Türk
maden
sanatı
ve bir
Selçuklu
şamdanı
Arkeolog : G Ü N G Ö R YAVUZMaden sanatı, Neolitik devirden beri, Orta Asya'da uygulanmıştır. Tümülüslerde bronz ya da demir devrine ait pek çok ma-den eşye bulunmuştur. Bu eserlerde genel-likle stilize-zoomorfik (stilize edilmiş hay-van kompozisyonları ile) bezemeler görül-mektedir. Türk hakanlarının çadırları çok değerli madenlerle süslenmiştir. Eski Orta Asya kentlerindeki buluntular Türklerin ma-den sanatında pek ileri olduklarını kanıtla-maktadır. Ayrıca, Macaristan'da St. Mik-loch'da bulunmuş bazı maden eşyanın büyük Hıın hakanı Atilla'ya ait olduğu sanılmak-tadır (1). Bütün bunlar Türk maden işçiliği konusunda çok değerli belgelerdir. Ancak, bu eserler devamlı akınlar, savaşlar nede-niyle kaybolmuş, pek çoğu da eritilerek pa-ra basımında ya da alet yapımında kullanıl-mışlardır.
Orta Asya'da ilk örneklerini gördüğü-müz maden sanatı, buradan bütün sanat böl-gelerine geçmiş, özellikle, Orta Asya ve Ku-zey Asya'da büyük gelişim göstererek Ana-doluya kadar yayılmıştır.
Bu alanda kullanılan madenleri genel bir ayırımla iki grupta toplamak gerekmek-tedir: 1 — Adi madenler : Demir, bronz, pi-rinç, bakır. 2 — Değerli madenler : Altın ve gümüştür. Bu madenlerin işlenişlerinde ise, Döğme, Dökme, Çekme, Kesme,
Kazı-Bir Selçuklu şamdanı
Aynı şamdan üzerinde madalyon içinde insan figürleri desenleri
(1) Celâl Esad Arseven, L'art Turc, istanbul 1939, s. 41 - 42.
Celâl Esad Arseven, Les Arts Decora-tifs Turcs, istanbul 1950, s. 118- 148.
ma. Çalma, Kakma, Savat, v.s. gibi çok çe-şitli teknikler kullanılmıştır. Bu değişik tek-nikler tek tek kullanıldığı gibi aynı eserde birkaçı bir arada uygulanmıştır. Her teknik t'"el bir mctif gerektirmekte idi: maden iş-çiliği ile uğraşan sanatçılar bu konuyu çok iyi kavramış oldukları için, maden eserleri bezeme sırasında, motiflerin yerleştirilişinde fazla güçlüğe uğranılmamıştır. Sanatçılar as-lında, ustalarından gördüklerini uygula-makta devam etmişler, ama, kendilerinden de bir şeyler katmışlardır. Bu bakımdan meydana getirilen eserler birbirinin aynı olmaktan kurtulabilmişlerdir.
Selçuklu Maden İşçiliği:
Selçuk maden işleri, öteden beri pek büyük bir ün kazanmış ve bütün İslâm
dün-yasının en iyi nitelikte eserleri olarak ka-bul edilmiştir.
Orta - Asya Türk kavimlerinin maden eserlerinde uygulanan teknikler, yer yer, bazı yeni buluşlarla hemen aynen kullanılmıştır. Ancak, Selçuklular devrinde maden sanatına getirilen önemli yenilik bezemede olmuştur. Eski geleneklerin yanı sıra yeni bir kompo-zisyon gücü ilgiyi çekmektedir. Stilize edil-miş insan ya da hayvan figürlü süslemelere Kûfî yazı örnekleri katılarak zenginleştiril-miştir.
Böylece, Selçuk maden işçiliği sanatı klâsik bir şube halinde kendine özgü kural-larını bulmuş ve desenler alçak relief ka-rakteri kazanmıştır. Bazen döküm teknikle-riyle plâstik figürler de yapılmıştır. Gümüş karıştırılarak izabe edilmiş bu tunç örnek-ler arasına küçük madalyonlar içinde kanatlı
Avnı şamdanda madalyonlar içinde ışın. fırıldak ve kuş figürü
sfenksler ve insan figürlerini de katmak ge-rekir (2).
Selçuklular devrinde maden sanatının merkezi Horasan ve Herat'tır. X I - X I I . yy. larda bu kentlerde, sanat değeri yönünden son derece önemli eserler meydana getiril-miştir. Örneğin, 1163 de Herat'da yapıldığı kabul edilen ve bugün Leningrad Hermitage müzesinde bulunan bir tunç bakraç bu dev-rin pek ünlü ve başarılı örnekledev-rinden birisi-dir. Bakracın geniş kuşaklara bölünmüş yü-zeyi, örgülü Kûfî, harflerin ucu insan başı ile son bulan ve konuşan nesih denilen bir cins yazı, süvariler, müzisyen ve dansözler-den meydana gelmiş frizler halinde savatlan-mış gümüş levhalardan ibaret bir dekorla iş-lenmiştir. Hemen hemen aynı zamanda Gü-ney doğu Anadolu'da ve Kuzey Mezopotam-ya'da maden levhaları çekiçle dövme tekniği ile yapılmış tunçtan tas ve şamdanlar çok görülür. Bunlarda dekor olarak sıra halinde arslan ve güvercin gibi vurularak kabartıl-mış plastik hayvan figürleri ve diğer şekil-ler işlenmiştir (3).
(2) Can Kerametli, Türk Maden Sanatı, Türk Yurdu, Kasım 1966, S. 1 0 1 1 -12, s. 14- 17, 3 0 - 3 2 , 2 2 - 2 4 .
(3) Ernst Diez - Oktay Aslanapa. Türk Sanatı, istanbul 1955, s. 287.
XIII. yy. da ise, bu parlak maden sana-tının merkezi Musul olmuştur. Burada mey-dana getirilen eserler, gerek teknik gerekse b:zeme bakımından önemli özellikler göste-rirler: Çok incelmiş savatlama tekniği ile sen derece gelişkin bir maden işçiliği ilgiyi çekmektedir. Bezemede de, Meandr motifi ile örme pek fazla kullanılmıştır. Ayrıca insan figürleri ile yapılan dekorasyonlarda, cn çok günlük yaşantı ile ilgili sahneler gö-rülmektedir.
Musul'un maden işleri bütün dünyada haklı bir ün kazanmış, buradan komşu ülke-lere (Bağdat, şam, Halep, Kahire) ve Ana-dolu'ya giden ustalar bu önemli sanatı avnı şekilde devam ettirmişlerdir.
C e narhlarda Maden İşçiliği:
Selçuklular devrinde pek parlak örnek-ler veren Türk maden sanatı, Osmanlılar devrinde de devam etmiştir. Dinsel yapılar-da ve günlük yaşantıyapılar-da kullanılmak üzere, çeşitli madenlerden pek çok eser meydana getirilmiştir. Anadolu'daki Sivas, Konya, Er-zurum. Van. Diyarbakır. Tokat gibi merkez-lerden sonra, maden işçiliği Bursa ve Edir-ne'de gelişmiş en önemli merkez ise istan-bul olmuştur, istanistan-bul, XVI. ve XVII. yy. larda geliştirdiği bu koldaki ününü XVIII.
yy ve XIX. yy. lardaki gümüş işçilikleriyle devam ettirmiştir (4).
Türk maden sanatına ait pek önemli örneklerin bir kısmı yabancı müzelere dağıl-mıştır. Yurdumuzda da, Ankara Etnografya Müzesi, özellikle, istanbul'da Topkapı Sa-rayı müzesinde. Askerî Müzede çok değerli mad;n eserler: ayrıca, Türk ve İslâm sanat eserleri müzesinde, bugüne kadar üzerinde esaslı incelemeler yapılmamış 200 parçaya vakm bir kelleksiyon (5), Vakıflar Genel Müdürlüğü Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesinde (6), çeşitli devir ve üslûplarda, sayıları birkaç yüzü aşan, tanıtılması fay-dalı olacak şamdan bulunmaktadır. Bütün
(4) Can Kerametli, aynı eser, S. 12, s. 2 2 - 2 4 .
(5) Türk ve İslâm Sanat Eserleri Mü-zesi Müdürü Can Kerametli, bu konuya de-ğinerek. müzedeki çok değerli maden eser-lerin bazılarının tanıtılmasına çalışmıştır. Bkz. Türk Yurdu, Kasım 1966, S. 1 0 1 1
-12, s. 14- 17, 3 0 - 3 2 , 2 2 - 2 4 .
(6) Vakıflar Genel Md. Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi, Saraçhanebaşı'n-daki Amcazade Hüseyin Paşa medresesin-de. 13 Mayıs 1967 de göreve açılmıştır.
bu eserler, Türk maden sanatının önemini belirten belgelerdir. Diğer taraftan da, bu konudaki araştırma ve incelemelerin devam etmesi gerektiğini göstermektedirler. E!r Selçuklu Şamdanı (7):
Bu şamdan, Türk İnşaat ve Sanat Eser-leri Müzesinde, «Aydınlatma araçları» sek-siyonunun çok önemli ve orijinal bir ele-manıdır.
1964 yılında Kartal'ın Dolayoba köyün-deki bir camide görülmüş, daha sonra da ilgililerce eski eser niteliği göz önünde tu-tularak Türk İnşaat ve Sanat Eserleri mü-zesine getirilmiştir (8).
Şamdan üzerindeki kalın kir tabakası temizlendiğinde, son derece güzel ve sanat tarihi yönünden önemli bezemeler ortaya çıkmıştır. Öncelikle göze çarpan, madalyon-lar içinde çeşit'i durummadalyon-lardaki insan figür-leri, Kûfî yazıyı andırır şekillerle yapılan bezeme frizleri, süksesiv (successive) hayvan figürleri bize bu şamdanın bir Selçuklu eseri olduğunu hemen belirtmektedir.
Yapısı ve yüzeyini süsleyen desenleri bakımından Türk maden sanatına ışık tuta-bilecek nitelikte olan şamdan 0,19 m. yük-sekliğindedir ve tunçtan yapılmıştır. Eseri genel bir ayırımla dört bölümde incelemek yerinde olacaktır:
1 — Ağız kısmı : Şamdanın mum diki-len bu bölümü yukarıdan aşağıya doğru ha-fifçe genişlemektedir. Yüzeyindeki kazıma tekniği ile yapılan şekiller biri dar, diğeri ds'ıa geniş iki bordür içerisine yerleştirilmiş-tir. Geniş bordürde, birbirinin tam karşısına gelen iki monogram üzerinde, bir parça si-linmiş, Selçuklu arması kartallar görülmek-tedir. Monogramlar arasında stilize Rumî ve geometrik figürlerle komplike bir bezeme; alttaki dar bordürde ise spiral çizgilerle ya-pılmış örgülü bir dekorasyon görülmekte-dir. Ker iki berdür ise, alttan ve üstten, içerisi kazıma tekniği ile yapılmış düz çizgi-lerle doldurulmuş silmeçizgi-lerle sınırlandırıl-mıştır.
2 — Boyun kısmı : 0,02 m. yüksekli-ğinde olarak, çok dardır. Yüzeyinde altta, bir şerit halinde çift örgülü bir bezeme, üst-te komplike birtakım şekiller ve yarım iki madalyon görülmektedir ki bunlar boyunun, (7) Şamdan sözcüğünün aslı, Farsça, mumluk anlamında «Şem'dan» dır. Üstüne mum dikilip gece ortalığı aydınlatmak için yakılan, türlü maddelerden yapılan ışık ara-cıdır. Bkz. Celâl Esat Arseven, Sanat An-siklopedisi istanbul 1952, c. IV, s. 1862.
(8) Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Mü-zesindeki aynı yerden gelen diğer bir Sel-çuklu şamdanı Arkeolog Erdem Yücel tara-fından yayınlanmıştır. Bkz. Erdem Yücel. Tunç bir Selçuklu şamdanı, Türk Yurdu, Haziran 1%7, S. 6, s. 27 -29.
sonradan kısaltılarak ağız kısmının buraya yerleştirildiğini düşündürmektedir.
3 — Omuz kısmı : 0,04 m. genişlikte-dir. Yüzeyini kaplayan şekiller, dış etkilerle oldukça bozulmuştur. Bezeme, üstte kalın, altta ince iki kuşak içerisindedir. Üsttekinde, Kûfî yazıyı andıran şekiller ve ikişer ikişer birbirine eş papatyalar madalyonlar içerisine yerleştirilmiştir. Alttaki kuşakta ise taııına-mayacak kadar bozulmuş sıra halinde hay-vanlar ve Kûfî yazıya benzer şekiller görül-mektedir.
4 — Gövde kısmı: İçbükey bir şekil göstermektedir. Asıl bezeme buradadır. Yü-zey geniş ve dar kuşaklar içerisindeki de-korasyonla tamamen örtülüdür.
Omuza en yalcın elan 0,03 m. genişli-ğindeki kuşakta, Kûfî yazıya benzer şekil-lerle ve kıvrık dallarla yapılan bir bezeme dört monogramla bölümlere ayrılmıştır. Moncgramlarda birer Selçuklu kartalı bu-lunmaktadır. Bu kuşağı, altında, kıvrık dal-larla şerit halindeki bir bezeme, ortadaki ana kuşaktan ayırmaktadır.
Şamdanın kaidesinde bulunan 0,02 m. genişlikteki kuşakta, gene Kûfî yazıyı andı-rır şekiller, kıvrık dallar ve içerisi küçük yuvarlaklarla doldurulmuş madalyonlar var-dır. Kuşağın üzerindeki frizde, koşan, sıç-rayan sen derece canlı, süksesiv hayvan fi-gürleri ile bunları bölümlere ayıran ve içe-risinde gamalı haç olan beş monogram gö-rülmektedir.
Gövdenin tam orta yerinde bulunan, 0,05 m. genişliğindeki kuşakta, asıl konu işlenmiştir. Burada, on iki madalyon görül-mektedir. Bunlardan yan yana duran iki ta-nes:ne kazıma tekniği ile yapılmış fırıldak
ve ış:n motifi; diğerlerine çeşitli davranış-lardaki insan figürleri yerleştirilmiştir. Bun-ların yüzleri işlenmemiştir ve başlar hale içerıVne alınmıştır. Bundan da cnların, belki bir prens ya da hükümdar gibi, soylu, ileri gelen kişiler olarak gösterilmek istendiğini anlamaktayız. Figürlerin bazıları, cepheden; bağdaş kurmuş, elleri göğüs üzerinde kavuş-turulmuş, ya da bir müzik aleti çalmaktadır. Bir diğerinde, gövde cepheden; aynı şekilde bir müzik aleti çalmakta, baş ise hafifçe ya-nındaki arkadaşına çevrilmiş bulunmaktadır. Bir tanesi de, bıı ertama uyarak son derece canlı ve kıvrak dans etmektedir. Diğer fi-gürler, ayakta, ya da yürürken, profilden tasvir edilmişlerdir. Özellikle, bu bölümde boş yer bırakılmamasına son derece dikkat edilmiş; altıgenlerle ve kıvrık dallarla deko-rasyon yapılmayan alanlar doldurulmuştur.
Şamdanın yüzeyini kaplayan sen derece zengin süsleme, maden sanatında çok sık uygulanan kazıma tekniği (La gravüre -hâq) (9) ile yapılmıştır.
(9) Kazıma tekniği (La gravüre - hâq) için bkz. Celâl Esad Arseven, L'art Turc, s. 4 1 - 4 2 ve C. E. Arseven, Les Arts Deco-ratifs Turcs, s. 118 - 148.
Ancak, figürlerin geniş parçalardan meydana gelen gövdelerinin çevresinde, çok küçük noktacıklar halinde çukurlukların bu-lunuşu bazı ek parçaların varlığını göster-mektedir. Bunlar konturları yapan ve za-manla düşen, madenden ince telcikler ol-malıdır ki burada, kazıma tekniği ile bir-likte Kakma tekniğinin de (L'incrustation) (10) uygulandığını, hatta bir Mine süsleme-nin (11) bulunduğunu düşündürmektedir.
Eserin tarihlendirilmesinde, yüzeyindeki bezemeler bakımından, Selçuklu çinilerini ve Selçuklu taş işçiliğini göz önünde tutmak gereklidir.
Şamdanın gövdesinde bulunan, çeşitli davranışlardaki insan figürlerinin çok güzel-leri Selçuklu çinigüzel-lerinde bulunmaktadır.
Konya'da Kılıç Arslan II. nin yaptır-dığı 1160 tarihli Alâeddin köşküne ait, ka-zılardan ele geçen, Minaî tekniğinde çiniler çok çeşitli renkleri, üzerlerindeki canlı ve doğal davranışlarda bulunan insan figürle-riyle ilgiyi çekmektedirler. Bunlarda da bağ-daş kurmuş bir hükümdar, müzik aleti ça-k'.n bir figür, bir süvari görülmektedir.
Beyşehir gölü kıyısında, Alâeddin Key-kubat'ın yaptırdığı Kubadâbad sarayına (1220- 1237 tarihli) ait Perdah (Lustre) ve Sıraltı tekniği ile yapılmış çinilerde (12) de bu şekilde insan tasvirleri vardır.
Aspendcs'da Alâeddin Keykubat devrine ait (1192 - 1237) sarayın Antalya müzesinde saklanan çinilerinde de bağdaş kurmuş bir Selçuklu emîrinin bulunduğu bilinmektedir.
Diğer taraftan, Selçuklu taş işçiliğinde de, insan tasvirli birçok örnek bulunmakta-dır. Akşehir'de, tarihleri XIV. yy. lara çıkan Selçuklu mezar taşlarında, kadın ve erkek figürleri, günlük yaşantılarındaki, son dere-ce doğal davranışları ile tasvir edilmişler-dir (13).
Şamdanın omuz ve kaidesindeki, stilize edilmiş olan süksesiv hayvan tasvirleri çok eskiye dayanmaktadır. Bu şekildeki tekrar-lamalar bir doğu motifidir. Perslere ve Asur-lulara ait tabaklarda ve pek çok taş kabart-ma eserlerde görülmektedir. Örneğin, Asur-banipal'e ait bir av sahnesini gösteren
ka-(10) K a k m tekniği (L'incrustation) için bk-". C-. E. Arseven, aynı eserler
s. 41 - 42 ve s. 118 - 148.
(11) Mine süsleme için bkz. Can Ke-rametli, Türk maden sanatı, Türk Yurdu, Kasım 1966, S. 11. s. 30- 32.
(12) Kubadâbad çinileri hakkında bkz. Katharina Otto Dorn, Türkische Keramik, Ankara, 1957, s. 3 6 - 4 0 ; Zeki Oral, Kubad Ab-.d Çinileri, Belleten, S. 66, s. 209 - 223, Ankara 1953.
(13) Pcrf. A. Süheyl Ünver, Pierres Tombaks Seldjcukides A. Effige, Au 14e siecle En Anatolie, Jerusalem, MCMLX.
bartmada, konu süksesiv bir tasvir şeklinde verilmiştir.
Selçuklu hayvan tasviri sanatı, kayna-ğını doğudan almış, ama, kendine özgü yön-leri, onu belirgin bir duruma getirmiştir.
Bu üslûbun, Anadolu taş heykel işlerin-de etkisi çok güçlü bir şekilişlerin-de görülür. Bu-nun en güzel örneği XIII. yy. la ait Huand Hatun medresesinin Su Püsküren arslan başı-dır. Sivas'taki Gök medrese kapısındaki hay-vanbaşları Selçuklu hayvan üslûbu sanatı-nın belirgin bir örneğini vermekte olup Türk - Moğol burç hayvan resimlerine da-yanmaktadır. Burada başların her birine kübik bir şekil verilmekle ornemantal ay-rıntının alışılmamış bir alaşımı (halita) ör-fi 4) Prof. K. Otto Dorn (çev. Şükrü Akkaya), Bir Selçuk gümüş kâsesi, Vakıflar Dergisi III, s. 85 - 9 1 .
taya çıkmakta ve böylece Selçuklu hayvan üslûbu belirmektedir (14).
İncelemesini yaptığımız şamdanın, üze-rindeki bezemelerle analoji (analogy) kur-maya çalıştığımız yukarıdaki örnekler, onun bir Selçuklu eseri olduğunu tanıtlamakta, dolayısıyle onlarınkine yakın bir tarih dü-şünmemizi gerektirmektedir.
Ayrıca şamdanın süslenmesinde ilgimizi çeken bazı özellikler de tarihlemede yar-dımcı olmaktadır. Burada, insan ve hayvan figürlü kompozisyonların dışında boş kalan alanlar kıvrık dallar, Rumîler ve geometrik dekorasyonla doldurulmuştur. Şamdanı enle-mesine kuşatan frizlerde koşan, sıçrayan süksesiv hayvan figürlerinde belirli bir stili-n s y e stili-n görülmektedir. Bu tip süslemeler, X I - X I I . yy. Horasan çevresi ve Herat Tunç eserlerinde geleneksel olarak
uygulan-maktadır. Diğer taraftan, eserde kıvrık dal-larla birlikte Kûfî yazıyı andırır bezemeler de görülmektedir. Burada, Kûfî yazı kavra-mı, tamamen dekoratif anlamdadır. Kûfî yazı çeşitleriyle süsleme en çok Horasan ve Herat yörelerinde kullanılmıştır. Buna karşı-lık, G ü n e y - d o ğ u Anadolu ve Kuzey bölge-lerinde kullanılmamıştır. Kuzey Mezopo-tamya'da ise Düğümlü Kûfî yazı ön planda-dır (15).
Bu durumlara göre, tanıtılmasına çalış-tığımız Selçuklu şamdanının XII. yy. la ait ve Horasan işi olması düşüncesi uygun gel-mektedir.
(15) Can Kerametli; Türk maden sa-natı, Türk Yurdu, Kasım 1966, S. II, s. 30 - 32.
HASTANE
OKUL
LOKANTA
OTEL ve MOTELler için
Havagazı veya Bütan gazı ile çalışır.
•u O l CTl 1 . 0 0 X 1 . 0 0 X 0 . 8 5 m. iik s t a n d a r t b l o k l a r l a çeşitli t e r t i p ve b ü y ü k -l ü k t e k u z i n e -l e r IN.TE.NA — T ü r k i y e ' n i n h e r y e r i n -d e m ü ş t e r i l e r i n e e m n i y e t , k o l a y l ı k ve h u z u r s a ğ l a r TİCARET T.A.Ş.
İSTANBUL BEYOĞLU İMAM S O K . No. 23 TEL : 49 61 20 — 4 9 61 21 — 49 51 26