• Sonuç bulunamadı

SİYASET BİLİMİ I 7. HAFTA MODERN DEVLET

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "SİYASET BİLİMİ I 7. HAFTA MODERN DEVLET"

Copied!
10
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SİYASET BİLİMİ I

7. HAFTA

MODERN DEVLET

(2)

ÖDEV

• Devletin doğuşu ile ilgili tamamen varsayıma dayalı görüşler bulunmaktadır.

Bu görüşler hipotetik görüşler olarak sınıflandırılır. Devleti açıklamak için şu sorulardan hareket etmişlerdir: İnsanoğlu devlete niçin ihtiyaç duymuştur?

Başka bir ifadeyle devletin kökeni, hakikati, özü ve işlevi nedir? Devletin yetkileri ve sınırları ne olmalıdır? Bu görüşlerin temsilcilerinden Thomas Hobbes(1588-1679) ve John Locke’nin(1632-1704) devlet teorilerinden bahsedip, görüşleri arasındaki farkları vurguladığınız bir makale yazın.

• Not: Bu teorilerde amaç, devletin nasıl, hangi koşullarda ve niçin doğduğunun izahı değildir; devletin amacının, yetkilerinin, sınırının ne olması gerektiğine dair belirli görüşleri temellendirmektir. Yapılan inşalar sosyolojik değil, felsefidir. Nitekim her düşünür kendi amacına göre farklı bir

“doğa durumu” kurgulamıştır.

(3)

Doğa Durumu Nedir?

• Devletin var oluş nedenini açıklamaya çalışan siyaset kuramları bir varsayımdan hareket ederler. Bu varsayımın adı doğa durumu varsayımıdır. Siyaset felsefesinde doğa durumu gerçek bir durum olarak tasarlanmaz. Devletin var oluş nedenini açıklamak, devletin varlığını temellendirmek amacıyla tasarlanmış bir durumdur, bir varsayım, bir tasarımdır. Doğa durumu, hiçbir devlet örgütlenmesinin, siyasi örgütlenmenin ve yönetimin olmadığı zamanki durumu dile getiren ya da insanın toplum dışında bozulmamış hâlde veya tamamen doğal hâlde bulunduğu durumu ifade eden bir tasarımdır. Doğa durumunda herkes doğa yasalarına bağlıdır. İnsan doğasının hem hak koruyan hem de haksızlığa eğilim gösteren farklı yanları olduğu için kimi filozoflar tarafından rahatsız edici bir durum olarak da görülmüştür.

(4)

Modern Devletin Gelişim Süreci

Modern devletlerin gelişim süreci, iki döneme ayrılabilir.

1. Ortaçağın sonlarında kralların; kilise ve feodalitenin tasfiye edilmesi sonucu tek, mutlak ve bölünmez iktidar sahibi olarak tarih sahnesine çıkmalarıdır.

Bu dönem Avrupa’da mutlak monarşilerin hâkim olduğu dönemi ifade etmektedir.

Bu dönem 1789 Fransız Devrimi’ne kadar devam etmiştir.

2. 1789 Fransız Devrimi’nden günümüze kadar geçen süreç, modern devlet anlayışının ikinci aşamasıdır.

Bu aşamada krala ait olan egemenlik, ondan alınarak topluma verilmiş, böylelikle egemenliğin demokratik niteliği ortaya çıkmıştır. Böylece eskiden sadece yönetilen konumunda olan insanlar, demokratik egemenlikle birlikte, üstün emretme gücünün sahibi konumuna gelmişlerdir. Ancak zamanla, egemenin kullanabileceği yetkilerin sınırsız olarak değil de; belirli sınırlar dâhilinde kullanılabileceği biçiminde gelişmeler yaşanınca, mutlak egemenlikten farklı, sınırlı bir egemenlik anlayışı ortaya çıkmıştır.

(5)

Mutlak Monarşiler Dönemi

• Modern öncesi dönemde, devlet iktidarının tanrı kaynaklı olduğuna ve bütün iktidarların tanrıdan geldiğine inanılıyordu. Bu dönemde, siyasal iktidarın/devletin meşruiyeti de dinsel, mitolojik ve geleneksel kaynaklara dayanıyordu.

• Machiavelli, Bodin ve Hobbes’un teorileriyle birlikte, devlet iktidarının toplum kaynaklı olduğu ve meşruiyetinin de toplumda aranması gerektiği fikri işlenmeye başlanmıştır. Böylelikle, egemenliğin kaynağı dünyevileşmiş ve meşruiyeti de rasyonel esaslar üzerine oturtulmuştur. Bu süreç, ilk olarak; Machiavelli’nin tanrısallıktan arınmış, laik/dünyevi bir siyasal iktidar/devlet kurgusuyla başlamıştır. Ardından Bodin egemenlik kavramını ortaya atmış ve onun niteliklerini (mutlak, tek, bölünmez, sürekli) ortaya koymuştur. Hobbes’ta toplum sözleşmesi kuramını geliştirerek, modern devlet düşüncesinin yetkinleşmesini sağlamıştır

(6)

Modern Ulus Devlet Anlayışı

• Aydınlanma döneminin laik ve akılcı doktrini ile yetişen düşünürleri

temel hak ve özgürlükleri, serbest piyasa ekonomisini, kuvvetler

ayrılığını, devletin sınırlandırılmasını, parlamenter demokrasiyi,

anayasacılığı, egemenliğin kaynağının halk/ulus olduğunu, savunarak

yeni bir siyaset kuramı oluşturdular. Bu düşünürlerden ilki John

Locke’dur.

(7)

Niccolo Machiavelli (1469-1527)

• Floransalı siyaset kuramcısı.

• İtalyan Rönesansının önemli isimlerinden.

• Hümanist bir eğitim almıştır. (Yunan ve Latin kültürü)

• Döneminin kilise örgütlenmesine tepkilidir.

• Amacı, İtalyan siyasal birliğinin sağlanmasıdır.

• En bilinen eseri: «Il Principe» (Prens/Hükümdar)

• O’na göre insan doğası gereği bencildir. Yönetici de bencil olmalı ki bencillerin arasında ayakta kalabilsin.

• İnsan kötüdür. Kötüye iyi davranırsa yönetici, kaybeder.

• İnsan en çok mala/mülkiyete önem verir: Prens, mülkiyet hakkını çiğnerse halk ondan nefret eder.

• Din, prens ile halk arasındaki en önemli bağdır.

• Machiavelli, siyasal erkin Tanrı’dan değil kuvvetten geldiğini ileri sürer.

• “Amaca giden her yol mubahtır.” (Makyavelizm)

• Yüksek amacı, İtalyan birliğinin sağlanmasıdır.

(8)

Jean Bodin (1530-1596)

• Fransız, hukukçu.

• Siyaset kuramına dinsel düşünüş yerine hukuksal düşünüşü getirmiştir.

• Paris’te Kral III. Henri’ye danışmanlık yapar. (Krallık savcısı)

• 24 Ağustos 1572, Aziz Bartalameos Yortusu gününde Kral IX. Charles Protestan mezhebine inananların öldürülmesi emrini vermiştir.

• Gece baskınında Paris’te 3000, resmi olmayan rakamlarla Fransa

genelinde ise on binlerce Protestan öldürülmüştür. Din savaşlarının

olduğu dönemdir.

(9)

• Bodin’in eseri: Yedili Görüşme/Yedili Kitap

• Farklı dinlere, inançlara mensup yedi kişiyi konuşturur eserde Bütün dinlerin özünün aynı olduğu sonucunu çıkarıyor:

• Tüm dinleri birleştirmeye çalışan deist anlayışa yakın.

• Deizm: Dinlere değil salt Tanrı’ya inanan yaklaşım.

• Devletin amacı, halkın mutluluğu, barış ve güvenliğidir. (Aristo’dan etkilenmiştir) (Politika)

• Mutluluk için halkın bedensel ve ruhsal ihtiyaçlarının giderilmesi gerekir:

• maddi ve ekonomik refahın sağlanması (bedensel)

• derin düşünmek ve bilgili olmak (ruhsal)

(10)

Bodin’e göre;

• Devletin kaynağı Ataerkil ailedir.

• Devletin kökeninde zapt etmek isteğinin yol açtığı “zor” vardır.

İnsanlar zorla bir araya getirilmiştir.

• Babanın aile içindeki rolünü, devlet içinde krala verir.

• Egemenlik kavramı: Mutlak bir egemenlik yoksa iyi düzenlenmiş toplum da olamaz. Babanın egemenliği gibi kralın da egemenliği mutlaktır.

• Bir yöneticinin üzerinde başka bir buyurma gücü varsa, o kişi egemen

değildir. Egemenlik bölünemez.

Referanslar

Benzer Belgeler

Havuzu Yönetim Kurulu Reasürörler Sigorta Şirketleri, Acenteler ve Brokerler Hazine Müsteşarlığı Çalışanları Çiftçiler, Üreticiler ve Yetiştiriciler

Because CE cases have not been examined to date using the hospital records of CE cases detected between 2009 and 2013 in Kars as a standard, this study was conducted to

Ül- kemizde yapılan çeşitli çalışmalarda hemşirelerde ve hizmetlilerde sigara içme oranları, diğer sağlık çalışanlarına göre daha yüksek saptanırken, bizim

Diğer yandan, idare hem bir yapıyı, hem de bu yapının faaliyetlerini ifade eder: “İdare, kamu idaresi olarak, belli başlı iki anlamda kullanılmaktadır: İdare, birinci

• Bütçede, gelir-gider arasındaki eşitliği ifade eden mali denklik mali fonksiyon ile ifade edilir. • Kıt kaynakların, sınırsız ihtiyaçlar arasında bütçe

Parlamentoda günübirlik çıkarlar do ğrultusunda kararlar alındığını dile getiren Contepe, "Halka düşman kararlar alınıyor.. Milletvekilleri kendi çıkarları için

koyun koyunu koyuna koyunda koyundan kedi. civciv balık

Türk-İslâm devlet geleneğinin bir ifadesi olan Kutadgu Bilig, sunduğu adil devlet düzeni ile modern egemen devlete alternatif olabilecektir.. Çalışmanın amacı ise bu