16. yüzyıl şairlerinden Rumelili Zaîfî ve manzum Bûstân tercümesi: Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt (Metin-nesre çeviri-inceleme)

718  Download (0)

Tam metin

(1)

T.C.

MARMARA ÜNĐVERSĐTESĐ

TÜRKĐYAT ARAŞTIRMALARI ENSTĐTÜSÜ

TÜRK DĐLĐ VE EDEBĐYATI ANABĐLĐM DALI ESKĐ TÜRK EDEBĐYATI BĐLĐM DALI

16. YÜZYIL ŞAĐRLERĐNDEN RUMELĐLĐ ZAÎFÎ ve

MANZUM BÛSTÂN TERCÜMESĐ: KĐTÂB-I BÂĞ-I BEHĐŞT (Metin-Nesre Çeviri-Đnceleme)

DOKTORA TEZĐ

NĐLGÜN BÜYÜKER

ĐSTANBUL 2017

(2)

T.C.

MARMARA ÜNĐVERSĐTESĐ

TÜRKĐYAT ARAŞTIRMALARI ENSTĐTÜSÜ

TÜRK DĐLĐ VE EDEBĐYATI ANABĐLĐM DALI ESKĐ TÜRK EDEBĐYATI BĐLĐM DALI

16. YÜZYIL ŞAĐRLERĐNDEN RUMELĐLĐ ZAÎFÎ ve

MANZUM BÛSTÂN TERCÜMESĐ: KĐTÂB-I BÂĞ-I BEHĐŞT (Metin-Nesre Çeviri-Đnceleme)

DOKTORA TEZĐ

NĐLGÜN BÜYÜKER

TEZ DANIŞMANI: Prof. Dr. Üzeyir ASLAN

ĐSTANBUL 2017

(3)
(4)

I ĐÇĐNDEKĐLER

ĐÇĐNDEKĐLER ... I ÖN SÖZ ... III ÖZET ... V ABSTRACT ... VI KISALTMALAR ... VII ĐŞARETLER ... IX

GĐRĐŞ ... 1

I. BÖLÜM... 10

SADÎ-Đ ŞÎRÂZÎ ... 10

1. HAYATI ... 10

1.1. Adı ve Mahlası ... 10

1.2. Doğum Yeri ve Yılı ... 11

1.3. Eğitimi ve Mesleği ... 11

1.4. Hayatı ve Kişiliğine Dair Bilgiler ... 12

1.5. Ölümü ... 13

2. EDEBÎ KĐŞĐLĐĞĐ ... 14

3. ESERLERĐ ... 17

3. 1. Gülistân ... 19

3. 2. Bûstân ... 20

II. BÖLÜM ... 23

RUMELĐLĐ ZAÎFÎ ... 23

1. HAYATI ... 23

1.1. Adı ve Mahlası ... 23

1.2. Doğum Yeri ve Yılı ... 23

1. 3. Ailesi ve Sosyal Çevresi ... 25

1. 4. Eğitimi ... 33

1. 5. Mesleği ve Hayatına Dair Diğer Bilgiler ... 34

1.6. Ölümü ... 40

1.7. Hayat Çizelgesi ... 41

2. EDEBÎ KĐŞĐLĐĞĐ ... 44

3. ESERLERĐ ... 46

3.1. Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt ... 49

3.2. Kitâb-ı Nigâristân-ı Şehristân Dırahtistân-ı Sebzistân ... 50

3. 3. Kitâb-ı Gülşen-i Sîmurg ... 51

3. 4. Kitâb-ı Bûstân-ı Nasâyih ... 52

3.5. Dîvân-ı Zaîfî ... 53

3.6. Kitâb-ı Sergüzeşt ... 54

3.6.1. Işkî vü Maşûk………55

3.6.2. Fâl-ı Murgân………..55

3.7. Kitâb-ı Gülşen-i Mülûk ... 56

3.8. Kitâb-ı Sabrü’l-Mesâyib ... 58

3.9. Kitâb-ı Cevâhirnâme ... 59

3.10. Suret-i Vakfiyye-i Đbn-i Mîhâl ... 60

3.11. Başlıksız Bir Mesnevi ... 61

3. 12. Münşeât ... 62

3. 13. Risâle-i Đmtihâniyye ... 63

3. 14. Risâle-i Vücûdiyye ... 63

3.15. (?) “Gazavatü’n-Nebi”, “Gazavât-ı Sultân Murâd b. Selîm Hân-ı Sânî” ve

“Akaid” ... 63

(5)

II

III. BÖLÜM ... 67

KĐTÂB-I BÂĞ-I BEHĐŞT ... 67

1. NAZIM ŞEKLĐ ... 67

2. KONUSU ve TÜRÜ ... 68

3. YAZILIŞ SEBEBĐ, TARĐHĐ ve YERĐ ... 74

4. VEZĐN HUSUSUNDA DĐKKATLER ... 75

5. KAFĐYE ve REDĐF HUSUSUNDA DĐKKATLER ... 88

5. ĐMLÂ ... 99

6. DĐL ve ÜSLUP ÖZELLĐKLERĐ ... 103

7. VECĐZ SÖZLER ve KALIP ĐFADELER ... 116

8. ARKAĐK UNSURLAR ... 127

8.1. Kelimeler ... 127

8.2. Ekler ... 129

9. ĐKTĐBASLAR ... 131

IV. BÖLÜM ... 140

METĐN ve ÇEVĐRĐ ... 140

1. METĐN ve ÇEVĐRĐDE DĐKKAT EDĐLEN HUSUSLAR ... 140

2. ÇEVĐRĐ YAZI ABECESĐ ... 142

3. METĐN ve NESRE ÇEVĐRĐ ... 143

kitāb-ı bāġ-ı behişt ... 143

4. Der-Kenârlar ... 522

V. BÖLÜM ... 525

NOTLAR ve AÇIKLAMALAR ... 525

VI. BÖLÜM ... 622

DĐZĐN ... 622

1. KĐŞĐ ADLARI ... 622

2. BĐTKĐ ADLARI ... 624

3. HAYVAN ADLARI ... 625

4. COĞRAFĐ UNSURLAR ve MĐMARĐ YAPILAR ... 627

SONUÇ ... 628

KAYNAKÇA ... 633

EK_1: KRATOVA HARĐTASI ve FOTOĞRAFLARI ... 650

EK_2: TIPKIBASIM ... 653

(6)

III ÖN SÖZ

Rumelili Zaîfî, Fars edebiyatının medâr-ı iftiharlarından Şirazlı Sadî'nin Bûstân isimli dünyaca ünlü eserini "Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt" adıyla Türkçeye nazmen tercüme etmiştir. Bu tercüme,

-eldeki bilgilere göre-

Bûstân'ın tamamına yapılan ilk manzum Türkçe tercüme olma niteliğini taşımaktadır ki bugüne kadar iki ilmî çalışmada ele alınmıştır: Şükran Bilgin 1966 yılında Đstanbul Üniversitesi'nde mezuniyet tezi olarak hazırladığı çalışmasında Zaîfî'nin hayatının da yer aldığı sekiz sayfalık giriş mahiyetindeki inceleme bölümünün ardından eserin tamamının transkripsiyonlu metnini neşretmiştir. Lisans düzeyindeki bu çalışmanın metninde ciddi okuma hataları mevcuttur. Lâkin, itiraf etmek gerekir ki yakın dönem Klasik Türk Edebiyatı çalışmaları düşünüldüğünde beş bin küsur beyitlik hacimli bir eserin yalnızca metninin bile mezuniyet tezi olarak hazırlanıp neşredilmesi takdireşayandır. Mehmet Emin Đnan ise 1998 yılında Erciyes Üniversitesi'nde hazırladığı yüksek lisans tezinde eserin yalnızca ilk 1154 beyiti üzerinde metin neşri ve tetkik çalışması ortaya koymuştur. Bu kısa bilgilerden de anlaşılacağı üzere her iki çalışma da eserin tamamına yönelik detayları arz edecek mahiyetten uzaktır. Đşte elinizdeki bu doktora tez çalışması, özelde Rumelili Zaîfî ve Türkçe Bûstân tercümeleri konusundaki önemli bir boşluğu doldurmak, genelde ise Klasik Türk Edebiyatı saha çalışmalarına ufak bir katkıda bulunmak gayretiyle hazırlanmıştır.

"16. Yüzyıl Şairlerinden Rumelili Zaîfî ve Manzum Bûstân Tercümesi: Kitâb-ı

Bâğ-ı Behişt (Metin-Nesre Çeviri-Đnceleme) " ismini taşıyan ve metnin anlaşılmasını

önceleyen bu çalışmada ilk kez Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt'in tamamı ilmî bir yöntemle ele

alınarak detaylıca incelenmeye çalışılmıştır. Bu tez çalışması altı bölümden

oluşmaktadır: Öncelikle kaynak eser konumundaki Bûstân ve nâzımı Sadî hakkında

Türkçe, Farsça ve Đngilizce kaynaklardan bilgiler toplanarak tasnif edilmiştir. Đkinci

bölümde ise kaynak eserin mütercimi Zaîfî'nin hayatı, sanatı ve eserleri ayrıntılı bir

şekilde ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise eserin şekil incelemesi "nazım şekli, vezin,

kafiye-redif, imla, dil ve üslup özellikleri" gibi başlıklar altında yapılırken eserdeki

iktibaslar, arkaik unsurlar atasözü-deyim gibi kalıp ve veciz sözler elden geldiğince

tespit edilmeye çalışılmıştır. Dördüncü bölüm metin ve çeviriye ayrılmıştır. Metin

müellif hattı olan tek yazma üzerinden

(Topkapı Sarayı Ktp. Revan 822)

tesis edilmiş, her

beyit anlaşılır bir hâlde dipnotlar vesilesiyle günümüz Türkçesine aktarılmaya

çalışılmıştır. Zaîfî tarafından metne dâhil edilmeyip sayfaların kenarlarına yazılan

(7)

IV beyitler, "Der-Kenârlar" başlığı altında toplanmıştır. Beşinci bölüm, metinde anlaşılmasının güç olacağına inanılan kimi hususların, izaha muhtaç kimi kavramların kısaca açıklanması suretiyle oluşturulmuştur. Bu açıklama ve notlar ekseriyetle günümüz Türkçesinde yapılan Bûstân tercümeleri ve Sûdî'nin Bûstân şerhinin mukayesesinden istifadeyle hazırlanmıştır. Altıncı bölümde kimi araştırmacıların işini bir nebze olsun kolaylaştırmak adına metinde geçen kişi, hayvan, bitki, coğrafi unsur ve mimari yapı adlarından müteşekkil bir dizinin hazırlanmasıyla iktifa edilmiştir. Metnin nesre çevirisi verildiğinden ayrıca sözlük yapmaya gerek görülmemiştir.

Bütün gayret ve dikkatimize rağmen içerisinde çeviri de bulunan bu çalışmada birtakım hata ve eksiklerin olması tabiîdir. Bilhassa metin kısmında teklif edilen okuma önerilerine ve çevirinin bazılarına farklı bakış açılarıyla itiraz edilebilir. Esere ve hazırlayıcısına katkı sağlayacak yapıcı eleştiriler almak en büyük temennilerimizdendir.

Bu uzun soluklu çalışmanın yürütülmesi esnasında "tez danışmanı" statüsünün çok ötesinde benden ilgi, bilgi ve desteğini hiçbir zaman eksik etmeyen, karşılaştığım her güçlükte bana sabır ve hoşgörüyle yardımcı olan, bilhassa metnin tesisi ve çevirisi aşamasında değerli zamanını benden esirgemeyerek her beyiti tek tek kontrol etme titizliğini gösteren sayın Prof. Dr. Üzeyir ASLAN'a teşekkürü borç bilirim. Ayrıca, başta vezin olmak üzere çözmekte zorlandığım birçok konuda değerli bilgi ve teklifleriyle bu çalışmanın hazırlanışını kolaylaştıran sayın Prof. Dr. Hakan TAŞ'a;

Arapça kimi ifade ve ibarelerin anlaşılmasında değerli yardımlarını gördüğüm sayın Prof. Dr. Nurettin GEMĐCĐ'ye ve bu tezin konusunu belirlememde yardımcı olan Dr. Đsa AKPINAR'a da teşekkürlerimi sunarım.

Son olarak… Benim için oldukça zorlu ve yıpratıcı olan bu süreçte türlü zahmetlerime tahammül eden, maddi ve manevi destekleriyle her daim yanımda olan sevgili aileme ve Bilgin GÜNGÖR'e minnet ve şükranla…

Đstanbul, 2017

Nilgün BÜYÜKER

(8)

V ÖZET

"16. Yüzyıl Şairlerinden Rumelili Zaîfî ve Manzum Bûstân Tercümesi: Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt

(Metin-Nesre Çeviri-Đnceleme)

" ismini taşıyan bu çalışmada öncelikle dünyaca ünlü Fars şairi Şirazlı Sadî ve onun başyapıtlarından biri olarak kabul edilen Bûstân hakkındaki bilgiler yerli ve yabancı kaynaklardan toplanarak değerlendirilmiş, daha sonra çalışmanın esas konusunu teşkil eden velud Türk şairi Rumelili Zaîfî ve onun

"Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt" namıyla Türkçeye nazmen aktardığı Bûstân tercümesine geçilerek bu hususta detaylı bilgiler verilmeye çalışılmıştır.

Çalışma altı ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Şirazlı Sadî'nin, ikinci bölümde ise Rumelili Zaîfî'nin hayatı, sanatı ve eserlerine ilişkin bilgiler verilmiştir.

Üçüncü bölümde Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt şekil, muhteva, dil ve üslup bakımından tetkik edilmeye çalışılmıştır. Dördüncü bölümde eserin metni, müellif hatlı Topkapı Sarayı nüshası esas alınarak çeviriyazı abecesiyle ortaya koyulurken günümüz Türkçesine de nesir olarak aktarılmıştır. Beşinci bölümde, metnin daha iyi ve kolay anlaşılabilmesi için müphem kalabilecek, soru işareti oluşturabilecek kimi hususlar açıklanmaya çalışılmıştır. Altıncı bölümde ise metinde geçen kişi, bitki, hayvan adlarıyla coğrafi unsurların ve mimari yapıların adlarını listeleyen dizinlere yer verilmiştir.

Anahtar Sözcükler: Sadî, Bûstân, Rumelili Zaîfî, Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt, Bûstân

Tercümesi, Mesnevi, Türk Edebiyatı.

(9)

VI ABSTRACT

In this work bearing the name of "Rumelian Zaîfî from the 16th Century Poetsand Bûstân Translation in Verse: Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt

(Text- Translation to Prose- Inspection)

", the information about the famous Persian poet Sadî-i Shîrâzî and his masterpieces were gathered and evaluated from the local and foreign sources and then evaluated by the velud Turkish poet Rumelian Zaîfî and his "Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt" to transfer detailed information to this issue.

The study consists of six main sections: In the first part, the life, art and works of Sadî-i Shîrâzî; in the second part, the life, art and works of Rumelian Zaîfî are given. In the third chapter, Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt tried to be examined in terms of form, content, language and style. In the fourth chapter, the text of the work was transferred as a prose to contemporary Turkic, while being based on the mastercopy of the Topkapı Palace. In the fifth chapter, some points that may be ambiguous to make the text beter and easier to understand can be created. In the sixth chapter, the names of geographical elements and architectural structures in the name of the person, plant, and animal in the text arelisted.

Keywords: Sadî, Bûstân, Rumelian Zaîfî, Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt, Translation of

Bûstân, Masnavi, Turkish Literature.

(10)

VII KISALTMALAR

ABD : Ana Bilim Dalı AÜ : Ankara Üniversitesi age : Adı geçen eser

agm : 1. Adı geçen madde 2. Adı geçen makale agy : Adı geçen yazar

B. : Beyit

BD : Bilim Dalı

B. N. : Bibliothèque Nationale Nüshası

bk. : Bakınız

C. : Cilt

çev. : Çeviren

d. : Doğumu

DTCF : Dil Tarih Coğrafya Fakültesi EI : Encyclopaedia of Islam E. T. : Erişim Tarihi

FEF : Fen-Edebiyat Fakültesi

G. : Gazel

H. : Halıcılar Hat Sanatları Müzesi Nüshası

h. : Hicrî

hzl : Hazırlayan

ĐA : Đslam Ansiklopedisi ĐÜ : Đstanbul Üniversitesi Kit. : Kitaplığı

Ktp. : Kütüphanesi

m. : Miladi

MEB : Milli Eğitim Bakanlığı

(11)

VIII

md. : Madde

nşr. : Neşreden

ö. : Ölümü

R. : Topkapı Sarayı Revan Bölümü

s. : Sayfa

S. : Sayı

SBE : Sosyal Bilimler Enstitüsü T. : Topkapı Sarayı Nüshası TDAY : Türk Dili Araştırmaları Yıllığı TDE : Türk Dili ve Edebiyatı

TDK : Türk Dil Kurumu

TDVĐA : Türkiye Diyanet Vakfı Đslâm Ansiklopedisi TTK : Türk Tarih Kurumu

terc. : Tercüme eden

UBTKM : al-Uķyānūsu’l-Basíš fí Tarcamati’l-Ķāmūsi’l-Muģíš Ünv. : Üniversite

vb. : Ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi vd. : Ve devamı, ve diğerleri

Yay. : 1. Yayını, yayınları 2. Yayınlayan

yr. : Yaprak

yy. : Yüzyıl

yz. : Yazması

(12)

IX ĐŞARETLER

[ ] 1. Yazmada olmayıp eklenen veya onarılan yerler 2. Açıklama

* Açıklama ve notlar bölümüne bakılmalı.

< 1. Aracı ve kaynak dil 2. Türeyiş yolu () Đkinci durumdaki bilgiler

(?) Şüpheli

/ 1. ve 2. ya da

// Aparatta ikinci mısraya geçiş

< > Metinden çıkarılan ya da çıkarılması gereken harf, sözcük parçası ya da sözcük

(…) Devamı var.

(~) Hemen hemen, yaklaşık olarak

(13)

1 GĐRĐŞ

Bir kimse okursa Bûstân'ı Anlar o zaman nedir cihânı Ziya Paşa

XVI. yüzyıl, Osmanlı Devleti'nin (y)etkin devlet adamlarının idaresiyle askerî ve siyasi saha başta olmak üzere hemen her sahada büyüme ve gelişmesini sürdürerek bir cihan devleti hâline gelmeyi başardığı altın çağıdır.

Başarılı siyasi ve içtimai gelişmelerin paralelinde Türk kültür ve medeniyetinin de hızla gelişerek şahsiyet ve kemaliyet kazandığı XVI. yüzyıl, Türk edebiyatının inkişafında da en parlak dönem olarak kabul edilmektedir. XIV. yüzyılda temelleri atılan, XV. yüzyılda bu temeller üzerine yükselerek gelişimini sürdüren Türk edebiyatı, XVI. yüzyılda zirveye ulaşarak "klasik" vasfını taşıyan edebî ürünler ortaya koymuştur.

XVI. yüzyılda Türk edebiyatı Osmanlı, Azeri ve Çağatay sahaları başta olmak üzere oldukça geniş bir coğrafyada etkinliğini sürdürmüştür. Bilhassa Azeri sahasından Fuzûlî, Osmanlı sahasından ise Bâkî, Zâtî, Nevî, Hayalî gibi şairler bu edebiyatın klasik niteliğe erişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Klasik Türk Edebiyatı'nın zirve isimleri olarak kabul edilen bu şahsiyetlerin yanında Emrî, Ruhî, Lamiî, Taşlıcalı Yahya, Gelibolulu Âlî, Kemal Paşazâde, Edirneli Nazmî, Sehî Bey, Kastamonulu Latîfî, Âşık Çelebi, Gelibolulu Âlî, Bosnalı Sûdî gibi nazım ve nesir sahasındaki birçok ünlü sima da bu dönemin Türk edebiyatına armağan ettiklerindendir.

XVI. yüzyıl, devlet erkânının da edebiyata önemli ölçüde teveccüh ettiği bir devredir. II. Bayezit

(Adlî)

, Yavuz

(Selimî)

, Kanuni

(Muhibbî)

, II. Selim

(Selimî)

, III. Murat

(Muradî)

, Cem, Korkut

(Harimî)

, Mustafa

(Muhlisî)

, Bayezit

(Şahî)

dönemin tanınmış şairlerindendir. Bu dönemde Şah Đsmail

(Hatayî),

Azeri sahasında; Babür Şah

(Babür)

ise Çağatay sahasında önemli edebî ürünler ortaya koymuştur.

Đşte böylesine velûd ve münbit bir dönem olan XVI. yüzyılda yetişen şairlerden biri de Rumelili Zaîfî'dir. Elinizdeki bu çalışmanın ana eksenini teşkil eden Zaîfî, bu yüzyılda yukarıda zikredilen kimi zirve isimlerin gölgesinde kalmış olsa da içinde bulunduğu döneme muvâzî bir surette

-mevcudiyeti ve aidiyeti şüpheli iki eserin dışında-

16 eser kaleme alarak Türk edebiyatının en velud isimlerinden biri olmayı başarmıştır.

1

1 Vildan S. Coşkun, TDVĐA "Zaîfî" maddesinde şairin 18 eserinin olduğunu söylemekle birlikte 15'inin adını zikretmektedir. Bunlar içinde Rumelili Zaîfî'ye ait olup olmadığı tartışmalı olan Gazâvâtnâme için ise Büyükkarcı'yı referans göstererek "…ona ait olduğu söylenen Gazâvâtü’n-nebî adlı eserleri mevcuttur." demektedir. Büyükkarcı ise

(14)

2 Tam anlamıyla mürettep olmasa da bir divanı bulunan Rumelili Zaîfî'nin eserleri incelendiğinde bunların ekseriyetle Fars edebiyatından tercüme edilen mesneviler olduğu görülmektedir: Gülistân, Mantıku't-Tayr, Pendnâme… Zaîfî, Fars edebiyatının mefharlarından biri olan Şirazlı Sadî'nin

[ö.1292]

Bûstân ismiyle meşhur olan 4000-5000 beyitlik

2

ahlâki mesnevisini de "Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt" ismiyle 5054 beyit

3

hâlinde Türkçeye kazandırmıştır ki bu tez çalışması işbu tercümeye binaen yürütülmüştür.

Eldeki mevcut bilgilere göre Bûstân'ı Türkçeye ilk kez 755

[m. 1354]

yılında Hoca Mesûd b. Ahmed, 1081 beyitle "Ferhengnâme-i Sadî" adıyla çevirmiştir. Lakin Bûstân'ın neredeyse dörtte birini ihtiva eden bu tercüme muhtasar bir tercümedir. Hoca Mesûd, Bûstân'dan intihapla oluşturduğu

4

bu eserinde genel olarak hikâyelerin sonundaki hikemî beyitleri tercüme etmeyi tercih etmiştir.

5

Bûstân'ın tamamına yapılan ilk manzum Türkçe tercüme ise

-mevcut bilgilere göre-

Zaîfî'nin 956 yılında

[m.1549]

tamamladığı Kitâb-ı Bâğ-ı Behişt'idir.

1257 yılında Farsça olarak kaleme alınan ve dünya çapında bir üne sahip olan Bûstân'ın bugüne kadarki Türkçe tercüme ve şerhlerini

6 -tespit edebildiğimiz kadarıyla-

kronolojik olarak şöyle sıralamak mümkündür:

7

şairin 15 eserini zikrettikten sonra Âmil Çelebioğlu'nun verdiği bilgilere istinaden Gazâvâtü'n-Nebî ve manzum Akâid'i olabileceğini bildirmektedir. Bu hususta bizim kanaatimiz şairin bir Gazâvâtnâme'sinin ve Akâid'inin olmadığı yönündedir. Bk.: II. Bölüm: Rumelili Zaîfî/ 3. Eserleri.

2 Bûstân'ın mündericatı hemen her nüsha ve baskıya göre farklılık arz etmekle birlikte araştırmacılar tarafından verilen sayı genellikle ya 4000 küsur ya da 5000 küsur olmaktadır. Bk.: TOKMAK, A. N.: Bûstan, Sa'dî-yî Şîrâzî:

17-18. s.

3 Derkenârlar bu sayıya dâhil değildir.

4 Kilisli Rıfat, bu eserle ilgili "Bostan'ın 'Ferhenkname-i Sâdi' adında bir de muhtasarı vardır. Bunun da nüshaları muhteliftir. Bir tanesini Hoca Mes'ud intihap ile, nazmen tercüme etmiştir. 1073 beyitten ibarettir." demektedir. Lakin eser üzerine bir yüksek lisans tezi hazırlayan Halil Gülenç'in çalışmasında, "Ferhengnâme" adıyla Farsça muhtasar Bûstân nüshaları olduğuna dair bir kayıt olmadığı gibi Hoca Mesud'un eserini oluştururken "Ferhengnâme"den değil direkt Bûstân'dan bölüm ve beyitler seçtiği bildirilmiştir. Bu çalışmanın özet, ön söz ve II. Bölüm'ünde eserin adı

"Tercüme-i Ferhengnâme-i S'adî" olarak geçmektedir. Bu isimlendirmeyi neye binaen kullandığı çalışmada belli değildir. Zira çalışmanın sonunda verilen tıpkıbasımda ise eserin serlevhasında "Kitâb-ı Ferhengnâme-i Hoca Mesûd"

yazmaktadır. Eğer bu isimlendirme doğru ise Kilisli'nin dediği gibi Hoca Mesud eserini Bûstân'dan intihapla değil 'Ferhengnâme-i Sadî" adındaki Bûstân'ın Farsça muhtasarların birinden intihapla oluşturmuştur. Bk.: Kilisli Rıfat [BĐLGE]: Şeyh Sâdî-i Şîrazî: Bostan: 6. s., GÜLENÇ, H.: Ferhengnâme-i Sadî (inceleme-metin):17. ve 19. s.

5 GÜLENÇ, H.: Ferhengnâme-i Sadî (inceleme-metin):19. s.

6 Bûstân'ın Azerî Türkçesiyle yapılan tercümeleri de vardır:

Seyyid Zergâr, Mîzânü’l-Adâlet, 1912: Bûstân’ın yaklaşık dörtte birini Bûstân ile aynı vezinde manzum olarak Azerî Türkçesine tercüme eden Seyyid Zergâr’ın tercümesi zayıf tercümelerden biri olarak kabul edilmektedir.

M. Seyyidzâde, Bostan, 1958: Muhtasar olarak yapılan tercümenin ilk neşri 1958 yılında yapılmıştır. Bu tercümenin ikinci baskısı, birinciye nazaran içerik itibariyle daha zengindir. Seyyidzâde’nin çevirisi gerek kemiyet gerekse keyfiyet bakımından başarılı bulunmaktadır.

Abbâs-ı Büzürgemîn, Sâdî’nin Bostanı, 1951: Muhtasar olarak yapılan tercümede mütercimin eserin aslına sadık kaldığı görülmektedir.

Detaylı bilgi için bk.: KARTAL, Ahmet.: “Sadî-i Şirâzî’nin Bostan Đsimli Eserinin Türkçe Tercüme ve Şerhleri”, Türk Kültürü Đncelemeleri Dergisi: 113-114. s.

7 Detaylı bilgi için bk.: OLGUN, Đbrahim: “Türkçe Sadi ve Hafız Çevirileri”, Türk Dili: Ankara 1978, 322. S. (Çeviri Sorunları Özel Sayısı), 117-126. s.; KARTAL, Ahmet.: “Sadî-i Şirâzî’nin Bostan Đsimli Eserinin Türkçe Tercüme ve

(15)

3

MANZUM TERCÜMELER

1.

Mesud b. Ahmed, Ferheng-nâme-i Sadî,

755 [m.1354]

Bilinen ilk Türkçe Bûstân çevirisi olmasının yanında kullanılan kelimelerin yaklaşık %70’inin Türkçe olması da Ferheng- nâme’yi önemli kılmaktadır. 1081 beyitlik manzum eser, Bûstân’dan seçilmiş çeşitli öğütleri ihtiva eder. Kelimelere bağlı kalınmayıp mananın dikkate alındığı bu muhtasar tercümede Hoca Mesud sahanın uzmanlarınca başarılı bulunmaktadır.8

2.

Zaîfî, Bâğ-ı Behişt, 956 [m.1549]

Eldeki bilgilere göre Bûstân'ın tamamına yapılan ilk manzum tercümedir. Bûstân’ı nazmen 5054 beyitle tercüme eden Zaîfî, hikâyelerin işleniş sırası, bâblar ve vezin konusunda Sadî’ye bağlı kalırken hikâye içeriklerine yer yer Bûstân’da olmayan parçalar da eklemiştir.

3.

Abdî, Bûstân Tercümesi,

963 [m. 1556]

Tercümesine özel bir isim koymayan Abdî, Manisa'da kaleme aldığı bu tercümesini Kanunî'nin şehzadesi II. Selim'e sunmuştur. Abdî, eserinin 7200 beyit olduğunu bildirse de müellif hatlı nüsha üzerinden yapılan incelemede eserin 7118 beyit olduğu bildirilmektedir. 9 Bu hâliyle, eser Türk edebiyatının en hacimli Bûstân tercümesidir.

4.

Abdî, Bâğçe, 960 [1552/53]

Abdî mahlaslı bir şair tarafından Bûstân'ın sekiz bâbından bölümler seçilmiş ve bu bölümler Türkçeye mealen tercüme edilmiştir. Bu muhtasar tercümenin ulaşılabilen tek nüshası Millî Ktp. Fahri Bilge Bölümü 460'ta mahfuzdur. 969'da istinsah edilen nüshanın tamamı 70 varaktır. Her varakta yaklaşık 30 beyit bulunmaktadır.10

5.

Đzzet Mehmed Paşa, Gonce-i Bûstân,

1898

1843’te Kayseri’de doğan ve 1914’te Erenköy’de vefat eden Đzzet Paşa, Osmanlıcılık fikrini savunan bir düşünce adamıdır.

Millet Ktp. Ali Emiri Bölümü Manzum 1203'te kayıtlı bulunan bu eser, müsvedde hâlindedir. On bâbın tamamını çeviren Đzzet Paşa, bir satıra kaynak beyiti yazarak altına tercümesini yapar.11

6.

Ömer Đhyâ, Bâkûre,

1901

Sivas'ın köklü ailelerinden Mütevellizâdeler'e mensup olan Ömer Đhya, Bûstân'ın manzum ve muhtasar bir tercümesini yayınlamıştır. "Turfanda" anlamına gelen Bâkûre, 20 sayfadan ibaret bir risale mahiyetinde olup Bûstân'ın ilk iki babından intihapla oluşturulmuştur. Serbest bir tercümedir. 12

Şerhleri”, Türk Kültürü Đncelemeleri Dergisi: Đstanbul 2001, 5. C., 99-120. s.; SEVĐNDĐK, H.: Türk Edebiyatında Bostan ve Abdî'nin Manzum Bostan Tercümesi (Đnceleme-Metin): 49-80. s.

8 GÜLENÇ, H.: Ferhengnâme-i Sadi:Đnceleme-Metin: 13. s.

9 SEVĐNDĐK, H.: Türk Edebiyatında Bostan ve Abdî'nin Manzum Bostan Tercümesi (Đnceleme-Metin): 51. s.

10 Bir önceki mütercim Abdî ile Bâğçe'nin sahibi olan Abdî'nin aynı şahsiyet olup olmadıkları hususunda net bilgi bulunmamakla birlikte iki eser üzerinde de detaylı incelemer yapan H. Sevindik, iki eserin aynı kalemden çıkmış olabilme ihtimalinin oldukça düşük olduğunu belirtmektedir. Bk.: SEVĐNDĐK, H.: Türk Edebiyatında Bostan ve Abdî'nin Manzum Bostan Tercümesi (Đnceleme-Metin): 60-63. s.

11 ĐNAL, ĐBNÜ'L-EMĐN M. K.: Son Asır Türk Şairleri: 1102. s.; Bursalı Mehmet Tahir: Osmanlı Müellifleri: 186. s., SEVĐNDĐK, H.: Türk Edebiyatında Bostan ve Abdî'nin Manzum Bostan Tercümesi (Đnceleme-Metin): 51-54. s.

12 POLAT, N. H.: "Sivaslı Mütevellizade Ömer Đhya ve 'Bâkûre'si", TÜBĐAR: X. S., 121-167. s., ĐNAL, ĐBNÜ'L- EMĐN M. K.: Son Asır Türk Şairleri: 1016. s.

(16)

4

7.

Mâhir, 20. yy

1860’da Kastamonu’da doğan ve 1925’te Kastamonu’da vefat eden Mahir’in manzum Bûstân tercümesi müsvedde hâlinde kalıp tanzim ve tebyiz edilememiştir.13

8.

Niğdeli Hakkı Eroğlu, Bustan Tercümesi

Çiçek Bahçesi, 1944

Cumhuriyet döneminde yapılan ilk tercümelerden biri oluşu sebebiyle önemlidir. Bûstân’ı 4138 beyitle 6+5 hece vezninde, mesnevi şeklinde tercüme eden mütercim eserinin ön sözünde tercümede izlediği yolu detaylı olarak izah etmektedir:

“Tercümem mealendir. Binaenaleyh kitabın aslındaki bütün kelimelerin tercümede karşılığını aramaya lüzum yoktur, cümlelerin manasını toplu olarak yoklamalıdır. Tercümem manzum olduğu için tabii olarak her şeyden evvel ahengi düşündüm. (…) Manzumemde tercüme kokusu bulunmamasını yani doğrudan doğruya Türk diliyle yazılmış bir eser hissi vermesini arzu ettim. (…)” Đlk kez 1944 yılında Niğde’de yayımlanan eser daha sonra farklı yayınevleri tarafından farklı illerde de basılmıştır.

9.

A. Naci Tokmak, Bûstan,

2012

Fars filolojisi profesörü A. N. Tokmak, Bûstân’ın manzum çevirisini yaptığı çalışmasının ön sözünde “Önce mevzun mu yapalım serbest mi yapalım diye düşündük. (…) Aruzla yaptığımız takdirde Türkçede uzun ses olmadığı için ister istemez Arapça ya da Farsça kelimeler kullanmak zorunda kalacaktık. O zaman da günümüz okuyucusu anlama güçlüğü çekecekti. Hece ile yapmaya kalktığımızda ise bu kez beyitlerde anlatılmak istenen düşünceleri belli bir hece sayısı içinde hapsetmek zorunda kalacak dolayısıyla da metinden uzaklaşıp çok serbest bir çeviri yapmak zorunda kalacaktık.

(…) Sonunda metne bağlı, serbest, ama mesnevî tarzında olduğu gibi, her beytinin mısraları birbiri ile kafiyeli bir çeviri tarzını benimseyip uyguladık.” demektedir. Çeviride esas alınan nüshayla ilgili ise, Đranlı araştırmacı Dr. G. Yusufî’nin on yazma nüsha ile Bûstân’ın muteber baskı ve şerhlerini de dikkate alarak oluşturduğu 4011 beyitlik tenkitli metni esas aldığını, gerektiğinde başka baskılara da baktığını bildirmektedir. Okuyucuların metni daha kolay anlayabilmeleri için metindeki iktibaslar, bazı terim, kelime ve remizler vb.

dipnotlarda verilen kısa bilgilerle açıklanmıştır.

MENSUR TERCÜMELER 10.

Kilisli Rifat Bilge, Bostan,

1934

Cumhuriyet döneminde yapılan ilk Bûstân tercümesidir. Ayrıca Bûstân'ın tamamını ihtiva eden ilk mensur tercümedir. Kilisli Rifat, tercümesinin başına Bûstân ile ilgili kısa bir ön söz eklemiştir. Đlk kez Đstanbul’da Ahmet Halit Kitabevi tarafından

“Şarktan-Garptan Seçme Eserler” dizisinde basılan geniş izahlı bu serbest çeviri farklı yayınevleri tarafından da defalarca basılmıştır. En tanınmış Bûstân çevirilerinden biridir. Đlaydın bu çeviriyle ilgili “Eser çok acele, adeta göz ucuyla

13 ĐNAL, ĐBNÜ'L-EMĐN M. K.: Son Asır Türk Şairleri: 1265. s.

(17)

5

çevrilmiştir. Bununla beraber halkımızın sevebileceği serbest ve ihmalkâr bir dili vardır.” demektedir.14

11.

Hikmet Đlaydın, Bostan,

1947

Tercümesinin başında Bûstân’a dair bilgiler veren Đlaydın, tercümesinin sonunda da “Açıklamalar ve Notlar” başlığı altında metinde çok geçen kelime, terim ve tabirlere dair küçük bir sözlüğe yer vermiştir. “Bizim esas ittihaz ettiğimiz nüsha Sudî şerhindeki metindir. Sudî bazı nüsha farklarını bile göstermiştir. Mamafih biz başka yazmalarla, basmalarla karşılaştırmalar yaptık ve yeni farklar tespit ederek mühimlerini notlarda gösterdik.”15 diyen Đlaydın’ın ilk kez Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı Doğu-Đslam Klasikleri dizisinde yayımlanan tercümesi en başarılı Bûstân çevirilerinden biri olarak kabul edilmektedir.16

12.

Yakup Kenan Necefzade, Bustan,

1965

Kilisli ve Đlaydın’ın çevirilerinin gördüğü yoğun ilgiden sonra Đstanbul’da yayımlanmıştır; ancak bu iki çevirinin gölgesinde kalmış, onları geçememiştir.

13.

Azmi Bilgin, Bostan,

2012

Niğdeli Hakkı Eroğlu’nun manzum çevirisi temel alınarak Türk filolojisi profesörü Azmi Bilgin tarafından hazırlanan tercüme günümüz okuyucusunun kolayca anlayabileceği bir dille, mensur olarak yapılmıştır. Metinde geçen bazı terimler ve özel adlar hakkında dipnotlar aracılığıyla kısa bilgi verilmiştir.

14.

Hicabi Kırlangıç, Bostan,

2012

Fars filolojisi profesörü Hicabi Kırlangıç, Gulam Hüseyin Yusufî'nin hazırladığı tenkitli Bûstân neşrini esas alarak bir tercüme vücuda getirmiştir. Kaynak aldığı tenkitli metnin her beytini bir paragrafta tercüme eden Hicabi Kırlangıç, Tokmak'ın eserinde olduğu gibi dipnotlarla metinde geçen bazı kavram veya özel isimlere dair kısa açıklamalar da yapmıştır.

ŞERHLER

15.

(?)

Sürûrî, Şerh-i Bûstân,

16. yy.

Şehzâde Mustafa’nın hocalığını yaptığı sırada kaleme aldığı eserinde Sürûrî [ö.1562], fazla ayrıntı ve yoruma girmeden metnin daha çok çıplak anlamını kelime kelime vermiştir. Bu da yorumlara büyük önem veren muasırları veya kendinden sonra gelenlerce yeterli görülmemiştir. Eserin dilinin Türkçe olup olmadığı tartışmalı bir husustur. 17

14 ĐLAYDIN, H.: Bostan: X. s.

15 ĐLAYDIN, H.: Bostan: XI. s.

16 OLGUN, Đ.: “Türkçe Sadi ve Hafız Çevirileri”, Türk Dili: 124. s.

17 Bu eserin dili hakkında kaynaklarda farklı bilgiler mevcuttur. Bu hususta Ahmet Kartal şunları söylemiştir: "….bu eserin dilini Kâtib Çelebi Türkçe, Âşık Çelebi ve Hasan Çelibi Arapça, Atâ'î ve Mehmed Süreyyâ ise Farsça olarak verir. Oysa eserin dili Kâtip Çelebi'nin belirttiği gibi Türkçedir." Đbrahim Olgun da eserin dilinin Türkçe olduğu bildirmektedir. Đsmail Güleç ise Serez 2568'de kayıtlı nüshanın 1b-2a sayfalarını kaynak göstererek bu eser hakkında şöyle demektedir: "Sâdî’nin meşhur eserine yaptığı Farsça şerhtir. Şehzade Mustafa’nın hocalığını yaptığı esnada, daha önce Gülistan’ı Arapça şerh ettiğini, çevresindeki dost ve talebelerinin bu sefer de Bostan’ı Farsça şerh etmesini istedikleri için şehzadeye ithafen kaleme alınmıştır." Sadık Yazar da Güleç gibi bu şerhin dilinin Farsça olduğunu bildirmektedir. Tabloda Rahmî Efendi tarafından yapılan bir sonraki tercümede de Sürûrî'nin bu eserinin Farsça olduğu bildirilmektedir. Bk.: YAZAR, S.: Anadolu Sahası Klâsik Türk Edebiyatında Tercüme ve Şerh Geleneği: 467.

s., GÜLEÇ, Đ.: "Gelibolulu Musluhiddin Sürûrî, Hayatı, Kişiliği, Eserleri ve Bahrü’l-Maârif Đsimli Eseri", Osmanlı

(18)

6

16.

Rahmî Efendi, Tuhfe-i Dostân ü Şerh-i

Bûstân Tercüme-i Şerh-i Sürûrî,

16. yy.

Đbnülemin Mahmut Kemal, Rahmî [ö. 1568] için “Sadî’nin Bostan’ını şerh ettiyse de tab olunmadı.”18 derken Bursalı Mehmet Tahir “Sadî’nin Bostan'ını tercüme etmişse de basılı değildir.”19demektedir. Ankara Millî Ktp. 06 Mil Yz A 6178 arşiv numarasıyla Mehmed Rahmî b. Ahmed adına kayıtlı 1260 istinsah tarihli yazmanın başında “Tuhfe-i Dostân ü Şerh-i Bûstân Tercüme-i Şerh-i Sürûrî Eser Hame-i Mehmed Rahmî bin Ahmed” kaydı bulunmaktadır. Bu yazmanın başında şârih, Farsça bilmeyenlerin Surûrî şerhinden yeterince istifade edemeyecekleri için bu şerhi Türkçeye tercüme ettiğini bildirmektedir. Surûrî'nin yaptığı gibi kaynak metni kelime kelime değil de beyit beyit tercüme etmiştir.20

17.

Şemî, Şerh-i Bûstân,

16. yy.

XVI. yüzyılın ikinci yarısında Farsçadan yaptığı tercüme ve şerhlerle tanınan Şemî, çağdaşı Sürûrî’ye göre daha çok beğenilip sevilmesine rağmen eleştirilerden kurtulamamıştır.21

18.

Sûdî, Şerh-i Bûstân, 1006 [m.1597]

Bûstân şerhlerinin en meşhuru olan bu şerh için Kâtip Çelebi

“şerhlerin en güzeli, en genişi ve doğruya en yakın olanı”

demektedir. 22 Sûdî, bu şerhinde üç aşamalı bir plan uygulamıştır: 1. Metnin aslı. 2. Beyitte geçen kelimelerin gramatikal analizi. 3. “Mahsûl-i Beyt” başlıklarıyla beyitin tercümesi ve yorumlanması. Sûdî, eserini kaleme alırken farklı nüshaları titizlikle gözden geçirmiş bir nevi edisyon kritik yapmıştır. Nüshalardaki hatalı yazımları şiddetle eleştirmiştir.

Sûdî şerhinde dikkat çeken unsurlardan biri de başka şârihlerin yanlışlarına işaret ettiği, yer yer sert ve acımasız eleştirilerini sıraladığı reddiyelerdir. Eserin çeşitli yerlerinde yer alan

“Redd-i Sürûrî”, “Redd-i Şemî” gibi kayıtlar Sûdî’nin kendinden önceki şârihleri takip ettiğini göstermesi ve bu şârihlerin kaleminden çıkan şerhleri beğenmeyerek daha iyi, daha güzel bir şerh yazmak amacıyla yola çıktığını göstermesi bakımından önemlidir. Sûdî’nin şerhi Đstanbul’da iki cilt olarak 1288 (m.1871/72) tarihinde Matbaa-ı Âmire’de basılmıştır.

Ayrıca yine iki cilt hâlinde Ekber Bihrûz tarafından Farsçaya da aktarılmıştır.

19.

Hevâyî-i Bursevî, Şerh-i Bûstân,

16. yy.

Kaynaklarda beğenilen Bûstân şerhlerinden biridir. Sürûrî ve Şemî’nin şerhlerini Sûdî gibi Hevâyî de tenkit etmiştir.

Ara ştırmaları: XXI. S., 8. s., KARTAL, A.: “Sadî-i Şirâzî’nin Bostan Đsimli Eserinin Türkçe Tercüme ve Şerhleri”, Türk Kültürü Đncelemeleri Dergisi: 116-117. s. OLGUN, Đ.: “Türkçe Sadi ve Hafız Çevirileri”, Türk Dili: 119. s.

18 ĐNAL, ĐBNÜ'L-EMĐN M. K.: Son Asır Türk Şairleri: 1776. s.

19 BURSALI MEHMET TAHĐR: Osmanlı Müellifleri: 325. s.

20 SEVĐNDĐK, H.: Türk Edebiyatında Bostan ve Abdî'nin Manzum Bostan Tercümesi (Đnceleme-Metin): 75-76. s.

21 OLGUN, Đ.: “Türkçe Sadi ve Hafız Çevirileri”, Türk Dili: 120. s.

22 KĀTĐB ÇELEBÍ: Keşfü’ž-Žünūn: 237. s.

(19)

7

Sme Beyit/ Bömlerin Termeleri

20.

Gülşen-i Saruhânî, Râznâme,

1460

Gülşen-i Saruhânî, Fatih'e sunduğu Râznâme isimli dinî-ahlaki mesnevisinde Bûstân'dan aldığı sekiz hikâyeyi Türkçeye tercüme etmiştir. 23

21.

Hazım, Bostân-ı Sâdî’den

Nazmen Tercüme, 1885.

Hazım, Bûstân’danki "Çaylakla Akbaba" hikâyesini Hamiyet dergisinin ikinci sayısında birkaç küçük değişiklikle -çaylak kuşunun yerine şahini kullanması vb.- Türkçeye manzum olarak tercüme etmiştir.24

22.

Şeyh Vasfî, Hikemiyyât-ı Đslâmiyye,

1887 Reyâhîn,

1888.

Mutasavvıf, muallim ve şair Vasfî (1851-1910, Đst.), Batı hayranlığıyla Doğu'nun hikmet külliyatının ihmal edildiği düşüncesindedir. Doğu klasiklerinin çevrilmesi hâlinde Batı'ya ihtiyaç kalmayacağını, bir an önce Osmanlı kütüphanelerinde bulunan Arap ve Fars klasiklerinin Türkçeye nakledilmesi gerektiğini vurgular. Bu düşüncelerle ilk kitabı Hikemiyyât-ı Đslâmiyye'yi, Gülistan ve Bûstân'dan seçtiği hikâyelerin mensur çevirileriyle oluşturur. Reyâhîn'de ise Bûstân ve Mesnevi'den aldığı manzumeleri mealen tercüme eder.25

23.

Mehmet Akif Ersoy, Sadî’den ve Hâfız’dan:

Bedâyiü’l-Acem, 19. yy.

Sadî, Mehmet Âkif Ersoy'un hayatında çok özel bir yer tutar.

Akif, "… şiire Sadî meslekini taklit ile başlamıştım.",

"Zannederim ki okuduğum Şark ve Garp muhalledatı içinde Sa’di’nin eserleri kadar üzerimde hiç biri müessir olmamıştır."

"Sadi’nin küçük hikâyeleri beni saatlerce düşündürür… Demek ki büyük hikmetler söylemek için uzun vakalar yazmaya lüzum yok." vb. sözlerle Sadî'ye olan hayranlığını pek çok kez dile getirmiştir.26 1898'den itibaren dahil olduğu Servetifünun'da

"Bedayiü'l-Acem" başlığı altında Acem dilinden çeviriler yapıyordu. Burada yaptığı tercümelerin birçoğu Bûstan'dan iken bir kısmı da Hafız'dandı.27 “Sadî’den ve Hâfız’dan:

Bedayiü’l-Acem” başlıklı yazıya Mehmet Âkif Ersoy Külliyatı’ndan ulaşılabilir. 28 Safahat'ta da "Durmayalım",

"Azim" ve "Kalenderle Tilki" hikâyeleri Sadî'den tercümedir.

Bu hikâyelerden ilki Bûstân'ın tevbe bahsinde, ikinci ve üçüncü hikâye ise ihsan bahsindedir.

23 SEVĐNDĐK, H.: Türk Edebiyatında Bostan ve Abdî'nin Manzum Bostan Tercümesi (Đnceleme-Metin): 64. s.

24 Hazım, “Bostân-ı Sadîden Nazmen Tercüme”, Hamiyet: Numara 1, 17 Nisan 1302, 1. s. Bk.: KARTAL, Ahmet.:

“Sadî-i Şirâzî’nin Bostan Đsimli Eserinin Türkçe Tercüme ve Şerhleri”, Türk Kültürü Đncelemeleri Dergisi: 114. s., SEVĐNDĐK, H.: Türk Edebiyatında Bostan ve Abdî'nin Manzum Bostan Tercümesi (Đnceleme-Metin): 64. s.

25 BURSALI MEHMET TAHĐR: Osmanlı Müellifleri: II. C., 409. s.; ÖZSARI, M.: “Şeyh Vasfî”, TDVĐA: 39. C., 72.

s., SEVĐNDĐK, H.: Türk Edebiyatında Bostan ve Abdî'nin Manzum Bostan Tercümesi (Đnceleme-Metin): 67-69. s.

26 SEVGĐ, A.: "Mehmet Âkif'te Sâdi Tesîri", SÜ Sosyal Bilimler Dergisi: 5. S., 183-194. s., KAYA, H.: Mehmet Akif Ersoy'un Dini ve Siyasi Fikirleri: 17. s.

27 KAYA, H.: Mehmet Akif Ersoy'un Dini ve Siyasi Fikirleri: 20. s.

28 ŞENGÜLER, Đ. H.: Açıklamalı Mehmed Akif Külliyatı: V. C., 401. s.

(20)

8

Sme Beyit/ Bömlerin Şerhi 24.

Tahirü'l-Mevlevî, Şeyh Sadî'nin Bir

Sergüzeşti, 1327 [m. 1909/10].

Tahirü'l-Mevlevî, Bûstân'ın sekizinci babında Sûmenât mabedinde geçtiği rivayet edilen hikâyeyi şerh etmiş ve 48 sayfa olarak Asır Matbaasında 1327'de tab etmiştir. Eserin sonlarında Bûstân'daki "Eli Baltalı Çocuk" hikâyesini de mealen manzum bir şekilde tercüme etmiştir.29

SÖZLÜK

25. Lugat-i Bûstân

Bûstân'da geçen anlaşılması nispeten zor Arapça-Farsça yaklaşık 1200 kelimenin Türkçe karşılıklarını satır aralarında veren, müellifi bilinmeyen “Lugat-i Bûstân-ı Şeyh Sadî- i Şirâzî” başlıklı bir sözlük de mevcuttur. Bu sözlüğün iki nüshası vardır. Đstinsah tarihlerine bakılarak 1549’dan önce yazıldığı tahmin edilmektedir.30

Yukarıdaki tabloda verilen eserlerin dışında Bûstân'ın şimdiye kadar iki tane de satıraltı tercümesi ortaya çıkmıştır.

31

Yazma eser kütüphanelerinde yalnızca bu hususta yapılacak bir taramada Bûstân'la ilgili tercüme, şerh vb. eserlerin artacağı muhakkaktır.

Klasik Türk Şiiri'nin ilk dönemlerinden son demlerine kadar Bûstân için yapılan bunca tercüme, şerh ve lugatin bulunması Sadî ve Bûstân'ının Türk halkı tarafından ilgi ve beğeniyle karşılandığını ifade ederken bu şair ve eserinin Türk edebiyatını uzun süre ne denli güçlü bir biçimde etkilediğinin de somut kanıtıdır.

Ziya Paşa'nın Harabat'ta "Her tarzda üstad-ı yektâ", "Sadî'dedir efser-i fazilet",

"Her bir sözü dürr-i müntehebdir" mısralarıyla medhettiği

32

Sadî ve Bûstân'ının etkileri eski dönemlerdeki kadar olmasa da günümüz Türk edebiyatında izlenmektedir. Mesela post-modern Türk edebiyatının tartışmalı ismi Orhan Pamuk, ünlü romanı Benim Adım Kırmızı'ya Bûstân'ın birinci babında geçen bir hikâyeyi metinlerarasılık yöntemiyle dahil etmiştir.

33

Klasik Türk edebiyatı sahasının ünlü profesörü Ali Nihat Tarlan da babasından öğrendiği elifbâ cüzünün ardından Farsça Gülistan ve Bûstân okuyarak büyüdüğünü anlatır.

29 Eserin transkripsiyonlu metni için ayrıca bk.: ÇAKAR, E.: "Tâhirü'l-Mevlevî'nin Đlk Metin Şerhi Denemesi: Şeyh Sa'dî'nin Bir Sergüzeşti", Doğu Araştırmaları: Đstanbul 2012 , 10. S., 47-74. s.

30 KARTAL, Ahmet.: “Sadî-i Şirâzî’nin Bostan Đsimli Eserinin Türkçe Tercüme ve Şerhleri”, Türk Kültürü Đncelemeleri Dergisi: 119. s.

31 AÜ DTCF Ktp. Mustafa Con A 690 : 264 varaktır. Eserin telif tarihine ve sahibine dair bir bilgi bulunmamaktadır.

Ayasofya Ktp. 3806: Müstensihi Mahmûd b. Şeyh Mîrek'tir. Bk.: SEVĐNDĐK, H.: Türk Edebiyatında Bostan ve Abdî'nin Manzum Bostan Tercümesi (Đnceleme-Metin): 72. s.

32 AYDIN, Ş.: "Ziya Paşa'nın Harâbât'ında Fars Şiiri ve Farsça Söyleyen Şairler", Nüsha: 168. s.

33 SEVĐNDĐK, H.: Türk Edebiyatında Bostan ve Abdî'nin Manzum Bostan Tercümesi (Đnceleme-Metin): 47. s.

(21)

9 Bûstân, makame

34

türünde kıssadan hisse mantığıyla bireyi arındırmayı amaçlayan, faydacı ve öğretici yanının ağır bastığı, hikmet ve kısmen de eğlence dolu ahlaki bir eser… Taşıdığı bu niteliklerle tam bir Doğu klasiği

35

olan bu eser hakkında belki de en çarpıcı ifade Sadî'ye büyük hayranlık besleyen, kendi sanatı üzerinde oldukça etkili olduğunu bildiren, zaman zaman Sadî mahlasını da kullanan Mehmet Âkif'e aittir: "Avrupalılarca, dünyaya gelen şâirlerin Homer’den sonra en büyüğü tanınan Firdevsî’yi ne yapayım? Altmış bin beyitlik Şehnâme’si Bostan’ın yedi sekiz beyite varan iki hikâyesi kadar insaniyete hizmet edebilmiş midir?"

36

Rumelili Zaîfî de Âkif gibi düşünmüş olacak ki bu hikmet dolu eserin tamamını XVI. yüzyılda Türkçeye aktararak Türk halkının istifadesine sunmuştur.

Son olarak elinizdeki bu tez çalışmasının ana eksenini teşkil eden inceleme ve metin bölümüne geçmeden önce Sadî'nin ünlü eserinin bu tezin gerek adında gerekse içeriğinde ülkemizdeki yaygın “Bostan” telaffuzunun aksine “Bûstân” şeklinde yer almasının bilinçli bir tercih olduğunu söylemekte fayda vardır. Doğruluğu ve uygunluğu tartışmalı olan bu tercihte tezin hazırlanışı esnasında zaman zaman değerli fikir ve önerilerine başvurduğumuz ülkemiz Fars edebiyatı mütehassıslarından M.

Kanar, A. N. Tokmak gibi isimlerin uyarısı etkili olmuştur. 2011 yılında Bûstân'ı nazmen Türkçeye tercüme eden A. Naci Tokmak bu eserinin ön sözünde bu tercihini şöyle açıklamaktadır: “Daha önceki çevirilerde kitabın adı Bostan konduğu hâlde biz Bûstan kelimesini daha doğru ve uygun bulduk. Çünkü Bostan dendiğinde Türkçemizde: ‘Domates, salatalık, biber vs. kısaca zerzevat yetiştirilen tarla’

anlaşılmaktadır. Oysaki Bûstân kelimesi ‘Bû+stan’dır. Farsça Bû/y (koku, güzel koku) anlamında bir isim, stan ise yer zarfı yapan bir sonektir. Dolayısıyla Bûyistan/Bûstan, güzel kokuların geldiği/bulunduğu yer, yani çiçeklik, gül bahçesi anlamına gelen bir kelimedir.”

37

34 Makame: Hayalî bir kahramanın başından geçen olayların hayalî bir hikâyeci tarafından dile getirildiği kısa hikâyeler serisinden (makāmât) meydana gelen edebî tür ve bu konuda yazılan eserlerin ortak adıdır. Edebî bir tür olarak "makame"nin ilk defa Bedîüzzaman el-Hemedânî (ö. 398/1008) tarafından Arap edebiyatında ortaya konduğu görüşü araştırmacıların çoğu tarafından benimsenmektedir. Daha detaylı bilgi için bk.: AYYILDIZ, E.: "Makâme", TDVĐA: 27. C., 417-419. s.

35 Doğu klasiklerinin ortak özellikleri için ayrıca bk.: .: "Doğu Klasiklerinin Genel Özellikleri, Tesir Alanları ve Yeniden Yayınında Dikkat Edilmesi Gerekenler", Doğu Araştırmaları:58-59. s.

36 ÇIKLA, S.: "Doğu Klasiklerinin Genel Özellikleri, Tesir Alanları ve Yeniden Yayınında Dikkat Edilmesi Gerekenler", Doğu Araştırmaları: 60. s.

37 TOKMAK, A. N.: Bûstan:Sa‘dî-yî Şîrâzî: 23. s.

(22)

10 I. BÖLÜM

SADÎ-Đ ŞÎRÂZÎ 1. HAYATI

1.1. Adı ve Mahlası

Türk edebiyatındaki kimi asli kaynaklarda adının Muslihüddîn olduğu bildirilse de

38

Arap ve Đran kaynaklarında adı ve lakabı hususunda tam bir ittifak yoktur.

39

Đran’da son dönemde yapılan çalışmalara bakıldığında isminin tam künyesinin “Ebû Muhammed Müşereffuddîn (Şerefuddîn) Muslih b. Abdullah b. Müşerref es-Sadî eş- Şîrâzî” olduğu görülmektedir.

40

Oryantalist Edward G. Browne şairin ismini onunla ilgili bilinen en eski yazmayı

[m. 1328]

kaynak göstererek “Musharifu’d-dín b.

Muŝliģu’d-Dín Abdul’llāh” olarak bildirir.

41

Sadî mahlasını kullanmıştır. Es-sad

[<Ar. s-a-d]

kelimesi “mübarek, ferhunde, kutlu, uğurlu, kuvvetli olmak” demektir.

42

Bu kelimeden oluşturulan Sadí mahlası,

“saadete, uğura mensup” anlamındadır. Araştırmacıların çoğu mahlasını hamisi olan Salgurlu hanedanı

43

hükümdarı Sad b. Ebû Bekr b. Sad b. Zengî’den esinlenerek aldığını kabul etse de bu hususta da ihtilaflı bilgiler mevcuttur.

44

38Sudî: “Ģażret-i Şeyĥ Sadí mü’ellifüij maĥlaŝ-ı şerífleridür ve ism-i lašífi Muŝliģü’d-díndür”, Lâmiî: “Sadí muŝannifüij maĥlasıdur. Adı Müsliģüddín’dür.”, Rüşdî: “Ve Sadí muŝannifüij raģ maĥlasıdur. Ve ism-i şerífleri Müŝliģüddín’dür. Ve muhtemel ki ismi Muŝšafā ve Müŝliģüddín laķabı ola. Muģammed’e Muhiddín ve Ahmed’e Şemsüddín dedikleri gibi. Sadí yümn ü berekete mensūb demekdür.”; Safvet: “Sadí ģażret-i mü’ellifüij maģlaŝ-ı şerífleridür ve ism-i lašífi Muŝliģiddín’dür didi Şemí Bahāristān şerģinde dėmişdür ki bunda tesāmuģ var zírā ismi Muŝšafa’dur ki Muŝšafa’ya Müŝliģüddín dirler.” Bk.: YILMAZ, O.: Sûdî-i Bosnevî: Gülistan Şerhi: 28. s.;

CANPOLAT, H.: Sa!dî’nin Gülistān Önsözüne Yapılan Türkçe Şerhlerin Karşılaştırılmalı Đncelenmesi: 3-4. s.

39 Sadî’den bahseden en eski müellif Hamd Allah Mustavfî adı, lakabı ve nisbesini “Musarrif al-Dîn Muslih b. Abd Allah al-Şîrâzî”; Abu’l-Kasım Cunayd al-Şirâzî “Musarrif al-Dîn Abd Allah al-Sadî”; Câmî ve Amîn Ahmed Râzî

“Musarrif al-Dîn Muslih b. Abd Allah al-Sadî”; Davlatşâh “Muslih al-Dîn” ve Rızâ Kulî Hân Hidâyat “Musarraf al- Dîn” olarak kaydetmektedir. Rıza Kulî Hân Hidâyat ayrıca adının Muslih olduğunu bildirmekte, Câmî de Baharistan’da sadece “Muslih al-Dîn” kaydına yer vermektedir. Dihhudâ da Luġatnāme’sinde “Müşerrefü’d-din Muslih bin Abdullâh Sadî-i Şirâzî” kaydını düşmüştür. (Ayrıntılı bilgi için bk.: YAZICI, T.: “Sadî”, ĐA: 10. C., 36.

s.; DĐHĤUDĀ: Luġatnāme: 17. C., 520. s.)

40 Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 117. s.

41 BROWNE, E.G.: A Literary History Of Persia: II. C., 526. s.

42al-FĐRŪZĀBĀDÍ: al-Uķyānūsu’l-Basíš fí Tarcamati’l-Ķāmūsi’l-Muģíš: 2. C., 1457-58. s.; MEĢMED Ŝalāhí:

Ķāmūs-ı !Ośmāní: 4. C., 26. s.

43 Đran’ın Fars bölgesinde hüküm süren Türk-Đslâm hânedanı (1148-1286). Hânedan adını yirmi dört Oğuz boyundan biri olan Salgur’dan (Salur) alır. Bk.: MERÇĐL, E.: “Salgurlular”, TDVĐA: 36. C., 29-31. s.

44 YAZICI, T.: “Sadî”, ĐA: 10. C., 36-37. s.; ÇĐÇEKLER, M.: “Sadî-i Şîrâzî”, TDVĐA: 35. C., 405. s.; YILMAZ, O.:

Sûdî-i Bosnevî: Gülistan Şerhi: XXVI. s.; CANPOLAT, H.: Sa!dî’nin Gülistān Önsözüne Yapılan Türkçe Şerhlerin Karşılaştırılmalı Đncelenmesi: 3-4. s.; Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 117. s.; TARLAN, A. N.: Đran Edebiyatı: 91. s.; ARBERRY, A. J.: Classical Persian Literature: 188.

s.; TOKMAK, A. N.: Bûstan, Sâ!dî-yi Şîrâzî: 13. s.

(23)

11 1.2. Doğum Yeri ve Yılı

Doğum yeri Şiraz olan şairin doğum yılı ile ilgili kaynaklarda kesin bir bilgi yoktur. Farklı dönemlerde araştırmacılar 571, 580, 581, 600-603, 606, 610 senelerini çeşitli dayanaklarla ileri sürseler de son yapılan araştırmalar şairin 610-615

[m.1213-1219]

yılları arasında doğduğu kanaatini güçlendirmiştir.

45

1.3. Eğitimi ve Mesleği

Đlimle meşgul olan

46

bir ailede doğan Sadî, eğitimine ilk olarak Atabek Sad b.

Zengî’nin mülazımı olan

47

babasının gözetiminde başlamıştır. Ancak yaklaşık 12 yaşında babasını kaybedince

48

anne tarafından dedesi Mesûd b. Muslih el-Fârisî tarafından yetiştirilmiştir.

49

Đlk edebî ve dinî bilgilerini Şiraz’da aldıktan sonra Harzemşah ve Moğol istilaları üzerine Bağdat’a gitmiş ve eğitimini oradaki ünlü Nizamiye Medresesi’nde

50

sürdürmüştür. Bağdat Müstansıriyye Medresesi’nde

51

hocalık yapan Đbnü’l-Cevzî

[ö.

656/1258]

hizmetine de bu şehirde girmiştir.

52

Sadî’nin bu kişiden “mürebbi” ve “şeyh”

diye söz etmesi kendisini dinî ve şerî ilimlerde eğitim süzgecinden geçiren kişi olması hasebiyledir.

53

Sadî’nin yine hizmetinde bulunarak kendisinden ilim tahsil ettiği diğer

45 YAZICI, T.: “Sadî”, ĐA: 10. C., 37. s.; ÇĐÇEKLER, M.: “Sadî-i Şîrâzî”, TDVĐA: 35. C., 405. s.; YILMAZ, O.:

Sûdî-i Bosnevî: Gülistan Şerhi: XXVI. s.; TARLAN, A. N.: Đran Edebiyatı: 91. s.; BROWNE, E.G.: A Literary History Of Persia: II. C., 526. s.; RYPKA, J.: History of Iranian Literature: 250. s.; Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 117. s.; ARBERRY, A. J.: Classical Persian Literature:

186-187. s.

46 RYPKA, J.: History of Iranian Literature: 250. s.; TARLAN, A. N.: Đran Edebiyatı: 91. s. Bazı çalışmalarda da şairin ailesi için “din âlimleri” ifadesi kullanılmaktadır. Bk.: YILMAZ, O.: Sûdî-i Bosnevî: Gülistan Şerhi: XXVI. s.;

Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 117. s.

47 ÇĐÇEKLER, M.: “Sadî-i Şîrâzî”, TDVĐA: 35. C., 405. s.

48 RYPKA, J.: History of Iranian Literature: 250. s.; YAZICI, T.: “Sadî”, ĐA: 10. C., 37. s.; TOKMAK, A. N.:

Bûstâa, Sâ!dî-yi Şîrâzî: 13. s.

49 ÇĐÇEKLER, M.: “Sadî-i Şîrâzî”, TDVĐA: 35. C., 405. s. Bazı çalışmalarda da şairin yetim kaldıktan sonra eğitimini annesinin üstlendiği bilgisi yer almaktadır. Bk.: Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 117. s.; YILMAZ, O.: Sûdî-i Bosnevî: Gülistan Şerhi: XXVI. s.

50 Nizâmülmülk tarafından Büyük Selçuklu hâkimiyetindeki çeşitli şehirlerde kurulan medreselerdir. Bağdat Nizarniye Medresesi en meşhuru ve en muhteşemidir. Bk.: ÖZAYDIN, A.: “Nizamiye Medresesi”, TDVĐA: 33. C., 188-191. s.

51 Abbâsî Halifesi Müstansır-Billâh (ö. 640/1242) tarafından Bağdat’ta inşa ettirilen medresedir. Dört mezhep fıkhı yanında Kur’an, hadis ve tıp alanlarında da yüksek öğretim vermesiyle üniversite özelliği gösteren ilk müessese olarak kabul edilmektedir. Bk.: SAKKAR, S., BOZKURT, N.: “Müstansıriyye Medresesi”, TDVĐA: 32. C., 121-123.

s. 52

Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 117. s.; TARLAN, A.

N.: “Sadi” (mukaddime), Bostan: [terc.:] Kilisli Rıfat BĐLGE: 8. s.; ÇĐÇEKLER, M.: “Sadî-i Şîrâzî”, TDVĐA: 35. C., 405. s.; YILMAZ, O.: Sûdî-i Bosnevî: Gülistan Şerhi: XXVII. s.; BROWNE, E.G.: A Literary History Of Persia: II.

C., 528. s.; DAVIS, R.: “Sadí”, EI: 8. C., 719. s.

53 Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 117. s.

(24)

12 bir isim Şihâbüddin Sühreverdî

54

’dir. Sühreverdî’nin arifane sözleri şairin dünya görüşünün şekillenmesinde önemli bir etkiye sahiptir.

55

Sûdî, Suhreverdî’yi şairin mürşidi olarak gösterir.

56

Kaynaklarda şairlik dışında herhangi bir mesleği icra ettiğine dair bilgi yoktur.

Z. Safa; şairin ömrünü kasideler, gazeller nazmedip çeşitli risaleler yazarak belki de vaaz ve zikirle geçirdiğini bildirmektedir.

57

1.4. Hayatı ve Kişiliğine Dair Bilgiler

Bağdat’ta dönemin önemli şeyh ve müderrislerinden dersler aldıktan sonra her köşesinden bir fayda, her harmanından bir başak alacağı

58

uzun yolculuklar dizisine başlamıştır. Kendisinden bahseden kimi eserlerdeki iddialara göre Hicaz, Şam, Lübnan ve Anadolu gibi Đslam coğrafyasının önemli merkezlerini dolaşmıştır.

59

620-621

[m.

1223-1224]

yılları civarında başlayan bu yolculuklar 655

[m. 1257]

yılı civarında Şiraz’a dönüşüyle sona ermiştir.

Salgurlulardan Sad b. Zengî’nin Moğollar ile yaptığı sulh sayesinde memleketin genelinde sükûnun teessüs edildiği dönemde Şiraz’a dönen Sadî, Sad b.

Zengî’nin yakınları arasına girmeyi başarır. Bu hükümdar ve veliahtının adına yazdığı eserleriyle kısa zamanda büyük bir şöhret kazanır. Z. Safa, şairin Salgurluların sarayına intisap etmiş olmasına, bu hanedanın padişahlarını methetmesine rağmen asla bir saray şairi olmadığını, aksine hayatını özgürce irşad ve halka hizmetle geçirdiğini bildirir.

60

54 Ebû Hafs Şihâbüddîn Ömer b. Muhammed b. Abdillâh b. Ammûye el-Kureşî el-Bekrî es-Sühreverdî (ö. 632/1234).

Sühreverdiyye tarikatının kurucusu, müfessir ve muhaddis. Sühreverdî ilim ve irşad faaliyetini birlikte yürütmüş, eserleriyle muhafazakâr Sünnî tasavvuf anlayışının temellendirilmesinde önemli katkılarda bulunmuştur. “Avârifü’l- maârif”, tarikatlar döneminde yazılan ilk eserlerden olup Sühreverdî’nin en önemli kitabıdır. Bk.: YILMAZ, H. K.:

“SÜHREVERDÎ, Şehâbeddin”, TDVĐA: 38. C., 40-42. s.

55 BROWNE, E.G.: A Literary History Of Persia: II. C., 527-528s.; Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:]

Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 118. s.; DAVIS, R.: “Sadí”, EI: 8. C., 719. s.; TARLAN, A. N.: Đran Edebiyatı: 91. s.; ÇĐÇEKLER, M.: “Sadî-i Şîrâzî”, TDVĐA: 35. C., 405. s.; YAZICI, T.: “Sadî”, ĐA: 10. C., 37. s.

56 YILMAZ, O.: Sûdî-i Bosnevî: Gülistan Şerhi: XXVII-XXVIII. s. (Bu hususta Zebihullâh-ı Safa, Devletşah ve Hidayet’in Sâdî’yi Şeyh Abdulkadir-i Geylânî’nin müridi olarak yazmalarının ciddi bir yanlış olduğunu bildirir. Bk.:

Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 118. s.)

57 Z. SAFA.: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 118. s.

58 Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 118. s.

59 S. NEFĐSÎ: Târîh-i Nazm u Nesr der-Îrân ve der-Zebân-ı Fârisî: I. C., 167. s.; Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 118. s.; BROWNE, E.G.: A Literary History Of Persia: II.

C., 529. s.; RYPKA, J.: History of Iranian Literature: 250. s.; YAZICI, T.: “Sadî”, ĐA: 10. C., 37. s.; ÇĐÇEKLER, M.: “Sadî-i Şîrâzî”, TDVĐA: 35. C., 406. s.; ARBERRY, A. J.: Classical Persian Literature: 190. s.(Şairin yazdığı hikâyelere dayanarak Kaşgar ve Hindistan’a gittiği iddia edilse de bazı araştırmacılar bunun kesinlikle hayal mahsulü olduğunu bildirmektedir. Bk.: RYPKA, J.: age; ARBERRY, A. J.: age; YAZICI, T.: agm; ÇĐÇEKLER, M.: agm;

BROWNE, E.G.: age)

60 Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 118. s.

(25)

13 Salgurlu hanedanının 663

[m.1264]

’te Moğol hâkimiyeti altına girmesiyle ortaya çıkan karışıklıklar esnasında Sadî tekrar Şiraz’dan ayrılır ve hac için Mekke’ye gider.

Sonra Tebriz üzerinden tekrar Şiraz’a gelir. Sadî bu yolculuk esnasında kasidelerinde övgüyle bahsettiği Hâce Şemseddin Muhammed Sahib-divan Cüveynî ve kardeşi Tarih- i Cihângüşâ müellifi Ata Melik Cüveynî ile görüşmüştür. Yine bazı kaynaklarda Tebriz’de bulunduğu sırada Moğol hükümdarı Abaka Han ve meşhur şair Hümamüddîn Tebrîzî ile görüştüğü bilgisi de yer almaktadır.

61

Şairi gerçek bir âlim olarak niteleyen A. N. Tarlan, bu seyahatlerin Sadî üzerindeki etkisini şöyle açıklar: “Çok hassas ruhunu, hayatın birçok hadiseleriyle karşı karşıya getiren, birçok insan tiplerini tetkike imkân veren seyahatleri, onu hakikaten mühim bir mütefekkir ve sosyolog payesine eriştirmiştir. Çok defa en ileri siyasi ve içtimai fikirleri onda bulabilirsiniz.”

62

Şairin kalan ömrünü Şiraz’da ibadet ve riyazetle geçirdiği bilgisi ilgili kaynakların hemen hepsinde yer almaktadır. Ş. Sami ise, şairin 102 yıl ömür sürüp çocuklukla geçen 12 senenin dışında ömrünün 30 senesini tahsille, 30 senesini seyahat ve askerlikle, 30 senesini de inziva ve ibadetle geçirdiğinin bilindiğini kaydetmiştir.

63

1.5. Ölümü

Şair ölümüne dair kaynaklarda farklı tarihler

64

zikredilse de son yapılan araştırmalar neticesinde 27 Zilhicce 691

[m. 9 Aralık 1292]

yılı şairin vefat tarihi olarak genel kabul görmüştür.

65

Bu bilgilere göre Sadî, takriben 70 yıllık bir ömür sürmüştür.

Şiraz’da vefat eden şairin mezarı Şiraz’a yarım fersah mesafede, Kala Bender dağına yakın bir mevkide “Sadiyye” ismiyle bilinen bir yerdedir. Şairin hankahı da buradadır.

Zamanla harap olan mezarı ve hankahı 1766-1767 yıllarında Kerim Han Zend tarafından yeniden yaptırılmıştır.

61 RYPKA, J.: History of Iranian Literature: 250. s.; TARLAN, A.N.: Đran Edebiyatı: 92. s.

62 TARLAN, A. N.: Đran Edebiyatı: 90. s.

63 Ş. SAMĐ: Kāmūsü’l-A!lām: IV.C., 2572. s.

64 YAZICI, T.: “Sadî”, ĐA: 10. C., 37. s.; KĀTĐB ÇELEBÍ: Keşfü’ž-Žünūn: 237. s.; DĐHĤUDĀ: Luġatnāme: 17. C., 520. s.

65 S. NEFĐSÎ.: Târîh-i Nazm u Nesr der-Îrân ve der-Zebân-ı Fârisî: I. C., 167. s.; YILMAZ, O.: Sûdî-i Bosnevî:

Gülistan Şerhi: XXIX-XXX. s.; YAZICI, T.: “Sadî”, ĐA: 10. C., 37. s.; RYPKA, J.: History of Iranian Literature:

251. s.; Z. SAFA: Târîh-i Edebiyât-ı Der Îrân: [çev.:] Hasan ALMAZ: Đran Edebiyatı Tarihi: II.C., 118. s.

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :