• Sonuç bulunamadı

TAHRAN NOTLARI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "TAHRAN NOTLARI"

Copied!
22
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TAHRAN NOTLARI

Çeviren: Ö. CENAP EREN

ÖNSÖZ

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birli~i Ilimler Akademisi Do~u Bilimleri Enstitüsü, albay V.A. KOSOGOVSKI'nin "TAHRAN NOTLA-RI"n~~ yay~mlad~.

Eser, 196o y~l~ nda, Moskova'da, Do~u Edebiyat~~ Yay~nevi taraf~ndan 3000 nüsha olarak bas~ld~~ ve sat~~a ç~kar~ld~.

Kitab~ n yazar~~ G.M. Petrov, önsözde, esere ve NOTLAR'~n yazar~na dair ~u bilgileri vermektedir:

S.S.C.B. ilimler Akademisi Do~u Bilimleri Enstitüsünün elyazmalar~~ bölümünde, ~ah~n Kozak Muhaf~z Tu~ay~~ Komutan~~ (Çar ordusu albaylar~ndan) V.A. Kosogovski'nin "TAHRAN NOTLARI" dosyas~~ da bulunmaktad~r. Iran'~n XIX. yüzy~l~n sonlar~ndaki durumuna dair çe~itli ve çok ilginç bilgileri içeren pek çok say~daki malzemeyi, albay Kosogovski bizzat i~leyerek yay~mlamay~~ dü~ünmü~tür.

Nasreddin ~ah'~ n öldürülmesi, yerine Muzaffereddin ~ah'~ n tahta ç~k~~~~ ve Rusya'n~ n Iran'daki Büyükelçisi A.S. Griboyedov'un katl~~ ile ilgili bölümler hariç tutulursa, ad~geçen eser, k~rk y~ldan fazla bir zaman yay~mlanmadan, oldu~u yerde kalm~~t~r.

(Bu kitab~n yazar~~ G.M. Petrov, 1941 y~l~ nda "Istoriçeskiy jurnal", No: 12. ("Tarih Dergisi, ~~ 2. say~) ve "Uçon~ya Zapiski Instituta Vostokovedeni-ya AN SSSR, t. VIII, Moskva, 1953 (SSCB Ilimler Akademisi Do~u Bilimleri Enstitüsü Bilimsel Raporlar Dergisi" VIII. cilt, Moskova, 1953) adl~~ yay~n organlar~nda bahs~~ geçen konularda iki makale yay~ mlam~~t~r.) Ayr~ca, 1923 y~l~ nda V. Kryajin, "Nov~y Vostok" (Yeni Do~u) dergisinin 3. ve 4. say~lar~nda yay~mlad~~~~ makalesinde de belirtti~i gibi, Genel Rusya ~ark~yatç~lar~~ Bilimsel Birli~i, Kosogovskinin" TAHRAN NOTLARI'm oldu~u gibi ve tamamen yay~ nlamay~~ tasarlam~~~ ise de, bu gerçekle~tirilmemi~tir. (Sovyet-iran ili~kileri aç~s~ ndan yay~mlanmas~~ ilgili Soveyt makamlar~ nca sak~ncal~~ görülmü~~

Kosogovski'nin NOTLARI, özellikle 1896-1898 y~llar~na ait olaylar~~ ve hakikatleri tespit etmektedir.

(2)

982 U. A. KOSOGOVSK~~ - 0. CENAP EREN

Tahran'daki görevinin sürdü~ü 1894 ve 1896 dan sondaki 1898 y~llar~nda da albay~n, Iran'da meydana gelen olaylarla ilgili NOTLARI'na devam etmi~~ olaca~~~ dü~ünülürse de, Ilimler Akademisinin Do~u Bilimler Enstitüsünde bu senelere dair malzeme bulunmamaktad~r.

V.A. Kosogovski'ye ait, elimizde ~u biyografik bilgiler mevcuttur: kendisi, 14 Ocak 1857 tarihinde do~mu~tur. Moskova Askeri Lisesinden mezun olduktan sonra, Nikolayev ~ehri Süvari Okulunu, ard~ndan da Nikolayev Harp Akademisi yüksek k~sm~n~~ bitirmi~tir.

Askerlik hizmetine 1874 y~l~nda girmi~~ ve 1894 te Kurmay Albayl~~a terfi etmi~tir.

1894 y~l~nda Iran Süvari Kuvvetlerinin E~itimi ve Talimi ile görevlendirilerek, Tahran'a gönderilmi~~ ve 1903 y~l~na kadar orada kalm~~t~r. ( ~~ May~s 1903 tarihli Rus generallerine ait k~dem çizelgesinde Kosogovski'nin ad~na da rastlanmaktad~r.)

Kendi subaylar~na ve askerine itimat etmeyen ~ah, Kosogovski'nin emrindeki Rus Tugay~m saray~n ve saray mensuplar~n~n güvenli~ini sa~lamada kullanm~~t~r. (Ö.C.E.)

Memleketin en yüksek makam sahipleriyle ve hatta ~ah ile dahi görü~me yetkisi olan Kosogovski, Iran saray~ndaki hayat ve baz~~ devlet ricali hakk~nda ilgi çekici bilgiler vermektedir.

Kosogovski'nin notlar~, Iran'~, kendi emperyalist etkileri alt~na almak üzere, Ingiltere ile çarl~k Rusya's~~ aras~ndaki mücadeleyi ve memleketin o zamanki iç durumunu aç~kça ortaya koymaktad~r. Iran'daki önemli ekonomik ve siyasi mevzileri ele geçirmek için, bu iki devlet birbiriyle rekabet halinde idi.

Bu mücadele safhalar~ndan bir tanesi, Iran'da, Ingiliz ve Rus bankalar~n~n kurulmas~~ ve ~ah~n Kozak Tugay~mn ba~~na Rus subaylar~n~n getirilmesi olmu~tu.

Ingilizler, 1889 senesinde Iran'da ~ahin~ah Bankas~'m kurdular ve Iran topraklar~nda geçerli para basma tekelinden yararlanma~a ba~lad~lar. Bir Iran devlet kurulu~u görevini yapmakla beraber, banka, Iran hükümetinden tamamiyle ayr~~ ve müstakildi.

1890 da, Rus sermayedarlar~ndan Polyakov, Tahran'da bir Ikraz ve Istikraz (Ödünç alma ve ödünç verme) bankas~~ açma hakk~n~~ elde etti.

Bu banka, Çar hükümetiyle s~k~~ i~birli~i halinde ve onun direktifleriyle vazife görmekte idi.

~ah~ n ricas~~ üzerine, daha 1879 senesinde Rus subaylar~ n~ n yönetiminde Iran'da ~ah Kozak Tugay~~ meydana getirilmi~ti.

(3)

TAHRAN NOTLAR I 983 Bu Tugay, sadece ~ahin saray~n~~ korumakla kalmayacak, memlekette ba~gösterebilecek ayaklanmalar~~ bast~racak ve Iran'daki hâkim s~n~flar~n ihtiyaç duyduklar~~ "asayi~i" de sa~layacakt~.

Tugay, ayn~~ zamanda Iran ordusunun subay kadrolar~n~~ da Rus askeri talimnamelerinin ruhunda yeti~tirmekle de görevli bulunuyordu.

Iran'~n ün yapm~~~ birçok askeri lideri, Kozak Tugay~nda yeti~mi~lerdir. Nitekim, R~za ~ah da, Kozak Tugay~nda kendisiyle birlikte hizmet etmi~~ Iran% subaylara dayanarak, iktidar~~ Kacar sülâlesinin elinden alarak, Iran taht~na oturmu~tu.

Rus Tugay~mn Tahran'da görevlendirilmesi, Çarl~k Rusyas~na ~ahin saray~~ ile ve bizzat ~ah ile do~rudan do~ruya temas imkan~n~~ sa~lam~~~ ve Iran hükümetinin her türlü icraat ve faaliyetinden haberdar olma ve gerekti~inde hükümete bask~~ yapma yolunu da açm~~t~.

Ancak, 1917 Ekim ihtilâlinden sonra, Sovyet hükümeti, Çal-11k Rusyas~~ zaman~nda Iran'la aktedilmi~~ bulunan ve onu küçük dü~üren andla~ma ve anla~malar~~ geçersiz saym~~, Rus imtiyaz sahiplerinin haklar~n~~ iptal etmi~~ ve bunlara ait her türlü ta~~n~r ve ta~~nmaz mallar~~ Iran'a b~rakarak, kapitülasyon rejimini kald~rm~~t~.

Kosogovski'nin, Iran'~n 1896 ve 1898 y~llar~~ aras~ndaki ekonomik ve siyasi durumunu anlatan Notlar~~ çok ilgi çekicidir. Bu devrede meydana gelmi~~ bulunan belli ba~l~~ olaylar~~ incelemek, 1905 ve 1911 ihtilallerinin sebeplerini anlamada büyük önem ta~~r.

Bu y~llarda, Ingiliz ve Rus sermaye sahipleri aras~nda, Iran pazarlar~ndan daha çok ham madde elde etmek yar~~~, Iran tar~m~nda istihsalin artmas~na yol açm~~, tar~mla u~ra~an çiftlik ve toprak sahiplerinin say~s~~ artm~~t~. Tacirler, din adamlar~~ ve memurlar, ileride zengin olmak hayaliyle, toprak elde etme~e ba~lam~~lard~.

Feodal-çiftlik sahipleri, yabanc~~ sermayenin arad~~~~ ürünleri yeti~tirme gayreti içine girmi~lerdi. Ancak, büyük toprak sahipleri, tar~mda modern bir tekni~in tatbiki suretiyle de~il, tarlalara daha çok say~da ucuz i~çi sokmakla istihsali artt~rma yolunu benimsemi~lerdi. Bu da, esasen istismar konusu olan köylülerin durumunu dayan~lmaz bir kerteye getirmi~ti.

Memleketin en büyük feodali ~ahin kendisi idi. Mültezim (vergi toplama hakk~n~~ sat~n alma) usulü, bütün devlet te~kilât~n~~ devasa bir zorbal~k makinesi yapm~~t~. Vergi tahsilât~nda çal~~an memurlar~n rü~vet, h~rs~zl~k ve her çe~it ahlaks~zl~klar~~ tarifi imkans~z ölçülere varm~~t~.

(4)

984 U. A. KOSOGOVSKI - O. CENAP EREN

Saray mensubu prensler, bakanlar, baz~~ yüksek görevlere vekalet edenler ile eyalet valileri, bu kötülükleri rekor seviyeye ç~ kartan kimselerdi. Her ~eye ra~men, gene de para kâfi'gelmiyordu.

Daha fazla para elde edebilmek için, ~ah hükümeti, eyalet valilerini y~lda iki defa de~i~tirme yoluna ba~vurdu ise de, devletin mali durumu düzelmedi. (Atanabilmek için valiler devlete para ödüyorlard~. Sonra da, verdikleri paran~ n birkaç kat~n~~ halktan al~yorlard~ ).

Bu tedbir, köylüler üzerindeki bask~y~~ ~iddetlendirmi~~ oldu. Çünkü, vergi tahsildarlar~, halktan gelecek y~llara mahsuben vergi toplama~a giri~tiler.

Kosogovski'nin Notlar~'nda, feodallerin ve ~ah hükümetinin haydutça taktikleri bütün ç~plakl~~~~ ile ortaya konulmakta, devletin hazinesi tamtak~r oldu~undan, ordu ve polis te~kilat~~ mensuplar~~ ile devlet memurlar~ n~ n y~llarca ayl~k alamad~ klar~~ görülmektedir.

Memleketin içine dü~tü~ü bu zor mali durum kar~~s~nda, ~ah hükümeti, XIX. yüzy~l~n ilk y~llar~ nda din adamlar~n~ n gelirlerine el atma~a ba~lad~. (Evvelce noter tasdikleri, belge suretlerinin tasdiki gelirleri din adamlar~ na aitti). Bu gelirlerden mahrum b~ rak~lmalar~, onlar~, devletin içindeki rollerinden de uzakla~t~rm~~~ oluyordu.)

Fakat, yüksek mevkilerdeki din adamlar~n~n durumu, a~a~~dakilerden farkl~~ idi. Bunlar, vak~f mülklerinden muazzam gelirler sa~l~yor, ta~~ nmaz mallar~ n sat~~lar~ndan kendilerine hisse ay~r~yorlard~. Din i~lerini yürüten yüksek s~ n~f mensuplar~~ da geni~~ toprak sahiplerinden farkl~~ de~illerdi.

Feodallerin lüks hayat~~ ve debdebesi fakir halk~n sefaleti ile tam bir tezat halinde idi.

~aha, onun hükümetini yöneten yüksek makam sahibi memurlara ve feodal toprak a~alar~n~n rejimine kar~~~ halk kütleleri aras~ nda geni~~ çapta memnuniyetsizlikler ba~gösterdi. Memleket topraklar~~ parça parça sat~l~yor, Iran, yabanc~~ sermaye taraf~ndan kölele~tiriliyordu.

Bu dönemde, memlekette yabanc~~ emperyalizme destek sa~layan Kacar mutlak~yet idaresine kar~~, mücadeleye giri~me fikri, halk~ n aras~nda yer etme~e ba~lad~.

Bu y~llardaki kayna~ma ve geli~meler, Iran'da ~~ 905 ve ~~ 911 senelerinde patlak veren ihtilallerin arefesini te~kil etmekte idi.

1896 senesinde Iran'daki en önemli siyasi olaylardan bir tanesi, Nasreddin ~ah~ n öldürülmesi idi.

V.A. Kosogovski bu olay~~ teferruat~~ ile anlatmakta ve ~ahin katili Mirza R~za Kermani hakk~nda da gayet etraf~~ bilgi vermektedir.

(5)

TAHRAN NOTLAR! 985 Bu olay, halk kütlelerinin sefaletinin ve idarenin bask~s~n~n halk~n sabr~n~~ ta~~rd~~~n~n bir delili idi.

V.A. Kosogovski'nin Notlar~'nda, Muzaffereddin ~ahin tahta ç~k~~~~ etraf~~ bir biçimde anlat~lmaktad~r.

Çar idaresinin diplomatlar~, yeni ~ahin, tasavvur ettikleri gibi, fevkalade istidatl~~ ve kabiliyetli bir adam olmad~~~ n~~ hayretle mü~ahede etmi~lerdir. Bu i~te, ~ahin en yak~n adam~~ olan Ferman-Ferma, devletin siyasetinde Rus tarafl~s~~ olarak bilinen Emin-us-Saltana'y~~ görevinden istifa ettirmeyi ba~arm~~t~r.

Yeni ~ahin hareket tarz~~ ve onun ard~nda, Ferman Ferma ile birlik halinde bulunan bir avuç saray mensubunun tutumu, albay Kosogovski'yi bir hayli üzmü~tür.

Eserde, Babflere ve bunlar~n örgütlenmelerine dair bir tak~m bilgiler de verilmektedir. Bu y~llarda, bunlar~n faaliyet merkezinin Bakü ~ehrinde bulundu~u, bu ~ehrin Emniyet Müdürü Deminski ile albay Kosogovski aras~nda teati olunan mektuplardan anla~~lmaktad~r.

1844-1852 y~llar~~ aras~nda Babflerin Iran'da muazzam bir etkisi oldu~u görülüyor. Ancak, daha sonraki y~llarda, yüksek s~mflar~n görü~~ ve menfaatlerini temsil eden Bahaner, Babi'lerden kopmu~lard~r.

XIX. yüzy~l~n ortalar~ nda, Babi'lerin ayaklanmalar~n~~ hükümet ~iddetle bast~ rm~~~ olmakla beraber, Kacar rejiminden memnun olmayan herkes, yüzy~l~n sonlar~na kadar, devlet makamlar~~ ve emniyet kuvvetlerince hep Babilerden addolunarak, takibata u~ram~~ t~r.

Bu senelerde, Iranl~~ münevverler ve uyan~k din adamlar~~ aras~nda bir tak~m liberal dü~ünceler ve grupla~malar meydana gelmi~~ ise de, bunlar~n aras~nda düzenli bir ba~lant~~ ve te~kilâtlanma yoktu. Bunlar, kendilerini, yurt d~~~nda bulunan Cemaleddini Afgani' nin taraftar~~ say~yorlard~.

Cemaleddini Afganf (1839-1897), XIX. yüzy~l~n son 20-30 senesi içinde, müslüman memleketlerin içtimai hayat~nda büyük etki yapm~~~ bir siyaset adam~d~r. Faaliyetlerinde, karma~~k ve tezatlarla dolu bir ~ahsiyet olarak ortaya ç~kmaktad~r. Do~u memleketlerinde, emperyalist geli~me ve temayüle kar~~~ yapt~~~~ mücadeleyi, islâmiyetin bayra~~~ alt~nda yürütme~e çal~~m~~~ bir kimsedir. Taraftarlar~~ da, idaresinden memnun olmad~klar~~ ~ahin devrilmesini, yerine, daha "adil" bir ~ahin gelmesini istemekten öteye gidememektedirler.

V.A. Kosogovski'nin, SSCB Ilimler Akademisi ~ark~yat Enstitüsünde-ki Tahran Notlar~'ndan maada, SSCB Devlet Merkez Harp Tarihi

(6)

986 U. A. KOSOGOVSKI - Ö. CENAP EREN

Ar~ivinde de (521 dosya içinde) çok say~da ~ahsi evrak~~ ve mektuplar~~ bulunmaktad~ r.

V.A. Kosogovski'nin Tahran Notlar~, dört büyük dosya halinde tasnif edilmi~tir.

Birincisi- 6 ~ubat-12 Kas~m 1896 dönemine ait olup, en önemli belgeleri içermektedir.

~ kincisi- 13 Kas~ m-28 Aral~ k 1896 dönemidir. Bunda, Emin-us-Saltana'mn Ba~bakan görevinden azli ve Kum ~ehrine gidi~i; Harbiye Naz~ r~~ Ferman Ferma'mn Kosogovski'ye ve Kozak Tugay~na kar~~~ tutumu ve Muzaffereddin ~ah~ n ve Ferman-Ferma'n~ n, Emin-us-Saltana'mn akrabalar~~ tarafindan takibi anlat~lmaktad~r.

Üçüncüsü- 1897 y~l~ nda meydana gelen olaylarla ilgilidir. Bunda, Tugay mensuplar~ndan Oranovski'nin ve Tugay~ n Kurmay Ba~kan~~ Ermeni as~ll~~ Martiros Han~ n notlar~~ yer almaktad~r. (Bu subay, Moskova'daki Lazarev Enstitüsünde okumu~, Türkçe, Farsça ve Arapça bilen, Tugay~ n en ya~l~~ ve k~demli subay~~ idi).

Bu dosyadaki evrak aras~nda Enzeli-Re~t-Kazvin-Tahran yolunun teferruatl~~ bir tarifi de bulunmaktad~r.

Dördüncüsü- 1898 olaylar~~ ile ilgilidir. Kapa~~nda "Çe~itli günlük notlar" kayd~~ vard~ r.

Bu dört dosyan~n içinde (34,2 X 2 2 cm. boyunda) 3684 yaprak bulunmaktad~ r. Yaz~lar, siyah mürekkeple, bazen de kur~un kalemle yaz~lm~~t~r.

Evrak aras~ nda ~~ 88 mektup bulunmaktad~r. Bunlar~n ~~ 37-si Rusça, 42-si Farsça, 9-u da Frans~zcad~r.

Biz bu malzemenin içinden, ~ ran'~ n 1896-1898 y~llar~ndaki sosyal-ekonomik geli~melerini gösteren k~s~mlar~ndan yararland~k.

Metinde bir de~i~iklik yapmad~ k. Sadece iranl~lar~n adlar~nda gördü~ümüz yanl~~~ yaz~l~§ tarzlar~n~~ düzelttik.

Kosogovski, Notlar~'mn baz~lar~na ba~l~klar koymu~. Biz de bu ba~l~klar~~ t~rnak içinde aynen muhafaza ettik.

Tarih Bilimleri Doçenti G.M. PETROV

(7)

TAHRAN NOTLAR I 987 8 .9 6

(Haydut Abbas-Han Çinari Ile kar~ila~mam.)

16 ~ubat- ...Bir konu ile ilgili olarak Sadrazam~~ (Ba~bakan~) görme~e gittim. Hiç kimsenin içeriye girmesine müsaade edilmedi~i halde, ben kimseye ald~rmadan, Ba~bakan~n ~ehirdeki evinin bahçesine girdim. Kendisini görünceye kadar, burada dört saat beklemek zorunda kald~m.

Bir talih eseri, burada, Iran'~n ün yapm~~~ haydutlar~ndan Abbas-Han Çinari ile kar~~la~t~m. (Soyad~n~, Hamedan'~n 60-70 kilometre yak~n~ndaki kendine ait köy olan Çinari köyünden alm~~t~r).

Yakalanmas~~ için hükümet tarafindan gönderilen müfrezeleri yenilgiye u~ratmakla kalmam~~, sarbazlar~~ (hükümet askerlerini) peri~an ederek, orduya ait iki topu da ele geçirmi~tir. Onunla sohbue dald~k, zaman anlamadan geçiverdi.

Abbas-Han Çinari, Hamadan (Ekbatan) eyaletindeki Af~ar kabilesi-nin reislerindendir. Ilk zamanlarda, Çinar!, bundan önceki Harbiye Naz~r~~ zaman~nda, Af~ar Süvari Kuvvetleri saflar~nda dürüst ve namusluca hizmet etmi~tir.

Naib-us-Saltana Harbiye Naz~rl~~~na getirilince, bunun elindeki tiyülleri (Hamadan bölgesinde kendisine ait olan köy ve topraklar~) elinden alabilmek için, bunu Tahran'a davet etmi~ler. Maksad~n bu oldu~unu anlay~nca, Çinari Tahran'dan kaçm~~~ ve yakalanmas~~ için ard~ndan gönderilen askeri müfrezeleri de darmada~~n etmi~.

Hamadan Genel Valisi Âmir Nizam, e~k~yal~~~~ b~rak~rsa, kendisini af ettirece~ini ve devlet hizmetine alaca~~n~~ bildirmi~. Çinari, buna raz~~ olmu~~ ve hakikaten, Ekbatan havalisindeki karasuren (silahl~~ yol muhafizlann~n) lerin ~efli~ine atanm~~~ ve kendisine ayl~k ba~lanm~~.

Dürüst bir devlet görevlisi olarak i~e ba~lad~ktan sonra, üç ay süre ile Çinarrye maa~~ verilmi~, ard~ndan maa~lar~, iki-üç ayda birer ayl~k verilme~e ba~lanm~~, sonunda da büsbütün kesilmi~~ ödenmez olmu~.

O zaman, Çinari, bir ba~ka bölgede bulunan, Âmir Nizam'~n o~luna giderek, ona olup bitenleri aç~k kalplilikle anlatm~~.. Ve burada, Çinari, Âmir Nizam'~n kendisine kar~~, en akla gelmeyecek tuzaklar~~ haz~rlad~~~n~~ ö~renmi~.

Çinari, vatan haini ilan edilmi~~ ve yakalay~p, kendisini zincire vurulmu~~ olarak Tahran'a getirmeleri için, emrinde hizmet eden karasurenlere hükümetçe emir verilmi~.

(8)

988 U. A. KOSOGOVSK~~ - O. CENAP EREN

Amir Nizam'~ n o~lunun bulundu~u bölgeyi derhal terk eden Çinari, gizlice Tahran'a gelerek, Ingiltere Sefaretine girmi~. Tercüman arac~l~~~~ ile Ingiliz Büyükelçisi Sir Mortimer Durand'a "Kendini tan~ tarak", Ingiltere Sefaretinde güvenlik içinde kal~p kalamayaca~~n~~ sormu~. Kalabilecekse, bunu ~aha derhal bildirmesini rica etmi~, kalamayacaksa, derhal ç~k~p, geldi~i yere gidece~ini bildirmi~.

üç saat dü~ündükten sonra, Ingiliz Büyükelçisi, ona, Sefarette emniyet içinde kalabilece~ini bildirmi~, sefaret binas~nda kendisine yer ayr~lm~~, Büyükelçi de bu konuda ~ahla görü~mek üzere, saraya gitmi~.

Sonunda, Çinari ile ilgili olarak, ~ah, ~una karar vermi~: "Çinari, aile fertleriyle birlikte Tahran'da oturacak. Hamadan eyaletindeki emlaki devletçe al~narak "Halise" (devlet mülkü) ilan olunacak; kar~~l~~~nda da, kendisine, Tahran civar~ nda iki (?) köy verilecektir.

Devlete kar~~~ gelmekten ve kaç~p kovalanmaktan yorgun dü~en Çinari, ~imdi de sabahtan ak~ama kadar Sadrazam~ n pe~inde ko~turmakta, kendisinin can güvenli~ini sa~layacak ve onu yeni köylere sahip k~lacak, ~ah ferman~n~~ alma~a çal~~maktad~r. (Bu devrede, Emin-us-Saltana Iran'~n Ba~bakan~~ idi).

~ahin saray~ nda Nevruz "Yeni y~l" merasimi.

8 Mart -Sabah~n saat 7- sinde Martiros Hanla birlikte büyük selam merasimi için saraya gittik. (Bu, Ruslardaki yeni y~l merasimine kar~~l~k te~kil ediyor.)

Askeri ~ahsiyetler, beyaz ceketli Avusturya ordu k~yafetleri giymi~lerdi. Devlet büyükleri ise, kendilerine ~ah taraf~ndan hediye edilen hil'atlar~~ giymi~, p~rlantal~~ köstekler tak~nm~~lard~.

Bu merasime, müslüman olmayanlar kat~lamazlard~. Fakat, bize kar~~~ olan güven ve teveccühlerinin ni~anesi olarak, iki üç ki~iye, bu arada bana da özellik tan~m~~lard~.

Selam merasimi, saray~n büyük salonlar~ndan birinde yap~l~yordu. Taht~n iki yan~nda yüksek rütbeli din adamlar~~ ve seyitler yer alm~~lard~. Bunlar~n ard~nda ~ahin çocuklar~, karde~leri ve yak~n akrabalar~; bunlar~n arkas~nda Kacarlar *, yüksek rütbe sahibi asiller, bunlar~ n berisinde de Sadrazam ve askeri erkân bulunuyordu.

* Kararlar, ~~ 795 ten 1925 y~l~na kadar ~ran't idare etmi~~ bir Türk kabilesinin ad~d~r.

(9)

TAHRAN NOTLAR I 989 ~ah, saat ~~ o'da salona girdi. Ba~müneccim, duraklaya duraklaya ve çirkin bir sesle kur'andan, y~lba~~~ merasimiyle ilgili baz~~ dualar okuyor ve y~lba~~n~ n hangi anda ba~layaca~~n~, yani "öküzün bir boynuzunda duran dünyan~ n, hangi anda öbür boynuzuna aktar~laca~~~ an~" belirleme~e çal~~~yordu.

Toplant~da haz~r bulunan ve itikat sahibi olmayanlar da, olup bitenlere surat as~yor, dinsizli~i ile bilinen I timad-us-Saltana ve birçoklar~~ kutularda ta~~d~klar~~ "Mübarek Kerbelâ topra~~n~" yüzlerine gözlerine sürüyorlard~. (Kerbelâ, müslümanlar~n ziyaretgâh~d~r. Ziyarete giden her müslüman, ayr~l~rken, oradan bir avuç toprak al~r).

Salona girince, ~ah, haz~r bulunanlar~~ ~öyle bir tefti~~ etti ve geçerek, alt~n taht~na oturdu.

O anda, Ba~müneccim, çirkin sesiyle gene bir tak~m dualar okuma~a ba~lay~nca, onun bu haline, haz~r bulunan müslümanlar bile kendilerini gülmekten tutamad~lar.

Sonunda, yeni y~l~n ba~lad~~~~ Ba~müneccim taraf~ndan ilân olundu. Salonda bulunanlar aralar~nda öpü~me~e ba~lad~lar.

Iki~er defa öpü~üyorlar. Makam ve rütbeleri e~it olanlar, birbirlerinin yanaklar~ n~~ öpüyorlard~. Astlar ise, üstleri olan büyük komutanlar~n (serdarlar~n ve hatta emir-tûmenlerin) elini öptükten sonra, yanaklar~n~~ öpüyorlard~.

Salona herkes, Martiros Han dahil, çorapla girmi~ti. Sadece Avrupal~lardan 5-6 ki~i ayakkab~~ ile veya terlikle gelmi~lerdi.

C~ pü~me merasimi tamamland~ktan sonra, ~ah, selâm merasiminde haz~r bulunanlara para da~~tma~a ba~lad~. Geçmi~~ y~llarda alt~n da~~t~l~rm~~, sonralar~~ gümü~~ ve alt~n da~~t~lma~a ba~lanm~~, ~imdi ise, darphaneden yeni gelmi~, zarif keseciklere konmu~~ 5 ~ay de~erindeki gümü~~ paralar da~~t~llyordu. (Her kesecikte 2.5-3 Tümen de~erinde para vard~ ). Kesecikler, alt~n bir tepsi içinde duruyor, ~ah, s~ra ile yakla~an herkese, kendi eliyle birer kese uzat~yordu.

Ba~ta, yüksek makam sahibi din adamlar~, bunlar~n ard~ndan ~ah ailesinin mensuplar~, asiller, askeri erkân s~ray~~ takip ediyordu.

~ah~ n do~um günü 9 Mart- Bu senenin 24 Nisan~nda, ~ah, tahta ç~k~~~n~n 50. y~ldönümünü kutlayacak. Bugünkü hükümetin bask~s~~ alt~nda ezilen millet, yönetimden hiç memnun de~il.

(10)

990 U. A. KOSOGOVSKI - O. CENAP EREN

~u s~ rada, ~ah~ n biricik ümidi ve dayana~~~ ordudur. Fakat, ordu mensuplar~~ da iki-üç y~ld~r maa~~ alm~yorlar.

Kutlamalar s~ras~nda ç~kmas~~ muhtemel herhangi bir olay~~ veya ayaklanmay~~ önlemi~~ olmak için, ~ah, geçmi~~ y~llara ait maa~lar~~ ödemek suretiyle, ordu mensuplar~n~~ tatmine karar vermi~~ ve bu i~~ için ~~ 30.000 Tümene ihtiyac~~ oldu~unu hesaplam~~. Bu paray~, ~ahin~ah Ingiliz Bankas~~ Müdürü Rabino'dan borç almak istiyor.

(Asl~ nda, ~ah~n 50. y~ l jübelesinin tarihi 1898 y~ l~ na rastlamakta ise de, ~ah, bunu iki y~ l önce kutlamak istiyor).

Ekmek S~ k~ nt~s~~ 5 Nisan- Ortal~kta ekmek darl~~~~ var. Ba~kentin etraf~ ndaki yollarda e~k~ya türemi~. Bu yüzden, tacirler ~ehre bugday göndermekten korkuyorlar.

Zargâr A~a Hüseyin sülâlesinden olan ba~~ e~k~yan~n yakalanmas~~ için Hesame askeri yollanm~~. Haydutu yakalay~p anbara kapatm~~lar. ~ah gelince, her halde kafas~ n~~ keseceklerdir.

NASREDDIN ~AHIN ÖLDÜRÜLMESI

(Albay V.A. Kosogovski'nin, Kaf-kasya Askeri Bölge Komutanl~~~~ Genelkurmay ~ubesi Ba~kan~na 27 Nisan 1896 tarihinde gönderdi~i rapordan al~ nm~~t~r.)

19 Nisan 1896 günü saat ikiyi ondört dakika geçti~i s~ rada ~ah Hazretlerinin yaverlerinden General Gulam Hüseyin Han at üstünde Karargâh~ma geldi.

Bitkin, toz-toprak içinde, dudaklar~~ kurumu~~ bir halde, firt~ na gibi Tugay Kanç~laryas~ na dald~. Ben orada idim.

Kap~y~~ s~ms~k~~ kapad~ktan sonra, General, s~ k s~ k kesilen bir sesle bana ~unlar~~ söyledi:

(11)

TAHRAN NOTLAR! 991

"~ah-Abdül-Azim'den* Sadrazam~n emriyle at üstünde do~ruca size geldim. Bugün, cuma olmak hasebiyle, ~ah Hazretleri ~ah Abdül-Azim'e ibadete gitmi~ti. Azizin mezar~~ ba~~nda namaz k~larken, ~ah Hazretlerinin hayat~ na kar~~~ suikastte bulunuldu.

Tabanca kur~unu ile ~ah' hafifçe (?) yaralad~lar. Hamdolsun bir tehlike yok. ~u anda, ~ah' ay~ltma~a ve kan~~ durdurma~a çal~~~yorlar. Bir müddet sonra, ~ah, ~ehre dönecektir.

~ah~ n ~ehre dönü~ ünden önce, Sadrazam, büyük bir s~ r olarak bana ~unu emretti: ~ehirde karga~aya ve heyecanl~~ dedikodular~ n yay~lmas~ na meydan vermemek üzere, asayi~~ nizam~n~n ve sükünetin korunmas~~ için üç ki~iye: ~~ ) Serdar~-ekreme*, 2) Nizam-ud-Devle'ye**, ve 3) Rus albay~na (yani "size") ~u emirleri verdi.

Bu sözlerden hemen sonra, General, deh~et içinde ve büyük bir samimiyetle, bütün yaverlerin, tabanca sesinin ard~ ndan, ~ah~n orac~kta yere y~k~ld~~~n~~ görünce, onu Sadrazama, karde~i Saab-Cem'e ve daha sad~k iki üç soyluya b~rakarak, bir anda sa~a sola kaçt~klar~n~~ söyledi.

Sözlerini bitirir bitirmez, yaver (General) emirleri Serdar~-ekreme ve Nizam-ud-Devle'ye bildirmek üzere, at~na binece~i s~rada, at üstünde gelen bir haberci, bana, Sadrazam~n el yaz~s~~ ile yaz~lm~~~ ~u mealdeki mektubu verdi:

"~ah~n yak~ n~~ Kozak Albay~!

Size dü~en görev, bütün Kozaklar~~ (yani erleri) toplad~ktan sonra, bunlar~, ~ehrin muhtelif semtlerine göndererek, asayi~i ve süküneti sa~lamakt~r.

in~allah ak~ama ~ehre dönece~iz. Hamdolsun, bir kötülük yok ve mes'ut varl~k tamamiyle s~hhattedir".

Mektubu verdikten sonra, haberci, bana, a~~zdan "~ahin destihatt~m (emirnamesini) tevdi etmek üzere, Sadrazam~n karde~i Saab-Cem'in beni sarayda bekledi~ini ve derhal saraya gitmem icap etti~ini söyledi.

Abdül-Azim, Tahran'~ n 10-15 kilometre kadar güneyinde, Imam-zade ~ah-Abdül-Azim'in mezar~n~n bulundu~u bir ibadet yeridir.

Serdar~-ekrem, Iran'~n en ya~l~~ ve en nüfuzlu generallerindendir. En güvenilir say~lan 10-15 Azerbaycan Alay~ na komuta etmektedir. ~ah~n teveccühüne mazhar olmu~~ bir kimse olup, Sadrazam~n da damad~d~r.

** Nizam-ud-Devle-Topçu Kuvvetleri Komutan~~ ve Askeri Fabrikalar Ba~komutan~d~r. ~ah~ n güvendi~i komutanlardand~ r. Çok ya~hd~ r. Herat'~ n zapt~ nda Alay~n Komutan~~ idi.

*** Saab-Cem- Mekkâre (hayvanla çekilen) Kuvvetlerin Komutan~~ ve Devlet Mallar~~ Bakan~~ olup, Sadrazam~n karde~idir.

(12)

992 U. A. KOSOGOVSK~~ - Ö. CENAP EREN

~u anda, Tahran'da, ne ~ahin, ne Sadrazam~ n, ne de Bakanlardan hiç birinin bulunmad~~~~ bu kritik anda, ~ehirde karga~aya ve tehlikeli ~ayialar~ n yay~lmas~na meydan vermemek üzere, bölük komutanlar~ n~n ve erlerin derhal k~~laya dönmelerini haber vermek üzere, her tarafa emirberler sald~ m. (Cuma olmak hasebiyle, devlet büyüklerinden bir k~sm~, ~ahla birlikte, bir k~sm~~ da özel olarak ibadet maksad~yla ~ehir d~~~ndaki çe~itli mübarek yerlere ziyarete gitmi~, ya da pikni~e ç~km~~~ bulunuyorlard~).

Tugay~ n subay ve erlerini toparlamak üzere yollad~~~m postalar~n eline de ~u mealde birer yaz~~ verdim:

"Rus Tugay~ n~ n bütün mensuplar~ na duyuru:

Birkaç güne kadar Tahran'a muvasalatlar~ na intizar olunmakta bulunan Osmanl~~ Devleti Büyükelçisi Ekselâns Münif Pa~a Hazretleri bir saate kadar ~ehri ~ereflendireceklerdir.

~u anda Tahran'da, Osmanl~~ Devleti Büyükelçisi Ekselans Münif Pa~a Hazretlerine kar~~~ ç~ kacak haz~r ~eref K~ tas~~ bulunmad~~~ndan, emrime tevdi edilmi~~ bulunan Kozak Tugay~n~ n erleri, topçu bataryalar~~ ve bandosu ile derhal Say~ n Büyükelçiyi kar~~lama merasimine ç~kmam, ~ah Hazretleri taraf~ ndan emir buyurulmu~tur", diye yazd~m.

Tugay~ n Kurmay Ba~kan~~ olan Martiros Hana bunlar~~ yazd~r~ rken, kendim de beri tarafta, Tahran'daki Rusya Büyükelçili~ine ~u raporu gönderdim:

"~u dakikada ~ah-Abdul-Azim'den at üstünde yan~ma gelen ~ahin yaveri, büyük bir s~r olarak bana ~unu bildirdi: "~ah Abdül-Azim'de ~ah'a tabanca ile ate~~ edilmi~, ~ah yere y~k~lm~~. Bunun üzerine, Sadrazam, ~u üç ki~iye emirler göndermi~:

) Serdar~-ekreme, 2) Nizam-ud-Devle'ye ve 3) Bana. ~ehirde asay~~~ n ve sükünetin korunmas~~ için Tugay mensuplar~n~ n hakiki mermilerle teçhiz edilmeleri emrolunuyor.

Bu durumda, kat'i olarak benim kimden emir alaca~~m~~ yavere sordum. Yaver, "Sadece Sadrazamdan emir alacaks~ n~z" dedi.

Bunun üzerine, bu acil durum kar~~s~ nda, bu seferki ~ifahi emirlerini yerine getirece~imi, ancak bundan sonras~~ için sadece Sadrazam~n yaz~l~, imzal~~ ve mühürlü olan emirlerine ba~l~~ kalaca~~m~~ yavere bildirdim.

Kar~~~kl~klar ç~kmas~~ halinde, benim, Harbiye Naz~r~mn da emrine tabi olmam gerekecek mi, yoksa, sadece Sadrazam'dan gelecek emirlere mi uymam icap edece~ini, bana bildirmenizi itaatkâr duygular~ mla rica ederim.

(13)

TAHRAN NOTLARI 993

~u anda, Sadrazam~ n karde~i Saab-Cem at üstünde ~ah-Abdül-Azim'den yan~ ma geldi ve benim derhal saraya gitmerni bildirdi.

Bu raporumu Rusya Büyükelçili~ine yollad~ ktan sonra, ~ehre da~~lm~~~ bulunan erlerin, habercilerin yard~m~~ ile k~~lada toplanma~a ba~ad~klar~~ bir s~rada, ben at~ma atlayarak, saraya gittim.

Vard~~~mda, ~ah', ~ah-Abdül-Azim'den saraya getirmi~~ bulunuyor-lard~. Anla~~lan, bana olay hakk~ ndaki emri getiren yaver generalin karargâha var~~~ndan birkaç dakika sonra, ~aln, saltanat arabas~~ içinde ~ah-Abdül-Azim'den saraya getirmi~lerdi.

Saraya yakla~t~kça, ~a~k~nl~~~ n gittikçe artt~~~~ görülüyordu. Ne saray kalesinin kap~s~nda, ne de esas giri~~ kap~lar~ nda nöbetçiler yoktu. ~lk dakikalarda, saray, Mazenderan fevci (Mazenderan Taburu) adlanan "Savadkuh" ve ~ahin en yak~n akrabas~~ tarafindan korunuyordu.

Buraya geli~imden az sonra, k~~laya ilk gelen erlerden meydana getirilen bir süvari bölü~ü saraya geldi. Bölü~ün bir k~sm~ n~~ olaylar ç~kmas~~ halinde, Rusya Büyükelçili~ini korumakla görevlendirerek, oraya gönder-dim.

Bir müddet sonra da, devlet büyükleri ard~~ ard~na saraya ak~n ettiler. Yabanc~~ misyonlardan ilk gelen ~ ngiltere Sefareti tercüman~~ ve Doktor Scally oldu.

Sadrazam~n ikinci ve kat'i emri, saray~n bütün giri~~ kap~lar~n~n s~ms~k~~ kapat~larak kilitlenmesi, olmu~tu. Sadece, esas giri~~ kap~lar~ n~ n bir tanesi aç~k b~rak~ld~. Buradan avluya girenler, audience (Huzura kabul) salonuna al~n~yorlard~. Nadir ~ahin ganimet olarak Hindistan'dan getirdi~i mermer taht, bu salonda idi.

Ba~bakanl~k ve D~~i~leri Bakanl~~~~ binalar~n~n ve Huccetud-Devle (~ahin emniyet ve hizmet te~kilât~)n~ n bulundu~u, demir parmakl~kl~~ kap~larla ayr~lm~~~ k~sma, bizzat Sadrazam~n ve onun öz iki karde~inin (Emin-ül-Mülk ve Saab-Cem'in) ~ahsi emir ve müsaadeleri olmadan, hiç kimsenin girmesine müsaade edilmiyordu.

Daha görür görmez, Sadrazam, beni kenara çekti ve ~ehrin güvenlik ve asay~~~ n~n ve huzurunun sa~lanmas~~ ile ilgili olarak bana ~ahsi emirler verdi. Kale muhaf~zl~~~mn ise, eskiden oldu~u gibi, gene Serdar~-ekreme b~rak~ld~~~n~~ bildirdi.

Serin kanl~l~~~m, ak~l ve zekâs~n~~ ve sükünetini hayret verecek derecede koruyabilmi~~ olan Sadrazamla konu~urken, saray~ n iç dairelerinden ç~kan Harbiye Naz~r~~ Naib-us-Saltana Hazretleri, bitkin, benzi uçmu~, erimi~, gözlerinin fen i sönmü~, ac~nacak bir halde, yan~m~za geldi.

(14)

994 U. A. KOSOGOVSK~~ - Ö. CENAP EREN

~ lk olarak kendisi, bana "Müthi~~ bir ~ey, tam kalbine rastlam~~" dedi. Yarat~lan intiba sars~c~~ idi. Fakat bir an bile kaybedecek vaktim olmad~~~n~~ bildi~im için, sarayda hüküm süren bu merasimli süküneti bozarak, Sadrazam'a:

"Demek oluyor ki, Zat~devletlerinin imzal~~ ve mühürlü emirleri olmad~kça, ben ba~ka hiç bir kimsenin emirlerini yerine getirmek mecburiyetinde de~ilim", dedim.

O anda yan~ m~zda bulundu~u için, Sadrazam, (nezaket icab~ ) Naib-us-Saltana Hazretlerinin talimat~n~~ da nazar~~ itibare al~rs~n~z, dedi.

Bu son ifadesiyle Sadrazam~n yaratt~~~~ durum, buhran~n devam etti~i sürece, benim için en büyük üzüntü kayna~~~ olmu~tu.

Ancak, durumun ciddiyetini müdrik oldu~umdan ve ~ahin sa~l~~~nda bile, Sadrazamla Harbiye Naz~r~~ Naib-us-Saltana aras~nda nas~l bir nefret ve geçimsizli~in bulundu~unu bildi~im için, ve ~ahsen de Naib-us-Saltana'ya itimad~m olmad~~~ndan, tereddüt göstermeden, Satdrazam~n bu son sözlerine itiraz ettim ve:

"Efendimiz, içinde bulundu~umuz ~artlarda, ben iki ki~iden emir alamam. Bu sebepten, gerekti~inde, emir almak üzere, kime ba~vuraca~~m~~ bana katiyetle belirtmenizi hassaten rica ediyorum", dedim.

Naib-us-Saltana bu ifademle neyi kastetti~imi anlad~~ ve:

"~drakiniz ve mülâhazalar~n~z ne yapman~z~~ gerektiriyorsa, onu yapars~n~z; ac~dan ölmü~~ durumday~m, hiç bir ~ey tasavvur edemiyorum... En iyisi (?) Sadrazam Hazretlerine ba~vurursunuz dedi ve ard~ndan da sallana sallana kap~ya do~ru yürüdü, orada beklemekte olan makam faytonuna binerek, ~ehrin bat~~ ucunda yer alan, Emiriye ad~ndaki malikânesine gitti.

Naib-us-Saltana'n~n salondan ç~k~~~ndan hemen sonra, Sadrazam kula~~ma e~ilerek: "Size güveniyorum; e~er talimat almak lüzum ve ihtiyac~n~~ duyarsan~z, sadece bana ve ~ahsen ba~vurunuz", dedil

Bu s~rada, Tahran'daki Rusya Sefareti Maslahatgüzar~~ ~çeglov, yan~ nda ba~tercüman~~ mösyö Grigoroviç oldu~u halde saraya girdiler.

Sefarete göndermi~~ oldu~um rapordan sonra, aradan geçen zaman içinde olup bitenler hakk~nda da Say~n Maslahatgüzara k~saca bilgi verdim. Sadrazamla da görü~tükten sonra, mösyö ~çeglov, ba~kentin güvenli~ini sa~lamak görevini üstlenmemi ve gerekti~inde sadece Sadrazam'dan emir ve talimat almam~~ teyid etti.

(15)

TAHRAN NOTLAR! 995 Bundan sonra, sarayda daha yar~m saat kadar kald~m ve bu süre içinde ~unlar~~ ö~remi~~ oldum:

Cuma günü olmak hasebiyle, ~ah Hazretleri, ~ah-Abdül-Azim'e gitmi~; gitmeden önce, sarayda kahvalt~~ etmemi~. Yak~nlar~, kahvalt~~ etmesini tavsiye etmi~ler, o da, namaz, on dakikada biter, sonra gelir, kahvalt~ m~~ yapar~ m, demi~. O zaman, Sadrazam, içinden gelen sese uyarak, ~aha, siz içeriye girmeden, camideki müslümanlar~~ d~~anya ç~ karal~ m, demi~. Buna kar~~l~k, ~ah da, onlarla bir arada k~lmak istedi~ini söylemi~. ~ahin, camide, Azizin mezar~~ ba~~ nda bulundu~u s~ rada, bol ~ ran cübbesi giymi~~ bir adam, sol elinde bir dilekçe ile ~aha sokulmu~~ ve sa~~ kolunun içinde saklad~~~~ tabancas~yla ate~~ etmi~.

O anda, ~ah, sadece: "Yakalay~n, yakalay~n!" diyebilmi~~ ve yan~ndaki yaverlerden birinin kuca~~na dü~mü~~ ve nefesi kesilmi~.

~ah', biti~ikteki, ~ mam-zade Seyid Hamza ad~ n~~ ta~~yan odaya götürmü~ler. ~ahin. genç ya~ta ölen sevgili ilk kar~s~~ Ceyran Han~m Farruh-us-Saltana'n~n mezar~~ da orada bulunuyormu~. Oraya girince, ~ahin vücudu bir daha titremi~~ ve bundan sonra art~k vücutta hayat kalmam~~. Yap~lan muayenede, ~ahin kalbinin normalden çok daha büyük oldu~u anla~~lm~~. Büyük çapl~~ olan mermi, alt~ nc~~ ve yedinci kaburgalar~ n aras~ndan geçmi~, kalbin alt k~sm~n~~ delmi§ ve bel kemi~ine saplanm~~. E~er, ~ahin kalbi normal büyüklükte olsa imi~, mermi, kalbe zarar vermeyecekmi~.

~ahin ölüsünü, birbuçuk saat kadar ~ah-Abdül-Azim'de tuttuktan sonra, Tahran'a getirme~e karar vermi~ler. ~ahin cesedini dayal~~ vaziyette saltanat arabas~na yerle~tirmi~ler, yan~na da Sadrazam~~ oturtmu~lar. ~ahin bedenini dik tutma~a çal~~arak, yol boyunca, Sadrazam, mendiliyle onu yelleyerek, ay~ltma~a çal~~~yor gibi davranm~~. Saltanat arabas~, ~ehirden olanca h~z~yla geçerek, saraya varm~~.

~aha ate~~ ettikten sonra, katil, ikinci mermiyi de, Sadrazam'a s~kmak istemi~, fakat ~ahin yaverleri ve camideki müslümanlar ve özellikle kad~nlar adam~~ yere y~km~~lar ve ~ahin yaverlerinden biri olan Muin-ud-Devle, di~leriyle katilin bile~ini ~s~rarak, tabancay~~ elinden güçlükle al~p, yana f~rlatm~~. (Bu tabanca kaybolmu~~ ve bugüne kadar bulunamam~~t~r.)

Camideki kad~nlar, katilin üzerine öylesine hiddetle çullanm~~lar ki, bedenen güçlü bir adam olan Sadrazam, yan~nda kalm~~~ olan bir iki yaverle (zira, o anda di~erleri sa~a sola kaç~~m~~lard~) adam~, sorgulamak üzere, kad~nlar~n elinden güçlükle alabilmi~ler. Bu mücadelede, kad~nlar, t~rnaklanyla, Sadrazam~n ellerini de bir hayli yaralam~~lar.

(16)

996 U. A. KOSOGOVSKT - O. CENAP EREN

Yakalanan katil, makam faytonu içinde saraya getirilmi~ti *.

Yukar~da da belirtildi~i gibi, ~ahin cesedini saltanat arabas~nda Tahran'a getirirken, Sadrazam, ölünün vücudunu dik tutarak, yol boyunca yüzünü mendiliyle yelleme~e devam etmi~. Onun bu halini gören ~ehir halk~, ~ahin hayatta oldu~u kan~s~na vard~~~~ gibi, Tophane meydan~ndaki esas nöbetçiler ile saray~n kale kap~s~ndakiler de, ~ah geliyor, diye selâm durmu~lar; Tophane kap~s~ndaki Topçu Kuvvetleri bandosu de, milli mar~~~ çalmak suretiyle ~ah' selâmlam~~t~r.

Saraya her dönü~ünde, saltanat arabas~, genellikle gelir ve Haremin giri~inde dururdu; bu sefer, arabay~, saray~n ba~~ kap~s~ndan Ali-Kami (Sublime porte, Bab~-Mi)den içeriye sokmu~lar. Bu yoldan, saray~n "Divanhanei-Taht~-Mermer" adlanan avlusuna geçilir. Burada, atlar~, saltanat arabas~ndan çözmü~ler ve hizmetkârlar~n yard~m~~ ile, arabay~~ iterek "Ba~" ad~~ verilen, saray~n üçüncü avlusuna alm~~lar. Buradan da, portakal bahçesi diye bilinen, caml~~ seradan geçirerek, ~ahin cesedini tekerlekli bir koltu~un üzerine uzatm~~lar; "P~rlantal~~ salona" götürmü~ler. (Bu salonun duvarlar~~ ve tavan~~ kristallerle ve aynalarla kapl~~ oldu~undan bu ad~~ ta~~maktad~r.)

~ahin cesedini burada yap~lan bir yer yata~~na yat~ rm~~lar, yan~ na da ya~l~~ ve dini bütün prenslerden biri say~lan Hac~~ Feridun Mirza'y~~ koymu~lar. Bu zat, bütün gece kur'an okumu~~ ve ölüyü y~kama merasimini yapm~~).

Birlik ve müfreze komutanlar~n~~ belirledikten ve görevlileri ~ehrin çe~itli semtlerine yerle~tirdikten sonra, ben, gene saraya, Sadrazam~n yan~na geldim.

Sadrazam, ~ah Hazretlerinin telgraf odas~nda idi. Yan~nda da Rusya Sefareti Maslahatgüzari ve ~ngiltere Büyükelçisi ve bunlar~n tercümanlar~~ vard~. Tebriz'de bulunan Veliaht Hazretleriyle telgrafla görü~üyorlard~.

Halk~n kar~~s~nda bütün gücünü ve iradesini kullanm~~~ olan Sadrazam, bu müthi~~ günün olaylar~ndan sonra, ak~am~n bu saatinde bitkin bir halde idi. Hastalanm~~t~; mide kramplar~, bay~lmalar, ay~lmalar, histeri nöbetleri, birbirini takip ediyordu.

Saraydaki ~a~k~nl~k ve peri~anl~k o derecede büyüktü ki, ~ngiliz Büyükelçisi, kendine çay koymak için, kalkt~~ barda~~n~~ ve ka~~~~n~~ kendi eliyle y~kad~, çay~n~~ koydu, ~eker gelecek diye de uzun uzun bekledi, durdu. * Câni, Kerman ~ehri halk~ndan Mirza Muhammet R~za ad~nda biri idi. Kendisi, vaktiyle, Nasreddin ~ah tarafindan Iran'dan kovulmu~~ bulunan ve halen Istanbul'da ya~ayan malum Seyit Cemaleddini Afganrnin gayretke~~ ve sad~k taraftarlanndan biri idi.

(17)

TAHRAN NOTLARI 997 Rusya ve Ingiltere temsilcilerinin huzurunda Tebrize Veliaht'a çekilen ilk telgrafta (~ahin tabanca ile yaraland~~~) bildirilmi~ti. Bu konudaki e~ nirlerinin ne olaca~~, ~eklindeki soruya, Muzaffereddin ~ah:

"~u anda, saray telgrafhanesinde yan~n~zda kimler bulunuyor? diye sordu.

Kar~~l~k olarak, Sadrazam, odada bulunanlar~n her birini adlar~~ ile sayd~.

Bunun üzerine Muzaffereddin ~ah: ""Naib-us-Saltana yok mu? diye sordu.

Naib-us-Saltana'mn Emiriye'de malikânesinde oldu~u bildirildi. Bu konu~madan tahminen bir saat sonra, Sadrazam ad~na, fevkalade mant~kl~~ bir ~ekilde kaleme al~nm~~, a~a~~daki mealde bir telgraf geldi:

"Ald~~~n~z tertip ve tedbirler için Zat~alilerine te~ekkür ederim. Bundan sonra da, Zat~aliniz Iran'~n yöneticisi bulunuyorsunuz. Bütün yüce makam sahiplerine, prenslere, bakanlara, valilere, din adamlar~na ve di~erlerine teveccühlerimin ve her birine tevdi edilmi~~ bulunan göreve devam etmeleri hususundaki irademin bildirilmesini rica ederim.

Hiç kimse lütufkarl~~~mdan mahrum b~rak~lmayacakt~r. Bütün ihtiyaçlar ve idari konular ancak ve sadece Zat~alileri tarafindan taraf~ma ula~t~ r~lacakt~r.

Bundan maada, ~ah gelinceye kadar, her ne sebeple olursa olsun, Sadrazam~n saraydan bir ad~m bile uzakla~mamas~, emrolunmu~tu.

Haz~r bulunanlar~n her biri, bu durumda, Naib-us-Saltana'n~n nas~l bir tav~r tak~naca~~~ ve ne dü~ündü~ü konusunda tereddüt ve endi~e içinde idiler.

O zaman ben, bu konuda yard~mc~~ olabilece~imi ve gidip Naib-us-Saltana ile görü~ebilece~imi kendilerine bildirdim.

Evvelemirde, onun hilekar huyunu, di~erlerinden iyi biliyordum; ikinci olarak da, malikânelerinin bütün giri~~ kap~lar~n~~ bildi~im gibi, kap~~ nöbetçileri ve u~aklar da beni tan~yor ve bana kar~~~ sayg~l~~ davramyorlard~. Sadrazamla beraber, Rusya Sefareti Maslahatgüzar~~ ve Ingiltere Büyükelçisi, yapt~~~m bu teklifi uygun bularak, görü~mek üzere, benim, Naib-us-Saltana'ya gitmeme karar verildi.

Bundan önce ise, garnizon hakk~ nda emir ve talimat almak için, serdar~-afham Vekil-ud-Devle saraya davet edilmi~ti. Bu zat, küçük bir rütbe sahibi iken, Naib-us-Saltana taraf~ndan yüceltilmi~, onun taraftar~~ ve

(18)

998 U. A. KOSOGOVSKI - Ö. CENAP EREN

tuttu~u adamlardan biri idi. Tam benim gidip Naib-us-Saltana ile görü~meme karar verildi~i s~ rada saraya gelmi~ti.

Ben, serdar~-afham~ n da benimle birlikte gelmesini teklif ettim. ~ahtan al~ nan telgrafin Farsça yaz~lm~~~ bir suretini serdar~n eline verdiler ve biz gece saat onda Naib-us-Saltana'n~ n Emiriye'deki malikânesine do~ru yola ç~ kt~k. Naib-us-Saltana'y~~ ac~kl~~ ve zavall~~ bir halde buldum: korkudan o derecede sinmi~~ ki, kesik kesik konu~uyor, konu~urken de Farsça ve Frans~zca kelimeleri kar~~t~ r~ yordu.

Beni birdenbire kar~~s~ nda görünce, korkmu~tu. Fakat, ben, onun nezdine, kendisine ~ahin telgraf~n~~ tevdi eden serdar~-afhamla gönderildi~i-mi söyleyerek, onu sakinle~tirdim. Bilindi~i gibi, bu telgrafta, Sadrazam~n, iran~n idareci ve yöneticisi olarak göreve devam etti~i ve bütün makam ve rütbelerin, bakanlar~ n ve sairenin ona tabi bulunduklar~~ ve ~ah Hazretlerine yap~lacak her türlü ba~vurular~ n Sadrazam~ n eliyle yap~lmas~~ gerekti~i belirtilmekte idi.

Naib-us-Saltana'n~n telgrafi ba~~ndan sonuna kadar üç kere okuyup bitirmesini bekledikten sonra, kendisine k~sa ve kat'i ~ekilde, saraydakilerin her birinin, kendisinin saraydan alel-acele uzakla~mas~ndan üzüntü duyduklar~ n~~ ve üstelik telgrafta da belirtildi~i gibi, yeni ~ah~n da:

~~ ) Naib-us-Saltana'n~ n da devletin a~~ r ve tela~l~~ anlarm~da saraydan ayr~lmamas~ n~,

2) Kat'l bir tutum içine girmesini,

Kay~ ts~z ~arts~z Sadrazama tabi olmas~ n~~ istedi~ini söyledim. Bu dediklerime kar~~l~k olarak, Naib-us-Saltana, bana:

"Yeni ~aha bir telgraf gönderdi~ini, inanm~yorsam, ~imdi telgrafhane-nin makbuzunu gösterebilece~ini, söyledi.

Sonra da, kula~~ma yakla~arak, ~unlar~~ f~s~ldad~:

"Benim için art~ k her ~ey bitmi~~ say~l~r... Sadrazam~n bana kar~~~ nas~l bir tav~r tak~ naca~~n~~ biliyorum. Benim nas~l bir can dü~man~m oldu~unu siz bilmezsiniz... ~imdi, benim biricik ümidim Rusya'da... Rusya'n~n himayesine s~~~ nd~~~m~~ Maslahatgüzara bildiriniz. Bundan sonra kendimi tamamiyle Ruslara teslim ediyorum; benim, aile efrad~m~n ve mallar~m~n emniyetini vars~ n, onlar sa~las~n"... dedi.

Ben susuyordum. Naib-us-Saltana, tamamiyle bitkin bir halde, sonunda bana:

— Neye susuyorsunuz? Söyleyin, ben ne yapabilirim? dedi. Kar~~l~k olarak kendisine:

(19)

TAHRAN NOTLARI • 999

"Bana emrolunanlar~~ Zat~alilerine bildirmi~~ oldum. Burada benim ~ahsi mülâhazalar~ ma yer yok. E~er nam~ n~ za bir ~ey yapmam~~ istiyorsan~ z, arzu ettiklerinizi bir ka~~da yaz~ n, bunu Zat~alileri nam~ na, götürüp Rusya Misyonuna veririm, dedim.

"Hay~r, ben bu i~te sizin fikrinizi almak istiyorum... Akl~ m ba~~ mda de~il," dedi.

O zaman, kendisine ~u kar~~l~~~~ verdim:

"Sadece yeni ~ah de~il, Rusya ve ~ ngiltere temsilcileri de Sadrazam~, ~ ran'~ n yöneticisi olarak tamm~~lard~ r; Zat~ alileri ve Zill-us-Sultan hakk~ nda söz dahi edilmemi~tir. Bunda ~üphe ve tereddüde yer yoktur.

Vakit geçirmeden, Sadrazam~ n arac~l~~~~ ile ~aha bir telgraf yaz~ n. Bu suretle ~ah Hazretlerine ve bütün di~erlerine Sadrazama ve yeni ~ahin bütün emirlerine uydu~unuzu göstermi~~ olursunuz. Nitekim, ~ah Hazretlerinin ilk icraat~~ da, Sadrazam~~ ~ ran'~ n idarecisi olarak atamak olmu~tur. Münasip görürseniz, telgraf~ mz~~ hemen ~imdi al~r, Sadrazama götürürüm, dedim.

Bu sözleri söyledikten sonra, aya~a kalkarak, gitmek üzere, Naib-us-Saltana'y~~ selâmlad~ m.

Naib-us-Saltana, beni kolumdan yakalad~~ ve bana: "Bugün peri~an bir haldeyim... Bedenimde can yok... Bir ~ey dü~ünecek halde de~ilim... Fakat, yar~n sabah bu telgraf~~ gönderirim", dedi.

Emiriye'den, ben, do~ruca Rusya Maslahatgüzar~ na gittim ve Naib-us-Saltana ile aram~zda geçen konu~may~~ harfiyen kendisine anlatt~m.

Naib-us-Saltana'n~n bütün bu istikbal korku ve endi~esinde bir dereceye kadar belki de hakl~~ oldu~unu kaydetmeyi de vazife sayar~m. Çünkü, ~ahin ölümü ile onun evlatlar~~ tamamiyle sahneden uzakla~t~ r~lmakta ve yerlerini, yeni ~ahin evlatlarma, yani ye~enlerine b~ rakmaktad~ rlar.

Ve e~er, ölen ~ahin o~lu, yani, yeni ~ahin ye~eni hayat~ nda dürüst davranm~~sa, yeni ~ah onu mevkiinden uzakla~t~ r~ r ve k~smen de edindi~i mal ve mülkten mahrum eder, böylelikle onu zay~f ve etkisiz bir hale dü~ürür.

Bu durum, ye~enler tam manas~yla zarars~z ve manen ve maddeten peri~an bir hale getirilinceye kadar devam eder, sonunda da, yeni ~ah için tamamiyle tehlikesiz bir hale geldikleri anla~~l~nca, kendilerine, ikinci derecede valilik görevleri verilir.

Fakat, e~er, hayat~nda yeni ~aha kar~~~ bir tutum içinde bulunmu~sa, o zaman kendisini ac~kl~~ bir son bekleyebilir.

(20)

'000 U. A. KOSOGOVSKI - O. CENAP EREN

Halbuki, Zill-us-Sultan ve Naib-us-Saltana babalar~~ Nasreddin ~ah'~ n sa~l~~~ nda, amucalar~ na (yani yeni ~aha kar~~ ) aç~ ktan aç~~a dü~man gibi davranm~~lard~. Bunu gizlemek lüzumunu duymad~klar~~ gibi, sürekli olarak, kendileri Veliaht olmak çabas~~ içinde idiler.

Iran'da, her yeni ~ah~n tahta ç~k~~~nda, Kacar sülâles~ nde karde~ler, amucalar taraf~ ndan isyanlar ve ayaklanmalar ç~ kar~l~r, has~m taraftakilerin gözleri oyulur, ya da bunlar kur~una dizilirler; ve her halükarda bunlar~ n akrabas~n~ n bütün mallar~n~n da devletçe müsadere olundu~unu iyi bilen Naib-us-Saltana, yeni ~ah~n kendisine kar~~~ ideal bir alicenapl~k gösterece~inden emin olmas~~ halinde ancak huzura kavu~abilirdi. Fakat, yeni ~ah~ n kendisine kar~~~ bu ~ekilde davranaca~~na dair Naib-us-Saltana'n~ n elinde bir teminat var m~~ idi? Acaba, çevresindekiler yeni ~ah'ta Naib-us-Saltana'ya kar~~~ ~üphe ve nefret duygular~~ uyand~rmazlar m~~ idi? ...~ah~ n öldürüldü~üne dair haberi ald~~~nda, yukar~da s~ralanan sebeplerden dolay~, Naib-us-Saltana bu tutum içine girmi~ti. ~ahin vuruldu~u gün, kendisi, ~ah-Abdül-Azim'e gitmemi~ti. Orada, ~ahla birlikte bulunan akrabas~ ndan biri, olay~n hemen ard~ndan, at üstünde gelerek, ~ah~n tabanca kur~unu ile yaraland~~~~ haberini Naib-us-Saltana'ya getirmi~ti. Bu s~rada kendisi, malikânesinde, kutlanmas~~ tasarlanan ~ah~n jübilesindeki ziyafetle ilgili davetiyeleri haz~rlamakla me~guldu.

Haberi al~r almaz, hemen Harem dairesi k~sm~ na ko~turdu. (~ah~ n saray~nda oldu~u gibi, Naib-us-Saltana'n~n malikânesinde de Haremlik ve Selâml~k vard~). Her halde oradaki ziynet ve mücevherlerini toplama~a gitmi~ti.

Yar~m saat sonra da, at üstünde, damad~~ Mecd-ud-Devle gelip, ~ah~n öldü~ünü haber verince, Naib-us-Saltana, faytonuna atlayarak, saraya bir daha ad~m atmamak üzere, Haremlik taraf~ ndan selâml~k k~sm~na gelmi~tir. Saraya dönmesi ise, ard~~ ard~na iki habercinin gelerek, ~ah~n hayatta oldu~una ve ~ehre geldi~ine dair kendisine teminat vermi~~ olmalar~ ndand~... Zill-us-Sultan ise, ~ah~ n ölümünden çok daha önceleri, belki de otuz seneden beri, ihtiyar ~ah zaman~ nda ve babas~n~n saltanat~~ y~llar~nda, yabanc~~ temsilciliklerde, Sadrazam'da ve genellikle Iran halk~n~n her tabakas~nda tehlikeler yaratm~~~ bir kimse idi. Fakat, büyük bir talih eseri ve fevkalade zekas~~ ve cereyan eden olaylar~n lehinde geli~mesi sayesinde, Zill-us-Sultan, paças~n~, Naib-us-Saltana'dan daha kolay kurtarabilmi~tir.

— 19 Nisan günü, Zill-us-Sultan'a oldu~u gibi, Veliahte ve Naib-us-Saltana'ya, ~ah~n öldü~ü haberi birdenbire duyurulmam~~, sadece yaraland~~~~ bildirilmi~tir. Buna kar~~l~k olarak, Zill-us-Sultan, birçok kimseye samimi üzüntülerini bildiren mektuplar göndermi~tir.

(21)

TAHRAN NOTLARI 1001

Saraydakilere, yani en yak~n ve sadakat~ndan emin bulundu~u kimselere, Sadrazam, ~ahin öldü~ünü, ayn~~ gün ö~le üzeri saat dörtte bildirmi~tir *.

Ayn~~ gün, ak~am~n geç saatinde Veliaht'a ve Zill-us-Sultan'a ikinci birer telgraf gönderilerek, ~ahin yaraland~~~~ de~il, öldürüldü~ü haberi ula~t~r~lm~~t~r.

Ölüm haberini al~r almaz, her türlü tehlikeyi göze alarak, Sultan, Tebrize, yeni ~aba bir telgraf göndererek kendisi, (yani Zill-us-Sultan) ~ah~~ ölmü~~ saym~yor, sadece ~ah~ n ad~ n~ n ~imdiye kadar Nasreddin ~ah oldu~unu, bundan sonra da Muzaffereddin ~ah olaca~~ n~~ bildiriyor ve Muzaffereddin ~ahin tahta ç~kt~~~~ dakikadan itibaren, her türlü akrabal~ k haklar~ ndan ve ili~kilerinden sarf~ nazar etti~ini, kendisini bir ye~en ve prens de~il, Zat~~ahanelerinin vefakâr bir kulu saymalar~n~; Isfahan'da ikamete devam etmesi emir buyurulursa orada kalaca~~n~; Tebriz'e gitmesi emrolunursa oraya gidece~ini; Tahran'a gelmesi emrolunursa gelece~ini; bütün görevlerinden istifas~~ tensip buyurulursa istifa ederek, itaatkârane bir tarzda bo~ta kalaca~~n~, bildirmi~tir.

Bunlar~~ yazmakla beraber, Zill-us-Sultan, yeni ~ahtan, kendisini Isfahan Genel Valili~inde b~rak~p b~rakmayaca~' ~m ve yeni ~ahin kendisine hil'at gönderip göndermeyece~ini de sormakta ve Muzaffereddin ~ah zaman~ nda lütuf ve teveccühe mazhar zevattan bulundu~unu belirtmekte-dir.

Sadrazama gönderdi~i mektupta da, Zill-us-Sultan, Sadrazam'~n emirlerine tamamiyle tabi bulundu~unu ve kendisinin bir prens de~il, ~ahin en itaatkâr hizmetkarlar~ndan biri ve Sadrazam'a tabi bir kul say~lmas~ n~~ rica etmektedir.

Ba~ka türlü de~il de, Zill-us-Sultan~~ bu ~ekilde davranma~a sevk eden sebepler nelerdir? Tahta geçmi~~ olsa bile, uzun zaman tutunamayaca~~n~~ ona bildiren f~ tri zekas~~ ve kanaati m~; Ruslar~n ve Ingilizlerin yeni ~ah~~ tan~ m~~~ olmalar~~ m~; mevcut ahval ve ~erait alt~nda devletin yeni ba~kan~na itaat etmesi için, Ingilizlerin el alt~ndan ona yapm~~~ olabilecekleri telkin ve tavsiyeler mi, bunlar, ~imdiye kadar bilinmeyen birer konu olarak kalmaktad~r.

~u, ya da bu ~ekilde de olsa, Zill-us-Sultan, bu takti~i ve aç~ k seçik hareket tarz~~ ile, hem yeni ~ah', hem de Sadrazam~~ bir süre için bile olsa, kendi lehine çevirmeyi ba~arm~~t~r.

(22)

1002 U. A. KOSOGOVSK~~ - C~. CENAP EREN

Söylediklerine göre, Zill-us-Sultan, yeni ~aha, sad~ k bir bendesi s~fat~yla, Tebriz'den Tahran'a yapaca~~~ seyahatinde sarfedilmek üzere, 50.000 Tümen para göndermi~tir.

Ölen ~ah~ n geride b~rakt~klar~~ (Feth-Ali ~ah~n o~lu olan) çok ya~l~~ Cans~z-Mirza, karde~leri (Mülkara, Rükn-ud-Devle, ve Ezz-ud-Devle) ile çocuklar~~ (Salar-us-Saltana, Rükn-us-Saltana ve dört ya~~ nda biri) ölen ~ah~ n bütün ailesinin (erke~in ve kad~ n~n soyundan olanlar~n) hepsi, birer nesil geriye çekilmi~~ olup, kabiliyetleri itibariyle, yeni ~ah için bir tehlike te~kil etmemektedirler.

Yeni ~ah~n o~ullar~~ ve k~zlar~, ölen ~ah~n evlâtlar~ndan bo~alan mevkileri, unvan ve s~fatlar~~ almaktad~rlar.

...~ehirde durum genellikle sakin. Hatta, ölen ~ah~ n ve Naib-us-Saltana'n~ n valili~i zaman~ndakinden de sakin ve suistimal hadiseleri daha az. Kim bilir, belki de polisler Kozak askerlerden, makam sahipleri ve komutanlar da Sadrazam'~n ~iddetinden korkuyorlar...

Asl~nda, Harbiye Naz~ r~~ görevini de bizzat Sadrazam görmektedir. Garnizonla ilgili emirleri Sadrazam do~rudan do~ruya serdar~-ekreme (kanat~ mca bu zat Harbiye Naz~rl~~~na en muhtemel namzettir) ve bana vermektedir.

Referanslar

Benzer Belgeler

1858 y›l›nda iki Alman matematikçi ta- raf›ndan ayr› ayr› keflfedilen (ancak yal- n›zca birinin ad›n› alan) bu flerit, sanat- ç›lara esin kayna¤›, matematikçilere

Kayg› ge- nellikle baflar›s›zl›¤›n ard›nda gizlenir ve kiflinin kendisine ait bir yaflant› olarak geride kal›r.Kayg›l› kifli ço¤u zaman kendisine

Yeni nesil bilgisayarlarda bilgi ifllemek elektronlar arac›l›¤›yla yap›lacak, ama bilgiyi baflka bilgisayarlara ya da aletlere iletmek için ›fl›ktan yararlan›lacak.. Bu

Yufkacı dükkânının karşı köşesinde, Tramvay Deposu ve Çukur Pazar’a giden yolun başında “Mavi Köşe Kurukahvecisi”, onun yanında Vangel’in işkembe çorbası

So on nu uç ç:: Artm›fl Lp(a) de¤erleri ve Lp(a) ile cTn-I aras›ndaki anlaml› iliflki, yüksek riskli karars›z anginal› hastalarda Lp(a)'n›n, koroner arter

Fethullah Gülen Hocaefendi bir yazısında sağlıklı toplum yapısına sahip bir millet ve kalkınmış bir ülke olma- nın en önemli şartlarını peş peşe sıralarken tarih

Esnaf meyhaneleri, balıkçı meyhaneleri, çalgılı meyhaneler, sahil meyhaneleri dedik.. Bunların yanı sıra Krepen Pasajı, Çiçek Pasajı

Birinci y›l 200 ppm 2,4-D uygulamas›nda ortalama çürük meyve oran› %0.83, ikinci y›lda ise bu oran %0.55 olarak saptanm›flt›r ve her iki y›lda da elde edilen