• Sonuç bulunamadı

MÜZİK ESERLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARIN İNTERNET ORTAMINDA KORUNMASI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "MÜZİK ESERLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARIN İNTERNET ORTAMINDA KORUNMASI"

Copied!
213
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI

MÜZİK ESERLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARIN İNTERNET ORTAMINDA KORUNMASI

Yüksek Lisans Tezi

Meryem Ebru TATAR

Ankara, 2021

(2)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI

MÜZİK ESERLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARIN İNTERNET ORTAMINDA KORUNMASI

Yüksek Lisans Tezi

Meryem Ebru TATAR

TEZ DANIŞMAN

Dr. Öğrt. Gör. Şafak PARLAK BÖRÜ

(3)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI

MÜZİK ESERLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARIN İNTERNET ORTAMINDA KORUNMASI

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Tez Danışmanı

Dr. Öğrt. Gör. Şafak PARLAK BÖRÜ

TEZ JÜRİSİ ÜYELERİ

Adı ve Soyadı İmzası

1- Dr. Öğr. Üyesi Zehra ÖZKAN ÜNER 2- Dr. Öğr. Üyesi Şafak PARLAK BÖRÜ 3- Dr. Öğr. Üyesi Bahar ÖCAL APAYDIN

Tez Savunması Tarihi 18.06.2021

(4)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne,

Dr. Öğrt. Gör. Şafak PARLAK BÖRÜ danışmanlığında hazırladığım “Müzik Eserleri Üzerindeki Hakların İnternet Ortamında Korunması (Ankara.2021) ” adlı yüksek lisans - doktora/bütünleşik doktora tezimdeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranış ilkelerine uygun olarak toplanıp sunulduğunu, başka kaynaklardan aldığım bilgileri metinde ve kaynakçada eksiksiz olarak gösterdiğimi, çalışma sürecinde bilimsel araştırma ve etik kurallarına uygun olarak davrandığımı ve aksinin ortaya çıkması durumunda her türlü yasal sonucu kabul edeceğimi beyan ederim.

Tarih:

Adı-Soyadı veİmza

Meryem Ebru TATAR

(5)

İÇİNDEKİLER

İÇİNDEKİLER ... i

KISALTMALAR ... v

GİRİŞ ... 1

BİRİNCİ BÖLÜM TARİHSEL SÜREÇ İÇERİSİNDE MÜZİK VE TELİF HAKLARI İLE İNTERNET VE TELİF HAKLARI İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR § 1. MÜZİĞİN TANIMI VE TARİHİ ... 3

I. Müziğin Tanımı ve Ortaya Çıkışına İlişkin Teoriler ... 3

A. Müziğin Tanımı ... 3

B. Müziğin Ortaya Çıkışına İlişkin Teoriler ... 4

II. Tarihte Müzik ... 6

§ 2. MÜZİK ESERLERİNİN KORUNMASINA İLİŞKİN DÜZENLEMELERİN TARİHSEL GELİŞİMİ ... 11

I. İngiltere ve Kıta Avrupası ... 11

II. Amerika Birleşik Devleti ... 18

III. Türkiye ... 21

§ 3. İNTERNET VE TELİF HAKLARI İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR ... 27

I. İnternetin Tanımı ve Tarihi ... 27

II. Eser ve Müzik Eseri ... 30

III. Eser Sahibi ... 35

İKİNCİ BÖLÜM ESER SAHİBİNİN HAKLARI, BAĞLANTILI HAKLAR VE BU HAKLARA GETİRİLEN SINIRLANDIRMLAR İLE KORUMA SÜRELERİ § 1. ESER SAHİBİNİN HAKLARI ... 38

I. Manevi Haklar ... 38

A. Umuma Arz Hakkı ... 40

B. Adın Belirtilmesi Hakkı ... 42

C. Eserde Değişiklik Yapılmasını Men Hakkı ... 44

D. Zilyed ve Malike Karşı Haklar ... 46

II. Mali Haklar ... 47

A. İşleme Hakkı ... 48

(6)

B. Çoğaltma Hakkı ... 50

C. Yayma Hakkı ... 54

D. Temsil Hakkı ... 56

E. Umuma İletim Hakkı ... 58

§ 2. KOMŞU HAKLAR ... 62

I. İcracı Sanatçı ... 63

II. Fonogram Yapımcısı ... 66

III. Radyo ve Televizyon Kuruluşu ... 68

§3. MÜZİK ESERİ SAHİBİNİN HAKLARINA GETİRİLEN SINIRLANDIRMALAR ... 70

I. Kamu Düzeni Nedeniyle Sınırlandırma ... 71

II. Kamu Yararı Nedeniyle Sınırlandırma ... 72

A. Gazete Yayınları ile Sınırlandırma ... 72

B. Eğitim ve Öğretim Amacıyla Sınırlandırma ... 72

C. İktibas Serbestisi ... 73

III. Özel Yarar Nedeniyle Sınırlandırma ... 74

A. Şahsi Kullanım ... 74

B. Kopya ve Teşhir ... 78

§ 4. KORUMA SÜRELERİ ... 78

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM MÜZİK ESERLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARIN DEVRİ VE RUHSAT (LİSANS) § 1. DEVİR ... 84

§ 2. LİSANS ... 85

I. Tanımı ... 85

II. Çeşitleri ... 86

§ 2. LİSANS SÖZLEŞMESİ ... 91

I. Genel Olarak ... 91

II. Çeşitleri ... 93

III. Tarafları ... 94

A. Lisans Veren ... 94

1. Eser Sahibi ... 94

2. Meslek Birlikleri ... 96

a. Meslek Birliklerinin Ortaya Çıkışı ... 96

b. Meslek Birlikleri Tarafından Takip Edilen Haklar ... 101

(7)

c. Meslek Birliklerinin Lisans Konusunu Devretmesi... 104

3. Eser Sahibinin Mirasçıları ... 107

B. Lisans Alan ... 107

1. Bağlantılı Hak Sahipleri ... 107

2. Radyo-Televizyon, Uydu ve Kablolu Yayın Kuruluşlarıyla İleride Bulunacak Teknik İmkânlardan Yararlanarak Yayın ve/veya İletim Yapacak Kuruluşlar ... 108

3. Yapımcı ve Yayımcılar ... 110

4. Umuma Açık Mahaller ... 111

IV. Sona Ermesi ... 112

A. Sözleşmenin Amacının Gerçekleşmesi veya Sözleşmedeki Sürenin Dolması ... 112

B. İfanın İmkânsız Hale Gelmesi ... 113

C. Cayma Hakkını Kullanması ... 113

D. Fesih Hakkının Kullanılması ... 114

E. Lisans Alanın Ölmesi veya İflas Etmesi ... 115

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM TELİF HAKLARININ İNTERNET ORTAMINDA İHLALİ § 1. TELİF HAKLARININ İNTERNET ORTAMINDA İHLALİ HALİNDE İNTERNET SERVİS SAĞLAYICILARIN SORUMLULUĞU ... 116

I. Genel Olarak ... 116

II. İnternet Servis Sağlayıcılarının Sorumluluğu... 119

A. Erişim Sağlayıcıları ... 119

B. Yer Sağlayıcılar ... 122

C. İçerik Sağlayıcılar ... 124

§ 2. UYAR-KALDIR SİSTEMİ VE FSEK EK MADDE 4/3 DÜZENLEMESİ ... 125

§ 3. DİJİTAL HAK YÖNETİMİ ... 133

BEŞİNCİ BÖLÜM MÜZİK ESERLERİNİN DİJİTAL MÜZİK PLATFORMLARINDA YAYINLANMASI § 1. DİJİTAL MÜZİK PLATFORMLARININ ÖZELLİKLERİ, TELİF POLİTİKALARI İLE BU POLİTİKALARA İLİŞKİN TARTIŞMALAR ... 139

I. Dijital Müzik Platformlarının Genel Özellikleri ... 139

(8)

A. Genel Özellikleri ... 143

B. Sahte Sanatçılar ve Oynatma Listelerine Müdahale Tartışmaları... 147

C. Loudr Müzik Lisanslama Platformu ... 149

III. Fizy ... 150

IV. Deezer ... 152

V. iTunes/Apple Music ... 154

A. Genel Özellikleri ... 154

B. iTunes / Apple Music ve Dijital Miras ... 155

VI. Youtube Music ... 161

§ 2. DİJİTAL MÜZİK PLATFORMLARI ALEYHİNE AÇILAN TELİF HAKKI İHLALİ DAVALARI ... 163

I. David Lowery, Melissa Ferrick Ve Spotify ... 163

II. Wixen Music Publıshıng Company ve Spotify ... 167

III. Jake P. Noch (Sosa Entertaınment llc.), Pro Music Rights llc. (PMR) ve Spotify ... 169

IV. GEMA ve Youtube ... 173

§ 3. MÜZİK MODERNİZASYON KANUNU ... 176

SONUÇ ... 182

KAYNAKÇA ... 185

ÖZET ... 202

ABSTRACT ... 203

(9)

KISALTMALAR

AB. : Avrupa Birliği

ABAD : Avrupa Birliği Adalet Divanı ABD : Amerika Birleşik Devletleri

ARPANET : Advanced Research Project Agency Network AÜHFD. : Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi

AYM. : Anayasa Mahkemesi

Bkz. : Bakınız

C. : Cilt

CRB : Copyright Royalty Board

DMCA : Digital Millennium Copyright Act

E. : Esas

FMR. : Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi FSEK. : Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu

GDT : Genossenschaft deutscher Tonsetzer

GEMA : Geselleschaft für Musikalische Aufführungs ISS. : İnternet Servis Sağlayıcı

K. : Karar

KTB : Kültür ve Turizm Bakanlığı

m. : Madde

MESAM : Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği

(10)

MMA : Music Modernization Act

MSG : Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği

MÜ-YAP : Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği

RG. : Resmi Gazete

s. : Sayfa

SACEM : Société des Auteurs, Compositeurs et Éditeurs de Musique

s.e. : Son erişim

TBB : Türkiye Barolar Birliği

TRIPS. : Trade-Related Aspects of Intellectual Property Rights

vb. : ve benzeri

vd. : ve devamı

WIPO. : World Intellectual Property Organisation

yy. : Yüzyıl

(11)

GİRİŞ

Teknolojinin gelişimine paralel olarak müzik eserlerinin dağıtımı için kullanılan ortamlar da evrim geçirmiştir. Önceleri kullanılan plak ve kaset gibi ortamlar, bilgisayarların yaygın kullanımı ile birlikte yerlerini CD vb. ortamlara bırakmıştır.

Zamanla bilgisayarlarda depolanan sıkıştırılmış ses dosyaları olan MP3 dosyalarının kullanımı yaygınlaşmıştır. Günümüzde ise, internet altyapısının gelişimi ve mobil cihaz kullanımının artması ile birlikte, gerekli lisans haklarını alarak yasal olarak online müzik dinleme imkanı sunan dijital müzik servisleri ortaya çıkmıştır.

Yaşanan bu değişim ile birlikte, Fikir ve Sanat Eserleri Kanun’unda eser türlerinden biri olarak sayılarak koruma altına alınan müzik eserleri üzerindeki haklar, hakların ihlali ve ihlalden doğan sorumluluk şekli de değişmiştir. Yasa koyucular da bu gelişmeler karşısında müzik eserlerini korumaya yönelik yeni tedbirler öngörmek zorunda kalmıştır.

Bu hususlar çalışmamızda beş bölümde incelenmiştir. Birinci bölümde, müziğin insanlık tarihindeki yeri, müzik yayıncılığının temelleri, telif haklarına ilişkin Avrupa’da ve Amerika’da yapılan ilk düzenlemeler ve Ülkemiz fikri mülkiyet mevzuatının tarihsel süreci ile internetin ve telif hakkına ilişkin temel kavramlar ele alınmıştır. İkinci bölümde, eser üzerindeki haklar konu kapsamında, bu hakların ihlali halinde öngörülen davalar ile birlikte incelenmiş; bir eser meydana getirmemekle birlikte, eserlerin toplumda yaygınlaştırılmasına katkıda bulunmaları nedeniyle korunmaya değer görülen bağlantılı hak sahiplerine tanınan haklar ve eser sahibinin haklarına getirilen sınırlamalar Avrupa Birliği Direktifleri ile uluslararası sözleşmelerle karşılaştırmalı olarak açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, müzik eseri üzerindeki hakların devri ve lisans yetkisi ile ilgili açıklamalar yapılmıştır. Ayrıca meslek birlikleri;

tarihçeleri, takip ettikleri haklar ve lisans konusu devretme yetkileri bakımından ele

(12)

ihlali konusu, internet servis sağlayıcılarının yükümlülük ve sorumlulukları incelenmiş;

bu hakların ihlali halinde erişimin engellenmesine ilişkin önemli bir düzenleme olan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ek 4. maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen

“uyar ve kaldır” sistemi ile eserlerin hukuka aykırı kullanımlarına karşı öngörülen dijital hak yönetimine ilişkin düzenlemeler, ABD mevzuatı ve AB müktesebatı ile karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Beşinci ve son bölümde ise müzik eserleri sahiplerinin haklarının internet ortamında korunması konusunda önemli bir rol üstlenen dijital müzik servislerini genel özellikleri, popüler dijital müzik servisleri ve telif haklarına ilişkin politikaları, bu servisler ile ilgili önemli görülen mahkeme kararları ve dijital müzik servislerinin lisans sözleşmeleri konusunda Amerika Birleşik Devletleri’nde çıkarılan ve yeni bir Kanun olan Müzik Modernizasyon Kanunu ve getirdiği yenilikler incelenmiştir.

(13)

BİRİNCİ BÖLÜM

TARİHSEL SÜREÇ İÇERİSİNDE MÜZİK VE TELİF HAKLARI İLE İNTERNET VE TELİF HAKLARI İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

§ 1. MÜZİĞİN TANIMI VE TARİHİ

I. Müziğin Tanımı ve Ortaya Çıkışına İlişkin Teoriler

A. Müziğin Tanımı

Müzik, günlük hayatta çok kullanılmasına rağmen tanımlanması aynı ölçüde kolay bir kavram değildir. Bu alanla ilgilenen filozoflar genellikle onun organize ses olduğu düşüncesinden hareket ederek müziği tanımlamaya çalışmışlardır. Bununla birlikte bu tanımlamanın çok geniş olduğu görülmüştür. Zira hayvanların veya makinaların çıkardığı sesler gibi müzik olarak kabul edilemeyecek pek çok organize ses vardır. Bu geniş tanımlamayı sınırlayarak çıkış düşüncelerini iyileştirmek için iki koşul daha eklemişlerdir. Bunlardan ilki ritim gibi müzikal özellikleri kapsayan tonalitedir.

İkincisi ise estetik özellikler veya deneyimdir.1

Müziğin organize ses olduğundan hareket edilecek olursa ilk olarak sesin tanımlanması gerekmektedir. Ses, titreşen bir nesneden çıkan hareketin ürünüdür. Bu hareket hava, su, tahta gibi ses iletme özelliğine sahip vasıtalar ile kulağımıza ulaşır.

1 A. Kania, The Philosophy of Music, Stanford Encyclopedia of Philosophy, https://plato.stanford.edu/entries/music/, 2017, (s. e.: 30.10.2019).

(14)

Eğer nesneden çıkan titreşimler organize değilse ortaya çıkan şey gürültü olur.Yukarıda da belirtildiği gibi ses ancak estetik bir karakter kazanırsa müzik olur.2

Müziği tanımlamaktaki bir diğer zorluk, tanımın kültürden kültüre değişir nitelikte olmasındadır. Batıda müzik anlayışı duygu ve düşünce anlatımı amacını taşır.

Bu anlayışta estetik, harmoni, ritm vb. ögeler öne çıkar. Japonya’da ise müziksel tını duygu ve düşüncelerin dışavurumundan ziyade insanın doğadaki izlenimlerinin, hayvan seslerinin yansımasıdır.3

Tüm bunlardan hareketle müzik, insanın duygu, düşünce ve izlenimlerini bir amaç ve güzellik anlayışı çerçevesinde birleştirilmiş seslerle işleyip anlattığı estetik bir bütün olarak tanımlanabilir.4

B. Müziğin Ortaya Çıkışına İlişkin Teoriler

Müzik kelimesinin kökeni, Yunan mitolojisinde Zeus’un ve Minemosin’in dokuz kızına verilen “Mous” (peri) isminden gelmektedir. Antik Yunan’da bu dokuz kızın dünyadaki güzellikleri ve ahengi düzenlediği inanışı vardı. “Mous” kelimesinin

2 D. M. Durna, Resimde Ses, Müzikte Renk İlişkisi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bililer Enstitüsü Resim Anasanat Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2011, s.4-7.

3 M. H. Sakar, Popüler Müzik ve Müzik Eğitimi, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C.2/8, 2009, s. 387.

4 A. Uçan, Müzik Eğitimi Temel Kavramlar-İlkeler-Yaklaşımlar, Müzik Ansiklopedisi Yayınları, Ankara 1997; A. E. Çiğdem, Müzik Kavramı ve Türkiye’de Dinlenen Bazı Müzik Türleri, İdil Dergisi, C.2, S.10, 2013, s.61.

(15)

sonuna eklenen “–ike” takısı ile oluşan “Mousike” kelimesi ise Mousların sanatı anlamına gelmektedir.5

Müziğin ortaya çıkışına ilişkin çeşitli teoriler bulunmaktadır. Bunlardan biyolojik teoriye göre, insanlık tarihinden önce dahi müzik, doğanın içinde vardı. Gök gürültüsü, kuşların cıvıltısı, rüzgârın uğultusu… bu doğal senfoninin enstrümanlarıydı.6 İnsanın bu sesleri taklit etmesi müziğin ortaya çıkışının ilk adımlarıdır.7 Linguistik teoriye göre ise, müzik şiirden (manzum konuşmadan) doğmuştur. Bilindiği gibi yazının icadından önce gelenekler, efsaneler sonraki nesillere sözlü olarak, manzum şekilde aktarılmaktaydı. Manzum konuşmanın içerisinde bulunan ezgisellik (melodi) ve ritim ile doğadaki sesleri birleştiren insanoğlu zamanla bu şiirleri ezgilerle söylemeye başladı ve müzik ortaya çıktı.8

Başta doğadaki sesleri taklit etmekten ibaret olan müzik, sonraları insanın yalnızlığını unutması için mırıldanması, istekleri için yakarması, korkusunun üstesinden

5 P. Murray / P. Wilson, Music and the Muses, The Culture of ‘Mousiké’ in the Classical Athenian City, Oxford University Press, 2004, s.11; Ü. K. Can/ B. Yılmaz, Türkiye’de Müzik Terapi Konusunda Oluşturulmuş Bilimsel Yayınların İncelenmesi, Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, C.12, S.27, 2019, s.795.

6 İ. Arıcı, Güncel ve Popüler Müzik Ders Notları, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Öğretmenliği Anabilim Dalı, 2014, s.2.

7 Arıcı, 2014, s.2; Çiğdem, 2013, s.61; E. Ergün, Türkiye’de Kullanılan Online Müzik Platformları: Spotify Örneği, The Turkish Online Journal of Design, Art and Communication, 2016, C. 6, s.114.

8 Arıcı, 2014, s.2.

(16)

gelmek için çığlık atması gibi kendisini ifade etmenin bir yolu haline gelmiştir. Bu şekilde önce kendi sesini kullanmayı, sonra bir şeylere vurarak ses çıkarmayı ve kemiklere üfleyerek sesini daha uzaklara duyurmayı başaran insanoğlu müzik tarihini yazmaya başlamıştır.9 Bir zafer veya başarılı geçen bir av üzerine coşkulu, ölen birinin ardından hüzünlü veya bir şenlikte neşeli ezgilerin söylenmesiyle müzik çeşitlenmiş ve gelişmiştir.10

II. Tarihte Müzik

Tarih öncesi dönemde müzik, sosyal hayatın tüm alanlarında yer almaktaydı.

Şenliklerde, hasta ve yaralıları iyileştirmede, savaşlarda, ölü gömme törenlerinde, evlilik merasimlerinde kısaca insanla ilgili her türlü etkinlikte yer alan müziği, özellikle bu dönemde dinden ayrı değerlendirmek mümkün değildir.11

Anadolu’da kurulan ilk büyük devlet olan Hititler dini yaşamlarında müziğe oldukça önem vermişlerdi. Hitit halkına göre insanların işledikleri günahlardan ötürü tanrılar onları cezalandırmaktaydı. Babalarının mutlaka bir günah işlemiş olduğu düşünüldüğünden çocukların da günahkâr olarak doğduğuna inanılmaktaydı. Bu

9 L. Erol, Neden Klasik Müzik… Klasik Müziğe İlgi Duyanlar İçin Kılavuz Kitap, Ankara 2001, s.93-94.

10 Arıcı, 2014, s.2.

11 J. Attali, Gürültüden Müziğe (Çev. Gülüş Gülcügil Türkmen), 2014, s.24.

(17)

nedenle tanrıları hoş tutup, cezalandırılmamak için törenler düzenlemekteydiler.12 Özellikle dini şenlik kutlamalarına yılın önemli bir bölümünü ayıran Hititlerin resmi takvimlerinde 165’e varan şenlik yer alıyordu. Halkın şarkılar söyleyip dans ettiği bu şenlikler, büyük ölçüde, onuruna düzenlendikleri tanrıların hayırseverliğine dayanmaktaydı. Öte yandan müzik yalnızca bu tapınak ve şenlik ritüelleri ile sınırlı değildi.13 Ölü törenlerinde de müzik vardı. Bu törenlerde de şarkılar söylenilmekte, ağlayıcı kadınlar tarafından ağıtlar yakılmaktaydı.14

Eski Mısır’da ise müzik, dini ritüellerin yanı sıra, üretime yardımcı olarak kullanılmıştır. İşçiler tarlada hasat sırasında verimliliği arttırmak ya da ürünlerine saldıran hayvanları korkutmak için müzikten yararlanmışlardır.15 Mısırlılar müziği hastaları iyileştirmek için de kullanmıştır.16

12 M. İ. Çığ, Hititler ve Hattuşa İştar’ın Kaleminden, İstanbul 2005, s.132-133; D.

Sönmez, Antik Dönemde Anadolu’da Müzik ve Müzik Aletleri, Selçuk Üniversitesi Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Konya 2008, s.32-33.

13 Sönmez, 2008, s.33-37.

14 Çığ, 2005, s.144; Sönmez, 2008, s.37.

15 Sönmez, 2008, s.16; M. U. Oral, Ön-Asya Topraklarında Dinler Tarihi ve Müzik, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2011, s.22; G. Tekçam, Eski Mısır Uygarlığında Müzik ve Müzik Enstrümanları, Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S.12, Temmuz 2017, s.158.

16 A. Meymandi, Music, Medicine, Healing, and Genome Project, Psychiatry (Edgmont), S.6 (9) 2009, https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2766288/, (s.e.: 30.10.2019).

(18)

Flüt, lir ve zitheri17 gibi enstrümanların tıp alanında kullanımı Antik Yunan’da da yaygındı. Sindirime yardımcı olmak, zihinsel rahatsızlığı tedavi etmek ve uykuya dalmayı kolaylaştırmak için müzikten yararlanılmaktaydı.18 Platon’a göre eğitim alanında da müzik önemliydi. Çünkü müzikte bulunan ritim ve ahenk ruha işleyerek ona da uyum kazandırmaktaydı.19

Antik Yunan’da fiziki ve zihni uyumu gerçekleştirmesi nedeniyle önemli kabul edilen müzik aleti çalma, şarkı söyleme gibi müziksel çalışmalar Roma İmparatorluğu’nun Cumhuriyet Dönemi’nde önemini yitirmiştir.20 Hatta bu dönemde şarkı söylemek ve dans etmek soylular tarafından alçaltıcı kabul edilmekteydi. Bu nedenle müzik gerilemiş ve daha çok dini törenlerde ya da gösterişli şölenlerde yer bulabilmiştir.21

Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla birlikte kilise müziği standart hale getirip, kendi hâkimiyeti altına almıştır.22 Böylece müziğin icrasını kolaylaştırarak, dinsel müziğin yayılmasını sağlamıştır. Kilise ve müziğin ilişkisine dair akla gelen ilk örnek

17 Kanuna benzer bir tür telli çalgı.

18 Meymandi, 2009, s.44.

19 Platon, Devlet, (Çev. Yılmaz Dağlı) İstanbul, 2016, s.115.

20 F. Esin / E. Demirgen, Antik Roma’da Müzik ve Müzik Eğitimi, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, C.10, S.51, 2017, s.393.

21 E. Yıldız, Ortaçağda Müzik ve Toplum, Sanat Dergisi, S.3, 2003 s.42.

22 Attali, 2014, s.49; Yıldız, 2003, s.42; S. Konrapa Karlıdağ, Fikirlerimizin Sahibi Kim?, Ankara 2010, s.48.

(19)

ibadete çağrının çan sesi ile yapılmasıdır. Bu ses üzerine insanlar ibadetlerini yapmak üzere kiliseye gitmektedir.23

Diğer taraftan kilisenin müzik üzerindeki hâkimiyeti fikri emeğin hukuki bakımdan korunması düşüncesinin ortaya çıkmasını geciktirmiştir. Zira kiliselerde din adamları tarafından meydana getirilen eserler, tanrısal varlığın ve doğaüstü kutsal düzenin fiziksel biçime kavuşturulmuş hali olarak kabul edilmiştir. Bu anlayışın hüküm sürdüğü dönemde bireysel yaratıcılıktan ve dolayısıyla fikri hak kavramından söz edilemeyeceği açıktır.24

XII. yüzyıldan sonra müzik yeniden kilisenin dışına çıkmıştır. Bu dönemde iki farklı müzik biçimi daha görülmeye başlamıştır. Biri halkın içinden gelen jonglörlerin25, diğeri feodal düzende toprak sahibi sınıf olan senyörlerin müziğidir. Ancak bu üç müzik

23 Oral, 2011, s.72. Benzer bir örnek İslamiyet’te ibadete çağrıda görülebilir. Günde 5 defa, okunduğu vakte göre farklı makamları olan ezan ile Müslümanlar günde 5 defa ibadete çağrılır. İslamiyet ve müzik ile ilgili detaylı bilgi için bkz. Oral, 2011, s.90 vd.

24 M. Yüksel, Fikri Mülkiyet Haklarının Tarihsel Temelleri, Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi (FMR), C.1 S.2001/2, s.95; Ö. Semiz, Batı’da ve Türkiye’de Fikri Hakların Gelişim Süreci ve Günümüzdeki Durumu, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi (Yönetim Bilimleri) Anabilim Dalı Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2004, s.32-33.

25 Jonglörler aynı zamanda şarkıcı, dansçı, pandomimci, cambaz ve soytarıdırlar.

Jonglör kelimesi latince eğlendirmek anlamında gelen joculare den türemiştir. Detaylı bilgi için bkz. Attali, 2014, s.50-52.

(20)

biçiminin birbirinden katı bir şekilde ayrılmadığı ve birbirleriyle etkileşim halinde olduğu göze çarpmaktadır.26

Halkın müzisyeni olan jonglörlerin meydana getirdikleri veya icra ettikleri müzik bakımından herhangi bir hakları söz konusu değildi.27 Öte yandan bir senyörün yazdığı veya sipariş ederek yazdırdığı müzik eseri o senyöre aitti. Ancak bu aidiyet soyuttur, eser üzerindeki hakları devretmek ya da satmak bu dönemde söz konusu değildir.28

Ortaçağın sonlarına doğru senyörlerden maaş alarak çalışan ve onların isteklerini çalan müzisyenler ortaya çıkmıştır. Bu müzisyenler maaşlı bir çalışan olarak bütün eserlerini senyörüne borçludur ve meydana getirdikleri eserlerden veya gerçekleştirdikleri icralardan dolayı herhangi bir gelir elde edememektedirler.29

Sanayi devrimi sonrası burjuva sınıfının ortaya çıkması ile müziğin hâkimiyeti tekrar el değiştirmiştir. Senyörler gibi maaşlı müzisyen çalıştıramayan burjuva sınıfı müzisyenlerin hizmetini kiralamaya başlamışlardır. Böylece müzik dinlemek için opera ve konser salonları yaptırmış, müzisyen ve şarkıcıların eğitimi için konservatuvarlar açmışlardır.30

26 Attali, 2014, s.49-52; T. Darcan, Teknolojik Gelişmelerin Müzikte Telif Haklarına Çok Boyutlu Etkisi, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Müzik Bilimleri Anabilim Dalı Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir 2012, s.24.

27 Darcan, 2012, s.24-25; Konrapa Karlıdağ, 2010, s.48.

28 Attali, 2014, s.52.

29 Attali, 2014, s.53.

30 Attali, 2014, s.56-64; Semiz, 2004, s.35.

(21)

Özetle, bu dönemde eserler daha çok kilisenin, loncanın ya da bir grubun ortak ürünü olarak görüldüğünden, henüz fikri hak kavramından bahsedilemez. Ayrıca henüz tam olarak yazılı kültüre geçilmediğinden hem söyleyenin hafızasına bağlı olarak ürünlerin biçimleri değişmiş hem de bu sözlü eserlerin dayanağı olan tarihsel olaylar herkesin ilham alabileceği ortak mülkiyet olarak görülmüştür.31 Böyle bir ortamda, Ortaçağ’ın sonuna kadar fikri çabanın, fikir ürünlerinin korunması gerektiği düşüncesinin geliştiği söylenemez. Bununla birlikte, Roma’da ve Antik Yunan’da günümüzde intihal olarak adlandırılan fikir hırsızlığı hoş görülmemiş ve ahlaka aykırı olduğu düşünülmüştür. Örneğin, Platon’un derslerinde anlattığı düşüncelerinin, öğrencisi Hermuduros tarafından kaydedilerek satılması, Hermuduros’un dönemin düşünürlerince kınanmasına neden olmuştur. Yine Romalı şair Martilias da, eserlerini kendi eserleriymiş gibi sunanları hırsız ve şaki olarak nitelendirmiştir.32

§ 2. MÜZİK ESERLERİNİN KORUNMASINA İLİŞKİN

DÜZENLEMELERİN TARİHSEL GELİŞİMİ

I. İngiltere ve Kıta Avrupası

1455 yılında Gutenberg tarafından matbaanın icat edilmesi ile müzik yayıncılığının temelleri atılmış, partisyonları33 çoğaltmak ve satmak mümkün hale

31 Yüksel, 2001, s.95; Semiz, 2004, s.33; Konrapa Karlıdağ, 2010, s. 27,48.

32 N. Ayiter, Hukukta Fikir ve Sanat Ürünleri, Ankara 1981, s.14; N. Ş. Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Ankara 2009, s.16; Semiz, 2004, s.31-33; Konrapa Karlıdağ, 2010, s. 27.

33 Bir müzik yapıtının bütün bölümlerinin birbiri ardı sıra yer aldığı nota defteri.

(22)

gelmiştir. Bu dönemde fikri ürünlerin korunmasına yönelik ilk düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır. Ne var ki bu düzenlemeler, eseri yaratana değil yayıncılara verilen basım imtiyazları şeklindedir. Bu uygulama ilk olarak İtalyan şehir devleti Venedik’te ortaya çıkmış ve Avrupa’ya yayılmıştır.34

Bu dönemde, diğer çoğu Avrupa ülkesinde olduğu gibi Fransa’da da partisyon basma ve satma hakkı yalnızca yayıncılara aittir. Bu hak, süre sınırlaması olmayan ve mirasçılara devredilebilen bir haktır. Yayıncılar bu dönemde müzik üzerinde mutlak bir hâkimiyet elde etmişlerdi. İcracı sanatçılar ise partisyonu satın aldıklarında eseri istedikleri gibi kullanabilmekte, eseri icra ettiklerinde ne yayıncıya ne de besteciye bir ücret ödemektedirler.35

İngiltere’de 16. yy.’ın ortalarında, basım evleri (stationer) kitaplar için ilk basım hakkı imtiyazını elde etmişlerdir. Buna göre kitabı basmadan önce Basımevleri Gözetmenliği’ne (Stationers’ Company Wardens) başvurarak, bir anlamda tescil ettirmeleri gerekmekteydi. Bu tescilin basma ve yayımlamanın yasal hale gelmesi için mi yoksa kopyalama hakkını koruma için mi gerektiği konusu ise günümüzde tartışmalıdır. Bu dönemde, istisnai olarak eser sahibinin eserini elde edeceği bir kraliyet imtiyazı ile koruması da mümkündür. Bununla birlikte gerek tescil gerek eser sahibinin elde edeceği imtiyaz yoluyla kazanılan hak, belli bir kitabın ya da kitapların basım hakkına ilişkin olup, eserin yeniden çoğaltılmasına ilişkin genel bir koruma sağlamamaktadır.36

34 Attali, 2014, s.68-69.

35 Attali, 2014, s.69.

36 D. Hunter, Music Copyright in Britain to 1800, Music & Letters, C.67, 1986, s.270, https://www.researchgate.net/publication/31079359_Music_copyright_in_Britain_to_18 00, (s.e.: 20.11.2019).

(23)

17.yy’ın ilk yarısında zaten az sayıda basılan müzik eserleri üzerindeki çoğaltma hakkı Stationers’ Company’nin dini kitaplar üzerindeki tekelini sürdürme endişesine ilişkin istisnai durumlar dışında çok sorun oluşturmamıştır.37

Fransa’da, ilk olarak, 13 Ağustos 1703 tarihli Kraliyet Konseyi kararı ile yayıncıların partisyonları süre sınırı olmaksızın basma imtiyazlarına son verilmiştir.

1744 yılında ise eser sahibinin korunması gerektiği kabul edilmiş, örneğin eserini aynı anda birden fazla yayıncıya devredebilme hakkı tanınmıştır.38

İngiltere’de, Stationers’ Company üyelerine sağlanan imtiyaza ilişkin sözleşme en son 1662 yılında yenilenmiş, bu sözleşmenin 1695’te sona ermesi üzerine Avam Kamarası sözleşmenin yenilenmesini reddetmiştir. 1710 yılında ise eser sahibine yasal bir koruma sağlayan ilk düzenleme olan Kraliçe Anne Kanunu (Statute of Anne)39 yürürlüğe girmiştir.40 Bu kanunun en önemli özelliği kraliyet imtiyaz uygulamasının

37 Bu dönemde müzik basımı iki tür patent ile sağlanıyordu: dini kitaplar ile diğer tür müzik kitapları. Bunlardan kazanç getiren dini kitapların basımıydı ve bunların basım hakkı Stationers Company’e aitti. Detaylı bilgi için bkz.; Hunter, 1986, s.270-271.

38 Attali, 2014, s.70.

39 Tam adı “Basılı Kitapların Nüshalarının Yazarları veya Alıcılarına Bunları Çoğaltma Yetkisini Vermek Yoluyla Öğrenmenin Teşvik Edilmesine Dair Yasa (An Act for the Encouragement of Learning, by Vesting the Copies of Printed Books in the Authors or Purchasers of such Copies)” dır. Wikipedia: The Free Encyclopedia, https://en.wikipedia.org/wiki/Statute_of_Anne, (s.e:28.12.2019).

40 Semiz, 2004, s.41.

(24)

yerine getirilen ilk yasal telif düzenlemesi olmasıdır.41 Bununla birlikte uygulamada çok büyük bir değişiklik olmamıştır. Zira 18. yy’ın sonuna dek eser üzerindeki tüm hakları devralmak için hala tek bir ödeme yeterli olmaktaydı.42 Belirtmek gerekir ki basılı müzik eserleri başta Statute of Anne kapsamına dâhil edilmemişti. 1777 yılına dek bir bestecinin izni olmaksızın basılmış eserinin yayınlanması çok istisnai durumlar dışında yasadışı olarak kabul edilmemekteydi. Bu tarihe kadar besteciler iki çeşit adaletsizlikten zarar görmüştür. İlki yukarıda da bahsedildiği üzere yayıncıların herhangi bir yaptırım ile karşılaşmadan izinsiz olarak eserin ikinci, üçüncü baskılarını (edisyonlarını) yapabilmesiydi. İkincisi ise yayıncıların bu şekilde bestecilerin eserleri üzerinden kazandıkları para ile zenginleşmesiydi.43

Öte taraftan kitapçılar da edisyonların izinsiz yayınlanmasından şikâyetçiydi ve bunun önüne geçmek için bir telif yasası talep etmekteydi, ancak bu yayıncıların çıkarlarına karşıydı. Zira böyle bir durumda rekabet artacak, fiyatlar düşecek ve sözleşmeler bozulacaktı. Yine müzik yayıncıları da böyle bir yasaya karşıydı. Zira müzik yayıncıları eski eserlerin yeniden basımındansa yeni müzik eserlerinin popülerliğinden daha çok para kazanmaktaydı. Müzik yayıncılarına göre yasada

41 Söz konusu Yasaya göre, Yasa yürürlüğe girmeden önce yayımlamış olan kitapların telif hakkı 21 yıl boyunca yine yayıncılarına ait olacaktı. Yasa yürürlüğe girdikten sonra yayımlanacak eserlerin yazarına veya yazarın yetki verdiği yayıncıya eserin basımına ilişkin 14 yıllık münhasır bir hak tanınacaktı. Bu 14 yılın sonunda yazar hâlâ hayattaysa bu hak bir 14 yıl için daha yenilenebilecekti. Bkz. Hunter, 1986, s.271; Darcan, 2012, s.29-31.

42 Hunter, 1986, s.271; Darcan, 2012, s.29-31.

43 Hunter, 1986, s.272-274.

(25)

belirtilen (14 ya da 28 yıl) koruma süresi de gereksizdi, bu süre içerisinde müzik eserleri zaten popülaritesini kaybetmekteydi.44

Bu dönemde müzik eserleri her ne kadar Kraliçe Anne Kanunu koruması kapsamında değilse de basılı müzik eseri satıcıları kendileri tarafından alınan müzik eserlerinin yayılmasını davalar ve anlaşmalar yoluyla az da olsa kontrol altına almaya çalışmıştır. Bu şekilde bazı mahkeme kararlarında 1710 sayılı bu Kanun’un müzik eserleri bakımından da uygulanabileceği belirtilmişse de, Johann Cristian Bach ve James Longman kararı45 müzik eserleri konusunu Kraliçe Anne Kanunu kapsamında kesin olarak çözmüştür. Bestecinin aldığı küçük bir ödemeye rağmen bu kararın asıl önemi müzik eserlerinin Kanun kapsamında korunan bir fikri hak olarak statüsünü belirlemiş olmasındadır.46 Sonrasında müzik eserleri 1842 yılına kadar bu Kanun’un hükümlerinden yararlanmıştır.47 1842 yılında ise Talfourd Kanunu (Talfourd’s Act)

44 Hunter, 1986, s.276.

45 Bach, 1763 yılında kendi besteleri üzerine kendisine 14 yıllığına münhasır haklar tanıyan bir kraliyet imtiyazı elde etmiştir. 18 Mart 1773 tarihinde müzik satıcısı James Longman ile o dönemki ortağı Charles Lukey hakkında 1769 yılında bestelediği iki eserini kendi izni olmaksızın basıp sattıkları iddiasıyla İngiltere Yüksek Mahkemesi’ne (Chancery) şikayet başvurusunda bulunmuştur. Bu davada kendisine tanınan imtiyazı delil olarak göstermişse de buna ek olarak Statute of Anne korumasından kendisinin de yararlanması gerektiğini de öne sürmüştür. Detaylı bilgi için bkz. Hunter, 1986, s.278- 280; I. Alexander / H. T. Gomez-Arostegui, Research Handbook on the History of Copyright Law, 2016, s.144-145.

46 Hunter, 1986, s.278-280; Alexander / Gomez-Arostegui, 2016, s.144-145.

47 Hunter, 1986, s.280.

(26)

isimli İngiltere sınırları dışında meydana getirilen eserleri de kapsayan ilk kanun yürürlüğe girmiştir. Bu Kanun ile müzik eserleri için temsil hakkı ilk kez düzenlenmiştir.48

Fransa’da kanuni düzenlemeler İngiltere’den çok daha geç ortaya çıkmıştır.

1791 yılında yapılan bir düzenleme ile tiyatro eserleri koruma altına alınmıştır. Tiyatro eseri üzerindeki hakların, eser sahibinin yaşamı boyunca ve ölümünden itibaren beş yıl süre ile korunacağı kabul edilmiştir. Buna göre bir tiyatro eseri, sahibinin izni olmaksızın temsil edilemez. Şayet izin olmaksızın temsil yapılmışsa temsilden elde gelir eser sahibi adına müsadere edilir. 1793 tarihli düzenleme ile 1791 tarihli düzenlemenin kapsamı genişletilmiş; edebiyat, müzik ve güzel sanat eserleri de korunma imkânına kavuşmuştur.49

1793 tarihli Kanun’un 1. maddesi, her türün yazarlarının, müzik bestecilerinin, ressam ve çizerlerin hayatları süresince eserlerini bizzat satma, dağıtma ve tamamı veya bir kısmını devretme hakkından faydalanacakları şeklindedir. Kanun’un 7. maddesinde ise “güzel sanatlara ait zihinsel veya her türlü yetisel ürün” düzenlenmiştir. Bununla birlikte bu düzenlemeler yalnızca yayınlanabilmek için yeterli uzunlukta olan müzik kompozisyonlarına ilişkindi. Zira yasalar ancak bu şartı sağlayan ürünleri eser olarak tanımlamaktaydı.50

19. yy’ın başlarında besteciler ve icracı sanatçılar arasında anlaşmazlıklar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu dönemde besteciler eserlerini seslendiren diğer sanatçılardan herhangi bir ücret alamamaktadır. Dünyaca ünlü Chopin dahi nadiren düzenlediği konserlerden çok verdiği dersler sayesinde geçinmekteydi. Yayıncılara sattığı

48 Darcan, 2012, s.36.

49 Konrapa Karlıdağ, 2010, s.17; Semiz, 2004, s.47.

50 Attali, 2014, s.72-77; Darcan, 2012, s.32.

(27)

partisyonlar da çok az bir gelir sağlamaktaydı.51 Özetle, özellikle kendileri icracı olmayan besteciler, başka müzisyenlerin kendi bestelerini bir ücret ödemeksizin icra etmelerinin haksızlık olduğunu düşünmeye başlamıştır.52 Bu yüzyılın ortalarında, Fransa’da Émile Bourget adlı bir şarkı yazarının bir gösteriyi izlerken, kendi şarkısının, izni olmaksızın icra edildiğini görmesi üzerine gösteri bittiğinde hesabı ödemeyi reddederek, telif haklarını talep etmiş, talebinin kabul etmemesi üzerine olay mahkemeye taşınmıştır. Eser sahipleri yasaların eser olarak tanımladığı, yayınlanabilmek için yeterli uzunluktaki kompozisyonlara yönelik koruma sağlayan 1791 yasasının, kendi eserlerine de uygulanmasını talep etmişlerdir. 3 Ağustos 1848 günü mahkeme eser sahiplerini haklı bulmuş ve 26 Mart 1849 günü karar, temyiz mahkemesi tarafından da onaylanmıştır. Bu karar ile hem ilk kez popüler müzik, korunması gereken eser olarak onaylanmış, hem de eserin türü ne olursa olsun eser sahibinin izni olmadan temsil edilemeyeceği ve eserin temsili halinde kendisine ödeme yapılması gerektiği de kabul edilmiştir.53

1870 yılına gelene dek birleşik bir Alman devleti kurulamadığından Almanya’da genel bir hukuki düzenleme bulunmamaktaydı. Bununla birlikte bazı Alman şehir devletlerinde bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Prusya’da 1837 tarihli Bilim ve Sanat Eserleri Üzerindeki Mülkiyetin Korunmasına İlişkin Kanun çıkarılmış, bu Kanun’da eser sahibinin izni olmaksızın eserin çoğaltılması yasaklanmış, tiyatro ve müzik eserlerinin temsil ve icrası düzenlenmiştir. Sonrasında, 1871 yılında edebiyat, tiyatro ve

51 Attali, 2014, s.90-91; Darcan, 2012, s.34.

52 Attali, 2014, s.90-91.

53 Attali, 2014, s.97.

(28)

müzik eserleri üzerinde genel bir koruma öngören İmparatorluk Kanunu kabul edilmiştir.54

II. Amerika Birleşik Devleti

Amerika’da, Bağımsızlık Savaşı sonrası mahkemelerin İngiliz mahkemelerinden ayrılması üzerine eser üzerindeki haklar federe devletlerde yasal düzenlemelere konu olmuş, 1783 yılında “Edebiyat ve dehanın cesaretlendirilmesi için”55 başlıklı ilk telif yasası Connecticut’ta yürürlüğe girmiştir.56 Sonrasında, 1783-1786 yılları arasında, Delaware dışındaki 12 kurucu eyalet Kraliçe Anne Kanunu’nu örnek alarak hazırladıkları telif haklarına ilişkin kanunlarını yürürlüğe koymuşlardır.57

İlk ulusal telif yasası ise “Öğrenmeyi teşvik etmek için” başlığı ile 17 Mayıs 1790 tarihinde yürürlüğe girmiştir.58 Bu yasada yalnızca kitaplar üzerindeki hakları korumaya ilişkin düzenlemeler öngörülmüş, besteci ve söz yazarları eserlerini ancak onların kitap olarak kaydedilmesini sağlayarak koruyabilmiştir. 1831 yılına gelindiğinde ise müzik eserlerinin nota kâğıdı olarak korunabileceği kabul edilmiştir. Temsil

54 Erel, 2009, s.38; Semiz, 2004, s.49.

55 Orijinal adı “for the Encouragement of Literature and Genius” dır.

56 Konrapa Karlıdağ, 2010, s.39.

57 Yüksel, 2001, s.105; Semiz, 2004, s.44.

58 Konrapa Karlıdağ, 2010, s.39-40.

(29)

hakkının kapsamına bestelerin dahil edilmesi ise 1897 tarihli değişiklik ile gerçekleşmiştir.59

Bu yasa ile yalnızca Amerikan vatandaşlarına yönelik bir koruma öngörülmüştür. Bu dönemde, yabancıların haklarını korumaya ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, onların eserleri çok daha ucuza basılıp, satılabilmiştir.60 1887 yılında Fransa, Almanya, Büyük Britanya ve İspanya gibi pek çok ülke tarafından yabancı ya da yerli ayırımı yapılmaksızın bütün eser sahiplerinin aynı hukuki korumadan yararlanması amacını güden, fikir ve sanat eserlerinin korunmasına ilişkin ilk uluslararası düzenleme olan Bern Sözleşmesi’ni onaylanmıştır.61 ABD ise 1989 yılına kadar Bern Sözleşmesi’ni kabul etmemiştir.62 Bern Sözleşmesi yerine, 1889 yılında çeviri hakkı ile ilgili bir kısıtlama öngörmeyen Montevideo Fikir Hakları Sözleşmesi’ni kabul etmiş ve uygulamıştır.63

59 Yüksel, 2001, s.106; Konrapa Karlıdağ, 2010, s.42; A. M. Whorton, The Complexities of Music Licensing and The Need For A Revised Legal Regime, Wake Forest Law Review, C.52, 2017, s.269; K. Chandler, The Times They Are a Changin':

The Music Modernization Act and the Future of Music Copyright Law, Tulane Journal of Technology and Intellectual Property, C.21, 2019, s.55.

60Yüksel, 2001, s.106; Association of Research Libraries, Copyright Timeline: A History of Copyright in the United States, https://www.arl.org/copyright-timeline/, (s.e.: 28.12.2019.)

61 Darcan, 2012, s.39.

62 Association of Research Libraries.

63 Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Fikri ve Sınai Haklar Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Yayın No: 2373, 1995, s.14.

(30)

ABD henüz sanat ve edebiyat alanında yeterince gelişemediğinden, özellikle İngiliz edebiyatçıların eserlerinin korsan olarak çoğaltılmasına ve dağıtılmasına izin verilmiştir. Bu durum başta İngiltere olmak üzere diğer ülkelerin tepkisine neden olmuştur. Ayrıca Amerikalı yazarlar da bu yasadan zarar görmüştür. Onların eserleri yasanın sağladığı korumadan yararlandığından ve bu nedenle daha pahalıya satıldığından, kitaplarına olan talep düşmüştür. Uluslararası bir telif yasasının yürürlüğe girmesi ise 1891 yılında olmuştur.64 Bununla birlikte 1891 tarihli Yasa yabancı kitaplara, ABD’de basılmış ve yayımlanmış olmak şartı ile bir koruma öngörmüştür.

1909 yılındaki değişiklikle bu şart kaldırılmış, hangi ülkede basılmış olduğuna bakılmaksızın bütün yabancı kitaplara koruma sağlanmıştır.65

1909 yılında müzik eserlerinin çoğaltılması ve lisanslanması ile ilgili önemli bir gelişme de yaşanmıştır. 1908 yılında White-Smith Music Publishing firması ile Apollo firması arasında görülen davada Yüksek Mahkeme, otomatik piyano (self playing piyano) için piyano roll66 üreticilerinin bestecilere telif ücreti ödemek zorunda olmadıklarına, çünkü piyano rollerin müzik bestelerinin kopyalarını oluşturmadığına ve bu nedenle bestecilerin haklarını ihlal etmediklerine karar vermiştir. Kongre 1909

64 Konrapa Karlıdağ, 2010, s.43-45.

65 Yüksel, 2001, s.106; Semiz, 2004, s.45; Darcan, 2012, s.37-39.

66 Otomatik piyanolarda müziğin çalınmasına yarayan delikli kâğıt toplarıdır.

(31)

yılında bu karara müdahale etmiş ve müzik eserlerinin mekanik olarak çoğaltılması da münhasır hak olarak tanınmış ve zorunlu lisansa tabi tutulmuştur.67

III. Türkiye

Yukarıda anlatıldığı üzere matbaanın icadı, fikri haklara ilişkin gelişmelerin hızlanmasını sağlamıştır. Osmanlı’da matbaa kullanımının batıdan yaklaşık 300 yıl sonra başlaması, buna paralel olarak, fikri hakların gelişimini de geciktirmiştir.68

Matbaalara ilişkin ilk düzenleme 1857 tarihli Matbaa Nizamnamesi’dir. Bu nizamname ile eser sahiplerine çalışmalarının ödülü olarak eserlerini bizzat bastırmak konusunda ömür boyu bir imtiyaz tanınmıştır. Ayrıca eserin basılması eser sahibinin iznine bağlanmış, izinsiz basılması sahtekârlık olarak addedilmiş ve para cezası yaptırımına bağlanmıştır.69

Matbaa Nizamnamesinden sonra, aynı sene Telif Nizamnamesi yürürlüğe girmiştir. Bu nizamnamede de eser sahibinin eseri üzerindeki ömür boyu imtiyaz hakkı

67 B. T. Yeh, Copyright Licensing in Music Distribution, Reproduction, and Public Performance, Congressional Research Service, 2015, s.5,; Whorton, 2017, s.270;

Chandler, 2017, s. 55-56; J. Victor, Reconceptualizing Compulsory Copyright Licenses, Stanford Law Review, C.72, 2020, s.921.

68 A. B. Uygur, Eser Sahibine Tanınan Haklara Getirilen Kısıtlamalar, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2004, s.16; Ş. Vurgun, Müzik ve Sahne Sanatlarında Telif Hakları, Uluslararası Müzik ve Sahne Sanatları Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Zonguldak 2014, s. 47.

69 F. Demirel, Osmanlı Devleti’nde Kitap Basımının Denetimi, Yakın Dönem Türkiye Araştırmaları Dergisi, 2004, s.93.

(32)

tekrarlanmıştır. Ayrıca eser sahibinin eserini belli bir ücret karşılığı matbaacıya satma hakkı düzenlenmiştir. Yine, eser sahibi ile yaptığı anlaşmaya uygun davranmayan matbaacının, dönemin ceza kanunu uyarınca para cezası ile karşılaşacağı öngörülmüştür.70

Osmanlı’da fikri haklara ilişkin gerçek anlamdaki ilk kanun ise 8 Mayıs 1910 tarihli Hakkı Telif Kanunu’dur.71 Bu kanunda telif hakkı tanımlanmış,72 müzik besteleri gibi çalışmalar fikir ve kalem ürünleri arasında sayılmıştır.73 Kanun, eser olarak kabul ettiği bu ürünler bakımından eser sahibine devri mümkün, mal varlığı hakkı niteliğinde bir telif hakkı tanımıştır. Mali ve manevi haklar ayrımına gitmemiş, eser sahibinin manevi hakları Medeni Kanun’da düzenlenen kişilik haklarına ilişkin hükümlere dayandırılmıştır.74 Manevi haklardan, eserde değişiklik yapılmasını men etme ile isim

70 H. Kabacıoğlu, Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne Aktarılan Telif Hakları Mevzuatı: Tarihsel Sürekliliğin Analizi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayımlanmamış Uzmanlık Tezi, Ankara 2009, s.28.

71 Kabacıoğlu, 2009, s.31; Vurgun, 2014, s.47.

72 Hakkı Telif Kanunu m.1’de telif hakkı, her nevi mahsulatı fikriye ve kalemiye üzerinde müellifin sahip olduğu bir hakkı temellük şeklinde tanımlanmıştır. E. E.

Hirsch, Memleketimizde Meri Olan Telif Hakkı Kanunun Tahlili, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C.6, S. 2-3, 1940, s. 379.

73 Hirsch, 1940, s. 379-380. Kanun’un ikinci maddesinde fikir ve kalem ürünleri kitap, resim, levha, heykel, plan, harita, mimari, coğrafi, fenni satıhlar ve cisimler, besteler ve notalar vb. olarak sayılmıştır. Detaylı bilgi için bkz. Hirsch, 1940, s. 379-380.

74 E. E. Hirsch, Fikri ve Sınai Haklar, Ankara 1948, s.182; F. Merdivan, Manevi Hakların Eser Sahibinin Ölümünden Sonra Kullanılması ve Yakınların Dava

(33)

üzerindeki haktan bahsedilmiştir.75 Kanun’da hakkın oluşabilmesi tescil şartına bağlanmış, koruma süresi eser sahibinin ömrü boyunca ve ölümünden itibaren otuz yıl olarak belirlenmiştir. Ayrıca intihal ve korsan kavramları da tanımlanmış, korsanlık suç sayılarak para ve hapis cezası yaptırımı öngörülmüştür.76 Bu Kanun, yapılan bazı değişikliklerle Cumhuriyet Dönemi’nde de 1952 yılına dek uygulanmaya devam etmiştir.77

Osmanlı döneminde yapılan bu düzenlemelerden sonra Cumhuriyet dönemine kadar telif haklarına ilişkin bir gelişme yaşanmamıştır. I. Dünya Savaşı sonrası imzalanması istenen Sevr Anlaşması m.272’de, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1908 yılında Berlin’de gözden geçirilen Bern Sözleşmesi’ne ve 1914 tarihli Bern Ek Protokolü’ne Sevr Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinden itibaren 12 aylık süre dolmadan katılma zorunluluğu getirilmiştir. Sevr Anlaşması’nın yürürlükten kaldırılmasıyla bu zorunluluk ortadan kalkmış ancak Lozan Anlaşması’na ek Ticaret Sözleşmesi’nin 14. maddesinde, Sevr Anlaşması’nın 272. Maddesinin aynen yer almasıyla tekrar gündeme gelmiştir.78

Hakkı (Konu ile ilgili Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi), Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet Hukuku Dergisi, 2014/1, s.95.

75 A. Beşiroğlu, Düşünce Ürünleri Üzerinde Haklar, 2004, s.86; E. Erdil, Fikir ve Sanat Eserleri Hukukunda İşlenme Eserler, İstanbul 2003, s.210.

76 Kabacıoğlu, 2009, s.34; Darcan, 2012, s.44.

77 Ayiter, 1981, s.27; Konrapa Karlıdağ, 2010, s.164; Kabacıoğlu, 2009, s.31; Vurgun, 2014, s.47.

78 Konrapa Karlıdağ, 2010, s.165; S. Akkaş, Türkiye’de Cumhuriyet Dönemi Kültür ve Müzik Politikaları, Ankara 2015, s.148.

(34)

Batı ülkelerindeki edebiyat ve bilim alanındaki gelişmelerden yararlanabilmek amacıyla çeviri eserlere olan ihtiyacını belirten Türkiye 14. madde için çekince ileri sürmüş, bu durum Bern Sözleşmesi’ne katılımı geciktirmiştir.79 Türkiye, 1886 tarihli Bern Sözleşmesi’nin 1948 tarihli Brüksel metnine 28 Ağustos 1951 tarihli ve 5777 sayılı Yasa ile taraf olmuştur. Ancak bu sözleşmenin çeviri hakkı ile ilgili maddesi yerine sözleşmenin 1896 tarihli Paris metninin 5. maddesi kabul edilmiştir.80

Bern Sözleşmesi’ne katılmadan önce, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 1-5 Mayıs 1939 tarihinde düzenlenen Neşriyat Kongresi’nde telif hakları konusu ele alınmıştır. Bu kongreden sonra Milli Eğitim Bakanlığı, 10 Mayıs 1939 tarihli bir yazı ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden telif hakları konusunda bir kanun taslağı hazırlanmasını istemiştir. Bunun üzerine Prof. Ernst Hirsch tarafından hazırlanan kanun tasarısı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) olarak 13

79 Konrapa Karlıdağ, 2010, s.165; Kabacıoğlu, 2009, s.38. Çeviri eserlere ilişkin 14.

maddeye konulan çekinceye Bern Sözleşmesine katılan devletlerin itiraz etmeleri durumunda, Sözleşme’ye katılma taahhüdü ile bağlı kalmama hakkı saklı tutulmuştur.

Türkiye, Lozan Anlaşması’na ek Ticaret Sözleşmesi’nde öngörülen 12 aylık süre içerisinde Bern Sözleşmesi’ne katılma talebinde bulunmamıştır. 20 Haziran 1931 tarihinde Bern Sözleşmesi’ne katılmak talebinde bulunduğunda, bu talebi Türkiye’nin çeviri hakkına ilişkin koymak istediği çekinceye sekiz devletin itiraz etmesi üzerine gerçekleşememiştir. Bkz. Semiz, 2004, s.96; Kabacıoğlu, 2009, s.38.

80 Ayiter, 1981, s.27-28; Semiz, 2004, s.96-97; Konrapa Karlıdağ, 2010, s.165. Çeviri konusunda sözleşmenin 1896 tarihli Paris metninin 5. Maddesinin kabulü ile on yıl önce yayımlanmış eserlerin, Türkçe’ye herhangi bir bedel ödenmeksizin çevrilebilmesi imkânı sağlanmıştır. Bkz. Semiz, 2004, s.96-97.

(35)

Aralık 1951 tarihli ve 7392 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak, 1 Ocak 1952 tarihinde yürürlüğe girmiştir.81

Hirsch, üç ana prensibe dayandırarak FSEK tasarısını hazırlamış olup, bunlar;

fikri say ilkesi, cemiyete bağlı hak ilkesi ve eser sahipliği ilkesidir.82 Tasarıda temel alınan bu prensipler, tasarı kanunlaştıktan sonra da korunmuştur.83

FSEK, yürürlüğe girdikten sonra günümüze kadarki süreçte birçok değişikliğe uğramış;84 bu değişikliklerin tasarının dayandığı temel prensipleri değiştirdiği öne sürülmüştür. Bu görüşe göre, FSEK monist teori yani eser sahibine mali ve manevi

81 Konrapa Karlıdağ, 2010, s.165; Akkaş, 2015, s.172.

82 Fikri say ilkesi, fikri hakların kabul edilmesinin gerekçesini inceleyen hukuk felsefesi açısından ürünün fikri çabanın mahsulü olması açısından kabul edilmiştir. Cemiyete bağlı hak ilkesi ile ise eser sahibine tanınan hak ve yekiler ile kamuya bahşedilen hak ve yetkiler arasında denge kurulmaya çalışılmıştır. Bu ilke eser sahibine tanınacak fikri hakların kapsamını araştıran hukuk siyaseti bakımından söz konusudur. Eser sahipliği ilkesi ise, fikri hakların hukuk sistemi içinde taşıdığı hukuki niteliği araştıran hukuk teorisi bakımından temel alınmıştır. Detaylı bilgi için bkz. E.E. Hirsch, Hukuki Bakımdan Fikri Say, İkinci Cilt, İstanbul 1943, s.123-129.

83 Merdivan, 2014, s.96.

84 01.11.1983 T. ve 2936 S. Kanun ile (R.G. T. 03.11.1983, T.18210), 07.06.1995 T. ve 4110 S. Kanun ile (R.G. T. 12.06.1995, S. 223111), 21.02.2001 T. 4630 S. Kanun ile (R.G. T.03.03.2001, S24335 (mükerrer)), 03.03.2004 T., 5101 S. Kanun ile (R.G.

T.12.03.2004, S.25400) ve 23.01.2008 T. 5728 S. Kanun ile (R.G. T.08.02.2008 S.26781) FSEK’te değişiklik yapılmıştır.

(36)

yetkiler içeren tek bir hak tanındığı esas alınarak hazırlanmıştır.85 Kanunda yapılan değişikliklerden sonra ise, çift cephe teorisinin etkin hale geldiği iddia edilmiştir. Çift cephe teorisin, eser sahibinin birbiri ile iç içe geçmiş görünmekle birlikte birbirinden farklı mali ve manevi unsurlar barındıran iki ayrı himaye konusu olduğunu kabul etmektedir. Bu hakların birbirleri ile karışmadan, yan yana durdukları öne sürülmektedir.86 Yargıtay da kararlarında herhangi bir teoriden bahsetmeksizin, mali ve manevi hakların birbirine bağlı olduğunu ve bunların birbirini tamamladığını ifade etmiştir.87

Bir diğer görüşe göre ise, FSEK geçirdiği değişikliklere rağmen esas yapısını korumuştur. Kanunda eser sahipliği ilkesi kabul edilmiş, eser sahibine eseri ile ilgili mali ve manevi yetkiler tanınmıştır. Bu yetkiler, birbirinden bağımsız olarak düzenlenmişse de, mahiyetleri gereği birbirlerinden tamamen bağımsız oldukları söylenemeyecek kadar ilgilidirler. Yapılan değişiklikler ile ancak bu ilginin derecesi artmış veya azalmış olabilir.88

85 Ayiter, 1981, s.112.

86 Ü. Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s.160; Ş. Aydıncık, Fikri Haklara İlişkin Lisans Sözleşmeleri, 2006, s.18-20.

87 Merdivan, 2014, s.97. Bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin; T.28.02.2008, E.

2007/576, K.2008/2292, T.19.06.2008, E.2007/740, K. 2008/8212, T.25.04.2007, E.2006/3297, K.2007/6264, 31.03.2011, E.2009/10711, K.2011/3624 sayılı kararları.

Kararlar tam metni için L. Yavuz/T. Alıca/ F. Merdivan, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu, 2013, s. 334-337.

88 Merdivan, 2014, s.97.

(37)

§ 3. İNTERNET VE TELİF HAKLARI İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR

I. İnternetin Tanımı ve Tarihi

İnternet, Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından genel ağ olarak Türkçeleştirilerek,

“Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, herhangi bir sınırlaması ve yöneticisi olmayan uluslararası bilgi iletişim ağı” şeklinde tanımlanmaktadır.89

En geniş tanımı ile internet, “belli bir bölgeyi veya geniş bir alanı kapsayacak şekilde işleyen birden fazla bilgisayar ağını birbirine bağlayan, ağlar arası iletişim ağı” olarak ifade edilmektedir.90

İnternetin atası, Advanced Research Project Agency Network (ARPANET) olarak adlandırılan bilgisayar ağı projesidir. ABD Savunma Bakanlığı’nın bir kolu olan Advanced Research Project Agency (ARPA), 1960’ların sonlarında bu projenin geliştirilmesini finanse etmiştir. ARPANET’in baştaki amacı da Pentagon tarafından desteklenen araştırma enstitüleri bilgisayarlarını telefon hatları üzerinden birbirine bağlamaktır.91

1983 yılına gelindiğinde ARPANET, ordu ve savunma ajansları tarafından kullanılmak üzere kurulan MILNET ve ARPANET’in sivil versiyonu olmak üzere ikiye

89 Türk Dil Kurumu (TDK), https://sozluk.gov.tr, (s. e.: 22.01.2020).

90 Ş. Akipek / E. Dardağan, Sanal Ortamda Telif Hakları, Banka ve Ticaret Araştırma Enstitüsü Dergisi, C.21, Ankara, 2001-2002, s.49.

91 K. Featherly, ARPANET United States Defense Program, 2003, https://www.britannica.com/topic/ARPANET, (s. e.: 25.01.2020).

(38)

ayrılmıştır. İnternet kelimesi de başlangıçta bu iki ağın bağlanmasına atıfta bulunmak üzere kullanılmıştır.92 1980’li yılların sonlarına doğru CERN, Japonya ve dünyanın diğer yerlerinden de internete bağlantılar sağlanmıştır.93

Ülkemizde de 1991 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından bir proje çerçevesinde çalışmalara başlanmış, 12 Nisan 1993 tarihinde internete bağlanılmıştır.94

İnternetin gelişiminde dönüm noktası kabul edilebilen gelişme ise dünyayı saran ağ şeklinde Türkçeye çevrilebilecek olan world wide web (www) teknolojisidir. Bu teknolojinin yaygınlaşması sayesinde internetin evlerde kullanımı ve kullanıcı sayısı artmıştır. Önceden yalnızca e-posta gönderme ve bilgi erişimi amacıyla kullanılan internetin, kullanım alanı genişlemiş; müzik, film indirmek, video ve televizyon hizmetlerine ulaşmak gibi eğlence amaçlı olarak da kullanılmaya başlanmıştır.95

92 Featherly, 2003. Bu iki ağın bağlanması olan “internetworking” kelimesinin bir anlamda kısaltması olarak internet kelimesi kullanılmaktaydı.

93 Wikipedia: The Free Encyclopedia,

https://en.wikipedia.org/wiki/History_of_the_Internet#ARPANET, (s. e.:25.01.2020).

94 İnternetin Türkiye’de 25. Yılı, 2018, https://internet.org.tr (s. e.:28.01.2020).

95 CERN (Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi) çalışanları Tim Berners-Lee ve Robert Cailliau tarafından geliştirilen www teknolojisi ile kullanıcıların aradıkları bilgiye ulaşmaları kolaylaşmıştır. Çünkü bu teknoloji; site içerikleri yerlerine göre değil bilgiye göre düzenlemiş, kullanıcılara da bu bilgileri bulabilmeleri için kolay bir arama sistemi sunmuştur. Detaylı bilgi için bkz. S. Karlıdağ, MP3’lerle Değişen Müzik Endüstrisi ve Telif Hakları, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, S.14, 2010, s.208; T. Aydın Öztürk, Müzik İcracılarının Kültür Endüstrisi ve Dinleyici

(39)

Günümüzde internet artık hemen hemen her eve, tablet ve cep telefonlarına girmiştir. Böylece, bu mobil cihazlarda çalışmak üzere tasarlanan yazılımlar, yani mobil uygulamalar ortaya çıkmıştır. Mobil uygulamalar, cihazın kullandığı işletim sistemine göre App Store’dan96 veya Play Store’dan97 indirilebilir. Bu ‘marketlerde’ mobil uygulamalar, müzik, haber, oyun gibi kategorilere ayrılmıştır. Kullanıcı, kategoriler arasından istediği uygulamaya kolayca ulaşabilmektedir. Mobil uygulamalar sayesinde, normal internet sitelerine nazaran daha az veri harcanarak, aynı bilgiye daha hızlı ulaşılabilmektedir.98 Örneğin, en popüler dijital müzik platformlarından olan Spotify’ın mobil uygulaması ile dinlenilmek istenilen müziğe, daha hızlı bir şekilde erişilebilmektedir.

İnternet bağlantı hızının ve kullanıcı sayısının artması ile internet kullanıcıları, internet sitelerinin içeriğini hazırlar hale gelmiştir. Bu da web 2.0 kavramını ortaya çıkarmıştır. Wikipedia, Youtube gibi siteler bu formatın önemli örneklerindendir.

Beklentileri Arasında Yeni Medya Bağlamında Uyum Stratejileri, İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müzikoloji ve Müzik Teorisi Anabilim Dalı, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2015, s.93-95.

96 Apple IOS işletim sistemi kullanan cihazlar için.

97 Android işletim sistemi kullanan cihazlar için.

98 O. Döngül, Mobil Uygulama Nedir?, http://www.mobillium.com/blog/mobil- uygulama-nedir/ (s. e.:26.01.2020)

(40)

II. Eser ve Müzik Eseri

Eser, TDK’da “emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt” olarak tanımlanmıştır.99 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.1/B-a hükmüne göre ise eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve Kanun’da sayılan eser türlerinden birine giren fikir ve sanat ürünü olarak tanımlanabilir. Bu tanıma göre, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, sahibinin hususiyetini taşımak ve Kanunda sayılan eser türlerinden birine dâhil olmak üzere iki şartı sağlaması gerekmektedir.

Sahibinin hususiyetini taşımak unsuru, FSEK’te açıklanmamıştır. Doktrinde, meydana getirilen bir ürünün onu meydana getiren kişinin özelliğini yansıtan bağımsız fikri çabanın ürünü olması halinde sahibinin hususiyetini taşıdığı kabul edilmektedir.100 Bir görüşe göre bu unsur, ürünlerin hem birbirlerinden hem de taklit ve korsanlarından ayırt edilmelerini sağlar. Bu bakımdan sınai haklarda korumanın ana şartı olarak aranan

“yenilik” unsurunun bir yansımasıdır.101 Diğer görüşe göre ise; bir ürünün eser olarak kabul edilip korunabilmesi için, patent hukukunun aksine, o ürünün tekniğin bilinen durumuna dâhil olmayan bir yenilik getirmek veya mevcut olan bir ürünü daha ileri

99 TDK.

100 Erel, 2009, s.52-54; M. Ateş, Fikri Hukukta Eser, Ankara, 2007, s.74; Ö. Arbek, Fikir ve Sanat Eserlerine İlişkin Lisans Sözleşmesi, 2005, s.106; E. Sevinç, Avrupa Birliği ve Türk Hukukunda Bilgisayar Programlarının Korunması, Ankara, 2007, s. 43.

101 Z. Geven, Fikri Mülkiyet Hukukunda Yenilik ve Orijinallik, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.2 S.2, 2011, s.360-361; A. M. Kılıçoğlu, Eser Sayılmayan Fikri Ürünler ve Eserin Adı ve Alametleri Üzerindeki Haklar, Journal of Yaşar University, 2013, C.8, S. Özel, s.1586.

Referanslar

Benzer Belgeler

Ortak şikayeti horlama, tanıklı apne ve gündüz uykuya meyili olan, PSG sonucu AHİ 5 ve 5' in üzerinde olan, KBB muayenesinde ÜSY' da obstrüksiyon dışında (dil

Bu şekilde menfaatlerin çatışması, hizmet sunucusunun açık ve net bir mesafe koyması ile beraber, kendi web sayfasına devraldığı topluluğun (Communities’in)

Bu çalışmada büyük boyutlu veri kümelerinin çevrimiçi işlenmesi için önerdiğimiz artımsal negatif olmayan matris ayrıştırma (ANOMA) yöntemi gözetleme

Ekim ay›nda, hava karard›ktan sonra O¤lak Tak›my›ld›z› güney yönünde yüksel- mifl oluyor.. Bu tak›my›ld›zdan, y›ld›zlar› pek parlak olmad›¤› ve

Türk Ocaklar~~ Merkez Heyeti (Genel Yönetim Kurulu), bir yandan bu tavsiyelere uyarken, bir yandan da, son Osmanl~~ Meclis-i Meb'iisan~~ için yap~lan genel seçimlerde, o s~ralarda

The state ensured the supply of fuel required for glass manufacture, and permission was given for the sale of glass fragments, known as «maya» (yeast) to shop

Yetmiş, yetmiş beş yıllık cefakâr bir hizmet döneminden sonra Şehir Hatları’ ndan törenle ayrılan tek Şirketi Hayriye vapuru “ 68 Güzelhisar” , son selamını

hesabı gönderilen elektronik posta sayısı ya da tamamlanarak geri ulaşan anket sayısına bağlı olarak değişmektedir.. Web Anket Maliyetinin Diğer