• Sonuç bulunamadı

Bakan Cahit Aral "çayda radyasyon yok" deyip bardak bardak çay içti çayda radyasyon ç

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bakan Cahit Aral "çayda radyasyon yok" deyip bardak bardak çay içti çayda radyasyon ç"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Bakan Cahit Aral "çayda radyasyon yok" deyip bardak bardak çay içti çayda radyasyon çıktı. Aksaray Belediye

Başkan Yardımcısı suda virüs yok deyip su içti suda virüs çıktı. Şimdi de Melih Gökçek, "Kızılırmak suyu temiz hem içiyorum hem aileme içiriyorum" dedi.

Çernobil faciasından sonra dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, Karadeniz'de yetişen çaylarda radyasyon olmadığını kanıtlamak için halkın önünde çay içti, sonradan çayda radyasyon olduğu kesinleşti. Aksaray Belediye Başkanı Nevzat Palta 10 binlerce kişiyi hastanelik eden virüsün şebeke suyundan kaynaklanmadığını defalarca açıkladı. Yetmedi yardımcısı Sadi Özdil, suyun temiz olduğunu kanıtlamak için basını çağırıp bardak bardak su içti. Sağlık Bakanlığı insanları hasta eden virüsün şebeke suyundan kaynaklandığını açıkladı. Şimdi de Kızılırmak suyunu habersizce Ankaralılara içiren ve bunu 21 gün sonra açıklayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek suyun kirli olabileceği eleştirilerine en klişe yanıtı verdi: "Suyu ben de içiyorum, eşime ve çocuklarıma da

içiriyorum."

Gökçek, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Keçiören Kuşcağız Stadı’nda düzenlediği "Mahallede Şenlik Var" panayırına katıldı.

Ankaralılara seslenen Gökçek, "Geçen sene susuzluktan çok çektik. Su patlamaları dolayısıyla da sizleri biraz üzdük" diye konuştu.

Küresel ısınmanın hiç bir zaman hesaplanmadığını anlatan Gökçek, bu sene barajlarda 150 milyon metre küp su biriktiğini, günde ortalama buharlaşma dahil 1 milyon metre küp su tüketildiğini ifade eden Gökçek, "Yani 150 günlük suyumuz var. Fazla bir su yok. Eğer Kesikköprü’den Kızılırmak suyunu getirmemiş olsaydık, bu sene kesinlikle susuzluk yaşayacaktık" dedi.

Bazılarının Gerede projesinin yapılmış olması durumunda sorunun çözüleceği yönünde görüş bildirdiğini anlatan Gökçek, "Hallolması mümkün değil. çünkü Gerede Sistemi, şu anda Çamlıdere’den aldığımız suyla aynı sistem içerisinde. Buraya ikinci bir baraj daha yapılsa, bir 50 milyon metre küp daha suyumuz gelirdi. 200 milyon metre küp suyumuz olurdu. Bu da 200 gün bize yeterdi" diye konuştu.

Kesikköprü ve Hirfanlı Barajları’nın birbirini takip ettiğini ve burada 7 milyar metre küp su bulunduğunu kaydeden Gökçek, şöyle konuştu:

"Bu hiç yağmur yağmasa, 20 sene Ankara’nın ihtiyacı demek. Devlet Su İşleri tek hattı 10 yılda planlamıştı. Biz üç hattı 1 yılda getirdik. Ama bütün bu gayretlerimize rağmen hasetten çatlayanlar var. Bu sudan rahatsız olanlar var. Ben diyorum ki, kıskananlar çatlasın. Ne yapalım yani?"

Gökçek, sahnedeki sunucunun "Bir söz söylendi. Bize mikroplu su mu içirdiniz?" demesi üzerine de şunları söyledi: "Bir insanın kendi vatandaşlarına, hemşehrilerine zehirli su içirmesi için hain olması, alçak olması lazım. Ben bu suyu kendim de içiyorum, çocuklarıma da eşime de içiriyorum. Bundan sonra, bu suyu illaki, önüme başka su da getirseler de içeceğim ki, gittiğim yerde bunu söyleyebileyim. Vallahi sabah da içtim. Aldım bir bardak suyu çektim kafamdan aşağı. Dolayısıyla bundan hiç bir şekilde çekinecek bir şey yok. Ama muhalifler, maalesef o su patlakları olayında dediler ki, (Biz Melih Gökçek’i yıkarsak ancak bu suyla yıkarız)"

Bazı oda ve partilerin "Kızılırmak suyu Ankara’ya verilince ortalığı birbirine verelim. Hastalık aldı başını gitti, ishaller aldı gitti diyelim" dediklerini savunan Gökçek, "Sırf bunların oyununu bozmak maksadıyla 21 gün süreyle suyu kimsenin haberi olmadan verdim. çok kişinin haberi vardı da, medyanın haberi olmadı" dedi.

Büyükşehir Belediyesi Genel Koordinatörü Burhan Yazar’ın "Mogan Gölü’nde balıklar ishal oldu" açıklamalarını anımsatan Gökçek, şöyle konuştu:

"Biliyorsunuz sazan her şeye atlayan balıktır. Tabiri caizse onlara espiri yapıp onları tufaya düşürüyor. Fakat gazete manşetten veriyor bunu. Aklınca ’Mogan’da sazanlar ishal olursa, vatandaş da ishal olur demeye getiriyor’. Ama kendisi maalesef olayın içine sazan gibi atlıyor. Helal olsun Burhan Yazar’a..."

(2)

"Ankaralı’yı kobay gibi mi kullanıyorsun?" eleştirilerinin yapıldığını belirten Gökçek, şöyle devam etti: "Bu suyu 20 yıldır Kırıkkale, Keskin içiyor. 40 yıldan beri Kesikköprü içiyor. Oradaki insanlar kobay diye mi kullanıldı? Oradaki insanların canı can değil mi? Bunu söyleyen milletvekilleri, odalar doğrudan doğruya insanları kışkırtmaktan başka bir şey demiyorlar. Allah’ın izni ile bundan sonra 20 sene boyunca Ankara susuz değil. Bütün dünyada küresel ısınma varken, Ankara’nın 20 senesi garanti altında. Hiç bir şekilde içmekten çekinmeyin. Melih Gökçek’e güvenin. çünkü ben de sizlerle birlikte her gün içiyorum, içeceğim."

"Sorun biyolojik değil kimyasal"

bianet'e konuşan Ankara Tabip Odası (ATO) Genel Sekreteri Aytuğ Balcıoğlu ise "Kamuoyu aydınlatılmadığı için Gökçek'in açıklaması etik değil.Kamu vicdanını rahatsız eden bir durum. Önceden kamuya bilgilendirme yapılması, hatta kamu kuruluşlarının, demokratik kitle örgütlerinin de bilgilendirilmesi ve onların da incelemelerinin sağlanması gerekiyordu. Ankara halkı da bu konuda duyarlı olmalı" dedi.

Bölgedeki ishal vakaları tartışmasına ise Balcıoğlu "Gökçek 'ishal vakaları arttı diyeceklerdi, o yüzden bu bilgiyi sakladım' diyor. Ancak sorun suyun biyolojik içeriğiyle, mikro organizmalarla ilgili değil tam tersine kimyasal özellikleriyle ilgili bir sorun" dedi.

"1968'ler DSİ raporlarında bile var. Kızılırmak'ın suyu mikrop içeren bir su değildi zaten. Nitelik olarak 3. sınıf. Arıtılmış olması gerekiyor. Daha masraflı. Daha ucuz kaynaklar vardı. Getiriliş yöntemiyle ilgili dağıtımı da masraflı. Üstelik içeriğindeki sodyum klorür ve sülfatların yüksek olmasıyla ilgili bir sağlık sorunları yaratacak bir süreç var." Balcıoğlu, "Bugün bu suyu içiyorum, yarın ishal olur muyum?" sorusunun yarattığı tartışmanın da ardında daha vahim bir tartışmanın yattığını aktarıyor: "Kızılırmak'ın suyunun kimyasal etkilerinin uzun vadede halk sağlığına etkileri ne olacak?"

"Arıtma tesisleri şuan yetersiz, artırılabilir. Peki ya maliyeti? Bu durum su ücretlerine yansıyıp halka da 'yüksek rakamlı faturalar' olarak yansıyacak. Üstelik teknik donanım buna ne kadar uygun? Bu konuda da güvenimiz yok. Klorürün kentsel şebeklerde metal sistemleri aşındırıcı bir etkisi var. Bu da su da eriyen ağır metal bileşenlerinin oranının artması anlamına geliyor. Uzun vadede sağlığı bozacak etkilerdir."

ATO'nun konu hakkında çalışma grubu var, çalışmalarını sürdürüyorlar. "Mevcut durumla ilgili tespit yapılmalı" diyen Balcıoğlu, Gökçek'in son açıklamsının ardından sorularınıyazılı olarak belediyeye ilettiklerini ancak henüz cevap alamadıklarını aktardı.

01/06/2008

Referanslar

Benzer Belgeler

• Yer çekimi en zayıf olan kuvvet olmasına rağmen evrendeki her şeyi etkiler (Büyük kütleleri daha fazla etkiler). • Standard modelde tanımlanmayan Graviton isimli

küpten oluşturulmuş yandaki küpün alt yüzeyi de dahil olmak üzere tüm yüzeyleri boyandıktan sonra 27 küp teker teker ayrıştırılıyor. Bunların 54’ü

Ankara çevresindeki Çamlıdere, Kurtboğazı, Eğrekkaya, Akyar ve Çubuk 2 barajlarının toplam 1 milyar 509 milyon metre küp su kapasitesi olmas ına karşın şu anda barajlarda

Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından geçtiğimiz yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı'na devredilen bölge, turizm alan ı ilan edildi.. 200 dekar alan

Gökçek açıklamasında, faturalar ın 45 günde bir kesilmesi kararının Karayalçın’ın belediye başkanlığı döneminde alındığını da

FAO verilerine göre, 2005 y ılı itibariyle, dünyada çay üretimine ayrılan alan 2,6 milyon ha, elde edilen kuru çay ise 3,4 milyon tondur.. çay plantasyonlarının yüzde

Elektronlar targete çarptığında kinetik enerjilerinin çok küçük kısmı x-ışınına, % 99, 8’ i

Çay kelimesi her iki cümlede de aynı yazılmasına rağmen anlam olarak farklıdır. Birinci cümledeki çay bir