12-18 yaş arası ergenlerde internet bağımlılığında sosyal karşılıklılık ve yordayıcı faktörlerin değerlendirilmesi

141  Download (0)

Tam metin

(1)

T.C.

MARMARA ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKULTESĠ PENDĠK EĞĠTĠM VE ARAġTIRMA HASTANESĠ

ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABĠLĠM DALI

12-18 YAġ ARASI ERGENLERDE ĠNTERNET BAĞIMLILIĞINDA SOSYAL KARġILIKLILIK VE YORDAYICI FAKTÖRLERĠN

DEĞERLENDĠRĠLMESĠ

UZMANLIK TEZĠ Dr. VEYSĠ ÜLGEN

ĠSTANBUL 2014

(2)
(3)

T.C.

MARMARA ÜNĠVERSĠTESĠ TIP FAKULTESĠ PENDĠK EĞĠTĠM VE ARAġTIRMA HASTANESĠ

ÇOCUK VE ERGEN RUH SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI ANABĠLĠM DALI

12-18 YAġ ARASI ERGENLERDE ĠNTERNET BAĞIMLILIĞINDA SOSYAL KARġILIKLILIK VE YORDAYICI FAKTÖRLERĠN DEĞERLENDĠRĠLMESĠ

UZMANLIK TEZĠ Dr. VEYSĠ ÜLGEN

TEZ DANIġMANI

Prof. Dr. AYġE RODOPMAN ARMAN

ĠSTANBUL 2014

(4)

ÖNSÖZ

Ġlim hayatımın bu dönemine nihayet verirken, tez çalıĢmam vesilesiyle üzerimde emeği geçen birçok kiĢiye teĢekkürlerimi arz etmek istiyorum.

Asistanlığım süresince titizlik ve hassasiyet gerektiren bu eğitimin incelikleri ile ilgili bilgi ve tecrübelerinden çok faydalandığım değerli hocam Prof. Dr. Yankı Yazgan‟a,

kısa bir süre birlikte çalıĢmıĢ olmama rağmen bilgi ve deneyimlerinden yararlandığım değerli hocam Prof. Dr. Meral Berkem‟e,

tez çalıĢma süresi boyunca bana yol gösteren, tecrübe, bilgi ve desteğini hiçbir zaman esirgemeyen, gösterdiği sabrı ve nezaketinden dolayı tez danıĢmanı hocam Prof. Dr. AyĢe Rodopman Arman‟a,

meslek hayatımda bilimsel duruĢu ve yenilikçi vizyonuyla ufkumu geniĢleten değerli hocam Doç. Dr. Osman Sabuncuoğlu‟na,

uzmanlık eğitimim süresince tecrübe, bilgi ve sevgisiyle yetiĢmemde büyük emeği geçen, yoğun çalıĢma temposuna rağmen destek, katkısını esirgemeyen ve bize bir arkadaĢ gibi sıcaklık gösteren değerli hocam Doç. Dr. NeĢe Perdahlı FiĢ‟e,

titiz ve özverili çalıĢarak bize örnek teĢkil eden Yrd. Doç. Dr. Tuğba Bahadır‟a;, kısa birlikteliğimize rağmen ellerinden gelen yardımı ve desteği esirgemeyen Uzm.

Dr. AyĢe Burcu AYAZ ve Uzm. Dr. Zeynep Çubukçuoğlu TaĢ‟a,

bu zorlu yolda benimle aynı süreci paylaĢan, bana destek olan tüm asistan, psikolog ve pedagog arkadaĢlarıma ve tüm Anabilim Dalı çalıĢanlarına,

tüm içtenlikleriyle yanımda olan sevgili abilerime, kardeĢlerime ve dostlarıma, bu uzun ve yorucu süreci benimle birlikte yaĢayan; bugünlere ulaĢmamda maddi ve manevi fedakarlıktan kaçınmayan Ģefkat kahramanı anneme, candan sevdiğim babama, canım ablama, içten kardeĢlerime ve biricik eĢim Elif‟e,

verdikleri muhabbet, destek, güven ve moral için gönülden teĢekkür ederim.

Aralık 2014 Dr Veysi ÜLGEN

(5)

i ĠÇĠNDEKĠLER ……….sayfa no

KISALTMALAR ... vi

ÖZET ... viii

SUMMARY ... x

I.GĠRĠġ ... 1

II. GENEL BĠLGĠLER ... 4

A.Ġnternet... 4

1.Tanımı, geliĢimi ve tarihçesi ... 4

B. ĠNTERNET BAĞIMLILIĞI / KÖTÜYE KULLANIMI ... 7

1. Tanımlama ve Tanısal Ölçütler ... 7

2.Ġnternet Bağımlılığı ve Ergenler ... 12

3.Epidemiyoloji ... 13

4.Etiyopatogenez ... 14

5.Ġnternet bağımlılığı ve sosyal karĢılıklılık iliĢkisi ... 17

6.Ġnternet bağımlılığı ve olumsuz hayat olayları ... 19

7. Ġnternet bağımlılığı ve psikopatoloji ... 19

8.Tedavi Yaklașımları ... 20

III. GEREÇ VE YÖNTEM ... 30

A.Gereçler ... 30

1.Sosyodemografik form: ... 30

2.Ġnternet Bağımlılığı Ölçeği (ĠAT): ... 30

3- K-SADS P-L (Kiddie and Young Adult Schedule for Affective Disorders and Schizophrenia Present And Lifetime Version) (Ek-3) ... 31

4-Piers-Harris Çocuklar Ġçin Öz-Kavramı Ölçeği (PHÇÖ-KÖ) (Ek-4) ... 31

5-Sosyal cevaplılık ölçeği (SCÖ) (Social Responsiveness Scale, SRS)(Ek-5) ... 32

6-Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA) (Strength and Difficulties Questionniare)(Ek-6) ... 33

7- Olumsuz YaĢam Olayları Listesi (Ek7) ... 33

B.AraĢtırmanın Örneklemi ... 34

C.ÇalıĢmaya Alınma Kriterleri... 35

D.ÇalıĢmadan Çıkarılma Kriterleri ... 35

E.AraĢtırmanın Deseni ... 35

F.Yöntem ... 35

G.Ġstatiksel Analiz ... 36

(6)

ii

IV. BULGULAR ... 37

A.Sosyodemografik Bulgular ... 37

B.KLĠNĠK DEĞERLENDĠRME, TESTLER VE ÖLÇEKLERDEN ELDE EDĠLEN VERĠLER ... 42

V. TARTIġMA ... 71

A.Sosyodemografik Veriler: ... 71

B.Ġnternet Bağımlılığında Cihaz, Süre, Ġnternet Bağlantısı Ve Kullanım Özelliklerine ĠliĢkin Faktörler ... 73

C.Madde Kötüye Kullanımı Ve Ġnternet Bağımlılığı: ... 76

D.Fiziksel belirtiler ve internet bağımlılığı: ... 78

E.Psikiyatrik Tanılar ve Ġnternet Bağımlılığı: ... 79

F.Olumsuz YaĢam Olayları ve Ġnternet Bağımlılığı ... 82

G.Sosyal KarĢılıklılık ve Ġnternet Bağımlılığı ... 83

H.Benlik Algısı ve Ġnternet Bağımlılığı ... 84

VI. SONUÇ VE ÖNERĠLER ... 85

A.SONUÇLAR ... 85

B.ÖNERĠLER ... 86

1.Topluma Yönelik ... 86

2.Bilimsel AraĢtırmalara Yönelik ... 88

3.Klinisyenlere Yönelik... 88

C. KISITLILIKLAR ... 89

VII. KAYNAKLAR ... 90

VIII.EKLER………101

(7)

iii SĠMGELER DĠZĠNĠ

ġekil. 1: 2007 ile 2014 yılları arasında internet eriĢimi olan hane oranı ile bilgisayar ve internet kullanımı oranları

ġekil 2. Olguların cinsiyet dağılımları ġekil 3. YaĢ (ay) ĠAT puanları korelasyonu ġekil 4. Ġnternete Girilen Cihaz Dağılımı

ġekil 5.Katılımcıların Günlük Ortalama Ġnternet Süresi (Saat)

ġekil 6. Katılımcıların Bilgisayar Kullanım Süresi ile ĠAT Puan Korelasyonu ġekil 7. Katılımcıların Ġnternet Kullanım Amaçları

ġekil 8.Dönem Ġçi ve Tatil Dönemi Ġnternet Kullanım Süreleri

ġekil 9. Ġnternet Kullanımına BaĢlama YaĢı ile ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon ġekil 10. Uyku Süresi ile ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon

ġekil 11. Katılımcıların Psikiyatrik Tanı Dağılımları

ġekil 12. Piers-Harris Çocuklar Ġçin Öz-Kavram Ölçeğinde Bulunan „DavranıĢ‟

Boyutu Puanları Ġle ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon

ġekil 13. Piers-Harris Çocuklar Ġçin Öz-Kavram Ölçeğinde Bulunan „Mutluluk‟

Boyutu Puanları Ġle ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon

ġekil 14. Piers-Harris Çocuklar Ġçin Öz-Kavram Ölçeğinde Bulunan „Okul‟ Boyutu Puanları Ġle ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon

ġekil 15. Sosyal Cevaplılık Ölçeği puanları ile ĠAT puanları arasındaki korelasyon ġekil 16. Güçler Güçlükler Anketinde Bulunan DEHB Alt Puanları Ġle ĠAT Puanları Arasında Korelasyon

ġekil 17. Güçler Güçlükler Anketinde Bulunan Duygusal Sorunlar Alt Puanları Ġle ĠAT Puanları Arasında Korelasyon

ġekil 18. Güçler Güçlükler Anketinde Bulunan Akran Sorunları Alt Puanları Ġle ĠAT Puanları Arasında Korelasyon

ġekil 19. Güçler Güçlükler Anketinde Bulunan Toplam Puanları Ġle ĠAT Puanları Arasında Korelasyon

(8)

iv Tablo 1. Young‟un Ġnternet Bağımlılığı Ġçin Önerdiği Tanı Ölçütleri

Tablo 2. ÇeĢitli Ülkelerde Ġnternet Bağımlılığı Ġle Ġlgili Yapılan ÇalıĢmalar

Tablo 3. Davis‟in Önerdiği Bilișsel-Davranıșçı Tedavide Atılması Gereken Adımlar Tablo 4. Olguların YaĢ Durumu

Tablo 5. Katılımcıların Cinsiyet Ve KardeĢ Durumu Tablo 6. Olguların Sınıf Dağılımları

Tablo 7. Katılımcıların Ebeveyn Durumları Tablo 8. Baba Eğitim, ĠĢ ve Ruh Sağlığı Durumu Tablo 9. Anne Eğitim, ĠĢ ve Ruh Sağlığı Durumu Tablo 10. Katılımcıların Gelir Durumları

Tablo 11. Katılımcıların Vücut Kitle Ġndeksleri Tablo 12. Katılımcıların Ders BaĢarı Durumları Tablo 13. Katılımcıların Psikiyatri BaĢvuru Durumları

Tablo 14. Katılımcıların Bilgisayar ve Ġnternet Kullanım Durumları

Tablo 15. Katılımcıların Bilgisayar Kullanım Süresi ile ĠAT Puan Korelasyonu Tablo 16. Katılımcıların Ġnternet Kullanım Amaçları

Tablo 17. Dönem Ġçi ve Tatil Dönemi Ġnternet Kullanım Süreleri ve BaĢlama YaĢı Tablo 18.Ġnternet Kullanımına BaĢlama YaĢı ile ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon

Tablo 19. Katılımcıların Sigara, Alkol, Enerji Ġçeceği Kullanım Miktarları Tablo 20. Katılımcıların Yakınlarında Ġnternet ve Alkol Kullanım Durumları Tablo 21. Uyku Süresi ile ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon

Tablo 22. Katılımcıların Fiziksel Yakınma, Uyku, Beslenme ve Tuvalet AlıĢkanlığı, Fiziksel ve Sosyal Aktivite Durumları

Tablo 23. Olumsuz YaĢam Olayları Durumu

Tablo 24. Katılımcıların Psikiyatrik Tanı Dağılımları

Tablo 25. Katılımcıların Psikiyatrik Tanı Grubu Dağılımları Tablo 26. Katılımcıların Sosyal Cevaplılık Ölçeği Puan Durumları Tablo 27. Katılımcıların Güçler ve Güçlükler Anketi Puan Durumları Tablo 28. Katılımcıların Pier Harris Öz Kavram Ölçeği Puan Durumları

(9)

v Tablo 29. Piers-Harris Çocuklar Ġçin Öz-Kavram Ölçek Puanları Ġle ĠAT Puanları Arasında Korelasyon

Tablo 30. Sosyal Cevaplılık Ölçeği Puanları Ġle ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon

Tablo 31. Güçler Güçlükler Anket Puanları Ġle ĠAT Puanları Arasında Korelasyon Tablo 32. Kontrol Grubunda Olan Olgularda YaĢam Kalitesi Formu Puanları Ġle SRS Puanları Arasındaki Korelasyon

Tablo 33. Patolojik Ġnternet Kullananlarda SRS ile Piers-Harris Çocuklar Ġçin Öz- Kavram Ölçek Puanları Arasındaki Korelasyon

Tablo 34. Kontrol Grubunda Olan Olgularda SRS ile Piers-Harris Çocuklar Ġçin Öz- Kavram Ölçek Puanları Arasındaki Korelasyon

Tablo 35. Psikiyatrik Tanısı Olmayanlarda; mevcut yaĢı, internet kullanımına baĢlama yaĢı, pc ve Ġnternet Kullanım Süresi Ġle Uyku Süresi Arasındaki Korelasyon

Tablo 36. En Az Bir Psikiyatrik Tanısı Olanlarda; Mevcut YaĢı, Ġnternet Kullanımına BaĢlama YaĢı, Bilgisayar ve Ġnternet Kullanım Süresi Ġle Uyku Süresi Arasındaki Korelasyon

Tablo 37. Psikiyatrik Tanısı Olmayanlarda; Güçler Güçlükler Anketi ile ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon

Tablo 38. En Az Bir Psikiyatrik Tanısı Olanlarda; Güçler Güçlükler Anketi ile ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon

Tablo 39. Kontrol Grupta; Pier Harris Çocuklar Ġçin Öz Kavram Ölçeği, SRS Ġle ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon

Tablo 40. En Az Bir Psikiyatrik Tanısı Olanlarda; Pier Harris Çocuklar Ġçin Öz Kavram Ölçeği, SRS Ġle ĠAT Puanları Arasındaki Korelasyon

Tablo 41. SRS, Enerji Ġçeceği, Ġnternet Kullanımına BaĢlama YaĢı, Ġnternet Bağlantısı ve Psikiyatrik Tanı DeğiĢkenlerinin Ġnternet Bağımlılığını Yordama Güçlerine ĠliĢkin AĢamalı Lojistik Regresyon Analizi

Tablo 42. YapılandırılmıĢ GörüĢme Teknikleri Kullanılarak Patolojik Ġnternet Kullanımı Olan Bireylerdeki Komorbidite Dağılımı AraĢtıran ÇalıĢmalar

(10)

vi KISALTMALAR

ABD: Amerika BirleĢik Devletleri

ARPA:(Advanced Research Projects Agency) BMI: Body Mass Index

ÇDġG-ġY-T: Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve ġizofreni GörüĢme Çizelgesi-ġimdi ve YaĢam Boyu Versiyonu - Türkçe Uyarlaması DEHB: Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu

DSM: The Diagnostic and Statistical Manuel of Mental Disorders GGA: Güçler ve Güçlükler Anketi

ĠAT: Ġnternet Bağımlılığı Ölçeği

KOKGB: KarĢıt Olma ve KarĢıt Gelme Bozukluğu

K-SADS P-L: Kiddie and Young Adult Schedule for Affective Disorders and Schizophrenia Present And Lifetime Version

MIT: Massachusetts Institute of Technology NASA: Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi ODTÜ: Ortadoğu Teknik Üniversitesi

OKB: Obsesif Kompulsif Bozukluk OSB: Otizm Spektrum Bozukluğu

PHÇÖ-KÖ: Piers-Harris Çocuklar Ġçin Öz-Kavramı Ölçeği PĠK: Patolojik Ġnternet Kullanımı

PĠU Pathologic Ġnternet Users

PTSB: Posttravmatik Stres Bozukluğu SRS: Sosyal KarĢılıklılık Ölçeği

SSRI: Selektif ratonin Seratonin Reseptör Ġnhibitörü TUĠK: Türkiye Ġstatistik Kurumu

VKĠ:Vücut Kitle Ġndeksi www: World Wide Web

YAB: Yaygın Anksiyete Bozukluğu

(11)

vii

(12)

viii ÖZET

GiriĢ ve Amaç: Ġnternet bağımlılığı; internetin așırı kullanılması, internet kullanım isteğinin önüne geçilememesi, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemini yitirmesi, internetten yoksun kalındığında așırı sinirlilik hali ve saldırganlık olması ve kiĢinin iș, sosyal ve ailevi hayatının giderek bozulması olarak tanımlanabilir.

Birçok çalıĢmada internet bağımlılığının psikososyal açıdan çocuk ve ergenlerin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği ve sosyal geliĢim üzerinde olumsuz etkileri olduğu gösterilmiĢtir. Yazında, çocuk ve ergenlerde görülen internet bağımlılığı ve sosyal karĢılıklılığın iliĢkisini araĢtıran bilimsel çalıĢmaya rastlanmamıĢtır. Tez çalıĢmasında ergenlerde internet bağımlılığında sosyal karĢılıklılık, beden ve ruh sağlığı, benlik algıları, ergenlerin günlük hayatta yaĢadıkları zorlukların; eĢlik eden psikopatoloji bağlamında değerlendirilmesi ve normal kontrollerle karĢılaĢtırılması planlandı.

Yöntem: Olguların sosyodemografik özellikleri ayrıntılı bir formla, klinik değerlendirmeleri Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve ġizofreni GörüĢme Çizelgesi- ġimdi ve YaĢam Boyu ġekli ile, duygusal ve davranıĢsal sorunları Güçler ve Güçlükler Anketi ile, sosyal karĢılıklılıkları Sosyal Cevaplılık Ölçeği ile, benlik algıları Piers-Harris Çocuklar Ġçin Öz-Kavramı Ölçeği ile, internet bağımlılığı Ġnternet Bağımlılığı Ölçeği ile, olumsuz yaĢam olayları Olumsuz Hayat Olayları Listesi ile değerlendirilmiĢtir.

Sonuç ve TartıĢma: Bu çalıĢmada, sosyodemografik değiĢkenler ile internet bağımlılık durumu arasındaki iliĢkiler ve internet bağımlılığını yordayıcı etmenler çerçevesinde sosyal karĢılıklılık, benlik saygısı ve psikopatoloji birlikteliği incelendi. ÇalıĢmada 45 Patolojik Ġnternet Kullanımı (PĠK) olgusu ve 30 kontrol değerlendirildi. ÇalıĢma grubunun yaĢ ortalaması 13.73±1.33; kontrol grubu yaĢ ortalaması ise 14.4±0.86 idi. Patolojik internet kullanan olguların kontrol grubuna kıyasla sigara ve enerji içeceğini daha fazla kullandığı, daha sık uyku bozukluğu yaĢadığı, sosyal becerilerinin daha zayıf olduğu, daha fazla olumsuz yaĢam olayı

(13)

ix deneyimlediği, benlik algılarının daha düĢük olduğu, duygusal ve davranıĢsal sorunlarının fazla olduğu görülmüĢtür. Ayrıca, internet bağımlılığı olgularında Depresif Bozukluk, Anksiyete Bozukluğu, DEHB gibi psikiyatrik hastalıkların kontrol grubuna kıyasla daha sık görüldüğü saptanmıĢtır. Ġnternet bağımlılığı için risk etmenleri incelendiğinde; sosyal cevaplılık becerisinin zayıf olması, erken yaĢta internet kullanımına baĢlama, enerji içeceği kullanma, psikiyatrik tanı alma ve evde internet bağlantısının varlığının internet bağımlılığını yordayan etmenler olduğu belirlenmiĢtir.

Anahtar Kelimeler: Ġnternet Bağımlılığı, Sosyal KarĢılıklılık, Çocuk, Ergen

(14)

x SUMMARY

Background and Aim: Internet addiction can be defined as excessive use of internet, inability to avoid the desire of internet use, the loss of importance of the time spent disconnected to the internet, excessive nervousness and aggression when deprived of the internet and the deterioration of person's work, social and family life.

Many studies have shown that internet addiction affects the psychosocial aspects of child and adolescent mental health in a negative way and have negative impacts on social development. There are not any study which has already investigated the relation between the internet addiction in children and adolescents and social reciprocity, in the literature. Our study has been planned to evaluate social reciprocity, physical and mental health, self-perception, and the daily life difficulties of children and adolescents in the context of the accompanying psychopathology and comparison with the normal controls

Method: Parents completed a detailed form for sociodemographic characteristics of the participants, Strength and Diffuculties Questionnare for affective and behavioral problems, Social Reciprocity Scale for social reciprocity, Pier – Harris‟s Self Concept Scale for self perception, Ġnternet Addiction Scale for internet addiction, Negative Life Event List for negative life event Diagnoses were established by using the Kiddie Schedule for Affective Disorders and Schizophrenia Present and Lifetime Version. Also we measured

Dıscussıon And Results:In this study, we examined the relationships between sociodemografic variables and internet addiction and social reciprocity, self perception and accompanying psychopathology in context of predictor factors of internet addiction. In the study, 45 pathologic internet users (PĠU) cases and 30 control cases were evaluated. The average age of PĠU was 14.4±0.86 and the average age of control group was 13.73±1.33. In the groups that having limited symptoms and internet addicted have more smoking cigarettes and drinking energy

(15)

xi drinks, sleep problems, experiencing negative life events, emotional and behavioral problems and poor social skills and low self perception compared to control groups.

Furthermore we found that depressive disorder, anxiety disorder and ADHD are more frequently in internet addicted cases. The risk factors for internet addiction are poor social response skills, beginning to use internet at younger age, drinking energy drinks, having another psychiatric diagnose and having internet connection in the house.

Keywords: Ġnternet Addiction, social reciprocity, child, adolescence

(16)

1 I.GĠRĠġ

Günümüzde biliĢim teknolojileri alanındaki hızlı geliĢmelere ve içinde bulunduğumuz yaĢam koĢullarına bağlı olarak hemen her alanda bu teknolojilerin kullanımı yaygınlaĢmaktadır. Bu teknolojilerden özellikle internetin kullanımı büyük bir hızla artıĢ göstermektedir. Hemen hemen her kesimin rahatlıkla temin edebildiği internetin kullanım kolaylığı, bilgiye hızlı eriĢim, iletiĢim, alıĢveriĢ, eğlence ve bunun gibi pek çok amaçlı kullanma imkanı bulunmaktadır. Tüm bu olumlu görünen yönlerinin yanı sıra hayatımızın adeta vazgeçilmezi haline gelen internetin kontrolsüzce ve uzun süreler kullanımı, bazı olumsuz etkilerini de beraberinde getirmiĢtir. Yaygın biçimde kullanılması beraberinde bazı sorunları ortaya çıkarmakta ve internetin kullanımında aĢırıya kaçma bireylerin problem yasamalarına sebep olmaktadır. Ġnternetin tahmin edilenden de hızla yaygınlaĢması patolojik aĢırı kullanıma ve yeni bir bağımlılık türü olarak nitelenebilecek internet bağımlılığına yol açmaya baĢlamıĢtır.

Ġlk zamanlarda Batı Avrupa ve ABD gibi geliĢmiĢ ülkelerde dikkati çekmiĢse de günümüzde dünyanın hemen her bölgesinden bu konuyla ilgili yayınlar bulunmakta, bu da internetin hızlı yaygınlaĢmasının aynı zamanda kötüye kullanımı ve bağımlılığını da hızlandırdığını düĢündürmektedir. GeliĢen çağa hızla ayak uyduran ülkemiz de internet kullanımının giderek yaygınlaĢması nedeniyle bu yeni tanımlanan bozukluk için uygun bir zemin oluĢturmaktadır. Türkiye‟de internet bağımlılığı problemi bu teknolojiye yatkın olan gençlerde ve çocuklarda daha fazla görülmektedir ve artık aileler çocuklarının internet kullanımının yol açtığı sorunlar nedeniyle bu bozukluğun tedavisinin arayıĢına girmeye baĢlamıĢtır (1). Özellikle okul çağındaki gençlerde oldukça sık görülen, psikolojik ve bedensel geliĢimlerini, sosyal iliĢkilerini olumsuz yönde etkileyerek akademik baĢarılarını da düĢüren internet/bilgisayarın aĢırı kullanımı, bireyin hem akademik hem de kiĢisel geliĢimini negatif yönde etkilemekte, kiĢiyi bağımlı hale getirmektedir (2). Bu teknolojinin yaygınlaĢmasıyla birlikte internet bağımlılığın da artıĢı günümüzde ciddi bir sorun haline gelmiĢtir.

(17)

2 Ġnternet bağımlılığı; genel olarak internetin așırı kullanılması, isteğinin önüne geçilememesi, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemini yitirmesi, yoksun kalındığında așırı sinirlilik hali ve saldırganlık olması ve kiĢinin iș, sosyal ve ailevi hayatının giderek bozulması olarak tanımlanabilir (3). Birçok kiși için bağımlılık kavramı klasik anlamda alkol, esrar, kokain, eroin gibi kimyasal madde kullanımını içerir fakat kumar, seks, alıșveriș, televizyon izleme, bilgisayar oyunları oynama gibi kimyasal kökenli olmayan davranıșsal bağımlılıklar da söz konusudur.

Davranıșsal bağımlılıklar da tıpkı alkol-madde bağımlılıklarında olduğu gibi bağımlılığın ana bileșenleri olan fiziksel ve psikolojik bağımlılık belirtilerini (zihinsel meșguliyet, duygudurum değișkenliği, tolerans, yoksunluk, kișilerarası çatıșma ve tekrarlama özellikleri [relaps]) gösterirler (4).

AĢırı bilgisayar ve internet kullanımı kiĢinin psikolojik geliĢim süreçlerini etkilediği gibi sosyal iĢlevselliğini üzerinde de olumsuz etkileri görülmektedir, özellikle okul çağındaki gençlerde oldukça sık görülen, internet aĢırı kullanımı, sosyal iliĢkilerini olumsuz yönde etkileyerek, kiĢiyi bağımlı hale getirmektedir (2).

Sosyal iĢlevsellik, biliĢsel ve sosyal yeteneklere dayanan ve bireysel özellikler ile çevresel etmenlerden etkilenen bir kavramdır (5). Belirli bir ortamda ve tanımlanmıĢ bir sosyal etkileĢim içerisinde sosyal ihtiyaçları karĢılamak ve sosyal hedeflere ulaĢmak birçok kaynağın kullanılmasını gerektirir. Sosyal becerilerin geliĢimi için temel duyusal/algısal, biliĢsel ve duygusal yapılar gerekmektedir.

Ayrıca sosyal içeriğin gerektirdiği davranıĢları göstermek için çocuğun sosyal becerilerini düzenleyebilmesi de gerekmektedir (6). Sosyal cevaplılık (social reciprocity) sosyal iĢlevselliğin bir parçasıdır ve karĢılıklı iliĢkileri baĢlatma, sürdürme ve sosyal duruma uygun tepki verebilme olarak tanımlanmaktadır. Sosyal etkileĢimde karĢılıklılığın olmaması temel olarak yaygın geliĢimsel bozukluklarda görülse de Yıkıcı DavranıĢ Bozuklukları, DEHB, Duygudurum Bozukluğu gibi baĢka psikiyatrik ve tıbbi bozukluklarda da sosyal etkileĢim ve sosyal becerilerde sorunlar görülebilmektedir.

AraĢtırmacılar özellikle sosyalleĢmede internet üzerindeki avantajları vurgulamaktadır. Ġnsanların gerçek hayatta kuramadığı bağı internet üzerinden

(18)

3 kurabilmesi, diğer insanlarla risk almadan iletiĢime geçebilmesi, özgürce düĢüncelerini, duygularını ifade edebilmeleri; kendilerini maskeleyerek, örneğin nasıl istiyorlarsa kendilerini öyle göstermeleri, gerçek kimliklerini saklayabilmeleri, istedikleri zaman iletiĢime girebilmeleri interneti çekici kılan etmenlerden sayılabilir (7). Bununla beraber sanal iliĢkiler kurmayı alıĢkanlık haline getiren bireylerin zamanla yalnızlaĢtığı; yalnızlığın da sosyal fobi, depresyon gibi bazı ruhsal bozuklukları da beraberinde getirebildiği (8), Ġnternet bağımlılığı olan çocukların sosyal becerilerin olumsuz etkilendiği de belirtilmiĢtir (A, B).

Çocuklar ve ergenlerde görülen internet bağımlılığında sosyal karĢılıklılığı araĢtıran bilimsel çalıĢmalar oldukça sınırlıdır. Bu tez çalıĢmasında ergenlerde internet bağımlılığında sosyal karĢılıklılık, beden ve ruh sağlığı, benlik algıları, günlük hayatta yaĢadıkları zorluklar ve yordayıcı faktörlerin değerlendirilmesi ve normal kontrollerle karĢılaĢtırılması planlandı.

(19)

4 II. GENEL BĠLGĠLER

A.Ġnternet

1.Tanımı, geliĢimi ve tarihçesi

Ġnterneti, dünyanın farklı coğrafi mekânlarında bilgisayarların birbirlerine bağlanarak oluĢturdukları ve milyonlarca kullanıcının aynı anda veya farklı zamanlarda kullandığı bir iletiĢim ağı veya ağlar ağı olarak tanımlamak mümkündür (11). International Network kelimelerinden oluĢturulmuĢ olan interneti kısaca,

“bilgisayarlar arası dünya çapındaki ağ” Ģeklinde de tanımlayabiliriz. Türkçeye genellikle, “uluslararası ağ” seklinde çevrilmektedir. Bu ağ, binlerce kilometre uzunluğundaki kablolar ve uydular aracılığıyla birbirlerine bağlanmıĢ olan milyonlarca bilgisayardan oluĢmaktadır. Bu ağ sayesinde dünyanın istenen herhangi bir yerindeki bilgiye ulaĢılabilmekte, çok kolay, çabuk ve ucuza iletiĢim kurulabilmekte, dünyanın herhangi bir noktasına çok büyük miktarda bilgi ve belge transferi yapılabilmektedir.

Günümüzde tüm dünyayı saran internetin temeli Amerika Birleșik Devletleri (ABD) ve Rusya arasındaki rekabete dayanmaktadır. 1957‟de Sovyet‟lerin ilk yapay dünya uydusu olan Sputnik‟i fırlatmaları üzerine ABD Savunma Bakanlığı, bilim ve teknolojinin orduya en iyi Ģekilde uygulanması için ARPA (Advanced Research Projects Agency) projesini bașlatmıștır. Amerikan Hava Kuvvetleri 1962 yılında ABD‟ye yapılabilecek olası bir nükleer saldırıdan sonra tüm ülkeye yayılabilecek bir askeri bilgisayar ağı tasarlamıștır. ARPA projesi bu ağı destemiș ve ARPANET adını almıștır. Ġlk bilgisayar ağı 1969‟da California‟da kurulmuștur. Güney Amerika‟da bulunan dört büyük bilgisayar bir kontratla birleștirilmiștir. 1970‟de MIT(Massachusetts Institute of Technology), Harvard gibi șirketleri de bu ağa

(20)

5 eklenmiștir. 1971‟de Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) gibi birçok kuruluș bu ağ kapsamına girmiș ve liste her geçen gün büyümeye devam etmiștir.

1972 yılında terminal sayısı 23‟e ulașmıș ve elektronik posta kavramı ortaya çıkmıștır. 1976‟da radyo ve uydu bağlantıları sayesinde ABD ve Amerika kıtası bu ağ üzerinde birleștirilmiștir. 1979‟da ilk bilgisayar haber grupları ortaya çıkmıș ve IBM (International Business Machines) șirketi, internetin babası sayılan BITNET sistemini oluĢturmuĢtur. 1980‟lerde soğuk savașın etkisini yitirmesiyle akademik ve ticari çevreler bu bilgisayar sistemine ilgi göstermeye bașlamıștır (12). Bașlangıç dönemlerinde internet, sadece bilgisayar uzmanları, mühendisler ve bilim adamları tarafından kullanılmaktaydı ve kullanımı kolay değildi. Ġlk zamanlarda kișisel, ev ya da ofis bilgisayarları yoktu ve internet karmașık bir sistemin öğrenilmesiyle kullanılabiliyordu. Bu dönemlerde sistem, sadece elektronik posta amacıyla kullanılıyordu. Daha sonraları 1991‟de Tim Barnes Lee, world wide web‟i (www) icat etti. Bu sistem “hypertext” denen daha görsel bir temele dayanıyordu ve araștırmaların, bilgilerin paylașılmasını kolaylaĢtırmak amacını tașıyordu. www‟in ortaya çıkması aynı zamanda ticari çevreleri de motive etmiștir. Bu tarihte kullanıcı sayısı 617.000‟e ulașmıș ve bilgisayar ağı bugünkü “internet” adını almıștır.

1990‟larda internet kullanıcı sayısı ve fiziksel yapısı katlanarak artmıștır. Ticari kurumlar, üniversiteler, organizasyonlar ve devlet kurumları bu gelișime ayak uydurmușlardır. Bağlantı noktalarına isim verilmeye bașlanmıș ve bu kurumlar kendi adlarına internet siteleri açmaya baĢlamıĢlardır. Ġletișim firmalarının hemen hepsi internete yatırım yapmaya baĢlamıĢlardır (12). Ġnternetin ülkemizdeki gelișimi ise, 1990‟lı yılların bașına dayanır. Türkiye, internete Nisan 1993‟ten beri bağlıdır.

Ġlk bağlantı Ortadoğu Teknik Üniversitesi‟nde (ODTÜ) gerçekleștirilmiștir.

64kbit/sn hızında olan bu hat, çok uzun bir süre, tüm ülkenin tek çıkıșı olmuș ve internet tüm Türkiye‟de öncelikle akademik ortamlarda yaygınlașmaya bașlamıștır.

1996 yılı Ağustos ayında Turnet çalıĢmaya bașlamıștır. 1997 yılında, akademik kurulușların internet bağlantısını sağlayan ULAKNET çalıșmaya bașlamıș ve üniversiteler nispeten hızlı bir omurga yapısıyla birbirine bağlanmıș ve internet kullanılır hale gelmiștir. 1999 yılında, ticari ağ yapısında büyük değișiklikler olmuș ve TURNET‟in yerini TTnet adında yeni bir olușum almıștır. 2000‟lerin bașında;

ticari kullanıcılar TTnet omurgası üzerinden, akademik kurulușlar ve ilgili birimler

(21)

6 ile Ulaknet omurgası üzerinden internet erișimine sahip olmaya bașlamıștır. Ayrıca bu iki omurga arasında yüksek hızlı bağlantı mevcuttur (12).

Hane halkı BiliĢim Teknolojileri Kullanım AraĢtırması sonuçlarına göre 2014 yılı Nisan ayında bilgisayar ve internet kullanım oranları 16-74 yaĢ grubundaki bireylerde sırasıyla %53,5 ve %53,8 oldu (13). Bu oranlar erkeklerde %62,7 ve

%63,5 iken, kadınlarda %44,3 ve %44,1‟dir. Bilgisayar ve internet kullanım oranları, 2013 yılında %49,9 ve %48,9‟du. Türkiye genelinde internet eriĢim olanağına sahip hanelerin oranı %60,2 oldu. Bu oran 2013 yılının aynı ayında

%49,1‟di.

ġekil 1‟de 2007 ile 2014 yılları arasında internet eriĢimi olan hane oranı ile bilgisayar ve internet kullanımı oranındaki artıĢ gösterilmektedir (13).

ġekil. 1: 2007 Ġle 2014 Yılları Arasında Ġnternet EriĢimi Olan Hane Oranı Ġle Bilgisayar Ve Ġnternet Kullanımı Oranları*

* T.C. BaĢbakanlık Türkiye Ġstatistik Kurumu 2010 verileri

(22)

7 B. ĠNTERNET BAĞIMLILIĞI / KÖTÜYE KULLANIMI

1. Tanımlama ve Tanısal Ölçütler

Ġnternet bağımlılığı; genel olarak internetin așırı kullanılması, isteğinin önüne geçilememesi, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemini yitirmesi, yoksun kalındığında așırı sinirlilik hali ve saldırganlık olması ve kișinin iș, sosyal ve ailevi hayatının giderek bozulması olarak tanımlanabilir (3). Birçok kiși için bağımlılık kavramı klasik anlamda alkol, esrar, kokain, eroin gibi kimyasal madde kullanımını içerir fakat kumar, seks, alıșveriș, televizyon izleme, bilgisayar oyunları oynama gibi kimyasal kökenli olmayan davranıșsal bağımlılıklar da söz konusudur.

Davranıșsal bağımlılıklar da tıpkı alkol-madde bağımlılıklarında olduğu gibi bağımlılığın ana bileșenleri olan fiziksel ve psikolojik bağımlılık belirtilerini (zihinsel meșguliyet, duygudurum değișkenliği, tolerans, yoksunluk, kișilerarası çatıșma ve tekrarlama [relaps]) gösterirler (4).

Zihinsel meĢguliyet, herhangi bir aktivitenin kiĢinin yaĢamındaki en önemli Ģey haline gelmesidir, söz konusu eylem düĢünce, duygu ve davranıĢlarda kendini gösterir. Duygudurum değiĢkenliği, herhangi bir aktivitenin bireyin duygu durumunu belirlemesidir, bu aktivite bir baĢa çıkma stratejisi olarak görülebilir.

Tolerans, aynı etkinin yaratılması için giderek daha fazla artan aktivite ihtiyacıdır.

Yoksunluk, aktivitenin azalması ya da ortadan kalkması sonucunda ortaya çıkan hoĢ olmayan, istenmeyen belirtilere iĢaret eder. ÇatıĢma, bağımlı kiĢilerin çevresindeki kiĢilerle, iĢ, sosyal yaĢam, hobiler, ilgiler gibi diğer aktivitelerle ya da kendileriyle olan içsel çatıĢmalara iĢaret eder. Madde kullanımını tekrarlama, yıllarca kullanım aktivitesinden kaçınma ve aktiviteyi kontrolden sonra bağımlılığın tekrar en uç düzeyine dönülmesidir. Bu altı ölçüte uyan davranıĢ “bağımlılık” olarak tanımlanmaktadır (4).

Genel olarak internetin aĢırı kullanılması isteğine engel olunamaması, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemsizleĢmesi, yoksun kalınmasında aĢırı sinirlilik halinin ve saldırganlığın ortaya çıkması, kiĢinin iĢ, sosyal ve ailevi hayatının giderek bozulması olarak tanımlanan aĢırı ve problemli internet kullanımı davranıĢını açıklamak için kullanılan kavramlar üzerinde araĢtırmacılar fikir birliği

(23)

8 sağlayamamıĢlardır. Ġnternet kullanımı davranıĢını sorun düzeyinde tanımlarken değiĢik araĢtırıcılar farklı nedenselliklere dayanarak diğer ifadeleri kullanmıĢtır.

Bunlar “internet bağımlılığı”, “patolojik internet kullanımı”, “problemli internet kullanımı”, “aĢırı internet kullanımı”, “kompülsif internet kullanımı” ve hatta

“internetomani” olarak sayılabilir (14).

“Ġnternet bağımlılığı” teriminin, Ġnternet‟in patolojik boyutlarda kullanımını yeterince tanımlayamadığını, bu klinik durum karĢısında “Patolojik Ġnternet Kullanımı” (PĠK) terimini kullanmayı uygun gören araĢtırmacılar mevcuttur.

Bağımlılık internete değil, içeriğine ve sunduğu imkânlara karĢı geliĢmektedir.

Ġnternet ortamının kendisi bağımlılık yapan bir nesne olabileceği gibi, daha önce var olan bağımlılık nesneleri için de bir ortam oluĢturabilmektedir. Örneğin kumar bağımlısı bir kiĢi aynı belirtileri yalnızca ortam değiĢikliği ile internette de yaĢayabilmektedir (15).

Ġnternet üzerinden çevrimiçi (online) oyun oynamanın dopamin salgısına yol açtığını saptayan ve bu durumun da bağımlılık geliĢtirilmesinde etkili olan önemli bir nöro-kimyasal olay olduğunu belirten araĢtırmaların varlığı da; problemli internet kullanımını, internet bağımlılığı kavramını kullanarak ele alan araĢtırmacıları desteklediği düĢünülmektedir (16). Ġnternet üzerinden oynanabilen çevrimiçi (online) oyunlar, yeni insanlarla tanıĢma, cinsel içerikli sitelere ulaĢabilme gibi olanaklar, biyolojik olarak ödül sistemlerini aynı psikoaktif maddeler gibi kullanarak, kiĢinin bu davranıĢları tekrarlayarak pekiĢtirmesine ve sonucunda bağımlılığın ortaya çıkmasına neden olabilmektedir (17).

a) Goldberg‟in internet bağımlılığı için tanı ölçütleri

“Ġnternet bağımlılığı” ilk defa 1996 yılında Goldberg tarafından DSM IV‟te yer alan madde bağımlılığı ölçütlerinden yola çıkılarak tanımlanmıĢtır (18).

Goldberg‟e göre on iki aylık bir dönem içinde herhangi bir zaman ortaya çıkan aĢağıdakilerin 3‟ü veya daha fazlasıyla kendini gösteren, klinik olarak belirgin bir bozulmaya ya da sıkıntıya yol açan uygunsuz internet kullanımı;

1. AĢağıdakilerden biriyle tanımlanan tolerans geliĢimi.

a. Ġstenen keyfin alınabilmesi için belirgin olarak artmıĢ internet kullanım süresi b. Sürekli olarak aynı sürelerde internet kullanımı ile alınan keyifte azalma olması

(24)

9 2. AĢağıda tanımlanan Ģekilde yoksunluk geliĢmesi.

Ağır ve uzun süreli internet kullanımı sonunda aĢağıdakilerden en az 2 tanesinin günler içinde ortaya çıkması (1 ay içinde ortaya çıkabilir) ve kiĢilerin bunlardan dolayı iĢ, soysal ve önemli iĢlevsel alanlarda sıkıntı yaĢaması.

a. Psikomotor ajitasyon b. Bunaltı

c. Ġnternette neler olduğu hakkında takıntılı düĢünceler d. Ġnternet hakkında fanteziler ve hayal kurma

e. Ġsteyerek ya da istemeyerek tuĢlara basma hareketi yapma

f. Bu sıkıntılı durumlardan kurtulmak için internete veya benzeri servislere bağlanma

3. Ġnternet kullanımı genellikle planlandığından daha uzun süreler alır.

4. Ġnternet kullanımını bırakmak veya denetim altına almak için sürekli bir istek veya boĢa çıkan çabalar vardır.

5. Ġnternet ile ilgili eylemlere çok uzun süreler ayrılır (kitap almak, yeni web tarayıcıları ve programları denemek, dosyaları düzenlemek vb.)

6. Ġnternet kullanımı nedeniyle önemli toplumsal mesleki etkinlikler veya boĢ zamanları değerlendirme etkinlikleri bırakılır veya azaltılır.

7. Ġnternet kullanımı, yol açtığı sorunlara (uykusuzluk, evlilik problemleri, iĢe ve randevulara geç kalma vb.) rağmen aĢırı olarak devam eder.

b) Young‟un Ġnternet Bağımlılığı için Önerdiği Tanı Ölçütleri

Young, patolojik internet kullanımı olanlarda davranıșsal bir dürtü kontrol bozukluğu bulunmasından ve bu dürtü kontrol bozukluğunun da kimyasal bir madde alımını içermemesinden hareketle bu tanıma en çok uyan patolojik kumar oynama tanı ölçütlerini patolojik internet kullanımına uyarlamıș ve “internet bağımlılığı” için ilk ciddi tanı ölçütlerini olușturmuș ve yayınlamıĢtır.(Tablo 1) (19).

(25)

10 Tablo.1. Young‟un Ġnternet Bağımlılığı için Önerdiği Tanı Ölçütleri

1. Ġnternet ile ilgili așırı zihinsel uğraș (sürekli olarak interneti düșünme, internette yapılan aktivitelerin hayalini kurma, internette yapılması planlanan bir sonraki etkinliği düșünme, vb)

2. Ġstenilen keyfi almak için giderek daha fazla oranda internet kullanma ihtiyacı duyma

3. Ġnterneti kullanımını kontrol etme, azaltma ya da tamamen bırakmaya yönelik bașarısız girișimlerin olması

4. Ġnternet kullanımının azaltılması ya da tamamen kesilmesi durumunda huzursuzluk,

çökkünlük ya da kızgınlık hissedilmesi

5. Bașlangıçta planlanandan daha uzun süre internette kalma

6. Așırı internet kullanımı nedeniyle aile, okul, iș ve arkadaș çevresiyle sorunlar yașama, eğitim veya kariyer ile ilgili bir fırsatı tehlikeye atma ya da kaybetme 7. Bașkalarına (aile, arkadașlar, terapist, vb) internette kalma süresi ile ilgili yalan söyleme

8. Ġnterneti problemlerden kaçmak veya olumsuz duygulardan (örn: çaresizlik, suçluluk, çökkünlük, kaygı) uzaklașmak için kullanma

Young internet bağımlılığını tanımlarken çeĢitli davranıĢ ve dürtü kontrol bozuklukları perspektifinde özelleĢtirerek 5 kategoriye ayırmıĢtır (20).

Bunlar:

1. Siber cinsel bağımlılık: YetiĢkinlere yönelik sohbet odalarına ya da pornoya bağımlılık,

2. Siber iliĢkisel bağımlılık: Ġnternet arkadaĢlıklarına aĢırı bağlanma,

3. Ġnternet zorunluluğu: Ġnternette aĢırı kumar oynama, alıĢveriĢ veya ticaret yapma, 4. Fazla bilgi yükleme: Kompulsif Ģekilde web‟de dolaĢma veya veri araĢtırmaları, 5. Bilgisayar bağımlılığı: AĢırı bilgisayar oyunu oynama (örneğin, Doom, Myst Solitaire vb.)

Tao ve arkadaĢları (21) ise internet bağımlılığı tanısal kriterlerini semptom (yedi klinik belirti), iĢlevsellikte bozulma (fonksiyonel ve psikososyal), süre (bağımlılığın en az 3 ay boyunca devam etmesi ve günlük gereksiz internet

(26)

11 kullanımının en az 6 saat olması) ve dıĢlama (psikotik bozukluk veya bipolar bozukluk) kriterleri Ģeklinde ayırarak uyarlamıĢlardır. Bu kriterler arasında problemli kullanım süresinin de belirtilmesi dikkat çekicidir.

C. Tao ve arkadaĢlarının geliĢtirdiği internet bağımlılığı tanı ölçütleri:

(a) Semptom kriteri

Asağıdakilerden hepsi olmalıdır:

-Ġnternetle ilgili aĢırı zihinsel uğraĢ (bir önceki çevrimiçi aktiviteyi düĢünme veya bir sonraki aktiviteyi iple çekme)

-Çekilme belirtileri, internetin kesilmesinden birkaç gün sonra disfori, anksiyete, irritabilite veya sıkılma hissinin olması

Asağıdakilerden en az biri (veya daha fazlasının) olması:

1-Tolerans, doyum sağlama amacıyla internet kullanımında belirgin artısın olması 2-Ġnternet kullanımını bırakmak veya denetim altına almak için sürekli bir istek ya da baĢarısız çabaların olması

3-Ġnternet kullanımının yol açtığı devamlı veya tekrarlayıcı fiziksel veya psikolojik bir probleme rağmen aĢırı kullanıma devam edilmesi

4-Kullanımın direk bir sonucu olarak internet dıĢındaki aktivitelere ilgi ve istek kaybı

5-Ġnterneti disforik duygudurumdan (örneğin çaresizlik, suçluluk, kaygı gibi) kaçmak veya rahatlamak için kullanma

(b) DıĢlama kriteri

AĢırı internet kullanımı psikotik bozukluk veya bipolar I bozukluk ile daha iyi açıklanamaz.

(c) Klinik olarak önemli derecede bozulma kriteri

Önemli bir iliĢki, iĢ, eğitimsel veya mesleki fırsatları kaybetmeyi de içerek seklide iĢlevsel bozulmalar (azalmıĢ sosyal, akademik, çalıĢma kapasitesi)

(d) Süre kriteri

Ġnternet bağımlılığı günlük en az 6 saat kullanım ile (iĢ/akademik amaçlı kullanım hariç) en az 3 ay sürmelidir.

(27)

12 2.Ġnternet Bağımlılığı ve Ergenler

Erikson‟un psikososyal geliĢim kuramına göre 12-18 yaĢ arasındaki dönem bireyin kimlik kazanmaya karĢı rol karmaĢası yaĢadığı kritik bir dönemdir. Ergenin kendi kimliğini sorgulamaya baĢladığı, çok önemli değiĢimlerin yaĢandığı bu dönemde aileden çok akran grupları öne çıkmakta, buna bağlı olarak anti-sosyal davranıĢlar gözlenebilmektedir (22). Ergenlikte akran kabulü ve sosyal onay ön plana çıkarken, internet ergenlere elektronik posta, anlık mesajlaĢma, günlük tutma ve sohbet odaları gibi iletiĢim uygulamalarla bu beklentileri karĢılama olanağı sunmaktadır (23).

Ergenler internet üzerinden kurdukları iletiĢimlerde kolaylıkla onay ve kabul elde edebilmektedir (24). Ġnternet yoluyla iletiĢimden doyum almanın internet bağımlılığına olan yatkınlığı arttırdığı belirlenmiĢtir (25). Kaltiala-Heino, Lintonen ve Rimpela (2004)‟ya göre ergenlerin kiĢilik geliĢiminin ve hızlı bir psikolojik geliĢimin ortasında olmasına bağlı olarak madde ya da aĢırı internet kullanımı gibi bağımlılık yapıcı ajanların zararlı etkilerine daha açık haldedirler. Kimlik kazanımı sürecinde zorlanan ergenler, interneti gerçek yaĢamdaki sorumluluklarından ve gerçek kimliklerinden kaçmaya yardımcı olan bir mecra olarak görebilmektedir (54).

Bazı araĢtırmalar, ergenlerin düĢük benlik saygısı ve diğer uyum problemleri ile baĢa çıkma stratejisi olarak sağlıksız/problemli internet kullanım davranıĢı sergilediğini ortaya koymaktadır (26).

Mitchell (2000), internet bağımlılığının sebepleri arasında yeni bir kimlik arayıĢı, hayattaki gerilimleri azaltma uğraĢı, arkadaĢlık ihtiyacı, bir yere ait olma ihtiyacını göstermekte ve ayrıca internet bağımlılığını bilgisayar bağımlılığından ayıran en önemli etkenlerin global bir evde olma, özgürlük ve sınırsızlık duyguları gibi özelliklerin olduğunu belirtmiĢtir (27). SelıĢık‟a göre herkes internete bağımlı olabilir. Fakat, bazı faktörler internete bağımlı olma riskini arttırabilir. Örneğin eve bağımlı olma, çok fazla boĢ zamanı olma, geçmiĢinde saplantılı davranıĢlara sahip olma, sosyal iliĢkilerde utangaç veya çekingen olma gibi bileĢenler internet bağımlılığına zemin hazırlayabilir (28). AraĢtırmalar, özellikle üniversite öğrencilerinin bağımlı olma riskinin yüksek olduğunu göstermektedir. Bunun sebepleri arasında internete ücretsiz ve sınırsız ulaĢım, yapılandırılmamıĢ uzun boĢ

(28)

13 zamanlar, ebeveyn kontrolünden uzak olma, üniversitedeki stres etkenlerinden kaçma ve iliĢki kurma konusunda çekingenliği sayabiliriz (28).

AraĢtırmacılar özellikle sosyalleĢme alanında internet üzerindeki avantajları vurgulamaktadır. Ġnsanların gerçek hayatta kuramadığı sosyal bağları internet üzerinden kurabilmesi, diğer insanlarla risk almadan iletiĢime geçebilmesi, özgürce düĢüncelerini, duygularını ifade edebilmeleri; kendilerini maskeleyerek, ya da kendilerini nasıl istiyorlarsa öyle göstermeleri, gerçek kimliklerini saklayabilmelerinin yanı sıra istedikleri zaman iletiĢime girebilmeleri interneti çekici kılan etmenlerden sayılabilir (19).

Bu bilgiler ıĢığında ergenlerin interneti en çok kullanan grup haline gelmesi kullanım sıklığına, kullanım amaçlarına, kimlik geliĢiminin tamamlanmamasına ve psikolojik olgunluğa eriĢmemelerine bağlı olarak internet bağımlılığı açısından ergenleri en önemli risk gruplarından biri haline getirmektedir (29).

3.Epidemiyoloji

Johansson ve Gotestam (30), ABD‟de 12-18 yas arası 3237 kiĢiyle yaptıkları epidemiyolojik bir çalıĢmada internet bağımlılığı sıklığının %2 ile %4 arasında değiĢtiği görülmektedir. Bu çalıĢmada internet bağımlılığı tanısı bizim çalıĢmamızda kullandığımız Young‟ın Ġnternet Bağımlılığı Testi ile konulmuĢtur.

Problemli internet kullanımı sıklığı ise %10 civarında bulunmuĢtur. Farklı ölçütlerle de olsa bugüne kadar yapılan çalıĢmalar problemli internet kullanımının yaygınlığının % 0,3-38 arasında değiĢtiğini göstermektedir. Genel olarak erkeklerde kızlara oranla 2-3 kat daha fazla görülmekte ve internetin problemli kullanımına genç popülasyonda daha çok rastlanmaktadır (1).

Epidemiyolojik veriler Tablo 2‟de özetlenmiĢtir (32):

(29)

14 Tablo 2. ÇeĢitli ülkelerde internet bağımlılığı ile ilgili yapılan çalıĢmalar *.

*Canan, 2010 Üniversite Öğrencilerinde Ġnternet Bağımlılığı, Disosiyatif Belirtiler VeSosyodemografik Özellikler Arasındaki ĠliĢki Uzmanlık Tezi,Düzce, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

4.Etiyopatogenez

Tüm psikiyatrik bozukluklarda olduğu gibi internet bağımlılığının da etyolojiĢi multifaktöriyeldir. Neden internet kullanan herkeste değil de bazı kullanıcılarda bağımlılık geliĢtiği cevap bekleyen sorulardandır. Bozukluğu anlamada çeĢitli etyolojik modeller öne sürülmektedir.

a) Nörobiyolojisi

Kandel ve ark. hazzın nöral mekanizmalarının yeteri kadar iyi anlaĢılmadığını, ancak bunların olasılıkla beyindeki ödül ve öğrenilmiĢ davranıĢın pekiĢtirilmesi

(30)

15 mekanizmalarıyla çakıĢtığını ifade etmiĢtir. Ventral tegmental alandan mezolimbik ve mezokortikal alanlara uzanan dopaminerjik nöronların birçok psikoaktif madde tarafından aktive edilebiliyor olması, orta beyin dopaminerjik nöronlarının ödül- bağımlılık sistemlerindeki rolünü güçlendirmektedir (33).

Blum ve ark.‟nın “dopamin teorisine” göre dopamine “haz molekülü” ya da

“antistres molekülü” de denilmektedir. Dopamin, sinaptik aralığa salındığında, birçok dopaminerjik reseptörü (D1, D5) stimüle ederek stres hissinin azalmasına ve kiĢinin kendini daha iyi hissetmesine neden olabilmektedir (34). Bazı genetik varyanta sahip kiĢilerde, beynin ödül sistemlerindeki bir disfonksiyon, yani hipodopaminerjik bir altyapı, bu durumdaki bir kiĢinin daha yüksek dopamin düzeylerine ihtiyacını doğurabilir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi birçok psikoaktif maddenin yanı sıra, hazzın subjektifliği göz önüne alındığında, birçok madde ya da davranıĢın ventral-tegmental alandan dopamin salınımını arttırabileceği düĢünülebilir (34). DA D2 reseptörü A1 alleline sahip bireylerde D2 reseptör yoğunluğunun azalmasının tüm madde bağımlılıklarına ve patolojik kumara, seks bağımlılığına, antisosyal davranıĢ örüntülerine neden olabileceği iddia edilmiĢtir (34). Potenza, ileri sürdükleri teoriye göre patolojik kumar ve madde bağımlılıklarının nörobiyolojik olarak ortak etyopatogenezlere sahip olmaları, kompulsif alıĢveriĢ, aĢırı internet kullanımı bağımlılığı ve kompulsif seksüel davranıĢların da aynı davranıĢsal bağımlılık mekanizmalarını kullanıyor olabileceğini düĢündürtmektedir (35).

b) BiliĢsel teoriler

Operan koĢullanma prensibine dayanan “öğrenme teorisi” bağımlı kullanıcıda coĢku ve öfori gibi hislerin ortaya çıkmasına neden olan internetin pozitif pekiĢtirici etkilerini vurgulamaktadır (36). Ġnternet ve iliĢkili teknolojilerin deneyimlenmesinde kilit olay, kiĢinin olaydan edindiği olumlu deneyimdir. BaĢka bir deyiĢle internetin yeni bir özelliği denendiğinde ortaya çıkan sonuç olumlu ise, aynı aktiviteyi sürdürme konusunda pekiĢtirme oluĢturur. KiĢi ilk deneyimindekine benzer bir doyumu alabilmek için aktiviteyi daha sık yapmaya koĢullanır. Bu edimsel koĢullanma, kiĢi benzer fizyolojik yanıt elde etmek için yeni teknolojiler buluncaya

(31)

16 kadar sürer. KoĢullanmanın normal sürecinde bağlantılı uyaranlara yönelik bir koĢullanma da gerçekleĢebilir. Edimsel koĢullanma ilkelerine göre, temel koĢullu uyaranla iliĢkili herhangi bir uyaran ikincil pekiĢtirme sonucu aynı tepkilere yol açabilir. Örneğin, internete bağlanan bilgisayarın sesi, klavyede yazarken oluĢan dokunma duyusu, odanın kokusu gibi uyaranlar koĢullanmıĢ yanıtlar aracılığıyla aynı doyumu sağlayabilir. Ġkincil pekiĢtireçler, problemli kullanıma ait belirtilerin ortaya çıkmasını pekiĢtiren durumsal harekete geçiricilerin geliĢmesinde ve sürdürülmesinde yardımcı etkenlerdir. Patolojik internet kullanımını açıklamada

“biliĢsel-davranıĢçı yaklaĢım”, bireyin uyumsuz davranıĢının nedeninin, bireyin düĢüncelerinden kaynaklandığını vurgulamaktadır. Hayatta baĢarısız olunan alanları gidermeye yönelik olarak geliĢtirilen bir davranıĢ örüntüsü olabileceği ileri sürülmüĢtür (37).

c) BiliĢsel-davranıĢsal zeminde kendilik algısı

Davis‟in ortaya attığı biliĢsel-davranıĢçı modele göre, problemli internet kullanımında, uyumsuz düĢünceler, davranıĢtan önce gelir ve esastır. Bu depresyonun biliĢsel teorik açıklamasına benzer Ġnternet gibi stres verici yeni bir ortamla karĢılaĢılması ve karĢılaĢılan ortamda pekiĢtiricilerin olması yeni biliĢsel yapılanmayı oluĢturmaktadır. Bireydeki düĢük benlik değeri ve kendine negatif bakıĢ açısından bakma, internet ile daha farklı bir geliĢim sürecine girmektedir. Bu negatif bakıĢ açısının ve düĢük benlik değerinin internet ortamında sohbet (chat) odalarında fantezi rol oynama, yüzleĢmeden arkadaĢlık yapma ve diğer bağımlılık nesnelerine ulaĢma ile telâfi edilmesi kiĢide yeni biliĢsel semaların oluĢmasında önemli rol oynamaktadır. Bu arada birey gerçek hayatta yüzleĢmesi gereken problemlerden de uzak kalabilmektedir. Yeni biliĢsel yapılanma sürecinde en sık karĢılaĢılan biliĢsel varsayımlar „Ben sadece internette iyiyim.’, ‘İnternette olmadığım zaman değersizim, ama internette önemli bir bireyim.’, ‘İnternette olmadığımda başarısızım.’ şeklindeki düşünceleri yanı sıra dış dünya ile ilgili olarak da ‘Saygı duyulduğum tek yer internet.’, ‘İnternette olmadığım zaman kimse beni sevmiyor.’, ‘İnternet benim tek arkadaşım.’, ‘İnsanlar bana internet ortamı

(32)

17 dışında kötü davranıyor‟ Ģeklindedir. Bu yeni biliĢsel yapılanma patolojik internet kullanımı ile sonuçlanmaktadır. (37).

Kore‟de 7878 erkek ve 5710 bayan olmak üzere 13588 internet kullanıcısı ile yapılan bir araĢtırmada aĢırı internet kullanan bireyler incelenmiĢtir. Bu kiĢilerin insan iliĢkilerindeki hayal kırıklıklarına karĢı aĢırı duyarlı oldukları, yabancılarla iletiĢime girmenin bu kiĢilerdeki anksiyete düzeylerini belirgin derecede arttırdığı saptanmıĢ; çocukluk ve ergenlik döneminde çevreyle ve yabancılarla olan iliĢkinin yoğun stres yanıtına yol açtığı kiĢilerde kaçıngan davranıĢın öğrenilerek bir kalıp olarak yerleĢtiği de ifade edilmiĢtir (38). Aynı araĢtırmada kontrol grubuyla karĢılaĢtırıldığında internet bağımlılarının depresyon düzeylerinin ve kompulsif eğilimlerinin daha yüksek olduğu görülmüĢtür. Caplan “yetersiz sosyal beceriler”

diye adlandırdığı bir teori geliĢtirmiĢtir (39). Buna göre yalnız ve depresyonu olan bireyler sosyal yeterlilikleri ile ilgili negatif düĢüncelere sahiptir. DüĢük kendilik değerine sahip olan insanlar yüz yüze iletiĢim kurma yerine internet üzerinden sosyal iliĢkiler kurmayı tercih ederler. Bilgisayar aracılı iletiĢim yüz yüze iletiĢime göre insanlara daha çok esneklik sağlar ve böylelikle olumsuz veya zararlı olarak görülen bilgiler rahatlıkla saklanabilir.

5.Ġnternet bağımlılığı ve sosyal karĢılıklılık iliĢkisi

Sosyal etkileĢimde, iletiĢimde bozulma ve tekrarlayıcı, stereotipik davranıĢ Ģekli ya da sınırlı ilgi alanları çerçevesinde kapanıp kalma, otistik spektrum bozukluklarının (OSB) çekirdek belirti alanlarıdır. Son yıllarda yapılan çalıĢmalarda, OSB prevalansı artmıĢ görünmektedir (40). Günümüzde OSB tanılı çocuklarda saptanan bozulmanın geçmiĢte tanı almıĢ olgulara göre daha hafif olduğu göze çarpmaktadır. OSB prevalansındaki artıĢın bir yönüyle daha hafif olguların belirlenmesini yansıtıyor olabileceği söylenmektedir. Bu da OSB‟deki özelliklerin devamlılık gösteren bir davranıĢ örüntüsün olarak değerlendirilebileceğini düĢündürmektedir. KarĢılıklı sosyal etkileĢim alanı dıĢındaki diğer belirti alanlarında bozulma tanımlanmayan olguların “baĢka türlü adlandırılamayan yaygın geliĢimsel bozukluk” kümesi altında toplanması ve sosyal karĢılıklılık alanındaki bozulmanın baĢka psikopatolojilerde de tanımlanması, sosyal karĢılıklılık ile ilgili geliĢimsel aksaklıkların diğer iki belirti

(33)

18 alanından nedensel ve fenomenolojik açıdan bağımsız bir belirti alanını temsil ediyor olabileceğini akla getirmektedir (41). Nitekim yıkıcı davranıĢ bozuklukları veya DEHB‟si olan çocukların OSB belirtileri ile ilgili değerlendirme ölçeklerinde yüksek skorlar aldıkları bildirilmektedir (42). Duygudurum veya anksiyete bozukluğu olan çocukların da OSB belirtilerini değerlendiren ölçeklerde, sağlıklı kontrol grubuna göre skorları yüksek bulunmuĢtur (41).

Sosyal KarĢılıklılık Ölçeği (SKÖ: Social Reciprocity Scale-SRS) doğal sosyal ortamlarda, kiĢiler arası iliĢkilerdeki tuhaf tutumların, yani klinik olmayan eĢik altı durumların değerlendirilmesine imkan veren, 65 maddeden oluĢan bir ölçektir (43).

ĠletiĢim, tekrarlayıcı/stereotipik hareketler gibi OSB‟ye özel kiĢiler arası davranıĢ boyutlarını da içerir. Esasen sosyal karĢılıklılığı ölçmek için geliĢtirilmiĢ olsa da, ağır OSB‟lerde görülebilecek davranıĢ Ģekillerini de değerlendirmesinin temelinde,

“sosyal karĢılıklılık” alanının ağır ve hafif durumları içine alan bir devamlılık sergilediği hipotezi yer almaktadır (43). Sosyal anlamı olan bilgiyi fark edebilmek, sosyal ipuçlarını yakalayabilmek, bu bilgiyi bir iĢlemden geçirebilmek ve uygun Ģekilde davranmak “sosyal kognisyon” olarak adlandırılır. KiĢilerarası iliĢkilerde uygun karĢılıklar verebilme, sosyal olarak uygun davranabilme becerisi olarak özetlenebilen “sosyal karĢılıklılık” da sosyal kognisyonun bir yönüdür. Sosyal kognisyon zihin kuramı (Theory of Mind: ToM) olarak bilinen, empati, kendini baĢkasının yerine koyabilme, niyetleri, duyguları anlayabilme becerilerindendir. Bu beceriler ile yürütücü iĢlevler arasında bir iliĢki olduğu düĢünülmektedir (44).

Birçok çalıĢmada internet bağımlılığının psikososyal açıdan çocuk ve ergenlerin ruh sağlığını olumsuz yönde etkilediği ve sosyal geliĢim üzerinde olumsuz etkileri gösterilmiĢtir. Özellikle okul çağındaki gençlerde oldukça sık görülen, internet aĢırı kullanımı, sosyal iliĢkilerini olumsuz yönde etkileyerek, kiĢiyi bağımlı hale getirmektedir (2). Bununla beraber gibi sosyal iĢlevselliğin bir unsuru olan sosyal cevaplılıktaki kısıtlılık, bireylerin internete bağımlı olma riskini arttırabildiği düĢünülmektedir. Çocuklar ve ergenlerde görülen internet bağımlılığında sosyal karĢılıklılığı araĢtıran bilimsel çalıĢmalar oldukça yetersizdir. ÇalıĢmamızda ergenlerde internet bağımlılığında sosyal karĢılıklılık ve yordayıcı faktörlerin değerlendirilmesi ve normal kontrollerle karĢılaĢtırılması planlanmaktadır.

(34)

19 6.Ġnternet bağımlılığı ve olumsuz hayat olayları

Bazı çalıĢmalarda, olumsuz yaĢam olayları ile internet bağımlılığı arasında iliĢki incelenmiĢtir. Tang ve ark.‟nın 755 internet bağımlılığı olan adolesan üzerinde yaptığı bir çalıĢmada; internet bağımlılığı ile olumsuz yaĢam olayları, sorunlarla baĢa çıkma Ģekilleri ve psikolojik semptomlar arasındaki iliĢki araĢtırılmıĢtır.

KiĢilerarası ve okulla alakalı problemlerden kaynaklanan stresörler ve aksiyete semptomları, internet bağımlılığı ile iliĢkili bulunmuĢ. Sorunlarla baĢetme becerileri yetersiz olan ergenlerin, olumsuz yaĢam olaylarından daha fazla etkilendiği ve bunun sonucunda internet bağımlılık riskinin arttığı bulunmuĢtur (45).

7. Ġnternet bağımlılığı ve psikopatoloji

Epidemiyolojik araĢtırmalar internet bağımlılarının %50‟sinde baĢka bir psikiyatrik bozukluk bulunduğunu ortaya koymuĢtur En sık rastlanan bozukluklar madde kullanımı (%38), duygudurum bozukluğu (%33), anksiyete bozukluğu (%10), psikotik bozukluk (%14), depresyon veya distimidir (%25). Bu kiĢilerin %38‟nin en az bir baĢka bağımlılığının daha olduğu ve bunlar arasında en sık kompülsif alıĢveriĢin (%19), kumar oynamanın (%10), piromaninin (%10) ve kompülsif seks bağımlığının (%10) bulunduğu belirtilmiĢtir. Ayrıca bu kiĢilerin bazılarının borderline, narsistik ve antisosyal kiĢilik bozukluğu kriterlerini de karĢıladıkları ve özellikle daha önceden çeĢitli dürtü kontrol bozukluğu ya da madde bağımlılığı sorunu olanların interneti daha aĢırı ve patolojik düzeyde kullanma eğiliminde oldukları ifade edilmiĢtir (46).

Koreli ergenler üzerinde yapılan bir çalıĢmada, internet bağımlılığı ile depresyon, alkol bağımlılığı, OKB semptomları ve biogenetik temperament arasındaki iliĢkiye bakılmıĢ, sonuçta, internet bağımlılığı ile depresyon ve OKB semptomları arasında önemli bir iliĢki bulunmuĢtur (47).

Ülkemizde yapılan bir çalıĢmada ise, özellikle genç yaĢ grubunda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, sosyal fobi, hafif depresyon varlığında veya ailede

(35)

20 bağımlılığa yatkınlık söz konusu olduğunda riskli internet kullanımının görülebileceği belirtilmiĢtir (48).

8.Tedavi Yaklașımları

a) Psikoterapi

Ġnternet bağımlılığının tedavisinde bir diğer seçenek; farmakoterapiye ek olarak ya da farmakoterapiden bağımsız olarak bilișsel-davranıșçı yöntemlerin kullanılmasıdır. Araștırıcılar, internet bağımlılığında tıpkı depresyonda olduğu gibi bazı olumsuz bilișlerin rol oynadığını ve internet bağımlılığının hayatta bașarısız olunan alanları telafi etmeye yönelik bir davranıș örüntüsü olarak ortaya çıktığını öne sürmüșler ve bu bağlamda internetin așırı kullanımının ödüllendirici bir davranıș olarak görülebileceğini ve öğrenme mekanizmaları aracılığıyla bazı olumsuz duygularla (korku, huzursuzluk, hayal kırıklığı) mücadele etmeye yarayan yetersiz bir strateji olarak kullanılabileceğini belirtmiĢlerdir (49). internet bağımlılığı‟nın tüm bu bilișsel özellikleri dikkate alındığında bilișsel-davranıșçı tekniklerin bu bozukluğun tedavisinde önemli yeri olacağı açıktır. Bu noktadan hareketle Davis, bu hastalarda kullanılabilecek 11 haftalık bir bilișsel-davranıșçı tedavi protokolü önermiștir (Tablo 3) (50).

Tablo 3. Davis‟in önerdiği bilișsel-davranıșçı tedavide atılması gereken adımlar*

Kișinin internetten uzak kalıp kalamadığının tespiti

Bilgisayarın yerinin değiștirilmesi ve diğer insanların bulunduğu yere nakli Diğer insanlar ile beraber internete bağlanması

Ġnternete bağlanma zamanını değiștirmesi Ġnternet defteri olușturması

Persona (nickname) kullanımına son vermesi

Arkadașlarından ve yakınlarından internet ile ilgili problemleri olduğunu saklamaması

(36)

21 Spor aktivitelerine katılması

Ġnternet tatillerinin verilmesi Otomatik düșüncelerin ele alınması Gevșeme egzersizleri

Ġnternete bağlanma sırasında hissedilenlerin not edilmesi Yeni sosyal becerilerin kazandırılması

* Young KS. Evaluation and treatment of internet addiction. In: VandeCreek L, Jakson TL (Eds). Innovations of Clinical Practice Volume 17. 1st Ed. Sarasota, Fl: Professional Resource Pres;1999.p.30-60.

Young ise, internet bağımlılığının bilișsel-davranıșçı tedavisinde internete girmeyi yasaklamanın pek uygun bir çözüm yolu olmadığını çünkü, internet kullanımının banka ișlemleri yapmak, vb diğer ișlemler için elzem bir ihtiyaç olduğunu belirtmiĢ ve tedavi hedefinin, interneti tamamen yasaklamak yerine internet kullanımının kontrol altına alınması olması gerektiği ifade etmiĢtir (50).

Șimdiye kadar internet bağımlılığının gerek farmakoterapisi gerek biliĢsel davranıĢçı tedavisinin etkinliği ile ilgili uzunlamasına yapılmıș herhangi bir çalıșma bulunmamakla birlikte, özel merkezlerde bu tip bağımlıları gören terapistlerin deneyimlerine ve diğer bağımlıklarla ilgili yapılan araĢtırmalara dayanarak internet bağımlılığın tedavisinde kullanılan çeșitli biliĢsel davranıĢçı teknikleri șu șekilde özetlemek mümkündür (51, 52):

a. Ġnternet kullanımını tam zıt saatlere kaydırmak, b. Dıș durdurucular (external stoppers) kullanmak, c. Ġnternet kullanımıyla ilgili hedefler belirlemek, d. Özellikle belli bir ișlevden uzak durmaya çalıșmak, e. Hatırlatıcı kartlar kullanmak,

f. Ġnternet yerine yapmak istediklerini not edebileceği kișisel bir defter kullanmak,

g. Bir destek grubuna girmek h. Aile terapisi.

Belirtilen ilk üç müdahale aslında basit zaman ayarlama teknikleridir (100).

Ancak, zaman ayarlamanın yeterli olmadığı durumlarda daha agresif müdahalelerin

(37)

22 kullanılması gereklidir. Bu tip durumlarda tedavi hedefi, kișinin güçlenmesi ve uygun destek sistemlerini kullanarak etkili baș etme stratejileri geliștirmesini sağlamak ve bu șekilde bağımlı davranıșını değiștirmeye çalıșmaktır. Eğer kiși uygun baș etme yolları geliștirebilirse, olumsuz olaylar ile baș etmek için artık internete bașvurmasına gerek kalmayacaktır. Ancak, unutulmamalıdır ki, özellikle tedavinin bașlangıcında hasta bir kayıp yașayacak ve daha sık internete girmek için bir özlem duyacaktır. Bu normaldir ve beklenmelidir. Nihayetinde, bu kișiler uzun süre internete bağlanmaktan büyük bir zevk almıșlardır ve internet hayatlarında merkezi bir rol oynamıștır, bu nedenle birdenbire internet olmadan yașamaya alıșmakta zorlanmaları olağandır.

a. Ġnternet kullanımını tam zıt saatlere kaydırmak

Ġnternet bağımlılığının tedavisinde kișinin zamanını nasıl harcadığını yeniden organize etmek önemli bir adımdır. Dolayısıyla, klinisyen tedaviye baĢlamadan önce kișinin internet kullanım alıșkanlıkları hakkında bilgi edinmelidir. Bu bilgi kiĢiye i) özellikle hangi günler internete bağlanıyorsunuz?,

ii) günün hangi saatinde internete girmeye bașlıyorsunuz?, iii) genellikle kaç saat internete bağlı kalıyorsunuz?, iv) bilgisayarı genelde nerede kullanıyorsunuz?

gibi sorular sorarak edinilebilir.

Bir kez kișinin internet kullanım șekli açığa çıkarıldıktan sonra klinisyen hastayla beraber yeni bir kullanım șeması olușturabilir. Buradaki amaç, kiĢilerin günlük rutinini kırmak ve sanal alıșkanlığını bırakabilmesi için yeni kullanım alıșkanlarına adapte olmasını sağlamaktır. Mesela, kișinin ilk iși sabah kalkar kalkmaz e-postalarını kontrol etmekse, kișiye sabahları ilk iș olarak internete bağlanmaktansa önce bir duș alması ve kahvaltı etmesi önerilebilir. Ya da eğer kiși eve geldikten sonra sadece akșamları bilgisayarın önüne oturuyor ve tüm geceyi internette geçiriyorsa, o zaman klinisyen kișiye akșam yemeği ve haberlerine kadar beklemesini ve daha sonra internete girmesini salık verebilir. Kiși hafta içi her gün internete giriyorsa, hafta sonuna kadar beklemesi önerilebilir ya da sadece hafta sonları internete giren birisiyse kullanımını hafta içi günlere kaydırması önerilebilir.

Şekil

Updating...

Benzer konular :