İstanbullular, Âdile Sultanın düğünü nıünasebetile balonla uçuşunu Dereleri, büyük çınar ağaçlarile
gölgeli Haydarpaşa çayırında B i zans zamanında bir imparator sa rayının bulunduğu rivayet olun maktadır.
Burada ilk imar hareketi Kanu nî zamanında görülmüş ve mimar Sinan padişahlara mahsus büyük ve güzel bir bahçe tanzim etmişti. Daima tazeliğini muhafaza eden ça yır, ulu çınarlar ve devir devir yapılmış muhtelif çeşmeler İstan bul halkını hızırın birinci günleri ve Kadıköylüleri bütün yaz m ev simleri boyunca Haydarpaşa mesi- regâhma toplardı. Haydarpaşa sah rası Doğancılarla beraber şark se ferlerine çıkan ordularımızın konak ladığı, bazı manevraların, büyük ziyafetlerin ve saray düğünlerinin yapıldığı bir yerdi. Ayrıca sıra a- laylarmın son teşyi yeri de Hay- darpaşaydı. Sıra alayına dahil olan lan akrabalan, dostları ve halk b u rada büyük bir cemiyet halinde uğurlarlardı. Bugün de mevcud bir çeşmeye bu münsebetle (Ayrı lık Çemesi) denilmişti.
Küçük Haydarpaşa, Büyük Hay darpaşa mesireleri diye de anılan bu büyük çayırlık IH. Selim za manında bazı çeşmelerle, sofalarla yeniden süslenmişti, O devirde ya pılan bir çeşme kitabesinde (böy le cayi dilküşalar olmada yer yer bina), (sofa yaptı. serviler dikti hem sarfeyiedi) deniliyor ve bu la
sı (servü dilcülarla, cennet âsâ) bir yer olarak tarif ediliyordu.
Uzun asırlar Haydarpaşa çayırı bir çok eğlencelerin tertib edildiği, millî oyunlarımızın gösterildiği bir yer olmuştu. Çayırın gerisinde padişahlara mahsus ufak bir kasır vardı. (Suru Hümayunlar) sünnet düğünleri, bazı gösteriler esnasın da çayır renk renk güzel çadırlar la süslenir, geceleri donanma şen likleri yapılır ve böyle resmî gün lere yabancı sefirler de davet ed i lirdi.
II. Mahmudun kızı Âdile Sulta nın Kaptanı Derya Meymed Ali Paşa ile düğünleri bu çayırda ya pılmış, V. Murad ve biraderi H. Abdülhamidin 1845 yılında sünnet düğünleri de bu çayırda icra edil mişti. Her iki düğün yedi gün, y e di gece sürmüş, 19. asır İstanbulu- nun bütün ihtişamı, bütün eğlen cesi o günler içinde bu
toplanmıştı.
Haydarpaşa sahrasında ikinci defa olarak Conıasginin seyrediyorlardı
yavaş havalanarak Kasrın etrafın da dönmeye başlamıştı.
Comasgi, üzerinde ikinci bir tec rübe istirhamı bulunan ve muhte lif kâğıdlara basılmış manzum is tidasını havadan kasrın üstüne ve halka doğru atmıştı. Bu manzu menin sonunda: (Sayesinde on iki , bürcii görüp İzzet dedim - Han çayırda j Mecidin şanı çıksın göklere balon
ile) mısraları yazılıydı.
Sahra renk renk çadırlarla bir j Küçük bir tecrübeden sonra y e- bahar şenliği halini almış, vezirle- t re inen Comasgi, ikinci ve büyük rin, sefirlerin altın yaldızlı araba- . uçuşunda Adalar istikametinde goz lan çayırın kenarında dizi dizi sı- j den kaybolmuş ve maceralı bir ralanmıştı. ı seyahatten sonra Yalova civarında
Abdülmecid hemşiresinin düğü karaya inebiknişti.
nünde ve iki oğlunun sünnetinde i O yıl içinde bir defa da Bevoğ- buluıımuş vezirlerine, sefirlere il- | iunda Küçük Taksimdeki hasta- tifattan sonra kasrına çekilip isti- nenin bahçesinde bir tecrübe ya- rahat etmişti. j pan İtalyan baloncu, hayatına mal İstanbullular, Adile Sultanın dü- : olan son uçuşuna gene Haydarpa- ğünü münasebetile Haydarpaşa ?a sahrasından kalkmıştı.
sahrasında ikinci defa olarak Co- masgi’nin balonla uçuşunu seyre diyorlardı. Comasgi 1844 yılında Haydarpaşada Ayrılık Çeşmesi ci varındaki kasır önünde balonunu hazırlamış, vükelâya, ricale, sefir lere, konsoloslara, İbrahim Ağa ça yirmin üstündeki yamaçlarda ça dırlar kurulmuştu. Diğer seyirciler için de Küçük Haydarpaşa, büyük Haydarpaşa mesirelerde; İbrahim- ağa çayırı ve etrafındaki sırtlar ayrılmıştı.
Haydarpaşa kasrının etrafında mızıkalarile; Hassa askerleri yer almışlardı. Sultan Mecid Beylerbe yi sarayından bir faytonla Haydar - paşaya gelip askerlerin ve mızıka nın selâmları arasında kasrına gir miş ve bundan sonra balon uçuşa
hazırlanmıştı.
Balonun etrafındaki perdeler a- lrndığı vakit halk heyecanla kır mızı ve bej renkteki dilimlerle süslü armudî şekildeki balonu hay ret ve merakla seyre başlamış ve baloncu bir müddet sonra yavaş
Âdile Sultanın düğün şenlikleri münasebetile yapılan bu uçuş çok rüzgârlı bir havaya rastlamış, m ı zıka sesleri, neşe avâzeleri arasın da Haydarpaşadan ayrılan İtalyan baloncu çılgın rüzgârların elinde meçhul istikametlere doğru kopup gitmiş ve bir daha izine rastlan a- mamıştı.
Haydarpaşa mesiresi, tren hattı nın yapılmasından sonra eski par laklığını kaybetmişse de gene ta- nam en halkın rağbetinden düşme miş bilhassa II. Abdülhamid zama nında hızırın birinci günleri gidi lip, eğlenilen bir yer olarak kal mıştı.
Meşrutiyet ilânından iki sene ev vel Istanbulda bir sabah gazetesi
(Ruzu Hızır) münasebetile yazdığı bir bendde Haydarpaşa semtindeki eğlencelerden de şöyle bahsetmek tedir: (Hızırilvas günü taraf taraf mesirelere gitmek halkımızın pek kadim bir itiyadı olduğundan, her aile hazırlıklar görmüş, bugün tenezzüh etmek için iki üç gün ev vel arabalara, sandallara, hayvan lara yer verilip herkeste bir tenez züh ve teferrüc hevesi uyanmış, akşamdan kuzular fırına veıi'm iş, çocuklar bir gün evvel mekteblerin- den ebeveyni vasıtasile mezuniyet alarak sabahı dar bulmuşlar, kuzu tenceleri, helva kuşhaneleri, pey* nirlipide tepsileri, dolma tabaklan- le kırlara çıkmışlar, her ailede bir neşvei safacuyane hükümferma bu lunmuştu.
Duvardibi nam mahal ile Hay darpaşada beşikler, kahve çadırları, ufaktefek oyun mahalleri kuruldu. Çadıvlarda tulum üfleyenler, zur nacılar. davulcular, kemençeciler, aşçı .kebabcı, sucu, limonatacı kuru yemişçi, kurabiyeci, helvacı, ma- hallebici, portakala, oyuncakçı hat tâ dondurmacı ve daha sair birçok esnaf bu tenezzühe dahil idiler )
Bugün demiryolu makaslarının yer yer kestiği, bir çok depoların işgal ettiği Haydarpaşa çayırı eski hatıralarını bile canlandıramıyan tozlu ve sarı bir hal almıştır.
Hammer’in (Boğaziçi) isimli ese. rinde anlattığı (Çınar koruluğu) nun ve... (Gölgeli çeşme) lerin yâ dı bile kalmamıştır. AvusturyalI tarihçi pek eski zamanlardanberi Haydarpaşa mesiregâhmda Herma goras ismi verilen çeşmelerin bu lunduğunu da kaydetmektedir.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha T oros Arşivi