AVUKATIN ÜCRET DIŞINDAKİ DİĞER HAKLARI
AVUKATLIK VE NOTERLİK HUKUKU BİLGİSİ
Prof. Dr. M. Refik KORKUSUZ
ÜNİTE
5
©Bu ünitenin tüm yayın hakları Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’ne aittir. Yazılı izin alınmadan ünitenin tümünün veya bir kısmının elektronik, mekanik ya da fotokopi yoluyla basımı, yayımı, çoğaltımı ve dağıtımı yapılamaz.
İÇ İN DE KİL ER
• Avans ve Masraf İsteme Hakkı
• Dosya Saklama ve Hapis Hakkı
• Sosyal Güvence Hakkı
• Dayanışma Fonu
HED EF LER
•Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
•Avukatların avans ve masraf
isteme, dosya saklama ve hapis
hakkı, sosyal güvence hakkı ve
avukatların dayanışma fonu ile ilgili
bilgi sahibi olabileceksiniz.
AV UK AT IN Ü CR ET D IŞ IN DA Kİ D İĞ ER HA KL AR I
Avans ve Masraf İsteme Hakkı
Dosya Saklama ve Hapis Hakkı
Sosyal Güvence Hakkı
Sosyal Güvenlik Hakkı
Sosyal Dayanışma Fonu
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 2
Avukatın iş için yapacağı yoluculuk
masrafları ve bulunduğu yerden
ayrılma tazminatı, aralarındaki anlaşmaya göre iş sahibi tarafından
ayrıca ödenir.
GİRİŞ
Avukatlık hizmeti sunanların bir önceki ünitede işlenmiş olan ücret hakkının dışında çeşitli hakları da vardır. Bunları avukatın avans ve masraf isteme hakkı, dosya saklama ve hapis hakkı ve sosyal güvence hakkı olarak sıralamak
mümkündür.
Avukatlık mesleğinin icrasında özellikle avans ve masraf isteme hakkı pratikte sıklıkla uygulanmaktadır. Öyle ki avukatlık sözleşmesi ile yapmayı üstlendiği işlerin görülmesi aşamasında avukat birçok masraf yapacaktır. Bu masraflar doğal olarak iş sahibi (müvekkil) tarafından verilecektir. İşlerin sorunsuz bir şekilde yürümesi için avukatın muhtemel masraflara ilişkin olarak elinde yeteri kadar para bulunmalıdır.
Avukat üzerine aldığı her iş veya yazılı mütalaasına başvurulan her husus hakkında düzenli dosya tutmakla yükümlüdür. Dosya tutmayan avukat, bu yükümlülüğünü ihlal etmiş demektir. Avukat, her iş için ayrı ayrı tuttuğu dosyası, dosya içeriği hakkında bilgi istendiğinde müvekkiline de bilgi olarak sunmak zorundadır.
Hapis hakkı, alacaklıya, zilyetliğinde bulunan ve geri verilmesi gerekli olan borçluya ait taşınır mallar ve kıymetli evrakı geri vermeyerek alacağının teminatı olarak alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi veren bir ayni haktır. Avukatın ücret ve giderlerinin ödenmesini temin amacıyla, avukata iş sahibi tarafından verilen veya avukatın iş sahibinin nam ve hesabına aldığı para ve diğer tüm kıymetlerin, avukatlık ücret alacağı nispetinde avukatın elinde tutması hapis hakkıdır.
Bunun yanında avukatların sosyal güvence hakkı da vardır. Bu hak ünitemizde sosyal güvenlik hakkı ve sosyal dayanışma fonu başlıkları altında incelenmiştir. Sosyal güvenlik hakkı kapsamında farklı statülerde çalışan avukatların durumlarına ayrı ayrı değinilmiştir.
AVUKATIN AVANS VE MASRAF İSTEME HAKKI
Avans İsteme Hakkı
Avukatlık sözleşmesi ile yapmayı üstlendiği işlerin görülmesi aşamasında avukat birçok masraf yapacaktır. Bu masraflar doğal olarak iş sahibi (müvekkil) tarafından verilecektir. İşlerin sorunsuz bir şekilde yürümesi için avukatın
muhtemel masraflara ilişkin olarak elinde yeteri kadar para bulunmalıdır. Bunun için avukatın avans ve masraf isteme hakkı bulunmaktadır.
Avans, avukatın üstlendiği işi yapabilmesi gerekli birtakım -yargılama gideri gibi- masrafları karşılayabilmek için henüz gerçeklememiş veya muaccel hâle gelmemiş giderlere ilişkin olarak avukata yapılan peşin meblağdır. Gideri olmayan konularda avans istenemez. Avukat yapacağı olası harcamalar için kendisine yeteri kadar avans verilmesini isteme hakkına sahiptir. Talep edilen avans işle orantılı olmalıdır. Avukat, istediği avans verilene kadar işi bekletme hakkına sahiptir.
Avansın verilmemesi hâlinde avukatın cebinden harcama yaparak işi takip etme zorunda değildir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 3
Avukatın iş sahibinden avans veya başka adla
para almaksızın masraflarda bulunduğu
takdirde, yapılan masrafların kendisine
faiziyle birlikte verilmesi gerekir.
Avukatın, üstlendiği vekâlet görevi dolaysıyla söz konusu olan masraflara katlanması düşünülemez. Örneğin ödenmesi gereken harçlara veya bu vekalet görevi bir başka şehre seyahati gerektirmekte ise, bu masrafa avukatın bizzat katlanması beklenemez. Avukatın bu gibi masrafları yapabilmesi için, müvekkilce avukata yeterince avans verilmiş olması gerekir. Avukatın iş için yapacağı
yoluculuk masrafları ve bulunduğu yerden ayrılma tazminatı, aralarındaki anlaşmaya göre iş sahibi tarafından ayrıca ödenir. Bu para peşin ödenmedikçe, avukat yolculuğa zorlanamaz. Ancak bu emredici bir hüküm değildir. Bu hükmün aksine anlaşma yapılması mümkündür (Avk. m. 173/II). Öte yandan, mümkün ve muhtemel temyiz gideri vs. durumlar için hak kayıplarını da müvekkilinden almalıdır. Hatta, bu hak kayıplarının sorumluluğundan kurtulmak için avans talep ettiğini de ispatlaması gerekir. Bu nedenle yazılı talep ispatı kolaylaştırır. Avukatın yaptığı harcamaları ise, mutlaka, yazılı evrakla ispatlamak zorundadır.
Avukatın dava giderlerini (dava veya takip avansını) üstlenmesi, meslek etiğine aykırı bir davranıştır. Bu durum, meslektaşlar arasında rekabete yol açabilecek nitelikte ve meslek etiğine uygun düşmeyen bir davranış olarak kabul edilmektedir.
Avukat, sözleşme ile avans dâhil olmak üzere, müvekkili ile sözleşme yapabileceği konusunda ihtilaf bulunmaktadır. Ancak, bizim de katıldığımız çoğunluk görüşüne göre, böyle bir sözleşme geçerlidir. Öte yandan, kanunun kesinlikle avans ödemesinin müvekkile ait olduğunu belirttiği konularda, örneğin 2942 sayılı yasanın 31, 31 ve 33. Maddelerinde, avukat mutlaka gider avansını ayrıca ve sözleşmeden ari olarak almalıdır. Bu husustaki düzenlemeye aykırılık hâli, disiplin suçunu oluşturduğu kadar, cezai sorumluluğu da müstelzim bir durumdur.
Müvekkilin, güvenip de vekâlet görevini verdiği avukatın işi nasıl yürüttüğü ve sonuçlandırdığını bilmeye hakkı vardır.
Avukat işle ilgili giderleri karşılamak üzere, önceki avans miktarı yetmemesi hâlinde, ek avans ta isteyebilir. Avansın işin gereğini çok aşmamasına, avanstan yapılan harcamaların müvekkile zaman zaman bildirilmesine ve işin sonunda avanstan kalan paranın müvekkile geri verilmesine dikkat edilir (Meslek Kuralı m.42).
Avukatın işe başlamadan giderler için masraf istemesi gerekir. Kendisine masraf ve vekâlet ücreti ödenmediği gerekçesiyle müvekkiline yaptığı işler hakkında bilgi vermemezlik edemez.
TBB Disiplin Kuruluna yansıyan bir olayda; “şikâyetli avukatlar 2000 markın danışma ücreti olduğunu, davanın takibini üstlenmediklerini savunmuşlar ise de paranın gönderilmesinden önce vekâletname almış olmaları ve havale belgesinde de paranın “palmiye davası” için gönderildiğinin belirtilmiş bulunması karşısında, vekâlet ve ücret almak suretiyle bir davanın takibini üstlendikleri anlaşılmaktadır.
Vekâlet ve ücret aldıkları hâlde, davayı takip etmeyen avukatların eylemi, Avukatlık Kanunu 34 ve 171.maddelerine aykırı olduğundan disiplin suçu oluşturur.” şeklinde karara varılmıştır (TBB DK, 13.04.2002 T., E.2001/299 ve K.2002/111 sayılı kararı).
Avukatın müvekkilinden avans talebi hususu uygulamada çok problemli olduğundan konu ile ilgili çok sayıda meslek kuralı kabul edilmiştir. Avukat
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 4
Avukat, yaptığı ödemelerle ilgili müvekkiline yazılı belge ibraz etmek zorundadır.
üstlendiği bir dava sonunda tesis edilen kararın temyizinde yarar olmadığı düşüncesinde ise, bu yoldaki hukuki kanaatini temyiz süresi geçmeden ve yazılı olarak müvekkiline bildirmek zorundadır. Aynı şekilde, temyiz giderlerinin de süresi içinde ve yine yazılı olarak iş sahibine bildirilmesi ve giderlerin
ödenmemesinin sonuçları hakkında uyarıda bulunulması gerekir.
Avukatın Masraf İsteme Hakkı
Avukatın iş sahibinden avans veya başka bir ad altında para almaksızın birtakım masraflar da bulunduğu takdirde, yapılan bu masrafların kendisine faizi ile birlikte verilmesi gerekir. Avk. K. m.173/II maddesi avans talep hakkını düzenlemektedir. Kanuni hükme göre tarafların avukatlık sözleşmesinde,
masrafların ilk önce avukat tarafından karşılanacağını, yapılan masrafların bilahare ilk talep hâlinde avukata deneceğini kararlaştırmaları mümkündür. Gerek Avk. K.
ve gerekse BK’nın ilgili madde hükmünün incelenmesinden şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
• Öncelikle masraf yapılmış olmalıdır. Aksi takdirde adı avans olur.
• Avukatın yaptığı masrafın işin gereği olması gerekir. Örneğin, avukatın müvekkilin davası için başka şehre gitmesi, gelmesi kalması nedeniyle yaptığı masrafını iş sahibinden isteyecektir. Masraflar için ölçüt MK m.2‘de yer alan hüsnüniyet kurallarıdır.
• Hukuka aykırı masrafların (rüşvet, memur avantası gibi) iş sahibinden talep edilmesi mümkün değildir. Ancak iş sahibi tarafından avukata rüşvet masrafının verilmesi hâlinde, artık bu parayı avukattan iadesini istemek mümkün değildir.
• Avukat masraflarını, yaptığı masraf tarihinden başlamak üzere her zaman isteyebilir.
Avukata verilmesi gereken avans ve masrafların verilmemesi hâlinde durum ne olacaktır?
Sözleşmede, aksine hüküm bulunmadığı müddetçe, avukat kendi mal varlığından avans almadan iş yapmaya mecbur değildir. Avukatın yaptığı masrafların karşılığı olan parayı iş sahibinden talep etme hakkı bulunmaktadır.
Böyle bir durumda avukat, ispat kolaylığı açısından derhal yazılı bir şekilde müvekkiline durum bildirmeli ve süre vermelidir. Vekilin verdiği süre rağmen, müvekkilin gerekli avansı veya ifa edilen masrafı vekile deruhte etmemesi hâlinde, avukat, konu ile ilgili hukuksal yardımlarının ve faaliyetlerini askıya alabilir. Süre geçmesine rağmen, masraf veya avans ödenmemesi hâlinde avukat davadan çekilebilir ve vekalet ücretini de talep edebilir.
Yargıtay’ın istikrarlı kararlarında, avukatın aksine ispat edemediği
müddetçe, masrafı müvekkilin parası ile yaptığı kabul edilmektedir. Doktrinde bu görüşe karşı çıkılmakta ve Avk. K. m.173/II’ de yer alan düzenlemenin avukat aleyhinde yorumlanmaması gerektiği ileri sürülmektedir. Bizim de katıldığımız görüş bu olmakla beraber, bazı somut olaylar bu görüşü çürütebilir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 5
Avukatın düzensiz ve yetersiz şekilde dosya tutması, kendisinin mesuliyetini mucip bir
durumdur.
Avukat, yaptığı ödemelerle ilgili müvekkiline yazılı belge ibraz etmek zorundadır. Aksi takdirde, avukatın kusurunun varlığından söz edilebilir ve bu eylem disiplin suçunu oluşturur.
Avukatın, üstlendiği işle orantılı olarak avans talebinde bulunabilir. Ancak normalin üstünde ve görülen işle bağdaşmayacak miktarda masraf ve avansı alması, bu avansın kullanılmayan bölümünü iade etmemesi meslek kurallarına aykırıdır.
Avukat, müvekkiline gönderdiği ihtarnamede müvekkilinin alması gereken vekâlet ücretlerinin ve masrafların mahsubundan sonra kalan parasını alması gerekir. Bu husus TBB tarafından kabul edilen bir ilkedir.
TBB DK değişik kararlarında avukatın, alınmaması gereken ve harç olarak isimlendirilen avansın davada harcanmadığı hâlde hesabını vermemesi iade etmemesi avukatlık mesleğine olan güveni sarsıcı nitelikte bir eylem olduğuna karar verilmiştir.
TBB Disiplin Kurulu, 19.03.2004 Tarih, E.2003/288 ve K. 2004/67 sayılı kararında: “Şikâyetli, kendisine masraf verilmediğinden davayı takipte zorluk çektiğini, mahkemeye gerekçeli mazeret dilekçesi gönderdiğini, mahkemenin mazeretini kabul etmeyip davayı müracaata bıraktığını, bir ihmalinin söz konusu olmadığını savunmakta ise de bu savunmaya katılmak mümkün olmamıştır. Zira şikâyetli avukat müracaata kalan davasını makul sayılacak kısa bir sürede yenilemeli ve davanın açılmamış sayılmasına neden olmamalıdır. Müvekkilince masraf verilmemesi sebebi ile davayı takip etmekte zorluk çektiği takdirde de iş sahibini yazı ile uyarmalı ve masraf ödenmemesinin sonuçlarını açıkça
bildirmelidir”.
Avukat, avans almasa bile, müvekkili lehine herhangi bir hukuki iş veya işlem başlatmış ise, işi sonuna değin takip etmek zorundadır. Davaya başlandıktan sonra, avukatın müvekkilinden para almadığını veya avans almadığını ileri
sürüyorsa, vekil, talebini yazılı ve ispat edilebilir bir şekilde, müvekkiline ihtaren bildirmek zorundadır. Böyle bir ihtarnamenin varlığı, avukatı, doğabilecek hukuki sorumluluktan kurtarabilir.
AVUKATIN DOSYA SAKLAMASI VE HAPİS HAKKI
Dosya Saklama Hakkı ve Görevi
Avk. K. 52.maddesine göre, avukat üzerine aldığı her iş veya yazılı
mütalaasına başvurulan her husus hakkında düzenli dosya tutmakla yükümlüdür.
Dosya tutmayan avukat, bu yükümlülüğünü ihlal etmiş demektir. Avukat, her iş için ayrı ayrı tuttuğu dosyası, dosya içeriği hakkında bilgi istendiğinde müvekkiline de bilgi olarak sunmak zorundadır. Bu husus, mesleki zorunluluk olmasının ötesinde, işlerinin düzgün ve planlı bir şekilde yapılabilmesinin de bir şartıdır.
Avk. K. 53.maddesi, avukatın yaptığı görüşmelerden gerekli saydıklarını bir tutanakla tespit eder hükmünü getirmiştir. Tutulacak tutanağın altı görüşmede bulunanlar tarafından imzalanır. 53. madde sözlü görüşmelerin tutanağa geçirilmesini (tutanak düzenlenmesini) avukatın takdirine bırakmış ise de diğer mesleki yükümlülüklerin ifası bakımından avukatın bunu yapması gerekir. Dosya
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 6
Avukatın elinde iş sahibine ait evrakları
geri vermemesi şeklinde hapis hakkı
bulunmaktadır.
içine, vekilin müvekkil ile yaptığı her türlü görüşmeyi zabıta bağladığı tüm yazışmaları, vekâlet sözleşmesini ve dava safahatına ilişkin tüm belge ve delilleri de koyar.
Avukatın düzensiz ve yetersiz şekilde dosya tutması, kendisinin mesuliyetini mucip bir durumdur. Ayrı şekilde dosya içeriğinin birbirine bağlı olarak dosya içinde saklanması, kaybolma rizikosunu azalttığı gibi, dağınıklığı da engelleyecektir.
Bu suretle avukat, meslek sırrının saklanması konusundaki yükümlülüğünü de yerine getirmiş olacaktır.
Yine avukat, bu dosya ile kendisine tevdi olunan evrakı, vekâletin sona ermesinden itibaren üç yıl süre ile saklamakla yükümlüdür. Üç yıllık sürenin başlangıcı, avukatlık sözleşmesinin gereğinin ifasının nihayetinden itibaren başlar.
Ancak, evrakın geri alınması müvekkile yazı ile bildirilmiş olduğu hâllerde saklama yükümlülüğü, bildirme tarihinden itibaren üç ayın sonunda sona erer. Her ne kadar doyanın teslimi tanık ile ispat edilebilecek bir durum ise de avukat, dosyası teslim etmesi hâlinde, mutlaka teslim ettiği belge ve delillerini tek tek belirtmek durumundadır. Aksi takdirde, evraklardaki eksiklik nedeniyle, müvekkili ile ters düşen avukatın hukuk veya ceza tehdidi altına girmesi her zaman mümkündür.
Avukat geri alınmayan evrakı saklama süresi geçtikten sonra imha etme hakkına sahiptir. Bu süreler sonunda müvekkilin ek bir hakkı bulunmamaktadır.
Hapis Hakkı
Hapis hakkının niteliği
Hapis hakkı, alacaklıya, zilyetliğinde bulunan ve geri verilmesi gerekli olan borçluya ait taşınır mallar ve kıymetli evrakı geri vermeyerek alacağının teminatı olarak alıkoyma ve paraya çevirme yetkisi veren bir ayni haktır. MK m. 950 vd.
maddelerinde genel hapis hakkına ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.
Avk. K. M. 166’da düzenlenen hapis hakkı, avukatın ücret ve giderlerinin ödenmesini temin amacıyla, avukata iş sahibi tarafından verilen veya avukatın iş sahibinin nam ve hesabına aldığı para ve diğer tüm kıymetlerin, avukatlık ücret alacağı nispetinde avukatın elinde tutmasıdır. Bu anlamda, hapis hakkı alacaklının alacağını teminat altına alan ve alacağına bir an önce kavuşmasını sağlayan en önemli haklardandır.
Avukatlık Yasası'nın 166. maddesi; “Avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir.”
hükmünü içermektedir. Avukatın hapis hakkı;
Avukatın elinde iş sahibine ait evrakları geri vermemesi şeklinde hapis hakkı bulunmaktadır (Avk. K. M. 39/II).
Avukatın elinde iş sahibine ait olan para, mal ve her türlü kıymetli evraka yönelik olan hapis hakkıdır (Avk. K. M. 166/I).
Avk. K. 166. Maddesinde yer alan “her türlü kıymet” terimi, ekonomik hayatın gelişimine göre madde kapsamını geniş yorumlamaya imkân verecek niteliktedir. Buna göre, ekonomik değeri olan her türlü kıymet bu madde kapsamındadır.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 7
Avukat elinde bulundurduğu evrakı, ücreti ve yapmış olduğu
giderler müvekkilce ödendiği takdirde, iade
etmekle yükümlüdür.
Hapis hakkını kullanma şartları
Avukat, ücreti ve yapmış olduğu giderleri kendisine ödenmedikçe, elinde bulunan evrakı geri vermekle yükümlü değildir (Avk. K. m. 39). Kısaca hapis hakkı olarak ta nitelendirilen bu hak, avukatın yaptığı iş sonunda, müvekkili adına elde ettiği menfaatlerin kötü niyetli olarak kullanılmasını engellemek maksadıyla kabul edilmiştir. Ancak, uygulamada, doğmuş veya doğabilecek şikayetlere karşı, gerek yargı uygulamaları ile ve gerekse TBB meslek kuralları ile hapis hakkının
kullanılması şartlara bağlanmıştır.
Avukat, hapis hakkını sadece taraflar arasında belirlenen ücreti ve giderleri için isteyebilir. Sadece vekil ücretini değil kendisi tarafından yapılan giderler içinde hapis hakkını kullanabilir. Avukat, yazılı ücret sözleşmesi yoksa asgari ücret tarifesinde belirtilen ücretten fazlası üzerinde hapis hakkı kullanamaz. Müvekkil asgari ücret taifesine göre ödemeyi kabul ettiğine göre avukat evrakları geri vermek zorundadır.
Hapis hakkının kullanılması için alacağının muaccel olması gerekir. Henüz istenebilir hâle gelmemiş bir alacak için hapis hakkının kullanılması söz konusu değildir. Avukat, vekâlet ilişkisi dışında müvekkiliyle olan bir başka ilişkisi dolaysıyla ondan alacaklı olduğu hâllerde Avk. K. m. 166 ve 39. maddelerindeki hapis haklarını kullanamaz.
Avukatın alacağından dolayı hapis hakkını kullanacağını, müvekkile yazılı olarak bildirmelidir. Ayrıca iş sahibi adına tahsil ettiği para ile hangi işlerden ötürü, ne miktar da alacağı olduğunu gecikmeksizin müvekkiline duyurması
gerekmektedir. Avukatın alacağından dolayı hapis hakkını kullanabilmesi için, müvekkili adına tahsil ettiği parayı geciktirmeksizin ve yazılı olarak bildirmekle birlikte aynı yazıda hangi işlerden ötürü ne miktarda alacağı olduğunu da açıklaması ve iş sahibini hesaplaşmaya davet etmesi gerekir.
Avukat “hapis hakkı”nı alacağı ile orantılı olarak kullanmak zorundadır (Meslek Kuralı m.45). Avukat, sözleşmede özel bir hüküm bulunmadığı müddetçe, ilk aldığı parayı müvekkiline göndermelidir. Kendi vekalet ücretini de oransal olarak tahsil edebilir. Ancak, avukatlık sözleşmesinde, ilk tahsil edilen paradan avukatın vekalet ücretini alacağı belirlenmiş ise, avukat kendi vekalet ücretini tahsil edebilir. Aksi takdirde, vekalet ücretini ancak müvekkili adına tahsil ettiği miktarın, kendi payına düşen kısmı oranında, tahsil edebilir. Avukatın, alacağından fazla miktarı elinde tutması hâlinde, disiplin cezası gerektirir.
Hapis hakkı, sadece müvekkil tarafından verilen ya da avukatın ahzu-kabz yetkisine dayanarak müvekkili namına aldığı değerler hapsedilmek suretiyle
Ör nek
•Örneğin avukatın elinde bulundurduğu müvekkiline ait, hazine bonosu, devlet tahvili, hisse senedi gibi menkul kıymetler üzerindeki hapis hakkı bu madde kapsamında değerlendirilecektir. Bununla birlikte, hapis hakkına konu olacak malın, haczi kabil olmayan bir mal olmasıdurumunda, hapis hakkının kullanmayacaktır.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 8
Avukatın hizmet akdiyle çalışması neticesinde,
ilgili avukatın “sosyal güvenlik hakkı”ndan
dolayı prim bildirgelerinin verilmesi
ve primlerinin ödenmesi yükümlülüğünden işveren sorumludur.
kullanabilir. Avukatın ahzu-kabz yetkisi yok ise, bu malları ve değerleri müvekkilin rızası dışında tutuyorsa hapis hakkını kullanamaz.
Avukat elinde bulundurduğu evrakı, ücreti ve yapmış olduğu giderler müvekkilce ödendiği takdirde, iade etmekle yükümlüdür. Avukat müvekkilinden aldığı belgeleri geri verdiğini, yazılı olarak belgelemelidir. Ancak tanıkla da kanıtlayabilir.
Avukatın yaptığı cüzi bir gider için alıkoyma hakkını kullanması ve bundan müvekkilin zarar görmesi veya böyle bir tehlikenin bulunması hâlinde hakkın kötüye kullanması söz konusudur.
TBB Disiplin Kurulu da, konu ile ilgili şikayetleri yaygın olarak incelenmekte ve çıkan uyuşmazlıklara ilişkin verilen kararlar diğer avukatlar için aydınlatıcı nitelikte olmaktadır.
Avukat takip ettiği dava sonunda müvekkil namına tahsil ettiği bedel üzerinde, anlaşma gereği kararlaştırılan vekâlet ücreti kadar hapis hakkına sahiptir.
Avukatın iş sahibi tarafından verilen parasal değeri bulunan çekler ve senetler üzerinde de hapis hakkı olduğu genel kabul görmektedir.
Avukatlarla ilgili bir uyuşmazlıkta, TBB DK “Avukat, şikâyetli ile ilgili olarak iki ayrı iş üstlenmiştir. Birinci iş daha önce kendisine teslim edilen bonoların tahsili işlemi olup, iddia edilen ücret alacağı bu işle ilgilidir. Bu işe ilişkin olarak, kendisine verilen kıymetler üzerinde ücret alacağına karşılık hapis hakkı mevcuttur. Ancak, kovuşturmaya neden olan ve hapis hakkı ileri sürülerek iade edilmeyen iki adet bono ve bir adet çek, birinci işle ilgili olmayıp, avukata daha sonra tahsil için teslim edilen senetlerdir. Bu durumda, Avukatın ücret alacağı ile ilgili olmayan bir işten dolayı kendisine teslim edilen diğer değerler üzerinde hapis hakkı yoktur” kararına varmıştır.
AVUKATIN SOSYAL GÜVENCE HAKKI
Avukatların sosyal güvencesi ile amaçlanan husus, yargının kurucu unsurlarından biri olan avukatlık mesleğini icra eden kimselerin, mümkün ve muhtemel bir sosyal riskle karşılaşması hâlinde, bu riskin sonuçlarını asgari noktaya düşürmek veya tamamen ortadan kaldırmak için kurulmuş olan organize kurumlardır.
Avukatların Sosyal Güvenlik Hakkı
Bilindiği gibi, eski 506 s.y.’ da avukatlar, topluluk sigortasına tabi olarak çalışmalarını devam ettiriyorlardı. Bu hizmetleri nedeniyle, kendilerinden sadece zorunlu malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi alınıyordu. Diğer kısa vadeli sigorta haklarını kullanmaları ise zorunlu değildi. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Hakkında yasaya göre, avukatların tabi olacakları sigortalılık statüsü aşağıdaki şekilde belirlenecektir.
Bir işveren yanında hizmet akdiyle çalışan avukatlar
Bir işveren yanında hizmet akdiyle çalışan ve 01.10.2008 tarihine kadar 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 2’nci maddesine tabi tutulan avukatlar bu
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 9
01.10.2008 tarihine kadar bağımsız çalışan avukatlar, işçilerin tabi
olduğu emeklilik statüsündeyken, yeni yasayla diğer bağımsız
çalışanlar gibi çalışmalarına devam
edecektir.
tarihten itibaren 5510 sayılı Kanunun 4-1/a maddesi kapsamında sigortalı sayıldığından, bunların sigortalılık statülerinde bir değişiklik olmamıştır. Avukatın hizmet akdi ile çalışması neticesinde, ilgili avukatın “sosyal güvenlik hakkı”ndan dolayı prim bildirgelerinin verilmesi ve primlerinin ödenmesi yükümlülüğü, eskiden olduğu gibi işveren sorumludur.
Belirtilen hukuki sorumluluğunu yerine getirmeyen işverene karşı “hizmet tespiti davası” açmaları her zaman mümkündür.
Kamuda memur statüsü ile çalışan avukatlar
657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışıp 01.10.2008 tarihine kadar 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi tutulan avukatlar bu tarihten itibaren 5510 sayılı Kanunun 4-1/c maddesi kapsamında sigortalı sayıldığından, bunların sigortalılık statülerinde de bir değişiklik olmamıştır. Prim belgelerinin verilmesi ve primlerinin ödenmesi ilgili kamu işverenlerince sağlanacaktır.
Bağımsız çalışan avukatlar
Bağımsız çalışan avukatların sigortalılıklarının topluluk sigortası yoluyla sağlanmasına imkân veren 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 186, 188 ve 191’inci maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 86’ncı maddesi 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmış ve söz konusu kimselerin 01.10.2008 tarihinden itibaren Kanunun 4’üncü maddesinin durumlarına uyan bendi kapsamında sigortalı sayılmaları hükme bağlanmıştır.
01.10.2008 tarihine kadar bağımsız çalışan avukatlar, işçilerin tabi olduğu emeklilik statüsünde iken, yeni yasa ile diğer bağımsız çalışanlar gibi çalışmalarına devam edecektir. Dolayısıyla 01.10.2008 tarihinden önce 506 sayılı Kanuna tabi olarak geçen prim ödeme süreleriyle bu tarihten sonra Kanunun 4-1/b maddesi kapsamında geçen prim ödeme süreleri iki ayrı sigortalılık statüsünde geçmiş kabul edileceğinden bu sürelerin toplamına göre ilgilinin emekliliğe hak kazanıp kazanmadığının tespitinde esas alınacak sigortalılık statüsü de 2829 sayılı Kanun hükümlerine ve hizmet birleştirmesi esasına göre belirlenecektir.
Öte yandan, sosyal güvenlik reformundan önce ülkemizde üç ayrı sosyal güvenlik kuruluşu faaliyet gösterdiğinden, hizmet birleştirmesi uygulaması, çalıştığı süre içerisinde birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olmuş
sigortalılar için geçerli bir uygulamayken, sosyal güvenlik reformu ile üç ayrı kurum tek çatı altında birleştiğinden buna bağlı olarak 2829 sayılı Kanun da yürürlükten kaldırılmıştır.
Hâl böyle olmakla birlikte, 5510 sayılı Kanunun geçici 2’nci maddesi son fıkrasında;
01.10.2008 tarihinden önce sigortalı veya iştirakçi olup, 01.10.2008
tarihinden sonra aylık talebinde bulunanlardan, farklı sosyal güvenlik kurumlarına ya da 5510 sayılı Kanunda belirtilen sigortalılık hâllerinden birden fazlasına tabi olanlara aylık bağlanmasına esas alınacak kanunun, mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre tespit edileceği ve bunlar hakkında 5510 sayılı Kanunun geçici maddelerindeki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 10
Yazılı olarak kazanç beyan edilmeyen hâllerde Kuruma her ay
ödenen primler, ödemenin ait olduğu ay
için beyan olarak kabul edilecektir.
2829 sayılı Kanuna göre son yedi yıllık prim ödeme süresi içinde ağırlıklı olan statüye göre emekliliğe hak kazanılmış olması gerektiğinden 01.10.2008
tarihinden sonra Kanunun 4-/b maddesi kapsamında geçen prim ödeme süreleri 3,5 yıldan fazla olanlara yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için, eski Bağ-Kur
Kanunu’ndaki şartların yerine getirilmiş olması gerekecek ve sigortalı bayan ise en az 20 tam yıl, erkek en az 25 tam yıl prim ödemiş olması şartı aranacaktır.
Emeklilik planlarını 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunundaki şartlara göre yapmış bulunan serbest avukatlar 01.10.2008 tarihinden sonraki çalışmalarında bu durumu göz önünde bulundurmalıdır. (5510 SK.Geçici m. 2).
Bu hüküm gereğince gelir vergisi mükellefi olan serbest avukatlar, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olan diğer sigortalılar gibi, 01.10.2008 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4-1/b maddesi kapsamında sigortalı sayılacaklardır.
Kurumca yapılacak araştırma sonucunda gelir vergisi mükellefi olmadığı tespit edilen avukatların ise 01.10.2008 tarihi itibariyla sigortalılıkları sona erdirilecektir. Sigortalılığı bu şekilde sona erdirilenler isterlerse, Kanunun 50 nci maddesindeki koşullarla, sigortalılıklarını isteğe bağlı sigorta kapsamında sürdürebileceklerdir. (5510 SK. m. 50,106, Geçici m. 6)
Bağımsız çalışan ve 5510 sayılı Kanunun 4-1/b maddesi kapsamında sigortalı sayılan avukatlara aşağıdaki yükümlülükler getirilmiştir.
Kuruma Sigortalı işe giriş bildirgesi verilmesi
01.10.2008 tarihinden önce topluluk sigortasına devam etmekte olan avukatların Kanunun 4-1/b maddesi kapsamında sigortalı olarak tescil
edilmelerine ilişkin işlemler Kurumdaki topluluk sigortası kayıtları esas alınarak yapılacaktır. Ancak söz konusu kayıtlardaki olası yanlışlıkların giderilmesi ve tescil işlemlerinin sağlıklı yapılabilmesi için ilgili avukatların da Kanunun yürürlük tarihinden itibaren üç ay içerisinde (31.12.2008 tarihine kadar) örneği Kurumca hazırlanan “Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi” ni doldurarak Kuruma vermeleri gerekmektedir. (5510 SK. Geçici m. 6)
01.10.2008 tarihinden sonra serbest avukat olarak çalışmaya başlayanlar ilgili vergi dairelerince yapılacak bildirimlere göre tescil edileceğinden, söz konusu avukatların Sosyal Güvenlik Kurumuna ayrıca bildirim yapma yükümlülükleri yoktur. (5510 SK. m. 8)
Kuruma sigortalı işten ayrılış bildirgesi verilmesi
Serbest avukatlık faaliyetini 01.10.2008 tarihinden sonra sona erdiren avukatların örneği Kurumca hazırlanan “sigortalı işten ayrılış bildirgesi”
düzenleyerek on gün içerisinde Kuruma vermeleri zorunludur. (5510 SK. m.9)
Prime esas alınacak kazancın beyan edilmesi
Serbest çalışan avukatların ödeyecekleri primler önceden olduğu gibi, prime esas kazancın alt sınırı olan asgari ücret ile üst sınırı olan asgari ücretin 6,5 katı arasında olmak koşuluyla, ilgili avukatın beyan edeceği kazanç üzerinden hesaplanacağından aylık olarak kazanç beyan edilmesi gerekmektedir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 11
Bağımsız çalışan ve 4- 1/b maddesi kapsamında sigortalı
sayılan avukatlar 01.10.2008 tarihinden
itibaren kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlardan yararlanabileceklerdir. da
Yazılı olarak kazanç beyan edilmeyen hâllerde, prime esas kazancın alt ve üst sınırları arasında olmak kaydıyla Kuruma her ay ödenen primler, ödemenin ait olduğu ay için beyan olarak kabul edilecektir. İlişkin olduğu aya ait primin yasal süresinde ödenmemesi ve bu süre içinde yazılı olarak kazanç beyanında da bulunulmaması hâlinde primler alt sınır üzerinden tahakkuk ve tahsil olunacaktır.
Yanında sigortalı çalıştıran avukatlar, çalıştırdıkları sigortalılardan prime esas kazancı en yüksek olanın kazancının altında kazanç beyan edemeyecek, bu kurala aykırı beyanda bulunulduğunun tespit edilmesi hâlinde aradaki farka ait primler gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecektir.
Serbest çalışan avukatların her ay otuz tam gün üzerinden prim ödemeleri zorunludur. (5510 SK. M. 80/i)
Yeni prim oranları üzerinden prim ödenmesi
Bağımsız çalışan avukatlardan 01.10.2008 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları için prim ödüyorsa %25 oranında, tüm sigorta kolları için prim ödüyorsa %33,5 oranında topluluk sigortası primi alınmaktaydı.
Söz konusu avukatlar 01.10.2008 tarihinden itibaren diğer serbest çalışanlar gibi tüm sigorta kollarına tabi tutulduklarından bu tarihten itibaren %20 oranında malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası; %12,5 oranında genel sağlık sigortası ve %1 oranında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası olmak üzere toplam % 33,5 oranında prim ödemek zorundadır. (5510 SK. M. 81/g)
Yeni sistemde bağımsız çalışan avukatlara sağlanan yeni haklar
Bağımsız çalışan avukatlar, önceki dönemde, işçi sigortalısı gibideğerlendirildiğinden, bağımsız çalışanlara gore, daha az prim ile “yaşlılık aylığı”na hak kazanabiliyordu. Yeni dönemde ise serbest çalışan avukatlar, bağımsız çalışan diğer kimseler gibi değerlendirilerek, “yaşlılık aylığına” hak kazanmaları için gerekli
“hizmet süreleri” daha da arttırılmıştır. Bir başka ifade ile, emekli olabilmeleri için, daha fazla çalışmaları gerekmektedir. Öte yandan, kanunun getirdiği ve aşağıda zikredilen imkânlardan da yararlanacaktır.
Bağımsız çalışan ve Kanunun 4-1/b maddesi kapsamında sigortalı sayılan avukatlar 01.10.2008 tarihinden itibaren kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan aşağıdaki yardımlardan da yararlanabileceklerdir.
• İş kazası veya meslek hastalığı sonucu geçici iş göremezliğe uğrayan avukat, prim ve prime bağlı borcu bulunmaması koşuluyla, yatarak tedavi gördüğü süre ile yatarak tedavi sonrası bu tedavinin gereği olarak verilen istirahat raporu süresince Kurumdan geçici iş göremezlik ödeneği
alabilecektir.
• İş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azaldığı tespit edilen avukatlara, Kuruma olan prim ve prime bağlı her türlü borçlarının ödenmiş olması koşuluyla, sürekli işgöremezlik geliri bağlanabilecektir.
• İş kazası veya meslek hastalığına bağlı nedenlerle ölen ya da iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü en az %50 oranında kaybettiği tesbit edilerek gelir bağlandıktan sonra ölen sigortalının hak
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 12
Bağımsız çalışan avukatın doğum yapması hâlinde, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık
sürede kendisine Kurumca geçici iş göremezlik ödeneği
ödenecektir.
sahiplerine gelir bağlanacaktır. Ancak hak sahiplerine gelir bağlanmasında da yine Kuruma olan prim ve prime bağlı her türlü borçların ödenmiş olması koşulu aranacaktır.
• İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen veya Kurumdan sürekli iş göremezlik geliri almakta iken ölen avukatın hak sahiplerine, Sosyal Güvenlik Kurumunca belirlenen tarife üzerinden cenaze ödeneği verilecektir.
Evlenme ödeneği
Avukatın vefatı nedeniyle, hak sahibi olan kız çocukları normal diğer haklarının yanı sıra, evlenmeleri nedeniyle isterlerse almakta oldukları aylık veya gelirin iki yıllık tutarını bir defaya mahsus olmak üzere evlenme ödeneği olarak alabileceklerdir.
Doğum nedeniyle geçici iş göremezlik
Bağımsız çalışan bayan avukatın doğum yapması hâlinde, doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede kendisine Kurumca geçici iş göremezlik ödeneği ödenecektir. Çoğul gebelik hâlinde geçici iş göremezlik ödenecek doğumdan sonraki süre on haftaya çıkarılacaktır. Doğum nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği verilebilmesi için, sigortalının Kuruma olan prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması şarttır.
Emzirme ödeneği
Doğum yapan bayan avukata veya sigortalı olmayan eşinin doğum yapması nedeniyle erkek avukata, yaşaması şartıyla her çocuk için Kurumca belirlenen tarife üzerinden emzirme ödeneği verilecektir. Ancak emzirme ödeneğinden yararlanacak sigortalı adına doğum tarihinden önceki bir yıl içinde en az 120 günlük prim ödenmiş olması ve Kuruma olan prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş bulunması zorunludur.
Avukatlar genel sağlık sigortasından da yararlanabileceklerdir.
01.10.2008 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödeyerek topluluk sigortasına devam eden avukatlar emekli oluncaya kadar Kurumun sağlık yardımlarından yararlanamamaktaydı. Söz konusu avukatlar 01.10.2008 tarihinden itibaren genel sağlık sigortalısı sayıldığından emeklilikten önceki süreçte de genel sağlık sigortasından sağlanan sağlık yardımlarından yararlanabileceklerdir.
Bunların sigortalı ya da isteğe bağlı sigortalı olmayan ve kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olan eşleri; 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görüyorsa 20 yaşını, yüksek öğrenimde ise 25 yaşını doldurmamış ve evli olmayan çocukları ile yaşına bakılmaksızın çalışma gücünün en az %60’nı yitirdiği tespit edilen ve evli olmayan çocukları; her türlü kazanç ve irattan elde ettiği geliri asgari ücretin net tutarından az olan ve diğer çocuklarından sağlık yardımı almayan ana ve babaları da, genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kimseler olarak, sağlık yardımlarından yararlanabileceklerdir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 13
Stajyerlerin genel sağlık sigortasının kaynağı,
açılacak davalarda vekâletnamelere eklenecek olan vekalet pulu bedeli ile toplanan
paralardır.
Sigortalının ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin söz konusu sağlık yardımlarından yararlanabilmesi için, sağlık hizmeti sunucusuna baş vurulduğu tarihten önceki son bir yıl içinde sigortalının en az 30 gün genel sağlık sigortası primi ödemiş olması ve sağlık hizmeti sunucusuna baş vurulduğu tarihte Kuruma 60 günden fazla prim ve prime ilişkin bir borcunun bulunmaması şarttır.
Bağımsız çalışan emekli avukatların sosyal güvenlik destek primi ödeme yükümlülüğü
5510 sayılı Kanunun Geçici 14’üncü maddesiyle; Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce Emekli Sandığı iştirakçisi veya sigortalı olanlar ile vazife malullüğü, malullük, yaşlılık veya emekli aylığı bağlanmış bulunanlar veya Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek
çalışmakta olanlar hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından, bu Kanunla yeniden belirlenen sosyal güvenlik destek primi oranları uygulanmak koşuluyla, yürürlükten kaldırılan kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunması hükme bağlanmıştır.
Sonrasında ise 29/1/2016 tarihli ve 6663 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Geçici 14.
Maddesine fıkra eklenmiş olup, söz konusu değişikliğin, 6663 sayılı Kanunun yayımı tarihi olan 10/2/2016 tarihini takip eden ödeme dönemi başında yürürlüğe gireceği adı geçen Kanunun 35. maddesi ile hüküm altına alınmıştır:
“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ya da sonra malullük, yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlardan; 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında
çalışanlar hakkında, bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili Kanun hükümleri uygulanmaz. Bunlar hakkında, 6. maddenin birinci fıkrasının (n) bendi veya 30. maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi olup, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ya da sonra 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre vazife malullüğü aylığı
bağlananlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışanlar hakkında ise; bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, sosyal güvenlik destek primine ilişkin hükümler uygulanmaksızın ve genel sağlık sigortası primi
alınmaksızın iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri ile yazılı talepleri hâlinde uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanır.”
Stajyer avukatlar
Avukatın genel sağlık sigortasından yararlanma
5510 sayılı yasanın 60. maddesine yapılan ilave hükümle, avukat stajyerleri için, genel sağlık sigortasından yararlanma imkânı getirilmiştir. Genel sağlık sigortasından yararlanma imkânı bir hak olduğu kadar kanuni bir zorunluluk hâline de getirilmiştir. Buna göre; Avukatlık Kanunu uyarınca avukatlık stajı yapmakta olanlardan bu Kanuna göre genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar staj süresi ile sınırlı olmak üzere genel sağlık sigortalısı sayılır. Bu şekilde genel sağlık sigortalısı sayılanların genel sağlık sigortası primleri
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 14
Sosyal güvenlik yasalarına tabi olmaksızın geçen avukatlık staj süreleri
ilgilinin ya da hak sahiplerinin talebi
hâlinde borçlandırılabilecektir.
5510 sayılı kanunun 82’nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının %6'sıdır. Bu primler Türkiye Barolar Birliği tarafından ödenir.
TBB, stajyerlerin genel sağlık sigortasının kaynağını, Avukatlık kanunu gereğince, açılacak davalarda vekâletnamelere eklenecek olan vekâlet pulu bedeli ile toplanan paralar olarak belirlemiştir. Her yıl yenilenen vekâlet pulu bedeline ayrıca yüzde beş oranında ilave yapılır. Bu suretle elde edilecek kaynak avukat stajyerlerinin genel sağlık sigortası primlerinin ödenmesinde kullanılır. Kaynağın yetersizliği durumunda staj kredi fonundan aktarım yapılarak prim ödemesi yapılır.
Bu primler Türkiye Barolar Birliği tarafından ödenir. (Avk. K. m.27)”
İsteğe bağlı sigortalılık
Avukatlık staj süresinin prim ödeme süresine katılmasını sağlamanın önemli bir yolu staj süresinde isteğe bağlı sigortalı olmaktır. Bu seçeneğin tercih edilmesi hâlinde isteğe bağlı sigortaya devam etmek için Kuruma yazılı talepte bulunulması ve prime esas kazancın alt sınırı ile üst sınırı arasında olmak üzere kendileri tarafından belirlenecek bir kazanç üzerinden %12’ si genel sağlık sigortası ve %20’
si malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi olmak üzere toplam %32 oranınında prim ödenmesi gerekecektir.
İsteğe bağlı sigortalılık, bu konudaki yazılı başvurunun Kurum kayıtlarına geçtiği tarihi takip eden günden başlamaktadır.
Staj süresinde isteğe bağlı sigortalı olanlar bu sürede genel sağlık sigortasından sağlanan sağlık yardımlarından da yararlanabilecek, ayrıca staj sürelerinin borçlanılmasına gerek kalmayacaktır.
Staja ilişkin sürelere ilişkin borçlanma
Sosyal güvenlik yasalarına tabi olmaksızın geçen avukatlık staj süreleri ilgilinin ya da hak sahiplerinin talebi hâlinde borçlandırılabilecektir.
Staj süresinin borçlanılabilmesi için, talep tarihindeki prime esas kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında olmak üzere, ilgili tarafından belirlenecek kazanca %32 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacak borç tutarının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekmektedir.
Borçlandırılan staj süresi sigortalının prim ödeme gün sayılarına katılacak ve staj süresi ilgilinin sigortalılık başlangıç tarihinden önce ise, sigortalılık başlangıç tarihi borçlandırılan staj süresi kadar geriye götürülecektir (5510 SK. m. 41).
Topluluk sigortasi prim borçlarinin takibinde barolarin sorumluluğu
Topluluk sigortasına tabi olarak çalışmış bulunan bağımsız avukatların 01.10.2008 tarihinden önceki sürelere ilişkin topluluk sigortası prim borçları, topluluk sigortası sözleşmesindeki hükümlere göre takip ve tahsil edilecektir. 5458 ve 5763 sayılı Kanunlara göre yeniden yapılandırılan topluluk sigortası prim borçları da ilgili Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil olunacaktır. (Yönetmelik Geçici m. 6).
Sosyal Dayanışma Fonu Fon kurulmasının amacı
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 15
Yürütme Kurulu üyelerine, Yönetim Kurulunca belirlenecek
miktarda ücret veya huzur hakkı ödenir.
Türkiye Barolar Birliği nezdinde sosyal güvenlik, sosyal yardım ve dayanışma hizmetlerinde kullanılmak üzere kaynağı bu Kanunun 27’nci maddesinin ikinci fıkrasında gösterilen gelirlerin yarısı olan "Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu"
kurulmuştur.
Bu fondan yapılacak harcamaların esas ve usulleri ile diğer hususlar Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nca hazırlanacak ve Adalet Bakanlığınca
onaylanacak yönetmelikte gösterilir. Fon gelirleri ve giderleri her yıl mevzuatta belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, Adalet Bakanlığı tarafından denetlenir.
Fonun kurulması ve işlevleri
Avukatlık Kanununun 27/A maddesine dayanılarak TBB Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu Yönetmeliği (TBB SYDF Yönt..) hazırlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmeliğe göre, Sosyal yardım ve dayanışma fonu, Yönetim Kurulu tarafından temsil edilir. Yönetim Kurulu, Fonu, Yürütme Kurulunun görüş ve önerilerini alarak yönetir (TBB SYDF Yönt. m. 4).
Yönetim Kurulu;
• Yürütme Kurulu üyelerini atar, Fonla ilgili işlerin yürütülmesi için Sayman Üyesini Fon işleriyle görevlendirir.
• Fona ait nakitleri, menkul değerleri, menkul ve gayrimenkul malları, kuruluşları ve işletmeleri yönetir.
• Fonun yıllık bilançosu ile çalışma raporunu onaylar.
• Yürütme Kurulu tarafından hazırlanarak sunulan, bir sonraki yıl uygulanacak iş programını ve tahmini bütçeyi onaylar.
• Fon için taşınmaz mallar satın alınması, bağış kabul edilmesi, bağışlanan veya satın alınan malların satılması ve bunlar üzerinde her çeşit ayni hakların kurulması, taşınmaz mallar üzerinde ipotek tesis edilmesi ve Fonun varlığının üyelerin yararına ve verimli şekilde işletilmesi konularında her türlü kararı alır ve iktisadi işletmeler kurar.
• Fon Yürütme Kurulunun önerisi üzerine, TBB SYDF Yönetmeliğin 17’nci maddesinde yer alan sosyal yardımlardan;
• Sağlık yardımlarının Fonun tesis edeceği sağlık kuruluş veya
kuruluşlarından yahut doğrudan anlaşma yapacağı sağlık kuruluşlarından alınması,
• Munzam emeklilik yardımının Yürütme Kurulu tarafından oluşturulacak emeklilik sistemi vasıtasıyla yapılması ve ayrıca üyelere hizmet vermek üzere huzurevi kurulması,
• Sağlık ve munzam emeklilik yardımlarının Türkiye'de yerleşik özel sağlık sigorta şirketleri veya özel emeklilik fonları vasıtasıyla, bu hizmetleri veren kurum ve kuruluşlardan birlikte veya ayrı ayrı olmak üzere alınması ve sigorta şirketleri ile acente sözleşmesi yapılması, konularında karar verir, üyelerden alınacak dayanışma aidatı ve katılım paylarının miktar ve esaslarını belirler,
• Fon uygulama esaslarını içeren Yürütme Kurulunca hazırlanacak Yönergeleri onaylar ( TBB SYDF Yönt. m. 5).
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 16
Fon gelirlerinden olan pul bedelleri mali yönden Sayıştay’ın denetimine tabidir.
Yönetmelikte öngörülen işlerin yapılabilmesi için, Yönetim Kurulu’nca aktüerya, sağlık sigortası, finans yönetimi ve benzeri konularda uzman olanlar arasından görevlendirilecek dört üye ve Yönetim Kurulu’nun görevlendirmiş olduğu sayman üyesinin katılımı ile beş kişilik yürütme kurulu oluşturulur.
Yürütme Kurulu çalışmalarını görevli Yönetim Kurulu Sayman Üyesi başkanlığında yürütür. Onun yokluğunda, toplantıya üyelerden en yaşlı olan başkanlık eder. Toplantı ve karar yeter sayısı üç kişidir.
Yürütme Kurulu üyelerine, Yönetim Kurulu’nca belirlenecek miktarda ücret veya huzur hakkı ödenir (TBB SYDF Yönt.. m. 6).
Yürütme Kurulu;
• Fonun ve üyelerin yararına araştırmalar yapar, öneriler geliştirir ve Yönetim Kurulunun verdiği yetki çerçevesinde; fona ait nakit, menkul değerler, menkul ve gayrimenkul mallar, kuruluş ve işletmelerin
yönetimiyle ilgili gerekli gördüğü her türlü sosyal ve ekonomik önlemleri alır.
• Risk ve verimlilik ilkeleri bakımından fon kaynaklarının rasyonel kullanımına yönelik portföy yatırımlarını planlayıp gerçekleştirir.
• Fonun yıllık bilançosu ve çalışma raporunu hazırlayarak Yönetim Kurulu’nun onayına sunar.
• Bir sonraki yıl uygulanacak olan iş programı ile tahmini bütçeyi Yönetim Kurulunun onayına sunar; onaylanan programı tahmini bütçe limitleri içinde uygular.
• Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesi ile Çalışma Yönergesi’ni hazırlayarak Yönetim Kurulu’nun onayına sunar.
• Yönetim Kurulu’nca verilen fon ile ilgili diğer işleri yapar (TBB SYDF Yönt..
m. 7).
Fon işlerinin yürütülmesinden sorumlu olmak üzere, Türkiye Barolar Birliği bünyesinde bir Müdürlük oluşturulur (TBB SYDF Yönt.. m.8). Yürütme kurulunun önerisi ve yönetim kurulunun kararıyla, iş yoğunluğu, coğrafi bölge, avukat sayısı ve diğer kıstaslar göz önünde bulundurularak, ihtiyaç duyulduğu takdirde, fon temsilcilikleri kurulabilir. Temsilciliklerin görev ve yetki alanının hangi baro ya da baroları kapsayacağı kararda belirtilir. Bu karara uygun olarak temsilciliklerin görev ve yetki alanları, çalıştırılacak personele ilişkin düzenlemeler de Çalışma Yönergesi’nde gösterilir (TBB SYDF Yönt..m.9).
Baro yönetim kurulları, her seçim dönemini takip eden ilk Yönetim Kurulu toplantısında kendi içinden bir üyesini belirleyerek fonun, baro kapsamındaki çalışmalarında görevlendirir ve yürütme kurulu başkanlığına bildirir. Baro görevli Yönetim Kurulu üyesinin fon kapsamındaki çalışmalarına ilişkin düzenlemeler Çalışma Yönergesi’nde gösterilir (TBB SYDF Yönt.. m. 10).
Fon gelirlerinden olan pul bedelleri mali yönden Sayıştay’ın denetimine tabidir. Fon gelir ve harcamaları her yıl Türkiye Barolar Birliği Denetleme Kurulu tarafından, ayrıca Adalet Bakanlığı tarafından, Kanunun ek 4’üncü maddesindeki esas ve usullere göre denetlenir (TBB SYDF Yönt.. m. 12).
Fonun gelirleri;
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 17
Fon kapsamındaki sosyal yardımlardan
faydalanmak isteğe bağlıdır.
• Kanunun 27’nci maddesinin ikinci fıkrasında sözü geçen;
• Pul bedellerinin yarısı,
• Vekâlet Pulu Satış Hesabı’nda tutulan paraların fona ait kısmına isabet eden nemaları,
• Fona yapılacak bağışlar,
• Fonun sahip olduğu mal, kuruluş ve işletmelerden elde edilen gelirler,
• Faizler, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları,
• Üyelerden elde edilecek gelirlerdir (TBB SYDF Yönt.. m. 14).
Fon’un sağladığı sosyal yardımlardan yararlanan kimseler
Fon kapsamında sağlanan sosyal yardımlardan avukatlar yararlandırılır.
Ancak, aşağıda belirtilenler de yönetim kurulu kararıyla söz konusu sosyal yardımlardan tamamen veya kısmen yararlandırılabilir.
• Avukatın bakmakla yükümlü olduğu eşi ve çocukları,
• Çalışmayan avukat,
• Çalışmayan avukatın bakmakla yükümlü olduğu eşi ve çocukları,
• Stajyer avukatlar (TBB SYDF Yönt.. m. 16).
Sosyal yardımların boyutu
Sosyal yardım fonu ile üyelere ve diğer hak sahiplerine yapılacak yardımlar ise şu sağlık ve sosyal yardım katkılarından oluşur.
Sağlık yardımları
Tıbbi bakım, tedavi ve cerrahi müdahaleyi gerektirecek bedeni rahatsızlıkla karşılaşılması durumunda üyelerin sağlığını koruma, çalışma ve kendi ihtiyaçlarını görme kabiliyetini yeniden kazandırma amacına yönelik ayakta ve/veya yatarak tedavi edilmesini kapsar.
Geçici iş göremezlik yardımı
Bu yardım, hastalık, analık ve olağan dışı hâller nedeniyle yapılır;
Hastalık sebebiyle yapılacak geçici iş göremezlik yardımı
Avukatın hastalık, ameliyat gibi sağlık sorunları veya uğradığı kaza sonucu mesleki çalışmasını sürdürememesi ve bu sürenin yirmi gün üzerinde olduğunu sağlık kuruluşundan alacağı raporla belgelemesi durumunda, geçici gelir kayıplarının karşılanabilmesi için yapılacak olan yardımdır.
Analık sebebiyle yapılacak geçici iş göremezlik yardımı
Sadece bayan avukata verilmek üzere, doğum yapmasından ötürü yapılacak olan yardımdır.
Olağan dışı hâller nedeniyle yapılacak yardımlar
Kaza, organ yetmezliği, kanser ve kalp rahatsızlıkları gibi uzun süreli tedaviyi gerektiren ve güç çareli hastalıklarda, durumun sağlık raporuyla belgelenmesi şartıyla, yönetmelikte belirtilen yirmi günlük süre aranmaksızın Yönetim Kurulu tarafından belirlenecek miktarda yardım yapılabilir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 18
Avukatın, çalışmayan avukatın ve stajyer avukatın, vefatı hâlinde,
cenaze masraflarının karşılanabilmesi için cenaze yardımı yapılır.
Olağanüstü yardım
Avukatın yangın, sel, deprem ve benzeri olaylar nedeniyle bürosu ve/veya meskeninin kullanılamayacak hâle gelmiş olması ve bunun barosunca hazırlanacak zarar tespit tutanağı ile belgelemesi durumunda ve ayrıca Yürütme Kurulunca lüzum görülen hâllerde olağanüstü yardım yapılabilir.
Cenaze yardımı
Avukatın, çalışmayan avukatın ve stajyer avukatın, vefatı hâlinde, cenaze masraflarının karşılanabilmesi için yapılacak yardımdır.
Munzam emeklilik yardımı
Avukatlık hizmetlerinden emekli olanlara munzam emeklilik yardımı yapılabilir. Munzam emeklilik yardımı, Fonun kaynakları yeterli olduğunda, üyelerin sağlayacağı dayanışma aidatı ve katılım payları da dikkate alınarak yapılır (TBB SYDF Yönt. m. 17).
Sosyal yardımların hangilerinin ve ne nispette olacağı, ödemelerinin ne şekilde yapılacağı, Sağlık Yardımlarının sınır ve yüzdeleri, Geçici İş Göremezlik Yardımının günlük tutarı ile azamî ödeme tutarı, Yürütme Kurulunca hazırlanacak ve Yönetim Kurulu’nca onaylanacak Sosyal Yardım ve Dayanışma Yönergesinde düzenlenir.
Fon kapsamındaki sosyal yardımlardan faydalanmak isteğe bağlıdır. Bu yardımlardan, Fon Müdürlüğü tarafından istenen bilgi ve belgeleri ulaştırmak ve yükümlülükleri yerine getirmek suretiyle yararlanılabilir.
Üyeler, harcama belgelerini ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgili fon birimine eksiksiz ibraz etmek zorundadırlar. Yararlanma hakkı, ödeme tarihinden itibaren bir yıl sonra sona erer (TBB SYDF Yönt. m. 18).
Fonun bütçe dönemi takvim yılıdır. Yürütme Kurulu, bir sonraki takvim yılına ait gelirleri ve yapılacak faaliyetleri esas alarak hazırlayacağı tahmini bütçeyi en geç 15 Aralık tarihine kadar Yönetim Kuruluna sunar.
Yürütme Kurulu, bütçe ile ilgili işlemleri en geç üçer aylık dönemler itibarıyla değerlendirerek, gelişmeler hakkında Yönetim Kurulu’na yazılı olarak bilgi sunar.
Değerlendirmeler sonucunda tahmini bütçe ve uygulama arasında önemli farklılıkların ortaya çıkması veya ihtimalinin bulunması hâlinde, bunun nedenleri, alınacak önlemler ve öneriler Yönetim Kurulu’nun bilgi ve onayına sunulur (TBB SYDF Yönt. m. 19).
Bireysel Etkinlik • Stajyer avukatın genel sağlık sigortası primlerinin TBB tarafından ödenmesi yerinde midir? Tartışınız.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 19
Öze t
•AVANS İSTEME HAKKI
•Avans, avukatın üstlendiği işi yapabilmesi gerekli birtakım -yargılama gideri gibi- masrafları karşılayabilmek için henüz gerçeklememiş veya muaccel hâle gelmemiş giderlere ilişkin olarak avukata yapılan peşin meblağdır.
Gideri olmayan konularda avans istenemez. Avukat yapacağı olası harcamalar için kendisine yeteri kadar avans verilmesini isteme hakkına sahiptir. Talep edilen avans işle orantılı olmalıdır. Avukat, istediği avans verilene kadar işi bekletme hakkına sahiptir. Avansın verilmemesi hâlinde avukatın cebinden harcama yaparak işi takip etme zorunda değildir.
•MASRAF İSTEME HAKKI
•Avukatın iş sahibinden avans veya başka bir ad altında para almaksızın birtakım masraflar da bulunduğu takdirde, yapılan bu masrafların kendisine faizi ile birlikte verilmesi gerekir. Avk. K. m.173/II maddesi avans talep hakkını düzenlemektedir. Kanuni hükme göre tarafların avukatlık sözleşmesinde, masrafların ilk önce avukat tarafından karşılanacağını, yapılan masrafların bilahare ilk talep hâlinde avukata deneceğini kararlaştırmaları mümkündür.
•DOSYA SAKLAMA HAKKI VE GÖREVİ
•Avk. K. 52.maddesine göre, avukat üzerine aldığı her iş veya yazılı mütalaasına başvurulan her husus hakkında düzenli dosya tutmakla yükümlüdür. Dosya tutmayan avukat, bu yükümlülüğünü ihlal etmiş demektir. Avukat, her iş için ayrı ayrı tuttuğu dosyası, dosya içeriği hakkında bilgi istendiğinde müvekkiline de bilgi olarak sunmak zorundadır. Bu husus, mesleki zorunluluk olmasının ötesinde, işlerinin düzgün ve planlı bir şekilde yapılabilmesinin de bir şartıdır.
•Avk. K. 53.maddesi, avukatın yaptığı görüşmelerden gerekli saydıklarını bir tutanakla tespit eder hükmünü getirmiştir. Tutulacak tutanağın altı görüşmede bulunanlar tarafından imzalanır. 53. madde sözlü görüşmelerin tutanağa geçirilmesini (tutanak düzenlenmesini) avukatın takdirine bırakmış ise de diğer mesleki yükümlülüklerin ifası bakımından avukatın bunu yapması gerekir. Dosya içine, vekilin müvekkil ile yaptığı her türlü görüşmeyi zabıta bağladığı tüm yazışmaları, vekâlet sözleşmesini ve dava safahatına ilişkin tüm belge ve delilleri de koyar.
•HAPİS HAKKI
•Avukat, ücreti ve yapmış olduğu giderleri kendisine ödenmedikçe, elinde bulunan evrakı geri vermekle yükümlü değildir ( Avk. K. m. 39). Kısaca hapis hakkı olarak ta nitelendirilen bu hak, avukatın yaptığı iş sonunda, müvekkili adına elde ettiği menfaatlerin kötü niyetli olarak kullanılmasını engellemek maksadıyla kabul edilmiştir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 20
Öz et (d ev am ı)
•SOSYAL GÜVENCE HAKKI
•Bilindiği gibi, eski 506 s.y.’da avukatlar, topluluk sigortasına tabi olarak çalışmalarını devam ettiriyorlardı. Bu hizmetleri nedeniyle, kendilerinden sadece zorunlu malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi alınıyordu. Diğer kısa vadeli sigorta haklarını kullanmaları ise zorunlu değildi. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Hakkında yasaya göre, avukatların tabi olacakları sigortalılık statüsünde aşağıdaki değişiklikler olmuştur.
•Bağımsız çalışan avukatların sigortalılıklarının topluluk sigortası yoluyla sağlanmasına imkân veren 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 186, 188 ve 191'inci maddeleri ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 86'ncı maddesi 5510 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmış ve söz konusu kimselerin 01.10.2008 tarihinden itibaren Kanunun 4'üncü maddesinin durumlarına uyan bendi kapsamında sigortalı sayılmaları hükme bağlanmıştır.
•Gelir vergisi mükellefi olan serbest avukatlar, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olan diğer sigortalılar gibi, 01.10.2008 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4-1/b maddesi kapsamında sigortalı sayılacaklardır.
•Bağımsız çalışan avukatlar, önceki dönemde, işçi sigortalısı gibi değerlendirildiğinden, bağımsız çalışanlara gore, daha az prim ile
“yaşlılık aylığı”na hak kazanabiliyordu. Yeni dönemde ise serbest çalışan avukatlar, bağımsız çalışan diğer kimseler gibi
değerlendirilerek, “yaşlılık aylığına” hak kazanmaları için gerekli
“hizmet süreleri” daha da arttırılmıştır. Bir başka ifade ile, emekli olabilmeleri için, daha fazla çalışmaları gerekmektedir.
•Doğum yapan bayan avukata veya sigortalı olmayan eşinin doğum yapması nedeniyle erkek avukata, yaşaması şartıyla her çocuk için Kurumca belirlenen tarife üzerinden emzirme ödeneği verilecektir.
Ancak emzirme ödeneğinden yararlanacak sigortalı adına doğum tarihinden önceki bir yıl içinde en az 120 günlük prim ödenmiş olması ve Kuruma olan prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş bulunması zorunludur.
•Avukatlık Kanunu uyarınca avukatlık stajı yapmakta olanlardan bu Kanuna göre genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar staj süresi ile sınırlı olmak üzere genel sağlık sigortalısı sayılır. Bu şekilde genel sağlık sigortalısı sayılanların genel sağlık sigortası primleri 5510 sayılı kanunun 82'nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının %6'sıdır. Bu primler Türkiye Barolar Birliği tarafından ödenir.
•Türkiye Barolar Birliği nezdinde sosyal güvenlik, sosyal yardım ve dayanışma hizmetlerinde kullanılmak üzere kaynağı bu Kanunun 27'nci maddesinin ikinci fıkrasında gösterilen gelirlerin yarısı olan
"Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu" kurulmuştur.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 21
DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Avukatın avans isteme hakkı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
a) Avukatın üstlendiği işi yaparken masrafları karşılayabilmek için müvekkilinden aldığı peşin paradır.
b) Avukatın yapmış olduğu masraflar muaccel olup olmadığına bakılmaksızın verilen para avanstır.
c) Gideri olmayan konularda avans istenemez.
d) Avukat istediği avans verilene kadar işi bekletme hakkına sahiptir.
e) Avukatın, üstlendiği vekalet görevi dolaysıyla söz konusu olan masraflara katlanması düşünülemez.
2. Masraf ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
a) Öncelikle masraf yapılmış olmalıdır, aksi takdirde adı avans olur.
b) Avukatın yapmış olduğu masrafın işin gereği olması gerekir.
c) Hukuka aykırı masrafların iş sahibinden talep edilmesi mümkün değildir.
d) Avukat masraflarını, yaptığı masraf tarihinden başlamak üzere her zaman isteyebilir.
e) Süre geçmesine rağmen, masraf veya avans ödenmemesi hâlinde avukat davadan çekilebilir ancak vekalet ücretini talep edemez.
I. Avukat, avans almadığı takdirde müvekkili lehine herhangi bir hukuki iş veya işlem başlatmış olsa bile işi sonuna kadar takip etme
zorunluluğu yoktur.
II. Avukat para veya avans almadığını ileri sürüyorsa bunu yazılı ve ispat edilebilir bir şekilde müvekkile bir ihtar çekmek zorundadır.
III. Böyle bir ihtarın varlığı vekili doğabilecek hukuki sorumluluktan kurtarabilir.
3. Avukatın avans isteme hakkı ile ilgili yukarıdakilerden hangisi veya hangileri söylenebilir?
a) Yalnız I b) Yalnız II c) Yalnız III d) II-III e) I-III
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 22
4. Avukatın dosya saklama hakkı ve görevi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
a) Dosya tutmayan avukat, bu yükümlülüğünü ihlal etmiş demektir.
b) Avukat dosya ile kendisine tevdi olunan evrakı, vekaletin sona ermesinden itibaren beş yıl süre ile saklamakla yükümlüdür.
c) Sürenin başlangıcı, avukatlık sözleşmesinin gereğinin ifasının nihayetinden itibaren başlar.
d) Evrakın geri alınması müvekkile yazı ile bildirilmiş olduğu hâllerde saklama yükümlülüğü bildirme tarihinden itibaren üç ayın sonunda sona erer.
e) Avukat geri alınmayan evrakı saklama süresi geçtikten sonra imha etme hakkına sahiptir.
5. “Avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri, avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutması” avukatın aşağıdaki hangi hakkı ile ilgilidir?
a) Hapis hakkı b) Saklama hakkı
c) Avans ve masraf isteme hakkı d) Güvence hakkı
e) Dayanışma hakkı
6. Aşağıdaki hapis hakkını kullanma şartlarından hangisinin doğru olduğu söylenemez?
a) Avukat hapis hakkını sadece taraflar arasında belirlenen ücreti ve giderleri istemek için kullanabilir.
b) Hapis hakkının kullanılması için alacağın muaccel olmasına gerek yoktur.
c) Avukatın alacağından dolayı hapis hakkını kullanacağını müvekkiline yazılı olarak bildirmelidir.
d) Avukat hapis hakkını alacağı ile orantılı olarak kullanmak zorundadır.
e) Hapis hakkı, sadece müvekkil tarafından verilen ya da avukatın ahzu kabz yetkisine dayanarak müvekkili namına aldığı değerler
hapsedilmek suretiyle kullanılabilir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 23
I. Aylık olarak beyan edilecek kazanç esas kazancın alt sınırı olan asgari ücret ile üst sınırı olan asgari ücretin 6,5 katı arasında olmalıdır.
II. Yazılı olarak kazanç beyan edilmeyen hâllerde Kuruma her ay ödenen primler, ödemenin ait olduğu ay için beyan olarak kabul edilecektir.
III. İlişkin olduğu aya ait primin yasal süresinde ödenmemesi ve bu süre içinde yazılı olarak kazanç beyanında da bulunulmaması hâlinde primler üst sınır üzerinden tahakkuk ve tahsil olunacaktır.
7. Prime esas alınacak kazancın beyan edilmesiyle ilgili yukarıdakilerden hangisi veya hangileri söylenemez?
a) Yalnız I b) Yalnız II c) Yalnız III d) I-III e) II-III
8. Aşağıdakilerden hangisi Avukatların Sosyal Güvence Hakları içerisinde değildir?
a) Yaşlılık aylığı b) Evlenme ödeneği c) Emzirme ödeneği
d) Geçici iş göremezlik ödeneği e) Eğitim ödeneği
9. Aşağıdakilerden hangisi Sosyal Yardımlaşma Fonu’ndan yararlanamaz?
a) Avukatın bakmakla yükümlü olduğu anne ve babası b) Çalışmayan avukat
c) Çalışmayan avukatın bakmakla yükümlü olduğu eşi ve çocukları d) Stajyer avukatlar
e) Avukatın bakmakla yükümlü olduğu eşi ve çocukları
10. Sosyal Dayanışma Fonu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
a) Fon kapsamındaki sosyal yardımlardan faydalanmak isteğe bağlıdır.
b) Üyeler, harcama belgelerini ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde ilgili fon birimine eksiksiz ibraz etmek zorundadırlar.
c) Yararlanma hakkı, ödeme tarihinden itibaren bir yıl sonra sona erer.
d) Yürütme Kurulu, bir sonraki takvim yılına ait gelirleri ve yapılacak faaliyetleri esas alarak hazırlayacağı tahmini bütçeyi en geç 30 Aralık tarihine kadar Yönetim Kurulu’na sunar.
e) Yürütme Kurulu, bütçe ile ilgili işlemleri en geç üçer aylık dönemler itibarıyla değerlendirerek, gelişmeler hakkında Yönetim Kurulu’na yazılı olarak bilgi sunar.
Cevap Anahtarı 1.b, 2.e, 3.d, 4.b, 5.a, 6.b, 7.c, 8.e, 9.a, 10.d
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 24
YARARLANILAN KAYNAKLAR
Akıntürk, Turgut (2003). Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Ankara: Beta Yayınları, 9. Bası,
Aydın, Murat (2006) Avukatlık Ücreti, Ankara: Seçkin Yayınları, 3. Baskı Centel, Nur (1984). Ceza Muhakemesi Hukukunda Müdafi. İstanbul: Kazancı
Yayınları
Erem, Faruk (1995). Avukatın İşi Reddetme Hakkı, Avukatlık Mesleği, Sorunlar- Çözüm Perspektifleri. Antalya: İstanbul Barosu Başkanlığı, Sempozyumu 25- 29 Ekim 1995
Erem, Faruk (2002). Meslek Kuralları Şerhi, Ankara: Ankara Barosu Yayınları Gören, Ömer (2010). Karşılaştıralı Avukatlık-Noterlik Hukuku, Ankara: Adalet
Yayınları
Günday, Metin(1998). İdare Hukuku. Ankara
Güner, Semih(2009). Avukatlık Hukuku. İzmir: Seçkin Yayınları.
Günergök, Özcan (2009). Avukatlık Sözleşmesi. Ankara: Seçkin yayınları, 2. Baskı Hatemi, Hüseyin; Serozan, Rona; Arpacı, A., (1992). Borçlar Hukuku Özel Bölüm,
İstanbul
Karateke, Songül (2006). Avukatlık Sözleşmesinde Ücret. Ankara: Turhan Kitabevi Korkusuz, Refik Mehmet (2005). Uluslararası Belgelerde ve Türk Anayasalarında
Temel Hak ve Özgürlükler. İzmir: AB DİHEP Yayını
Metin, Hulusi (1995). Savunma Sanatı ve Görevi Üzerine Düşünceler, Avukatlık Mesleğinin Geleneksel Rolünün Güçlendirilmesi, Demokratikleşme, İnsan Hakları ve Hukuk Devleti Bağlamında Avukatlık Mesleği, Sorunlar-Çözüm Perspektifleri. Antalya: İstanbul Barosu Başkanlığı, Sempozyum
Özkan Sungurtekin, Meral (2006). Avukatlık Hukuku. İzmir: Fakülteler Barış Kitabevi
Sungurtekin, Meral (1999). Avukatlık Mesleği, Avukatın Hak ve Yükümlülükleri.
İzmir: Barış Yayınları
Uluer, Yıldırım (1998). Anayasa Hukukunda ve idare Hukukunda Kamu Hizmeti, Anayasa yargısı. Ankara
Yavuz, Cevdet (2004). Borçlar Hukuku Dersleri, Özel Hükümler. İstanbul: Beta Yayınevi, 3. Basım
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi 25