• Sonuç bulunamadı

SÖZLÜK VERİLERİNE DAYALI GÖRÜNÜMLERİYLE ARAPÇADA KAVRAM OLUŞTURMA YOLLARI. Doktora Tezi. Derya ADALAR SUBAŞI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "SÖZLÜK VERİLERİNE DAYALI GÖRÜNÜMLERİYLE ARAPÇADA KAVRAM OLUŞTURMA YOLLARI. Doktora Tezi. Derya ADALAR SUBAŞI"

Copied!
324
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ DOĞU DİLLERİ VE EDEBİYATLARI (ARAP DİLİ VE EDEBİYATI)

ANABİLİM DALI

SÖZLÜK VERİLERİNE DAYALI GÖRÜNÜMLERİYLE ARAPÇADA KAVRAM OLUŞTURMA YOLLARI

Doktora Tezi

Derya ADALAR SUBAŞI

Ankara-2010

(2)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

DOĞU DİLLERİ VE EDEBİYATLARI (ARAP DİLİ VE EDEBİYATI) ANABİLİM DALI

SÖZLÜK VERİLERİNE DAYALI GÖRÜNÜMLERİYLE ARAPÇADA KAVRAM OLUŞTURMA YOLLARI

Doktora Tezi

Derya ADALAR SUBAŞI

Tez Danışmanı Prof. Dr. Rahmi ER

Doç. Dr. Leyla UZUN

Ankara-2010

(3)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ DOĞU DİLLERİ VE EDEBİYATLARI

(ARAP DİLİ VE EDEBİYATI) ANABİLİM DALI

SÖZLÜK VERİLERİNE DAYALI GÖRÜNÜMLERİYLE ARAPÇADA KAVRAM OLUŞTURMA YOLLARI

Doktora Tezi

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Rahmi Er, Doç. Dr. Leyla Uzun Tez Jürisi Üyeleri

Adı ve Soyadı İmzası

Prof. Dr. Rahmi Er (Danışman) Prof. Dr. M.Faruk Toprak

Prof. Dr. Bedrettin Aytaç Doç. Dr. Seda Gökmen Doç. Dr. Nurettin Ceviz

Tez Sinavi Tarihi: 02.06.2010

(4)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE

Bu belge ile bu tezdeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranış ilkelerine uygun olarak toplanıp sunulduğunu beyan ederim. Bu kural ve ilkelerin gereği olarak, çalışmada bana ait olmayan tüm veri, düşünce ve sonuçları andığımı ve kaynağını gösterdiğimi ayrıca beyan ederim (02/06/2010).

Tezi Hazırlayan Öğrencinin Adı ve Soyadı

Derya ADALAR SUBAŞI İmzası

(5)

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ ... iii

KISALTMALAR...vi

TRANSKRİPSİYON SİSTEMİ...vii

TABLO İNCELEME KILAVUZU...ix

GİRİŞ ... 1

I.BÖLÜM: SÖZLÜKBİLİM ÇALIŞMALARI... 5

1.1. Sözlükbilim ve Sözlük Türleri... 5

1.2. Sözlükbilimin Genel İlkeleri ... 12

1.3. Araplarda Sözlükçülük Çalışmaları...17

1.3.1. el-Mu‘cemu’l-‘Arabiyyu’l-Esâsî (Temel Arapça Sözlük) ... 23

II. BÖLÜM: KAVRAMSAL ÇERÇEVE ... 28

2.1. Kavram ve Kavram Hiyerarşisi ... 28

2.1.1.Kavram ... 28

2.1.1.1 Üst kavram... 36

2.1.1.2 Temel kavram ... 37

2.1.1.3 Alt kavram ... 39

2.1.2. Kategoriler ve Prototipler ... 43

2.1.2.1. Öntür (prototip) nedir? ... 44

2.1.2.2. Kategori ve Kategorileştirme ... 47

2.1.2.3. Öntür ve sözlüksel anlam ... 48

2.1.3. Bulanık Kavramlar ... 50

2. 2. Arapça Anlambilim ve Kavram Hiyerarşisi Çalışmaları ... 52

2. 2. 1. Arapça Sözcük Yapılarının Değerlendirilmesi ... 63

(6)

III. BÖLÜM: VERİ TABANI ÜZERİNE GÖZLEMLER ... 67

3.1. Veri tabanının Oluşturulmasındaki Aşamalar... 67

3.1.1. Niteliksel Gözlemler ... 70

3.1.1.1. Arapça Sözlükte Etiketlenen Üst Kavramlar ... 71

3.1.1.1.1. Renkler Ulamı Üzerine Arapça Sözlük Tabanına Yönelik Gözlemler ... 105

3.1.1.1.2. Giyecekler Ulamı Üzerine Arapça Sözlük Tabanına Yönelik Gözlemler ... 132

3.1.1.1.3. Mutfak Eşyaları Üzerine Arapça Sözlük Tabanına Yönelik Gözlemler ... 157

3.1.1.1.4. Ev Eşyaları Ulamı Üzerine Arapça Sözlük Tabanına Yönelik Gözlemler ... 190

3.1.1.1.5. Yiyecek ve İçecekler Ulamları Üzerine Arapça Sözlük Tabanına Yönelik Gözlemler... 211

3.1.2. Niceliksel Gözlemler ... 275

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ ... 281

ÖZET...288

KAYNAKÇA ... 292

DİZİN...307

(7)

ÖNSÖZ

Dil, sosyal, kültürel ve toplumsal açılardan tanımlanabilen süreğen bir olgudur. Her ulus, dilinin sahip olduğu olanakları kullanarak kendi kültürüne ve gereksinimlerine göre farklı kavramlar üretir. Her dilde özel isimler dışında kalan tüm sözcükler bir kavrama işaret eder ve bir kategoriye aittir. Bu durum, dilbilim uzmanlarının dillere yönelik norm çalışmaları yapmasını kaçınılmaz bir gereklilik haline getirmiştir. Böyle bir gereklilikten hareketle “dünyada yaklaşık yirmi iki ülkede anadili olarak konuşulan Arapçada kavramların hangi kategori normları altında kümelendiği ve nasıl sunulduğu” sorusu tez için bir başlangıç noktası oluşturmaktadır.1 Çalışmada Arapçanın kategorik kavram normlarını oluşturmada sergilediği eğilimler ve kavramların adlandırılmasında sunduğu sözcüksel olanaklar ele alınmaktadır. Bu bağlamda gözlemlenecek olan veri tabanı “renkler”, “giyecekler”, “yiyecekler ve içecekler” , “mutfak eşyaları” ve “ev eşyaları” kavram alanlarıdır. Bu kavram alanlarına ait veri tabanının sözlükten elde edilecek olması dolayısıyla, birinci bölümde sözlük ve sözlükçülük (leksikografi) üzerinde durulmaktadır. Bu bölümde genel bir sözlüğün bir dilin söz varlığını en doğru şekilde yansıtması açısından taşıması gereken özelliklerine yer

1 Bahreyn, Birlesik Arap Emirlikleri, Cezayir, Cibuti, Fas, Filistin, Irak, Birleşik Komor Cumhuriyeti, Katar, Kuveyt, Libya, Lübnan, Mısır, Moritanya, Somali, Sudan, Suriye, Suudi

(8)

verilmektedir. Bu özellikler doğrultusunda tezde kullanılan sözlüğün bunu ne kadar sağladığı sorusuna da yanıt verilmektedir.

İkinci bölümde kuramsal çerçeve, kavram hiyerarşisi ve bu hiyerarşinin tanımsal boyutu üzerinde durularak kavramsal bir alt yapı oluşturulmaktadır. Çalışmanın ortaya çıkaracağı sonuçlardan ziyade veri tabanının nasıl oluşturulması gerektiği ve buradan nasıl sonuca ulaşılabileceği konuları tartışılmaktadır.

Üçüncü bölüm, veri tabanına yönelik gözlemleri ele almaktadır. Bu bölümde, elde bulunan veri tabanının sistematik bir şekilde dizinlenmesi ve tabloya dökülmesi sonucunda yapılan çıkarımlara değinilmektedir.

Veri tabanının tüm alanları nitel ve nicel açıdan bu bölümde ayrı ayrı değerlendirilmektedir.

Tezin, Arapçanın kavram oluşturma yollarına dilbilimsel bir bakış açısıyla bakmak isteyen araştırmacılar için yol gösterici bir rol oynayacağı düşünülmektedir.

Beni Dilbilim alanına yönlendirerek Arapçanın dilbilimsel yapısının incelenmesine dair bir ilki başarmamı sağlayan ve bu çalışmayla iyi sonuçlar çıkaracağıma dair bana hep cesaret ve güç veren, değerli hocam, tez danışmanım Prof. Dr. Rahmi Er’e, Dilbilimi bana sevdirerek bu alanda çalışmamı bir zevk haline getiren, gerek konumu seçerken, gerek bu konu üzerinde çalışırken sabırla beni dinleyen ve sürekli yeni kapılar açan ikinci tez danışmanım Doç. Dr. Leyla Uzun’a, görüşlerimi paylaştığım ve yapıcı önerileriyle çalışmama hep destek veren değerli hocam Prof. Dr. Bedrettin Aytaç’a teşekkürü bir borç biliyorum.

(9)

Hocalarımla bir araya gelerek görüş alışverişlerinde bulunduğumuz Tez İzleme Komiteleri benim için gerçekten çok yol gösterici oldu.

Danıştığım konularda cevap verme nezaketini gösteren, görüş alışverişlerinde bulunduğumuz değerli hocalarım Prof. Dr. M. Faruk Toprak, Doç.Dr. Seda Gökmen ve Yrd. Doç.Dr. Kemal Tuzcu için de ayrı olarak teşekkür ediyorum.

Tezimi çok sevdiğim, çok özlediğim canım kardeşim Murat Adalar’ın anısına ithaf ediyorum. Her zaman kalbimde yaşayacaksın.

Saygılarımla Derya Adalar Subaşı

(10)

KISALTMALAR

b. : ibn (oğlu)

c. : cilt

bkz. :bakınız çev. :çeviren

GYK: :gerekli ve yeterli koşullar ZYK: :zorunlu ve yeterli koşullar

h. : hicri m. :miladi

NSC : necessary and sufficient conditions TDK : Türk Dil Kurumu

GTS : Güncel Türkçe Sözlük

öl. :ölüm

vb. :ve benzeri v.d. :ve diğerleri

(11)

TRANSKRİPSİYON SİSTEMİ

Çalışmada aşağıda verilen transkripsiyon alfabesi kullanılmıştır.

Sesliler

َـ ﻰــ ، آ ،ﺎـ : â ﻲِــ: î

ﻮُــ : û

Sessizler

ء : ’ س :s ل :l

ب : b ش :ş م :m

ت : t ص :ṣ ن :n

ث :s ض :ḍ ه :h

ج :c ط :ṭ و :v

ح :ḥ ظ :ẓ ي :y

خ :ḫ ع : ‘

د :d غ :ġ

ذ :ẕ ف :f

ر :r ق :ḳ

ز :z ك :k

(12)

Ayrıca,

1- Belirlilik takısı (لا ) –el, küçük harfle yazılmıştır.

2- Belirlilik takısıyla birlikte şemsî ve kamerî harflerin okunuşu belirtilmiştir.

3- Arapça isim tamlamalarında tamlayan ve tamlananın ulanması gereken yerlerin transkripsiyonu gösterilmiştir.

4- Arapça sıfat tamlamalarında tenvinler (belirsizlikler) okunmamıştır.

(13)

TABLO İNCELEME KILAVUZU

Tezde yer alan kavram alanı tabloları aşağıdaki hususlara göre hazırlanmıştır.

Kavram Alanı İsmi

Arapça Madde başı ve Türkçe Transkripsiyonu

Türkçe Madde başı

(varsa)

Yapısı Kavram Hiyerarşisindeki Yeri

Türkçe Sözlükteki Karşılığı (varsa)

Arapça Anlamının Türkçe Çevirisi

Arapça Anlamı

a) Bu tablolarda “Arapça Madde başı ve Türkçe Transkripsiyonu”

sütununda aşağıdaki kısaltmalar kullanılmıştır.

ج : cem, çoğul

: mufred, tekil ﺆﻣ : mu’ennes, dişil t. : tekil

ç. : çoğul

b) “Yapısı”, sütunundaki açıklamalar aşağıdaki gibi belirtilmiştir.

Basit : ek almamış, câmid Türemiş : ek almış, muştak

c) İncelediğimiz sözlükte bulunmayıp diğer sözlüklerden eklenen kavramların Arapça açıklamaları verilirken yararlanılan sözlük veya sözlükler parantez arasında belirtilmiştir.

İncelenen sözlükte bazı sözcüklerin alt kavramları verilirken bu alt kavramların açıklamaları yapılmamıştır. Dolayısıyla Arapça anlamı ve

(14)

Türkçe çevirisinin yer aldığı boş sütunlar böyle sözcükleri temsil etmektedir. Sözlükte Türkçe karşılığı olmayan Arapça sözcükler Türkiye Türkçesi Ağızlar Sözlüğünün internet sürümünden de taranmış, orada bulunduğu takdirde açıklamasıyla birlikte eklenmiştir. Orada da bulunamadığı takdirde Türkçe Madde başı kısmına uygun düşebilecek kavram karşılığıyla birlikte parantez içinde yazılmıştır. Şayet Türkçede bu sözcüğü karşılayabilecek bir sözcük veya anlamsal metafor yoksa ilgili alan boş bırakılmıştır.

d) Sözcüklerin köken dilleri sözlükte Arapça madde başının Türkçe transkripsiyonunun yanında verilmiştir. Bu bilgiler incelenen sözlükte bulunmadığı için el-Mu‘arreb min kelâmi’l-Arab, el-Muncid, el-Vasît gibi sözlüklerden yararlanılarak verilmiştir.

(15)

GİRİŞ

Bu tez, sözlükbilimin genel ilkeleri ve öntür (prototype semantics) anlambilimi doğrultusunda kavram hiyerarşisi bağlamında oluşturulmuştur. Arapçanın kavram oluşturma ve oluşturulan kavramları sözlükselleştirme potansiyelini ortaya çıkarmak üzere hazırlanmıştır. Bu amaçla seçilen üst kavram alanlarından hangisinin Arapçada daha çok işletildiği ortaya konarak, kavram hiyerarşisinin “sözlüklere yansıyan boyutu” betimlenmeye çalışılmaktadır. Ayrıca, çalışmada seçilen üst kavram alanlarına ait temel ve alt kavramlar için öntürler de tanımlanacaktır.

Tezin, örnekleminde yer alan kavramların öntürlerinin hangi yollarla türetilmiş ve sözlükte nasıl etiketlenmiş olduğuna yönelik saptamalar, Arapçanın kavram oluşturma potansiyelini ortaya çıkarmanın yanı sıra, kelime türetme mantığının belirlenmesi bakımından da önem taşımaktadır; ancak çalışmada veri tabanıyla sınırlı sonuçlar elde edileceği için, bu sonuçların Arapçanın tüm kavram alanlarını kapsar nitelikte olduğu iddiası bulunmamaktadır.

Bu bağlamda çalışmaya yön veren temel sorular aşağıdaki gibi şekillenmektedir. Arapçanın sözlük madde başı olarak zenginliği hangi tür kategoriye giren kavramlar üzerinde yoğunlaşmaktadır? Bu bize Arapçanın işletim sistemine dair kanıtlar sunar mı? Belirlenen üst kavram alanlarına dair Arapça sözlükte etiketlenen üst kavram, temel kavram ve alt kavram görünümleri nasıl oluşmaktadır?

Tezde bu soruların yanıtları verilmektedir.

(16)

Çalışma, Arapça sözvarlığını en iyi temsil eden sözlük olarak belirlenen el-Munaẓẓamatu’l-‘Arabiyyetu li’t-Terbiye ve’s-Sekâfe ve’l-

‘Ulûm’un (Arap Bilim, Eğitim ve Kültür Kuruluşu) 1987’de yayımladığı el-Mu‘cemu’l-‘Arabiyyu’l-Esâsî (Temel Arapça Sözlük) adlı sözlükte temsil edilen sözcüklerden oluşmuş bir veri tabanına sahiptir. Çalışmada elde edilen veri tabanı “renkler”, “giyecekler”, “yiyecekler ve içecekler”,

“mutfak eşyaları”, “ev eşyaları” kavram alanlarıyla sınırlandırılmıştır.

Bu üst kavramlar, bir dilin söz varlığı içinde günlük kullanımda en sık başvurulan madde başlarını içermektedir. Örneğin,

Renkler kavram alanı, gerek temel sözvarlığının bir parçası oluşu, gerek Arapçanın bu kavram alanına dair çok alt kavram adlandırması yapmış bir dil olarak düşünülmesi nedeniyle çalışmada yer verilen kavram alanlarından biri olmuştur.

Giyim tarzı bir ülkeyi ve kültürünü yansıtan temel öğelerdendir.

Değişen dünya ve diğer ülkelerle olan etkileşimle birlikte Arapçanın bu alandaki yeni nesneleri kavramlaştırma ve adlandırma ihtiyacını ne kadar duyduğu sorusu bu kavram alanının çalışmaya dâhil edilmesinde rol oynamıştır. Aynı şekilde beslenme, insanın temel ihtiyaçlarından biridir.

Bu nedenle Arapça yiyecek ve içecek isimlerinin kavramsal kategorilere ayrılarak dizinlenmesi bizlere Arap yemek kültürünü tanıtıcı veriler oluşturacaktır.

Şüphesiz yaşadığımız evin özellikle de mutfağın ve mutfak eşyalarının günlük yaşantımızda vazgeçilmez bir yeri vardır. Bu üst kavram alanlarına dair sözcüklerin çeşitlenmesi, o dilin ne kadar köklü ve

(17)

eski bir dil olduğunu göstermenin yanında, dilin işletilerek yeni adlandırmalar yapılıp yapılmadığının da bir kanıtı olacaktır.

Tezde ele alınan bu üst kavramlar gerek bir dilin söz varlığını nitelemeleri açısından, gerekse günlük yaşamda kullanım sıklıkları ve işlevsellikleri açısından en yaygın ve işlek olanlarıdır. Ayrıca bu kavram alanları somut kavramları açık bir biçimde yansıtması nedeniyle de çalışmanın gözlem alanı açısından önemlidir. Böylece kavramların etimolojik yapıları üzerine daha tutarlı yorumlar yapılabilecektir.

Veritabanı oluşturulurken yukarıda belirtilen kavram alanlarını temsil eden sözcükler saptanarak, bu sözcüklerin kavram hiyerarşisindeki değerleri üst kavram (superordinate), temel kavram (basic level) ve alt kavram (subordinate) olarak betimlenecektir. Bu betimlemeler yapılırken verilerin işleniş aşamasında Microsoft Excel programı kullanılarak üst kavram alanlarına göre tablolar oluşturulmuş, bu tablolarda her üst kavram kategorisine ait temel ve alt kavramlar, her Arapça kavramın Türkçe okunuşu, Türkçe karşılığı, yapısı, kavram hiyerarşisindeki yeri belirtilmiş, Arapça anlamı ve Arapça anlamının Türkçe çevirisi yer almıştır. Arapça sözcüklerin Türkçedeki karşılıkları Türk Dil Kurumu web sitesinde yer alan Güncel Türkçe Sözlük’ün elektronik sürümü kullanılarak verilmiştir. Arapça anlamlarının Türkçe çevirileriyle birlikte verilmesiyle de iki sözlük arasında belli kavramların açıklamalarını okuyarak bile mukayese yapmak kolaylaşmıştır. Arapça sözlükten elde edilen veri tabanının belirlenmesi sistematik yoğun gözlem tekniğiyle yapılmış, incelenen üst kavram alanlarına ait Türkçe sözcükler için ise

(18)

Tunga Güngör tarafından hiyerarşik olarak hazırlanmış olan Türkçe WordNet sürümü2, Recai Cin tarafından hazırlanan Kavramlar Dizini, Güncel Türkçe Sözlük ve Emre Olguner tarafından hazırlanan “Türkçe Sözlükte Kavram Alanları Üzerine Gözlemler” adlı lisans tezinde yer alan veri tabanı kullanılmıştır.

Çalışma veri tabanlı olma özelliği taşıdığından sonuçları bu veri tabanıyla sınırlı olmak üzere ortaya koyulacaktır. Çalışmada ulaşılan sonuçların Arapçadaki tüm kavram alanlarına genişletilme gibi bir iddiası bulunmamaktadır.

2 Wordnet, bir bilgisayar programı olup, Boğaziçi Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tunga Güngör tarafından tasarlanmıştır. Bu program Türkçe sözlükte geçen tüm kavramları hiyerarşik olarak sınıflandıran bir dizin oluşturmuştur. Böylece elektronik çevirilerin daha sağlıklı yapılması sağlanmaktadır.

(19)

I.BÖLÜM: SÖZLÜKBİLİM ÇALIŞMALARI

1.1. Sözlükbilim ve Sözlük Türleri

Sözcükbilim, dilin sözvarlığını, yani sözcüklerini, türetmede görev alan biçimbirimlerini, bileşik sözcük, deyim, atasözü, kalıplaşmış söz gibi öğelerini incelemeye yönelen, bu öğelerin kökenlerini, oluşumlarını araştırarak biçim ve anlam açısından gelişmelerini saptamaya çalışan bir dilbilim dalıdır. Bu incelemeler değişik dillerin gereçlerine dayanılarak gerçekleştirilir, çalışmalardan bütün diller için geçerli birtakım sonuçlar çıkarılırsa bu bilim dalı genel bir nitelik kazanır;

genel sözcükbilim olarak isimlendirilen bir alana dönüşür (Aksan, 2000:

C.III, 13).

Aksan’ın tanımına göre “Sözvarlığıyla ilgili; ancak onun uygulamaya yönelik bir alanı olan sözlükbilim, bir dilin ya da karşılaştırmalı olarak çeşitli dillerin sözvarlığını sözlük biçiminde ortaya koymaya yönelen, bu amaçla yöntemler koyarak uygulama yollarını gösteren bir dilbilim dalıdır” (2000: C.III, 69).

Vardar ise sözlükbilimi “Bir dildeki sözlüksel birimleri, bir başka deyişle, anlam birimlerin sözlük birim niteliği taşıyanlarıyla, dilbilgisel olmayan ve sözlük birimler gibi işlem gören çeşitli birleşimleri dilbilim yöntemleriyle inceleyen, bu arada sözlük yapımının kuramsal sorunlarını ele alan dal” olarak tanımlamaktadır (1980: 136).

(20)

Bir dil hakkında fikir edinmek istiyorsak önce onun iki kaynağına, sözlüğüne ve gramerine başvururuz. Bilindiği gibi sözlük dilin malzemesini, yani kelimelerini toplar; gramer de bunların kullanılmasıyla ilgili kuralları verir. Dil konularının konuşulduğu her devirde, her yerde mutlaka bunlardan bahsedilmiştir (İlaydın 1953: 128). Sözlükbilim uygulama ve kuramı birleştiren çok yanlı bir çalışma alanıdır; çağdaş, güvenilir sözlüklerin öncelikle dilbilim (sesbilgisi, sözdizimi, anlambilim, biçimbilgisi, söylem çözümlemesi, edimbilim vb.) bulguları ve yöntemleriyle temellendirilmeleri gerekir (Kocaman, 1998: 112-113).

Sözlükbilim, sözlükleri biçim ve içerik yönünden geliştirip insanlığın yararına sunmayı amaç edinmiştir. Sözlükbilim bir anlamda iyi bir sözlük için temel ilkeleri ortaya koymaya çalışır (Boz, 2006: 6).

Sözlükbilim tanımlamalarından hareketle sözlük, bu alanın uzmanlarınca aşağıdaki gibi tanımlanmaktadır.

Kocaman’a göre sözlük, bir dilin sözcüklerini, deyimlerini, deyişlerini abece düzenine göre sıralayan, anlamlarını açıklayan ya da başka dillerdeki karşılıklarını veren yapıt olarak tanımlanmaktadır (1998: 111).

Aksan’a göre ise bir dilin (ya da birçok dilin) sözvarlığını, söyleyiş biçimleriyle, yazımlarıyla veren, bağımsız biçimbirimleri temel alarak bunların, başka öğelerle kurdukları söz öğeleriyle birlikte anlamlarını, değişik kullanımlarını gösteren sözvarlığı kitabıdır (2000: 75).

Sözlük, hem bir dilin sözvarlığının büyük ölçüde ortaya konmasındaki, hem sözcükler ve yansıttıkları kavramlar aracılığıyla kültürün belirleyici özelliklerinin ve kaynağının sergilenmesindeki, hem

(21)

de diller arasındaki etkileşimlerin saptanmasındaki rolleri açısından değer taşımaktadır. Bir başka deyişle, sözlük çalışması ve bir ürün olarak sözlüğün kendisi, dil ve kültür açısından çok boyutlu değerlendirmelere ışık tutmaktadır (Uzun, L., 1999: 53).

Uzmanlar tarafından yapılan tüm tanımlamalar incelendiğinde sözlükler için: “Bir dilin sözvarlığının tüm öğelerini içeren, sözcüklerin anlamlarını ve kullanım şekillerini açıklayan böylece dil içi dünya görüşü sunan yapıtlardır” diyebiliriz.

Sözlükler gerek nitelikleri, gerek hazırlanış amaçları bakımından çeşitlere ayrılmaktadır. Aksan 2000’de yer alan sınıflandırmaya göre sözlükler değişik açılardan aşağıdaki türlere ayrılmaktadır (C.III: 75).

1) Bir veya daha çok dilin sözvarlığını işleme bakımından:

a) Tek dilli: Bir dilin sözvarlığını ortaya koyarlar. Açıklamalar da aynı dilde yapılır. Sözlük türlerinin büyük bölümü tek dilli olarak hazırlanır.

b) Çok dilli: Birden çok dilin sözvarlığını işlerler. Genellikle bir dili temel alarak, dildeki sözcüklerin başka bir dildeki karşılıkları verilir.

Bunlar, özellikle bir yabancı dilin öğrenilmesinde, çeviri yapmada kullanılır.

(22)

2) Sözlüklerin Alfabetik sırasına göre:

a) Abecesel Sözlükler: Madde başlarının abecesel sıraya göre sıralandığı sözlüklerdir.

b) Kavram (ya da kavram alanı) Sözlükleri: Belli bir dili kavramlara göre işleyen sözlüklerdir. Belli bir kavramla ilgili sözcükleri rahatça bulmayı sağlamak, kavram öğelerini seçmeyi kolaylaştırmak üzere hazırlanırlar.

3) Ele alınan söz varlığının niteliğine göre:

a) Genel sözlükler (ortak dil, yazı dili, ansiklopedik sözlükler):

Belli bir dilime yönelmeden, bir ortak dili (bir yazı dilini) bütün öğeleriyle ele alan sözlüklerdir. Başka kesimlerden, lehçe ve ağızlardan gelme, eskimiş, seyrek kullanılan sözcüklere; ancak genelleşmiş olduğu ölçüde, o dilde tanındığı ölçüde yer verilmektedir. Bu genel sözlüklerde çoğunlukla eşzamanlı yöntem kullanılır; belli bir dönemin sözvarlığı göz önüne serilir. Genel sözlüklerin çerçevesi geniş tutulduğunda, özel adlar, açıklayıcı şema, planlar vb.

eklendiğinde bunlar ansiklopedik sözlük niteliği kazanır.

b) Lehçebilim sözlükleri: Belli bir lehçeyi, ağzı ya da karşılaştırmalı olarak değişik lehçe ve ağızları yazı dilindeki karşılıklarıyla açıklayarak ele alan ve bunların söz varlıklarını sunan

(23)

sözlüklerdir. Bu sözlüklerin karşılaştırmalı olarak düzenlenenleri, daha çok dil tarihinin, ses, biçim ve anlam açısından araştırılması ve köken incelemeleri için yararlı ve gereklidir.

c) Eşanlamlı, eşadlı, ters anlamlı öğeler sözlükleri: Eşanlamlı sözlükler anadilin ve özellikle bir yabancı dilin inceliklerine inme amacıyla kullanılırlar. Bu sözlüklerde bir kavram eş anlamlılarıyla karşılanır. Aynı şekilde ters anlamlı sözcükleri bir araya getiren sözlükler de vardır.

ç) Yabancı öğeler sözlükleri: Bir dilde kullanılan yerleşmiş ve yerleşmemiş yabancı öğeleri toplayarak, bunların alındıkları dilleri, geçtikleri kaynakları, dilde geçirdikleri değişimleri saptayan sözlüklerdir.

d) Tarihsel sözlükler: Bir dilin söz varlığını tarih boyunca izleyerek her sözcüğün en eski biçimini, değişik anlam ve kullanımları ile geçtiği kaynakları saptamaya çalışan geniş çerçeveli sözlüklerdir. Tarihsel sözlükler dil tarihinin, ses tarihinin aydınlatılması, çeşitli dil olaylarının (örneğin anlam değişmeleri) incelenmesi için gerekli olduğu kadar, köken bilgisi sözlüklerinin yazılabilmesi için de çok önemlidir.

e) Köken bilgisi sözlükleri: Dildeki öğelerin kökenlerini aydınlatmaya yönelen, sözvarlığı aracılığıyla bir dil birliğinin kültürünü, o dilin başka dil birlikleriyle ilişkilerini ortaya koyabilen, ciddi çalışmalar isteyen

(24)

sözlüklerdir. Bu tür sözlüklerin hazırlanabilmesi için, kaynakların incelenmiş, tarihsel sözlüklerin yazılmış olması, değişik lehçelere ait bilgilerin el altında bulunması ön koşuldur.

f) Uzmanlık alanı sözlükleri (terim sözlükleri) : Dilde sosyolekt adı verilen, özellikle mesleklere dayanan belli grupların, belli kesimlerin dilini yansıtan sözlüklerdir. Belli bir alanın tüm terimlerini bir araya getiren, eğitimde ve bilimsel çalışmalarda yardımcı ve uzlaştırıcı sözlüklerdir.

g) Argo sözlükleri: Argo her dilin içinde bulunan özel bir dildir. Değişik türleri sürekli bir değişim içinde olan, hemen her yıl birçok öğeleri değişen, yeni öğeler eklenen özel bir sözvarlığına sahiptir. Argo sözlükleri işte bu sözvarlıklarını bir araya getirmek üzere düzenlenen ve değişimlerden dolayı da sürekli güncellenen sözlüklerdir.

h) Deyim ve atasözü sözlükleri: Deyimler, bir dilin çeşitli özelliklerini yansıttığı gibi, dile tamamen hâkim olmak için öğrenilmesi gereken sözcüklerdir. Deyim sözlükleri deyim ya da atasözlerini dizinleyen sözlüklerdir. Bu sözlükler tek dilli ya da çok dilli olarak da düzenlenebildikleri gibi abece sırası ya da kavram alanına göre de düzenlenebilir. Deyim sözlükleri lehçe ve ağızların söz varlıkları temel alınarak da hazırlanabilir.

(25)

ı) Anlatımbilim Sözlükleri: Dildeki genel kullanım dışına çıkan, özellikle kimi yazar ve şairlerin anlatımlarını temel alarak bu özel anlatım biçimlerini bir araya getiren sözlüklerdir.

j) Sanatçı ve metin sözlükleri: Bir yazar, sanatçı, şair ya da düşünürün yapıtlarında geçen öğeleri toplayan, sanatçının kişiliğini, ilgi alanını, önem verdiği kavramları yansıttığı kadar, dil içinde kendi kullandığı sözvarlığını belirlemesi açısından da yararlı sözlüklerdir. Metin sözlükleri ise belli bir sanat yapıtının, önemli bir metnin sözvarlığını, bu alanda çalışanlara yardımcı olmak üzere derleyen sözlüklerdir.

k) Yanlış yerleşmiş öğe sözlükleri: Birçok dilde şimdiye kadar yanlış biçimiyle yerleşmiş, yanlış biçimiyle kullanılan öğeleri bir araya getiren sözlüklerdir. Yanlış biçimiyle yerleşmiş öğeler, çoğu kez yanlış oldukları unutularak benimsenmiş ve dilin malı olmuşlardır.

l) Tersine sözlükler ve başka sözlük türleri: Sesbilim ve biçimbilim çalışmalarına yardımcı olmak üzere, sözcüklerin son seslerine göre, abece sırasında verildiği sözlüklerdir.

Bütün bu sözlük türleri dışında yer alan yazım sözlüğü, eksiklikler sözlüğü, dönem sözlükleri, yaşam öyküsel sözlük gibi sözlük türleri de bulunmaktadır (2000, C.III: 75-83).

(26)

Başkan ise bir dildeki sözcükleri ve deyimleri içeren sözlükleri dizinsel, düzensel ve bağlamsal olmak üzere üç gruba ayırır. Bunlardan en çok bilinen tür, dizinsel sözlük olup, içindeki sözcüklerin ilk harfleri bir kere bilindikten sonra, bu sözcükleri bulmak çok kolay olmaktadır.

İkinci tür olan düzensel sözlükteki maddeler ise, birbirleri ile kavramsal bağları olanlar bir araya toplanarak gösterilmiştir. Bu açıdan bu tür sözlüklere eşanlamlılar veya anlamdaşlar sözlüğü adı da verilmektedir.

Üçüncü tür olan bağlamsal sözlükte maddelerin anlamları verilmeyip, bunların kullanıldıkları tümceler verilir. Böylece, herhangi bir sözcüğün kullanımına bakan birisi, bu sözcük belli bir metinde kaç kere geçmişse o kadar da tümceyi bulabilmektedir. O zaman da hem bir sözcüğün ne kadar sık kullanıldığı anlaşılmakta, hem de o sözcüğün belli bir tümce bağlamındaki kullanımı görülmektedir (2003: 149,150).

1.2. Sözlükbilimin Genel İlkeleri

Edinilen deneyimler ve elde edilen gelişmeler, sözlük hazırlamak konusunda bir takım ölçütlerin ve yöntemlerin geliştirilmesini sağlamıştır.

Bir sözlük hazırlanırken en önemli nokta, amacın belirlenmesidir. Eğer amaç, bir dilin bütün sözvarlığını ortaya koymaksa buna uygun bir çalışma yapılmalı, söz varlığının sınırı ona göre belirlenmelidir (Aksan, 2000:84).

Bir dili bütün öğeleriyle ele alan genel sözlükler sözvarlığını sunmakla aynı zamanda toplumun sahip olduğu çeşitli değerleri, nitelikleri de aktarmış olmaktadır. Yeni baskı sözlükler dilde değişme ve

(27)

gelişmeye bağlı olarak sözvarlığına yeni öğeler kazandırmaktadır (Sayalı, 1993:32).

Eğer bir dilin bütün sözvarlığını içeren bir sözlük hazırlamak söz konusu ise bu sözlüğe temel olacak sözcükler ve bunların kullanımları, doğrudan doğruya dilin yazılı ürünlerinin taranması yoluyla seçilip fişlenmelidir.

Bir dilin genel sözlüklerinde, herhangi bir uzmanlık alanının ayrıntı sayılabilecek, herkesçe bilinmeyen kavramlarına yer verilmez. Bu çalışmaya kaynaklık eden el-Mu‘cemu’l-Esâsî genel bir sözlüktür. Genel sözlüklerin genel özelliklerine bakıldığında, bu sözlüklerin belli bir dönemin sözvarlığını ele alarak eş süremli yöntem ile hazırlandıkları görülür. Genel sözlüklerin hazırlanması aşamasındaki en büyük güçlük, madde başı olarak alınacak sözcüklerin saptanmasıdır. Sözlük düzlemi, dilin en devingen, değişimlere en açık düzlemidir. Günlük yaşamla çok yakından ilişkisi bulunan sözcükler, dil dışı gerçekliğin algılanmasındaki değişimlere koşut olan bir değişim içindedir. Bu anlamda, sözvarlığının tümünü kapsar nitelikte bir genel sözlüğün hazırlanması oldukça güç olmaktadır (Vardar,1980:129).

Bir dilin ortak dil olarak adlandırılan temel değişkesini bütün öğeleri ile tanıtan genel sözlükte sıklık çalışmaları ile saptanan öğeler madde başı olarak alınır. Ortak dile mal olmuş sözcükler ve terimler sözlükte tüm türevleri ile yer alır. Lehçe ve ağızlardan gelen, eskimiş, seyrek kullanılan sözcüklere; ancak genelleşmiş olduğu ölçüde, ortak dilde tanındığı ölçüde yer verilir.

(28)

Bir genel sözlükte her madde başı şu bilgileri içerir: Sözcüğün yazımı, söylenişi, dilbilgisel ulamı, tanımı yani gösterilenin çözümlenmesi. Bunların yanı sıra tanımı açıklayıcı örnek tümcelere de yer verilir. Örnek tümceler sözcüğü kullanıldığı bağlam içinde belirginleştirerek tanımı pekiştirir, sözcüğün söylemde nasıl gerçekleştiğini, sözdizimsel özelliklerini belirler. Üst sözlükbirim diye- bileceğimiz sözlük yapımının kuramsal çerçevesi de sözlükbiliminin kapsamı içindedir. Günümüzde sözlük hazırlama, dilbilim yanında bilgisayar dilbilimi, insanbilim, budunbilim, tarih ve felsefe gibi alanların kavşağında bir uğraş olmuştur.

Kocaman, 1998’de bir sözlüğün hazırlanma aşamaları Svensen, 1993’den aşağıdaki gibi aktarılmaktadır.

A. Planlama: Gereksinmenin saptanması, kaynak sağlanması, sözlüğün boyutunun belirlenmesi, uzmanların örgütlenmesi vb.

B. Uygulama: Veri toplanması, seçme ve düzenleme, metnin yazılması, metnin gözden geçirilmesi, düzeltmelerin yapılması, yeniden inceleme ve düzeltme, sayfa düzeni, sayfanın birkaç kez denetlenmesi, basıma hazırlık, basım ve ciltleme.

Bu basamaklardan en belirleyici olanı sözlüğün hedef kitlesinin saptanması (genel okur, öğrenci, uzman vb) ve buna göre verilerin toplanmasıdır.

Geleneksel yöntemde veriler sözlük uzmanının kişisel seçimleri sonucu belirlenir; bu yaklaşım günümüzde bilgisayarların yardımıyla daha nesnel hale getirilmiştir.

(29)

1- Gerçeklik: Sözlük salt düzenleyicisinin dil yetisinde bulunan sözcükleri değil, gerçekte kullanılan sözcükleri (yaygın anlamları ile birlikte) içermelidir.

2- Sıklıkta tutarlılık: İlgili alanın en sık ve yaygın kullanımları sözlükte bulunmalıdır.

3- Uygunluk: Salt amaca uygun sözcükler seçilmelidir.

4- Kuralcılık: Sözlük gerektiğinde yaygın kullanım kurallarını açıklamalıdır.

5- Kullanım/ biçem düzlemleri: Sözlükte argo, yerel ağız, resmi, gündelik, eski vb. nitelemeler bulunmalıdır.

6- Eski/ yeni sözcükler: Eski diye nitelenen ama günümüzde de yaygın olarak kullanılan sözcüklere yer verilmeli, bir ölçüde benimsenmiş yeni yapım sözcükler de sözlüğe eklenmelidir.

7- Yerel sözcükler: Dilin kurallarını yansıtan, ortalama konuşurun anlayabileceği yerel sözcüklere sınırlı bir yer ayrılabilir.

8- Kapsam : Dildeki bütün sözcükler ya da amaca uygun belli bir kesitin bütünü sözlükte yer almalıdır.

9- Genel/ teknik sözcükler: Son derece teknik olanlar dışında, uzmanlık alanı dışında kalan, günlük dile girmiş teknik sözcükler genel sözlüklerin kapsamına alınabilir.

10- Sözlü/ yazılı dil: Sözlük gereçleri genellikle yazılı dilden toplanır;

oysa sözlü dilden veri toplamak, yazılı biçimlerin sözlü dildeki değişimlerini göstermek önemlidir.

Kocaman’ın, D. Crystal (1987)’den aktardığı bilgilere göre Crystal iyi bir sözlük için yirmi soru sormayı önermektedir; bu noktaları gözeterek

(30)

bilimsel, iyi temellendirilmiş bir sözlük seçimine ve hazırlanmasına yaklaşılabilir.

1. Cilt dayanıklılığı, 2. Kâğıdın niteliği,

3. Madde başlarının açık yazılması,

4. Aranan sözcüklerin bulunması (amaca uygunluk), 5. Uluslararası genel sözcükleri kapsaması,

6. Ansiklopedik bilgi içermesi.

7. Zor kavramlara ilişkin resim bulunması,

8. Tanımların birbirinden açıkça ayrılması ve temelden ikincil anlamlara doğru sıralanması,

9. Tanımların anlaşılır olması,

10. Örneklendirmelerin gerçekçi ve yapaylıktan uzak olması, 11. Kullanım bilgileri içermesi,

12. Argo, resmi vb. biçem açıklamaları bulunması, 13. Köken bilgisi vermesi,

14. Heceleme, noktalama vb. konularda bilgi vermesi, 15. Söyleyiş açıklamaları bulunması,

16. Deyim, atasözü vb. içermesi,

17. Eş-zıt anlamlı sözcükleri göstermesi,

18. İlişkili sözcükleri çapraz gönderimle nitelemesi, 19. Sözcüklerle ilgili dilbilgisi bilgileri sağlaması, 20. Yararlı ekleri ( kısaltmalar, ölçüler, vb.) bulunması.

(31)

Bu önermelerden açıkça anlaşılacağı gibi, sözlükbilime göre iyi bir sözlüğün tek ölçütü sözcük sayısı değildir; kapsanan sözcüklerin tutarlı, dizgeli bir biçimde açıklanması daha çok önem taşımaktadır (Kocaman, 1998: 111- 113).

1.3. Araplarda Sözlükçülük Çalışmaları

Arapçada sözlük kavramı mu‘cem, kâmûs sözcükleriyle karşılanmaktadır. Mu‘cem sözcüğü ﻡﺠﻋ ‘a-ce-me kökünden gelmekte olup, sınamak, denemek, birini teste tabi tutmak gibi anlamlara gelir.

ﻡﺠﻋَﺃ a‘-ce-me sözcüğü bu kökün ﹾﻓﺃَل veznine girmiş hali olup, yazıya veya ﻌ

harfe hareke, nokta koymak anlamına gelmektedir. ﻡﺠﻌﻤ mu‘cem

sözcüğü ise bu kökün لﻌﹾﻔﻤ kalıbına girmiş şekli olup (ismi mef‘ûl, edilgen ortaç) anlaşılmayan, kapalı noktaları giderilmiş yazı, söz gibi anlamlara gelmektedir (Ebu Şerîfe v.d., 1989:113-114).

Araplarda sözlük yazımının başlıca sebebi fasih Arapçanın inceliklerini en iyi şekilde gösterebilmek, sözcüklerin gramatik ve morfolojik açıdan doğru kullanımlarını görebilmekti. Arap sözlük çalışmaları miladi 7.

yüzyılda çölden şehre göç edip yerleşen âlimlerin dilde gördükleri hataları ve yabancı sözcükleri düzeltmeleriyle başlamıştı (ed-Dâye, 1985:206- 207). Kur’ânı okurken ve açıklarken yanlışlıklara düşme korkusu ve dile yabancı kelimelerin girmesine engel olmak da bu nedenler arasındaydı. O dönemlerde herhangi bir kelimenin anlamı öğrenilmek istendiğinde dönemin bilginlerine başvuruluyordu. Bu bilginlerin vefatıyla bilgilerin

(32)

yok olmasından da endişe duyuluyordu. Sözlük yazma çalışmaları bir nevi bu bilginlerin sözcükleri ölümsüzleştirme çabası olarak ortaya çıkmıştı (Koçak, 2001:3). Bu çalışmaları sistematik olarak ifade edecek olursak Arapça sözlüklerin doğuşu üç aşamada gerçekleşmiştir. İlk aşama âlimlerin veya râvîlerin miladi 7. yüzyılda başlayıp takip eden iki yüzyıl boyunca eski şiirler, hadisler ve Kur’ân-ı-Kerim’de geçen ibareleri toplamasıyla başlamıştır. Ebû Zeyd el-Ensârî’nin en-Nevâdir fi’l-Luğa adlı kitabı günümüze ulaşan ve bu dönemi yansıtan en iyi eserdir. İkinci aşamada dilsel ibarelerin belirli bir konuya ve düzene göre yaprak yaprak sınıflandırıldığını görüyoruz. el-Asma‘î’nin Kitâbu’l-İbil (Deve Kitabı), Kitâbu’l-Hayl (At Kitabı), Kitâbu Esmâ’i’l-Vuûş ve Sıfâtuhâ (Yabani Hayvan Adları ve Nitelikleri Kitabı), Kitâbu’n-Naḥl (Arı Kitabı), Kitâbu’n-Nebât ve’ş-Şecer (Bitkiler ve Ağaçlar Kitabı) gibi belli konulara ilişkin kitaplar bunlara örnek gösterilebilir.3 Sadece isimlerini aldıkları sözcükle ilgili tüm kavramları içeren bu sözlüklere bakarak, kavram alanı çalışmalarının Arapların erken dönemlerinde bile olduğunu söyleyebiliriz.

Bu dönemde, alfabedeki tek bir harf alınarak bu harfle başlayan tüm sözcüklerin sıralandığı sözlüklere de rastlanmaktadır. Ebû Zeyd el- Ensârî’nin (öl.215/830) Kitâbu’l-Hemze’si ve Ebu ‘Amr eş-Şeybânî’nin (öl.206/821) Kitâbu’l-Cîm adlı eseri bu sözlüklere örnektir. Ayrıca siyah- beyaz, satın almak-satmak gibi birbirine zıt sözcüklerin bir araya getirildiği çalışmaların yanı sıra, üç harfli sözcüklerin farklı harekelerle kazandıkları anlamların tümünün sıralandığı sözlükler de bu aşamada

3 Kavram alanı sözlüklerinin öntürleri olarak nitelendirebileceğimiz bu sözlüklerin ayrıntılı dizini ve açıklamaları için bkz. İkyâl, Ahmed eş-Şarkâvî, 1987, Mu‘cemu’l-Me‘âcim, Dâru’l-Garbi’l- İslâmî, Beyrut.

(33)

karşımıza çıkmaktadır. Üçüncü aşama düzenli, kapsamlı genel sözlüklerin ortaya çıktığı dönemdir. Bu dönemde dildeki hatalı kullanımları önlemek, Kur’âna ve şer‘i metinlere açıklık kazandırmak hedeflenmişti. Gerek bilimsel düzeni, gerek kapsamıyla Halîl b. Amet el-Ferâhidî’nin (öl.173/789) Kitâbu’l-‘Ayn adlı sözlüğü bu dönemdeki ilk sözlüktür (Ebû Şerîfe v.d.1989: 116-118). Hicri II. yüzyılın sonlarına doğru yazılan bu sözlük (m.700 lerin sonlarına doğru) harflerin mahreçleri (çıkış yerleri) esas alınarak düzenlenmiştir. Halîl b. Amed sözlüğe ع (ayn) harfiyle başlamıştır. Bu harf gırtlaktaki çıkış yeri bakımından en geride olanıdır (el-Kınnevcî 1988:123). Halîl b. Ahmed’in bu yöntemini izleyen öğrencilerinin: el-Ezherî (öl.370/980), Tehzîbu’l-Luğa, el-Kâlî (öl.356/967), el-Bârî’, İbn Sîde el-Mukem (öl.548/1153), ez-Zebîdî (öl.1205/1790) Mutaaru’l-‘Ayn adlı sözlükleri de bulunmaktadır. Bu sözlükleri İbn Dureyd’in (öl.321/933 ), Cemheretu’l-Luğa, İbn Fâris b.

Zekeriyâ’nın (öl.395/1005), Meâyîsu’l-Luğa ve el-Mucmel adlı sözlükleri izlemiştir. Bu üç sözlük daha öncekilerden farklı olarak alfabetik şekilde düzenlenmiştir.

Daha sonra el-Cevherî’nin (öl.h.393/m.1003), es-Sıa, İbn Manzûr’un (öl.711/1311), Lisânu’l-‘Arab, Fîrûzâbâdî’nin (öl.817/1414) Kâmûsu’l- Muît, Zebîdî’nin, (öl.1205/1790 ) Tâcu’l-‘Arûs adlı eserleri yazılmıştır.

Sözcüklerin kökleri esas alınarak yazılan sözlüklerden Butrus el- Bustânî’nin (öl.1300/1883), Muî el-Muî ve Kitâbu’-Muî, Luis Ma‘lûf’un (öl.1365/1946), el-Muncid ve Kahire Arap Dil Kurumu’nun el- Mu‘cemu’l-Vasî adlı sözlükleri gelmektedir. Tarihsel seyir içinde bu

(34)

sözlükleri Abdullah el-Alâylî’nın 1963 yılında yayımlanan el-Merca‘, Cubran Mes‘ûd’un 1964 yılında yayımlanan er-Râ’id, Fuâd Efrâm el- Bustânî’nin 1967 yılında yayımlanan el-Muncid el-Ebcedî, Halîl el- Cerr’in 1973 yılında yayımlanan Lârus adlı sözlükleri izlemektedir (Ebû Şerîfe v.d.1989:120-129). Kâsım’ın Arapçaya uyarladığı sözlük sınıflaması ise aşağıdaki gibi sıralanmaktadır (1987:19-32). Ayrıca yukarıda da isimlerine değindiğimiz bu sözlükler kelimelerin son harfleri, kelimelerin ilk harfleri ve kelimelerin okunduğu şekilde düzenlenen sözlükler olarak da gruplara ayrılmıştır (Eren, 2009:133).

1-el-Mu‘cemu’l-Luğavî ( Dil Sözlükleri)

Her sözcüğün anlamı ve açıklaması verilen, sistemli bir şekilde hazırlanan alfabetik sözlüklerdir. Lisânu’l-‘Arab, es-Sıa, Tâcu’l-

‘Arûs, Metnu’l-Luğa, el-Mu‘cemu’l-Vasîbunlardandır.

Sözlük yazma ölçütlerine göre dil sözlükleri aşağıdaki bölümlere ayrılırlar.

a) el-Mu‘cemu’t-Te‘sîlî (Etimolojik Sözlükler)

Sözcüğün kökünü ve ilk kullanılış şeklini veren sözlüklerdir.

Arapçada bu kapsamda bir sözlük çalışması yoktur. el-Yesû‘î’nin Ğarâ’ibu’l-Luğati’l-‘Arabiyye adlı kitabı ile ‘Abdulḥaḳ Fâıl’ın

Muğâmerât Luğaviyye adlı kitabının bölümleri içinde benzer çalışmalar bulunmaktadır.

(35)

b) el-Mu‘cemu’t-Taavvurî ev et-Târîhî ( Gelişim veya Tarih Sözlükleri)

Sözcüklerin geçen yıllar süresince söyleniş şekillerini ve anlam aşamalarını gösteren sözlüklerdir. Bu konuda yazılmış kapsamlı bir sözlük olmamakla birlikte el-‘Alâylî’nin el-Merca‘ adlı sözlüğünün ilk bölümünde böyle bir çalışma bulunmaktadır.

c) Mu‘cemu’l-Muṣṭalahâti’l-Luğaviyye (Dil Terimleri Sözlüğü) Aynı konuda ve belirli alandaki sözcükleri bir araya getiren sözlüklerdir. Sözcüğün dilsel anlamının yanı sıra, bilim ve sanat dünyasında kullanılan anlamı da verilmektedir. Fahruddîn et- Tarîî’ nin Mecma‘u’l-Baḥreyn adlı sözlüğü bu gruba girmektedir.

d) el-Mu‘cemu’l-Mi‘yârî ev et-Ta‘lîmî (Kılavuz veya Öğretici Sözlükler) Dilin kullanımlarını ve doğallığını korumak amacıyla dilsel kullanım ve kuralları veren sözlüklerdir. ez-Zebîdî’nin Lanu’l-‘Âmme, Muhammed el-‘Adnânî’nin el-Ahtâ’ eş-Şâ’i‘a gibi sözlükleri bu gruba girer.

e) Mu‘cemu’t-Tevassu‘u’d-Delâlî ev el-Mecâz (Anlamsal Genişleme ve Mecaz Sözlükleri) Sözcüklerin gerçek ve mecazi anlamda kullanılan durumlarını gösteren sözlüklerdir.

(36)

Zemaşerî’nin, Esâsu’l-Belâğa adlı sözlüğü bu gruba örnek olarak verilebilir.

f) Mu‘cemu’l-Ef‘âl (Fiiller Sözlüğü) Fiilleri tüm yönleriyle ele alan sözlüklerdir. İbnu’l-Kûtiyye’nin, Ebniyetu’l-Ef‘âl adlı sözlüğü örnek olarak verilebilir.

g) Mu‘cemul-Mu‘arreb ve’d-Daîl Arapçalaşmış ya da Arapçaya girmiş olan sözcükleri kapsayan sözlüklerdir. el-Cevâlikî’nin el- Mu‘arreb adlı sözlüğü bu gruba girer.

h) Mu‘cemu’l-Ezâ Bir sözcüğün zıt anlamlılarının sıralandığı sözlüklerdir. Ebû’t-Tayyib el-Luğavî’nin, el-Ezâ adlı sözlüğü örnek olarak verilebilir.

i) Mu‘cemu’l-İbdâl Telaffuz olarak aralarında benzerlik bulunan harflerden oluşan sözcükleri sıralayan sözlüklerdir. Yine Ebû’t- Tayyib el-Luğavî’nin bu bağlamdaki çalışması da el-İbdâl adını taşımaktadır.

2) Mu‘cemu’l-Me‘ânî ev et-Tecânusî (Anlam veya benzerlik sözlükleri) Lafzı değil, anlamı ele alan sözlüklerdir. Bu sözlüklere konu sözlükleri de denir. Eşanlamlı sözcükler de bu tür sözlüklerin kapsamı içine girerler. es-Se‘âlibî’nin “Fıkhu’l-luğa ve sırru’l-

(37)

‘Arabiyye”, İbn Sîde’nin “el-Muaṣṣa”adlı eserleri bu gruba örnek

olarak verilebilir.

3) Mu‘cemu’l-Muṣṭalahât (Terim Sözlükleri)

Belirli bir bilim veya konuyla ilgili terimlerin farklı kullanımlarıyla beraber ele alındığı teknik sözlüklerdir. Genel olarak yabancı dillerde kullanılan belirli bir konuya ait terimlerin Arapçalaştırılması suretiyle oluşturulan sözlüklerdir. Bu konudaki çalışmalar devam etmektedir.

4) el-Mu‘cemu’s-Sunâ’iyyu’l-Luğa ev el-Mute‘addidu’l-Luğât (İki

veya çok dilli sözlükler)

Bir sözcüğün anlamının farklı bir dilde açıklandığı sözlüklerdir.

İngilizce-Arapça sözlük gibi.

Bugünkü ilmi anlamıyla ise sözlük, bir dilin sözcüklerini, terimlerini özel bir düzenekle sınıflandıran, sözcüklerin eşanlamlılarını, benzerlerini veya kökenlerini veren yapıt olarak tanımlanabilir (Kâsım, 1987:19).

Genel bir sözlükten günlük dildeki tüm kelimelerin anlamlarını açıklaması, köklerini, okunuş şekillerini göstermesi beklenir. Tezin veritabanını oluştururken kendisinden yararlandığımız el-Mu‘cemu’l-

‘Arabiyyu’l-Esâsî genel bir sözlüktür.

1.3.1. el-Mu‘cemu’l-‘Arabiyyu’l-Esâsî (Temel Arapça Sözlük) el-Mu‘cemu’l-‘Arabiyyu’l-Esâsî (Temel Arapça Sözlük), el- Munazzamatu’l-‘Arabiyye li’t-Terbiye ve’s-Sekâfe ve’l-‘Ulûm (Arap

(38)

Bilim, Eğitim ve Kültür Kuruluşu) tarafından 1347 sayfa olarak yayımlanan ve pek çok Arap ülkesinin “Arap Dil Kurumları” ve önde gelen Arap dilcilerinin bir araya gelmesiyle hazırlanan bir sözlüktür.

Sözlükte 25.000 madde başı vardır. Her madde başının farklı anlamda 20’den fazla kelime barındırabilmesi düşünüldüğünde, sözlüğün ortalama 300-350 bin civarında kelime içerdiğini söylemek mümkündür.

Sözlüğü hazırlayanlar büyük bir titizlikle, sade bir dil kullanarak, sözcükleri örnek cümlelerle de pekiştirerek gerek Arapçalaşmış, (Mu‘arreb) gerekse Arapçaya sonradan girmiş (Daîl) sözcükleri de göz önüne alarak, bilim ve kültür hayatında kullanılan modern kavramları bir araya getirmek istemişlerdir. Daha önce yayımlanan sözlükler modern çağın gereklerini karşılayacak sözcükler barındıran söz varlığına sahip değildi. Daha çok klasik Arapçanın kalıplaşmış söz varlığını içeren ansiklopedik dev sözlüklerdi. Örneğin bu sözlüklerden Lisânu’l-‘Arab, 20 cilt civarında; Tâcu’l-‘Arûs ise 40 cilt civarında olup gerek Arap, gerek yabancı olsun Arapçayı inceleyen kişilere günlük dille ve temel kavram alanlarıyla ilgili kısa ve net bilgiler vermiyorlardı. Hatta bu sözlüklerde geçen çoğu kelimenin anlamı anadili konuşucuları tarafından bile bilinmiyordu. Aşağıda alfabetik olarak dizinlenen daha önce de isimlerinden bahsettiğimiz bu sözlükler şüphesiz el-Mu‘cemu’l-

‘Arabiyyu’l-Esâsî yayımlanana kadar pek çok eksiği gidermişti; ancak modern hayatın gereksinimlerine karşılık verecek bir sözlük yazılması ihtiyacından doğan el-Mu‘cemu’l-‘Arabiyyu’l-Esâsî bütün bu eksikliklere yanıt bulma çabasının bir ürünüydü. Bu sözlüğün taşıdığı önemin ortaya

(39)

çıkması için daha önce yayımlanan Arapça sözlüklere değinmek yerinde olacaktır. Şimdiye kadar Arap coğrafyasında yayımlanan ve daha önce yapılan genel sözlük nitelendirmelerine uyan sözlükler yazarlarının yaşadıkları dönem temel alınarak aşağıdaki gibi sıralanabilir (el-Esâsî:6).

Kitâbu’l-‘Ayn : Halîl b. Ahmed ( öl.173 /789 )

el-Hurûf : Ebû ‘Amr eş-Şeybânî (öl. 206/ 821 ) el-Elfâz : İbn Sikkît (öl.244/858 )

el-Cemhere : İbn Dureyd (öl.321/ 933) el-Bârî : Ebû Alî el-Kâlî (öl.356/ 967) Tehzîbu’l-Luğa : el-Ezherî (öl.370/ 980)

Meâyîsu’l-Luğa ve el-Mucmel: İbn Fâris (öl.395/ 1005 ) es-Sıḥâḥ : el-Cevherî ( öl.393/1003) el-Muhkem ve’l-Muaṣṣa: İbn Side (öl.458/1066 ) Lisânu’l-‘Arab : İbn Manzûr (öl.711/ 1311 ) el-Kâmûsu’l-Muî : Fîrûzâbâdî ( öl.817/ 1414) Tâcu’l-‘Arûs : Zebîdî ( öl.1205/ 1790 )

Muî el-Muî ve Kitâbu’l-Muî: Butrus el-Bustânî (öl.1300/1883 ) el-Muncid : Luis Ma‘lûf (öl.1365/1946)

el-Mu ‘cemu’l-Vasî : Kahire Arap Dil Kurumu (öl.1380/ 1960) Bu sözlüklere ek olarak ilk defa 1964 yılında basılan Cubran Mes‘ûd tarafından hazırlanan er-Râ’id, 1973 yılında basılan ve Halîl el- Cerr tarafından hazırlanan Lârus adlı sözlükler de bulunmaktadır.

Yukarıda adı geçen sözlükleri incelediğimizde el-Mu‘cemu’l-Vasî’ten

(40)

itibaren bir modernleşme ve günümüze uyabilme çabası içinde olduklarını görüyoruz; ancak bu sözlüklerin klasik sözlüklerde olmayan ilmi ve teknik terimleri içermek konusunda pek başarılı oldukları söylenemez.

Örneğin, el-Vasî, klasik sözlüklerin üslubundan tam olarak sıyrılamamıştır. Madde başı veya terim açıklamaları yönünden eleştirilmekle birlikte, özellikle tezde kullanılan ismi mef‘ûlden türemiş üst kavramları içermediği için bu sözlük inceleme kapsamına alınmamıştır.

Kelimenin okunduğu şekliyle düzenlenen er-Ra’id ve Lârus sözlükleri ise kelimelerin açıklamalarını yaparken Kur’an ve hadislerden örnekler getirmiştir. Bütün bu sözlük yapılanmalarının günümüz kullanımı açısından çok modern olmadığı açıktır. Yukarıda adı geçen sözlüklerin yayımlanmasının üzerinden yaklaşık çeyrek asır geçtikten sonra, el-Munazzamatu’l-‘Arabiyye li’t-Terbiye ve’s-Sekâfe ve’l-‘Ulûm (Arap Bilim, Eğitim ve Kültür Kuruluşu) tarafından 31 Mart-8 Nisan 1981 tarihlerinde Rabat şehrinde gerçekleştirilen toplantılarda, modern bir sözlüğün eksikliğini her zaman dile getiren farklı Arap ülkelerinden Arap Dil Kurumu mensupları, araştırmacılar, sözlük yazarları ve dilbilimciler bir araya gelerek modern bir Arapça sözlük yazmak konusunda görüşlerini paylaştılar. Sözlük yazmanın temel prensiplerine dair kararlar aldılar. Ardından 22-27 Ekim 1982 tarihlerinde farklı Arap ülkelerinden uzmanların katılımıyla Tunus’ta yeniden bir araya gelerek el-Mu‘cemu’l-

‘Arabiyyu’l-Esâsî’nin yayımlanmasını kararlaştırdılar. Rabat’taki oturumda kararlaştırılan “konu, sınıflandırma ve yazım ilkeleri” aynen

(41)

kabul edildi. Ayrıca Arapçayı yabancı dil olarak öğrenen orta ve ileri derecede Arapça bilen yabancı hocalar ve öğrenciler de düşünüldü.

Böylece bu sözlük hem Araplar hem de yabancılar için en önemli başvuru kaynağı olacaktı.

Bu görüşmelerin ardından birbirleriyle gerek yazışarak, gerek yüz yüze görüşlerini paylaşarak titizlikle çalışan Arap dilbilimcileri 1988 yılında bu kapsamlı sözlüğü oluşturmayı başardılar. Bu sözlük basım tarihi olarak günümüze en yakın sözlük olmasının yanı sıra, farklı Arap ülkelerinin Arap Dil Kurumu temsilcilerinin bir araya gelerek oluşturduğu bir sözlük olması dolayısıyla diğerlerinden ayrılmaktadır.

(42)

II. BÖLÜM: KAVRAMSAL ÇERÇEVE

2.1. Kavram ve Kavram Hiyerarşisi

Çalışmanın kavramsal çerçevesi sözlükbilimin genel ilkeleri ve ön tür anlambilimi (prototype semantics) doğrultusunda kavram hiyerarşisi çerçevesinde belirginleştirilecektir. Tezde sıklıkla kullanılacak olan kavram ve terimler aşağıda sunulmaktadır.

2.1.1.Kavram

Kavram, dünyadaki nesnelerin, biçimlerin, olgu, durum ve devinimlerin dilde anlatım buluşudur; dünyadaki nesnelerin ortak niteliklerine dayanan, dile özgü bir genelleme, soyutlamadır (Aksan, 2000: III,151) .

Vardar ise kavramı “ortak özellikler taşıyan bir dizi olgu, varlık ya da nesneye ilişkin genel nitelikli bir anlam içeren, değişik deneyimlere uygun düşen, dilsel kökenli her türlü tasarım, düşünü, imge, bir nesne, varlık ya da oluşun anlıksal imgesi, gösterilen” olarak tanımlamaktadır (1998:138).

Kavramlar, somut olay ve olguların, belirli tür ve özelliklerini kapsayan genelleştirilmiş ortak adlarıdır. Kavramlar bu özellikleriyle tümeldirler ve içlerinde bu tümel özellikleri içeren tekil öğeleri taşırlar.

(43)

Kavramlara ulaşmak için olgu ve olayların ayırt edici özelliklerini belirlemek gerekmektedir (Gökmen, 2004: 10).

İnsan zihninde anlamlanan, farklı obje ve olguların değişebilen ortak özelliklerini temsil eden bir bilgi yapısı olan kavram, bir sözcükle ifade edilir. İnsanlar; benzerlikleri ve farklılıklarıyla birbirlerinden ayrılırlar. Örneğin, yaprakları, kökleri, dalları, hacimleri, meyveleri ve üreme biçimleri açısından değişebilen ağaçların ortak yanları bu özellikleri taşımasıdır. Bu algılarla zihnimizde oluşturduğumuz imaj ağaç olarak adlandırılır. Kavramların özellikleri nitelik ve nicelik açısından değişir. Böylece kavramlar sürekli yeniden tanımlanırlar (Ülgen, 2004:

107).

Kavramların özellikleri Ülgen’e göre aşağıdaki gibi sıralanmaktadır.

Kavramların algılanan özellikleri bireyden bireye değişebilir.

Kavramların öntürleri vardır.

Kavramların bazı özellikleri, bazen birden fazla kavramın üyesi olabilirler.

Kavramlar objelerin ve olayların hem doğrudan, hem de dolaylı olarak gözlenebilen özelliklerinden oluşurlar.

Kavramlar çok boyutludur.

Kavramlar kendi içlerinde, özelliklerine uygun belli ölçütlere göre gruplanabilirler.

Kavramlar aralarındaki etkileşime dayanarak, bir bütünlük oluştururlar, bunlar kavram haritaları adı altında incelenmektedir.

(44)

Kavramlar dille ilgilidir.

Kavramların özellikleri de kendi içinde birer kavramdır (2004: 108- 116).

Kavramların geleneksel görünümünü oluşturan “Zorunlu ve Yeterli Durumlar” (Necessary and Sufficient Conditions-bundan sonra ZYD) modeli Aristotales’e kadar gitmektedir. ZYD modeline göre kavramlar;

ancak birlikte yeterli olabilen bir dizi gerekli durum tarafından belirlenirler. Örneğin, “kadın” kavramını, insan olma, dişi olma ve yetişkin olma gibi gerekli durumlar belirliyorsa insan, dişi ve yetişkin olmayan şey “kadın” değildir. Diğer taraftan, insan, dişi ve yetişkin olma özellikleri, “kadın” kavramı üyeliği için yeterlidir. Diğer durumların ne olduğu önemli değildir. “Kadın” olmak ya da olmamak bu üç duruma bağlıdır.

Aristotalesçi model aşağıdaki noktalarda belirginleşmektedir.

 Kavramlaştırma, belirli bir dizi durum ya da özelliğe bağlıdır.

 Her durum kesinlikle zorunludur.

 Durumlar evet-hayır doğruluk değerlerine dayanırlar.

 Kavram üyelikleri de evet-hayır doğruluk değerlerine dayanırlar.

 Kavram üyelerinin açık sınırları vardır.

 Kavramların bütün üyeleri eşit statüdedir

Kavramlar her zaman bu modele uymayabilirler. Bazı durumlarda evet-hayır doğruluk değerlerinden çok benzerlikler öne çıkmaktadır (Löbner, 2002:174-175).

(45)

Kavramlaştırma işi insanın en temel bilişsel etkinliklerinden biridir.

İnsanın dünyaya ilişkin tüm bilgisini, karşılaştığı uyaranları kendi bilişsel becerileri ve deneyimleri doğrultusunda algılayıp sınıflayarak yapılandırmaktadır. Bu soyut zihinsel yapılanma kavramsal ulam (conceptual category) olarak adlandırılır. Kavramsal ulamlar bilişsel araçlar olarak görülürler ve birçok genel özellikleri vardır. Bunlar;

öğrenme, planlama, iletişim ve ekonomidir. Kavramların yeni ve aynen tekrarlanması mümkün olmayan eski deneyimlere göre benzer yönleri açısından ilişkilendirilerek aynı ulam içine alınıyor olması öğrenmeyi kolaylaştırmakta, böylece bilişsel bir ekonomi yapılmaktadır. Amaç belirleme ve onlara ulaşmaya yönelik planlar bağımsız ve varlıkların ulamlarını karakterize eden kavramların içinde bulunduğu bilgiyi gerektirmektedir. Dil, genelleme ya da ulam koşulları ile işlemektedir.

Herhangi bir dilsel anlatım sonuçta gönderimlerin ulamını yansıtmaktadır (Croft ve Cruse, 2004:74).

Kavramlar, nitelendiriliş tarzlarının zenginliğinden dolayı farklılık gösterebilir. Köpek ve hayvan sözcüklerini anlambilimsel açıdan değerlendirirsek hayvan sözcüğünün köpek sözcüğünden daha genel bir kavram olduğunu ve daha az ayrıntılandırıldığını görürüz. Hayvan olarak kategorize edilebilecek kavramlar, köpek olarak kategorize edilenlerden çok daha fazladır. Köpek ve hayvan kavramları, birbirleriyle özel bir bağ kurularak ilişkilendirilirler. Bu bağı oluşturan kedi, inek, at vb. hayvanlar gibi köpek de bir hayvandır (Taylor, 2004: 123-124 ). Uzun’un aşağıdaki

(46)

ifadeleri bunu farklı bir açıdan da görebileceğimize işaret etmektedir. Bu sözcükler farklı hayvanlara gönderimde bulunur ama içerdikleri anlam atomları bakımından benzeştikleri, ortaklık taşıdıkları yönler de bulunmaktadır. Hepsi belirli bir hayvan türünü göstermektedir (2004: 52).

Bütün bu kavramsal ilişkiler ve kavramların taşıdıkları ortak özelliklerden hareketle bu kavramları ayırıcı çeşitli sınıflandırmalar yapılmıştır.

Buna göre “Nasıl kategorileştiririz?” temel sorusuna verilen ve hemen aklımıza gelen klasik “Aristotelesçi” yanıta göre kategorileştirme ortak özellikler temeline dayanmaktadır. Farklı nesnelerin aynı kategoride toplanması, toplanan öğelerin belli sayıda ortak özellikler göstermesi durumunda artık sorun oluşturmamaktadır. X’in köpekler kategorisine ait olduğuna karar vermek için, söz konusu x’in kategorinin ortak paydasını oluşturan özelliklere sahip olup olmadığına, bir başka deyişle hayvan, memeli, vb. olup olmadığına bakmak yeterlidir. Eğer bu özellikleri doğruluyorsa, bu bir köpek olacaktır. Karşıt bir durumda, kategorinin parçası olamayacak ve köpek olarak değerlendirilemeyecektir. Bu biçimde tasarlanan kategorileştirme, R. W. Langacker (1987) tarafından ölçütsel nitelikler modeli olarak da adlandırılan, gerekli ve yeterli koşullar (bundan böyle GYK) karşılık gelmektedir (Kleiber, 1990: 21).

Böylesi bir çerçevede, kategorileştirmeyi öğrenmek, karşılaşılan örnek ve karşı örnekleri çözümleyici ve mantıksal bir biçimde işleyerek sınıflandırma kuralı bulmaya karşılık gelmektedir. Bu tür bir işlemin geçerliliğini kanıtlamak için, ruhbilimciler belli sayıdaki sınırlı

(47)

özelliklerden hareketle oluşturulmuş sınırlı sayıda nesneyi konu alan deneylere başvurmuşlardır. Bu tür çalışmaların amacı deneyci tarafından seçilen sınıflandırma kuralının deneklere de buldurulmasıdır. E.

Cauzinille- Marmèche, D. Dubois ve J. Mathieu tarafından aktarılan aşağıdaki örnek, bu tür bir yöntemi açıklamaktadır. İkili üç boyut temeline dayalı olarak oluşturulmuş üç nesne olsun: biçim (üçgen, çember), boy (büyük, küçük) ve renk (beyaz, siyah). 1, 2 ve 3 nesneleri, üç nesnenin de deneyci tarafından seçilen kategoriye ait olduğu bilgisi verilerek ve hangi kategoriye ait olduğunu bulmaları istenerek deneklere sunulmaktadır:

Nesne 1

Nesne 2

Nesne 3

Aynı olan kategori ancak üçgen olabilir; denekler de bunu 3’üncü nesnenin sunulmasından sonra mantıksal olarak bulabilirler. 1’de, üç varsayım söz konusudur (siyah, beyaz veya üçgen), 2’de ikiden fazla (büyük ve üçgen), 3’te ise geriye yalnızca “üçgen” kategorisi kalmaktadır:

(48)

Felsefede, insanbilimde, ruhbilimde ve dilbilimde son derece yaygın olan bu Aristotelesçi kategori modeli aşağıdaki önermelere dayanmaktadır:

(i) Kavramlar veya kategoriler sınırları açıkça belli olan kendiliklerdir.

Bir kendiliğin bir kategoriye aitliği doğru veya yanlış sistemine karşılık gelmektedir: herhangi bir x, “köpek” kategorisinin ölçütsel koşullarını karşılayıp karşılamadığına bağlı olarak bir köpektir veya köpek değildir.

(ii) Aynı kategorinin üyeleri eşit kategorisel statüye sahiptir, zira her üye kategorinin tanımının gerektirdiği özelliklere sahiptir. Ait oldukları kategoriye bağlı olarak her üye diğerleri kadar “iyi”dir (Kleiber, 1990: 22- 23).

Ön tür anlambilimiyle karşılaştırma yapmamızı sağlayacak dört noktaya dikkat edilmelidir:

1/ Bir kategoriye ait olma sorununun çözülmüş olması.

Bir nesnenin bir kategoriye aitliğine karar vermek için nesnenin bu kategorinin GYK’lerini taşıyıp taşımadığına bakmak yeterlidir.

2/ Bir sözcüğü kullanabilmek için, anlamını (bir başka deyişle GYK) bilmenin gerekliliği.

Anlam veya özellikler kümesi (bir başka deyişle GYK demeti) uzantıyı (extension) veya göndergeyi (référence) belirlemektedir.

(49)

Dolayısıyla GYK modeli (Kleiber, 1990:25) Fregeci göndergenin anlamla belirlenmesi kuralına uygundur.

3/ GYK modelindeki özellikler kümesi/ uzantı ilişkisini çifte bir koşutluk özetlemektedir (bkz. Aşağıdaki şema). Bir yandan, açıkça belirlenmiş bir özellikler kümesine ki bu da gerekli koşulların yeterli bir birleşimidir, uzantı düzleminde sınırları açıkça belirlenmiş bir kategori karşılık gelmektedir. Diğer yandan, biri de diğeri kadar gerekli olduğundan, bağımsız ve eşdeğer özelliklerden oluşan bir özellikler kümesine kategori içerisinde eşdeğer bir statü sergileyen üyelerden oluşan bir uzantı karşılık gelmektedir.

Eşit statü Açık

sınırlandırma Uzantı Eşdeğer

üyeler

Açık sınırlar

Uzantı Eşdeğer

üyeler

Açık sınırlar

Özellikler kümesi (veya anlam)

Eşdeğer ve

bağımsız özellikler

GYK’lerin birleşimi

Referanslar

Benzer Belgeler

[r]

Öğrenci sahip olduğu kavram yanılgılarını kullanarak karşılaştığı problemleri çözdüğü veya çözdüğünü düşündüğü sürece kavram yanılgıları zihinde

B4 hücresine A1 ve A20 hücreleri arasındaki değerlerden en büyük olanını yazdırmak için gereken formülü yazınız. Cevap:B4 hücresine Ģu formül

Komutu vermeden önce kendisi için formül hazırlamak istediğiniz hücreyi aktif hücre durumuna getirmeniz gerekir.. Şekil 40 Topla

Örneğin, metin dizesindeki bu bağımsız değişken “Bütçeyi aşıyor” ise ve mantıksal_sınama bağımsız değişkeni YANLIŞ olarak değerlendirilirse, EĞER

Örneğin, metin dizesindeki bu bağımsız değiĢken “Bütçe içinde” ise ve mantıksal_sınama bağımsız değiĢkeni DOĞRU olarak değerlendirilirse, EĞER

B4 hücresine A1 ve A20 hücreleri arasındaki değerlerden en büyük olanını yazdırmak için gereken formülü yazınız. Cevap:B4 hücresine Ģu formül

Bir hücredeki veriyi bulunduğumuz hücreye almak için, = işaretinden sonra bu hücrenin adresi yazılır.. Örneğin A2 hücresindeki veriyi bulunduğumuz hücreye almak için