• Sonuç bulunamadı

YAŞLANMA TEORİLERİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "YAŞLANMA TEORİLERİ"

Copied!
17
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

YAŞLANMA

TEORİLERİ

(2)

 Yaşlılık kaçınılmaz bir süreçtir.

 Hastalıklara artmış hassasiyet ve dış etkenlere karşı oluşan cevapta azalmış yanıtın sonucudur.

 Bu etkilenmelerin sonucunde yaşla birlikte mortalite de artmaktadır.

 Yaşlanmanın nedenlerini anlamak bugünkü laboratuvar tekniklerle sınırlıdır.

 Yaşlılıkta meydana gelen değişiklikler

moleküler seviyeden organizmik seviyeye

yaklaştıkça daha belirgin hale gelir.

(3)

 Yaş ilerledikçe nörodejeneratif bozukluklar gibi birçok hastalığın görülme sıklığı artar.

 İmmün sistemdeki değişikliklerle hem

otoimmün hastalıklara hem de enfeksiyonlara yatkınlık ortaya çıkar.

 Kanser insidansında belirgin bir artış gözlenir.

Bu durum toplumda ölüm ihtimalinin artması

ve yaşa özel ölüm oranlarının yükselmesi ile

sonuçlanır.

(4)

 Çağdaş tıp, insanı daha uzun süre ve daha sağlıklı yaşatmanın cevabını

ararken yaşlanmayla ilgili teoriler üretilmekte, koruyucu ve sağlığı geliştirici hizmetlere önem

verilmektedir.

 Yaşlanmaya özgü değişikliklerle ilgili moleküler düzeyden organ sistemleri fonksiyonlarına kadar birçok teori

üretilmiştir.

(5)

Yaşlanma ile ilgili ortaya konan bazı teoriler

 Somatik mutasyon teorisi

 Serbest radikaller teorisi

 Genetik yaşlanma teorisi

 Hücre yaşlanması teorisi

 Bağışıklık teorisi

 Endokrin teorisi

 Nöroendokrin teorisi

 Kullanılmaya bağlı eskime teorisi

(6)

SOMATİK MUTASYON TEORİSİ

Somatik hücrelerde yaşam boyu biriken mutasyonlar birçok hastalığa neden olur.

 Somatik mutasyon teorisinde, DNA hasarına hücresel cevap kapasitesinin, yaşlanma

olayında önemli bir belirleyici olduğu bildirilmiştir.

 DNA hasarına cevap, DNA’da meydana gelen hasarların tespiti, tamiri ve apoptoz (çok hücreli organizmalarda görülen ve genetik materyal tarafından ne zaman gerçekleşeceğine karar verilen, “istenen ve programlı hücre

ölümü) ile hücre siklusunun kontrolü

aşamalarından oluşmaktadır.

(7)

NÖROENDOKRİN TEORİSİ

Pitüiter bezdeki (hipofiz) değişikliklerin yaşlanmada rol aldığı görüşü vardır.

Ayrıca, otonom sinir sisteminde ve

metabolizmadaki birçok değişiklikler

beyin merkezlerindeki yavaşlama ile

açıklanmaktadır.

(8)

SERBEST RADİKALLER TEORİSİ

“Mitokondrial teori” de denir.

Mitokondrialar sadece hücrelerin ana

enerji kaynağı değil, serbest radikallerin de ana kaynağıdır.

 Bu kuram aerobik metabolizma sırasında oluşan hasarlara dayanır.

 İlk olarak 1956 yılında öne sürülen bu teoriye göre, yaşlanma ve yaşlanmayla ilişkili dejeneratif hastalıklar serbest

radikallerin çeşitli hücre komponentleri

üzerine olan zararlı etkilerine bağlanmıştır.

(9)

 Normalde hücresel metabolizma sırasında üretilen ve oldukça reaktif bileşikler olan serbest radikaller; vücutta metabolik

olaylara neden olan, elektronu eksik ve aktif maddelerdir.

 Serbest radikal oluşumuna; sigara, herbisit ve pestisitler, ilaçlar, güneş ışınları, X

ışınları, hava kirliliği, yiyeceklerde bulunan bazı bileşikler vb. neden olur.

 Oksijen kullanımındaki artışa paralel

olarak, egzersiz de serbest radikal

oluşumuna katkıda bulunabilir.

(10)

 Hücre proteinlerine ya da genetik materyale kolayca bağlanabilir ve

yapılarda oksidasyona neden olarak bozulmalar meydana getirirler.

 Serbest radikaller teorisine göre

yaşlanma, hücre proteinlerinde ve genetik yapılarda meydana gelen bozulmaların

sonucudur.

 Endojen olarak üretilen yüksek

reaktivitedeki serbest radikaller somatik

mutasyonlara, beslenme bozukluklarına

ve protein hasarına yol açar.

(11)

 Bu teoriye göre yaşam boyu sürekli

maruziyet sonucunda oluşan hücre hasarı ile birlikte vücuttaki oksidanlar ve

antioksidanlar arasındaki dengenin bozulması sonucu gelişen fonksiyon bozukluğu; kanser, ateroskleroz gibi hastalıkların oluşumuna zemin

hazırlayarak ölüme neden olmaktadır.

(12)

GENETİK YAŞLANMA TEORİSİ

Kişilerin yaşam süresini soydan, cinsten ve ırktan gelen DNA programlarına dayandıran bir teoridir.

 Her canlı türünün kendine özgü bir yaşam süresi vardır. Uzun yaşadığı görülenlerin çocuklarında ve torunlarında aynı şekilde uzun yaşam süresine rastlanmaktadır.

Canlıların soy ağaçları incelendiğinde ortalama yaşam uzunluğunun kalıtımsal geçişle ilgili olduğu görülmüştür.

 Örneğin, dünya çapında

kadınların erkeklere göre beklenen yaşam

süresi daha uzundur.

(13)

HÜCRE YAŞLANMASI TEORİSİ

 Hücre çoğalmasını kontrol eden genler klonal yaşlanmanın nedenlerindendir.

Kromozom uçlarındaki telomer (her bir

kromozomun iki ucunda bulunan, fonksiyonel olmayan DNA’ya telomer denir) bölgesinde DNA kayıpları hücre yaşlanmasının bir nedenidir.

 Programlı hücre ölümü de yaşlanmayla

ilgilidir.

(14)

BAĞIŞIKLIK TEORİSİ

 İmmün sistem vücudun hastalıklara karşı savaşan sistemi olup, fonksiyon kaybına uğradığı zaman mikroorganizmalar ya da diğer hastalık faktörlerine giriş kapısı açılmış olur.

 Yaşlanma ile birlikte hücreleri tanıma ve elimine etme özelliği azalır, vücudun kendi dokusu ile yabancı dokular arasındaki farkı tanıma özelliğini kaybetmeye başlar.

 Yaşlılarda görülen primer immün yanıt zayıflaması onları otoimmün, inflamatuar ve enfeksiyon

hastalıklarına karşı duyarlı kılar.

 Bu da yaşam süresi ve kalitesinde azalmaya neden

olur.

(15)

ENDOKRİN TEORİSİ

 Endokrin teoriye göre, endokrin bezlerin hormon salgılamalarındaki düzensizlik veya yetersizlik yaşlanmayı

başlatmaktadır.

Over follikül ve oositlerin (büyüme evresini

tamamlamış fakat henüz döllenebilecek duruma gelmemiş dişi gamet) kısıtlı depolarının bitmesi sonucu meydana gelen menopoz, kapsamlı

fizyolojik değişikliklere neden olur.

(16)

KULLANILMAYA BAĞLI ESKİME TEORİSİ

 Yaşlanma sürecinde makroskopik olarak organizma düzeyinde açıklanan bu teori, yaşlanmanın

mekanik ve biyokimyasal özelliklerini kapsar.

 Teorinin temel fikri yaşayan organizmaların çalışmasının makinelere benzetilmesidir.

Makinenin parçaları sürekli kullanıldığında eskir ve sonunda fonksiyonunu kaybeder.

 Canlı organizmaların çalışmasının da buna benzediği savunulmaktadır.

 Eklem ve dişlerin yaşlanmayla birlikte erozyona uğraması şeklinde açıklanır.

 Biyolojik yaşlanma değişik bireylerde farklı

hızlarda olmaktadır.

(17)

Bu teorilerin dışında ;

 Bireyin yaşam tarzı,

 Beslenme alışkanlıkları ve

 Mevcut kronik hastalıkları yaşlılığı erken

davet eden faktörlerdir.

Referanslar

Benzer Belgeler

DSM-IV Somatoform Bozukluklar ve DSM-5 Somatik Belirti Bozukluğu ve İlişkili Bozukluklar DSM-IV (Somatoform bozukluklar) DSM-5 (Somatik belirti bozukluğu ve ilişkili

Ancak orijinal çalışmada sadece ölçeğin sıklık ve şiddet alt ölçeklerinin güvenir- lik analizi yapılmışken mevcut çalışmada bu alt ölçeklerin yanı sıra

• Yaşam sırasında somatik (vücut) hücrelerde aynı genin diğer allelinde meydana gelen ikinci bir mutasyon sonrasında sağlam allel de inaktive olur ve hücre

• İndirekt (kallus dokusundan) somatik embriyogenesis olmak üzere iki şekilde meydana gelmektedir. 1) Direkt somatik embriyogenesis: Somatik embriyoların eksplant üzerinde

Hücre kültürlerinin esas çalışma prensibi tek bitki hücrelerinde aseptik şartlar altında tam bitkilerin elde edilmesidir.... • Yoncada yaprak eksplantından hücre

• Genel olarak ruhsal sıkıntılar fiziksel belirtiler olarak ortaya konur ve bu fiziksel belirtiler için tıbbi yardım arayışında bulunulur.. • Sıklıkla da bu

Kurudaki ineklerde ise epitel hücre döküntülerine bağlı olarak somatik hücre sayısında artış görülebilmektedir...

Hafızoğulları/Özen, Kişilere Karşı Suçlar, s.66 (Hafızoğulları/Özen, in- tihara yönlendirmeyi düzenleyen TCK’nın 84/1 maddesi hükmünün, iştirak ka- lıpları