Trombolitik Tedavi
Levent ERKAN*, Serhat FINDIK*, Ahmet ÖZTÜRK**, Hüseyin AKAN**, Tarık BAŞOĞLU***, Fatma DORU*
* Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı,
** Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı,
*** Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı, SAMSUN
ÖZET
Çalışmanın amacı; masif pulmoner tromboembolide (mPTE) trombolitik tedavinin etkinliğini değerlendirmek olup, bu amaçla primer değerlendirme kriterleri olarak majör kanama, rekürrens tromboemboli ve ölüm alındı.
01 Ocak 1996-20 Kasım 2001 tarihleri arasında kliniğimizde 193 hasta akut pulmoner tromboemboli (PTE) tanısı aldı. Bu hastaların 26 (%13.4)’sı mPTE tanısı alıp çalışma grubunu oluşturdu. Çalışma grubunu oluşturan hastaların 16’sı kadın 10’u erkek olup yaşları 22-85 yıl arasında değişiyordu (ortalama yaş: 60 ± 17 yıl). Tüm hastalara trombolitik tedavi uygu- landı [20 hastaya doku plazminojen aktivatörü (TPA) ve 6 hastaya streptokinaz verildi]. Trombolitik tedavi sonrasında an- tikoagülan tedaviye geçildi. Primer değerlendirme kriterleri, tedavinin 8. günü ile 90. gününde ele alındı.
Tedavinin ilk 8 gününde; 1 hasta (%3.8) TPA uygulamasının 90. dakikasında gelişen majör kanama (intrakranial kanama) nedeni ile öldü. Bu dönem içinde rekürrens tromboemboli gözlenmedi (%0.0). Dokuzuncu gün ile 90. gün arasında; bir hasta (%3.8) bilinmeyen bir neden ile 14. günde ölürken, majör kanama ve rekürrens tromboemboli oluşmadı. Çalışma- nın sonunda (90. günde) 1’i majör kanama (%3.8) nedeni ile olmak üzere 2 hasta ölürken (%7.6) rekürrens tromboem- boli hiçbir hastada gözlenmedi (%0.0).
Trombolitik tedavi mPTE tanısı alan hastalarımızda etkin ve güvenli bir tedavidir.
ANAHTAR KELİMELER: Masif pulmoner tromboemboli, trombolitik tedavi, streptokinaz, doku plazminojen aktivatörü (TPA), rekürrens tromboemboli
SUMMARY
THROMBOLYTIC THERAPY IN MASSIVE PULMONARY THROMBOEMBOLISM
To determine the effectiveness and safeness of thrombolytic therapy in patients with massive pulmonary thromboembo- lism (mPTE) with regard to primary evaluation criteria (major bleeding, recurrent thromboembolism and death).
One hundred ninety-three patients were diagnosed as pulmonary thromboembolism (PTE) in our clinic between 01 Ja-
GİRİŞ
Pulmoner tromboemboli (PTE) oldukça sık görül- mesine rağmen, tanısı ve tedavisinde pekçok güç- lükler çekilen ve mortalitesi yüksek olan bir hasta- lıktır. Masif pulmoner tromboemboli (mPTE) ise PTE sonucunda hemodinamik parametrelerin bo- zulması ile karakterize, tedavi edilmezse mortalite- si hemen hemen kaçınılmaz olan bir tablodur.
mPTE’nin tüm PTE’ler içinde %8-10’luk bir bölümü oluşturduğu bildirilmektedir (1). mPTE’nin tedavi- sinde tercih edilen ilaçlar trombolitik ajanlardır.
Trombolitik ilaçlar, streptokinaz, ürokinaz ve doku plazminojen aktivatörü (TPA)’dür. Biz bu çalışma- mızda mPTE tanısı alan hastalarımızda trombolitik tedavinin etkinliğini ve güvenilirliğini belirlemek is- tedik.
GEREÇ ve YÖNTEM
mPTE tedavisinde trombolitik tedavinin etkinliğini ve güvenilirliğini belirlemek amacıyla ileriye dönük (prospektif) tek kollu bir çalışma planlandı. 01 Ocak 1996-20 Kasım 2001 tarihleri arasında anabi- lim dalımızda mPTE tanısı alan hastalar çalışmaya alındı. Son hastanın 90 günlük izleniminin sonu olan 20 Şubat 2002 tarihinde çalışma sonlandırıldı.
Hastalar
Onsekiz yaş üzerinde, klinik olarak akut mPTE dü- şünülen hastalar çalışmaya alındı.
Hastaların çalışmaya alınma kriterleri (2):
Klinik; Akut kor pulmonale bulguları, hipotansiyon, siyanoz ve/veya şok tablosu ile birlikte aşağıdaki 4 maddeden en az birinin varlığında mPTE tanısı kondu:
a. Nükleer incelemede akciğer ventilasyon/per- füzyon (V/Q) sintigrafi bulgularının “Prespective Investigation of Pulmonary Embolism Diagnosis (PIOPED)” kriterlerine göre yüksek olasılıklı PTE ile uyumlu olması (3),
b. Spiral bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografide (bu tanı yöntemi hastanemizde Mayıs 2000 tari- hinden itibaren uygulamaya girdiğinden daha ön- ceki döneme ait hastalara uygulanamadı) proksi- mal pulmoner arter dolaşımında (segmental arter ve daha proksimali) emboli varlığı (4),
c. Genel durumu spiral BT anjiyografi veya V/Q sin- tigrafi yapılmasına uygun olmayan, şok tablosunda- ki hastalarda; derin ven Doppler ultrasonografide derin ven trombozu, ekokardiyografide sağ ventri- kül hipokinezisi ve dilatasyonu ile birlikte intervent- riküler septumun sola şifti (trombolitik tedaviyle du- rumlarının uygun hale geldiği en erken zamanda il- gili tetkikleri yapılarak a ve b maddelerinde belirti- len PTE ile uyumlu bulguların görülmesi) (5), d. Spiral BT anjiyografi veya V/Q sintigrafi sonuçla- rı PTE açısından şüpheli olan hastalarda konvansi- yonel pulmoner anjiyografide pulmoner dolaşımda dolma defektleri.
Tedavi Protokolü (6)
Streptokinaz tedavisine alınan hastalara öncelikle, premedikasyon olarak parenteral yolla prednizo- lon, asetaminofen ve antihistaminik uygulandı.
Sonrasında streptokinaz, 250.000 IU 30 dakikalık intravenöz yüklemeyi takiben 100.000 IU/saat do- zunda toplam 24 saat infüzyon şeklinde verildi.
Doku plazminojen aktivatörü (TPA) tedavisine alı- nan hastalara 100 mg TPA 2 saatlik intravenöz in- füzyon ile uygulandı. Uygulama esnasında hastalar yakın gözlem altında tutularak vital bulguları ve ka- nama yönünden kontrolleri yapıldı. Hastalara trombolitik tedaviyi takiben aktive parsiyel trom- boplastin zamanı (APTT) düzeyine bakılarak (APTT: ≤ 2 normal olduğunda) antikoagülan teda- viye başlandı.
İzlem
Hastaların trombolitik tedavi öncesinde ekokardi- yografi (EKO), elektrokardiyografi (EKG) ve arteryel kan gazları (AKG) ölçümleri yapıldı. Hastalar en az nine and ninety, one patient (3.8%) died on 14thday due to an unknown cause, but there was neither major bleeding nor recurrent thromboembolism in this period. Thus, at the end of the study (at day ninety) two patients died (7.6%), one of them was due to major bleeding (3.8%). There was no recurrent thromboembolism (0.0%) within ninety days.
Thrombolytic therapy appears to be both effective and safe in our patients with a diagnosis of mPTE.
KEY WORDS: Massive pulmonary thromboembolism, thrombolytic therapy, streptokinase, tissue plasminogen activator (TPA), recurrent thromboembolism
günlük olarak muayene edilirken, vital bulgu takip- leri saatlik yapıldı. EKG ve AKG ölçümleri normal değerlere gelene kadar günlük, EKO’nun ise trom- bolitik tedavi sonrası aynı gün ve normal bulgulara kadar günlük yapılması planlandı. V/Q sintigrafisi ve spiral BT anjiyografi, tedavinin 8. günde ve 90.
günde tekrarlandı. Tüm hastalara, tedavi öncesi ile tedavinin 8. günü ve 90. günlerinde, her iki alt ekstremite derin ven Doppler USG, yapılması plan- landı. Rekürren tromboemboliyi düşündüren belir- ti ve bulgu varlığında derhal V/Q sintigrafisi, spiral BT anjiografi ve derin ven Doppler USG yapıldı.
Değerlendirme Kriterleri (7)
Değerlendirme kriterleri olarak majör kanama, re- kürrens tromboemboli ve ölüm olarak alındı. Bu kriterler 3 aylık izlem boyunca değerlendirildi.
Majör kanama:
1. Hemoglobin değerinde 2 g/dL ve üzerinde düş- meye yol açan veya 2 ünite ya da daha fazla kan transfüzyonuna ihtiyaç gösteren aşikar kanama, 2. Retroperitoneal kanama,
3. İntrakranial kanama, olarak kabul edildi.
Rekürrens tromboemboli:
1. V/Q sintigrafisinde yeni bir segmenter ya da da- ha büyük perfüzyon defekti varlığı,
2. Spiral BT anjiyografide yeni embolik odakların ortaya çıkması,
3. V/Q sintigrafisi ile spiral BT anjiyografide tam ka- rar verilemeyen durumlarda konvansiyonel pulmo- ner anjiyografi ile yeni dolma defektlerinin oluşması, 4. Derin ven Doppler USG’de yeni tromboz varlığı, olarak kabul edildi.
Ölüm: Üç aylık izlemde nedeni bilinen (PTE, trom- bolitik tedavi, kanser vb.) ya da nedeni bilinmeyen ölümler.
SONUÇLAR
fik verileri, predispozan faktörler, uygulanan trom- bolitik ilaç ve klinik özellikleri Tablo 1’de verilmiştir.
Hastaların 20’sine TPA, 6’sına streptokinaz protoko- lü uygulandı.
Tanı
V/Q sintigrafisi sonuçları: Onbeş hastada ya- pıldı ve PIOPED kriterlerine göre, tümüde yüksek olasılıklı PTE ile uyumlu idi (3).
Spiral BT anjiyografi sonuçları: Onaltı hasta (10’u o anda radyoaktif madde bulunamadığından V/Q sintigrafisi yapılamayan) spiral BT anjiyografi- ye alındı. Spiral BT anjiyografi sonuçlarında tüm hastaların proksimal pulmoner arter dolaşımında multipl embolik görüntüler yanında kardiyomegali ve çoğunda da interventriküler septumun sola şifti ve sağ ventrikül dilatasyonu görüldü. Örnek olma- sı amacıyla iki hastanın tedavi öncesi ve tedavi son- rası spiral BT anjiyografi görüntüleri Resim 1 ve Re- sim 2’de verilmiştir.
Şok tablosundaki bir hastaya ise V/Q sintigrafi ve spiral BT anjiyografi yapılamadı, o sırada yeterli ekipman sağlanamadığından konvansiyonel pul- moner anjiyografi de çekilemedi. Ancak akciğer grafisinde “Westermarck” belirtisi, derin ven Doppler USG ile derin ven trombozu ve EKO’da sağ ventrikül hipokinezisi, dilatasyonu, pulmoner hipertansiyon ile birlikte interventriküler septumda sola şift saptanınca mPTE tanısı ile trombolitik te- davi başlandı. Ancak hasta kısa süre sonra öldüğü için ileri tetkikleri yapılamadı.
EKO sonuçları: Tüm hastalarda sağ ventrikül ve sağ atrium dilate bulundu. Pulmoner arter basınç- larının ortalaması 65 ± 12 mmHg (55-79 mmHg) olarak hesaplandı. Ek olarak 20 hastada intervent- riküler septumda sola şift saptandı.
Primer Değerlendirme Kriterleri (1-8. gün) (Tablo 2)
Klinik düzelme 20 hastada trombolitik tedavi uygu- lanımını takiben saatler içinde görülürken iki hasta-
Sekizinci gün hastaların tümünün (22 hasta) kont- rol V/Q sintigrafilerinde perfüzyon defektlerinin büyük oranda (≥ %90) düzeldiği ve yeni perfüzyon defektlerinin oluşmadığı görüldü. Kontrol spiral BT anjiyografilerinde de önceki embolik lezyonların ta- ma yakın (≥ %90) düzeldikleri ve yeni lezyonların oluşmadığı izlendi.
Primer Değerlendirme Kriterleri (9-90. gün) (Tablo 2)
Bir hastada belirgin klinik iyileşme ile birlikte kont- rol spiral BT ve V/Q sintigrafileri ile derin ven Doppler USG’sinde belirgin düzelme görülmesine
rağmen tedavinin 14. gününde hasta aniden kardi- yopulmoner arreste girdi ve öldü. Nedene yönelik çalışmalar hastanın yakınlarının otopsiye izin ver- memesi nedeniyle sonuçsuz kaldı.
Kalan 24 hastanın 3 aylık izlemleri sırasında (9-90.
gün) majör kanama, ölüm ve rekürrens tromboem- boli hastaların hiçbirinde gözlenmedi. Doksanıncı gün çekilen kontrol spiral BT anjiyografilerinde tüm hastaların proksimal pulmoner arteryel dolaşımları- nın tamamen açıldığı ve V/Q sintigrafilerindeki perfüzyon defektlerinin tama yakın düzeldiği ve ye- ni perfüzyon defektlerinin olmadığı rapor edildi.
Tablo 1. Hastaların demografik ve klinik özellikleri.
Hasta sayısı (n= 26) %
Yaş (yıl) [60 ± 17 (ortalama) (22-85) yıl]
Erkek 10 38.4
Klinik belirti ve bulgular
Nefes darlığı 25 96.1
Göğüs ağrısı 21 80.7
Hemoptizi 2 7.7
DVT belirtileri 7 26.9
Taşikardi (≥ 100/dakika) 26 100
Takipne (≥ 20/dakika) 26 100
Siyanoz 10 38.4
Hipotansiyon (< 100 mmHg) 26 100
Senkop 8 30.7
Şok 1 3.8
Predispozan faktörler
Ameliyat (son 3 ay içinde) 7 26.9
Kanser 4 15.3
İmmobilizasyon (72 saatten uzun) 3 11.5
Geçirilmiş venöz tromboemboli 1 3.8
Protein C eksikliği 1 3.8
Derin ven trombozu 13 50.0
Tanı yöntemi
V/Q sintigrafisi 15 58.0
Spiral BT anjiyografi 10 38.4
EKO* 1 3.8
DVT: Derin ven trombozu, V/Q sintigrafisi: Ventilasyon/perfüzyon sintigrafisi, Spiral BT anjiyografi: Spiral bilgi- sayarlı tomografi anjiyografi, EKO: Ekokardiyografi.
* EKO’da sağ ventrikül dilatasyonu, pulmoner hipertansiyon, interventriküler septumda sola şift ve derin ven Doppler ultrasonografide derin ven trombozu.
Sonuç olarak 3 aylık izlem boyunca primer değer- lendirme kriterlerinden ölüm 2 hastada (biri int- rakranial kanamaya bağlı iken diğerinde neden bu- lunamadı), majör kanama bir hastada gelişirken re- kürrens tromboemboli hiçbir hastada saptanmadı (Tablo 2).
TARTIŞMA
mPTE çok ani gelişen ve zamanında tanısı konup tedaviye başlanmadığında ölümle sonlanan bir du- rumdur. Olguların %11’i ilk saat, %43-80’i ilk 2 sa- at ve %85’i ilk 6 saat içinde ölürler (2).
yografide proksimal pulmoner arter dallarında em- boli varlığı, EKO’da sağ ventrikül hipokinezisi, in- terventriküler septumun sola deviasyonu çok de- ğerli bulgulardır. Tanıda altın standart yöntem kon- vansiyonel pulmoner anjiyografidir. Ancak bu işle- min kateterizasyon gerektirmesi ve invaziv olması özellikle trombolitik tedavi planlanan hastalarda te- daviye bağlı kanama riskini arttırır. Bu nedenle ta- nıda en son başvurulan metod olarak kalmalıdır.
mPTE tedavisinde oksijen ve vazoaktif ilaçlarla (do- pamin, dobutamin, noradrenalin) tedaviye ek ola- Resim 1. Sekseniki yaşındaki mPTE’li hastaydı. Çekilen spiral bilgisayarlı tomografi anjiyografide ana pulmoner arter içinde trombusa ait hipodens görünüm (A), trombolitik tedavinin 8. gününde bu görünümün kaybolduğu (B), ventrikül seviyesindeki kesitlerde ise başvuruda interventriküler septumun sola şifti (C) ve tedavi sonunda bu gö- rüntünün gerilediği (D) görülmektedir.
A B
C D
sağlar. Trombolitik tedavinin en korkulan kompli- kasyonu kanamadır. Özellikle intrakranial kanama yönünden hastaların dikkatli yakın takipleri şarttır.
Kanamalar daha çok minör kanamalar şeklinde, özellikle ponksiyon yapılan damardan olur ve tam- pon ile durdurulabilir. Majör kanamalar %6.3 ola- rak bildirilirken, intrakranial kanama %1.8 ve buna bağlı ölüm %0.6 dır (8).
01 Ocak 1996-20 Kasım 2001 tarihleri arasında kli- niğimizde 193 hasta akut PTE tanısı aldı. Bu olgu- ların 26’sı mPTE’li olup tüm olguların %13.4’ünü oluşturdu. Bu rakam kaynaklarda bulabildiğimiz or- talama rakam olan %8-10’dan biraz daha yüksekti.
Bu durum hastaların kliniğimize daha geç başvuru- larına bağlı olabileceği gibi PTE’nin hastalarımızda Resim 2. Yetmişüç yaşındaki mPTE’li hastaydı. Çekilen spiral bilgisayarlı tomografi anjiyografide sağ inferior pul- moner arter içinde trombusa ait hipodens görünüm (A), trombolitik tedavinin 8. gününde bu görünümün kaybol- duğu (B), ventrikül seviyesindeki kesitlerde ise başvuruda sağ ventriküldeki aşırı dilatasyon ile birlikte interventri- küler septumun sola şifti (C) ve tedavi sonunda bu görüntülerin gerilediği (D) görülmektedir.
Tablo 2. Primer değerlendirme kriterleri.
Kriter 1-8. gün 9-90. gün Toplam
Rekürrens tromboemboli 0 0 0
Majör kanama 1* (%3.8) 0 1 (%3.8)
Ölüm 1* (%3.8) 1 (%3.8) 2 (%7.6)
* Majör kanama ve ölüm aynı hastada gözlenmiştir.
A B
C D
daha ağır seyrettiğine de bağlı olabilir veya günü- müz tanı imkanlarının bu değerlerin verildiği 25 yıl öncekine göre çok daha başarılı olması ile de açık- lanabilir. Hastaların yaş dağılımına bakıldığında 21 hastanın (%80.7) PTE için risk faktörlerinden biri kabul edilen 40 yaş ve üstünde olduğu görüldü.
Dört hasta (%15.3) trombolitik tedavi için rölatif kontrendikasyon taşıdığı düşünülen 75 yaş ve üs- tündeydi. mPTE tanısına ulaşırken klinik bulgular (özellikle sistemik hipotansiyon) ile birlikte EKO’da pulmoner hipertansiyon ve sağ ventrikül yetmezli- ğini çalışmaya alınma kriterleri içine dahil ettik. Bu kriterleri tam içermeyen hastaları (örneğin; EKO’da sağ ventrikül hipokinezisi saptanmasına rağmen sistemik olarak normotansif hastalar veya klinik bulgular yönünden masif olmayan hastalar) sub- masif PTE kabul ettik ve çalışmaya dahil etmedik.
Yukarıdakilere ek olarak hastalarımızda mPTE tanısı için öncelikle V/Q sintigrafisi ile spiral BT anjiyogra- fiyi kullandık ve gerekirse (hastaların genel durum bozukluğu nedeniyle V/Q sintigrafisi ve/veya spiral BT anjiyografi yapılamıyor ise) konvansiyonel pul- moner anjiyografiyi yapmayı planladık. Bu yaklaşı- mımızın nedenleri;
1. Sintigrafi ve spiral BT anjiyografinin konvansiyo- nel pulmoner anjiyografiye göre daha kısa sürede sonuçlanabilmeleri ve daha kolay yapılabilmeleri, 2. Sintigrafi ve spiral BT anjiyografinin konvansiyo- nel pulmoner anjiyografiye göre daha noninvaziv yöntemler olmaları,
3. Trombolitik tedavi sonrası görülen majör kana- maların konvansiyonel pulmoner anjiyografi yapı- lan hastalarda daha yüksek olması,
4. Spiral BT anjiyografinin tanı değerinin konvansi- yonel pulmoner anjiyografiye çok yakın olmasıydı.
Trombolitik tedavide tercihimiz öncelikle TPA yö- nündeydi. Bu tercihimizin nedenleri;
a. Kolay uygulanabilmesi,
b. Streptokinaz ve ürokinaza göre uygulanım süre- sinin çok daha kısa olması,
naz uygulandı. Bu hastaların hiçbirinde de son 6 ay içinde streptokinaz kullanım öyküsü yoktu. Strep- tokinaz öncesi antihistaminik, asetaminofen ve ste- roidden oluşan premedikasyonu takiben streptoki- naz vermeye başladık. Hiçbir hastada allerjik belirti ya da bulgu gözlenmedi.
Trombolitik tedavinin en korkulan komplikasyonu kanama olup genellikle uygulama esnasında ya da uygulamayı takip eden saatler içinde oluşur. Bu açı- dan bahsi geçen zamanlar en kritik dönemler olup bu zamanda yakın monitörizasyon kesin şarttır. Te- daviye klinik yanıt ise genellikle saatler içinde göz- lenir.
Çalışmamızda ilk 8 günde bir hastada majör kana- ma meydana geldi. Bu hasta hem şok tablosunda- ki tek hastaydı hem de 85 yaşında bir kadın olup aynı yaştaki diğer bir hasta ile birlikte çalışma gru- bunun en yaşlı hastasıydı. Bilinen predispozisyon immobilizasyondu. Acil şartlarda istediğimiz derin ven Doppler USG’de derin ven trombozu saptandı.
Genel durum bozukluğu nedeniyle ne V/Q sintig- rafisi ne spiral BT anjiyografi ve ne konvansiyonel pulmoner anjiyografi yapılamadı. EKO’da pulmo- ner hipertansiyon, sağ atrium ve sağ ventrikül dila- tasyonu ile birlikte interventrikül septumda da sola şift saptanınca trombolitik tedaviye (TPA) başlandı.
Ancak tedavinin 90. dakikasında hastada bilinç bu- lanıklığı oluşunca TPA uygulaması durduruldu ve acil kranial BT istendi. Aynı anda elde hazır halde bulundurulan taze donmuş plazma verilmeye baş- landı. İstenen kranial BT’de intrakranial kanama tespit edildi. Tüm çabalarımıza rağmen hasta 1 sa- at içinde öldü. Bu hasta dışındaki diğer 25 hastanın tedaviyi izleyen saatler içinde klinik olarak düzeldik- leri ve alınan kontrol V/Q sintigrafi ile spiral BT an- jiyografilerinde tama yakın iyileşme olduğu saptan- dı. Bu hastaların ilk 8 günlük takiplerinde değerlen- dirme kriterlerinin hiçbiri gözlenmedi.
Dokuzuncu-doksanıncı günler arası takiplerde ise 14. günde bir hasta aniden öldü. Bu hasta 85 ya- şında morbid obez bir kadındı. Tanısı hem V/Q sin-
vinin 14. gününde hasta aniden kardiyovasküler kollapsa girdi ve tüm müdahalelere rağmen öldü.
Yakınlarının izin vermemesi nedeniyle de otopsi ya- pılamadığı için kesin ölüm nedeni saptanamadı.
Kalan 24 hastanın 90 günlük izlemlerinde ise de- ğerlendirme kriterlerinin hiçbiri oluşmadı.
Günümüze kadar mPTE tedavisinde trombolitik ilaçların etkinliğini araştıran geniş hasta gruplarını içeren çalışmalar sınırlı sayıdadır (9). Kaynaklardaki çalışmaları inceleyecek olursak bu çalışmaların he- men tamamının trombolitik tedavi ile antikoagülan tedavinin etkinliğini karşılaştıran veya az sayıda hasta içeren çalışmalar olduklarını görürüz. Ancak biz mPTE tanısı alan hastaların (sadece antikoagü- lan tedavi ile tedavi edilmelerinin yeterli olamaya- cağını düşünerek) tamamına trombolitik tedavi uy- guladık.
Konu ile ilgili bulabildiğimiz ilk ve en geniş rapor ürokinaz pulmoner embolizm (UPET) çalışmasıdır (10). mPTE tanısı almış 160 hastayı kapsayan bu çalışmada hastalar 2 gruba ayrılmış, bir gruba he- parin (heparin grubu), diğer gruba (82 hastaya) ise ürokinaz ve takiben heparin (ürokinaz grubu) veril- miştir. Ürokinaz grubunda ölüm %7.3, rekürrens tromboemboli %15 ve majör kanama %45 olarak bildirilmiş olup ölüm değeri hariç rekürrens trom- boemboli ve majör kanama sonuçları çalışmamızın sonuçlarından çok daha yüksektir.
Literatürdeki ikinci önemli çalışma Tibbutt ve arka- daşlarının çalışması olup, 13 hastaya trombolitik ilaç olarak streptokinaz, 17 hastaya ise heparin ver- mişlerdir (11). Streptokinaz verdikleri grupta bir hastada (%7.7) majör kanama gözlenirken, ölüm ve rekürrens tromboemboli hiçbir hastada saptan- mamıştır.
Ly ve arkadaşları ise 14 hastaya streptokinaz uygu- lamışlar ve 1 hastada (%7.1) ölüm, 4 hastada (%29) majör kanama görürken hiçbir hastada re- kürrens tromboembolinin oluşmadığını bildirmiş- lerdir (12).
Bulabildiğimiz çalışmaların içerisinde en başarılı so- nuçlar Marini ve arkadaşlarının çalışmasında elde edilmiştir (13). Bu çalışmaya toplam 20 hasta alın- mış ve bunlara iki ayrı protokolde ürokinaz verilmiş- tir (10 hastaya 800.000 U ürokinaz, 12 saat infüz- yon/ gün, toplam 3 gün, 10 hastaya 3.300.000 U
ürokinaz, 12 saat infüzyon). Sonuçta hiçbir hasta- da ölüm, majör kanama ve rekürrens tromboem- boli oluşmamıştır.
PIOPED çalışmasında 4 hastaya heparin verilirken 9 hastaya TPA verilmiştir (14). TPA grubunda 1 has- tada (%11.1) ölüm, 1 hastada (%11.1) majör ka- nama görülürken rekürrens tromboemboli hiçbir hastada rapor edilmemiştir.
Levine ve arkadaşları 33 hastaya TPA vermişler ve bu hastaların 1 (%3)’inde mortalite gözlenirken, majör kanama ve rekürrens tromboemboli rapor edilmemiştir (15).
Bu konudaki diğer önemli araştırma Goldhaber ve arkadaşlarının çalışmasıdır (16). Trombolitik tedavi (TPA) uygulanan 46 hastanın 2 (%4.3)’sinde majör kanama izlenirken, ölüm ve rekürrens tromboem- bolinin görülmediğini yazmışlardır. Ancak bu has- taların bizim hastalarımızın tersine tamamının sis- temik olarak normotansif olduğunu hatırlatmakta fayda vardır.
mPTE’de trombolitik tedavi ile antikoagülan teda- viyi karşılaştıran çalışmaların Arcasoy ve Kreit’in ta- rafından yapılan meta-analizinde trombolitik teda- vinin şok tablosu içindeki hastalarda mortaliteyi azalttığı ve pıhtının rezolüsyonunun heparine göre çok daha hızlı olduğunun altı çizilmiştir (9). Ancak hemodinamik olarak stabil olan hastalarda trom- bolitik tedavinin heparine üstünlüğünün açık ol- madığı ve bu konuda daha çok çalışma yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Bizim çalışmamızda 26 hastanın 3 aylık izlemlerin- de 2’si ölürken (%7.6), majör kanama bir olguda (%3.8) oluştu (intrakranial kanama olup ölümle so- nuçlandı). Tedavinin klinik etkinliğini hastaların bü- yük çoğunluğunda saatler içinde gözledik. Hastala- rın klinik düzelmelerine paralel olarak EKO’larında da düzelme dramatik olup ortalama 4. günde pul- moner arter basınçları normal değerlere indi. Hem 8. gün hem de 90. gün kontrol spiral BT anjiyog- rafi, V/Q sintigrafisi ve derin ven Doppler USG’le- rinde hiçbir hastamızda rekürrens tromboemboli saptanmadı (%0).
Sonuç olarak hasta sayımız az gibi görünse de dış kaynaklı çalışmalardaki hasta sayıları dikkate alındı- ğında, çalışmamızın sayı ve mPTE tanısı yönünden iyi standardize edilmiş olduğu ortadadır. Bununla birlikte, mPTE hayatı tehdit eden çok ciddi bir kli-
nik durum olduğundan dolayı, biz hastalarımızın bir kısmını kontrol grubu olarak seçerek bunlara te- davide sadece antikoagülan ilaç vermeyi düşünme- dik. Sonuçlarımız mPTE tedavisinde trombolitik ilaçların etkinliğini vurgularken, tedavi sırasında rastlanan majör kanama, rekürrens tromboemboli ve ölüm gibi durumların yok veya düşük oranlarda ve kaynaklardaki verilen değerlere benzerlik göster- diğini gözledik.
KAYNAKLAR
1. Dalen JE, Alpert JS. Natural history of pulmonary embo- lism. Prog Cardiovasc Dis 1975;17:259-70.
2. Tapson VF, Witty LA. Massive pulmonary thromboembo- lism: Diagnostic and therapeutic strategies. Clin Chest Med 1995;16:329-40.
3. The PIOPED Investigators. Value of the ventilation/per- fusion scan in acute pulmonary embolism: Results of the Prospective Investigation of Pulmonary Embolism Diag- nosis (PIOPED). JAMA 1990;263:2753-9.
4. Kim KK, Müller NL, Mayo JR. Clinically suspected pulmo- nary embolism: Utility of spiral CT. Radiology 1999;210:
693-7.
5. Come PC. Echocardiographic evaluation of pulmonary embolism and its response to therapeutic interventions.
Chest 1992;102;151-3.
6. Palevsky HI, Fishman AP. Diagnosis and treatment of pulmonary embolism and deep venous thrombosis. In:
Fishman AP, ed. Update: Pulmonary Diseases and Disor- ders. 2nded. New York: Mc Graw-Hill, 1992:451-64.
7. Simonneau G, Sors H, Charbonnier B et al. For the THE- SEE Study Group. A comparison of low-molecular-we- ight heparin with unfractionated heparin for acute pul- monary embolism. N Engl J Med 1997;337:663-9.
8. Levine MN. Thrombolytic therapy for venous thrombo- embolism: Complications and contraindications. Clin Chest Med 1995;16:321-8.
9. Arcasoy SM, Kreit JW. Thrombolytic therapy of pulmo- nary embolism: A comprehensive review of current evi- dence. Chest 1999;115:1695-707.
10. Urokinase Pulmonary Embolism Trial: Phase 1 results- a cooperative study. JAMA 1970;214:2163-72.
11. Tibbutt DA, Davies JA, Anderson JA et al. Comparison by controlled clinical trial of streptokinase and heparin in treatment of life-threatining pulmonary embolism. BMJ 1974;1:343-7.
12. Ly B, Arnesen H, Erie H et al. A controlled trial of strep- tokinase and heparin in the treatment of major embo- lism. Acta Med Scand 1978;203:465-70.
13. Marini C, Di Ricco G, Rossi G et al. Fibrinolytic effects of urokinase and heparin in acute pulmonary embolism: A randomised clinical trial. Respiration 1988;54:162-73.
14. PIOPED Investigators. Tissue plasminogen activator for the treatment of acute pulmonary embolism: A collabo- rative study by the PIOPED Investigators. Chest 1990;
97:528-33.
15. Levine M, Hirsh J, Weitz J et al. A randomized trial of a single bolus dosage regimen of recombinant tissue plas- minogen activator in patients with acute pulmonary embolism. Chest 1990;98:1473-9.
16. Goldhaber SZ, Haire WD, Feldstein ML et al. Alteplase versus heparin in acute pulmonary embolism: Randomi- sed trial assessing right-ventricular function and pulmo- nary perfusion. Lancet 1993;341:507-11.
Yazışma Adresi Levent ERKAN
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı
55139, Kurupelit/SAMSUN e-mail: [email protected] [email protected]