• Sonuç bulunamadı

Tartışmalar

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Tartışmalar"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Tartışmalar/

Geçen haftanın kültür sanat alanına giren

belli başlı tartışmalan, temel değerlerden ve ölçülerden nasıl yoksun olduğumuzun, ken­ dimize ve başkalarına nasıl farklı ölçüler uy­ guladığımızın, hayatın hemen her alanında genel bir ikiyüzlülük ve çifte standart hali i- çinde yaşadığımızın örnekleriyle doluydu.

Suudilerin yıktığı Ecyad kalesi üzerine söz alan birçok aklı başında kişi bile, vazgeçtim eskilere gitmekten, Hasankeyf in ya da Zeug- m a’nın taze yaralarını ve anılarım unutmuşa benziyordu. Bunu hatırlatmak Suudi elçisine düştüğünde de, adam birdenbire “elin bede­ visi” oluyordu. Bir tarihte Tansu Çiller, “elin

bedevisi” deyince, “Hazreti Muhammed Pa­ ris’te oturmuyordu herhalde,” demiştim de, o zamanki “Yeni Yüzyıl” gazetesi bu sözümü üstbaşlık yapmıştı. İster ağır, ister hafif olsun milliyetçiliğin, ister açık, is­

ter örtük olsun ırkçılığın hiçbir çeşidi hoş değil. Bir yanlışın eleştirilmesi, başka yanlışlara yaslanarak yapıl­ dığında yol alınmıyor.

Kürtçe eğitim hakkı is­ teyenler ve onlar hakkında açılan koğuşturmalarla ilgi­ li verilen haberlerde de ay­ n ı “müsamere milliyetçiliği” hakimdi. Dilekçe verenle­ rin okuma yazma bilmedi­ ğini söylemek, bir çelişki­ nin zekice yakalanmış ol­ duğunu göstermiyor. Onlar d a tam da bu yüzden isti­ yorlar zaten. “Okuma yaz­ m a bilmek için”. Türki-

v y e ’de kendini uygar, çağdaş, modem falan diye adlandırılan birçok yazar var. Bir de on­ lara soralım bakalım, onlar böyle bir eğitim hakkından yanalar mı?

İktisat Bankası’nın resim koleksiyonu ile ilgili kopartılan tartışmalarda da aynı kavram v e değer karmaşası sürüyordu. Konunun çevresinde yapılan tartışmalar, taşıdığımız tu­ tarsızlık ve çelişkilere ilişkin birçok ipucu i- çeriyordu. İşimize geldiği zaman “Doğulu”, işimize geldiği zaman “Batılı” olmak istedi­ ğimiz gibi, kimi durumlarda “devletçi”, kimi durumlardaysa “vahşi kapitalist” olmak isti­ yoruz.

Resimlerin müzayede yoluyla satılmasına karşı çıkıp, bakanlıkça el konulmasını iste­ yenler, Devlet Resün ve Heykel Müzesi’nin sefaleti hakkında söz almak istemiyor, devle­ tin elindeki resimleri nasıl çaldırdığı ya da yokluğa terk ettiğini unutmuşa benziyordu.

Banka, resmi bir yatınm olarak gördüğüne göre, bunların aynı zamanda birer mal oldu­ ğu gerçeği gözardı ediliyordu. Sanat ürünü aynı zamanda bir meta olmaktan zor yoluyla çıkarılabilir mi? Resmin sanat eseri olduğu kadar, bir meta olması kapitalist sistemin bir ürünü müdür, yoksa resim sanatı, doğası ge­ reği taşıdığı biricikliğin yarattığı fetiş değer yüzünden zaten aynı zamanda bir mal sayıl­ maz mı? Bu arada parçalanmaması gerektiği söylenen koleksiyon sahiden parçalanma­ ması gereken bir koleksiyon muydu? Bilen­ ler, birçok değerli resmin yam sıra, bir dolu gereksiz resmin de bulunduğunu söylüyor.

Değerler oturmamış, koşullar değişmemiş olduğu için, bu tartışmalar sırasında görüldü­ ğü gibi, her içinden çıkılmaz durumda, eski ve yeni sorunsallar olanca çözümsüzlükleriy­

le yeniden ortaya dökülüveriyorlar. Herkes ortaya çıkan resmin işine gelmeyen bölümü­ nü yok sayıyor. Bence asıl, bu tartışmalar sı­ rasında ortaya çıkan tablo konuşmalı.

Ben kendi payıma müzayede yapılsa da mutlu olmayacaktım, resimler bakanlıkta kal­ dığı için de mutlu olmadım. Çünkü böyle ol­ mamalı. Hiçbir şey böyle olmamalı.

Geçen hafta kopan sübyancılık konusu etrafındaki tartışmalarda ilgimi çeken bir nokta var. Anadolu evlenmelerinde birçok kızın çocuk yaşta evlendirildiği, daha yakın bir tarihte bir ilimizdeki bir dizi çocuk evliliğin konu edilmesiyle gündeme gelmişti. Ki, beni böyle dunımlarda, çocuk yaşta kızlarla evle­ nen İslam büyüklerimizin hikâyelerinin hatır­ lanması daha çok ilgilendiriyor.

Geçen haftanın bir diğer önemli konusu, 2002’nin Nâzım yılı olması nedeniyle yapılan kutlamalar, ortaya çıkan tartışmalar falandı.

Bence, Nâzım’ın mezan Moskova’da kalmalı. Türkiye’ye getirip de, ne yapacaksmız? Hangi mezarın başını bekleyebildiniz ki, onunkini bekleyeceksiniz? Hem oradaki mezar, artık Nâzım’ın macerasının bir parçasıdır. Bırakın yattığı yerde rahat uyusun. Televizyonda, Nâzım için AKM’de yapılan devlet öncülüğün­ deki gösteriyi izledim. Sahiden gösteriydi. Gö­ rüntüler içimi kıydı. Nâzım’ın “Memleketimden

İnsan M anzaralan’hda sözünü ettiği, kalan­

tor, ensesi kaim, sıktırılmış kravatlı, yağlı yağlı ne kadar adam varsa, doluşmuş Nâzım anıyor. Adam çıkıp gelecek olsa, en başta kendi sıkı­ lır o kalabalıktan. Devlet artık Nâzım’a sahip çıksa ne yazar, çıkmasa ne yazar? Nâzım’ın devlete ihtiyacı mı kalmış? Artık komünizm bir tehlike olmadığı için, devletin Nâzım’a sahip çıkması pek zor değil. Nâzımla, MHP'lilerden başka karşı çıkan da kalma­ dı. Nâzım ise MHP’lilere kar­ şı savunulmayacak kadar de­ ğerlidir.

Nâzım’ın kadınlarla ilişki­ sinin medya tarafından ma­ gazine edilmesi, onun bir playboy, bir kazanova gibi sunulması eleştirildi bir de. Sol bu konuda önce kendi kefaretini ödemeli. Yıllar yılı Nâzım’ın kadınlarla olan iliş­ kisi bizzat maço devrimciler tarafından “mistifiye” edildi, kendi hayadan için muüuluk ve macera modeli olarak be­ nimsendi. Poligam erkek, monogam kadınlardan olu­ şan heteroseksüel aşkın ka­ yıtsız şartsız kutsanmasımn devrimci versiyo­ nu şimdi niye bu kadar öfke topluyor anlama­ dım. Nâzım büyük bir şair, büyük bir roman­ tik, büyük bir dava adamı, macerası kendi i- çinde bütünlüğüne kavuşmuş bir adam. Kır­ gınlıklarıyla büyük bir adam. Türk şiirinde bü­ yük değişikliklere yol açmış, birçok şeyin ö- niinü açmış bir adam. Öte yandan misyonunu tamamlamış bir şair. Biz ne yaparsak yapalım artık ona dokunanlayız.

Nâzım, bir kadından diğerine koşarken, en azından Münevver Hanım’ın da o kadar mono­ gam olmadığı söylenir. Bence, bu ne onu, ne aşklannı azaltan bir şey. Nâzım’m aşklannı ve kadınlarını savunanlar, Münevver Hanım’ın ha­ yatına ne zaman özgürlük tanımayı düşünü­ yorlar?

İkiyüzlülük ve çifte standart sözkonusu ol­ duğunda, Türkiye’nin sağı ile solu arasında fazla bir fark yoktur.

+

N âzım Hikm et ve M ünevver A ndaç

Referanslar

Benzer Belgeler

Tablo incelendiğinde fırsatlar ile ilgili görüş belirten dört farklı kesim de işletmeler için Kırgızistan’ın sahip olduğu bakir doğal yapı ve turizmin öncelikli

Çalışma grubunun tedavi öncesi ve sonrası P300 latans ve amplitüd değerleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmedi (p>0,05,

7UNL\H WHNVWLO YH KD]ÕU JL\LP VHNW|UQGH GQ\DQÕQ HQ JoO SL\DVD SD\ODUÕQGDQ ELULQH VDKLSWLU 6HNW|UQ EX |QHPL GR÷UXOWXVXQGD \DSÕODQ EX

也就是起始固定力量的研究, 在 PCL 更有其重要性本實驗的目的在比較後十字韌帶重建, 以肌腱為移植物, 不同的股骨端固 定方式,

CONCLUSION: Consumption of PSPL modulates various immune functions including increased proliferation responsiveness of PBMC, secretion of cytokines IL-2 and IL-4, and the lytic

(‹ki tip iletifli- min birlikte kullan›ld›¤› durumlar da var.) Bu farkl› iletiflim tiplerininin daha çok hangi durumlarda kullan›ld›¤›n› da kay- deden

Vefa Bey, kitapta son yılların barlarından köşe taşı niteliğinde olan Divan Bar'a ve dolayısıyla rahmetli Orhan Kutbay'a, geçenlerde yitirdiğimiz Mösyö George'un

Ay’da bulunan sudan hidrojen elde edip yakıt olarak kullanabilmesi amacıyla bu şekilde tasarla- nan BE7, bu yıl test edilmeye başlanacak. SpaceX roketleri gibi