' i ı s r b ' C b k
uunyesınae kızıl tahrikleri de beraberindegetirmiştir.
Ve bunların istisnasız hepsi dışarı'dan yönetilmiştir.
1946'da Ç O K PARTİLİ hayata girildiğin- Y*>« denenmiştir. 1950'de iktidar değişikliğinde deneme tekrarlanmıştır Ko m ünizm , ülkelerin iyi niyetli özgürlük kural ve geçiş dönemlerinden sızmanın ustasıdır. Nitekim 1953'de en geniş kadrolu denemeyi yapmışlardır. 15 Ekim 1953 tarihli gazeteler şu haberi yayınlıyorlardı:
. tarihlerde yakayı ele veren 167
komünistin yargılanmasına başlanılıyor. Şebekenin dış ülkelerle ilişkisi tesbit edilmiştir. 143'ü tutuklu olan komünistler suçlarım itiraf etmişlerdir. Tutuktular va'rdîr §Cf,k Hüsnü i,e Zeki Ba?tımar da
D
***
FY .7
arşi,v i' bilhassa vatanı gizli tahrik ve komplolardan korumak •; *5m yorulmuş milli örgütlerin dosyaları! w°mi] î r ^ mmıı iktit^arı e*e geçirmek için • denediği yo lar ve kullandığı kişiler için
v aÇ*k'SeÇık bilgi veren belgeleriyle doludur.
‘
Kurulduğu günlerdeki adı M A .H (M illii f S T eL l ^ YetiK ol?n.
bugünkü M .I.T . ^ (Mih i İstihbarat Teşkilatı)nın ilk başkanı:
hilpfin ‘ İ Ükr,Ü ,Â,İ Ö 8el' vazifesini İ Î f i ef' ne ^ v re d e re k İstanbul milletvekili ; olduğu günlerden birindeki sohbetinde,
şunları söylemişti:4 l *®5n ' komünist tahriklerinin esas i kaynağını tesbit için çok uğraştım. Istisna- 3
s!z
hepsi muayyen bir noktada dışarı ya 1 dayanıyordu. Bu dışarılık, Rusya'nın kendi -* sinden başlıyarak demir perde ülkelerine,: niü?ı» •
aLya v?,. F,ransa « ibi komünist
Î Parî,,len" kVv3f.et,ı olduğu diyarlara uzanı-
a
Kesınhk ve açıklıkla anladım ki,
- Moskova, Türkiye'deki komünist tahrikle- ' 00 başarıya ulaşması için hiç bir fedakarlık » tan çekinmiyordu. Havsalanın güç alacağı fedakarlıklara durmadan katlanıyordu. O zamanlar tatbik edilen Klering ticari sistemi ile demirperde gerisi ülkelerle yapılmış alış-verişten elde ettikleri büyük ; paraları kolaylıkla yurda sokuyorlar ve cömertçe sarfediyorlardı. Ben, maddi sıkıntıda olan hiç bir komünist ajangörmedim. Hepsi mümkün olduğunca
saklamaya çalıştıkları maddi refah içinde
Bir başka hakikatle de her olay sonunda Karşılaştım: Komünizm asla yaratıcı değil- dı, fakat mükemmel tatbikçi idi: Esasları belirli sızma ve yerleşme yollarını, her defasında muvaffakiyetle yürütüyorlardı. E e geçebilmeleri de, bu yolları bilmiş olmanın verdiği tecrübe ile mümkün oluyordu. Teşebbüslerinin başarısızlığa Nevî’ efde
°jJX\
h,-Çı müteessir etmiyordu N e yıe ld e edebilmişlerse propaganda yolu cokke«lîirn,UH ardl S,stein değiştirmek de k u l l a n ® ' H ! L Zaînan, bammadde olarak kullandıkları beyni yıkanmış tahrikçilereahıp oluyorlardı. Bunların içinde yetişme Ye h.ayaf,l'. böylesine yola girmeyi reddedecek mahiyette olanlardan bazıları ile görüştüm. Körükörüne alet olmayı benimsedik eri ana kadar olan safhayı bir sariıoşun o hale gelinciye kadar hatırlama dığı olaylar gibi açıklayamıyorlardı.
Moskova'nın gayesine erinciye kadar denemelerini tekrarlıyacağına hiç şüphe yetmemelidir. Bazı memleketlerde komüniz in in yasaklanmış olması neticeyi elde «tm e ye , yani bu te h llL »»:»
yordu. Tramvaylar işle miyorlardı. Çok evlerin sokak kapıları karla ör tülmüştü. Dışarı çıkmıya mecbur olmıyan, evlerrn- de soba başlarında idi ler. işte böyle tufandan nişane olan bir zamanda
R E K I R X - KORKU İÇİNDE İDİM..
Telgraf geldiği zaman ben evimin ikinci kafan da, yatak odamda tek başıma yafavordum. Ge cenin ileri saati idi.
Hâtıratın sahibi Dr.
onbirytl, 1898’den Sultan İkinci Abdölhanud ın hah 1909’a kadar hususi d oktu k
o n S £
E S I « 61
Arafak £ £■
Kethüdası Ali Efendi’dir. KflgUcayasofya dala ilk tahsilinden sonra Beylerbevi’nde büyükannesinin yanında Rüştiye (Ortaokula) devam i
timiış, 1879 da mülki tıbbıyeye girmiş 1
Bahılye" t e ş S d a ^ i Mekteb' İ 5âhanesinin «ibba j ° !araJi m bn namzed ¡erinin ülke re dünya !
J S f g S S â g S K ö t e . . . X893’c^ »
^ t^ an esin d e meşher âlim Prof^’l i ^dm’m ' i
SSSaaasssîsasiftB
u " Tİ1“1 şeh °bnuş, aynı zamanda mülki öbbıyede vw um virPn r f f r-' Bu3Yar Frensi Ferdinandm İzmir
^ P ı S S ^ u S b ü g i S e a nva * * * * *
. . . iradesiyle vHd^Sarayında î ! “ “1 WzmBte girdiği 1898 ¿nesi B^ınye Hastahanesinde klinik şefi ve übbıyede muallim ıdı. Almanca, Fransızca r e
^erik r<T h'vY* ırv Hamidin halinden sonra Bahriye Ferik Tabib (Deniz Kuvvetleri Korgeneral E • olarak kendi arzusu Üe Üçüncü OrduSdüuye Daires I İ L Go,tZ ,Go^ ni11 kumandasındaki- î I ı aa»^ d r " sıhhlye reisliğini ifa etti. I I 1938 de vefat etti.
'% M i
. “ . V ' * * İ V ' ) ÜV-İ( \