A
FRİKA Revüsü'n- den sonra «Picco- li Kukla Revüsü», Saray sinemasına, X siyah tenli ve çelik ada X leli insanlarm bizi hay- X ran bırakan dansları ar- X kasından, Piccoli kukla- X larımn «hârikalar hârika- •; sı» diye vasıf landırabile- ■; celimiz oyunları ve şar- •; kılan geldi. Bütün dün- >; yada meşhur olan bu i; kukla revüsü bundan ev- > vel de memleketimize :• gelmiş ve İstanbul ile X Ankara’da seyircilerini en zevkli bir hayret için-X de bırakmışü. Bu kukla revüsünün müessisi i; ve genel müdürü Bay Podrecca’nm, üç trup ha- •: ünde memleket memleket dolaştırdığı sanatkâr- I; lan ile oynattığı ve bunlann âdeta mucizeli de- !; nilebilecek parmaklannda canlandırdığı kuklala- > nnı evvelce görmemiş olanlar bu fırsatı bu defa :• da kaçırırlarsa yazık olur. Çünkü hiç bir oyun, > hiçbir tiyatro, Pedrecca’nm bu temsilleri ile "mu-
:• kayese edilemez. Bu, büsbütün başka bir âlem-
> dir. Bu kere, kuklalann ağızlanndan dinlediğimiz ;1 şarkıları okuyanların hepsi revü ailesi içinde > yüksek sanatkârlardır. Tevazulart, onları, bize, ;i mütemadiyen değişen enfes dekorlar ve ışıklar ;! arkasında saklıyor, fakat bebeciklerin o şarkıları ;! bize tabiîliğinden hiç kaybettirmeden kendi ağız- X larından naklediyorlar. Sonra ne grup halinde •: danslar! Her kukla bir başka sanatkârın hüner
i;
ve iradesiyle bir insanın yapabileceği bütün vü- ■ ; cut ve baş hareketlerini yapıyor. Eüeri sağa bü- > kültiyor, sola bükülüyor, öne bükülüyor, göğsün- > de birlemiyor, şapkasını, ceketini çıkarıyor. Ba- kıyorsunuz bir kadın kukla, dans ederken arka :• ayağı ile uzun eteğini düzeltiyor. Hele bir piyanist :• var ki, ömür! O ne hararetle piyano çalış, no- > tayı çeviriş, kuyruklu piyanonun kapağı düşünce de nasıl kalkıp bakış! Ya o, revüde musikiü ve ;! grup halindeki skeçlerin harikuladeliği! Aynı za- ;! manda o ince espriler! buluşlar! Bir taraftan mu- > siki, bir taraftan hepsi ayn ve hep değişen ha- ;! reketlerle oynayan kuklalar karşısında, gülmek, ;! mestolmak ve hayran kalmak: Hissimizi ancak ;! böyle ifade edebiliriz.Dekorların renk ve ışık kompozisyonu da göz- •: 1er için ne büyük bir zevk! Sonra, en ince tefer- ■; ruat bile nasıl ihmal edilmemiş. Sularda ayın ışığı tıpkı gerçek bir denizde gibi tedriç ile kısa- ; lıyor, inceliyor. Uzakta VezüvTin ağzından durup ; durup azalan, sonra fışkıran dumanlan görüyor- :• sunuz. Hakikaten yüksek teknik!
:• En güzel numaralar arasında bilhassa «Vene- :• dik karnavalı», «Deniz altı fantezisi», «Hayvan tri- > yosu», «Çikolâta orkestrasının eski cazı», «Küba
'• gecesi», «Büyük sirk» ve «Hırsızlar» seyrine do
;! yum olmıyan oyunlardır.
★★★
;! Bu kukla revüsü münasebetiyle kuklanm t •! rihine de temas etmek faydalı olur:
•: Kukla, en eski antikitiye çıkmaktadır. Çin'de ve Mısır’da başlamıştır. Bundan sonra Yunanis- •; tan’da ve Roma’da tekemmül ediyor ve çok
po-püler bir oyun tarzı ha- i üne geliyor. Bu arada,
j
ilk defa eski Yunanis- X; tan’da kukla oynatanın %; da ismi bilinmektedir: :!: '
Pothin. j:- i İtalya, ortaçağdan be- I ri klâsik kuklaların d i - j yandır. İtalyan k u k l a s ı ,
i
her devirde, başka m e m - I leketlerde de hoşa git- ;!• ] miştir. Bu memleketler ! arasında Türkiye de var- j dır. ispanya, Portekiz, j İngiltere, Fransa, Alman- i
ya, Avusturya başkent-!;! ] lerinde ve diğer şehirle-!;! rinde İtalyan kuklacüar !;! i zaman hararetle karşılanmıştır. X , Fransız kuklasma gelince, XVI. yüzyılın so-!;! | n undan itibaren başlamıştır. Bu suretle Paris'te X ilk kukla tiyatrosu açılıyor. Bunlar, tamamiyle X ! Fransız polişineli kuklalandır: Pierrot, Dame Cl- ;> gogne gibi. Paris’te bilhassa Pont-Neuf’deki kuk- y; la tiyatrosu meşhur olmuştur.
Yavaş yavaş, Avrupa’nın her memleketinde v kukla tiyatrolan kuruldu. Bunlar, kendilerine <• mahsus tiplerle her memleketin psikolojisini gös- terdiler. İngiliz polişinel’inin ismi Punch’tur, biz-İl de Karagöz olduğu gibi. Rus kuklasının kahrama- X m Petruşka, Almamnki Hans W urst
İki nevi kukla vardır: İpliklerle oynatılan-!;! !ar, ele sokulup oynatılanlar. Gignol, Fransa’da 1;! bir Lyon kuklasıdır, icadı, XIX. yüzyıldan baş- X lar ve bugün de her yıl Lyon’da bir Gulgnol X festivali yapılır. Zamanımızda ele sokulup oyna- X tılan kuklalar bilhassa çocuklara gösterilir. Es- X kiden, benim çocukluğumda, bunlann sayısı çok- X tu. Erenköy, Kadıköy gibi Anadolu kıyısı banliyö- müzde ve Bakırköy gibi bir zamanlar pek rağ-;!; bette olan sayfiye yerlerinde, strtlannda kulda sandıkları ve perdesiyle dolaşan kuklacılan ben •>
yaşta olanların hatırlayacaklan şüphesizdir. Bir de, zannederim ismi «Osep» ti, bir Ermeni va- X tandaşm Şehzadebaşında Fevziye Kıraathanesin-1;'- de oynattığı kukla oyunları vardı. Çengili ve is- X kelet danslı kuklaları ile de perdesini açan bu X sanatkâr, çok meşhurdu; seyircileri, Hayalî Kâ- X tip Salihin Karagöz «lûbiyat» ında olduğu gibi, X onun da oyunlarında kıraathaneyi hıncahınç dol-1:1 dururlardı. Bakırköy’de, çarşı İçindeki bir yerde,
x
bir Rumun da cennet ve cehennem tabloları da x gösteren bir kukla oyununu seyretmiştim. Bun- x iar da Oseo’inkiler gibi ipli kuklalardı. Bunlar-;!; dan maada Şehzadebaşına birkaç Avrupa kuklası;!; da gelmişti ve pek tabiî olarak rağbetle karşı- ;1:tanınıştı. X
tşte bugün ipliklerle oynatılan bu kuklalar X cn yeni teknikle en ileri şeklini almış bulunuyor.!;! Bu kuklalara operalar, operetler oynatıyorlar, en I;! karışık müzikhol numaralan yaptırıyorlar. Hiç X şüphesiz bunlann arasında en, meşhuru da Hall X yan «Piccoli Kukla Revüsü» dür ve bu şöhrete X lâyıktır. Kısaca, Piccoli kuklalan, tahtaya can ve-!:! ren, tahtayı giydirip kuşatıp küçük insanlar ya- X pan ve oniara «Haydi neşenizle yaşayın» diyen x insan gücüdür, eseridir. Bunun için emsalsiz bir x
sanattır. •!•
Piccoli Kukla Revüsü
ve Kukla Tiyatrosu tarihi
Halid Fahri OZANSOY
her
Taha Toros Arşivi