• Sonuç bulunamadı

> Tek embriyo transferi sonrası canlı doğumla ilişkili klinik faktörler

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "> Tek embriyo transferi sonrası canlı doğumla ilişkili klinik faktörler"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Güncel Makale Özeti ERKEK ÜREME SAĞLIĞI

135 In Vitro Fertilisation (IVF) yapılan seçilmiş hastalardaki

tek embriyo transferi (SET) ikiz gebelik oranını düşürürken gebelik oranlarını yüksek tutmaktadır. SET ve sonrasındaki kriyoprezervasyon, çift embriyo transferi kadar efektiftir ve daha düşük maliyetlidir. Çeşitli merkezler, SET’den en çok fayda görecek hastaları belirlemek için prognoz kriterleri belirlemişlerdir. Seçim kriteri; genellikle kadın yaşına (üst sınır 35 - 38), transfer için uygun olan yüksek kaliteli emb- riyo sayısına ve geçmiş siklus öyküsüne bağlıdır. Seçilme- miş hastalarda çift embriyo transferi ile karşılaştırıldığında SET’in, anlamlı olarak ikiz gebelik oranını azalttığı ancak gebelik oranlarının da çift embriyo transferi yapılanlardan anlamlı olarak daha düşük bulunduğu belirtilmiştir. Çalış- manın amacının, SET yapılan hastalarda implantasyon ve canlı doğumu etkileyen kriterleri ve SET’den en fazla fayda görecek hasta grubunu belirlemek olarak belirtilmiştir.

Haziran 2004 ile Eylül 2010 tarihleri arasında SET için uygun olan hastalar çalışmaya dahil edilmiştir. Bu merkez- de, Haziran 2004’ten itibaren geçmiş başarısız siklus öykü- sü olmayan, kültür için yedi pronükleer evre embriyosu olan ve morfolojik kriterlere göre en azından bir adet iyi veya mükemmel kalitede blastokisti olan 38 yaşın altında kadınlar için zorunlu hale getirilmiş. Çiftlere standart proto- kollere göre IVF ve ET yapılmış. Maturasyon; germinal vezi- kül (GV), metafaz I (MI) veya metafaz II (MII) olarak katego- rize edilmiş. İnseminasyon, hem konvansiyonel IVF hem de ICSI ile gerçekleştirilmiştir. ICSI endikasyonu; normal morfolojide sperm <%4, hareketli inseminant <%85, antis- perm antikorlarının bulunması ve/veya dondurulmuş veya cerrahi olarak sperm elde edilmiş prosedürlerin kullanılmış olması olarak belirlenmiştir. Blastokistler, morfolojik olarak Gardner ve Schoolcraft’ın tanımlamalarına göre sınıflandı- rılmış. Bu sisteme göre, embriyo gelişmesi için artan rakamsal (1 = erken blastokist, 2 = blastokist, 3 = tam blas- tokist, 4 = genişlemiş blastokist, 5 = çatlayan blastokist, 6

= çatlamış blastokist) ve trofektoderm (ilkel trofoblast)ve iç

hücre miktarı için alfabetik evre kullanılmış. Blastokist kali- tesi mükemmel (AA), iyi (AB, BA, BB), orta (BC, CB) ve kötü (CC) olarak sınıflandırılmış. Değerlendirilmeye alınan ölçüm sonuçları, klinik gebelik ve canlı doğumdur. İki kar- şılaştırma yapılmıştır: 1. implantasyonu değerlendirmek için gebelik olmaması (biyokimyasal ve ektopik) ile klinik gebelik (uterusta gebelik kesesi bulunması), 2. devam eden gebelik olmaması (düşük) ile canlı doğum.

Belirtilen tarihler arasında 438 hastaya SET uygulanmış.

Sadece ilk sikluslar dahil edilmiş. Toplam 334 (%76.2) has- tada klinik gebelik oluştuğu ifade edilmiştir. Transfer başı- na düşen canlı doğum oranı %66.8 olarak hesaplanmış.

Hasta, siklus, toplama, fertilizasyon ve embriyo kalitesi için tek değişkenli istatistiksel analizler yapılmıştır. Daha genç kadın yaşı klinik gebelik ile bağımsız olarak ilişkili; 28 ve daha küçük yaştaki kadınlar, 31 yaşından büyüklere göre 2 kattan daha fazla gebe kalma oranına sahip olduk- ları saptanmıştır. Elde edilen oositlerin en az %58’i olgun- sa (metafaz II) hastaların daha yüksek oranda gebe kaldık- ları gözlenmiştir. Genişlemiş ve çatlayan blastokist (evre 4 ve 5) transferi, evre 1-3 blastokist transferine göre anlam- lı olarak daha yüksek klinik gebelik oluşturduğu bulun- muştur. Genç kadın yaşı ile canlı doğum arasında güçlü ilişki vardır. Uterin faktör tanısı ile canlı doğum negatif ola- rak ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Genişlemiş ve çatlayan blastokist transferi canlı doğum ile ilişkilidir. Canlı doğum olan ve olmayanlarda trofektoderm ve iç hücre miktarı evreleri farklı değildir. BMI ile klinik gebelik veya canlı doğum arasında bir ilişki saptanmamıştır. Uterin faktör ile canlı doğum arasındaki negatif ilişki incelendiğinde, 30 hastanın uterin faktör tanısı bulunurken bunların 7 tanesi- nin majör uterin anomalili olduğu raporlanmıştır. Yedi has- tada da gebelik oluşmuş ancak bunların 5’i düşük yaparak canlı doğum gerçekleştirememişlerdir. Majör uterin ano- malili hastalarda düşük oranı %71.4 olarak bulunmuştur.

Bu hastalar dışlandığında, uterin faktörlü hastalardaki

> Tek embriyo transferi sonrası canlı doğumla ilişkili klinik faktörler

Kresowik JDK, Sparks EAT, Voorhis BJV.

Fertility and Sterility, 98(5):1152-6, 2012

(2)

ERKEK ÜREME SAĞLIĞI Güncel Makale Özeti

136

gebelik oranı %60.9, canlı doğum oranı ise %52.2 olarak bulunmuştur.

Sonuç olarak, seçilmiş hastalarda ikiz gebelik oranını düşürdüğü ve yüksek gebelik oranlarına sahip olduğu için SET’in iyi bir seçenek olarak göründüğü vurgulanmış ve çalışmanın sonuçlarının SET için hasta seçiminde klinisyen-

lere yol gösterici olabileceği belirtilmiştir.

Çeviri:

Dr. Burak Beşir Bulut, Prof. Dr. Sefa Resim Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı

Referanslar

Benzer Belgeler

35 yaş altı ve üstü hastalarda transfer edi- len embriyo sayısına göre gebelik oranlarına bakıldığında; 35 yaş altı tek embriyo transferi sonrası gebelik oranı

Tüm hasta ve kontrol grubundan açlık kan şekeri (AKŞ), HbA1c, C-reaktif protein (CRP), ürik asit (ÜA), total kolesterol (TK), trigliserit (TG), düşük yo- ğunluklu

Yüksek bitkilerin tohumlarından ve tohum taslaklarından embriyoların izole edilerek özel besin ortamlarında kültüre alınması embriyo kültürü olarak

Üstün verimli dişilerden bir seferde çok sayıda yavru elde etmenin bir yoludur.. Seleksiyon ve sürü iyileştirmesini hızlandırır Jenerasyon

• İn vivo embriyo üretimine oranla çok daha sıklıkla ovosit toplayabilmek ve dolayısıyla daha sıklıkla embriyo üretebilme imkanı...

Yapılan çalışmalarda Alzheimer gelişen yaşlılarda el kavrama gücünün daha düşük olduğu bulunmuştur ve yaşlılarda kas gücündeki azalmanın, Alzheimer ile

İnflamatuvar bağırsak hastalıkları (İBH), temelde Ülseratif kolit (ÜK) ve Crohn hastalığı (CH) olarak ikiye ayrılan, genetik olarak duyarlı kişilerde,

K›rg›zlar’la Kazaklar’›n geçmiflteki ortak hayatlar›ndan izler tafl›yan [(Köse, II. “Bir K›rg›z-Kazak Destan›”, ss:7-11)] K›zcibek Destan›’nda da