• Sonuç bulunamadı

ÜRETİM YÖNETİMİNİN TEMEL KAVRAMLARI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ÜRETİM YÖNETİMİNİN TEMEL KAVRAMLARI"

Copied!
87
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)
(2)
(3)

ÜRETİM YÖNETİMİNİN TEMEL KAVRAMLARI

GİRİŞ

Üretim kavramı çeşitli yönleriyle ele alınabilir. Teknik anlamda üretim bir dönüştürme eylemini ifade eder. Bu dönüştürme eylemi bir fert veya bir grup tarafından gerçekleştirilebilir.

Önemli olan belirli bir nesnenin dönüştürme eylemleri sonucu başlangıçtaki özelliğini kaybetmesi başka bir şekle veya nesneye dönüşmesidir. Üretim yönetimi, çeşitli girdilerin istenilen formattaki çıktılara dönüştürülmesiyle ilgilenir.

(4)

Bir canlının yaşamını sürdürebilmesi, organlarını oluşturan hücrelerine kadar uzanan damarlarda her an taze kan bulunması ile mümkündür.

Bir ülke ekonomisi için üretim, canlılarda yaşamı sağlayan kan gibidir.

İnsan gücü ve diğer kaynakların yerinde kullanılması ile gerçekleştirilen yeterli düzeyde üretim, ekonominin sağlıklı bir şekilde yaşaması ve gelişmesi için ön şart olarak kabul edilebilir.

(5)

Günümüzde hangi tür işletme olursa olsun, her işletmenin mutlaka yerine getirmek zorunda olduğu en az iki işlem vardır. Bunlar; üretim ve pazarlamadır. Şöyle ki işletmeler ister mal ister hizmet olsun mutlaka herhangi bir şey üretmektedirler.

Bununla birlikte, üretilen bu mal veya hizmetlerde mutlaka pazarlama çabalarına konu olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında üretim faaliyetleri bir işletme için en önemli faaliyetlerin başında yer almaktadır.

Üretim faaliyetleri gerek işletmeler ve gerekse birey ve toplum tarafından büyük önem taşımaktadır.

(6)

Üretim faaliyetleri ile birlikte diğer işletme faaliyetlerinin de gerçekleştirilmesi işletmelerin amaçlarına ulaşması açısından önemli rol oynar.

Birey ve toplum açısından bakıldığında ise bireylerin ve toplumların yaşam düzeylerine olan etkileri dikkate alındığında bu önem daha iyi anlaşılmaktadır.

Şöyle ki bir toplumun refah seviyesi, toplumun gerçekleştirdiği toplam üretim düzeyi ile ilişkilidir. Eğer toplum çok üretiyorsa, toplumun ve dolayısıyla bireylerin yaşam düzeyi yükselirken, toplum az üretirse gerek bireylerin ve gerekse toplumun yaşam düzeyi düşük kalır.

(7)

ÜRETİM

Türkçemizde üretim iki farklı kelimenin karşılığı olarak kullanılmaktadır. İstihsal (production) ve imalat (manufacture) gibi temelde farklılık gösteren iki kelimeyle eş anlmada kullanılmaktadır.

Süt üretimi, buğday üretimi dediğimiz aslında birer istihsaldir. Traktör üretimi ise gerçekte bir imalattır.

Her iki üretim türünde de üretilen şey fiziksel bir varlıktır.

Bu varlıkla ilgili olan bankacılık, sigortacılık, dağıtım gibi hususlar da hizmet olarak devreye girmektedir.

(8)

Genel anlamda ‘üretim’ kelimesi bu hizmet faaliyetlerini de kapsamaktadır. Üretilen veya elde edilen nesne bir merakın tatmini veya bir yeteneğin sadece ispatı için değil kar elde etmek amacıyla yapılan bir çalışmadır.

Bu çalışmaya katılan her türlü madde, işlem, emek ve hizmet gibi çeşitli üretim faktörleri ‘üretim’i ortaya koymaktadır.

Üretim, insan ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mal veya hizmetlerin meydana getirilmesi işlemine” denir. Üretim işlemi, fiziki bir malın üretimiyle ilgili olduğu kadar, aynı zamanda hizmet üretimiyle de yakından ilgilidir.

(9)

Örneğin elektronik devreler kullanarak cep telefonu üretimi fiziki bir mal üretimidir. Ancak fiziki bir mal üretiminin söz konusu olmadığı, eğlence, bankacılık, sigortacılık, turizm, pazarlamacılık, taşımacılık sektörlerinde de üretim yapılmaktadır.

Üretim, belirli girdilerin bir takım belirli işlemlerden geçirilerek bir mal ya da hizmet haline dönüştürülmesidir.

Bu durumda üretim işleminin üç önemli unsuru bulunduğunu görürüz. Bunlar; girdi, işlem ve çıktıdır.

(10)

Üretimi çeşitli bilim dalları değişik açılardan farklı şekillerde tanımlamışlardır. Ekonomi bilimi üretimi, fayda meydana getiren işlemler olarak tanımlar.

Mühendisler ise, belirli bir fiziksel varlık üzerinde onun değerini artıracak bir değişiklik yapmayı ya da hammadde ve yarı mamul maddeleri, bir mamul haline dönüştürme olarak tanımlamaktadır.

(11)

Teknik anlamdaki tanıma göre, eğlence, taşıma, sigortacılık, turizm vb.. hizmet üretiminin geçerli olduğu faaliyet alanları üretim olarak kabul edilmemektedir.

Bu sebeple işletme bilimi, ekonomistlerin tanımına yakın bir tarifi kabul eder. Bu durumda tanım şu şekilde olmaktadır:

“Üretim; insan ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla belirli girdilerin, dönüştürme sürecinde çeşitli işlemlerden geçirilerek mal veya hizmet olarak çıktıların elde edilmesidir”.

(12)

Üretim; malların, şekil, mekan, zaman ve mülkiyet faydalarının artırılmasıdır. Söz konusu faydalar, şöyle tanımlanabilir:

 Şekil faydası: Bir malın fiziksel ve kimyasal yapısı üzerinde bir takım değişiklikler yapmak suretiyle insanlara yararlı hale getirmektir.

 Mekan faydası: Bir malın daha çok ihtiyaç duyulan mekana taşınması ve orada bulundurulması; kullanıma sunulmasıdır.

 Zaman faydası: Bir malın ona ihtiyaç duyulan zamanda ortaya sürülmesidir.

 Mülkiyet faydası: Bir malın, ihtiyacı olana aktarılması ve sahiplenilmesinin sağlanmasıdır.

(13)
(14)

ÜRETİM YÖNETİMİ KAVRAMI

Üretim Yönetimi, işletmenin eline bulunan malzeme, makina ve insan gücü kaynaklarının belirli miktarlardaki mamulün istenilen niteliklerde, istenilen zamanda ve mümkünse en düşük maliyetle üretimini sağlayacak biçimde bir araya getirilmesidir.

Bu tanımda yer alan dört unsurun ( miktar, kalite, zaman, fiyat) hepsinin aynı zamanda en iyi şekilde gerçekleştirilmesi mümkün değildir.

(15)

Bir Mamulün Üretilmesi için;

Gerekli hammadde ve yarı mamullerin çeşitli kaynaklardan uygun fiyatla ve istenilen zamanda sağlanması,

Her parçanın değişik spesifikasyonlara göre işlenmesi, İşlenen parçaların istenilen yerlerde ve yeterli

miktarlarda hazır bulundurulması ve hepsinden önemlisi,

Bütün faaliyetlerin eldeki insan gücü ve makinelerden en iyi şekilde yararlanmak suretiyle son derece sınırlı süreler içinde gerçekleştirilmesi gerekir.

(16)

Örneğin, miktarın yüksek olması satışları olumlu etkilerken, stok taşıma masraflarını ve elde kalma riskini arttırır.

Dolayısıyla, belirli bir malın üretimi söz konusu olduğunda, yöneticinin uzlaştırıcı çözümlere yönelen kararlar vermesi söz konusudur.

Karmaşık üretim sistemlerinde çelişen unsurlar arasında uzlaştırıcı çözümler bulunması çeşitli kantitatif analiz yöntemlerinin ve bilgisayarların kullanılmasını zorunlu kılar.

Üretim yönetimi disiplininin amacı, bu yöntemler yardımı ile gerekli karar verme yeteneğinin geliştirilmesi olarak tanımlanabilir. [5]

(17)

Üretim yönetimi, bir üretim zincirinde malzeme, insan ve makine gücünün belirli bir zaman süresince istenilen miktarda yüksek kaliteli ve düşük maliyetli üretim elde edilmesi için en uygun şekilde kullanılmasıdır. Doğaldır ki, bu işlemler zinciri içerisinde finansman, bankacılık, sigortacılık gibi hususları dahil etmek gerekir.[6]

Üretim yönetimi, işletmelerdeki mevcut kaynakların etkin bir şekilde kullanılarak bu kaynaklardan istenilen nicelik ve nitelikte mamuller üretilmesiyle ilgili karar verme işlemidir.

Üretim yönetimiyle, kaynakların en etkin bir biçimde kullanılması, kayıpların en aza indirilmesi ve kalite yönünden istenilen seviyeye çıkarılması hedef alınır.

(18)

Üretim faaliyeti doğrudan mal ve hizmetlerle ilgili bulunmaktadır. Üretim yönetimi de tüketici taleplerini ve eldeki mevcut üretim imkânlarını dikkate alarak karar vermeyi gerektirmektedir.

Üretim yönetimiyle ilgili faaliyetler üretim faktörleriyle de yakından ilgilidir. Bu faktörler; sermaye, işgücü, makine, teknoloji ve enerji olarak gruplandırılabilir.

Üretim yöneticisi eldeki mevcut üretim faktörleriyle istenilen kalite, fiyat, miktar ve zamanda üretim yaparak, tüketici taleplerini en uygun şekilde karşılamaktadır.

(19)

Üretim yönetimi bölümü, üretimle ilgili kararlar alırken işletmenin diğer fonksiyonlarını da dikkate almak durumundadır. İşletmenin temel iki fonksiyonundan birincisi üretim, ikincisi de pazarlamadır.

Üretim yönetimi kapsamı bakımından oldukça geniş ve faaliyet hacmi çok yönlü bir işletme fonksiyonudur. Bu duruma göre Üretim yönetimi için şu tanımı yapabiliriz:

“Üretim yönetimi, işletmenin elinde bulunan malzeme, makina ve insan gücü kaynaklarını belirli miktarlardaki mamulün istenilen kalitede, istenilen zamanda ve en düşük maliyetle üretimini sağlayacak biçimde bir araya getirilerek kullanılmasıyla ilgili işlemlere denir.”

(20)

Üretim yönetimi fabrika sistemi içerisinde; kalite kontrolü, stok kontrolü, üretim planlama ve kontrolü, maliyet kontrolü gibi üretim faaliyetlerinde bilgisayar destekli üretim ve bilgisayar destekli dizaynı geliştirmiştir.

Üretim yöneticilerinin temel görevi sistem yaklaşımıyla hareket ederek üretim sistemini başarılı bir şekilde yönetmektir. Üretim yönetimiyle ilgili problemlerin çoğu üretim sisteminin yapısından kaynaklanmaktadır. Üretim yöneticilerinin asıl görevi, üretim sisteminden kaynaklanan bu yapısal problemleri çözebilmektir. Üretim yöneticileri bu problemleri çözebilmek için bilgisayarlı üretim sistemlerinden faydalanmaktadırlar.[1]

(21)

ÜRETİM YÖNETİMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

İngilizcede "imalat/üretim" kelimesinin karşılığı olan

"manufacture", latince kökenli manus (el) ve factum (yapmak) kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir.

Üretim kavramı, ilk çağlardan günümüze kadar; bir şey oluşturmak, meydana getirmek veya ürünün fiziksel özelliklerini değiştirmek gibi anlamları taşımıştır. Mısırlıların piramitleri, Çinliler'in Çin Seddi, Inkaların şehir düzenlemeleri, imalat teknikleri, üretim faktörlerinin bir plan ve program çerçevesinde kullanıldığı klasikleşmiş örnekler olarak bilinmektedir.

(22)

1770'lerde Adam Smith'in, işin kısımlara ayrılması veya işbölümü ile üretim artışında sağlanacak gelişmeleri belirlemesi ve 1830'larda Charles Babbage'ın iş bölümü prensibinin uygulanması ile sağlanacak yararları ayrıntılarıyla saptaması; iş basitleştirme, uzmanlaşma ve reorganizasyon ile üretkenliğin artırılması yolunda deneyler yapması, üretim yönetimi alanında bilinen ilk bilimsel çalışmalardır.

1900-1920 arasında Frederick Taylor'un bilimsel yönetimin kurallarını, klasikleşmiş eseri Principles of the Scientific Management ile ortaya atması, adeta devrim niteliğinde gelişmelere yol açmıştır.

(23)

Üretim yönetiminde; verimlilik artışı, organizasyon, insangücü verimi, iş yeri düzeni, ve benzeri temel kavramların Taylor ile ortaya çıktığı kabul edilebilir.

Gerçekten, Taylor'un bilimsel yönetim kuralları,

a) İş analizlerinde parmak hesabı yerine bilimsel yöntemlerinin kullanılması,

b) Çalışanların seçme, eğitim ve yetiştirilmesinde sistematik yöntemleri uygulanması,

c) Çalışan ile yöneten arasında sağlam temellere dayanan iş birliğinin kurulması,

d) İş yükünün çalışanlar ve yönetenler arasında dengeli, adil ve uygun biçimde bölünmesi, başlıkları altında özetlenebilir.

(24)

Modern üretim yönetiminin gelişiminde, en önemli isimlerden birisi Henry Ford'dur. Amerikalı mühendis Henry Ford , "seri üretim" ve "montaj hattı" kavramlarının adeta babası olarak kabul edilir.

Bu yöntemler ile, 1903 yılında orijinal A Model ve daha sonra 1908'de T Model otomobil üretimini gerçekleştirmiştir. T Model otomobil, bugünkü anlamıyla dahi modern bir üretim tarzı ile üretilmekte idi. Ford' un gerçek başarısı, 20. yüzyılın başına kadar ancak seçkinlerin yararlanabildiği bir mamulü, kitlelere standartlaştırılmış ve basit haliyle sunmuş olmasıdır.

(25)

Onun başarısı, günümüzün dev motorlu araç endüstrisinin temellerini atmıştır. Bu nedenle, Henry Ford' un katkılarına ve 20'lerden itibaren otomotiv sektöründeki birtakım gelişmelere daha yakından göz atmak yerinde olacaktır.

Başlangıçta, seri üretimin temel unsuru, hareket eden veya sürekli bir montaj hattı değil, daha ziyade, herhangi bir parçanın, yenisiyle tam ve tutarlı olarak değiştirilebilir olması ve montajdaki basitlik idi.

1913 yılında, Ford'un Detroit'deki yeni Highland Park fabrikasında önemli bir gelişme sağlanmış, otomobili işçinin önüne getiren "hareketli montaj hattı" (yürüyen bantlar) devreye sokulmuş ve bunun neticesinde montaj çevrim süresi yarı yarıya azaltılmıştır.

(26)

1930'lı yıllarla birlikte istatistik kalite kontrol, envanter modelleri, kapasite planlama yöntemleri, 1940'lı yıllardan itibaren tesis planlama, fabrika içi malzeme taşıma- yerleşim metodları, istatistik analizler, mühendislik ekonomisi ve daha sonraları ise doğrusal programlama- simülasyon, şebeke planlama tekniklerinde önemli gelişmeler sağlanmıştır.

1960’tan günümüze kadar, toplam sistem kavramının ve geniş kapsamlı simülasyon modellerinin üretim sistemlerinin dizaynında kullanılması, haberleşme, planlama ve araştırmada bilgisayarlardan geniş şekilde yararlanılması sağlanmıştır.

(27)

Yine bu süreç içerisinde imalatta kullanılan araç- gereçlerde, takım tezgahları, robotlar ve ilk bilgisayar örnekleri gibi dev adımlar atılmıştır. Otomotiv sektörü, tüm bu gelişmelerde önemli roller üstlenmiştir.

Üretim yönetiminin tarihsel perspektifi içerisinde,

"mekanizasyon" ve "otomasyon" olgularının ön plana çıktığı görülmektedir.

Zaten bu kavramlar, Endüstri Devrimi ile birlikte modern üretim yönetimi dinamiklerinin temelinde yer almaktadır.

Teknoloji kavramı da, doğrudan bu unsurlarla ilintilidir.

(28)

Endüstri Devrimi'nden bu yana, insangücünün yerini makinaların almasıyla birlikte, "mekanik teknoloji" dönemi ve daha sonra çok hacimli üretimle beraber "otomasyon teknolojisi" başlamıştır.

Geçmişten günümüze, imalat ve hizmet örgütlerinde otomasyonun ve gelişmiş teknolojilerin önem kazanması şu nedenlere bağlanabilir:

 Rekabetin uluslararası boyutlara ulaşması ve teknolojik yeniliklerin verimlilik artışı için zorunluluk kazanması,

 Yığın üretimi gerektiren çeşitli tip ürünlere aşırı bir yönelmenin olması,

(29)

 Ürünlerin kısa süreler pazarda kalmasını arzulayan pazarlama baskılarının, üretim sistemlerinin değişmelere çabuk ayak uydurabilmesini gerektirmesi,

 Ürünlerin karmaşıklığının artmasının, üretimle ilgili problemleri daha da güçleştirmesi,

Son 30-40 yıl içinde, pek çoğu Japon firmalarının öncülüğünde olmak üzere, sıfır hatalı parça üretimi, topam kalite yönetimi, sıfır stok düzeyini amaçlayan tam zamanında tedarik (JIT ve KANBAN) yöntemleri, esnek imalat sistemleri (FMS), bilgisayarlı dizayn ve imalat (CAD, CAM) gibi devrim oluşturan uygulamaların tüm dünya ülkelerinde hızla yayıldığı görülmektedir.

(30)

20. yüzyılın ilk yarısı, iki büyük dünya savaşıyla ve ülke sınırlarının alt üst olmasıyla şekillenmiş ve sanayileşme ile teknolojik ilerleme anlamında, önceki dönemlere kıyasla yavaşlama ortaya çıkmıştır.

Bu durağanlıkta, savaşlar kadar pek çok ülkede, özellikle de ilk iki devrim sürecinde sanayileşmiş olan ülkelerde, yıkıcı etkiler yaratan 1929 küresel krizi gibi olumsuz ekonomik gelişmeler de rol oynamıştır.

Bu doğrultuda sanayinin yeni bir gelişme yakalayabilmesi ancak krizin etkilerinin azalması ve 2. Dünya Savaşının bitmesinin ardından, 1950’li yıllarda mümkün olabilmiştir.

(31)

1950’li yıllarla birlikte, dijital teknoloji gelişmeye başlamış ve III. Sanayi Devrimi’nin temelleri atılmıştır. Özellikle Z1 olarak adlandırılan ve mekanik elektrikle çalışan hesap makinesinin üretilmesi, akabinde de bilgisayara kadar uzanan, çığır açıcı dijital gelişmeler, üretim süreçlerine de yeni bir boyut kazandırmıştır.

III. Sanayi Devrimi’ni ortaya çıkaran bir diğer önemli gelişme süper bilgisayarla birlikte iletişim teknolojilerinin gelişmesidir. Üretim süreçlerinde bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin kullanılmaya başlanması, çok daha küçük, mekanik ve pratik ürünlerin gündelik hayata girmesini sağlamıştır.

(32)

Öyle ki; bu süreçte makineler, iş hayatında olduğu gibi gündelik hayata da hakim olmaya başlamış, böylece beden gücüne duyulan gereksinim kişisel yaşam içerisinde de ortadan kalkmaya başlamıştır.

Bu aşamadan sonra artık 4. Sanayi Devrimine girilmiştir ki, sanayide genel olarak makinelerin insan gücüne gerek kalmaksızın kendilerini ve üretim süreçlerini yönetmeye başlamaları süreçleri ortaya çıkmıştır.

Makineler bu üst düzey ve güncel yapılarını; bilgisayar, iletişim ve internet teknolojilerinin harmanlanmasıyla ortaya çıkan karma teknolojiye borçludurlar.

(33)

“Nesnelerin İnterneti” kavramıyla anılan bu ileri düzeyde gelişmiş yapı, nerdeyse üretim gerçekleştiren bir fabrikanın kendi kendini yönetebilmesine kadar uzanmıştır.

4. Sanayi Devrimi ya da diğer sık kullanılan adıyla Sanayi 4.0, ilk kez 2011 yılında Hannover Fuarı’nda dile getirilmiştir. Fuara katılan uzmanlar tarafından, bilişim çağının modern yüzünün, üretim süreçlerine yepyeni bir boyut kazandırdığı ve yeni bir Sanayi Devrimi’nin yaşanmakta olduğu ifade edilmiştir.

Almanya Hükümeti’nin, dile getirilen bu görüşleri, yeni bir sanayi stratejisi olarak ele almasıyla, 4. Sanayi Devrimi kavramsal olmaktan öte, resmi bir nitelik de kazanmıştır.

(34)

Resmi başlangıcı 2011 yılı kabul edilen Sanayi 4.0, sadece 4 yıllık bir süre içerisinde teknik bir terim olmaktan öteye geçip, milyarlarca Euro’luk bir piyasa haline gelmiçtir.

2020 yılına kadar sadece Avrupa’da, bu alanda yıllık 140 milyar Euro’luk yatırım gerçekleştirilmesi beklenmektedir.

Ayrıca yine 2020 yılında nesnelerin interneti aracılığı ile 14 milyar cihazın birbiriyle etkileşime geçmiş olması planlanmaktadır.

Endüstri 4.0 kavramının temeli; endüstriyel üretimde ilgili tüm birimlerin birbiriyle haberleşmesine, bütün verilere gerçek zamanlı olarak ulaşılabilmesine, bu veriler sayesinde optimum katma değerin sağlanmasına dayanıyor.

(35)
(36)
(37)
(38)
(39)
(40)
(41)

ÜRETİM YÖNETİMİNİN AMAÇLARI

Üretim yönetiminin, üretilen mal ile ilgili dört faktörü vardır. Bunlar; miktar, kalite, zaman ve maliyettir. Üretim yönetiminin ana amacı bu faktörler için en uygun (optimum) değerlerin bulunmasına yönelmiştir.

Diğer bir deyiş ile üretim yönetimi; hangi malların, ne miktarlarda, hangi özelliklerde, nerede ve kim tarafından yapılacağı sorularına en düşük maliyet sağlayan cevabı bulmaya ve bu suretle;

a) Tüketici isteklerinin fiyat, zaman, miktar ve kalite açısından en iyi şekilde karşılanması,

(42)

b) Stok düzeyinin mümkün olduğu kadar düşük tutulması veya stok devrinin arttırılması,

c) İşletmenin insan gücü ve makine kaynaklarından yararlanma derecesinin yükseltilmesi amaçlarını gerçekleştirmeye çalışır.

Bu amaçlara yönelik faaliyetlerin yürütülmesinde iki bakımdan ekonomik davranma zorunluluğu vardır.

1. Malzeme, stok miktarı, insan ve makine gücü vb.

konularla ilgili faaliyetlerin koordinasyonunda mamulün maliyeti,

(43)

2. Üretim yönetiminin kendi faaliyetlerinin mamulün maliyetlerine yansıyan payı,

İkinci maliyet unsuru üretim kontrolündeki sıkılık derecesinin (veya toleransların) yükleyeceği maliyet ile sağlayacağı yararlar arasında bir denge noktasının bulunmasını gerektirir.

Üretim yönetiminin amaçlarının önemli bir özelliği de bunların birbiriyle çelişmesidir.

(44)

Gerçekten hem mamul stoklarını minimum düzeyde tutmak, hem müşteri isteklerini derhal karşılamak veya malzemeye yapılan yatırımları düşük tutarken insan ve makine gücünü tam kapasite ile çalıştırmak aynı anda gerçekleştirilmesi güç olan amaçlardır.

Üretim yönetimi bu faktörleri optimum düzeyde bir araya getirmeye özen göstermeli, bölümler arası koordinasyonu uygun şekilde sağlamalıdır.

Üretim yönetiminin bu amaçlarına ulaşabilmesi için üretim yöneticilerinin aşağıdaki işlemleri yerine getirmesi gerekli olmaktadır:

(45)

a) Üretim yöneticileri, belirli bir malın üretiminde çeşitli üretim metotları uygulayabilirler. Alternatif üretim metotları analiz ederek en etkin metodun tespit edilmesi gerekir. Bu çalışmaya metot analizi denilmektedir.

b) Üretim yöneticileri üretim sürecinde kullanılan malzemenin bir yerden bir yere taşınmasındaki taşıma maliyetlerini minimize etmelidir.

c) Üretim sürecinde kullanılmakta olan hammadde, yarı mamul, yardımcı malzeme, mal ve diğer kalemlerin stoklarının ekonomik düzeyde olmasını sağlamak amacıyla stok kontrolü yapılmalıdır.

(46)

d) İşletmenin gelecekte üreteceği mallar için gerekli imkânlar, takip edilmesi gereken politikalar, üretim sürecinin belirlenmesi, üretim kapasitesi ve geleceğe ilişkin diğer konular tespit edilerek planlamasının yapılması gerekir.

e) Üretim planlamasıyla tespit edilen konuların öngörülen biçimde uygulanıp uygulanmadığını belirlemek amacıyla üretim kontrolünün gerçekleştirilmesi gerekir.

(47)

f) İstenilen kalitede üretimin yapılmasını sağlamak amacıyla üretim yöneticileri kalite kontrolü yapmalıdırlar.

g) İşçilik maliyetlerini kontrol edebilmek amacıyla hareket ve zaman etütlerinin yapılması gereklidir.

h) Çalışan personele etkin bir ücret yönetimi ile adil bir ücret ödeyebilmek için gerekli ücret politikaları tespit edilmelidir.

(48)

Son yıllarda global ticaretteki önemli gelişmeler üretim yönetiminin amaçlarını da bir ölçüde etkilemiştir. Uluslar ası ticaretin yoğunlaşması, hızlı teknoloji transferi ve modern haberleşme teknikleri bu amaçlara bir de esneklik (flexibility) unsuru katmıştır.

Esneklik bir firmanın hızlı talep değişmesine ve yeni mamul rekabetine çabuk verebilme yeteneği olarak tanımlanır.

Esnek bir üretim sisteminde ani değişmelere cevap verebilecek yedek kapasite bulundurulması, uygun teknoloji seçimi ve değişmelere kolay adapte olabilen iyi eğitilmiş işgücü gibi faktörler (sorunlar) önem kazanır.

(49)

Üretim yönetiminin amaçları tespit edilirken gereksiz ve zoraki seçimler yapmamaya özen gösterilmelidir. Önemli olan söz konusu firmanın kaynaklarını ve çevresini iyi değerleyip en uygun kombinasyonu tespit etmektir.

Amaç belirli miktardaki bir ürünü uygun bir zaman içinde ve gene uygun bir kalitede en düşük fiyata mal edebilmektedir. Ancak bu şartlarda ürün iyi pazarlanabilir, talep artar; bu üretimi kamçılar ve işletme başarıya doğru ilerler.

(50)

Hammaddeden başlayarak, bunun kalitesi, stok durumu, tasarım şekli, imalat yöntemi, tezgah seçimi, işleme sırası, toleranslar, kalite kontrolü, üretimin stok durumu, ambalajlanması, insan faktörü, ücret sistemi gibi bir yığın faktörün incelenmesi ve iyi yönetilmesi bu amacın halkalarından biridir.

(51)

ÜRETİMİ YÖNETİMİNİN FONKSİYONLARI

Bir işletmede üretim yönetimi departmanının fonksiyonları, işletme büyüklüğü, yönetim politikası, organizasyon yapısı, üretim tipi veya yöntemleri, endüstri dalı, üretim miktarı…

gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak belirlenir.

(52)

Üretim yönetiminin fonksiyonları

(53)

Ön Planlama Fonksiyonu:

Tüketicinin istediği mamülün tipi, nitelikleri, fiyatı, miktarı ve ihtiyaç zamanına ait bilgiler toplanıp analiz edilmelidir.

Gerçi bu fonksiyonun büyük işletmelerde pazarlama veya satış departmanına ait olduğu bilinmektedir. Ancak tüketicinin istediklerinin, eldeki teknik bilgi, makina ve insan gücü olanakları ile ne ölçüde karşılanabileceğinin saptanmasında üretimcilere de önemli görevler düşmektedir.

Tüketicinin mamülden istedikleri, kalite ve dizayn spesifikasyonlarına dönüştürülerek imalatın gerek duyacağı bilgiler hazırlanır. Bu sırada mevcut mamul üzerinde, tüketici zevkinin değişmesi, yeni buluşlar,

(54)

rekabet ve benzeri nedenlerle yapılması zorunlu hale gelen değişiklikler saptanır.

Genel özellikleri ile beliren üretim hacminin gerçekleşmesini sağlayacak makine ve teçhizatın sağlanması için eldeki olanakların nasıl kullanılacağı saptanır. Mamulün parçalarının yan sanayi işletmelerine yaptırılması, yeni alınacak makinelerle üretimi veya mevcut tesislerin kapasitelerinin arttırılması konusunda, işletmenin yatırım stratejisine uygun kararların alınması gerekir.

Üretim araçları ve tesisleri belirlendikten sonra, makina ve teçhizatın iş akışı prensiplerine uygun olarak yerleştirileceği düzen saptanır. Fabrikalarda işyeri düzenlemesi sürekli bir faaliyettir.

(55)

Değişen üretim koşulları ve teknoloji ile beraber iş yeri düzenine zaman zaman yer değiştirme veya eklemeler yapılır. Ancak bazı büyük makine ve tesislerin yerlerini daha sonra değiştirmek çok masraflı olduğundan başlangıçta dikkatli bir yerleştirme düzeninin kurulması zorunludur.

Planlama Fonksiyonu:

Planlama aşamasında yer alan fonksiyonlar 4 temel üretim faktörüne dayanır; Malzeme, Metot, Makine ve İşgücü.

Üretimin aksamadan yürümesi her şeyden önce gerekli hammadde, hazır parça ve yarı mamüllerin istenilen yer, zaman ve miktarda hazır bulundurulmasına bağlıdır.

(56)

Üretim hedefleri ve stok politikalarına göre malzemelerin tedarik zamanını, miktarını ve kalite spesifikasyonlarını gösteren listeler (Malzeme gereksinimleri planı) hazırlanarak satın alma departmanına gönderilir.

Malzemeden sonra, eldeki makine ve insan gücünün kapasite ve nitelik bakımından istenilen üretimi gerçekleştirecek düzeye getirilmesi planlanır. Bu arada;

yeni makineler satın almak, mevcutları geliştirmek, fazla mesai yapmak gibi çeşitli alternatifler arasında hangilerinin göz önüne alınacağı saptanır.

(57)

Mamul mühendisliği, üretilecek mamullerin malzeme, ölçü, performans ve kalite özelliklerini, metot mühendisliği ise üretimde kullanılacak makine tiplerini, takımları, işlemleri ve süreleri belirler. Bu iki kaynaktan sağlanan bilgilerle eldeki malzeme, makine ve iş gücünün istenilen üretim için yeterli olup olmadığı belirlenir. Yetersizlik durumunda, yetersizlikleri giderici önlemler planlanır.

Dört üretim faktörü ile ilgili olanaklar araştırılıp gerekli tedbirler alındıktan sonra üretim yönetiminin planlama aşamasında yer alan rotalama, zaman tahminleri, programlama fonksiyonlarının yürütülmesine başlanır.

(58)

Rotalama veya iş seyrinin planlanması, üretim faaliyetlerinin hangi sıraya göre ve nasıl bir akış içinde yürütüleceğini belirler. Makinelerin ve iş istasyonlarının fabrika içindeki yerleşme düzeni, hammadde ve yarı mamuller için ayrılan ara depoların yerleri ve taşıma olanakları göz önüne alınarak, mamulün başlangıçtan depoya teslimine kadar izleyeceği yol, yani rotası saptanır.

Zaman ve metot etütleri ile saptanan standart makine ve işçilik süreleri ve eldeki iş yükü göz önüne alınarak, ayrıntılı üretim programları hazırlanır. Bir üretim programında, hangi işlerin hangi makinelerde, kim tarafından ve ne zaman yapılacağı kesin olarak belirlenir.

(59)

Kontrol Fonksiyonları:

Üretim yönetiminin kontrol aşamasında yer alan fonksiyonlar, dağıtım, takip ve kontrol, muayene ve değerlemedir. Kontrolün genel amacı, hazırlanan programların uygulanmasını sağlayacak faaliyetleri yürütmek, uygulama esnasında doğacak sorunları ilgili ünitelere iletmek ve programla gerçek durum arasındaki farkları zamanında tespit etmek şeklinde özetlenebilir.

İlk fonksiyon dağıtımdır. Programlardan yararlanarak;

tarih, miktar, tezgâh, işçi ve diğer ayrıntılı bilgilerden oluşan iş emirleri (job orders) hazırlanır.

(60)

Bunların belli bir zamanda, atölye şefi, ustabaşı ve benzeri kanallardan geçerek işçiye ulaşması sağlanır.

İş emirlerinin yerine getirilmesinde; makine arızaları, devamsızlık, verimsiz çalışma, ani ve önemli siparişlerin araya sıkıştırılması gibi önceden kestirilmesi güç nedenlerle aksamalar olur. Bunları anında tespit etmek ve ilgililere duyurarak gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak takip ve kontrolün görevidir.

Muayene kendine verilen iş emirlerine göre harekete geçerek gerekli ölçmeleri yapar ve bulgularını takip ve kontrole aktarır. Takip ve kontrol bunları kendi bulguları ile birleştirerek ilgili ünitelere gönderir.

(61)

İmalat faaliyetlerinin uygun biçimde yürütülmesine ilişkin bilgiler, programdan sapmalar ve nedenleri, muayeneden gelen raporlar incelenip gerekli hesaplamalar yapıldıktan sonra günlük olmak üzere üretim raporları hazırlanır.

Üretim raporlarının değerlendirilmesinde işlerin programlara uygun olarak yürüyüp yürümediği öncelikle ele alınır.

Zamanından önce bitirilen işler varsa makinaların artan kapasiteleri gelecek iş programlarında kullanılmak üzere belirlenir.

(62)

Zamanında bitirilmeyen işler için performans yetersizliği, programlama hatası, arıza, malzeme noksanlığı gibi gecikme nedenlerini belirleyen raporlar düzenlenir.

Raporlar ilgili departmanlara GERİ BESLEME bilgisi olarak gönderilir.

(63)
(64)

ÜRETİM YÖNETİMİ BÖLÜMÜNÜN DİĞER İŞLETME BÖLÜMLERİ İLE İLİŞKİLERİ

Herhangi bir işletmede bir alt sistem olan üretim fonksiyonunun, finansman, araştırma-geliştirme, tedarik, personel, muhasebe ve pazarlama gibi diğer alt sistemlerle kaçınılmaz olarak etkileşimde bulunur; bunlar ana hatlarıyla şu şekilde özetlenebilir.

(65)

Üretim ve Finansman:

İşletmenin bu alt sistemleri arasında üretim bütçelerinin hazırlanması, maliyet ve ücret analizleri açısından işlem sürelerinin saptanması, makine-teçhizat yenileme ve süreç geliştirme kararlarının alınması ve üretim tahminleme alanlarında yoğun etkileşim bulunmaktadır.

Bunun sonucu olarak üretim, finansman sistemine üretim hacmi ve kaynakların kullanım düzeyi, hammadde ve mamul stok miktarı ve üretim sürecine ilişkin bilgiler sağlar.

(66)

Buna karşılık, parasal kaynaklar ve üretime ilişkin kararlarda yararlanılabilecek finansal bilgiler, üretim sistemine, finansman sisteminden aktarılır.

Üretim ve Tedarik Yönetimi:

Üretim sistemi ile tedarik sistemi arasındaki başlıca etkileşim alanları ise, alınacak malzeme, makine-teçhizat ve çeşitli dolaylı üretim girdilerinin miktar ve niteliklerinin belirlenmesi, bunların stoklarının bakımı ve sürdürülmesi, girdilerin kalite kontrolünün yapılması ve tedarik fiyatlarının öngörülmesi olarak belirlenebilir.

(67)

Üretim ve Araştırma-Geliştirme:

Üretim ve araştırma-geliştirme sistemleri ilişkisinde, yeni ürünlerin tasarımı, prototiplerin geliştirilmesi, mevcut ürünlerin değiştirilmesi, imalat standartlarının ve kalitesinin belirlenmesi, makine-teçhizatın tasarımı ve iyileştirilmesi, temel etkileşim alanlarıdır.

Bu iki sistem arasında yeni bilgilerin geliştirilmesi ve bunları uygulamaya aktarılması konularında yoğun bir bilgi ve haber akışı bulunmaktadır.

(68)

Üretim ve İnsan Kaynakları Yönetimi:

Bu sistemler arasındaki etkileşimin temelini, üretim sisteminin iş gören gereksinimini miktar, nitelik ve zaman açısından belirleyerek personel sistemine iletmesi ve bu gereksinimin personel sistemi tarafından iç ve dış kaynaklardan karşılanması oluşturur.

İş gören alımı, seçimi ve yerleştirmenin yanı sıra, eğitim, endüstriyel ilişkiler, özendirici ücret sistemleri, uygun çalışma koşulları, iş güvenliği ve iş görenin refahı gibi etkileşim alanları da söz konusu iki alt sistemi bir araya getirmektedir.

(69)

Üretim ve Muhasebe:

Bu iki sistemin ilişkisinde, bir taraftan üretim sistemi üretilen ürünler ve üretim yerleri açısından kaynakların kullanımına ilişkin bilgileri sağlarken, diğer taraftan muhasebe sistemi de standart ve fiili maliyetlere, bunlar arasındaki sapmalar, genel giderlerin ürün açısından dağılımına ve kar marjlarına ilişkin bilgileri üretim sistemine vermektedir.

(70)

Üretim ve Pazarlama:

Günümüzde, birçok kuruluşta, temelde "üretim-pazarlama çelişki ve çatışmasına "dayanan, kompleks bazı sorunların yaşandığı görülmektedir.

Bu türden problemler, esasen, üretim ile pazarlama departmanları arasında, adeta sürekli olarak cereyan eden anlayış ve uygulama farklılıkları şeklinde ortaya çıkmaktadırlar.

(71)

Gerçekten, pazarlama departmanı, üretim birimlerinin arzu edilen değişiklikleri gerçekleştirmede ve sipariş partilerinin tesliminde yavaş davrandıklarını; müşterilerin arzu, istek ve ihtiyaçlarına uygun mamullerin imalinde istenilen esneklik ve çabukluğa ulaşamadıklarını ve pazarlamacıları, müşteri ve rakipleri karşısında dezavantajlı duruma düşürdüklerini ileri sürebilmektedirler.

Görülüyor ki, her ne suretle olursa olsun, temelde üretim- pazarlama çelişkisine dayanan ve organizasyon içinde ve dışında kompleks sorunların yaşanmasına yol açabilen koşullar, bir çok organizasyonda mevcuttur.

(72)

Söz konusu koşulların ve çelişkinin, açık veya gizli çatışma ve huzursuzluklara yol açmaması, her yöneticinin görevi ve arzusudur.

Zira, şurası açıktır ki, özellikle üretim ile pazarlama (ve/veya tedarik ile pazarlama) üniteleri başta olmak üzere, tüm üniteleri arasında ahenk ve koordinasyon bulunmayan, sürekli çelişkilerin ve çatışmaların yaşandığı bir işletme, amaç ve hedeflere ulaşmada büyük zorluklarla karşılaşacak; başarı şansı önemli derecede azalacaktır.

(73)

Pazarlamacılar, temelde, hedef tüketicinin istek ve ihtiyaçlarını zamanında, yerinde ve uygun koşullarla tatmin etmek amaç ve zorundadırlar. O halde, "müşteri tatmininin sağlanması ve uzun dönemli kılınması", modern pazarlama anlayışının özü olarak kabul edilebilir.

İşte, müşteri tatmininin sağlanmasında, mesela istenilen, arzulanan niteliklere sahip, belirli miktardaki malın, belirli zamanda ve anlaşmaya varılmış bedel mukabilinde müşteriye teslimi şart olmaktadır. Bu noktada pazarlamacı, müşteri (potansiyel müşteri de olabilir) tarafından arzulanan bütün bu unsurları tesbit, teşhis ve nihayet sağlama, yerine getirme durumundadır.

(74)

Bu gereğin icabını yerine getirirken de, üretim departmanıyla koordinasyon içersinde çalışmak elzemdir.

Zira malın istenilen niteliklere haiz olabilmesi ve beklenen faydayı sağlayabilmesi için sahip bulunması gereken niteliklerin temini; zamanında, uygun miktarda ve maliyette üretimi; teknik maliyetli hususlar olup üretim biriminin sorumluluk alanında yer almaktadırlar.

(75)

Pazarlama, üretim ve/veya tedarik fonksiyonlarından çok önce başlayıp satış (sipariş, teslim) sonrasında da süren kompleks bir süreçtir. Hedef tüketicinin istek ve ihtiyaçlarını saptamanın, bir pazarlama fonksiyonu olduğu ve bunun neticesinde üretim ve/veya tedarik fonksiyonlarının ifasına gidilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Üretim plan ve programları ile tedarik takvimleri, pazarlamanın öngörücü ve belirleyici verilerine göre şekillendirilmelidir. Bir başka deyişle, üretim ve/veya tedarik fonksiyonları, pazarlamanın saptayıp, öngördüğü mecrada yürümeli, inisiyatif daima pazarlamada olmalıdır.

(76)

Bir işletmede üretim yönetimi ile fiili üretimin yapıldığı atölye arasında yer alan ilişki akışı

(77)

Üretim Yönetiminin Tepe Yönetim İle İlişkisi

Üretim yönetiminin amaçlarını gerçekleştirebilmesi, tepe yönetimi tarafından bilinçli ve isabetli olarak tanımlanan ve organizasyonun her düzeyinde benimsenen politikaların uygulanmasına bağlıdır. İşletmelerde bu konuda iki tip hataya düşüldüğü görülür:

1. Tepe yönetimi, politikalarını işletmenin durumunu ve olanaklarını göz önüne almadan saptamış olabilir.

Örneğin; stok devir hızlarına ilişkin politikalar yalnız genel endüstriyel ortalamalara göre belirlenmiş olabilir.

(78)

2. Tepe yönetimi üretim faaliyetlerine yön verecek temel politikaları önemsemeden saptamış olabilir. Bu takdirde komuta hattında her elemen karşılaştığı problemlere kendi görüşüne veya çevresinden gelen baskılara göre tespit ettiği politikalarla çözüm arama yoluna gider.

Örneğin; min- max stok düzeyleri, emniyet stokları ve satın alma politikaları tepe yönetimi tarafından belirlenmiş ise satın alma departmanı zamana ve duruma göre değişen baskılar altında tutarsız kararlar alabilir.

(79)

Bu durumda stoklara gereksiz yatırım yapılması, üretimin malzeme yokluğu gibi sık sık aksamalar ve departmanlar arası sürtüşmeler yaşanabilir.

Modern bir işletmede tepe yönetimi; stok, insan gücü, tüketici istekleri gibi konularda temel politikalarını saptarken ihtiyacı olan bilgilerin pek çoğunu üretim yönetimi departmanından alır. Tepe yönetimi ayrıca, problemlerin çözüm alternatiflerine ilişkin bilgileri de üretim yönetiminden alabilir. Böylece tepe yönetimi, işletmenin yapısına uygun politikaları daha kolaylıkla saptama olanağını bulur.

(80)

Üretim Yönetiminin Görevleri

Bir işletmede üretim yönetimi departmanına verilen görevler fonksiyonlarının ayrıntılarından oluşur. Dolayısıyla görevler de başta organizasyon yapısı olmak üzere çeşitli faktörlere bağlı olarak belirlenir.

Bununla beraber üretim yönetiminden sorumlu yöneticilerin üstlendikleri tipik görevleri sınıflandırmak mümkündür.

 Mamul tasarımı

 Talep tahminlemesi

 Teknoloji seçimi

(81)

 Kuruluş yeri seçimi

 İşyeri düzenleme

 Lojistik yönetimi

 Kapasite planlaması

 Tamir – bakım planlaması

 Stok kontrolü

 İş analizleri (İş etüdü)

 Üretim planlama ve kontrolü

 Proje yönetimi

 Kalite yönetimi

 Ücret yönetimi

(82)

Üretim Yönetiminin Organizasyonu

Üretim yönetiminin işletme organizasyonu içindeki pozisyonu işletmenin büyüklüğüne göre farklılık gösterebilir. Ancak, kendi iç organizasyonu işletme büyüklüğü veya organizasyonuna göre değişiklik göstermez.

Tipik bir üretim yönetimi organizasyon yapısı şekilde gösterilmiştir.

(83)

Tipik bir üretim yönetimi departmanının iç organizasyonu

(84)

Üretim Yönetimi Bölümünün Gelişimine Bağlı Olarak Organizasyon Şemaları

(85)

Büyük işletme

(86)

Büyük İşletmelerde Üretim Yönetimi Bölümünün Alt Birimleri

(87)

Üretim planlama ve kontrolde departman iç organizasyonu

Referanslar

Benzer Belgeler

İkinci Dağıtım (Tekrar Dağıtım): Gider yerleri it ibariyle birinci dağıtım toplamları belirlendikten sonra, üretimle doğrudan ilgisi olmayan ama üret imin

 İşgücü: İşgücü: Bir ülkede çalışma çağındaki (15-64 Bir ülkede çalışma çağındaki (15-64 yaş) nüfustan üretime katılabilecek (çalışan yaş)

Bu da daha önce tanımlanmış olan ortalama karlılık oranına benzer ve büyüklükteki küçük bir artışın bugünkü fazlalığını geçersiz kılan iskonto

Bu çalışmada öncelikle standart maliyet sistemi teorik olarak tüm yönleriyle ele alınmış, daha sonra bir üretim işletmesindeki direkt ilk madde ve malzeme,

Meydancığa giden güzerkâhın adı bir vakitler (Zaptiye caddesi) iken sonra (Muhacirin Ko­ misyonu caddesi) olmuş. Hâlâ yerinde bir şekerci bulunan, beş altı

Gerçekten de, Galatasaray’da ağırlıklı Fran- 8izaa ve Fransız yazını öğrenllerlnln (dersle­ rinin) yanında matematik, fizik, kimya, biyo­ loji de Fransızca

[r]

[r]