• Sonuç bulunamadı

Fahir Aksoy ile daldan dala:ve yunuslar ve ayıbalığı

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Fahir Aksoy ile daldan dala:ve yunuslar ve ayıbalığı"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T

S Ö Y L E Ş İ Ece Ayhan

7

£ '

92

.

Fahir Aksoy ile daldan dala

... Ve yunuslar ve ayıbalığı

E

CE AYHAN — Osmanlı tarihte ka­

panırken, Avrupa’da yaptırılmış bem­ beyaz bir gemi, Dolmabahçe Sara­ yı’nın önlerine getirilmiştir; daha ad­ sız, Serin iktidar balkonundan Sultan Öküz

Reşat (ve altın’ı), vaktiyle (Cemal Süreya’-

nın kullanışlarıyla bizim ressam Saba Meli­ kesi Emel ve suluboya da öyledir) kaymak­ lar gibi bembeyaz annesini anımsar ve güz­ leri doluyor ve “Adı Giilcemal olsun!” di­ yor. Benim babam 1932-33

yılları arası, Datça’dan Küre’ye Mal Müdürü olarak atanmıştır. İnebolu’dan İstanbul’a gelirken, annemin söylediğine göre, ben Gülcemal’in koltuklarına uyurken biraz işemişim galiba.

Fahir Aksoy — Ne rastlantı!' Benim babam da o yıllarda İnebolu’da kaymakamdı! Ben

İstanbul’da öğrenciyim. 1932-33 yıllarında iki

kez üç bacalı Gülcemal vapuruyla İnebolu’­

ya gitmiştim. İç dekorasyon olağanüstüydü. Düdüğünün sesi hâlâ kulağımdadır.

Ece Ayhaıt — Sizi, aşağı yukarı otuz yıla yakın bir zamandır, bir kaptan gibi ve olarak parlak düğmeli lacivert bir ceketle görürüm hep.

Fahir Aksoy — Çocukluğumda, büyüyün­ ce kaptan olmak istemişimdir hep. Bu iste­ ğimin giysilerime yansımış olabileceğini bi­ lemem. İnsanın yaşamında kimi şeyleri açık­

lamak olanaksızdır.

Ece Ayhan — Şu ‘Boğaziçi’ için ne düşünürsün? Yani “ sığır geçidi?” 1973’te

Boğaziçi köprüsünün açılışında Amerikalardan gelmiş bir kadın da kiraladığı bir ‘boğa’yı ve yine kiraladığı bir kamyonun üzerinde üç kez Boğaziçi köprüsünden geçirmişti! Kendi de şoförün yanında!

Fahir Aksoy _ Mitolojide Zeus’un kıs­ kanç karısı Hera’nın arkasına taktığı at si­ neğinden kurtulabilmek için İo’nun inek bi­ çiminde Avrupa’dan Asya’ya yüzerek geçme­ sine bir gönderme mi bu acaba? Şimdi Bo­ ğaziçi’nin birçok yeri çöplük. Yakın tarihte Boğaziçi İstanbul’un şahdamarıydı. Yunus­ lar bile oyun olsun diye vapurlarla yarışırlar­ dı.

Ece Ayhan — Peki deniz, denizler için ne dersin? Hani ben onlar için Yort Savul

şiirini yazmıştım?

Fahir Aksoy — Haritadaki deniz için iyi şeyler düşünürdüm. Ta ki A rm utlu’da Behi- ce Boran ve Nevzat Hatko’yla balık avına git­ tiğimizde bir mağarada karşımıza ayıbalığı çı­ kana dek.

Ece Ayhan — Orhan Veli?

Fahir Aksoy — Yüzlerce anım var. İşte bi­ ri: ‘Yaprak’ yeni çıkmaya başlamıştı. Örhan Veli, Kürdün Meyhanesi’nin karışsındaki Bü­ yük Postane’de bir posta kutusu tutmuştu, derginin bütün mektupları, yazıları, parala­ rı oraya gelirdi. Hiç unutmam: O rhan’la be­

nim kırk paraya kurşun sıktığımız günlerden birindeyiz. Kürdün Meyhanesi’nde, sirkeden biraz daha iyice olan şarabımızı içiyor ve ara­ da bir posta kutusuna para gelip gelmediği­ ne bakıyorduk. Boyuna gidip bakıyorduk.

Ece Ayhan — Sait Faik?

Fahir Aksoy — Nedense, Sait Faik’i en son Mösyö Lambo’nun Meyhanesi’nde Peyami Sefa ile “ Bilim mi öndedir yoksa sanat mı?” konusundaki kapışmaları olayıyla anımsıyo­ rum. Sanattan yana olan Sait Faik kükreyen bir aslan gibiydi...

Ece Ayhan — İkimizin arasında 1961’de geçen Göynük hikâyesinin gerçeği ile Orhan Kemal’in ‘Müfettişler Müfettişi’ romanı arasındaki ilişkiler nedir?

Fahir Aksoy — Senin (Bolu’nun bir ilçe­ si, ormanlık) Göynük kaymakamı olduğun bir sıra ziyaretine geldiğimde, meğer sen ken­ di kafandan izin alıp İstanbul’a gitmişsin. O günlerde ilçeyi teftiş için müfettiş geleceği söylentileri çıktığından beni o müfettiş san­ mışlar. Bir yandan benden gizli olarak dön­ men için sana İstanbul’a tel çekmişler, bir yandan da bana senin köylerde dolaştığını söylüyorlardı. Kasabada herkes bana saygıyla selam veriyordu. Yargıçlar, orman mühen­ disleri, jandarm a komutanı, Ziraat Bankası müdürü, vs. hep beni ziyarete gelmişlerdi. Hükümet konağı, sokaklar şakır şakır yıka­ nıyordu. Geceleri de belediye (sen aynı za­ manda Belediye Başkanı idin) cumhuriyet bayramlarında olduğu gibi, ışıklarla donatıl­ mıştı falan... Bu konu İstanbul’daki sanatçı

dostlara da anlatılınca ‘hoş bir öykü’ uydu­ ruldu, abartıldı, gülüşüldü. Hatta Orhan Ke­ mal bana, Anadolu’yu müfettiş adı altında dolaşan ve var olmayan gazetelere reklam toplayan kişilerden söz etmişti.

Ece Ayhan — Mr. Hdydlann yanında, bence sen Taşdelen suyuyla yıkanmış kalırsın.□

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Üstten beslemeli sobada besleme anında kül yıkamanın tam olarak yapılamaması ve beslenen kömürün alttan yanmaya başlaması ile PM emisyon seviyesi, alt yandan beslemeli

Kontrastlı göğüs bilgisayarlı tomografisi (koronal kesit): Sağ akciğer üst lobda serbest hava ve infiltrasyon

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın zeytin sahalarının gençleştirilmesi ve madencilik sektörüne destek sa ğlayacak yönetmeliğine itiraz eden Cumhuriyet Halk

Kamu Hastane Birlikleri Pilot Uygulaması Yasa Tasarısı ile hastanelerin özerk ve özel bütçeye sahip hastane birlikleri çat ısı altında toplanması amaçlanıyor.. Özel

Öte yandan CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in konuyla ilgili soru önergesine verilen yanıtta, sorunun üstünün örtülmesi politikasından vazgeçildiği

AKP hükümeti, bir süredir kamuoyunda tart ışılan ve işçi sınıfının sahip olduğu yasal ve sosyal korumaları önemli ölçüde azaltarak fiilen uygulanmakta olan esnek

işletmelerde çalışanlar, ürettikleri ürünlerle ilgili detaylı çizimler, parça resimleri ve projelerini bu program aracılığıyla çizerek, imalat sürecini daha hızlı, en

Doza bağlı olarak atrial fibrilasyon, atrioventriküler blok gibi kardiyovasküler sistem bulguları, solunum depresyonu, hipoksi, pnömoni ve pulmoner ödem gibi solunum