KADIN 13
Füsun Önal kendini, yaşadıklarım ve aşklarını 180 sayfaya sığdırdı
‘Kimse kitabımdan korkmasın’
‘Hayatı Denedim’ adını verdiği yaşam öyküsünde
evliliklerinden, sevgililerinden sözeden sanatçı, yazar olmadığını,
yaşamı dürüstçe yazdığını söylüyor
Fiisyn Önal, kitap yazma önerisinin Tank Dursun K.’dan geldiğini söylüyor.
Yasemin Bozkurt
Kadın Servisi
Her şey tiyatro kurultayındaki bir sesleniş ile başladı. “ Bayan Füsun bana bir kitap vaz” Füsun Önal se sin sahibinin Tarık Dursun K. ol duğunu görünce güldü. “ Herhal de” diye düşündü “ Benimle dalga geçiyor.” İşin ciddiyetini konuş manın yönü belirledi. Sonrasını Füsun Önal anlatıyor:
“ Baktım adam ciddi. Eylül’de yazmaya başladım. Ekim in orta larında kitap hazırdı.” Bir ay gibi kısa sürede yazdığı yaşam öyküsü ne “ Hayan Denedim” adını veren Önal, kitabında bir kadın olarak tüm yaşadıklarını yazmış. Siyasal olayların kronolojisi ile özel yaşa mındaki aşklar paralel gidiyor. 180 sayfalık kitapta yazar Füsun ken dini şu sözlerle anlatıyor:
“ Ben meslek sahibi. Hiç çocuk lu. İki kez dul. Çok çiçekli. Şimdi bekar bir kadınım. Yani, toplumun çağnşı ile dulum. Mutluyum. Sağ lıklıyım. Enerjikim. Duygusalım. Yaratıcıyım. Sanatçıyım. Tiyatro cuyum. Şarktayım. Fotoğrafçıyım. Evkadını. Aşçıyım. Sevgiliyim. Di şiyim . Dürüstüm . Mutluyum. Çünkü kadınım. Hislerimi, duygu larımı, arzularımı söndürmeye kalkmam. Hatta körüklerim. Ço cuksuyum. Küçük kadınım. Her ay regl olsam da, bacaklarımdaki tüy leri alma derdim olsa da, saç bo yam çıksa da makyaj yapmaya il let olsam da, sevgilimden ayrılın ca ağlarım. Mutluyum. Çünkü ka dınım .”
İlk aşk ilk öpücük
Füsun Önal kitabında yaşamını paylaştığı iki erkek, ilk eşi Atilla Özdemiroğlu ve son eşi Tunç Ba- şaran’ı adlan ile yazıyor. Ve birin den Kıbns savaşı içinde, ötekinden de 12 Eylül olaylarının içinde sö- zediyor. “ Fazlasına gerek yok” di yor. “ Şimdi onlann da bir yaşamı var. Hem onlara hem de, onlarla beraber olanlara saygım var. Ra hatsız olmalarım istem em ...” Ya ötekiler?... Yaşam devrelerinde be raber olduğu, aşık olduğu erkek ler... İşte onlar kitapta gerçek ad lan ile değil. “ Kimse kitabımdan korkmasın. Hiçbir sevgilimi gerçek adı ile yazmadım. Ama okuyan kendini bilir.” Yine kitaba dönü yorum. Kasım ayında piyasaya çı kacak. “ Hayatı Denedim” de ilk aşkı ve öpüşmesini yıllar sonra şu sözlerle dile getirmiş:“ ...B ir gece babamın arkadaşı nın oğlu Yener beni kampın arka sında sanlıp öptü. Merhaba ilk
öpücük. Aman Tanrım deprem mi oluyor? Yangın mı var? Yoksa Ve- züv yanardağı İtalya’da değil içim de m i?... Birgün Yener’le Kavak lıdere'de bir arkadaşının evine git tik. Evde kimse yoktu. İkimizdik. En bi yanyana olabilirdik. İstiyor duk. Ama korkuyorduk. Babam her zaman ateşle barut yanyana durmaz demişti. İkimiz de ateş gi biydik. Ya barut patlasaydı? Ben ne yapardım? Bekaret bir genç kı zın evleneceği zaman kocasına su
nacağı en büyük armağan değil miydi? Yener sımsıcaktı. Beni öpü yordu. Yeşil gözleri çakmak çak maktı. Yener için alev alev yanı yordum. Ama bekaretimi düşü nünce bir Jan Dark kahramanlığı ile Yener’i itip, kendimi sokağa at tım. Artık namusunu kurtaran bir genç kızdım. Ama perişandım... Aferin bana.”
Füsun Önal kitapta yaşadıkları nı, denediklerini bir kronolojik sı raya göre yazmamış. Dünle bugün
arasında gidip gelmiş.
Önal’m kitabında adından çok ça sözettiği hatta konuştuğu kişi Fı rat. Yani romandaki adı ile Fırat. Taa Ankara koleji günlerine daya nan tanışmaları, sanatçının öteki yaşlarında büyük bir aşk yaşama sına neden olmuş.
“ Hayatı Denedim” Önal için yalnızca aşklarının yazıldığı bir anılar yumağı değil. Çiçeklerinden doğa sevgisine, ölüme kadar her
şey var. Hatta kürtajın yasak oldu ğu yıllarda Müjde A r’la savcılığa çağrılışını bile unutm am ış. “ ...Kürtaj olduğum için savcılığa çağrıldım. Müjde Ar da benimle savcılıkta. Bizi hastaneye gönderip muayene ettirecekler. Türkiye’de ki herkesin ceremesini Müjde ile ben çekiyoruz. Bu ne işti. Bu uy gulama hem çok komik, hem de aşağılayıcı bir şey gibi gelmişti. Müjde ‘Bakın bakın M üjde’ninki nasıl oluyormuş’ diye bağınyordu. Beni muayene etmek için odaya tüm hastanede çalışanlar dolmuş tu. Utanıyordum. Avukatım mu ayeneyi izlemek için odayı doldu ranları dışarı çıkartmak için uğra şıyordu. Sanki koskoca ülkede ben ve Müjde’den başka bunu yapan yok muydu? Bizi muayene ettiler... İkimizin de kürtaj olmadığına ka rar verdiler...”
Ve son aşk
Mecidiyeköy’deki değişen de korlu, değişmeyen evinde Füsun Önal kitabından hızlı geçişler ya pıyor. İşte yüzellinci sayfayı da geçtik. Sonlara doğru son aşk... Cengiz. Gerçek adını yazmamamız ricası ile söylüyor. Cengiz’le tanış ması bir tiyatro kulisinde olmuş.
“ ...O güne kadar adını hep duy duğum, seyrettiğim Cengiz’le ku liste karşılıklı oturuyoruz. Demet tanıştırıyor bizi. Çekici bir kemik yapısı var. Gözleri yakalayıveriyor insanı. El sıkışırken bir elektriklen me o lu y o r aram ızd a. Sonra ‘Merhaba’ diyebiliyorum. Biraz sonra sahneye çıkacak. Girişte kay boluyor. Neredeyse arkasından sü rüklenip sahneye kadar gidecek tim. Hemen salona koşup en ön deki yerime oturuyorum. Hep onu seyrediyorum. Sahne önü replikle rinde sanki gözgöze gibiydik. Elek trik akımı sahneden salona, salon dan sahneye gidip geliyor... Bir ge ce Demet’in evinde kalıyordum. Tiyatrodan arkadaşlar içmeye gel mişti. Cengiz de oralardaydı. Ge cenin bir saatinde herkes gitti. O kaldı. Ve ben o gece bu ukala, de rin mavi bakışlı, güzel alınlı, etki leyici sesli, uzun boylu adamla dep remler yaşadım. Ö benimle hep gençti. Benim için hem seks, hem şiir, hem müzik, hem tiyatro ol muştu. Ona her zaman saygı duyu yorum. Bu mavi bakışlı, uzun boy lu adamın en sadık seyircisi be n im ...”
“ İşte” diyor “ Kitabımdan bazı alıntılar. Yazar falan değilim ben. Sadece aklıma gelen yaşam kesit lerini dürüstçe yazdım” ekliyor. “ Bunca yıl herkes bana geldi. Ar tık ben küçük bir valizle gitmek is tiyorum.”