• Sonuç bulunamadı

EMPATİ, ÖZEL EKİN KOLEJİ P.D.R.H. SERVİSİNİN AYDA BİR YAYIMLANAN SÜRELİ YAYINIDIR. YIL: 3 SAYI: 18 ARALIK AYIN KONUSU

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "EMPATİ, ÖZEL EKİN KOLEJİ P.D.R.H. SERVİSİNİN AYDA BİR YAYIMLANAN SÜRELİ YAYINIDIR. YIL: 3 SAYI: 18 ARALIK AYIN KONUSU"

Copied!
9
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

AYIN KONUSU

TEMEL EĞİTİMDE SOSYAL GELİŞİM (SOSYAL DOĞUM)

Çocukların gelişim süreçlerinde, bazı gelişim boyutları daha hızlı gelişerek ön plana çıkabilir. İlköğretim döneminde; bilişsel ve sosyal gelişim de birbirini etkileyerek, hızlı gelişim gösterir. Eğitim-öğretim, çocukların gelişim görevlerini dikkate alarak programlandığında ve aile bu programı uygulamalarıyla desteklediğinde; bağımsız, özgüvenli, girişken bireyler yetiştirme yolculuğumuzun daha kolay gerçekleşeceğine inanıyoruz.

Yarınları bugünden kurmalı,

Başarılı bir yarın için bugün EKİN

(2)

İYİ NİYETLE...

“ İyi niyetli ve yardımsever bir arkadaşımla bir gün doğada gezinirken, kozasından çıkmaya çabalayan bir kelebek gördük. Kelebek, kozasının lifleri arasından çıkmaya çalışmaktaydı. Yardımsever arkadaşım hemen

kelebeğin imdadına koştu. Dikkatlice kozanın liflerini sıyırdı, kozayı araladı ve kelebeğin fazla çabalamadan kozadan çıkmasını sağladı. Ancak

kelebek kozadan kolaylıkla çıktıysa da, biraz çırpındı ve uçamadı.

Yardımsever arkadaşımın göz ardı ettiği gerçek şuydu: Kanatlar ancak kozadan çıkma çabaları ile güçlenir ve uçuşa hazırlanır. Kelebek kendini

kurtarma çabaları ile aslında kaslarını geliştirmekte, kendini ayakta tutacak, güçlü kılacak, uçmaya hazırlayacak hareketleri çabaları ile öğrenmekteydi. Yardımsever arkadaşım, işini kolaylaştırarak kelebeğin güçlenmesine engel olmuştu. Kelebek hiçbir zaman özgürlüğü tanımadı.

Hiçbir zaman gerçekten yaşayamadı.”

Ruth Sandford Psikiyatr

YAYIN KÜNYESİ

PDR YAYINLARI

1

Genel Koordinatör Behçet YAVUZ

Bilim Kurulu Yavuz GÜNEŞ Rezan TURHAN

Nesligül YAŞAROĞLU

Düzelti Gülay ONBAŞILAR Aylin KAMA

Dizgi-Tasarım Murat ÖZKAN

Baskı Eylem ÇAKICI

Özel Ekin İlköğretim Okulu

İZMİR

Tel:02328447475 Fax:02328447484

www.ekin.k12.tr [email protected]

© İzinsiz kullanılamaz,

kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.

(3)

Sevgili velilerimiz;

Bu sayımızda, psikiyatr Ruth Sandford’un konumuzla ilgili bulduğumuz kısa yazısına yer verdik. İyi duygularla başladığımız bu tür yardımlar çocuğumuzun gelişmesine ne derece yardımcı oluyor. Yardımseverlik ve aşırı koruyuculukla gösterdiğimiz sevgi, onun gelişimini nasıl etkiliyor?

Gerçek sevgi, onun her şeyini kolaylaştırmak mıdır? Bazı kavramları, yaygın tutumları irdeleyeceğimiz sayımızı, kendinize uygulayacağınız küçük bir testle sonlandıracağız. Bağlılığı olan; ama bağımsız süren yolculuklar dileriz.

Yayın Kurulu EMPATİ adına

İÇERİK:

Tanımlar

Yaşlara göre toplumsallaşma süreci

Bağımlılığın nedenleri

Bağımlılığın göstergeleri

Neler yapılabilir?

TANIMLAR

Bağlılık : Sevgi, saygı ile yakınlık duyma ve bunu davranışlarıyla gösterme.

Bağımlılık : Başka bir şeyin istemine, gücüne ya da yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan durum.

Toplumsallaşma (Sosyalleşme, sosyal doğum ): Bireyin kişilik kazanarak belli bir toplumsal çevreye hazırlanması, toplumla bütünleşmesi süreci.

Diğer bir tanım ise bireylerin, özellikle de çocukların belirli bir grubun işlevsel üyeleri haline geldikleri ve grubun öteki üyelerinin değerlerini, davranışlarını ve inançlarını kazandıkları süreçtir.

YAŞLARA GÖRE TOPLUMSALLAŞMA SÜRECİ

Sürecin gerçekte doğumdan hemen sonra başlayıp bir insanın yaşamı boyunca sürmesine karşın sosyal davranışlarının çoğu ilk çocukluk döneminde oluşur. Bunları oluşturan ortamlar, ana-baba- çocuk, çocuk- kardeşler, çocuk- yaşıtlar arasında yaşanan etkileşim ortamlarıdır. Çocukların bağımlı davranış gösterme derecesi, disipline gereksinim duyma derecesi, disiplinin türü ve çocukların buna tepkisi, hepsi toplumsallaşma derecesiyle yakından ilgilidir.

Tıpkı ilk iki yılda olduğu gibi, bu gelişimin etkileri başlangıçta aile ortamı içinde görülür.

Baumrind: “Toplumsallaşma, bireylerin çevreyle karşılıklı etkileşimleri sonucunda, ne iseler o hale geldikleri, yetişkinlerce başlatılan bir süreçtir. Küçük çocuklar için çevresel durumlar, ve tutumları, bir biçimde sınırlayacak ya da genişletecek olan ailedir.” der

(4)

0-2 YAŞ ARASI ÇOCUĞUNUN SOSYAL VE DUYGUSAL GELİŞİMİ İlk iki yılda görülen sosyal ve duygusal gelişimi üç basamakta toplayabiliriz

Doğum - 5 ay : 2,5 – 10 ay : 10- 24 ay:

Çocuk fiziksel doğumunu bir sosyal ortama yapar. Henüz kimseye bağlılık geliştirmiş değildir. Sürecin sonuna doğru kendisine bakan annesiyle özel bir bağlantı kurmaya başlar.

Bağlılık dereceli olarak gelişir.

Özel bağımlılık devresi de denilen bu basamakta çocuk kendisine bakan kimseye, çoğunlukla anneye özel bir bağımlılık geliştirir.

Kendisini annesinin bir uzantısı olarak algılar. Çünkü o kendi ye- tersizliklerinin tamamlayıcısıdır.

Ondan ayrılmak huzursuzluk kaynağı olabilir.

Çocuk, çevresindeki diğer kimselere de bağlılık geliştirir. Bu bağlılık anneye duyulan bağımlılıktan farklı bir durumdur. İkinci aşama da kurulan bağımlılık bu aşamada kuvvetini kaybetmez.

İKİ İLE BEŞ YAŞ ARASINDAKİ SOSYAL VE DUYGUSAL GELİŞİM

Bu Bu yıllar çocuk için bağımsızlık girişimlerinin başladığı yıllardır. Kendi girişimiyle diğerlerinden bağımsız işler becermeye başlar. Giyeceğini seçmeye çabalar, ayakkabısını kendisi bağlamak ister. Sokağa çıkıp oynamak ister. Bedensel gelişimi ve dil olanakları çocuğun çevresiyle daha bağımsız ilişkiler kurmasına olanak verir.

Bağımlılık davranışı bu evrede pek görülmez.

Çocuk sanki annesine hiç gerek duymuyormuş gibi hareket eder. Fakat zor durumda kaldığında, ilk başvuracağı, yardıma çağıracağı kişi annesidir.

Bir yandan anne desteğine olan gereksinmesi, diğer yandan bağımsız bir birey olarak kendi isteğini yapma isteği. Bu onun sosyal doğum sancısıdır. O aslında nasıl doğacağını deneyerek öğrenecektir.

Ğ Çoğunlukla iki - beş yaş arasında çocuğun daha önceki dönemde başlattığı özerkleşme, onun girişkenliği ile gelişerek devam eder.

e. Tabi çocuk çok farklı bir engel, uzun süren sağlık sorunları vb. yaşamıyorsa. Çocuklar sosyal doğumlarını yaşıtlarıyla birlikte, onlardan güç alarak ve annelerine karşı gerçekleştirirler. Oyunlar bu gelişimin ortamlarıdır. Önceleri etrafında gördüğü her oyuncağa saldıran ve “başkasının oyuncağı”

kavramını anlamayan bebek, bu devrede paralel oynayan çocuk durumuna gelir. Paralel oyunun özelliği, her çocuğun kendi oyununu diğer çocuğun oyununa karışmadan, onun yanı sıra oynamasıdır. Bu daha sonra işbirliğine dayalı oyun aşamasına gelir. Ör. “Ben anne olayım, sen doktor ol” gibi.

Girişkenliği desteklenen, suçluluk duygusu yaşamayan çocuklar, iyi ilişkiler geliştirebilirler.

BEŞ İLE ON İKİ YAŞ ARASINDA SOSYAL DUYGUSAL GELİŞİM

Bu devrede çocuk okula gitmeye hazırlanır. Okula başlayan çocuktan bazı zihinsel ve sosyal becerileri kazanması beklenir. Çocuk bu beklentilerin farkındadır ve okul başarısının düzeyi onu ya başarıyorum duygusuna götürecek ya da suçluluk duymasını neden olacaktır. Kuşkusuz bundan önceki dönemler bu dönemin altyapısını oluşturur. Yani güven, özerklik, girişkenlik okul dönemindeki çalışkanlığının ve sosyal gelişiminin temelleridir.

Bilişsel gelişmesinin hızlı olduğu ve okulda birçok beceriler öğrendiği bu devrede, çocuğun sosyal ilişkilerinde de bir süreklilik ve tutarlılık görülür. Daha önceden de söylediğimiz gibi sosyalleşme de bu dönemde özel bir önem kazanır. Bu yaşlardaki sosyal gelişim, onun bundan sonraki sosyal gelişimini önemli ölçüde etkileyecektir.

(5)

ON İKİ İLE ON SEKİZ YAŞ ARASINDA SOSYAL VE DUYGUSAL GELİŞİM Kimlik arayışı ve arkadaşlık, bu devredeki sosyal ve duygusal gelişimin iki önemli yönünü oluşturur. Bu durum, bu yaşların gelişim görevleridir.

BAĞIMLILIĞIN NEDENLERİ

Bağımlılığın nedeni asla tek bir olay değildir. Yıllarca süren bir davranış biçimidir ve birçok nedeni olabilir.

• Çocuğunuz için bağımlılık, başkalarının davranış ya da soruna yaklaşım biçiminin, daima kendisininkinden daha iyi olduğunu öğreten ilişkilerden doğabilir. Bu ilişkiler, aşırı koruyucu ana-baba, kardeşler, arkadaşlar ya da diğer yetişkinler tarafından kurulmuş olabilir.

Aslında yetişkinlerden biri, özellikle de anne, çocuğun ilk yıllardaki yetersizliğinden doğan bağlılığından memnun kalarak, bu durumu sürdürmek isteyebilir. Eğer anne bu dönemde çeşitli nedenlerle çocuğuna bağımlılık duyuyorsa, onunla yaşamının bir eksikliğini tamamlıyorsa, sosyal doğum güçleşmeye başlar. BELKİ DE DOĞMAK İSTEMEYEN ANNEDİR.

• Anne ve babanın, çalıştıkları için çocuklarına yeterince vakit ayıramamalarının yarattığı suçluluk duygusunun sonucu olabilir. Ör. “Çocuğuma ödevlerinde yardım etmem gerekir. Onun başarısızlığının nedeni ben olabilirim.”

Bazı çocuklar, güç kazanmak için veya dikkat çekmek için sergiledikleri, yetersizlik davranışını seçmiş veya öğrenmiş olabilirler. Ör. “ Bana yardım et, bana ilgi göster, bunu tek başıma yapamam.”

• Gevşek ve karasız ana-baba tutumlarının sonucu kazanılan bir davranış olabilir. Bu ana- babalar, katı olduklarında çocuklarının kendilerini sevmediklerini düşünürler.

• Geniş aile ortamında büyüyen ve anneanne, babaanne, dede, teyze, hala vb. akrabalar tarafından da eğitilen , böylece farklı tutumlarla bocalayan çocuklar.

• Geçirdikleri önemli sağlık sorunları nedeniyle, sürekli bakımı gereken çocuklar.

• Çocuğun genetik özellikleri de sosyal gelişiminde; temkinli tutuma neden olabilir.

BAĞIMLI ÇOCUK DAVRANIŞLARI

Çocukların bağımlı olup olmadığını gösteren bir tek davranış ve durumdan söz edilemez.

Bunlar, aylarca hatta yıllarca sürebilen, aynı şekilde kendini gösteren davranışlardır. Şunu da belirtmek gerekir ki bu konuda yapılan bir ölçme aracı yoktur. Fakat aşağıdaki davranışlarla çok sık karşılaşıyorsanız, yaşıt iletişimini engelliyor ve sizi güç durumlarda bırakıyorsa çocuğunuzun bağımlılığından söz edilebilir.

• Yalnız yatmakta zorlanıyorsa,

• Yalnız kalmakta zorlanıyorsa,

• Arkadaşları ile birlikte olmak ve oynamakta güçlükler yaşıyorsa,

• Sorumluluk alanlarında ve öz bakım becerilerini yerine getirmede yetişkin yönlendirmesine ihtiyaç duyuyorsa,

• Okula başlamakta ve uyumda güçlükler yaşıyorsa,

• Her yenilik onda tedirginlik yaratıyorsa …

Bunlar sosyal gelişimi hakkında ipucu veren davranışlardır.

(6)

NELER YAPILABİLİR?

Öncelikle söylemeliyiz ki değiştirmeniz gereken çocuğunuz değildir. Çalışmaya çocuğunuzdan başlamak yerine, ortamını değerlendirmek ve bağımlılığın nedenlerini bulmaya çalışmak daha doğru olur. Bir kere daha hatırlatalım ki bu davranışlar, uzunca bir süredir yerleşmiş kalıplardır ve onları değiştirmek için sabırlı olmaya ihtiyacınız olacaktır. Belki de kendi davranışlarınızı gözden geçirip hangi zamanlarda çocuğunuzun işlerini kendinizinmiş gibi düşündüğünüzü fark etmekle işe başlayabilirsiniz. Örneğin, “Bugün okulumuz nasıl geçti?” gibi.

Bazı ana-babalar, çocukları ile konuşurken, özellikle de sorumluluk alanlarından söz ederken, birinci çoğul şahıs eki kullanırlar. Eğer böyle yapıyorsanız konuşma şeklinizi değiştirebilirsiniz.

Böylece birbirinizi ayrı varlıklar olarak görebilir ve bağımsızlığınızın ilk adımını atabilirsiniz.

Daha sonraki adım, çocuğunuzu hata yapacak kadar bağımsız olmaya teşvik etmektir.

Sonucu ne olursa olsun, kendi başına yaptığı çalışmalarda çabalarını fark edebilirsiniz. Sonucu değil, süreci olumlu şekilde görmeye çalışın.

Çocukla ilgilenen herkesin tutarlı bir şekilde davranması gerekir. Bu konudaki süreklilik ve kararlılık oldukça önemlidir. Okulla yapılan işbirliği de bu çalışmanın tamamlayıcısı olabilir.

Çocuğunuza bağımsızlığı ve güvenli olmayı öğretirken şunlara dikkat edebilirsiniz.

Beklediğiniz davranışı açıkça ifade edin. Ondan ne beklediğinizi ve bunlar olmazsa ortaya çıkacak sonuçları anlatın.

Kararlı olun . Her insan, tıpkı çocuğunuz gibi, yeni bir beceriyi öğrenirken zorlanır.

Kendinizi, çocuğunuzun davranışlarının sonuçlarını kabullenmeye hazırlayın , daha sonra da çocuğunuzu. Onu hatalardan korumaya çalışmayın. Anında başarı beklemeyin.

Bağımsız davrandığı zamanları fark edin . Ayrıca evde yapacağınız düzenlemeler ona gelişimi için uygun ortamlar hazırlayabilir. Aşağıda bu konu ile ilgili bazı örnekler bulacaksınız.

Uyan/ beni uyandır. Çalar saati nasıl kullanacağını bildiğinden emin olduktan sonra hafta içi sırayla birbirinizi uyandırabilirsiniz. Bazı sabahları sizi uyandırma sorumluluğunu ona vermeniz, bu işi yapmada ona güvendiğinizi gösterecektir.

Okul Kutusu. Okuldan getirdiği eşyaları koyacağı özel bir yer hazırlanabilir. Okul araçlarını bulmak sizin işiniz olmamalı.

Yaşıtları ile daha çok birlikte olabilecekleri ortamlar hazırlama. Yaşıtlarını daha sık konuk etme . Yaşıt davetlerine katılmasını sağlama.

Yalnız çalışmasına ortam hazırlama. Bağımsız çalışmakta zorlanan çocuklar için; Önce çalışmaya birlikte başlayın. Kendi bilginizi değil, onun bilgisini ön plana çıkaracak iletişimler kurun. Çalışmayı onun anladığından emin olduktan sonra , saati beş dakikaya ayarlayın ve oradan uzaklaşın. Dönüp geldiğinizde olumluları fark edin. Onu yaptığı çalışmalarla kabul edin. O eksiklerini veya yanlışlarını öğretmeni ile çözümleyecektir. Daha sonraları bu ayrılık sürelerini on dakikaya çıkararak, onun bağımsız çalışma süresini uzatabilirsiniz.

Kendine güven ve bağımsızlık tablosu. Ev ortamında bağımsız davranmasını ve sorumluluk almasını isteğiniz konuların listesini çocuğunuzla birlikte çıkarabilirsiniz.

Her gün veya her hafta sonu doğru yaptıklarını işaretlemesini isteyin. Ardından bağımsız olarak yaptığı işlerin sayısına göre bir ödül (Maddi olmamasına çalışın.) koyabilirsiniz.

(7)

Kendiliğinden yapmasını istediğiniz davranışlar için örnek tablo BAĞIMSIZLIK TABLOSU ÖRNEĞİ

BENİM İŞLERİM

İŞLERİM BAŞARILARIM BAŞARMAM GEREKENLER

Okul formamı çıkartıyorum. pt sl çr pr cm ct pz pt sl çr pr cm ct pz Dişlerimi fırçalıyorum. pt sl çr pr cm ct pz pt sl çr pr cm ct pz Zamanında yatıyorum. pt sl çr pr cm ct pz pt sl çr pr cm ct pz Zamanında kalkıyorum. pt sl çr pr cm ct pz pt sl çr pr cm ct pz Yemeklerimi, uygun

zamanda, uygun miktarda ve uygun yerde yiyorum.

pt sl çr pr cm ct pz pt sl çr pr cm ct pz

Okul çalışmalarını vaktinde

ve kendim yapıyorum. pt sl çr pr cm ct pz pt sl çr pr cm ct pz

Tüm bu çalışmaları yaparken ya da değişim için uğraşırken işler yolunda gitmiyor ve çocuğunuzla birlikte zorlandığınızı hissediyorsanız, çocuğunuzun bağımlılığı sürüyorsa okul, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri Birimini arayabilirsiniz.

SORUMLULUK, ÇOCUĞUNUZ VE SİZ Nadi-

ren

Ara Sıra

Sık Sık

Yemek yemesi konusunda genellikle ısrarcı mısınız?

Ona hizmet etmek alışkanlıklarınızdan biri midir?

Gün içinde onun ne yaptığını merak eder ve çok sık düşünür müsünüz?

Ne giyeceğine çoğunlukla siz mi karar verirsiniz?

Evde çoğunlukla onun sevdiği yemekleri mi pişirirsiniz?

Güçlük yaşadığında çoğunlukla sizin aklınız mı çözüm getirir?

Üşüdüğünden ya da hasta olduğundan ne sıklıkla şüphe edersiniz?

Üşümesin diye fazlaca mı giydirirsiniz?

Düşmesine, koşmasına, gözden uzaklaşmasına izin vermediğiniz zamanlar çok mu oluyor?

Akşamları tüm çabalarınıza rağmen çocuğunuz istediği saatte mi yatar?

Genellikle televizyonda çocuğunuzun istediği programları mı izlemek zorunda kalırsınız?

Aile yaşamınızı çocuğun etrafında, çocuk odaklı mı sürdürürsünüz?

Babası/annesi ile yaşadığı sorunlara sürekli karışıyor musunuz?

DEĞERLENDİRME YÖNERGESİ

Verilen her nadiren cevabı için 1, her ara sıra cevabı için 2, her sık sık cevabı için 3 puan alınmaktadır. Aldığınız puanları toplayarak toplam puanınızı elde edebilir ve ardından aşağıdaki puan cetveline göre değerlendirme yapabilirsiniz.

1 -13 puan : Etkili anne-baba tutumu

(8)

14-26 puan : İyileştirilebilir/sınırda aile tutumu 27-39 puan : Kaygılı anne-baba

“Her birimiz tek kanatlı melekleriz ve bizler ancak birbirimizi kucaklayarak uçabiliriz.”

MEVLANA Ne kanatsız uçma isteğinin güçlüğünü yaşayalım, ne de insan olarak bize fazla gelen kanatların yükünü taşıyalım.

LÜTFEN YAYINIMIZ HAKKINDAKİ GÖRÜŞ, ÖNERİ VE BEKLENTİLERİNİZİ BİZE YAZINIZ YA DA TELEFONLA İLETİNİZ. İŞBİRLİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ.

[email protected] y.gunes@ozelekinlisesi [email protected] [email protected]

AYIN ÖNERİLERİ OKUYABİLİRSİNİZ

BABAM, OĞLUM, TORUNUM (Yüzyıllık öykü) EMRE KONGAR

ÇOCUKLAR VE BÜYÜKLERİ MURATHAN MUNGAN

İZLEYEBİLİRSİNİZ YÜZÜKLERİN EFENDİSİ KRALIN DÖNÜŞÜ SİNEMA

DİNLEYEBİLİRSİNİZ YAZ BİTMEDEN SEZEN AKSU

KAYNAKÇA

Gander / Gardiner. (1998), Çocuk Ve Ergen Gelişimi, İmge Kitabevi Cüceloğlu D. (1994), İnsan ve Davranışı, Remzi Kitabevi.

Selçuk Z., (1999), Gelişim Ve Öğrenme, Nobel Yayıncılık.

Navaro L. (2001), Gerçekten Beni Duyuyor musun? Remzi Kitabevi

Martin M, Waltman C, Greenwood, Çocuğunuzun Okulla İlgili Sorunlarını Çözebilirsiniz ? Sistem Yay.

(9)

OYUN CD’LERİNİN ÇOCUK GELİŞİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Referanslar

Benzer Belgeler

Santrifüj Pompalarda Çevreye Duyarlı Tasarım Yaklaşımı Günümüzde en çok enerji tüketen makinaların başında gelen pompaların tasarımında, ERP Energy Related Products

Kasım 2020’de yasalaşan 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda yapılan değişiklikler ile

Ercan (2018)’ın çalışmasında tüketicilerin hekime gitmeden ilaç kullanım durumları ile bilgi düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunurken; yapılan bu

 Mizaç, karakter gibi sözcükler kişiliğin farklı yönleridir..  Bu kavramlar kişiliğin değişebilir-değişemez olduğu tartışması ile

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Genel Başkanı Ertuğrul Candaş, TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Ali Fahri Özten, Sebat Harita Genel Müdürü Ayhan Kalyoncu’nun

Ankete katılanların büyük çoğunluğu yol çalışması yapılan kesimlerde trafik kurallarına uyduğunu ifade etmiş, buna paralel olarak yine geniş bir kesim

“bir uçuş harekâtı esnasında, bireylerin talî nedenlerle ve/veya kendi kendilerini veya birbirlerini yaralamaları veya uçuş ekibi ve yolcular için ayrılan

Tutarsız anne baba tutumlarını içeren bir diğer tutum ise, anne için doğru olan bir şeyin baba için yanlış olması veya tam tersi durumun oluşmasıdır.. Anne ve baba