12 - 15 yaş grubundaki çocukların futbola yönelmesinde etkili olan sosyo-ekonomik faktörler

Tam metin

(1)

T.C.

MARMARA ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ

12 – 15 YAŞ GRUBUNDAKİ ÇOCUKLARIN FUTBOLA

YÖNELMESİNDE ETKİLİ OLAN SOSYO – EKONOMİK FAKTÖRLER

CEM G. YÜCEL YÜKSEK LİSANS TEZİ

BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ANABİLİM DALI

DANIŞMAN

Yard. Doç. Dr. M. Zahit SERARSLAN

(2)

TEŞEKKÜR VE ÖNSÖZ

Sporun günümüzde fizyolojik, psikolojik ve toplumsal açıdan birçok yararının olduğu kesindir. Bu nedenle spor, toplumu oluşturan bireylerin esas görevleri dışında boş zamanlarını değerlendirmede en büyük uğraşlarından birisidir. Spor günümüzde yapılması övünç kaynağı olan bir uğraştır. Ayrıca insanların sosyal statülerini belirlemede de rol oynamaktadır.

Sporun toplum içinde yaygınlaşması, spora başlamada en önemli unsurların başında gelmektedir. Spora sağlıklı bir birey olarak yaşamlarını sürdürmek için başlamak bir nedense de ilerde elit bir sporcu olmayı düşlemek başka bir nedendir.

Futbol diğer spor dallarına oranla çok daha geniş kitlelere hitap etmektedir.

Dolayısıyla futbolcu olabilme hayaliyle yaşayan çok fazla genç nüfus bulunmaktadır.

Bu noktada asıl merak edilen ise futbolcu olmak isteme nedenlerinin ne olduğudur.

Yapılan çalışma ise bu soruya cevap aramaktadır.

Yüksek lisans eğitimim süresince ders aldığım hocalarım sayın Prof. Dr. Müslim Bakır’a, sayın Prof. Dr. Tayfun Amman’a, sayın Prof. Dr. Turgay Biçer’e, sayın Yard.

Doç. Dr. Ayşe Atalay’a, sayın Yard. Doç. Dr. Serap Mungan Ay’a, sayın Yard. Doç.

Dr. Ali Demir’e, sayın Yard. Doç. Dr. Mehmet Yorulmazlar’a, sayın Yard. Doç. Dr.

Cengiz Karagözoğlu’na, sayın Araş. Gör. Abdurahman Kepoğlu’na çok teşekkür ederim.

Bu çalışmada her türlü desteğini esirgemeyen, ve bu çalışmanın ortaya çıkmasına tek ve en büyük katkıyı yapmış olan danışmanım sayın Yard. Doç. Dr. M.

Zahit Serarslan’a çok teşekkür ederim.

Son olarak, bana manevi desteklerini hiç esirgemeyen kıymetli babam merhum Emk. Bşk. Ö. Galip Yücel, değerli annem Meral Yücel ve sevgili kardeşim Ece Yücel’e ayrıca teşekkür ederim.

(3)

İÇİNDEKİLER

I) TEŞEKKÜR VE ÖNSÖZ...………....i

II) İÇİNDEKİLER………...………..ii

III) KISALTMALAR VE SİMGELER………...v

IV) ŞEKİL, RESİM VE TABLOLARIN LİSTESİ………..vi

i. Şekillerin listesi……….………...vi

ii. Tabloların listesi……….……….vii

1. ÖZET………1

2. SUMMARY……...………...2

3. GİRİŞ VE AMAÇ………3

4. GENEL BİLGİLER………5

4.1. Spor………...5

4.1.1. Spor Dalları Arasında Futbolun Yeri………...7

4.1.2. Futbol Endüstrisinin Günümüzdeki Boyutları……….8

4.1.3. Çocuk Oyun ve Spor………..13

4.1.4. Türkiye’de Spor Okulları………...16

4.2. Çocukların Futbola Yönelmesindeki Etkili Faktörler...17

4.2.1. Sosyal Faktörler……….17

4.2.1.1. Aile………..17

4.2.1.2. Arkadaş………...18

4.2.1.3. Okul ve Öğretmen………...19

4.2.1.4. Yazılı ve Görsel Medya………..21

4.2.2. Psikolojik Faktörler………..23

4.2.2.1. Karakter………...25

4.2.2.2. Kişilik………..25

4.2.2.3. Rol Modeller………27

4.2.2.4. Motivasyon……….……….28

(4)

4.2.2.5. İlgi……….…………...29

4.2.3. Ekonomik Faktörler……….………….30

4.2.3.1. Ailelerin Gelir Düzeyleri……….30

4.2.3.2. Profesyonel Futbolcuların Gelir Düzeyleri………..33

4.2.4. Çevresel Faktörler………34

4.2.4.1. Devletin Spora Desteği………...35

4.2.4.2. Çocukları Spora Yönlendirmede Çeşitli Projeler………...35

4.2.5. Kültürel Faktörler………37

4.2.5.1. Alt Kültür………38

4.2.5.2. Seçkin Kültür ve Popüler Kültür………39

4.3. Gelir Düzeyinin Meslek Seçiminde Etkisi………...40

4.3.1. Meslek Seçimi………..41

4.3.2. Güdü ve Güdülenme……….42

5. GEREÇ VE YÖNTEM………...45

5.1. Evren……….45

5.2. Örneklem………..45

5.3. Veri Toplama Aracı Olarak Anketin Hazırlanması………..45

5.4. Verilerin Çözümü ve İstatistik Teknikleri………46

6. BULGULAR………...47

6.1. Genel Özellikler………47

6.2. Ailevi Durumların Analizine İlişkin Bulgular………..48

6.3. Kitle İletişim araçlarının Etkisine Yönelik Bulgular………55

6.4. Futbolu Seçme Nedenlerine İlişkin Bulgular………...59

6.5. Ki – Kare Analizlerine İlişkin Bulgular………...60

7. TARTIŞMA VE SONUÇ………..70

7.1. Tartışma………70

7.2. Sonuç………75

(5)

8.1. Anket………76 8.1.1. Futboldaki Yüksek Gelirin 12 – 14 Yaş Grubundaki Çocuklar

Üzerindeki Etkileri ( Futbol Okullarında Eğitim Gören Çocuklara Uygulanan Anket)..………76

9. KAYNAKLAR………...80

10. ÖZGEÇMİŞ……….84

(6)

KISALTMALAR VE SİMGELER

· ABD – Amerika Birleşik Devletleri

· BJK – Beşiktaş Jimnastik Kulübü

· DFB – Deutscher Fußball-Bund (Almanya Futbol Federasyonu)

· FIFA – Fédération Internationale de Football Association (Uluslar arası Futbol Federasyonları Birliği)

· MEB – Milli Eğitim Bakanlığı

· TDK – Türk Dil Kurumu

· TFF – Türkiye Futbol Federasyonu

· TV – Televizyon

· UEFA – Union of European Football Associations (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği)

· USA – United States of America (Amerika Birleşik Devletleri)

· YTL – Yeni Türk Lirası

(7)

ŞEKİL, RESİM VE TABLOLARIN LİSTESİ i) Şekillerin Listesi

1) Şekil 1: Dünya Kupası Televizyon Yayın Gelirleri………13

(8)

ii) Tabloların Listesi

1) Tablo 1: 2006 Dünya Kupası’nın Oynandığı Statlar ve Kapasiteleri…………..11 2) Tablo 2: Günlük Gazetelerin Spor Sayfalarında Futbola Yer Verme Oranları...22 3) Tablo 3: Cevaplayıcıların Doğum Tarihlerine Göre Dağılımları………47 4) Tablo 4: Cevaplayıcıların Ailelerinin Yaşadıkları Yereler Göre Dağılımları….48 5) Tablo 5: Cevaplayıcıların Yaşadıkları Yerlere Göre Dağılımları..……….48 6) Tablo 6: Cevaplayıcıların Ailevi Durumlarına Göre Dağılımları………...49 7) Tablo 7: Çalışmaya Katılan Bireylerin Spor Okuluna (Kulüp) Para Yatırma

Durumlarına Göre Dağılımları …..……….50 8) Tablo 8: Çalışmaya Katılan Bireylerin Spor Okullarından (Kulüp) Para Alma

Durumlarına Göre Dağılımları…...……….50 9) Tablo 9: Cevaplayıcıların Kulüplerinden Kazandıkları Parayı Harcama

Durumlarına Göre Dağılımları ………..……….51 10) Tablo 10: Çalışmaya Katılan Bireylerin Okul ve Kulüp Masraflarının

Karşılanması Durumlarına Göre Dağılımları ...………..51 11) Tablo 11: Çalışmaya Katılan Bireylerin Futbol Oynama Yıllarına Göre

Dağılımları ………..52 12) Tablo 12: Çalışmaya Katılan Bireylerin Futbola Başlama Etkenlerine Göre Dağılımları………...52 13) Tablo 13: Çalışmaya Katılan Bireylerin Futbolcu Olmak İsteme Nedenleri Göre Dağılımları………...53 14) Tablo 14: Çalışmaya atılan Bireylerin Sevdikleri Futbolculara Göre Dağılımları………...53 15) Tablo 15: Çalışmaya Katılan Bireylerin Beğendikleri Futbolcuyu Sevme Nedenlerine Göre Dağılımları ………54 16) Tablo 16: : Çalışmaya Katılan Bireylerin Televizyon Seyretme Durumlarına

Göre Dağılımları………...………...55 17) Tablo 17: Çalışmaya Katılan Bireylerin Gazete ve Dergi Okuma Durumlarına Göre Dağılımları.……… …56 18) Tablo 18: Çalışmaya Katılan Bireylerin Radyo Dinleme Durumlarına Göre Dağılımları………...………57

(9)

19) Tablo 19: Çalışmaya Katılan Bireylerin İnternet Kullanma Durumlarına Göre Dağılımları……….………..58 20) Tablo 20: Futbolda Ünlü Olma Şansının Olması Cevaplayıcıların Futbolcu Olmak İstemelerine Göre Dağılımları……….59 21) Tablo 21: Cevaplayıcıların Hedefledikleri Meslek Gruplarına Göre

Dağılımları………...59 22) Tablo 22: Cevaplayıcıların Çok Parayı Harcama Durumlarına Göre Dağılımları………...60 23) Tablo 23: Çalışmaya Katılan Bireylerin Aylık Kazancı ile Harcama Alışkanlığı………...60 24) Tablo 24: Çalışmaya Katılan Bireylerin Oynadıkları Futbol Yılı ile Ailenin

Aylık Geliri Arasındaki İlişki ……….………61 25) Tablo 25: Çalışmaya Katılan Bireylerin Oynadıkları Futbol Yılı ile Futbolcu Olma Nedenleri Arasındaki İlişki….... ………...62 26) Tablo 26: Çalışmaya Katılan Bireylerin Oynadıkları Futbol Yılı ile Aldıkları Para Arasındaki İlişki... ………..62 27) Tablo 27: Çalışmaya Katılan Bireylerin Oynadıkları Futbol Yılı ile Baba

Mesleği Arasındaki İlişki.. ……….………63 28) Tablo 28: : Çalışmaya Katılan Bireylerin Futbolcu Olma Nedenleri ile Ailenin

Aylık Gelirleri Arasındaki İlişki ..………..………64 29) Tablo 29: Çalışmaya Katılan Bireylerin Futbolcu Olma Nedenleri ile Herhangi

Bir Futbolcuyu Sevme Nedenleri Arasındaki İlişki…... ………65 30) Tablo 30: Çalışmaya Katılan Bireylerin Baba Meslekleri ile Futbolcu Olma

Nedenleri Arasındaki İlişki…..…. ……….66 31) Tablo 31: Çalışmaya Katılan Bireylerin Futbolcu Olma Nedenleri ile Gelecekte

Çok Para Kazanmaları Halinde Yapacakları Arasındaki İlişki……..………...67 32) Tablo 32: Çalışmaya Katılan Bireylerin Yaşları ile Futbolcu Olma Nedenleri

Arasındaki İlişki ………..………...68 33) Tablo 33: Çalışmaya Katılan Bireylerin Ailelerinin Aylık Gelirleri ile Spor

Okullarının Analizi ………...……….69

(10)

1. ÖZET

Günümüzde kitleleri etkileyen bir olgu olan futbol genç futbolseverleri de etkilemektedir. Futbolu bu kadar cazip kılan etmenlerin başında ise futbolun içinde yer alan ekonomik yönüdür. Otomotivden bile daha büyük bir sektör halini almış olan futbol sadece ülkemizde değil tüm dünyada insanları peşinden sürüklemektedir.

İlköğretim düzeyindeki çocukların futbola olan sevgilerinin içinde ne kadar oranda ekonomik yanın yattığı tüm dünyada cevabı aranan sorulardan birisidir.

Yapılan bu araştırmanın amacı: futboldaki yüksek gelirlerin 12 – 15 yaş grubundaki çocukları ne şekilde etkilediğini tüm yönleriyle araştırmayı ve ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Araştırmada yöntem olarak anket kullanılmıştır. Anket, İstanbul ilindeki çeşitli spor kulüplerinin altyapıları ve futbol okullarında futbol oynayan 290 çocuğa uygulanmıştır. Uygulamalar sonucunda elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak değerlendirilmiş, verilerin analizinde ise ki kare – yüzde ve frekans teknikleri kullanılmıştır.

Yapılan bu çalışmada ağırlıklı olarak ailelerin çocuklarını futbola yönlendirdikleri sonucuna varılmıştır. Düşük gelir seviyesine sahip ailelerin çocuklarını futbolun yüksek gelir getirme potansiyelinden dolayı teşvik ettikleri saptanmıştır.

Sonuç olarak araştırmada, futbolun spor yönünün ikinci plana atıldığı öncelikle yüksek gelir getiren bir meslek kolu olduğu görüşünün hakim kılındığı belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Spor, Futbol, Çocuk, Futbola Yönelme, Sosyo – Ekonomi

(11)

2. SUMMARY

Effective Socio – Economics Factors For 12 – 15 Age of Groups’ Children Trend to Football

In Today, the football which effects mass, also effects that young supporter. The most fundemental factors are economical ways of football. The football is more huge than the automotive sector and in addition, it’s not only our country. People interesting in football all of the world.

Primary education child’s connection of footballshow us, how much rate the economical factors contain that have been researched all of the world.

According to these researches aim:High price at the football has researched that 12 – 15 ages of groups child whatever ways effective.

The method which was used poll. And the poll was applied 290 children who plays football at Istanbul’s sport clubs’ substructures and football schools.

At the end of these researches have some of datas. And after appreciated with used SPSS packet program then I used analysised of datas two squares-percent and frequence technics.

Predominantly at these studies, I arrived that families orientation their children to football. The families who had low income orientations their children because of football’s high income.

As a result; These researches football’s support ways had been a second plan and than I determined that opinions, the football is a job which has a high income.

Key Words: Sport, Football, Child, Orientation to Football , Socio - Economic

(12)

3. GİRİŞ VE AMAÇ

Spor, yapanları ve izleyenleri ulus, ırk, din, dil, mezhep ve meslek ayrımı yapmadan ilgilendiren, büyük bir kitleyi peşinden koşturan bir olgudur.

Toplumlar kültür birleşmesi ya da yakınlaşması içerisinde olmasalar bile, sportif ilişkiler, farklı toplumların insanlarını, birbirlerine yaklaştıran önemli bir unsurdur. Bu unsurların en kuvvetlisi de futboldur.

Futbol kültürünün neleri kapsadığı, neleri yansıttığı, potansiyel olarak içinde neleri barındırdığı üzerinde uzun uzadıya düşünmek ve yöntemli analiz yapmak gerekmektedir(57).

Futbolun toplumları kaynaştırma üzerine çok önemli görevleri içermektedir. Bu görevleri yapmak için ise günümüzde futbolun her türlü altyapısı hazırlanmıştır.

Yabancı oyuncuların ülkeler arasınsa gidip gelebilmesi, farklı ülkelerin takımlarının ortak organizasyonlarda buluşabilmesi futbolun üstlendiği görevleri başarıyla yerine getirdiğinin göstergesidir.

Futbolun bu olumlu işlevlerinin yanında olumsuz yönleri de yok değildir.

Günümüzde boyutları milyar dolarlarla ifade edilebilen bu sektörün artık bir spor dalı olduğunu söyleyebilmek çok zordur. Bu kadar büyük paraların döndüğü bir ortamda amatör ruhtan bahsedebilmek imkansız bir hal almıştır. Doping olayları, şike skandalları her geçen gün futbola olumsuz bir yan katsa da futbol seyircisin bu olumsuzluklar karşısında azaldığı söylenemez. Tüm bu olumsuzlukları futbola gönül vermiş insanlar bir şekilde özümsemiş ve oyunun kurallarından varsaymıştır.

Çocuklar ise futbolu sadece bir oyun olarak görmekte, olumsuz işlevlerini yok farz ederek futbol oyunundan zevk almaya çalışmaktadırlar. Ama futbolu meslek edinmeyi düşünen çocuklar yaşları küçük olsa da, sosyolojik açıdan bir dikey yükselme aracı işlevinin farkına varmışlardır.

(13)

Bu çalışmada, küçük yaştaki futbol severlerin futbola başlamasına nelerin etken olduğunun araştırılmasıdır. Gerek kendi kişisel özelliklerinden kaynaklanan gerekse de kendileri dışında kalan faktörlerin etkisiyle çocukları futbola yönlendiren etmenler ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır.

(14)

4. GENEL BİLGİLER

4.1. Spor

Spor kavramı üzerinde çok fazla tanım yapmak mümkündür. Spor sözlük anlamı olarak lâtince Disportare ve Desport biçiminde "dağıtmak, bir birinden ayırmak"

anlamına gelen sözcüklerden 17 yüzyıldan sonra günümüze gelinceye kadar ilk hecesi aşınarak "sport" biçimine dönüştüğü çeşitli araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir.

Britannica ansiklopedisi spor'u " Belirli ölçüde güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler." olarak tanımlamaktadır.

Sporun insan için var olduğu ve insanları bütünleştirici ve birleştirici etkisi her zaman ön planda yer almaktadır. Spor tüm insanlar içindir. Sporla her insan özgün yaşamasını yeniden bulur, bu sırada bütün insanlarla bütünleştiği bir etkinliğe ve denemeye girmektedir (24).

Özellikle genç nesillerin yapıcı, yaratıcı, milli birlik ve beraberlik davranışı yüksek ve örnek bireyler olarak yetişmesi bakımından sporun sosyal ve kültürel gelişmeye de önemli katkısı olduğu bilinmektedir(32).

Futbol da spor tanımı içerisinde yer alan geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan bir spor dalıdır.

‘On birer kişiden oluşan iki takım arasında oynanan ve oyuncuların silindir şeklinde şişirilen özel bir topu elleri asla kullanmadan, ayakların yardımıyla rakibin koruduğu kaleye topu atabilme esasına dayanan spor dalıdır’(58).

Yapılan çeşitli araştırmalarda futbolun Sümer Uygarlığı’na kadar uzandığı belirtilmektedir. Yine yapılan araştırmalarda M.Ö. 2500 yıllarında Çin’de imparator tarafından askerlerine eğitim amacıyla futbola benzer bir oyunun oynatıldığı kayıtlarda yer almaktadır(58).

(15)

Futbolun günümüzdeki şeklini alması, 1866 yılında İngiltere, İskoçya, Galler ve İrlanda futbol federasyonlarının bir araya gelerek, futbolun oyun kurallarını düzenleyen bir birim olan “International Board” adı altında ilk uluslar arası futbol kuruluşunu gerçekleştirmeleri ile meydana gelmiştir(21).

Dünyanın en eski kulübü olarak kabul edilen Sheffield FC 1857 yılında kurulmuştur. 1870 yılında İngiliz Futbol Birliği’ne üye 39 kulüp bulunmaktaydı. Ülke genelindeki takımların birbirleriyle karşılaşması fikri giderek yaygınlaşınca, 1871 yılında İngiliz Federasyon Kupası düzenlenmişti(59).

Yedi ülkenin federasyonları bir araya gelerek 21 Mayıs 1904’te, Uluslar arası Futbol Federasyonu ( FIFA )’nu kurmuşlardır. Halen FIFA uluslar arası müsabakaların organizasyonunda tam ve tek yetkili olarak dünya futbolunu yönetip yönlendiren, kuralların değiştirilmesine uygulanmasına, anlaşmazlıkların çözümüne karar veren bir örgüttür(30).

Türklerin futbolla tanışmasının ise ilk olarak ’tepük’ adıyla bilinen eski Türk oyunlarından biriyle başladığı kaynaklarda yer almaktadır.

Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lügat-it Türk adlı eserinde “kurşun eritilerek iğ ağırşağı şeklinde dökülür, üzerine keçi kılı veya benzeri bir şey sarılır, çocuklar bunu teperek oynarlar’ şeklinde futbol topunun ve futbol oyununun oynanışından bahsedilmiştir(3).

Günümüz futbolunun alt yapısını oluşturan ilk kulüp 1899 yılında ‘Siyah Çoraplılar (Black Stocking)’ adıyla kurulmuş, daha sonra 1901’de bütün oyuncuları Türk olan ve eri Kadıköy’de olan Kadıköy Futbol Kulübü kurulmuştur(3).

Üç büyükler olarak tabir edilen kulüplerimizden BJK (Beşiktaş) 1903 yılında Beşiktaş Jimnastik Kulübü olarak kurulmuş, 1910 yılında kulüp bazında futbol oynanmaya başlanmıştır. Yine bir büyük kulübümüz Galatasaray da 1905 yılında, diğer büyük kulübümüz Fenerbahçe ise 1907 yılında kurulmuştur. İlk olarak 1912 tarihinde

(16)

Pazar Ligi olarak başlayan futbol ligimiz, 1923 tarihinde kurulan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) bünyesinde günümüze kadar gelmiştir.

4.1.1. Spor Dalları Arasında Futbolun Yeri

Spor dalları arasında tartışmasız olarak en fazla seyirci çeken, en çok hasılat bırakan, medya organlarında en fazla yer işgal eden ve tüm dünyada en fazla tanınan spor dalı futboldur. Bu kadar büyük oranda takipçisi olan futbol, günümüzde başlı başına bir endüstri halini almıştır. Bu takipçiler arasında oluşmuş bir futbol kültüründen son zamanlarda bahsedilmektedir.

Konuyu daha iyi kavrayabilmek için, futbol kültürünün neleri kapsadığı, neleri yansıttığı ve potansiyel olarak içinde neleri barındırdığı üzerinde uzun uzadıya düşünülmesi ve yöntemli analiz edilmesi gerekliliği vardır. Fakat böyle bir alanın, kaçınılmaz olarak kitleleri peşinden sürüklediği rahatlıkla söylenebilmektedir(43).

Dünya üzerinde kaç tane futbol takipçisi olduğu henüz bilinmemektedir. 1994 Dünya Kupası organizasyonu için kurulan World Cup USA (United States of America) şirketinin yayınladığı bir kitaba göre, 1990 İtalya Dünya Kupası’nı televizyondan izleyenlerin sayısı 25.6 milyar (yani dünya nüfusunun 5 katı) ve Amerika’daki Dünya Kupasını 31 milyar kişinin izlediği kayıtlara geçirilmiştir(42).

Futbolun insanlar üzerinde etkisi tarih boyunca yadsınamaz bir gerçek olmuştur.

Siyasi alanda Portekiz başkanı Salazar’ın ‘bu ülkeyi kırk yıl 3 F ile (bunlar fiesta (şölen), fadima (din) ve futbol) yönettim’ sözleri Arjantin’de yapılan darbenin unutulması için siyasi iktidar devleti futbolun emrine sunması bu alanın gücünü açıkça ortaya koymaktadır(42).

Dünyanın en çok bilinen ve birleştirici olduğu kabul edilen spor dalı futboldur.

Başka hiçbir spor dalı Lens’li bir işçiyi, Tokyo’daki Hi – Tech kadroyu, Rio gecekondularından bir çocuğu, bir askeri, Milano’dan bir patronu, Moskova’dan bir

(17)

işsizi aynı amaç uğruna ekran başına toplayamamakta ya da stadyumlara çağırılmasına vesile olamamaktadır(14).

4.1.2. Futbol Endüstrisinin Günümüzdeki Boyutları

Bugün spor ve ekonomi birbirini tamamlayan hatta birbirinin vazgeçilmez birer parçası olmuştur. Günümüz sporcuları Antik Yunan dönemindeki meslektaşlarının defne tacı ve erkeklik erdemlerinin aksine ekonomik, sosyal ve itibar yönünden sağladığı kazanımlar için yarışmaktadırlar(9).

Sektörel bazda spordan bahsedildiğinde, spor dünyada 22. sektör olarak yerini almıştır. Aynı zamanda spor tüm sektörler içinde genel ciro olarak otomotiv sektörünün de önünde birinci sırada bulunmaktadır. Sporcular dışında sadece ABD’(Amerika Birleşik Devletleri) de spor endüstrisinde 5.5 milyon kişi istihdam edilmektedir.

Dünyada televizyonlarda en çok izlenen programlar spor programlarıdır. Birinci sırada 2003 yılı itibariyle 55 milyar kişi Formula 1’i izlemiştir. İkinci sırada Dünya Kupası vardır.

Günümüze kadar sürekli gelişme içerisinde olan futbol, belli başlı bir endüstri haline gelerek kendi kaynaklarını üreten ve türeten bir hal almıştır(27).

Futbol maçları artık on binlere, yüz binlere, hatta milyonlara değil, medya aracılığı ile birkaç milyar insan kitlesine hitap etmektedir. Milyonlar yalnızca seyirci olarak değil, aynı zamanda toto, loto, iddaa gibi müşterek bahis oyunları sayesinde, futbol oyununa birebir dahil olmuşlar, bu sayede de futbol oyunu daha fazla takipçi kazanmıştır(64).

Son 40 yılda değişen futbol oyunu ve onun kuralsal düzeni değil, bu oyunun

(18)

yanında, futbolun toplumsal statüsü değişmiştir. Profesyonelleşme ve kitlesel medya pazarlaması çerçevesinde ticarileşme süreçlerine bağlı olarak, futbol "proleter sporu"

olmaktan çıkıp toplumsal kabul gören bir boş vakit eğlencesi ve bir "gösteri sektörü"

haline gelmiştir. Toplumsal köklerinden kopmuş olmakla birlikte geniş toplumsal tabakalar önündeki çekiciliğini yitirmemiştir(48). Futbol şimdi televizyon, sponsorluk ve reklamın oluşturduğu ekonomik boyutların etkisi altında daha da büyüyerek tüm dünyaya yayılmasını sürdürmektedir.

Sponsorluk konusuna da kısaca değinmek gerekirse, spor sponsorluğunun gelişimine bakıldığında büyük bir gelişim gösterdiği görülebilmektedir. Bu gelişmenin en büyük kanıtı spor sponsorluğuna yatırılan para hacimlerindeki hızlı artıştır(1).

Turkcell’in Türkiye Birinci Futbol Ligi olan Süper Lig’in isim hakkını 2005- 2006 sezonundan itibaren 5 sezon boyunca satın alması ve Fortis’in tüm dünyada uyguladığı spor sponsorlukları stratejisini Türkiye’ye de taşıyarak, 2005-2006 ve 2006- 2007 sezonlarında Türkiye Kupası’nın isim hakkını satın alması önemli sponsorluk gelişmeleri arasında yer almaktadır.

Sponsorluk anlaşmaları ilk zamanlarda futbol takımlarının sadece formasını ve ayakkabısının temin edilmesi şeklinde yapılıyor, takımlara az da olsa bir destek sağlanıyordu(23). Amatör kulüplerimizde halen bu şekilde devam etse de profesyonel kulüplerimizde işleyiş biraz daha karmaşık bir hal almıştır. Futbol takımının hangi futbolcuyu alacağından ve satacağından, hangi futbolcunun oynayıp oynamayacağından, futbol takımının dizilişine kadar her şeyi sponsorların onayı alınmadan belirlemek imkansız bir hal almıştır

TV, spor aracılığıyla iş dünyasına da girmekte, naklen yayınlardaki stadyum reklamlarıyla hem iş sahiplerine etkili reklam şansı vermekte, hem de kendisi için iyi bir

(19)

gelir kaynağı bulmaktadır(36). Sadece kendisi için de değil, pay vereceği kulüpler içinde önemli bir gelir kaynağı oluşturmuştur.

Futbolun profesyonelleşme süreci televizyonla birlikte hızlanmaktadır. Futbol maçları rağbet gördüğü için televizyon kanalları maçların naklen yayın hakkını alabilmek için birbirleriyle kıyasıya bir rekabet içine girmişlerdir. Böylece, büyük futbol organizasyonlarının yayın hakları yıllar öncesinden satın alınır bir hale gelmiştir.

Örneğin, 2002 Dünya Kupası ve 2004 Avrupa Şampiyonası'nın yayın hakları iki sene öncesinden İsviçreli Pay- tv (ödemeli yayın) sahibi Leo Kirch tarafından 3.4 milyar dolara satın alınmıştır. UEFA, televizyon yayın hakkı gelirlerinin büyüklüğünün önemini anlayınca, futbolu daha cazip hale getirmenin planlarını yaptı ve Şampiyonlar Ligi'ni kurmuştur. UEFA’nın o zamanki öngörüsü, Avrupa’nın en güçlü takımları bu ligde oynayacak ve birçok ülke insanı bu maçları izlemek üzere ekran başına toplanacaktı(38). Son yıllarda bütün Avrupa'da, her on beş günde bir, ortak saat dilimi ile 20.45'te başlayan Şampiyonlar Ligi'ni en çok izlenen programlardan biri olarak nitelemek yanlış olmamaktadır.

2006 Dünya kupasının bazı ekonomik verileri ise şu şekildedir;

FİFA, 2006 Dünya Kupası’ndan yaklaşık 251 milyon Euro bilet geliri elde etmiştir. İlk defa bu turnuva doluluk oranı bakımından 1994’te Amerika’da düzenlenen turnuvanın üzerinde bir orana ulaşmıştır. Tüm maçların doluluk oranı %96’ya ulaşmıştır. Turnuvayı tribünlerden 3.3 milyon kişi izlerken, tüm dünyada maçlar televizyon aracılığıyla 32 milyar kişi tarafından izlenilmiştir.

12 stadyumda yapılan toplam 64 karşılaşma baz alındığında;

· Stadyum başına düşen ortalama seyirci sayısı 275.000 kişi,

(20)

· Maç başına düşen ortalama seyirci sayısı 51.562 kişi olurken,

· Stadyum başına düşen oynanan ortalama maç sayısı da 5.33 olmuştur.

· Stadyum başına düşen ortalama gelir ise 20.916.667 olurken, maç başına düşen ortalama gelir 3.921.875 Euro olarak gerçekleşmiştir.

Yukarıdaki rakamlar ortalamalar üzerinden hesaplanmıştır.

Dünya Kupası’nın oynandığı maçların stadyumları Tablo1.‘de verilmektedir.

Tablo1. 2006 Dünya Kupası’nın Oynandığı Stadyumlar ve Kapasiteleri

Stadyum Şehir Kapasite

1 Aol Arena Hamburg 51.055

2 Zentralstadıon Leipzig 44.199

3 Waldstadion Eintrach Frankfurt 48.132

4 Gootlieb-Daimler Stadium Stuttgart 53.200 5 Fritz-Walter Stadium Kaiserslautern 43.450

6 Arena Aufschalke Gelsenkirchen 53.804

7 Olympic Stadium Berlin 74.220

8 Frankenstadion Nürnberg 41.926

9 Awd Arena Hannover 44.652

10 Signal Iduna Park Dortmund 65.982

11 Allianz Arena Münih 66.016

12 Rhine Energy Stadium Köln 46.120

Toplam Kapasite Ortalama Kapasite

632.736 52.730

(21)

Onsekizinci Dünya Kupası’nın Almanya’da düzenlenmesine 6 Temmuz 2000’de karar verilmiştir. FIFA, Alman Futbol Federasyonu (DFB) ile bu konuda çok önemli sözleşmeler ve düzenlemeler yapmıştır. DFB’nin oluşturduğu düzenleme komitesinin başına da herkesin yakından tanıdığı ve ilerlemiş yaşına rağmen çalışma prensipleri sürekli aynı kalan, 48 maçı stadyumdan izleyen, kusursuz bir yönetim ve profesyonel bir yöneticilik örneği sergileyen Franz Beckenbaur getirilmiştir. Beckenbaur’un gözetimi ve denetiminde gerçekleşen bu organizasyonda FIFA ile imzalanan sözleşmelerin başında ticari hakların satışı anlaşması gelmektedir. Ticari sözleşmelerin en önemlilerinden birisi de naklen yayın sözleşmesidir. Naklen yayın sözleşmesini, yayıncı kuruluşla imzalamak tek başına bir anlam ifade etmemektedir. FIFA 1996’da Alman Kirch gurubu ile anlaşarak, 2002, 2006 ve 2010’un yayın haklarını bu şirkete satmıştır. Bu anlaşma kapsamında FIFA’nın kasasına 2006 yılı yayın hakları karşılığı olarak 1.3 milyar dolar para girmiştir(63).

Televizyon seyircisi uydu teknolojisi sayesinde milyonlara hatta Dünya Kupası finalleri söz konusu olduğunda milyarlarca seyirciye aynı anda ulaşabilmektedir. Bu nedenle 1970’li yıllardan itibaren televizyon yayın hakları inanılmaz ekonomik boyutlara ulaşmıştır. Yayın haklarından elde edilen paralar ticari sporları, yöneticilerin gözünde karlı bir iş yapma konumuna getirmiştir. Aynı zamanda sporun çekiciliği sayesinde ürünlerin tanıtımı için yurt içinde ve uluslar arası düzeydeki organizasyonlarda bir araç olarak kullanılması imkanını doğurmuştur(63). Sporcuların potansiyel değeri bu sayede artmış, ulusal ve uluslar arası alanda şöhrete kavuşmuşlardır. Sporcular şöhretlerini, ürünün cirosundan para kazanmak için bir statü olarak kullanmaktadırlar.

FIFA’nın naklen yayın gelirlerinin gelişimi Grafik 4.1. gösterilmektedir.

Aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere, FIFA’nın 1990 yılında 8,2 milyon Euro olan gelirleri tam 156.9 kat artarak 2006’da 1 milyar 300 milyon Euro’ya ulaşmıştır. 2010 yılında ise tahmini naklen yayın gelirleri yaklaşık 2,5 milyar Euro olarak öngörülmektedir(Çevrimiçi: www.verkac.org).

(22)

Şekil 1: Dünya Kupası Televizyon Yayın Gelirleri(Çevrimiçi: www.verkac.org)

Ülkemizde ise 2006 Dünya Kupası yayın hakkını 10 milyon dolar karşılığında atv kanalı satın almış ve maçları gurubun diğer kanalı olan Kanal 1 televizyonundan yayınlanmıştır (Çevrimiçi: www.verkac.org).

4.1.3. Çocuk Oyun ve Spor

Çocukluk dönemi, insanın doğumundan itibaren cinsel olgunluğa ulaşıncaya kadar yaşadığı dönemi kapsar. Bu süreç genel olarak kızlarda 10 yaş, erkeklerde 11 yaş sonuna kadar devam eder. 0-14 ay arası bebeklik dönemi, 15-36 ay arası özerklik dönemi, 4-6 yaş arası bireysellik kazanma dönemi, 7-11 yaş arası toplumsallaşma dönemi olarak seyreder(49).

(23)

Çocukluk süreci, özellikle 18. yüzyıldan itibaren yaşamın farklı ve özel bir bölümü olarak algılanmaya başlanmıştır. 19. yüzyılda eğitimciler ve ahlakçılar, çocuklara kendilerini ifade etme olanağı verilirse sağlıklı büyüme göstereceklerini, davranışlarında sosyal sorumluluk taşıyabileceklerini ileri sürerek, çocuk gelişimi ve davranışlarının yönlendirilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Günümüze kadar süregelen gelişmeler, çocuklara özgü bir dünya yaratmıştır. Çocukların bu ayrı dünyasında, onların gereksinmelerine, ilgilerine ve yeteneklerine göre hazırlanan etkinlikler, okulları kitaplar, alışveriş merkezleri, yiyecekler gibi pek çok şey yer almaktadır. Anne, baba ve eğitimciler, çocuklara karşı ilk ve ortaçağın aksine daha bilinçli davranarak kendilerini çocuklarının yerine koyabilmeyi öğrenmeye başlamışlardır(49). Çocukların duygusallaştırılması olarak nitelenebilecek bu eğilim, 20. yüzyılı gerçek bir çocuk yüzyılı yapmıştır. “Çocukluk Döneminde Spor” kavramı da yine bu yüzyılda ortaya atılmış bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çek eğitimcisi Yan Amos Komenski'ye göre “her şeyden önce çocuğun dünyası oyundur. Çocuk oyunlara sıfır yaşından itibaren başlayıp değişik yaş gruplarında değişik amaçlı ve karakterli oyunlar oynar”(7).

Kısaca oyundan söz etmek gerekirse; Piaget, oyunu yapısal açıdan ele almış ve a) alıştırma niteliğinde olan oyunlar, b) simgesel oyunlar ve c) kurallı oyunlar olmak üzere üç tür oyun saptamıştır. Alıştırma niteliğinde olan oyun ilk aylarda gelişerek, en üst noktasına ilk iki veya üç yaşlarında ulaşır, sonra yavaş yavaş etkisini yitirir.

Simgesel oyun iki yıl süresince simgesel işlevlerle başlar, özerklik dönemi süresince bir tepe noktasından geçer, sonra da etkisini azaltmaya başlar. Oyunun çocuklar arasında ortak bir anlaşma yolu olduğu bilinmektedir(28). Oyun, bir yandan çocuğun fiziksel ve zihinsel yapısını geliştirirken, diğer yandan da onun nesneler dünyasıyla ilişki kurmasını, özgürlük ve bireysellik kazanmasını sağlayan, daha sonra da toplumsallaşmasına büyük ölçüde yardımcı olan önemli yadsınamayacak bir etkinliktir.

(24)

Beden Eğitimi, spor etkinlikleri ve oyunlar yoluyla kazanılan psikolojik ve sosyal alandaki davranış değişiklikleri bireyin genel yaşantısına transfer olur mu konusunda yapılan araştırmalar, bedensel aktiviteler yoluyla fiziksel ve psiko-sosyal alanlarda kazanılan davranışların günlük yaşamda gerekli ve ilgili benzer durumlara transfer olduğunu göstermiştir(15). Bu şekilde, çocuğun oyunlar yoluyla kazandığı kurallara bağlılık ve disiplin gelecek yaşamında gerek iş yaşantısında, gerekse özel hayatında sonradan kazanılamayacak çok önemli birikim olarak bünyesinde alabildiği belirlenmiştir.

Çocuğun bu sosyal davranışları kazanabilmesi oynadığı oyunun çeşidine, niteliğine, oyun arkadaşlarının ve çevresinin durumuna bağlıdır. Oyun alanları çocukların sosyalleşmesi için en iyi ortamlardır(10). Çünkü oyun çocuk için ciddi ve amaçlı bir uğraşıdır. Çocuklar ilkokula kadar çeşitli aşamalardan geçerler. Bazı dönemlerde tek başlarına, diğer zamanlarda da başka çocuklarla oynayabilirler. Buradan edinilecek kazanımlar çocukların meslek seçiminde önemli oranda etkili olmaktadır.

Kaslarını ilkin oyunda, daha sonra da sistemli ve az çok kurallı spor etkinliği içinde geliştirmeye yönlendirilen çocuk, güçlü bir fiziksel yapıya sahip olmaktadır(28).

Bu durum az bir süre sonra, özellikle ergenliğin ilk evresinde, çocuğun yaşıtlarının yanında aşağılık duygularına kapılmamasına ve kendine olan özgüveninin yerinde olmasına yardımcı olmaktadır. İlerde ünlü bir sporcu olabilmesinde özgüveninin tam olabilmesi çok fazla önem taşımaktadır.

Serbest işler ve oyunlardan çocuklar heyecansal bir doygunluk duyar, bu da onlar için bir rahatlamadır. Yapılan bir araştırmada, 6-10 yaşları arasında normal çocuklarda %85 oranında çocuklar serbest oyunları-işleri, heyecansal bir rahatlama aracı olarak kullandıkları ve oyun dışındaki zamanlarını daha zinde geçirdikleri tespit edilmiştir(4).

(25)

Sporun temel unsurlarında biri olan rekabet ise çocuklarda altı yaşından itibaren oluşmaya başladığı bilinmektedir. Bununla birlikte, yarışma davranışının yoğunluğu, büyük değişiklik göstermektedir. Yapılan bir araştırmada sadece rekabet davranışının değil aynı zamanda işbirliği, yardımlaşma, başkalarının acılarını paylaşma ve ne yazık ki gruplara karşı ön yargılı düşmanlık davranışlarının hep ayni yaş döneminde ortaya çıktığı görülmüştür. Başka bir araştırma, orta sınıftan öğretmen ve meslek sahibi ebeveynlerin çocuklarının, işçi sınıfından ailelerinin çocuklarından daha erken yaşta yarışma davranışı gösterdiklerini ortaya koymuştur(46).

4.1.4. Türkiye’de Spor Okulları

Türkiye'de ilk kez İl Spor Okulu (İl Spor Merkezi) çalışmaları Konya İdmanyurdu Kulübünün girişimiyle 1971 yılında atletizm, basketbol, hentbol ve masa tenisi spor dallarında ilimizde başlatılmıştır. Çalıştırıcılığını İsmail Serim, Mustafa Silay ve Mustafa Ferahlar'ın üstlendiği bu spor okulunda 7 -15 yaş gruplarında 246 sporcu öğrenciyle faaliyetlerine başlamışlardır.

Daha sonraları Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü Spor Eğitim Dairesi Başkanlığı yaptığı bir değişiklikle; 1981 yılından beri uygulanmakta olan yaz spor okullarının gösterdiği eğitim faaliyetlerinin, çocuklarımız ve gençlerimiz için serbest zamanlarının değerlendirilmesinde, kötü alışkanlıklardan uzak tutulmasında, sporu sevdirmede, gelecek neslin sağlıklı yetişmesinde ve sporun bilimsel anlayış içerisinde yaygınlaştırılmasında büyük bir işlevi olduğu vurgulanarak yaz spor okullarının kapsamı genişletilmiş ve elit sporcu yetiştirmek amacıyla il spor okulları statüsüne dönüştürülmüştür.

Günümüzde ise spor okulları daha çoğunlukla futbol okullarına dönüşmüş ve hemen hemen tüm kulüplerin faaliyet alanı haline gelmiştir. Bu faaliyet alanından

(26)

büyük kulüpler reklam ve tanınırlıklarını arttırmak şeklinde faydalanırken, nispeten daha küçük kulüpler ise gelir sağlama amacı taşımaktadırlar.

4.2. Çocukların Futbola Yönelmesindeki Etkili Faktörler

Bu bölümde çocukların futbola yönelmesindeki etkili faktörler beş ana başlıkta toplanmıştır. Bu beş ana başlığı belirlerken olgunun etkilenebileceği tüm yönleri ele alabilmek ve hiçbir noktanın göz ardı edilmemesine özellikle ihtimam gösterilmiştir.

4.2.1. Sosyal Faktörler

Çocukların futbola yönelmesindeki faktörlerin başında sosyal faktörler gelmektedir. Sosyal faktörleri aile, arkadaş, okul ve öğretmen, yazılı ve görsel medya olarak sıralanmaktadır.

4.2.1.1.Aile

Aile, yüz yüze ve samimi ilişkilerin en kuvvetli olduğu birincil gruptur. Bu nedenle aile, kişinin tutum ve davranışlarının oluşumunda birincil etkileşimi sağlaması sebebiyle büyük öneme sahiptir(56).

Aile, evrensel ve daimi bir gruptur. Yine aile, en derin ve köklü bütün toplumlarda var olan bir ilk gruptur ve evrensel özelliği olan bir sosyal kurumların en önemlisidir(57).

(27)

Çocuğun veya gencin özdeşleşmek istediği davranışın karşı cinse yönelen tutumla bir ilgisi olmamakta, hatta özdeşleşilen kişinin cinsiyetiyle aynı cinsiyette olunabilmektedir. Özdeşleşme, erkek çocuğun babaya, kız çocuğun anneye yönelmesi şeklinde iken, ergenlik döneminde bu özellik aileden dışarıya doğru çıkmaktadır.

Arkadaş, akraba, öğretmen ve sporcular özdeşleşme objelerindendir. Büyük sporcuların hayatları incelendiğinde genelinin spora başlamasına ailede birinin bir sporcuya olan hayranlığını ya da kendinin ünlü bir sporcu olamayıp etrafındaki üst düzey sporcu olabilme şansı olan çocuğu bu yönde yönlendirmesi şeklinde olduğu görülmektedir.

ABD vatandaşlarının % 75’i üst düzey sporcuların çocukları için iyi bir model,

% 65’i ise yine üst düzey sporcuların çocukları için en iyi modeli oluşturduklarını, çocuklarını bu şekilde spora yönlendirdiklerini belirtmişlerdir(33).

Günümüzde spor okullarının bekleme salonları çocuklarını ilerde ünlü bir sporcu olarak görmek isteyen velilerle dolmaktadır. Geçmişte ise spor sadece iyi vakit geçirmek ve sağlıklı birey olarak yaşayabilmek için bir araç olarak görülmekteydi. Ama içinde bulunduğumuz zaman diliminde spor, özellikle de futbol araç olmaktan çıkıp daha iyi bir gelecek elde edebilmek için bir amaç halini almıştır.

4.2.1.2. Arkadaş

Arkadaşlık grupları çocuk üzerinde etkisi fazla olan referans gruplarındandır.

Bunlar niteliklerine göre üyeleri için olumlu ya da olumsuz etkileyici çevrelerdir.

Çocuk ve genç için sosyal kabul çok önemlidir. Bu nedenle, birlikte duyan, birlikte davranan yaklaşık aynı yaşlardaki kişilerden oluşan arkadaş gurupları

(28)

oluştururlar. Bu gurupların çoğu toplumun kültürü ile bağdaşan, istenen, benimsenen arkadaşlık gruplarıdır(41).

Almanya’da sporcular üzerinde yapılan bir araştırmaya göre “Bu branşa yönelmenize en çok kimler etkili oldu?” sorusuna grubun verdiği cevap;

% 37.95 ailem,

% 31.45 arkadaşlarım,

% 9.94 beden eğitimi öğretmenim,

% 20.66 ‘sı da diğer yollarla şeklinde olmuştur(13).

Yukarıdaki araştırma sonuçlarına göre, çocukların spora yönelmesinde ikinci en büyük etken olarak arkadaş görülmektedir. Birlikte hareket etme duygusu yüksek olan 12 – 14 yaş gurubundaki çocuklarda bedensel aktivite fazlalığı gelecekte meslek olarak sporu seçmede önem teşkil etmektedir.

4.2.1.3. Okul ve Öğretmen

Okul ve iş ortamı, genellikle boş zaman bırakmayan, kişinin kendisine zaman ayırmasını önleyen yerler olarak görülmektedir. Ülkemizde okulun fonksiyonu daha çok öğrenime dayanmaktadır. Oysa genç için okul, verdiği öğrenimle bir tutulmadan, bütünüyle önem taşımalıdır. Başarısızlığın nedeni yeteneksizlik olarak algılanmamalıdır. Çünkü başarı, nadiren zihinsel yeteneklerin sonucudur. Öğrencinin okulda başarılı olması, yeteneği dışında başka özelliklere de bağlıdır. Öğretmenin tutumu, arkadaşları ile ilişkileri, okulun genel yapısı yanında, boş zaman faaliyetleri de bunların içerisinde sayılabilir. Ülkemizde, özellikle orta öğretimde müfredat

(29)

programının çok yüklü olması nedeniyle, öğrencilere çok zaman kalmamaktadır. Ancak okullar, boş zaman faaliyetlerinin örgütlendiği yerler olabilir(40).

Yaklaşık 15 yıl kadar önce okullarda futbol oynamak genellikle yasaklanmaktaydı. Beden Eğitimi öğretmenleri çocukları mümkün olduğunca farklı dallara yönlendirmeye çalışmaktalardı(Çevrimiçi: www.verkac.org). Gerekçe olarak da sıklıkla futbolun diğer sporlara göre çok baskın olduğu ortaya konmaktaydı.

Günümüzde zamanın ruhu, iletişim akışının hızlanması ve futbolun endüstriyel hakimiyetinin artması gibi sebeplerden bu yaklaşım ortadan kalkmaktadır. Beden Eğitimi derslerinde uygulanan futbol yasağı günümüzde yok olmakla birlikte, okullar arası yarışmalarda katılım oranları gün geçtikçe artmaktadır.

Ülkemizde spora önceleri okullar vasıtasıyla başlanmıştır. Hatta 1900’lü yıllardan başlamak üzere kurulan spor kulüplerinin önemli bir bölümünün temelinde okul yatmaktadır (Galatasaray, Pertevniyal, Vefa) (26).

Bunun en güzel örneği ise, Trabzon Lisesi futbol takımının kendi kategorisinde almış olduğu Dünya ikinciliği gösterilebilir. 2005 yılında Danimarka’da düzenlenen Dünya Liseler arası Futbol şampiyonasında yarı finalde Almaya şampiyonu liseyi mağlup ederken, finalde İran şampiyonu liseye mağlup olarak Dünya ikinciliğini kazanmış olan Trabzon Lisesi ülkemiz adına önemli bir başarıya imza atmıştır. Bu şekilde sadece profesyonel futbolda. değil amatör futbola gönül vermiş gençlerin de dünya çapında söz sahibi olabileceklerini göstermiş yaşı daha küçük olan çocukların futbola yönelmesine vesile olmuşlardır.

Milli Eğitim Bakanlığının çocukları spora yönlendirme projelerinin en önemlisi ise, 13 – 16 Haziran 2006 tarihleri arasında Trabzon ilinde “Spor Liseleri Futbol ve Sanat Festivali” organize edilen projedir. Trabzon Spor Lisesinin ev sahipliğinde

(30)

düzenlenen festivalde, çocukları spora, özellikle de futbola yönlendirmek ve sporun birleştirici gücü kullanılarak çeşitli illerden aynı yaş gurubundaki çocukların buluşması amaçlanmıştır.

4.2.1.4. Yazılı ve Görsel Medya

Günümüzde spor, kitleleri peşinden sürükleyen güçlü bir olgu olarak tüm dünya tarafından kabul gören, büyük yatırımlarla her geçen gün varlığını daha da hissettiren fizyolojik, kültürel, sosyo-ekonomik ve toplumsal bir süreçtir. Bu etkisiyle spor, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan tüm ülkelerin üzerinde birleştikleri en temel alanlardan birisidir. Bugün beden eğitimi ve spor kavramanın gelişmiş diye nitelendirilen ülkelerde bireyin, dolayısıyla toplumun, ruhsal ve bedensel gelişimini sağlamada çok özel bir araç olarak kullanıldığı birçok örnek mevcuttur. Gerçekten sporun toplumun ilgi odağı haline gelmesi, mutlak suretle fert, toplum, devlet ve medya üzerinde çok önemli unsurlar icra etmesinden kaynaklanmaktadır(16). Bu unsurlar fert açısından sosyolojik, psikolojik ve fizyolojik yararlar; toplum açısından bütünleşme; devlet açısından verimlilik, üretkenlik; medya açısından da fazla tiraj, daha fazla kazanç olarak görülebilmektedir.

Günlük gazetelerin 1997 yılında spor sayfalarında futbola yer ve oranları Tablo 2. de verilmiştir(52).

(31)

Tablo 2: Günlük Gazetelerin Spor Sayfalarında Futbola Yer Verme Oranları.

Özdeşleşme objeleri yaratmada etkin olan kitle iletişim araçları, çocukların gelişim devresinde büyük rol oynamaktadır. Belirlenen bir kişiye karşı özel ilgi duyulur, ona benzemek, onun gibi olunmak istenmektedir. Hatta bir anlamda onun yerinde olmak isteyen çocuk ve ergen gruplar, kendisine ideal aldığı kişiyle, kitle iletişim araçları vasıtasıyla adeta dolaylı bir ilişkiye girmektedir(50).

Geçmişte futbol oynamış kişilerin hayatları incelendiğinde, onlarında futbola başlangıç aşamasında medyayla bağlantılarına rastlamak mümkündür. Rıdvan Dilmen küçük bir çocukken radyodan dinleyerek öğrendiği Cemil Turan hayranıydı.

Çocukluğunda radyodan Cemil Turan’ın maçlarını dinleyerek futbol oynamak istediğini ve bunu ilerde onun kadar ünlü bir futbolcu olacağı hayalini kurarak futbola başlamıştır(20).

Gazetenin Adı Spor Sayfasında Futbola Yer Verme % si

Sabah 56,47

Cumhuriyet 76,07

Hürriyet 60,50

Akşam 72,88

Zaman 55,88

Emek 53,68

(32)

Günümüzde her ülke için geçerli olan bir takım olgular vardır. Bir ülkenin üst düzey sporcularını o ülkedeki birçok insan tanımaktadır ve bu kitle iletişim araçları sayesinde olmaktadır. Kitle iletişim araçlarının bu etkisi üst düzey spor yapma yaşındaki genç insanları daha fazla etkilediği için spora yönelmeler artmaktadır. Kitle iletişim araçları tüketimi teşvik ettiği gibi, sporda bir tüketim unsuru olmaktadır(33).

Kitle iletişim araçları sayesinde futbol çok büyük kitlelere ulaşabilmekte ve bu da sosyalleşmede çok büyük bir önem taşımaktadır(33). Ünlü sporcuların ve elit sporcuların, starların; spora yönelmede model oluşturmaları nedeniyle spora yönelmeler olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

4.2.2. Psikolojik Faktörler

Sokaklarda top oynayan, hatta topları olmadığında teneke kutularının peşinde koşan küçük çocukların dahi en büyük istekleri futbolcu olabilmektir. Bu şekilde hayatlarını kurtarabilecekleri, böylece sınıf atlayabilecekleri küçük yaşlardan itibaren gerek bilinçli gerekse bilinçsizce çocuklara öğretilmektedir. Bu sayede çocuklar psikolojik açıdan futboldaki yüksek gelirleri kendileri ve aileleri için bir çıkış noktası olarak görmeye, bu şekilde güdülenmeye başlamaktadırlar(Çevrimiçi:

www.kizilbayrak.com.tr).

"Malatya İlinde Sokakta Çalışan/Çalıştırılan Çocuklar Olgusu Üzerine Sosyolojik Bir Araştırma" adlı çalışmada ilginç tespitler şu şekildedir;

Bu çalışma raporunda, "Sokakta çalışan, çalıştırılan çocuklar okula devam edemedikleri gibi sigara ve uyuşturucuya alışma, kolay yoldan para kazanma, suça yönelme, dışlanma, aşağılanma, şiddet gibi tehlikelere de maruz kalmaktadırlar.

Çocukların gelecekte ne olmak istedikleri ile ilgili soruya verdikleri cevabın dağılımı ise

(33)

6,1'i asker, % 1,2'si sanatçı, % 21,2'si diğer meslek gurupları, % 0,6'sı ise gelecekte herhangi bir meslek düşünmediklerini bildirmişlerdir.

Sokakta çalışan çocukların büyük bir bölümünün 13-15 yaş grubunda olduğu belirtilen raporda, bu çocukların ailelerinin % 32.7'sinin 1-4 arasında, % 59.3'ünün 5-9 arasında, % 8'inin ise 10 ve daha fazla sayıda çocuk sahibi olduğu belirtilmektedir.

Çocukların babalarının % 10'unun okur-yazar olmadığı, % 9,1'inin okur-yazar,

% 60'ının ilkokul mezunu, % 15,2'sinin ortaokul mezunu, % 3,6'sının lise mezunu ve % 1,2'sinin üniversite mezunu olduğu ortaya çıkmıştır. Annelerin ise % 40'ının okur-yazar olmadığı belirtilmiştir.

Sokakta çalışan çocukların ailelerinin % 64'ünün kente % 51 oranı ile ekonomik sebeplerle geldiklerinin belirtildiği araştırma raporunda, baba mesleklerinin % 25,5'inin işçi, % 1,2'sinin işçi emeklisi, % 53,9'unun serbest meslek, % 19,4'inin işsiz olduğu aktarılırken, annelerin % 7.3'nün herhangi bir işte çalıştığı belirtilmiştir.

Sokakta çalışan çocukların ailelerinin % 39.4'ünün kira, % 41.8'inin kendilerine ve % 18.8'ininde yakınlarına ait evde oturdukları tespit edilirken, evlerin % 17,6'sının apartman dairesi, % 51,5'i müstakil betonarme ev, % 30,9'u müstakil kerpiç ev olduğu anlaşıldığı bildirilmektedir(39).

Bu araştırmadan da anlaşıldığı üzere aileleri geçim zorluğu çeken çocukların en çok gelecekte kendilerini görmek istedikleri meslek gurupları sıralamasında % 15,2 ile futbolcu olmak yer almaktadır. Bu % 15.2’lik bölümdeki çocukların, futbolu kendileri ve aileleri için bir çıkış noktası olarak gördükleri sonucuna varılabilmektedir.

(34)

4.2.2.1. Karakter

Türk Dil Kurumu(TDK) sözlüğünde karakterin karşılığı olarak, “ayırt edici nitelik, bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik” şeklinde açıklanmaktadır.

Kişiye özgü davranışların bütünü olup insanın bedensel duygusal ve zihinsel etkinliğine çevrenin verdiği değerdir. Bireyin karakteri, kişisel özelliklerle, içinde yaşanılan çevrenin değer yargılarından oluşur. Bu değer yargılarını benimseyip benimsememe, karakteri oluşturur. Karakterde kişilikle, içinde yaşanılan çevrenin değer yargıları birlikte yorumlanmaktadır.

Kişide bazı davranış biçimleri diğerlerine oranla daha belirgin olarak kendini belli etmektedir. Bazı davranış biçimlerimiz, ilgi ve yeteneklerimiz, tutum ve yönelişlerimiz adımızla birlikte bizi belirleyici olarak kullanılıyorsa, bunlar bizim karakteristik özelliğimiz yani karakterimiz olarak tanımlanabilir. Buradan da anlaşıldığı üzere karakter, kişiliğin değişken bir yönüdür. Çünkü her an tutumlarımız, ilgilerimiz, yeteneklerimiz, beklentilerimiz değişebilmektedir. Bu da davranışlarımıza yansımaktadır.

Karakter, aile okul çevre içinde çocukluk çağından itibaren gelişmeye biçimlenmeye başlamaktadır. Bu biçimlenme uzun süre devam etmektedir. Bu biçimin öğeleri sürekli değişmekte ve bu da kişiliğin değişmesine neden olmaktadır.

4.2.2.2. Kişilik

Kişilik kelime anlamı olarak Türk Dil Kurumu Sözlüğünde, “ Bir kimseye özgü

(35)

Günümüze kadar hakkında birçok fikir üretilen ve kuram oluşturulan kişilik kavramının değişik yönleriyle birçok tanımı yapılmıştır. Bu tanımlara ilişkin bazı örnekler aşağıda belirtilmiştir;

Kişilik, doğuştan gelen biyolojik özelliklerle, çevreden gelen sosyal faktörlerin birbiri üzerine yaptıkları etkilerin meydana getirdiği ahenkli bir bütündür. Bu noktadan hareketle kişilik, hem kalıtsal özelliklerin hem de çevrenin bir ürünü ve bütünüdür şeklinde açıklanabilmektedir.

Kişilik, kişide davranış biçimlerinin düşünüş özelliklerinin ilgi ve eğilimlerin, yetenek kabiliyet ve yönelişlerin ruhsal durumların karakteristik bir bütünleşmesinden meydana gelen bir bütündür.

Bugünkü kişiliğimiz, çocukluğumuzdan beri karşılaştığımız bütün olayların bir sonucudur. İnsanlarla ilişkilerimiz, başımızdan geçen tüm tecrübeler şimdiki kişiliğimizi oluşturmada rol almışlardır. Hiçbir zaman şu an bulunduğumuz yerde, olduğumuz gibi kalmamız mümkün değildir. Çünkü her günümüzün aynı geçmesi, her gün aynı olaylarla karşılaşmamız olanaksızdır. Farklı çevrelere, farklı ortamlara girmekte, farklı kişi ve durumlarla karşılaşmaktayız. Durum böyle oluca birçok etki altında kalmakta ve bu etkiler de kişiliğimizin değişim geçirmesine neden olabilmektedir. Kişiliğimiz tüm sürecini tamamlamış, hiçbir suretle değişim göstermeyecek bir olgu değildir.

İnsanlar ergenlik yıllarında yeni düşüncelere ve yeni şeyler denemeye yatkındırlar. Ellerinden gelen herşeyi yapmaya isteklidirler. Yaşlandıkça heyecanları ve davranışları esnekliğini kaybederek, belirli alışkanlıklar yerleşik hal almaya başlamaktadır. Buna rağmen kişilik hala değişebilirliğini korumaktadır.

(36)

Sonuçta kişilik, olmuş bitmiş değil devamlı oluşmakta ve değişmekte olan bir yapı olarak kabul edilebilmektedir. Ancak bu oluşum ve değişimin hızlandığı ve yavaşladığı dönemler olmaktadır. Bununla beraber kişiliğin çoğu zaman değişmeyen, uzun yıllar boyu süren yönleri de mevcuttur.

Yukarıda açıklandığı gibi kişilik, insanın değişmeyen durağan bir özelliği değildir. Değişen, insanın karakteri, mizacı, zeka ve yetenekleridir.

Buradan hareketle karakterle kişilik arasındaki temel farklılık, karakterin daha kolay kişiliğin ise karaktere oranla daha zor değişebilirliliğidir

Çocukların eğilimleri karakterlerine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bu değişkenlik çocuğun meslek seçiminde doğrudan etkilidir. Çocuğun karakterinde doğuştan gelen beğenilme, seyredilme gibi duygu ve istekler varsa bunu tatmin edici meslek guruplarına yönelecektir. Bunun için yapacağı en kolay seçimler ise her an göz önünde olan şarkıcılık ya da futbolculuk olacaktır. Çünkü televizyonlarda ve gazetelerde yani çocukların en kolay takip edebilecekleri medya organlarında sıklıkla bu meslek gruplarının yer alması çocuklar için yeterli derecede önem taşımaktadır.

4.2.2.3. Rol Modeller

Futbolun gelişmekte olduğu ülkelerde dengesizliklerin önüne geçecek dinamiklerden başlıcası, dünya futbolunun önemli isimlerinin rol model görevi yapmasıdır. Jupp Derwall, Karl Heinz Feldkamp gibi isimler istisna oluşturacak düzeyde katkı sağladıkları genel olarak kabul edilmektedir. Ancak bir çırpıda

(37)

Bosque, Ariel Ortega, Stewen Gerard, Pierre Van Hooijdonk, Lionel Messi gibi isimler, bu yönleri değerlendirilmeden, sadece bazı medya organlarında yapılan genellikle anlamsız eleştiriler sebebiyle ülkeden ayrılmak zorunda bırakılmışlardır. Oysa bu isimler çok değerli ve geleceğin futbolcu adayı olan çocukları harekete geçirebilecek nitelikte oldukları da göz ardı edilmemelidir. Gerek sosyal kampanyalarda, gerek birkaç günlük seminerlerle yararlanılabilecek olan bu isimleri gençlerimizi futbola yönlendirmekte kullanabilmeyi düşünen profesyonel spor yöneticilerine ülkemizin ihtiyacı vardır(Çevrimiçi: www.verkac.org).

Bu noktadan hareketle, çocukların futbola yönelmesinde gerek ünlü futbolcuların, gerekse ünlü teknik adamların ülkemize gelmesi, daha da önemlisi olan ülkemizin tüm dünyadaki futbola sevgi duyan çocukların izleyip örnek alabileceği futbolcular, teknik direktörler, spor yöneticileri yetiştirmemiz gereklidir.

4.2.2.4. Motivasyon

Bireyin içinde bulunduğu sosyal ve biyolojik ortamlar varlığını sürdürmeye yönelik davranışlarının nedenlerine motiv, olgunun tamamına da motivasyon denir(8).

Motivasyon, insan organizmasını davranışa iten, bu davranışın enerji düzeyini ve şiddetini belirleyen, davranışlara yön veren ve devamlılığını sağlayan çeşitli iç ve dış sebepleri ve bunların işleyiş mekanizmalarını barındırmaktadır(2).

Anahtar kavram olan motiv, davranışı belirli bir tarafa doğru yönlendirdiği ve harekete geçirdiği kabul edilen iç şartları anlatmak üzere kullanılmaktadır. Bu nedenden tepkilerin tespit edilmesi ve bu tepkilerin yapılmasındaki istek motiv tarafından belirlenir.

(38)

Örneğin; futbol takımlarında, futbolcularla o kulübün yönetim kurulu arasında kazanılan müsabaka ya da alınan puan esasına dayanan prim sistemleri vardır.

Tamamen futbolcunun sezon başında sözleşmeyle anlaştığı paranın dışında ve oynanacak müsabakanın önemine göre miktarı belirlenen prim , takımın oyuncularını oynanacak müsabakaya daha fazla motive edebilmek için verilen bir ödüldür.

Ülkemizde mevcut bulunan futbol kulüpleri arasında genellikle her müsabaka için düşünülen bu sistem, dünyada ülkemizdeki kadar rağbet görmemektedir.

4.2.2.5. İlgi

İlgi ile genel olarak bebeklik ve çocukluktan gelen hareketler akla gelmektedir.

Geniş anlamda ilgi, kalıtımla gelen bireysel özelliklerdir(54).

İnsan yaşamında ilginin önemi büyüktür. İlgiler çok çeşitli olup canlının etrafını tanımak için duyduğu isteğin, yani merakın bir konu ya da objeye bağlanmasına ilgi denir. Ne kadar konu veya nesne varsa o oranda ilgi vardır denebilir.

İlgiler ilk olarak çocukluk çağlarında ve ergenliğe girerken kazanılmaktadır.

Yaşla doğru orantılı olarak bazı ilgiler değişir, bazıları ise kişinin bütün hayatı boyunca aynı şekilde devam edebilmektedir.

Standart ilgi testleriyle ölçülen ilgiler, ergenlik çağının ortalarıyla birlikte daha sabit ve dengeli bir hal almaktadırlar. İfade edilmiş ilgiler ise, daha küçük yaşlarda ortaya çıkmakta ve daha yüksek oranda değişkenlik göstermektedirler(51).

(39)

Genel olarak çocukların oyuna karşı duydukları ilgiyi bilinmektedir. Bu ilgi buluğ çağı ile olgunluk dönemi arasındaki adolesans dönemine kadar sürmektedir.

Çocuklar oyun oynayarak büyümektedirler. Bundan dolayı oyuna bir anlamda vakit kaybı, amaçsız bir etkinlik olarak bakmak yanlıştır. Bu bir anlamda toplumdaki yaşama katılmak için bir araçtır(60).

4.2.3. Ekonomik Faktörler

Günümüzde ekonomi, toplumun en küçük birimi olan aileler için en önemli konuların başında yer almaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun nisan 2007 verilerine göre dört kişilik bir ailenin zaruri ihtiyaçları için gereken asgari yoksulluk sınırı 2,235 Yeni Türk Lirası olarak açıklandı. Yani ailelerin çocukları için gelecekte düşledikleri meslekler zamanla ekonomik getirisi yüksek olan meslek guruplarına doğru kaymaktadır. Ekonomik getirisinin yüksek olmasının yanında bir de bu yüksek ekonomik getiriye en kısa yoldan ve en kısa zamanda ulaşmak hedeflenmektedir.

Bundan 20 sene evvel ailelerin çocuklarına top oynama yasağı getirmesi günleri geride kalmış, kendi elleriyle özellikle erkek çocuklarını ellerinden tutup bir futbol kulübünün altyapısına yerleştirmek için çabalamaktadırlar.

4.2.3.1. Ailelerin Gelir Düzeyleri

Ülkemizde olduğu kadar dünyada da isim yapmış, ünlü olmuş futbolcuların ailelerini incelediğimiz zaman büyük bir bölümünün alt gelir düzeyine mensup aileler olduğunu görülmektedir.

Ünlü Fransız yıldız Zinedine Zidane’ın ailesi 1960’larda Cezayir’den Fransa’nın Marsilya kentindeki küçük La Cestellano kasabasına göç etmiştir. Aile çok sıkıntı

(40)

çekmiştir. Zinedine’nin babası İsmail Bey ilk yıllar bir ambarcıda çalışmaktadır.

1972’de dünyaya gelen Zidane ise her çocuk gibi futbol oyununa karşı önlenemez bir sevgi duymuştur. Futbola ise La Cestellano yakınlarındaki Saint Henri kulübünde başlamıştır: “Saint Henri mahallemizin takımıydı. Takımın antrenörleri gönüllülerden oluşuyordu ve hepsi futbola tutku derecesinde bağlıydı.” diye ifade ediyor Zidane.

Ardından Septemes takımının antrenörü Robort Centenero onu transfer etmiştir. 10 yaşından 14’üne kadar Septemes Sport Olympiques’te oynamıştır. 1986’da Alain Lepeu’nün antrenörlüğünü yaptığı takımda büyükler kategorisinde yer almıştır.

Yılsonunda üç gün için Aix-en Provence’de yapılan denemelere çağrılmış ve orada keşfedilmiştir. Zidane’yi ilk fark eden Cannes’ın menajeri Jean Varraud’dur. Ancak annesi Melike (Malika) onun evden ayrılmasına karşı çımıştırr. Çünkü annesi Melike Zinedine’nin henüz kendi kendini idare edebilecek yaşta olmadığını düşünmektedir.

Cannes yöneticileri daha sonra onu bir ailenin yanına yerleştireceklerini söylemişlerdir.

Bu kez annesi aileyi tanımak istemiştir. Tanıştıktan sonra da Zinedine’ın gitmesine izin vermiştir(35).

Aynı şekilde yine yılın en iyi futbolcusu ödüllerini almış Ronaldinho’nun kısa yaşam öyküsü;

Ünlü futbolcu Ronaldinho 21 Mart 1980 tarihinde Brezilya'nın Porto Alegre şehrinde doğmuştur. Fakir bir ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür. Baba Joao Da Silva Moreira bir havuz kazasıyla öldüğünde Ronaldinho sekiz yaşındaydı. Aile geçimini Ronaldinho'nun ağabeyi Assis'in futboldan kazandıklarıyla sağlamaktaydılar. Ülkenin yarısından fazlasının fakirlik çektiği Brezilya'da hemen hemen her çocuğun kurtuluş yolu olarak görülen futbol, Ronaldinho için de bir hedeftir. İlk idolü ve hocası da Assis olmuştur(www.mesutkaral1992.azbuz.com).

Yerli ve son zamanlarda geleceğin en iyi oyuncusu olacağı öngörülen Muhammed Demirci’nin kısa hayat bilgileri de şu şekilde;

(41)

Muhammet ailenin yükünü 10 yaşından beri sırtında taşımaktadır. Demirci ailesinin temel direği olmaktadır. İş arayan babası Mustafa'ya harçlık, annesi Sultan'a evin giderleri için para vermektedir. Tezgahtarlık yapan ablası Fatma ve ağabeyi Nihat için ise her şeyi yapmaya çalışmaktadır. Küçük yaşına rağmen futboldaki üstün kabiliyeti 12 yaşındaki Muhammed Demirci'yi Barcelona Kulübü'ne transfer olmanın eşiğine getirmiştir. Önder Karaveli, mahalle arasında dolaşıp bulduğu yetenekli oyuncuları kulüplere gönderen bir antrenördür. Bir mahallede top oynayan çocukları seyrederken Muhammed'i görmüş, Seyit Ateş'e haber vererek Muhammed’in seyredilmesini talep ederek katkı sağlamıştır. Seyit Ateş bir futbol misyoneridir.

Gaziosmanpaşa'da Beşiktaş Futbol Okulu açmıştır. Gelirleri Beşiktaş'a giden bu okulun tüm giderlerini de kendisi karşılamaktadır. Seyit Ateş Muhammed’i yanına gelmesi için antrenöründen istediğinde, Muhammed’in antrenmana gelecek parası olmadığını ve.

ailesi çok yoksul olduğunu öğrenmiştir. Seyit Ateş, Demirci ailesinin evine giderek aileyi ve Muhammed’i yakından tanımak istemektedir. Bu görüşmeden sonra Demirci ailesi, Seyit Ateş’in yardımlarıyla bodrum kattan kaloriferli bir eve taşınmış, işsiz baba Mustafa Demirci, Seyit Ateş'in iş yerlerinden birinde çalışmaya başlamıştır.

Muhammed, rüyalarının takımı Beşiktaş altyapına alınmıştır. Ekrem Özenç Hoca, onunla özel ilgilenmeye başlamıştır. Danone'nin antrenörüyken Rıdvan Dilmen'in izlemeye gelmediği Muhammed'in kasetlerini izleyen Barcelona alt yapısı, Başkan Laporta'nın kapısını çalarak: "Türkiye'de yepyeni bir Ronaldinho bulduk" larını başkana iletmişlerdir. Laporta'nın talimatıyla Barcelona'dan antrenörler İstanbul'a gelerek üç kez Muhammed’i izlemişlerdir. Son sözü kasetleri izleyen Laporta söyleyerek: "Bu çocuk bir futbol dahisi, yüzyılın en büyük yeteneği olacaktır. Beş yıl sonra ikinci Ronaldinho'yu tüm dünya hayranlıkla izleyecek." şeklinde görüşünü bildirmiştir(www.radikal.com.tr).

Bu gün Muhammed Demirci Beşiktaş kulübünün altyapısında futbol oynamaktadır. Televizyon ve gazeteler vasıtasıyla gerek Muhammed’in yaşındaki futbolu seven çocuklar, gerekse Demirci ailesi gibi gelirleri sınırlı olan aileler çok çeşitli sebeplerle bu çocuğa özenmektedirler. Muhammed ve Muhammed gibi örnekler hayat

(42)

standartları ülkemiz gibi kısıtlı olan bölgelerde bundan sonra da rol model olarak bazı fertlerin dikkatini çekmeye devam edeceklerdir.

4.2.3.2. Profesyonel Futbolcuların Gelir Düzeyleri

Futbol, sadece bir oyun olarak görülse de aslında otomotiv gibi başlı başına bir sektördür. Hatta onun kadar büyümüş bir sektördür. Yöneticisinden malzemecisine, futbolcusundan menajerine kadar çok sayıda insana iş imkanı sağlamaktadır. Kulüpler de üst düzey şirketler gibi yönetilmektedir.

Bu sektörde kazanılan meblağlar kolay kolay azımsanabilecek ücretler değildir.

Örneğin; senede 18.5 milyon euro kazanan Ronaldinho, en çok kazanan futbolcular arasında ilk sırada yer almaktadır. Barcelona'dan yılda 8.5 milyon euro kazanan Ronaldinho reklamlarına çıktığı Nike, Pepsi, Siemens, Hyundai, Unilever gibi markalardan yılda 10 milyon euro sponsorluk geliri almaktadır.

Arsenal, 2006 yılında Theo Walcott’u isimli genç yeteneği 15 milyon pound (Yaklaşık 35 trilyon TL) karşılığında renklerine bağlamıştır.

Southampton forması giyen 16 yaşındaki genç yıldız, 2005 – 2006 sezonu İngiltere Premier ligindeki performansıyla tüm İngiltere spor kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Kendi yaş grubunun en iyisi olarak kabul edilen Walcott, Rooney’den sonra gelen en önemli yetenek unvanını da 2006 yılında almıştır. Arsenal Başkanı Dein ve teknik direktör Wenger’in uzun süren pazarlıklar sonrası Southampton Başkanı Lowe’yi ikna ederek Liverpool ve özellikle de Chelsea’nin çok istediği Walcott’un kişisel tercihini Arsenal’den yana kullanmasını sağlamışlardır.

Onaltı yaşında bu kadar yüksek miktarlarda ücretler kazanan futbolcular ister istemez kendi yaş gurubundaki çocukların dikkatini çekerek, onun yerinde olma isteği ona benzeme istediği gibi çeşitli motivlerle çocukları etkilemektedir.

(43)

Ailelerin çocuklarını futbola yönlendirmesine spor yazarı Mehmet Demirkol’un yorumu ise şöyle; “Bugün sıradan bir futbolcunun yıllık kazancı yüz binlerce dolarla ifade ediliyor. Biraz iyiler, 1 milyon dolar seviyesine tırmanıyor, yıldızlar daha da fazla!

Parayla para kazanılan, en girişimci ruh taşıyan işadamlarının bile fabrika kurmaktan vazgeçtiği günümüz ekonomisinde, 10 yıl çalışıp, bir kenara 5-10 milyon dolar para koymak, büyük bir avantaj olmuştur. İşinde en ünlü doktorun, avukatın, mühendisin, genel müdürün hayal bile edemeyeceği kadar fazla paralar kazanılmaktadır. Dünya üzerinde yetenekleri futbolcular kadar kolay ödüllendirilen ikinci bir meslek saymamız çok zordur . Üstelik de parasal avantajların yanında şan, şöhret, toplumsal saygınlık gibi kimsenin hayır diyemeyeceği artıları da göz ardı edilemez. Her anne-baba, çocuğunun iyi koşullara sahip olmasını arzu eder. Bu durumda, çocukları futbola yönlendirmek kaçınılmaz hale geliyor”(18).

4.2.4. Çevresel Faktörler

Çocukların futbola yönelmesinde çevresel faktörler büyük önem taşımaktadır.

Çevresel faktörler devletin spora desteği ve çocukları spora yönlendirmede çeşitli projeler başlıkları altında ele alınmaktadır.

4.2.4.1. Devletin Spora Desteği

Ülkemizde kitlelerin spora yönlendirilmesi anayasamızın 59. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Anayasamızın 59. maddesine göre “ Devlet, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri alır, sporun kitlelere yayılmasını teşvik eder. Devlet başarılı sporcuyu korur.” şeklinde anayasamızda yer almış, devletimizin spora açıkça destek vermesi sağlanmıştır(61).

Devletin spor yapan çocukları destekleme projelerinin en son örneklerinden birisi, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve Milli Eğitim Bakanlığı(MEB)’nın düzenlediği parasız yatılı futbol okulu projesidir.

(44)

“Geleceğin futbol yıldızlarını devlet yetiştirecek” başlığı altında hazırlanan projede, Milli Eğitim Bakanlığı, sadece kabiliyetli çocukların yatılı öğrenim göreceği İlköğretim Bölge Okulu'nu 2007 – 2008 eğitim ve öğretim yılına yetiştirilmeye çalışıldığını belirtmektedir. Okulda ilk dersi Milli Takımlar Baş sorumlusu Fatih Terim’in vermesi planlanmaktadır

“Yeşil sahaların gelecekteki yıldızları, yatılı futbol okullarında yetişecek”

sloganıyla sadece futbola yetenekli çocukların okuyacağı yatılı bölge ilköğretim okullarının birincisi Gemlik'te açılacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı'nın Gemlik'teki eğitim kampı, 2007 – 2008 eğitim ve öğretim yılında futbol okulu olarak hizmet vermeye başlayacaktır. Konuya büyük önem verdiklerini belirten Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, bu okula kaydedilecek öğrencilerin yurt çapında yapılacak seçmelerle belirleneceğini belirtmiştir. 2008 yılına yetiştirilmesi planlanan futbol okulu projesini, Milli Takımlar Baş sorumlusu Fatih Terim de desteklediği kaydedilmiştir(Çevrimiçi:

www.tgrthaber.com.tr).

4.2.4.2. Çocukları Spora Yönlendirmede Çeşitli Projeler

Danone ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2006 yılında 23 Nisan etkinlikleri çerçevesinde düzenlediği dostluk turnuvasında dünyanın ve Türkiye'nin dört bir yanından çocuklar F.Bahçe Dereağzı Tesisleri'nde bir araya gelmiştir. F.Bahçe, G.Saray, Beşiktaş, Trabzonspor'un küçük yıldız adayları da bu şenlikte yer almıştır.

Danone'nin Dünya Karmasında Brezilya, Rusya, Güney Afrika, Fransa ve Almanya'dan çocuklar yer almaktadır. Takımın orta saha oyuncusu Nusaybinli Kudbettin, kalecisi ise Hakkârili Harun isimli Türk çocuklarından oluşmaktadır. Tolgahan isimli genç futbolcu adayı ise Türkiye Karması'nda yer aldığı kaydedilmiştir.

Kudbettin Tekin Oğrak 1994 Mardin Nusaybin doğumludur. Kudbettin Tekin Oğrak 2005 yılında Danone Türkiye Karması'yla Fransa'nın Lyon şehrine gitmesi ve orada başarılı futbol oynaması bölgede büyük heyecan meydana getirmiştir.

Nusaybin'de eğitimini sürdürdüğü Yavuz Selim İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı İsmet Alp, bu durumu şu şekilde özetlemektedir: "Değil Nusaybin, o Mardin'de de

Şekil

Updating...

Benzer konular :