s a y f a i
lstnbul m ektupları;
■'/7lfU's,tl
B o ğ a z iç i
Güzel Boğaziçi, herşeyile Türk-
tür ve Türk kalacaktır.
Gazetelerde okuyoruz, bilhassa akşam gazeteleri o kader alevlendiriyorlar ki; iri pilotu harflerle sahife- leri doldurmuşlar: Rusların T&rkiyeden Boğazlar üze rinde istekleri varmış ..
Olabilir) istenmek he* mea yerine getirilmiş de mek değildir. Nasıl tekrar tekrar istenmekle ağız yıp ranmazsa, bunları işitmez* ilkten gelmekte kulak sa ğır olmaz
İşte şöyle Boğâztçini bir tahayyül ettim, ettim değil, denizyollarının va müştak bel şirketi Hsyriyenin 64 numaralı vapuruyla Boğaza gezintiye çıktım.
Boğazın cennet gümüşi sularında du gun ve düz gün bir kâğıt gibi yüzünde ▼•pürümüzün köpük köpük ayırdığı dalgacıklar çok uzak olmıyan sahillere çır - pıatıiar halinde eriştiğini ▼e kaybolduğunu geriden görebiliyorum.
Boğaziçi İstanbulun cennetidir, battâ Türkiyı- nin de I* Boğazı teşkil eden irili ufaktı t pelerin ara sında yılankavi yollarla bü
küifip uzayan mavi yeşil su lar, tepeler üzerinde çam ormanlarının geçmişlerini
aksettiriyorlar-Boğazı teşkil eden sular, topraklar, yalılar, ağsçlar, otlar.. Hepsi birer birer di le gelip sanki bana Türkün ebedî baii olduklarım ve kalacaklarını haykırıyorlar. Ben de hepsini dinliyornm ▼e Tüık olan herkes te bu
nu duyup dinüyebiliyor. Her feu p'u bakır maş rapa ile Boğaza daldırılıp alınan sn içersinde, Barka» fosların, Turgut reislerin, Kemal reislerin kadırgala- riyie bunların güverteleri üzerinde levendlerin pala sallayışlarım gösteriyor.
Her çapa ile alınan Bo ğaz bara topraklarından, Fatihlerin, Selimlerin ve da ha birçok isimlerin Boğez topraklarına hâkim sesleri yükseliyor.
Boğaz boyunca sırala nan eski yeni yalılar, yapı lış, işleniş, ve stil bakımın dan asırların üzerinde Tü k hâkimiyetini teyit ediyor.
Yine Boğazda her ağaç her ot, dökme top akların gülle, hışırtılarını, ve atlı süvarilerin nal seslerini fı sıldıyor.
Boğaziçi herşeyi ile Tüiktür, Türk malıdır ve Tüık kalacaktır,
Boğsziçinde sırayla, va purunuz ber iki yana boğaz kssaba iskeieleıine uğuya- rak, boğazın derinliklerinde tepeler arasında kaybolu yor.
Her iskeleye uğrayışımız; gözümün önünde bana b»ş ka bir film çeviıtijor. Üs- küdaıa vardığımız zaman - geç kaldınız Üsküdarda sabah oldu dediler«* Saba hın farkındayız dedik; atı alan Üsküdarı çoktan aştı ««▼•bili! verdiler
B«şikteşta Barbarosun boğ«z sularına karşı heybet li vaziyeti, rüzgârla hafifçe dalgalanan elbisesi birden bire yandaki figürlerin sert hareketlerih büsbütün hsy- betieniyor. Genç ve çaiâk •hareketli leventlerin vücut* iarı, çıplak göğüs ve kolla rı hür bir rüzgârı kucaklı-
yarak şişiyor:
Deniz ufkunda,bu top sesleri nereden geliyor Barbaros belki donanmayla seferden geliyor.. Y. K. B. Ortaköy camisi, Boğaz da Tüık sanatım heybetlen- diriyor, karşıda Beylerbey sarayı mavi sularda beyaz gölgesiyle has eleniyor.
Kandilli, Beykoz, balta limanı ayrı birer taıih s*h nesi canlandırıp; Baltacı Mehmet paşayı kadı galan limana çekmiş ve levend- lere eli iie emir verir şah lan ışını gö ür gibi oluyo ruz.
Bu yanda Rumeli yaka sında Bebek Rumelihisarı, Mirgfln nasıl karş<ki Ana doluluları ile Bağazı kes tikleri zamanki, poatos ge milerinin fstanbuia yardımı nı durdurduğumu hayretle
seyrediyoruz-Kireçburnu, Tarabya, Büyükdere. Sarıyer, yeni makulle Boğazın sıralanmış ve süslü kübik binalarla
kasabalarım gösteriyor. Bağaz baştan başa, ka vaklar, fenerlere, kadar ta biatin işlediği izce Oyma tarla süslenmiş Tüık zevki ni gösteren antikadır.
Boğaziçi bir şiir yuvası dır- Boğazda bez ilerliyen gemi, kanatlanmış bir liham perisidir.
Behçet Kemal Çağların Boğaziçine son şiir cisrsk yazdığı (Boğazda sabah), ithaf manzumesi, ne güzel Boğazın, tam o kuşluk za manım canlandırıyor:
Bitmedi rüyamda kalyon cenkleri.. Açtım kirpiğimle bu ke
penkleri: Gece kömürdüler, şimdi
alevler. Aksi şey., güzel şey, su
larda yanış., Her dakika başka renk, başka kıvranış: Şimdi Tunca, şimdi Fırat akıyor. Yalılar, bağlanmış, hayat
akıyor. Ve sonra devamla boğaz köylerini ve bu tepeler ara sim ne güzel tasvir »diyor.
En şuh giyinişi, en şen raksıdır,. Tepe araları saksı saksıdır. Açıyor lâle, gül, nergis
içinde: Deniz bir tarh olmuş bu
sis içinde Şekil belirmeden peyda ol
muş renk; Açılmamış artta, yayılmış
çiçek. Boğaziçi hakikaten taze bir hayattı! fışkırmış