• Sonuç bulunamadı

Yerel Süreli Yayın Veteriner Tavukçuluk Derneği nin yayın organıdır. Yılda 4 kez 3 ayda bir yayımlanır.

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Yerel Süreli Yayın Veteriner Tavukçuluk Derneği nin yayın organıdır. Yılda 4 kez 3 ayda bir yayımlanır."

Copied!
44
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)CDC ve EFSA’nın 2019 Gıda Kaynaklı Hastalık Özeti Biyofilmler: Bakterileri Yok Etmenin Yenilikçi Yolları Kümes Hayvanları İçin Besin Maddesi, Anti-Besin Maddesi ve Antibakteriyel Olarak Bakır AB’de Antibiyotik Azaltma Uygulamaları Farklı Hızlarda İlerliyor Yumurtaları Dekontamine Etmek İçin Titreşimli UV Işığı Suluk Hattı Tepsileri Kümes Hayvanlarının Altlık Nemini Azaltabilir. Cilt 19 • Sayı 3 • 2021. Bir Görüş.

(2) Powered by.

(3)

(4) Yerel Süreli Yayın Veteriner Tavukçuluk Derneği’nin yayın organıdır. Yılda 4 kez 3 ayda bir yayımlanır. Veteriner Tavukçuluk Derneği Adına Sahibi Prof. Dr. Erol ŞENGÖR Sorumlu Yazı İşleri Müdürü / Editör Prof. Dr. Pınar SAÇAKLI Editör Yardımcısı Prof. Dr. U. Tansel ŞİRELİ Yayın Kurulu Prof. Dr. Ahmet ERGÜN Prof. Dr. Mehmet AKAN Prof. Dr. Ayşegül EYİGÖR Prof. Dr. İsmail BAYRAM İdare Yazışma Adresi Şehit Ömer Halisdemir Bulvarı No: 26/3 Dışkapı / ANKARA Tel: 0533 164 51 63 • Faks: 0312 316 66 52 Banka Hesapları REKLAM GELİRLERİ Türkiye İş Bankası Dışkapı Şubesi 4206 932790 IBAN No: TR 1500064 00000 142060932790 ÜYE AİDATLARI Türkiye İş Bankası Dışkapı Şubesi 4206 917468 IBAN No: TR 0400064 00000 142060917468 Dergide yayımlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir. Alıntı Yapılamaz. Grafik Tasarım ve Baskı Elma Teknik Basım Matbacılık Tic. Ltd. Şti. İvedik OSB Matbaacılar Sitesi 1516/1 Sokak No: 35 Yenimahalle 06378, Ankara Tel: 0312 229 92 65 • Fax: 0312 231 67 06 www.elmateknikbasim.com [email protected] Basım Tarihi: 10.10.2021 2. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3.

(5) Başyazı. Başyazı Değerli dostlar, 2021 yılının üçüncü Mektup Ankara’sında yine birlikteyiz. Normal olarak Mayıs ayında yapmamız gereken Genel Kurul toplantımızı Covid-19 pandemisi nedeniyle ertelemiştik. Daha sonra Genel Kurul Toplantılarının yapılabileceği konusunda gelen bilgiler nedeniyle 23.Haziran tarihinde ilk toplantımızı, 30 Haziran tarihinde de ikinci toplantımızı yapacağımızı ilan ettik. Genel Kurul Toplantımızda faaliyet raporumuz ve denetleme raporumuz oybirliğiyle ibra edildi. Genel Kurulda yapılan seçimle Prof. Dr. Erol Şengör, Prof. Dr. Pınar Saçaklı, Prof. Dr. Ufuk Tansel Şireli, Doç. Dr. Fethiye Çöven, Dr. Serdar Ertaş, Dr. Ömer Zeyyad Mısırlıoğlu ve Vet. Hek. Erdal Elmas Yeni Yönetim Kurulu olarak seçilmişlerdir. Genel Kurulumuzda ilk kez “öğrenci bursu” gündeme gelmiştir. Öğrenci transkripti göz önünde bulundurularak Veteriner Fakültesi çalışkan öğrencilerinden yönetim kurulumuzca seçilecek 5 öğrenciye her birine aylık 300 TL olmak üzere burs verilmesi kararlaştırılmıştır. Çalışkan öğrencilere az da olsa bir teşvik niteliğinde olan bu öğrenci bursunun faydalı sonuçlar doğuracağını düşünmekteyiz. Normal olarak 2021 Mart ayında yapmamız gereken geleneksel sempozyum organizasyonumuzu da Covid-19 nedeniyle iptal etmiştik. Yine, 2021 yılı Eylül ayında İtalya’nın Verona kentinde yapılması planlanan WVPAC-2021 Dünya Kongresi de 2023 yılına ertelenmişti. Eğer pandemi olmasaydı İtalya’nın Verona kentinde yapılması planlanan Dünya Kongresi sırasında 2025 yılı için Dünya Kongresine Türkiye’yi aday gösterecektik. Pandemi nedeniyle 2021 yılı kongresi 2023’e ertelenince ülkemizin aday gösterilmesi planlanmış olan kongre de 2027 yılına ertelenmiş oldu.. olamadığımız tartışmaları da devam ediyor. Yanan ormanlarımızla birlikte pek çok insan yaşamı zarar gördü. Fakat zarar bu kadarla da kalmadı. Yaban hayatındaki doğal yaşam alanlarımızda da çok büyük kayıplar oldu. Beşeri hayatımızdaki sarsıntılara ilaveten ormanlarımızda yaşamakta olan pek çok yabani hayvanlarımızda öldü. Yangından yaralı olarak kurtulan pek çok yabani ve evcil hayvana, karşılık beklemeksizin, yardım etmek için koşturan ve gerekli tedavileri yapmak için canla başla mücadele eden veteriner hekim meslektaşlarımızın olduğunu duymak da bizleri çok mutlu ve bahtiyar etmiştir. Bununla birlikte söz konusu kayıpların telafisi çok uzun zaman alacak gibi görünmektedir. Gelelim Covid-19 meselesine. Bilinmesi gereken konu salgın hastalıkların önlenmesinde insanoğlunun elindeki imkânların en önemlisinin aşılamalar olduğudur. Aşılamaların tek başına %100 koruyuculuğunun olmadığı da unutulmamalıdır. Aşılamalarla birlikte biyogüvenlik önlemlerinin de mutlaka alınmasının gerektiği bilinmelidir. Biyogüvenlik önlemlerinin insanlarda hastalıkların önlenmesinde nasıl alınacağına bir vurgulama yapılırsa, bunu maske, mesafe ve temizlik-hijyen olarak belirleyebiliriz. Covid-19’la ilgili olarak aşı olmamakta ısrar eden insanların ne düşündüğünü anlamak mümkün değildir. Bu insanlar aşı olmamakta direnerek tüm toplum bireylerine karşı büyük bir risk teşkil etmektedirler. Bu insanların mutlaka ikna edilmelerinin gerektiğini düşünmekteyim  Saygılarımla Prof. Dr. Erol Şengör Yönetim Kurulu Başkanı. Bu arada ülkemizde ciddi felaketler yaşandı. Milli varlıklarımız olan ormanlarımızda yangınlar çıktı. Doğal yangınlar mıydı yoksa sabotajlar mıydı, tartışmalar devam ediyor. Sebep ne olursa olsun bu yangınların söndürülmesi konusunda pek başarılı. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 3.

(6) Bir Gör ü ş. BİR GÖRÜŞ Ülkemizde son zamanlarda meydana gelen yaygın orman yangınları karşısında gönüllü olarak görev alan veteriner hekimlerimiz ve dolayısıyla veteriner hekimlik konusunda İstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO) Başkanı Profesör Murat Arslan’ın basında belirttiği görüşlerini aşağıda okuyucularımızla paylaşıyoruz. Prof. Dr. Murat ARSLAN [email protected]. – “Öncelikle… Boynunda steteskop olup, muayene yapan, genel anestezi uygulayan, tomografi ve MR gibi teknolojik araçları teşhis için kullanan, komplike operasyonlar yapan, dahiliye, doğum, cerrahi, mikro cerrahi, görüntüleme, göz, kulak alanlarında ihtisaslaşan, ancak ülkemizde sağlık çalışanı sayılmayan 36 bin veteriner hekimle şu an eğitim gören 3 bine yakın öğrenci adına teşekkür ederim.” – “1935 yılında hayvancılığımızın gelişmesi için Uluslararası Cenevre Veteriner Hekimliği Anlaşması imzalandı, TBMM’de onaylandı, bu anlaşmanın şartlarına uygun olarak 1937 yılında kanun çıkarıldı, Tarım Bakanlığı yapılandırıldı, yurt genelinde Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü Teşkilatı kuruldu. Ancak… 1985 yılında Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ve taşra teşkilatları kapatıldı! Neye hizmet ettiği belirsiz bu karar, Türkiye’nin hayvancılığına büyük darbe vurdu.” – “2010 yılında yeni kanun çıkarıldı, veteriner hekimler, tarım ve hayvancılık sektörlerindeki tüm sağlık, ıslah, koruma, kontrol, geliştirme konularında etkisiz hale getirildi. Böylece hem veteriner hekimlik, hem ülke hayvancılığı çok ağır yara aldı.” – “Türkiye’nin dahil olmaya çalıştığı Avrupa Birliği’nde mevzuatın yüzde 60’ı tarımla ilgilidir, tarıma dair mevzuatın yüzde 60’ı da hayvancılıkla ilgilidir. Ama ne gariptir ki, veteriner hekimliğin görmezden gelinmesi için neredeyse özel çaba sarf ediliyor.” – “Avrupa Birliği’nde hayvansal gıda, hayvanın yediği yemden başlayarak, sağlığı, ilaçları, çevresel faktörleri, hijyeni, bir bütün olarak ele alınıyor, çiftlikten/ çatala gıda güvenliği ancak bu şekilde sağlanıyor, bu zincirin kontrolü için veteriner hekimliği tek yetkili otorite merkezi olarak belirliyor… Bizde yok sayılıyor.” – “Koruyucu hekimliğin birinci basamağı veteriner hekimlerdir, bunun böyle olduğu tüm dünyada kabul. 4. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. gören bir gerçektir. Çünkü… Hayvanlardan insanlara geçebilen, insanlardan hayvanlara geçebilen, zoonoz denen hastalıklar vardır, bugün tüm dünyada yaşanan Covid-19 böyledir, hayvanlardan insanlara geçen hastalıklardan biridir.” – “ABD Hastalık Kontrol Merkezi’nin kayıtlarına göre, insan sağlığını tehdit eden ve enfeksiyonlara yolaçan toplam 1415 mikroorganizma var, bunların 868’i zoonotik, yani, hayvanlarla insanlar arasında ortak karakter taşıyor. Bunların yüzde 33’ü hayvanlardan insanlara, sonra da insandan insana bulaşıyor. Bu ortak hastalıkların bazıları direkt temasla, bazıları hayvansal ürünler aracılığıyla bulaşıyor.” – “İnsanların bulaşıcı hastalıklarının yüzde 60’ı hayvanlardan kaynaklanır, yani zoonotiktir. Yeni çıkan, insan bulaşıcı hastalıkların (Ebola, HIV, Sars, Mers, Covid-19, influenza dahil) en az yüzde 75’i hayvan kaynaklıdır.” – “Son yıllarda dünyada en çok gündeme gelen zoonotik hastalıklar, şap, BSE (deli dana), kuş gribi, şarbondur.” – “Her yıl görülen beş yeni insan hastalığının üç tanesi hayvan orijinlidir.” – “Biyo-terör amacıyla kullanılma potansiyeli olan mikroorganizmaların % 80’i zoonotik patojen, yani hayvandan insana geçen hayvan hastalığı etkenidir.” – “Zoonotik hastalıkların önlenmesi, halk sağlığı tedbirleri bakımından ilk sıradadır. Veteriner hekimler, hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda ilk ve en önemli savunma hattıdır.” – “Özerk bir veteriner teşkilatı olmadığı için, yaban hayatı ve yaban hayvanları da çok olumsuz etkileniyor. Yaban hayvanları korumak üzere kurulan Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’nde yeterli sayıda.

(7) Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 5.

(8) Bir Gör ü ş. veteriner hekim istihdam edilmiyor. Bu yüzden, yaban hayatına etkin ve doğru müdahale edilemiyor. Yakın zamanda yaşadığımız Tuz Gölündeki flamingo kayıpları ve en son orman yangınlarında yaşadıklarımızın, bu eksikliği açıkça hissettiriyor.” – “Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bağlı 15 bölge müdürlüğü var, bunların her ilde müdürlükleri var. Toplam 81 veteriner hekim bile yok! Yani, her ilde en az bir veteriner hekim olması gerekirken, bazı il müdürlüklerinde veteriner hekim bile yok. Veteriner hekim olmadan yaban hayatı nasıl korunabilir?” – “Ne yazık ki, yaralı yaban hayvanlarının tedavi ve rehabilitasyonu yetersiz kalıyor. Veteriner hekim bulunan bazı yerlerde de, yaban hayvanlarının tedavisi için altyapı, ekipman, ilaç bulunmuyor.” – “Şu son orman yangınlarında Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü organizasyon yapamadı, bu görevi gönüllü veteriner hekimler üstlendi.” – “Henüz yanan bölgelerin içlerine girilemediği için, yaban hayatı konusunda durum tespiti yapılamadı, henüz yaban hayatının ne kadar etkilendiği bilinmiyor.. 6. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. Yaban hayvanları doğası gereği tehlike karşısında kendilerini güvene alacakları ulaşılamaz yerlere sığınırlar. Mevcut durumda ancak kaçamayacak kadar kötü yaralanmış veya dumandan etkilenmiş hayvanlara gönüllü veteriner hekimler tarafından müdahale yapılıyor. Yangının tam kontrolünden sonra iç bölgelere bakılacak, tedaviye muhtaç yaban hayvanları tespit edilecek, ilk müdahaleleri ve nakilleri yapılacak, en zor süreç olacak.” – “Gönüllü veteriner hekimler, hiçbir çağrı yapılmadan, kendileri yangın bölgesine gittiler. Bölgedeki klinisyen meslektaşlar muayenehanelerini ve hastanelerini ücretsiz olarak zarar gören hayvanlara açtılar, gece gündüz hizmet ettiler. Tüm bunları yaparken, mesleklerinin hassasiyetiyle hareket ettikleri için, basın yayın organlarında yer almadılar. Buna rağmen, maalesef bazı sivil toplum kuruluşları bu durumu suistimal etti, yardımlar topladı, bu yardımların kullanıldığı yerler kayıtlı değil.” – “Belediyelerimizde de büyük sorun var. 1930’da yürürlüğüne konulan belediye ve hıfzıssıhha kanunları, veteriner hekimlere ciddi görevler yüklüyordu. Ama, 2006’da çıkarılan kanunla, veteriner işleri.

(9) www.iconagro.com www.iconagro.com Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 7.

(10) Bir Gör ü ş. müdürlükleri idarelerin isteğine bırakıldı. Böylece, birçok belediyemizde veteriner işleri müdürlükleri kapatıldı. Meslek odaları itiraz etti, Danıştay bu kanun hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi. Dolayısıyla, belediyelerde vakit kaybetmeden veteriner işleri müdürlüklerinin yeniden kurulması gerekiyor.” – “Bugün birçok belediyede veteriner işleri müdürlüğü yok. Sağlık müdürlüğü, fen işleri müdürlüğü, hatta temizlik işleri müdürlüğü altında, veteriner hekim çalışıyor. Çoğu belediye yöneticileri, henüz hayvanları can olarak görmüyor.” – “İstanbul’u örnek verecek olursak, 39 ilçenin sadece yarısında bile veteriner işleri bulunmuyor! Çoğunda geçici bakım evi bile bulunmuyor. Ülke genelinde ise, durum daha da vahimdir.” – “Hayvanları Koruma Kanunu’nun yakın zamanda revize edilen son halinde, nüfusu 25 binin altında olan ilçeler, köyler, kırsalda, sahipsiz hayvanlar kaderine terkediliyor. Veteriner hekimlerin söz sahibi olmadığı bir alanda, sahipsiz hayvan sorunlarını çözebilmek mümkün değildir.” – “Belediyeler kanunlar gereği sivrisinek, karasinek ve benzeri haşerelerle mücadele etmek zorundadır. Bu tür zararlılarla mücadele için biyolojilerini, ilaç formülasyonlarını bilmek gerekir. Veteriner hekim kontrolünde yapılmayan mücadele başarılı olamaz, üstelik çevreye zarar verebilir.” – “Ülkemizde 179 yıldır bilimsel olarak veteriner hekimlik eğitimi yapılıyor. Hatta dünyada ilk defa sığır vebası virüsünün izolasyonunu yapan, serumunu üreten, veteriner hekim Adil Mustafa Şehzadebaşı’dır. İlk kez dayanıklı sığır vebası aşısını geliştiren veteriner hekim Ordinaryüs Profesör Süreyya Tahsin Aygün'dür.” – “Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda sığır vebasına yakalanan öküzler nedeniyle ordunun hareket ve lojistik gücü zayıfladığında, Türk veteriner hekimleri hazırladıkları aşı ve serumlarla iyileştirdiler, savaşın seyrini değiştirdiler. Bunun üzerine Mareşal Fevzi Çakmak “Türk veteriner hekimleri olmasaydı, bağımsızlığımızı kazanamayacaktır” özlü sözünü söyledi.” – “Günümüzde, Covid-19 virüsünü Türkiye de ilk izole eden Profesör Aykut Özkul ve Profesör Aykut Özdarendeli, veteriner hekimdir.. 8. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. Almanya’nın en köklü araştırma kurumu ve tek sağlık otoritesi olan Robert Koch Enstitüsü’nün başkanı, veteriner hekimdir. Biontech işbirliğiyle aşıyı kullanıma hazırlayan Pfizer’in CEO’su veteriner hekimdir. Çin'de hastalık kontrol ve önleme merkezi’nin müdürü, Çin›deki salgınla mücadeleyi organize eden kişi, veteriner hekimdir. ABD’de Covid-19 salgınını önleme ve aşı projesinin başındaki kişi, veteriner hekimdir. Hal böyleyken, Türkiye’de Tarım Orman Bakanlığı’nda veteriner hekimler adeta yok edilmiş, işlevsiz hale getirilmiştir.” – “Bu dışlayıcı ve maksatlı yaklaşım nedeniyle, kanunlarımıza göre ve bilimsel olarak sağlık mesleği olan veteriner hekimlik, Türkiye’de sağlık mesleği sayılmıyor, sağlıkta şiddet kapsamına alınmıyor.” – “Zoonozlarla mücadele ederken karşı karşıya kaldığı riskler nedeniyle ‘riskli meslek› olmasına rağmen, fiili hizmet zammı hakkı elinden alındı, hakkı olan verilmiyor.” – “Devamlı açılan veteriner fakülteleriyle, eğitim niteliksizleştiriliyor. Türkiye’de Avrupa Birliği’nin toplamı kadar veteriner fakültesi var. Yılda yaklaşık 3 bin mezun veriliyor, büyük kısmı işsiz kalıyor.” – “Hayvan sağlığında çalışan yardımcı personel için ‘uzaktan eğitim bölümleri’ açılıyor, hayatında eline enjektör almamış, laboratuvar malzemesine dokunmamış binlerce kişi, tekniker unvanıyla mezun oluyor, hayvanları tedavi edeceğim diye yaşamlarına son veriyor.” – “Veteriner hekimler, tüm bu yaşanan sorunların, artık bir strateji olduğunu, ticari hedefleri tutturmak için, tam bir denetimsizlik yaratmak için veteriner hekimleri işlevsiz hale getirmeyi amaçladıklarını biliyor. Veteriner hekimlere yönelik bu dışlayıcı politikanın zaman geçirilmeden değiştirilmesi gerekiyor.” – “Avladıkları domuzların başında silahla poz veren insanların sosyal medyada beğeni topladığı ülkemizde, yangından yaralı kurtulmuş iki domuz yavrusunu yaşatmaya çalışan gönüllü veteriner hekimler, geleceğimiz için umuttur ”.

(11) Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 9.

(12) CDC ve E F S A ’ n ın 2019 G ı d a K a y n a kl ı H a s ta l ı k Öz eti. CDC VE EFSA’NIN 2019 GIDA KAYNAKLI HASTALIK ÖZETİ UFUK TANSEL ŞİRELİ1*, GÖRKEM CENGİZ1 Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü [email protected]. 1. Gıda kaynaklı enfeksiyonlar dünya çapında büyük bir halk sağlığı sorununa neden olmaktadır. Kontamine gıdalar ve sular bu enfeksiyonlara sebep olan en önemli etmenlerdir. Bu durum vücuda kontamine gıda veya su yoluyla giren bakteri, virüs, parazit veya kimyasal maddelerden kaynaklanır. Yapılan araştırmalar 250’den fazla gıda kaynaklı hastalık olduğunu ortaya koymuştur (2). Gıda kaynaklı enfeksiyonlar, ishalden kansere kadar 200’den fazla hastalığa neden olabilir. En yaygın semptomları mide bulantısı, kusma, mide krampları ve ishal olup, semptomlar farklı gıda kaynaklı hastalıklar arasında değişiklik gösterebilmekte, bazen şiddetli olup, yaşamı tehdit edebilmektedir. Gıda kaynaklı hastalıklar her yaştan insanda görülmesine karşı bazı kişilerin bir hastalığa yakalanma olasılığı daha yüksek olmaktadır. Yaşlılar, 5 yaşın altındaki küçük çocuklar, hamileler ve immun sistemi baskılanmış bireyler çoğunlukla risk grubunu oluşturur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), her yıl dünyadaki yaklaşık 600 milyon kişinin (her 10 kişiden 1’i) kontamine gıdaları tüketerek enfeksiyona yakalandığını ve bu vakalardan yaklaşık 420.000 kişinin öldüğünü bildirmiştir (1).. neden-sonuç ilişkisi kurmanın zorluğu gelmektedir (1). Dünya çapında bu durumu raporlayan en büyük kuruluşların başında Amerika Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi (CDC) ve Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) gelmektedir. CDC 2019 yılı verilerine göre (4), Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) gıda kaynaklı enfeksiyonlara bağlı toplamda 25,866 vaka rapor edilmiş olup, bunlardan 6,164’ü hospitalize edilmiş ve 122 ölüm meydana gelmiştir. En çok rapor edilen etkenler ve 100,000 popülasyon başına genel insidans oranları şu şekilde sıralanmaktadır: Campylobacter (19.5), Salmonella (17.1), Shiga toksin üreten Escherichia coli (6.3), Shigella (4.8), Cyclospora (1.5), Yersinia (1.4), Vibrio (0.9) ve Listeria (0.3). Campylobacter ve Salmonella meydana gelen vakaların en büyük oranına sahip olan etkenler olup, bunları STEC takip etmektedir. 2019 yılında laboratuvarda identifiye edilen Campylobacter, Salmonella ve STEC enfeksiyonlarının vaka, hospitalizasyon ve ölüm sayıları ve yüzde değişimleri ayrıntılı olarak Tablo 1’de verilmiştir. CDC verilerinde (4) serotiplendirmesi yapılan 6,656 Salmonella izolatında en sık görülen serotipler ve 100,000 popülasyon başına genel insidans oranları şu şekilde sıralanmaktadır: Enteritidis (2.6), Newport (1.4), Typhimurium (1.3), Javiana (1.1), I 4,[5],12:i:- (0.7) ve Infantis (0.5). Yıl 2016-2018 ile karşılaştırıldığında, Typhimurium (%13 azalma) ve I 4,[5],12:i:- (%28 azalma) için insidans oranı önemli ölçüde azalırken, Infantis (%69 artış) önemli ölçüde yükselmiştir. S. Typhimurium serotipindeki. Gıda kaynaklı hastalıklar, sağlık bakım sistemlerini zorlayarak ve ulusal ekonomilere, turizme ve ticarete zarar vererek sosyo-ekonomik gelişmeyi engeller. Ancak gıda kaynaklı hastalıkların halk sağlığı ve ekonomi üzerindeki yükü genellikle hafife alınmaktadır. Bu durumun en büyük nedenleri arasında enfeksiyonların yetersiz raporlanması ve gıda kontaminasyonu ile sonuçlanan hastalık veya ölüm arasında. Tablo 1. Campylobacter, Salmonella ve STEC enfeksiyonlarının vaka, hospitalizasyon ve ölüm sayıları ve yüzde değişimi. 10. Patojen. Vaka sayısı. Hospitalizasyon sayısı. Ölüm sayısı. 2019 yılı insidansının 2016-2018 yıllarına göre değişimi (%). Campylobacter. 9,731. 1,988. 26. 13 (5’ten 21’e). Salmonella. 8,556. 2,430. 46. 5 (-1’den 12’ye). STEC. 3,127. 660. 10. 34 (14’ten 58’e). Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3.

(13) AV I A N M E TA P N E U M O V I R U S. Tavuklarda Şiş Kafa Sendromu'na (SHS) karsı liyo_lize canlı aşı Kompozisyonu. Her bir doz ası içeriği: • SHS Virüsü, PL 21 susu, en az 102.3 CCID 50 • Taşıt madde q.s1 doz Endikasyonları: • Tavuklarda avian pneumovirüs enfeksiyonlarıyla bağlantılı respiratorik hastalıkların kontrolüne katkıda bulunur. • Damızlık ve yumurtacı yarkaların şiş kafa sendromuna karşı primer aşılamada kullanılır. Uygulama ve doz: Aşı uygulamasında aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir. • Aşının hazırlanması: Aşı antiseptik veya dezenfektan içermeyen içme suyuyla sulandırıldıktan hemen sonra kullanılmalıdır. Eğer şebeke suyu kullanılıyorsa, bu su bir gece bekletilmeli veya aşının verimliliğine zararlı etkide bulunacak klor bulaşığını ortadan kaldırmak için suya 2.5 g/L oranında yağsız süt tozu ilave edilmelidir. • Uygulama yolu: İçme suyu (oral yol): Aşı, iki saat içinde tüketilebilecek su içine katılarak kullanılmalı ve aşılanacak tüm kanatlılar aşılamadan iki saat evvel susuz bırakılmalıdır. • Aşılama programı - Broilerlerde: 7-14 günlükken uygulanır. - Damızlık ve yumurtacı yarkalarda: 10 haftalıkken primer aşılamada kullanılır. Bunu takip e den tekrar aşılaması, yumur ta üretimi başlamadan hemen önce ve inak tif bir aşı şeklinde uygulanır. Kontrendikasyonları: Yok. Yan etkiler: Yoktur. Hedef türler: Tavuklar. Yasal arınma süresi: Yoktur. Uyarılar: Sadece sağlıklı kanatlılar aşılanır. Asepsi kurallarına azami dikkat gösterilir. Uygulayıcının alması gereken önlemler ve hekimler için uyarılar: Aşı solüsyonunun hazırlanmasında sadece temiz, antiseptik ve dezenfektan bulaşığı ihtiva etmeyen materyal kullanılır. Diğer kanatlı türlerinde (hindi, güvercin, ördek, devekuşu) kullanımı hakkında yeterli veri olmadığı için, sadece broyler, damızlık ve yumurtacı tavuklarda kullanılması önerilmektedir. Genel uyarılar: Çocukların ulaşamayacağı yerlerde bulundurunuz. Beklenmeyen bir etki görüldüğünde veteriner hekime danışınız. Saklama kosulları ve raf ömrü: + 2ºC ila + 8ºC'de, ışıktan koruyarak muhafaza ediniz. Raf ömrü 24 aydır. Atık ve kullanılmayan ürünlerin imhası: Açılmış, kullanılmayan aşılar ve boş şişeler atılmadan önce dezenfekte edilmeli veya imha edilmelidir. Ticari ambalaj şekilleri: 10x1000 dozluk ambalaj ve 10x5000 dozluk ambalaj. SADECE HAYVAN SAĞLIĞINDA KULLANILIR. Pazarlama izin sahibi: Boehringer Ingelheim İlaç Tic. A.Ş. Maslak Mah. Büyükdere Cad. Uso Center No: 245 Kat: 13-14 34398 Sarıyer - İstanbul Tel: 0212 329 11 00 Faks: 0212 329 11 01 Üretici firma: MERIAL Rue de l'Aviation 69800 St Priest - Fransa. Maslak Mah. Büyükdere Cad. USO Center No: 245 Kat: 13 34398 Maslak / İstanbul - TÜRKİYE T: +90 212 329 11 00 F: +90 212 329 11 01 www.boehringer-ingelheim.com.tr. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 11. AN.NEM.2018.05.01. NADİREN TEK BAŞINA GÖRÜLÜR..

(14) CDC ve E F S A ’ n ın 2019 G ı d a K a y n a kl ı H a s ta l ı k Öz eti. azalmalar, hedefe yönelik müdahalelerin (örneğin; aşılamak) insan enfeksiyonlarını azaltabileceğini ortaya koymaktadır. CDC verilerine (4) göre ABD’de Serotiplendirmesi yapılan 1,725 STEC izolatından en sık görülen serotipler ile sayıları ve yüzde oranları şu şekilde sıralanmaktadır: O157 (397; %23), O103 (305; %18), O26 (254; %15) ve O111 (175; %10). STEC O157 enfeksiyonlarının 100,000 popülasyon başına genel insidans oranı 0.8 ile 2016-2018 yıllarına kıyasla %20 oranında düşerken, non-O157 STEC enfeksiyonlarının insidansı (2.7) %35 oranında artmıştır. Laboratuvarda teşhis edilen non-O157 STEC enfeksiyonlarının artmaya devam ettiği görülmektedir. 2018 yılı boyunca çocuklarda toplam 62 tane diyare sonrası HUS vakası tespit edilmiştir. Bu vakaların yaklaşık %50’si 5 yaş altı çocuklarda meydana gelmiştir. EFSA 2019 yılı verilerine (3) bakıldığında ise Avrupa’da toplamda 5175 gıda kaynaklı salgın rapor edilmiş olup, Salmonella gıdalarda en çok tespit edilen etken. olmuştur. Campylobacter, 2019 yılında rapor edilen tüm vakaların %50’sini temsil ederek 2005’ten beri en sık bildirilen zoonoz olmuştur. En yüksek vaka sayısına neden olan birinci ve ikinci zoonoz etkenler sırasıyla Campylobacter ve Salmonella’dır (Tablo 2). Bu iki etkenin neden olduğu vaka sayısının 2015-2019 yılları arasında sabit olduğu, 2019 yılında da herhangi bir değişiklik olmadığı bildirilmiştir. Aynı şekilde Salmonella Enteritidis’e bağlı insan Salmonellosis vakalarının oranının da 2017-2018 yılları ile benzer olduğu görülmektedir. Shiga toksin üreten Escherichia coli (STEC) enfeksiyonu, insanlarda en çok bildirilen üçüncü zoonoz etkeni olup, 2015 yılından 2019 yılına doğru bir artış olduğu gözlenmektedir. EFSA verilerine göre, Listeriosis en yüksek vaka/ölüm oranına sahip etken olurken, West Nile virüsü en yüksek hospitalizasyona sahip hastalık tablosu oluşturan etken olmaktadır. Bu verilere göre Listeriosis’e yakalanan her 5 kişiden biri ve West Nile virüsüne yakalanan her 10 kişiden biri ölmektedir.. Şekil 3. Gıdalara göre gıda kaynaklı salgınlarla ilişkili etkenlerin dağılımı. ŞekilTablo 3. Gıdalara kaynaklı ilişkili etkenlerin dağılımı 2. AB’de göre 2019 gıda yılında konfirmesalgınlarla edilmiş vaka, hospitalizasyon ve ölüm sayıları ile bunlara neden olan zoonoz etkenler. Hayvansal orijinli olma olasılığı en yüksek olanlardır. Özellikle çiğ Etkençiğ gıdalar, kontamine Vaka sayısı Hospitalizasyon Ölüm 220,682 20,432yumurta, pastörize 47 veya az pişmiş Campylobacteriosis kırmızı et ve kanatlı eti, çiğ veya az pişmiş edilmemiş (çiğ) Salmonellosis. 87,923. 16,628. 140. 7,775. 1,100. 10. süt ile çiğ kabuklu deniz ürünleri en riskli gıdaları oluşturmaktadır. Meyve ve sebzeler de STEC enfeksiyonları. kontamine olabilmekte Bazı gıdaların Yersiniosis ve salgınlara neden 6,961 olabilmektedir. 648 2 infeksiyona neden 2,621 riskli gıdalar 1,234 da gıda üretim 300 olma olasılığı Listeriosis daha yüksek olsa da düşük zincirinin farklı. aşamalarında (tarlalarda, işletmelerde, gıdaların işlenmesi sırasında veya mutfaklarda çapraz 12. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. kontaminasyonla) kontamine olabilmekte ve halk sağlığı için risk oluşturabilmektedir. Tablo.

(15) Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 13.

(16) CDC ve E F S A ’ n ın 2019 G ı d a K a y n a kl ı H a s ta l ı k Öz eti. Tablo 3. Gıdalara göre gıda kaynaklı salgınların dağılımı Gıda. Salgın sayısı. Balık ve balıkçılık ürünleri. Vaka sayısı. 27.0. Sığır ve koyun eti. 16. 2.3. 408. 3.0. Domuz eti. 42. 5.9. 575. 4.2. Kanatlı eti. 38. 5.3. 870. 6.4. Diğer etler. 55. 7.7. 882. 6.4. Süt ve süt ürünleri. 17. 2.4. 87. 0.6. 108. 15.1. 1,277. 9.3. Karışık gıdalar. 81. 11.3. 3,079. 22.5. Hayvansal kökenli olmayan gıdalar. 51. 7.1. 1,084. 7.9. Fırıncılık ürünleri. 38. 5.3. 512. 3.7. Diğer gıdalar. 16. 2.2. 340. 2.5. Açık büfe yemekler. 13. 1.8. 476. 3.5. Musluk ve kuyu suları. 11. 1.5. 1,170. 8.5. Bilinmeyen. 37. 5.2. 1,316. 9.6. 716. 100.0. 13,686. 100.0. TOPLAM. Bazı gıdalar, diğerlerinden daha fazla gıda kaynaklı hastalıkların oluşmasından sorumludur. Gıdalara göre gıda kaynaklı salgınlarla ilişkili etkenlerin dağılımı Şekil 3’te ayrıntılı bir şekilde verilmiştir. Hayvansal orijinli çiğ gıdalar, kontamine olma olasılığı en yüksek olanlardır. Özellikle çiğ veya az pişmiş kırmızı et ve kanatlı eti, çiğ veya az pişmiş yumurta, pastörize edilmemiş (çiğ) süt ile çiğ kabuklu deniz ürünleri en riskli gıdaları oluşturmaktadır. Meyve ve sebzeler de kontamine olabilmekte ve salgınlara neden olabilmektedir. Bazı gıdaların enfeksiyona neden olma olasılığı daha yüksek olsa da düşük riskli gıdalar da gıda üretim zincirinin farklı aşamalarında (tarlalarda, işletmelerde, gıdaların işlenmesi sırasında veya mutfaklarda çapraz kontaminasyonla) kontamine olabilmekte ve halk sağlığı için risk oluşturabilmektedir. Tablo 3’te gıdalara göre gıda kaynaklı salgınların dağılımı ayrıntılı bir şekilde verilmiştir. Bu salgınların çoğu 2019 yılında önceki yıllara benzer şekilde evsel uygulamalardan (N = 296) kaynaklanmıştır. Tüm vakaların tek bir evde yaşadığı salgınlar evsel uygulamaların toplamının %87.5’ini (N = 259) oluşturmaktadır. Birden fazla hane halkı vakalarını içeren salgınlara bakıldığında toplam 431 salgının meydana geldiği görülmektedir. Bu sınıfta en sık rastlanılan ortamlar restoran, pub, sokak satıcıları, paket servis. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 1,610. Vaka oranı (%). 193. Yumurta ve yumurta ürünleri. 14. Salgın oranı (%). 11.8. olurken; iş yerleri, okul ve hastanelerdeki kantinler veya catering uygulamaları çoğu kişinin kontamine gıdalara maruz kaldığı yerlerdir. Ev salgınlarında, işlenmemiş kontamine bileşenlerin kullanımı sıklıkla rapor edilmiştir. Diğer salgınlarda ise gıda personeli tarafından meydana getirilen kontaminasyon ön plandadır. Aşağıda yer alan Tablo 4 salgın, vaka, hospitalizasyon ve ölüm sayıları ile ilgili veriler açısından AB’de 2019’da en yüksek sayılara ulaşmış ilk 5 etken/gıda çiftini göstermektedir. Bu veriler aynı zamanda 2010-2018 yılları ile karşılaştırılmış olup, 2019 yılı ile arasındaki fark değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, gıda güvenliği, beslenme ve gıda güvenliği ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Gıda tedarik zincirleri artık birden fazla ulusal sınırı geçmekte, hükümetler, üreticiler ve tüketiciler arasında iyi bir iş birliği, gıda güvenliğinin sağlanmasına yardımcı olmaktadır. Yeterli miktarda güvenli gıdaya erişim, halk sağlığını iyileştirmek için oldukça önem arz etmektedir. Bu durumun sürekliliğinin sağlanması gıda kaynaklı hastalıkların azalmasında birincil etmendir. Bunun sağlanabilmesi için gıda üretim zinciri boyunca kontaminasyonun önlenmesi ve kontrol önlemlerinin gerekli aşamalarda alınması oldukça önem arz etmektedir .

(17) CDC v e EF S A’ nı n 2019 G ı da Ka y na kl ı H as talık Özeti. Tablo 4. En yüksek sayıda salgına, vakaya, hospitalizasyona ve ölüme neden olan patojen/gıda çifti. Ölüm. Hospitalizasyon. Vaka. Salgın. 2019 yılı. 2010-2018 yılları Toplam sayısı. Sıralama. Yıllık ortalama. 2019 ile 20102018 yılları değerlendirmesi. Sıralama. Etken. Gıda. 1. Norovirus ve diğer Calicivirus. Balık ve balıkçılık 145 ürünleri. 4. 25.9. ↑↑. 2. Salmonella spp.. Yumurta ve yumurta ürünleri. 98. 1. 103.0. sabit. 3. Salmonella spp.. Et ve et ürünleri. 72. 2. 55.0. ↑. 4. Salmonella spp.. Fırıncılık ürünleri. 31. 5. 25.0. sabit. 5. Salmonella spp.. Karışık gıdalar. 23. 6. 23.9. sabit. 1. Salmonella spp.. Karışık gıdalar. 1,549. 10. 510.4. ↑↑. 2. Norovirus ve diğer Calicivirus. Balık ve balıkçılık ürünleri. 1,178. 14. 359.3. ↑↑. 3. Salmonella spp.. Yumurta ve yumurta ürünleri. 1,172. 3. 4. Norovirus ve diğer Calicivirus. Su. 984. 6. 5. Salmonella spp.. Et ve et ürünleri. 950. 4. 1. Salmonella spp.. Yumurta ve yumurta ürünleri. 351. 2. 275.2. ↑. 2. Salmonella spp.. Karışık gıdalar. 194. 4. 96.2. ↑↑. 3. Listeria monocytogenes. Et ve et ürünleri. 190. 23. 10.2. ↑↑. 4. Salmonella spp.. Et ve et ürünleri. 178. 3. 220.7. sabit. 5. Salmonella spp.. Fırıncılık ürünleri. 77. 5. 81.3. sabit. 1. Listeria monocytogenes. Et ve et ürünleri. 20. 2. 1.8. 2. Clostridium perfringens. Hayvansal kökenli olmayan. 2. -. -. -. 3. Bakteriyel toksinler. Karışık gıdalar. 1. -. -. -. 3. Salmonella spp.. Yumurta ve yumurta ürünleri. 1. 3. Bacillus cereus. Karışık gıdalar. 1. 1,160.4 832.6 1,060.6. 2. sabit sabit. ↑↑. ↓. 1.8 -. sabit. -. -. KAYNAKLAR. Kaynaklar yazarın kendisinden temin edilebilir. Tablo ve şekiller CDC ve EFSA raporlarından alınmıştır.. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 15.

(18) Biyofilmle r: B ak t e rile ri Yo k Etme n i n Ye n i l i k ç i Yo l l a r ı. BİYOFİLMLER: BİYOFİLMLER: BAKTERILERI Bakterileri yok etmenin yenilikçi yolları. YOK ETMENIN. YENILIKÇI YOLLARI. International Poultry Production Volume 29 Number 4 (2021) tarihli dergide sayfa 17 19 da yayınlanmış olan bir makale. http://www.positiveaction.info/digital/IPP/2021/IPP_29_4/html5forpc.html. Bakterilerin şeklinde yüzeylere yapışması evrensel bir Çeviri: Prof. Dr.biyofilm Erol Şengör gerçekliktir. Bakterilerin yapışma özelliği onların hayatta kalma International Poultry Production Volume 29 Number 4 (2021) tarihli dergide sayfa 17-19 da yayınlanmış olan bir makale. stratejisidir. http://www.positiveaction.info/digital/IPP/2021/IPP_29_4/html5forpc.html Bakteriler, yetersiz oksijenli, aşırı sıcaklıklara sahip veya besin maddelerinden yoksun olan olumsuz çevre koşullarında hayatta kalmak için "biyofilm"biyofilm durumuna adapte olmaktadırlar. Doğalve ortamda, Bakterilerin şeklinde yüzeylere yapışması Bacillusbiyofilmler suşları ile barınakların mikrobiyotasını mikrobiyal türler için bir rezervuar görevi görür ve ekolojik dengeyi olarak zenginleştirmektedirler. evrensel bir gerçekliktir. Bakterilerin yapışma özelliği düzenli garanti eder. Ancak barınaklarında, ortadan kaldırılması özellikle onların hayatta kalmahayvan stratejisidir. Ahırda hayvanların bulunması da, ortam havasının zor olan kalıcı bir kontaminasyon kaynağı oluştururlar.. ısısının ve neminin artmasına neden olmaktadır. veya besin maddelerinden yoksun olan olumsuz çevre Barınak içindeki sıcak hava yükselmekte ve biyoHayvan barınakları, yüksek yoğunluklu organik madde varlığı, yüksek koşullarında hayatta kalmak için “biyofilm” durumuna aerosoller şeklinde birçok mikroorganizmayı da sıcaklıklar ve yüksek nem seviyeleri nedeniyle dinamik bir mikrobiyal beraberinde taşımaktadır. Böylece binanın tüm yüzeyadapte olmaktadırlar. Doğal ortamda, biyofilmler ekosisteme sahip kapalı alanlardır. Mikrobiyal ekosistemin özellikleri, her leri kirlenmekte ve biyofilmler oluşmaktadır (Şekil 1). mikrobiyal türler için bir rezervuar görevi görür ve bir hayvanın ve sürünün mikrobiyotası tarafından belirlenmektedir. Bakteriler,barınaklarındaki yetersiz oksijenli, biyofilmler aşırı sıcaklıklara sahip Damızlık. ekolojik dengeyi garanti eder. Ancak hayvan barınak-. Hayvan dışkısı, özellikle hayvanların sindirim sisteminde bulunanoluşumu ve evrimi Biyofilmin larında, ortadankoliformlar, kaldırılmasılaktobasiller özellikle zorve olan kalıcı suşları ile barınakların Enterococlar, Bacillus Biyofilmler, önemli bir bakteri rezervi oluşturan bir kontaminasyon kaynağı oluştururlar. mikrobiyotasını düzenli olarak zenginleştirmektedirler.. karmaşık yapılardır. Biyofilmler olgunlaşma aşama-. Ahırda hayvanların bulunması da, ortam havasının ısısının vepolisakkarit neminin veya Hücre Dışı Polimerik Madde sında bir Damızlık barınaklarındaki biyofilmler artmasına neden olmaktadır. Barınak içindeki sıcak hava yükselmekte ve (EPS) salgılayan istiflenmiş bakterilerin birikmesiyle Hayvan barınakları, yüksek yoğunluklu organik maddeda beraberinde biyoaerosoller şeklinde birçok mikroorganizmayı yüzeylerde oluşmaktadırlar. Bu muköz matris, ortamın varlığı, yüksekBöylece sıcaklıklar ve yüksek nem seviyeleri taşımaktadır. binanın tüm yüzeyleri kirlenmekte ve biyofilmler oluşmaktadır (Şekilbir 1).mikrobiyal ekosisteme sahip dolaşabileceği bir kanal ağı yoluyla atılır. nedeniyle dinamik kapalı alanlardır. Mikrobiyal ekosistemin özellikleri, her bir hayvanın ve sürünün mikrobiyotası tarafından belirlenmektedir. Hayvan dışkısı, özellikle hayvanların sindirim sisteminde bulunan Enterococlar, koliformlar, laktobasiller. Biyofilmin kalınlığı ilanihaye artmamaktadır. Biyofilm oluşturma eğrisi, birikim hızı ile kirletici hücrelerin çevreye ayrılma hızı arasında bir denge sağlandığında bir platoya ulaşmaktadır (Şekil 2).. Şekil 1. Hayvan barınaklarında biyoaerosoller ve biyofilm oluşumu. 16. Biyofilmin oluşumu ve evrimi Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3 Biyofilmler, önemli bir bakteri rezervi oluşturan karmaşık yapılardır..

(19) www.senpilic.com.tr / senpilic.turkiye. / senpilic. / senpilic turkiye. / senpilic. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 17.

(20) Biyofilmin kalınlığı ilanihaye artmamaktadır. Biyofilm oluşturma eğrisi, birikim hızı ile kirletici hücrelerin çevreye ayrılma hızı arasında bir denge bir (Şekil 2). Biyofilmlesağlandığında r: B ak t e rile ri Yo k Etme n i nplatoya Ye n i l i k ç i Youlaşmaktadır lları Şekil 2. Biyofilm oluşumunun/atılımının kesit diyagramı. Şekil 2. Biyofilm oluşumunun/atılımının kesit diyagramı.. Biyofilm parçalarının ayrılması, kısmen bina içindeki sıcaklık ve nemdeki Biyofilm parçalarının ayrılması, kısmen bina içindeki Biyofilmin daha derin kısmında, destek ile arayüzde değişikliklerden kaynaklanmaktadır. ayrılmalar bakterilerin sıcaklık ve nemdeki değişikliklerden kaynaklan- Bubulunan bakteriler mikro-aerofilikhava veya anaerobik yoluyla katkıdahava bulunmakta, bulaşıcı artmasına maktadır. yayılmasına Bu ayrılmalar bakterilerin yoluyla koşullardadır ve baskının metabolizmaları inaktif veyave uykuyayılmasına katkıda bulunmakta, bulaşıcı baskının dadır, bu nedenle özellikle kalıcı ve dirençlidir. yeni hayvan kontaminasyonlarına neden olmaktadır. artmasına ve yeni hayvan kontaminasyonlarına neden olmaktadır.. Biyofilmlerin özellikleri. Bu nedenle biyofilm, farklı türleri ve aynı bakteri suşunun farklı fenotiplerini içeren bir mikro nişler mozaiğidir. Bu mikrobiyal topluluğun uyumu, sinerjik etkileşimlere ve homeostatik mekanizmalara dayanmaktadır.. Biyofilmlerin özellikleri Bir biyofilmdeki bakteriler, hücreler arasında iletişim ve değiş tokuşa izin veren bir gözenekler ve dolaBir biyofilmdeki bakteriler, hücreler arasında iletişim ve değiş tokuşa izin şım kanalları ağı aracılığıyla Hücre Dışı Polimerik Bir biyofilmin mimarisi ve organizasyonu, bir dokuda veren bir gözenekler ve dolaşım kanalları ağı aracılığıyla Hücre Dışı Maddelerden oluşan müköz matris içinde düzenlenir bulunana benzer ve bu, onların dikkate değer evrimPolimerik Maddelerden oluşan müköz matris içinde düzenlenir (Şekil 3). (Şekil 3). sel önemini vurgulamaktadır. Şekil 3. İletişim kanalları ile biyofilm yapısı. 18. Biyofilmin daha derin kısmında, destek ile arayüzde bulunan bakteriler mikro-aerofilik veya anaerobik koşullardadır ve metabolizmaları inaktif Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3 veya uykudadır, bu nedenle özellikle kalıcı ve dirençlidir..

(21) Kümes hayvanlarının en yüksek performansı göstermelerini sağlayan kimya yaratıyoruz.. Vitaminler (Lutavit®) Beta-Karoten (Lucarotin®) C-30 Ester (Lucantin® Yellow) Kantaksantin (Lucantin® Red) Sitranaksantin (Lucantin® CX Forte) Fitaz (Natuphos®) Ksilanaz, Glukanaz (Natugrain® TS). Formik Asit (Amasil®) Propiyonik Asit (Luprosil®) Organik asit kombinasyonları (Lupro-Cid®, Lupro-Mix® NC) Mikotoksin Bağlayıcı (NovasilTMPlus) Mineral Șelatlar (Glycinates). En iyi performansı beklediğiniz hayvanlar, sizden en iyi bakımı hak eder. Bu nedenle, en yenilikçi fikirleri, en etkili ürünleri ve en yüksek kaliteyi ararsınız. İște biz müșterilerimiz için bunu sağlıyoruz. Çünkü BASF’de biz kimya yaratıyoruz. www.animal-nutrition.basf.com. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 19.

(22) Biyofilmle r: B ak t e rile ri Yo k Etme n i n Ye n i l i k ç i Yo l l a r ı. Biyofilmlerin hayvan sağlığına etkisi. n. Bir biyofilmdeki bakteriler, tek tek bakterilere kıyasla 1000 kat daha dirençli olabilir. Genel olarak antimikrobiyal ajanlara karşı iki ana yoldan artan direnç kazanırlar: 1. Fiziko-kimyasal direnç: Şekil 4›te gösterildiği gibi, biyofilm mukus matrisi (EPS), aşağıdakileri içeren çeşitli işlevlere sahiptir: n n n. n. Fiziksel bir bariyer olarak koruma sağlamak. Filtre görevi görür. Antimikrobiyal şelatlayıcı elektrostatik bariyer görevi görmek. Biyofilmin merkezine dezenfektanların girmesini önlemek.. 2. Ekstra kromozomal direnç: Bakteriler biyofilm içindeyken dezenfektanlara karşı bakteriyel direnç çok daha yüksektir. Bunun nedeni, plazmitler (dairesel periplazmik kromozomlar) tarafından taşınan spesifik direnç genlerinin edinilmesidir. Bir biyofilmde, plazmitler hücreler arası köprüler yoluyla bakteriler arasında aktarılabilir (Şekil 5). Böylece kazanılan direnç, yatay aktarım yoluyla tüm bakteri türlerine hızla yayılabilir.. Biyofilmlerin epidemiyolojik sonuçları Hayvanlarda enfeksiyona neden olan ve zoonotik potansiyele sahip olan veya olmayan çok sayıda bakteri türü ve cinsi biyofilm oluşturabilir. Bazı örnekler: n n. Salmonella. • l Antimikrobiyal Campylobacter.. n n n. E. coli. Pseudomonas. Staphylococcus. Streptococcus.. Biyofilmler enfeksiyon baskısını, antibiyotiklere ve dezenfektanlara karşı bakteri direncini ve konağın bağışıklık tepkisini artırır. Hayvancılıkta yüzeylerin, iklimlendirmenin, havalandırmanın ve su dağıtım sisteminin biyofilmlerle kirlenmesi büyük bir sorun oluşturmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu bu bakteri türlerinin birçoğu, insanlarda enfeksiyona veya gıda zehirlenmesine neden olma yetenekleri nedeniyle gıda sanayinde kaliteyi düşürücü yönde bir etkiye sahiptir. Bu nedenle biyofilmler, çevreye yayılma ve her türlü ortamı kolonize etme yetenekleri nedeniyle biyogüvenlik açısından sürekli bir tehdit oluşturmaktadır. Hayvan barınaklarındaki dezenfeksiyon prosedürleri de dahil olmak üzere aşırı koşullara karşı olan dirençleri, işleri daha da zorlaştırmaktadır.. Çözümler Biyofilmi parçalamadan dezenfekte etmeye çalışmak işe yaramaz. Biyofilmi parçalamanın en iyi ve en ekonomik yolu deterjan kullanmaktır. Dezenfeksiyon aşamasından önce, hem görünür organik tortuları hem de biyofilmin ekzopolisakkarid matrisinin çoğunu çözmek ve ortadan kaldırmak için deterjanla bir temizleme aşamasının gerçekleştirilmesi zorunludur.. Bu prosedüre ve genel biyogüvenlik yönetim kurallarına bağlılık, kümese yeni bir sürü yerleştirmeden önce dezenfektanın etkinliğinin artmasını ve yüzeyelektrostatik bariyer görevi görmek. lerin kontaminasyonunun azaltılmasını garanti eder . şelatlayıcı • l Biyofilmin merkezine dezenfektanların girmesini önlemek. Şekil 4. Biyofilm bariyerin rolü-EPS (EPS-Hücre Dışı Polimerik Maddeler). 20. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 2. Ekstra kromozomal direnç:.

(23) KANATLI IŞLETMELERINDE 360˚ HIJYEN IÇIN HUVEPHARMA ÇÖZÜMLERI. 360˚ T. AN. TW. AL. OR. K. HE H. E D HYGIENE N. Huvepharma Turkey Hayvan Beslenmesi ve Sağlığı Hizmetleri A. Ş. • Esentepe Mh. Cevizli D100 Güney Yanyol No:25/144 Soğanlık Kartal, İSTANBUL - Türkiye • Tel: + 90 216 442 98 12 • [email protected] Huvepharma EOOD • 3a Nikolay Haytov Str, 1113 Sofia, Bulgaria • Tel.: +359 2 862 5331 • [email protected] Huvepharma NV • Uitbreidingstraat 80, 2600 Antwerp, Belgium • Tel.: +32 3 288 18 49 • [email protected]. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 21.

(24) Kümes Hayv an ları İ çin Be s i n M a d d e si , A n ti - Be s i n Ma dde si Ve Anti ba kte ri y e l O l a ra k Ba kı r. ALL ABOUT FEED. KÜMES HAYVANLARI IÇIN BESIN MADDESI, ANTI-BESIN MADDESI VE ANTIBAKTERIYEL OLARAK BAKIR Çeviri: Prof. Dr. Erol Şengör By Steve Leeson, Professor Emeritus, University of Guelph 07 Temmuz 2021 tarihli All About Feed Magazin’de çıkan bir Makale https://www.allaboutfeed.net/animal-feed/feed-additives/copper-nutrient-anti-nutrient-and-antibacterial-for-poultry/?utm_source=tripolis&utm_ medium=email&utm_term=&utm_content=&utm_campaign=all_about_feed. Bakırın hayvan yemlerine dahil edilmesi yaygın bir uygulamadır. Bununla birlikte, dikkate alınması gereken birkaç faktöre genel bakış. MİNERALLER Kanda çok az bakır bulunmasına rağmen, ilk önce bakırın hemoglobin seviyelerini sürdürmek için gerekli bir besin olduğu gösterildi. Rasyonda besin maddesi olarak bakır kullanılmasına olan ilgi, 1930’larda sığırların bazı hastalıklarının bakır eksikliğinden kaynaklandığının gösterilmesiyle yoğunlaşmıştır. Yapılan bu ilk çalışmalar, dünya çapında bakır eksikliği olan alanların kapsamlı bir şekilde haritalanmasına ve ardından bakırın hayvan rasyonlarında kullanılmasına yol açmıştır. Bakır gereksinimi Bakır gereksinimleri genellikle 4 – 8 ppm aralığındadır. Bakır (Cu), iki varyantla üç oksidasyon durumunda bulunabilir ve bu nedenle diğer iyonlarla yeniden aktiviteye girmesi (reaktiviye olması) kaçınılmazdır ancak değişkendir. Bu reaktivasyon “organik” bakır formları geliştirmek için kullanılabilir. Bakırın ana işlevi, kan ve dokulardaki kritik enzimlerde bir kofaktör olarak görev yapmasıdır. Eksiklik belirtileri anemiden kıkırdak oluşumunun yetersiz kalmasına kadar değişir. Bakır böbrekler tarafından oldukça verimli bir şekilde geri dönüştürülebilirken, safradan geri dönüşüm zayıftır ve bu nedenle rasyonda bulunan bakır miktarı gereken seviyeyi aştığında safra aracılığıyla temizlenmesi ana yoludur. Normal ihtiyacın 25 – 40 katına yaklaştığı çok yüksek bakır seviyeleri bazen antibakteriyel olarak da kullanılır. 22. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. Bakır kaynakları Bakır sülfat genellikle standarttır, ancak bakır klorür, bakır oksit ve bakır karbonat da ticari olarak mevcuttur. Son birkaç yıldır, bakır kaynağına ve biyoyararlanımına olan ilgiyi yeniden canlandıran 2 başka durum ortaya çıkmıştır. Genellikle amino veya organik asitlere bağlı olan organik bakır kaynakları, mineral takviyelerin biyo-etkinliğine olan ilgiyi yeniden alevlendirmiştir. Kaynaklar ve kullanılabilirlik Bakır klorür, bakır oksit ve bakır karbonat da ticari olarak mevcut olmasına rağmen, bakır sülfat genellikle standarttır. Son yıllarda, bakır kaynağına ve biyoyararlanımına olan ilgiyi yeniden canlandıran iki konu daha ortaya çıkmıştır. Genellikle amino asitlere veya organik asitlere bağlanan organik bakır kaynakları, mineral takviyelerinin biyo-etkinliğine olan ilgiyi yeniden alevlendirmiştir. Bakır kullanılabilirliği Diğer bir ilgi alanı ise, doğal yem bileşenlerinde bakır gibi minerallerin mevcudiyetinin değerlendirilmesidir. Geleneksel olarak Cu için olan gereksinimler, tahıllarda ve proteinlerde bulunan mineral maddeler hesaba katılmadan tamamen takviyelerle karşılanmaktadır. Bu uygulama, çevresel kaygıları göz önüne alarak Cu ve diğer minerallerin dışkı içindeki atık seviyelerini düşürmek üzere söz konusu minerallerin besin arzını en aza indirme girişimlerinden kaynaklanmaktadır. Ana bileşenlerdeki toplam Cu seviyelerini ölçmek kolay olsa bile, biyoyararlanımı ölçmek karmaşık bir prosedürdür..

(25) Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 23.

(26) Kümes Hayv an ları İ çin Be s i n M a d d e si , A n ti - Be s i n Ma dde si Ve Anti ba kte ri y e l O l a ra k Ba kı r. Bakırın biyoyararlanımı Bir broyler başlangıç yemi normal olarak Cu ihtiyacının yaklaşık %150’sini karşılamaktadır. Bununla birlikte, broylerler için mevcut olan oran, mısır ve soyanın yetiştirildiği tarla koşulları, yetiştirme sistemleri ve rasyondaki hayvansal proteinlerin durumu nedeniyle değişken olabilmektedir. Biyoyararlanım, Cu için basit üretim özelliklerinden karaciğer ve safrada birikim endekslerine kadar değişken olan parametrelerden etkilenmektedir. Buğday ve mısırdaki bakırın biyoyararlanımı yaklaşık %80 iken, Soya küspesi için değerler %40’a yakındır. Bu düşük seviyeler, Cu’nun fitat ile daha fazla bağlanmasından kaynaklanıyor olabilir ve bu nedenle fitaz kullanıldığında kullanılabilirlik daha yüksek seviyelere çıkabilir. Bakır sülfat ve bakır oksit, geleneksel olarak ilave bakır kaynakları olarak kullanılmıştır ve biyoyararlanım değerleri çok sayıda faktöre bağlı olmasına rağmen, her iki kaynak da ortalama %65-75 civarındadır. Tribazik bakır klorür (TBCC), higroskopiklik ile ilgili herhangi bir sorunu olmadığı için artık ticari olarak sıklıkla kullanılmaktadır.. ‘Organik bakır’ olarak adlandırılan ürünlerin etkinliği Ayrıca, genellikle amino asitler veya proteinlerle birleşik olarak bulunan, geniş anlamda “organik bakır” olarak adlandırılan ürünlerin test etkinliğine de büyük ilgi vardır. Genellikle bu minerallerin tercihli olarak emildiği ve metabolize edildiği ve diğer minerallerle etkileşim için daha az fırsat sağladığı iddia edilmektedir. Dışkıda çıkan organik minerallerin düzeyini azaltmak amacıyla, tavuklar için uygun olan çok düşük seviyelerde kullanımı konusunda raporlar bulunmaktadır. Bakır Eksikliği Bakır eksikliği anemi, büyüme depresyonu, kemik bozuklukları, tüylerin depigmentasyonu ve ishale neden olur. Genç civcivler, bakır eksikliği olan bir rasyonla beslendiklerinde iki ila dört hafta içinde topal hale gelirler. Kemikler kırılgan hale gelir ve kolayca kırılır ve bu durum maalesef çoğu zaman vitamin A eksikliğinden ayırt edilemez. Demir eksikliği de. Türkiye’den Dünyaya 444 6 887 I www.tavsan.com.tr. 24. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3.

(27) K ü m e s H a y v a n l a r ı İ ç i n Be si n M a dde si , Anti - Be si n M a dde si Ve Anti ba kte ri y e l Olar ak Bak ır. benzer bir anemiye yol açmakla birlikte kemiklerde benzer değişikliklere yol açmaz. Normal koşullarda kıkırdak dokusu önemli kıkırdak yapıları oluşturmak için lizin bağlamaktadır. Ancak demir eksikliğinde çok fazla serbest lizin içerdiği bulunmuştur. Bu anormal kıkırdak yapısının metabolik aktivitesi, tibial diskondroplazi durumlarında görülene benzemektedir. Hem bakır hem de demir eksikliklerinin renkli tavuklarda ve bronz hindilerde tüy pigmentasyonu kaybına neden olduğu bildirilmiştir. Piliçler bakır eksikliğine özellikle duyarlıdır ve Cu eksikliği olan bir yemle beslenmesinden sonraki 10 gün içinde depigmentasyon sergilerler. Bakır eksikliği olan tavukların yumurtalarından çıkan civcivler, aort ve karaciğerde kritik enzimlerden yoksundur. Kalp sorunu, anormal kıkırdak oluşumundaki mekanizmaya benzemekte ve dolayısıyla aort da esnekliğini kaybetmektedir. Hindilerde bu, “aort yırtılmasına” benzer semptomlara yol açabilir. Bu şekilde etkilenen aortta tanısal olarak yüksek seviyelerde serbest lizin vardır. Doğal olarak meydana gelen aort rupturu saha vakalarında, hayvanlarda normal olarak bulunan 15 – 30 ppm ile karşılaştırıldığında, pek çoğunda karaciğerinde 10 ppm den az (<10 ppm) Cu bulunur. Rasyonda 3-nitro ile beslenen hindilerde yüksek oranda aort yırtılması görülmüştür, ancak bu sorun yemde daha yüksek seviyelerde bakır verilmesiyle çözülebilir, bu da 3-nitro gibi ürünlerin sindirimde bakır ile basitçe birleşebileceğini düşündürmektedir. Cu eksikliği olan civcivlerin büyüme hızı büyük ölçüde azalırken, aortları normal boyutun iki katı olabilmektedir. Toksisite Toksisite, rasyondaki seviyeleri normalin 100 katı seviyesine yaklaştığında ortaya çıkar. Başlangıçta karaciğerde birikim meydana gelir, ancak bu seviyeler normalin 20 – 25 kat üstüne ulaştıktan sonra Cu dolaşıma salınır ve kırmızı kan hücrelerinin yıkımına yol açar. Hiçbir ana yem bileşeni, toksisiteye neden olacak kadar yüksek seviyede Cu içermemektedir. Toksisite, dışkı renginin siyaha dönüşmesi ve ön mide ile taşlık erozyonunun birlikte görülmesiyle ile ilişkilendirilmiştir. Subklinik koksidiyoz gösteren piliçler bu tür taşlık erozyonuna daha yatkın görünmektedir. Araştırmacılar, durumun deneysel olarak kafeste yetiştirilen broylerlerde hemen hemen her zaman görüldüğünü, ancak yerde altlık üzerinde yetiştirilen tavuklarda daha az görüldüğünü ve bunun da altlıktaki liflerin yenmesiyle bir miktar korumanın sağlan-. mış olmasıyla açıklamaktadırlar. Diğer bazı raporlar ise, bu tür Cu kaynaklı taşlık erozyonunun rasyona ekstra selenyum eklenerek kısmen çözülebileceğini öne sürmektedir. Yüksek doz bakırın canlı probiyotiklerin aktivitesi üzerindeki herhangi bir olumsuz etkisi hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Mineral etkileşimleri Bakır ile çinko ve demir ile molibden arasındaki etkileşim genellikle mineral etkileşimlerinin klasik örnekleri olarak tanımlanır. Bakırın büyük bir kısmı duodenumdan emilir. Çinko aynı mukozal taşıyıcıya agresif bir şekilde bağlandığından, diyetteki yüksek çinko seviyeleri rekabete neden olarak bakır eksikliğine yol açar, ancak yemler normal seviyelerde bakır içerdiğinden bunun teşhis edilmesi güçtür. Broylerlerde büyümenin desteklenmesi için rasyondaki Cu’nun farmakolojik düzeylerinin kullanılmasının ticari uygulaması, fitaz enzimleri ile uyumluluk açısından sorgulanmıştır. Rasyondaki yüksek Cu seviyeleri, enzim aktivitesini etkileyebilecek olan fitik asidin çözünürlüğünün azalmasına neden olur. Bazı amino asitler için gereksinimler üzerindeki yüksek Cu seviyelerinin etkisi konusunda bazı tartışmalar olmuştur. 500 – 700 mg/kg bakır içeren rasyonla beslenerek baskılanan civcivlerin büyüme hızı, fazladan DLmetiyonin verilerek hafifletilir. Broyler üretiminde farmakolojik bakır seviyeleri kullanıldığında, fazladan metiyonin eklemek yaygın bir uygulamadır. Kolesterol metabolizması üzerindeki etkisi Rasyonda orta derecede yüksek Cu seviyeleri, yumurta kolesterol içeriğini azaltmada tutarlı bir etkiye sahip gibi görünmektedir. Rasyonda 125 – 250 ppm bakır bulunmasının yumurta kolesterolünü %25’e kadar azalttığı bildirilmiştir. Ne yazık ki, yumurta sarısı oluşumundaki değişiklikler, yumurta üretiminde, genellikle %25 civarında kayıp anlamına gelmektedir. Yumurta kolesterolünü etkilemek için bakır kullanılan çalışmalardan elde edilen tek tutarlı sonuç, ilave bakırın >%95’inin gübre ile atılası sonucunu doğurmuştur. Broylerler rasyonda 250 ppm Cu ile beslendiğinde, dokulardaki kolesterol miktarı da azalmaktadır. Bakırın antibakteriyel etkisi Gübrede bakır birikimi yasal kısıtlamalara yol açsa da, yüksek seviyelerde bakır hala büyüme destekleyici olarak rasyonda 200 – 250 mg/kg düzeyinde kullanılmaktadır. Tavukların gübre rengi belirgin bir. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 25.

(28) Kümes Hayv an ları İ çin Be s i n M a d d e si , A n ti - Be s i n Ma dde si Ve Anti ba kte ri y e l O l a ra k Ba kı r. C. M. Y. C. M. Y. CM. CM. MY. MY. CY. CMY. K. CY. CMY. K. TOPLAM ANTİBİYOTİK KULLANIMINI %44 ORANINDA AZALTIR*. şekilde değişir ve bağırsak mikroflorasında bazı değişiklikler olacağı da tahmin edilmektedir. Hindilerde, rasyonda yüksek seviyelerde Cu bulunması, dışkıdan yüksek viskoziteye sahip ve 12.000 ppm’ye kadar bakırın atılmasına neden olur. Rasyonda kullanılan Cu’nun farmakolojik düzeylerinin beslenmedeki yararlı etkisinin, hemiselüloz sindiriminde %10-15 oranında artıştan kaynaklanabileceği öne sürülmüştür. Rasyonda yüksek seviyelerde Cu kullanılmasından en iyi sonuçların, altlığın 2-3 sürüde tekrar kullanılmasından sonra ortaya çıktığı görülmektedir, bu da altlığın mikrobiyal durumunun değiştiğini göstermektedir. Rasyonda 50 ppm’den fazla bakır kullanıldığında, mineralin çoğu dışkı ile atılır. Yüksek düzeyde Cu ile beslenen tavuklardan elde edilen gübre toprakta kullanıldığında topraktaki Cu’yu arttıracağına şüphe yoktur. Bununla birlikte, toprak ve üründe birikim seviyelerinin hesaplanması, EPA “doygunluk” seviyelerine yaklaşmanın uzun yıllar sürdüğünü ve dolayısıyla mevcut ana endişenin topraktan su havzalarına “akış” olduğunu göstermektedir. Öte yandan, yük-. sek seviyelerde gübre içinde bulunan Cu mikrobiyal ürikaz aktivitesini baskılayarak amonyak salınımını sınırlar. Sonuçlar Kümes hayvanları için rasyondaki Cu’ın minimum gereksinimleri yaklaşık 5 – 8 ppm’dir. Düşük seviyelerde Cu (2-3 ppm) ile başarı, tek başına Cu’ya değil, tüm eser minerallerin orantılı azalmasına bağlı görünmektedir. Çevre kirliliğini azaltmanın bir yolu olarak daha düşük Cu seviyelerinin kullanılması düşünüldüğünde, geleneksel diyet bileşenlerinde Cu›nun biyoyararlanımının dikkate alınması gerekir. Gübredeki Cu seviyelerinin azaltılmasına ihtiyaç varsa, dünya çapında kullanılan altı ila sekiz ana yem hammaddesi içeriğindeki Cu biyoyararlanımının değerlendirilmesi gerekir. Genellikle tüketilen Cu’nun >%90’ı gübrede ortaya çıkar ve Cu’nun toprakta birikimi, suyollarına potansiyel sızmasından daha az problemlidir . ANTİBİYOTİK DİRENÇ YÖNETİMİNİ. BİZE BIRAKIN!. HEM SÜRÜNÜZÜ, HEM KAZANCINIZI GÜÇLENDİRİN Toplam antibiyotik kullanımının %44 oranında azaltılması.* E.coli direncine karşı etkin mücadele planlaması. 30’uncu günden sonra oluşan mortalitenin azaltılması. Gumboro ve Koksidiyoza bağlı immunsupresyonun azaltılması. Toplam Verim Kazancının arttırılması.. 26. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. *Ref: Facon C, Galliard N, Turblin V. Marguerie J. Honore A, Delannoy A, Ledoux L. E. coli vaccination, a successful tool to reduce the use of antibiotics for colibacillosis treatment in broiler production. World Veterinary Poultry Association Conference, 2017, 297..

(29) Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3. 27.

(30) AB’d e Ant ib iyo t ik A zalt m a U y g u l a m a l a r ı F a r kl ı H ı z l arda İl e rl i y o r. Haber POULTRY WORLD. AB’DE ANTIBIYOTIK AZALTMA UYGULAMALARI FARKLI HIZLARDA ILERLIYOR Çeviri: Prof. Dr. Erol Şengör 06 Ağustos 2021 tarihli Poultry World Magazin’de çıkan bir Makale https://www.poultryworld.net/Health/Articles/2021/8/Antibiotic-reduction-in-EU-progressing-at-different-speeds-778108E/?utm_ source=tripolis&utm_medium=email&utm_term=&utm_content=&utm_campaign=poultry_world. Küresel hayvancılık sektörü, antibiyotiklerin azaltılmasına yönelik büyük adımlar atmış olmasına rağmen AB gibi aynı genel rejim altındaki ülkelerde bile bölgesel yaklaşımlar farklılık göstermektedir. Farklı 2 AB üye ülkesine daha yakından bakıldığında, ülkelerin farklı hızlarda hareket ettiği ve başarıya giden yolun engebeli olabileceği görülmektedir. Dünya çapındaki ülkeler antibiyotik kullanımını azaltma sözü vermişlerdir ve Avrupa Birliği de bir istisna değildir.. Antimikrobiyal Dirençle Mücadelede Tek Sağlık Eylem Planı Avrupa Komisyonu’nun Antimikrobiyal Dirençle Mücadelede Tek Sağlık Eylem Planı, antimikrobiyal direnci (AMR) azaltma hedefine ulaşmak için tüm AB üye devletlerinde büyük bir adım olmuştur. Bununla birlikte, ilk yayımlanmasının üzerinden 10 yıl geçtikten sonra bile, gerçekler, farklı üye devletlerin aynı hedefe ulaşmak için büyük ölçüde farklı yollar izlediklerini göstermektedir. Hollanda ve İspanya’ya daha yakından bakıldığında, hükümetler ve endüstriler arasındaki yakın işbirliğinin önemi iyi anlaşılmaktadır.. Erken Benimsemenin Sonuçları Var Veteriner antimikrobiyal maddelerin satışındaki eğilim, Ulusal Halk Sağlığı ve Çevre Enstitüsü’nün (RIVM) https://www.rivm.nl/en ve Hollanda Gıda ve Tüketici Ürün Güvenliği Otoritesinin (NVWA) https://english.nvwa.nl antimikrobiyal dirençle mücadele etmekle görevlendirildiği Hollanda’da açık bir düşüş eğilimi görülmektedir. (Şekil 1). Bu konudaki mevzuat gayet katıdır: sadece veteriner hekimler hasta hayvanlara antibiyotik reçete edebilir ve uygulayabilirler ve bunu ancak kümesi veya ahırı inceledikten sonra yapabilirler. Çiftçiler, yalnızca veteriner tarafından reçete edilen antibiyotikleri çok katı kurallar çerçevesinde kendi kendilerine uygulayabilirler. Ayrıca kümes hayvanı, süt üretimi, dana, buzağı ve domuz üretimi yapan çiftçilerin tesislerinde kullanılan antibiyotikleri kaydettirmeleri gerekmektedir. Beşeri tababette son çare olarak kullanılan antibiyotikler, çok katı koşullar dışında hayvanlarda kullanılamaz.. Şekil 1. Hollanda›da antibiyotik azaltma. Antibiyotik Satış Hacmi-Hollanda 140,0. 146,1 113,8. 90,0 40,0. 28. 74,9. 2010. 2011. 2012. 69,9 2013. 68,4 2014. 64,4 2015. 52,7 2016. 56,3 2017. 57,5 2018. Bu konudaki mevzuat gayet katıdır: sadece veteriner hekimler hasta hayvanlara reçete edebilir ve uygulayabilirler ve bunu ancak kümesi veya ahırı Yıl: 2021antibiyotik Cilt: 19 Sayı: 3 inceledikten sonra yapabilirler. Çiftçiler, yalnızca veteriner tarafından reçete edilen.

(31)

(32) AB’d e Ant ib iyo t ik A zalt m a U y g u l a m a l a r ı F a r kl ı H ı z l arda İl e rl i y o r. Hayvan sağlığını geliştirmek için bir sağlık plânı Veteriner hekimler ve çiftçiler, çiftlikleri için hayvan sağlığını geliştirmeye yönelik önlemleri içeren bir “sağlık planı” oluşturmalı ve bu plan her yıl değerlendirilmelidir. Hollanda Gıda ve Tüketici Ürün Güvenliği Otoritesi (NVWA), antibiyotik kullanımının kayıtlarını denetler ve hayvancılık sektöründe antibiyotik kullanımını izler.. olmak üzere hayvancılığın birçok alanında ve çeşitli düzeylerde en iyi uygulamaları teşvik etmektedir. Piliç eti üretim zincirinde tüm taraflar için kaliteli, güvenli ve sağlıklı olan üretimi sağlamak amacıyla, damızlıklardan, yetiştiricilerden mezbahalara kadar Hollanda’daki tüm piliç eti endüstrisinden verilebilecek bir örnek IKB Kip’tir (Piliç Eti Entegre Kontrol Zinciri).. Broyler sektörü için kalite güvence sistemi. Gıda güvenliği. Hükümet eylemlerine ek olarak, Hollanda endüstrinin kendi içinde uzun bir kalite kontrol sistemi geleneğine sahiptir ve antibiyotik azaltma dahil. IKB Kip’in en önemli önceliği olan gıda güvenliği, operasyonel yönetim için araçlar sunmak ve böylece katılımcıların diğer unsurların yanı sıra mevzuata uyum sağlamasına yardımcı olmaktır. İKB Kip, yasal olmayan standartları da dahil edip katma değer yaratarak, katılımcı firmaların yasal zorunlulukların da ötesine geçtiklerini ve güçlü bir sektöre katkıda bulunmak istediklerini göstermelerini sağlamaktadır. Benzer sistemler, 2009 ve 2018 yılları arasında antibiyotik kullanımında %63’lük bir düşüş sağlamaya yardımcı olan diğer hayvancılık sektörlerinde de mevcuttur.. İspanya›da iyi gelişme Aynı AB kural ve düzenlemelerini takip eden İspanyanın izlediği yol, sonuçlar iyi bir ilerleme gösterse de çok farklı olmuştur (Şekil 2). İspanya sağlık bakanlığına göre, 2010 ile 2014 yılları arasında satışlardaki artışa bakıldığında öncelikle antibiyotik kullanımını azaltmaya odaklanan spesifik önlemlerin eksikliği göz. 30. Yıl: 2021 Cilt: 19 Sayı: 3.

Referanslar

Benzer Belgeler

Temmuz ayında toplam 11,2 milyar TL’lik iç borç servisine karşılık toplam 12,3 milyar TL’lik iç borçlanma yapılması programlanmaktadır. 2017 yıl sonu

Yine en yaygın sembol olan dil üzerinden örnek vermek gerekirse türküler; bir ezgiyle söylenen anonim halk şiirleri olarak bir hikâyeye, tarihe ve her din- leyen için

Her yıl olduğu gibi, bu yıl da Türkiye’nin 37 iline dağılmış 88 Etkinlik Noktamızda, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklarımızın mutlu bir

Zakir AVŞAR, Ankara Hacıbayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi, Türkiye

Kümes indikatörü, kümes hayvalarının üzerinde gezindiği platform ve isteğe bağlı olarak kurulabilen uzaktan izleme ve raporlama sisteminden oluşur.... 7

Şer’îyye Sicili: 23 Recep 1293- 25 Şaban 1296 tarihli Urfa Şer’îyye Sicili Şanlıurfa, Yukarı Telfidan Köyü saha araştırması..

Kongrenin açılış konuşmaları; OYDER Yönetim Kurulu Başkanı H.Şükrü Ilısal, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün

Ercan (2018)’ın çalışmasında tüketicilerin hekime gitmeden ilaç kullanım durumları ile bilgi düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunurken; yapılan bu