Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Coğrafya Bölümü, COG 245 Coğrafyada Temel Kavramlar
Mekan II
Ders Notları (Hafta 8)
Mekan II
Mekanın ne olduğu sorusuna yanıt arayan bir diğer bilgi alanı felsefedir. Felsefe geleneğinde antik dönemlerden itibaren mekan-yer kavramları tartışma konusu olmuş, söz konusu kavramların tabiatına ilişkin yargılar ortaya konmuştur. Ancak, coğrafya bilimini etkileme derecesi bakımından değerlendirildiğinde, bu gelenek içerisinde ünlü Alman filozofu Immanuel Kant’ın mekan (ve zaman) hakkındaki görüşleri öne çıkmaktadır.
Her ne kadar Kant 18. yüzyılda coğrafya üzerine ders vermiş bir düşünürse de, coğrafyaya olan asıl etkisi, verdiği coğrafya derslerinden değil; ortaya koyduğu bilgikuramından kaynaklanmaktadır. Kant, bilginin kökeni bakımından uzun bir süredir devam eden iki farklı gelenek (deneycilik ile akılcılık) arasındaki tartışmaya yeni bir boyut katarak sentezci bir alternatif getirmiştir. Özellikle Ada Avrupası geleneğinin savunusunu yaptığı deneycilik, bilginin kökeni konusunda duyu verilerini temel alırken; genel olarak Kıta Avrupası geleneği, aynı problem konusunda aklı esas alır. Bu çatışma içerisinde Kant odağı “us eleştirisi”ne çevirmiş ve bilginin hem deneysel hem de akılsal olarak oluşturulduğunu savlamıştır.
Kant’a göre bilginin kaynağı, her ikisi de a priori olan duyarlılık ve anlıktır. Duyarlılık, mekan ve zaman olarak iki ayrı görüden oluşmaktadır. Yani, bilgi edinme sürecinde insanın dış dünyadan edindiği duyu verileri, duyarlılığın a priori olan bu iki görüsü sayesinde anlam kazanır. İnsan, duyu verilerini mekan ve zaman görülerinden bağımsız olarak tanımlayamaz. Bilginin duyarlılık dışındaki diğer ayağı ise anlıktır. Kant, anlığı her biri kendi içinde üç kavram barındıran nicelik, nitelik, bağıntı, olumsallık kategorilerine ayırmıştır. Toplam sayısı on iki olan bu anlık kategorileri evrenseldir. Kant’a göre bilgi, dış dünyadan iki ayrı görü formunda alınan bilgilerin anlıkta işlenmesiyle olanaklı hale gelmektedir. Bilgiye olan bu yaklaşım, bilginin ne salt duyarlılık ne de salt akılla elde edilebildiğini; aksine, bilginin her ikisinin ortak işleyişiyle oluşturulduğunu savlamaktadır.
bilginin bize göre bir bilgi olduğunu savlar. Bu “göre”lik hali, insanın sahip olduğu duyarlılık ile anlığın tabiatından kaynaklanır. İşte, bu ikisinin birlikte çalışmasıyla elde edilen bilgi, fenomenlere ilişkindir. Bu bakımdan, fenomen, dış dünyanın bize görünüşünden başka bir şey değildir. Fenomenlerin bize açık olmayan, hakkında bilgi edinilemeyecek olan kısmı ise numen olarak adlandırılır. Numen ya da kendinde şey, insana kapalı bir alandır ve hakkında bilgi üretilemez. Kant’ın bilgi kuramında fenomen-numen sınırı, insan bilgisinin de sınırını oluşturur.
Kantçı bilgikuramında fenomenlere ilişkin bilgi edinme süreci duyu verileri ile duyarlılık formları ve anlık kategorilerinin birlikte çalışmasıyla mümkün olur. Buradaki duyarlılık formları mekan ve zamandır. Bu bakımdan mekan ve zaman, tüm bilginin ve yargıların temelidir. Duyarlılık formlarıyla tanımlanan duyu verileri, anlık kategorilerinde işlenerek doğa bilgisine dönüşür. Bu bilgi, nedensel doğa bilgisinin imkanını oluşturur.
Bilginin temeli olarak sunulan duyarlılık formlarından mekan, Kant’a göre bir kavram değil, bir görüdür. Kant’ın mekanın bu niteliği hakkında ortaya koyduğu argümanlar şöyledir: (1) Mekan, dış deneyimlerden ayrı bir kavram değildir. Dış deneyim ancak mekan sunumuyla olanaklıdır. (2) Mekan, a priori bir görüdür. Tüm dış algıların temelinde mekan vardır. Bir mekan bulunmadığını tasavvur edemeyiz. Oysa, mekanda hiçbir şey olmadığını tasavvur edebiliriz (Newtoncı mutlak mekan anlayışıyla olan yakınlığına dikkat edin). (3) Mekan, mantıksal açıklığa sahip veya şeylerin ilişkilerine ait genel bir kavram değildir. Sadece tek bir mekan vardır. (4) Mekan, sonsuz bir bütünlüktür. Tüm parçalar bu bütünlük içerisindedir. Kantçı yaklaşımda duyarlılığın mekan ve zaman olarak sunulan formları sırasıyla coğrafya ve tarih biliminin, anlık kategorileri ise doğa biliminin temelini oluşturur. Coğrafya ve tarih tüm bilgi yayılımının içini doldurur. Coğrafya bunu mekan, tarihse zaman bakımından yapar. Nedensel yasa üreten doğa biliminden farklı olarak, coğrafya mekan görüsüne ilişkin bilgi üretir. Bu bilgi, tanımlayıcı ve şeyleri mekanda sıraya koyan bir tabiattadır. Korolojiktir. Tarih ise zaman görüsüne ilişkin bilgi üretir. Bu bilgi, tanımlayıcı ve şeyleri zamanda sıraya koyan bir tabiattadır. Kronolojiktir.
Coğrafyada Kantçı etkiler ilk olarak Ritter’in çalışmalarında görülmektedir. Kantçı etkiler taşıyan bölgesel coğrafya paradigması bağlamında yürütülen mekansal incelemeler 20. yüzyılın ilk yarısına kadar olan süreçte yoğun olarak gerçekleştirilmiştir. Bu pratiğin öncüleri arasında Ratzel, Reclus, Vidal de la Blache, Hettner, Hartshorne gibi isimler bulunmaktadır.
Yararlanılan Kaynak: Tekeli, İ. 2010. Mekansal ve Toplumsal Olanın Bilgibilimi Yazıları, sf: 51-68,