AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

Tam metin

(1)

ĠKĠNCĠ BÖLÜM

NEZİR ADIYAMAN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru No. 6042/09)

KARAR

STRAZBURG

5 Kasım 2013

İşbu karar AİHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.

© T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayriresmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü, Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığı tarafından yapılmıĢ olup, Mahkeme için bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiĢ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koĢulu ile Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü, Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığına atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.

(2)

Nezir Adıyaman / Türkiye davasında, Başkan

Guido Raimondi, Yargıçlar

Danutė Jočienė, Peer Lorenzen, Dragoljub Popović, IĢıl KarakaĢ, Nebojša Vučinić,

Paulo Pinto de Albuquerque,

ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Vekili Lawrence Early’nin katılımıyla Daire halinde toplanan Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi (Ġkinci Bölüm), 15 Ekim 2013 tarihinde gerçekleĢtirilen kapalı müzakereler sonucunda, aynı tarihte kabul edilen aĢağıdaki kararı vermiĢtir:

USUL

1. Davanın temelinde, Türk vatandaĢı olan Bay Nezir Adıyaman (“baĢvuran”) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine 3 Aralık 2008 tarihinde, Ġnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ĠliĢkin SözleĢme’nin (“SözleĢme”) 34. maddesine uygun olarak Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi’ne (“Mahkeme”) yapılmıĢ olan 6042/09 no.’lu baĢvuru yer almaktadır.

2. BaĢvuran, Ġstanbul’da görev yapan avukat Bay M. Erbil tarafından temsil edilmiĢtir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiĢtir.

3. BaĢvuran, SözleĢme’nin 3. maddesine dayanarak, polis gözaltısında tutulduğu sırada kötü muameleye maruz kaldığını ve bu konuyla ilgili yürütülen soruĢturmanın etkin olmadığını iddia etmiĢtir.

(3)

4. BaĢvuru, 10 Aralık 2010 tarihinde Hükümet’e iletilmiĢtir.

SözleĢme’nin 29/1 hükmü gereğince, baĢvurunun kabul edilebilirliği ve esası hakkında aynı anda hüküm verilmesine karar verilmiĢtir.

OLAYLAR

5. BaĢvuran 1978 doğumludur ve Ġstanbul’da ikamet etmektedir.

6. BaĢvuran, bir gösteri esnasında patlayıcı madde kullandığı Ģüphesiyle 4 Eylül 2005 tarihinde saat 22.30’da yakalanmıĢ ve Beyazıt Polis Karakolu’na götürülmüĢtür.

7. Yakalama ve el koyma tutanağına göre, polis, saat 22.00 sularında, denetlenmesi gereken bir kalabalığın toplandığına iliĢkin olarak bilgilendirilmiĢtir. Bildirilen yere varılması üzerine polis, caddenin ortasında toplanmıĢ ve Molotof kokteyli tutan bir grup insan olduğunu fark etmiĢtir. Grup, polis memurlarını görünce dağılmıĢtır. Tutanakta ayrıca, söz konusu grubun arasında yer alan baĢvuranın kaçmaya baĢladığı, polis memurlarına Molotof kokteyli atmakla tehdit ettiği ve kendisini yakalamaya çalıĢtıklarında polise direniĢ gösterdiği belirtilmiĢtir. Tutanağa göre, polis, baĢvuranın kontrol altında tutulması amacıyla yasal sınırlar içerisinde aĢamalı olarak güç kullanmıĢ ve sonunda baĢvuranı kelepçelemiĢtir. Polis ayrıca, patlamaya hazır olan Molotof kokteyline de el koymuĢ ve baĢvuranın cebinde Molotof kokteyli için fitil olarak kullanılabilecek bir kumaĢ parçası bulmuĢtur.

8. BaĢvuran saat 23.50’de, Haseki Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi’nde tıbbi muayeneden geçirilmiĢtir. Muayene sonrası düzenlenen tıbbi rapor, baĢvuranın vücudunda fiziksel Ģiddete iliĢkin herhangi bir bulgunun saptanmadığını kaydetmiĢtir.

9. BaĢvuran, tıbbi muayenenin ardından Beyazıt Polis Karakolu’na geri götürülmüĢtür. Bu arada, Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı, baĢvuranın Ġstanbul

(4)

Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ġubesi’ne teslim edilmesi gerektiği emrini vermiĢtir.

10. BaĢvuran, Terörle Mücadele ġubesi’ne götürülmeden önce Haseki Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi’nde ikinci bir muayeneden geçirilmiĢtir.

Burada 5 Eylül 2005 tarihinde saat 01.14’te düzenlenen ikinci tıbbi raporda, bir kez daha, baĢvuranın vücudunda kötü muameleye iliĢkin herhangi bir bulgunun saptanmadığı belirtilmiĢtir.

11. BaĢvuran, Terörle Mücadele ġubesi’ne getirilmesi sonrasında, Ġstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmiĢ ve saat 02.25’te bir doktor tarafından muayene edilmiĢtir. BaĢvuran, muayene edilmeden önce, Beyazıt Polis Karakolu’nda kendisine küfredildiğini, soyularak çıplak bırakıldığını ve çenesine ve omuzlarına yumruk atıldığını iddia etmiĢtir. Sonrasında hazırlanan geçici adli tıp raporunda, baĢvuranın genel sağlık durumunun iyi ve bilincinin yerinde olduğu belirtilmiĢtir. Raporda, baĢvuranın sol elinin üzerinde baĢvuranın yakalanmasından önce meydana geldiğini belirttiği kanayan bir sıyrığın yanı sıra 1.2x0.8 cm ve 2.5x1.2 cm’lik iki adet sıyrığın bulunduğu ve sağ dirseğinde 2.5x0.8 cm büyüklüğünde hafif kanayan bir yaranın bulunduğu, her iki bileğinde de muhtemelen kelepçe takılmasının sebep olduğu kan toplanmasının olduğu ve dirseklerinde, göğsünde ve omuzlarında diğer bazı küçük sıyrıkların bulunduğu belirtilmiĢtir. Raporda ayrıca, baĢvuranın çene hareketlerinin normal olduğu kaydedilmiĢtir.

Raporda, baĢvuran için hayati bir risk teĢkil etmeyen birkaç yumuĢak doku lezyonunun meydana gelmiĢ olduğu ve bu lezyonların basit tıbbi müdahale ile tedavi edilebileceği sonucuna varılmıĢtır.

12. Aynı gün saat 20.00 sularında düzenlenen baĢka bir tıbbi rapor, baĢvuranın her iki dirseğinde de 3x0.7 cm büyüklüğünde iki sıyrığın bulunduğunu, baĢvuranın çenesini açmakta zorlandığını ve baĢının ön bölgesinde ağrı olduğunu belirtmiĢtir. Bu raporda, daha kesin sonuçların elde edilmesi için baĢvuranın bir hastanenin ortopedik cerrahi ve beyin cerrahisi bölümlerince muayene edilmesinin gerektiği sonucuna varılmıĢtır.

(5)

13. Bunun ardından, baĢvuran saat 21.30’da Bakırköy Devlet Hastanesi’nin ortopedik cerrahi ve genel cerrahi bölümlerindeki doktorlar tarafından muayene edilmiĢtir. Doktorlar, baĢvuranın sol omzunda ve sağ dirseğinde 1x1 cm büyüklüğünde üç sıyrık ile sol tarafında 0.5x0.5 cm büyüklüğünde bir sıyrık bulunduğunu bildirmiĢlerdir. Doktorlar ayrıca, herhangi bir acil ortopedik patoloji ya da kemik patolojisinin saptanamadığını ifade etmiĢlerdir.

14. Ġstanbul Adli Tıp Kurumu söz konusu muayene sonrasında, ortopedik patoloji ya da beyin cerrahisi patolojisi saptanmadığından, baĢvuranın vücudundaki yüzeysel sıyrıkların ve yaraların hayati tehlike arz etmediklerini ve basit tıbbi müdahale ile tedavi edilebileceklerini kaydeden nihai bir rapor düzenlemiĢtir.

15. Son olarak, baĢvuran 6 Eylül 2005 tarihinde, Adli Tıp Kurumu’nun BeĢiktaĢ ġubesi’nde iki tıbbi muayeneden geçirilmiĢtir. Tıbbi raporda, Ġstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan ilk muayenede saptanan bulgular tekrar edilmiĢtir. Bu raporda ayrıca, baĢvuranın çenesine yumruk atıldığı yönündeki iddialarına iliĢkin olarak aynı gün düzenlenen ve baĢvuranın ağzına bu tür bir dıĢ kuvvetin uygulandığına dair bir bulgu olmadığını belirten dental rapora da atıfta bulunulmuĢtur. Sonuç olarak, baĢvurana, basit tıbbi müdahale ile tedavi edilebilecek bir yumuĢak doku lezyonu meydana gelmiĢ olduğu teĢhisi konmuĢtur.

16. Aynı gün, baĢvuran, tıbbi muayenelerin ardından, Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı önünde savunmasını yapmıĢ ve polis gözaltısında tutulurken kötü muameleye maruz bırakıldığından Ģikayetçi olmuĢtur.

BaĢvuran ayrıca, yakalama ve el koyma tutanağının içerdiği ifadeleri reddetmiĢ ve polis tarafından yakalandığı esnada, çalıĢanlarının gece geç saate kadar çalıĢacaklarını ailelerine bildirmeye gitmekte olduğunu ileri sürmüĢtür.

17. Daha sonra, baĢvuran, Ġstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde nöbetçi hakim tarafından sorgulanmıĢtır. BaĢvuran, Cumhuriyet savcısı önünde

(6)

vermiĢ olduğu ifadeleri tekrar edip, kendisinin üç çalıĢanıyla birlikte yürümekte iken polisin kendisini yere ittiğini ve kelepçelediğini ileri sürmüĢtür. Polisin fitil olduğunu iddia ettiği cebinde bulunan kumaĢ parçasının yalnızca bir sipariĢ için yanında taĢıdığı bir örnek olduğunu, zira kendisinin tekstil sektöründe çalıĢtığını eklemiĢtir. Nöbetçi hakim, baĢvuranın yasadıĢı bir örgüt olan PKK’ya (Kürdistan ĠĢçi Partisi) üye olduğu ve korku ve panik yaratmak amacıyla tehditte bulunduğu Ģüphesiyle tutuklanmasına karar vermiĢtir.

18. Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı 15 Eylül 2005 tarihinde, baĢvuranın kötü muameleye maruz kaldığı iddiasına iliĢkin soruĢturmayı, baĢvuran hakkındaki soruĢturmadan ayırmıĢtır.

19. Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı 6 Ekim 2005 tarihinde, Beyazıt Polis Karakolu’ndan on üç polis memurunu konuya iliĢkin ifade vermeleri için on beĢ gün içerisinde savcılığa gelmeye davet etmiĢtir.

20. Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı 12 Ekim 2005 tarihinde, baĢvuranı bir kez daha sorgulamıĢtır. BaĢvuran, Beyazıt Polis Karakolu’nda geçirdiği süre esnasında on ila on beĢ polis memuru tarafından yaklaĢık yirmi dakika boyunca kendisine yumruk ve tokat atıldığını ve duvara itildiğini ileri sürmüĢtür. BaĢvuran, yakalanması esnasında ve Terörle Mücadele ġubesi’nde bulunduğu sırada kötü muameleye maruz kalmamıĢ olduğunu da eklemiĢtir.

21. BaĢvuranın yakalanması iĢlemini gerçekleĢtiren beĢ polis memuru sırasıyla 1 Aralık ve 2 Aralık 2005 tarihlerinde Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanmıĢtır. Sorgulanan polis memurları baĢvuranın iddialarını reddedip, baĢvuranı aĢamalı güç kullanarak yakaladıklarını ve yakalama tutanağı hazırlamak amacıyla polis karakoluna götürdüklerini ifade etmiĢlerdir. Polis memurları ayrıca, sonrasında, baĢvuranı tıbbi muayeneden geçirilmesi için götürdüklerini, polis karakoluna geri getirdiklerini ve oradan ayrıldıklarını eklemiĢlerdir. BaĢvuranın karakolda bulunduğu esnada orada olan diğer polis memurları da iddiaları reddetmiĢler

(7)

ve polis karakolundaki hiç kimsenin baĢvurana karĢı fiziksel Ģiddet uygulamadığını ifade etmiĢlerdir. Söz konusu polis memurlarından ikisi ayrıca, baĢvuranın Terörle Mücadele ġubesine gönderilmesinin hemen öncesinde gerçekleĢtirilmiĢ olan ikinci tıbbi muayeneye atıfta bulunmuĢ ve ikinci tıbbi raporda da baĢvuranın vücudunda kötü muameleye maruz kaldığına dair herhangi bir bulgunun saptanmadığının kaydedildiğini belirtmiĢtir. Polis memurları, son olarak, baĢvuranın yaralarının, yakalanması sırasında polis memurlarına direniĢ göstermesi sebebiyle meydana gelmiĢ olması gerektiğini ileri sürmüĢlerdir.

22. BaĢvuran 29 Haziran 2006 tarihinde, Tekirdağ Cumhuriyet Savcısı önünde bazı polis memurlarının fotoğraflarını incelemiĢtir. BaĢvuran, kendisine gösterilen fotoğraflardan kendisini döven polis memurlarını teĢhis edemediğini ifade etmiĢtir. Ayrıca, maruz kalmıĢ olduğu kötü muamelenin sonucu olarak hala kulağının acımakta olduğunu eklemiĢtir.

23. Ġstanbul Cumhuriyet Savcılığı 31 Mayıs 2007 tarihinde, Beyazıt Polis Karakolu amirinden polis karakolunda 4 Eylül 2005 tarihinde saat 20.00 ile 00.00 arasında nöbetçi olan tüm polis memurlarının isimlerini ve fotoğraflarını savcılığa göndermesini istemiĢtir. Savcılık ayrıca, polis memurlarından bazılarının atanmıĢ oldukları diğer Ģehirlerdeki çeĢitli polis merkezlerine yazılar göndermiĢ ve bu polis memurlarının fotoğraflarını göndermelerini talep etmiĢtir.

24. Daha sonra, baĢvuran sırasıyla, belirtilmemiĢ bir tarihte ve 5 Kasım 2007 tarihinde, iddia edilen olay esnasında nöbetçi olan tüm polis memurlarının fotoğraflarını teĢhis etmesi için iki kez Tekirdağ Cumhuriyet Savcılığı’na götürülmüĢtür. BaĢvuran, üzerinden zaman geçtiği gerekçesiyle, gösterilen fotoğraflardan kendisine kötü muamelede bulunan polis memurlarını teĢhis edemediğini, ancak yakalanması öncesinde aĢina olduğu polis memurlarının bazılarının, gösterilen fotoğraflar arasında yer almadığından emin olduğunu ileri sürmüĢtür. BaĢvuran, kendisini darp eden

(8)

polis memurlarını teĢhis için yüzleĢtirme yoluyla Ģahsi olarak teĢhis edebileceğini de eklemiĢtir.

25. Ġstanbul Terörle Mücadele ġubesi’nden iki polis memuru, sırasıyla 3 Ekim ve 13 Aralık 2007 tarihlerinde Cumhuriyet savcısı önünde ifade vermiĢlerdir. Ġfade veren memurlar, baĢvuranın kendilerine teslim edilmesinden önce, Beyazıt Polis Karakolu’ndaki polis memurlarından tıbbi bir rapor düzenletmelerini istediklerini ve yalnızca rapor düzenlendikten sonra baĢvuranı gözaltına aldıklarını ileri sürmüĢlerdir.

26. Ġstanbul Terörle Mücadele ġubesi’nden baĢka bir polis memuru 17 Ocak 2008 tarihinde, Cumhuriyet savcısı tarafından, baĢvuranın iki gün içerisinde neden birkaç kez tıbbi muayeneden geçirildiğini açıklığa kavuĢturmak amacıyla sorgulanmıĢtır. Sorgulanan polis memuru, doktora götürülmenin baĢvuranın kendi isteği olduğunu ve bu nedenle birkaç kez doktora götürülmüĢ olması gerektiğini iddia etmiĢtir.

27. Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı 5 ġubat 2008 tarihinde, Ġstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan, baĢvuranın yaralarının yakalanması esnasında kelepçe kullanılması sonucunda meydana gelebilip gelemeyeceğini ve yaraların yalnızca daha sonra görünür hale geldikleri için ilk tıbbi muayeneleri yapan Haseki Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi’ndeki doktorların bu yaraları fark edememelerinin mümkün olup olmadığını açıklamasını talep etmiĢtir.

28. Ġstanbul Adli Tıp Kurumu, Cumhuriyet savcısının talebine yanıt olarak 7 ġubat 2008 tarihinde tüm tıbbi raporları değerlendirmiĢ ve baĢvuranın vücudundaki lezyonların yalnızca kelepçe takılması sonucu meydana gelemeyeceği ve baĢvuranın travmaya maruz kaldığı sonuçlarına varmıĢtır. Raporda ayrıca, bu türden lezyonların ilk tıbbi muayeneler esnasında fark edilemez olabileceği, zira söz konusu türden lezyonların sadece yirmi dört saat sonrasında görünür hale gelmelerinin normal olduğu kaydedilmiĢtir.

29. Son tıbbi raporun incelenmesinin ardından, Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı, Ġstanbul Adli Tıp Kurumu’nun travmaya iliĢkin olarak vardığı

(9)

kanaatin, baĢvuranın vücudundaki lezyonların yalnızca basit tıbbi müdahale gerektirdiğini belirten önceki bulgular ile çeliĢtiğini belirterek bu kurumun konuya iliĢkin olarak daha fazla açıklama sunmasını talep etmiĢtir. Bunun ardından, Adli Tıp Kurumu 10 Mart 2008 tarihinde, lezyonların baĢvuranın polis tarafından gözaltına alınmadan önce meydana gelen yaralanmalar sonucu oluĢmuĢ olması gerektiğini ve bu tür lezyonların hemen görünür hale gelemeyebileceğini bildirmiĢtir. Adli Tıp Kurumu ayrıca, baĢvuran hakkından düzenlenmiĢ olan son tıbbi raporlarda lezyon sayısında azalma olduğunun kaydedildiğini eklemiĢtir.

30. Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı 11 Mart 2008 tarihinde, kovuĢturmaya yer olmadığına karar vermiĢtir. Savcı, polis memurlarının suçlamaları reddettiklerini ve baĢvuranın kendisine Beyazıt Polis Karakolu’ndaki diğer birçok polis memurunun yanı sıra tüm Ģüphelilerin fotoğraflarının gösterilmiĢ olmasına rağmen olaylara karıĢan polis memurlarının hiçbirini teĢhis edemediğini belirtmiĢtir. Savcı ayrıca, baĢvuranın yarasına, yakalanması esnasında polis memurlarının kanuna uygun Ģekilde kullandıkları, görevleri kapsamında yer alan ve baĢvuranın polis memurlarına Molotof kokteyli fırlatmakla tehdit etmesi nedeniyle teĢkil ettiği tehlikeye karĢı orantılı olan gücün sebep olmuĢ olması gerektiğini kaydetmiĢtir. Cumhuriyet savcısı elde edilen delillerin, güvenlik güçleri mensuplarının baĢvuranı kötü muameleye maruz bıraktıkları sonucuna varılması için yeterli olmadıkları kararına varmıĢtır.

31. BaĢvuran, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde Cumhuriyet savcısının kararına itiraz etmiĢtir.

32. Ağır Ceza Mahkemesi 28 Mayıs 2008 tarihinde, bu itirazı reddetmiĢtir. Nihai karar 8 Eylül 2008 tarihinde, baĢvurana tebliğ edilmiĢtir.

(10)

HUKUKĠ DEĞERLENDĠRME

I. SÖZLEġME’NĠN 3. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA

33. BaĢvuran, SözleĢme’nin 3. ve 13. maddelerine dayanarak, 4 Eylül 2005 tarihinde Beyazıt Polis Karakolu’nda kötü muameleye maruz kaldığından ve kötü muamele iddialarına iliĢkin yürütülen soruĢturmanın etkin olmadığından Ģikayet etmiĢtir. Mahkeme, bu Ģikayetlerin SözleĢme’nin 3. maddesi bakımından incelenmesi gerektiği kanaatindedir.

Söz konusu madde aĢağıdaki gibidir:

“Hiç kimse iĢkenceye veya insanlık dıĢı ya da aĢağılayıcı muameleye veya cezaya tabi tutulamaz.”

A. Kabul Edilebilirlik Hakkında

34. Mahkeme, baĢvurunun SözleĢme’nin 35/3 (a) hükmünün anlamı dahilinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığına karar vermektedir.

Mahkeme ayrıca, baĢvurunun baĢka hiçbir gerekçe ile kabul edilemez nitelikte olmadığını ifade etmektedir. Dolayısıyla, baĢvurunun kabul edilebilir olarak beyan edilmesi gerektiği sonucuna varmıĢtır.

B. Esas Hakkında

35. Hükümet, iddia edilen kötü muamelenin asgari bir ciddiyet düzeyine ulaĢmamıĢ olduğundan SözleĢme’nin 3. maddesinin kapsamına girmediğini ileri sürmüĢtür. Hükümet ayrıca, baĢvuranın geçirildiği tıbbi muayenelerin ardından düzenlenen raporların, baĢvuranın, yakalanmasına iliĢkin olarak yalnızca kanuni yetkilerini kullanmakta olan polis memurları tarafından fiziksel Ģiddete maruz bırakılıp bırakılmadığını makul Ģüphenin ötesinde tespit edemediğini belirtmiĢtir. Hükümet, Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı

(11)

tarafından yürütülen soruĢturmanın etkinliğine iliĢkin olarak ise, Cumhuriyet savcısının soruĢturmayı zamanında baĢlattığını, baĢvuran hakkında düzenlenen tıbbi raporları incelediğini, baĢvuranın kendisini kötü muameleye maruz bırakan polis memurlarını teĢhis etmesi amacıyla ilgili tüm polis memurlarının fotoğraflarını temin ettiğini ve meselenin netleĢtirilmesi için söz konusu polis memurlarının ifadelerini aldığını ifade etmiĢtir.

36. BaĢvuran, kendisine uygulanan kötü muamelenin, olay sonrasında düzenlenen tıbbi raporlar ile kanıtlanmıĢ olduğunu ileri sürmüĢtür.

BaĢvuran, Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı’nın tıbbi muayenelerde saptanan bulguları göz ardı etmiĢ olması ve baĢvuranın ilgili polis memurlarını teĢhis edememesine odaklanması bakımından etkin bir soruĢturma yürütmediğini belirtmiĢtir. Bu bağlamda, baĢvuran, kendisine polis memurlarının olay zamanındaki görünüĢlerini yansıtmayan eksi fotoğraflarının gösterilmiĢ olması sebebiyle polis memurlarını teĢhis edememiĢ olduğunu iddia etmiĢtir. BaĢvuran, Cumhuriyet savcısının baĢvuranın söz konusu polis memurlarını tanıyabilmesini sağlayacak bir teĢhis için yüzleĢtirme gerçekleĢtirmemiĢ olduğunu eklemiĢtir.

37. Mahkeme, kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerektiğini yinelemektedir (Bk. özellikle, Tanrıkulu ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), 45907/99, 22 Ekim 2002). Delillerin değerlendirilmesi hususunda Mahkeme genellikle, “makul Ģüphenin ötesinde” ispat standardını uygulamaktadır (Bk. Avşar / Türkiye, no. 25657/94, prg. 282, AĠHM 2001- VII (alıntılar)). Ancak, bu tür bir ispat yeterli derecede güçlü, açık ve uyumlu çıkarımların ya da gerçeğe iliĢkin olarak çürütülemez benzer varsayımların bir arada bulunmasının ardından yapılabilir (Bk. İrlanda / Birleşik Krallık, 18 Ocak 1978, prg. 161, Seri A no. 25). Olayların tamamının ya da büyük bir kısmının, gözaltında kendi denetimleri altında tutulan kiĢilerde olduğu gibi, yalnızca yetkililerin bilgisi dahilinde olması durumunda, kiĢinin tutulması sırasında gerçekleĢen yaralanmalar ile ilgili

(12)

güçlü bir karine ortaya çıkacaktır. Nitekim, tatmin edici ve ikna edici bir açıklama sunmak suretiyle ispat yükümlülüğü makamlara ait olarak değerlendirilir (Bk. Salman / Türkiye [BD], no. 21986/93, prg. 100, AĠHM 2000-VII).

38. Bu bağlamda, bir kimsenin gözaltına alındığında sağlık durumunun iyi olduğu ancak serbest bırakıldığı zaman yaralanmıĢ olduğu hallerde, bu yaralanmaların nasıl meydana geldiğine iliĢkin makul bir açıklamanın yapılması ve mağdurun iddialarına, özellikle söz konusu iddialar tıbbi raporlarla destekleniyorsa, Ģüphe düĢürür nitelikte delil toplanması sorumluluğu Devlete aittir ve Devletin bunu yerine getirememesi halinde SözleĢme’nin 3. maddesi kapsamına giren bir husus ortaya çıkacaktır (Bk.

Tomasi / Fransa, 27 Ağustos 1992, prg. 108-11, Seri A no. 241-A, Ribitsch / Avusturya, 4 Aralık 1995, prg. 34, Seri A no. 336, Aksoy / Türkiye, 18 Aralık 1996, prg. 62, Karar ve Hükümler Derlemesi 1996-VI, ve Selmouni / Fransa [BD], no. 25803/94, prg. 87, AĠHM 1999-V).

39. Ayrıca, Mahkeme, SözleĢme’nin 3. maddesinin, kötü muamele iddialarının “belli delillerle savunulabilir” ve “makul bir Ģüphe uyandıran”

nitelikte olması halinde, yetkililerin kötü muameleye iliĢkin iddialara dair soruĢturma yürütmesini gerektirdiğini kaydetmektedir (Bk. özellikle, Assenov ve Diğerleri / Bulgaristan, 28 Ekim 1998, prg. 101-2, Karar ve Hükümler Derlemesi 1998-VIII).

40. Mevcut davada, Mahkeme, baĢvuranın saat 22.30’da Beyazıt Polis Karakolu’na götürülmesi öncesinde herhangi bir tıbbi rapor alınmamıĢ olduğunu gözlemlemektedir. BaĢvuranın yakalanması iĢlemini gerçekleĢtiren polis memurlarının ifadelerine göre, baĢvuran, polis memurlarının yakalama ve el koyma tutanağını hazırlamalarının hemen sonrasında tıbbi bir muayeneden geçirilmiĢtir. Söz konusu ilk muayenenin saatini 23.50 olarak kaydeden tıbbi raporda, baĢvuranın vücudunda fiziksel Ģiddete dair herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtilmiĢtir (Bk. yukarıda paragraf 8). BaĢvuran, polis karakoluna geri götürülmüĢ ancak hemen

(13)

sonrasında, Terörle Mücadele ġubesi’nden polis memurlarına teslim edilmeden önce ikinci bir tıbbi muayeneden geçirilmesi için tekrar hastaneye sevk edilmiĢtir. Aynı gece saat 01.14’te düzenlenen ikinci tıbbi raporda da, baĢvuranın vücudunda kötü muameleye iliĢkin hiçbir bulguya rastlanmadığı kaydedilmiĢtir. O zamandan itibaren, sonraki iki gün boyunca, baĢvuran dört kez tıbbi muayeneden geçirilmiĢtir. Ġlk iki rapordakinin aksine olacak Ģekilde, birincisi saat 02.25’te yapılmıĢ olan sonraki muayeneleri gerçekleĢtiren doktorlar baĢvuranın vücudunda aralarında hafif kanayan yaraların ve sıyrıkların da yer aldığı çok sayıda yara bulunduğunu bildirmiĢlerdir. Ancak, ilk düzenlenen raporlar ile diğerleri arasındaki uyuĢmazlık daha sonra, baĢvuranın vücudunda tespit edilenler gibi yumuĢak doku lezyonlarının olay sonrasında hemen görünür hale gelemeyebileceği sonucuna varmıĢ olan Ġstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından açıklığa kavuĢturulmuĢtur (Bk. yukarıda prg. 27). Bu bağlamda, Mahkeme ayrıca, baĢvuranın yerel mahkeme yargılamalarının hiçbir aĢamasında ya da Strazburg’daki yargılamalar esnasında, ilk tıbbi raporların doğruluğuna itiraz etmemiĢ olduğunu ya da raporları hazırlayan doktorların kendisinin yaralarını muayene etmediği yönünde bir iddiada bulunmadığını kaydetmektedir (Bk. Coşar / Türkiye, no. 22568/05, prg. 33, 26 Mart 2013).

Dahası, dava dosyasında, baĢvuranın baĢka bir doktor tarafından muayene edilmeyi talep ettiğine veya böyle bir talebin reddedildiğine iliĢkin herhangi bir ibare yer almamaktadır (Bk. Aysu / Türkiye, no. 44021/07, prg. 35, 13 Mart 2012).

41. BaĢvuranın yakalanması esnasında ya da Terörle Mücadele ġubesi’ndeyken değil de, Beyazıt Polis Karakolu’nda dayak yemiĢ olduğunu iddia etmesine rağmen Mahkeme, baĢvuranın polis karakolunda gözaltında tutulmuĢ olduğu yaklaĢık üç saatlik süre esnasında ve sonrasında alınan iki tıbbi raporun baĢvuranın vücudunda kötü muameleye dair herhangi bir bulguya rastlanmadığını belirtmesi sebebiyle, baĢvuranın iddialarına büyük önem atfedememektedir. Ayrıca, Mahkeme, baĢvuranın

(14)

on ila on beĢ polis memuru tarafından yaklaĢık yirmi dakika boyunca darp edildiği iddiasına göre, bu darp sonucunda kolayca tedavi edilebilir yumuĢak doku lezyonlarının baĢvuranın vücudunda daha farklı izler bırakmıĢ olması gerektiği kanaatindedir (Bk. Milan / Fransa, no. 7549/03, prg. 61, 24 Ocak 2008, ve İz / Türkiye (k.k.), no. 9830/07, 5 Temmuz 2011).

Mahkeme, baĢvuranın ayrıca çenesine birçok kez yumruk atıldığı yönündeki iddialarının daha sonra, baĢvuranın ağzına bu tür bir dıĢ kuvvetin uygulandığına dair bir bulgu olmadığını belirten dental rapor ile çürütüldüğünü gözlemlemektedir (Bk. yukarıda paragraf 15).

42. Mahkeme, Ġstanbul Cumhuriyet Savcısı tarafından konuya iliĢkin açılan soruĢturma ile ilgili olarak, baĢvuranın Beyazıt Polis Karakolu’ndaki polis memurları hakkındaki Ģikayetinden kısa süre sonra bir soruĢturmanın baĢlatılmıĢ olduğu gerçeğini dikkate almaktadır. Cumhuriyet savcısı, iki yıl altı ay süren söz konusu soruĢturma esnasında, olayın meydana geldiğinin iddia edildiği gece nöbetçi olan ve bazıları, belirtilmiĢ olan tarihte ülkenin çeĢitli yerlerine atanmıĢ olan tüm polis memurlarının ifadelerini almıĢtır.

Savcı ayrıca, Terörle Mücadele ġubesi’nden üç polis memurunun ifadelerini almıĢ, baĢvuranın kendisine kötü muamelede bulunan kiĢileri teĢhis etmesi amacıyla tüm polis memurlarının fotoğraflarını temin etmiĢ ve baĢvuranın ilk oturum esnasında ilgili polis memurlarını teĢhis edememesinin ardından daha fazla fotoğraf gönderilmesini talep etmiĢtir (Bk. yukarıda paragraflar 22-26). BaĢvuranın ilgili polis memurlarını yüz yüze görmesi ya da kendisine daha yakın zamana ait fotoğraflarının gösterilmesi halinde onları teĢhis edebileceğini iddia etmesine rağmen, Mahkeme, baĢvuranın üç oturum boyunca polis memurlarının fotoğraflarını incelediği halde iddia ettiği üzere kendisine karĢı fiziksel Ģiddet kullanan on beĢ polis memurunun hiçbirini teĢhis edememiĢ olması nedeniyle, baĢvuranın bu iddiasını Ģüpheli bulmaktadır.

43. Yukarıdakiler göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme’nin bu hususta Hükümet’in baĢvuranın vücudunda saptanan yaraların yakalanması

(15)

esnasında baĢvurana karĢı orantılı ve direniĢ gösterdiği için gerekli olan aĢamalı güç kullanılması sonucunda meydana geldiği yönündeki iddialarını dikkate almaktan baĢka yapabileceği bir Ģey yoktur. Bu nedenle Mahkeme, ne baĢvuranın Beyazıt Polis Karakolu’nda polis gözaltısında tutulduğu esnada kötü muameleye maruz kaldığı hususunu makul Ģüphenin ötesinde kanıtlanmıĢ olarak değerlendirebilmekte ne de yetkililerin baĢvuranın iddialarına iliĢkin etkin bir soruĢturma yürütmemiĢ olduğu sonucuna varabilmektedir.

44. Bu nedenle, SözleĢme’nin 3. maddesinin ihlali söz konusu değildir.

BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBĠRLĠĞĠYLE

1. BaĢvurunun kabul edilebilir olduğuna;

2. SözleĢme’nin 3. maddesinin ihlalinin söz konusu olmadığına karar vermiştir.

ĠĢbu karar Ġngilizce olarak hazırlanmıĢ ve AĠHM Ġçtüzüğü’nün 77.

maddesinin 2. ve 3. fıkraları gereğince 5 Kasım 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiĢtir.

Lawrence Early Guido Raimondi

Yazı ĠĢleri Müdür Vekili BaĢkan

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :