İlk Seyahatler-
3
Nördlingen yakınlarındaki iki kireçtaşı mağarasında bulunan Columella rustica kabukları, Akdeniz’den Svebya’ya binbir zahmetle getirilmiş, eskiçağ kadınlarının boyunlarını süslemişti. Girit ve Mısır’da ölülerle birlikte gömülen eşyalar
arasında kehribar da vardı; kazılarda gün ışığına çıkarılan ve çok uzaklardan getirildikleri
tespit edilen buluntular, seyahatler
hakkında bilgi veren en eski kaynaklardır.
Tuz ve kehribar yolları Avrupa’yı boydan boya katediyor, Hallstatt yakınlarındaki
zengin tuz yataklarından kuzeye ve batıya, Kuzey Denizi kıyılarından da Yukarı
İtalya’ya dek uzanıyordu.
Uzun yıllar boyunca, halkların en rağbet ettiği ticari mallar, bu yollardan taşınırdı.
Tacirler, bilinmeyen yerlerin keşfine önayak olmaya başla mışlardı bile.
İlk başlarda “sefere çıkmak”, “savaşa
hazırlanmak” anlamına gelen reisen [Alm.
seyahat etmek] sözcüğü sonraları tüm yolculuk ve geziler için kullanılır oldu, insanlar dünyayı
“gezerek öğrenmek, bir hedefe varmadan dolaşmak” istiyorlardı.
Seyahatin tarihi, kendi küçük dün yaları dışında başka insanların, her şeyden önce de başka
mallar ve hazineler olduğunu fark eden kâşiflerle başlar.
Onlar, insanların ayak izlerinin açtığı
patikaları, dağ yamaçlarını ve nehir boylarını izleye izleye yabancı diyarları dolaştılar.
Lebork (Lauenburg) yakınlarındaki
Kopanievvo bataklığında, muhtemelen bir tacirin kayışla omzuna astığı, içinde kırık
bronz parçaları olan 65 cm uzunluğunda meşe bir sandık bulunmuş. Buluntunun erken bronz çağına ait olduğu tespit edilmiştir.
Kaynak
Winfried Löschburg- Seyahatin Kültür Tarihi