azizenin bakiyyei izamının saklandığı zannedilen mezbahm izine tesadüf edil- diği gibi bir çok mimarî parçaları da ele geç- miştir. Bunlar içinde üzerleri dört köşe ve yuvar- lak porfir ve trahitten gömme levhacıklarla süslü sütunlar bilhassa nazarı dikkati çekmektedirler. , Bu şekilde süslü sütunlara şimdiye kadar Bizans- ta tesadüf edilmemiştir. Bunlardan bir tanesi hâ- len kazı mahallinde bulunuyor, mütebakisi ise di- ğer kaıbili nakil malzeme ile birlikte Ayasofya mü-
zesine nakledilmiştir.
Fakat kazının esas kıymetini arttıran unsur- lar, bu önemli mimarî buluntulardan ziyade ele ge- cen fresklerdir.
1939 senesinde ilk resimlerin bulunduğu batı absidinde, kazı tamamlandığı zaman, azizenin acık- lı ve efsanevî hayatını (6) tasvir eden 14 tablo- dan mürekkep bir seri fresk meydana çıkarılmış oldu. Birbirinden geniş bantlarla ayrılan bu tab- loların sekiz tanesi iyi bir tarzda muhafaza edil- mişse de diğerleri maalesef büyük tahribata uğra- mışlardır. Tablolarda şu sahneler tasvir edilmek- tedir: Azizenin doğuşu; azize dostları arasında;
azize, prokonsül Priskos ve Ares rahibinin huzu- runda; azize işkence çarhına götürülüyor; Viktor ve Sosthenes ismindeki askerler iman ediyorlar;
iki asker vahşi hayvanlara atılıyorlar; azizenin Ka- dıköy ruhanî meclisinde gösterdiği mucize; azize- nin işkence çarhma gerilmesi; Deniz canavarlarına atılması; kurt ininden geçişi; kırbaçlanma sahne- si; destere ile kesilmesi; stadvomda arslan ve ayı-
lara atılması ve nihayet ebeveyni tarafından gö- mülmesi...
Resim 2. de bir örneğini verdiğimiz tasvirler, realist bir üslûpla ve çok canlı bir şekilde vücuda getirilmişlerdir. Yapılış itibariyle dokuzuncu yüz- yılın sonu veya onuncu yüzyılın başlangıcına ait olmaları muhtemeldir. Bu devirden kalma malze- me pek mahdut olduğundan fresklerin tarihî kıy- meti bir kat daha artmaktadır.
Bu gruptan başka 11., 12. ve 14 cü yüzyıllara ait bazı freskler de meydana çıkarılmıştır ki baş- lıcalan şunlardır; Batı absidi ile müstatil niş ara- sındaki köşede aziz Georg ile Demetruis'un tasvir- leri, müstatil niş içinde, Kızılırmak nehrinin buz- ları üzerinde dondurularak öldürülen Sivaslı (40) din şehidini musavver tablo, güney-doğu absidinde, sonradan inşa edilmiş olan kemerli bir mezar için- deki tasviri..
Kazıdan sonra, fresklerin bulunduğu kısım muhkem bir şekilde inşa edilen ahşap bir bina da- hiline alınarak tablolar haricî tesirlere karşı ko- runmuşlardır.
St. Euphemia martyrionunun ne zaman tah- rip edildiği bilinmiyorsa da hâfirlerin kanaa- tince, bina, 16 ncı asrın sonuna kadar ayakta
durmakta idi ve ancak bu devirde, malzeme temi- ni maksadile yıktırılmış olmalıdır (7).
6 — Sayın Çetintaş, yukarda adı geçen makalesinde azi- zenin efsanevî hayatı hakkında yeter derecede bilgi verdi- ğinden onları burada tekrarlamayı doğru bulmadık.
7 — Sultanabmetteki Tapu ve Kadastro binasmın arka avlusunda (Ser verip sır vermiyen Server dede) namiyle a - mlan bir yatırın baş ve ayak ucundaki taşlar yukarıda sözü geçen oymalı sütunlardan yapılmıştır. Baş ucundaki sütuııun
Ev b u h r a n ı n ı n İ l h a m e t t i ğ i k a r i k a t ü r l e r :
getirdim.
(Yunan karikatürü)
Yukardaki kısa izahattan anlaşılacağı üzere St. Euphemia martyrionuna ait kalıntılar, ilim, ta- rih ve sanat bakımından Ibüvük önemi haizdir- ler. Buniarı tahrip etmeden başka bir mahalle nak- letmek kabil midir?
Bu soruyu bizantolog Profesör Whittemore, müze müdürlüğüne hitaben 1/10/942 tarihinde yaz- dığı bir mektupta «evet» diye cevaplandırıyor ve bu hususta bir çok bilginler tarafından yerlerinden sökülüp başka mahallere nakledilmiş çeşitli eser- leri misal olarak gösteriyorsa da, biz şahsen, bu- nun pek te mümkün olamıyacağı kanaatindeyiz.
Zira sayın profesörün ileri sürdüğü gibi taşları te- ker teker söküp duvarları başka bir mahalde yeni- den inşa etmek kabil olsa bile çoğu ve en önem- lileri ancak 0,5-1,5 santimetre kalınlığındaki sıva üzerine yapılmış olan freskleri büyük kayıplara uğratmadan nakletmek imkânsızdır. Bu sebeple bu tarihî âbidenin bir avlu içine alınmak veya üzeri örtülerek bir mahzen haline getirilmek suretiyle yerinde ve olduğu gibi muhafaza edilmesi en uy- gün hareket tarzı olacaktır. Kaldı ki, burası, adliye sarayının muazzam gövdesi içinde pek küçük bir yer işgal edeceğinden binaya da bir zarar vermiş olmıyacaktır.
orta kısmındaki tarihe göre, taş buraya (1180) tarihinde di- kilmiştir. Buna nazaran sütunlar, ya martyrion'un tahribin- den sonra bir başka mahalle nakledilmiş ve sonra mezar ta- şı olarak kullanılmıştır, yahut da martyrion harabesi onse- k izine i yüzyılın ortalarında henüz tamamiyle molozla örtül- memiş bulunuyordu Bu hususta hâfirlerin raporunda bir kayda tesadüf edemedik.
— Karıcığım, müjde; bugün bir kalas daha temin ede- bildim.
(Colliers) den:
M a l z e m e ve Tekni< :
B E L Ç İ K A D A H A Z I R E V L E R
Yazan: R. TERNEU
Tercüme eden: Y. Mimar Halûk Togay
(Techniques et Architecture) dergisinin 1946, 5 - 6 ncı sayısından:
Prese edilmiş madenî levhalardan bir ev tipi
Belçika İkinci Dünya harbinden 325.000 zarar görmüş bunlarm içinden 48.000 tanesi tamamiyle harap olmuş ikametgâhla çıkmıştır.
Bundan maada Belçikada yedi seneden beri inşa faaliyeti de durmuştur ki, bu da yapılama- mış olan 100.000 ikametgâh demektir. Bu ha- le nazaran Belçika yakın bir istikbalde en aşağı 150.000 ev kurmakla mükelleftir.
Yapılacak iş çok olunca karşımıza işçi dâvası çıkmaktadır. Meseleyi bu cihetten tçtkik edersek 1938 de bina sanayiinde çalışan 140.000 ehliyetli işçiden 1946 tarihinde ancak 68.000 işçi kaldığını tesbit ediyoruz.
Demek malzeme meselesi hiç nazarı itibara alınmasa bile bu programın gerçekleşmesi an'ane- vî inşa tarzları ile imkânsızdır. Bu sebepler ile Belçika Mesken ve İkametgâh Millî Enstitüsü İda- resi Brükselde hazır ev temayüllü bir şantiye ser- gisi kurmuştur.
Hazır ev nedir?
Goditiabois «De la chaumiere â la maison prefaıbriquee» adlı eserinde hazır evi söyle tarif eder: Bir bütünü teşkil edecek olan elemanların yerlerine kolaylıkla muğlak makinalara ve ihtisas sahibi işçilere ihtiyaç hissettirmiyecek şekilde iyi-
ce etüd edilip bir fabrikada hazırlanması ve şanti- yede kurulmasıdır.
Hazır ev bir dereceye kadar bütün Avrupanm açığı olan ihtisas sahibi işçi meselesini halletmek- tedir.
İngilterede 80 m2 bir evin inşası için 2.050 sa- atlik ihtisas sahibi işçinin emeğine ihtiyaç olduğu aynı sahada bir hazır ev için ise ancak 960 saatlik bir emeğe ihtiyaç olduğu kaıbul edilmektedir.
Fransada bay Marini yeni hazır ev usulleri ile bu miktarın % 10 ilâ 20 bir tasarrufun imkân dahilin- de olduğunu ileri sürmektedir. Eğer bütün bina elemanları fabrikada imal edilirse ihtisas işçiliği asgari hadde inebilir; ve bu fabrika elemanlarını kurabilecek işçiler kolaylıkla yetiştirebilir. Go- distiabois (belki bir hazır ev devrini yaratmakta- yız. Seri imalât sayesinde standart elemanlar stok edilecek: ;malzeme ihzaratı ile binanın kurulma- sındaki zaman kazancı mesken buhranı hallini ko- laylaştıracak; daha ucuz fiyat ve daha büyük ra- hatlık temin edilecektir.) demektedir.
Amerikalılar en şiddetli yağmurlara bile mu- kavemet eden 2.500 Belçika frangına mal olup 59 dakikada kurulan mukavva evler iıışa etmektedir- ler, bu nevi evler belki şayanı dikkat birer hal su- retidir, fakat hazır ev dâvasında kurulan ev şayanı dikkat olmaktan ziyade bize sert malzemeyle ya- pılmış olan eski meskenlerimizin rahatlık ve alış- kanlığım verebilmelidir.
Evvelâ kısa olarak muhtelif memleketlerde tatbik edilmiş olan hazır evleri gözden geçirelim.
Kolaylıkla izah edileceği üzere kullanılan malzeme her memlekete göre değişmektedir. Meselâ Kanada, Kaliforniya ve Finlândiyada hâkim inşaat malze- mesi ahşaptır. Rusyada standart olarak yapılmış olan çift taraflı ahşap panolarla Pavlow tipi evleri 40 işçili bir ekip 30 saatte kurmaktadır. Bu evlerin hacmi 73 nv\ ağırlığı 100 m2 lık bir saha için 219
ton, kıymeti ise 27.000 rubledir. Bu tip evlerde 4 ilâ 5 kişilik bir aile oturabilmekte ve mutfağı iş gö- reni lüzumsuz yere yormıyacak bir şekilde tertip-
lenmiştir. İngiîterede ise alüminyumdan yapılan madenî evlerin inkişaf ettiğini görmekteyiz. Bu tip evlerden 1946 senesinin şubat ayına kadar 4.000 adedi yalnız Londraya münhasır olmak üzere 20 bin ev kurulmuştur. Bu tip evler haftada 500 adet olmak üzere imal edilmektedir. Bu evler 5 bölmeli ve 1.000 sterlin kıymetindedir,
" 1939 da Hollandada .mevcut 100 evin 6 tanesi tamamiyle metruk ikametgâhların %25 ise pislik ve eskilik bakımından normal bir mesken olmaktan çok uzaktı. Bu sebep- ten dolayı Hollanda bir mesken siyaseti tutmak, mesken bekliyen bir buçuk milyonluk bir kütleye 300.000 kadar ikametgâh kurulmasını gerçekleştir- meye mecbur olmuştur.. Hazır ev olarak Hollanda- da çelik iskelet ve etrafı yeni bir usule göre çok yüksek bir tazyikle sıkıştırılmış saman levhalarla kaplanan «kutu» şeklindeki bir tip te inkişaf et- miştir. Bu standart elemanların eb'atları 3X3 met- redir. Bu usulün bir faydası ileride istenildiği ka- dar oda ilâve edebilme imkânıdır.
Finlandiya hazır evleri ahşap bölmelerden ortalarında 45 derecelik kutranî ve birbirlerine amut olmak üzere üç katlı ahşap levhalardır. Her kat ahşabın arasına çok müessir tecrit maddeleri konmuştur. Esas tecrit malzemesinin kalınlığı 6 sm. dir ve 81 sm. bir kagir duvarın tecridine teka- bül etmektedir. Bu evler ya birkaç katlı veya tek katlıdırlar. Aşağı yukarı 25 m2 ve 15.000 kg. ağırlı- ğmdaduiar. Bu tip evler bir çok senelerdenberi ahalisinin % 80 ni ahşap evde ikamet etmekte olan Finl&ndıyada denenmiştir.
Hazır Fransız evlerinden daha salâhiyet sahi- bi kimseler bahsettiklerinden bu hususta hiç bir şey söylemeden doğrudan doğruya Belçikadaki hazır evler bahsine geçiyorum:
Goditiabois'ya göre hazır evler heyeti .ımu- miyesiyle şu üç safhadan geçmektedir;
1. —• Plânın yaratılması.
2. — Bir nümune tipin gerçekleşmesi, 3. — Seçilen tipin sanayileştirilmesi.
Şurasını ilâve etmek lâzımdır ki, hazır ev sa- nayii merhalelerinin ikinci safhasını aşmış bulun- maktadır ve birçok nümune tipler yaratıcılarına şeref vermektedir. Bunların birer numuneleri Brükselde Cinquantenaire parkında teşhir •edil- mektedir. Belçikadaki hazır evler ahşap, beton , ve madenden imâl edilmektedir. • •
Sayfiye tipi biı- ikametgâh: Mimar Vestel
Ahşap ev Ahşap evin iyilikleri şunlardır:
1. — İnşasmdaki sadelik.
2. — Kurulmasındaki çabukluk.
3. — Sökülmesinin mümkün olması.
Ahşap bir evi muvakkat olarak oturulan ma- hal olarak telâkk, etmemelidir. Ahşap ev mükam- mel surette daimî bir mesken olabilir, bu hususu Finlândivalılar, Norveçliler ve diğer Şimal mem- leketler ahalisi tamamiyle teyit etmektedirler.
Ahşap bir ev uzun müddet dayandığı gibi s«s ve hareket tecridi meselesini de kendi kendine hal- letmektedir. İsveçin gerek şehir ve gerekse köy ikametgâhlarının % 90 m ahşaptır ve bugün dahi normal olarak oturulan XVII, asır evleri mevcut- tur.
Bu günkü teknik ahşap elemanların imalâtını sterlizasyon ve mekanik kurutma usulleriyle geliş- tirmiştir. Ahşabı standart bir hale sokmak bütün diğer sahalarda olduğu gibi elemanların mesut bir birleşimini sağlayacak olan pencere, kapı, bölme, levha... v.s. lerin eb'admı tespitine bağlıdır. Ahşap, sıcaklığı iyi muhafaza eder; cidarlar ısınınca sıcak- lığı teksif ettiği gibi sıcak dalgalarını da aksettirir.
Ahşap dahilî sıcaklığı muhafaza ettiği gibi haricî soğukluğu da iç kısımlara zorlukla nüfuz ettirir.
Ahşap teneffüs eden bir malzeme olduğu için da- hilî sıcaklığı teksif ettirir. Nihayet ahşap ikamet- gâhları yangın tehlikesine karşı yanmaz bir hale koymanın imkânı bugün mevcuttur. Finlândiya- daki ahşap evler yangına karş-. on sene garanti edil- miştir.
Bclçikada ahşap malzemeyle imal edilmiş nü- mune tiplerin esas elemanını iki cidarı arasında tecrit edici bir karton bulunan dış cidarı ?X4 iç cidarı ise 5X8 sm. olan tahtalardan müteşekkil lev- halardır. Çift bölümlü bir ev on iki kişilik bir işçi grupu tarafından on iki günde kurulabilmektedir.
Sissfes
«Bînobel» ev tipi, çelik saçtan mamul
Evlerin aksamı faibrikach çift ev olarak altı günde hazırlanabilmektedir. Bu tarzdaki birçok evler ka- zazedeler için inşa edilmiştir.
Ahşap malzemenin bir diğer kullanış tarzı da dış tarafı çimentolanmış iç cidarı ise rendelenmiş, şekillendirilmiş parkeden olmak üzere çift taraflı levhaların kullanılmasıdır. Bu yeni tekniğe gc're tadü edilmiş 1941 den evvelki devre ait bir usul- dür. Hali hazırda bu tarzda 7.000 ev kurulmuştur.
Harareti muhafaza 30 ilâ 35 sm. kâgir duvarla bir mukayese temin edebilecek surette tecrit malze- meleriyle elde edilmiştir. Döşeme ve tavan ahşap kirişlere geçirilen veya çivilenen ve kolaylıkla değiştirilebilen levhalardan müteşekkildir.
Çatı Örtüsü eternit, kiremit, arduvaz veya "bi- tümii kâğıttır, fakat çatı tip olarak daima iki sa- t'hlı beşik çatıdır. Hazır ahşap evler 54.000 ilâ 215 bin Belçika frangı arasında tahavvül etmektedir.
Madeni ev
Bundan 15 sene evvel mimar Urbaiıı Cassan şöyle diyordu: «Madenî ev bambaşka verimleri olan muhayyilelerin meyvası değildir, onun pren- sip ve görünüşleri mantıkî ve haizi kıymettir. Geç-
Ahşap çatılı bir cv tipi «Termulithe»
miş zaman denizcileri nasıl çelik gemilerden bah- sedilmiye başlanınca irkilmişlerse, ev ve çelik ke- limelerinin birleşmesi de ayni endişeyi doğurmuş- tur.»
Cemiyetin 'bu tepkisi sadece çeliğe münhasır değildir, tabiatın istihale kanunu her yeni usul ve- ya malzemeyi evvelâ eski sureti hallere intibak ettirir. Yeni usul veya malzemenin aklî olarak benliğini bulabilmesi ancak eski temayüllerden yavaş yavaş sıyrılmasiyle mümkündür.
Birçok senelerdenberi Amerikalılar «gratte- ciel» inşaatları için çeliğe itimat etmektedirler. Bu inşaat şimdiye kadar hiçbir mühim ânza göster- memiştir.
Umumî olarak madenî imalâtın faydaları şun- lardır: Hafiflik, ölçülerde kat'îlik, fabrikada seri halinde büyük bir imalât. Elde edilen dakikliğin- den dolayı maden standart malzemelerin en tekâ- mül etmiş bir safhasını gösterir.
Tamamiyle çelik bir evden hem daha çabuk bir inşaat ve hem de nisbî olarak daha ucuz bir ma- liyet fiyatı elde edilebilir.
Tamamiyle çelik bir evden hem daha çabuk bir inşaat ve hem de nisbî .olarak daha ucuz bir maliyet fiyatı elde edilebilir.
İkametgâh bakımından mevcut bir çok mo- deller çeliğin ev sanayiinde kullanılmasındaki isa- beti ispat etmiştir. Lüks yolcu vapurları hep çelik- ten mamuldür, bununla beraber yolcular kama- ralarında ikamet ederlerken tıpkı eski ahşap ge- milerde seyahat edenler gibi hiç şikâyet etmemek- tedirler. Fazla olarak malzeme maden oıluııca ima- lâtta en mükemmel ve en kötü bir yardımcı elan makina iş sahasına girer, Makina elişçiliği sıkıntı- sına cevap verdiği için, beşeriyete yardım eden ve meskenlerimizin maliyet fiyatını indiren bir âmil- dir.
Belçikadaki madenî evlerden iki temayül te- zahür etmektedir. Bunlardan birincisi dolğu kıs- sımları herhangi diğer bir malzeme ile doldurul- muş madenî iskelettir. Bu tiplerden biri standardi- zasyonu o kadar ileri götürmüştür ki, evin esas ak- samı madenî levhadan elde edilmiş bir U dur.
Uzunluğu tespit edilmiş olan U 1ar birbirleriyle birleştirilir veya çift olarak kullanılmak sureti ye mukavemeti artırılır. U nun üzerinde normal bir montajın bütün giriftliklerini karşılayan ve kolay- ca bağlantıları temin eden delikler mevcuttur. Bü- tün ikametgâh tipleri bu metot sayesinde inşa edi- lebilir. Bir kere madenî karkas U larla meydana getirildikten sonra dikmeler arasına tuğladan taz- yik edilmiş ahşap ve çimentoya kadar çeşitli dolgu malzemesi kullanılabilir. Dış cidarlar iskelete ta-
kılmış boyanınış madenî levhalardan teşkil edi- lebilir.
İkinci temayülde evin tamamiyle çelikten imalidir, duvarların, tavanın, Kapı ve pencrelerin hattâ mobilyanın bir kısmının dahi madenî olma- sıdır. Bina «blok» olarak gerçekleşir, her blok ku- rulacak evin bir bölümü olduğundan tamamiyle tespit edilmiş bir mahiyeti vardır, mutfak bloku, yatak odası bloku, yemek odası bloku v.s. gibi.
Bloklar ya hususî kamyon veya demir yolu vasıtasiyle taşınır, şantiyeye getirtildikten sonra kurulması birkaç saatte icra olunur. Kurma husu- sunda son harpte orduların kullandığı vinçlerden faydalanılmaktadır. Bu evler merkezine kon- muş sıcak hava kaloriferi sistemiyle kışın ısıtılıp yazm soğutulmaktadır. Döşemeler, duvarlar ve ta- vanlar hususî malzemelerle tecrit edilmişlerdir.
Subasmanlar hazır betonarme aksamdan müteşek- kil olup bloklar?, tamamiyle intibak ederler. Be- ton radye şeklinde olursa, radye döşemeyi teşkil
eder ve döşeme diğer bir malzeme ile de örtüle- bilir.
Madenin hava tesirlerinden bozulmaması için çareler aranmış ve bu husus muhtelif tiplerde aşa- ğıdaki şekilde halledilmiştir:
1. — Bütün madenî aksam dikkatle hadde bakiyelerinden temizlenmiş ve taztikle kum püs- kürtmek suretiyle sathı düzgünle ti imi ş ti r.
2. — Saç levhaların iç tarafta kalan satıhları bütün esası üzerine kurulmuş hususî bir boya ile boyanmıştır.
3. — Saç levhaların haricî satıhları iki kat kurşun miniumla boyanmıştır. Levhaların altla- rı metali ze edilerek ilâve bir koruyucu hassa ka- zanmıştır,
4. — Bütün profilli saç aksam gerek çatı pro- fili ve gerekse pencere, kapı, dere... v.s, gibi kısım- lar boyanmadan önce metalize edilmiştir.
Bu evlerin fiyatı umumî olarak 150.000 ilâ 225.000 Belçika frangı arasındadır; fiyatlar gerek dahilî ve gerekse haricî bağlantıları ve inşası bakı- mından tahavvül etmektedir.
Beton ev
El işçiliği sıkıntısı, şantiyede dökülen beton- armenin yüksek maliyeti ile kalıp tahtalarının yokluğu, inşaatçıların ilk fikirlerini değiştirmiş ve fabrikalarda seri halinde hazırlanabilecek standart beton aksamları imâl etmek cihetine yöneltilmiş- tir; Hazır aksamların en eskisi muhakkak ki, tuğ- ladır ve evlerin hazır bir aksamını teşkil etmiştir.
Fakat tuğlanın eb'adı küçüktür, bugün ise aradı-
ğımız inşaat aksamları mümkün olduğu kadar bü- yük eb'adda imâl edilebilmelidir. Yani malzemenin hazırlanma kuruma ve kullanma zamanı mal sa- hibi lehine mümkün mertebe kısalmalıdır. İnşaat- çının yapmın ihtiyacına göre talep edeceği şekil ve profilleri verebilecek surette hazırlanmış kalıp- lar, betonu sıkıştırmak için kullanılan mikro ihti- zaz gibi teknikler bütün bir kütlede mütecanis ola- rak yaydmış bir mukavemet yarattığa giıbi aynı za- manda kütlenin ağırlığı ile kalıpların tıkanmasını azamî surette azaltır. Kuıllanılan betonun azalması bu gün nazarı itibara alınması lâzım gelen maden kömürü sarfiyatım da azaltır.
Hazır beton evler gerek blok halinde gerekse levha halinde hazırlanır. Levhalar betonar- me sütunlar arasına geçme olarak takılırlar. Bu lev- halar yük taşımaz ancak kendilerini taşırlar. Bu levhalar harareti muhafaza ettikleri gibi çok mü- nakaşa edilmiş olan duvarların teneffüsü proble- mini de hallederler. Belçika için çok miktarda çi- mento kullanmak bir yıkım değildir, Belçikanm imarı meselesinde çok miktarda beton kullanıl- ması düşünülmektedir.
Bu esas üzerine kurulan nümune tiplerin esas malzemesi ihtizaz etmiş betondur. Dış cidarlar be- ton-direkler arasına tespit edilmiş ihtizaz ettiril- miş beton levhalar iç bölmeler ise içi boş Bims be- tonundan mamul levhalardır. Bu tip evler birer pavyon halindedir, İç kısımda kullanılan levhala- r m iç boşlukları devamlı ve müdevverdtr. Dış ta- raftaki alt levhalar katranla tıla edilmiş ve pav- yonun subasmanmı teşkil etmiştir. Dış cidarlar di- rekleri belli etmivecek surette yerleştirilmiştir.
Bir kat açık renk bir boya binalara hitamından son- ra sürülmüştür. Bu standart tip evlerin inşası aşa- ğı yukarı bir ay sürmektedir.
Bu tiplerden maada blok olarak inşa edden beton hazır ev nümune tipleri de mevcuttur. An- anevi inşaata nazaran boşluklu (betonun fayda- lan şunlardır:
1. — Kullanılan boşluklu betonun metr-2 mi- kâp ağırlığı 780 kg. olmasına mukabil tuğlanın metre mikâbı 1800 kg. dır demek arada % 55 bir hafifleme mevzuulbahistir. Bu hafifleme hem nak- liyat ve hem de temel bakımından faydalıdır,
2. — Şantiye işçiliğinden % 80 miktarında bir azalmayı sağlar..
3. — Teshin masrafından % 40 bir tasarrufa imkân verir.
4. — Kurulan k'âgir inşaatın metre mikâbın- da ise %3Q bir tasarruf .temin etmektedir.
Sütunlar arasına levhalar , takmak veya ev-
yelce -hazırlanmış blokların birleştirilmesi olan bu iki ev tipine muhtelit Ibir tip de ilâve edebiliriz.
Bu son usulde kullanılan malzeme gerek gev- rek veya yumuşak, ve gerekse mesamî veya gayri mesamı olsun gaye malzemedeki hava kabarcıkla- rının mikdarı şariyet mikdarını verecek nisbetten büyük olmasıdır. Bu suretle hazırlanan malzeme- nin ateşe karşı bir miktar muafiyeti vardır. Ses geçirme hassası hemen hemen tuğlanınkine yakın- dır. Şiddetli yağmurlarda dahi şariyeti yoktur.
Kireç veya çimentonun bu malzemeye yapışma kudreti tuğlanınkine kat kat faiktir. Güneşe nazır tuğla evler hararetlerini yavaş yavaş arttırırlar ve yazm bu nevi evler tanammülfersâ olur, hararet güneş battıktan sonra bile muayyen bir zaman kalır. Bu hal yukarıda zikrettiğimiz malzemede mevcut değildir.
Dış cidarlar tabiî taş veya arzu edîleıı tesiri veren ihtizaz ettirilmiş malzemeden müteşekkil olmasına rağmen iç cidarlar 5 parmak kalınlığında profilli bir saç çerçeve içine dökülmüş hususî bir beton olup hem taşıyıcı ve hem de tecrit edicidir.
Bu çerçevenin hedefi malzemeye bir kalıp teşkil et- mek dılıları korumak, bükülme an'anelerine karşı koymak ve madenî iskelete bağlamayı kolayca te- min edebilmektir. Dış cidarlar iç cidarlara paslan-
mıyan madenî kenetlerle devamlı olarak bir buçuk parmaklık bir boşluk teşkil edecek surette bağu lanmıştır.
İmalât ve kurulmasındaki mülâyemet ve ça- bukluk bakımından maada gerek hariçte ve gerek- se dahilde harçların bu usule göre hemen tama- miyle ortadan kalkması bu evleri kurulur kurul- maz ikamete salih bir hale getirmektedir. Yeni in- şa edilmiş bir evin rütubeti daima zararlıdır. Nor- mal olarak an'anevî malzeme ve usullerle inşa edil- miş bir evin kuruması ise en aşağı bir sene sürer.
Netice olarak görüyoruz ki, gerek demir ge- rek ahşap veya gerekse betondan olsun hazır ev- lerin yerinde aynı malzeme ile inşa edilen evlere nazaran birçok faikiyetleri vardır. Malzemenin ter- cihi tabiatiyle memleketin ekonomik ve iklim şart- larına göre tesbit edilmelidir.
Eğer Belçikada inşaatçılar üç malzemeye is- tinat ederek metodlarmı geliştirdilerse bu Belçika- nın ahşap bir dereceye kadar hariç kâfi miktarda demir ve çimento istihsal ettiğindendir.
Her memlekette mesken meselesini halletmek için en başlıca şart çabuk ve iyi inşaat yapmaktır.
Bunun için de kurulan fabrikalarda iptidaî mal- zeme sıkıntısı çekilmemelidir, aksi halde fabrika imalâtında edilen kâr zayi olur.
( Raş rarafı 6 5 i n c i s a y f a d a ) 1 3 — 3 1 0 9 :
Bu proje mimarî bakımdan olgun görülmedi.
Birinci elemede terkedildi.
1 4 — 2 4 :
Vaziyet plânı ve avlulu plân iyi. Caminin üç katlı gövde kısmı dış ve iç tesiri ve umumî kompo- zisyonu bozuyor. Şerefeler nisbetsiz. Son elemede terkedildi.
J ü r i r a p o r u n a e k :
18.2.947 tarihinde saym Ankara Valisinin baş- kanlığında toplanan Jüri heyetimiz, Ankara Yeni- şehirde yapılacak camiin projelerini inceleme işini bitirerek raporunu tanzim ve imza etmiştir.
Heyetimiz huzurunda bu rapora göre açılan 6 projenin rumuz ve sahiplerinin aşağıdaki zevat- tan mürekkep olduğu anlaşılmıştır:
Not: (Asım Kömüreüoğlunun şahsî temennisi)
1 inci mükâfatın kaldırılması yüzünden mükâfata dahil olamıyan (EKıygu) ve (30946) rümuzlu projeler mansiyon k a - zanan diğer iki projeden daha üstündür. Bu itibarla bu iki projenin ayrıca mükâfatlandırıl m ası temennisindeyim.
2 nci mükâfat: (4331) rümuzlu prqje;
Y. Mimar Ali Saim Ülgen, Y. Mimar Orfıan Alnar 3 üncü mükâfat: (218) rümuzlu proje:
Y. Mimar Sırrı Bilen
Mansiyon: (9. II. Teşrin) Rümuzlu proje:
Y, Mimar Ali Saim Ülgen, Y. Mimar Bedri Gökten Mansiyon: (9. II Teşrin) Rümuzlu proje:
Y. Mimar Rahmi Bediz, Y. Mimar Vahdet Dobra Mansiyon: (30946) rümuzlu proje:
Y: Mimar Sami Arsev, Y. Mimar Istepan Aratan Mansiyon: (Saat) rümuzlu proje:
Y. Mimar Muhittin Güven, Y. Mimar Muhittin Binan
İ m z a l a r
Y A P I Y O L L A R K A N U N U V E T A L İ M A T N A M E L E R İ
H İ Ç E M İ S A Y I L I Y O R !...
Şehirde, her gün türlü sürprizlerle karşılaşıyoruz!
Şahsın hasis menfaati, Fındıklı sahi- linde yeni bir grad siyjel müsveddesi doğuruyor.
Şehir plânını yaparı mütehassıs, sa- hilde yüksek binaları menettiği; şehir inşaat talimatnamesi de bu yasağı ka- nurıiaştırdığı lıalde; ferdin, küstah bir isteği karşımıza yüksek yapıları diki- yor.
Araştırıyor ve soruyoruz:
Belediye mimarı, izin verirken yan- lışlıkla sahili değil de; tramvay yolu- nu kabul etmiş, bu suretle kat adedini fazlaver m iş. hapının mesul mühendi-
si, nml bulmuş nıiğribî gibi bu hata- dan faydalanmış, bu hal, hasis mal sa- hibini memnun etmiş, kat da böyle çıkmış. Sonra görmüşler ı<e yapıyı tatil etmişler. Şimdi Fındıklı sahilini berbat eden, bu kat yıkılsın nıı? yıkılmasın mı? Menfaati olanlar katın yıkılmama-
5(t çin beldenin hakkını korumak zo- runda olanlardan, tabiî, daha zorlu gay- ret sarfediyorlar...
Diğer taraftan, işe yersiz merhamet giriyor, yazıktır, betonarme bir kat na- sıl yıkılır, günahtır, emrivâkidir, di- yenler de var!
Sonra da fen heyeti, işi keııdi salâhiyeti dışında görecek, maka- ma bırfikacak. Makam kurar vere- miyecek, daimî komisyona havale ede- cek, bu komisyonda şehirci, mühendis, gibi işden anlayan da yok, komisyon diyecek ki; fen heyeti. İmar Müdürlüğü bir mütalâa fazsın da, bir karar vere•
ilm!...
Daimİ komisyon kararları, ekseriya vatandaşın lehine de çıkar.
İşte; şehrimizin, niçin her gün biraz da/ut çirkinteştiğine bir misal.
Yurt sanatı ve belde hakkı adına be- lediyecilerimizden bu meselede hassa- siyet bekliyoruz.
Zeki SAYÂR
J
M İ M A R L I K N A Z A R İ Y A T I
O K U L B İ N A L A R I H A K K I N D A N O T L A R Dersane eşyaları
Çeviren; Y. Mühendis Ali Berkol
Tabiatiyle bütün dersaneler öğretimin şekli için lâzım olan eşyanın tipine ve miktarına tâbi olup bir dereceye kadar da çocukların yaşı ile il- gilidir.
Normal bir dersanede yerleşmesi icap eden Öğrenci sayısına gelince 1944 senesinde kabul edi- len eğitim kanunu ilkokul dersanelerinde 40, lise dersanelerinde 30 kişinin bulunmasını tevsiye et- mektedir. Bu adetlere göre, nizamnameler asgarî dersane yüzeylerini tesbit etmektedir
Bu yüzeyler münasip eşya boyutları ve kâfi derecede geçitler kabul edildiği takdirde dersane- ye fazla öğrenci sığmasını mümkün kılmamakta- dır
Eğitim çevrelerinde, üzeri düz tek kişilik ma- sa ile ayrı sandalye kullanmaya doğru gitgide, bü- yüyen bir meyil vardır. Tıbbî bakımdan üst kısmı eğik masa kullanma hususunda bir fayda olmadığı gibi, bu nevi masalar her işte kullanılabilmeyi tah- dit etmektedir.
Geçmişte büyük mikyasta kullanılan sabit oturma yerleri olan sıralar çocuğun yaşına göre değişmediğine ve ders icabı sıraların yeri oynatıl- dığı takdirde ağırlık bakımından güçlük arzettiğin- den tavsiye olunmamaktadır.
Arzu edilen masa boyutları liseler için 55 cm.
uzunluk ve önden, arkaya 45 cm. minimum ve ilko- kullar için 50 X 43 cm. minimum'dur. Daha büyük boylar her ne kadar tavsiye edilirse de bu eşyayı nizamnamelerin tayin ettikleri yüzeylere sığdır- mak güçtür, çifte masalar 110 ve 100 cm. uzunlu- ğunda olmalıdır, ayni sandalyesi ile birlikte bir tek kişilik bir masaya lâzım olan döşeme yüzeyi ilk- okullar için 50X90 cm. liseler için 55X90 cm. dir.
Fakat bu kıymetleri ilkokullar için 50x90 cm. ve liseler için 55x85 cm. düşürmek icap edebilir. Sa- bit oturma yeri olan tek çift Sıralar ön- den arkaya boyuttan biraz tasarruf temin etselerdi bunları kullanmak doğru olmaz, ma- salar üste açma kapaklı alttan raflı veyahut da âdi şekilde olabilir, son iki tip kullanıldığı takdirde münasip bir yerinde öğrencilerin kilitli bir yeri
The Architect and
Bııilding News 27/4/45 den alınmıştır.
•bulunmalıdır, çocukların iyi şartlar altında çalışa- bilmesi için masanın ve sandalyenin yükseklikle- rinin ehemmiyeti çok büyüktür. Bu hususa geç- mişte kâfi derecede dikkat edilememiştir. Şekil 1 de bu mevzu üzerinde ileri sürülen tavsiyeler ço- cukların yaş gruplarına göre toplanmıştır, bu gra- fik tasdik edilirken seçilen grupu %25 nislbeti kadar alt ve üst gruplardan da masa ve sandalye bulundur malıdır. Böylece esas grup %50 üst ve alt gruplar için %25 nisbetinde eşya bulunacak- tır. Oturulduğu zaman ayak yeri düz olarak bas- malı, bacağın alt kısmı dik ve üst k ı s m ı yatar olmalı sırt dik tutulmalı ve biri belden, diğer omuzların biraz aşağısında olmak suretile iki noktadan des- teklenmelidir, yazı masasının kenarı sandalyenin ön kenarının hemen hemen üstüne isabet etmeli- dir.
Bütün eşyanın icabında kımıldıyabilmesi için fazla ağır olmaması lâzımdır. Bu bakımdan üstten kapaklı tipler mahzurludur. Ana okullarındaki eş- yalar çok küçük çocukların kaldırabileceği kadar hafif olmalıdır. Liselerin son sınıfları için 75 hattâ 90 cm. uzunluk ve 60 veya 70 cm. eninde masalar veyahut da bir öğrenci için çift masa tahsis etmek doğru olur. Masalar arasındaki kesitler en az 40 ilâ 45 cm, eninde olmalıdır, yine masalar yan ve arka duvarlarından en az 15 cm. ve pencere du- varlarından en az 30 cm. mesafede bulunmalı- dır. Sıralar kara tahtadan en az 2 metre ve en çok
<J metre mesafede bulunmalıdır. Kara tahtanın ser- bestçe görünebilmesi için dersanenin tertibi üzeri- ne tesir eder, çok geniş odalar ilk sıraların kenarla- rından kara tahtanın iyi görünmesine mâni olurlar, bu yüzden daha dar ve daha derin odalar kulla- nılır, ayni zamanda dar odalarda dümdüz ışığa da daha iyidir, normal dersanelere öğretmenin kürsü- sünü yükseğe koymak usulünden vazgeçilmiştir.
Bütün öğrencilere ışık sol taraftan gelmelidir.
Şekil 2 de dersanenin tertibi gösterilmiştir.
A diagramı ilkokuların, B diagramı liselerin ihti- yacını göstermektedir. Şekil hem ayn sandalyeü hem de bitişik sıralı masalara tatbik edilebilir.
2 - 0
Şekil: 1
D e r s a n e 1 e r :
Eğitim Bakanlığı nizamnameleri bütün dersa- ne tipleri için döşeme yüzeylerini açıkça tayin et- mektedir, dersaneler binanın bir tarafından diğer tarafına geçit veren odalar olmamalı ve 'bir snnıf- tan fazla öğrenci içine almamalıdır, dersanelerin aydınlanması çok önemlidir, nizamnameler ışık faktörünü bütün yazı masalarımın üzerine en az 100 olmasını istmektedir. Bu istek odaları plân ve kesiti üzerine pek çok tesir eder, ayni zaman- da pencere sekileri yukarıdan aydınlatma ve ko- ridordan aydınlatma üzerinde de müessirdir.
İ l k o k u l l a r :
40 öğrencilik ilkokul sınıflarının minimum yüzeyi 48 metre karedir, pencereler minimum ışık faktörünü temin edecek tarzda olmalı ve alt kısmı 90 cm. -den daha yüksekte bulunmalıdır, sekiz ya- şından küçük öğrenci bulunan sınıflarda bu yük- seklik daha da indirilebilir. L'âzım olan 48 metre
kareyi elde etmek için dersanelere verilecek şekil hususunda kanaatler değişiktir, bazı kimseler en- siz, fakat uzun odalar (takriben 5,5 mt. an ve 9 mt. derinlik) tavsiye etmekte ve böylece geniş odalara nazaran yan pencerelerden aydınlatmanın daha iyi olduğunu ileri sürmektedir, bazı kimse- lerde daha kısa fakat daha geniş bir plân tertip etmekte, binaya münasip kesit vererek iyi aydın- latma elde etmekte ve dış duvar koridorlardan ta- sarruf edilerek okul binasının daha toplu olmasını temin etmektedirler.
Şekil 3 te ilkokul dersanesi plânı görülmek- tedir, bu plânlar şekil 2 deki boyutlara uyarak çi- zilmiştir. A diagramında aralarında 40 cm. bulunan ve en yakınları kara tahtaya 2 metre mesafede bu- lunan tek kişilik sıralar göstermektedir. B diagra- mında ise çifte masa ve kara tahtaya 2.70 metre mesafede görülmektedir. Her iki diagramda da yüzey takriben 48 metre karedir. Bir üçüncü ter- tipte çifte masalı tertibin hemen hemen aynidir,
A . P R I M A R y 5 C H 0 0 L S
("l Lk O^ULLAt) vn- 1-8 ı - 4 -
UI1N t O
3
12-
TB
5 I D E l BACK WA l L 5.
7 İ Oo
<N
Z
4
5 E C 0 N D A M 5 C H O O L 5 ( L i S E t . Ç R
r h
4 -
1.10 3 ' - 8
12*-- ı'-ıo"- o Vo
o Vo
'SİDE SL b a c k W A L L s. ' • ' ' • ' • ' •
- z s 0 CN
1
Şekii; 2