Çeşitli nedenlerle dünyada ve ülkemizde su kullanımına ilişkin talebin giderek artmasına karşın bir yandan su kaynaklarına yönelik çevresel tehditlerin her geçen gün büyüyor olması diğer yandan ise küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan kuraklık nedeniyle su kaynaklarının akılcı ve etkin kullanımı yakın gelecekte en fazla tartışılan konulardan birisi olacaktır. Son aylarda ülkemizin bazı metropol kentlerinde yaşanılan su sıkıntısı ve bunun ortaya çıkardığı sonuçlar su kaynaklarının etkin kullanımının ülkemiz için de üzerinde önemle durulması gereken konuların başında gelmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Birkaç ay devam eden kurak periyot sonrasında bile özellikle büyük kentlerimize su sağlayan barajlardaki doluluk oranlarının kritik seviyelere ulaşması daha uzun bir süreci kapsayabilecek kuraklık sonucunda yaşanabilecekler konusunda bize fikir vermektedir. Etkilerini son aylardaki kuraklık nedeniyle hissetmeye başladığımız bu sorun aslında yıllar önce bilim adamları ve uzmanlar tarafından ortaya konulmuş ancak özellikle su kaynaklarının yönetiminden sorumlu kurum ve kuruluşlar konuya gerekli önemi vermemiştir.
Su kaynaklarının aşırı ve bilinçsiz olarak kullanımını ülkemizdeki büyük kentlerde en açık biçimde görebilmek mümkündür. Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük kentlerimizin tümünde içme suyu aynı zamanda dış mekanda da kullanılmakta ve özellikle yaz aylarında park, bahçe ve diğer yeşil alanların sulanmasında büyük ölçüde içme suyunun kullanılması su tüketimini büyük ölçüde arttırmaktadır. Bu artış bazı durumlarda kış aylarına oranla nerdeyse iki katı hatta daha da fazla miktarda olabilmektedir. Park ve bahçe düzenlemelerinin hemen hemen tamamı egzotik (yabancı) bitkiler kullanılarak, mevcut ortam koşulları yeterince dikkate alınmadan ve büyük ölçüde su kullanımına dayalı olarak yapıldığı kentlerde içme suyunun büyük bir kısmı yaz aylarında bu alanların sulanmasında kullanılması bir yandan bu tür alanların bakım maliyetini önemli miktarda arttırırken diğer yandan barajlardaki su stoklarını önemli ölçüde azaltmakta, yer altı su kaynaklarını tüketmektedir.
Dünyada su temini konusunda yaşanılan güçlüklerin giderek artması insanları suyun etkin kullanımı yönünde yeni çözüm arayışlarına yöneltmiştir.
Özellikle park ve bahçeler gibi dış mekan kullanımlarında su tüketiminin büyük boyutlara ulaşması peyzaj düzenlemelerinde suyun olabildiğince az kullanıldığı yeni peyzaj düzenleme biçimlerinin geliştirilmesini gerektirmiştir. Bu doğrultuda “Su- Etkin Peyzaj Düzenlemesi” (Water-Efficient Landscaping) genel başlığı altında
“Suyun Akılcı Kullanımı” (Water-Wise, Water-Smart), “Az Su Kullanımı” (Low- Water) ve “Doğal Peyzaj Düzenleme” (Natural Landscaping) gibi klasik peyzaj düzenleme anlayışlarından farklı yeni peyzaj düzenleme kavramları geliştirilmiştir.
Bu temel ilkelerin formüle edilmesiyle geliştirilen ilk kavramsal
yaklaşımlardan birisi “Kurakçıl Peyzaj Düzenleme” (Xeriscape) dir. “Kurakçıl Peyzaj
Düzenleme” ya da tüm Dünyada bilinen ismiyle “Xeriscape” genel olarak suyun en
az düzeyde kullanılmasıyla su kaynaklarının ve çevrenin korunmasını ilke edilen
özellikli peyzaj düzenleme olarak tanımlanabilir.
Çim alanlara olabildiğince az yer verilen ve sulamayı en az gerektiren uygun planlama ve tasarımın yapılması
Toprak analizi ve toprak koşullarının iyileştirilmesi
Suya en az gereksinim duyan ve kurağa dayanıklı uygun bitki türlerinin seçimi
Çim alanların uygulama ve bakım çalışmalarında kolaylık yaratan pratik ve ekonomik çözümler sunacak biçimde tasarlanması
Etkin sulama sisteminin oluşturulması
Malçlama (bitki kök çevresinde uygun sıcaklık ve nem koşullarını sağlamak ve toprak nemini muhafaza etmek amacıyla toprağın bu koşulları oluşturabilecek niteliklere sahip malzemelerle (kuru yaprak, saman v.b.) kaplanması)
Uygun ve düzenli bakım çalışmalarının yapılması
Kurakçıl peyzaj düzenlemede alanda mevcut olan ya da peyzaj çalışması sonucunda oluşturulması amaçlanan koşullara bağlı farklı mikroklimatik koşullara yönelik bir zonlamanın yapılması suyun etkin kullanımı ve peyzaj düzenlemesinin başarısı açısından önem taşımaktadır. Bu amaçla kurakçıl peyzaj düzenlemesinde üç temel zon oluşturulmaktadır.
1. Suyun çok düşük miktarda kullanıldığı zon: Bu alan kurakçıl peyzaj düzenlemede en fazla su tasarrufunun sağlandığı ve mevcut sulama kaynağına ya da yapılara en uzak mesafede bulunan zondur. Bu alanda kuraklıktan etkilenmeyen bitki türleri kullanıldığı bir bitkilendirme yapılmakta ve sadece bitkilerin dikimi sırasında sulama yapılmaktadır.
2. Suyun az miktarda kullanıldığı zon: Bu zonda kullanılacak bitkiler peyzaj düzenlemesinin yapıldığı alandaki doğal yağışlara ek olarak sadece kurak periyotlarda sulamaya gereksinim duyan türlerden seçilmelidir.
3. Suyun orta derecede kullanıldığı zon: Bu zonda yukarıda belirtilen zonlardan daha fazla miktarda su kullanımı söz konusu olmakla birlikte su tüketimi klasik peyzaj düzenlemelerine oranla önemli ölçüde azdır. Bu alanda suyun etkin kullanıldığı sulama biçimlerinin tercih edilmesi ve malçlama gibi bitki kök çevresinde suyun daha uzun süre muhafaza edileceği önlemlerin alınması su tüketimini en az düzeye indirecektir.
Peyzaj düzenlemesinin yapıldığı alanda yer alan sert yüzeylerde ve bitkiyle kaplı alanlarda gölgelemenin yapılması (gölge oluşturan bitkilerin kullanımıyla) serin bir mikroklimanın oluşturularak su kaybının azaltılmasına yardımcı olacaktır. Bu şekilde oluşturulacak gölge alanlarda güneş alanlara oranla
%20 ye varan oranda serinlik yaratmak mümkün olabilmektedir.
Kurakçıl peyzaj düzenlemede en önemli konu alandaki mevcut koşullara uygun bitki türlerinin seçilmesidir. Doğal bitki türlerinin kullanılması bu tür peyzaj düzenlemelerde başarı şansını büyük ölçüde arttırmaktadır.
YAPILMASI GEREKENLER