• Sonuç bulunamadı

FEMİNİST ELEŞTİRİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "FEMİNİST ELEŞTİRİ"

Copied!
9
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

FEMİNİST ELEŞTİRİ

• Feminist sinema İkinci Dalga Feminizm’le aynı dönemde ortaya çıkmıştır. Bilinç yükseltme gruplarının aktivizmi, özel alan politiktir savı ve tecavüz, kürtaj, doğum kontrolü gibi önemli meselelerle ilgili hak talepleri ve politikalar çerçevesinde şekillendirilmiştir.

• Feminist film Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda ve Simon de Beavoir’ın İkinci Cinsiyet gibi feminist metinleri üzerine inşa edilmiştir.

• Sinema tarihine feminist bir perspektiften yaklaşılmış; unutulmuş kadın yönetmen, yapımcı, senaryo yazarı ve oyuncular saptanmıştır.

• 1972 yılında New York ve Edinburg’de ilk kez Kadın Filmleri Festivali düzenlenmiş, film çekmeleri için kadınları cesaretlendirmek üzere film kolektifleri kurulmuştur. Festivaller bilinç yükseltme ve propaganda işlevlerini karşılamıştır. Feminist film dergileri yayınlanmıştır.

• Feminist sinema: Kadınların sinemadaki temsiline yönelik incelemelerden ve feminist film pratiğinden oluşmaktadır.

(2)

FEMİNİST ELEŞTİRİ

• Kadınların sinemada temsili ve izleyici meselesi feminist eleştirinin merkezi noktasını oluşturmuştur. Sosyoloji, göstergebilim ve psikanaliz gibi farklı kuramsal perspektiflerden yararlanan çalışmalar yapılmıştır.

• Feminist eleştirinin ilk döneminde ağırlıklı olarak sosyolojik bir bakış çerçevesinde ana akım sinemadaki, Hollywood filmlerindeki kadın imgeleri değerlendirilmiştir. Molly Haskell 1974 yılında yayımlanan Saygıdan Tecavüze: Kadınların Sinemada İşlenişi adlı kitabında filmlerde gerçek kadınların gösterilmediğini, kadınlığa ilişkin klişelerin sunulduğunu, kadın imgesinin “bakire olarak saygı duyulan” ya da “fahişe olarak lanetlenen” olmak üzere ikili karşıtlık çerçevesinde sunulduğunu ifade etmiştir. Hollywood kadınlığa ilişkin yanlış bilinç üretmektedir ve yıldız imgesine karşı gerçek kadının gündelik yaşamını göstermelidir.

• Aynı dönemde Avrupa’daki feminist eleştiri ise Marksizm, psikanaliz ve göstergebilimden etkilenmiştir.

(3)

• Avrupa’da feminist film eleştirisi alanında Laura Mulvey, Claire Johnston, Pam Cook ve Annette Kuhn gibi isimler etkili olmuştur.

Althusser’den etkilenen bu eleştirel yönelim, sinemanın ideolojinin üreticisi olduğu düşüncesinden hareketle, sinema tekniklerinin (kamera hareketleri ve kurgu vb.) cinsel farklılığın inşasındaki rolünü ve arzu ile öznelliğin yapısını değerlendirmiştir. Arzu, fetişizm, dikizcilik, görsel haz gibi konular analizin merkezinde yer almıştır.

• Claire Johnston: “Karşı Sinema Olarak Kadınların Sineması” adlı makaleyi yazmıştır. Roland Barthes’ın mit kavramından yararlanarak klasik sinemadaki kadın mitini araştırmıştır. Sinemada kadının tek başına bir anlam ifade etmediğini, olumsuz bir çağrışımla erkek olmayan olarak temsil edildiğini söylemiştir. “Erkekler bireysel, aktif figürlerken kadınlar mit dünyasının soyut varlıkları” olarak sunulmuştur. Bu temsil biçimiyle mücadele etmek için hem eğlenceli hem de politik filmlerin yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

• Laura Mulvey: “Görsel Haz ve Anlatı Sineması” başlıklı makalesiyle feminist film eleştirisine katkı sunmuştur. Makalenin temel sorunsalı ana akım sinemada görsel haz politikasının nasıl yapılandırıldığıdır.

(4)

• Laura Mulvey, Freud ve Lacan’ın psikanalitik kavramlarından yararlanarak, klasik anlatı sinemasında ataerkil bilinç dışının yapılanma biçimini çözümlemiştir. Klasik anlatı sinemasında narsistik hazzın perdedeki figürle özdeşleşmekten, dikizci hazzın ise ötekine nesne olarak bakmaktan kaynaklandığını ifade etmiştir. Bu doğrultuda seyirci güçlü ve aktif erkek figürleriyle özdeşleşirken, kadın figürlerini dikizci bir bakışa tabi tutmuştur. Sinemada kadın karakterin üç tür bakış aracılığıyla (kameranın, seyircinim ve perdedeki erkek karakterin) görsel haz nesnesi olarak konumlandırıldığını ifade etmiştir.

• Ayrıca kadının aynı zamanda psikanalitik literatürden hareketle iğdiş edilmeyi çağrıştırdığını ifade ederek; klasik anlatı sinemasının bu tehditle iki şekilde başa çıktığını ileri sürmüştür. Bunlardan ilki, kadının fiziksel güzelliğinin yüceltilmesi, fetişleştirilmesidir. İkincisi ise anlatı düzeyinde suçlu bulunması, öldürülmesi ya da kurtarılmasıdır.

(5)

• Ancak bu makaleden sonra Laura Muvey’e kadın seyirciyi dikkate almadığı yönünde eleştiriler yöneltilmiştir. Mulvey de yeni yazdığı bir makaleyle, kadın seyirci konusuna değinmiştir. Kadının ya kendisini perdedeki kadının pasif konumuyla özdeşleştirdiğini ya da travesti konumundan erkek bakışıyla özdeşleştiğini ileri sürmüştür.

• Teresa de Lauretis: Lauretis, anlatının temel işlevlerinden birinin kadının kadınlığı arzulaması olduğunu belirtmiştir. Ayrıca cinsel arzunun hakikat arayışıyla ilişkisine değinmiş ve bu arzunun eril bir nitelik taşıdığını vurgulamıştır. Bunun temel nedeni sinemada kadın öznenin gizemi temsil etmesi ve erkeğin kadını soruşturmaya tabi tutmasıdır. Kadın ise soru soramamakta ve arzusunu açıklayamamaktadır.

• Feminist film eleştirmenleri klasik anlatı sinemasında Ödipal bir yörüngenin temel aldığını vurgulamışlardır. Erkeğin temel işlevi, pek çok zorluğun üstesinden gelmesi ve kadınla evlenmesidir.

(6)

• Genelde melodramlarda Ödipal yörünge başarıyla tamamlanmıştır.

Ancak kara film ya da western filmi gibi Ödipal yörüngenin başarıyla tamamlanamadığı film türleri de dikkati çekmektedir. Örneğin kara filmde erkek Ödipal yörüngeyi başarılı biçimde tamamlayamadığı için istikrara kavuşamamaktadır. Westernde ise Ödipal yörüngenin tamamlanmaması her zaman olumsuz bir anlam barındırmamaktadır.

• Feminist eleştirmenler melodram gibi kadınlarla ilgili türleri ya da femme fatale gibi güçlü kadın karakterleri ele almışlardır. Melodram filmlerinde kadınların duygularına yer verildiğine, kimi zaman ataerkil toplum yapısındaki ideolojik çelişkilerin görünür kılındığına ve kadınların bakış açısıyla özdeşleşmeye imkan sağlandığına dikkati çekmişlerdir.

• 1980’li yıllarda kadın seyircilerin psikanalitik kuram çerçevesinde tek tipleştirilmesine karşı çıkan çalışmalar ağırlık kazanmıştır.

(7)

• Kadın seyircilerin yaş, sınıf, cinsel tercih bağlamında faklılaştığı vurgulanmıştır. Film analizinin ve izleyici araştırmalarının tarihsel ve toplumsal bağlam dikkate alınarak yapılması gerektiği söylenmiştir.

• 1990’larda kültürel çalışmalar ağırlık kazanmıştır. Pembe diziler, aşk romanları ve popüler filmler çözümlenerek, dişil haz üzerinde durulmuştur.

FEMİNİST FİLM PRATİĞİ

• Feminist film eleştirmenleri klasik anlatı sinemasının ataerkil iktidar kodlarını meşrulaştırdığını ifade ederek, feminist film pratiğinin deneysel sinema alanına yönelmesi gerektiğini savunmuştur.

• Deneysel filmler aracılığıyla kadından esirgenen haz yapıbozumuna uğratılmıştır. Geleneksel temsil araçları dönüştürülmüştür.

• Ancak Anneke Smelik gibi bazı eleştirmenler kadınların deneysel filmler çekmesinin yanı sıra popüler sinema alanında yer almasının da temsil pratiklerini dönüştürme bakımından önemli olduğunu vurgulamıştır.

(8)

• Maguerite Duras, Nelly Kaplan ve Chantal Akerman gibi yönetmenler, feminist avangart sinemaya yönelmiştir. Avangart sinema Amerika, İngiltere ve Kuzey Avrupa’da önemli bir etki yaratmıştır.

• Chantal Akerman’ın Jeanne Dielman filmi, feminist film pratiği bakımından önemli görülen filmlerden biridir. Ev kadını, dul, anne ve seks işçisi olan bir kadının yaşamının üç günü konu alınmıştır. Ev içindeki etkinlikler gerçek süresi dahilinde sunulmuştur.

• Jeanne Dielman dışında önemli bir film de Laura Mulvey ve Peter Wollen tarafından gerçekleştirilen Riddles of Sphinx filmidir. Ataerkil toplumda anne olmanın çıkmazları anlatılmakta ve melodram yapıbozumuna uğratılmaktadır.

• Bu yönetmenlerin ve filmlerin yanı sıra Sally Potter’ın Orlando, Jane Champion’un Piyano ve Marleen Gorris’in Antonio’nun Yazgısı gibi filmlerini de feminist sinema pratiği bağlamında değerlendirmek mümkündür.

(9)

KAYNAKÇA

Mulvey, Laura (2010). Görsel Haz ve Anlatı Sineması.

Sinema: Tarih-Kuram-Eleştiri. Seçil Büker ve Y. Gürhan Topçu (Ed.). İstanbul: Kırmızı Kedi. 211- 229.

Öztürk, Ruken (2000). Feminist Film Politikası:

Mürebbiye Örneği. Kültür ve İletişim, 3 (1), 71- 97.

 Ryan, Michael ve Lenos, Melissa (). Toplumsal Cinsiyet Eleştirisi. Film Çözümlemesine Giriş. Ankara: De Ki. 231- 243.

 Smelik, Anneke (2008). Göze Çarpanlar: Feminist Film Teorisine Genel Bir Bakış. Feminist Sinema ve Film Teorisi Ve Ayna Çatladı (D. Koç, Çev.). İstanbul: Agora. 1-25.

Hayward, Susan (2012). Feminist Sinema Kuramı.

Sinemanın Temel Kavramları (U. Kutay & M. Çavuş, Çev.).

İstanbul: Es. 137-154.

Referanslar

Benzer Belgeler

Seçilmiş ve Ünlüönen (2009), “Modüler Öğretim Sisteminin Getirdiği Uygulamaların Değerlendirilmesi: Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liselerinde Bir Alan

Yapışkan spiraller yapılırken daha sonra herhangi bir işe yaramayacağı için yapışkan olmayan spiral kaldırılır.. Ağın kurulumu tamamlandıktan sonra örümcek

Uzay aracının arkasındaki roketler yere temastan yaklaşık 1 saniye önce ateşlenerek daha yumuşak bir iniş gerçekleştirilmesini sağlıyor.. O anın yakalandığı

Platonik aşklar benim bildiğim bir şey değil, ama iki insan arasında aşk olduğu zaman seks çok önemli bir faktördür.. “Aşk olunca, seks kötü olsa da, olmasa

Altta: Solda depreme dayanıklılığı klasik tekniklerle sağlanmış, ortada darbe emiciler, çelik çerçeveler ya da çelik perde duvarları gibi yön- temlerle

coğrafyacılar diğer feminist araştırmacılar gibi erkek patriyarkasına meydan okuyarak kadınların toplumsal yaşamını iyileştirmeye ve geliştirmeye odaklanırlar (Dixon ve

1) Değerden arınmış araştırma önermesi, araştırma nesnelerine karşı tarafsızlık ve kayıt- sızlık ilkesi yerine, araştırma nesneleri ile kısmen yan tutan,

Çalışmada tüm deneklerin Spor Yapma Düzeyi ile Sürekli ve Durumluluk Kaygı Düzeyleri arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır.. Buna göre Spor Yapma Düzeyinin sınav