• Sonuç bulunamadı

MAKS‹LLER VE MAND‹BULER TUTULUMLUSANTRAL DEV HÜCREL‹ GRANÜLOM: OLGU SUNUMU

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "MAKS‹LLER VE MAND‹BULER TUTULUMLUSANTRAL DEV HÜCREL‹ GRANÜLOM: OLGU SUNUMU"

Copied!
3
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

OLGU

On yafl›ndaki erkek hasta 4 ay önce yüzün sol üst yar›s›nda h›zl› büyüme gösteren flifllik ve 2 ay önce de sol mandibula angulusu ile uyumlu bölgede flifllik flikayeti ile hastanemiz Kulak Burun Bo¤az Poliklini¤i’ne baflvurdu (Resim 1).

Resim 1. Yüzün sol üst yar›s› ve sol mandibula angulusu ile uyumlu bölgede flifllik

Bir ayd›r s›k tekrarlayan üst gingival kanamalar› olan hastada 5 y›l önce s›k tekrarlayan bafl a¤r›lar› ve konvülziyon nedeni ile baflvurdu¤u bir üniversite hastanesinde hipertansiyon saptanm›fl, antihipertansif tedavi bafllan›p takibe al›nm›fl, fakat hasta 3 y›l kontrole götürülmemifl. ‹ki sene sonra flikayeti tekrarlayan olgunun o dönem yap›lan tüm vücut sintigrafisinde bilateral sürrenal loj ve mesane üst k›sm›nda fokal I-123 MIBG tutulumu saptanm›fl. Renal arter Doppler sonucu normal s›n›rlarda bulunmufl, hasta tekrar ayn› hastaneye yat›r›lm›fl.

Dev hücreli tümör ilk kez 16. yüzy›lda Ambroise Pare taraf›ndan tarif edilmifl olup, 1934 y›l›nda Albright dev hücreli tümörlerin bir varyant› olan Brown tümörü tan›mlam›fl ve son olarak da Jaffe 1953 y›l›nda dev hücreli tümör grubuna ait, s›kl›kla çenede görülen ve destrükte kemik alanlar çevresinde osteoid depozitler bulunan ve bu yüzden bir iyileflme alan› görünümü veren dev hücreli reperatif granülomu tarif etmifltir1,2.

Dev hücreli granülom (DHG) nadir görülen, iyi huylu, fakat lokal olarak agresif seyirli bir tümördür. Tüm dev hücreli lezyonlar›n %2’si bafl-boyun bölgesinde görülür3. Yaflam›n 3. ve 4. dekadlar›nda görülme s›kl›¤› artar4. Santral dev hücreli granülom (SDHG) ise s›kl›kla çocuklarda ve genç eriflkinlerde görülür5. SDHG ayn›

histolojik özellikte, çok heterojen dev hücreli lezyonlar›n en s›k görülen formudur. En s›k maksiller kemi¤in anterior parças›, %70 vakada da mandibula etkilenmifltir3. Yapt›¤›m›z literatür taramalar›nda ayn› hastada multiloküler tutuluma rastlamad›k. Küretajla lokal eksizyon en çok kabul gören tedavi metodudur2. Hem maksilla ön duvar›

hem de mandibula ramusunda multiloküler tutulumu olan hastam›zda iki ayr› tedavi metodu uygulanm›fl ve sonuçlar›

bildirilmifltir. Yüz iskeletinin büyüme ve flekillenme özelli¤i devam etti¤inden, kitlenin destrüktif özelli¤i ve agresif cerrahi sonras› oluflabilecek kozmetik ve fonksiyonel defektler göz önüne al›narak, özellikle çocuk hastalarda intralezyonel steroid enjeksiyonu tercih edilebilecek bir tedavi metodudur1.

Kartal E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi T›p Dergisi

C‹LT XV : 1 , 2004 45

MAKS‹LLER VE MAND‹BULER TUTULUMLU

SANTRAL DEV HÜCREL‹ GRANÜLOM: OLGU SUNUMU

Temel COfiKUNER1, Elif YASUL1, Mahmut ÖZKIRIfi1, Süheyl HAYTO⁄LU1, fieref ÜNVER1

Santral dev hücreli granülom bafl-boyun bölgesinde çok ender görülen, iyi huylu fakat çevresel kemik destrüksiyonu yapmas› nedeni ile agresif seyirli bir tümördür. Dört ayd›r maksilla ön duvar› ve mandibula ramusunda flifllik flikayeti ile baflvuran, 10 yafl›ndaki erkek hastan›n yap›lan insizyonel biyopsi sonuçlar› iki farkl› lokalizasyon için de santral dev hücreli granülom olarak bildirildi. Hastan›n yafl› ve yüz iskeletinin büyüme özelli¤inin devam etti¤i göz önüne al›narak, mandibüler kitle intralezyonel steroid enjeksiyonu ile tedavi edilirken, belirgin fasiyal asimetriye neden olan maksiller lezyon ise primer küretajla temizlendi. Alt›nc› ayda çekilen kontrol tomografilerinde maksiller bölgede rezidü veya nükse ait bulguya, mandibüler bölgedeki lezyonda ise progresyona rastlanmad›.

Anahtar kelimeler: Dev hücreli granülom, patoloji, mandibula, rekürrens

CENTRAL GIANT CELL GRANULOMA INVOLVING BOTH MAXILLA AND MANDIBULA: CASE REPORT

Central giant cell granuloma is rare in head and neck region. Although it is a benign tumor, the ability of local bone destruction makes it agressive.

Ten years old, male patient presented with a history of swelling in both maxilla and mandibula for 4 months. The results of insicional biopsies of the two different areas were as central giant cell granuloma. Because of the patient’s age and growth pattern of the maxillofacial skeleton, the mandibular lesion was treated by intralesional steroid injection. The asymmetric view of the patient’s face by the maxiller lesion allowed us to perform primary curretage of the lesion. Residual lesion or recurrence at the maxiller region and also progression of the lesion at the mandibular region were not seen in the control CT performed six months later.

Key words: Giant cell granuloma, pathology, mandibula, recurrence

1Dr. Lütfi K›rdar Kartal E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi 1. KBB Klini¤i

Baflvuru tarihi: 29.12.2003, Kabul tarihi: 3.8.2004

(2)

Hastan›n yap›lan göz hastal›klar› konsültasyonunda grade 3 retinopati saptanm›fl ve tekrar antihipertansif tedavi bafllan›p takibe al›nm›fl. Hasta servisimize yat›r›ld›¤›nda tansiyon arteriyel (TA) de¤erlerinin yüksek seyretmesi üzerine hastanemiz çocuk hastal›klar› klini¤ince konsülte edildi ve ayn› servise ileri tetkik amac› ile devredildi.

Hastan›n tekrarlanan tüm vücut sintigrafi, üst ve alt bat›n ultrasonografisi ve bilgisayarl› tomografi (BT) sonuçlar›

normal bulundu. ‹drarda valin mandelik asit 11.7 (2-12) mg/24sa olarak saptand›. Rutin biyokimya sonuçlar›

normaldi. ‹ntakt parathorman de¤eri 22.1 (12-72) pg/ml saptand›. ‹mmünolojik “marker”lar›n da normal s›n›rlarda bulunmas› üzerine, üçlü antihipertansif (Kaptoril 0,3 mg/kg, Lasix 2x20 mg, beta bloker 0,3 mg/kg) tedavi bafllan›p, TA de¤erleri 120/80 s›n›r›nda stabillefltirildi.

Hastan›n yap›lan fizik muayenesinde sol maksiller sinüs ön duvar›nda kabar›kl›k yapm›fl, nazolabial ve alar sulkusu silmifl, gingivobukkal sulkusu doldurmufl ve orta hatt›n sa¤›na do¤ru geçmifl, yukar›da infraorbital rime 1cm kadar yaklaflm›fl, üzerindeki cildi fikse etmemifl, yaklafl›k 6x6 cm’lik, sert, a¤r›s›z kitle saptand›. Ayr›ca sol mandibulada retromolar trigonu ve 1. ile 2. molar difller hizas›n› kapatan, üzeri düzgün kitle ile sol submandibuler bölge ve angulus mandibula üzerinde düzgün yüzeyli, a¤r›s›z, fikse 2 adet kitle saptand›.

Çekilen paranazal sinüs tomografisinde (Resim 2) maksiller kemik sol anterior kesiminde, cilt alt› yerleflimli, 3x2.5x3 cm boyutlar›nda, intravenöz kontrast madde (‹VKM) enjeksiyonu sonras› belirgin kontrast tutan, komflu kemik yap›larda destrüksiyona neden olan kitlesel lezyon ve bu kitleye komflu, sol maksiller kemik posterior kesiminde lokalize, kemik yap›larda destrüksiyona neden olan, 2.5x3 cm boyutlar›nda IVKM tutulumu gösteren bir kitlesel lezyon daha mevcuttu.

Resim 2. Paranazal sinüs tomografisinde maksiller kemik sol anterior kesimindeki cilt alt› yerleflimli kitlesel lezyonun görünümü

C‹LT XV : 1 , 2004 46

Kartal E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi T›p Dergisi

Renkli Doppler incelemede lezyonun santral vaskülaritesinin artm›fl oldu¤u saptand›. Çekilen panoramik ortopantogramda maksiller kemikte s›n›rlar› iyi belirlenemeyen destrüksiyona neden olan, mandibula alt 1. ve 2. molar difl hizas›nda ve retromolar trigonda kitlesel lezyon saptand›. Genel anestezi alt›nda maksilla ön duvar›

ve sol retromolar trigondan insizyonel biyopsiler al›nd›.

Sonuç her iki bölge için de SDHG geldi.

Yüzün sol taraf›nda belirgin asimetriye ve difl yap›s›nda ileri derece geliflim bozuklu¤una neden olan maksilla ön duvar›ndaki kitleye primer küretaj yap›lmas›na, maksillofasiyal iskeletin büyüme özelli¤i göz önüne al›narak mandibuler kitlenin de postoperatif dönemde intralezyonel steroid enjeksiyonu ile tedavi edilmesine karar verildi. Sol Caldwell-Luc prosedürü uygulan›p kitle en blok olarak ç›kar›ld›. 3x4.5x1.5 cm boyutlar›nda, bir yüzü düzgün di¤er yüzü kemik fragmanlar› içeren doku parças›n›n patolojik sonucu insizyonel biyopsi sonucu ile benzerdi.

Postoperatif 2. aydaki kontrolünde fasiyal asimetrinin tamamen kayboldu¤u, mandibüler lezyonun boyutlar›nda de¤ifliklik olmad›¤› görüldü ve 6 hafta süreyle, haftada bir kez olmak üzere 40 mg triamcinolone ve %0.5’lik bupivacaine intralezyonel olarak enjekte edildi. Alt› ayl›k kontrollerinde lezyon bölgelerinde nüksü düflündürecek fiziksel ve radyolojik bulgu saptanmad›.

TARTIfiMA

Dev hücreli tümörler ayn› histolojik özellikte çok heterojen 5 farkl› lezyondan oluflur ve birbirinden de¤iflik flekilde tedavi edilir. Histoloji tek bafl›na bu lezyonlar›n ay›r›m›nda yetersiz kald›¤›nda klinik ve radyoloji ile desteklenmelidir2-4. SDHG bu grubun en s›k görülen formudur ve reaktif bir süreç olarak ortaya ç›kar. Genifl radyolojik spektrumda küçük, asemptomatik, iyi s›n›rl›, radyolüsens, bazen periapikal kisti taklit eden lezyonlardan; kötü s›n›rl›, litik, genifl ekspansiyon gösteren, multiloküler, radyolüsens kitlesel lezyonlara kadar de¤iflen flekillerde ortaya ç›kabilir6. SDHG’›n biyolojik davran›fl› tahmin edilemez. Lezyonlar agresif ve nonagresif olarak ikiye ayr›l›r7. Chuang ve ark.6, agresif ve non agresif lezyonlar› klinik, radyografik ve histolojik özelliklerine göre ay›rm›fllar ve sonuç olarak agresif formun daha çok genç yafl grubunda, büyük kitlesel lezyonlar fleklinde ortaya ç›kt›¤›n›, bazen a¤r› ve hipoesteziye neden oldu¤unu, korteksi erode ederek rekürense e¤ilimli oldu¤unu bildirmifllerdir. Agresif lezyonlar s›kl›kla çocuklarda, posterior mandibula veya ramusta ortaya ç›kar. Radyolojik olarak 3 cm’den büyüktür ve BT’de difllerde erime veya yer de¤ifltirme ve kemik perforasyonlar› görülür. Histolojik olarak daha çok mitotik aktiviteye sahip, yuvarlak da¤›lm›fl multinukleuslu dev hücreler görülür4.

(3)

Brown tümörler histolojik olarak SDHG’a benzeyen, hiperparotiroidizme ba¤l› sistemik metabolik bir hastal›¤›n lokal belirtisidir. S›kl›kla distal femur ve proksimal tibia etkilenir8. Gerçek dev hücreli neoplazm (osteoklastoma) özellikle uzun kemiklerin epifiz bölgesinde, çok nadiren bafl-boyun bölgesinde görülür9,10. Dahil’in serisinde 226 vakadan sadece 3’ünde sfenoid kemikte gösterilmifltir2. Persistan nüksler ve metastazlarla seyreder. SDHG dev hücrelerin da¤›l›m flekli, osseöz metaplazi bölgeleri, fibrojenik kollejenöz yap›da stroma ve hemorajinin bulunmas› ile dev hücreli kemik tümöründen ayr›l›r9. Dev hücreli granülomlar›n spontan regresyonu veya kalsifikasyonu ‹ngiliz literatüründe hiç bildirilmemifltir1.

‹lk tedavi lokal küretajd›r2,11. ‹ki y›ldan uzun süre takip edilen hastalar›n %89’unda baflar› ile sonuçlanm›flt›r12. Genifl lezyonlar marjinal veya segmental rezeksiyon gerektirebilir13.

Radyoterapi yetiflkin hastalarda cerrahiye uygun olmayan lokalizasyonlarda kullan›labilir. Çocuklarda sarkomatöz dönüflüm riski göz önüne al›nd›¤›nda ilk tercih edilecek tedavi de¤ildir2.

Yüz iskeletinin büyümeye devam etti¤i ve cerrahiye ba¤l›

kozmetik ve fonksiyonel defektler göz önüne al›nd›¤›nda, çocuk hastalarda medikal tedavi seçenekleri kullan›labilir.

‹lk kez Bonyd ve ark. 1981 y›l›nda, radikal cerrahi sonras›

nüks eden agresif dev hücreli granülomlu bir olguya sistemik steroid tedavisi uygulam›flt›r. Dramatik bir yan›t alsalar da sistemik steroid tedavisine ba¤l› yan etkilerin ortaya ç›kmas› üzerine tedaviyi kesmek zorunda kalm›fllard›r.

Jacoway ve ark. 1988’de, intralezyonel steroid tedavisini önermifllerdir5. Avi Khaif ve ark. benzer bir tedavi uygulad›klar› hastan›n iki y›l sonraki incelemesinde, lezyon bölgesinin tamamen yeni kemik oluflmas›yla iyileflti¤ini ve rekürrense ait hiç bir bulgu olmad›¤›n›

bildirmifllerdir.

Bu yaz›da anlat›lan hasta maksillada h›zl› büyüme özelli¤ine sahip olan ve genifl kemik destrüksiyonuna neden olan agresif özellikteki kitlenin etkisiyle oluflan fasiyal asimetrinin düzeltilebilmesi için, primer lokal küretaj ile tedavi edildi. Mandibula ramusundaki kitleye ise cerrahi uyguland›¤› taktirde oluflabilecek kozmetik ve fonksiyonel defekt göz önüne al›narak 6 hafta intralezyonel steroid tedavisi uyguland›. Hastam›zda cerrahi ve steroid enjeksiyonlar› sonras› hiç bir komplikasyon oluflmad›.

Sonuç olarak; hem maksilla hem mandibulada SDHG saptanan ve yüz iskelet büyüme özelli¤i nedeni ile iki ayr›

lokalizasyon için cerrahi tercih edilemeyen olguya farkl›

iki tedavi metodu uygulanm›fl ve erken dönemde baflar›l›

bir sonuç al›nm›flt›r.

KAYNAKLAR

1. Avi K, Greg K, Jesus EM. Treatment of giant cell granuloma of the maxilla with intralesional injection of steroids. Head Neck 2000; 22(8): 822-5.

2. Quick CA, Anderson R, Stool S. Giant cell tumors of the maxilla in children. Laringoscope 1980; 60: 781-91.

3. Günhan Ö, Karc› B. Burun ve Sinüs Tümörleri. 1999: 61-3.

4. Whittaker SB, Waldron CA. Central giant cell lesions of the jaws: A clinical, radiological and histological study. Oral Surg 1993; 75: 199-201.

5. Terry BC, Jacoway JR. Management of giant cell granuloma:

An alternative to surgical therapy. Oral Maxillofacial Surg Clin North Am 1994; 6: 579-81.

6. Chuong R, Koban LB, Kozakewich H, Perez AA. Central giant cell lesions of the jaws: A clinicopathologic study. Oral Maxillofacial Surg 1986: 44; 708-11.

7. Marh AC. Management of a huge central giant cell granuloma of the maxilla. Oral Maxillofacial Surg 1988; 376: 509-13.

8. Ruth M, Zankl M, Halal F, et al. Maxillary gaint cell granüloma, pheochromocytoma and hyperparathyroidism without medullary throid carsinoma. ENT Journal 2000; 79(8): 590-3.

9. Üzeyir G, ‹rfan K, Turgut K, ‹brahim Ö. Maksillan›n dev hücreli kemik tümörü. KBB ‹htisas Dergisi 1999; 6(3): 318-20.

10. Ricardo LC, Eugene NM. Neoplasms of the nose and paranasal sinuses. In: Byron JB (ed). Head and Neck Surgery, Otolaryngology. 2nd edition, Philadelphia, Lippincott Comp, 1998: 1452-3.

11. Stolovitzky JP, Charles AW, Mc Connel FM. Giant cell lesions of the maxilla and paranasal sinuses. Head Neck 1994; 6: 144-8.

12. Eisenbud L, Stern M, Rothbeng M, Sachs SA. Central giant cell granuloma of the jaws: Experiences in the management of the 37 cases. Oral Maxillofacial Surg 1988; 46: 376-9.

13. Stern M, Eisenbud L. Management of giant cell lesions of the jaws. Oral Maxillofacial Surg Clin North Am 1991; 3: 165-7.

C‹LT XV : 1 , 2004 47

Kartal E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi T›p Dergisi

Referanslar

Benzer Belgeler

Gelişmeyi, “Munzur Vadisi için son bir umut” olarak değerlendiren Yıldırım, bağımsız bir bilim kurulunun Munzur Vadisi’nde inceleme yapmas ını isteyerek, “Bilim

kitlelerin, bir gün işgal ettikleri orman alanlarına sahip olma beklentisi içinde tutulup oy potansiyeli olarak görüldüğü ifade edilerek anayasa değişikliği ile açıkça

Cemal Taluğ , çok eskilerden bu yana böyle bir müze açmak istediklerini, müzenin üç y ıllık bir çalışmanın ürünü olduğunu belirterek, "Böyle bir müze

Literatürde ekst- remiteler ve gövdede eritemli plaklarla mikozis fungoidesi taklit eden ve histolojik olarak interstisyel granulom anulare bul- gular› gösteren yama tarz›

Altı ay önce kanama nedeni ile yetersiz cerrahi rezeksiyon yapılmış olan teratom tanılı dev mediasten kitlesinin anjiyografisinde, iki taraflı internal

Daha sonra çekilen bilgisayarlı tomog- rafisinde (BT); karaciğer boyutu 182 mm olup ileri derecede artmış, kontrastlı incelemede sol lob segment 2 ve 3’ün tamamını dolduran

Idiopatik lumbosakral pleksit yada lumbosakral radikülopleksus nöropatisi; travma, kitle etkisi veya diabetik komplikasyonlar olma- dan gözlenen lumbal ve/veya sakral

ayda gluteal ve perianal defekti tam olarak iyileflen hastan›n rektoskopik kontrolün- de anorektal lezyon saptanmamas›na ra¤men muko- kutanöz hatta iki adet 6 mm çap›nda