Kalburun
altı ve üstü
K e n d i s i n e A v ı u p a d a y ü k s e k t ahs i l g ö r m ü ş , h a t t â d o k t o r a bile y a p m ı ş s ü sü v e re n b az ı t i p l e r v a r d ı r ki b u n l ar ı A v r u p a da h a k i k î t ah s il g ö r m ü ş , k ü l t ü r e a ş ı l a n a r a k d ö n m ü ş , k e n d i sin de n a z â m î i s t i fa d e e di le n k i m s e l e r l e k a r ı ş t ı r m a m a l ı d ı r .Biz nice nice i n sa n l a r t a n ı y o r u z ki A v r u p a y a tahsi l n a m ı a lt ı n d a g i d ip k i t a p y a p r a k l a r ı ç ev i re ce kl er i y e r d e k a d ın k a l p ieri ç e v i r m i ş l e r ve ilim ş e r b e t i i çe c ek ye rd e bira ve ş a r a p f ıçı ları nı d e v i r m i ş l e r d i r .
Y a ba ncı m e m l e k e t k ü l t ü r l e r i n d e n i s t i f a d e e d i p k a f a s ı n ı o l g u n l a ş t ı r a r a k d ö n e c e k y e r d e ka lbi ni d o l d u r a r a k d ö n e n le r i n bu m e m l e k e t t e A v r u p a d a y ü ks e k tahsi li ni i k ma l e t m i ş dam- ga şiyl e g e z m e l e r i ve bu t it rİ t a k ı n m a l a r ı g ü l ün çt ü r.
Şımarık ve yabaacıları peşine takm ağa aşık kızların tu zağına düşm ek için gündüzünü k aybedip güneşi g e c e sarhoş luğuyla uyanık ve ayakta karşılayanlar, bize Avrupadan bi rer kıym et olarak g e lm iş değillerdir. Bilâkis bunlar tem iz ahlâklarını da bozmuş kaybetm iş kimselerdir’
Doktora tezlerini başkalarına yazdıranları, gittikleri mem leketin dillerini bile hakkiyls ö ğren m em iş olanları hayretle g ö r m e k te y iz .
Şayet bunların arasında bir tasfiye ica b etse kalburun altı na o kadar fazla insan g e ç e c e k ki to p r a ğ ı görm ek bile kabil olamıyaeak!
T ah a
Toros
Arı hayvanların en çalışkanıdır. İnce zekâsiyle gjûzle görülemiyjcek kadar küçük zarraleri esmer ve olgun bir mimar gibi koyanfna balım yerleştirip.
Arı, dağda g. zer, _ bağda gezer; renkli çiçekleri çok sever ve çok emer. Hayatın baharından onun kadar fayda lanmasını bilen hiçbir mahlûk yoktur. Çiçekten çiçeğe, yap raktan yaprağa konar.. İstediğini emer, ba?an dakikalarca bir tatlı çiçek üzerinde titrer, ve gıdasını alır.. Bu tatlı çiçek hulâsasını ince, gayet muntazam peteklere yerleştirir. Günün birinde gözlerine bir elek geçiren eli bıçaklı bir adam, ağzının suyunu akıla akıta enları keser, çömlekleıe küplere yerleştirir.. Her gelen dost, ahbap bunları yer.. Evipde bal olan ve misafirine bal spnnn ev sahipleri her aıı anılır.. Bu tatlı yenildikçe lallı ye ganıimi bir bağ ya: ratılır. .,
* * *
Bu arı üe bir âlim ve muharrir birbirine ne kadar çok benzer.. Bir bilginde arı gibi kitaplardan kitaplara koşar, kafasına ilim Usaresini tıkar. Ve bir gün bu yüzlerce k i lap ların emilmesinden ortaya bir eser çıkar!..
îfakat! dünyadaki asırların hrpsi bal arısı olmadığı gibi, lıer kitap luplflyan ve kitap yapraklarına göz nurunu sızdıran da - eğer hazmedemez ve ortaya piç egep vere mezse - hakikî bir muharrir ve müdekklk olamaz .. Nitekim Çiçeklere konup ta bal verniiyen. nice kodaman arılar var dır ki - kârıneg.n ygz geçtik - ziyankârdırlar. Bunlara da (Eşek arısı) - derler.
Taha T oros