• Sonuç bulunamadı

AVRUPA YEREL TOPLULUKLAR veya YÖNETİMLER ARASINDA SINIRÖTESİ İŞBİRLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ ve TÜRKİYE UYGULAMASI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "AVRUPA YEREL TOPLULUKLAR veya YÖNETİMLER ARASINDA SINIRÖTESİ İŞBİRLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ ve TÜRKİYE UYGULAMASI"

Copied!
179
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SİYASET BİLİMİ ve KAMU YÖNETİMİ

(YÖNETİM BİLİMLERİ) ANABİLİM DALI

AVRUPA YEREL TOPLULUKLAR

veya YÖNETİMLER ARASINDA SINIRÖTESİ İŞBİRLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ ve TÜRKİYE

UYGULAMASI

Yüksek Lisans Tezi

Cem Afşin AKBAY

Ankara -2010

(2)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SİYASET BİLİMİ ve KAMU YÖNETİMİ

(YÖNETİM BİLİMLERİ) ANABİLİM DALI

AVRUPA YEREL TOPLULUKLAR

veya YÖNETİMLER ARASINDA SINIRÖTESİ İŞBİRLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ ve TÜRKİYE

UYGULAMASI

Yüksek Lisans Tezi

Cem Afşin AKBAY

Tez Danışmanı

Prof. Dr. Birgül AYMAN GÜLER

Ankara -2010

(3)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ SİYASET BİLİMİ ve KAMU YÖNETİMİ

(YÖNETİM BİLİMLERİ) ANABİLİM DALI

AVRUPA YEREL TOPLULUKLAR

veya YÖNETİMLER ARASINDA SINIRÖTESİ İŞBİRLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ ve TÜRKİYE

UYGULAMASI

Yüksek Lisans Tezi

Cem Afşin AKBAY

Tez Danışmanı

Prof.Dr.Birgül AYMAN GÜLER

Tez Jürisi Üyeleri

Adı ve Soyadı İmzası

………. ………

………. ………

………. ………

Tez Sınavı Tarihi ………..

(4)

ÖNSÖZ

Avrupa’da yönetim sisteminde son yılların en popüler ve en önemli kavramlarından biri sınır ötesi işbirliğidir. Özellikle Avrupa Konseyinin sınır ötesi işbirliğine ilişkin ilgisi ve 1980 yılında Madrid Konvansiyonu olarak da adlandırılan Avrupa Yerel Topluluklar veya Yönetimler Arasında Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesini imzalaması ve Konseye üye ülkelerin gündemine sokması yönetim sistemlerinde önemli değişikliklere ve yeni yönetim modellerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Özellikle euroregio-euroregion-eurocity-eurodistrict gibi yeni yönetim modellerinin ortaya çıkması ile birlikte sınır ötesi işbirliğinin ötesinde sınırları olmayan veya sınırların ortaya çıkardığı problemleri tamamen ortadan kaldıran yeni yönetim modelleri ortaya çıkmıştır. Sözleşmenin özünde merkezi yönetimlerden hükümetler üstü ve yerel yönetimlerin bütünleşmesine dayalı modellerin ana aktör olduğu yeni bir yönetim tarzına yönelme söz konusudur. Ancak Avrupa kıtasındaki uygulama örneklerinin birbirinden farklı yapısal özelliklere sahip olması araştırmanın Avrupa’daki tüm uygulama örneklerinin ele alınmasını engellemiştir. Aynı zamanda sözleşmenin çalışmamızda belirlenen özüne ilişkin ülkemizde uygulama örnekleri bulunmaması Türkiye açısından değerlendirme yapılması imkânını ortadan kaldırmıştır. Tüm bunlara rağmen Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Avrupa uygulamasının amaç ve esasının analiz edilmesi ülkemiz açısından sınırötesi işbirliği olgusunun yeniden değerlendirilmesi açısından faydalı olacaktır.

Tezin tamamlanmasını ve karşılaştığım zorlukları aşmamı sağlayan, akademik alanda üzerinde yeterli araştırma yapılmamış bu konuda çalışmanın zorluklarını kolayca ortadan kaldıran tez danışmanım ve hocam Prof. Dr. Birgül GÜLER’e minnettar olduğumu belirtmek isterim. Ayrıca İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Muammer Türker ile Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ Valilikleri sınırötesi işbirliği bürolarında görevli tüm personele teşekkür ederim.

Cem Afşin AKBAY Çanakkale–2010

(5)

İÇİNDEKİLER

İÇİNDEKİLER ... i

TABLOLAR LİSTESİ... iii

GİRİŞ ... 1

BİRİNCİ BÖLÜM KURUMSAL YAPI ve GENEL KURALLAR 1. AVRUPA KONSEYİ ... 10

1.1 Avrupa Konseyinin Yapısı ... 14

1.1.1 Bakanlar Komitesi (Committee of Ministers) ... 14

1.1.2 Parlamenterler Asamblesi (Parliamentary Assembly)... 15

1.1.3 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (European Court of Human Rights ) ... 17

1.1.4 Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi (The Congress of Local and Regional Authorities of Europe)... 17

1.2. Avrupa Konseyinin Amaçları... 24

2. SINIRÖTESİ İŞBİRLİĞİ KAVRAMI ve SINIRÖTESİ İŞBİRLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ... 26

3. MODEL ANLAŞMALAR, STATÜLER ve MUKAVELELER... 42

3.1. Devletlerarası Model Anlaşmalar ... 42

3.2. Yerel Yönetimler Arasında Çerçeve Anlaşmalar, Mukaveleler ve Statüler ... 48

İKİNCİ BÖLÜM AVRUPA’DA ve TÜRKİYE’DE YAPILAN ÇALIŞMALAR 1. AVRUPA’DA YAPILAN ÇALIŞMALAR ... 55

1.1. “Euroregion”... 62

1.2.“Eurodistrict- European District- Eurocity” ... 70

1.3. Düzenlenen Konferanslar ... 72

2. TÜRKİYE’DE YAPILAN ÇALIŞMALAR... 74

2.1. Düzenlenen Uluslararası Konferanslar ... 79

(6)

2.1.1. Kafkasya’daki Bölgeler, İller ve Belediyeler Arasında Sınırötesi İşbirliğinin Geliştirilmesi Toplantısı (Trabzon 23–24 Haziran

1997) ... 79

2.1.2. Bulgaristan ve Türkiye Yerel ve Bölgesel Yönetimleri Arasında Sınırötesi İşbirliği Konferansı (Edirne-Svelingrad 19-20 Ekim 1998) ... 81

2.1.3. Avrupa Sınırötesi İşbirliği Sözleşmesi Çerçevesinde Yerel Yönetimler ve Türkiye Konferansı (Ankara 20 Kasım 1999)... 83

2.1.4. Avrupa 7. Sınır Bölgeleri Konferansı (Temeşvar-Romanya 28-30 Ekim 1999) ... 84

2.1.5. Diğer Toplantılar... 87

2.2. Sözleşme Kapsamında Yapılan Diğer Çalışmalar... 89

2.2.1. PHARE – Sınırötesi İşbirliği Bulgaristan-Türkiye Programı ... 94

2.2.2.Yunanistan-Türkiye Arasında Yürütülen “2004–2006 INTERREG III/A Programı” Kapsamında Yapılan Çalışmalar... 100

2.2.3. Sınır Valilikleri Sınırötesi İşbirliği Ağı Kapsamında Yapılan Çalışmalar ... 101

2.2.4. Bulgaristan ile Sınırötesi İşbirliği Kapsamında Yapılan Çalışmalar ... 110

SONUÇ... 114

KAYNAKÇA ... 120

EKLER... 124

EK-1 Avrupa Konseyi Yayınları ... 124

EK-2 Başlıca Diğer Resmi Yayınlar... 128

EK-3 İlgili İnternet Siteleri... 131

EK-4 Euroregion’lara Ait Örnek Haritalar... 139

EK-5 Avrupa Yerel Topluluklar veya Yönetimler Arasında Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi ve Çerçeve Anlaşmalar ... 153

ÖZET... 171

ABSTRACT... 172

(7)

TABLOLAR LİSTESİ

Tablo 1 : Avrupa Konseyinin Üyeleri, Giriş Tarihleri ve Temsilci Sayıları Tablo 2 : Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi

Tablo 3 : Sınırötesi İşbirliği Süreci

Tablo 4 : Doğu Avrupa Ülkelerinde Sözleşmenin Kabulü Tablo 5 : PHARE Programı 2006 Yılı Bütçesi

Tablo 6 : Teklif Çağrısı Sonucu Sözleşme İmzalanan Kırklareli İlindeki Projeler

(8)

GİRİŞ

Temel amacı üye ülkelerin vatandaşlarının Avrupa sınırları içerisinde daha iyi yaşam koşullarına kavuşmasını sağlamak; insan hakları ve çoğulcu demokrasiyi korumak, kültür kimliği bilincini geliştirmek, rekabet gücü yüksek bir ekonomiye dayalı olarak sınırları olmayan bir Avrupa idealini yakalamak olan Avrupa Konseyi, bölgeler arası dengeli kalkınmayı amaçlarına ulaşmanın en önemli yollarından biri olarak benimsemiştir. Konsey, bölgeler arası dengeli kalkınma ve Avrupa toplulukları ile devlet yapılanmalarının uyumlaştırılmasına sınırötesi işbirliği ile ulaşmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede 1980 yılında Konsey’e üye ülkeler tarafından, Madrid Konvansiyonu olarak da adlandırılan “Avrupa Yerel Topluluklar veya Yönetimler Arasında Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi (The European Outline Convention on Transfrontier Co-operation between Territorial Communities or Authorities) imzalanmıştır.

Bir sınırötesi bölge; coğrafi, tarihi, çevresel, etnik gruplar, ekonomik imkanlar açısından potansiyel ortak yönleri olan, belirli konularda birbirleriyle bütünlük arz eden özellikleri bulunan, fakat sınırın her iki tarafındaki devletlerin egemenlikleri altında bulunan bölgedir. Sınırötesi işbirliğinin temel prensibi, sınırlarda yer alan bu bölgelerde anlaşmaya dayalı ilişkiler oluşturmak yoluyla benzer sorunlara ortak çözümler geliştirmektir. Bu noktada bölgeler arası dengeli kalkınmayı ilke edinen Avrupa Konseyi ve Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nin en önemli çalışma alanlarından biri aynı sınırı paylaşan yerel yönetimler arasında işbirliği oluşturulmasını hedefleyen sınırötesi işbirliği alanıdır.

Bu çerçevede çevre, tarım ve mekansal planlama, turizm, kültür, eğitim, teknoloji, taşımacılık ve ulaştırma, güvenlik, haberleşme, ekonomi ve istihdam, nüfus ve

(9)

demografik gelişmeler, sağlık ve sosyal hizmetler gibi alanlarda karşılıklı ve anlaşmaya dayalı olarak işbirliği modelleri oluşturmak üzere imzalanan Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi, Avrupa’nın değişik bölgelerinde farklı işbirliği modelleri oluşturmaya yönelmiştir. Nitekim bugün itibariyle Avrupa’nın farklı bölgelerinde bu bölgelerde yaşayan toplulukların ihtiyaçlarına göre şekillenen işbirliği modelleri ortaya çıkmıştır. Çünkü Avrupa’nın yeniden yapılanması sürecinde, sınırötesi bölgelerde hayati bir role sahip yeni bir yapının temel taşı olarak tasarlanan bu sözleşme ilke olarak sınırın her iki yanındaki komşuluk ilişkilerini ve yerel yönetimler arasındaki sorumlulukların paylaşımını düzenleyen yeni bir uluslararası hukuk doktrinine temel olacak niteliktedir. Nitekim sözleşme, uygulama ile birlikte sınırötesi işbirliğinin sağlanmasında bir dizi gelişmeye yol açmış, sınırötesi işbirliği modelleri oluşturma süreçlerinde etkili bir başvuru belgesi haline gelmiştir.

20. yüzyılın ikinci yarısında başlayan ve sonradan Konsey tarafından keşfedilen sınırötesi işbirliği çabaları, sözleşmenin imzalanması ile birlikte aynı çatı altında toplanmaya başlamıştır. Nitekim Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği merkezi yönetim modelinden hükümetler üstü (inter-governmental) ve bölgeler üstü (inter- regional) ve yerel ve bölgesel yönetimlerin ana aktör olduğu yeni bir yönetim tarzına yönelmektedir. Bu sürece paralel olarak Avrupa’nın yeniden yapılanma sürecinde sınırötesi bölgelerin ötesinde yerel ve bölgesel yönetimlerin hayati bir role sahip olduğu yeni bir yapının ve yönetim modelinin oluşturulmasını amaçlayan bir uluslararası hukuk doktrini yaratma çabası vardır. Nitekim bu sözleşme ilke olarak sınırlarından arındırılmış yönetim tarzına dayanan sözkonusu uluslararası hukuk doktrinin ilk adımı olma amacını taşımaktadır.

(10)

Bu çerçevede çalışmamızda Avrupa Konseyi’nin Avrupa kıtasında sınırötesi işbirliğine ilişkin çabaları ve kurumsallaşma tecrübeleri incelenmiştir. Böylece sınırötesi işbirliğinin esasen karşılıklı birbirlerine sınırı bulunan topluluklar arası işbirliği ve koordinasyonu sağlamaktan öte; sınırları olmayan bir Avrupa idealine bağlı olarak sınırlarından arındırılmış şehirler ve merkezi otoriteden mümkün olduğunca bağımsız, gelişmişlik seviyesi aynı bölgeler oluşturmak olduğu ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Özellikle yaşanan kurumsallaşma tecrübeleri kapsamında ortaya çıkan yeni yönetim modellerinin irdelenmesi bu çerçevede değerlendirilerek yeni bir bakış açısı ortaya çıkarılmıştır.

Bugün gerek Avrupa Konseyi gerekse Avrupa Birliği, ulusal egemenliğe dayanan ulus devlet örgütlenmesinin yerine yeni bir örgütlenme modelinin kurulması ve belirlenen yeni Avrupa idealinin önündeki sınırlardan kaynaklanan engellerin kaldırılması için çaba göstermektedir. Bunu sağlayabilmek için de en önemli unsur olan bölgelerarası gelişmişlik farklılıklarının giderilmesi ve tamamen birbirinden farklı devlet örgütlenmelerinin benzeştirilmesi ve uyumlaştırılması amaçlanmaktadır.

Nitekim tarihsel süreç içerisinde yapısı incelenen Avrupa Konseyi’nin 20. yüzyılın ikinci yarısında başlayan ve son yıllarda artarak önemi keşfedilen sınırötesi işbirliğine ilişkin öngörüsü, yeni yönetim modelinin uygulama alanları ve var olan tecrübeleri bu çerçevede değerlendirilmelidir. Özellikle son yıllarda sürecin ilerlemesi ile birlikte siyasal örgütlenmesi tamamen birbirinden farklı toplulukların nasıl uyumlaştırılmaya çalışıldığı kolaylıkla gözlemlenebilecektir. Avrupa Konseyi’nin geride bıraktığımız yüzyılda bağımsızlığına kavuşan siyasal örgütlenmesini yeniden yapılandıran Doğu Avrupa ülkelerindeki çabaları üzerinde bu çerçevede değerlendirme yapılmıştır.

(11)

Yine bu çalışma kapsamında, söz konusu Sözleşme’nin Türkiye uygulaması kapsamlı olarak irdelenmeye çalışılmıştır. Avrupa Yerel Topluluklar veya Yönetimler Arasında Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi’nin Türkiye uygulaması; bölgesel kalkınma, kentsel ve kırsal gelişme, çevre ve doğanın korunması, enerji kaynaklarının planlanması, kamu hizmetlerinin geliştirilmesi gibi amaçlara ulaşılabilirliği açısından irdelenmiş, ortaya çıkan model değerlendirilmeye çalışılmıştır. Zira sözleşmenin Türkiye açısından uygulaması sadece bu açıdan sözkonusudur. Nitekim Avrupa’da yaşanan kurumsallaşma tecrübeleri ve yeni yönetim modellerine bugüne kadar ülkemiz dâhil olmamıştır. Dolayısıyla Türkiye, sözleşmenin esasına ilişkin değerlendirmenin kapsamında bulunmamaktadır. Ancak sözleşmenin Türkiye tarafından imzalandığı ve uygulanmak üzere kanunlaştığı gerçeğinden hareketle sürecin ülkemiz açısından ulaştığı düzey belirlenmeye çalışılmıştır.

Bu noktada tezin ülkemizde henüz ilk adımları atılan sınırötesi işbirliğine ilişkin modelin geliştirilmesinde faydalı katkıları olacağı değerlendirilmekle beraber, sürecin Avrupa’daki düzeyine göre ülkemizdeki çalışmaların henüz başlangıç seviyesinde dahi olmadığı görülecektir. Ayrıca sınırötesi işbirliğinin belirlediğimiz sınırların kaldırılması ve ulus-devlet örgütlenmesine alternatif yeni bir yönetim modelinin ortaya çıkarılması amacı çerçevesinde yapılacak değerlendirme ile ülkemizin sınırötesi işbirliğine ilişkin kararının yeniden analizi zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede Avrupa Konseyi’nin sınırötesi işbirliğine ilişkin amacı çerçevesinde uygulamadaki başarısının analizi ve yerel yönetimlerimizin bugüne kadar ki tecrübeleri ile geleceğe yönelik olarak benimsenmesi gereken yol yeniden tespit edilmelidir. Bu konuda Türkiye’nin bugüne kadar katıldığı etkinlik ve

(12)

programların tek çalışmada toplanması kullanıcılar açısından faydalı olacak, ayrıca gerek merkezi ve yerel yönetimlere gerekse ilgili diğer kuruluşlara değerlendirme yapma imkânı sağlanacaktır.

Tez iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Avrupa Konseyine ilişkin bilgiler ile sözkonusu sözleşme irdelenmiştir. Bu bölümde Avrupa Konseyinin var oluş amacı ve yapısı çerçevesinde genel niteliği ele alınmıştır. Sözleşmenin niteliği ve hukuki anlamda içeriği bu bölümde ayrıntılı olarak incelenmiştir. Özellikle Konsey’in bir organı olan Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi (The Congress of Local and Regional Authorities of Europe) düzleminde yapılan çalışmalar incelenmiştir. Bu noktada Avrupa Konseyi’nin yayınlamış olduğu araştırma ve incelemelerden faydalanılmıştır. Bu yönüyle birinci bölüm genel olarak sözleşmenin lafzına yöneliktir.

İkinci bölüm ise sözleşmenin uygulanmasına ilişkin modelleri ve alana yönelik çalışmaları konu almaktadır. Sözleşme öncesi Avrupa’da var olan sınırötesi işbirliği modelleri ve sözleşme sonrası ortaya çıkan yeni yönetim tarzı sözleşmenin etkileri ile birlikte ele alınmaktadır. Sözleşmenin sınırötesi işbirliğine ilişkin ortaya çıkardığı yönetim tarzındaki yeni yönelimler değerlendirilmiştir. Bu noktada başta Doğu Avrupa olmak üzere çeşitli Avrupa bölgelerinin ve ülkelerinin sınırötesi işbirliği modelleri irdelenmiştir. Yine ikinci bölümde ülkemizde sözleşme kapsamında ulaşılan aşama ele alınmıştır. Sınırötesi işbirliğinin geliştirilmesine yönelik düzenlenen konferanslara ilişkin bilgiler verilmiş, yapılan çalışmalar ile varılan düzey belirlenmeye çalışılmıştır. Bu noktada ise özellikle Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ Valilikleri sınırötesi işbirliği bürolarının çalışmalarından faydalanılmıştır.

(13)

BİRİNCİ BÖLÜM

KURUMSAL YAPI ve GENEL KURALLAR

Bu tezin konusunu oluşturan “Avrupa Yerel Topluluklar veya Yönetimler Arasında Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi (The European Outline Convention on Transfrontier Co-operation between Territorial Communities or Authorities)”, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Sözleşme üzerinde sağlıklı bir değerlendirilme yapılabilmek için Konsey’in amaçlarının ve organlarının, sözleşmeye ilişkin çalışmalarının ayrıntılı olarak bilinmesi gerekmektedir. Çünkü her ne kadar sözleşme öncesinde Konsey’den bağımsız olarak Avrupa’da sınırötesi işbirliğinin geliştirilmesine yönelik önemli tecrübeler bulunsa da, esasen sınırötesi işbirliği Avrupa Konseyi’nin imzaladığı bu sözleşme ve sözleşmenin uygulanmasına ilişkin Konsey çalışmaları ile Avrupa kıtasında ülkelerin ve hükümetlerin gündemine girmiştir. Bu nedenle sözleşmenin sağlıklı değerlendirilebilmesi için öncelikle Avrupa Konseyi’nin yapısı ve sözleşmeye ilişkin çalışmaları ele alınacaktır.

Konsey üzerinde bu doğrultuda yapılacak bir çalışmanın kapsamına Avrupa Birliği’ni de dahil etmek gerekir. Sınırötesi işbirliği kapsamında yapılan çalışmaları Avrupa Birliği’nin çalışmaları ile birlikte değerlendirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Zira her iki uluslararası kurumun bu kapsamdaki çalışmaları paralellik arz etmektedir. Sınırötesi işbirliği kapsamında yapılan çalışmaları Avrupa Birliğinin çalışmaları ile birlikte bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Avrupa Birliği de Avrupa Konseyi ile paralel olarak “dünyadaki rekabet gücü en yüksek ve en dinamik bilgiye” dayalı ekonomik alt yapısı olan ve dengeli bölgelerarası

(14)

kalkınmanın gerçekleştiği ve devletlerarası yapıların uyumlaştırıldığı sınırları olmayan bir kıta arzulamaktadır. Aynı amaç çerçevesinde sınırlarından arındırılmış şehirler ve merkezi otoriteden mümkün olduğunca bağımsız gelişmişlik seviyesi aynı bölgelerden oluşan bir kıta oluşturmak her iki kurum için temel hedeftir. Avrupa Konseyi’nin anlaşmalar düzeyinde kendi üyelerini getireceği düzlem en küçük birimlerden (köy, kasaba, şehir gibi) Avrupa Birliğini kendi içerisinde uyumlu hale getirecektir. Nitekim Avrupa Birliği’nin de birlik üyesi ülkeler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırma ve ortak gelişim planı sınırötesi işbirliğinde her iki kurumun ortak hareket etmesini zorunlu kılmıştır. Bu zorunluluğun temel hedefi ise sınırlarından arındırılmış şehirler ve bölgeler oluşturmaktır. Dolayısıyla Avrupa Birliği’nin de hedefi sınırları olmayan bir kıta oluşturmak olduğundan aynı ortak paydada (sınırötesi işbirliği) çalışma yapılması sonucunu doğurmaktadır. Ancak tezin genelinde ifade edildiği gibi her iki kurum arasında sınırötesi işbirliğine ilişkin çalışmalarda yeterli koordinasyon bulunmamaktadır. Bu durum sözleşmenin öngördüğü kurumsal sınırötesi işbirliği yapılanmasının oluşturulmasının önündeki en önemli engel olarak durmaktadır.

Avrupa Birliği, 2010 yılına kadar olan hedefini “dünyadaki rekabet gücü en yüksek ve en dinamik bilgiye dayalı ekonomi” olarak Lizbon Stratejisiyle ortaya koymuştur. Bu hedefe ulaşabilmek için bölgeler arası dengeli kalkınmanın sağlanması amaçlanmıştır. Avrupa’daki en önemli ve yaygın uluslararası kuruluşlar olan Avrupa Birliği’nin ve Avrupa Konseyi’nin bölgelerarası dengeli kalkınmayı sağlamaya yönelik stratejileri ise sınırötesi işbirliğidir. Bu nedenle Avrupa Birliği tarafından Bölgesel Kalkınma Programları hazırlanarak uygulamaya konmuştur.

Bölgesel kalkınma politikaları, Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi’nde olduğu

(15)

gibi temelde ekonomik ve sosyal uyumun sağlanması ve bölgeler arasındaki farklılıkların azaltılmasına yöneliktir. Bu nedenle Avrupa Konseyi’nin ve Avrupa Birliği’nin sınırötesi işbirliğine ilişkin çalışmaları iç içe geçmiştir. Birbirlerinden bağımsız değerlendirilmeleri mümkün değildir.

Avrupa Birliği’nin bölgesel politikaları temelde ekonomik ve sosyal uyumun arttırılması ve bölgeler arasındaki farklılıkların azaltılması amaçlarına yöneliktir. Bu nitelikleri ile doğal olarak sınırötesi işbirliği zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

Bölgeler arasındaki farklılıkların ortadan kaldırılması için, Avrupa Birliği “Yapısal Fonlar “ ve “Uyum Fonu “ olarak isimlendirilen mali araçlardan faydalanmaktadır.

Yapısal fonlar; Avrupa Bölgesel Gelişme Fonu, Avrupa Sosyal Fonu, Balıkçılığı Yönlendirme Finansman Aracı ve Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu başlıklarından oluşmaktadır. Avrupa Bölgesel Gelişme Fonu ile altyapı yatırımları, yeni iş imkanları yaratılmasını sağlayan yatırımlar, yerel kalkınmaya ilişkin projeler ile küçük ve orta ölçekli firmaların projeleri desteklenmektedir. Avrupa Sosyal Fonu ile işsizlik ve istihdama yönelik projeler; Balıkçılığı Yönlendirme Finansman Aracı ile balıkçılık endüstrisinin gelişmesine yönelik projeler; Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu ile de tarımda modernizasyon ve yapısal gelişmeye yönelik projeler desteklenmektedir. Bu fonların yanında Topluluk Girişimleri olarak adlandırılan ve “INTERREG III, URBAN II, EQUAL ve LEADER+” başlıkları altında düzenlenen fonlar bulunmaktadır. URBAN II kapsamında krizde bulunan kentsel alanların ıslah edilmesi amacıyla geliştirilen projeler desteklenmektedir.

EQUAL kapsamında işgücü piyasasına ilişkin düzenleyici projeler desteklenmektedir. LEADER+ ise kırsal kalkınma amacına yönelik projeleri destekler.

(16)

INTERREG III kapsamında ise, Avrupa Birliği içindeki ortak sınır bölgelerinde, topluluk üyesi ülkeler ile diğer sınırı bulunan ülkelerin sınır bölgeleri arasında ve topluluğun kendi içindeki bölgeler arasında işbirliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Interreg girişimi sınırötesi, uluslararası ve bölgeler arası işbirliğini sağlayarak Avrupa’nın dengeli kalkınmasını desteklemektedir. INTERREG III’ün genel hedefi ulusal sınırların ve bölgeler arası işbirliğinin geliştirilmesidir. Komşu bölgeler arasında sınırötesi işbirliği, ortak gelişme stratejileri ile sosyal ve ekonomik merkezlerin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. INTERREG kapsamında önerilecek projelerin sınırötesi etkisinin olması önem taşımaktadır. Yani önerilecek projelerin sınır bölgelerinin sorunlarının çözümüne hizmet etmesi, sınırın her iki tarafındaki topluluklara işbirliğinin geliştirilmesi yönünde destek vermesi gerekmektedir. Bu yönüyle INTERREG Programı, Yerel Topluluklar ve Yerel Yönetimler Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesinin çalışma alanı ile paralellik arz etmektedir. Ancak Konsey ve Birliğin sınırötesi işbirliği konusundaki hedef birlikteliği bugüne kadar uygulamada olması gereken seviyeyi yakalayamamıştır.

Sınırötesi işbirliğine ilişkin var olan strateji birlikteliğine rağmen bugüne kadar Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından Birliğin çalışmaları ve programları ile Avrupa Yerel Topluluklar veya Yönetimler Arasında Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi arasında bugüne kadar organik ve kurumsal bir bağ kurulamamıştır. Bu nedenle tezin ileriki bölümlerinde Birliğin Sözleşme kapsamında değerlendirilebilecek olan bir takım çalışmalarına yer verilecek olmakla beraber çalışmanın ana eksenini Avrupa Konseyi ve Sözleşme oluşturacaktır.

(17)

1. AVRUPA KONSEYİ

Avrupa Konseyinin 50. yılına atfen hazırlanan 50. yıl mesajında belirtildiği gibi Konsey, “insanlığın temel değerleri olan demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlı olarak Avrupa uluslarının sahip olduğu değerleri güvence altına alarak büyük bir gayret içinde sosyal bütünlük, yurttaş güvenliği, vatandaşlık hakları ve kültürel farklılıklara saygı duyulmasını sağlayarak amaçlarına ulaşmak”

için çalışmaktadır.1 5 Mayıs 2004 yılında 55. yılını kutlayan Avrupa Konseyinin parolası “sınırları olmayan daha büyük bir Avrupa’yı oluşturmak” olarak tanımlanmaktadır. Bayrağında yer alan 12 yıldız ile “mükemmelliği” temsil eden Konsey günümüzde mekân ölçeğini aşarak oldukça geniş bir alana yayılmıştır.

Avrupa Konseyi Avrupa’nın tek bir çatı altında birleştirilmesi çalışmaları doğrultusunda kurumsallaşmanın ilk örneğidir. Avrupa Konseyinin niteliği ve asli amacı üzerinde yapılacak bir değerlendirmenin temelini, kurulduğu günden bugüne kadar içinde bulunduğu üst ve alt yapı, etkilediği ve etkilendiği faktörler ve kendisinden önceki tarihsel süreç oluşturacaktır. 20. yüzyılın başlarından itibaren Avrupa devletleri arasında bir çok alanda işbirliği yapılmasından ortak bir geçmişe ve kültüre sahip olan bu ülkelerin ve toplulukların birleştirilmesine kadar geniş bir yelpazeye yayılan fikirler özellikle II. Dünya Savaşından sonra siyasi platformlarda çeşitli yansımalarını bulmuşlardır. Nitekim I. Dünya Savaşının yarattığı yıkım ve II.

Dünya Savaşında Avrupa’nın yerle bir olması bu tür düşünceleri güçlendirmiş ve temellenmesini sağlamıştır. Dünya savaşlarından en fazla zarar gören Avrupa yaralarını sarabilmek, yeniden ayağa kalkabilmek için kendi içinde işbirliğine ve buna bağlı olarak yine kendi içinde uluslararası kurumlara yönelmiştir. II. Dünya

1 Council of Europe, 800 Million Europeans, Coe Publishing, Strasbourg, 1998, s.2.

(18)

Savaşının hemen sonrasında Birleşmiş Milletler (United Nations)’ in kurulması da kitlesel bir yıkımın yeniden yaşanmamasını sağlamaya yöneliktir. Bununla birlikte Avrupa’da II. Dünya Savaşından sonra A.B.D.’nin Avrupa’daki etkinliğini yitirmemek ve bu geniş ekonomik pazarı kaybetmemek için uygulamaya koyduğu Truman Doktrini (1947) ve hemen ardından bu doktrini ekonomik açıdan destekleyen Marshall Yardımı (1948), Avrupa çapında yeni bir devletler üstü yapılanmayı zorunlu kılmıştır. 1949 yılında NATO’nun (North Athlantic Treaty Organization- Kuzey Atlantik Paktı) kurulmasıyla birlikte Sovyet tehlikesine karşı önlemler geliştirilmiş, Doğu Avrupa ülkelerinin içinde bulunduğu durum nedeniyle Batı Avrupa ülkeleri gönüllü olarak işbirliği zeminleri oluşturmaya başlamışlardır.

1944 yılında Brettoon Woods Konferansı ile Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu’nun (İ.M.F.) kurulması, 1947 yılında G.A.T.T. ile ilgili görüşmelerin başlaması, Marshall Yardımı programının yürütülebilmesi için gerekli işbirliği nihayetinde 1948’de Avrupa’nın savaş sonrası organizasyonlarından olan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün (O.E.E.C.) kurulmasını sağlamıştır. Güçlü bir Avrupa ekonomisi kurmak ve yeniden yapılanmayı sağlamak, ortak ekonomik politikalarını güçlendirmek ve ulusal ekonomiler arasında farklılıkları azaltmak, işbirliğini güçlendirmek, ortak teknoloji kullanımını yaygınlaştırmak üzere kurulan örgüt, zamanla Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (O.E.C.D.), Avrupa Birliğinin temelini oluşturan Avrupa Kömür ve Çelik Birliği ve Avrupa Ekonomik Topluluğu (A.E.T.) gibi örgütlerin kurulmasına ortam hazırlamıştır.

Savaş sonrası savunma ve güvenlik amaçlı işbirliği ve teknolojik gelişmeler, ülkelerin ekonomik iletişim ve işbirliğini arttırmış ve devletler ile toplumlar arası karşılıklı bağımlılıkları ortaya çıkarmıştır. Dünya ekonomisinin niteliğinde meydana

(19)

gelen değişmeler ve dünya ticaret hacminde meydana gelen artış, ulusal ekonomilerin mali politikaları ve para politikalarının uyum zorunluluğu, kıta ekonomisindeki belirsizlik ve dalgalanmalar, ulusal ve genel anlamda uluslar arası büyümenin sağlanabilmesi gibi sebepler bu örgütlenmelerin asli işlevleri tamamlandıktan sonra da devam etmelerini ve bugünlere kadar güçlenerek gelmelerini sağlamıştır.

Bu dönemlerde temeli atılan ve günümüzde de güçlü bir şekilde varlığını devam ettiren bu tür uluslararası işbirliği organizasyonlarından birisi de Avrupa Konseyidir. 1947 yılında Belçika, Hollanda ve Lüksemburg arasında kurulan BENELUX Gümrük Birliği ve 1948 yılında savunma alanında karşılıklı yardımlaşmayı esas alan İngiltere, Fransa ve Benelüx ülkeleri arasında imzalanan Brüksel Anlaşması ve sonrasında devam eden hükümetler arası müzakereler Avrupa Konseyinin temelinin atılmasını sağlamıştır. Ocak 1949’da toplanan Brüksel Anlaşması Danışma Konseyi “mevcut ulusal kuruluşların üzerinde şekillenen ve kapalı olarak toplanacak, karar gücüne sahip Bakanlar Komitesi ile danışma fonksiyonlarını üstlenecek ve halka açık toplanacak Asamble olmak üzere iki organdan oluşacak Avrupa Konseyi” kurulması kararını onaylamıştır.2

Avrupa Konseyi, 5 Mayıs 1949 tarihinde kurucu anlaşmaya imzalarını atan Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda, Lüksemburg, Norveç, İrlanda, İsveç, İtalya ve İngiltere’nin üyelikleri ile kurulmuştur. Sonraki yıllarda sırasıyla Türkiye, Yunanistan, İzlanda, Federal Almanya, Avusturya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsviçre, Malta, Portekiz, İspanya, Lihtenştayn, San Marino, Finlandiya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Estonya, Litvanya, Slovenya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya,

2 a.k., s.8.

(20)

Romanya, Andora, Letonya, Arnavutluk, Moldovya, Ukrayna, Makedonya, Rusya, Hırvatistan, Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan, Bosna-Hersek, Sırbistan- Karadağ ve Monako’nun katılımıyla kurulmuş, bugünkü 46 üyeli şeklini almıştır.

Tablo 1: Avrupa Konseyinin Üyeleri, Giriş Tarihleri ve Temsilci Sayıları3

Üye Ülkeler

Parlamenterler Asamblesi ve Ybyk’daki Temsilci Sayıları

Konseye Giriş Tarihleri

Üye Ülkeler

Parlamenterler Asamblesi ve Ybyk’daki Temsilci Sayılar

Konseye Giriş Tarihleri

Almanya 18 1950 Kıbrıs(Rum) 3 1961

Andora 2 1994 Letonya 3 1993

Arnavutluk 4 1995 Lihtenştayn 2 1978

Avusturya 6 1956 Litvanya 4 1995

Belçika 7 1949 Lüxsemburg 3 1949

Bulgaristan 6 1992 Malta 3 1965

Çek Cum. 7 1993 Macaristan 7 1990

Danimarka 5 1949 Makedonya 3 1995

Estonya 3 1993 Moldova 5 1995

Finlandiya 5 1989 Norveç 5 1949

Fransa 18 1949 Polonya 12 1991

Gürcistan 5 1999 Portekiz 7 1976

Hırvatistan 5 1996 Rusya 18 1996

Hollanda 7 1949 Romanya 10 1993

İngiltere 18 1949 San Marino 2 1988

İrlanda 4 1949 Slovakya 5 1993

İspanya 12 1977 Slovenya 3 1993

İsveç 6 1949 Türkiye 12 1949

İsviçre 6 1963 Ukrayna 12 1995

İtalya 18 1949 Yunanistan 7 1949

İzlanda 3 1950

Konsey kuruluşundan sonraki yıllarda 1957’de kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğunun olumsuz rekabet etkisi altında kalmış, ancak son dönemlerde S.S.C.B.’nin yıkılmasıyla ortaya çıkan genişleme süreci ile eski etkinliğine yeniden kavuşmuştur.

5 Mayıs 1949 yılında 10 ülkenin dışişleri bakanlarının imzasıyla yürürlüğe giren Avrupa Konseyi Kuruluş Anayasasının 1.maddesine göre Konseyin amacı ekonomik ve sosyal ilerlemelerini kolaylaştırmak ve kendi ortak mirasları olan ülkü

3 Zerrin Yener-Yusuf Erbay, “Yerel Yönetimlerimizin Avrupa Platformu”, Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, WALD Yayını, İstanbul, 1999, s.15.

(21)

ve prensiplerini gerçekleştirmek amacıyla üyeleri arasında daha güçlü bir birliğin sağlanmasıdır. Konseyin bugün itibariyle esas olarak asli amacı insan haklarını ve çoğulcu demokrasiyi korumak; kültür kimliği bilincini geliştirmek; Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu azınlıklar, yabancı düşmanlığı, hoşgörüsüzlük, çevrenin korunması, bioetik, AIDS, uyuşturucu kullanımı gibi sorunlara çözümler aramak;

merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerine siyasal, yasal ve anayasal reformları gerçekleştirebilmeleri için türlü işbirliği izlenceleriyle yardımda bulunmaktır.4

1.1 Avrupa Konseyinin Yapısı

Üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşan Bakanlar Komitesi Konseyin karar ve yürütme organı; ulusal parlamentoların üyelerinden atanan kişilerden oluşan Parlamenterler Meclisi Konseyin yasama organı; Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi Konseyi oluşturan ülkelerin yerel ve bölgesel yönetimlerini temsil eden danışma organıdır;

1.1.1 Bakanlar Komitesi (Committee of Ministers)

Avrupa Konseyinin karar organı olan Bakanlar Komitesi, üye ülkelerin dışişleri bakanlarından veya onların daimi temsilcilerinden oluşur. Genel olarak Komitenin görevleri şunlardır:

• Konseyin ele alacağı konuların tespit edilmesi,

• Savunma dışında uluslar arası ortak sorunların tespiti ve çözümü için yapılabileceklere ilişkin kararlar alınması,

• Avrupa toplumlarının işbirliğini gerektirecek konuların belirlenmesi ve ilgili kurumların oluşturulması,

• İnsan haklarının korunması ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde üye ülkelerin izlenmesi ve ortak yapılanmanın oluşturulması, insan haklarının korunmasına ilişkin tedbirlerin alınması,

• Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri ile işbirliğinin geliştirilmesi,

4 Ruşen Keleş, Avrupa’nın Bütünleşmesi ve Yerel Yönetimler, Ankara, T.B.D. Yayını, 1999, s.11.

(22)

• Savunma dışındaki tüm uluslar arası ortak sorunların belirlenmesi,

• Avrupa’daki ortak sorunlara ilişkin işbirliğini gerektirecek hususların değerlendirilmesi,

• Avrupa Konseyinin program ve bütçesini belirlenmesi,

• Parlamenterler Asamblesi ve Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinden gelen kararlar kapsamında komitelerin kurulması, öneriler doğrultusunda uygulamaların belirlenmesi ve izlenmesi,

• Parlamenterler Asamblesi, Uzman Bakanlar Kongresi ve Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinden gelen önerilerin değerlendirilmesi.

Bizzat bakanların yılda iki defa olağan olarak bir araya geldiği Komite’de başkanlık altı ayda bir değişir. Konsey nezdinde hükümetlerin daimi temsilcileri bakanların temsilcileri olup ayda en az iki, gerektiğinde daha fazla toplanırlar.

Bakanlar Komitesi’nin kararları üye hükümetlere Avrupa Konvansiyonları (Conventions), Deklarasyonlar (Declerations), Anlaşmalar (Agrements), Kararlar (Resolutions) veya Tavsiye Kararları (Recommendations) biçimlerinde aktarılır.

Bunlardan kararlar oybirliğiyle, diğerleri ise genelde 2/3 çoğunluk ile alınır. Kararlar genelde yol gösterici dokümanlardır ve ilgili dokümanların altına imza koyan ülkeler için bağlayıcı nitelik taşır. Bir takım basit prosedüre ilişkin kararlarda ise basit çoğunluk aranır. Ancak hükümetleri ilgilendiren kararlar, Bakanlar Komitesinin Asambleye gönderdiği raporlara ilişkin sorunlar, Bakanlıkların Konsey Anayasasındaki değişiklik teklifleri, Strasbourg dışında yapılacak olağan toplanmaya ilişkin kararlar, Komitenin oybirliğini gerekli gördüğü kararlar oybirliğini gerektirir.

Genel olarak belirtmek gerekir ki, Bakanlar Komitesinin tüm çalışmaları Avrupa’daki işbirliğinin hükümetler arası düzeyde işleyişini düzenlemeye yöneliktir.

1.1.2 Parlamenterler Asamblesi (Parliamentary Assembly)

Asamble üye ülkelerin ulusal parlamentolarının kendi üyelerinden seçtikleri temsilcilerinden oluşur. Her üye ülkenin nüfusuna göre (2-18) arasında değişen üye ile katıldığı Asamble yılda 4 kez ve halka açık olarak toplanır. Parlamenterler

(23)

Asamblesini oluşturan üyeler ülkelerin kendi vatandaşları olmak zorundadırlar.

Toplam 291 asil ve 291 yedek üyeden oluşturur. Parlamenterler Asamblesi başkanını kendi üyeleri arasından birer yıllık üç dönem için seçer. Başkan ve yardımcıları Asamble bürosunu oluşturur.

Asamble Konseyin genel karar ve yasama organıdır. Avrupa toplumlarının sorunlarının çözümü için işbirliğini gerektirecek hususları gündeminde tartışarak Bakanlar Komitesine kararlar sunarak Konseye yön verir. İnsan hakları ve çoğulcu demokrasinin yaygınlaştırılması, Avrupa’nın önünde duran ve aşılması gereken sorunların işbirliği modelleri ile ortadan kaldırılması yönünde alınan kararları Bakanlar Komitesine getirerek; ulusal hükümetler, ulusal parlamentolar yerel yönetimlere yol gösterici bir fonksiyon üstlenir. Avrupa konvansiyonlarının oluşma sürecini başlatır, konferanslar ve seminerler düzenler. Esas olarak, Konseyin Kuruluş Anayasası’nda tanımlanan amaçlara ulaşmak amacıyla belirlenen görev alanları insan hakları, hukuki sorunlar ve politik ilişkiler, ulusal ekonomiler ve Avrupa ekonomilerinin kalkınması, ulusal ekonomilerin mali disiplin ve para politikalarının işbirliği içinde geliştirilmesi ve buna dayalı olarak ekonomilerin büyümeleri, çevre sorunları ve çevre planlaması, bölgesel ve yerel yönetimler, bilim-teknoloji, sosyal problemler, aile, sağlık sorunları, tarım, eğitim, kültür, göçmen ve mülteciler, bölgesel planlama, yerel ve bölgesel eşitsizlikler, Avrupa Konseyinde üye ülkeler dışındaki ülkeler ve uluslar arası örgütlenmelerle ilişkiler olarak sıralanabilir.

Asamblenin başında Başkanlık Divanı ve Daimi Komisyon bulunur.

Parlamenterler Asamblesinin bünyesinde belirlenen görevlere ilişkin çalışmalar yapmak üzere komisyonlar oluşturulmuştur. Bu komisyonlar görevleriyle ilgili konularda çalışmalar yaparak Asamble tarafından alınacak kararların esasını

(24)

oluşturan altyapıyı hazırlarlar. Bunların önemlileri; Ekonomik ve İşler ve Kalkınma Komisyonu, Siyasi Komisyon, Sosyal Sorunlar ve Aile Komisyonu, Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Kültür Bilim ve Eğitim Komisyonu, Çevre ve Toplum Komisyonu, Göçler Komisyonu, Mülteciler ve Nüfus Komisyonu, Tüzük ve Ayrıcalıklar Komisyonu, Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu Denetim Komisyonu ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Siyasi Birlikleridir.

1.1.3 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (European Court of Human Rights )

4 Kasım 1950’de imzaya açılan ve 3 Eylül 1953’de yürürlüğe giren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile birlikte kurumsallaşan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Konseyin bünyesinde bulunmaktadır. Mahkeme sözleşmeye imza koyan üye devletlerin insan hakları ihlallerine ilişkin üye ülkelerin vatandaşlarının ve diğer devletlerin başvurularını kabul ederek karar verir. Üye ülkeler açısından mahkeme kararları bağlayıcıdır.

1.1.4 Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi (The Congress of Local and Regional Authorities of Europe)

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Konseye üye ülkelerin yerel ve bölgesel yönetimlerini temsil eden danışma organıdır. Kongrenin ana amacı yerel ve bölgesel idareleri Avrupa Konseyi çalışmalarına katmak, yerel ve bölgesel demokrasiyi güçlendirmek, esas olarak bölgeler arası eşitsizliği ortadan kaldırarak tek Avrupa idealine ulaşmayı sağlayacak altyapıyı oluşturmaktır.

Avrupa Konseyi bünyesinde kurulmuş bulunan Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Konsey’in yerel ve bölgesel yönetimler ile ilgili genel

(25)

politikalarını belirlemektedir. Avrupa Konseyi bilindiği gibi Avrupa’da sürekli ve kurumsallaşmış bir barışı sağlamak ve Avrupa topluluklarının refahını yükseltmek amacıyla kurulmuş uluslararası bir örgüttür. Bu niteliğiyle Konsey, yerel toplulukların oynayabileceği rolün bilincinde olarak Avrupa’nın bütünleşmesi hedefine varmada yerel ve bölgesel yönetimlerden yararlanmayı sürekli olarak gündeminde bulundurmuş ve bu amaçla çeşitli kurumları bünyesinde oluşturmuştur.

Avrupa Konseyi Anayasasının 1. maddesinde ifadesini bulan “Avrupa Bütünlüğü”

ilkesinin sağlanmasında yerel ve bölgesel yönetimlerin ve yerel toplulukların işbirliğinin en önemli unsur olduğunu sürekli gündeminde tutmuştur.5 Konsey çalışmalarına kurulduğu günden bu yana yurttaşlar arasında farklılıkların ortadan kaldırılması ve yurttaşların yakınlaşmasıyla gerçek Avrupa birliğine ulaşılabileceği düsturuyla yön vermiştir. Bu anlamda yerel yönetimlerin özerkliği temel prensiplerinden biri olmuş ve çalışmaların temel eksenini oluşturmuştur.6 Demokrasiye ve yerinden yönetime dayalı bir Avrupa’nın kurulup geliştirilmesi, özerk yerel yönetimlerin varlığına bağlanmıştır. Bu nedenle başlangıcından bu yana Konsey belgelerinde beldeden bölgeye kadar her topluluğun kendisi ile ilgili kendi başına karar alabilme ve uygulayabilme özgürlüğüne sahip olabilmesi önemle vurgulanmıştır. Bu kapsamda yerel yönetimler Avrupa Konseyinin en önemli çalışma alanı olarak bugüne kadar güncelliğini korumuştur.7 Avrupa Konseyi yerel ve bölgesel seviyede demokrasinin sürekliliği zorunluluğunu devamlı vurgulayarak Avrupa kıtasında bir anlamda demokrasi okulu olmaya çalışmıştır. Demokrasinin

5 Council of Europe, Managing Old and New Frontiers of Europe, Transfrontier Co-operation in Europe, n. 7, Coe, Starbourg, 1998, s.9.

6 Linkage Asistance and Cooperation for European Border Regions, European Charter of Border and Cross-Border Regions, Lace, Gronau, 1995, s. 32.

7 Gabbe J., “European Models of Inter-Regional and Cross-Border Cooperation”, Speech on The Occasion of The Warsaw Conference, Lace, Gronau, 1998, s.3.

(26)

sadece kişiye ait bireysel bir kullanım değil aynı zamanda ülkenin bütününde varlığının hissedilmesi gereken bir unsur olduğu savunulmuştur. Buna göre demokrasinin çalıştırıldığı ilk basamak olarak yerel yönetimler Avrupa’nın bütününde, her yerel topluluğun yaşadığı yerde, kasabalarında ve köylerinde özerkliği ile var olmalıdır. Aynı zamanda yerel yönetimlerin Konsey’in asli amacına ulaşabilmesi için en uygun zemin olduğu inancından hareketle Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi (Congress of Local and Regional Authorities of Europe)- AYBYK- oluşturulmuştur. Kongre yerel ve bölgesel yönetimleri Konsey düzeyinde temsil etmektedir.

İlk kez Ocak 1957’de Yerel Yönetimler Konferansı olarak bir araya gelen AYBYK Ocak 1960’da kuruluş esaslarını belirlemiş, Bakanlar Komitesinin onayıyla 1961’den bu yana daimi statü kazanmıştır. 1974’e kadar iki yılda bir, 1975’den sonra her yıl toplanmaya başlamıştır.1994’e kadar daimi statüde olan AYBYK 1994’de yine Bakanlar Komitesi kararıyla Kongreye dönüşmüştür. Kongre olmasının akabinde Bakanlar Komitesinden gelen karaları görüşüp kabul etmeye başlamış, yerel topluluklar ve yönetimler arasında işbirliğini sağlamaya yönelik çalışmalar yapmıştır. Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Avrupa Konseyi için bir danışma organı niteliğindedir. Kongreye Avrupa’da yaklaşık 200.000 yerel ve bölgesel yönetimi temsilen üyeler katılmaktadır. Avrupa Konseyinin yerel yönetimlere ilişkin ve yerel yönetimler arasındaki işbirliğine ilişkin çalışmalarına önemli katkılar sunmuştur. Kongrenin amacı yerel demokrasiyi, Avrupa’daki yerel ve bölgesel yönetimlerin siyasal, yönetsel ve akçal özerkliklerini korumak ve geliştirmek; yerel ve bölgesel idareleri Avrupa Birliği sürecine ve Avrupa Konseyi çalışmalarına katmak, yerel ve bölgesel demokrasiyi tesis edip işlerliğini arttırmak ve

(27)

özellikle bölgeler arası ve sınır bölgeleri arasındaki işbirliğini güçlendirmektir.8 Kongrenin çalışmaları ülkelerin yerel ve bölgesel yönetimleri ile birlikte sınırları hiçe sayan bir Avrupa bütünlüğüne ulaşılması doğrultusundadır. Bu çerçevede Kongrenin çalışmalarını yönlendiren hedefler şöyle özetlenebilir;9

• Avrupa bütünlüğü ilkesinin uygulanabilmesine yerel ve bölgesel yönetimlerin katkısının sağlanması,

• Yerel ve bölgesel özerkliğin sağlanabilmesi için Bakanlar Komitesine öneriler sunulması,

• Yerel ve bölgesel yönetimler arasında işbirliğinin sağlanması,

• Konseyin dış ilişkiler politikası kapsamında ve kendi sorumlulukları çerçevesinde yerel ve bölgesel yönetimlerin uluslararası kurumlarla ilişkilerinin sağlanması,

• Yerel ve bölgesel yönetimlerin bir yandan kendi ulusal kurumlarıyla diğer yandan öteki üye ülkelerin yerel ve bölgesel yönetimleriyle ve onların kurduğu kurumları ile yakın işbirliğinin sağlanması.10

Kongre, Konsey içinde yerel ve bölgesel nitelikteki sorunların çözülebilmesi için danışılan bir kuruluştur. Kendi içerisinde yerel ve bölgesel olmak üzere iki odadan oluşmaktadır: Yerel Yönetimler Odası ve Bölgesel Yönetimler Odası. Her oda kedi başkan ve 6’şar başkan yardımcısını kendisi seçer. Her üye ülke için eşit sayıda yerel ve bölgesel temsilci bulunmaktadır. Üyeler her yıl Strasbourg’ta yapılan Kongreye katılıp kendi ülkelerini temsil ederler. (Türkiye Kongreye 6 yerel ve 6 bölgesel temsilci ile katılır). Kongrenin çalışmaları sonucunda almış olduğu kararlar üye ülkeler açısından herhangi bir yaptırım ifade etmez. Ancak Konsey içinde hazırlanan dokümanlara imza atan üyeler kararlara uyacaklarını taahhüt etmiş olurlar.

8 Zerrin Yener-Yusuf Erbay, “Yerel Yönetimlerimizin Avrupa Platformu”,..., s.15.

9 Congress of Local and Regional Authorities of Europe, Recommandation 85. on Democratic Stability thourgh Transfrontier Cooperation in Europe, Coe, Strasbourg, 2000, s. 18.

10Congress of Local and Regional Authorities of Europe, Democratic Stability Thourgh Transfrontier Cooperation in Europe, Coe, Strasbourg, 2000, s. 24.

(28)

Tablo 2: Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi11

Kongrenin çalışmaları üye ülkelerin belirlenen alanlarda içişlerinde tavsiyelerde bulunmaya; sosyal hakların korunması, ülke içi refahın sağlanması, yapılandırmalar için fon bulunması, ülkeler arasında ekonomik ve sosyal yapılarda benzeşme veya standardizasyon sağlanması alanlarına yönelmektedir. Bu yönde yapılan çalışmalar ve imzalanan anlaşmalar ile her ülke için farklı ideallerin buluşturulması, aynı hedefler doğrultusunda ülke sınırlarından öteye geçilmesi ve

11 http://www.yerelnet.org.tr

(29)

ütopik bütünlüğe kavuşulması hedeflenmiştir. Çalışmalar tarım, ormancılık, endüstri, madencilik, bölge planlaması, kent planlaması, ulaşım, altyapı, turizm, rekreasyon gibi çok geniş bir yelpaze üzerinde şekillenir.

Avrupa Yerel Bölgesel Yönetimler Kongresi, Yerel Yapılanmalar ve Finansmanlar, Kültürel ve Sosyal İşler, Bölgesel Sorunlar ve Bölge Planlaması ve Çevre ve Kent Planlaması konularında çalışan 4 komite çerçevesinde çalışmalarını sürdürür.

Yine Kongre kurulduğu günden bu yana Konsey’in çalışmalarını düzenleyecek ve üye ülkelerin yönetimlerine ve hükümetlerine ışık tutacak çok önemli sözleşme ve anlaşmaların çıkarılmasına öncülük etmiştir:

1. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı (European Charter of Local Self- Government-01.09.1988),

2. Avrupa Yerel Topluluklar veya Yönetimler Arasında Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi (The European Outline Convention on Transfrontier Co-operation between Territorial Communities or Authorities-

21.05.1980),

3. Avrupa Ulusal Azınlıkların Korunması İçin Çerçeve Sözleşmesi (Framework Convention for the Protection of National Minorities- 01.02.1988),

4. Avrupa Peyzaj Sözleşmesi (European Convention for Landscape Protection-20.10.2000),

5. Avrupa Bölgesel ve Azınlık Diller Şartı (European Charter for Regional or Minority Languages-01.03.1998),

6. Avrupa Kentsel Şartı (European Urban Charter-19.03.1992), 7. Gençlerin Yerel ve Bölgesel Yaşama Katılımlarına İlişkin Avrupa

Antlaşması (European Charter on the Participation of Young People in Municipal and Regional Life-19.03.1992),

8. Avrupa Dağlık Bölgeler Şartı (European Charter of Mountain Regions), 9. Yabancıların Yerel Düzeyde Kamusal Hayata Katılımlarına İlişkin

Antlaşma (Convention on the Participation of Foreigners in Public Life at Local Level-01.05.1997),

10. Avrupa Bölgesel Yönetimler Şartı (European Charter of Regional Self- Government).

(30)

Tüm bu sözleşme ve anlaşmalar içerisine tezimizin konusunu oluşturan Yerel Topluluklar veya Yönetimler Arasında Sınırötesi İşbirliği Avrupa Çerçeve Sözleşmesi dışında konumuz açısında en önemlisi Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’dır. Şart, Konseye üye tüm ülkelerde yerel ve bölgesel yönetimlerin güçlerinin korunabilmesi, yönetimin temel unsuru olabilmeleri, bu yönleri ile Konseyin amaçlarına hizmet edebilmeleri açısından bir güvence olarak görülmektedir. Bu niteliğiyle Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, tüm yerel ve bölgesel yönetimlere yönetsel, siyasal ve mali yönlerden özerkliklerini teminat altına alabilecek hükümler içermektedir. Devletlerin, ulusal hükümetlerin ve merkezi otoritelerin bu yönetimler üzerindeki yetkilerinin sınırlandırılmasından, kendilerine ait akçal kaynakların tahsisine ve kendileri ve bölgelerindeki yaşayan insanlar ile ilgili özgür karar alabilme yetkilerine kadar bir yığın prensibi imza altına alarak teminata bağlamıştır.

Sözleşmenin altına imza koyan devletler, yerel ve bölgesel yönetimlere güçlerinin bir kısmını devretmeyi, yerel ve bölgesel yönetimlerin statülerini anayasal veya yasal güvenceye kavuşturmayı ve onlara özgü ayrık ve bağımsız bir faaliyet alanı oluşturmayı taahhüt etmişlerdir. Yerel yönetim kavramının ve yerel yönetim kurumlarının tanımlandığı Şart, yerel ve bölgesel yönetimlerin yetki alanlarının belirlenmesinde benimsenecek ölçütler belirlenerek tüm üye devletlere yol gösterici bir dokümandır. Her ne kadar Türkiye dâhil birçok ülke (Fransa, Belçika gibi) Şarta çekince koymuş ise de esasta hemen hemen tüm Avrupa Konseyi üyelerince kabul edilmiştir. Türkiye 21.11.1988’de imzalamış, 09.12.1992’de onaylamış, 01.04.1993’de de yürürlüğe koymuştur. İsviçre hala imzalamamıştır. Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın imzalanması ve yürürlüğe girmesiyle birlikte Konsey, üye ülkelerin ne ölçüde şartın ilkelerini uyguladığını, anayasal ve yasal

(31)

değişikliklerde ne gibi değişiklikler yaptığını, mali özerklikleri ne ölçüde sağladığını Bakanlar Komitesi ve kurmuş olduğu Çalışma Grupları (Working Groups) ile yakından izlemektedir.

1.2-Avrupa Konseyinin Amaçları

Avrupa Konseyinin en temel amacı üye ülkelerin vatandaşlarının Avrupa sınırları içerisinde daha iyi yaşam koşullarına kavuşmalarını sağlamaktır. Avrupa’nın önünde aşılması gereken sorunlar olarak bulunan ırkçılık, yabancı düşmanlığı, uyuşturucu madde kullanımı, çevre sorunları, A.İ.D.S. gibi temel problemleri ortadan kaldırmak; bunun yanında Avrupa içinde ortak bir kültür benliğinin oluşmasına ve gelişmesine katkıda bulunmak temel ilkesidir Konseyin. Esas olarak çoğulcu demokrasi ve hukukun üstünlüğünü yaygınlaştırmak amacıyla faaliyetlerine yön verir. Bu çerçevede genel ve geleceğe dönük vizyonu ile Avrupa Konseyi, hukuk kurallarının üstünlülüğü ilkesini kabul eden, insan temel hak ve özgürlüklerini yargı çerçevesinde garanti edebilen, ekonomik ve sosyal problemlerini çözebilmiş bir Avrupa uluslar topluluğu oluşturma amacı ile kurumsallaşmış bir yapıdır. Bu nitelikleriyle Avrupa Konseyi, Avrupa toplumlarının savunma dışında tüm büyük sorunlarıyla ilgilidir. Bu tanımlama ışığında Avrupa Konseyinin başlıca amaçları;

• Hukukun üstünlüğü, anayasal demokrasi, insan hakları ve çoğulcu demokrasiyi kurumsallaştırmak, korumak ve geliştirmek,

• Avrupa kültürel benlik kimliğini oluşturmak ve geliştirmek,

• Irkçılık, azınlıklar, yabancı düşmanlığı, çevrenin korunması, uyuşturucu kullanımı, sağlık, bioetik değerler, AİDS gibi büyük sorunlara makro yaklaşımlar geliştirmek ve çözüme kavuşturmak,

• Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine politik, hukuki ve anayasal reformlarda yardımcı olmak,

• Tüm üye ülkeler arasında politik işbirliğini sağlamak ve geliştirmek ve ortak bir yapılanma ortaya çıkarmak olarak tanımlanabilir.

(32)

Ayrıca Konseyin Kuruluş Anayasasında tanımlanan amaçlara ulaşmak amacıyla belirlenen görev alanları oldukça geniştir. Görev alanı insan hakları, hukuki sorunlar ve politik ilişkiler, ulusal ekonomiler ve Avrupa ekonomilerinin kalkınması, ulusal ekonomilerin mali disiplin ve para politikalarının işbirliği içinde geliştirilmesi ve buna dayalı olarak ekonomilerin büyümeleri, çevre sorunları ve çevre planlaması, bölgesel ve yerel yönetimler, bilim-teknoloji, sosyal problemler, aile, sağlık sorunları, tarım, eğitim, kültür, göçmen ve mülteciler, bölgesel planlama, yerel ve bölgesel eşitsizlikler, Avrupa Konseyinde üye ülkeler dışındaki ülkeler ve uluslar arası örgütlenmelerle ilişkiler başlıklarından oluşur.

Bu amaçlar ışığında Avrupa Konseyinin çalışma programı insan hakları, hukuki işbirliği, sosyal ve ekonomik programlar, sağlık, eğitim, kültür, tarihi ve kültürel miras, spor, gençlik, medya, yerel ve bölgesel idareler ve çevre gibi alanları kapsar. Tüm bu alanlarda üye ülkelerle ortak bir zemin oluşturmaya dayalı anlaşmalar ve protokoller imzalanarak amaçlara ulaşmaya çalışılır. Amaçlarına ulaşmak için Konsey bugüne değin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı, doğal ve yaban yaşam ortamları, işkencenin önlenmesi, şiddetin kaldırılması, bölge ve azınlık dilleri, sınırötesi işbirliği konularında birçok uluslar arası sözleşmenin kabul edilmesini sağlamıştır.

Ayrıca ülkelerin kendi kültürlerini yozlaştırmadan ve değerlerini kaybetmeden sağlıklı ve rahat bir çevreye kavuşmaları Konsey açısından temel amaçtır. Bu doğrultuda yerel ve bölgesel çevrenin korunması, yönetilmesi ve planlanması için gerekli kararların alınması ve anlaşmaların imzalanması gerekmektedir. Bu antlaşmalar değişen dünyanın ihtiyaçlarına cevap vereceği gibi, en küçük yapı birimlerinden başlayarak (köy, kasaba, şehir gibi) Avrupa Birliğini

(33)

kendi içinde uyumlu bir yapı haline getirecektir. İlerleyen süreçlerde sınırların her iki tarafında bulunan köy, şehir, kasaba gibi birimlerin gelişmişlik seviyeleri uyumlaştırılacaktır. Bunu sağlayacak olan ise tezimizin konusunu oluşturan “Avrupa Yerel Topluluklar veya Yönetimler Arasında Sınırötesi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi”dir. Bu sözleşme 1980 yılında Avrupa Konseyi tarafından imzaya açılmış, Türkiye tarafından 2000 yılında onaylanmıştır. İkinci bölümde sınırötesi işbirliği kavramı sözleşmenin esası ele alınacaktır.

2. SINIRÖTESİ İŞBİRLİĞİ KAVRAMI ve SINIRÖTESİ İŞBİRLİĞİ ÇERÇEVE SÖZLEŞMESİ

Sınırötesi işbirliği kavramının esasını sınırötesi bölgeler oluşturur. Bir sınırötesi bölge; coğrafi, tarihi, çevresel, etnik gruplar, ekonomik imkanlar açısından potansiyel ortak yönleri olan, belli konularda bütünlük arz eden, fakat sınırın iki tarafındaki devletlerin egemenliği altındaki bölgedir. Sınırötesi işbirliği sınırlarda yer alan bu bölgelerde anlaşmaya dayalı ilişkiler oluşturmak suretiyle sahip oldukları ortak kaynakları ve dinamizmi yönlendirmeyi ve yine sahip oldukları benzer sorunlara ortak çözümler bulmayı amaçlar. Bu nedenle sınırötesi işbirliği iki veya daha fazla tarafın yetki alanının içindeki yerel topluluk veya yönetimler arasındaki komşuluk ilişkilerini güçlendirmeye ve teşvik etmeye yönelik her türlü uyumlu eylem ve bu amaç için gerekli her türlü anlaşma ve düzenlemenin akdedilmesini ifade etmektedir.12 Bu yönüyle sınırötesi işbirliği uzun vadeli bir süreçtir ve yönetim bilimi açısından oldukça yeni bir kavramdır. Başlangıçta yerel yönetimler arasında gelişen bir model olmakla beraber süreç ilerledikçe ve geliştikçe hükümetler arası,

12 Ratti R.-Reichman S., Theory and Practice of Transborder Cooperation, Verlag Helbing

& Lichtenhahn, Basel und Frankfurt am Main, 1993, s. 12.

(34)

devletlerarası ve kıtalararası bir model olarak karşımıza çıkmaktadır.13 Avrupa kıtasında 20. yüzyılda başlayan bütünleşme çabaları ile ortaya çıkan kurumsal yapılanmaların geliştirdiği bir kavram olan sınırötesi işbirliği, bugün itibari ile tersine çevrilmesi mümkün olmayan ve Avrupa’nın yeniden yapılanmasında sınırlar ötesi, uluslar ötesi, bölgeler ötesi yeni bir kavram olarak değerlendirilmektedir.14

Sınırötesi işbirliğini yerel yönetimler arasındaki ilişkiden başlamak üzere oluşturmanın bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Nitekim bu süreç çeşitli aşamalardan oluşmaktadır; birinci aşama yönetim birimleri ve halkların birbirlerini tanımaksızın yaşamalarıdır. Bu aşamada yönetim birimleri ve halklar arasında herhangi bir ilişki yoktur. Bu aşamada sınırötesi işbirliğinden söz edilemez. İkinci aşamada ise ilişki kurulur ve yönetim birimleri arasında gayri resmi bilgi alışverişi ve ilişkiler başlar.

Resmi olmayan toplantılar ve karşı tarafı yazılı olarak bilgilendirmek yoluyla taraflar siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel yapıları hakkında bilgi sahibi olmaya başlarlar.

Kamu birimlerinin işbirliği yapmayı düşündükleri alanlarla ilgili karşılıklı danıştıkları aşama üçüncü aşamadır. Buradaki danışma süreci gayri resmi ve bağlayıcı olmama özelliği taşır. İşbirliği yapılması dördüncü aşamadır. Bu aşamada taraflar işbirliği yapmadan bazı yerel ve bölgesel sorunların çözülemeyeceğini anlayarak çeşitli şekillerde bir araya gelmeye başlarlar. Son aşamada uyumlaşma ve hatta bütünleşme söz konusudur. Bu aşamada yerel yönetimler arası karşılıklı işbirliğinden doğan kurumsallaşmalar ile başlayan süreç hükümetlerarası ve devletlerarası işbirliği ile gelişir. Nihai aşamada sınırlardan arındırılmış şehirlerin kurulduğu, sınırlar arası bölgelerin yapılandığı (euroregions), işbirliği modelinin geliştirildiği şehirlerarası yeni işbirliği modellerinin (eurodistricts, europeandistricts,

13 Charles Ricq, Handbook of Transfrontier Co-operation, Coe, Strasbourg, 2006,s. 6.

14 a.k., s.11.

(35)

euro-cities) ortaya çıktığı süreç ile tamamlanır.15

Sınırötesi işbirliğinin geliştirilmesine yönelik tüm çabalar nihai olarak dördüncü aşamaya dayalı süreci başlatma ve kurumsallaştırmayı sağlamaya yönelik bir sistem öngörmektedir. Belirtilen bu hedefe ulaşmak elbette öncelikle yerel topluluklar ve yönetimler arası işbirliği ve ardından karşılıklı hükümetler veya yönetimler arası idari anlaşmalar ile sağlanabilecektir. Ancak sınırötesi işbirliğini geliştirilebilmenin önünde var olan sınırötesi komşuluk bağı bulunan yerel ve bölgesel topluluklar ve yönetimler arasındaki kırılgan ve değişebilir politik ve ekonomik yapılanmalar, farklı siyasi kültürler, tarihi ve kültürel geçmiş, ekonomik kalkınmışlık farkları, demokratik gelişmişlik farkları gibi engeller önemli sorun olarak uygulayıcıların önüne çıkmaktadır.16

Bugüne kadar dünyanın birçok bölgesinde sınırötesi işbirliği modelleri uygulanmış, amacına göre bir takım başarılı veya başarısız sonuçlar elde edilmiştir.

Özellikle Avrupa kıtası işbirliği modellerinin oluşturulmasında ve sözleşmenin amacına uygun sonuçlar elde edilmesinde oldukça önemli aşamalar kaydetmiştir.

Bu noktada sınırötesi işbirliğinin kapsamlı olarak değerlendirildiği ve uygulandığı en önemli platform ise Avrupa Konseyi olmuştur. Avrupa Konseyi bugüne kadarki çalışmalarında sınırötesi işbirliğini bu tanımlamalar ışığında değerlendirmiş, çalışmalarını bu doğrultuda yönlendirmeye çalışmıştır. Bugüne kadar Avrupa Konseyinin geliştirdiği model çevre, tarım ve mekânsal planlama, turizm, kültür, eğitim ve araştırma, taşımacılık, ulaştırma, haberleşme, ekonomi ve istihdam, sınır nüfusu, sağlık ve sosyal hizmetler gibi alanlara yönlendirilmiştir.

Avrupa Konseyinin sınırötesi işbirliğine yönelmesinin temelinde idealine

15 Ratti R.-Reichman S., Theory and Practice of Transborder Cooperation…, s. 18.

16 Council of Europe, The Cross-Border Co-operation in/for The Balkan-Danube Area-on analysis of strengths, weaknesses, oppurtinities and threats, I.S.I.G., Gorizia, 2002, s. 15.

(36)

uygun olarak bütünleşmiş bir Avrupa ülküsü yatmaktadır.17 Nitekim farklılıkları ortadan kaldırılmış bütün bir Avrupa’nın önündeki en önemli engel üniter devlet yapısı ve ulusal egemenlik kavramlarıdır.18 1960’lı yıllardan itibaren Avrupa’nın ulusal egemenlik ve ulusal ilgilere rağmen yerel yönetimler ve yerel topluluklar arasında sınırötesi işbirliği tercihi ile karşı karşıya kaldığı değerlendirilmiş, tercihin sınırötesi işbirliğinden dolayısıyla bütünleşmeden yana kullanıldığı belirtilmiştir.19 İdeal Avrupa amacına ulaşabilmenin amaçları Avrupa Konseyi’nin 1987 yılında İspanya’da düzenlenen sempozyumda da bu şekilde ifade edilmiştir.20 Ulusal egemenliğe dayanan yapılanmalarda değişikliklerin ve devletlerin kendi iç hukuklarında oluşturulacak sınırötesi işbirliğinin oluşturulmasına yönelik değişikliklerin büyük Avrupa idealini gerçekleştirmek için gerekli çaba olacağı ifade edilmiştir. Aynı zamanda 1979 yılında Parlamenterler Asamblesinde sınırötesi işbirliğinin temel prensiplerinin dayanması gerektiği temeller bu şekilde ifade edilmiştir.21 Bu prensipler karşılıklı sınırötesi yerel toplulukları bulunan uluslar arasında ve komşuluk ilişkileri bulunan devletler arasında komşuluk ilişkilerini düzenleyen uluslararası hukukun yeni bir doktrini olarak tanımlanmıştır.22

Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresinin, Konseyin yerel yönetimlere ilişkin çalışmalarının temelini oluşturduğunu belirtmek gerekir.

Kongrenin önemli çalışma alanlarından bir tanesi, aynı sınırı paylaşan yerel

17Council of Europe, Managing old and new frontiers of Europe, Transfrontier co-operation in Europe, n.7, Coe, Strasbourg, 1998, s. 10.

18 Council of Europe, Report on The Current State of The Administrative and Legal Framework of Transfrontier Co-operation in Europe, Committee of Experts on Transfrontier Co-operation Publishing, Strasbourg, 2006, s.7.

19 Picco G.-Pelli Zotti G., International Solidarity and National Sovereignty, I.S.I.G., Gorizia, 1995, s.23.

20 Council of Europe, Report on The Current State of The Administrative…, s.7.

21 Opinion N. 96.

22 Ratti R.-Rechman S., Theory and Practice of Transborder Co-operation…, s.12.

(37)

yönetimler arasında işbirlikleri oluşturulmasını hedefleyen sınırötesi işbirliği alanıdır. S.S.C.B.’nin dağılmasının ardından bağımsızlığına kavuşan pek çok devlet Avrupa Konseyine üye olunca, sınırötesi anlaşmaların ve işbirliğinin önemi daha da artmıştır. Konseyin temel amacı Avrupa topluluklarının refahını arttırmak; siyasal, idari ve mali yapılanmalarını birbirlerine yaklaştırmak; ekonomik ve sosyal sorunları ortadan kaldırmak ve refah seviyesini eşitlemek olduğundan sınırötesi işbirliğinin öneminin ne kadar fazla olduğu kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Avrupa Konseyi sınırötesi işbirliği ile özerk yönetimleri karar alma sisteminde güçlendirmeyi, yerel ve bölgesel yönetimlerin yönetsel ve siyasal yapılarının çözümlenmesini, ulusal otoritelerden ayrışarak Konsey ile doğrudan muhatap olabilmelerini, belediyeler ve bölge yönetimleri arasında sınırötesi işbirliği temaslarının arttırılarak yerel ve bölgesel kültürel kimliklerin korunmasını ve geliştirilmesini amaçlamaktadır. 23

Aynı doğrultuda kimi görüşler sınırötesi işbirliğinin istikrarlı bir Avrupa için hayati önemde olduğunu belirtmektedirler. Bu görüşlere göre özellikle Güney Doğu Avrupa’da tarihte yaşanan çatışmaların yeni bir yüzyılda tekrar yaşanmaması sınırötesi işbirliği kanallarının işletilmeye başlamasıyla mümkün olacaktır.

Nihayetinde ortak bir geçmiş, benzer ekonomik ve siyasal yapılanmalar, kültürel bağlar, aynı ortak sınırın paylaşılması ve ekonomik zorlamalar gibi birçok sebep sınırötesi işbirliğini zorunlu kılmaktadır. Nitekim Güney Doğu Avrupa’da bütünleşme sürecinin önündeki engellerin farkında olan Avrupa Konseyi bu bölgede sınırötesi işbirliğine oldukça fazla önem vermektedir.24 Nihayetinde bu bölgede var olan kırılgan ve hareketli politik yapı, zayıf ve dünya ekonomisinin ilgisinden uzak

23 Congress of Local and Regional Authorities of Europe, Recommandation 85. on Democratic Stability thourgh Transfrontier Cooperation in Europe… s. 32.

24 Council of Europe, The Cross-Border Co-operation in/for The Balkan-Danube Area-on analysis of strengths, weaknesses, oppurtinities and threats… s. 15.

Referanslar

Benzer Belgeler

Ne kadar do¤rudur bilinmez, bunun en tipik örneklerinden birinin Hamdi fiensoy Hoca’n›n bafl›na geldi¤i anlat›l›r… Hoca ile birlikte yürüttükleri büyük bir projenin

“Ülkemizde 2014 yılında yapılan Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması raporuna göre; ülke genelinde yaşamının herhangi bir döneminde

Petit Palais des Champs-Elysées, vient de s’ enrichir d’une importante collection d’ œuvres de Ziem; il convient d’ajouter que, cette bonne fortune, il la

Aziz naaşı 20 Kasım Pazartesi i bugün) saat 12.30’da TRT İstanbul Radyosu nda yapılacak törenden sonra, ikindi namazını müteakip Levent Camii’nden alınarak,

Şekil 13: Üsküdar Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü Arşivinden Yukarıdaki şekilde; Yavuztürk mahallesinde bulunan 1027 ada 2 parsel üzerinde hali hazırda

5393 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 18’inci maddesinin (c) bendinde ise; belediyenin imar planlarını görüşmek ve onayla- mak, Büyükşehir ve il belediyelerinde

Bu fıkraya göre: “Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde

mahalle vatandaş meclisleri doğrudan bölge veya kent konseylerine ve dolaylı olarak bölgesel konsey ve parlamento seçimlerine aday gösterebilirler; mahalle, mahallenin daha