Ziya Somer yazlık binası / oturma mahalli
E S K İ Ş E H İ R K O L E J İ :
Bayındırlık vs Eğitim Bakanlıkları arasın-da imzalanmış okul inşaatı ile ilgili bir pro-tokol'ün kayıt ve şartlarına göre 1958 yı-lında tanzim edilmiş ve kaba inşaatına baş-lanılmış bir projedir.
40 kişilik 20 sınıf, lâboratuarlar, yatak-hane, yemekhane ve revir programın esası-nı teşkil etmektedir.
Beher öğrenciye 3. 50 m2 veya 12.60 m3 yapı isabet etmektedir.
Dar kenarı Eskişehir — Ankara yoluna mücavir t a m dikdörtgen bir arazi içinde, okul binaları kuzeye yaklaşarak doğu cep-hesinden istifade etmektedir.
Yatakhane blokları da aynı yöndedir. H e r iki grup yatay ve yaygın bir kitle olan ye-mekhane ile birbirlerine bağlanmakta, spor salonu portik ile ayrı bir kol teşkil etmek-tedir.
Eskişehir Koleji
Soru : Teşkilâtlı bir mimarlık bürosu tec-rübelerinize göre nasıl olmalıdır?.
Cevap : İdeal olan veya tahakkuk ettireme-diğimiz için bizlere öyle gibi gö-rünen, husus, bir mimarlık bürosu-nun herhangi bir tesisi meydana ge-tirmek için lüzumlu bütün teknik hizmetlerin başlıcalarını görebilen bir topluluk elmasıdır. Proje ve tat-bikat safhasındaki işe yüzde yüz hakim olabilmek için kâğıt üzerin-deki çalışmaların koordinasyonlu ve tam olarak kısa zamanda bitiril-mesi, ancak, ayni merkezden idare edilen bir çalışma organizasyonu ile m ü m k ü n d ü r . Bu sebeple muhtelif ihtisas projelerinin ayrı ayrı şahıs veya müesseselere dağıtılmaması, zaman kaybı ve bilhassa, asıl işin sahibi ve müellifi olan mimarın ko-nuyu her bakımdan elinde tutması bakımından önemlidir.
Böyle bir düşünce tarzına göre teş-kilâtlı bir mimarlık bürosu, inşaat mühendisliği ve tesisat mühendisli-ği, hizmetlerini yapabilecek bir or-ganizasyonu içine almalıdır. Ancak yurdumuzdaki yapı piyasası henüz böyle bir teşkilâtı asgari ölçüde da-hi besleyecek kapasiteye ve genel alışkanlığa sahip değildir. Buna rağmen, ilgili ihtisas kollarında ça-lışan müessese veya şahıslarla özel anlaşmalar yapmak ve daimî çalış-mayı temin etmek suretiyle, memle-ketimizde de benzer bir çalışma or-ganizasyonu kurmak m ü m k ü n d ü r , ve B.M.O. da bu yolu seçmiştir. Anlayışımıza göre iyi bir mimarî büro, hizmetlerini yer personel -âlet ve imkân-bakımmdan kifayet-li bir seviyede cihazlandırabilmiş olandır. Ayrıca bu büronun devam-lı etüt ve araştırma ile meşgul ol-ması, yenilikleri ve ekonomik geliş-meleri takip edecek teşkilâta sahip olması da lüzumludur. Yine iyi bir mimari büro, mesleğin icrası ile ye-tinmeyip, meşgul olduğu sahalarda-ki tecrübe ve araştımalarını yayın-lıyarak, toplumun ve mesleğin bir
veya daha çok meselelerinin çözül-mesinde yer almalıdır. Bu da onun (mesleki - sosyal) yönü ve görevi-dir. Zira mimariye ve tatbikatına, mektepler değil mimarlık büroları yol göstermelidir.
F a k a t her işte olduğu gibi bu yön-deki tecrübelerimiz de çeşitlidir. M i m a r ve mühendis, özellikle inşa-at mühendisinin kollektif çalışma-sına ait olan görüşümüzü de ayrı bir yazı olarak Arkitekt'e takdim edebiliriz.
Scru : Memleketimizde mimarlık hizmet-lerinin şahıslarca görülmesi mi? yoksa aksine firmalar tarafından deruhte edilmesi mi uygundur?
Cevap : Bu konuya kısmen daha evvelce te-mas ettik; Türkiyede hususî şahıs-ların yani küçük sermayenin sahip oldukları mesken ve apartman in-şaatında daha uzun seneler mimar-lar fert omimar-larak iş alacak d u r u m d a kalacaklardır kanaatindeyiz. Endüstrileşme ilerledikçe, dol.ayısiy-le yapı malzemedol.ayısiy-leri standart bir endüstri imalâtına büründükçe, kü-çük sermayenin kaybolacağı ve ya-pı işlerinin şirketler gibi kollektif sermaye tarafından yürütülebilece-ği muhakkaktır. Böyle bir durum-da mimarın fert olarak çeşitli prob-lemleri ele alabilmesi imkansızlaşa-caktır. Kaldıki, İmar Müdürlüğü, Mimarlar Odası gibi yakinen bağlı olduğumuz müesseseler nezdinde mecburi olarak yaptığımız temas-ların geniş çapta oluşu, mimarı bu-gün için dahi hırpalamakta ve mes-leğinin dışında bir faaliyet yaptı-ğından üzmektedir. Sadece bu se-beple büyük şehirlerimizde çalışan mimarların birleşmelerinden de ay-rıca fayda vardır.
Soru : Proje müsabakaları hakkındaki dü-şüncelerinizi öğrenebilir miyiz?. Memleketimizde son yıllarda yapı-lan proje müsabakaları sonuçyapı-lan
sizce yararlı mı, yoksa zararlı mı olmaktadır?.
Cevap : Müsabaka şekli meslekdaşlara iş tevzii bakımından âdilâne bir usul gibi görünüyorsa da mahzurları ka-naatimizce faydaları ile kıyaslana-nı ıyacak kadar geniştir.
Bu mahzurların başında «Müsaba-ka Psikozu»nun eğitime «Müsaba-kadar ya-yılması ve bütün mimarlık okulla-rında bu yönde, yani, sathî bir dü-şünce tarzı ve grafik çizimlerle ne-tice almaya gidilmesi söylenebilir. Diğer taraftan müsabaka yolunu seçen birçok işveren (müesseseler, devlet) 1. mükâfatı kazanan mes-lekdaşın hukukî hakları ile karşı karşıya kalmakta ve çok defa iş sa-hibinin probleminin çözümü yeri-ne, mimarın şahsî kaprisleri ön plâ-na geçmekte ve bunlar hukukî hak-ların desteği ile «ileri mimarî» id-diası altında dikte edilmektedir. Müsabaka yolu mahdut sınırlar içinde üstün fikirlerin araştırılması için faydalıdır. Bunun dışında her konu için aynı yolun kullanılması, memleketimizde olduğu gibi, «so-rumluluk» hislerinin ortadan kalk-masına kadar varabilir.
Yabancı memleketlerde «müsaba-ka» normal mimarlık mesaisinin ya-nı sıra yürtülen bir «Aperitif» «Çe-rez» gibi ferahlatıcı ve gönül açıcı bir olaydır.
Bu memleketlerde iş tevzii ise, mü-sabaka yolu ile değil, yeterli firma-lar arasından seçim yolu ile yapıl-m a k t a olup preje istenyapıl-mektedir. İşçi Sigortalarının son teşebbüsü, yani seçim yolu ile işvermek üzere muhtelif meslekdaşlar hakkında bil-gi toplamasını, daha uygun bir yol olarak takdir ediyoruz. Çünkü aksi hallerde «New - York sergisi müsa-bakası» ında olduğu gibi 1. mükâ-fat kazanan bir meslekdaşımız jüri raporuna göre tecrübeli bir m i m a r ile işi yürütmek için zorlanacaktır ki, böyle bir durum da serbes mes-lek adamının bağımsızlığı ile bağ-daşamaz.