Bu. Alis Saprlç’in hayatı
Yazan: —
Orhan ÖZKIHIM |
Şu hayatın garip cilveleri vardır. Bakarsınız bir acayip rüzgâr eser ve ' fertleri dalından kopmuş bir yaprak i gibi ya ikbal tepelerine veya edbann ■ ı.-ukurlarına sürükler. İstediğiniz ka- j dar bocalayın onun hükmü altından kurtulamazsınız. İşte bugün Fransa- 1 da büyük bir şöhret kazanarak en büyük tiyatroda baş rolii oynıyan İs tanbullu Bayan Alis Sapriçin hayatını öğrenince bu hükmün ne kadar doğru : olduğunu bir kere daha anladım.
Bundan 15 sene evvel kim temin e- , ilerdi ki; Bakırköydc Bezczyan lisesi- ■ nin ilk kısmında okuyan, yaramaz, zeki küçük bir yavrucak güniin birin- . de Pariste hem de en büyük tiyatro-
J
[
sunda baş rolleri oynıyacak.
Evet, Parisin en büyük tiyatrosu olan (Chotelet de Paris) de Edmond Hastanın en kuvvetli eseri olan “Aig- lon”da kontes Kamerde rolünü oynı- yan Alis Sapriç Istanbulda doğmuş bir Ermeni vatandaşın kızıdır.
1916 senesinde îstanbulda Pangaitı- da doğan Alis ilk tahsilini Bakırköy de Bezczyan lisesinde yapmış ve bü tün mektep hayatında daima zeki ça lışkan fakat yaramaz nir çocuk ola - rak tanınmıştır.
Hayat rüzgârı onları da önüne katıp Brüksele sürükleyince küçük afaıan orada liseye devam etmiş ve bütün gayretini iyi bir kimya mühendisi ol- mıya sarfetmiştir. F ak at bir tesadüf daha lisenin son sınıfında iken bu genç kızı sahneye çıkarıyor... tşte bu tesadüf onun bugünkü hayatını ha - zırlamış tır.
On beş gün devam eden Or.beşiııci Luinin metresi rolünde gösterdiği mu vaffakıyet onun kafasında yepyeni u- fuklar açmıştır, büyük bîr artist, hat tâ bir Sara Bernar olmak.
Genç kız artık bu arzu ile yanıp tu luşmuş ve bunu kendine büyük bir ide al yapmıştır. Kimya mühendisi olma ğı düşünen yarının büyük sanatkârı artık bambaşka bir hevesin peşinde dir. îyi bir sanatkâr olmak...
Ailesinin söylediğine göre, o, iyi bir sanatkârı şöyle vasıflandırıyor:
— îyi bir sanatkâr, iyi yazan, iyi o- kuyan ve en iyi oynıyan sanatkârdır.
Yolunu bu cümlelerle çizmiş olan Alis hareketlerini bu hükme uydurma ğa çalışmaktadır. Daha lise tahsilini bitirir bitirmez hemen annesi ile ba basının hayatını esas tutarak bir piyes yazmış ve onu ablasının bile görmesi ni istememiştir. ■ F akat bir gün abla sı Bayan Aneys piyesi okumuş ve ho çaları Madam cici Sar.’a göstermiştir. Öğretmenleri eseri çok beğenmiş ve muhakkak neşretmesini istemiştir. O zaman genç kızın cevabı .şu olmuştur:
— Ben bir eseri en iyi yazdığıma, en iyi okuyacağıma ve en iyi oynıya- cagıma ka naat gel irdiğim vakit neş rederim.
Liseyi bitirince bütün vakitlerini Paris Konservatuvarı imtihanını ka zanmak için çalışmakla geçirmiştir. Onun bu hayatını ablası Aneys Sapriç şöyle anlatıyor:
— Alis, çok haris bir kızdı. Kafa lına koyduğu bir fikrin tahakkuku için her şeyi hattâ sıhhatini bile feda etmekten çekinmezdi. Konservatuvar
Alis, Kontes Kamerade rolünde
imtihanlarından bir sene evvel her şe yini feda edercesine çalışmağa başla dı. Geceleri saat 2 ye kadar okuyor ve söylüyordu. B ir giin oha bu kadar ça lışırsa hasta olacağını söyledim. Bana kızdı:
— Ben vaçat insan olarak kalmak istemiyorum. Benim idealim Sara B tr nar olmaktır. Y a hep, ya hiç... F akat muhakkak Sara Bernar olacağım.
Bu hırsla çalıştı ve Paris
konserva-tuvan imtihanını 165 talip içinde Di- rincilikle verdi. İmtihanı kazandığı gün:
— Bu benim birinci muvaffakiye tim. Bunu bir çoklan takip edecektir.
Dedi.
işte bu şekilde Paris konservatuva- rına giren genç Alis bir taraftan ders Jerine çalışıyor, bir taraftan da vaz ta ' tillerinde tiyatro gntplan ile Parisin muhtelif vilâyetlerinde temsiller veri- i yordu. Bövlece 80 şehir gezdi.
Harp patladığı zaman ailesi ondan sık haber alamıyordu. B ir gün ondan bir haber geldi. Alis konservatuvarı muvaffakiyetle bitirmişti. Ve:
— Artık arzum Komedi Fransez a- zası olmaktır, diyordu.
Harp bitince gönderdiği bir mek tupta ise:
— Harp bitti, siyah bulut Fransanm üstünden kalktı. Her tarafı gayet va-1 zıh görüyorum: Fransa da beni görü yor.
O, bu hükmünde aldanmamıştır. Çünkü son oynadığı “Aiglîon” piyesin, de Fransanm en büyük münekkitleri onun için şöyle diyorlardı:
1 — yser, heyeti umumiyesinin man zarası itibariie fevkalâde idi. Artist lerden birkaçı ekseriya eseri kurtan - yordu. F ak at Kontes Kamerade rolü nü oynıyan Matmazel Sapriç büyük bir tevazu içinde îstenenlerin hepsini gösterdi.
2 — Matmazel Sapriçin ümitleri tat mîn eden rolü müstesna geri kalan artistler vasatın altındaydı.
3 — Matmazel Sapriç Kontes Karne rade rolünde Bonapartlardan daha Bo napartlık gösterdi. Rolünü icap ettir diği şekilde keskin ve otoriter bir kuv vetle oynadı.
O, son yazdığı mektupta da şöyle diyor:
“— Chatelet ile yaptığım anlaşma benim için hiç de iyi olmadı. Çünkü oradan aldığımın 1.0 mislini vermeği taahhüt eden filim rejisörleri benimle mukavele yapmak istiyor.
Şimdiye kadar uzaktan muvaffakı- yetini alkışladığımız genç sanatkârın yakında fikirlerini de alkışlamayı, o -
nun bir hemşerisı olmak itibariyle öz lüyoruz.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi