• Sonuç bulunamadı

KUR'AN DIŞI VAHYİN İMKÂN VE VUKUÛNA FARKLI BİR BAKIŞ. A Different View to the Possibility and the Occurrence of Non-Qur anic Revelation

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "KUR'AN DIŞI VAHYİN İMKÂN VE VUKUÛNA FARKLI BİR BAKIŞ. A Different View to the Possibility and the Occurrence of Non-Qur anic Revelation"

Copied!
16
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Yıl: 6, Sayı: 12, ISSN: 2587-1811 - Yayımlanma Tarihi: 30.09.2021

KUR'AN DIŞI VAHYİN İMKÂN VE VUKUÛNA FARKLI BİR BAKIŞ A Different View to the Possibility and the Occurrence of Non-Qur’anic Revelation

Dr. Öğr. Üyesi Hasan MAÇİN

Adıyaman Üniversitesi, İslami İlimler Fakültesi, İslam Hukuku ABD, Adıyaman, Türkiye, [email protected]

Araştırma Makalesi/Research Article Makale Bilgisi

Geliş/Received:

27.06.2021

Kabul/Accepted:

01.08.2021

Sayfa/ Page:

133-148

10.32579/mecmua.958270 Öz

Kur'an dıĢında vahiy olup olmadığı Hz. Peygamber‟in vefatı sonrasından günümüze dek süren bir tartıĢmadır. Ġlgili literatür incelendiğinde bu konuda üç temel yaklaĢımın olduğu görülmektedir. Bu yaklaĢımlar; Kur'an ile birlikte Sünnet‟in de vahiy olduğunu söyleyen görüĢ, Kur'an dıĢında vahiy kabul etmeyen görüĢ ve Sünnet‟i bütünüyle vahiy kabul etmemekle birlikte Kur'an dıĢında da vahyin varlığını kabul eden görüĢ olarak sıralanabilir. Söz konusu yaklaĢım sahipleri görüĢlerini bir takım aklî ve naklî delillere dayandırmıĢlardır. Bu çalıĢmada üçüncü yaklaĢımın kabulünden hareketle, genelde peygamberlerin özelde son peygamber Hz. Muhammed‟in Ģahit olduğu bazı olağanüstü hâdiselerin vahiy olarak kabul edilip edilemeyeceği, vahiy kabul edilmesi durumunda bunun Kur'an dıĢında vahyin varlığına delil olup olamayacağı sorgulanmaktadır. Bu tartıĢmaya sağlıklı bir cevap verilebilmesi için öncelikle vahyin ne olduğunun, Kur'an ekseninde ortaya konulması gerekmektedir. Bu çalıĢmada, vahiy kavramı Kur'an bağlamında tanıtıldıktan sonra Kur'an‟ın yer verdiği bazı peygamberlerle ilgili tecrübelerin ve bu tecrübeler ile ilgili peygamberlerin aktarımlarının vahiy kapsamında görülüp görülemeyeceği ile ilgili değerlendirmelere yer verilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Kur'an, Vahiy, Metlüv, Gayr-i Metlüv, Delil.

Abstract

Whether there is revelation other than the Qur‟an or not, is a controversial issue which has been going on since the death of the Prophet (pbuh). When the relevant literature is examined, it can be expressed that there are three basic approaches on this issue. These approaches can be listed as follows; the opinion stating the Sunnah as revelation alongside with the Qur‟an, the opinion which refuses any revelation other than the Qur‟an and the opinion that accepts the existence of revelation other than the Qur‟an, although it does not accept the whole Sunnah as revelation. The owners of the aforementioned approach based their opinions on some logical and traditional evidences. Based on the acceptance of the third approach in this study, it is questioned whether some extraordinary events witnessed by the prophets in general and the last prophet in particular can be accepted as revelation or not, and whether this can be evidence of revelation other than the Qur‟an or not. In order to give a sound answer to this discussion, first of all, it is necessary to put forward, within the context of the Qur‟an, what the revelation is. In this study, primarily the concept of revelation is discussed within the context of the Qur‟an, and afterwards, our evaluations about whether the experiences about some prophets included in the Qur‟an and the transmission of the prophets related to these experiences can be considered as revelation or not is put forward.

Keywords: Qur‟an, Revelation, Recited, Non Recited, Evidence.

Atıf/Citation: MAÇĠN, H. (2021). Kur'an DıĢı Vahyin Ġmkân ve Vukuûna Farklı Bir BakıĢ. MECMUA - Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi ISSN: 2587-1811 Yıl: 6, Sayı: 12, Sayfa: 133-148.

Sorumlu Yazar/Corresponding Author: Dr. Öğr. Üyesi Hasan MAÇĠN

Çatışma Beyanı/Conflict Statement: Makalenin yazar/yazarları bu çalıĢma ile ilgili taraf olabilecek herhangi bir kiĢi ya da finansal iliĢkileri bulunmadığını dolayısıyla herhangi bir çıkar çatıĢmasının olmadığını beyan eder/ederler.

(2)

134

Giriş

Allah Teâlâ, insanı yarattıktan sonra onu baĢıboĢ bırakmamıĢ,1 seçtiği elçiler vasıtasıyla ona rehberlik te etmiĢtir. Ġlk insanın aynı zamanda peygamber olduğu2 ve her kavme bir peygamber gönderildiği3 nazarıitibara alınırsa bu rehberliğin insanlığa yaratılıĢından itibaren sürekli bir Ģekilde yapıldığı söylenebilir.

Allah Teâlâ‟nın insanlığa rehber olarak göndermiĢ olduğu peygamberlerle iletiĢimi literatürde vahiy kavramı ile ifade edilir.4 Bu anlamda her peygamber Allah'tan vahiy almıĢtır.5 Zira nübüvvet doğrudan doğruya vahye dayanır.6 Kur‟ân-ı Kerîm, Allah'ın peygamberlerle olan iletiĢiminin farklı Ģekillerde olabileceğini haber vermektedir.7 Peygamberlere verilen kutsal metinlerden oluĢan kitap ve sahifelerin vahiy olduğu hususunda herhangi bir tartıĢma söz konusu değildir. TartıĢma, bu kutsal metinler dıĢında Allah'ın peygamberlerle iletiĢim kurup kurmadığı, Ģayet kurmuĢsa bu iletiĢimin nasıl değerlendirilmesi gerektiği ile ilgilidir. Son peygamber özelinde ifade edilecek olursa, Kur'an‟ın bir bütün olarak vahiy olduğu hususunda bütün âlimler ittifak halindedir. Ġhtilaf, Kur'an dıĢında da Allah'ın Hz. Peygamber‟le bir iletiĢiminin olup olmadığı, Ģayet bu anlamda bir iletiĢimi olmuĢsa bunun vahiy olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususundadır.8 Ġlgili tartıĢmalara bakıldığında bu konuda üç temel yaklaĢımın olduğu görülmektedir.9 Bu yaklaĢımlardan biri Hz.

Peygamber‟in Kur'an dıĢında da Allah'la iletiĢiminin bulunduğu ve bütün sözlerinin vahiy olduğu Ģeklindedir. BaĢta Zahiriler olmak üzere klasik dönemde birçok âlim Sünnet‟i bir istisna yapmadan vahiy olarak değerlendirmiĢtir.10 Bu görüĢe zıt denilebilecek diğer bir yaklaĢımın savunucuları ise Allah'ın Hz. Peygamber ile olan iletiĢiminin Kur'an‟dan ibaret olduğunu, dolayısıyla da Kur'an dıĢında vahiy bulunmadığını öne sürmektedirler. Tarihte yaĢanmıĢ bazı tartıĢmalardan yola çıkarak bu yaklaĢımın savunucularını sahabe dönemine kadar geriye götüren araĢtırmacılar olsa da11 bu yaklaĢımın bir ekol olarak tarih sahnesine çıkmasının XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra Kur‟âniyyûn ile baĢladığı söylenebilir.12 Bu konuda orta yol olarak kabul edilecek diğer yaklaĢım ise

1 el-Bakara 2/30-32.

2 el-Bakara 2/37; Âl-i Ġmrân 3/33.

3 en-Nisâ 4/164; er-Ra„d 13/7; Yunus 10/47; en-Nahl 16/36, 63; Ğâfir 40/78.

4 Süyûtî, el-İtkān fî ʿulûmi’l-Kurʾân, I, 160; Tehânevî, Keşşâf, II, 1776; Fazlurrahman, İslâm, s. 42; Ebû Zeyd, İlahi Hitabın Tabiatı, s. 62.

5 Cürcânî, Kitâbu’t-Ta’rifât, s. 239.

6 Gölcük ve Toprak, Kelam, s. 321, 341.

7 eĢ-ġûra 42/51.

8 KırbaĢoğlu, İslâm Düşüncesinde Sünnet, s. 253-280; Erul, “Kur‟an DıĢı ĠletiĢim (Vahy-i Gayri Metluv)”, s.

250, 253.

9 Erul, “Hz. Peygamber‟e Kur‟an DıĢında Vahiy Geldiğini Ġfade Eden Rivayetlerin Tahlil ve Tenkidi”, s. 55;

Genç, “Sünnet-Vahiy ĠliĢkisi”, s. 60.

10 Ġbn Hazm, el-İhkâm fî Usûli’l-Ahkâm, I, 96-98, II, 88, III, 91; Beyhakî, el-Esmâ ve’s-Sıfât, I, 496, 499; Dârimî, es-Sünen, “Mukaddime”, 49; Bağdâdî, el-Fakîh ve’l-Mutefakkih, I, 266-67; Gazzâlî, el-Müstasfâ, s. 103;

Karaman vd., Kur’an Yolu, V, 158; ġimĢek, Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri, V, 80.

11 Hatiboğlu, Hz. Peygamber ve Kur’an Dışı Vahiy, s. 63.

12 BirıĢık, “Kur‟âniyyûn”, s. 428; Erdoğan, “TeĢri Açısından Hadis ve Sünnet”, s. 340-341; Genç, “Sünnet-Vahiy ĠliĢkisi”, s. 71-74; Akcaoğlu, “Hz. Peygamber‟in Kur‟an Vahyi DıĢında Bilgilendirilmesi”, s. 123-130.

Ülkemiz Hadis hocalarından Mehmed Said Hatipoğlu, Hz. Peygamber ve Kur'an Dışı Vahiy adlı eserinde Kur'an dıĢında vahiy olmadığını savunmaktadır. Yazar kitabının tamamında bu konuyu iĢlemekle birlikte eserinin 63. sayfasında Ġbn Abbas‟ın “Kur'an‟dan baĢka vahiy yoktur” beyanını esas alarak “…biz, Kur‟ân-ı Kerîm dıĢında vahiy aramanın geçersizliğine inanıyor, …” demek sûretiyle açık bir Ģekilde Kur'an dıĢında vahiy olmadığını belirtmektedir. Müellif, aynı eserin 33. sayfasında da Hz. Peygamber‟in, “Kur'an‟î vahiy olmadan” muhiti haricindeki hâdiseler Ģöyle dursun, kendi çevresinde fakat gıyabında cereyan eden Ģeyleri, söylenen sözleri, zihinlerden geçenleri bilemeyeceğini söyleyerek Allah'ın Hz. Peygamberle iletiĢimini Kur'an vahyinden ibaret saymıĢ olmaktadır. Bkz. Hatiboğlu, Hz. Peygamber ve Kur’an Dışı Vahiy, 33, 63. Yazar Mustafa Ġslamoğlu da “ilham, iĢaret, îmâ, ilka, ihsas” kavramlarını vahyin anlam alanında görmesine ve terim olarak vahyi “Ġlahi mânaların vasıtalı veya vasıtasız bir Ģekilde peygamberin kalbine ilka edilmesi” Ģeklinde

(3)

135

Kur'an dıĢında vahyin varlığını kabul etmekle birlikte Hz. Peygamber‟in bütün söz, fiil ve takrirlerinin

vahiy olmadığı Ģeklindedir. Klasik dönem ve çağdaĢ birçok ilim adamı bu görüĢü savunmaktadır.13 Elbette ki her yaklaĢımın müdafileri kendi düĢüncelerine uygun birtakım aklî ve naklî argümanlar ortaya koymuĢlardır. Bu anlamda bir yandan son peygamber Hz. Muhammed‟e Kur'an dıĢında da vahiy geldiği ile ilgili birçok delil ortaya konulmuĢ, diğer yandan söz konusu delillere, aykırı görüĢte olanlarca karĢı deliller getirilmiĢtir. Taraflar bu anlamda bazı Kur'an ayetlerini de karĢılıklı olarak delil getirmiĢlerdir.14 Bu konudaki tartıĢmaları ilgili eserlere havale ederek bu çalıĢmada, Kur'an dıĢı vahye delil olması açısından genelde peygamberlerin, özelde ise son Peygamber Hz. Muhammed‟in yaĢadığı bazı olağanüstü tecrübelerin Allah ile peygamberler arasında bir iletiĢim olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, bunun bir iletiĢim olması durumunda peygamberlerin yaĢadıkları bu tecrübelerle ilgili aktarımlarının vahiy olarak kabul edilip edilemeyeceği irdelenecektir. Diğer bir ifade ile bu çalıĢmada genelde peygamberlerin özelde son peygamber Hz. Muhammed‟in zaman zaman yaĢadıkları ilâhî tecrübeler esnasındaki bilgilenmelerinden yola çıkarak Kur'an dıĢı vahyin varlığının imkânı temellendirilmeye çalıĢılacaktır.

Kur'an dıĢı vahyin varlığının imkânına dair böyle bir yöntemin seçilmesi, ilgili tecrübelere, ittifakla vahiy kabul edilen ve sübutu hakkında herhangi bir tartıĢma bulunmayan Kur'an‟ın bizzat değinmiĢ olmasındandır. Kur'an‟ın yer verdiği bu tecrübelerin, Allah ile peygamberler arasında bir iletiĢim aracı olduğunun makul gerekçelerle ortaya konulması durumunda, söz konusu tecrübelerin bir tür vahiy olarak kabul edilmesi zarureti ortaya çıkar ki, bize göre bu çalıĢmayı özgün kılan taraf da budur. Böyle bir istidlâlin Kur'an dıĢı vahyin imkânına referans kabul edilip edilmemesi, vahiy ile neyin kastedildiği ile yakından alakalıdır. Bu anlamda kelimenin Kur'an‟da hangi anlamlarda kullanıldığı büyük önem arz etmektedir. Bunun için öncelikle vahiy kavramı Kur'an ekseninde ele alınacak, sonrasında ise Kur‟ân-ı Kerîm‟in yer verdiği ve bazı peygamberlerin yaĢamıĢ oldukları olağanüstü ilâhî tecrübelerinin vahiy ile iliĢkisine yer verilecektir.

1. Vahiy Kavramı

Vahiy kelimesi sözlükte; îmâ,15 iĢâret, taĢ üzerindeki yazı,16 mektup, kitap, mesaj, ilham, gizli söz, gizli bildiri,17 içgüdü, emir ve ateĢ gibi anlamlara gelir.18 Bununla birlikte kelimenin etimolojisinde baskın olarak “bildirim” anlamı olduğu görülmektedir. Zira bu anlamlardan her biri, bir bildirim Ģeklini ifade etmektedir.19 Vahiy kelimesi çeĢitli türevleri ile Kur'an‟da 70 âyette 78 kez geçmektedir.20 Kelimenin Kur‟ân-ı Kerîm‟deki kullanımına bakıldığında, fiil olarak kullanımında failinin Allah,21 insan22 ve Ģeytanlar23 olduğu görülür. Ġlgili âyetlerde fail olarak Allah‟ın,

tanımlamasına rağmen, sonraki konuĢmalarında Kur'an dıĢı bir vahyin olmadığını açıkça ifade etmektedir.

Bkz. Ġslamoğlu, Hayat Kitabı Kur’an, s. 1055; Dini Cevaplar, Kur’an dışı vahiy var mıdır?, https://www.youtube.com/watch?v=UufV7-U5MSc (eriĢim tarihi: 07.05.2021).

13 Cessâs, el-Fusûl fi’l-Usûl, III, 239-42; Debbûsî, Takvîmu’l-Edille, s. 249; Ġbnu‟l-Ferrâ, el-Udde fi Usûli’l-Fıkh, V, 1578-87; Serahsî, Usûlu’s-Serahsî, II, 91; Gazzâlî, el-Menhûl, s. 577; Gazzâlî, el-Müstasfâ, s. 346-347;

Fahreddin er-Râzî, el-Mahsûl, VI, 7; Yazır, Hak Dini, VII, 261; Karaman vd., Kur’an Yolu, V, 158-59.

14 Erul, “Kur‟an DıĢı ĠletiĢim (Vahy-i Gayri Metluv)”, s. 254-256.

15 ġeybânî, el-Cîm, III, 314.

16 Ġbn Düreyd, Cemheretu’l-luğa, I, 231.

17 Ġbn Kuteybe, Te’vîlu Müşkili’l-Kur’ân, s. 267; Fîrûzâbâdî, el-Kâmûs, s. 1342.

18 Ġbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, XV, 379-382; Zebîdî, Tâcü’l-ʿarûs, XL, 169-172; Salih, Kur’ân İlimleri, s. 19-21;

Demirci, Tefsir Terimleri Sözlüğü, s. 325.

19 Ebû Zeyd, İlahi Hitabın Tabiatı, s. 62; Cündioğlu, Sözün Özü, s. 62.

20 Abdulbâkî, el-Mu‘cem, s. 914-915.

21 Örnek kullanımlar için bkz. Âl-i Ġmrân 3/44; en-Nisâ 4/163; el-Mâide 5/111; el-Ârâf 7/117, 160; el-Enfâl 8/12;

Yunus 10/2, 87; Yusuf 12/15; Tâhâ 20/38; Fussilet 41/12;

22 Meryem 19/11.

23 el-En„âm 6/112, 121.

(4)

136

peygamberlerin yanı sıra24 Hz. Musa‟nın annesine,25 Hz. Ġsâ‟nın havarilerine,26 meleklere,27 yere,28

göklere29 ve arıya30 vahyettiği belirtilmektedir. Ġnsan ve Ģeytanların fail olduğu kullanımlarda ise vahiy; iĢaret, imâ, fısıltı, telkin gibi anlamlarda kullanılmaktadır.31 Buna göre vahiy kavramı Kur‟ân-ı Kerîm‟de sözlük anlamı itibariyle Allah ile peygamberler arasında olan bir iletiĢim türü olmanın yanı sıra, Allah'ın baĢka varlıklarla ve diğer varlıkların kendi aralarındaki bir tür iletiĢimi anlamında da kullanılmaktadır. Ancak dinî anlamda vahiyle kastedilen Allah'ın peygamberler ile olan iletiĢimidir.32 Terim olarak vahiy, Allah'ın peygamberlerine hususi bir Ģekilde ilettiği bildiriler ya da kısaca Allah'ın kelâmını peygamberlerine hususi Ģekillerde iletmesi olarak tanımlanmaktadır.33 Allah'ın peygamberlerle olan bu iletiĢimi, doğrudan olabileceği gibi melek vasıtasıyla da olabilir.34 Buna göre vahiy kelimesi sözlük anlamda da terim anlamda da Kur'an‟da kullanılmaktadır.35

Vahiy ile alakalı olarak özellikle üzerinde durulması gereken âyet, hiç Ģüphesiz ki Allah‟ın bir beĢerle iletiĢiminin ele alındığı ġûra sûresi 51. âyetidir. Tefsir kaynaklarının aktardığına göre Hz. Peygamber Medine‟ye hicret edip Yahudileri Ġslâm‟a davet ettiğinde, Yahudiler kendisinden Mûsâ‟nın Allah‟la konuĢup O‟na baktığı gibi Allah‟la konuĢup O‟na bakmasını istediler. Bunun üzerine “Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla yahut perde arkasından konuşur. Yahut bir elçi gönderip, izniyle ona dilediğini vahyeder. Şüphesiz O yücedir, hüküm ve hikmet sahibidir.”36 âyeti nazil oldu.37 Âyette Allah'ın insanlarla üç farklı Ģekilde iletiĢim kurduğu belirtilmektedir.38 Bunlardan birincisi, vahiy yoluyla olmaktadır. Müfessirler buradaki vahiy kavramının sözlük anlamına bağlı olarak, ilham, rüya ve emre amâde kılmak Ģeklinde üç farklı anlama geldiğini belirtmektedirler. Bu anlamda vahiy; cansız varlıklara,39 arıya40 ve insanlara41 yönelik bir iletiĢim olabilir.42

Âyette Allah‟ın bir beĢerle iletiĢimde bulunmasının ikinci Ģekli, perde ardından konuĢmak olarak geçmektedir. Hz. Mûsâ ile konuĢmasında olduğu gibi43 Allah'ın, kelamını bir cisim üzerinden iĢittirmesidir.44 Kur‟ân-ı Kerîm‟de bu vahiy türünün, Allah‟ın Hz. Mûsâ ile konuĢması dıĢında, bir örneği yer almamaktadır. Hz. Peygamber‟in Mi„rac gecesinde Bakara sûresinin son iki âyetini

24 en-Nisâ 4/163.

25 Tâhâ 20/38, 77; eĢ-ġuarâ 26/52; el-Kasas 28/7.

26 el-Mâide 5/111.

27 el-Enfâl 8/12.

28 ez-Zilzâl 99/5.

29 Fussilet 41/12.

30 en-Nahl 16/68.

31 el-En„âm 6/112, 121; Meryem 19/11; Râgıb el-Ġsfahânî, Müfredât, s. 858.

32 Gölcük ve Toprak, Kelam, 342-43.

33 Ġbn Manzûr, Lisânu’l-Arab, XV, 380; Tehânevî, Keşşâf, II, 1776; Cerrahoğlu, Tefsir Usûlü, s. 39; Demirci, Tefsir Terimleri Sözlüğü, s. 325; Paçacı, Kur’an’a Giriş, s. 79.

34 ÇalıĢkan, Tefsir Usûlü, s. 33; Paçacı, Kur’an’a Giriş, s. 79.

35 Karaman vd., Kur’an Yolu, I, 16.

36 eĢ-ġûrâ 42/51.

37 Kurtûbî, el-Câmiʽ, XVI, 53; ġevkânî, Fethu’l-Kadîr, IV, 624.

38 Mâtürîdî, Te’vîlât, IX, 141.

39 Fussilet 41/12.

40 en-Nahl 16/68.

41 el-Kasas 28/7.

42 Ġbn Kuteybe, Te’vîlu Müşkili’l-Kur’ân, s. 71-75; Mâtürîdî, Te’vîlât, V, 163; Ġbn Atiyye, el-Muharrer, V, 43;

Râgıb el-Ġsfahânî, Müfredât, s. 859; ġevkânî, Fethu’l-Kadîr, IV, 624; Câbirî, Kur’an’a Giriş, s. 130; Yazır, Hak Dini, VII, 27; Salih, Kur’ân İlimleri, s. 21; Ebû Zeyd, İlahi Hitabın Tabiatı, s. 74; Demirci, Kurân’ın Ana Konuları, s. 146.

43 el-Kasas 28/30.

44 Ġbn Kuteybe, Te’vîlu Müşkili’l-Kur’ân, s. 75; ġevkânî, Fethu’l-Kadîr, IV, 624; Câbirî, Fehmü’l-Kur’an, II, 157; Yazır, Hak Dini, VII, 27-29; Ebû Zeyd, İlahi Hitabın Tabiatı, s. 74.

(5)

137

doğrudan Allah‟tan aldığına dair rivayetler olsa da45 bu iki âyetin diğer âyetler gibi nazil olduğuna dair

öbür rivayetler46 Bakara sûresinin Medenî oluĢu ve konu ile ilgili gelen baĢka rivayetlerde bu hususa değinilmemiĢ olması47 birlikte değerlendirildiğinde daha tutarlı görünmektedir.

Âyette bahsedilen üçüncü iletiĢim türü ise, Allah'ın bir elçi (melek) göndererek dilediğini bildirmesi Ģeklindedir. Mûsâ (a.s.) dıĢındaki peygamberlere vahiy çoğunlukla böyle gönderilmiĢtir.48

Vahiy ile ilgili verilen bu bilgiler çerçevesinde, Kur‟ân-ı Kerîm‟de Allah'ın peygamberlerle olan iletiĢiminin bir genel anlamda, bir de özel anlamda vahiy olarak isimlendirildiği, Allah'ın peygamberlere göndermiĢ olduğu kutsal metinlerin “özel anlamda bir vahiy”, bunun dıĢındaki iletiĢimin ise “genel anlamda vahiy” olarak isimlendirildiği anlaĢılmaktadır.49

Hadis rivayetlerinde de vahiy kelimesinin Kur‟ân-ı Kerîm‟deki kullanımına benzer bir Ģekilde sözlük ve terim anlamında kullanıldığı görülmektedir. Ġlgili rivayetlerde vahiy kelimesi çoğunlukla Kur'an anlamında kullanılmakla birlikte ilham, sadık rüya vb. iletiler için de kullanılmıĢtır.50

Kur‟ân-ı Kerîm‟in bir bütün olarak vahiy olduğu hususunda herhangi bir tartıĢma olmamakla birlikte, vahyin Hz. Peygamber‟e ilgili âyette geçen iletiĢim türünden hangisi ile geldiği hususunda farklı görüĢler vardır. Konu ile ilgili âyetler,51 Kur‟an‟ın Hz. Peygamber‟e elçi (Cebrail) aracılığıyla bildirildiği yönündedir.52 Bazı rivayetler de bu hususu desteklemektedir.53 Hz. Peygamber‟in bir defasında eĢi Hz. AiĢe‟ye “Bu Cebrail’dir, sana selam söylüyor.” sözünden sonra Hz. AiĢe‟nin

“Benim görmediğimi görüyorsun”54 sözü, ayrıca bazen sahâbîler tarafından Cebrail‟in insan sûretinde görülmesi,55 vahiy meleğinin Hz. Peygamber‟e farklı Ģekillerde vahiy getirdiğini göstermektedir.56 Burada belirtilmesi gereken diğer önemli bir husus ise literatürde vahyin, “metlüv” ve “gayr-i metlüv”

Ģeklinde ikili bir tasnife tabi tutulmuĢ olmasıdır. Özellikle Ġmam ġâfiî‟nin, Sünnet‟i vahiy ile irtibatlandırmasıyla birlikte,57 gelenekte Kur'an “vahy-i metlüv”, Sünnet ise “vahy-i gayr-i metlüv”

olarak görülmüĢtür.58 Hanefî usulcüler de vahyin bu Ģekildeki taksimini kabul etmekle birlikte59 “celî vahiy”-“hafî vahiy”60 ve “zâhir vahiy”-“bâtın vahiy” 61 Ģeklinde daha farklı ayrımlara da gitmiĢlerdir.

Vahiy ile alakalı yapılan bu açıklamalardan sonra, Ģimdi asıl konumuz olan Kur'an dıĢı vahye delil olabileceğini düĢündüğümüz, Kur‟ân-ı Kerîm‟de yer verilen bazı peygamberlerin yaĢadıkları

45 Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, III, 536, IV, 116; Müslim, “Ġman”, 279; Tirmizî, "Tefsiru‟l-Kur‟an", 53; Nesâî,

“Salât”, 1.

46 Müslim, “Ġman”, 199; Tirmizî, "Tefsiru‟l-Kur‟an" 3.

47 Buhârî, “Salât”, 1, "Ehâdîsu‟l-Enbiya", 6.

48 Câbirî, Fehmü’l-Kur’an, II, 157; Yazır, Hak Dini, VII, 28; Ebû Zeyd, İlahi Hitabın Tabiatı, s. 75.

49 Râgıb el-Ġsfahânî, Müfredât, s. 858-860.

50 Örnek kullanımlar için bkz. Buhârî, “Nikâh”, 107, “Ta‟bir”, 1, “Vudû”, 5, 37, "Tefsîru‟l-Kur‟an", 335;

Müslim, “Ġmân”, 252, “Mesâcid”, 123, “Cennet”, 64; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 48; Tirmizî, “Menâkıb”, 53; Nesâî,

“Cenâiz”, 115.

51 el-Bakara 2/97; en-Nahl 16/2, 102; eĢ-ġuarâ 26/192-194; el-Mü‟min 40/15; en-Necm 53/4, 5; et-Tekvîr 81/19- 21.

52 Câbirî, Fehmü’l-Kur’an, I, 113; Salih, Kur’ân İlimleri, s. 20-21; Ebû Zeyd, İlahi Hitabın Tabiatı, s. 75.

53 Mâlik b. Enes, el-Muvatta’, 1/202; Buhârî, "Bedu‟l-Vahy", 1, "Bedu‟l-Halk", 6; Nesâî, “Ġftitâh”, 37.

54 Buhârî, “Edeb”, 111; Müslim, “Fedâil”, 91; Dârimî, “Ġsti‟zân”, 10.

55 Buhârî, “Ġmân”, 36; Müslim, "Ma‟rifetu‟l-Ġmân", 5.

56 Salih, Kur’ân İlimleri, s. 24-25; Karaman vd., Kur’an Yolu, I, 15; ÖzafĢar vd., Hadislerle İslam, I, 392-93.

57 ġâfiî, el-Umm, V, 136-37, VII, 314.

58 Mâtürîdî, Te’vîlât, IX, 168; Ġbn Hazm, el-İhkâm fî Usûli’l-Ahkâm, I, 82; Gazzâlî, el-Müstasfâ, s. 99; Âmidî, el- İhkâm, II, 321, III, 150, 152; Bağdâdî, el-Vâdıh fî Usûli’l-Fıkh, III, 392; Kurtûbî, el-Câmiʽ, I, 38; ġevkânî, İrşâdü’l-Fuhûl, I, 96.

59 Debbûsî, Takvîmu’l-Edille, s. 244; Serahsî, Usûlu’s-Serahsî, II, 75.

60 Debbûsî, Takvîmu’l-Edille, s. 250.

61 Nesefî, Menâru’l-Envâr, s. 212-213.

(6)

138

tecrübeler ile bu konudaki değerlendirmelerimize geçebiliriz. ÇalıĢma, temelde Kur'an dıĢı vahye delil

olması hasebiyle Hz. Peygamber‟in yaĢadığı bazı olağanüstü tecrübeler ile alakalı olmasına rağmen konu ile yakın ilgisinden dolayı öncelikle Kur'an‟da yer verilen önceki peygamberlerin bu anlamda Ģahit oldukları hâdiselere de değinmek istiyoruz.

2. Önceki Peygamberlerin Yaşadıkları İlahî Tecrübeler

Kur‟ân-ı Kerîm, peygamberler için beĢer vurgusu yapmakla birlikte, onların Allah‟tan vahiy aldıklarını62 ve bazılarının, normal bir insanın vâkıf olamayacağı bazı olağanüstü hâdiselere Ģahitlik ettiklerini de haber vermektedir. Sözü geçen peygamberlerin yaĢadıkları bu tecrübelerin içeriği ile ilgili tefsir kaynaklarında birçok rivayete ve te‟vile yer verilmiĢtir. Bu tecrübelerin çalıĢmamız açısından bizi ilgilendiren tarafı, Allah ile peygamberler arasında bir iletiĢim vasıtası kabul edilip edilemeyeceği hususu olduğundan, bunların içerikleriyle ilgili detaylar üzerinde durmayı gerekli görmüyoruz. Peygamberlerin yaĢamıĢ oldukları bu tecrübelerin Allah ile peygamberler arasında bir nevi iletiĢim, haliyle de vahyin bir türü olarak kabul edilip edilemeyeceği ile ilgili değerlendirmelerimize, adı geçen peygamberlerin söz konusu tecrübelerini ele aldıktan sonra yer vereceğiz.

Tarihi seyir esas alındığında bu konudaki ilk örneğimiz Hz. Ġbrahim‟dir. Konumuzla alakalı olarak Kur‟ân-ı Kerîm, Ġbrâhim‟in (a.s.) iki olayından bahseder. Bu olaylardan ilki Allah'tan ölüleri nasıl dirilttiğini kendisine göstermesini talep etmesi sonrasında yaĢanmıĢtır. Ġlgili olay Bakara sûresinde Ģöyle anlatılır:

“İbrahim de bir zaman: "Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. (Allah); "İnanmadın mı?" dedi, (İbrahim): "Hayır (inandım), fakat kalbim tam yatışsın diye (görmek istiyorum) dedi. "O halde kuşlardan dördünü tut, onları kendine çek (kendine alıştır), sonra her dağın başına onlardan bir parça koy. Sonra onları kendine çağır; koşarak sana gelecekler. Bil ki, Allah daima üstün, hüküm ve hikmet sahibidir" dedi.”63 Âyette Ġbrâhim'in (a.s.), kalbinin mutmain olması/yatıĢması64 için kendisine ölüleri nasıl dirilttiğini göstermesi talebine karĢılık, Allah Teâlâ dört kuĢ üzerinden bunu kendisine göstereceğini beyan etmektedir. Bu olayın mahiyeti ile ilgili tefsir kitaplarında birçok yorum yapılmıĢtır.65 Olayın mahiyetine dönük tartıĢmaları ilgili kaynaklara66 havale ederek burada bizi ilgilendiren Ģeyin, kalbinin mutmain olması için ölülerin nasıl diriltildiğinin kendisine gösterilmesi talebinde bulunan Ġbrâhim‟e (a.s.) Allah'ın tatmin edecek bir olayı gözlemleme imkânını bahĢetmiĢ olmasıdır.67 Hz. Ġbrâhim‟in konumuzla alakalı diğer bir olayı En„âm sûresinde geçmektedir. Ġlgili âyette; “İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.”68 denilmek sûretiyle Ġbrâhim‟e (a.s.) inanç hususunda kalben mutmain olması ve kuĢku götürmez kesinlikte bir imana ulaĢması için göklerin ve yerin melekûtunun kendisine gösterildiği belirtilmektedir. Ġbrâhim‟e (a.s.) gösterilen Ģeylerin ne olduğu ile ilgili müfessirler farklı Ģeyler söyleseler de69 burada bizim için önemli olan, kendisine gösterilenlerin onun bilgi ve inancı üzerindeki

62 el-En„âm 6/91; Yunus 10/2; Ġbrahim 14/11; el-Ġsrâ 17/93, 94; el-Kehf 18/110; el-Enbiyâ 21/3; el-Mü‟minûn 23/24, 33, 34, 47; eĢ-ġuarâ 26/154, 186; Yâsîn 36/15; Fussilet 41/6; el-Kamer 54/24; et-Teğâbun 64/6.

63 el-Bakara 2/260.

64 Ġtmi‟nan kelimesinin kritiği için bkz. Peker, “Ġman-Bilgi Münasebeti Bağlamında „Ġtmi‟nan‟ Kavramı Üzerine Bir Kritik”, s. 1073-1080.

65 AteĢ, “Ölülerin Nasıl Diriltildiğinin KuĢlar Üzerinden Hz. Ġbrahim‟e Gösterilmesi”, s. 24-30.

66 Ġbn Ebi Hâtim, Tefsîru’l-Kur’âni’l-’azîm, II, 510-14; Taberî, Câmiu’l-beyan, V, 495-511; Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb, VII, 36-39; Yazır, Hak Dini, II, 180-85.

67 Yazır, Hak Dini, 2/182-184.

68 el-En„âm 6/75.

69 Kurtûbî, el-Câmiʽ, 7/23-25; Yazır, Hak Dini, 3/487.

(7)

139

etkisidir. Zira ilgili âyette Allah'ın gösterdiği Ģeyler ile Ġbrâhim'in (a.s.) kesin inanç sahibi olması

arasında bir bağ kurulmaktadır.70

Kronolojik sıraya göre konu ile ilgili ikinci örneğimiz Hz. Yusuf‟a aittir. Yusuf‟un (a.s.) Mısırda evinde bulunduğu kadının gayr-i meĢru talebine karĢılık vermeyiĢi âyette “Rabbinin burhânını görme”sine bağlanmıĢtır.71 Ġlgili âyetler meâlen Ģöyledir: “Yusuf'un, evinde kaldığı kadın, onun nefsinden murad almak istedi ve kapıları kilitleyip: "Haydi gelsene!" dedi (Yusuf): "Allah'a sığınırım dedi, Rabbim(efendim) bana güzel baktı. Zalimler iflah olmazlar!" Andolsun, kadın onu arzu etmişti, eğer Rabbinin burhanını görmeseydi o da onu arzu etmişti. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik; çünkü o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandır.”72 Âyette Yusuf‟u (a.s) gayr-i meĢru bir eyleme yeltenmekten vazgeçiren Ģeyin, “Rabbinin burhanı”nı görmesi olduğu ifade edilmektedir.

Konumuz açısından bu görüntünün ne olduğu birinci dereceden önemli değildir.73 Burada bizim için asıl önemli olan husus, Yusuf‟un (a.s.) görmüĢ olduğu görüntüden dolayı meĢru olmayan bir eylemden sakınmıĢ olmasıdır. Allah Teâlâ bir görüntü ile de olsa peygamberini uyarmıĢ, kötülük ve fuhĢu ondan uzaklaĢtırmıĢtır. Bu olayda her ne kadar Allah özel anlamda peygamberine vahyetmemiĢse de bir görüntü ile de olsa kendisini yönlendirdiği görülmektedir.

Konumuzla ilgili diğer bir örnek Hz. Mûsâ‟ya aittir. Ġlgili âyette Mûsâ‟nın (a.s.) Allah'ı görme isteği karĢısında bunun mümkün olamayacağı kendisine bildirilmiĢ ve Allah'ın dağa tecelli ettikten sonra dağın darmadağın olması74 ile bu husus somutlaĢtırılmıĢtır. Allah Teâlâ dağa tecelli ettikten sonra Mûsâ (a.s.) bayılmıĢ ve ayıldığında; "Sen yücesin, sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim!”75 demiĢtir. Âyette Hz. Mûsâ‟ya bazı Ģeylerin gösterildiği açıkça ifade edilmese de cümlenin bağlamından Hz. Mûsâ‟nın, Allah'ın dağa tecelli etmesi sonrasında bazı olağanüstü hâdiselere Ģahit olduğu ve olanlar karĢısında dayanamayıp bayıldığı açıkça anlaĢılmaktadır. Mûsâ‟nın (a.s.) ayıldıktan sonraki "Sen yücesin, sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim!” ifadesi, yaĢadığı tecrübe öncesi Allah'ı görme talebinden vazgeçtiği, artık Allah'ın görülemeyeceği hususunda bir inanca sahip olduğu ve haliyle de itikâdi anlamda, yaĢadığı tecrübe öncesinden farklı bir pozisyonda olduğu anlaĢılmaktadır.76 Öyle anlaĢılıyor ki, Mûsâ (a.s.) Ģahit olduğu görüntü ile bilgilenmiĢ ve bu bilgi onun inancı üzerinde etkili olmuĢtur.

Konu ile ilgili Kur'an‟da yer verilen önceki peygamberlere ait örnekleri kısaca bu Ģekilde belirttikten sonra, Ģimdi bizim asıl konumuz olan son peygamber Hz. Muhammed‟in Ģahitlik ettiği bazı olağanüstü hâdiseleri ele alabiliriz.

3. Hz. Peygamber’in Yaşadığı İlahî Tecrübeler

YaklaĢık yirmi üç yıl süren vahiy sürecinde Hz. Peygamber birçok olağanüstü olaya Ģahitlik etmiĢtir.77 Özellikle Mi„rac olayında Ģahit olduğu hâdiseler hadis kitaplarında ayrıntılı bir Ģekilde yer almaktadır.78 Ancak daha önce de belirtildiği gibi bu çalıĢmada sadece Hz. Peygamber‟in Kur'ân-ı Kerim‟de yer verilen ilâhî tecrübeleri ele alınacaktır.

70 Ġtmi‟nan ve yakîn kavramları arasındaki anlam iliĢkisi ve yakînin dereceleri ile ilgili bir değerlendirme için bkz. Peker, “Ġman-Bilgi Münasebeti Bağlamında „Ġtmi‟nan‟ Kavramı Üzerine Bir Kritik”, 1074-1076.

71 Yusuf 12/24.

72 Yusuf 12/23, 24.

73 “Rabbinin burhanı” ile ilgili açıklamalar için bkz. ZemahĢerî, el-Keşşâf, II, 456-57.

74 el-Ârâf 7/143.

75 el-Ârâf 7/143.

76 ZemahĢerî, el-Keşşâf, II, 155; Kurtûbî, el-Câmiʽ, VII, 278-79; Yazır, Hak Dini, IV, 178-79; Muhammed Esed, Kur’an Mesajı: Meal-Tefsir, s. 299; ġimĢek, Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri, II, 326-27.

77 Buhârî, "Menâkibu‟l-Ensâr", 32, 41; Müslim, “Salât”, 149-153.

78 Buhârî, "Menâkibu‟l-Ensâr", 42; Müslim, “Ġmân”, 259.

(8)

140

Kur'an‟ın nüzul sırası esas alındığında, Hz. Peygamber‟in Ģahit olduğu olağanüstü hâdiselere iĢaret

eden âyetler ilk olarak Necm sûresinde geçmektedir. Ġlgili âyetler meâlen Ģöyledir: “Gözün gördüğünü kalp yalanlamadı. Onun gördüğünden kuşku mu duyuyorsunuz? Andolsun, onu bir inişinde daha görmüştü; Sidretü'l-Münteha’nın yanında, ki onun yanında Me’va cenneti vardır. O an sidreyi bürüyen bürümüştü. Göz ne kaydı ne de hedefinden şaştı. Hiç kuşkusuz o, rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını görmüştü.”79 Âyetlerde geçen zamirin Cebrâil‟i mi yoksa Allah‟ı mı iĢaret ettiği, Sidretü‟l-Münteha ve Me‟vâ cenneti‟nin ne ve nerede olduğu ile ilgili tefsir kitaplarında farklı yorumlar yapılmıĢtır.80 Bazı müfessirler “Andolsun, onu bir inişinde daha görmüştü”81 ve benzeri bir anlatımın olduğu Tekvîr sûresindeki “Andolsun onu apaçık ufukta görmüştür.”82 âyetlerindeki “onu”

anlamına gelen (hu/ه) zamirinin Allah‟ı iĢaret ettiğini ileri sürerken çoğunluğu oluĢturan müfessirler ise bu zamirin Cebrâil‟i iĢaret ettiğini ifade etmiĢlerdir. Ġlgili zamirin Cebrâil‟i iĢaret ettiğini söyleyen müfessirler, burada Hz. Peygamber‟in Cebrail‟i asıl sûretinde gördüğünü belirtmiĢlerdir.83 Hz.

Peygamber‟in yaĢadığı benzer bir tecrübeye yine Necm sûresinde Ģöyle değinilmektedir: “And olsun ki, Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.”84 Âyette Hz. Peygamber‟in gördükleri ile ilgili olarak hadis ve tefsir kitaplarında birçok rivayet ve yoruma yer verilmiĢtir. 85

Ġlgili âyetlerde iĢaret edilenlerin kimler ve/ya neler olduğu tefsir ilmi ve dolayısıyla da diğer Ġslami ilimler açısından önemli olmakla birlikte biz burada konu ile ilgili ayrıntıları ilgili kaynaklara havale ederek meselenin bizi ilgilendiren tarafına dikkat çekmek istiyoruz ki o da âyetlerde ayrıntısına girilmeden iĢaret edilen Hz. Peygamber‟in görerek elde ettiği ve çevresiyle paylaĢtığı söz konusu bilgilerin bir insanın beĢerî çabasıyla vâkıf olabilecek türden bilgiler olup olmadığıdır. Mesela iĢaret edilenin Cebrâil olması durumunda Hz. Peygamber‟in Ģahit olduklarına dayanarak aktarmıĢ olduğu

“Cebrâil‟in altı yüz kanadının olduğu”86 bilgisi normal bir insanın beĢerî çabasıyla elde edebileceği kesbî bir bilgi mi yoksa Allah'ın seçmiĢ olduğu elçisine bir bağıĢı mıdır? Bu bilginin Allah'ın bir bağıĢı olması durumunda bunun vahiy kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği asıl dikkat çekmek istenen husustur. Konu ile ilgili değerlendirmelerimizi ileriki sayfalara bırakarak Ģimdilik Ģu kadarını söyleyebiliriz: Bize göre ele aldığımız konu bağlamında geçen “Onun gördüğünden kuşku mu duyuyorsunuz? ”87 âyeti Hz. Peygamber‟in yaĢadığı tecrübenin sıradan bir insanın beĢerî çabasıyla vâkıf olamayacağı bilgiler olduğuna iĢaret etmektedir. Aksi takdirde insanların kendisiyle gördükleri hakkında kuĢku duymaktan söz etmenin bir anlamı olmazdı. Tefsir kaynaklarında ilgili âyetler hakkında yapılan yorumlarda içerik olarak farklılık arz etse de Hz. Peygamber‟in normal bir insanın göremeyeceği birçok hakikati gördüğü hususunda birleĢmektedir.88

Hz. Peygamber‟in yaĢamıĢ olduğu benzeri bir tecrübe Ġsrâ sûresinde, “Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i

79 en-Necm 53/11-18

80 Taberî, Câmiu’l-beyan, XXII, 500-504; ZemahĢerî, el-Keşşâf, IV, 421; Kurtûbî, el-Câmiʽ, XVII, 92-98.

81 en-Necm 53/13.

82 et-Tekvîr 81/23.

83 ZemahĢerî, el-Keşşâf, IV, 713; Yazır, Hak Dini, VII, 263; Derveze, et-Tefsîru’l-Hadîs, II, 76, 80; Câbirî, Fehmü’l-Kur’an, I, 42, 113-15; Karaman vd., Kur’an Yolu, V, 160-162; ġimĢek, Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri, V, 397-398.

84 en-Necm 53/18.

85 Buhârî, "Bedu‟l-Halk", 7; Müslim, “Îmân”, 282; Tirmizî, "Tefsîru‟l-Kur‟an", 53; Taberî, Câmiu’l-beyan, XXII, 521-22; ZemahĢerî, el-Keşşâf, IV, 421; Derveze, et-Tefsîru’l-Hadîs, II, 76-77; Karaman vd., Kur’an Yolu, V, 159-65.

86 Taberî, Câmiu’l-beyan, XXII, 504.

87 en-Necm 53/12.

88 Taberî, Câmiu’l-beyan, XXII, 521-22; ZemahĢerî, el-Keşşâf, IV, 421; Derveze, et-Tefsîru’l-Hadîs, II, 76-77;

Karaman vd., Kur’an Yolu, V, 159-65.

(9)

141

Aksâ’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir”89 âyeti ile haber

verilmektedir. Kimi müfessirlere göre her iki sûrede de Hz. Peygamber‟in yaĢamıĢ olduğu olay birdir ve isrâ-mi„rac hâdisesini iĢaret etmektedir.90 Bu olayın nerede, ne zaman ve nasıl meydana geldiği ile ilgili tefsir kaynaklarında farklı görüĢler ileri sürülmüĢtür.91 Bu olayın bir rüya olduğunu söyleyen müfessirler olsa da çoğunluk bunun uyanıkken mucizevî bir Ģekilde gerçekleĢen bir hâdise olduğu görüĢündedir.92 Çoğunluğun görüĢünü esas aldığımızda olayın konumuzla alakalı olan kısmı, sırlarla dolu yolculukta Hz. Peygamber‟e gösterilen “âyât” ile ilgili aktarımlarıdır. Aynı sûrenin “Sana gösterdiğimiz o rüyayı ve Kur'an'da lanetlenen ağacı, ancak insanları sınamak için meydana getirdik.”93 âyetinde geçen “rüya” kelimesi hakkında da farklı yorumlar yapılmıĢtır. Bunu “uyku halinde görülen rüya” olarak değerlendiren müfessirler olduğu gibi “uyanık halde gözle görülen görüntü” anlamını verenler de olmuĢtur. Müfessirlerin çoğunluğu aynı Ģekilde âyette geçen rüya kelimesinin isrâ-mi„rac olayını iĢaret ettiğini belirtmektedir.94 Bu durumda âyet, Hz. Peygamber‟in yaptığı yolculukta Ģahit olduğu olayları çevresiyle paylaĢtığına da iĢaret etmektedir. Aksi takdirde söz konusu kelimenin insanlar için bir sınama vesilesi olmasının bir anlamı olmazdı.

Bazı müfessirler Necm sûresi ve Ġsrâ sûresindeki ilgili âyetlerde geçen, Hz. Peygamber‟in gördüğü

“âyât”ın aynı olayla alakalı olduğunu belirtmiĢlerdir. Mevzumuz açısından ilgili âyetlerin iĢaret ettiği olayların aynı olup olmaması çok fazla bir ehemmiyet arz etmemektedir. Önemli olan sözü geçen âyetlerde Hz. Peygamber‟in Ģahit olduğu hâdiselerin normal bir insanın kendi çabasıyla vâkıf olamayacağı olağanüstü hâdiseler olması ve Allah'ın peygamberiyle böyle özel bir Ģekilde iletiĢim kurmasıdır.95

Kur'an dıĢı vahyin varlığına delil olarak getirdiğimiz Kur'an‟ın yer verdiği bu olağanüstü hâdiseleri bu Ģekilde sunduktan sonra konu ile ilgili değerlendirmelerimize geçebiliriz.

4. Peygamberlerin Yaşadıkları İlahî Tecrübeler ve Kur'an Dışı Vahiy

Ġlgili baĢlıkta da belirtildiği gibi vahiy, Allah ile peygamberler arasında bir tür iletiĢimdir. Bu iletiĢimin; doğrudan, dolaylı, yazılı, sözlü ve görsel olarak gerçekleĢmesi mümkün ve vâkidir. Söz konusu iletiĢim Ģekillerinin her birisinin Kur'an‟da örnekleri mevcuttur. ÇalıĢmaya konu ettiğimiz söz konusu tecrübeler, Allah‟ın peygamberlerle olan görsel iletiĢimi örnekliğinde Kur'an dıĢı vahye delil getirilmiĢtir. Hz. Ġbrâhim'in ölülerin nasıl diriltildiği ile ilgili gözlemlediği olay ve “göklerin ve yerin melekûtunun” kendisine gösterilmesi, Hz. Yusuf‟un “Rabbinin burhanını” görmesi, Hz. Mûsâ‟nın, Allah'ın dağa tecelli etmesi sahnesini gözlemlemesi, Hz. Peygamber‟in “Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını” ve Cebrail‟i asıl sûretinde görmesi, söz konusu iletiĢim Ģeklinin örnekleri olarak gösterilebilir. Zira mezkûr her bir olayla Allah Teâlâ peygamberlerine bazı mesajlar vermektedir. Peygamberler de aldıkları bu mesajlar ile bilgilenmekte ve bu bilgi onların inanç ve eylemleri üzerinde etkili olmaktadır. Dahası yaĢadıkları bu tecrübe onlarla Allah arasında bir sır olarak kalmamakta, zaman zaman bu gözlemlerini ümmetleri ile paylaĢmaktadırlar. Hz. Ġbrâhim'in, ölülerin nasıl diriltildiği ile ilgili gözlemlediği olayla kalbinin yatıĢması, “göklerin ve yerin melekûtunun”

kendisine gösterilmesi ile kesin inanç sahibi olması; Hz. Yusuf‟un “Rabbinin burhanını” görmesiyle

89 el-Ġsrâ 17/1.

90 Kurtûbî, el-Câmiʽ, XVII, 92-96; Derveze, et-Tefsîru’l-Hadîs, II, 81-82; Muhammed Esed, Kur’an Mesajı:

Meal-Tefsir, s. 1081; Karaman vd., Kur’an Yolu, III, 458; ġimĢek, Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri, V. 82.

91 Taberî, Câmiu’l-beyan, XVII, 332-37.

92 Taberî, XVII, 331-51; Yazır, Hak Dini, V, 304-10; Mevdûdî, Tefhîmu’l-Kur’an, III, 75-77; ġimĢek, Hayat Kaynağı Kur’an Tefsiri, III, 198.

93 el-Ġsrâ 17/60.

94 Buhârî, “Kader”, 10; Taberî, Câmiu’l-beyan, XVII, 480-484; Mâtürîdî, Te’vîlât, VII, 73; Kurtûbî, el-Câmiʽ, X, 282; Mevdûdî, Tefhîmu’l-Kur’an, III, 121.

95 Yazır, Hak Dini, VII, 273-74; Derveze, et-Tefsîru’l-Hadîs, II, 77-78.

(10)

142

meĢru olmayan bir eyleme yeltenmekten vazgeçmesi ve Hz. Mûsâ‟nın, dağa tecelli etmesinden sonra

Allah'ın görülemeyeceğine inandığını belirtmesi,96 söz konusu iletiĢimdeki mesajların etkileri olarak görülebilir. Hz. Peygamber‟in asıl sûretinde Cebrail‟i ve “Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını”

gözlemlemesi olaylarına bağlanan bir sonuç âyetlerde yer almamakla birlikte bu olaylarla ilgili aktardıklarından, onun da gözlemlediği bu olağanüstü hâdiselerden etkilendiği anlaĢılmaktadır. Aynı Ģekilde “Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir”97 âyetinde bazı âyetlerin kendisine gösterilmesi için Hz. Peygamberin Mescid-i Aksâ‟ya götürüldüğü belirtilmekte, ancak gösterilen bu âyetlerin neler olduğu açıklanmamaktadır. Gösterilen âyetlerin neler olduğu açıklanmasa da nihayetinde bazı âyetlerin kendisine gösterildiği net bir Ģekilde anlaĢılmaktadır. Bu durumda adı geçen peygamberler ile Hz. Peygamber‟in gözlemlerine dayalı bilgilenmeleri ve aktarımları takdir edilir ki beĢerî olmaktan çok ilâhî kaynaklı bir bilgilendirmedir.

Vahiy kavramının Kur'an‟daki anlam alanı esas alındığında söz konusu iletiĢim ve bu iletiĢimde iletilen mesajlar bir tür vahiy olarak değerlendirilebilir. Zira nihayetinde söz konusu mesajlar Allah‟tan gelmektedir. Allah'ın peygamberlerle doğrudan ya da dolaylı iletiĢimi Kur'an terminolojisinde ve literatürde vahiy olarak adlandırılmaktadır.98

Hz. Peygamber‟in yaĢadığı tecrübelerle alakalı aktardığı bilgiler de özel anlamda vahiy (vahy-i metlüv) olarak isimlendirilemese de bunların sırf beĢerî bir bilgi olarak değerlendirilmesi de takdir edilir ki doğru bir yaklaĢım olmaz. Hz. Peygamber, sözlerinin Kur'an‟la karıĢmaması için gerekli uyarıları yapmıĢ,99 Allah'tan kendisine gelen vahiy (Kur'an) ile vahiy kaynaklı sözlerini ve tamamen beĢerî vasfı gereği olan sözlerini birbirinden ayırt etmiĢtir.100 Sahâbe de Allah'ın kelamı olması hasebiyle Kur'an‟a ayrı bir önem vermekle birlikte Hz. Peygamber‟in bazı sözlerine de beĢerî bir bilgi olmanın ötesinde anlamlar yüklemiĢlerdir. Mesela Hz. Peygamber‟in isrâ-mi„rac olayıyla ilgili aktarımları ile onun dünya iĢleriyle ilgili sözleri ya da Cebrâil ile ilgili aktarımlarıyla savaĢ taktikleri hususundaki görüĢleri bir tutulmamıĢtır. Zira söz konusu olaylarla ilgili aktarımları, beĢerî tecrübeye dayalı bilgiler olmadığı gibi hayal ürünü Ģeyler de değildi. Âyette de belirtildiği gibi “gördüklerini kalbi yalanlamamıştı.”101 Dolayısıyla bu konuda onunla tartıĢmak müminlere yakıĢmazdı.102 Sonraki dönem âlimleri de Kur'an dıĢı vahyi Kur'an vahyinden ayırt etmek için farklı tabirler kullanmıĢlardır.103 Literatürde vahyin; „metlüv‟ ve „gayr-i metlüv‟ olarak farklı Ģekillerde nitelendirilmesi de Hz. Peygamber‟in ilgili sözleriyle Kur'an vahyini birbirinden ayırt etme gereğine duyulan ihtiyacın bir neticesi olarak görülebilir. Hz. Peygamber‟in söz konusu edilen aktarımlarının böyle ifade edilmesinin yerinde ve Kur'an‟daki vahiy kavramına da uygun bir kullanım olduğu söylenebilir. Çünkü bu olaylara dayalı gözlemlerinin ve gözlemlere dayalı aktarımlarının Hz.

Peygamber‟in beĢerî yönünü aĢan bir boyutu vardır. Ġlgili hâdiselere değinilen âyetlerin bağlamında, söz konusu tecrübelerin Allah tarafından peygamberlere yaĢatıldığı anlaĢılmaktadır. Allah'ın bazı mesajlar vermek için peygamberlere yaĢattığı tecrübelere dayalı bilginin ilâhî yönü, onu vahiy kapsamında değerlendirmede yeterli bir sebep olarak görülebilir. Ancak yanlıĢ bir anlamaya meydan vermemek adına bu noktada Ģunun da ifade edilmesi gerekir ki, Kur‟an dıĢında Hz. Peygamber‟in söz konusu ettiğimiz tecrübelerine dayalı aktarımlarını vahiy kabul etmek, bütünüyle Sünnet‟in ya da hadis rivayetlerinin vahiy olduğunu söylemek anlamına gelmez. Kur'an dıĢında vahiy kabul etmek ile

96 Yazır, Hak Dini, IV, 179.

97 el-Ġsrâ 17/1.

98 Râgıb el-Ġsfahânî, Müfredât, s. 858-860; Cürcânî, Kitâbu’t-Ta’rifât, s. 239.

99 Müslim, "Zühd ve‟r-Rekâik", 72; Dârimî, “Mukaddime”, 42.

100 Salih, Kur’ân İlimleri, s. 30-32; Rahman, İslâm, s. 42.

101 en-Necm 53/11.

102 en-Necm 53/12.

103 Önkal, “Vahiy-Sünnet ĠliĢkisi ve Vahy-i Gayr-i Metluv”, s. 57-58.

(11)

143

Sünnet‟in bütünüyle vahiy olduğunu söylemek farklı Ģeylerdir. Sünnet‟in bütünüyle vahiy olmadığını

söylemek de Kur'an dıĢında vahiy olmadığı anlamına gelmemektedir. Kur'an dıĢında vahyin varlığını kabul etmek, zorunlu olarak Hz. Peygamber‟in bazı söz, fiil ve takrirlerinin vahiy kaynaklı olmasını kabul etmeyi gerekli hale getirir ki, ifade edilmek istenen tam da budur. Hz. Peygamber‟in vahiy kaynaklı bu tür sünnetleri için “vahy-i gayr-i metlüv” ifadesi uygun bir tanımlama olsa da Sünnet‟in bir bütün olarak böyle görülmesi bazı tartıĢmaları da beraberinde getirebilir. Vahyin murakabe ve denetiminde oluĢmuĢ ve adeta vahiy tarafından onaylanmıĢ olmasından dolayı “takrîrî vahiy” ifadesi genel anlamda Sünnet için daha uygun bir tanımlama olabilir.104

Kuran dıĢında vahiy olmadığını iddia etmek, aslında kutsal metinler dıĢında peygamberlere vahiy gelmediğini iddia etmenin daha özel bir ifadesidir. Bu durumda kendilerine kutsal metinler verilmeyen peygamberlerin peygamberliğinin, kutsal metinler verilen peygamberlerin ise söz konusu metinler öncesi Allah‟la olan iletiĢimlerinin makul bir izahının yapılması gerekir. Nihayetinde vahiy, Allah ile peygamberler arasında bir tür iletiĢim olduğuna göre105 ve Allah, farklı Ģekillerde insanlarla iletiĢimde bulunduğunu beyan ettiğine göre,106 insanlara rehberlik yapması için seçmiĢ olduğu peygamberlerle, onlara verilen kutsal metinler dıĢında da iletiĢim kurmasının imkân dahilinde olduğu söylenebilir.107 Bunun örneklerini Kur'an, geçmiĢ peygamberler üzerinden bize haber vermektedir. Hz. Ġbrahim‟e verilen sahifeler dıĢında108 meleklerin kendisine misafir olup gelecekle ilgili bazı olayları haber vermesi,109 Hz. Mûsâ‟ya Tevrat tabletleri verilmeden önce Allah'ın perde ardından kendisiyle konuĢması,110 Hz. Ġsa‟nın kendisine Ġncil verilmeden önce beĢikteyken konuĢması111 akla gelen baĢlıca örneklerdir. Hz. Ġbrâhim‟e gelen meleklerin Lût‟un (a.s.) kavmini helak edecekleri bilgisini vermeleri112 takdir edilir ki meleklerin kendi baĢlarına aldıkları bir karar değildir. Tevrat levhaları verilmeden önce Allah'ın Mûsâ (a.s.) ile olan konuĢmaları vahiy dıĢında hangi uygun kavramla ifade edilebilir ki? Hz. Peygamber‟den önceki peygamberlerle kendilerine verilen kutsal metinler dıĢında Allah'ın iletiĢim kurması vâki ise bu durumun son Peygamber için mümkün görülmemesinin makul bir izahının yapılması gerekir. Ayrıca Kur'an dıĢı vahyin olmadığı iddiası ile, „metlüv vahiy‟ anlamında Mushaf dıĢında kalan vahiy olmadığı kastediliyorsa, bu konuda birkaç Ģaz görüĢ dıĢında zaten bir tartıĢma bulunmamaktadır.113

Vahiy kavramının Kur'an‟daki kullanımı ve literatürdeki anlamı esas alındığında genelde Peygamberlerin, özelde son peygamber Hz. Muhammed‟in Ģahit oldukları olağanüstü hâdiseler ile ilgili aktarımlarının bir tür vahiy olduğu söylenebilir. Ġlgili baĢlıkta da belirtildiği gibi Kur'an‟da vahiy kavramı kutsal metinleri de kapsayan daha geniĢ bir anlam alanına sahiptir. Hz. Peygamber‟in gerek yukarıda ele aldığımız hâdiselerle ilgili, gerekse de Cebrail ile görüĢmelerinde vahiy (Kur'an) almanın dıĢında Ģahit olduklarıyla alakalı aktarımları takdir edilir ki beĢerî bilgilerin ötesinde Ģeylerdir. Hz.

104 Sünnetin vahiyle iliĢkisi hususunda bir değerlendirme için bkz. Erdoğan, “TeĢri Açısından Hadis ve Sünnet”, s. 362-63; Sancaklı, “Sünnet Vahiy ĠliĢkisi”, s. 55-65; Maçin, “Fıkıh Usûlü Açısından Geleneksel Sünnet AnlayıĢına Farklı Bir BakıĢ”, s. 300-309.

105 Ebû Zeyd, İlahi Hitabın Tabiatı, s. 62.

106 eĢ-ġûra 42/51.

107 Vahiy kavramının Allah'ın peygamberlerle kutsal metinler dıĢındaki iletiĢim anlamı için bkz. Râgıb el- Ġsfahânî, Müfredât, s. 859; Cürcânî, Kitâbu’t-Ta’rifât, s. 239.

108 en-Necm 53/36-37; el-„lâ 87/18-19.

109 Hûd 11/69-76; el-Hicr 15/51-60; el-Ankebût 29/31-32; ez-Zâriyât 51/24-37.

110 Hz. Mûsâ‟nın adeta hayat hikayesinin anlatıldığı el-A„râf 7/103-155; Tâhâ 20/9-99 ve el-Kasas 28/2-43 âyetlerinde Tevrat levhalarının kendisine Firavn‟un zulmünden kurtulduktan sonra verildiği net bir Ģekilde anlaĢılmaktadır.

111 Âl-i Ġmrân 3/46; el-Mâide 5/110; Meryem 19/30-34.

112 el-Hicr 15/58-60; el-Ankebût 29/31-32.

113 Mâlik b. Enes, el-Muvatta’, I, 305, II, 824; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, XXLV, 472; Taberî, Câmi’u’l- Beyân, X, 559-62; Tahâvî, Şerhu müşkili’l-âsâr, V, 274-79.

(12)

144

Peygamber‟in Cebrail ile iliĢkisi bir ses kayıt cihazı gibi mekanik bir iliĢkiden ibaret değildir. Cebrail

ile olan diyaloglarıyla ilgili rivayetler114 dikkate alındığında, Hz. Peygamber‟in Kur'an dıĢında da bazı mesajları Cebrail‟den aldığı anlaĢılmaktadır. Hz. Peygamber‟in isrâ ve mi„rac‟da Ģahit olduğu olaylar115 ve Cebrail‟in asıl sûretindeki yaratılıĢı ile ilgili aktarımları,116 Cebrail‟in insan sûretinde gelip ashâbın huzurunda kendisine bazı sorular sorması117 ve insanlara görünmeden Kur'an dıĢında bazı hususlarda kendisini bilgilendirdiği118 ile ilgili rivayetler de bu durumu doğrular niteliktedir.

Böyle bir bilgilendirmenin kutsal metinlerden vahiy olması açısından farkının ne olduğu sorgulanabilir. ÇalıĢmanın maksadını aĢacağından dolayı burada bu konuya girmeyi uygun bulmuyoruz. Ancak Ģu kadarını söyleyebiliriz ki, Kur'an vahyi ile bu tür bilgiler arasında çok ciddi mahiyet farkı bulunmaktadır. Zira ilki Allah'tan gelmiĢ mahza vahiyler iken ikincisi peygamberlerin Ģahit oldukları hâdiselerin aktarımından ibarettir. Bu anlamda bu tecrübelerin Allah tarafından yaĢatılmıĢ olmasından ötürü ilâhî bir yönü olmakla birlikte, bunlar Hz. Peygamber‟in beĢer olması bakımından ise beĢerî yönü de olan ilâhî ihbarlardır.119

Sonuç

Allah Teâlâ‟nın diğer varlıklarla iletiĢimi, Kur'an‟da vahiy kavramı ile ifade edilmektedir. Kur'an‟daki vahiy kavramı dikkatle incelendiğinde, Allah'ın peygamberler yanı sıra, Hz. Musa‟nın annesine, Hz.

Ġsâ‟nın havarilerine, meleklere, yere, göklere ve arıya vahyettiği net bir Ģekilde görülür.

Allah'ın peygamberlerle iletiĢimi anlamında vahiy değiĢik Ģekillerde olabilmektedir. Allah Teâlâ bir peygamberle doğrudan ya da bir elçi (melek) vasıtasıyla dolaylı olarak iletiĢim kurabilir. Kur'an‟ın, bazı peygamberlerin Ģahit olduklarını haber verdiği olağanüstü hâdiseler de bize göre bu iletiĢimin örnekleri olarak görülebilir. Hz. Ġbrâhim‟in, ölüleri nasıl dirilttiğini kendisine göstermesine karĢılık, Allah'ın dört kuĢ örneği üzerinden bunu kendisine öğretmesi ve “göklerin ve yerin melekûtunun”

kendisine gösterilmesi, Hz. Yusuf‟un “Rabbinin burhanını” görmesi, Hz. Mûsâ‟nın, Allah'ın dağa tecelli etmesi sahnesini gözlemlemesi, Hz. Peygamber‟in “Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını” ve Cebrail‟i asıl sûretinde görmesi Kur'an‟ın bu anlamda yer verdiği örnekler olarak sunulabilir. Kur'an söz konusu örnekleri haber vermekle birlikte bunların detaylarına girmemektedir.

Adı geçen peygamberlerin Ģahit oldukları olaylar ile ilgili aktarımların ilâhî bir bilgilendirme, dolayısıyla bir tür vahiy olduğu söylenebilir. Bu anlamda Hz. Peygamber‟in yaĢamıĢ olduğu olağanüstü hâdiseler ile ilgili aktarımları da takdir edilir ki beĢerî bir tecrübenin ötesinde, ilâhî bir bilgilendirmenin ürünü olan haberlerdir. Normal bir insanın vâkıf olamayacağı böylesi tecrübeler ile ilgili aktarımlar, ilâhî kaynaklı olması hasebiyle Kur'an‟î terminolojiye göre vahiy olarak isimlendirilebilir.

Sonuç olarak Ģunu ifade edebiliriz ki, Allah Teâlâ‟nın peygamberler ile olan iletiĢimi kutsal metinlerden ibaret olmayıp O‟nun, elçileriyle söz konusu metinler dıĢında da iletiĢimi olmuĢtur. Bu anlamda indirdiği Kitap ile birlikte, ilgili âyette belirtilen diğer iletiĢim Ģekilleriyle de zaman zaman Hz. Peygamber ile iletiĢim kurmuĢtur. Hz. Peygamber‟in yaĢamıĢ olduğu ilahi tecrübeler de bu iletiĢim türünden biri kabul edilebilir. Söz konusu iletiĢimin ilâhî kaynaklı olması, bunun vahiy

114 Buhârî, “Ġman”, 36, “Salât”, 1, "Mevâkîtu‟s-Salât", 1, “Ġstikrâd”, 3, "Bedu‟l-Halk", 6, 7, "Ehâdîsu‟l-Enbiya", 1; Müslim, “Ġmân”, 153, 259, 346, “Mesâcid”, 166, "Salâtu‟l-Müsâfirîn" 254, “Libâs”, 16, 81, “Selâm”, 40,

“Birr”, 140; Dârimî, “Mukaddime” 4, “Salat”, 2, “Menâsik”, 14.

115 Buhârî, "Mevâkîtu‟s-Salât", 1, "Bedu‟l-Halk", 6; Müslim, “Ġmân”, 259.

116 Buhârî, "Bedu‟l-Halk", 7; Müslim, “Ġmân”, 257, 280.

117 Buhârî, “Ġmân”, 36; Müslim, “Tahâret”,1.

118 Buhârî, “Ġstikrâd”, 3, "Bedu‟l-Halk", 6, “Edeb”, 28; Müslim, “Ġmân”, 153, “Birr”, 140; Mâlik b. Enes, el- Muvatta’, 1/334, 2/461.

119 Hamidullah, Kur’ân-ı Kerîm Tarihi, s. 15-16; Erul, “Kur‟an DıĢı ĠletiĢim (Vahy-i Gayri Metluv)”, s. 278-279.

(13)

145

kapsamında değerlendirilmesi için yeterli bir sebeptir. Ancak Kur'an vahyinden (vahy-i metlüv) ayırt

edilmesi adına, literatürdeki Kur'an dıĢı vahiy anlamındaki “gayr-i metlüv” ifadesi bu tür vahiy için de uygun bir niteleme olarak görülebilir.

Kaynakça

Abdulbâkî, Muhammed Fuad. el-Mu‘cemu’l-mufehres li elfâzi’l-Kur’ân. Beyrut: Dâru‟l-Ma„rife, 1991.

Ahmed b. Hanbel, Ebû Abdillâh Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eĢ-ġeybânî. el-Müsned.

Müessesetu‟r-Risâle, 2001.

Akcaoğlu, Faik. “Hz. Peygamber‟in Kur‟an Vahyi DıĢında Bilgilendirilmesi”. Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2010.

Âmidî, Ebu‟l-Hasan Seyfuddîn Ali b. Muhammed. el-İhkâm fî Usûli’l-Ahkâm. 4 c. Beyrut: el- Mektebu‟l-Ġslâmî, ts.

AteĢ, Abdurrahman. “Ölülerin Nasıl Diriltildiğinin KuĢlar Üzerinden Hz. Ġbrahim‟e Gösterilmesi”.

İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 7, sy 1 (2016): 9-34.

Bağdâdî, Ebû Bekr Ahmed b. Ali b. Sâbit. el-Fakîh ve’l-Mutefakkih. 2. bs. 2 c. Suudi Arabistan: Dâr-u Ġbni‟l-Cevziyye, ts.

Bağdâdî, Ebû‟l-Vefa Ali b. Akîl b. Muhammed. el-Vâdıh fî Usûli’l-Fıkh. 5 c. Beyrut: Muessesetu‟r- Risâle, 1999.

Beyhakî, Ebû Bekr Ahmed b. el-Huseyn. el-Esmâ ve’s-Sıfât. 2 c. Cidde: Mektebetü‟s-Süvâdî, 1993.

BirıĢık, Abdulhamit. “Kur‟âniyyûn”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 26:428-29. Ankara:

TDV Ġslâm AraĢtırmaları Merkezi, 2002.

Buhârî, Ebû Abdillah Muhammed b. Ġsmail. el-Câmiʿu’s-sahîh. 9 c. DimaĢk: Dâru Tavki‟n-Necât, 2001.

Câbirî, Muhammed Âbid. Fehmü’l-Kur’an Nüzul Sırasına Göre Tefsir. Çeviren Muhammed CoĢkun.

3 c. Ġstanbul: Mana Yayınları, 2013.

———. Medhal ile’l-Kur’âni’l-Kerîm (Kur’an’a Giriş). Çeviren Muhammed CoĢkun. 3. bs. Ġstanbul:

Mana Yayınları, 2013.

Cerrahoğlu, Ġsmail. Tefsir Usûlü. 6. bs. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, 1988.

Cessâs, Ebû Bekr Ahmed b. Alî er-Râzî. el-Fusûl fi’l-Usûl. 2. bs. 4 c. Kuveyt: Vizârutu‟l-Evkâf el- Kuveytiyye, 1994.

Cündioğlu, Dücane. Sözün Özü (Kelâmı İlahi’nin Tabiatına Dair). 3. bs. Ġstanbul: Kaknûs Yayınları, 2005.

Cürcânî, Ali b. Muhammed. Kitâbu’t-Ta’rifât. Beyrut: Dâru‟l-Kutubi‟l-Ġlmiyye, 1983.

ÇalıĢkan, Ġsmail. Tefsir Usûlü. Ankara: Ankara Okulu Yayınları, 2017.

Dârimî, Ebû Muhammed Abdullah b. Abdirrahman. es-Sünen. b.y.: Dâru‟l-Muğnî, 2000.

Debbûsî, Ebû Zeyd Abdullah b. Ömer. Takvîmu’l-edille fî usûli’l-fıkh. b.y.: Dâru‟l-Kutubi‟l-Ġlmiyye, 2001.

Demirci, Muhsin. Kurân‟ın Ana Konuları. 4. bs. Ġstanbul: Marmara Üniversitesi Ġlahiyat Fakültesi

(14)

146

Vakfı Yayınları, 2008.

———. Tefsir Terimleri Sözlüğü. 7. bs. Ġstanbul: Marmara Üniversitesi Ġlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 2018.

Derveze, Muhammed Ġzzet. et-Tefsîru’l-Hadîs. 10 c. Kahire: Dâru Ġhyâi‟l-Kutubi‟l-Arabiyye, 1983.

Dini Cevaplar. Kur’an dışı vahiy var mıdır? https://www.youtube.com/watch?v=UufV7-U5MSc.

Ebû Dâvûd, Süleyman bin el-EĢas. es-Sünen. 7 c. b.y.: Dâru‟r-risâleti‟l-âlemiyye, 2009.

Ebû Zeyd, Nasr Hâmid. İlahi Hitabın Tabiatı. Çeviren Mehmet Emin MaĢalı. 3. bs. Ankara: Otto Yayınlar, 2013.

Erdoğan, Mehmet. “TeĢri Açısından Hadis ve Sünnet”. Kur’an Sünnet İlişkisi Kur’an’da Risâlet ve Sünnet’in Teşriî Değeri, editör Bünyamin Erul, 331-48. Ġstanbul: Kuramer Yayınları, 2020.

Erul, Bünyamin. “Hz. Peygamber‟e Kur‟an DıĢında Vahiy Geldiğini Ġfade Eden Rivayetlerin Tahlil ve Tenkidi”. İslâmiyât 1, sy 1 (1998): 55-72.

———. “Kur‟an DıĢı ĠletiĢim (Vahy-i Gayri Metluv)”. Kur’an Sünnet İlişkisi Kur’an’da Risâlet ve Sünnet’in Teşriî Değeri, editör Bünyamin Erul, 249-84. Ġstanbul: Kuramer Yayınları, 2020.

Fahreddin er-Râzî, Ebû Abdillah Fahruddin Muhammed b. Ömer b. Hüseyn. el-Mahsûl. b.y.:

Müessesetu‟r-Risâle, 1997.

———. Mefâtîhu’l-Gayb (et-Tefsîru’l-Kebîr). Beyrut: Dâru Ġhyâi‟t-Turâsi‟l-Arabî, 1999.

Fazlurrahman. İslâm. Çeviren Mehmet Aydın ve Mehmet Dağ. 3. bs. Ġstanbul: Selçuk Yayınları, 1993.

Fîrûzâbâdî, Ebü‟t-Tâhir Mecdüddîn Muhammed b. Ya„kūb. El-Kāmûsü’l-Muhît. Beyrut:

Müessesetu‟r-Risâle, 2005.

Gazzâlî, Ebû Hâmid Muhammed b. Muhammed et-Tûsî. el-Menhûl min Ta’lîkâti’l-Usûl. 3. bs.

DimeĢk: Dâru‟l-Fikr, 1998.

———. el-Müstasfâ. b.y.: Dâru‟l-Kutubi‟l-Ġlmiyye, 1993.

Genç, Mustafa. “Sünnet-Vahiy ĠliĢkisi”. Doktora Tezi, Selçuk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2005.

Gölcük, ġerafettin - Toprak, Süleyman. Kelam. 9. bs. Konya: Tekin Kitabevi, 2016.

Hamidullah, Muhammad. Kur’ân-ı Kerîm Tarihi. Çeviren Salih Tuğ. Ġstanbul: Marmara Üniversitesi Ġlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 1993.

Hatiboğlu, Mehmed Said. Hz. Peygamber ve Kur’an Dışı Vahiy. 2. bs. Ankara: Otto Yayınlar, 2009.

Ġbn Atiyye, Ebû Muhammed Abdu‟l-Hak b. Gâlib. el-Muharreru’l-vecîz fî tefsîri’l-kitâbi’l-azîz.

Beyrut: Dâru‟l-Kutubi‟l-Ġlmiyye, 2001.

Ġbn Düreyd, Ebû Bekr Muhammed b. el-Hasen el-Ezdî el-Basrî. Cemheretu’l-luğa. 3 c. Beyrut:

Dâru‟l-Ġlm lil Melâyin, 1987.

Ġbn Ebi Hâtim, Ebû Muhammed Abdurrahman b. Muhammed b. Ġdris b. er-Râzî. Tefsîru’l-Kur’âni’l-

’azîm. 3. bs. Suudi Arabistan: Mektebetü Nizâr Mustafa el-Bâz, 1998.

Ġbn Hazm, Ebû Muhammed Ali b. Ahmed b. Said. el-İhkâm fî Usûli’l-Ahkâm. 8 c. Beyrut: Dâru‟l- Âfâki‟l-Cedide, ts.

Ġbn Kuteybe, Ebû Muhammed Abdillah b. Müslim. Te’vîlu Müşkili’l-Kur’ân. Beyrut: Dâru‟l-Kutubi‟l-

Referanslar

Benzer Belgeler

1Von-prescription drugs lıave been defined as the drugs used rFithout physicians advice. But there is no 11011-prescription drug definition. The ainı of this study is to

Bu yöntem ne tam yapılandırılmış görüşmeler kadar katı ne de yapılandırılmamış görüşmeler kadar esnektir; iki uç arasında yer almaktadır (Karasar,1995:

devlet başkanının, hâkimin, velâyet ve vesâyet ehliyeti için büyük günah- lardan kaçınmak, küçük günahlarda ısrar etmemek ve farzları yerine getir- mek

“مأ” için üç değil; iki anlamdan söz etmek daha doğru olur. Çünkü “مأ”de ya soru sormak ya da bilgi vermek mevzu bahistir. Kutrub, üçüncü sırada “لا” atıf

Bizce bu vakanm klinik tablosu anestetik maddelere bagh ate~ yuselmesi ve sistemik hipoksi ile birlikte, karaciger zedelenmesi hipoksisi ve bob- rek hipoksisi ile

Bu dönemde hem Cumalı hem de Cumalı’nın eşi Devlet Tiyatroları’na defalarca başvurarak 11 milyar olduğu saptanan telif ücretinin kendilerine ödenmesini talep etti..

Biraz sonra Piraye Ha­ nım balkona geldiğinde, içerdeki olayı bir kez de kendisi anlatıp, şöyle di­ yordu:. “Demek, o anda,

iktisat Bankası'nın resimlerinin satılacağı mezatı yö­ netecek olan Antik A.Ş'nin Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Artam, müzayedede satışa sunulacak eserlerin