\ Gazeteler, Gazeteciler |
Âh met Rasim Bey
Ahmet Rasim beyin Kitabei gam,
Nigâr hanımın Safahatı kalb eserleri
---i_________ ___________________
-
11
-Fransız edebiyat tarihi ka dın - erkek edibler, şairler a ra sındaki birçok aşk maceralarını kaydeder. Bizde de bu kabil maceralar eksik değildir. İçle rinde en meşhurlarından biri şair Nigâr binti Osman ile Ah met Rasim bey arasındaki kar şılıklı sevgidir.
Ahmet Rasim beyle Nigâr h a nım birbirlerini büyük aşkla sevmişlerdi. Fakat birçok mâ niler bıı aşklarını açığa vurma larına imkân bırakmamıştı, tki sevdalı, o zamanın yaşayış ta r zı dolayısiyle, pek seyrek görü şebiliyor, duyduklarını yazdık ları mektuplarda anlatıyorlardı.
Ahmet Rasim beyin 1315
f 1899.1 te basılmış olan «Kitabet gam» adlı 3 ciltlik eBeri baştan başa bu sevdanın hikâyesidir. Hep meçhul segiliye hitabe eden eser çok ince hislerle doludur.
Fakat lisan oldukça ağırdır,
Ahmet Rasim beyin hiç sevme diği Edebiyatı Cedide üslûbunu andırır. Gençlik, o zamanki ce reyanların tesiri, nihayet sevgi lisine karşı fazla hürmetkar gö rünmek kendisini bu lisanı kul lanmağa şevketmiş olmalıdır.
Kitabei gam’dan birkaç par ça:
«Rica ederim benim hayatı ma, bitip fenaya reşide olmağa hazırlanan bu ömrü bedbahta- neme, senin bile şu yakın za manlarda anlıyabildiğin derdi nihanıma, aşkıma, ah seni bir daha yeni yeni sevmeğe başlı- yan bu kalbi rencideme dair bir şey yazma. Kimseye bir şey söy leme! Zira şaşırırım, seni de şa şırtırım. Zira sen limitvar olan lardaki cüreti henüz takdir ede miyorsun. Halbuki ben senin şu zamandaki neşei bimedarı mü rüvvetinle yaşamak arzusunda yım. Ümit benim için pek çok tur, fazladır.
Fakat sen nercdesin?ne hal desin? Ne türlü teessürlelre uğ
raşıyorsun? Nelerle, kimlerle
demgüzarsm? Şuna teşekkür e- rterim ki beni unutmamışsın.»
«Fakat sen ne kadar güzel imişsin! Acaba sen o musun ki
bütün hissiyatın araya araya
temas ve taallûk ettiği nuhbet bîmisali aşk için numune itti haz edilecek bir şey, bir vücut aranılacak olsa mutlaka seni göstermekliğim icab edecek. Ah sen ne kadar büyüksün! Acaba ıılüvvü cenap denilen hissi n a diri kerîm sen misin? Emin ol ki sensin.»
«O geceden beri sana kaç defa tesadüf etmek ihtimali vardı. Fakat hepsinden bilerek, istiye- re, senden kaçarak, nerelerde olduğunu bildiğim halde orala ra gelmiyerek, sana görünmiye- rek. seni görmemek gibi bir a- zabı elime katlanarak kurtulu yordum. H attâ o gün, o akşam yolda tesadüf ettiğim esnada
düşündüklerimi, hissiyatımın
bana ilham ettiği teessürleri, teheyyüçleri birer birer duya rak, gece sabahlara kadar ö- tede beride sürünerek giryeler İçinde tâdili halecan edebil dim.»
«Söylediklerin doğru ise o tü r lü bir mahrumiyet için sana h a yat bir azabı daimi olacak İse sen de benim harekâtı mecnu- nanemi ihtiyar edeceksin. Ben seni nasıl korka korka arıyor sam sen de beni öyle arıyacak- sm. Ben şu leyalii hicranı zevk ler, safalar arasında, mest ve bîhuş olarak, bütün göz yaşla rımı içimde gizliyerek bir saa det için, bir ümit için, yalnız se nin hâtıran için nasıl öle öle geçiriyorsam sen de öyle gece lerin hulûl ve m ürur ettiğini göreceksin.»
«Seni unutmak bence nasıl mümkün olur, buna nasıl ihti mal verilir ki benim aşkımı sen hevesle tefsir ve tâğyir ederek başka hâtıralar yanında arada sırada senin de hâtırana hür met etmekliğimi tavsiye eyliyor sun. Bende senden başka bir hâtıra varsa mahvolsun. Şu za manlarımda beni bir daha ren cide etmekten, üzmekten ne lez zet alıyorsun? Acaba beni kıs kandığını mı ima ediyorsun? Bu fikirden vazgeç. Beni ne türlü İstersen öyle gör, fakat istihfaf eyleme. İnsanı bu türlü işkence
ler dilhun eder.»
Safahatı kalb
Şair Nigâr hanım, Ahmet Ra sim beyin «Kitabei gam» ma oevap olarak «Safahatı kalb» 1 yazmıştır. Eser 1317 (1901) de Kitaphanei İslâm ve Askerî sa hibi İbrahim Hilmi bey tarafın dan neşredilmiştir.
Eser, Arman’dan Klemans’a gönderilen mektuplardan mü rekkeptir. Yani bir genç erkek, bir genç kıza yazıyor... Fakat hakikatte Nigâr hanım kendi hislerini anlatıyor. Lisan, o za mana nispetle, oldukça sadedir. Hisler ince, kalb tahlilleri mü kemmeldir.
Safahatı kalb’den birkaç par ça:
«Bu yubuseti hayat beni yakı yor, kavuruyor; bu tarzı yek- nasakı maişet beni bir hissi is tiğna ile perverde ediyor. Ava mın belki meserret diye telâkki edeceği küçüklüklerden ben ar tık müstağniyim. Şu halde beııi neşveyab edecek fevkalâdelikler de tasavvur edemiyorum. Yalnız ruhumun bir sese, bir savti ru hanîye ihtiyacı var. İşte o nağ- mei hatifi de sizin mektupları nız. Onların makamı gece dola bımın üzeri, yastığımın hizası dır. Bilseniz hafta başını ne bü yük sabırsızlıklarla bekliyorum. Bana o peyamı atıfeti isal eden tanımadığım müvezzii seviyo rum.»
«Hesapla hareket etsem ben de size «Yazmayınız» diye rica etmeliyim. Halbuki ben o yazı ları okumazsam teneffüs etti ğim havadan mahrum edilmiş kadar müteezzi olacağım, bite ceğim zannediyorum. Benim gi bi mağlûbu sevda olmak bed bahtlığına düşenler itidal nedir bilmezler. Onlardaki merbutlyet şedittir; meyil ve inhimaki tah- did etmek kendileri için müm kün olmaz, bu nehri her dem cereyanı Iptilâya gayriihtlyarî olarak atılırlar. Siz bunları ben den iyi bilirsiniz, hal aşinası nız...»
«Bu gece yalnız seni düşün mekle kalmadım; aradım, sor dum, semadan sabâdan cevap bekledim. İstib'ad etme! Daha ne yaptım bilir misin? Yarın buraya geldiğin zaman bermû- tat âram ettiğin nüzhetgâha ka dar gittim. Garip diyeceksin defilmi? Benim kadar âteşin o- lanların mizacını bilmez mi sin?»
«Şarklılar nağmel seherden ıtri yâri istişmam ederler, sabâ dan savti dildarı istima eylerler. İşte ben de öyle, senden bir ses, bir sadayı ruhani bekliyorum. O sevdiğin ufuklara baktıkça
oralardan, tâ uzaklardan bir
aksi sadayı pür ihtizaza munta- zır bulunuyorum. Şimdi bir ay, tam bir aydır ki ben o sesten mahrumum.»
«Heyhat! Ne garip sual. «Sev medin mi?» ne demek. Dünyaya geleli ondan başka bir şey yap madım. O kadar ki bu hisse mahkûm olan uzvu rakik artık eskidi, alil oldu, kuvvetten düş tü. Bu illet ne kadar müthiştir bilir misin? Her şey vâhl, her şey biesas. Artık benim için hiç- : bir şey yok. Gücenme, senin mâneviyetin müstesna.»
j
«Emin ol kİ ben senden daha .
az biçare değilim. Kalbimde '
cayıgir olan hayali munisinle iktifaya mecburiyet bence de elim olmuyor zannetme.
Senin bugün bana verdiğin yalnız bîr neşei ruhani değil, bir safayı cavidanîdir. Emin ol kİ hiçbir kuvvet, hiçbir zaman 1 bunu benden nezedemez.»
Eser şöyle bitiyor;
«Ey benim rabıtai kalbiyemin 1 mürevvici yegânesi! İşte şimdi 1 ölmek, bu hissi lezzeti medarı 1
şevk ile gitmek, yalnız senin hâ- 1
tıral mürüvvetin, sebatın, lna- < yetinle terki hayat etmek iste- J rim. Tek bir vaka, bir hal, bu yâdı ahiri muvafakat his ve ru- s
hu ihlâl etmesin.» <
Bundan sonraki yazılarda
Ahmet Rasim beyin şarkılarını ı
ne suretle bestelediğinden ve i
bazı maceralarından bahsedile
cektir. j
Enis Talisin TİL r
Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi