Yaşamını
şarkıyla
sürdürenlerin
°
T f - SP& / V
Jülîde GÜLtZAR
RUS-tNGtLtZ EKOLÜ — Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Yalçın Davran, Türk balesinin Rus-İngillz karışımı bir ekole bağlı olduğunu söylüyor.
«Dans etmenin yası az, ken dilerine rahip ve rahibe gibi bakmaları gerekiyor. Akıllı olanlar bu silreyl uzatıyorlar» diye başlıyor söze, Devlet Ope. ra ve Balesi Genel Müdürü Yalçın Davran. Oğlu da Konser vatuarın Bale Bölümü'ncSe ve yaşam boyu hangi koşullarda çalıştıklarım düşündükçe daha şimdiden oğlu için kaygı duyu yor.
— Oğlunuza ve arkadaşlarına başarı ve çalışma gücü dileye rek başlayalım sayın Davran.
I
önce opera ve baleyi, dayan dığı insan kaynağını konuşa lım mı?j — Opera ve bale, sahnenin üstü ve arkası olarak İki bö- lümdtir. Orkestra, solist, koro olarak da Konservatuar’a da yanır. Zaman zaman İhtiyaç duyulan elemanları ise açtığı mız sınavlarla alırız.
— Neden bu sınavlara ihti yaç duyuyorsunuz? Konserva. fuardan gelenler yetmiyor mu?
— Yetmiyor, çünkü Konser vatuara giren mutlaka solist olmak istiyor ve Yüksek Bö lüme devam ediyor. Yani me zun olan az. Bazan toDİu halde ayrılmalar oluyor. Bövle du rumlarda sınav açmak zorun da kalıyoruz.
— Ülkemizde sıkıntısını çek. fiğiniz sesler var mı? Bir de en çok bulunan sesler?
— Tenor ve Mezzo Soprano ya çok ihtiyaç var koroda- Bunlar güç bulunan sesler. En çok bulunanlar ise Bas ve Ba riton sesler. Ne var ki Earito- nun vetişmesi çok zor. O ne denle Baritonumuz hemen he men vok. Balemiz % 99 Kon. servafuar çıkışlı. Bugün çekti ğimiz en büvük sıkıntı erkek dansçı konusunda. Neyse ki ar kadan gelecekler bulunuyor. Simdi bizim bir Bale Stüdyo muz var. Yetenekli çocuklar dan sınavla aldıklarımızı ücret siz olarak eğitiyoruz.
— Opera ve Bale toplumu, muzda fazla ilgi görmeyen gös teri sanatları. Bunların yaygın laştırılması konusunda ne ya pıyorsunuz?
— Her ikisi de, özellikle ope ra ağır top. Bir yerden bir ye re götürülmesi çok zor. Or. kestrası, şefi, balesiyle, deko ruyla götürebilirseniz opera olur. Bir de salon sorunu var tabii.
— Türk balesinin ve operası nın bağlı olduğu bir ekol var ını sayın Davran?
— Hayır, ikisinin de bağlı ol duğu bir ekol vok. 1949 Tatbi kat Sahnesi’nden bu yana bir Türk ekolü gelişiyor.
— Ne gibi özellikleri olan bir ekol bu?
— Bizim bir operayı bir İtal yan, bir Alman vb., söyleyemez dersem cevaplandırmış olurum sorunuzu.
— Dil özelliklerinden dolayı mı söyleyemez?
Opera-Bale Genel Müdürü Yalçın Davran, Türk dilinin operaya yatkın bir dil olduğu nu söylüyor ve aksini iddia edenlere katılmıyor. Yerli ope ralarda dil sorununun olmadı ğını, yabancı operaların ise çok iyi çevirilmesi ve metnin prozodiden anlayan bir müzis yenin elinden geçmesi duru, munda yine bir sorun olmaya cağını söylüyor.
— Peki ya Balede durum? — Balemizin şu anda Rus- îngiliz karışımı bir ekole bağlı olduğunu söyleyebilirim. Bi zim bestecilerimiz eser verdik çe. bizim koreograflarımız dü
zenledikçe kendimize özgü eko lümüz gelişecek.
— Bu gelişmede Türk folk, lorunun yeri ve önemi var mı?
— Besteci yazarsa koreograf yararlanır muhakkak, örnek diyorsanız, İşte «Deli Dumrul», Bütün güçlüklerine rağmen böyle bir baleyi sergileyebildi ğimiz için çok mutluyum.
— Sayın Davran, belld dedi, kodudur ama sanatçıların bir kesimi çeşitli baskılardan ya kmıyorlar.
— Hamdolsun siyasal baskı filan yok, hiçbir zaman da ol
madı-— Bir başka dedikodu daha. Aydınlatmanız dile&lvle soru yorum. Ajda Pekkan’m yaz bo- vunca sergilediği şovda görev alan balerinlerin ve lîaletlerin tümünün Devlet Baiesi’nden olduğu söylenlvor. Doğru mu. doğruvs8 vaşak değil mi?
— Efendim, bizden tek kişi yok.
— İstanbul’dan olabilir mi? — İstanbul oldukça bağım sız çalışan bir birim, ama san mam.
Bu söyleşi için teşekkür ede. rim, Sayın Yalçın Davran.
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi