AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ

Tam metin

(1)

© T.C. Adalet Bakanlığı, 2014. Bu gayriresmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü, Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığı tarafından yapılmıĢ olup, Mahkeme için bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiĢ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koĢulu ile Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü, Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığına atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.

AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ

ĠKĠNCĠ BÖLÜM

BAYRAM GÜÇLÜ / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 31535/04)

KARAR

STRAZBURG 18 ġubat 2014

İşbu karar AİHS’nin 44 § 2. Maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.

(2)
(3)

Bayram Güçlü / Türkiye davasında, Başkan

Guido Raimondi, Yargıçlar

IĢıl KarakaĢ, Peer Lorenzen, András Sajó, Nebojša Vučinić,

Paulo Pinto de Albuquerque, Egidijus Kūris,

ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla Daire halinde toplanan Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi (Ġkinci Bölüm), 28 Ocak 2014 tarihinde gerçekleĢtirilen kapalı müzakereler sonucunda, aynı tarihte kabul edilen aĢağıdaki kararı vermiĢtir.

USUL

1. Davanın temelinde, Türk vatandaĢı olan Bayram GÜÇLÜ (“baĢvuran”) tarafından 23 Haziran 2004 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Ġnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliĢkin SözleĢme’nin (“SözleĢme”) 34. maddesine uygun olarak yapılmıĢ olan 31535/04 no.’lu baĢvuru yer almaktadır.

2. BaĢvuran, Samsun’da görev yapan avukatlar H. Dilek ve A. Sungurtekin tarafından temsil edilmiĢtir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiĢtir.

3. BaĢvuru 10 Ekim 2011 tarihinde Hükümet’e tebliğ edilmiĢtir.

(4)

2 BAYRAM GÜÇLÜ / TÜRKĠYE KARARI

OLAYLAR

I. DAVANIN KOġULLARI

4. BaĢvuran 1966 doğumludur ve hapis cezası hâlihazırda Samsun’da infaz edilmektedir.

5. Ġstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 14 Temmuz 1999 tarihinde, baĢvuranın yasadıĢı uyuĢturucu kaçakçılığı yaptığı Ģüphesi ile yakalanması için gıyabında bir yakalama emri çıkarmıĢtır. BaĢvuran söz konusu zamanda Hollanda’da ikamet etmektedir. Amsterdam Cumhuriyet savcısı birkaç gün sonrasında, baĢvuranı ülkeye yasadıĢı uyuĢturucu sokma ve uyuĢturucu kaçakçılığı yapma suçlarıyla itham eden bir iddianame hazırlamıĢtır.

6. Ġstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet savcısı 21 Temmuz 1999 tarihinde, baĢvuranın bir suç örgütünün bir parçası olarak yasadıĢı uyuĢturucu ticareti yaptığı gerekçesiyle hakkında ceza yargılamalarının baĢlatılması için Hollanda’dan ülkesine iadesini talep etmiĢtir.

7. Savcı 23 Temmuz 1999 tarihinde Ġstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesine, baĢvuranı 765 sayılı mülga Ceza Kanunu’nun 403. maddesi uyarınca kokain kaçakçılığı yapmakla suçlayan bir iddianame sunmuĢtur.

Bu sırada, baĢvuranın da üyesi olmakla suçlandığı suç örgütünün diğer üyeleri hakkında ceza yargılamaları baĢlatılmıĢtır.

8. Amsterdam Ceza Mahkemesi 2000 yılında belirtilmemiĢ bir tarihte, baĢvuranın suçunu sabit bulmuĢ ve baĢvuran hakkında belirlenmiĢ bir sürelik hapis cezasına hükmetmiĢtir.

9. BaĢvuran Hollanda’da otuz üç ay hapis cezası çektikten sonra 19 Ocak 2002 tarihinde serbest bırakılmıĢ ve Hollandalı yetkililer tarafından sınır dıĢı edilerek Türkiye’ye gönderilmiĢtir. BaĢvuran Türkiye’ye vardığında yakalanmıĢ ve tutuklanmıĢtır.

10. BaĢvuran Ġstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele ġubesinde görevli polisler tarafından 21 Ocak 2002 tarihinde bir avukat

(5)

nezaretinde bulunmaksızın sorgulanmıĢtır. Yakalanan Ģahsın haklarının belirtildiği ve baĢvuranın imzasının yer aldığı bir forma göre, baĢvuran, hakkındaki suçlamalara ve sessiz kalma hakkının bulunduğuna iliĢkin olarak bilgilendirilmiĢtir. Söz konusu formda ayrıca, baĢvuranın avukat yardımından faydalanma hakkından feragat etmiĢ olduğu kaydedilmiĢtir.

11. Aynı gün, baĢvuran avukat yardımı isteyip istemediği sorulmaksızın polis tarafından tekrar sorgulanmıĢtır. BaĢvuran bir avukat nezaretinde bulunmaksızın, hakkındaki iddiaların bir kısmını kabul etmiĢtir.

12. BaĢvuran aynı gün daha sonra Ġstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı tarafından yine bir avukat nezaretinde bulunmaksızın sorgulanmıĢtır.

13. BaĢvuran 22 Ocak 2002 tarihinde Ġstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi sulh ceza hâkiminin huzuruna çıkarılmıĢ ve sulh ceza hâkimi baĢvuran hakkında tutuklama kararı vermiĢtir. BaĢvuran, yine bir avukat nezaretinde bulunmaksızın, polise vermiĢ olduğu ifadesini reddetmiĢ ve kendisinin ifade tutanağını okumadan imzalanmaya zorlandığını ileri sürmüĢtür.

14. Cumhuriyet savcısı 23 Ocak 2002 tarihinde Ġstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesine, baĢvuranı 765 sayılı mülga Ceza Kanunu’nun 403.

maddesi uyarınca bir suç örgütünün bir parçası olarak eroin kaçakçılığı yapmakla suçlayan baĢka bir iddianame daha sunmuĢtur.

15. Bu sırada, söz konusu suç örgütünün diğer üyeleri hakkındaki yargılamalar sonuçlandırılmıĢtır.

16. Ġstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 26 ġubat 2003 tarihinde, baĢvuranı kokain kaçakçılığı yapmaktan suçlu bulmuĢ ve baĢvuran hakkında otuz altı yıl hapis cezasına hükmetmiĢtir. Ġstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi eroin kaçakçılığı suçlamasının dikkate alınmasına gerek bulunmadığına karar vermiĢtir. BaĢvuranın mahkûmiyetine hükmederken, baĢvuranın vermiĢ olduğu ifadelere, suç örgütünün diğer üyelerinin haklarındaki ceza yargılamaları esnasında vermiĢ oldukları ifadelere ve el konulan uyuĢturuculara iliĢkin adli tıp raporlarına dayanmıĢtır. Mahkeme

(6)

4 BAYRAM GÜÇLÜ / TÜRKĠYE KARARI

baĢvuranın Hollanda’da hâlihazırda çekmiĢ olduğu otuz üç aylık hapis cezasını toplam mahkûmiyet süresinden düĢmüĢtür.

17. Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını 6 Kasım 2003 tarihinde onamıĢtır. Bu karar 9 Ocak 2004 tarihinde ilk derece mahkemesinin yazı iĢleri müdürlüğüne tebliğ edilmiĢtir.

II. ĠLGĠLĠ ĠÇ HUKUK

18. Ġlgili iç hukuka iliĢkin açıklamalar, Salduz / Türkiye ([BD], no.

36391/02, §§ 27-31, AĠHM 2008) davasında verilen kararda yer almaktadır.

HUKUKĠ DEĞERLENDĠRME

I. SÖZLEġME’NĠN 6. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA

19. BaĢvuran, polis gözaltısında tutulduğu süre boyunca kendisine avukat yardımının sağlanmamıĢ olduğunu iddia etmiĢtir. BaĢvuran ayrıca, yerel mahkemenin baĢka davalılar hakkındaki birbirinden bağımsız bir dizi yargılama esnasında alınmıĢ olan tanık ifadelerine dayandığını ve bu tanıkların çapraz sorguya çekilmesi imkânı sunmadığını ileri sürmüĢtür.

BaĢvuran Ģikâyetlerini SözleĢme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) ve (d) maddesine dayandırmıĢtır. Söz konusu maddenin ilgili kısımları aĢağıdaki gibidir:

“Herkes… cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan… bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından… adil bir duruĢma gerçekleĢtirilmesini isteme hakkına sahiptir…

...

3. Bir suç ile itham edilen herkes aĢağıdaki asgari haklara sahiptir:

...

(7)

(c) kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddi olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;

(d) iddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koĢullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek; ...”

A. Kabul Edilebilirlik Hakkında

20. Mahkeme, somut Ģikâyetin bu bölümünün SözleĢme’nin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı dâhilinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca, Mahkeme, baĢvurunun baĢka herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle de bağdaĢmadığı kanısındadır. Dolayısıyla, baĢvurunun kabul edilebilir olarak beyan edilmesi gerektiği sonucuna varmıĢtır.

B. Esas Hakkında

1. Avukata erişim hakkı

21. BaĢvuran, ön soruĢturma aĢaması sırasında avukata eriĢimine izin verilmediğini iddia etmiĢtir.

22. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiĢtir. BaĢvuranın polis tarafından sorgulanması öncesinde avukat yardımından faydalanma hakkından feragat etmiĢ olduğunu ileri sürmüĢtür.

23. Mahkeme, baĢvuranın polis tarafından gözaltına alındığı 2002 yılının Ocak ayında, avukata eriĢim hakkına getirilen kısıtlamanın 3842 sayılı Kanun’un 31. maddesinde öngörüldüğü üzere sistematik nitelikte olduğunu ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren bir suçla bağlantılı olarak polis gözaltısında tutulan herkes için uygulandığını kaydetmektedir

(8)

6 BAYRAM GÜÇLÜ / TÜRKĠYE KARARI

(bk. yukarıda anılan Salduz, §§ 56-63, ve Dayanan / Türkiye, no. 7377/03,

§§ 30-34, 13 Ekim 2009).

24. Somut davada, baĢvuranın Türkiye’ye gelmesi üzerine polis tarafından ilk kez sorgulandığı Narkotik Suçlarla Mücadele ġubesinde sorgulanması öncesinde avukata eriĢim hakkına iliĢkin olarak bilgilendirilmiĢ olduğu görülmektedir. Ancak, Mahkeme, baĢvuranın tutuklanmadan önce Cumhuriyet savcısı ve sulh ceza hakiminin yanı sıra polis tarafından ikinci bir kez sorguya çekilmiĢ olduğunu; bu sorguların hiçbiri esnasında yanında bir avukatın bulunmadığını ve kendisine bir avukat tahsis edilmesi hakkının mevcut olduğuna iliĢkin bilgilendirilmediğini gözlemlemektedir.

25. Mahkeme, baĢvuranın ilk polis sorgusu esnasında avukat yardımından faydalanma hakkından feragat etmiĢ olmasına rağmen (bk.

yukarıda 10. paragraf), polis gözaltısında geçirdiği sürenin geri kalan kısmı esnasında avukata eriĢim hakkının 3842 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca kısıtlanmıĢ olduğunu kaydetmektedir. Sonuç olarak, Mahkeme yukarıda bahsi geçen Salduz kararındaki tespitlerinden sapmasını gerektirecek hiçbir özel koĢul olmadığı kanaatindedir.

26. Bu nedenle, Mahkeme mevcut davada, SözleĢme’nin 6 § 1 maddesi ile bağlantılı olarak 6 § 3 (c) maddesinin ihlal edilmiĢ olduğuna karar vermiĢtir.

2. Sözleşme’nin 6. maddesine ilişkin diğer şikâyetler hakkında

27. Mahkeme, yukarıdaki tespitlerini göz önünde bulundurarak ve aĢağıdaki 36. paragrafa atıf yaparak, baĢvuranın yargılamaların adilliğine iliĢkin Ģikayetinin geri kalan kısmı hakkında bir görüĢ belirtmeksizin, bu Ģikayetin incelenmesine gerek bulunmadığını değerlendirmektedir (bk.

Geçgel ve Çelik / Türkiye, no. 8747/02 ve 34509/03, § 16, 13 Ekim 2009;

Hikmet Yılmaz / Türkiye, no. 11022/05, § 24, 4 Haziran 2013; ve Fazlı Kaya / Türkiye, no. 24820/05, § 27, 17 Eylül 2013).

(9)

II. SÖZLEġME KAPSAMINDAKĠ DĠĞER ĠHLAL ĠDDĠALARI HAKKINDA

28. BaĢvuran SözleĢme’nin 3. maddesine dayanarak, polis gözaltısında tutulduğu süre esnasında bir avukat nezaretinde bulunmaksızın ifade vermeye zorlanması bakımından psikolojik baskıya maruz kaldığından Ģikayetçi olmuĢtur.

29. BaĢvuran SözleĢme’nin 5. maddesine dayanarak, kendisinin yakalanma gerekçesine iliĢkin olarak gerektiği Ģekilde bilgilendirilmemiĢ olduğunu ve bir avukata danıĢmasının engellendiğini ileri sürmüĢtür.

30. Son olarak, baĢvuran SözleĢme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün 4.

maddesi uyarınca, kendisinin talepte bulunmuĢ olmasına rağmen Ġstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin Amsterdam Ceza Mahkemesinin kararını dikkate almadığını ve Hollanda’da çekmiĢ olduğu otuz üç aylık hapis cezasını toplam mahkûmiyet süresinden düĢmediğini iddia etmiĢtir.

31. Mahkeme’nin kendisine ibraz edilmiĢ belgelere iliĢkin olarak yaptığı incelemede, bu hükümlerin ihlal edildiğine iliĢkin herhangi bir bulgu tespit edilmemiĢtir. Mahkeme ayrıca, baĢvurnun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve SözleĢme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesi gereğince kabul edilemez olarak beyan edilmesi gerektiğine karar vermiĢtir.

III. SÖZLEġME’NĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI HAKKINDA 32. BaĢvuran, maddi tazminat olarak 150.000 avro, manevi tazminat olarak ise 200.000 avro talep etmiĢtir. BaĢvuran, masraf ve giderlere iliĢkin olarak herhangi bir talep bildirmemiĢtir.

33. Hükümet talep edilen miktarların aĢırı olduğunu kaydederek, bu taleplere itiraz etmiĢtir.

34. Mahkeme tespit edilen ihlalle, meydana geldiği iddia edilen maddi zarar arasında herhangi bir illiyet bağı tespit etmediği için söz konusu talebi

(10)

8 BAYRAM GÜÇLÜ / TÜRKĠYE KARARI

reddetmektedir. Mahkeme, diğer yandan, baĢvuranın manevi zarara uğramıĢ olduğuna kanaat getirmiĢ ve bu nedenle, mevcut davanın kendine özgü koĢullarını dikkate alarak ve hakkaniyet temelinde, baĢvurana manevi tazminat olarak 1.500 avro ödenmesine hükmetmiĢtir.

35. Mahkeme ayrıca, en uygun tazminat Ģeklinin, baĢvuranın bu yönde bir talebinin olması halinde, SözleĢme’nin 6. maddesinde belirtilen koĢullar doğrultusunda yeniden yargılanması olacağı kanaatindedir (bk. Gençel / Türkiye, no. 53431/99, § 27, 23 Ekim 2003).

36. Mahkeme, gecikme faizi olarak avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.

BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBĠRLĠĞĠYLE

1. SözleĢme’nin 6. maddesi kapsamında yapılan Ģikâyetlerin kabul edilebilir ve baĢvurunun geri kalan kısmının ise kabul edilemez olduğuna;

2. BaĢvurana polis tarafından gözaltında tutulduğu süre esnasında avukat yardımının sağlanmaması bakımından, SözleĢme’nin 6 § 1 maddesi ile bağlantılı olarak 6 § 3 (c) maddesinin ihlal edildiğine;

3. SözleĢme’nin 6. maddesi kapsamında yapılan Ģikâyetin geri kalan kısmının incelenmesine gerek bulunmadığına;

4. (a) SözleĢme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca, davalı Devletin baĢvurana kararın kesinleĢtiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek ve ödenmesi

(11)

gereken her türlü vergi miktarı hariç tutulmak üzere, manevi tazminat olarak 1.500 (bin beĢ yüz avro) avro ödenmesine;

(b) yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin sona ermesinden itibaren ödeme tarihine kadar, yukarıda belirtilen miktara, gecikme dönemi esnasında Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi verme oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda basit faizin uygulanmasına karar vermiş;

5. BaĢvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmını reddetmiştir.

ĠĢbu karar Ġngilizce olarak hazırlanmıĢ ve AĠHM Ġçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3 maddesi gereğince 18 ġubat 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiĢtir.

Stanley Naismith Guido Raimondi

Bölüm Yazı ĠĢleri Müdürü BaĢkan

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :